“Ne kadar az yorum var yaa sansür mü var.”

Hem Türkiye’de hem de dünyada ses getirecek ve sarsacak bir videomuzun altında, kim olduğunu bilmediğimiz bir takipçimiz de bu yorumu yazmış.

Aylar önce yüklenen bu video 3-5 günde bin izlenmeye anca ulaşabildi. Sonrasındaki haftalarda yaklaşık 3 bin izlenmeye ulaştı ve orada çakılıp kaldı. Bu göstergedeki 3 bin izlenme verisi de doğru mu, değil mi, tartışmalı…

Sabahtan akşama kadar Youtube’da dolaşan çok sayıda insan var. Youtube’da neyin ortalama ne kadar izleneceği ve yorum alacağı bile çok yakın olarak tahmin edilebiliyor. Lakin bizim kanalımıza gelenler sarsılıyor. Videolara, verilen bilgilere ve iddialara bakıyorlar ve sonra izlenme, beğeni ve yorum sayılarına bakıyorlar, sarsılıyorlar.

Bizim sansür iddiamızı duymasalar da sansürleme olduğunu anlayabiliyorlar. Bu kadar adice tavırları çoktan açık olmuş bu sözde sosyal ağlar ve video platformaları bir de Amerika’nın güvenliği, iç huzurun korunması, hukukun üstünlüğü, insan hakları, kadın hakları, korona ile mücadele ve sair iddialarla kendilerini çok insan dostu ve çok faydalı gibi göstermeye çalışıyorlar. Halbuki bu iddialarla aslında en büyük sansürleri yapıyorlar.

Tıp sahasında en ileri seviyede uzman isimlerin korona hakkındaki sarsıcı ve bilimsel iddiaları hala bu mecralarda kaldırılıyor.

Dünya devletleri/milletleri bu kadar zorbalığa, hukuksuzluğa, insanlık düşmanlığına, sinsice ve adice tavırlara neden tahammül ediyor?

Şu sözde sosyal ağların haklarından gelmenin vakti gelmedi mi?

Mehmet Fahri Sertkaya