Etiket arşivi: CIA

Çin ile Tayvan arasıdaki sorunlar, bizim meselemiz değil.

Anlaşmışlar, anlaşamamışlar, savaşmışlar, kendi aralarındaki meseleleri…

Kendisine son derece samimi ve dostça uzatılan eli tutmayan, insanlık namına uzatılmış eli tutmayan milletler, müstahak olduklarını yaşamalılar, görmeliler. İcap ediyorsa, ibret-i alem olmalılar.

Bu dünyanın kuralı bu… Vefasızlık, namertlik ve kötü ahlaklık davranışlar, cezasız kalmaz. Biz iki tarafın da yanında değiliz.

Bu da Japonya’nın tercihi…

Japonya ile Çin arasındaki ve Japonya ile Rusya arasındaki sorunlarda da taraf değiliz.

Nerede o eski Japonlar… Şimdiki Japonlar da ne yazık ki yozlaşmışlar. Tarihlerini, kültürlerini, ahlak kaidelerini umursamaz olmuşlar. Dostlarını, düşmanlarını ayırt edemez olmuşlar. Bu da onların tercihleri…

Biz Japonya’dan yana da değiliz, düşmanlarından yana da değiliz.

Güney Kore de tercihini yaptı

Bizim Güney Kore’ye dair kanaatlerimiz, kararlarımız da kesinleşti. Daha fazla beklemenin lüzumu yok. Güney Kore de kendi tercihlerini yaptı. Koşar adım felakete gitmekten hala hiç rahatsız değiller. Kendileri bilirler…

Herkes ektiğini biçer. Herkes, neye müstahaksa onu bulur.

Kuzey Kore, Rusya, Çin ya da başka bir devletin Güney Kore ile anlaşması ya da çatışması bizim meselemiz değil.

Ukrayna’nın çaresizliği…

“Belarus topraklarından Ukrayna’ya bir saldırı düzenlenmesi ihtimalini dışlamıyoruz.”

Letonya basınına konuşan Ukrayna Dışişleri Bakanı Kuleba, “Bu senaryoyu çok ciddi seviyede ele alıyoruz. Bu ihtimali dışlamıyoruz. Şu anda Belarus Ukrayna için doğrudan bir askeri tehdit oluşturmasa da bulgular görmezden gelinemez” dedi.

Minsk’ten gelen siyasi açıklamaların ve Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko‘nun Kırım’ı tanıma açıklamasının Rusya’nın saldırgan dış politikasının bir parçası olduğunu öne süren Kuleba, “Bu bizim için açık bir tehdit ve buna yanıt vermeliyiz. Ancak olayların bu şekilde gelişmesini önlemek için Belarus sınırına uygun sayıda askeri personelin gönderilmesi gerekli. Şu anda bu kaynakları nereden alacağımıza karar veriyoruz” ifadelerini kullandı.

Belarus ordusunda Ukrayna’ya saldırmak için bir hazırlık yapıldığını görmediklerini de kaydeden Kuleba, Minsk’in Rusya’ya böyle bir saldırı düzenlenmesi için Belarus topraklarını kullanma izni verebileceği iddiasında bulundu.

“Mfs ile nasıl bir güne uyanacağınızı bilemezsiniz. Son zamanlarda hayatlarımız çok yorucu ve yoğun geçiyor” mealinde kendi aralarında konuşan CIA personellerine sözüm şudur:

– Basın istifayı, çekip gidin. Boşuna yoruluyorsunuz. Kazanma ihtimalinizin sıfır olduğu bir maçı oynuyorsunuz.

Mehmet Fahri Sertkaya

Youtube bunu hep yapıyor

“Borna Seyyahe” isimli Youtube kanalı üzerinden İran’ı bütün dünyaya, en çok da Türk izleyicilere en şeffaf ve samimi şekilde anlatan ve hususiyle işgal altındaki güney Azerbaycan ile Türkiye arasında -kendisi farkında olmasa da- kalbi ve siyasi köprüler kuran Berna hanımın kanalı hacklenmedi.

Hala kendisi de neler döndüğünden habersiz. Biz, bir süredir Berna hanımın son derece başarılı, kaliteli ve beğenilen Youtube kanalını yakinen takip ediyor, kanalın bir seviyede sansürlendiğini biliyor ve uzun ömürlü olmayacağına kesin gözüyle bakıyorduk.

Beklediğimiz gibi oldu ve Youtube’un gerçek sahibi olan CIA, kanal hacklenmiş numarasını Berna hanıma da oynadı. Şu saatten sonra yeni kanalı da hak ettiği yere ulaşamaz, yürüyüp gidemez, emekleri zayi olur. Zira hep anlattığım gibi, Youtube denilen yahudi/satanist/mason mekanında, gerçek Türklere ve gerçek müslümanlara sansür hiç bitmez.

Türklerin ve Müslümanların kanalları hep yerlerinde sayarlar, hep sinsice ve gizlice sansürlenirler ve kanal sahipleri bezdirilirler. Ne olduğunu anlayamadan hayal kırıklığına uğrar ve pes ederler. Abonelerinin ve izlenme sayılarının hak ettiği şekilde yükselmesine izin verilmeyen “Borna Seyyahe” gibi böyle bazı kanallar ise sadece sansürlenerek bırakılmazlar. Hiçbir kural ihlali yapmasalar da ve yürüyüp gidemeseler de türlü oyunlarla kanalları yok edilir. Sansürlü hallerinin bile Youtube’da kalmasına izin verilmez.

Bu güne kadar bize uygulanan hukuksuzlukları, sansürü, skandalları en somut delilleriyle hep paylaştık. İnsanlık düşmanlarını, Türk ve İslam düşmanlarını, ahlak ve namus düşmanlarını korumak için çırpınan Youtube’un açıkça suç üstü olduğu anlar çok oldu. Aydın Doğan’ı ve onu oynatan Koç ailesini köşeye sıkıştırdığımız zamanlarda, hiçbir kural ihlali bulunmayan kendi kanalımıza yönetici girişi yapmaya Youtube haftalarca mani olmuştu. Üstelik, sanki teknik bir arıza varmış görüntüsü arz ediyordu. Youtube yetkilileriyle iletişim kursak, cevap bile verilmiyordu. Başka bir Youtube kullanıcısı gibi davranıp, başka bir sorun varmış gibi yapınca hemen/hızlıca ve sürekli olarak cevap alabiliyor, mesajlaşmanın devamında konuyu Akademi Dergisi kanalına getirince ve “Neler dönüyor?” deyince yine cevap alamaz oluyorduk. Youtube sessizliğe gömülüyordu.

Berna hanımın yaşadıklarını yıllardır yaşayan çok kişiler var. Artık bu gerçeği herkes kendi arasında değerlendirmeli ve gerçek sahibi CIA olan Youtube’a, Facebook’a, Instagram’a, WhatsApp’a, Google’a, Twitter’a karşı gereken tavır sergilenmeli.

Evet, bir de her gün defalarca insan haklarından, fikir, vicdan ve ifade hürriyetinden bahseden çok sayıda kişiler var ya Türkiyede ve Avrupada, onlara da hala neden sustukları bir sorulmalı. Haksızlığa uğrayanlar Türkiye’deki bir gizli ermeni ya da gizli yahudi olduğunda basın ve medya gücüyle ortalığı ayağa kaldıran o binlerce sahte Türk’e artık sorulmalı: Maskeniz düşmedi mi, ne kadar daha bu oyunu oynayabileceğinizi düşünüyorsunuz?

Az daha unutuyordum, yazının son kısmında aklıma geldi. Youtube öyle bir insanlık düşmanı ve satanist çark ki, orada yayıncılık yapmayı deneyen herkesin profili oluşturuluyor. Dijital alemdeki ayak izleri izleniyor, kişiliği, tercihleri, siyasi görüşleri, neyi nasıl yorumladığı, neleri beğendiği, neleri beğenmediği, özel yazışmalarda kimlerle neler yazıştığı, her şey bir araya getiriliyor. Yetmiyor, bir de metafizikçiler kullanılıyor ve kanal sahipleri bu elemelerden geçiriliyor. Bu elemelerde takılan gerçek Türkler ve Müslümanlar ya da başka başka ülkelerdeki iyi niyetli, dürüst gayr-i müslim insanlar, bir de metafizik saldırıların hedefi oluyorlar. Tuhaf haller yaşamaya başlıyorlar. Psikolojileri bozuluyor. Kendilerine ve etraflarına zarar vermeye başlıyorlar. Bazıları ise bu metafizik saldırılarda can veriyorlar.

Bunu sadece Youtube mu yapıyor

“FETÖ terör örgütü de PKK ne? PKK ile iltisaklı on binden fazla öğretmeni neden meslekten men etmediniz, yargılayıp cezalandırmadınız?” demiştik ya yıllar önce… Sahi, ne oldu onlara?

Hep gizli Ermeniler, gizli Yahudiler, gizli Rumlar, gizli Yezidiler diye ayrıcalıklı muamele mi gördüler?

Henüz FETÖ denilmediği zamanlarda ve iktidarın bile baş üstünde tuttuğu zamanlarda onlara yurt için arsasını vermiş 90 yaşında ihtiyar dede acımasızca alınıp ceza evine kondu da PKK’li sözde öğretmenlere ne oldu?

10 Kasımda okuduğu şiirle açıkça dinimize saldıran sözde öğretmen de kısa sürede vazifesine iade edilmiş. Neden? Türk ve İslam düşmanı olduğu için mi? Kripto olduğu için mi?

Bir insan, dinimize, peygamberimize, örfümüze, kültürümüze, tarihimize bundan daha açık şekilde nasıl küfredebilir, hakaret edebilir? Bunca açık hakaretten sonra en az iki ceza maddesi kapsamında ayrı ayrı hapis cezaları alacağı kesinken, nasıl olur da almaz ve kısacık sürede bir de vazifesine iade edilir?

Kimin hukuku bu, kimin sistemi? Daha ne kadar damara basılacak? Bu millet daha ne kadar zorlanacak? Biz de çıkıp herkesin değerlerine küfür ederek mi öfkemizi bastıralım? Biz de halkı kin ve nefrete mi sürükleyelim? Ne bekleniyor, mahkemelerin tamamen hiç sayılması ve herkesin kendi adaletini dağıtmaya başlaması mı?

Tahammül edilebilir şey midir, devletin resmi kurumunda, bir okulda, öğretmen sıfatlı bir kriptonun peygamberimize bile açıkça küfür etmesi? Şimdi biri dayanamayıp sıksa şu omurgasız haine, ne olacak? Suçlu mu sayılacak? O ana kadar vazifesini yapmayan mahkemeler, o anda mı devreye girecek?

Mehmet Fahri Sertkaya

Bitiyorlar, yok oluyorlar…

Türkiye’ye diz çöktüreceklerdi, kazdıkları kuyulara düşüyorlar,

Şu anda Türkiye’de kararları Tayyip almıyor, talimatları Tayyip vermiyor, son restlerimden sonra siyasi sahada yaşanmakta olan krizi Tayyip yönetmiyor.

Zaten onlarca senedir Türkiye’yi CIA yönetiyor ama işi kılıfına uydurarak, kendilerine uşaklık eden vatan hainlerini vitrin yaparak yönetiyordu. Şu anda öyle bir kriz var ki doğrudan CIA (B takımı) yönetmek zorunda kalıyor. Tayyip’in hali hiç iyi değil… Tayyip’in kendine hayrı yok. Sadece aklında değil, bedeninde de ciddi hastalıklar var.

Basın, medya, sosyal medya olabildiğince kontrol altında tutuluyor ve ileri seviyede sansürleniyor.

Krizi sakince geçiştirmeye çalışırken bir yandan da devlet kademelerindeki vatanseverleri FETÖ diye diye toplamanın planlarını yapıyorlar. Ateşle oynuyorlar, bunun farkındalar ama anlaşılan o ki tehlikeyi seviyorlar. Türkiye’nin eski Türkiye olmadığının çoktan farkındalar.

AKPKK’nin karşısındaki sözde muhalefet partilerinin ve muhalif liderlerin de adım atmalarına, Tayyip’in ve çetesinin fiilen bittiği böyle bir fırsatı kullanmalarına izin vermiyorlar, çünkü onlar da CIA’ya çalışan ve AKPKK ile danışıklı dövüşen vatan hainleri… Onlara “Şu anda Tayyip yıkılırsa, mfs sadece Tayyip’i değil, hepinizi asar. Hatta dediğini yapar, sizleri diri diri yakar.” mealinde konuşuyorlar. Korku salıyorlar.

Saatlerce yazılı ya da sesli anlatılması gereken gelişmeler yaşanıyor, toplantı masaları peş peşe kuruluyor ama mevzunun özeti şu: Türkiye’de iki yüz yıldır devam eden ihanetler bitiyor, içimizdeki İsrail ve içimizdeki Ermenistan çöküyor. Bu çöküş dünya genelinde Ankebut Ağının çöküşüne, son ve bitirici darbeyi almasına sebep olacak.

Mehmet Fahri Sertkaya

Ruslar Tayyip’i her yerde dinliyorlar

Ruslar Tayyip’i her yerde dinliyorlar

Tayyip’in kullandığı makam araçlarında dinleme yapmak, konum belirlemek, görüntü almak, vücut sağlığına dair bilgiler toplamak için kullanılan sistemler var. Bunların bir kısmı aracın zaten bilinen özellikleri gibi dururken, aslında art niyetle ve kullanıcı izni olmadan açılıp casuslukta kullanılan sistemler/özellikler… Cep telefonundaki kamera ve mikrofonun kullanıcı izni olmadan açılmasıyla casusluk yapılması gibi bir vaziyet var. Aynı mantık…

Bir kısmı ise aracın elektronik kontrol sistemleri için araç içinde belirli yerlerden geçirilen kablolar arasına sıkıştırılan mikrofonlar ve sinyal yayıcılar.

Üstelik bunlar jammer sistemlerine de takılmıyorlar. Bunların sinyallerini/haberleşmesini jammer tabir edilen sinyal kesiciler kesemiyorlar.

Bu araçların çoğunun içinden sadece ses değil, görüntü de alınabiliyor. Hatta aracın etrafının görüntüleri de alınabiliyor. İçindeki önemli kişinin vücut ısısı bilgisini, vücut hareketleri üzerinden gerginlik durumunu da alabiliyorlar.

Aklı başında herkesin makam arabalarına çok daha dikkat etmesi gerekiyor. Hususiyle de Mercedes’in zırhlı makam arabalarını kullanmayı hemen bırakması ya da bunların içinde iken hiçbir önemli mesele konuşmaması gerekiyor.

Ya da imkan bulabilenlerin bu araçların elektronik aksamının tamamını söküp çöpe atıp sonra kendi mühendislerine güvenilir şekilde yenisini yaptırması gerekiyor. Pahalıya gelip zaman alacak da olsa, yapılabilecek ve yapılması gereken bir şey bu…

Mercedes marka zırhlı makam arabaları sayesinde elde edilen ses ve görüntü dosyaları CIA’ya, BND’ye ve MOSSAD’a da gidiyor. Bunun haricinde Ruslar, Tayyip’i makam arabasında, makam odasında ve özel odalarında dinleyip izlerken MİT’in başındaki büyükbaş hain Hakan Fidan’ı ve Doğu Perinçek’i de kullanıyorlar. Yani bu kadar casusluk sistemine, aracına rağmen, üstüne bu kişiler üzerinden ek böcekler/cihazlar da mümkün olan her yere yerleştiriliyor.

Rusların casusluk yoluyla elde ettiği konuşmaları Zaharova bile dinliyor.

Ayrıca CIA, bu tür arabaları kullanan büyük patronları ve holdinglerin üst yöneticilerini dinleyerek de bu güne kadar çok kritik bilgiler elde etti, bu gün de elde ediyor. Bu sayede de dünya borsalarında çok büyük yönlendirmeler yapıp çok büyük paralar kazandı, kazanıyor. Ve de rahatsız olduğu şirketlere/patronlara darbeler vurdu, vuruyor. Bu yolla da pek çok ülkeyi ekonomik saldırılara maruz bırakıyor.

Bu konuda somut delilleri dünya üzerindeki pek çok devletin, bakanlıkların, muhtelif resmi kurumların ve ayrıca çok yüksek sayıdaki milletler arası şirketlerin hemen elde edebilmesi mümkün… Dünya üzerinde kullanımda olan Mercedes marka makam arabalarının tamamında değil ama büyük kısmında bu casusluk sistemleri, ses ve görüntü çalma teknikleri var. Sivil ve tarafsız kuruluşları ve uzmanları araya sokarak dünyadaki binlerce taraf (Mercedes müşterisi) bu iddiaları hemen somut şekilde gözler önüne çıkartabilir. Çıkartmalılar ve davalar da açmalılar. Hak ettikleri kadar sert şekilde hesap sorulmalı.

Rusların TC’nin Cumhurbaşkanını bile bu kadar ileri seviyede dinlemeleri ise apayrı ve devasa bir skandal. Buna da gereken karşılıklar hemen verilmeli.

Mercedes marka makam arabalarının çoğu modellerinde kullanılan elektronik sistemler, kasten dış müdahaleye açık şekilde kuruluyor/yerleştiriliyor.

Bu elektronik kontrol sistemlerine dışarıdan müdahale edilerek şoförün bütün dikkatine ve hatasızlığına rağmen bir anda kaza yaşanması sağlanabiliyor. Bu, uçakların pilotlarının hiçbir hata yapmadığı halde elektronik sistemin devreye girerek, olmadık bir yerde olmadık bir müdahale yapması neticesinde kaza yaşamalarına benziyor.

Mercedes’in çoğu modelinde, aracın dışından yapılan elektromanyetik darbe neticesinde dişli sistemlerin kilitlenmesi dahi yaşanabiliyor. Firma bu gibi açık kapıları, bilerek açık bırakıyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Kanunsuz suç ve ceza olmaz.

Ya hükumet hukuka uyar ya da çok başlar alınır. Çünkü bıçak kemiğe dayandı. Çünkü devlet/hükumet gücüyle yapılan ihanetlerin ve işlenen cinayetlerin somut ispatları var.

En baştan beri anlatmıştık. Şu maskelerin virüslerden korunmaya hiç fayda sağlamadığı ve hatta insan sağlığına zarar verdiği şimdilerde iyice netleşti, kabul gördü. “Virüs yok” diyenlerden değiliz. Bir değil, bir çok virüs ihtiyaca göre insanlığa bulaştırıldı ve hala ihtiyaç duyduklarında değiştirip geliştirip yayıyorlar. “Mutasyonlar var.” diyorlar ve insanlığı oyalıyorlar. Çünkü bu süreçte çok ama çok büyük kara paralar kazanıyorlar. Bu sürecin bitmesini istemiyorlar. Süreç devam ettikçe de detayalara kadar her hususta hukuk tanımaz tavırlar sergiliyorlar.

Maske takmayan kişilere ceza kesilemeyeceği de zaten başından beri tartışılamaz kesinlikte gözler önünde olan bir hukuk gerçeğiydi. Bazı mahkemeler, vatandaşlarımızı haklı buldular ve kesilen cezaları iptal de ettiler. Bu husus da artık iyice netleşti ve kabul gördü.

Zaten bu gibi hususlarda, milletler arası ve insanlığın toptan düşmanı bir ihanet çarkına (Ankebut Ağına) hep birlikte hizmet eden, ifade hürriyetini, hukukun ve bilimin söylediği gerçekleri bile boğup/susturup milleti el birliğiyle yanlış uygulamalara sevk eden, devasa kara para sürecinde çok mühim bir rol oynayan sözde Türk basın ve medyasının ve sözde sosyal ağların aksine olarak, Türk milletinin çoğunluğu doğruları anlamış ve dikkatli olmuştu. Bunların el birliği ile ifade hürriyetini ve gerçekleri engellemek istemesi zaten milletimizin gözünü iyice açtı.

Maskeler virüsleri durdurmadı. Beyne giden oksijeni azalttı. Ham maddesi petrol olduğu için de sağlığa ayrıca çok zararlar verdi. En çok da çocukları etkiledi. Aşılar da gerçekten aşı değiller. Hala hiçbirinin normal süreci tamamlanmadı. Hala gerçek bir aşı geliştirilmesine yıllar var. O sözde aşılarda kısırlık ve beyin hasarlarına sebep olmak başta olmak üzere pek çok art niyet var. Bunları ispatlarıyla, vakalarla, isimlerle anlatanlar da koskoca profesörler…

Gelinen bu noktada, AKPKK ve işbirlikçisi sözde Türk basın ve medyası ve ayrıca birkaç tane sözde uzman/hekim, ayrıca gerçek sahici CIA olan o sözde sosyal ağlar aksini iddia edecek ve hatta yine zorbalığa başvuracak olsa da maske, mesafe, kısıtlama, kapatma ve aşı baskılarına karşı milletçe artık devleşmeliyiz.

Anlaşılıyor ki milletimiz elini masaya sert şekilde vurmadıkça bu kara paracı insan şeytanları bu kara para sürecini sonlandırmayacaklar. Bunların dayattığı uygulamaların hiçbirinin bilimsel ve hukuki temeli bulunmuyor ve bulunmadığı en başından beri ispat ediliyor, üzerine geçen bunca süre boyunca esnaf batıyor, on binlerce şüpheli ölüm gerçekleşiyor, yuvalar yıkılıyor, intiharlar tavan yapıyor, Sağlık Bakanlığının açıklamalarının bile gerçek olmadığı defalarca ispat ediliyor, aşıda aracı firma olup olmadığı hususunda bile Türk milletine defalarca yalan beyanda bulunulduğu ve türlü suçlar işlendiği somut şekilde ispat edilebiliyor ve daha sesli anlatılsa bile saatlerce anlatılması gereken hukuksuzluklar, zorbalıklar, arka plandaki gizli ittifaklar, art niyetler, yalan beyanlar, zarar ve ziyanlar göz önünde duruyor. Ne yazık ki idarecilerin bu kadar ayardan çıkmışlığına mani olması, müdahale etmesi gereken adli yetkililer işlerinin başında görünüyorlar ama işlerini yapmıyorlar. Bu şeytanların önlerinde cübbelerini ilikliyorlar. Devir, aynı Çavuşesku devrine benziyor.

Hiçbir millet, bu kadar alenen verilmek istenen zararlara boyun bükmek zorunda değildir. Hatta hiçbir millet bu kadarına maruz kalınca sakince oturup itaat edemez. İnsan kalmış hiç kimse bu kadarına da susamaz. Ülke ekonomisi kasten batırılıyor, küçük imalatçı ve satıcıların tamamı yok edilmek isteniyor, para/ticaret kendilerine bağlı dev firmalarda toplanmak isteniyor, ölmeyecek kişiler de kasten yanlış tedaviyle öldürülüyor, canlar kaybediliyor, evlatlar kaybediliyor, organlar çalınıyor, ekmek tekneleri yıkılıyor, insanlar artık aç geziyor, intiharlar patlamış gidiyor da hala bu millet nasıl tepkisiz kalsın.

Artık ya bütün bu art niyetli uygulamaları derhal kaldıracaklar ya da kendileri yıkılacaklar. Başka yolu yok…

Mehmet Fahri Sertkaya

Bu dünyada gerçek terminatörler var

CIA içinde beni yakalayana ödül vereceğini söyleyen biyonik robotlu yeşil uzaylılar var. Bir imkansızı denetmek istiyorlar. Kendileri, bilim ve teknolojide bizden on binlerce sene ilerideler ama beni alamıyorlar. Şu dünyamızdaki bir avuç CIA’cı ahmağa gaz/yol veriyorlar.

Bunları da önü sonu hesap edilmeden alınmış kararlar olarak görüyorum. Aleyhlerine dönecektir.

Bu ahmakların haberi yok ki bu grilerin bizim dünyamızda, gerçek manada terminatör olan robotları var. Kurşun işlemiyor. Amerika’nın polis teşkilatları arasında bile bunlardan çok sayıda var ve lüzumu halinde kullanıyorlar. İsteseler bizim kolluk kuvvetlerimizin mensuplarının yerine de bunlardan geçirebilirler. Bunların içinde gerçek biyolojik canlılar yani uzaylı insanlar yok. Daha ellerinde ne kadar üstün teknolojiler ve teknikler var ama bana dokunamıyorlar. Sonra keklikler gönderecekler de aldıracaklar da uzun iş o…

Bakınız: https://mfs.tv/?p=901
Ayrıca bakınız: https://mfs.tv/?p=904 ve https://mfs.tv/?p=919

Mafya anası Tansu Çiller bu defa sert kayaya çarpar mı

Sadece Ermeniler değil Sabetaycılar da çok köşeye sıkışmış haldeler.

Ankebut Operasyonu başladığından beri her geçen gün zorlandılar, güç kaybettiler ama son aylarda Sabetaycılar da çok büyük güç kaybı yaşadılar. Kara paraları iyice azaldı, insanlık dışı kara para işleri iyice bozuldu, siyasi sahaya dair planları neredeyse çöktü. Oysa Türkiye’nin idaresinde/yönetiminde daha da fazla payları olsun istiyorlardı. İstediklerinin tam tersine bir yöne gittiler.

Ülkemizdeki Sabetaycı gizli Yahudiler arasında bu yaşanana çok kızan ve beni bir kaşık suda boğmak isteyen çok kişi var. Bunlardan biri de eski boşbakan, mafya anası ve Sabetaycı gizli Yahudi ve CIA casusu büyük hain Tansu Çiller…

Çiller, son zamanlarda Sabetaycı gizli Yahudi Muharrem İnce’nin metafizikle çarpılıp durmasına ve randıman vermemesine çok sinirlendi. Ayrıca Sabetaycı gizli Yahudi ve kara paracı Banu Avar’ı ve benzerlerini köşeye sıkıştırmış olmama da çok sinirlendi. Yine Sabetaycı gizli Yahudi Cem Uzan’ın siyaset sahasına geri dönmek için verdiği büyük ve kararlı mücadelenin karşısında durmam da Tansu Çiller’i çıldırttı. Her ne sahada ne hamle yapmak istese karşısında beni buldu.

Son çare olarak bana su-i kast yaptırmak istiyor. Zaten tam teşekküllü bir mafya ve CIA’nın da piyonu bunlar. Türkiye’nin başında boşbakan olarak bulunduğu her gün, her dakika CIA’nın talimatlarıyla hareket etmiş ve o günlerde de bu günlerde de ihanetin haricinde türlü kara para işleriyle iştigal etmiş bir Tansu Çiller var. Sahada ona “CIA’nın gülü” diyenler de çoktur. Şu günlerde CIA içindeki özellikle Yeşillerin beni birilerine öldürtme planı da var ve anlaşılan o ki Yeşiller CIA’nın sadık kuklalarından biri olan Tansu’yu da bir piyon olarak kullanmaktan geri durmayacaklar. Bakalım neler olacak…

Bu güne kadar çok sayıda TC vatandaşının öldürülmesi emrini veren, pek çok cinayetin azmettiricisi olan… Boşbakanlığı devrinde bile çok sayıda vatansever devlet yetkilisinin öldürülmesi emrini veren ve bazılarının emrini vermese de öldürülmelerine aracılık, yardım ve yataklık eden…. CIA’nın, İsrail’in, Muhsin Yazıcıoğlu’nun öldürülmesi kararını alması ve talimatını vermesi sonrasında, bu cinayetin Türkiye’deki kısmını ayarlayanlardan biri olan, her safhasını zevkle takip eden, Yazıcıoğlu öldürüldüğünde çok ama çok mutlu olan Tansu Çiller, bakalım bu defa sert kayaya çarpacak mı…

Mehmet Fahri Sertkaya – http://www.mfs.tv

“Youtube’da birinci el bilgiler hep onun belgesellerinde” diye…

“Youtube’da birinci el bilgiler hep onun belgesellerinde” diye reklamı bile yapılıyor.

Kaan Ünsal Alphan…

Eskiden beri takipçim olanlar zaten onun hakkında yaptığım birkaç kısa paylaşımı hatırlayacaklar. İnsan olmadığını, verdiği o tepkileri insan kalmış birinin veremeyeceğini açıkça gözler önüne sermiştim yıllar önce…

Gizli Yahudi ve Masonlarla bağlantılı lüzumsuzun teki… Birinci el belgeseller dedirttiği o şeyler de sağdan soldan toplama. Yıllarca Rus kanallarındaki belgesellerden beslendi. Bir kere bunu ifade ettim diye, çok af edersiniz itin insana saldırdığı gibi saldırdı. Halbuki kibarca söyledim ve gayet göz önünde olan bir gerçeği ifade etmiştim.

Azılı bir İslam ve Türk düşmanı. Türk rolü oynayarak Türk gençlerini ne kadar İslam’dan, Türklükten, şanlı tarihlerinden, hayat tarzlarından uzaklaştırabileceğine bakıyor. Sinsi sinsi tuzaklar kuruyor. Buna sözde bilimsellik diye kılıf bulduğunu zan ediyor.

Karşıma kameralar önünde bir çıksa, on dakika sonra yerin dibine gömülür. O kadar vasıfsız, bilgisiz, kendiyle tezat, saldırgan, art niyetli, ahlaksız, hain ve suçlu bir kişi…

Biz on seneden fazla süredir Youtube’da varlık bile gösteremedik de bu sefil gizli Yahudi ve Türk düşmanı ve düşmanlığını yıllardır fiilen sergileyen herif, el üstünde… Hiç sorun çıkartan yok. Hatta beş para etmez ve kendine ait olmayan sözde belgeselleri milyonlara ulaşıyor. Bunu da Youtube yani CIA sağlıyor.

Oysa şu anda kendi adına açık olan kanalında yüzlerce Youtube kuralı ihlali var. Yıllardır bu sarsıcı gerçeği takip ediyoruz. Youtube, Türk düşmanlığını fiiliyata dökmüş bu hainin kanalını korumak ve varlıkta tutmak için kendi kurallarını alemin görebileceği şekilde ve yıllardır hiçe sayıyor.

İsterse bir Youtube yetkilisi şimdi çıksın ve “MFS’nin bu söyledikleri gerçeği yansıtmıyor. Bu iddiasını ispat edemez.” desin, diyebiliyorsa. Bütün Türkiye’nin önünde bu gizli Yahudi hainin kanalını, videolarını açalım, tek tek değerlendirip kural ihlallerini göstereyim.

Öyle ise, benim Akademi Dergisi isimli kanallarım hatta Space Explorer TV isimli uzaya dair kanalım, neden tekrar tekrar uyduruk gerekçelerle kapatıldı. Bunların yüzlerce videoları nasıl koca Youtube’da yok edildi. On seneden fazla süredir bu düşmanca tavırları Youtube neden, kim için, ne için sürdürüyor.

Bu yaşananlar sadece Youtube’un Türkiye’de erişime engellenmesini değil, Türkiye içinde ve dışında binlerce davanın hemen açılmasını, binlerce kişinin “insanlığa karşı işlenen suçlar” ve kendi ülkelerine/milletlerine ihanet etmek suçlamaları dahil pek çok suçlama kapsamında yargılanmalarını gerektiriyor.

Milletler arası bir üst mahkemede Youtube yöneticilerin yargılanmalarını da gerektiriyor. Çünkü bu sadece Türkiye’de böyle değil. Dünyanın çok sayıda ülkesinde, o ülkeye ve millete ihanet eden hatta insanlık düşmanı da olan Yahudiler, Satanistler Youtube tarafından kollanıyorlar.

Bunun da ötesinde, yapılan toplantılarda bunlar bu şekilde eğitiliyor ve yönlendiriliyorlar.

Bütün dünya bu insanlık düşmanlığı karşısında hemen şimdi ayağa kalkmalı.

Öyle hazırlıksız bir anda yazdım geçtim şu yukarıdakileri ama az daha unutuyordum. Hemen şunu da ekleyeyim… Bildiğimiz ismi bile tam bir gizli Yahudi şifrelemesi olan Kaan (Cohen) Ünsal Alphan son derece şeytanlaşmış bir Satanisttir. İblis’e insan kurban ettiği vahşi ayinlerde daha çok kadınları keser, canice parçalar. Kendini bizim bildiğimiz manada insan olarak görmez, kabul etmez. O çok ama çok üstün bir varlıktır kendine göre… Bu kadar sapık bir itikadın yanında bir de kendini deha gibi gören bir nefsi de olunca, insanlık namına hemen yargılanıp sallandırılması gereken bir pisliğe dönüşmüş vaziyette. Bu gibilerin bu insanlığa yapmayacağı hiçbir kötülük yok. Biz nasıl insanlığa iyilik yapmak derdindeysek ve bunu büyük bir meziyet olarak görüyorsak, bu gibiler de insanlığa ne kadar kötülük yaparlarsa o kadar büyük/faydalı şeyler yapmış gibi görüyorlar.

Artık şu devletimizin ilgili adli ve idari yetkilileri şu Satanistlerin üzerine gitseler iyi olur. Yoksa belki de kendileri de bir gün bir ayinde kurban edilirler.

Bu ülkede kadına şiddet varsa, aile içi şiddet varsa, aile kurumu yıkılmak üzereyse, tacizler tecavüzler almış yürümüşse, her yerde uzuvları kesilmiş hayvanlar bulunuyorsa, kara para işleri bu kadar yayılmışsa hepsi ama hepsi Türk rolü oynayan böyle insan şeytanları yüzünden oldu, oluyor. Ve işte Youtube ve o malum platformlar bu kadroları kullanarak Türk milletini yüzlerce kritik meselede felakete sürükleyecek şekilde yönlendiriyorlar.

Bu apaçık bir suç, hem de idamlık bir suç.

Bu seri devam edecek…
Youtube, Facebook, Instagram, WhatsApp, Twitter ve Ankebut Ağına ait bütün platformlar hem Türkiye’de hem de eş zamanlı olarak bütün dünyada yok edilecek.

Bu oyun da bitti, buraya kadardı. İnsanlık çok ama çok sarsıcı gerçekleri peş peşe duyacak.

Mehmet Fahri Sertkaya

Barış Özcan…

Mesela şu Barış Özcan…

Kendini ulaşılamaz bir yerlerde görüyor. Türk ve İslam düşmanlığı damarlarında kan olmuş akıyor. Aynı anda Akademi Dergisi de çoktan damarlarında kan olmuş akıyor. Akademi Dergisi’ne hem azılı düşman, hem olağan üstü seviyede hayran kişilerden biri. Akademi Dergisi on seneden fazla süredir, dünyanın beyin takımını sarsıyor, işte şimdilerde bu gücü iyice gözle görülür de oluyor ama bu süre boyunca Türkiye’de genele yayılamıyorken, o Barış Özcan birkaç basit ve fazla emek istemeyen videoyla milyonlarca takipçiye ulaşabiliyor. Son derece tuhaf olan bu şey, nasıl olabiliyor.

Herkese verecek bir cevabı, her konuda söyleyecek bilimsel bir açıklaması olduğunu zan eden, her konunun doğrusunu biliyormuş rolü oynayan Barış Özcan bu soruma cevap niteliğinde bilimsel temelli bir video hazırlayabilir mi?

Bazen oynadığı role kendi de inanıyor. Bazen gerçekten karşısında kimseler yok ve o kadar açık ara farkla gidiyor zan ediyor. Oysa karşısında gerçekten kimseler yok. Yani ona rakip olacak kişiler değil, onu on dakikada ezip geçebilecek kişiler karşısında yoklar. Çünkü Youtube bu kişilere hiçbir zaman meydan vermedi ve hala vermiyor.

Koca ülkede gerçek kimliklerini, kökenlerini, dinlerini, hedeflerini gizlemiş bir avuç Youtuber, Youtube’un gerçek sahibi olan CIA’nın kendilerine sağladığı her türlü imkan ve fırsatla Türkiye’ye ve Türk milletine alenen ihanetler ediyorlar. Zararlar veriyorlar, düşmanlıklar sergiliyorlar.

Hazırladığı bir videonun başında ve sonunda kendiyle tezata düştüğünü fark edemeyecek kadar vasıfsız, gayretsiz, dikkatsiz, umursamaz ve art niyetli bir Barış Özcan’ın, Türkiye’nin en araştırmacı, sorgulayıcı, doğrulayıcı ve faydalı Youtuber’larından biri gibi algılanması, tamamen Youtube’un yani CIA’nın bir oyunu…

Kendisiyle herkesin izlediği bir mindere çıkabilsek, beş dakikada havlu atmak zorunda kalacak. O kadar temelsiz, o kadar art niyetli, o kadar çürük bir bina dikmek istemiş.

Biz yayın yapacak platform bulamıyorken o bu kadar vasıfsız haline rağmen en önde olanlardan oluyor. Gittiği Youtube toplantılarında CIA’ya verdiği sözler de o sözler gereği Türkiye’ye yaptığı ihanetler de buna sebep oluyor.

O da Akademi Dergisinden pek çok konuyu hayranlıkla takip etti, ediyor ve sonra çıkıp “Bu gerçeklerin hakim olmasının önüne nasıl geçerim. Zihinleri nasıl bulandırırım.” gayesiyle karşı ataklar yapıyor.

İnsanlık adına, devlet ve millet adına, hürriyetimiz ve milli güvenliğimiz adına verilen bu mücadelemizde, gerçeklerin hakim olduğunu ve bu değerlere hizmet edildiğini görüp de desteklemek yerine kösteklemek suç değilse, hatta idamlık suç değil, suç denilen şey nedir?

İman kaybediliyor. Ahlak/namus kaybediliyor. Bütün bir millet her şeyiyle asimile edilmek ve başka devletlere/milletlere köle/sömürge edilmek isteniyor. Toplum nizamı, aile kurumu ve her şey temelden yıkılmak isteniyor. Bu yapılırken aksine bir duruşları varmış gibi görünerek yapılıyor.

Pekiyi, şu Milli İstirahat Teşkilatı kime, neye çalışıyor. Bu milletin istihbarat teşkilatları istirahat teşkilatlarına hatta ihanet teşkilatlarına dönüştürülmemiş olsa, bu toplum ve bu devlet bu kadar organize saldıralara, ihanetlere muhatap olur muydu…

Mehmet Fahri Sertkaya

Ruhi Çenet ve Sümeyra Çenet kardeşler…

Mesala Ruhi ve Sümeyra Çenet ikilisi Youtube’da olağan üstü bir ayrıcalığa sahiptir.

Çok vasat işler yaparlar ama çok çok muazzam ve sarsıcı işler yapan Müslümanların, Türklerin hep açık ara önünde giderler.

Nedeni anlattığım gibi… Ruhi ve Sümeyra da gizli Yahudiler.

Biz dahil, on seneden fazladır çok sayıda gerçek Türk ve Müslüman TC vatandaşı Youtube’da çok ama çok sarsıcı işler yapmak istedik. Hepimiz yok edildik. Gün geldi, ben bunların bu gerçek yüzünü, bu azılı Türkiye, Türk ve İslam düşmanı yüzünü somut şekilde gözler önüne seren görüntüler de yayınladım.

Youtube’un köşeye sıkıştığı anların ekran görüntülerini, teknik delillerini de yayınladım. Gerçekten bir hukuk devletinde o gün o devlet Youtube’un üzerine çökerdi. Olması gerektiği kadar sert, büyük ve kararlı bir tepki gösterirdi. lakin bu yapılmadı. Çünkü Türkiye siyasetinde de Youtube’da olduğu gibi Yahudiler, Satanistler, Masonlar, kara paracılar, pislik herifler, ahlak düşmanları, namus ve din düşmanları, çocukların ve bebeklerin düşmanları, insan katlederek ayin yapan insan şeytanları dolu…

Ruhi’nin ve Sümeyra’nın videoları, dünyanın dört bir yanından çalınmış, kopya edilmiş videolar.

Milyonlarca Türkiyeli’ye kısa sürede yüzlerce mühim meselede tesir eden bu iki kişi, senelerdir önde gelen Youtuberlar arasında olmalarına rağmen, bu gün bile hala videoları çalıntı videolar.

Bu gizli Yahudi kişilerin doğru düzgün zekaları, çalışmaları/gayretleri, bir konuda uzmanlıkları, kaliteli iş yapabilecek vasıfları yok. Metinler çalıntı. Fikirler çalıntı. Araştırmalar çalıntı. Kaynak göstermeden herkesten işlerine gelen bir şeyleri toplayıp bir araya getirip yayınlıyorlar.

Benden de onlarca sarsıcı fikir/iddia çaldılar. Anlaşılmayacak zan ediyorlar. Milyonlarca insanı ahmak da zan ediyorlar. Akademi Dergisi damarlarında kan olmuş akıyor, buna mani olamıyorlar ama bunca güzellikten, insanlıktan, ahlaktan, mertlikten, iyi niyetten ve insanlığa hizmetten nasiplenmek yerine, benden aldıkları konuları bile aksine art niyetle kullanıyorlar. İnsanlığın tamamına düşman bunlar…

83 milyonluk ülkede, Youtube bu oyunu ne kadar daha oynayabilir. Ne kadar daha bu milleti dönüştürmek için çırpınabilir, şeytanlıklar yapabilir. Ne kadar daha milyonlarca gerçek Türk’ün sesini, taleplerini bastırabilir. Ne kadar daha şu ahmak, alık, tembel, gayretsiz, kabiliyetsiz gizli Yahudilerle ve Ermenilerle iş tutarak Türkiye’ye gizlice ve sinsice saldırabilir.

Ruhi ve Sümeyra böyle de diğerleri farklı mı… Belki birkaç tane zeki ve çalışkan gizli Yahudi kişiler var Youtube’da ama onların Türk’e ve İslam’a düşmanlık etmek için konuları zorlama şekilde yorumladıkları ve beyin yıkamaya çalıştıkları gözler önünde. Anlamayanlara bunu anlatmak ve fark ettirmek ise yarım saat bile almaz.

Evet, Türkiye’de Youtube’un fişini çekmek yarım saat bile almaz. Bunların bir çoğu insan katledilen Satanist ayinlerine de katılıyorlar. Sadece bu konudan başlatılacak bir soruşturma bile sadece Türkiye’yi değil, dünyayı sarsar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Youtube, Youtube değil… Yakıcı, yıkıcı, bölücü, çökertici hatta yok edici bir düşman kuvvet…

Türkiye’nin milli güvenliği, ivedilikle Youtube’un erişime tamamen engellenmesini gerektiriyor.

Youtube, Youtube değil… Yakıcı, yıkıcı, bölücü, çökertici hatta yok edici bir düşman kuvvet.

Türkiye’de Türk bilinen ünlü Youtuber’ların tamamına yakını gizli Yahudi ya da gizli Ermeni kişiler.

Bunlar, Youtube’un toplantılarında çağrıldıklarında,

  • nasıl daha fazla yıkıcı olabilecekleri,
  • milletimize hangi konularda nasıl yalanlar anlatmaları gerektiği,
  • gerçeklerin hakim olmaması için nasıl davranmaları gerektiği,
  • kültürümüzün, tarihimizin, dinimizin, lisanımızın, ahlakımızın iyice tahrif edilmesi için neler yapmaları gerektiği
  • bazı siyasi meselelerde milletimizi nasıl yönlendirmeleri gerektiği

hususlarında eğitimler, yönlendirmeler alıyorlar. Aslında bunu onlara Youtube’un gerçek sahibi olan CIA veriyor.

Faaliyete geçtiği ilk zamandan itibaren Youtube Türkiye’de gerçek Türklerin ve Müslümanların çok sert şekilde karşısında durdu, hepsini elinden geldiğince sert şekilde engelledi, sansürledi ama mümkün olduğunca bunu fark ettirmemek için de teknik oyunlar yaptı.

Youtube, Türkleri Türklükten ve Müslümanlıktan iyice uzaklaştırmak gibi düşmanca tavrından bir saniye ödün vermedi, vermiyor.

Ünlü Youtuber denilenlerin pek çoğu da aslında azılı Türk ve İslam düşmanı ve aynı zamanda Satanist olan kişiler.

Mehmet Fahri Sertkaya

Kaçırılan köpekler gerçek değildi.

Ünlü şarkıcı Lady Gaga’nın Fransız buldoğu cinsi köpeklerini dolaştırmaya çıkaran görevli silahla vuruldu, iki köpeği ise kaçırıldı.

Los Angeles’ta bulunan Hollywood’da Lady Gaga’nın köpeklerini dolaştırmaya çıkaran görevli Ryan Fischer, bir şüphelinin yarı otomatik silahını ateşlemesi sonucu yaralandı.Bunun üzerine Ryan Fischer hastaneye kaldırıldı.

Gerçek adı Stefani Germanotta olan ancak Lady Gaga ismini kullanan sanatçı, Koji ve Gustav adındaki çalınan iki köpeğini geri getireceklere 500 bin dolar ödül vereceğini açıkladı.

Aslında Lady Gaga denilen kişiyi de kaçırmalıydılar, çünkü o da gerçek değil.

O köpekler de o kadın da biyonik robotlar. Bu kaçırma işini, biyonik robotlarla dünya insanı gibi görünen CIA personeli de olan Griler yaptılar.

O köpeklerle nerelere gidildiyse, kimlerle aynı ortamda bulunulduysa hepsinin görüntüleri, konuşmaları artık CIA’nın elinde… İnsan katlederek katıldıkları ayinlere bile köpekleriyle gittikleri oluyor. Çok geniş bilgi/istihbarat var o köpeklerde…

Mehmet Fahri Sertkaya