Etiket arşivi: Telegram

Zihniyet değişmeli

Zihniyet değişmeli…
Bunlar, çok yanlış olan iş yapma usulleri…

Ben bu işleri böyle yapmazdım

Önce dev gibi bir deniz platformu yapardım. En az 2×1 km ölçülerinde dümdüz, sapasağlam bir platform olurdu bu… Mümkün oluyorsa 2×3 km ölçülerinde de yapardım.

Platforma para gömmekten hiç çekinmezdim.

Platformun üzerinde sök-tak sistemiyle kısa sürede imalathaneler kurmak ve istendiğinde sökmek mümkün olurdu. Bunun türlü yolları var. Belli ölçüde bir platformun üst yüzeyine geçmeli ya da vidalamalı yuvalar koydururdum.

İstediğimde hazır duvarları kısa sürede getirtir ve hiç kaynak, taşlama, betonlama, sıvama, kaplama işleri olmadan yerlerine montajlatırdım. İstediğimde binaların sayılarını, yüksekliklerini ya da genişliklerini değiştirebileceğim, lego benzeri bir sistem olurdu bu…

Platform üzerindeki binaların, imalathane kısımlarının çatılarında, gün ışığını içeri aktaran ama soğuğu ve sıcağı pek geçirmeyen sistemler de olurdu.

Sonra koca koca makineleri, imalat bantlarını ve hatta vinçleri bile bu binaların içine yine kaynaksız ve kolayca, sök-tak sistemiyle sabitlerdim.

Sonra da platformu, çalışma bölgesine götürürdüm. Nerede çok büyük bir çalışma yapılacaksa, büyük limanlar, büyük dalga kıranlar, büyük iskeleler, büyük çapta deniz doldurma işleri, suni ada yapma işleri ve benzeri işler yapılacaksa, istediğim zaman platformu oraya deniz yoluyla ve bedavaya yakın bir maliyetle götürürdüm.

Bedavaya yakın dedim, çünkü bu kadar büyük platform yapınca dört bir yanına büyük rüzgar türbinleri yerleştirirdim. Çok yüksek güçte elektrik enerjisini çok ucuza ve sürekli olarak üretirdim. Bu enerji sayesinde hem plaftormun çok büyük güçteki ve çok sayıdaki motorlarını besleyerek denizde yol almasını sağlar, hem de üzerindeki çok sayıda makinenin enerji ihtiyacını karşılardım. Hatta üzerindeki binaların aydınlatma, ısıtma, soğutma için kullanılan enerjisini de bedavaya yakın maliyetle sağlardım.

Sadece rüzgardan enerji üretmezdim. Platformun bir yanında güneş küreleri ya da güneş ocakları bulundururdum. Bunlar vesilesiyle deniz suyunu gün içinde binlerce dereceye getirip oluşan buharla da devasa jeneratörleri çevirirdim. Ayrıca elektrik enerjisi üretirdim. Bu, işleri yaparken maliyetlerimi çok çok düşürürdü.

Bu temsili bir resim…
Birebir, gerçekçi bir çizim değil. 3B uygulamasında kendimce kısa sürede bunu yaptım.

Bunlar ortalama bir TIR dorsesi büyüklüğünde olan çelik balonlar…

Plaftormun altına bunlardan binlerce adet takardım. Tam orta/merkez kısımlarında taşıyıcı ayak olurdu. Çok sağlam ayakların üzerinde de platform inşa edilirdi. Ayaklar plaftorma sabit olurdu ama çelik balonlar taşıyıcı direklerde hareket edebilir vaziyette olurdu.

Dalgalanma oldukça iki ucu da dalgaya göre ve sırayla yükselir ve alçalardı. Bu özellik sayesinde, dev gibi plaformun altındaki binlerce çelik balon da çok çok yüsek güçte ve gece gündüz elektrik üretmeye başlardı.

Söz konusu resim

Çelik balonları, kalın paslanmaz çelikten yapardım. Balonların içine de çelikten örülmüş duvarlar yapardım. Neticede şu resimdeki kutunun içi gibi, çelik balonun içi de bölüm bölüm olurdu.

Çelik balonlardan herhangi birine ya da aynı anda birçoğuna delici bir şeyler isabet etse, yine de hiç sorun olmazdı. Çünkü çelik balonlarda açılan herhangi bir delik, sadece küçük bir bölümünün su almasına sebep olurdu. Geriye kalan büyük kısımları batmadan yine iş görürdü.

Bu teknik sayesinde dev gibi platformun denizin içinde kalan kısmı çok az/kısa olurdu. Derin olmazdı. Devasa platform sahile çok çok yaklaşabilirdi. Hatta pek çok çalışma yerine sıfır noktaya kadar sorunsuzca gelebilirdi. Hatta taşlı/kayalı olmayıp da kumsal olan yerlerde, platformun bir yanının kumsala saplanmasından bile çekinmezdim. Kumsala isteyerek saplar da sabitler, daha rahat çalışırdım

Bazen büyük bir köprü projesinde, bazen büyük bir deniz doldurma işinde, bazen çok sayıda gemiyi/tekneyi ya da kara aracını ya da iş makinesini tek seferde kıtalar arası taşıma işinde… Bazen denize kazık çakma işlerinde, bazen kayalı-taşlı sahili kumsala çevirme işlerinde bu platformu kullandırdım.

Bazen üzerindeki binaları ve makineleri kısa sürede söktürüp hemen platformu seyyar bir tersaneye bile çevirirdim. 10-15 tekneyi aynı anda plaform üzerinde imal eder, sorunsuz şekilde denize indirirdim.

Bütün bu süreçlerde elektriği bedavaya yakın masrafla karşıladığım gibi çalışanların hayatını da kolaylaştırırdım

Çünkü gerekli gördüğüm zamanlarda sök-tak binalardan bazılarını çalışanlara tahsis ederdim. Oralarda kalırlardı. Plaftorm gerektiğinde başka bir şehrin ya da ülkenin ya da kıtanın sahiline giderken, çalışanlarını sorunsuzca, konforlu şekilde yanında götürürdü.

Gerektiğinde platform üzerindeki binaları yerinde bırakır, o andaki ihtiyaca göre makineleri değiştirirdim. Gerekiyorsa sektör bile değiştirirdim.

Hatta platform günlerce, haftalarca sürecek uzun yola gidiyorsa, çalışanlar mesaiye devam ederlerdi. Yolda geçen süre boyunca bile, gidilen yerde lazım olacak parçaları imal ederlerdi. Ya da teknik ekip son planlamaları, son araç gereçleri hazırlardı. Böyle bir plaftormun zaten ihtiyaç duyduğu makineleri, aparatları, cihazları kısa sürede ve profesyonelce imal eden kısımları da bulunurdu.

Çalışma alanına gelindiğinde, ihtiyaç duyulan hammadelerin platforma getirilmesini sağlardım.

Mesela şu videodaki gibi işler yapılacaksa… Kumun, mıcırın, inşaat demirinin, çimentonun ve ihtiyaç duyulan diğer şeylerin kocaman gemilerle, toplu halde plaftorma getirilmesini sağlardım.

Bu sayede hem ham maddeler temin edilirken hem de üretilen ürünler yerlerine konurken muazzam bir tasarruf sağlardım. Binlerce kamyonun, on binlerce kere sefer yapmasına gerek kalmazdı. Binlerce kamyona, kamyon şoförüne ihtiyacım kalmazdı. Her safhada maliyetler çok çok büyük oranda düşerdi. Bunca kamyonun, iş makinesinin kullancılarına, yakıtlarına, bakımlarına, tamirlerine, lastiklerine, yedek parçalarına, ustalık kısımlarına, sigortalarına devasa meblağda paralar vermezdim.

Şu helikopter tekniğini geliştirirdim. İki motorlu ve pervaneli halden, mesela sekiz ya da on dört motorlu ve pervaneli hale getirirdim. Çember şeklinde, iç kısmında çelik örgü olan ama tamamen dolu dolu olmayan bir ana gövde yapar, motorları eşit aralıklarla dış çembere yerleştirirdim.

Bütün motorlar/pervaneler tek merkezden komut alırdı. Aracın yatayına ya da dikine hareket etmesi gereken zamanlarda hepsi olması gerektiği gibi hareket ederlerdi.

Aracın pilotu olmazdı. Uzaktan kumandayla kontrol edilirdi. Platformun üzerinden kalkınca, üretilmiş olan devasa taş bloğu ya da köprü ayağını ya da dev gibi bir iş makinesini de kaldırır, az ötedeki sahile ya da az daha içerideki yola ya da belirlenmiş yere bırakır geri dönerdi.

Üretilen ve taşınması güç olan ürünleri de platformda üretilmemiş ama taşınmış olan çok büyük ve ağır ürünleri de kolayca karaya bırakabilirdi.

Söz konusu çember şekilli hava aracını yaparken, dış çemberin alt kısımlarına, belirli aralıklarla ve büyük büyük ve içleri boş çelik toplar sabitlerdim.

İçleri boş ama malzemesi kalın olan bu paslanmaz çelik toplar, aşırı bir ağılık oluşturmazlardı ama istenilen bir anda ya da acil durumda aracın batmadan denize konmasını sağlarlardı. Hatta buradan kafa çalıştırılıp bir ilerlense, günümüz deniz araçlarının temel teknikleri bile değişir.

Fosil yakıtlı motorlar yerine, çok özel ve güçlü elektrik motorlarla da şu çember şekilli uçan aracı bir denerdim. Sonuçlar olumlu olursa, kesinlikle onu elektrik kablosu ile beslerdim.

Bu da işten bile değil… Dev gibi platformun dört köşesine birer tane büyük kablo makarası taksam… Gerektiğinde kabloyu/makarayı serbest bıraksa, gerektiğinde düzgün şekilde sarsa işimi görürdü. Kabloyu da uygun kalitede ve özelliklerde yaptırırdım ve üzerini ince ve paslanmaz çelik tel örgülerle sardırırdım.

Bu kısımda bile onlarca farklı ihtimal var. Hiç bunlarla uğraşmayıp da ağır yükleri manyetik alandan istifade ile de karaya kolayca çıkartacak bir sistemi platforma uygulatırdım.

Yalnız çember şekilli uçan araç, suni adalar yaparken, çok büyük beton blokları ya da kayaları, kısa sürede, insanları riske atmadan, düşük yakıt masrafıyla denize bırakmak için çok faydalı olurdu. Zaten aracın gelişmiş elektronik kontrol, konum belirleme, fotoğralama ve daha başka özelikleri de olurdu. Bir operatör, platformdan inmeden, kendini ya da başka birini riske atmadan tehlikeli işleri çok hızlıca ve tam isabetle yapabilirdi.

Böyle işlere ihale ile girilecekse, kimse benim verdiğim teklifi veremezdi. İşleri kesinlikle ben alırdım. Üstelik sözleşmedeki şartlara tamamen bağlı kalarak hatta oradaki şartlardan daha iyi iş çıkartacak hak edişimi alırdım.

En kötü senaryoyu çalışsak, yeni ihaleler alamamış olsam… Çekerdim platformu uygun bir yere, tersane olarak kullanırdım ya da başka başka şeyleri imal etmekte kullandırdım. Bu platform sahile yakın bir yere sabitlenince de türlü yollardan enerji üretirdi, temiz su üretirdi, ihtiyacımın binlerce kat üzerinde olan o enerjiyi ve suyu satardım.

Hiç olmadı platformu peşin paraya satardım ve kesinlikle kısa sürede yüzlerce alıcısı çıkardı. Hiçbir şekilde zarar etmezdim.

İlk bakışta böyle bir platform tekniği çok çok yüksek maliyetli ve riskli olarak görülebilir ama hiç öyle değil… Bu platform da sadece bir kaç sene içinde kendini amorti eder. Kullanıldıkça bedavaya gelir hatta birkaç kopyasının da kısa sürede yapılmasını sağlar, masraflarını karşılardı.

Bu öyle bir şey ki istendiğinde dört yanına çok sayıda kepçe kolu takılır ve aynı anda çalışır. Ya da kepçe değil de taşı/toprağı tıraşlama ya da delmeye yarayan uçlar takılır. İstendiğinde aynı anda çok sayıda vinç kolu çalışır. İstendiğinde kendini karaya, deniz dibine bile kollarıyla sabitler.

Ben olsam, söz konusu platformun orta kısmına şöyle de bir delik açardım. Bu da olursa, değişen şartlara ve mekanlara göre, bu kısım da çok farklı farklı maksatlarla kullanılabilir.

Hatta böyle bir platform yapıp balıkçılığa girişenler, uçuşa geçerler. İstedikleri kısımlara hemen binaları istedikleri ölçülerde kurarlar. Sonra binaların içlerine makineleri ve imalat bantlarını tesis ederler. Sonra da kurutulmuş balık, işlenmiş balık, konserve balık, hızlı dondurulmuş balık ve hayvan yemleri üretirler.

Balık sezonunda bunu yaptıktan sonra, diğer balık sezonuna kadar da platformun üzerini dönüştürürler ve başka projeleri yaparlar.

Sistemin sök-tak sistem olması, doğru malzemelerin tercih edilmesi, detaylarda isabetli olmak, sonuçta çok büyük kazançlar sağlar.

Dahası da var.

Yine 3B uygulamasında dar vakitte çizdim. Yeni öğreniyorum zaten çizmeyi ve temsili bir resim olduğu göz önünde bulundurulsun. Gerçeğine uygun bir resim değil bu…

Bu mantıkla, söz konusu platforma üst katlar yapardım. Hem kullanma alanı çok artardı hem de platformun herhangi bir yerinden ayrılma, kırılma ihtimali ortadn kalkardı. Zemin katı otuz metre yükseklikte yapar, diğer katları daha düşük yapardım.

Sonra iş buradan devasa tatil adası projesine kadar giderdi. İlk yapılan plaftormlarda iyice tercübe kazanılır, detaylar görülür, değerlendirmeler yapılırdı ve sonraki projelerde tatil adasını yaparken, yüksek sayıda insanı bunlarda konuk ederken hiç iç sıkıntısı yaşamazdım. Her türlü ihtimali görmüş, çalışmış, dikkate almış, gerekli tedbirlere uymuş olarak kullanıma sunardım.

Tatil adası yaparken de zemin katıyla üst kat arasına otuz mt Yüksekliğinde onlarca apartman yapardım. Bütün apartmanların bir yüzü denize dönük olurdu.

Apartmanları hem çok hoş görünüşle, mimariyle, renk tercihleriyle yapardım hem de bol çelik kolon desteğiyle yapardım. Böyelikle çelik örgü görüntüsü ortada kalmadan üst katları bu apartmanlar taşırlardı.

Her bir kat, altındaki kata kıyasla içeri çekilmiş ve kenarları daha içeride olacağı için, her katta yanlardan epeyi güneş ışığı alınırdı. Lakin ben üst katlardaki gün ışığını alt katlara aktaran sistemleri de bol bol kullanırdım. Yine de yetersiz kalacağı noktalar olursa oralarda da elektrikli aydınlatma çalıştırırdım. Onlar da otuz mt yukarıda ve gün ışığı veren lambalar oldukları için, insanları hiç rahatsız etmezdi. İnsanlar sanki üstlerinde bir tavan yokmuş gibi hissedebilirlerdi.

Bu kısımlarda ve devamındaki kısımlarda hep farklı farklı tercihler yapılabilir ama neticede öyle bir suni ada meydana getirirdim ki dünyanın en güzel şehri diye bilinen yerler bile yanında sönük kalırlardı.

Her katın kenar kısımlarında geniş alanlar gerçek kumsal kumuyla kaplanır, toplamda yüzlerce büyük havuz da bulunurdu. Katlarda içeri, merkeze doğru gidildikçe de çok gelişmiş, yüksek teknolojili ama bir yandan da sanat eseri gibi, tablo gibi güzel, rengarenk duran bir şehir görürlerdi. Yolların iki yanında da kafeler, restoranlar, güzellik merkezleri, mağazalar vb. olurdu. Bu suni adada alış veriş çok yüksek seviyede olurdu.

Her yerinde gerçek toprakta gerçek bitkiler, çiçekler, ağaçlar olurdu. Bol bol çocuk parkları da bulunurdu.

Ne temiz su sorunu, ne atık su sorunu, ne enerjji sorunu, ne sıcak ya da soğuk hava sorunu yaşanırdı. O kadar bol elektrik enerjisi olurdu ki en düşük ücretli odada bile klima bulunurdu. Dahası, yine de çoğu kişi klimaları kullanmazdı. Çünkü binalar çok özel bir ısı ve ses yalıtması ile inşa edilirdi. Bunları da özel malzemeler sayesinde, zan edilenden çok uygun maliyetle yapardım.

Üst katlara doğru gidilikçe apartman şekilli binalar yerine müstakil, bahçeli, deniz manzaraları mekanlar olurdu. Belki en üst kata da Tac Mahal mimarine benzeyen bir mimari ve renk terciyleriyle kocaman bir saray yaptırır, odalarını yüksek ücretle kiralardım.

Suni adalar ayrı bir konu… Ön bilgi olarak arada bunları yazdım ama şu çember şekilli araç üzerine gereğince çalışılırsa, kısa süre sonra denizcilik/gemicilik baştan ayağa değişir. Dalgalarda hiç sallanmayan tekneler, yatlar ve orta boyda gemiler bile yapılabilir. Üstelik hem sallanmıyorken hem de kendine çarpan dalgaları elektrik enerjisine çevirir. Elektrikle çalışır, yüksek hızda ağır yükler taşır, maliyetleri çok düşürür ve iş üstüne iş almayı sağlar.

Ben zaten orantısız güç, tekelleşme gibi saçmalıklara ömrümce hiç itibar etmedim. Bana göre, çalışan kazanır. Hak ediyorsa dev olur, hak ediyorsa tek olur.

Mühim olan hukukun üstünlüğüdür. Hukuk üstünse ve güçlü olanın değil de haklı olanın yanındaysa, birilerinin devleşmesi ya da tekleşmesi/tekelleşmesi hiçbri sorun çıkartmaz.

Çünkü devleşen ve tekelleşen taraf da karşısında adalet sistemini, devletin gücünü bulur ve hemen yanlışından döndürülür. Dönmüyorsa zorlamayla döndürülür.

Hiç hazırlık yapmadan, bir yandan metafizik çatışmalara devam ediyorken öyle yazdım geçtim. Eminim ki yazmam gerekirken yazmadığım pek çok yanı kalmıştır. Müsait zamanımda okurum, gerekiyorsa yazıda düzenlemeler yaparım ya da yeni yazılarla ek bilgiler veriririm. Soruları olanlar da profilime özelden mesajlar atarak (@mfsertkaya) sorabilirler.

Sansürcü Telegram, profilime gönderilen mesajları bile bana göstermiyor ve sansürlüyor olabilir. Buna rağmen göndericiye, mesajı gördüğüme dair bir işaret gösterebilir. Bunlar işten bile değil… Muhtemelen senelerdir bunu da yapıyordur. Bu nedenle, “Kesinlikle geri dönüş yapmalıydı. Gördü ama neden dönmedi” dediğiniz haller yaşadıysanız ya da yaşarsanız, bilin ki orada bir işler dönmüş ya da dönüyor

Çünkü ben gecikmeli de olsa bütün mühim mesajlara olumlu-olumsuz geri dönüşler yaparım, yapıyorum.

| mfs

Investigate the Telegram decision of the Committee

Our Committee’s order to delete Telegram accounts and not to use Telegram is malicious intent. This request came from the hypocrites who are alarmed in the Committee, and Alihan Kuriş had recently kept up with them, did not see any problems. Even if we stopped publishing on Telegram, we have had broadcasts/publications inviting everyone to Telegram for years. Those who hear about us can always access the applications we are currently publishing on Telegram. They are also very concerned that we will always come back to Telegram, and we will re-publish our posts on Telegram.

Even so much emphasis on Telegram and not showing the same sensitivity to our brothers’ use of WhatsApp has made all our sincere brothers and sisters feel bad, and but those who were not aware of the major changes in Alihan Kuriş recently could not resolve the issue.

Yes, Telegram is not a very clean and reliable application, we have also abandoned Telegram, who have been supporting Telegram for so many years, but it is still a very simple application than WhatsApp, the real owner of which is the CIA.

There is a large number of Akademi Magazine followers who continue to use Telegram, as well as a large number of users who send our broadcasts/publications/posts to each other or to their groups within Telegram. Although the publications directly reach few people, as always, it reaches a very large number of people through indirect routes. In addition, we have many brothers and sisters who come to view and benefit from the previous publications on our Telegram channel. Of course, these have reflections in real life, there are those who question, try to understand what is going on. Because of those incidents, hypocrites go through more and more difficult experiences every day. They got stuck well. Our brothers and sisters should not break integrity. Let them not break the contact between them and continue using Telegram for a while if necessary. After that, let them question the sincerity and wisdom in the words and instructions spread from the Committee. Because now the admiral ship has sunk.

There are hodjas who have not been able to receive their gifts(salary) for a long time. Various excuses are given to them, but sincerity should be questioned in this part as well. What being told is completely deceptive. Deliberate and all kinds of games are being made to make sincere hodjas in our community have problems and get rid of them. Decisions are always made the way the hypocrites want. There are huge, very, very large sums of money being embezzled. Alihan Kuriş has also involved in a lot of dirty and criminal works. I will expose them to everyone in a very short time. There will also be trials, arrests and prison sentences. They let alone stand in the committee to do more damage, to betray more, to steal more, to cheat more, will not even also able to go out in public. There will be many who try to escape abroad before being punished. As I always said, time limit are given to everybody and their time are now over. They will not be able to do any more damage to this Cause.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Merkezin Telegram kararını sorgulayın

Merkezimizin Telegram hesaplarının kapatılması ve Telegram kullanılmaması talimatı vermesi, art niyetliydi. Bu talep, merkezdeki etekleri tutuşmuş münafıklardan geldi ve son zamanlarda onlara iyice ayak uydurmuş olan Alihan Kuriş de hiç sorun görmedi. Biz Telegram’da yayın yapmayı bırakmış olsak bile senelerdir herkesi Telegram’a davet eden yayınlarımız var. Bizi yeni duyanlar hep Telegram üzerinden şu anda yayın yaptığımız uygulamalara ulaşabiliyorlar. Ayrıca her an Telegram’a geri dönmemizden, yeniden yayınlarımızı Telegram’da yapmamızdan büyük endişe duyuyorlar.

Telegram’ın üzerinde bu kadar durulup da kardeşlerimizin WhatsApp kullanmasına karşı aynı hassasiyetin gösterilmemesi bile samimi bütün kardeşlerimizi işkillendirmiştir ama son günlerde Alihan Kuriş’teki büyük değişikliklerden haberdar olmayanlar meseleyi çözememişlerdir.

Evet, Telegram da çok temiz ve güvenilir bir uygulama değil, bunca sene Telegram’a destek veren biz de Telegram’ı terk ettik ama hala gerçek sahibi CIA olan WhatsApp’tan çok ehven bir uygulama.

Telegram kullanmaya devam eden yüksek sayıda Akademi Dergisi takipçisi olduğu gibi, yayınlarımızı Telegram bünyesi içinde birbirlerine ya da gruplarına atan yüksek sayıda kullanıcı var. Her zaman olduğu gibi, şimdilerde de yayınlarımıza doğrudan ulaşan sayısı çok yüksek olmasa da dolaylı yollardan çok çok yüksek sayıda kişiye ulaşıyor. Ayrıca Telegram kanalımızdaki geçmiş yayınlara gelip bakan ve istifade eden kardeşlerimiz de çok. Elbette ki bunların gerçek hayatta yansımaları oluyor, sorgulayanlar, neler döndüğünü anlamaya çalışanlar oluyor. Bunun neticesi olarak her geçen gün münafıklar daha da zor şeyler yaşıyorlar. İyice sıkıştılar. Kardeşlerimiz birlik, beraberlik halini bozmasınlar. Aralarındaki irtibatı kopartmasınlar ve icap ediyorsa Telegram kullanmaya bir süre daha devam etsinler. Bundan sonra merkezden yayılan sözlerde ve talimatlarda samimiyeti, hikmeti sorgulasınlar. Çünkü artık amiral gemisi battı.

Uzun süredir hediyelerini alamayan hocaefendiler var. Onlara çeşitli mazeretler söyleniyor ama bu kısımda da samimiyet sorgulanmalı. Kendilerine anlatılanlar tamamen aldatmaya dönük şeyler… Cemaatimiz içindeki samimi hocaefendilerin sorun yaşaması ve oyundan düşürülmesi için kasten ve türlü türlü oyunlar çevriliyor. Kararlar hep münafıkların istediği şekilde alınıyor. Zimmete geçirilen çok çok büyük paralar var. Bir sürü çirkin ve suç kapsamındaki işin içinde Alihan Kuriş’in de parmağı var. Bunları çok kısa süre içinde herkesin gözleri önüne sereceğim. Yargılamalar, tutuklamalar ve hapis cezaları da olacaktır. Bırakın merkezde durup daha fazla zarar vermeyi, daha fazla ihanetler etmeyi, daha fazla çalıp çırpmayı, daha fazla kandırmayı, insan içine bile çıkamayacaklardır. Ceza almadan önce yurt dışına kaçmayı deneyenleri çok olacaktır. Hep dediğim gibi, herkese mühlet veriliyor ve artık bunların da mühletleri bitti. Bu yola daha fazla zarar veremeyecekler.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Merkezin Telegram kararını sorgulayın

Merkezimizin Telegram hesaplarının kapatılması ve Telegram kullanılmaması talimatı vermesi, art niyetliydi. Bu talep, merkezdeki etekleri tutuşmuş münafıklardan geldi ve son zamanlarda onlara iyice ayak uydurmuş olan Alihan Kuriş de hiç sorun görmedi. Biz Telegram’da yayın yapmayı bırakmış olsak bile senelerdir herkesi Telegram’a davet eden yayınlarımız var. Bizi yeni duyanlar hep Telegram üzerinden şu anda yayın yaptığımız uygulamalara ulaşabiliyorlar. Ayrıca her an Telegram’a geri dönmemizden, yeniden yayınlarımızı Telegram’da yapmamızdan büyük endişe duyuyorlar.

Telegram’ın üzerinde bu kadar durulup da kardeşlerimizin WhatsApp kullanmasına karşı aynı hassasiyetin gösterilmemesi bile samimi bütün kardeşlerimizi işkillendirmiştir ama son günlerde Alihan Kuriş’teki büyük değişikliklerden haberdar olmayanlar meseleyi çözememişlerdir.

Evet, Telegram da çok temiz ve güvenilir bir uygulama değil, bunca sene Telegram’a destek veren biz de Telegram’ı terk ettik ama hala gerçek sahibi CIA olan WhatsApp’tan çok ehven bir uygulama.

Telegram kullanmaya devam eden yüksek sayıda Akademi Dergisi takipçisi olduğu gibi, yayınlarımızı Telegram bünyesi içinde birbirlerine ya da gruplarına atan yüksek sayıda kullanıcı var. Her zaman olduğu gibi, şimdilerde de yayınlarımıza doğrudan ulaşan sayısı çok yüksek olmasa da dolaylı yollardan çok çok yüksek sayıda kişiye ulaşıyor. Ayrıca Telegram kanalımızdaki geçmiş yayınlara gelip bakan ve istifade eden kardeşlerimiz de çok. Elbette ki bunların gerçek hayatta yansımaları oluyor, sorgulayanlar, neler döndüğünü anlamaya çalışanlar oluyor. Bunun neticesi olarak her geçen gün münafıklar daha da zor şeyler yaşıyorlar. İyice sıkıştılar. Kardeşlerimiz birlik, beraberlik halini bozmasınlar. Aralarındaki irtibatı kopartmasınlar ve icap ediyorsa Telegram kullanmaya bir süre daha devam etsinler. Bundan sonra merkezden yayılan sözlerde ve talimatlarda samimiyeti, hikmeti sorgulasınlar. Çünkü artık amiral gemisi battı.

Uzun süredir hediyelerini alamayan hocaefendiler var. Onlara çeşitli mazeretler söyleniyor ama bu kısımda da samimiyet sorgulanmalı. Kendilerine anlatılanlar tamamen aldatmaya dönük şeyler… Cemaatimiz içindeki samimi hocaefendilerin sorun yaşaması ve oyundan düşürülmesi için kasten ve türlü türlü oyunlar çevriliyor. Kararlar hep münafıkların istediği şekilde alınıyor. Zimmete geçirilen çok çok büyük paralar var. Bir sürü çirkin ve suç kapsamındaki işin içinde Alihan Kuriş’in de parmağı var. Bunları çok kısa süre içinde herkesin gözleri önüne sereceğim. Yargılamalar, tutuklamalar ve hapis cezaları da olacaktır. Bırakın merkezde durup daha fazla zarar vermeyi, daha fazla ihanetler etmeyi, daha fazla çalıp çırpmayı, daha fazla kandırmayı, insan içine bile çıkamayacaklardır. Ceza almadan önce yurt dışına kaçmayı deneyenleri çok olacaktır. Hep dediğim gibi, herkese mühlet veriliyor ve artık bunların da mühletleri bitti. Bu yola daha fazla zarar veremeyecekler.

Mehmet Fahri Sertkaya – http://www.mfs.tv

Taşınıyoruz…

Mevzuyu biliyorsunuz. Telegram’dan artık bize fayda yok. Bu kanalın bu “ayarlar”la yoluna devam edebilmesi mümkün değil ve Telegram eski Telegram değil… En kalitesiz ve emek verilmeden yayın yapan Telegram kanalları bile yüz binlere ulaştı ama ilk açıldığı aylarda bile ayda beşyüz yeni takipçi katılan bu kanala bir anda bir “ayar” çekildi ve yıllardır yerinde sayıyor. Paylaşımların altındaki görüntüleme sayıları doğru mu, o bile belli değil. Şu kanalda bir gün içinde yapılan sarsıcı bir tek yayının bile, o gün içinde Telegram kullanıcıları arasında yüz binlerce kişi tarafından duyulmaması, hayatın olağan akışına aykırı…

Telegram için çok mücadele ettik ve Türkiye’de Telegram’ın Telegram olmasında çok büyük payımız oldu. Lakin yıllardır bizi çekinmeden sansürledi, frenledi.

Biz artık bütün dünyada kabul görmüş ve yüksek sayıda kullanıcısı olan Line uygulamasına geçiyoruz. Japonlara ait olan Line’a da fırsat ve emek vereceğiz. Bakalım Japonlar nasıl tavır takınacaklar. Telegram’dan Line’a çok kısa bir geçiş süreci yaşayacağız.

Kısa süre içinde herkes Line’a alışınca Telegram’ı bırakacak ve karşısına da geçeceğiz. Yaşadıklarımızı bütün dünyaya sürekli olarak anlatacağız.

Line Türkçe ve dünya genelinde güvenle kullanılan bir uygulama…

Line’daki kanalımızın adı “Akademi Dergisi” ve kanalın adresi: @740juyxd

Line’daki şahsi profilimin adı “Mehmet F. Sertkaya” ve adresi: @mfsertkaya

Line’ın resmi web sitesi şurada:

https://line.me/tr/download


Başka alternatifler de var ve sadece Line’a da bağlı kalmayacağız.

Ağırlığı şimdilik Line’a vereceğiz ve tavırlarına bakacağız. Line da baskılara direnmez de sinsice sansürlemeler yaparsa Line’ı da bırakacağız.

Kısa bir geçiş sürecinde, ilk günlerde yayınların çok azını Line’a, çoğunu Telegram kanalımıza yapacağız. Birkaç gün sonra çoğunu Line’a ve azını Telegram kanalımıza yapacağız. Herkes iyice alıştıktan sonra da tamamen Line’a geçeceğiz.

Bize engel, sınır yok.

Devletlerden aldığı üç kuruş için Akademi Dergisi gibi bir devleti yıllardır sansürleyenler ve…

İyiliğin, iyilerin yanında yer almak yerine kötülüğün, kötülerin, insanlık düşmanlarının, mafyaların, kan emicilerin yanında yer alanlar…

Akademi Dergisi kendilerine bunca güç, fırsat, para, itibar kazandırmışken bir de Akademi Dergisine bunu yapanlar…

Çökmeye de yok olmaya da mahkumdurlar.

Akademi Dergisi, kazandırmayı çok iyi bildiği gibi, kaybettirmeyi/çökertmeyi de çok iyi bilir. Buna bütün dünya şahittir.

Bu kanalın yayın arşivini tek bir klasör halinde indirmek ve saklamak istiyorsanız:

  • https://desktop.telegram.org/ adresinden Telegram’ın Desktop/Masaüstü uygulamasını bilgisayarınıza indirin. (Telegram’ın mobil uygulamasında kanalı indirme özelliği mevcut değildir.)
  • Telefon numaranızı yazın.
  • Telefonunuzdaki Telegram uygulamasına gönderilen kodu, masaüstü uygulamasına girin. Kodu hiçkimseyle paylaşmayın.
  • Akademi Dergisi Telegram kanalının sağ üstünde bulunan “üç nokta” simgesine tıkladıktan sonra, açılan menüden “kanal geçmişini dışa aktar”a tıklayın.
  • Açılan pencerede fotoğraflar, videolar, sesli mesajlar, görüntülü mesajlar, çıkartmalar, GIF’ler ve dosyalardan hangilerini indirmek istediğinizi soracak. Hepsini de bir kısmını da seçebilirsiniz ve buna göre indirilecek arşivin dosya boyutu değişiklik gösterir. Kaç mb’a kadar olan dosyaların indirileceği de tercih edilebilir.
  • Aktarma işlemi internet hızınıza göre değişiklik gösterecektir.
  • Aktarma işlemi bittikten sonra Downloads\Telegram Desktop klasöründen aktarılan klasöre ulaşabilirsiniz. Klasör içinde index.html isimli dosya, açılacak ana dosyadır. Onu tıklayınca web tarayıcınız ile açılır.
  • Okumalar kanalının arşivini de indirebilirsiniz. (https://t.me/okumalar )

Telegram (https://desktop.telegram.org/)

Bu gün Akademi Dergisi’nin Line kanalında yaptığımız yayınlardan bazıları…

Line kanalımızda şimdiden 113 takipçimiz oldu. En fazla bir hafta içinde Telegram’dan Line’a geçişi tamamlamayı planladık.

Line’daki kanalımızın adı “Akademi Dergisi” ve kanalın adresi: @740juyxd

Line’daki şahsi profilimin adı “Mehmet F. Sertkaya” ve adresi: @mfsertkaya

Line’daki şahsi profilime kolayca ulaşmak için bu QR kodunu cep telefonunuzun kamerasına taratabilirsiniz.

Profilimin adı “Mehmet F. Sertkaya” ve adresi: @mfsertkaya

Bu QR kodu sayesinde Akademi Dergisinin Line’daki kanalına kolayca ulaşabilirsiniz.

Şu doğrudan bağlantıyı da kullanabilirsiniz: https://lin.ee/S5gYHkw

Line’daki kanalımızın adı “Akademi Dergisi” ve kanalın adresi: @740juyxd


Bu Telegram kanalı artık yayınlarını sonlandırdı.

Line’da çok mükemmel gidiyoruz ve bu sebeple, daha önce ilan ettiğim bazı kararlarımı değiştirdim.

Telegram’dan Line’a geçmekte takipçiler çok zorlanmadılar, zorlanmıyorlar.

Öyle ise bir hafta bile kaybetmeye gerek yok. Şu andan itibaren Akademi Dergisi’nin Telegram kanalı yok hükmünde olacak.

Şu andan itibaren yayınların tamamını Line’da yapacağız. Buraya sadece herkesin duyup görüp Line’a geçtiği güne kadar duyurular, yönlendirmeler yapacağız.

Sansürcü Telegram’ı da sahiplerine, sahiplerini parayla satın alanlara ve hukuksuz/çirkin muameleler görmekten sıkılmayacak kadar karakter fakiri kullanıcılarına bırakıyoruz.

Sansürlenmek isteyen, ufak bir menfaat karşısında bile yok edilmek, ezilmek isteyen takipçilere, kanal sahiplerine/yöneticilerine bırakmış oluyoruz.

Telegram’a ilk geçtiğimiz zamanları hatırlarım, şimdi Line’ın hali gibiydi. Türk kullanıcılar yok gibiydi ve Türkçe desteği bile yoktu. Çok büyük emekler verdik, çok büyük kazandırdık, en zor aşamalarında büyük desteğimiz oldu. Sadece Türkiye’de tutulması ve takipçi kazanması kısmında değil, sonrasında dünyada itibar/güven kazanması kısmında da çok büyük payımız oldu.

Akademi Dergisi dünya siyasetine yön veren yayınlar yaptıkça ve dik durdukça Telegram da her yönden kazanmıştı. Buna rağmen bile bize bunu yapan Telegram, diğer Türk kanallarına neler neler yapar hatta yapıyordur. Herkese tavsiyem bir an önce Telegram’dan kurtulmaları yönündedir.

Hangi dinden, ırktan ve siyasi görüşten olursa olsun, dünya üzerindeki beyin takımı dediğim grup da benimle aynı kanaate sahip olacaktır ve aynı tavrı sergileyecektir.

İnşaallah kazandırdığımızdan çok daha fazlasını kaybettirdiğimiz o günleri çok yakın gelecekte göreceğiz.

Telegram’ın sahiplerinden olan Pavel, oturmuş erinmeden bir kamyon dolusu laf yazmış… Bu hususta yazdığım yazıları ve yaptığım suçlamaları hatırınızda tutarak, Pavel’in şu yazısını ve özellikle yazının satır aralarını okuyabilirsiniz.

Ne yazık ki hep laf… İcraat lafının tam aksi yönde…


Telegram Kurucusu Pavel @Durov ‘un yayınladığı makalenin (https://t.me/durov/142) Türkçesi;

Telegram 500 milyon aktif kullanıcıya yaklaşırken, çoğunuz soruyu soruyorsunuz – bu büyümeyi desteklemek için kim ödeme yapacak? Sonuçta, daha fazla kullanıcı trafik ve sunucular için daha fazla masraf anlamına gelir. Bizim büyüklüğümüzdeki bir projenin devam etmesi için yılda en az birkaç yüz milyon dolara ihtiyacı var.

Telegram’ın tarihinin çoğu için, şirketin masraflarını kişisel tasarruflarımdan ödedim. Bununla birlikte, mevcut büyümesiyle birlikte, Telegram milyarlarca kullanıcıya ulaşma ve uygun fon talep etme yolunda ilerliyor. Bir teknoloji projesi bu ölçeğe ulaştığında, genellikle iki seçenek vardır – maliyetleri karşılamak için para kazanmaya başlayın veya şirketi satın.

Bu nedenle-Telegram nasıl bir yol alacak? Planımızı açıklığa kavuşturmak için birkaç açıklama yapmak istiyorum:

  1. Şirketi Whatsapp’ın kurucuları gibi satmayacağız. Dünyanın, kullanıcılara saygı duyulan ve kaliteli hizmetin sağlandığı bir yer olarak bağımsız kalmak için Telegram’a ihtiyacı var. Telegram, dünyaya mükemmellik ve dürüstlük için çabalayan bir teknoloji şirketinin bir örneği olarak hizmet etmeye devam etmelidir. Ve seleflerimizin üzücü örneklerinin gösterdiği gibi, bir şirketin parçası olursanız bu mümkün değildir.
  2. Telegram uzun süre kalmak için burada. 8 yıl önce kişisel kullanım için uygulamalar geliştirmeye başladı ve o zamandan bu zamana gelmiş. Bu süreçte Telegram, insanların çeşitli yönlerden iletişim kurma şeklini değiştirdi – şifreleme, işlevsellik, basitlik, tasarım, hız. Bu yolculuk daha yeni başladı. Dünyaya getirdiğimiz ve getirebileceğimiz çok daha fazlası var.
  3. 1. ve 2. noktaları mümkün kılmak için Telegram gelecek yıldan itibaren gelir elde etmeye başlayacak. Bunu değerlerimize ve son 7 yılda verdiğimiz sözlere uygun olarak yapacağız. Mevcut ölçeğimiz sayesinde, bunu müdahaleci olmayan bir şekilde yapabileceğiz. Çoğu kullanıcı herhangi bir değişiklik fark etmeyecektir.
  4. Şu anda ücretsiz olan tüm özellikler ücretsiz kalacaktır. İş ekipleri veya güç kullanıcıları için bazı yeni özellikler ekleyeceğiz. Bu özelliklerden bazıları daha fazla kaynak gerektirecek ve bu Premium kullanıcılar tarafından ödenecektir. Normal kullanıcılar Telegram’ın keyfini çıkarmaya devam edebilecekler – sonsuza kadar ücretsiz.
  5. Telegram’ın mesajlaşmaya adanmış tüm bölümleri reklamsız kalacaktır. Özelden yazışmalarda veya grup sohbetlerinde reklam göstermenin kötü bir fikir olduğunu düşünüyoruz. İnsanlar arasındaki iletişim her türlü reklamdan arındırılmış olmalıdır.
  6. Mesajlaşma bileşenine ek olarak, Telegram bir sosyal ağ boyutuna sahiptir. Büyük halka açık kanallarımızın her biri milyonlarca aboneye sahip olabilir ve daha çok Twitter beslemeleri gibidir. Birçok pazarda, bu tür kanalların sahipleri, bazen üçüncü taraf reklam platformlarını kullanarak para kazanmak için reklamlar görüntüler. Yayınladıkları reklamlar normal mesajlara benziyor ve genellikle müdahaleci. Bunu, kullanıcı dostu, gizliliğe saygı duyan ve sunucuların ve trafiğin maliyetlerini karşılamamıza izin veren herkese açık kanallar için kendi reklam platformumuzu tanıtarak düzelteceğiz.
  7. Telegram para kazanmaya başlarsa, topluluk da fayda sağlamalıdır. Örneğin, reklam platformu aracılığıyla büyük halka açık kanallardan para kazanırsak, bu kanalların sahipleri boyutlarıyla orantılı olarak ücretsiz trafik alırlar. Ya da, Telegram ek etkileyici özelliklere sahip Premium çıkartmalar sunarsa, bu yeni türden çıkartmalar yapan sanatçılar da karın bir kısmını alacaktır. Milyonlarca Telegram tabanlı içerik oluşturucunun ve küçük işletmelerin gelişmesini ve tüm kullanıcılarımızın deneyimini zenginleştirmesini istiyoruz.

Bu Telegram’ın seçeceği yol.

Bu yenilikler devam etmemizi ve gelecek yıl için büyümeye devam izin verir. Sayısız yeni özellik başlatabilir ve milyarlarca yeni kullanıcıyı ağırlayabiliriz. Bunu yaparken, bir teknoloji şirketinin nasıl çalışması gerektiğini yeniden tanımlayarak bağımsız kalacağız ve değerlerimize sadık kalacağız.

Bu QR kodu sayesinde Akademi Dergisinin Line’daki kanalına kolayca ulaşabilirsiniz.

Şu doğrudan bağlantıyı da kullanabilirsiniz: https://lin.ee/S5gYHkw

Line’daki kanalımızın adı “Akademi Dergisi” ve kanalın adresi: @740juyxd

Bu Telegram kanalı kapanmayacak. Buradaki yayın arşivi de silinmeyecek ama bu kanalda yayınlar yapılmayacak. Bu kanal sadece diğer hesaplarımızı insanların duyması için açık kalacak ve bu kanalda sadece diğer hesaplara yönlendirme yayınları yapılacak.


Mehmet Fahri Sertkaya

Şimdi Qanon hesaplarının Telegram’a geçme ve gerçek sahibi CIA olan o sosyal ağların gerçek yüzünü de anlatma vakti geldi…

Qanon grubu Facebook ile Instagram’da da yasaklandı.

Gerçek sahibi CIA olan Facebook tarafından yapılan açıklamada, aşırı sağcı QAnon grubunun ‘tehlikeli’ olarak nitelendirildiği ve grupla alakalı Facebook sayfaları ile gönderilerin kaldırılacağı belirtildi.

Şirketten yapılan açıklamada, “Bugünden itibaren Facebook gruplarını, sayfalarını ve Instagram hesaplarını kaldırıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Daha önce de, QAnon’a ait 2 bine yakın Facebook grubu ve 10 binden fazla Instagram hesabı kısıtlanmıştı. Aynı şekilde, Twitter da gruba ait içerikleri dolaşıma sokan hesapları kapatmıştı.


Daha önce de yazmıştım.
Qanon akımına ait hesapların bu güne kadar engellenmeyip de bu gün engellenmesinin sebebini herkes biliyor.
Qanon, Trump yanlısı olarak kurulmadı/oluşmadı. CIA, içlerine sızarak sonradan bu akımı yönlendirdi, tahrif etti. Son zamanlarda ise bu akımın önde gelen bazı hesapları Akademi Dergisi ve Ankebut Operasyonuna adapte olarak yollarına devam ettikçe bu akım iyice CIA’nın nüfuzundan çıkmaya ve Ankebut Ağına zarar vermeye başladı.

Şimdi Qanon hesaplarının Telegram’a geçme ve gerçek sahibi CIA olan o sosyal ağların gerçek yüzünü de anlatma vakti geldi.

Mehmet Fahri Sertkaya