Etiket arşivi: Nureddin Nebati

Bize çocukluğundan biraz anlatır mısın

Osmanlı devrinde böylelerini cellat yapıyorlardı.

Şu insan kasabı, şu organcı Fahrettin Koca’nın Çingeneliğini hala göremiyor musunuz?

Fahrettin’in hiç gençlik fotoğraflarını gördünüz mü? Vesikalık olsa da olur, aratın bakalım sağda solda var mı…

Sanki yapay zekaya başvurmuşlar da dakika içinde bu hikayeleri uydurmuş gibi bir hisse kapılıyorum.

– Merhaba kuş! Bize çocukluğundan biraz anlatır mısın…

= Merbaha insan! Benim çocukluğum çok yalnız geçti. Çocukluğuma çok fazla kişi şahit olamadı. Akranım çocuklarla neredeyse hiç misket ve top oymayamadım. Çünkü çocukluğumda hep babamın bakkal dükkanına baktım. Böyle olmalıydı, çünkü babam da başka bir bakkal dükkanımıza bakıyordu.

Yine de kötü bir çocukluk geçirmedim. Diğer çocuklara kıyasla iyi şartlar içindeydim de denebilir. Çünkü dükkanda bol bol arpa, darı oluyor ve bunlara her zaman erişme imkanı bulabiliyordum.

Özlüyorum şimdi o yapayalnız, oyunsuz, sokaksız, maçsız, topsuz geçen çocukluğumu… Her şeye rağmen çok güzeldi. Hele bayramlar başka güzeldi. Ben bayramlarda da pek ortalıkta görünmezdim. Babamlarla bayram namazına, sonra da kabristana giderdim. Sonra yine bakkal dükkanımıza bakardım.

Belki de çocukluğumun bu kadar yalnız geçmiş olmasındandır, bilemiyorum ama devamında ilk gençlik yıllarım da çok yalnız geçti. Şu milletin arasında benim çocukluğumu ve gençliğimi bilen, şahit olan pek fazla kişi yok. Hayat işte, her şey istediğin gibi olmayabiliyor.

– Merhaba yeşil kuş! Sen de bize biraz çocukluğundan anlatır mısın…

= Merhaba insan! Öncelikle seni gerçek bir kuş olmadığım, yapay zekalı bir biyonik robot olduğum hususunda açıkça bilgilendirmeliyim. Ben, çok gelişmiş bir yapay zeka sistemiyle desteklenmiş ve üst versiyonda bir robot kuşum. Eğer istersen sana sadece bir dakika içinde bile yüzlerce farklı çocukluk hikayesini detaylı olarak yazabilirim. İstersen bunları saatlerce hatta aylarca sürecek şekilde sesli olarak anlatabilirim. Şimdi yine de sana çocukluk hikayesi anlatmamı istiyor musun?

– Merhaba Nebati! Bize biraz çocukluğundan anlatır mısın…

– Merhaba insan! Gerçek ve yaşayan insan derisi/dokusu ile kaplanmış olmam, çıplak gözle bakılınca gerçek insandan ayırt edilemiyor olmam seni yanıltmasın. Öncelikle, çok gelişmiş bir yapay zekayla ve daha başka özel teknojilerle donatılmış bir biyonik robot olduğum hususunda seni açıkça bilgilendirmeliyim.

Sahip olduğum çok ileri teknoloji sayesinde gerçek insanların beyinleriyle kablosuz şekilde bağlantı kurabilir ve kısa süre içinde neler yaşadıklarını izleyip duyabilirim. Hatta yeni ölmüş gerçek insanların beyinlerine de bağlanabilir, onların ölürken gördüklerini, duyduklarını izleyebilir ve karışık cinayetleri kolayca çözebilirim.

Az önce biyonik robot bir kuş tarafından bilgilendirildiğini ve ileri seviyede şaşırıp sarsıldığını görüyorum. Ben de sana sadece bir dakika içinde çok mantıklı ve kusursuz cümlelerle ve birbirinden tamamen bağımsız yüzlerce çocukluk hikayesi kurgulayabilirim. Bunları, beden dili ve duygusal tavırlar hatta gerektiğinde kahkalar ve göz yaşları da ekleyerek sesli olarak anlatabilirim.

Bu sarsıcı gerçeğe rağmen, bir çocukluk hikayesi kurgulayıp da sana anlatmamı istiyorsan, gözlerimdeki ışılltıya odaklanman yeterli. Ben senin zihnindeki kararı gözlerinden bile okuyabilirim.

– Merhaba arı! Ben, dünyadaki biyonik robot insanlar ve hayvanlar hakkında bilgilendirilmiş gerçek bir dünya insanıyım. Senin gerçek arı suretinde imal edilmiş bir biyonik robot olduğunu da biliyorum. Yapay zekanın insanlarla irtibat kurabilecek kadar gelişmişmemiş olduğunu da biliyorum ama yine de bana temel bilgiler verebilirsin. Bana, dünyamızda neler yaptığını biraz anlatır mısın…

= Merhaba dünyalı! Evet, ben bir biyonik robotum ve şu anda, aldığım talimatları uyguluyorum. Talimatlar şu şekilde:

🔘 Gerçek dünya insanlarına fark edilmeden tabiatta dolaşmak

🔘 Gerçek arılara musallat olup onları yaydığım sinyallerle rahatsız edip kovmak, dağıtmak.

🔘 Bu yolla, tabiattaki bitkilerin üremesine büyük oranda mani olarak kontrollü bir kuraklık, kıtlık sağlamak.

🔘 Bazı durumlarda gerçek arıları temassız şekilde uzaktan sinyallerle çarparak öldürmek.

🔘 Hedef arı kovanlarındaki kraliçe arıları öldürerek kovanın birliğini bozmak ve dağıtmak

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

“Lan nasıl?”

Bu heriften azami seviyede istifade, ancak bir FETÖ yurdunun idarecisi yapılarak elde edilebilirmiş. Orada müslüman rolü oynar, yapılan ayni ve nakdi yardımları zimmetine geçirir, sisteme de biraz pay gönderirdi. Oradan ötesini yapmasını istemek, beklemek bu herife de zulümmüş. Yazık, çok zulüm etmişler Nebati’ye ve hala ediyorlar… Yazık, çok zulüm etmiş Nebati kendisine… Yazık bu millete ki bu kadar kritik zamanlarda hazineden ve maliyeden bu kadar çapsız, bu kadar liyakatsiz, bu kadar vasıfları düşük şu kişi mesul ve hakikaten yaklaşıyor yaklaşmakta olan…

Aşağıdan yukarıdan yolun sonu görünüyor ve yolun sonu zifiri karanlık…

Piyasadan geliyormuş

30 kuruşa simit satmaktan başka ve at etinden sucuk yapılan işletmede karşılıksız çek kesmekten başka ekonomi bilgisi ve tecrübesi olmayan… CIA ve içimizdeki İsrail tarafından Devlet Bohçalı aracılığıyla hukuksuz şekilde iktidara getirilen ve orada tutulan sahte diplomalı gayr-i meşru cumhurbaşkanı Recep Tayyip’in hazine ve maliye bakanı da böyle olur. Bunda şaşılacak ne var? Bu modellerin piyasası böyle… Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş.

Hangi yatırımcı böyle bir ülkede önünü görebilir ve yatırım yapabilir. Liyakat yok. Ahlak yok. İyi niyet yok. Hukuk/adalet yok. Milleti de büyük oranda kendilerine benzettiler. Yıkılmadan düzelmez bu memleket. Bakalım, arka kapı müdahaleleriyle, kara paraların bir kısmını piyasaya sürmekle kur ve enflasyon ne kadar dizginlenebilecek. Türk lirasının pul olmasına çok çok az süre kaldı. O gün geldiğinde Tayyip ve çetesi hala iktidarda olabilecek mi, onu da çok merak ediyorum. Çünkü hayat sürprizlerle ve lüzumsuz heriflerle dolu…

Mehmet Fahri Sertkaya

Bana sorarsanız, güvenmeyin…

Bu söylediklerine, Maliye bakanı Nureddin Nebatinin kendisi bile inanmıyor. Geleceği Allah bilir ama görünen köy de kılavuz istemez. Perşembenin gelişi Çarşambadan belli olur. O Nureddin Nebati de o makamda fazla kalamaz.

“Dolar en az 16 lirayı görür, sonra daha üstüne çıkma ihtimali de var.” demiştim. Daha yükselmemesi için samimiyetle, dürüstlükle, temelden ve kurtarıcı müdahaleler yapılması gerektiğini ifade etmiştim. Hala her şeyi daha da berbat etmek istercesine hamleler yapmaya devam ediyorlar. Sorunları geçiştirmeye, yalan beyanlarda bulunarak milleti ahmak yerine koymaya, kendilerinin bile inanmadığı açıklamar yapmaya, vaatlerde bulunmaya ve çok değerli vakti ziyan etmeye devam ediyorlar. Milletin tepkileri arttıkça da devlet gücünü hukuksuz şekilde kullanmaya, hukuk tanımaz tavırlar sergilemeye, daha da sert oynamaya, milletin polisini milletin peşine takmaya devam ediyorlar. Sokak röportajları yapanları toplamaya oynayacak kadar çaresiz, aciz ve bitik haldeler. İşte bu gidişin/yolun sonu da tartışmaya mahal vermeyecek kadar kesinlikle belli;

– 1 dolar, 25 Türk lirası olur

– Açlık, yokluk daha da artar

– Karaborsa daha da artar

– Suç oranları patlar, yer yer yağmalar da görülür

– İntiharlar, isyanlar daha da artar, resmi makamların önünde kendi yakan insanlar günlük hadiselerden sayılır

– Halk hareketleri başlar

– CB külliyesi etrafında, midesi boş, geleceği karartılmış, sinir sistemi patlatılmış milyonlarca insan toplanır

– Suçişleri bakanı değişir

– Adalet bakanı değişir

– Maliye bakanı değişir

– Sağlık bakanı değişir

– Açıklamalar ve vaatler de değişir

Lakin iş işten geçmiştir, gecikmeli değiştirmeler fayda sağlamaz. Ve Tayyip, yıllardır söylediğim gibi, meşru bir millet darbesi ile devrilir.

Mehmet Fahri Sertkaya