Let the public and all parties inside and outside the country be prepared.
Anyone who has been wronged by the so-called FETO… Anyone who has been slandered and punished with false evidence, false witnesses, and punishments… I will evacuate them all, no matter whether they are of origin. I will ensure that they are tried again and with justice. And that will happen very, very soon. I will bring back to their previous duties those who want to serve this state and nation sincerely, by obeying the law, and by not being involved in terrorism, crimes, or betrayals. I’ll give it one more chance. I will return their legitimately earned money to those whose immovable property has been taken away.
I will make after all of the transportable and real estate that were illegally confiscated from associations and foundations established for the purpose of serving our religion and our nation. I will only charge part of the justice system with this. They will work with law enforcement officers who have been given special and broad powers to their orders. They will overhaul everything again, they will scrutinize everything. They will trace and confiscate all of the foundation’s properties, money, and immovables that belonged to the public and were donated to be used for the public interest. Those who committed crimes in this process, whoever they are, will be tried and punished. The salvaged funds and real estate will be transferred to a real foundation that will be newly established and under state control. The foundation in question will publish all its activities, expenditures, and incomes on its website every 15 days in the clearest way possible. Anyone in the world will be able to see every move.
We have made sure that everyone has already heard and figured out that Fethullah Gülen is also a secret Armenian and MIT/CIA joint personnel. The top staff of the community established through Gülen is full of secret Armenians, secret Jews, secret Greeks, secret Yazidis, terrorists, swindlers, traitors, and murderers, and they are not touched. The top staff of AKPKK is also the same… They are no different from each other. AKPKK is an organized crime, terror, and treason organization that was expelled from FETÖ… I will release everyone who was oppressed, wronged, deceived, or used during their collusion and money fights, who was not involved in any legal crime during the whole process but was punished.
Neither Tayyip nor those holding his leash can prevent me from doing this. Neither the MIT(so-called national security organization of Turkey), the CIA, the British, nor the enemies of humanity and Islam in Israel can prevent it. I don’t care how much noise it will make, how messy it will be, or who will get hurt. In this country, there will be a state system like a state. There will be justice. Muslim or non-Muslim, Turkish or Kurdish or Armenian or Jewish… Turkish citizen or not… It doesn’t matter, there will be justice for everyone. Even traitors and enemies of humanity will be judged with justice. No one will be treated unfairly. Here, a distorted, broken state system that the Satanists and the Queen want, a state system based on exploitation, and Turkish/Islamic hostility will no longer prevail. Here there will no longer be a state system in which Masons are a state within a state. It will be made clear that the real parallel state is not Muslims who have been deceived, deceived, deceived, robbed, and exploited through various Islamic-appearing communities and sects, but rather Armenia within us, Israel within us, and the Masonic sect. In this part, injustice and cruelty will not be done to anyone. No one will be deprived of their right to a fair trial. It is already ready with the concrete evidence needed to ensure all this.
As always, I gave the clearest information from the beginning. After that, it’s up to everyone’s free will. I don’t force anyone. Everyone makes their own choices freely, but I pave the way for those who follow the path of good, I hang those who stubbornly follow the path of evil and betrayal.
Also, in a very short time, I will initiate a very big “revival movement” from the head to the toe, that is, the process of bringing every problematic part back to life and making it functional. I will choose to bring foreign nationals who want to serve our state and nation sincerely, who have the education and qualifications in the fields we need, to Turkey. I will not give citizenship. I will give a very long settlement permit. These people will be highly valued and treated very, very well. They will live in very good conditions. I will also ensure that those among them who have served for a long time with determination and sincerity and those we believe will be made citizens.
From now on, the justice of Yavuz, Fatih, and Kanuni will be applied in this country.
Hocam hayırlı günler.Dün sizle konuştuktan sonra rüyamda kursun önünde şiddetli rüzgar olduğunu,esen rüzgar ile çer çöp ne varsa kursun giriş kısmına dolduğunu gördüm. O esnada bir talebemde girişte set üstü bir ocağın iki tuşuna basıp gazı havaya veriyordu.Ona mani oldum.Esen rüzgar ile gazın karışmasıyla insanlara zarar gelmesin diye.
Mehmet Fahri Serkaya:
Hayırlı günler. Büyük hadiseler yaşanacak. Cemaat birbirine girecek. Çoğunluk samimi değil zaten… Samimi olmayan herkes, kendini kurtarmak için diğerini yakmaya başlayacak. Tartışmalar, kavgalar, iftiralar, karalamalar, dilekçe ve istifa tartışmaları, suçlamalar, suç duyuruları çok yayılacak. Galiba hükumete, hükumetin çalıştığı yabancı ülkelerin gizli servislerine bile bırakmayıp bu samimiyetsizler birbirleri hakkında suç duyuruları yağdıracaklar. Yaşayalım görelim bakalım, nasıl olacak. Rüzgar görmek iyidir ama şiddetli rüzgar görmek her zaman iyiye yorulmaz. Şiddetli rüzgar, büyük hadiseler demektir. Tehlikeler demektir. Sıkıntılar demektir. Nizamın/düzenin bir anda alt üst olması demektir. Dengelerin aniden değişmesi demektir. Böyle bir rüya görüldüğünde kötü günlere hazırlıklı olunmalı.
Rüyada ocak görmek de aslında iyidir. Lakin senin rüyandaki ocak ve gaz, cemaat içindeki milyonlarca münafık, yiyici, menfaatçi kadın ve erkeklerin halini temsil ediyor. Gaz, onların bu güne kadar elde ettikleri maddi ya da manevi dünyalık menfaatler. Mal, mülk, para, makam, itibar, şöhret v.b.
İşte o gaz yani bu sefil kişilerin menfaatleri aniden kesilecek. Devamı gelmeyeceği gibi, şu ana kadar elde ettiklerine de el konulacak. Tıpkı FETÖ operasyonlarında olduğu gibi…
Dünya siyasetinde yaşanacak büyük hadiseleri haber veren bir rüyanın uzun tabiri
V… (Akademi Dergisi takipçisi):
Acayip bir rüya gördüm. İstanbul’da talebelik ve sonrasında bir yıl hoca olarak hizmet yaptığım vefa kursuna vardım. Beni oraya çağırmışlar. Kursa girdim sanki bir gün kaldım. Normalde kursun altı, paralı otoparktır. Benim oradaki görevliyle görüşmemi söylediler. Vardım otoparkın önünde, yolumuza bağlı değil gibi görünen, bir otopark görevlisi var. Selam verdim. Kendimi tanıttım. Geleceğimden haberi varmış. Tamam dedi. Burada çalışacak olanlar için yarın seçim yapılacak. Ben senin için oy kullanırım, senin buraya alınmanı sağlarım burada çalışırsın, yurttan ev kiranı, bazı masraflarını filan ödüyorlar. Hem çıkarmak da artık yokmuş dedi. Ben de tereddüt ediyorum. MFS’nin tarafında olduğum için burada huzur vermezler, ama çalışmaya da ihtiyacım var, diye düşünüyorum.
Sonra kursun idarecisi Hüseyin Bakır, geldi. Herkes ona hürmet ediyor. Ben de ayağa kalktım, bakalım benim yanıma gelecek mi diye bekliyorum. Ona bakıyorum, benimle göz göze gelmiyor. Herkesle konuştu ama bana bakmadan gitti. Demek ki, verdiğim mesajı almış, sosyal medya yasak vs denilerek hakikati daha fazla ne kadar gizleyebilecekler? Diye düşünüyorum.
Daha sonra, bir anda kursun bitişiğindeki binada oluyorum. Gülderen orada oturuyor. Baya eskimiş, içinde ahşap yapıları olan bir ev. Mutfakla beraber 3 oda var. Birileri vardı. Onları uğurladı, onlar gidince Gülderen ile karşı karşıya geldik. Eline ucu yassı, kalın tokmak benzeri bir ağaç aldı. Aklı sıra beni korkutup kovacak. Ben de elinden aldım, şimdi ben sana vurayım mı, dedim. Hemen pencereden kafasını çıkartıp, imdat diye, deli gibi bağırmaya başladı. Delirmiş halde idi. Siması tam kafayı yemiş kadınlara benziyordu. Normalde hiç görmedim, ama orada çok çirkin bir siması vardı. Sonra vurmadım ama, orası Ahmet Bey Ağabeyimiz’e ait oluyor. Oraya sahip çıkmaya çalışıyorum. Bana bazı emanetleri bıraktığını hissediyor ve anlıyorum. Gülderene bağırıyorum. Ahmet Bey Ağabeyimizin bıraktığı daha fazla emanet var demek ki, senin bu kadar çırpınmandan belli oluyor, mealinde sözler söylüyorum. Bir anda gözümün önüne, içkiyi içip içip, ateş yanmış ve sönmüş yerlerin kenarında ölmüş bazı kişilerin görüntüsü geldi. Genel olarak, münafık hoca tipli kişilerdi…
Mehmet Fahri Sertkaya:
Rüyada beni temsilen kendini görmüşsün. Günümüzdeki rüya tabircilerinin çoğunun bilemediği ve anlayamadığı hususlardan biri de budur. Rüyalarda çok sık olarak bazı insanlar, başka insanların yerlerine kendilerini görürler. Tabirciler bunu bilemezlerse, göz önünde bulunduramazlarsa, bir gömleğin düğmelerinin atlanarak iliklenmesi, kaydırma yapılması misali, peşi sıra bütün tabirleri hatalı yaparlar. Madde madde tabiri doğru bilseler de yerli yerine oturtamazlar.
Bunun misali, kişiler gibi mekanlar da temsili olarak görülür sık sık… Vefa kursu da cemaatimizin merkezini temsilen görülmüş bu rüyada…
Merkezde devir teslim olacak ve buna aracılık yapacak kişi cemaatimizin mensubu bile olmayacak. Anlaşılıyor ki siyasi/idari yetkili bir kişi ya da resmi vazifesi/kimliği olmasa da çok etkili kişilerden biri olacak.
“Rüyada otopark görmek, hayırlara alamet eder ve rüya sahibinin yüzünü güldürecek, keyfini ve moralini yerine getirecek bazı gelişmelerin yaşanacağına rivayet edilir.” denilmiş tabirlerde…
“Demek ki, verdiğim mesajı almış, sosyal medya yasak vs denilerek hakikati daha fazla ne kadar gizleyebilecekler? Diye düşünüyorum.”
Bu kısımdan anlaşılıyor ki önce bir restleşme, karşılıklı mücadele süreci olacak, hatta bu çoktan başladı ve en kesin olarak yaptıkları şey “Sosyal medya yasak” deyip durmaları oldu. Tam Telegram Türkiye’de herkes tarafından duyulacak ve kullanılacak oldu ki bunun haberini istihbarattan önceden aldılar ve kısa süre öncesinde kardeşlerimize Telegram’ı yasakladılar. Neden? Çünkü Telegram’da Türkiye’den neredeyse kimse yokken, Akademi Dergisi vardı. Telegram’da yıllar öncesinden yayına başlamıştı. Rüyandan anlaşılıyor ki artık bu faydasız baskılardan, yasaklardan da geri duracaklar ve münafıklar tarafı pes edecek. İnatlaşmanın faydası olmadığını kabul edecek. Galiba o etkili ya da yetkili kişi de bu yönde karar çıkmasını sağlayacak. Dünyadaki pek çok farklı kesimden insanla ortak noktalarda buluşabildiğim biliniyor. Onun vesilesiyle de cemaatteki hainleri tesirsiz hale getireceğim ki cemaatteki münafıklar, masonlar, kriptolar, hep cemaat dışından hatta aslında yurt dışından yönetiliyorlar.
Süleymanlılar cemaatinin mason ve kara paracı lideri Alihan Kuriş
Kursun bitişiğindeki bina, merkezin yani cemaatimizin arka plandan yönetildiği yer demek. Bunun farklı tabirleri olabilir ama hepsi aynı kapıya çıkıyor. Arka plandan gerçekten cemaatimizi Gülderen yönetiyor, bunu daha önce defalarca yazdım. Lakin daha arka plandan Gülderen Kuriş’i ise kara paracı mason tarikatının üstadları yönetiyor. Onların arka planında MİT ve CIA yönetiyor. Aslında masonların MİT ve CIA’yı yönettiğini de söyleyebiliriz. Daha arka planında ise uzaylı taraflar yönetiyor. Alihan da Gülderen de çoktan biyonik robot yapıldılar. Hatta yakın çevrelerindeki bazı kişiler de çoktan biyonik robot yapıldılar. Alihan’ın 50 yaş üstündeki bütün idarecileri, mesulleri, Hisar Hastahanesine tıbbi kontrole göndermesi, bu konunun üstüne çok düşmesi bile bir oyun. İdari kadronun bu sırada bütün her şeyleri alındı. Vücut ölçüleri, görüntüleri, ses frekansları, genetik kodları hatta hafızalarına kadar her şeyleri alındı. Hemen peşi sıra biyonik robot yapılan kişiler de oldu.
Bu işler böyle dönmese, Alihan’ın, Gülderen’in, beraberce kara para, fuhuş, kumar, insan kaçakçılığı ve türlü suçlar işledikleri o sözde cemaat idarecilerinin gerçekleri sahada duruyor olsa, bunlar topluca çoktan pes ederlerdi. Şu kadar direnemezlerdi. Çünkü binbir türlü suçlarının, rezilliklerinin somut delilleri sadece bende değil, çok farklı farklı taraflarda da var. Ayrıca oyunu yeterince sert oynadığım, çok ama çok köşeye sıkıştıkları, uzun süredir ağır yük altında oldukları da gözler önünde. Bu şartlarda ya kaçarlardı, ya intihar ederlerdi, ya pes ederlerdi ya da içinde bulundukları masonik kara para ağı tedbiren onları da imha ederdi. Böyle olmasın diye yerlerine biyonik robotlarla geçildi. Rüyanın burasındaki bitişik binaya İngiliz Kraliyet ailesi de diyebiliriz. Senelerdir dünyanın dört bir yanında çok sayıda kara para çarklarını, ihanet teşekküllerini, kötülük merkezlerini çökerttim, hükumetler dahi çökerttim, liderleri siyaset sahnesinden düşürdüm, savaşları durdurdum ya da çıkarttım ama hala direnebilen kısımlar da var. İşte direnenler hep bu şartlara getirildiler, uzaylı tarafların müdahaleleriyle zorlaya zorlaya ayakta tutuldular. Benim iki ayağımdan biri teşkilatım ise diğeri cemaatimdir. Bunu da bildiklerinden ötürü cemaatimin üzerine çok oyunlar oynadılar ve cemaatimin sorunlarını çözmeme, münafıkların eline geçmiş idaresini elime almama mani oldular. Lakin, rüyandan da anlaşılıyor ki, bundan sonra direnmek isteseler de kısa süre sonra bir an gelecek ve tepeden aşağı yıkılacaklar. Sadece cemaatimdeki hain tepe kadro değil, Kraliyet ailesine kadar bu işin içinde olan herkes tepeden aşağı devrilecek. Ben, çoktan yazdım ve “Cemaatimi temizleyeceğim. İçindeki adamlarınızı sakince çekin. Her meselede olduğu gibi, bu meselede de baştan açıkça yazıyor ve ikaz ediyorum. Devamında mühlet vereceğim ve sonra çekmemişseniz gerekli müdahaleleri yapacağım” demiştim. Bunu çok iyi biliyorlar. Çekmek yerine, daha çok adam sızdırdılar. Benimle iyi geçinmek yerine, bu hususta da hep damarıma damarıma bastılar. Çünkü beni bitirmenin en tesirli yollardan biri olarak cemaati bitirmeyi ya da tesirsiz/güçsüz hale getirmeyi tercih ettiler. Yanlış yaptılar ve şimdilerde hatalarının bedellerini çok ağır ödeyecekler.
Gülderen hem kendisi gibi tabir edilebilir hem de kraliçeyi temsil ettiği söylenebilir. Zaten ikisine de işaret var denilebilir, ikisi aynı sistem.
Epeyi eskimiş olması da asırlardır dünya genelindeki bu zalim, bu şeytani, bu kanlı çarkın, dönen her türlü pislik işlerin merkezinde Kraliyet ailesinin de bulunması. Bir de sonlarının geldiğine işaret. Rüyada mutfak görmek ise zahmet ve külfete delalet eder ama sonu çok büyük kazanmak demektir. Muzaffer olmak demektir. Sevinçten yüzünün uzun süre gülmesi demektir.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov
Son bir iki aydır ben de dahil olmak üzere çok sayıda kişi, bu rüyanı tasdik eden rüyalar gördük. Hepsinin tabiri genel hatlarıyla aynı… Kraliçenin hatta dünyadaki en büyük şer merkezlerinden biri olan o kraliyet ailesinin de artık sonu gelmiş. Sonları çok yakın. Karşı karşıya geleceğim, çatışmalar olacak ve yine ben muzaffer olacağım. Dinsizlik, zulüm, vahşet, gözyaşı ile dolu olan şu dünyayı iman, adalet, mutluluk ile dolduracaksam eğer o kraliyet ailesini de tarihin çöplüğüne gömmek şarttır. Onlar varken bunu yapmak mümkün değildir. Bu rüyan aslında kısa sürede ne kadar büyük yol aldığımı ve yakında karşımdaki şeytani sistemin, Ankebut Ağının en merkez üslerini de yıkacağımı haber veriyor. Hatta bu kısımda tabir dışına çıkarak şu bilgiyi de vereyim. Cemaatimizin içinde benim aleyhime oyun kuran kişilerin en şerlilerinden ve önde gelenlerinden biri de aslen bir Ermeni/Hristiyan olan ve sonradan biyonik robot yapılmış olan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur. En kısa süre içinde kafasını keseceklerimden biri de odur. Kısa süre önce de onu peş peşe ikaz eden kısa yazılar yazdım ama akıllanmadı. Bu da onun tercihi… Ona bu işlerde destek olan herkesin de ipini çekeceğim. Bunu da şimdiden tarihe bir not düşmüş oldum. Çünkü bu tabiri herkese açık şekilde mfs.tv sitesinde paylaşacağım.
Rüyanın ilgili kısmında, Gülderen’in az öncesinde uğurladığı kişiler var ve onlar, bu kraliyet ailesinin artık sona geldiğini, benim “Yapacağım” dediğim her şeyi yaptığımı çoktan anlamış ve kabul etmiş kişiler. Rüyadan anlıyorum ki bu tabiri okuyacaklar ve daha fazla inatlaşmayacaklar. Kraliyet ailesinden ve kraliçeden kopup uzaklaşacaklar. Böylece zararlarını asgari seviyeye indirerek varlıkta kalacaklar. Bazı taraflar akıllı olacaklar ve karşımda boşuna direnmeyecekler.
Aslında bu kısma kısacık eklemek geldi içimden. Bu rüyanı tasdik eden rüyalarımdan birinde ben “Ya Hay, ya Kayyum” diye zikrede ede elimde çok uzun ve sağlam bir tahta (Beşe on kereste denilenlere benzeyen uzun bir tahta) sallıyordum. Rüya bu ya, zombi denilen, ölü olduğu halde şuursuzca hareket eden iki güçlü, etkili, yetkili kadın varmış. Onlar asfalt yolda ve açık/güzel havada, önlerinde bir mani de olmadan ilerlerken, ben yolun yan tarafında beklemeye ve bir yandan da o uzun tahtayı yola doğru sallamaya başladım. Upuzun bir kılıcı sürekli savurur gibi yolun üzerinde çeviriyordum. Yolun yaklaşık yarısını bu şekilde kapatabilmiş oldum ama elimdeki tahta diğer yarısına uzanmıyordu. Bunu anlayınca hemen bana mani olmak için karşıma çok büyük bir örümcek şeklinde yapılmış robot çıktı. İki zombi kadını önden koruyacak ve beni yıkacaktı. Saniyeler içinde onu imha ettim. Ardından “Ya Hay, ya Kayyum” diye diye tahtayı sallayarak, hala şuursuzca o yolu geçmek için yürüyen o kadınlardan birini imha ettim, oyundan düşürdüm. İkincisine tahtam ulaşmadı ve o elimden kaçtı ama dünya liderlerinden biri yolun ilerisindeydi ve peşimden hamle yaparak onu da o lider oyundan düşürdü. Detaylarını anlatmadım, şimdilik anlatmayı da düşünmüyorum. Lakin robot örümcek demek, çoktan uzaylıların kontrolüne girmiş olan Ankebut Ağı demek. Ona iyice darbeler vurup karşımda hiç seviyesine düşüreceğim ve sonra zombi kadınlardan birini, yani Kraliçe Elizabeth’i imha edeceğim, oyundan düşüreceğim.
Senin rüyandaki mücadele kısmı zaten açık, tabire gerek yok. Ben kazanıyorum ve güçsüz kalınca karalama yolunu seçiyorlar. Öyle ki kural, sınır, değer tanımadan bunu yapıyorlar. Burada da hem Gülderen’in hem de arkasındaki asıl kişi olan Kraliçe’nin böyle yapacağını anlayabiliriz. Burada tabirin dışına çıkıp, akıl, mantıkla yorum yapıyorum ki kraliçe beni karalarsa, peşinden pek çok etkili ve yetkili kişi ona uymak ve iftiralarına, karalamalarına destek olmak zorunda kalır. Bu nedenle de ortalık fena karışır, çok büyük hadiseler olur. Bu nedenle de bana külfet, zahmet, mücadele var ama sonu benim için hayırlı…
Ta hazret-i üstazımız Süleyman Hilmi Tunahan (ks.) dan bana bırakılmış emanetler de var, bunlar bana çoktan malum, maneviyatı kuvvetli kardeşlerimize de çoktan malum ama rüyanın bu kısmında asıl konu olan şey/emanet ise riyaset/liderlik. Alihan ve Gülderen baştan beri bunu biliyorlardı ama gereğini yapmadılar, yapmıyorlar. Aslında ise arka plandan kraliçe dünyanın her yerinde fitne kazanları kaynattığı gibi cemaatimizle de uğraşıyor ve içindeki mason kişiler vesilesiyle cemaatimize de müdahaleler yapıyor. Hizmeti, yolumu, yolumuzu kesmek, bitirmek istiyor.
Bu işin sonu da belli, ne yaparlarsa yapsınlar, emanet sahibine veriliyor ve sonrasında ben tarihe geçen o haklı, meşru, çok sert ve çok büyük temizliği yapıyorum. Zan ediyorum ki Emir Timur gibi, Haccac-ı Alim gibi, İslamcı/münafık taifesi beni da ardımdan her devirde “zalim” diye anacak. İt ürüyecek, kervan/yolumuz her zaman yürüyecek.
Long interpretation of a dream that foretells major events in world politics
V… (Akademi Magazine follower):
I had a strange dream.
I attended Vefa course in Istanbul, where I was a disciple and then I served as a hodja for a year. They had called me there. I entered the course as if I stayed for a day. Normally, the bottom of the course is a paid parking lot. They told me to talk to the officer there. I arrived in front of the parking lot, there is a parking attendant who doesn’t seem to be connected to our road. I said hi. I introduced myself. He knew about my future. Said OK. An election will be held tomorrow for those who will work here. I will vote for you, I will get you here, you work here, they pay your rent from the dormitory, some expenses etc. He also said that removing it is no longer available. I hesitate too. Since I’m on the side of MFS, they won’t give me peace of mind here, but I also need work, I think.
Then the course manager, Hüseyin Bakır, came. Everyone respects him. So I got up, I’m waiting to see if he will come with me. I look at him, he doesn’t make eye contact with me. He talked to everyone but left without looking at me. So, how much longer will they be able to hide the truth by saying that they have received the message I gave, social media is prohibited, etc.? I think so.
Later, I am suddenly in the building adjacent to the course. Gülderen is sitting there. It’s a very old house with wooden structures inside. There are 3 rooms with the kitchen. There was someone. He bid them farewell, and when they left, we came face to face with Gülderen. He took in his hand a flat-edged, thick mallet-like tree. His sanity will scare me away. So I took it from your hand, now I said, “Shall I hit you?” She immediately stuck his head out of the window and started shouting like crazy for help. She was insane. Her face looked like a woman who had gone mad. Normally I’ve never seen it, but she had a very ugly face there. Then I didn’t shoot it, but that place belongs to our brother Ahmet Bey. I’m trying to own it. I feel and understand that he left me some relics. I’m shouting at Gülderen. It means that there are more relics left by our brother Ahmet Bey, it is evident from your struggles, I am saying words to the contrary. In an instant, the image of some people who drank and died on the edge of the places where the fire was burned and extinguished came to my mind. In general, they were the hypocrite hodja type…
Mehmet Fahri Sertkaya:
You saw yourself representing me in the dream. This is one of the issues that most of today’s dream interpreters do not know or understand. Very often in dreams, some people see themselves instead of other people. If the physicians do not know this and cannot take this into consideration, they make mistakes in all the expressions one after the other, such as buttoning a shirt by skipping a button or sliding it. Even if they know the word item correctly, they can’t put it in its place.
For example, places like people are often seen as representations… The loyalty course was seen as representing the center of our community in this dream…
The person who will hand over at the center and act as an intermediary will not even be a member of our community. It seems that he will be one of the very influential people, even if he is not a political/administrative person or official duty/identity.
“Seeing a parking lot in a dream bodes well good luck and it is rumored that there will be some developments that will make the dreamer’s face smile and bring his joy and morale up.” in phrases called…
“So, how much longer will they be able to hide the truth by saying that they have received the message I gave, social media is prohibited, etc.? I think so.”
It is understood from this part that there will be a showdown, a mutual struggle process, in fact, it has already started, and what they did most definitely was that they kept saying “Social media is forbidden”. The full Telegram will be heard and used by everyone in Turkey, they received the news of this in advance from the intelligence and they banned Telegram to our brothers/sisters a short time ago. Why is that? Because when there was almost no one from Turkey in Telegram, there was Akademi Magazine. It started broadcasting on Telegram years ago. It is understood from your dream that they will now hold back from these useless pressures and prohibitions, and the hypocrites will give up. He will admit that being stubborn is no use. I think that influential or authorized person will make a decision in this direction. It is known that I can meet people from many different parts of the world on common points. On the occasion of this, I will neutralize the traitors in the community so that the hypocrites, masons and cryptographers in the community are always managed from outside the community, even from abroad.
Alihan Kuriş, the freemason and black money leader of the Süleymanlılar(Süleymanians) community
The building adjacent to the course is the center, the place where our community is managed from the background. There may be different terms for this, but they all lead to the same thing. Gülderen really runs our community from the background, I’ve written this many times before. However, from the background, Gülderen Kuriş is led by the masters of the black money mason sect.
In their background, MIT(NGO) and CIA run. In fact, we can say that the Masons are running the MIT and the CIA. In the background, alien parties rule. Both Alihan and Gülderen have already been made bionic robots. In fact, some people in their close circles have already been made bionic robots. It is a game that Alihan sends all administrators and officers over the age of 50 to Hisar Hospital for medical check-ups, and that he even persists on this issue. In the meantime, everything of the administrative staff was taken. Body measurements, images, sound frequencies, genetic codes and even their memories were taken. Immediately after, there were people who made bionic robots.
If these things did not turn out like this, if the facts of those so-called community administrators, with whom Alihan and Gülderen committed black money, prostitution, gambling, human smuggling and various crimes, were still on the field, they would have given up en masse. They couldn’t resist that much. Because there are concrete proofs of all kinds of crimes and disgrace, not only in me, but also in many different parties. It is also evident that I played the game hard enough, that they were cornered very, very, very hard, that they were under heavy load for a long time. Under these conditions, they would either run away, commit suicide, give up or, as a precaution, the masonic black money network they were in would have destroyed them as well. In order for this not to happen, they were replaced by bionic robots. We can also call the adjoining building here in the dream the British Royal family. Over the years, I have collapsed many black money wheels, treason organizations, evil centers all over the world, I have even collapsed governments, I have removed leaders from the political scene, I have stopped or removed wars, but there are still parts that can resist. Those who resist have always been brought to these conditions, they have been kept standing by force with the interventions of alien parties. One of my two legs is my organization, the other is my community. Knowing this, they played tricks on my community and prevented me from solving my community’s problems and from taking over the administration that had been taken over by the hypocrites. However, it is clear from your dream that even if they want to resist from now on, a moment will come soon and they will collapse from the top down. Not only the treacherous top staff in my community, but everyone involved, down to the Royal family, will be knocked down from the top. I have already written and said, “I will cleanse my community. Calmly withdraw your men inside. As in every issue, I write and warn clearly from the beginning in this issue as well. I said, “I will give a respite afterwards and if you haven’t, I will make the necessary interventions”. They know this very well. Instead of shooting, more guys leaked. Instead of getting along with me, they always pushed my veins in this regard. Because they preferred to end the community or render it ineffective/weakened, as one of the most effective ways to end me. They made mistakes and now they will pay a heavy price for their mistakes.
Gülderen can be described as herself and can be said to represent the queen. It can be said that there are signs for both, they are the same system.
The fact that it is quite old is that the Royal family is also at the center of this cruel, evil, bloody wheel, all kinds of dirty work around the world for centuries. It’s also a sign that the end has come. To see a kitchen in a dream denotes trouble and burden, but it means a big gain in the end. It means to be victorious. It means a long smile on your face with joy.
Russian Foreign Minister Sergey Lavrov
In the last month or two, many people, including myself, have had dreams that confirm this dream. The general terms of all of them are the same… The end of the Queen and even that royal family, which is one of the biggest centers of evil in the world, has come. The end is very near. I will face each other, there will be conflicts and again I will be victorious. If I am to fill this world full of irreligion, cruelty, brutality and tears with faith, justice and happiness, it is essential to bury that royal family in the dustbin of history. It is not possible to do this without them. This dream actually foreshadows how far I have come in a short time and that I will soon destroy the epicenters of the evil system in front of me, the Ankebut Cult. Even in this part, let me give the following information by going beyond the term. One of the most evil and prominent people in our community who played games against me is Russian Foreign Minister Sergey Lavrov, who was originally an Armenian/Christian and later turned into a bionic robot. It’s one of those I’ll be beheading as soon as possible. Not long ago, I wrote short articles warning him one after the other, but he didn’t mind. And this is his choice… I will also pull the strings of everyone who supports him in these works. I have already made a note of this in history. Because I will share this phrase publicly on https://mfs.tv/ .
In the relevant part of the dream, there are the people that Gülderen has just said goodbye to, and they are people who have already understood and accepted that this royal family has come to an end and that I have done everything I said “I will do”. I understand from the dream that they will read this expression and will not be more stubborn. They will break away from the royal family and the queen. Thus, they will stay in existence by minimizing their losses. Some parties will be wise and will not resist me in vain.
Actually, I just wanted to add a little bit to this part. In one of my dreams confirming this dream, I was waving a very long and solid board (a long board similar to what is called five-ten timber) while chanting “Ya Hay, Ya Kayyum”. This is the dream, there were two powerful, influential, authoritative women called zombies who acted unconsciously even though they were dead. While they were advancing on the asphalt road and in clear/beautiful weather, without an obstacle in front of them, I started to wait on the side of the road and at the same time began to swing that long board towards the road. I was spinning it on the road as if I was constantly swinging a long sword. I was able to cover about half of the way in this way, but the board in my hand did not reach the other half. When I realized this, a robot made in the shape of a very large spider appeared in front of me to prevent me. Two zombies would protect the women from the front and destroy me. I destroyed it in seconds. Then I destroyed one of those women who were still unconsciously walking to cross that road, shaking the board, saying, “Ya Hay, Ya Trustee,” and knocked him out of the game. The second one didn’t reach my board and it eluded me, but one of the world leaders was further down the road and he lunged after me and knocked him out of that leading game as well. I did not tell the details, and I do not plan to tell for now. But the robot spider means the Ankebut Web, which is already under the control of aliens. I’ll hit her hard and bring her down to nothing in front of me, and then I’ll destroy one of the zombie women, Queen Elizabeth, knocking her out of the game.
The struggle part in your dream is already clear, no words needed. I’m winning, and when they’re weak, they choose to scribble. So much so that they do this without recognizing any rules, boundaries or values. Here, too, we can understand that both Gülderen and the Queen, who is the main person behind her, will do the same. Here, I go beyond the words and comment with reason and logic that if the queen slanders me, many influential and authoritative people will have to follow her and support her slander and slander. For this reason, things get messy and big events happen. For this reason, there is a burden, trouble and struggle for me, but the end is good for me.
There are also relics left to me by our master Süleyman Hilmi Tunahan (ks.), these are already known to me, to our brothers with strong spirituality, but in this part of the dream, the main subject/trust is leadership/leadership. Alihan and Gülderen knew this from the very beginning, but they did not do what is necessary, they do not. In fact, from the background, the queen is dealing with our community as well as boiling cauldrons of sedition all over the world, and she intervenes in our community through the masons in it. He wants to cut off and end the service, my way, our way.
The end of this job is clear, whatever they do, it is given to the trustee, and then I do that rightful, legitimate, very harsh and very big cleaning that went down in history. I think that like Emir Timur, like Hajjaj-ı Alim, the Islamist/hypocritical group will refer to me as “tyrant” in every era. The dog will crawl, our caravan/path will always walk.
Keser döner, sap döner, gün gelir adaletin kılıcı adamı keser…
Dünya genelinde, omikron varyantını ilk tespit eden şu sözde doktor Coetzee gibi yargılanacak on binlerce sözde doktor var. Bunlar, baştan beri yalanlar söylediler, organ kaçakçılığı bile yapan hükumetlere hizmet ettiler. Cinayetlere, katliamlara ve kara para işlerine ortak oldular. İnsanlığa karşı işlenmiş türlü suçlara, idamlık suçlara ortak oldular. Şimdi “Tehdit edilmiştim” demekle bu yargılamalardan ve ağır cezalardan kurtulamazlar.
Sözde Türk basın ve medyasının bu kadını haber yapmasına da dikkat edilmeli. Korona oyunları meydana çıkmasın diye neleri neleri senelerdir görmezden geldiler, toplum üzerinde büyük bir korku ve baskı havası oluşturdular ama bu kadını görmezden gelmeyip haber yapanları çok. Çünkü bu kadın, onların da mensubu olduğu sistemin bir başka mensubu… Bunlar hep aynı yolun yolcusu… Ankebut Ağının önünü zaten bu konuda sert şekilde kestik ve korona oyunlarını kaldırıp attık. Onlarca hükumet kısa süre içinde birbiriyle organize şekilde korona oyunlarının arka planındaki bu kara para işlerinden tavizler vermeye başladı. Artık bu gibi sözde doktorların hareket sahası da kalmadı. Beklemedikleri şekilde sahada dengeler bir anda aleyhlerine döndü. Ne yapacaklarını şaşırdılar. Onu ve onun gibileri böyle oyunlarla temize çıkartmak istemeleri, beklenen bir şey ama bizler dikkatli olmalıyız. Asla taviz vermeyeceğiz. Oldu bittilere izin vermeyeceğiz. Dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun, korona yalanlarıyla insanlık düşmanlığı sergileyenler, milyonlarca insanın ölmesine ve milyarlarca insanın maddi/manevi zararlar görmesine sebep olanlar, asla cezasız kalmayacaklar.
Sorarlar böylelerine “Az samimi ol, muhataplarını ahmak yerine koyma, bu itirafı yapmak için neden bu günü bekledin?” diye… Yine “Sana daha çok Avrupadaki siyasetçiler ve bilim adamları, hastalığın olduğundan çok daha kötüymüş gibi göründüğünü söylemen için baskı yaptılarsa şimdi çık onların isimlerini tek tek say… Ya da insanlığı ahmak yerine koyma” derler.
Türkiye’deki sözde Türk basın ve medyasında baştan beri bu konularda suç ortaklığı yapan binlercesi de yargılanacaklar. O sözde doktorlar Özlem Türeci ve Uğur Şahin bile yargılanacak. Sözde aşıların dayatılması kısmında vazife alan insanlık düşmanları da yargılanacaklar. Sözde bilim kurullarının üyeleri de yargılanacaklar. Ölüme sebep olacağını baştan beri bildikleri halde yanlış ilaçları yüksek adette kullandıran sözde uzmanlar ve bilim heyetleri de yargılanacaklar. Bunları pohpohlayan, ödüllendiren, meydan veren, destek veren siyasetçiler, holding patronları, sözde gazeteci ve televizyon programcıları, sözde bilim adamları, sözde STK’ler bile yargılanacaklar. Hemen bakılacak, masonlar mı, resmen mason olmasa da masonlar tarafından yönlendirilen kişiler mi… Yahudiler mi… Satanistler mi… CIA ya da MOSSAD bağlantılı kişiler mi… Ya da bilinen o diğer kara paracı ve organcı devletlerin gizli servisleriyle bağlantılılar mı… Bütün insanlığa karşı bu derece şeytanca bir organizasyonun içinde, hiç vicdani sıkıntı duymadan faaliyet sergileyecek iç dünyasına, bu kişileri nasıl kabullenişler, nasıl bir teşkilat getirmiş, bu kısma da en başta bakılacak. Dünya üzerinde bir tek mason locası bırakılmayacak. Bir tek mason üstadı cezasız bırakılmayacak. Avrupanın, ABD’nin gerçek yüzü en net şekilde insanlığın gözleri önüne serilecek. Dünyanın en önde gelen ve itibarlı yayın kuruluşları olarak kabullendirilmiş mason yuvaları da mahkeme kararlarıyla yok edilecekler. Dünya insalığı yahudi/mason/satanist avına çıkacak.
Afrika kıtasındaki bazı devletlerin başkanları, en başından beri korona oyunlarına karşı halklarını korumak için dimdik durdular ve bunlardan bazıları CIA tarafından vuruldular, öldürüldüler. Bunları da bütün insanlık, canlı yayınlanan yargılamalar sırasında somut delillerini ve şahitlerini/itirafçılarını izleyerek, görerek öğrenecek. Bu insanlık düşmanı Ankebut Ağı, ona bağlı mason ve satanist hükumetler, gizli servisler, mafyalar bu dünyadan temizlenecek.
Bunları görebiliyorum, bunlara çok çok az kaldı…
Dünya tarihinin başka hiçbir devrinde bu derece şeytanlıkların, bu seviyede insanlık düşmanlığının ve kötülüklerin bu derece organize ve yaygın şekilde uygulandığı bir devir olmadı. Tarihin en karanlık devri, yani bu Deccal devri artık bitecek. Kan ve gözyaşı artık dinecek.
Ankebut Ağının kontrolündeki o malum devletlerin/hükumetlerin elinde, en başından beri koronanın ilacı var. Dikkat edin, koronaya karşı baştan geliştirilmiş aşı değil, koronaya karşı baştan geliştirilmiş ve hazırda tutulan ve kısa sürede iyileştiren ilaç var. Buna rağmen, hiçbir faydası olmadığı bilinen türlü ilaçlar, her gün abartılı sayıda, korona teşhisi konmuş insanlara içirildi. Korona teşhisi konmuş insanların büyük kısmı ise aslına korona değil gripti. Sonunda, bu ilaçların koronaya karşı bir faydası olmadığı, ağır yan etkilerinin olduğu, pek çok ölümün sebebinin bu ilaçlar olduğu meydana çıktı. Zaten grip olmuş ama ihtiyar olan ya da iç hastalıkları olan kişileri kısa sürede krize sokup öldürmesi için söz konusu ilaçların hem bir arada hem de yüksek adette içirildiği meydana çıktı. “Bu ilaçlar nedir böyle, içmeye başladığımdan beri beni mahvetti.” diyerek ve ölme riskine inandırmış olsa bile cesaret edip o ilaçları keserek hayatını kurtaranlar, ölmeyenler çok oldu. İlaçlara devam edenlerin büyük çoğunluğu ilaçlar nedeniyle öldü. Türkiye’nin dört bir yanından insanlar bu mealde konuştular, anlattılar ama sonra ne oldu? Bir soruşturma, bir yargılama başlatıldı mı? Şimdi ilaçların hiç fayda vermediği, aksine büyük zararlar verip ölümlere sebep olduğu gözler önüne çıktı, üstüne aylar geçiyor. Soruşturma başlatan var mı? Sözde bilim kurulunun aslında ne olduğunu, hangi gizli ermenilerden, gizli yahudilerden, gizli masonlardan, gizli servislere çalışan uzmanlardan, kara paracılardan teşekkül ettiğini soruşturan bir resmi kurumumuz var mı?
Türk doktorlar arasından bile korona virüsü kapan, yoğun bakıma alınan ve sonra bulduğu fırsatta cep telefonu kaydı çektirerek “Ben doktorum. Virüs öldürmüyor. Yanlış tedavi öldürüyor. Burada bana uygulanan tedavi kesinlikle yanlış. İlaçlar da yanlış ilaçlar” diyenler ve sonra ölenler oldu. Söz konusu videolar, gerçek sahibi CIA olan malum sözde sosyal ağlarda sansürlendi ama tamamen görülmez hale getirilemedi. Milletimizin içinden bunları görenler, izleyenler, dehşete düşenler çok oldu. Sonra ne oldu? Soruşturma ya da bilimsel bir inceleme/çalışma başlatıldı mı?
Korona, Ankebut Ağına bağlı insanlık düşmanı satanist hükumetlerin organize şekilde dünyaya yaydıkları ve laboratuvarda üretilmiş bir virüs. Ortada hiçbir virüs bulunmadığını iddia edenler isabetli değiller. Virüs de var ama korona oyunlarına karşı mücadele verenler arasında çok abartanlar da var, aldatma da var. Çünkü böyle faydalı ve zaruri bir mücadeleyi insanlık namına veren insanların arasına karışan çok sayıda art niyetli doktor, gazeteci, sosyal medya ünlüsü gibi kişiler de var. Bunların da arkasında mason tarikatı ve onların kontrolünde olan MİT var. Daha arkasında CIA var.
Korona oyunlarının arkasında kasten yanlış tedaviler uygulama ve ölüme götürecek ilaçlar dayatma da var. Bu sayede öldürülen çok sayıda insan üzerinden dönen kara paracılık da var, organ kaçakçılığı da var. Ayrıca canlı insan kaçakçılığı da var. Sözde aşılar üzerinden insanlığın sağlığına, genetik kodlarına, gelecek nesillere bile kastetmek var. Zamanı gelince sinyal göndererek aşılı insanları bir anda cinnet haline sokmak ya da bir anda kalp krizi gibi görünür şekilde topluca ölmelerini sağlamak da var. İnsanları sürekli sinirli halde tutarak tartışmaların, kavgaların, sorunların devleşmesini sağlamak da var. Hatta kapatmalar, kısıtlamalar vesilesiyle, mason dolu malum hükumetlerin arka plandan ve resmi araçlarla kara para işleri çevirmesi de var. Devletlerin resmi araçlarıyla, bazen polis araçlarıyla, bazen ambulanslarla canlı insan, organ, uyuşturucu ve kara para taşıma işleri de var.
Son aylarda Türkiye genelinde çok yüksek seviyede bir kalp krizi artışı var. Sebebini araştıran resmi yetkili birileri var mı? Ya da milli güvenlik meselesi görerek bir soruşturma başlatan var mı? “Ne oluyor bu insanlara” diyen var mı? Samimi biri miydi bilemiyorum ama bir savcı çıktı, kamerası önünde uzunca konuştu. Sonrasında hukuki ve tıbbi/ilmi hiçbir gerekçe gösterilemediği halde vazifesinden alındı. Neden, kim için, hangi kanuna dayanarak? Hangi maksatla? Söz konusu savcının vazifeden alınması kararına imza atanlar da mason mu, gizli mason mu? Masonlardan talimat alan birileri mi? Bunlar soruşturuldu mu?
Sadece hayvanların halleri tuhaflaşmadı. Stadlarda ölen futbolcuların sayısı da bir anda arttı. Aşı vurulan sporcular arasında trafik kazalarında ölenlerin sayıları da arttı. Her şey tuhaflaştı. Sadece iklimler, depremler, tuhaf yağışlar, hortumlar, fırtınalar değil meselemiz… Her şey tuhaflaştı.
Mason tarikatı üzerinden organize olan yahudilerin, satanistlerin ve gizli ermenilerin Türkiye’ye ve Türk milletine kastettikleri, Ankebut Ağının birçok ülkede aynı anda uyguladığı insanlık dışı planların (sadece korona ve organ planları değil) Türkiye ayağını oluşturdukları, çok açık. Soruşturma var mı, yargılama var mı?
Her sene yüzbinlerce gencin, maddi imkansızlık içinde iken üniversite tahsili yapmasına ve ahlaki eğitim almasına vesile olan İslam tarikatlarının müesseselerinde, hayatın olağan akışı gereği her sene birkaç istenmeyen hadise yaşanıyor diye… Sorunun temelini görmek, insanca yaklaşarak çözüme götürmek yerine, “Tarikatlar kapatılsın” diye avazı çıktığı kadar bağıranlar… Tarikat mensubu, Türkiye vatandaşı, kanuna saygılı, medeni insanlara ağız dolusu sövüp sayanlar, işte bunlar… Korona zulümlerinin, katliamlarının, soygunlarının Türkiye ayağında gönüllü olarak yer alan ve her türlü idamlık suçu organize şekilde, örgütlü şekilde işleyen insan şeytanları bunlar… Masonlar, gizli yahudiler, gizli ermeniler, gizli rumlar, gizli satanistler… Sözde bilim kurulunda, AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünün şu anki kabinesinde, mühim/etkili sağlık kuruluşlarının başında, basında ve medyaya uzman diye çıkartılanlar arasında, bunlardan kaç kişi var, bağlantıları nasıl, soruşturma başlatıldı mı?
Bana inanmıyorsanız Fatih Altaylı’ya, Ahmet Hakan’a, İsmail Saymaz’a, Can Ataklı’ya, Merdan Yanardağ’a, Halk TV’nin ve Tele1’in ya da CNN Türk’ün üst isimlerine sorun… Benzeri binlerce basın, medya, sosyal medya aktörüne sorun. Şurada anlatmadığım kısımları bile biliyorlar.
Koronaya yakalanınca ölmesini istemedikleri adamlarına, masonlara, gizli yahudilere, gizli ermenilere, gizli satanistlere, gizli rumlara, o vatan hainlerine, o insanlık düşmanlarına söz konusu ilaçtan kullandırdılar, kullandırıyorlar.
Bana inanmayan Tayyip’e de sorabilir, Alman, İngiliz, Rus, Japon, Çin, Fransız, Amerikan resmi makamlarına da sorabilir. Sorun, sorun… Resmi geçerliliği olacak şekilde, usule uygun dilekçelerle sorun, cevaplar talep edin. Belki resmen inkar ederler ve sonra da koronanın arka planında dönen insanlık dışı işleri dünyanın bilmem kaç ülkesinde aynı anlarda ispat eden somut deliller yayılıverir. Ne kadar da büyük karışır şu dünya… Az daha unutuyordum, hükumetler üstü bir otorite haline getirilmiş olan o Bill Gates’e ve sözde vakıflarına da sorabilirsiniz. Belki de o sözde vakıfları, virüsün ilk anlarda nereden, kimler tarafından, ne şekilde yayıldığını biliyorlardır. Belki de aşı denilen sıvıların aslında nelere sebep olduğunu da biliyorlardır. İspanya’da ilk zamanlarda neler döndüğünü de biliyorlar. Belki kendi bünyesindeki adamları bile bu türlü gerçekleri kendi aralarında konuşmuş ya da yazışmışlardır.
İnsanlar üzerinde denemeden az öncesinde, aşılı ve çipli köpeklere uzaktan sinyaller göndererek onların dengelerini, davranışlarını bozuyorlar, beyinlerinin bazı noktalarını tetikliyorlar ve testler mi yapıyorlar?
Son zamanlarda dünyanın dört bir yanında tuhaf köpek davranışları görüldüğü gibi, Türkiye’de de görüldü ve görülüyor. Köpeklerin sadece insanlara karşı değil, maymunlara ve başka hayvan türlerine karşı da saldıganlaştıkları görülüyor.
Bütün bunlar, çok büyük bir planın son safhasına ait bir kısmı mı?
Korona aşısı olduğu iddia edilen sıvıların, vücutlarına enjekte edilmesine izin veren milyarlarca insan, endişelenmeli ve korkmalı mı? Bir gün geldiğinde, dünyanın dört bir yanındaki farklı milletlerden, kültürlerden, dinlerden olan insan topluluklarının, aynı anlarda çıldırmış gibi davranışlar sergilediğine, sebepsiz şekilde etraflarına saldırmaya başladıklarına, sokakların ve caddelerin kan gölüne döndüğüne şahit olacak mıyız? Aynı anlarda aşılanmış ya da çiplenmiş hayvanların da birbirlerine ve insanlara saldırdıklarına şahit olacak mıyız?
Bu konu ile Türkiye’nin Milli Güvenlik Kurulu ve ordusu ilgilenmeli mi? Ciddiyetle soruyor ve üzerinde duruyorum, bu, bir ülkenin ordusunun da müdahil olması gereken bir konu mu? Şu sözde bilim kurulunun mensuplarının kimler olduğu, bağlantılarının kimler, nereler olduğunu, bu güne kadar bu kadar bilim dışı kararları neden aldıkları, ortada nasıl bir oyun döndüğü hala milli güvenlik meselesi olarak görülmeyecek ve araştırılmayacak mı? Bir milletin hatta koca insanlığın hayatı, sağlığı, güvenliği bu kadar mı ucuz, bu kadar mı değersiz?
Bunun yanı sıra, dünyanın dört bir yanında tuhaf ve aşırı şiddetli manyetik alanlar oluşuyor. Bunun neticesi olarak da aşırı yağışlar, kasırgalar, sık ve kuvvetli hortumlar, aşırı soğuklar, ekinlerin daha tarlada iken yanıp kuruması, temiz su kaynaklarının aşırı hızlı şekilde kuruyup yok olması, kuraklığın hızla yaygınlaşması ve ayrıca sık sık ve şiddetli depremler görülüyor. Yine söz konusu aşırı büyük ve kuvvetli manyetik alanların tesiriyle kuşlar havada uçmakta iken sürü halinde çarpılıp yerlere saçılarak ölüyorlar. Böyle sürü halinde ölen kuşlar, son yıllarda Türkiye dahil, dünyanın dört bir yanında görüldü ve hala zaman zaman görülüyor. Türkiye’deki bazı vakaların görüntüleri Youtube’da bile bulunabiliyor. Bazı şehirlerde günler, geceler boyunca tuhaf sesler de duyuluyor. Seslerin bazısı yeraltından geliyormuş gibi iken bazısı gökte oluşuyormuş gibi duruyor. Söz konusu seslerin pek çoğunun arasında manyetik sürtünme hışırtıları da açıkça, cihaz kullanmadan, insan kulağıyla bile duyulabiliyor. Buna rağmen Türkiye’de görülen böyle bir vakada, hiçbir bilimsel çalışma yapılmamasına rağmen yetkililerin “Yeraltındaki su tesisatında biriken suyun kabarcıklarının sesi bunlar” dedikleri görülüyor. Son olarak, on günden fazladır gece gündüz tuhaf ve şiddetli sesler duyulan Selanik şehrinin yetkilileri de bu Türkiye’deki art niyetli yetkilileri taklit ediyor ve hiçbir bilimsel veri ve ispat olmadan aynı minvalde açıklamalar yapıyorlar. Neler oluyor, kim bunlar, neden böyle davranıyorlar? Ortak noktaları ne? Neyi bilmemiz, neyi çözmemiz gerekiyor?
Türkiye’de çok tuhaf şekilde onlarca noktada aynı anda başlayan orman yangınları yakıp kavuruyor, söndürme çalışmalarına halkın destek vermesi engelleniyor. Halkın tahliye edilmesi gereken yerde devlet gücü, kolluk gücü, ordu gücü görülemiyor. Yangınların ikinci hatta üçüncü gününde bile devletimizin yani milletimizin imkanlarının seferber edilmediği ve insanların kovalarla denizden su çekerek yangınları söndürmeye çabaladığı görülüyor. O günlerde, Türkiye’nin farklı şehirlerine tuhaf gök cisimlerinin alev almış şekilde düştükleri haber oluyor ama hemen bunların göktaşları olduğu iddia ediliyor.
“Bunların göktaşları olduğuna emin miyiz? Mili güvenliğimizi alakadar eden bir tehlike söz konusu olabilir mi? Gerekli bilimsel çalışmalar ve ayrıca soruşturmalar yapıldı mı? Düştükleri yerler incelendi mi?” diye yazıp soruyoruz, sesimizi artık Papua Yeni Gine devlet yetkilileri bile anında duyuyor ama Türkiye’nin başındaki malum idareciler, üzerine aylar geçtiği halde bile bu konunun, bu riskin, bu şaibenin üzerine gitmiyorlar. Böyle davranmalarını kimler istiyorlar?
İnanılır gibi değil ama yaşayarak görüyoruz ki her bir köşesi uzman şahıslarla dolmuş şu koca dünyada, bilmem kaç tane milletler arası teşkilat bulunan şu koca dünyada, nedense bunca teşkilat, hükumet, bunca güvenlik kurulları, bunca ordular, bunca uzmanlar böyle tuhaflıkların üzerine ciddiyetle ve samimiyetle gitmiyorlar. Hiç beklenmedik şekilde Afrika kıtasındaki bazı devlet reisleri gitmek istiyorlar ve peş peşe öldürülüyorlar.
Hala dünya insanlığına korona oyunları, sözde iklim değişikliği ve sözde küresel ısınma oyunları oynanıyor. Bunların hiçbirinin bilimsel temelleri olmadığı, en ileri seviyedeki bilim adamları tarafından, tamamen bilimsel temellere dayanılarak anlatıldığında, Facebook, Google, Youtube, Instagram, WhatsApp, Twitter gibi gerçek sahibi CIA olan mecralarda sansürleniyor, kaldırılıyorlar. Hatta son zamanlarda, dünyanın en saygın bilim dergilerinde yayınlanan ve saygın bilim adamlarınca hazırlanan bilimsel makaleler bile kaldırılıyorlar. Birileri sürekli bilimsellik, çağdaşlık, demokrasi, insan hakları, fikir ve vicdan hürriyeti, korona, varyant, küresel ısınma, iklim değişikliği kavramları ve iddiaları arkasına sığınarak insanlık düşmanlığı sergiliyor. Bunu hala anlamamak nasıl mümkün olabilir.
Bütün dünya insanlığının, devletler arası hatta devletler üstü bir organizasyon halinde ve çok sinsi şekilde yapılan… Çok yüksek teknoloji, basın, medya ve sosyal medya imkanları da kullanılan… En çok da mason tarikatı üzerinden yönetilen… Şiddetli ve dehşet verici ve kural/sınır tanımaz saldırılara maruz kaldığı, aslında görmek isteyenler için apaçık şekilde gözler önünde.
Dünyamızın/gezegenimizin değil ama dünya insanlığının çok fazla vakti kalmadı. Çünkü bu türlü organize ve yüksek teknolojili ve uzun süreli saldırıların arkasında mason tarikatı, yahudiler, siyonistler, satanistler ya da halk arasında bilinen ismiyle İlluminati bulunuyor olsa da onların arkasında da dünya insanlığına düşman olan uzaylı taraflar yani halk arasında bilinen isimleriyle Ye’cüc ve Me’cüc kavimleri (Yeşiller ve griler) bulunuyor. Açıkça gözler önündeki bunlar, dünya insanlığının nüfusunu kısa sürede ve çok çok feci vesilelerle azaltmak istiyorlar. Bu maksatla, bir seviyeye kadar gezegenimizin tabii dengesine darbeler vurmaktan da geri durmuyorlar, durmayacaklar.
Bunların yeraltındaki üslerinin tespit edilerek imha edilmelerinin ve bunlara çalışan yer üstündeki mason, yahudi, satanist insan şeytanlarının ve ayrıca biyonik robotlarının tek tek tespit edilerek imha edilmelerinin vakti gelmedi mi?
Dünya siyasetinde tam bir orta oyunu, tam bir danışıklı dövüş sergileniyor. Rusya, ABD, AB, NATO, hepsi Türklerin daha fazla sömürülebilmesi için danışıklı dövüş yapıyor.
Kazakistan’da gerçekte neler olduğunu uzman görüşleriyle anlatan Kozmik Oda isimli Youtube kanalının “Kazakistan’da yaşananların perde arkası” isimli videosu, yayınlandıktan 17 saat sonra bile sadece 1.650 kişiye gösterildi. Oysa kanalda 134 bin abone bulunuyor ve bütün Türkiye, tıka basa gizli Yahudi ve gizli Ermenilerle doldurulmuş sözde Türk basın ve medya kuruluşları da aslında bu videoda anlatılanları öğrenmeye çalışıyor.
Bu heriften azami seviyede istifade, ancak bir FETÖ yurdunun idarecisi yapılarak elde edilebilirmiş. Orada müslüman rolü oynar, yapılan ayni ve nakdi yardımları zimmetine geçirir, sisteme de biraz pay gönderirdi. Oradan ötesini yapmasını istemek, beklemek bu herife de zulümmüş. Yazık, çok zulüm etmişler Nebati’ye ve hala ediyorlar… Yazık, çok zulüm etmiş Nebati kendisine… Yazık bu millete ki bu kadar kritik zamanlarda hazineden ve maliyeden bu kadar çapsız, bu kadar liyakatsiz, bu kadar vasıfları düşük şu kişi mesul ve hakikaten yaklaşıyor yaklaşmakta olan…
Aşağıdan yukarıdan yolun sonu görünüyor ve yolun sonu zifiri karanlık…
Piyasadan geliyormuş
30 kuruşa simit satmaktan başka ve at etinden sucuk yapılan işletmede karşılıksız çek kesmekten başka ekonomi bilgisi ve tecrübesi olmayan… CIA ve içimizdeki İsrail tarafından Devlet Bohçalı aracılığıyla hukuksuz şekilde iktidara getirilen ve orada tutulan sahte diplomalı gayr-i meşru cumhurbaşkanı Recep Tayyip’in hazine ve maliye bakanı da böyle olur. Bunda şaşılacak ne var? Bu modellerin piyasası böyle… Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş.
Hangi yatırımcı böyle bir ülkede önünü görebilir ve yatırım yapabilir. Liyakat yok. Ahlak yok. İyi niyet yok. Hukuk/adalet yok. Milleti de büyük oranda kendilerine benzettiler. Yıkılmadan düzelmez bu memleket. Bakalım, arka kapı müdahaleleriyle, kara paraların bir kısmını piyasaya sürmekle kur ve enflasyon ne kadar dizginlenebilecek. Türk lirasının pul olmasına çok çok az süre kaldı. O gün geldiğinde Tayyip ve çetesi hala iktidarda olabilecek mi, onu da çok merak ediyorum. Çünkü hayat sürprizlerle ve lüzumsuz heriflerle dolu…
Şu şartlarda bile Tayyip’e, mason tarikatına, İngiltere’ye, CIA’ya, batı dünyasına çalışmaya ve AKPKK ile danışıklı dövüşmeye devam ediyor.
Kemal, “Sayın Yavaş’ın ve İmamoğlu’nun ismi öne çıkarılıyor ama İstanbul ve Ankara’nın yönetimini bırakamayız. Seçmenimize anlatamayız.” dedi. Zaten seçmende yavaş ve İmamoğlu talebi çok güçlü olduğu için onların adları öne çıkartılıyor. Bu belediye başkanlarının tavsiye edeceği CHP’li belediye başkanı adaylarının karşısında başka hiçbir aday kazanamaz. Kemal bu dengelerden ve seçmenin bu halinden bihaber olamaz. Kemal, danışıklı dövüşmeye devam etmek için şartları zorlarken, aldığı kararlar ve yaptığı açıklamalarla kendini iyice açık ediyor.
Türkiye’ye de CHP’ye de ihanet ediyor. Kemal ve çetesi dik dursaydı, son iki ay içinde Tayyip, bir değil birkaç kere bile devrilebilirdi. Adnancıların yok edileceğini, ortalığın fena karışacağını öğrendiği gibi krizlere de girdi. Çok panikledi. Çünkü kendisi de her türlü pisliğin ve ihanetin içinde… Kara paracılarla da Adnancılarla da AKPKK ile de organik bağları var.
Türkiye’de, az ileriyi görebilen akl-ı selim herkesin görebildiği çok net bir kare var. O karede çok çok yüksek sayıda bankazedeler var. Ekonomik OHAL var. El konulmuş mevduatlar var. İflas etmiş bankalar var. Bunun neticesi olarak bankazedeler var. İflas etmiş dev holdingler var. Çok yüksek sayıda işsiz kalmış insan var. Kara kışta açlık sorunundan sonra çok büyük enerji ve ısınma sorunları da var. Bulaşıcı hastalıklar var. İntiharlar var. Halk hareketleri var. Suç patlaması var. Yağmalar var. Karaborsa var. Siyasi kaos var.
AKPKK’nin son manevraları, yıkıldıklarında yargılanıp asılacaklarını kesinlikle bilen, bu nedenle inatla iktidarda kalmak isteyen bir hükumetin, artık kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış bir hainler güruhunun yapacağı bir şey. Kendilerinden bekleneni yaptılar. Kendilerinden beklendiği gibi, bu yaptıklarını da halka çok başka türlü anlattılar. Laf cambazlığı yaptılar. Yerine getiremeyecekleri kararlar aldılar, vaadler verdiler ve bunları ilan ettiler. Son açıkladıkları sistemin Türkiye’yi kurtarması mümkün değil ve hükumetin o vaadlerini yerine getirmesi de mümkün değil.
Ülkenin hazinesinde para yok. Ülkenin bankaları şu anda bile çok büyük krizlerdeler. Yabancı bankalar hala kaçmanın fırsatlarını arıyorlar. Yabancı yatırımcılar çoktan geri durdular. Yatırım planlarını iptal ettiler ve artık var olanı muhafaza etmek için imalatı durduracaklar, satışları durduracaklar ve yurt dışına çıkacaklar. Zaten hükumet de bunları bildiği ve son bir çare ile mani olmak istediği için bu son açıklamaları/oyunları yaptı. Millet dövizden uzak durmalı, bankalarda para tutulmalı ama kimse bu hükumete güvenmeyecek ve bu planlananlar olmayacak. Olsa bile bu sistem çalışmayacak, vaad edilenler millete verilemeyecek. Milletin bankalara yatırdığı paraları fazlası ile almasını geçtim, yatırdığı kadarını bile alamayacaklar.
Tarihi eserlerin hatta mukaddes emanetlerin bile peşkeş çekildiğine, yerlerine sahtelerinin konulduğuna dair vahim iddialar var. Boğaz kenarında, devlete ait yapıların ve büyük arazilerin peşkeş çekilmekte olduğuna dair de vahim iddialar var. ASELSAN’ın kısmen peşkeş çekildiği, bazı değerli projelerinin de satıldığı şeklinde vahim iddialar da var. Birer kara para devletçiği olan Katar’dan ve Birleşik Arap Emirliklerinden yüksek miktarda döviz getirildiğine, piyasaya el altından dahil edildiğine, dövizdeki bu ani düşüsün arkasında bu hamlenin olduğuna dair vahim iddialar var. Bunların hepsi de suç… Bunların hepsine adli yetkililerin bir an önce müdahil olması şart. Vazifeleri bu ama kaç yıldır yazıyorum, AKPKK yıkılınca, enkazın altında herkesten çok, vazifelerini yapmayan adli yetkililer kalacaklar. Halleri çok ama çok perişan olacak.
Bir memleket, bir millet, bu güne gelene kadar suç bataklığına batmış AKPKK ve MHPKK ittifakının üyelerinin yargılanma ve asılma korkuları nedeniyle, göz göre göre daha da batırılıyor. Buna daha fazla tepkisiz kalınamaz. Böyle bir anda bile sessiz ve tepkisiz kalan yığınlar, çok ama çok büyük felaketlerin, acıların, acizliklerin, rezilliklerin içinde kalırlar. An itibariyle muhalefet tarafında bulunan partilerin, liderlerin, siyasetçilerin de bu son şansı. Şu anda, şu şartlarda bile gerçekten muhalefet yapmazlarsa, enkazın altında onlar da kalırlar.
Tayyip Erdoğan’ın bu güne kadar sahte diploma ile devletin başında bulunduğu, kara paracılarla birlikte iş tuttuğu, mason tarikatı tarafından yönetildiği, CIA casusları tarafından kuşatıldığı, sömürgeci batı dünyasına hizmet ederek Türk milletine ve Türk/İslam alemine hep ihanet ettiği açıkça gözler önündedir. Bunun hiç abartsız binlerce somut delili de mevcuttur. Bu sözde cumhurbaşkanının ve hükumetin meşruiyeti yoktur.
Ayrıca, Tayyip’in akıl, ruh ve beden sağlığının, iş göremez derecede bozulduğu, hatta artık klinik vaka olduğu herkesin malumudur. Bundan yıllar önce bile sara hastası olduğunun iddia edildiği, defalarca bayıldığı, bir keresinde bayıldığında kendisine müdahale eden kadın doktorun öldürüldüğü de herkesin malumudur.
Türkiye’nin daha fazla felakete sürüklenmesine izin vermek istemeyen bütün taraflar, aklı başından gitmiş bu şahsa ve onu elinde oynatan danışman ve bakan görünüşlü casuslara, bu casusların çalıştığı batı ülkelerine karşı artık dik durmalılar. Sivil itaatsizlik kararı almalıyız. Gerekirse meşru bir millet darbesini yapmalıyız. Bağımsızlığını kaybederek hükumetin emrine girmiş hakimler ve savcılar, apaçık şekilde gözler önündeler. Listeleri hazır ve işe ilk önce bunları oyundan düşürerek başlamalıyız.
Twitter’daki Mehmet Fahri Sertkaya profili ve akademi dergisi hesabı, gerçek sahibi CIA olan Twitter tarafından yıllardır sansürlenmektedir. Birkaç saat içinde sadece Türkiyeyi değil, bütün dünyayı sarsması gereken paylaşımlarımız, yıllardır bu hesaplarda öylece, kendi halinde durmaktadır.
Twitter, insanlığın faydasına olan bu paylaşımların herkes tarafından görülmesine ve herkese yayılmasına algoritmalarıyla sansür uygulayarak mani olmaktadır. Yine CIA’ya ait olan Facebook, Youtube, Instagram, WhatsApp, Google gibi platformlarda da yıllardır sansürleniyoruz ve buraları çoktan terk ettik. Paylaşımlarımız şimdilik ok.ru platformundaki hesaplarımızda her gün düzenli olarak devam etmektedir.
Bunun hâricinde, tamtam uygulamasındaki, Viber uygulamasındaki ve daha pek çok uygulamadaki akademi dergisi hesaplarında da paylaşımlarımız devam ediyor. Lâkin söz konusu diğer hesaplara paylaşımlarımız gecikmeli olarak yükleniyor.
Ayrıca, www.mfs.tv adresindeki bloğumdan da yazılarımı sürekli olarak takip edebilirsiniz. Bunun hâricinde, telegramda ve daha başka platformlarda, takipçilerimizin açtığı gayri resmi akademi dergisi hesapları bulunmaktadır. Buralardan da paylaşımlarımızı takip edebilirsiniz.
Telefon numarası ile kullanıcıların, yayıncıların bulunabildiği platformlarda, 0554 360 56 66 numarasını ekleyerek hesaplarımızı bulabilirsiniz. Herhangi bir iletişim kopukluğu söz konusu olursa, nereden yayın yapmaya devam ettiğimizi, www.akademidergisi.com, www.mfs.tv adreslerindeki duyuru yayınlarından öğrenebilirsiniz.