Etiket arşivi: Yeşiller ve Griler

Muğla’da deniz suyu neden çekildi?


Son yıllarda neden ani deniz suyu çekilmeleri yaşanıyor.

Son yıllarda, özelikle de kış aylarında, bazı illerimizde deniz suyunun aniden çekildiği görülüyor. Deniz suyunun bir anda onlarca metre geri çekilmesine neyin sebep olduğu hususu, enteresandır ki detaylı şekilde basında-medyada konu olmuyor.

Bir oldu bitti ile uzman(!) görüşlerine başvuruluyor, birkaç satır yazılıyor ya da ekranlardan söyleniyor ve konu kapanıyor.

Uzmanlara sorulunca, bazısı ani deniz suyu çekilmelerini lodosa bağlıyor. Bazısı ise fırtınaya… Bazısı yüksek atmosfer basıncına… Bazısı da kış aylarında dünyanın güneşe en yakın konumda olduğunu ve bunun da bu şekilde denizlerde ani su çekilmelerine sebep olduğunu, her şeyin gayet normal olduğunu iddia ediyor.

Kendine güvenerek yorum yapabilen bir tek uzman da yok, uzman denilen bu kişilerin birbirleriyle ortak noktada buluşup “Şu sebeple çekiliyor, şu da bilimsel izahı ve ispatı” diyebildikleri de yok. Evet, son yirmi senedir, neredeyse her sene yaşanan ve bölge insanlarının “Eskiden buralarda böyle şeyler olmazdı” dediği bu ani deniz suyu çekilmelerine dair üniversitelerimizin de dikkate alınır çalışmaları olmamış.

İnsanlarımız bunca sene sonra hala “Deniz suyu Muğla’da bir anda 40-60 metre geri çekilmişse, bu su bir anda yok olacak değil ya, yakın etrafta bir yerde de deniz suyunda ani bir yükselme gerçekleşmiş olmalı. Bilim adamlarının, deniz suyunda ani yükselmeler olan bu yerleri bulması ve açıklaması çok mu zor? Bu kadarı bile yapılmadan ya da yapılamadan insanlara, arkasında bilimsel dayanağı olmayan açıklamalar yapmak bilim adamlığı mıdır?” demiyorlar, diyemiyorlar.

Çünkü bir yanda koca devlet gücünün kullanılış şekli ve sorunları bulup çözmek yerine konuları bastırıp kapatıp geçmek şeklinde sergilenen irade… Bir yanda basın-medya gücünün oluşturduğu zihin/kabulleniş yönlendirmesi… Bir yanda da “uzman” denilen kişilerin, çok normalmiş gibi bilim dışı tavırları sergiliyor ve kimsenin onlara tepki göstermiyor oluşu, insanlarımızın bu kadar normal soruları sormasını bile engelliyor.

Oysa, iyi niyetle, vazife şuuruyla, devlet gücüyle konunun üzerine gidilse, sadece Türk milletini değil bütün insanlığı sarsacak gerçeklerle yüzleşilecek.

Mehmet Fahri Sertkaya

Gerçeği görmek için acele etmek gerek…

Bu yıl içinde yaşanan büyük orman yangınları ve hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde yaşanması ve korona dahil olmak üzere pek çok büyük sorunun arkasında, dünyaya düşman olan uzaylı insan türleri var. Bu sene bunca felaket suni sebeplerle yaşandı.

Yeşiller ve Griler başta olmak üzere bu düşman türler, kontrollerinde tuttukları ABD ve Çin gibi devletlerin elinde mevcut olan en yüksek teknolojileri, HAARP da denilen iklim ve deprem silahlarını da kullandılar. Bazı zamanlar uzaydan bu ülkelere ait uydular ya da kendilerine ait uzay araçları ile de dünyamıza saldırılar yapıldı.


Dünyanın ciğerlerini yakan onca büyük orman yangınına, uzaydan gönderilen yakıcı lazer darbeleri de sebep oldu. Bunları o büyük orman yangınları başladığında sıcağı sıcağına yazmıştım ve bu Telegram kanalının geçmişinde bulunabilir.

Hedeflerini yukarıda yazmıştım; “Dünyada insanlar doğru düzgün yaşamadılar, tedbirsiz ve umursamaz oldular. Pek çok hayvan türünün nesli tükendi. Plastik başta olmak üzere türlü katı atıklar, denizlerin de kirletilmesi ve onlarca balık türünün de yok olması ve ayrıca atmosfere salınan zararlı gazlar da dengeyi bozdu ve küresel ısınma başladı. Bütün denge bozuldu ve ayrıca mani olunamayan tabii/doğal felaketler de üst üste geldi de dünya yaşanamaz bir yer oldu” gibi gibi yorumlanacak bir sürecin sonunda dünya insanlığını yok etmek…


Bitmedi…

Ellerinde, yanardağları aktif hale getiren ve patlamalarına sebep olan teknolojiler de var. Bunların uçan dairelerinin hiç zorlanmadan yanardağların içine girdiğini gösteren çok sayıda video kaydı çekilmiş ve dünyamızda mevzu edilmişti.

Son zamanlarda yanardağların faaliyete geçip durmasının arkasında da suni/yapay sebepler ve düşman uzaylı türler var.

Şunca şeyi anlatıyorum, bir bir çıkıyor da şu şartlar dahilinde hangi ülkenin reisi “Çin aşısı” denilen o aşıyı satın alıyorsa ve milletine resmen/kanunlarla zorlamasa da aldığı kararlar ve devlet gücüyle yaptığı uygulamalarla zorda bırakarak vurduruyorsa, vurduracaksa, o kişi bir dakika bile beklenmeden devrilmeli ve milletine, dünya insanlığına ihanetten tez vakitte yargılanıp ipte sallandırılmalı.

Çünkü o aşı “Çin’in geliştirdiği korona aşısı” değil, o aşı Yeşillerin sinsice ürettiği ve dünya insanlığını mahvetmek istediği bir aşı…

Şu anda dünya üzerinde “korona virüsü aşısı” denilen aşılar içinde, korona virüsüne karşı gerçekten koruma sağlayan hiçbir aşı yok. Rusya’nın aşısı hariç diğerlerinin tamamında insanlığa karşı art niyet var ve uzun vadeli zarar verme maksadı var.

Rusya’nın Sputnik V aşısında böyle bir zarar vermek kastı yok ama o da para tuzağından başka bir şey değil… Bir faydası yok.

Hep söyledim ki koronaya gerçekten bir çare bulunsa, başka başka virüsleri de yayacaklar. Sineklerle uğraşmak yerine bir an önce bataklığı kurutmak şart. Herkesin kendini düşündüğü ve kendini kurtarmak ve sıkıntıya düşmemek istediği bir dünyada ise o bataklık kurutulamaz.

Dünya insanlığına korona aşısından önce lazım olan şey ahlak… Ahlak, gayret, mücadele…

Mehmet Fahri Sertkaya

Hak ettiği kadar şiddetli çarpıldı

Hak ettiği kadar şiddetli çarpıldı

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan birçok kirli bağlantıların içinde olan biriydi. Satanistti ve insanlık düşmanıydı ama dün canlı yayın sırasında çarpılarak fenalaşan kişi gerçek Mehmet Ceyhan değildi. Griler çoktan onun yerine geçmişlerdi ve şu aşı oyunlarının arkasında aslında Ankebut Ağından yani Yahudilerden/Masonlardan/Satanistlerden çok Yeşiller ve Griler var.

Mehmet Ceyhan suretinde üretilmiş biyonik robotun içindeki Gri uzaylı kişinin bir anda midesi şiddetli şekilde bulanmaya başladı ve ardından başı döndü, beyninde krizler başladı. Çok profesyonelce davrandı, öksürmelerle zaman kazandı, atlatmayı denedi ama başaramadı ve ölümcül metafizik darbeler aldı.

Zaten program sunucusu ve Ankebut Ağı mensubu bir Yahudi olan Başak Şengül, Ceyhan’ın yıkılmasından sonra verilen aradan sonra şu şekilde konuştu:

“Tam anlamıyla durumuna dair net bir bilgi edinemedik. Sağlık ekiplerinin de müdahalesi söz konusu. … Şöyle söyleyelim, şimdi bir hafif baş dönmesi olmuş hocamıza o yan stüdyoda. Şu an ambulans girmek üzere binaya. Hocamız şu anda ambulansla hastaneye gidiyor. Şuuru, bilinci yerinde.”

Ben, bundan sonra biyonik robotlarla Türkiye’de ve dünyada türlü kirli işler çeviren bu türlere meydanı bırakmayacağımızı birkaç tekrarla ifade etmiştim. Bunların hepsini en kısa sürede geri çekmezlerse zaten her gün beşer onar tanesi arıza yapıp ifşa olmaya başlayacaklar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Çok çekiyorsun Soysuz! Kafan iyice yanıyor. Sağlığına dikkat et!

Çok çekiyorsun Soysuz! Kafan iyice yanıyor. Sağlığına dikkat et.

Mekanımın altına kadar gelen bir tünel kazma planlarını hiç isabetli bulmuyorum. Havadan UFO’ların, karadan da onbinlerce sene ileri teknolojiyle üretilmiş araçların giremediği mekana basit tünellerle girileceğine ihtimal vermek nasıl bir kafayla mümkün oluyor, ben o kafaları hiç bilmiyorum. Ömrümde bir dal sigara bile içmemiş biri olarak, konuya dışarıdan bakıyorum ve anlayamıyorum.

Grilerin ve Yeşillerin ve diğer türlerin gerçekten var olduğundan, dünyanın her yerinde bir asırdır görünen UFO’ların gerçekliğinden hala şüphen mi var. O kadar ileri teknolojili kişilerle danışıklı dövüştüğümü mü düşünüyorsun yoksa onların gücünün yetmediğine gücün yeteceğine kafan güzelken mi karar veriyorsun?

Mehmet Fahri Sertkaya

İnsan içine çıkamayacaklar ve ölenleri de lanetle anılacaklar

NASA’dakiler, insan içine çıkamayacaklar hatta ölenleri arkalarından lanetle anılacaklar.

Siz, “Hubble Uzay Teleskopu ile asla Merkür gözlenmeyecek” talimatının neden verildiğini biliyor musunuz?

Atmosferi olmayan ve olağanüstü sıcaklık olan Merkür’den yayılan ışınlar Hubble Uzay Teleskobunun merceklerine, sistemlerine zarar verirmiş.

Koca bir yalan bu… Merkür’ün atmosferi var. Yeterli seviyede ve yeterli özelliklerde bir atmosferi var. Güneşe o kadar yakın olmasını sorun olmaktan çıkartan özelliklerde bir atmosfer bu… Merkür’ün yeryüzünde hayat, yerleşme alanları, şehirler, binalar, denizler, okyanuslar var.

Ayrıca yerin altında oluşturulmuş kocaman şehirleri de var. Hep anlattığım gibi öyle yer altı şehirlerinde/üslerinde suni güneş ışınları, suni ısıtma, suni aydınlatma, suni nemlendirme, suni rüzgar da var. Hatta o şehirlerde suni göller, büyük su kaynakları da var ve ziraat da yapılıyor.

Bizim dünyamızda yer altındaki dev uzaylı üslerinde ya da şehirlerinde de benzer haller olduğunu hep anlattım ve son zamanlarda bunlar bazı filmlere senaryo oldu.

Oralarda yaşayanlar kendilerini yeryüzünde yaşar zan ediyorlar. Merkür’de yerin altındaki şehirlerde yaşamak üstünden yaşamaktan daha konforlu.

Yeryüzündeki tesisler çoğunlukla iş/çalışma maksadıyla bina edilmiş yerler. Merkür insanları yerin altındaki şehirlerde yaşıyorlar ve çalışmak için yeryüzüne çıkıyorlar.

Yeryüzünde hava kirliği hakim, iklim kurak, ağaçlar çok az, bitki örtüsü çoğunlukla çalılık tarzında ve sarı rengin tonlarında… Merkür tam bir sürgün yeri ve Merkür’ün tarihi çok sarsıcı.

Ayrıca Merkür’ün içinde kocaman bir çekirdek tabakası bulunduğu iddiası da doğru değil. Evet, çekirdeği dünyamızın sistemine nispeten büyük ama abartıldığı kadar da büyük değil. Bu yalanı da yayarak, zihinlerde Merkür’ün bu nedenle de hayat olmayan bir gezegen olarak kabul görmesini sağlıyorlar.

Merkür’de yeryüzünde fazlaca hayvan çeşitliliği yok. Çoğunlukla sürüngen canlılar var. Yer altı şehirlerinde ise kediler, köpekler, atlar ve çok fazla hayvan çeşidi var. Balık bile yetiştiriyorlar. Hayvan çeşitlerinin çoğunu dünyamızdan çaldılar. Orada dünyamızdaki Alabalıklardan bulmak bile mümkün.

Merkürlüler geçmişte bizdeki Nuh tufanı benzeri bir felaket yaşadılar ve yok oldular. Bir süre sonra yeniden orada hayat başladı.

Merkür insanları dinsiz, ahlaksız, acımasız ve sefil bir hale gelince Pompei halkı gibi, Nuh kavmi gibi feci şekilde yok edildiler. Allah, bu helak oluşa Yeşiller ve Grileri (Ye’cüc ve Me’cüc) vesile etti. Merkür’deki azgın Merkürlüleri yok eden Ye’cüc ve Me’cüc Merkür’e yerleşti.

Oğuz Kağan olarak da bildiğimiz Hazret-i Zülkarneyn Merkür’e yerleşen ve çok yüksek teknolojisi olan Ye’cüc ve Me’cüc’ü daha yüksek bir teknoloji ile vurdu, ezdi geçti. Bu sırada çıkan çatışmalarda Merkür gezegeni de çok büyük darbeler aldı.

Daha sonra hazret-i Süleyman devrinde, dünyamızda ve etrafımızda sıkıntı çıkartan melez bir tür Merkür’e sürgüne gönderildi. Şimdiki Merkürlüler, bu şekilde sürgüne giden bir tür.

Baş belası olan bu melez insan türüne Hazret-i Süleyman meydan vermedi. Onları Merkür’e gönderirken de “Buradan istediğinizi de alıp götürün. Oraya yerleşin, buraya sıkıntı çıkartmayın.” dedi.

Hep söylediğim gibi… Hz. Süleyman zamanında dünyamızdaki bilim ve teknoloji, mümkün olabilecek en üst seviyeye ulaşmıştı ve bu, başka bir dünyadan nakille de olmamıştı. O zaman bu baş belası melez tür, yanlarına ihtiyaç duyacakları her şeyleri alıp gitti. Orayı tekrardan imar etmeye başladılar.

UFO’ları ile gidebildikleri kadar çok gezegene giderek hepsinden bir şeyler çaldılar ve Merkür’e getirdiler. Hala da neye ihtiyaçları varsa çeşitli gezegenlerden çalıyorlar.

Çok ileri bilim ve teknoloji sebebiyle dünyamız da kendini imha eden dünyalar arasında olmasın endişesiyle, Hz. Süleyman devrinde devlet gücüyle bilim ve teknoloji yok edildi ama Merkürlülerde öyle olmadı. Şu anda onlarda hala çok yüksek bilim ve teknoloji var. Obruklarımızı, maden sularımızı ve içilebilir sularımızı da çalmaya devam ediyorlar.

Başka gezegenlerin insanlarına hiç acımayan ve çok vahşice davranan, insanlıktan ve İslam’dan nasibi olmayan Merkürlüler, birbirlerine karşı da son derece acımasızlar. Orada da zengin ve güçlü ama sayıca az bir kitle, kalanlarına tahakküm ediyor..

Tekrar gelelim Hubble Uzay Teleskobuna…

“1990’da yörüngeye yerleştirildikten sonra bilimadamları ana aynanın teleskobun çalışmalarını kısıtlayacak şekilde yanlış yerleştirildiğini tespit etti. 1993 yılında bir uzay mekiği yolculuğunda bu sorun giderildi. ” denir ama inanmayın. Hubble yörüngesine oturduğu gibi mükemmel şekilde çalıştı. Her yerden çok net görüntüler çekti ve NASA’dakiler şok üstüne şoklar yaşadılar.

Güneş sistemimizde bile her yer yerde hayat olduğunu, farklı farklı insan türleri olduğunu, bunların çoğunun bizden ileri bilim ve teknoloji seviyesinde yaşadıklarını gördüler.

Özünde insan düşmanı, özünde Satanist olan ve en tepede İblis tarafından yönetilen Ankebut Ağı, kontrolündeki NASA’nın (ki logoları bile Satanist manalar taşır), elde ettiği bilgileri ve görüntüleri dünya insanlığına duyurmasına izin vermedi. Onlar da üç sene boyunca bu numarayı oynadılar. Hala da numaralarını oynuyorlar ve dünya insanlığını ayakta uyutuyorlar.

Bir yandan da çeşitli gezegenleri çok net olarak görüntüleyince, oralardaki inşaat tekniklerini, yüksek teknolojili araçları hayranlıkla gördüler. Onların üzerine beyin fırtınaları yaparak dünyamızda teknikler, teknolojiler geliştirdiler.

Sadece bu Merkür meselesinde bile yazılacak, anlatılacak derya kadar mevzu var. Zamanı geldikçe anlatacağım. Çok hızlı gidiyoruz ve bu kadarı bile çok kişilere ağır geliyor ve bu kadarı bile dünyanın denge çubuklarını yerinden oynatacakmış gibi zorluyor.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..

Toplanın, size Jüpiter gerçeklerini de anlatayım!

Toplanın, size Jüpiter gerçeklerini de anlatayım. Jüpiter bir gaz devi değil…

NASA’nın ve benzeri uzay kuruluşlarının Jüpiter’e dair anlattıklarını bildiğinizi düşünerek hemen mevzuya giriyorum.

Jüpiter diye bize gösterilen şu resimlerde görülen şey, Jüpiter’i saldırılardan korumak maksadı ile yapılmış bir koruma kalkanının en dış tabakasından başka bir şey değil.

Koruma kalkanı üç farklı tabakadan oluşuyor ve tabakaların arasında normal uzay boşlukları var. Gördüğümüz şu en dış tabakada enerji yüklü ve aynı zamanda tozlar ile gazlar da var. Üç tabakanın birbirinden farklı özellikleri/yapısı var. Jüpiter gezegeni ise bu koruma kalkanından çok çok küçük ve içeride, merkezde kalıyor.

Bu sistem, dünyamızın tabakalarına benzetilebilir. Dünyanın en dış katmanı/kabuğu ile en merkezindeki iç çekirdeği nasıl duruyorsa, şu koruma kalkanı içindeki Jüpiter de onun misali küçücük duruyor. Bu haliyle bile Jüpiter gezegeni dünyamızdan çok büyük bir gezegen.

Jüpiter’in koruma kalkanının en zayıf kısımları kutup kısımlarında bulunuyor ve daha önce bu kısımlardan içeri sızabilerek Jüpiter’e saldıranlar oldu.

Jüpiter’in bitki örtüsü bizdeki gibi yeşil renkte değil, soluk sarı renkte… Buna rağmen Jüpiter’de pek çok bitki türü sarının tonlarının haricinde açık kahverengi tonlarında…


Suları bizdeki gibi şeffaf/renksiz değil. Bir bardağa konulduğunda kirli/soluk beyaz renginde görünüyor. Bizde suya çok klor verildiğinde bardakta aldığı renk gibi… Suyunun bu şekilde olması atmosferiyle de alakalı. Jüpiter’in denizlerindeki ve okyanuslarındaki sular da mavi bir görünmüyor, daha grimsi bir görünüşü var. Bu da hem suyunun yapısından/kimyasından hem atmosferinden hem de koruma kalkanlarının güneş ışığını bir miktar kırmasından kaynaklanıyor. Ayrıca Jüpiter’de medcezir/gelgit de yok ve okyanusları, bizimkilerle kıyas edilemeyecek kadar çok ama çok derin.

Jüpiter’de gökyüzü de aynı şekilde, mavi tonları yerine açık gri tonlarında görünüyor. Dağlar, tepeler, ovalar ve çöller de var… Yağmur ve kar da yağıyor ve fırtınalar da yaşanıyor.


İnsanları çok vahşiler

Boyları da bizden çok uzun. Ortalama boyları bizim ortalama boyumuzun iki buçuk katı (4 metre) kadar. Aslında uzun boylarına rağmen nispeten cılız bedenleri olsa da elleri, ayakları kafaları ise kendi vücutlarına orantısız şekilde çok büyük. Ellerinde ayaklarında beşer parmakları varsa da şekilleri bizimkilerden biraz farklı.

Tenleri kirli beyaz renkte… Tüysüz kalmış kedilerin tenlerine benzeyen tenleri pullu/dokulu değil. Beyaz tenlerinde yer yer açık gri renk dalgalanmaları var. Dünyamızdaki bazı mermer türlerini andırıyorlar.

Saçları yok, çok zor seçilecek zayıflıkta kaşları var, sakal bıyık hepsinde yok, nadir ırklarda var. Genel itibariyle vücutlarında hiç tüy yok. Kulak kepçeleri yok ama kulak delikleri var. Gözleri hep siyah, başka renkte göz bebekleri yok. Elleri ve ayakları gibi kafaları ve yüzleri de çok büyük. Yüz hatları vahşice duruyor. Kaba duruyor. Yeşillerin kaba yüz hatlarını andırıyor.

Koskoca gezegende sadece birkaç milyar kişi var. Aralarında yok denecek kadar az sayıda Müslüman var ve şu sıralar onlar da İslam dinini doğru şekilde bilmiyorlar, yaşamıyorlar ve bir cahiliye devri hakim…

Bizim dünyamızın yılı ile bakarsak, ortalama yedi yüz yıl yaşıyorlar. Zaten bizim dünyamızda da ilk zamanlar ortalama yedi yüz yıl yaşanırdı. Sonra bilim ve teknoloji çağına ulaşılınca hayvanların da insanların da genetikleriyle oynandı ve ömürler binlerce seneye çıktı. Bu kısımları daha önce anlatmıştım. Dünyamız, ulaştığı çılgınca bilim ve teknoloji ile kendi kendini imha eden dünyalardan biri olmasın diye Süleyman (a.s.) zamanında bilim ve teknoloji kasıtlı olarak yok edilmişti. Yok edilmeden önce, genetiğe yine müdahale edildi ve ömürler şimdi olduğu ayarına çekildi.


Jüpiterliler, tarihin her devrinde hep saldırgandılar. Bir zamanlar onların da teknolojileri çok yüksekti ve başka gezegenlere giderek saldırdılar, sürekli katliamlar yaptılar. Jüpiter’i koruyan enerji kalkanını da kendi teknolojileri ile kendilerini karşı saldırılardan korumak maksadıyla yaptılar.

Bu kalkandan kendileri geçebiliyorlardı. Çok can yaktılar ve bir süre sonra uzaydaki insan türleri arasından Müslüman olan bir tür, yüksek teknolojilerini kullanarak Jüpiterlilerin kalkanlarını kolayca aştı, Jüpiter’e girdi ve Jüpiterlilerin adeta üzerlerinden geçti. Soyları kırılacak gibi oldu, o kadar az sayıda kaldılar. Bu sırada beyin takımı olan kişileri de kaybettiler. Bilim ve teknolojide bir anda geri kaldılar ve kendi yaptıkları kalkanın da dışına çıkamaz oldular.


Aslında vahşi Jüpiterliler bu hali tarihleri boyunca birkaç kez yaşadılar. Tarihlerinde vahşi Jüpiterlilere bunu bir kere de bizim dünyamızdan biri yaptı. Tarihte Oğuz Kağan olarak da adlandırılan ve bir Türk olup bütün dünyaya hakim tek bir devletin hükümdarı olan Hazret-i Zülkarneyn de insanlıktan çıkmış Jüpiterlileri ezip geçmiş ve üstüne bir de onlara lanet etmişti. (Günümüzden çok yaklaşık 7 bin 5 yüz sene önce)

Doğrulanmamış olsa da Ye’cüc ve Me’cüc diye de bildiğimiz şu Yeşiller ve Grilerin kanlarına/genlerine de Jüpiterlilerin genlerinin karıştığı iddiası/inanışı var. Zamanında Jüpiterliler çok sayıda gezegene gidince oralarda cinsi münasebet kurarak melez türlerin oluşmasına da sebep olmuşlar. Zaten dünyamızda vahşilikleri ile meşhur Çinlilerin de uzaylı/dünyalı melezi bir tür olduklarını ve genlerine Yeşiller ile Grilerin genlerinin karıştığını yıllardır iddia ediyorum.

Jüpiterliler, bedenleri örtünme ihtiyacı duyduğu halde giyinmiyorlar, örtünmüyorlar. Ahlaksızlar, dinsizler… Aralarından sadece çok az sayıdaki Müslüman olanları giyiniyor. Bizim dünyamızda balta girmemiş ormanlarda hayvanlar gibi yaşayan kabilelere benziyorlar.

Jüpiterliler kendilerini uzayın her bir yanındaki sayısız farklı insan türlerinin ilahları, onları var edenler olarak tanımlıyorlar. O derece sapıtmış ve yoldan çıkmışlar. Diğer insan türlerinin hepsinin kendi kanlarını/genlerini taşıdığına ve onlara hayat verdiklerine inanıyorlar. Şu zamanda uzaydaki hiçbir insan türüyle irtibatları, alış verişleri yok. Teknolojide yine de bizden yaklaşık olarak birkaç asır ileridelermiş gibi duruyorlar.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..

Bir insana aynı anda neden 145 bin medyum saldırır, biliyor musunuz?

Bu gece dünyadaki Grilerin en üst ismini, bir numaralı reisi öldürdüm. Yanındaki iki numarayı ve üç numarayı da öldürdüm.

Hem görüşmek istiyorlar, hem anlaşma teklif ediyorlar hem de üstten konuşuyorlardı. Aslında tuzak kuruyorlardı, kurmuşlardı ama işler planladıkları gibi gitmedi.

Geceden beri intikam için durmadan saldırıyorlar.

Dün akşamdan bu sabaha kadar yedi yüz binden fazla uzaylı medyumu öldürdük.

Bu sabahtan bu saate kadar dört yüz binin üzerinde uzaylı medyumu öldürdük.

Bunların ezici çoğunluğu Grilerdi ve az bir kısmı Yeşillerdi.

Bu kini, bu intikam saldırısını fırsat bilip eş zamanlı saldıran yüz binlerce cin kabilesini de yok ettik.

Bundan sonra bu dünya Grilerin ve diğer uzaylı türlerin gücü büyük oranda bitmiştir.

Aynı anda 145 bin medyum, yüz küsur bin cin kabilesi, 600 küsur kara büyü ve sonu bir hiç…

Nasıl da kinlerine kin katmışlardır. Nasıl da kendilerini bir böcek kadar aciz hissetmişlerdir.


Kaldığı yerden devam ediyor ve dünyaya değil, dünyalara hatta alemlere aynı anda ayar çekiyor.

Ruslardan, Çinlilerden, Mısırlılardan, Azerbaycandan da metafizik saldırılar yoğun olarak geliyor ve sadece gülüp çarpıp geçiyoruz.

Bu gün dünyanın dört bir yanından beş yüzden fazla büyücü öldü.

Türkiye’de televizyonlara astrolog diye çıkartılan gizli Yahudi büyücülerden de ölenler olacaktı ki iblis bedenini onların önüne siper etti. Yine de yerlere yattılar, acıdan inlediler ve insanlara onlarca senedir yaşattıklarını biraz da olsa yaşadılar.

Etrafınızda medyumlar, metafizikçiler, üfürükçüler varsa oturup konuşun. Size saatlerce anlatabilirler. Biz anlatmaktan geri duruyoruz.

Türk kanalı zan edilen gizli Yahudi TV kanallarına çıkartılan gizli Yahudi bir astrolog kadın bu gün ölümlerden ölüm beğendi. Türk rolü oynayarak bunca zamandır Türklere her ihaneti yapan bu dişi insan şeytanı, neye uğradığını şaşırdı.

Ayyy çok fenayım, kolonya verin bana.

Açın şu camları, nefes alamıyorum ayyy.

Ne oluyor böyle, kesin biri büyü yaptı bana yada başka bir şey ama bu doğal bir şey değil.

Diye bir başladı, her geçen dakika daha da acılar içinde kaldı. Ölmeye çok yaklaşmıştı ki kıyamete kadar Allah’ın kendisine ölümsüzlük verdiği o İblis kadının yardımına koştu, bedenini siper etti.

İsmini versem, çok kişi bilir ve ekranlarda görmüştür. Oturup oturup Türklere, Müslümanlara nasıl büyüler yaparım diye ömrünü harcayan bir pislik kendisi.

Mehmet Fahri Sertkaya

Şu metafizik işlerini de artık bırakın.

Boş yere milyonlarca cin kabilesi ve toplamda milyonla medyum öldü. Sayılar son bir haftada o kadar yükseldi ki ben işin içinde olduğum halde şaşkına döndüm.

O konseyle konuş, Trumpla ve Amerikayla da bir ortak paydada buluşalım, cemaatimizin taleplerini yerine getirsinler ve sonra onları da rahat bırakalım hatta yer yer destekleyelim.

Siz niye çile çekiyorsunuz? Az akıllı olun, bizimle yol alın ve bırakın Çin ile Rusya çekeceğini çeksin.

Space science concept.

Beni boşa uğraştırmayın

Bütün planlarınız çöktü. Mfs yalnız, çaresiz ve güçsüz kalmadı. Hep hatalı kararlar aldınız ve Mfs sizi bir kez daha şoklara soktu. Bundan da büyük darbeler alarak ve çok güç kaybederek ve çok zarar ederek çıktınız.

Tekrar ettirmeyin. Ben bir süre ağırdan gideceğim, verdiğim sözlerimi tutacağım. Yine olmadık hatalı yorumlar yapmayın ve bunu da zayıflık zan etmeyin . Bu sürede bana verdiğiniz sözleri tam tutup tutmayacağınıza ve eksik aksak kısımları çözüp çözmeyeceğinize bakacağım.

Bir kez daha hayal dünyasında gemiler yüzdürürseniz ve olmadık planlar içine girerseniz ve bir kez daha çok kızarsam, bu defa frenim patlar ve beni ben bile durduramam. iyi bir şans değil mi bu? Kullanın, değerlendirin. Ortak paydalarda hareket edin. Ortak düşmanlarımıza karşı gevşemeyin, planlarınızı aksatmayın, sebeplere uyun, kendinizi olduğunuzdan güçlü görmeyin. Bu fırsatı da kaçırmayın. Eksik kalan kısımları tamamlayın, biz sizin önünüzü beklediğinizden daha büyük ve daha hızlı açacağız.

Bence bu dünyanın en başta Çin’den kurtulması lazım. Rusyanın etrafının boşaltılması ve sonra Rusya’nın dağıtılması ve yok edilmesi lazım.

O konsey de emri/sistemi altındaki her gruba talimatları net versin ve şu metafizik pislikleri, medyumları, büyücüleri tamamen durdursun. Biz zaten Çinlilerle, Ruslarla ve rahat durmazlarsa Yeşillerle ve Grilerle çatışacağız.

Haydi bakalım bu defa neler yaşanacak.

Sisi yanlış yapıyor ve sonunu hazırlıyor.

Sisi ruh sağlığını iyice bozuyor. Zaten sağlığı iyi olsa bile şu olayları/dengeleri doğru okuyup doğru kararlar verebilecek bir liyakati yok. Şu dengeler arasında tutup Rusya’ya yakınlaşabiliyor.

Son zamanlarda çok yanlış kararlar alıyor. Halbuki ben onu uyardım. Böyle giderse Sisi çok kısa zamanda ve çok az emekle devrilir. İyi de olur. Ben Rusya ve Çin’e yakın bir Mısır görmektense Ankebut Ağının tekrar nüfuzuna girmiş bir Mısır görmeyi tercih ederim. Hatta bu yöndeki çabaları desteklerim.

Başın sağ olsun Sisi! Dört adamın da öldü. Çok direndiler, çok tekniktiler ve binlercesine bedeldiler. Lakin uzun sürmedi ve öldüler. Haberi benden duymuş ol, birazdan sana zaten söylerler.

Mısır’ın en kadim ve en ağır büyülerini bilen ve bana yapan ve aynı zamanda medyum olup saldıran dört adamını kaybetmek sana evlat acısı gibi koyacaktır ama bizde hiç zarar ziyan bile olmadığını bilmek ve o adamların ağızlarından burunlarından kanlar gelerek feci öldüklerini bilmek de sana çok koyacaktır.

Seni çarpmayacağız, endişe etme. Senin devrilmen ve asılman lazım. Sen bunu çoktan hak ettin.

Mehmet Fahri Sertkaya

Hepsini bir gece vakti ansızın öldürüp geçeceğiz…

Sabah sabah bir kişiye 21 bin kadar medyumun aynı anda saldırması, düşmanlarımızın ne kadar kötü halde olduğunu ve sonu gördüklerini mi gösterir?

Metafizikçi arkadaşlarım hepsini çarpıyorlar. Verdiğimiz ilk karşılıkla beraber on bin kadarı dağılıp kaçtı ve şu anda öle öle beş bin kadar kaldılar.

Benim Trump rolüne girenleri ya da dünyada biyonik robotlarla dolaşanları öldürüp durmak gibi bir niyetim şimdilik yok. Bunu yapardım ama şu anda bunu yapmak hem dünya siyasetinde kaos çıkartır hem de Ankebut Ağı ile farklı ilişkiler kurmak istediğim şu süreçte onları zora düşürmek istemiyorum.

Benim şu anda en öncelikli düşmanım Rusya ve Çin… Şu konsey, kararlarımı daha iyi anlayabilse ve daha isabetli kararlar alabilse onlar için de bizim için de daha iyi olacak. Onların da bizim de Grilerden ve Yeşillerden kurtulması gerekiyor.

Bu arada, ilk defa bu kadar büyük/kalabalık bir medyum saldırısı altında kaldım ve bazı şeyleri iyice idrak ettim. 4.500 çok azmış, ben aynı anda 20 binden fazla medyumun saldırısına rağmen sarsılmıyormuşum.

Aynı anda bana musallat olan binlerce cin kabilesi ve bana yapılan yüzlerce kara büyü de olsa, sonuç değişmiyormuş.

Baştan söylemiştim: Benim de bir vazifem var ve vazifem bitene kadar Allah beni de koruyacak.

Bu böyle devam ederse Grilerin ve Yeşillerin idari kadrosunda kimler varsa hepsini bir gece vakti ansızın öldürüp geçeceğiz.

Ben hep önden böyle ikaz ederim, çoğunlukla muhataplarım kale almazlar ve sonra verdiğim mühlet biter, dediğimi de yaparım. Sonra ne acayiptir ki yine ben kötü adam olurum.

Cinleri de çok uyardım ve çok mühlet verdim ama dinlemediler. Canları çok fena yandı.

İki numaralı Trump kopyası korona değildi. Aldığı şiddetli metafizik darbelerden ötürü çok yorgundu ve hafif yaralıydı. Bu öfkeyle bir gece yarısı operasyonu yaptırdı ve neticesinde ağır yaralanıp kaçtı. Sonra da öldü.

Bu süreç boyunca biz üzerine hiç gitmedik. Kaçtığı halde bile kovalamadık. Biz onu öldürmek teşebbüsünde bulunmadık, çünkü bu hesaplarımıza uymuyordu.

Uzun grilerin idari kadrosu, bu sabahki saldırıyı yaptırmadan önce toplantı yaptı. Çok çaresiz ve öfkeliydiler. Masaya vura vura konuşanları vardı. Dün bize yaptıkları saldırılarda çok yüksek sayıda medyumu aynı anda üzerimize gönderdiler ama yüksek sayıda kayıp verdiler.

Aralarından bir tanesi toplantıda yine de daha fazla medyum göndermeyi teklif etti. Diğeri, bunun hesabını veremeyeceklerini ifade etti. Toplantıya Yeşillerin reisi de katıldı ve çok kibirliydi. Neticede bu sabahki saldırıyı kararlaştırdılar ve aynı anda çok yaklaşık 21 bin kadar medyum görevlendirdiler.

Şimdi daha da büyük bir krizdeler. Sinirleri bozuk, korkuyorlar, çekiniyorlar, çaresizler.

Dün sabahtan bu ana kadar çok yaklaşık olarak dört yüz bin kadar daha cin kabilesi yok edildi. İki günde yok edilen cin kabilesi sayısı üç yüz bine çok yaklaştı. Öldürülen toplam cin sayısını bilmek çok zor ama kabile sayısını üç ya da beş milyar ile çarparak yaklaşık sayılar bulunabilir.

Ayrıca dün sabahtan bu ana kadar çok yaklaşık 300 bin medyum öldü.

Sadece bu sabahtan bu saate kadar çok yaklaşık 25 bin medyum öldü. Hala çatışmalar devam ediyor ve ölü sayıları durmadan artıyor.

Dünyanın dört bir yanında çok yüksek sayıda Satanist ayinleri yapılıyor ve çıldırmışçasına İblis’e insan kurban ediliyor. Cesetler üzerinden büyüler yapılıyor.

On binlerce ifrit cin kabilesi seferber edildi, çok şiddetli çatışmalar var. İblis öfkeden çığlıklar attı, çıldırdı ve sistemi çökmeden önce bütün cinleri gözünden çıkartıyor. Yakında ona selam veren bile kalmayacak, bunu çok iyi anladı

Dünya insanlarından ve başka dünyaların insanlarından olup cinler alemiyle irtibatı olan kişiler, sanki cinler aleminin yok oluşunu izliyorlar… Şu günü görmeseler, hayallerinden bile böyle bir şey geçirmezlerdi. Bunun gerçek olabileceğine ihtimal bile vermezlerdi.

İki arada bir derede kalarak aklını yitiren, kaçan, kendini öldüren cinler var.

Kabile kabile Müslüman olan cinler de var. On binlerce cin kabilesi topluca müslüman oldu, oluyor.

Eş zamanlı yapılan medyum saldırılarında medyum sayısı 28 bine kadar çıktı.

Bunu yazmakta tereddüt ettim ama ayıptır söylemesi, ben o kadar rahatım ki gazoz içiyor, biraz kuruyemişim vardı, onu yiyorum. 😁

Zavallılar, ben öldürecekleri ümidiyle ve ölüme yaklaştığım zannıyla cepheye koşuyorlar

Bu hizmete, bu cihada zararı dokunmuş kim varsa sorgulanıp kafaları vuruluyor.

Cinler aleminde küçük bir kıyamet yaşanıyor.

Ben onlara “Bana, ekibime, cemaatimin mensuplarına ve Ankebut Operasyonunda saf tutmuş hiç kimseye ve yolu benim sistemime çıkacak olup yolunu kestiğiniz kimselere, bundan sonra asla musallat olmayacaksınız. Bunu içinizden kim yaparsa hem onu hem kabilesini yok edeceğim” demiştim

Sahada Hz.Üstazımız, Kemal Bey Ağabeyimiz, Arif Ahmet Bey Ağabeyimiz başta olmak üzere sayılamayacak kadar çok sayıda büyük zatlar var.

Evliyanın, şühedanın ruhaniyetleri de var. Ordumuz devasa bir ordu.

Bu sabahtan bu ana kadar çok yaklaşık 45 bin medyum öldü ve sayı hızla artıyor.

Sabahtan bu ana kadar çok yaklaşık sayılar:

96 bin cin kabilesi dağıtıldı. Bunlardan 49 bini tamamen yok edildi. 33 bini Müslüman oldu ve onlara zarar verilmedi.
Geriye kalanlar ya Müslüman kabilelere esir oldular ya da kaçtılar.

Rusya’dan bu defa benim mutlaka zarar göreceğime inananlar ve baştan sevinenler vardı. Son yayınlarımı görünce sarsıldılar ve gizli servislerine ve medyumlarına bu durumu teyit ettirme çabasına girdiler.

Ankebut ülkeleri/liderleri “Neler oluyor, satanistler, ayinler ne haldeler, bakalım/baktıralım” dediler. Ayinleri kontrol ettiler. Hepsi dağınık, hissiz, şuursuz haldeler… Bizi çarpmak isterken kendileri çarpılıyorlar.

Ensemde biraz ağırlık var, sol ve sağ kulak arkasına kalan kısımda da ağırlık ya da çok hafif sızı denilebilecek haller var. Midem bile bulanmadı, başım bile dönmedi, baygınlık mı? Yanından bile geçmedi… Lakin yorgunluk var. O kadar olsun, karşımızda trilyonlarca can kaybı var.

Yeni bir dünya, yani bir çağ, artık daha da yakın. Bütün bunların insanlar alemine tesiri çok büyük olacak.

Ne zaman ki böyle büyük harpler olsa, bizim alemimizde orman ölümleri, kayıplar, intiharlar, evde ölü bulunmalar birden artıyor.

İstihbarat ve emniyet teşkilatları bunları görüyorlar, biliyorlar. Zaten metafizik ekipleri ile çatışmaları ve sonuçlarını ve hatta bunlara dahil olan insanların bazısını da görebiliyorlar.

“Ölmek isteyenler gelsin, sahadayız” demiştim, geldiler ve öldüler.

Sabahtan bu yana yok edilen cin kabilesi sayısı çok yaklaşık 910 bin. Müslüman olanlar çok yaklaşık 50 bin kabile. Öldürülen medyum sayısı çok yaklaşık 540 bin. Sadece Yeşiller ve Griler değil, onlarla paslaşan çok farklı türler de katıldılar. Sadece on dakika içinde 30 binden fazla medyumun öldüğü oldu.

Saha hala boş değil ve hala ölüyorlar. Bu yazılanları metafizikçiler, üfürükçüler kısa sürede doğrulayabilirler.

1,4 milyon cin kabilesi artık yok. Savaş hala devam ediyor ve şu anda bile 200 bin kadar cin kabilesi ölmeye can atıyor.

İblis, cin kabilelerini bozuk para misali harcıyor.

Bir Takipçimiz (06.10.2020,13:27)

Üfurme mfs üfurme.bak ben burdayım hayla yaşıyorum beni öldürdün sandın sana ancak bu ve bunun gibi salaklar inanir.

Senden de tüm insanoglundanda alayında da nefret ediyorum ufurup ufurup canımızı sıkmaya.noktaaa

Mehmet Fahri Sertkaya (06.10.2020,13:35)

Sen aynı reis değilsin, o reis çoktan öldü.

Çok mu yandın, neredeyse yalvaracak hale gelmişsin

Bir Takipçimiz (06.10.2020,13:36)

Darbe diyelim

Ben ölmem demistimmm

Furkan Celep gibi olacak iken son anda yardımına yetiştiğim ve birkaç gündür yardımcı olduğum bir hanım kardeşimiz. Kendisine hayatı boyunca cehennem azabı gibi acılar yaşatan ve hayatı boyunca musallat olan, defalarca intihara teşebbüs ettiren birkaç kabile reisi vardı. Tek seferde onları öldürmüştüm. Çatışmaların arttığı şu anlarda o kardeşimizi başka bir cin kontrole alıp bunları yazdırıyor.

Okumakta fayda var

Mehmet Fahri Sertkaya (06.10.2020, 13:55)

ve günlük okumalara katılın

Bir Takipçimiz (06.10.2020, 13:56)

Dua ettiğim an boğazımı kiriyolar

Mehmet Fahri Sertkaya (06.10.2020, 13:56)

hepsi geçecek

hepsi senin hayrına

Bir Takipçimiz (06.10.2020, 13:56)

Cekmediğim yasamadigim acı kalmadi

Mehmet Fahri Sertkaya (06.10.2020, 13:56)

özeline girmeden

birkaç satırla kim olduğunu ne yaşadığını

anlatabilir misin

ismini vermesen de olur

Bir Takipçimiz (06.10.2020, 13:56)

Tabiyki.basinizi agritmasam

Mehmet Fahri Sertkaya (06.10.2020, 13:57)

sen yaz

ben işlerimin arasında dönüp bakıyorum mesajlara

Bir Takipçimiz (06.10.2020, 13:57)

Tabiyki.hocam

Şuanda .. yaşındayım hocam …. yaşında öldü bu musibete yakalanmam

Aşırı sinirler vardı 23.24 yaşlarında eşim nederse bana batardi kurardım bagirirdim ona.sonra pişman olur kendimden nefret ederdim bu hep böyle oldu.öfke ve kinle.hatta hep derdim bak seni kiriyorum.sinir Hastanesi’ne götursen belki ilaç verirler

Namaz kılan biriydim hocam.25 yaşlarında sabah namazı için abdeste kalktığımda ister istemez lavabo aynasına bakarsınız baktığım an arkamda aynada arkamda duran yaratık görüp kacardim tekrar yatağa yorganın dibinr

Bu hep böyle olunca bide sabah namazı abdestlerinde

Sonra rüyalarla başladi

Altın zumrutlu öyle sahsahli bı koltukkmu derler tacta takmış ben karsisindayim kıral gibi etrafindada sayısız askerler emir verirlerdi yakalayın ben kacardim onlardan osiralar dua okuyabiliyorum ruyadada olsa nas suresi kurtuluyodum

Ondan sonra kacamiyodum ellerinden çok dovuyolardi herturlu işkence.uyandigimdada bihafta kalkamiyodum. bazi yerlerde morluklar vardi.

Kıral ama yüzü yaratık bedeni insan

Sonrası kaynanamla annemin kılığına girdiler.annem dövüp dövüp beni kaynanama kaynanamda dövüp anneme verirdi ben aylarca felçli gibi yatatdim

Kafaya koydum saniyodum.qz daha ikisini öldurecektim

Eşime dedim annenle vedalassan iyi olur hatta

Hocaya götürdü hoca dedi kızım gerçek sanma oyuna geliyorsun falan inandım binebze akillandim

Ondan sonra kıral güzel yüzlü oldu budefa aşk dileniyodu benden

Beni seveceksin seni çok seviyorum senin sahibin benim artık diye

Ben anlayamıyorum tabi kimseye eşim beni defalarca psikiyatride yatırdı iynelerle uyutuldum ama olsun ahattim.ciktigimda yine kemiklerim kiriliyodu beynim parçalara bolunuyodu

Hocam öyle acilarki tarifi yok

İntihara defalarca kalkistim ama ölemedim

Kaldıramıyorum çunku

Dağın hiç kolları olurmu.daglarin kolları vardı gel gel diye çağırıyordu dağlar beni

Bı muddette eşim kapıları kitledi kacmayayim diye

Bi hoca enson gittik dedi sana musallat olan kiral bitecek dedi

Öldürdüm dedi bitti desi

İnanamadim .bugece belli olur dedim hatta.cunku enagir darbe işkenceleri geceleri yasarim

O gece uyudum hocam bikadin geldi rüyama.sen kurtuldugunumu sandın. ben onun karisiyim.bizde bir gider bin gelir dedi .sen öleceksin.cigerlerin lime lime olacak dedi

Gerçekten yaptı daha beter iskemceler

Grup grup geliyorlardı

Artık ciddende görmeye başladım.ellerinde tas dumanı burnuma getirip koklatip beni yine aylarca felçli gibi edip iskencelere bogmalari

O hoca birgün dedi o kadini aldk.elimizde.kurtuldun dedi

Gerçektende kadın gelmedi

İki gün sonra akşamdı anı uyku bastı yatağa girdim.onlar geldiğinde ben taş oluyorum hocam

Sadece gözlerim hareket edebiliyo.yuzu saçlaryla kapalı biadsm

Afedersiniz ilişkiye girdi benle

Sonra 4 tane adam belirdi

Yatagimda adam onların sanki emir kuluydu.bilmedigim dilde biseyler diyodu

Oda emir kulu gibi hep başını egiyodu tm diyodu

Sadece Türkçe olarak ben size muhurlusun sen bizimsin dediler gittiler

Son olarak o hoca seni perdeleyecez dedi .çünkü grup grup geliyorlardı

Meğer perdelerden içimde enguclusu kalmis

İki yildirda bunla ugrasiyorum.cikmam diyormuş.ben çıkarsam kadının ciğerlerini de sokerim beraber ölürüz diyomus

Şimdide gelen gruplar fazla yaklasamiyo ama ailemin anlattiklarina göre ben evt tm bide robotik hallerle kapı esiklerine gidip evt kelimeleri diyomusum

Hocanın dediğine göre içimdeki talimat aliyomus onlardan

Onlarda pes etti

Benim inancım kalmadı artik

Çünkü bana hep bunu derler

Mezara kadar

Mezara kadar

Topluma giremiyorum.ailemle yanyana gelemiyorum.ya beni yaratığa çevirir yada boynumdan tutar yerlere serir bagirtir.yalnizsam sorun yok

Bunlar 13 yılın sadece özeti hocam.hakiinizi helal edin nolur

Başınız agrittim yine de bi ümit dedim.sizi iki yıldır takip ediyorum

Cinlerle medyumlarla savasiniz

Yazayım dedim

Mehmet Fahri Sertkaya (06.10.2020, 14:33)

iki yıldır neden bana yazmadın

Bir Takipçimiz (06.10.2020, 14:33)

Ümidim yoktu hocam

Yine intihara meyillendim

Ondan yazdim

Mehmet Fahri Sertkaya (06.10.2020, 14:34)

tm

Bir Takipçimiz (06.10.2020, 14:33)

Hocam

ben seni halini senden iyi anlayabiliyorum

Mehmet Fahri Sertkaya

Bizimle çatışıp da ölen büyücülerin ve medyumların çoğu….

Sabahtan bir saat öncesine kadar metafizik cephede pek kalabalık yoktu. Bu süre zarfında 470 den fazla medyum çarptık ve bunların 80’den fazlası öldü. Çarpılanlar arasında saatler geçtikte ölecek olanlar da var.

Bunlardan ayrı olarak son bir saatte 350’den fazla medyum çarptık ve bunların 92’si öldü.

(Çok yaklaşık rakamlar, kesinleştirilemeyenler var. Ölü sayısının ilerleyen saatlerde daha da yükseleceği de kesin.)


Bizimle çatışıp da ölen büyücülerin ve medyumların çoğu, çeşitli zahiri sebeplerle ölmüş gibi görünüyorlar.

Medyumlar, geçinmek için çalıştıkları işlerine devam ederken, el aletleri kullanırken, trafikte aracıyla seyir ederken, yemek yerken ve günlük faaliyetlerini yerine getirirken beyinden beyine saldırı yapmaya devam ediyorlar. O anlarda öldürücü bir karşı metafizik darbe aldıklarında trafik kazası yaşamış gibi, elindeki/önündeki aletle kaza yaşamış gibi, bir şey yerken boğazında kalmış gibi bir görüntü ile ölüyorlar.

Bazısı da oturduğu yerde kalp krizi ya da beyin kanaması geçirmiş gibi ölüyorlar. Bazısı ise öldürücü metafizik darbeleri almaya başladığında dayanılmaz acılar çekiyorlar, kontrollerini kaybedip banyoda yada tuvalette düşüp kafalarını vuruyorlar. Bazıları ise yüksek katlarda, teraslarda, balkonlarda iken düşüyorlar.

Dünyanın her hangi bir yerindeki bir büyücüyü, evinde ya da iş yerinde öldürsek, cinler onları çoğunlukla o halde bırakmıyorlar. Önünde ve etrafında büyü yapmakta kullandığı neler varsa onları da yakıyorlar ve etrafında yangın da çıkartıyorlar. O kişi yangında ölmüş gibi, dumandan boğulmuş da ölmüş gibi bir hale getiriliyor.

Gözle görünür bir sebep olmadan olduğu yere yığılıp ölenlerden bazılarına yapılan otopsilerde, vücutlarındaki kasılmalara, damarlarına ve sinir sistemine bakarak elektriğe çarpılarak öldükleri teşhisi konuluyor.

Ölen çok sayıda medyumun ve büyücünün cesetlerini ise, o çatışmada yaralanan ama ölmeyen ve yanında bulunan diğer medyum arkadaşları ya da işverenleri/çalıştıkları teşkilatları yok ediyorlar.

Çok sık görülen bir şey de şu ki ölen medyumlar ve büyücüler aynı zamanda çeşitli bozuk dinlerin/tarikatların mensupları oluyorlar ve etraflarında, ölmelerinden sonra kendilerine müdahale eden din/teşkilat arkadaşları, haham arkadaşları, rahip arkadaşları, Budist arkadaşları oluyor. Bu kişiler gerçekleşen ölümleri kalp krizi gibi ya da makul görülür bir ölüm gibi hallerde görünecek şekilde ayarlamalar yapıyorlar.

Bir de şurası var ki son zamanlarda bizimle metafizik savaşa girip çok sayıda ölü verenler çoğunlukla Griler, Yeşiller ve diğer bazı düşman uzaylı türler… Bunlar zaten dünya insanlarının gözüne görünmeden, gizli mekanlarda ya da uzay araçlarında iken saldırıya dahil oluyorlar ve ölenlerini gizlemekte hiç sorun yaşamıyorlar.


Pekiyi, bizim sık sık yazdığımız bu gibi ölü, yaralı sayılarını doğrulamak mümkün mü…

Elbette mümkün… Cinler alemiyle irtibatı olanlar, bazı ileri metafizik kabiliyetleri olanlar, bu bilgilerin doğru olup olmadığını oturdukları yerden bile öğrenebilirler.

İki senedir bu gibi yayınlar yazıyoruz ama bir kere bile bizi yalanlayabilen biri çıkmadı, çıkamaz. Çünkü biz sadece doğruları yazıyoruz. Tedbirle davranıp eksik yazıyoruz ama fazla yazmıyoruz. Şu anda bile hiç şüphe etmiyoruz ki ölü sayıları verdiğimiz rakamların çok üzerinde.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..

Dünya Tarihine bakış epeyi sarsılabilir…

Kaç gündür, bir takipçimin gördüğü ve bana yazdığı şu rüyayı tabir edip paylaşsam mı paylaşmasam mı diye düşündüm durdum.

Ben şu rüyayı tabir etmek istesem, bu güne kadar anlatmadığım bazı sarsıcı bilgileri anlatmak zorunda kalırım ve devletler arası değil, gezegenler arası değil, yıldız sistemleri arası kriz çıkabilir.

Dünya tarihine bakışlar da yine epeyi sarsılabilir.

Mehmet Fahri Sertkaya

Gizli üs ve Taberiye Gölü

İsrail’in işgali altındaki Golan Tepelerinin altında İsrail’in gizli yeraltı üssü var. Bu üsde kimyasal, biyolojik ve nükleer silahlar üzerine çalışmalar yaptılar/yapıyorlar. Netanyahu dahil İsrail yöneticilerinin haberdar olmadığı bir gerçek var ki Griler bu üsse de çoktan sızdılar. Üsdeki yüksek rütbelilerin birkaçı, dış beden giymiş gri uzaylı. Yani Griler, İsrail ordusundan yüksek rütbeli bazı subayların da yerine geçtiler.

Suriye toprağı olan Golan Tepeleri ile İsrail sınırı arasında bulunan Taberiye gölüne dair hadisler var. Ye’cüc ve Me’cüc isimli iki uzaylı ve gayr-i müslim insan türü dünyamıza gelip saldırınca Taberiye gölünü kurutacaklar.

Bir hadis-i şerifin alakalı kısmı şu şekilde:

“Bunlar (Ye’cüc ve Me’cüc) Adem evladıdır (Semada dolaşabilen cinlerden ya da meleklerden değillerdir. Onlar da bizler gibi insandır. Ama başka gezegenlerin başka Ademlerinin evlatlarıdır). Ve dünyanın harab olmasına çalışırlar (Bizim dünyamıza ve dünya insanlarına düşmandırlar). Geldiklerinde Fırat ve Dicle’den içerler. Taberiye gölünü kuruturlar (Ya kendileri ya geldikleri vasıtaları ya da hem kendileri hem de vasıtaları çok fazla suya muhtaçtır ya da o gölü kurutmalarının dünyayı işgal etmeleri sırasında kendilerine büyük faydası vardır). Beyt-i Makdise (Mescid-i Aksa) vardıklarında ise şöyle derler:

“Dünya halkını tamamen öldürdük. Şimdi de göktekilerini öldürelim.”

Ve oklarını göğe doğru atarlar da, o oklar kana bulaşmış olarak geri dönerler. Bunun üzerine: “Semadakileri de öldürdük” derler.”

Günümüzde Reptilian denilen yeşil derili uzaylı insan türü ile şu mevzu ettiğimiz Griler denilen uzaylı insan türü, çok tartışılan o Ye’cüc ile Me’cücler… 7-8 bin yıl önce Hz. Zülkarneyn devrinde de buradaydılar, şu anda da burada, dünyamızdalar ama dünya istilası yapmalarına maniler var. Önlerindeki en büyük manilerden biri ise Müslüman Merihliler yani Marslılar.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..