Etiket arşivi: Sosyal medya

Sahi, neler dönüyor?

İçinde kadın bir uzaylının bulunduğu Elon Musk suretindeki biyonik robot, iddialara göre Twitter’ı satın almış. Çok büyük de para vermiş. O para gerçekten verilmiş mi yoksa kripto Yahudi, satanist, insanlık düşmanı ve çok büyük hain olduğunu gözler önüne serdiğim ve bir an önce yargılanmasını talep ettiğim Aydın Doğan’ın, çok köşeye sıkışınca onca gazete ve tv kanalını sözde satması gibi mi olmuş bu iş, çok tartışılır. Görünene bakarsanız o da satmıştı ama aslında sadece resmiyette başka bir emanetçiye devir teslim olmuş, kendisi işlerin başında kalmış ve gerçekte bir para/ödeme hareketi bile olmamıştı. 

Gerçek sahibinin hala değişmediğini düşündüğüm Twitter’da evlere şenlik bir anket başlattım. 

Yaklaşık bir saat oldu ve anket paylaşımını üç beş kullanıcı gördü. Şaşırmayın, bu da çok iyi… Hiç kimse görmeyebilirdi. Beterin beteri de var. 

Dünya genelinde en çok kullanılan ve itibar edilen sosyal mecralar listesinde ilk 20’ye bile giremeyen ve batıp tükenmek üzere olan, eskisi kadar da istihbarat faydası sağlamayan Twitter’ı, hala aynı art niyetlerle ve sansürlerle devam ettirirlerse, sizce ayakta tutabilirler mi? 

Şöyle de sorulabilir, aslında Twitter’ı gerçekten kurtarmaya mı çalışıyorlar? Çin’in, Rusya’nın, ABD’nin, İran’ın idaresini elinde tutan yeşil uzaylılarla bağlantılı olan o kadın uzaylı, Elon Musk suretinde yapılmış robotun içinde aslında tam olarak ne yapmaya çalışıyor? Twitter’ın bir an önce ve tamamen çökmesi için oyunlar mı kuruyor, yoksa kurtarmaya mı çalışıyor? Çin merkezli o sözde sosyal ağların daha fazla kullanılmasını, batı toplumlarında da çok yayılmasını mı istiyor? Çin merkezli yeni bir Ankebut Ağı projesine mi hizmet ediyor? ABD’ye ve batı dünyasına ihanet mi ediyor?

Bu, Amerika Birleşik Devletlerinin bir milli güvenlik sorunu. Hem de dev gibi ve en acil milli güvenlik sorunlarından biri… Öncelikle onların meseleleri… 

Şu kısmı da var… Yıllardır anlatırım ABD’nin gerçekte nasıl batmış halde olduğunu, NASA’nın bile bitik halde olduğunu…  Elon Musk’ın Ankebut Ağı tarafından şişirilmiş bir balon olduğunu… Anlatıldığı gibi bir adam olmadığını… Projelerin ve şirketlerin anlatıldığı kadar büyük ve gelecek vaat eden şeyler olmadığını… Şu yıllarda bile Elon Musk karakterinin ve onun üzerinden çevrilen işlerin bütünüyle batak olduğunu… 

Cümle alem biliyor ki uzay işlerinde de araba işlerinde de aslında rezil bir haldeler. Projelerin tamamı sorunlu ve bunlar büyük büyük sorunlar… Tesla arabalaları bile çok sorunlu, zarar ziyan çok fazla ve çoktan sonuçları “yıkıcı” ve “bitirici” olan yargılamalar yapılmalıydı da Ankebut Ağı “şimdilik” buna  izin vermiyor. Yakında o gücü de kalmayacak ve yargılamalar yapılacak. 

Elon Musk piyonu üzerinden çevrilen bunca işin yanında yapılan kara para işlerliyle, CIA’nın havuz sistemi marifetiyle bu projeler, bu Elon Musk, bu şirketler “şimdilik” ayakta tutuluyor. Son yıllarda Elon Musk’ın balon misali şişirilmiş itibarına bir iğne batırdığımı ve hızla hava kaçırıp küçüldüğünü de herkes görüyor. Onun ve onun üzerinden çevrilen işlerin en az Boeing kadar batık halde olduğunu aklı başında herkes anladı. O halde gerçek sahibi CIA olan Twitter, Elon Musk’a, itibar, popülerlik, saygınlık, sevgi ve dolayısıyla para ve ayrıca siyasi nüfuz kazandırmak için mi devir edildi? Artık herkes biliyor, dünyanın önde gelen en zengin kişilerinden diğerlerinin de Ankebut Ağının piyonları olduğunu, çoğunun CIA üzerinden kullanılan saha elemanları olduğunu… Hepsi üzerinden aynı hedeflere ulaşılmaya çalışılıyor. Aslında batak olan bütünüyle Ankebut Ağı ve son kurtulma çırpınışlarını sergiliyor.

Öyle de olsa, böyle de olsa Elon Musk’ın içindeki kadın boşuna uğraşıyor. Olmayacak duaya amin diyor. Şunun şurasında sahaya inmeme ne kaldı? İçimde yılların birikmişliği var. O kadar doluyum. Dostum ve düşmanım olan herkes tahmin ediyor ki Ankebut Ağına daha öldürücü darbeleri sahaya indiğimde peş peşe vururken, öncelikle Facebook’u, Youtube’u, Twitter’ı ve gerçek sahibi CIA olan diğer sözde sosyal ağları en kısa sürede yıkıp geçeceğim. Bunların gerçek yüzlerini bütün dünya insanlığına göstereceğim. Lanetlerle anılacaklar. 

O parça parça olmuş CIA de artık bir duruş sergilemeli… Çin’in mi ABD’nin mi istihbarat teşkilatı olduğuna karar vermeli. Bir Çin piyonu olan Biden’a ve çetesine mi hizmet edeceğine, ABD’ye mi hizmet edeceğine karar vermeli. Hiçbir zaman gerçekleşmesine izin vermeyeceğim Çin merkezli yeni bir Ankebut Ağına hizmet etmenin akıl işi olmadığını kabullenmeliler. Doğru tarafta olmalılar. 

İyice birbirine katıldı, karıştırıldı şu dünyada her şey… Hakikaten sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde at izi, it izine karışmış vaziyette. 

Artık bu kaos ortamını darmadağın edecek bir ani çıkış lazım…

(Anket şu adreste: https://twitter.com/mfahrisertkaya/status/1519759277501689857?s=21)

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Parler kullanıyorum

Az önce, sosyal mecralardan biri olan Parler’de bir hesap açtım. Orada da bir süre paylaşımlar yapacağım ve nasıl muamele gördüğüme bakacağım. Sansürleme olmazsa devam edeceğim, sansür olursa hemen bırakacağım. Yayınlarımı ilk önce Parler’de paylaşacağım. Beni Parler’de takip etmek isteyenler şu adresteki hesabıma takipçi olabilirler: https://parler.com/mfsertkaya

Hala sessiz ve tepkisiz mi kalınacak?

Açıkça bütün insanlığa düşmanlık eden, hukuk ve devlet otoritesi tanımayan, damara basarcasına inatlaşan ve haddi aşan o Youtube’a, Facebook’a, Twitter’a, Instagram’a, Google’a, WhatsApp’a hala hadleri bildirilmeyecek mi?

Hukukun üstünlüğünden bahsedip duran batılı devletler, yetkililer, kanaat önderleri, neredeler? Neden sessizler?

Bu kaçıncı oldu. En saygın bilim adamlarının, siyaset adamlarının bile sesleri kesilecekse, bu platformlar kendilerini her şeyi yönlendirecek, değiştirecek, belirleyecek otorite olarak göreceklerse, kapatın adliyeleri, kapatın üniversiteleri, kapatın basın ve medya kuruluşlarını… Neden açık bunlar, neden masraf ediyorsunuz. Öğrendiklerini öğretemeyecekler. Öğrendiklerini ifade edemeyecekler. Şu insanlık, ahlak, namus düşmanı platformların, önlerine çektikleri setleri geçemeyecekler.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bu size ders olsun

Bundan sonra sözde sosyal ağlarınızda, video platformlarınızda, arama motorlarınızda, e-posta servislerinizde iyi niyetli insanları ve müslümanları sansürlemeyi, iyilik/insanlık düşmanlığı yapmayı bırakın.

Sözde sosyal ağlarınızı ve video platformlarınızı yahudilere ve satanistlere, İslam ve insanlık düşmanlarına özel ayrıcalıkların yapıldığı yerler olmaktan, yüksek sayıda gizli yahudi ve gizli satanist hainin kollandığı yerler olmaktan çıkartın.

Bu platformlarla dünya insanlığının ahlakına, namusuna, dinine, beden ve ruh sağlığına sinsi sinsi saldırmayı ve kabullenişleri, inançları bile yönlendirmeyi bırakın. Hayatın olağan akışını yönlendirmeyi, milletleri ve bütün insanlığı yönlendirmeyi bırakın.

Milletlerin hükumetlerini belirlediği siyasi seçimleri bile yönlendirmeyi, manüple etmeyi bırakın.

Bu platformları, kendi milletinin ve insanlığın faydasına işler yapan iyi insanlara kolayca itibar su-i kastı yapılan yerler olmaktan çıkartın. Nerede iyi bir insan görse, nerede iyilik görse hemen onlara sinsice hücum eden yahudilerin ve satanistlerin mekanı olmaktan çıkartın.

Bu platformlar üzerinden insanlığı ibneleştirme, büyücülüğü yayma, çıplaklığı yayma, satanizmi yayma mücadelenizi bırakın.

Bu platformlar üzerinden casusluk yapma ve insanların her şeylerine ulaşıp gizli servislere aktarma işini bırakın.

Bu sistemlerin/platformların başında biyonik robotlar çalıştırmayı bırakın.

Bu sistemlerdeki bazı teknolojik imkanlar/cihazlar üzerinden metafizik savaşlara müdahale etmeyi, metafizik sinyaller yayan cihazları yönlendirmeyi bırakın.

Yaptığınız ne kadar suç, insanlık düşmanlığı, ahlak ve din düşmanlığı varsa, hepsini hemen şimdi bırakın.

Yoksa tarihin karanlık sayfalarına gömüleceksiniz.

Mehmet Fahri Sertkaya

“Ne kadar az yorum var yaa sansür mü var.”

“Ne kadar az yorum var yaa sansür mü var.”

Hem Türkiye’de hem de dünyada ses getirecek ve sarsacak bir videomuzun altında, kim olduğunu bilmediğimiz bir takipçimiz de bu yorumu yazmış.

Aylar önce yüklenen bu video 3-5 günde bin izlenmeye anca ulaşabildi. Sonrasındaki haftalarda yaklaşık 3 bin izlenmeye ulaştı ve orada çakılıp kaldı. Bu göstergedeki 3 bin izlenme verisi de doğru mu, değil mi, tartışmalı…

Sabahtan akşama kadar Youtube’da dolaşan çok sayıda insan var. Youtube’da neyin ortalama ne kadar izleneceği ve yorum alacağı bile çok yakın olarak tahmin edilebiliyor. Lakin bizim kanalımıza gelenler sarsılıyor. Videolara, verilen bilgilere ve iddialara bakıyorlar ve sonra izlenme, beğeni ve yorum sayılarına bakıyorlar, sarsılıyorlar.

Bizim sansür iddiamızı duymasalar da sansürleme olduğunu anlayabiliyorlar. Bu kadar adice tavırları çoktan açık olmuş bu sözde sosyal ağlar ve video platformaları bir de Amerika’nın güvenliği, iç huzurun korunması, hukukun üstünlüğü, insan hakları, kadın hakları, korona ile mücadele ve sair iddialarla kendilerini çok insan dostu ve çok faydalı gibi göstermeye çalışıyorlar. Halbuki bu iddialarla aslında en büyük sansürleri yapıyorlar.

Tıp sahasında en ileri seviyede uzman isimlerin korona hakkındaki sarsıcı ve bilimsel iddiaları hala bu mecralarda kaldırılıyor.

Dünya devletleri/milletleri bu kadar zorbalığa, hukuksuzluğa, insanlık düşmanlığına, sinsice ve adice tavırlara neden tahammül ediyor?

Şu sözde sosyal ağların haklarından gelmenin vakti gelmedi mi?

Mehmet Fahri Sertkaya

Hayatın olağan akışına aykırı

Bunun tevil edilmesi, bir şekilde mantıklı izahının yapılması mümkün değil. Ne döndüğü çok açık.

Dünyayı sarsacak iddialarda bulunulan şu iki video, 22 bin 500 abonesi bulunan kanala yükleniyor, sonra birkaç sosyal ağda linkleri paylaşılıyor ve üzerine 24 saat geçiyor da sadece iki kişi yorum yapıyor. Evet, bu kadar sarsıcı ve tartışma çıkartıcı konularda hiçbir tartışma olmuyor, binlerce yorum beklenirken sadece iki kişi yorum yapıyor.

Videolar 22 bin aboneye rağmen sadece 300 – 500 izlenmede tıkanıp kalıyor. O 300- 500 izlenme de doğru mu, belli değil. Anlaşılan o ki Youtube içinde hiç.kimsenin önüne çıkmasına izin verilmediği gibi Amerikan sosyal mecralarında da hiç kimsenin önüne çıkmasına izin verilmiyor. Yine sansür için ayarlanmış algoritmalar çalışıyor.

Youtube’un, Facebook’un, Twitter’ın ve diğer benzerlerinin merkezlerine hiç zaman kaybedilmeden CIA’nın çok büyük operasyonlar yapması ve yüzlerce kişiyi göz altına alması ve Ankebut Ağına çalışmayan, satanist olmayan, insanlığa toptan düşman olmamış gerçek Amerikan hakimlerinin karşısına çıkartması gerekiyor.

Bunu yapmak artık Amerika için de dünya insanlığı için de zaruridir ve hukukun gereğidir. Amerikan halkı da dünya insanlığı da şu sözde sosyal ağlardan artık kurtulmalıdır. Adamlar keyiflerine göre eski ABD başkanı Trump’ı 2023’e kadar yasakladıklarını duyuruyorlar. Ne hakla… Hangi yetkiyle, hangi kanuna sığınarak. Trump’ın yanlışları varsa, Amerika’da da mahkemeler var. Facebook ya da diğerleri kendilerini nasıl olup da yetkili adli makamlar yerine koyabilirler. Sansürü sadece bize yaptıkları gibi sinsice ve gizlice yapmıyorlar. Artık dünyaya rest çekercesine tavırlarla bunu yapar oldular. Dünya da bunlara restini çekmeli.

Geçen gün Sputnik’in genel müdürünün açıklamaları çok isabetliydi. Bir milletin kendi sosyal ağı yoksa, milli güvenliği de yok demektir.

Mehmet Fahri Sertkaya

İnsanlığa kaybettirdikleri şeyler gerçek çok büyük…

Kendilerini devletlerden, adli makamlardan, uzmanlardan büyük gören ve her hususta kafasına/menfaatine göre sansürlemeler yapan şu sözde sosyal ağları artık ayara çekmenin zamanı gelmedi mi?

İnsanlığa kaybettirdikleri şeyler gerçek çok büyük… Zarar, ziyan çok büyük.

Sosyal ağ şirketleri, hiçbir mazeretle ifade hürriyetini engelleyemezler. Bu, büyük bir suçtur. Her hususun doğrusunu bilen tek taraf gibi davranamazlar. İnsanların kabullenişlerini, fikirlerini, tercihlerini, kararlarını yönlendiremezler. Bunu, insanlığın faydasını gözetiyormuş rolüne bürünerek de yapamazlar. Mahkeme kararları olmadan içerik kaldıramazlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Kanunsuz suç ve ceza olmaz.

Ya hükumet hukuka uyar ya da çok başlar alınır. Çünkü bıçak kemiğe dayandı. Çünkü devlet/hükumet gücüyle yapılan ihanetlerin ve işlenen cinayetlerin somut ispatları var.

En baştan beri anlatmıştık. Şu maskelerin virüslerden korunmaya hiç fayda sağlamadığı ve hatta insan sağlığına zarar verdiği şimdilerde iyice netleşti, kabul gördü. “Virüs yok” diyenlerden değiliz. Bir değil, bir çok virüs ihtiyaca göre insanlığa bulaştırıldı ve hala ihtiyaç duyduklarında değiştirip geliştirip yayıyorlar. “Mutasyonlar var.” diyorlar ve insanlığı oyalıyorlar. Çünkü bu süreçte çok ama çok büyük kara paralar kazanıyorlar. Bu sürecin bitmesini istemiyorlar. Süreç devam ettikçe de detayalara kadar her hususta hukuk tanımaz tavırlar sergiliyorlar.

Maske takmayan kişilere ceza kesilemeyeceği de zaten başından beri tartışılamaz kesinlikte gözler önünde olan bir hukuk gerçeğiydi. Bazı mahkemeler, vatandaşlarımızı haklı buldular ve kesilen cezaları iptal de ettiler. Bu husus da artık iyice netleşti ve kabul gördü.

Zaten bu gibi hususlarda, milletler arası ve insanlığın toptan düşmanı bir ihanet çarkına (Ankebut Ağına) hep birlikte hizmet eden, ifade hürriyetini, hukukun ve bilimin söylediği gerçekleri bile boğup/susturup milleti el birliğiyle yanlış uygulamalara sevk eden, devasa kara para sürecinde çok mühim bir rol oynayan sözde Türk basın ve medyasının ve sözde sosyal ağların aksine olarak, Türk milletinin çoğunluğu doğruları anlamış ve dikkatli olmuştu. Bunların el birliği ile ifade hürriyetini ve gerçekleri engellemek istemesi zaten milletimizin gözünü iyice açtı.

Maskeler virüsleri durdurmadı. Beyne giden oksijeni azalttı. Ham maddesi petrol olduğu için de sağlığa ayrıca çok zararlar verdi. En çok da çocukları etkiledi. Aşılar da gerçekten aşı değiller. Hala hiçbirinin normal süreci tamamlanmadı. Hala gerçek bir aşı geliştirilmesine yıllar var. O sözde aşılarda kısırlık ve beyin hasarlarına sebep olmak başta olmak üzere pek çok art niyet var. Bunları ispatlarıyla, vakalarla, isimlerle anlatanlar da koskoca profesörler…

Gelinen bu noktada, AKPKK ve işbirlikçisi sözde Türk basın ve medyası ve ayrıca birkaç tane sözde uzman/hekim, ayrıca gerçek sahici CIA olan o sözde sosyal ağlar aksini iddia edecek ve hatta yine zorbalığa başvuracak olsa da maske, mesafe, kısıtlama, kapatma ve aşı baskılarına karşı milletçe artık devleşmeliyiz.

Anlaşılıyor ki milletimiz elini masaya sert şekilde vurmadıkça bu kara paracı insan şeytanları bu kara para sürecini sonlandırmayacaklar. Bunların dayattığı uygulamaların hiçbirinin bilimsel ve hukuki temeli bulunmuyor ve bulunmadığı en başından beri ispat ediliyor, üzerine geçen bunca süre boyunca esnaf batıyor, on binlerce şüpheli ölüm gerçekleşiyor, yuvalar yıkılıyor, intiharlar tavan yapıyor, Sağlık Bakanlığının açıklamalarının bile gerçek olmadığı defalarca ispat ediliyor, aşıda aracı firma olup olmadığı hususunda bile Türk milletine defalarca yalan beyanda bulunulduğu ve türlü suçlar işlendiği somut şekilde ispat edilebiliyor ve daha sesli anlatılsa bile saatlerce anlatılması gereken hukuksuzluklar, zorbalıklar, arka plandaki gizli ittifaklar, art niyetler, yalan beyanlar, zarar ve ziyanlar göz önünde duruyor. Ne yazık ki idarecilerin bu kadar ayardan çıkmışlığına mani olması, müdahale etmesi gereken adli yetkililer işlerinin başında görünüyorlar ama işlerini yapmıyorlar. Bu şeytanların önlerinde cübbelerini ilikliyorlar. Devir, aynı Çavuşesku devrine benziyor.

Hiçbir millet, bu kadar alenen verilmek istenen zararlara boyun bükmek zorunda değildir. Hatta hiçbir millet bu kadarına maruz kalınca sakince oturup itaat edemez. İnsan kalmış hiç kimse bu kadarına da susamaz. Ülke ekonomisi kasten batırılıyor, küçük imalatçı ve satıcıların tamamı yok edilmek isteniyor, para/ticaret kendilerine bağlı dev firmalarda toplanmak isteniyor, ölmeyecek kişiler de kasten yanlış tedaviyle öldürülüyor, canlar kaybediliyor, evlatlar kaybediliyor, organlar çalınıyor, ekmek tekneleri yıkılıyor, insanlar artık aç geziyor, intiharlar patlamış gidiyor da hala bu millet nasıl tepkisiz kalsın.

Artık ya bütün bu art niyetli uygulamaları derhal kaldıracaklar ya da kendileri yıkılacaklar. Başka yolu yok…

Mehmet Fahri Sertkaya

Merkezin Telegram kararını sorgulayın

Merkezimizin Telegram hesaplarının kapatılması ve Telegram kullanılmaması talimatı vermesi, art niyetliydi. Bu talep, merkezdeki etekleri tutuşmuş münafıklardan geldi ve son zamanlarda onlara iyice ayak uydurmuş olan Alihan Kuriş de hiç sorun görmedi. Biz Telegram’da yayın yapmayı bırakmış olsak bile senelerdir herkesi Telegram’a davet eden yayınlarımız var. Bizi yeni duyanlar hep Telegram üzerinden şu anda yayın yaptığımız uygulamalara ulaşabiliyorlar. Ayrıca her an Telegram’a geri dönmemizden, yeniden yayınlarımızı Telegram’da yapmamızdan büyük endişe duyuyorlar.

Telegram’ın üzerinde bu kadar durulup da kardeşlerimizin WhatsApp kullanmasına karşı aynı hassasiyetin gösterilmemesi bile samimi bütün kardeşlerimizi işkillendirmiştir ama son günlerde Alihan Kuriş’teki büyük değişikliklerden haberdar olmayanlar meseleyi çözememişlerdir.

Evet, Telegram da çok temiz ve güvenilir bir uygulama değil, bunca sene Telegram’a destek veren biz de Telegram’ı terk ettik ama hala gerçek sahibi CIA olan WhatsApp’tan çok ehven bir uygulama.

Telegram kullanmaya devam eden yüksek sayıda Akademi Dergisi takipçisi olduğu gibi, yayınlarımızı Telegram bünyesi içinde birbirlerine ya da gruplarına atan yüksek sayıda kullanıcı var. Her zaman olduğu gibi, şimdilerde de yayınlarımıza doğrudan ulaşan sayısı çok yüksek olmasa da dolaylı yollardan çok çok yüksek sayıda kişiye ulaşıyor. Ayrıca Telegram kanalımızdaki geçmiş yayınlara gelip bakan ve istifade eden kardeşlerimiz de çok. Elbette ki bunların gerçek hayatta yansımaları oluyor, sorgulayanlar, neler döndüğünü anlamaya çalışanlar oluyor. Bunun neticesi olarak her geçen gün münafıklar daha da zor şeyler yaşıyorlar. İyice sıkıştılar. Kardeşlerimiz birlik, beraberlik halini bozmasınlar. Aralarındaki irtibatı kopartmasınlar ve icap ediyorsa Telegram kullanmaya bir süre daha devam etsinler. Bundan sonra merkezden yayılan sözlerde ve talimatlarda samimiyeti, hikmeti sorgulasınlar. Çünkü artık amiral gemisi battı.

Uzun süredir hediyelerini alamayan hocaefendiler var. Onlara çeşitli mazeretler söyleniyor ama bu kısımda da samimiyet sorgulanmalı. Kendilerine anlatılanlar tamamen aldatmaya dönük şeyler… Cemaatimiz içindeki samimi hocaefendilerin sorun yaşaması ve oyundan düşürülmesi için kasten ve türlü türlü oyunlar çevriliyor. Kararlar hep münafıkların istediği şekilde alınıyor. Zimmete geçirilen çok çok büyük paralar var. Bir sürü çirkin ve suç kapsamındaki işin içinde Alihan Kuriş’in de parmağı var. Bunları çok kısa süre içinde herkesin gözleri önüne sereceğim. Yargılamalar, tutuklamalar ve hapis cezaları da olacaktır. Bırakın merkezde durup daha fazla zarar vermeyi, daha fazla ihanetler etmeyi, daha fazla çalıp çırpmayı, daha fazla kandırmayı, insan içine bile çıkamayacaklardır. Ceza almadan önce yurt dışına kaçmayı deneyenleri çok olacaktır. Hep dediğim gibi, herkese mühlet veriliyor ve artık bunların da mühletleri bitti. Bu yola daha fazla zarar veremeyecekler.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Merkezin Telegram kararını sorgulayın

Merkezimizin Telegram hesaplarının kapatılması ve Telegram kullanılmaması talimatı vermesi, art niyetliydi. Bu talep, merkezdeki etekleri tutuşmuş münafıklardan geldi ve son zamanlarda onlara iyice ayak uydurmuş olan Alihan Kuriş de hiç sorun görmedi. Biz Telegram’da yayın yapmayı bırakmış olsak bile senelerdir herkesi Telegram’a davet eden yayınlarımız var. Bizi yeni duyanlar hep Telegram üzerinden şu anda yayın yaptığımız uygulamalara ulaşabiliyorlar. Ayrıca her an Telegram’a geri dönmemizden, yeniden yayınlarımızı Telegram’da yapmamızdan büyük endişe duyuyorlar.

Telegram’ın üzerinde bu kadar durulup da kardeşlerimizin WhatsApp kullanmasına karşı aynı hassasiyetin gösterilmemesi bile samimi bütün kardeşlerimizi işkillendirmiştir ama son günlerde Alihan Kuriş’teki büyük değişikliklerden haberdar olmayanlar meseleyi çözememişlerdir.

Evet, Telegram da çok temiz ve güvenilir bir uygulama değil, bunca sene Telegram’a destek veren biz de Telegram’ı terk ettik ama hala gerçek sahibi CIA olan WhatsApp’tan çok ehven bir uygulama.

Telegram kullanmaya devam eden yüksek sayıda Akademi Dergisi takipçisi olduğu gibi, yayınlarımızı Telegram bünyesi içinde birbirlerine ya da gruplarına atan yüksek sayıda kullanıcı var. Her zaman olduğu gibi, şimdilerde de yayınlarımıza doğrudan ulaşan sayısı çok yüksek olmasa da dolaylı yollardan çok çok yüksek sayıda kişiye ulaşıyor. Ayrıca Telegram kanalımızdaki geçmiş yayınlara gelip bakan ve istifade eden kardeşlerimiz de çok. Elbette ki bunların gerçek hayatta yansımaları oluyor, sorgulayanlar, neler döndüğünü anlamaya çalışanlar oluyor. Bunun neticesi olarak her geçen gün münafıklar daha da zor şeyler yaşıyorlar. İyice sıkıştılar. Kardeşlerimiz birlik, beraberlik halini bozmasınlar. Aralarındaki irtibatı kopartmasınlar ve icap ediyorsa Telegram kullanmaya bir süre daha devam etsinler. Bundan sonra merkezden yayılan sözlerde ve talimatlarda samimiyeti, hikmeti sorgulasınlar. Çünkü artık amiral gemisi battı.

Uzun süredir hediyelerini alamayan hocaefendiler var. Onlara çeşitli mazeretler söyleniyor ama bu kısımda da samimiyet sorgulanmalı. Kendilerine anlatılanlar tamamen aldatmaya dönük şeyler… Cemaatimiz içindeki samimi hocaefendilerin sorun yaşaması ve oyundan düşürülmesi için kasten ve türlü türlü oyunlar çevriliyor. Kararlar hep münafıkların istediği şekilde alınıyor. Zimmete geçirilen çok çok büyük paralar var. Bir sürü çirkin ve suç kapsamındaki işin içinde Alihan Kuriş’in de parmağı var. Bunları çok kısa süre içinde herkesin gözleri önüne sereceğim. Yargılamalar, tutuklamalar ve hapis cezaları da olacaktır. Bırakın merkezde durup daha fazla zarar vermeyi, daha fazla ihanetler etmeyi, daha fazla çalıp çırpmayı, daha fazla kandırmayı, insan içine bile çıkamayacaklardır. Ceza almadan önce yurt dışına kaçmayı deneyenleri çok olacaktır. Hep dediğim gibi, herkese mühlet veriliyor ve artık bunların da mühletleri bitti. Bu yola daha fazla zarar veremeyecekler.

Mehmet Fahri Sertkaya – http://www.mfs.tv