Etiket arşivi: Satanistler

Sanki bilmiyorlar

Doğu Perinçek çetesinin gazeteci, aydın, emekli subay, siyasetçi gibi görünen kara paracı insan şeytanları, bazı sözde Türk televizyon kanallarında programlara katılıyorlar. İyice her yeri bu çetenin adamları sarmış, daha da sarıyor, yayılıyor. Birkaç gün önce bunlardan birkaçı çıkmışlar sözde bir Türk televizyon kanalındaki açık oturuma ve Yunanistan’ı konuşuyorlar. “Avrupa ülkeleri Yunanistan’a yüz milyarlarca dolar para veriyorlar da hiç bir yerde duyulmamış, görülmemiş şekilde geri ödeme tarihini neden 2060 yılı olarak belirliyorlar. Aslında bu borç vermek değil, karşılıksız olarak bu paraları vermektir” mealinde konuşuyorlar, izleyicileri oyalıyorlar. Sanki AB kendi içinde hakiki bir dayanışma bulunan bir teşkilatmış gibi kabullenişler oluşturuyorlar. İşlerine geldiğinde her şeyin arkasını didik didik araştıran ve küçük çocuklara İslami/ahlaki eğitim verildiğini görünce çıldıran, bunun arkasında hiçbir suç unsuru bulamasalar da didik didik araştıran, sonunda aciz kalınca iftiralara bile başvuran bu kişiler… Bu derece İslam, insanlık, iyilik ve ahlak düşmanı olmuş bu kişiler, yüzlerce milyar doların karşılıksız bir şekilde bir devlete verileceğine sözde inanıyorlar, bunda sorun da görmüyorlar. Arkasını araştırmıyorlar ve bizlerin de sorun görmemesini istiyorlar.

İnsanlık dışı hakikati aslında kendileri de biliyorlar. Hatta bazıları bu işlerin bir kısmında faaliyette bulunuyorlar. Biliyorlar ki Avrupa ülkeleri söz konusu paraları Yunanistan’a karşılıksız olarak vermiyor. Yunanistan’dan karşılık olarak aldıkları şeyler var.

Yunanistan’la türlü kara para işleri yapıyorlar. Bol miktarda uyuşturucu satın almış oluyorlar. Lakin en çok parayı mültecilere veriyorlar. Mültecilerin bebeklerini alıyorlar, çocuklarını alıyorlar, gençlerini alıyorlar, yetişmiş insanlarını alıyorlar. Kız erkek de ayırmıyorlar.

O sözde gazeteciler, emekli askerler, analizciler, siyasetçiler, Avrupa ülkelerinin bu insanları neden Yunanistan’dan büyük paralar karşılığında aldıklarını da biliyorlar. Ankebut Ağına bağlı, mason tarikatı üzerinden koordine edilen ve aralarında danışıklı dövüşen devletler/hükumetler sayesinde, dünyanın çok farklı yerlerinde sorunlar, çatışmalar, terör hadiseleri, iç savaşlar, savaşlar çıkartılıyor, on milyonlarca insanın mülteci durumuna düşmesi kasten sağlanıyor. Bunların Avrupa’ya gitmesine aracı olacak insan kaçakçılarını bile Ankebut Ağı dünyanın dört bir yanında kendisi ayarlıyor, hazırlıyor, çalıştırıyor. Yol üzerindeki ülkelerin şartlarını da kendilerine göre ayarlatıyorlar. Bu nedenle, Afganistan’dan ABD’nin çekilmesine, orada otorite boşluğu oluşmasına, terör örgütü olup da kendilerinin tam kontrolü altında bulunan Taliban’ın Afganistan’a hakim olmasına karar verdiler ve devletler arası danışıklı dövüşlerle bunu uyguladılar. Sonra işi o kadar ileri götürdüler ki Taliban gibi her türlü vahşi kara para işini, en çok da batı ülkeleri için yapan bir terör örgütünü, meşru bir hükumet olarak görmeye, resmen tanımaya teşebbüs ettiler. Yine bu nedenle, Türkiye bunca yıldır göçmen sorununa karşı gerçek, tesirli bir mücadele vermiyor. Bu nedenle “Kaçak göçmen” ya da “Yasadışı göçmen” bile dedirtmiyorlar da “Kayıtdışı göçmen” ya da “Düzensiz göçmen” şeklinde, hiçbir hukuk devletinde kullanılmayacak tabirler uyduruyorlar ve kontrolleri altındaki basın, medya kuruluşları üzerinden bunu yayıyorlar. Bu nedenle kontrolleri altındaki sözde sosyal ağlarda göçmenlere karşı haklı tepki veren şahıslara ve topluluklara anında müdahale ediyorlar. Bu işin bozulmasını asla istemiyorlar. Türkiye de dahil, söz konusu ülkelerde, ülkelerin mevcut kanunlarının uygulanmasına, göçmen sorununu kökünden çözecek uygulamaların yapılmasına bile izin vermiyorlar. Bu kısımlar da hep mason tarikatı ve mason birader dayanışması üzerinden, ABD’nin ve AB ülkelerinin istihbarat servisleri üzerinden ve MİT üzerinden hallediliyor. Devlet Bohçalı bu işleri, ayrıntılı kitabını yazacak kadar iyi biliyor. Şimdi bir ters kelepçe yapılıp alınsa, bülbül edilip öttürülse, bütün dünya insanlığı onun anlattıklarından ötürü travma geçirir. O derece ileri şeytanlıklar döndü, dönüyor ve Bohçalı ile çetesi bu işlerin mühim bir kısmında yer tutuyor.

Türlü türlü ayarlamalarla, göçmenlerin çoğu, Avrupanın ileri karakolu olan Yunanistan’a akıtılıyorlar. Buradaki kamplara alınıyorlar. Sonrasını denetleyebilen, düzenleyebilen yok. Yunanistandakiler başta olmak üzere, bütün batı alemindeki insan şeytanı cumhurbaşkanlarının, boşbakanların, senatörlerin, bakanların, vekillerin, bürokratların, mafyaların, kolluk kuvvetlerinin yani bütünüyle Ankebut Ağı mensuplarının, olmayan insaflarına terk ediliyorlar.

Bu bebeklerin çoğu satanist ayinlerinde İblis’e kurban ediliyorlar. Bu bebekler boğuluyorlar, tecavüze uğruyorlar. Parça parça ediliyorlar, kanları içiliyor, dudakları ısırılarak kopartılıyor ve daha türlü insanlık dışı işkencelere uğrayarak ve insanlığın yüz karası bir tablo oluşarak cennete uçuyorlar. Çocukların ve gençlerin bir kısmının akıbeti de bu şekilde oluyor. Bir kısmı ise fuhuş mafyalarına satılıyor. Bir kısmı Avrupalı sübyancı siyasetçilere, yetkililere, bürokratlara, iş adamlarına satılıyor. Bir kısmı organ mafyalarına kurban gidiyorlar. Almanya dünyada en çok sayıda sübyancının bulunduğu ülke olsa gerek. İstisnaları tenzih ediyorum ama Avrupanın genel olarak vaziyeti böyle… Kendi kadınlarının çoğu bile birkaç kere tecavüze uğramayı, şok edici bir şey olarak görmüyorlar. Kaçırılan yetişkin mülteci kadınlara neler yapılacığını siz tahmin edin. Mülteci kadınlar da bazen fuhuş mafyalarına, cinsi sapıklara, bazen organ mafyalarına, bazısı ise ayinlere kurban gidiyorlar. Yetişkin erkekler çoğunlukla organ mafyalarına ve satanist ayinlerine kurban gidiyorlar.

Doğu Perinçek çetesinin mensuplarını, hemen her gün programlarına çıkartan sözde Türk televizyon kanalları da bu sistemin bir kısmını oluşturuyorlar. O kanalların sözde sahipleri de çalışanların çoğu da aslında neye, nelere, ne derece şeytanlıklara hizmet ettiklerini, insanlığa nasıl kastettiklerini, ne kadar çok sayıda ve büyük acılara sebep olduklarını hep biliyorlar.

Birileri, Türkiye’nin kırk yıldır kapısında bekletildiği Avrupa’nın ve başta da Yunanistan’ın aslında ne olduğunu sorarsa, bunları anlatın. Delil isteyenleri bana yönlendirin. Zaten ramak kaldı, bunların somut delilleri bir anda bütün dünyada dolaşacak. O zaman göreceğiz batı dünyasının bizlere örnek gösterilen siyasi liderlerinin, yazarlarının, TV programcılarının, sanatçılarının, fikir adamlarının gerçek yüzlerini… O zaman göreceğiz “demokrasi, cumhuriyet” diye diye papağana dönenlerin, bu tabirler ve sistemler arkasında ne haltlar çevirdiklerini…

Bu derece cehenneme döndürülmüş dünyada, bu acılara, bu sadistliklere karşı mücadele etmeden yaşamayı, yaşamak saymayız. Sonu bir değil, binlerce kere ölüm olsa bile, bu insan şeytanlarını dünyanın her yerinde yok edeceğiz. Bu dünya üzerinde bir Ankebut Ağı bırakmayacağız. Mason tarikatı bırakmayacağız. Satanistlik bırakmayacağız. İnsan kaçakçılığı diye bir şey bırakmayacağız. Hangi milletin bebekleri, çocukları, gençleri, kadınları, erkekleri olduğunu ayırt etmeden bütün insanlığı bunlardan kurtaracağız.

Ona göre, herkes safını belirlesin.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

As if they don’t know

Black money human demons of the Doğu Perinçek gang, who appear to be journalists, intellectuals, retired officers, and politicians, participate in programs on some so-called Turkish television channels. The men of this gang are all over the place, it’s getting bigger and spreading. A few days ago, a few of them came out to talk about Greece and to a panel discussion on a so-called Turkish television channel. They are talking about “European countries are giving hundreds of billions of dollars to Greece, but why are they setting the repayment date as 2060, which is unheard of and unprecedented anywhere. This is not lending, it is giving this money for free,” and they distract the audience. They form acceptances as if the EU were an organization with genuine solidarity within itself. These are the people who search for everything when it comes to their jobs, go crazy when they see that little children are given Islamic/moral education, search thoroughly even though they can’t find any crime behind it, and even resort to slanders when they are helpless… This degree of Islam, humanity, goodness, and morality. These people, who have become their enemies, supposedly believe that hundreds of billions of dollars will be given to a state for free, and they see no problem in this. They don’t search into them and they want us not to see any problems.

In fact, they themselves know the inhuman truth. Some even operate in some of these businesses. They know that European countries do not give the money in question to Greece for free. There are things they receive in return from Greece.

They do all sorts of black money dealings with Greece. They buy a lot of drugs. But they give the most money for refugees. They buy refugees’ babies, they buy their children, they buy their young people, they buy their grown people. They don’t discriminate between boys and girls.

Those so-called journalists, retired soldiers, analysts, politicians also know why European countries have bought these people from Greece for big money. Because of the states/governments connected to the Cobweb Cult, coordinated through the Masonic cult and colluding with each other, problems, conflicts, terrorist incidents, civil wars, wars are caused in many different parts of the world, and it is deliberately ensured that tens of millions of people become refugees.

The Cobweb Cult arranges, prepares and employs people all over the world, even the human smugglers who will be instrumental in getting them to Europe. They also adjust the conditions of the countries on the way according to them. For this reason, they decided to withdraw the USA from Afghanistan, to create an authority’s vacuum there, to have Taliban, which is a terrorist organization but under their full control, dominate Afghanistan, and they implemented this with collusion inter states. Then they have dug the matter so far that they attempted to see and officially acknowledge a terrorist organization like Taliban, which does all kinds of brutal black money business, mostly for western countries, as a legitimate government. It is also for this reason that Turkey has not been fighting a real, effective fight against the immigrant problem for all these years. For this reason, they don’t even make people say ” Fugitive immigrant” or “Illegal immigrant”, they make up phrases such as ” Unrecorded immigrant” or “Irregular immigrant” that will not be used in any state of law, and they spread it through the press and media outlets under their control. For this reason, they immediately intervene in the so-called social networks under their control to individuals and communities that react rightly to immigrants. They never want this thing to go worse. In these countries, including Turkey, they do not even allow the implementation of the existing laws of the countries, and the implementation of practices that will solve the immigrant problem from its roots. These parts are always handled through the Freemason cult and brotherhood solidarity, the intelligence services of the USA and the EU countries, and the MIT. Devlet Bohçalı knows these things well enough to write his detailed book. Now, if rear-handcuffing and taken, made him sing like a canary, the whole humanity of the world will be traumatized by what he tells.

Such advanced demons have turned and are returning, and Bohçalı and his gang have a place in an important part of these works.

With all kinds of arrangements, most of the immigrants are flowing to Greece, the European outpost. They are taken to camps here. There is no one who can control or arrange the next. They are left at the mercy of human evil presidents, useless ministers, senators, ministers, deputies, bureaucrats, mafia, law enforcement officers, that is, members of the Cobweb Cult, all over the Western world, especially in Greece.

Many of these babies are sacrificed to Satan in satanic rituals. These babies are strangling, they are being raped. They are cut to pieces, their blood is drunk, their lips are bitten off, and they fly to heaven, being subjected to more inhuman tortures and creating a disgraceful picture of humanity. This is the fate of some children and young people. Some of them are sold to prostitution mafia. Some of them are sold to European pedophile politicians, officials, bureaucrats and businessmen. Some of them fall victim to organ mafia. Germany must be the country with the highest number of pedophiles in the world. Except for the exceptions, but this is the situation in Europe in general… Even most of their own women don’t see being raped a few times as something shocking. Guess what will happen to abducted adult refugee women. Refugee women sometimes fall victim to prostitution mafias, sexual perverts, sometimes to organ mafias, and some to rituals. Adult men are mostly victims of organ mafias and satanic rituals.

The so-called Turkish television channels, which broadcast the members of the Doğu Perinçek gang almost every day, also form a part of this system. The so-called owners of those channels and most of the employees always know what, to what extent and to what degree of evil they serve, how they mean to humanity, and how many and great suffering they cause.

If someone asks what Europe, especially Greece, where Turkey has been waiting at its door for forty years, actually is, tell them. Direct those who want evidence to me. It’s already imminent, concrete proofs of these will be circulating all over the world in an instant. Then we will see the real faces of the political leaders, writers, TV programmers, artists and intellectuals of the Western world who are set as an example to us. Then we will see what the hell those who turn to parrots saying “democracy, republic” are doing behind these terms and systems…

In a world that has been turned into hell to such a degree, we do not count as living without struggling against this pain and this sadism. Even if the end is not once, but thousands of deaths, we will destroy these human demons all over the world. We will not leave existing the Cobweb Cult on this world. We will wipe out the Masonic order. We will not leave Satanism. We will not leave such a thing as human trafficking. We will save all humanity from these, regardless of which nation is babies, children, young people, women or men.

According to aforementioned above, “Everyone must choose their ranks!”

Karmakarışık ve parça parça bir Amerika…

ABD’nin idari kadrosunda da iç karışıklık korkusu var. Hem askeri darbe ihtimalinden hem de halkın ayaklanmasından korkuyorlar. Dünyada neredeyse her yer karışacak iken, ABD’nin karışmama ihtimali bulunmuyor. ABD’nin en önden karışacak ülkelerden biri olma ihtimali bulunuyor. Hem laboratuvarlarda üretilen ve ABD’nin Avrupa ülkeleri ve Çin’le danışıklı şekilde dünyaya yaydığı korona virüslerinden dolayı hayatın iyice zorlaşması, getirilen kurallar, kısıtlamalar, hastahanelere sağlam girip bir iki gün içinde ölen insanlar, yapılan organ kaçakçılığı… Hem bunların neticesi olarak artan maddi sıkıntılar, alım gücünün çok çok azalması… Hem de son ABD seçimlerinde hilelerin yaşandığına halkın büyük çoğunluğunun kani olması, Trump’ın danışıklı dövüştüğünün meydana çıkması, şu anda ABD idaresinin adeta Çin hükumetinin ABD müdürlüğü gibi hareket etmesi, Amerikan halkının geleceğine ümitle bakamaması iç karışıklıklara sebep olacak. Daha siyahlara yapılan muameleden tutun da devlet eliyle bir halkın her türlü maddi ve manevi/ahlaki felaketlere sürüklenmiş olmasının sebep olduğu yozlaşma da ABD halkını sokaklara dökecek.

ABD’nin devlet eliyle yaptığı kara para işlerinin dünyanın dört bir yanında büyük darbeler alması da bu neticeyi oluşturan sebeplerden biri… Korona ve varyant oyunlarıyla yapılan organ işlerinin açıkları kapatamadığı aşikar. Artık dev gibi büyüyen maddi açıkları kapatamıyorlar ve dünya milletlerini istedikleri gibi sömüremiyorlar. ABD siyasetindeki akl-ı selim kişiler çok yakın geleceği görebiliyorlar. ABD’nin karışmama ve bölünmeme ihtimali kalmadığını çoktan anladılar. ABD halkının aslında çoktan karışmış ve bölünmüş olduğunu da kabulleniyorlar.

ABD halkının sabır etmesine, dayanmasına, azimle mücadele etmesine sebep olacak dini ve ahlaki altyapı da kalmadığı için ABD, en hızlı ve en şiddetli şekilde karışan ülkelerden biri olacak. Zaten ettiklerini bulacaklar. 1945’ten beri Ankebut Ağı, o satanistler, o masonlar, o Yahudiler, dünya insalığına en çok ABD üzerinden kan kusturdular. Ve ABD halkını bu vahşetlerin, sömürülerin, zulümlerin, katliamların farkında olduğu halde, ezici çoğunluğu bu vahim gerçeği hiç umursamayarak, başkalarının kanlarının üzerinde saadet dolu bir hayat yaşamayı denedi ve işte sonucu…

Söz konusu siyasetçiler, ABD halkı sokağa dökülünce halkı kontrol etmenin mümkün olmadığını, herkesin sokağa silahla çıkabileceğini de görebiliyorlar. Bu nedenle ABD idaresi şimdiden tedbirlerini almaya çalışıyorsa da ümitsizce bir mücadele veriyor. Mümkün olduğu kadar uzun süre devlet dairelerini, idari kısımları ayakta tutmaya çabalayacaklar ama boşa uğraşmış olacaklar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Körler sağırlar, birbirini ağırlar…

Tıka basa vatan hainleriyle, gizli Yahudilerle, gizli Ermenilerle, gizli masonlarla, kara paracılarla, gizli servislere çalışanlarla, insanlıktan çıkmışlarla dolu olan TBMM, kendinden beklenileni yapmak üzereydi, çok yaklaştı ama yapamadı.

Kendileri gibi kara paracılar ve vatan hainleri olan Kazakistan’ın idari kadrosuna “Biz de yanınızdayız. Şu işi kıvırın da rahat edelim.” mesajı vermek zorunda olduklarını biliyorlardı, buna teşebbüs ettiler ama cesaret edemediler. Öyle bir metin yazıp topluca onayladılar ki kahkahalık. Hakikaten kahkahalık… Ne şiş yansın, ne kebap ayarında ve “Bu kadar çok kişiyiz ama bir adam etmeyiz” temalı bir bildiri metni olmuş.

Bunların çapı bu kadar, vasıfları bu kadar, olmayan yürekleri işte bu kadar… Bunlar devleti, milleti idare etmekten, kanun çıkartmaktan, nizamı sağlamaktan ne anlarlar. Uyuşturucu, fuhuş, insan ve organ dahil her türlü kaçakçılık ve ayrıca her türlü ihanet ve terör işleridir aslında bunların anladığı, bildiği işler. Oraya gelmek, sözde vekil olmak için bazısı mason locasından olur alır, bazısı yabancı gizli servislerden, bazıları da terör örgütlerinden olur alır. Bazısı, bazısının altına yatar, bazısı diğerinin üstüne çıkar. Bazısı bu safhada karısını ve kızını bile kullanır. Sonra girerler o çatının altına, oraya gelebilene kadar ne kadar oynaklarsa, ne kadar düşüklerse, o çatı altında da o nispette oynak olurlar. Seneler değil, onlarca sene geçer, Türkiye’nin hiçbir derdi, sorunu çözülmez. Çünkü çözülmesin diye oraya getirilmiş, danışıklı dövüşsünler diye oraya getirilmiş kişilerdir onlar.

İşte bu Türkiye’nin onlarca senedir maddi ve manevi felaketlere sürüklenip durmasına sebep olanlar bu kadar dip seviyedeki şahıslar. Arada az sayıdaki istisnaları tenzih ederim. Bu millet bunların iktidarını da danışıklı dövüştükleri ve beraberce ihanet ettikleri muhalefeti de üfleyerek bile yıkabilir. Artık bunları arkalayan devletlerin ve gizli servislerle terör örgütlerinin de halleri perişan… Artık sadece Türkiye’de değil, yayınlarımın yayıldığı bütün dünyada, sömürülen ve kandırılan bütün milletler bu oyunu gördüler. Demokrasinin, insanlığın başına bela bir sistem olduğunu, masonların, satanistlerin, bütünüyle Ankebut Ağının neler çevirdiğini gördüler.

TBMM’de, her gün sabahtan akşama kadar birbirlerine ve Devlet Bohçalıya sövüp sayarlar, sonra hep onun, daha doğrusu onu Türk milletine karşı kullanan Türk düşmanı odakların istediklerini yaparlar. Bu defa da Kazakistan meselesinde bunu yapacak gibi oldular, cesaretsizlikten ellerine yüzlerine bulaştırdılar.

Şunları zaten dünyada kale alan yoktu, şimdiden sonra dönüp yüzlerine bakanlar, kulak verenler bile olmaz. TBMM hükmünü an itibariyle ve tamamen yitirmiştir. Türkiye’nin meşru bir kurumu değildir. Bunlara adli yetkililerin beklenen müdahaleleri yapması ihtimali de söz konusu değildir. Öyle ise, dünyanın onlarca ülkesiyle eş zamanlı olarak Türkiye de karışmalıdır. Türk milleti de meclisini ve bütün devlet kurumlarını, damarına basa basa hainlik yapmaya, oyalamaya, danışıklı dövüşmeye devam eden hainlerden ve yolsuzlardan temizlemelidir. Öyle bir meclis ki İçişleri bakanı bile mafya lideri ve bunu mecliste bilmeyen yok ama kürsüye çıkıp anlatan yok. Çünkü ‘tencere dibin kara, seninki ben kara’ dedikleri gibi bir vaziyet var ortada…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Fırsat bulunursa Putin’e dahi sıkılacak

Dün bahsettiğim bütün ülkelerde iç karışıklıklar olacak. Onlardan başka ülkeler de karışacaklar. Pek çok ülkede dipten gelen karıştırıcı müdahaleler başladı. Bu karışıklığın, bu mücadelenin sonu çok hayırlı olacak. Bazı batı ülkeleri de kısacık sürede içten karışacaklar. Ne kadar kanayan yaraları varsa hepsine aynı anda müdahale edeceğim.

Kimsenin tereddütü olmasın ve dünyanın dört bir yanındaki vatansever unsurlardan çekinen, geri duran, zaman kaybeden hiçbir grup kalmasın. Dalga dalga gücümüzü göstermeye ve devletleri Ankebut Ağının nüfuzundan çıkartmaya, Ankebut Ağına çalışan hükumetleri devirmeye başlıyoruz.

Dünyanın her yerinde atış serbest, tetik çekmek serbest hatta şart. Söz konusu ülkelerde Ankebut Ağına çalışan tek bir siyasi, askeri ve adli yetkili kalmayana kadar, tek bir akademisyen, tek bir patron ve tek bir dini lider, tek bir sahte kurtarıcı kalmayana kadar durmadan tetik çekmek vacip… Bu, insanlığa çok büyük hizmet etmekten, kişiye dünyada ve ahirette şeref ve itibar kazandırmaktan başka bir şey değildir. Bunun terör ya da ihanet olduğunu ancak hainler ve insanlık düşmanları iddia edebilir. 

Putin’e sıkılması gerekecekse bile ki bu gibilere en başta sıkılması hukukun ve insanlığın gereğidir, hiç tereddüt edilmeden sıkılacak. Hükumetin başı gibi görünen eşkıya çetesi liderlerinin, kanun tanımaz vahşileşmiş teröristlerin, organcıların, namus düşmanlarının en başındaki isimlere dahi sıkılacak. Bu şeytanlıkların arkasındaki batı ülkelerinin hükumet mensuplarına da sıkılacak. Vatan, can, mal, ırz, beden/organ emniyeti için, bütün dünya insanlığının emniyeti ve selameti için bu insanlık düşmanlarına ne yapılması gerekiyorsa yapılacak.

Bu talimatlarıma kızan, sinir olan ve insanlığa daha fazla zarar vermelerine mani olduğum için bana bilenen her kim varsa, benimle sorunu olan her kim varsa, beni kolayca bulabilir, beni muhatap alabilir. Ben meydandayım, sahadayım, hiçbir zaman gizlenmedim, şimdi de gizlenmiyorum. Hiç kimseden de korkum yok. Gücümün nelere yettiğini bu güne kadar her gösterdiğimde şok olanlar, bu dediklerimin yaşanmaya başladığını gördüklerinde şok bile olmayacaklar. O kadar kısa sürede cehennemlerine yol alacaklar. 

Ankebut Ağı varsa, işte bütün dünya insanlığı da burada… Görelim bakalım, toplulukların başına geçirilen üç beş yahudi, satanist, mason ve biyonik robot kişi ile dünyayı ellerinde oynatıp istedikleri gibi sömürerek kan dökebiliyorlar mıymış…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Ankebut Ağı parçalanıyor

Ankebut Ağının piramidinde (örgütlenme sisteminde), piramitin en sivri ucu ile oradan aşağıda kalan koca kısmı arasında kocaman bir kopukluk var. Şu andan sonra düzeltilmesi asla mümkün olmayan bir kopukluk bu…

Dünyanın her yanındaki Ankebut Ağı mensupları, sistemlerinin çok büyük darbe aldığını, artık yok oluşa sürüklendiklerini, buna rağmen bile tepe/üst isimlerin hala doğru kararlar alamadıklarını düşünüyorlar ve büyük bir hızla ağ içinde emir komuta sistemi çöküyor. Herkes öncelikle kendini kurtarabilmeyi hedefliyor. Taban, üst isimlerin tamamına yakınının artık Yahudi, Satanist ve de Mason değil de (biyonik robotlu) uzaylı unsurlar olduğunu da biliyor.

Tabandakiler, düşmanları tarafından çoktan çözüldüklerini, bilinir olduklarını, çokça ifşa olup güç kaybettiklerini, her an ele geçirileceklerini, topluca idam edileceklerini, bu şartlarda üst yöneticilerin aldığı kararların skandal kararlar olduğunu, bütün dünyaya ve hususiyle Türk dünyasına karşı rest çekercesine adımlar atmalarının felaketi hızlandıracağını, bu restlerin arkasında durabilecek güçleri olmadığını biliyorlar.

Piramitin en tepe kısmı, piramitin diğer alt kısımlarında olanlara bile büyüler yaptırıyor, cinleri musallat ediyor, zihin kontrol tekniklerini kullanıyor. Kimsenin kimseye değer verdiği, saygı duyduğu ve kimsenin kimseyi kolladığı yok. Ankebut Ağı bu kadar rezil bir halde iken şu mevcut şartlarda karşımızda dik durabilmeyi deniyor.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

The Ankebut Cult is falling apart

In the pyramid (organizational system) of the Ankebut(Cobweb) Cult, there is a huge disconnection between the most pointed end of the pyramid and the huge part below it. It’s a disconnection that can never be fixed from now on…

Members of the Ankebut Cult all over the world think that their system has taken a huge blow and that they are now on the verge of extinction, and even so, top/senior names still are not able to make the right decisions, and the command system within the Cult is collapsing at a rapid pace. Everyone intends to save themselves first. The base also know that almost all of the top names are now not Jewish, Satanist or Mason, but alien elements (with bionic robots).

Those who at the base said that they had already been disintegrated by their enemies, that they have become known, been exposed and lost power at any moment, would be captured at any moment, executed en masse, that the decisions taken by the top executives under these conditions were scandalous, that their taking steps to challenge against the whole world and especially the Turkish world would accelerate the disaster. They know that they do not have the strength to stand behind the challenges.

The top part of the pyramid even casts spells on those at the other lower parts of the pyramid, haunts demons, and uses mind control techniques. No one values or respects anyone, and no one cares for anyone. While the Ankebut Cult is in such a disgraceful state, it tries to stand upright against us under the current conditions.

İtleri havlatmayan kurt, kurt değildir

O kadar cana kıydınız, çocuklara kadar çok yüksek sayıda insanı kurban ettiniz, o kadar ayinler yaptınız, yine dünya üzerinde seferber oldunuz ama yine çarpıldınız, yine akıldan oldunuz, yine öldünüz, yine intihar ettiniz, yine yandınız, yine hastahanelik/acillik oldunuz, yine korona yalanına sığınarak halinizi gizlemek numarası oynadınız.

Dünyanın her yerini aynı anlarda sinyallerimiz ile sarabileceğimizi, kendinizi çok çok kalabalık, kuvvetli, korumalı gördüğünüz anlarda sizlerle dalgamızı geçebileceğimizi, hepsinizi aynı anlarda ezip geçebileceğimizi bir kez daha gördünüz.

Bu da yetmediyse, yine devam edin, yine saldırın, yine çarpılın, yine ölün, yine ölün…

Kurtların sessiz kaldığı yerde, itler çakallar volta atar. Ama bilmezler ki; o sessizliği bozarsa kıyamet kopar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Benim soyumda Yahudilik yok

Ben Yahudi değilim. Soyumda Yahudilik, Ermenilik olsaydı, hiç çekinmez, açıkça söylerdim ve yine müslüman olur, müslümanca yaşar, yine bu yola mensup olur, yine bu mücadeleyi verirdim. Hakkımda her söylenene hemen itibar edilmemeli. Çok yakında Türkiye’de ve dünya genelinde adım açıkça ve yoğun şekilde konuşulacak ve yazılacak. Dünyanın dört bir yanından basın ve medya kuruluşlarında da sık sık konu olacak. O anlarda yeni yeni iftiralar, karalamalar peş peşe gelecektir. Daha önce yaptıkları gibi iftiraların yanına yalancı şahitler de konacaktır. Hukuk sistemi, artık karşımda onların keyiflerine göre kullanabildikleri bir sistem olmaktan çıktı. Lakin, akla hayale sığmaz iftiralar atılacaktır. Hepsine de cevaplar verir, iftira olduğunu gözler önüne sererim. Her zamanki gibi sahada dimdik dururum. Hukuk yoluna da giderim. Lakin, on yıldır gözler önündedir ki münafıklar için ispatın bir ehemmiyeti olmuyor ve sahayı müsait görürlerse, iftiralarına durmadan devam ediyorlar. Çünkü doğruyu zaten biliyorlar. İftira attıklarının zaten farkındalar… Karalama yapmakta olduklarını zaten biliyorlar.

Bunların da mühleti bitiyor. Hukuk geri gelmek üzere ve on yıldır insanlık dışı şekilde hakkımda atıp tutanlar, karalayanlar “devlete, millete ihanet” kapsamında bile yargılanacaklar. Çünkü, benim sadece devlet, millet, insanlık mücadelesi verdiğim de onların bu mücadeleyi durdurmak istediği de en açık şekilde gözler önünde…O piyon, o emir eri hakim ve savcılar da vatana ihanetten yargılanacaklar. Hatta cezaevi personellerinden tutun da hastahane personellerine kadar yüzlerce kişi vatana ihanetten yargılanacaklar.

Yahudi olmak da suç değil, günah değil, ayıp değil… Ermeni de doğabilirdim, Yahudi de doğabilirdim. Başka bir ırkın mensubu olarak da doğabilirdim ama değilim. Özbeöz Türküm… Irkçı da değilim. Açık kimliğiyle yaşamış, gerçek ırkını ve dinini gizlememiş, yanlış işler de yapmamış hiç kimseyle de uğraşmadım.

Soyum, Afyondan önce Ankaraya, daha önce Kayseriye, ondan önce Kars/Ardahan taraflarına, daha öncesinde Çeçenistan taraflarına dayanıyor. Oradan geride ise Özbekistan Buhara’ya dayanıyor. Atalarım, Moğol istilaları sırasında hicret edip Hazar denizinin üzerinden Anadoluya gelmişler ve buralarda İslam’ın ve Türklüğün yayılmasında çok büyük hizmetler etmişler. Afyon’da, İhsaniye ilçesinde, baba tarafımın köyü olan Karacaahmet köyünde medfun bulunan Karacaahmet Sultan hazretleri, talebeleri ile birlikte Anadolu’da İslam’ın ve Türklüğün yayılmasında çok çok büyük hizmetler etmişler. Çok yüksek dereceli bir velidir. O zatın da soyundan geliyorum. Soyumda mürşid-i kamiller çıkmış. Çok sayıda peygamberler de çıkmış. Anne tarafım da peygamber soyu… Ayrıca soyum, az yukarıda/geride hz. Üstazımız Süleyman Hilmi Tunahan’ın soyu ile birleşiyor. Bu soy daha gerilerde hz. peygamberimize (s.a.v), oradan çok daha gerilerde ise hz. Musa’ya, hz. Yusuf’a, hz. Yakup’a çıkıyor. Şayet, on binle sene önce soyumun hz. Yakup’a çıkıyor olması beni Yahudi yapıyorsa, ben Yahudiyim. O halde hz. peygamberimiz de Yahudi. Ehl-i beyt de Yahudi. Seyyid ve Şerif dediğimiz erkekler ile Seyyide ve Şerife dediğimiz hanım kişiler de Yahudiler. Baba tarafımdan geriye doğru soyumda görülüyor ki kız çocuklarına sık sık Şerife ismi konulmuş. Akrabalarımın arasında şu anda çok sayıda Şerife isimli kişiler var.

On yıldır yazdım, anlattım. Dünyada şu anda kendini Yahudi zan eden insanların yüzde doksan beşten fazlası Türk kökenli kişiler… Bu gerçeği kabullenemeyip Beyaz Saray öncülüğünde bile araştırmalar yaptılar, sonuç aynı çıktı ve üstünü kapattılar. Şu anda kişilerin genetik kodlarını çıkartmak çok kolaylaştı ama bundan da uzak duruyorlar. Gerçekten Yahudi olsalardı, her biri genetik kodlarını çıkartır, kimlik belgesi gibi cüzdanlarında övüne övüne taşırlardı. Bilenler bilirler, Türkiye’deki gizli Yahudiler “Türk diye bir şey yok, onlar hep Yahudi kökenliler” derler. Kendileri için hakikat, bu söylediklerinin tam tersi olduğu halde, kendilerini Yahudi ve üstün/seçkin ırk görürler. Bir yandan Türk rolü oynarken “Türk diye bir şey yok” derler, bunu sinsi sinsi yaparlar.

Bu güruhu yöneten İblis, İblis’e tabi olan hahamlar ve mason üstadları, bu güruhun kabullenişlerini bu şekilde yönlendirdiler. Meselenin bir de bu yönü var. Zamanı gelince çok tartışılacak ve kabullenilecek ki ben-i İsrail (İsrail oğulları) ya da Yahudi denilen geçmişteki kişiler ve peygamberler, Türk kanı, Türk geni de taşıyan kişiler. Zaten az geride Nuh aleyhisselam var ve herkesin soyu orada birleşiyor.

Ben, Firavun misali bir babanın elinde büyüdüm. Firavun devri gibi berbat, kapkaranlık bu devirde, çok zor maddi ve manevi şartların içinde büyüdüm. Şu anda kırk yaşımdayım ve hayatımda, geçmişimde yüz kızartacak hiçbir şey yok. Olsaydı, bu mücadelemin daha ilk senesinde susturulurdum. Olsaydı, hiç değilse cezaevlerine konulduğumda başka biri olarak çıkardım. Müslümanca, asilce bir mücadele veriyormuş rolü oynarken cezaevine konulan, çıkınca 180 derece dönmüş olduğu görülen, binbir türlü rezilliği bulunan cübbeli ve cübbesiz şahıslardan, makam sahibi olan ya da olmayan şahıslardan, resmi kimliği bulunan ya da bulunmayan şahıslardan değilim.

Şuraya da yazıyorum, iftiranın dinimizde cezası çok ağır. Ben, şu çağın bozuk dünyevi hukuk sisteminde de böyle iftiralar atmanın cezasının ne kadar sert verilebileceğini cümle aleme göstereceğim. Hiç tartışma olmasın diye açıkça yazdım, tekrar ediyorum, vatana ihanetten sallandıracağım. Hem de meydan yerlerde…

Mehmet Fahri Sertkaya

ABD’nin hali Türkiye’den farklı olmayacak

Türkiye’de ve dünyada nelere sebep olabildiğim herkes tarafından görüldü. Bunun böyle olmasını ben istemedim. Defalarca fırsat ve mühlet verdiğim halde, bana inat kararlar alındı, tavırlar sergilendi, kendini çok kurnaz zan eden ahmaklar, olmadık düşüncelere ve planlara kapıldılar. Benim kırmızı çizgilerimi hiçe saydılar. O süre boyunca beni oyalayabildikleri zannına da kapıldılar. Mühletleri bitti ve işte neticesi “şimdilik” bu…

Türkiye’de dolar 40 ya da 60 lira bile olabilir. Türkiye o kadar zor hallere düşse bile, Türkiye kullanılarak yapılan her türlü kara para işlerini baltalamaya, batı alemine akan kara ve kanlı paraları kesmeye devam edeceğim. Doğru/gerçek mali tabloları anlatmaya da devam edeceğim. Kara para bulmak için devletlerin ittifak halinde estirmek istediği rüzgarları kesmeye de devam edeceğim. O korona oyunlarına son darbeleri de vuracağım. AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütüne basında, medyada, sanayide, ticarette, bürokraside, emniyette, orduda, üniversite camiasında yardım ve yataklık edenleri oyundan düşürmeye ve onları daha da perişan hallere getirmeye de devam edeceğim.

AKPKK’yi gayr-i meşru şekilde fonlayan kara paracı hükumetlere ve liderlere, onların emrindeki kara paracı gizli servislere set olmaya da devam edeceğim. AKPKK’nin resmi makamlardaki seçilmiş ve atanmış militanlarının da onlara bu güne kadar yardım ve yataklık eden, yani oy veren ve her rezilliğe rağmen alkışlayıp destekleyen milyonlarca Türkiyelinin de müstahak olduklarını bulmalarını/yaşamalarını sağlayacağım.

Bu güne kadar, birkaç tekrarla ifade ettim ama hala tam anlayamamış olanlar var. En net şekilde yazayım. Türkiye’de ve dünyada değiştirdiğim dengeler, sadece Türkiye’de değil başka ülkelerde de krizlere sebep oldu, olacak. Rusya, Çin ve müttefiklerinin, karşılarına çıkarttığım fırsatları kaçıracaklarına pek ihtimal vermiyorum. Çünkü, kısa süre öncesine kadar onlara büyük sıkıntılar çıkartmış ve karşılarındaki ülkeleri, tarafları güçlendirmiştim. Onlar, bunca kayıptan ve zorluktan sonra, bu fırsatı iyi değerlendirmek zorundalar. Benim, düşmanıma verdiğim sözlerden bile asla caymayacağımı da biliyorlar. Şimdi ise bütünüyle batı alemi risk altında ama öncelikli ve en büyük krizi yaşayan ülkenin ABD olacağı da gözler önünde… ABD de zaten büyük bir mali krizde ama dışarıya başka türlü bir görüntü veriliyor. Kara paralar kesildikçe, dengeler benim yön verdiğim şekilde değiştikçe ABD çok ama çok büyük patlayacak. Bunun yaşanmasına da ramak kaldı.

Bana itibar edenleri, bu güne kadar mahcup düşürmedim. Şimdi de isabetli çıkacağıma inanıyorum. Çünkü hiçbir şekilde beni durduramayacaklarını biliyorum. Ben durmayınca, benimle birlikte hareket eden taraflar durmayınca, Ankebut Ağının ve bu ağın kontrolündeki batı aleminin çökeceğini biliyorum. Batı alemi, dünyanın kalan diğer kısımlarını sömüre sömüre bu günlere kadar maddi refah ama manevi ve ahlaki çöküşle gelmişti. Bundan sonrasında yoluna bu şekilde devam etmesi ihtimali kalmadı. Artık yeni bir dünya düzeni var. Artık dünyada, siyasi konularda akla hemen gelen tarafların, ülkelerin haricinde, bütün dünya siyasetine istediği her an ve her meselede tesir edebilen yeni bir taraf var. Muktedirler İttifakı (Mİ) var.

Herkese tavsiyem şöyle olur:

– Benim kırmızı çizgilerime dikkat edin ve o sınırları aşmayın

– Eski dünya yok, bir daha da hiç değilse üç beş asır boyunca olmayacak, öyle ise gerçekçi olun

– Hatanın, zararın neresinden dönülürse kârdır

– Satanistlerden, masonlardan, Ankebut Ağından, ayincilerden, insan kaçıranlardan, organcılardan uzak durun

– ABD’den, AB den, NATO dan mümkün olduğunca uzak durun. Bunlarla yola çıkmayın, yolda kalırsınız

– Batının Ukrayna konusundaki son çıkışlarına da hiç takılmayın. Hepsi arkası boş çıkışlar. Batı çoktan battı…

– Ukrayna krizinde batı/NATO/AB tarafı gerçekten çatışamaz ama buna cesaret ederse, biz de Rusya’dan taraf olarak çatışmalara dahil olacağız

– An itibariyle Türkiye ile sömürgeci, kan emici, namussuz, yalancı, numaracı batı alemi arasında gerçek bir harp yaşanıyor (Batı dünyasındaki medeni insanları ve grupları tenzih ederim). Bu şartlar dahilinde iken batı dünyasının Türkiye’deki üslerinin, askeri araçlarının, cihazlarının, personellerinin hiçbirinin güvende olduğu kanaatinde değilim

– NATO ya da ABD gemileri, uçakları ya da personelleri Türkiye’nin hava, kara ve deniz sahasını Ukrayna krizi sırasında kullanmak isterse, başlarına çok çok kötü şeyler geleceğine eminim.

– Bir değil, yüz tane Tayyip olsa ve hep beraber şu anda Türkiye’nin başında olsalar, yine de bir tane mfs edemezler, varlık gösteremezler, kurduğum dengeleri bozamazlar. Buna kesinlikle emin olabilirsiniz.

Mehmet Fahri Sertkaya

Ölüyoruz, ölüyoruz ve hiçbir şey yapılmıyor…

Yine bir trafik kazasının neticesi katliam gibi oldu. Nijerya’nın Bauchi eyaletinde bir otobüsle bir kamyon çarpıştı. İlk anlarda yirmi kişi vefat etti. Ağır yaralıların da olduğu ve vefat sayısının artmasından endişe edildiği açıklandı.

Bu, hayatın olağan akışına, sebep-sonuç ilişkine uygun bir netice oldu. Çünkü, bütün kara vasıtaları gibi, otobüsler de akıl almaz, anlaşılamaz bir bakış açısıyla ve malzeme tercihleriyle imal ediliyorlar. İçinde onlarca insanın yolculuk ettiği, çok zaman yolcuları arasında ihtiyarların, kadınların, hamile kadınların, bebeklerin ve çocukların da bulunduğu otobüsler, bir kazada hemen parça parça olmak üzere projelendirilmişler. Dünyanın dört bir yanında hayvan hakları için örgütlenmiş gibi görünenler, skandal şekilde imal edilmiş otobüslerle yaşanan kazalarda ölen yüz binlerce insanı neden dert etmezler?

Teknolojinin bu kadar geliştiği, genele yayıldığı ve teknik imkanlara ulaşmanın bu kadar ucuzlayıp kolaylaştığı günümüzde bile, otobüsler kaza emniyeti ön planda tutularak imal edilmiyorlar. Bunda, sadece imalat maliyeti endişesi yok. Bunda da art niyet var. Araba imalat sahasını elinde tutan Ankebut Ağına bağlı belli başlı firmalar, bunun dünya genelinde böyle olmasını istiyorlar ve sağlıyorlar.

Şu fotoğrafta görülen otobüs, daha projelendirme safhasından itibaren insani/vicdani kabullenişlere sahip kişiler tarafından imal edilseydi, bu kazanın neticesi değiştirilebilirdi. Büyük ihtimalle hiç kimse ölmez ve ağır yaralanmazdı.

Dünya genelinde topluca toplum baskısı yapılmalı, hükumetler sıkıştırılmalı, hükumetler üzerinden bu satanist araba, otobüs, kamyon firmaları da sıkıştırılmalı. Hatta bunların bir an önce yargılanmaları ve hak ettikleri ağır cezaları almaları sağlanmalı. Bu konu Birleşmiş Milletler Teşkilatında bir an önce ele alınmayı gerektirecek kadar hayati, mühim ve acil bir konu…

Trafik kazalarında tek tek ya da topluca ölen insanları İblis’e kurban ettiklerine inanan satanist sanayicilerin, imalatçıların ve üst yöneticilerin kimler olduğu derhal meydana çıkartılmalı.

Neden düzeltilmiyor?

Türkiye’de ve dünya genelinde arabalar o kadar pahalıya satılıyor ki, o paralara içi dışı yanmaz malzemeden yapılmış, kazalarda kolayca ezilip büzülmeyen, yakıt masrafı çok büyük oranda azaltılmış arabalar satın almak da mümkün… Lakin neden böyle arabalar yapılsın ve satılsın? Bu sahayı elinde tutan Ankebut Ağı, düşük özellikli, emniyetsiz, son derece kalitesiz, sürekli bakım ve masraf isteyen, sık sık arıza yapan ve tamir masrafları yüksek olan vasıtaları istediği kadar rahatça insanlığa kabullendiriyor, imal edebiliyor ve satabiliyorken, zaten düşman olduğu insanlığın felaketlere sürüklenmesine sebep olabiliyorken, neden bu sorunları düzeltsin? Mantıklarına, davalarına, maksatlarına ters olur… Ankebut Ağının kendi haline bırakılmışken bunu yapmasını beklemek, abesle iştigal olur.  Bu tarafını şimdilik bir yana koyalım da dünya insanlığı nerede, neden sesi çıkmıyor, neden mücadele vermiyor? Ankebut Ağı mensuplarının idaresi ve yönlendirmeleri altında kalmış dünya insanlığı da mı şeytanlık peşinde koşar oldu? Öyle değilse, birkaç aya kökten düzeltilebilecek sorunlar neden düzeltilmiyor?

Mehmet Fahri Sertkaya

Oyalanıp dursunlar

Ankebut Ağının Türkiye ayağındaki gizli Yahudiler, yine kendi çaplarında mücadele vermekteler.

Öyle üst perdeden bir giriş var ki şu videoda, konu edilen otomobil dünyayı değiştirecek zan edersiniz. Hiç kimselerin düşünemediği ve son derece gerçekçi, son derece faydalı hususiyetler bir araya getirilmiş zan edersiniz. Sakince ve sorgulayarak izlediğinizde ise masonların, satanistlerin, yahudilerin her zamanki işgüzarlıklarından başka bir şey olmadığını birkaç dakika içinde anlayabilirsiniz.

Gösterdiği arabada, abarttığının yüzde biri kadar bile teknik hususiyet/özellik yok.

Vermişler yine talimatı, biraz da anlaşılan krizlere girmiş, öyle oyalanıyor kendi çapında… Kelimeleri birleştirerek yeni kelimeler türetme denemelerine de başlamış hemen… Bir yandan, mensubu bulunduğu satanist teşkilatın kontrolünde olan BMW isimli araba firmasını, bir yandan da çoktan köşeye sıkışmış olan diğer batılı araba imalatçısı firmalarını dolaylı yollardan kollamaya ve reklam yapmaya çabalıyor. Bir yandan, teşkilatlarının mensubu olan yazarı ve kitaplarını reklam etmeyi de ihmal etmiyor.

Zaten dünyanın hemen hemen yer yerinde Barış Özcan gibi yahudiler/masonlar var, hepsine talimatlar eş zamanlı veriliyor ve satanist mekanı Youtube da bunlara meydanı bırakıyor, insanlığın kabullenişleri, basın ve medyanın haricinde bir de böyle yönlendiriliyor. Şimdi de panik haldeki satanistler, araba markalarının/firmalarının bir anda iflas etmesi ihtimalini gördüler, zihinleri sıkı kodlayarak, kabullenişleri yönlendirerek vakit kazanmaya çabalıyorlar, çabalayacaklar.

Hala farların, hala camların, hala sileceklerin, hala aynaların, hala sıcağın, hala soğuğun, hala kirli havanın olduğu, hala kazalarda paramparça olan teneke kutu misali arabaları, nasıl olur da geleceğin arabaları olarak tanıtılırlar. “Daha iyi bir gelecek için, 2040’lı yılların tasarımlarını, 2020’li yıllarda düşünmeye başlamalıyız” diyor. Oysa gösterdiği tasarım ve teknikler, 2020 yılı için bile geri kalmış tasarım ve teknikler… Bu dünyada 1906 yılında elektrikli/şarjlı otobüsler vardı ve şehirlerde kullanılıyordu. Dünya, bundan yüz kusur sene önce bile teknolojiyi daha gerçekçi, mantıklı surette kullanıyordu. Barış Özcan’ın mensup olduğu insanlık düşmanı satanist teşkilat bu gidişe mani oldu. Araba sanayii de olağan şekilde gelişmedi, önü hep satanistler tarafından kasten kesildi. Akademi Dergisinin çığır açan, insanlığa büyük hizmetler edilmesine vesile olan, dünyanın sorunlarını temelden çözmeye yarayan yayınlarını büyük bir dikkatle takip eden Barış Özcan, tam da bu zamanlamada, böyle bir video hazırlamanın ne demek olduğunu bilmiyor mu… Biliyor, onu bu sahada var edenler, varlıkta tutanlar, o bütün insanlığı düşmanı olan satanistler, talimatları verince, onun gibiler için tercih hakkı bitiyor.

Gün gelecek, kripto yahudi, satanist ayinci, vatan haini, gerçek kimliğiyle yaşayamayan omurgasız şu herifi ve hatta onunla aynı anlarda benzeri yüzlercesini, tek bir Akademi Dergisi videosu bile bitirecek, oyundan düşürecek. O güne çok fazla zaman kalmadı.

Dünyanın her yerindeki akl-ı selim kişiler, Ankebut Operasyonunun dünyayı ne yöne götürdüğünün idraki içindeler. Bu yöndeki gidişin, bu yeni dünya nizamının, asırlar geçmeden geri döndürülemeyeceğinin de idraki içindeler. Kabullenmek istemeyenler, hala bütün insanlığı maddi ve manevi yönlerden şeytani bir çarkla sömürebileceğini düşünenler, şimdilik karanlığa karşı kürek çekip oyalanmaya devam etsinler. Günü gelince cezaları da kesilir.

Sizi temin ederim ki geleceğin arabaları, TIR’ları, kamyonları, gemileri, elektrikli olmayacak. Elektrikli vasıtalar, bir geçiş süreci boyunca çok yaygın olarak kullanılacaklar ama sonrasında elektrik/şarj bile gerektirmeyen farklı teknolojiler kullanılacak.

Mehmet Fahri Sertkaya

Hak ettikleri kadar feci olacak

Mason tarikatı mensubu olup da hala şeytanlaşmamış olanların, hala satanist yapılmamış olanların, hala vicdan sahibi olanların, mümkün olan en kısa süre içinde insanlık düşmanı bu tarikattan ayrılmalarını, uzaklaşmalarını tavsiye ederim. Çünkü çok yakın gelecekte masonların ve bütünüyle mason tarikatının akıbetleri çok feci olacak. Hak ettikleri kadar feci olacak… Bütün dünya insanlığı, adeta cehenneme çevrilmiş olan şu dünyanın şu hale gelmesinde en çok payı olanlardan birinin de masonlar olduğunu dehşetli sarsıntılarla görecek, bilecek…

Mehmet Fahri Sertkaya

Kim bilir kaç uzaylı ölecek

Dönerim dedi, dönemedi…

Aleyna tilki bir biyonik robot ve içinde grilere çalışan üç yumruk var. Kısa süre önce biyonik robot yapıldı.

Gerçek Aleyna Tilki, biyonik robot yapıldığı ana kadar çok şiddetli ve sürekli şekilde metafizikle çarpıldı. Kendine güveniyordu, sıkı bir satanistti. Ayinlerde kendinden geçerek insan kurbanları parçalar ve baba bildiği İblis’e çok inanıp güvenirdi. Başına gelenlere inanamaz oldu. Sık sık hastahanelik oldu. Rahatsızlığının ne olduğuna dair tam teşhis konulamadı. Beyninden başlayan ve vücudunda çeşitli sıkıntılara sebep olan rahatsızlıkları oluştu. Ruhi ve akli sıkıntıları da iyice arttı. Kontrolsüz tavırlar sergiler oldu. Bunun üzerine biyonik robotla yerine geçildi.

Uzun zaman önce paylaştığım ve “lanetlenecek, çok feci hallere girecek, ibret-i alem olacak” diye tabir ettiğim rüyamdaki gibi bir hale girmeye başlamıştı. Yüzü, gözü, vücudu çok kötü olmuştu.

Gerçek Aleyna Tilki’nin hala yaşadığı ve grilerin elinde olduğu konuşuluyor. Zan ediyorum ki griler bile, bizden çok ileri bilim ve teknolojileriyle satanist Aleyna’yı tedavi edememişlerdir. Çünkü tedavi edebilecek olsalar, biyonikle yerine geçmezlerdi ve tedavi ederlerdi. Çünkü Aleyna hem dünyalı satanistlerin hem de uzaylı satanist türlerin çok takdir ettiği, erken yaşta istedikleri kıvama geldiğini düşündükleri, çok işe yarar gördükleri bir dişi şeytandı. Çok büyük ve yıkıcı projelerde kullanılıyordu ve Aleyna bu yıkıcı/ahlaksız/namussuz faaliyetlere çok gönüllüydü.

Ufak bir ihtimal olsa da belki tedavi edilip geri yerine koyarlar ama bu da artık çare değil. Artık sahada bunlar gibilere yer yok… Biyonik robotlar da çare değil. Uzaylılar, dünyalılardan daha çabuk çarpılarak ölüyorlar. Metafizik sinyallere karşı daha zayıflar. O Aleyna suretli biyonik robotun içinde kim bilir kaç uzaylı ölecek.

Mehmet Fahri Sertkaya