Etiket arşivi: Kara para

Ölmek serbest

Boşu boşuna toplantılar yapıyorsunuz. Kuru gürültüden başka bir şey yok. Haliniz meydanda, bütün dünyayı yıkıp geçmedikçe ki böyle bir gücünüz yok, bizi durduramazsınız.

Ölmek serbest

Yıllardır beni öldürmek için mücadele ederken ölüp giden dünya insanlarının sayısı, an itibariyle bir milyonu geçti. Çok az istisnalar hariç bunların tamamına yakını metafizikçilerdi. Büyücüler, medyumlar, ayinciler, satanistler gibi… Bunlardan metafizikçi olmayanları ise devlet reisleri, ruhani liderler, gizli servis mensupları, bazı üst rütbeli komutanlar, mafya babacıkları ve tetikçileri gibi kişilerdi.

Metafizikçi olsun olmasın, beni öldürmek yolunda gayret ederken ölenler arasında en çok can kaybı Çin’de yaşandı. İkinci sırada ise büyücülüğün çok çok yaygın olduğu Hindistan’ta yaşandı. Kara mantar dedikleri çarpılmalar yaşanınca Hindistan anca kendini frenledi. Yoksa zirveye oynardı. Hindistan’dan sonra ise Rusya Federasyonu var. Metafizikte çok iyi olmalarıyla bilinen Ruslar, fena çuvalladılar. Dördüncü sırada ise Avrupa var. Büyücülüğün çok yaygın olduğu Afrika bile can kaybı sıralamasında beşinci sırada…

Bunların haricinde, beni öldürme yolunda gayret etmeseler de şeytani şekilde işler yaptıkları için ekibimle beraber öldürdüğüm kişiler de var. Bunların arasında metafizikçiler yine var ama oran çok başka… Burada metafizikçiler azınlıkta… Bu grupta çoğunlukla şeytanlaşmış ve aldığı nefes zarar kişiler var. Sübyancılar, tecavüzcüler, işkenceciler, katliamcılar, satanistler, ayinlerde insan katledenler, insan kaçakçılığı yapanlar, organ işi yapanlar, Ankebut Ağının tabanını oluşturan insan şeytanları, devletlerin gücünü insanlığın aleyhine kullanmakta yardım ve yataklık eden resmi kimlikliler, şeytanlaşmış masonlar, uzaylı türlerin insanlık düşmanlığı projelerine ve başta da organ ve aşı tuzaklarına bile isteye hizmet edenler, bazı devlet liderleri, bazı ruhani liderler, gizli servis mensupları, mafya babacıkları, muhtelif kara para işlerinde ayarı çok kaçırmış ve şeytanlaşmış şekilde faaliyet gösteren kişiler, basın ve medya gücünü şeytanca kullanan kişiler, insanlığı fesada vermek için elinden gelen her şeyi zevkle yapacak kadar insanlıktan çıkmış kişiler ve benzerleri…

Ankebut Operasyonu başladığından bu yana bu grupta ölenlerin sayısı ise çok yaklaşık olarak dört milyon kişi… Bu iki gruptaki ölen dünya insanlarının ezici çoğunluğuna korona dediler, gömüp geçtiler. Birazını da yakıp küllerini savurdular.

Bunların haricinde, uzaylı türlerde toplam can kaybı (biyonikler ve gerçek uzaylı insanlar dahil olmak üzere) trilyona yakın bir sayı… Hatta bir trilyonu geçmiş bile olabilir. Bunların ne kadarının biyonik robot ve ne kadarının gerçek uzaylı insan olduğunu kesin şekilde bilebilmemiz mümkün değil ama çok yaklaşık olarak üçte birinin biyonik olduğunu düşünüyoruz. Bu gruptaki ölüler arasında, sayıca az olsalar da başka gökadalardan gelenler dahi var.

Her kesin kendi iradesiydi, tercihiydi. O kadar ikazıma rağmen ısrarla ölmek istediler ve öldüler. Benim şu yazıyı yazmakta olduğum anlarda bile dünyalı, uzaylı çok sayıda kişi öldü. Ölümler hep devam ediyor. Dev bir metafizikçi ordusuyla, metafizik tekniklerle ölmek isteyenlere ücretsiz hizmet vermeye devam ediyoruz.

Kurumsal paketlerimiz de var. Dünya devletlerinden herhangi birinin ordusunu ya da gizli servisini ya da herhangi bir hükumeti/kabineyi metafizikle yok etmek de paketlerimiz arasında var. Sadece bir tercih yapmaya bakar.

Daha bu paylaşımda yazmadığım cinler cephesi de var. Dünya genelinde ve dünyadaki gizli yer altı üslerinde bozulmuş türlü türlü ve sayılamayacak kadar çok araçlar ve cihazlar da var.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..

Büyük bir kriz çıkacak ve sonunda ya Türkiye ya da Avrupa açıkça batacak

Belki de dünya tarihinde bir kırılma noktası yaşanacak. Avrupanın müdahaleleriyle ortadoğu karışacak. Yeni ve çok büyük bir mülteci krizi de yaşanacak. İran, Türkiye’ye doğalgaz vermez olacak ve daha pek çok şeyler yaşanacak.

Avrupa çok zor duruma düştü. Maddi sıkıntıları iyice artıyor. Kara para gelirleri çok düştü. Siyaset sahnesinde de rezil oldular. Henüz büyükelçi sıfatlı uzman teröristlerini/fitnecilerini geri çekmediler ama şu anda bile çekmişten beter haldeler. Korkularını, paniklerini, endişelerini, zayıflıklarını, iç çatışmalarını, kararsızlıklarını bütün dünya bu elçi kriziyle birlikte bir kez daha gördü. Aynı zamanda Ankebut Operasyonumuzun gücünün nerelere ulaştığı da görüldü.

Avrupa bu halden kurtulmak için bir an önce para, çok para bulmak istiyor. Bunun yolunu da her zaman yaptığı gibi kara parada buluyor. En başta Türkiye, İran, Suriye ve Irak olmak üzere, bütün ortadoğuda terör faaliyetlerini, Avrupalı sözde elçiler ve konsoloslar üzerinden, ayrıca gizli servisler üzerinden, ayrıca Avrupa ile paslaşan holding patronları üzerinden, ayrıca Avrupa ile entegre olmuş basın ve medya organları üzerinden, ayrıca Avrupanın tamamen ya da kısmen kontrolünde olan terör örgütleri üzerinden artırmak istiyor. Sorunlardan çıkışı terörü artırarak, ülkeler arası sorunları artırarak, bölgede oluşacak kaos ortamında daha rahat ve daha büyük çapta kara para işleri yapmakta görüyorlar.

Bu nedenle Afganistan, Pakistan, Bangladeş, Hindistan ve benzeri ülkelerden, iş, aş, vatandaşlık, Avrupaya geçmek vaatleriyle kandırılmış çok yüksek sayıda mültecinin, terör örgütlerinin aracılığıyla İran’a getirilmesini, İran’dan da Türkiye’ye gönderilmelerini istiyorlar. Biyonik Soysuz da İran’a kara para işlerinde bir çıkış yolu bulmak için, yukarıda izah ettiklerimin temelini sağlamlaştırmak için gitti.

Biyonik Soysuz’un içindeki asıl uzaylı, yardımcılarına kıyasla son derece gün görmüş, tecrübeli bir kişi. Daha önce İran’da ve Çin’de biyonik robotlarla görev yaptığı biliniyor. Biyonik Soysuz’un ziyaret ettiği ve bu hususları konuştuğu İran İçişleri Bakanı da bir biyonik robot. İşte Avrupanın bir an önce tahliye edilmesini istediği Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş gibi kişiler de on yıllardır böyle insanlık dışı kara para faaliyetlerinin bir kısmında kullandıkları terörist ve hain piyonlar…

İran merkezli kaos planında başı çekenlerden biri Almanya, diğeri ise İngiltere… AB çatısı altında da bu plana tam riayet etme kararlılığı var. Biyonik Ursula da üzerine düşenleri büyük bir gayretle yapmak istiyor. Hatta Ursula’nın bu kaos, kan, terör, vahşet, katliam, soygun, sömürü, kara para filminde baş rolde olduğu söylenebilir.

Biyonik Hulusi Akar da bu projeye çalışıyor ve bu nedenle İran sınırını denetliyor görüntüsü verirken aslında son hazırlıkları yaptırıyor. Tayyip de bu planları çok detaylı olarak bilmese de bu ekibe uyuyor ve üzerine düşen kısımları yapmak, yaptırmak istiyor.

Plan bu kadarla sınırlı değil. Bu ilk kısmı… Bu kısmı sorunsuz gerçekleşirse, devam eden safhalarında çok daha sıkıntı verici şeylere sebep olacaklar. Türkiyenin doğalgazsız, elektriksiz, susuz, altyapısız, internetsiz ve otoritesiz kalmasını sağlayacaklar. Bu kısımları yaparken, suni depremleri, suni selleri, suni fırtınaları da peş peşe yapacaklar. Santrallerimizi, rafinerilerimizi hedef alacaklar. Ermeni çetelerini kullanarak (Başta CHPKK ve HDPKK, ayrıca DEVA ve Gelecek) siyasi bir kaos ve büyük bir otorite sorununu da eş zamanlı olarak çıkartacaklar. Bu kısımda biyonik Kemal Kılıçdaroğlu’na da çok iş düşecek ki şu anda planlardan haberi var ve şu ana kadar durması gerektiği gibi durdu. Talimatları sorunsuz yerine getirmek istiyor.

Böylelikle, öncelikli olarak ihtiyaç duydukları yüksek meblağdaki kara para ihtiyacını bir nebze karşılamışken, bir yandan da batı dünyasının vahşi, sömürgeci, kan emici faaliyetlerine karşı dimdik duran ve bütün dünya insanlığı adına bir meydan okuma sergileyen yepyeni Türkiye’ye diz çöktürmek isteyecekler.

Yönlendirmeme gerek yok.

Söz konusu vatansa, milletse, geleceğimizse, gerisi teferruattır. Oyundan düşürme faaliyetlerinizde iktiza ettikçe şu saçma sapan guguk sisteminin dışına çıkmaktan hiç çekinmeyeceksiniz. Gazi olmaktan, şehit olmaktan ve zindanlara dolmaktan çekinmeyeceksiniz. Bu gün vatan sizden bunu bekliyor. Topraklarımızın altındaki milyonlarca isimsiz şehit bunu bekliyor.

Görelim bakalım kim kime diz çöktürecek. İttifak kurmuş olan, içimizde de hainleri bulunan düşmanlarımızın bu plan tamamıyla çökene kadar, ne gerekiyorsa yapacaksınız. Gerekirse binlerce can alıp binlerce can vereceğiz. Gerekirse kuklaların leşlerini kuklacıların kapılarına atacağız. Üzerlerine de imzamızı atacağız.

İran Dışişleri Bakanı korona olmadı, çarpıldı.

Türlü kara para işlerinden kara büyü işlerine kadar her şeyde eli olan bir insan şeytanı o… Biz çarptık. Çarpmaya da devam edeceğiz. Onun gibilere siyasi sahada ya da metafizik sahada destek olan, olacak hatta selam veren, selam verecek herkesi düşünmeden karşımıza alıp çatışacağız. Her sahada çatışacağız.

Sözde İslam devleti, gerçekte bir kara para devleti olan İran’ı haritadan silmem gerekse bile, el kadar çocukların, genç kız ve kadınların kaçırılmasına, organ ve fuhuş mafyalarına kurban olmalarına izin vermeyeceğim. Bu hususta gerekli açıklamaları/ikazları yapmıştım. Benim kırmızı çizgilerime karşı inatlaşan herkesi yıkıp yok edeceğim.

“Yapamazsın” diyen birileri varsa, hemen şimdi istediği sahada, istediği tarzla karşıma dikilebilir. Küfür, zulüm, gözyaşı ile dolu bu dünyada iman, adalet, saadet ile dolduracağım.

Mehmet Fahri Sertkaya

İşte çok kazık sorulardan biri de bu…

Cümle alem biliyor, Soysuz, emniyet teşkilatını kara para çetesine dönüştürüyor. Emniyet teşkilatının yüz karalarından biri olan bu sözde polis de bu çetenin üyelerinden biri… Bu vaziyete, bu derece dibe vurmaya, devlet eliyle ve artık emniyet teşkilatı üzerinden bile kara para işi yapılmasına sessiz kalan adli ve idari yetkililer, bunlar gittikten sonra takdirname mi alacaklar, yoksa bunlarla beraber mi asılacaklar…

Sadece “pudra şekeri” vakasından ya da sadece beni durdurmak için hukuk sisteminin nasıl ayarından çıkarıldığından yola çıksalar şu hakimler ve savcılar, Soysuz ve Abdülhamit Gül’den başlarlar da Devlet Bahçeli’den, çevresindeki çeteden Tayyip’e kadar yol bulurlar.

Dik dursalar, hiç kimse de onlara mani olamaz. Şu anda zaman ve zemin o derece müsait.

Mehmet Fahri Sertkaya

Neredeler?

Çoğunlukla Afrika ve Asya milletlerine yardım çağrıları altında ayni ve nakdi yardımlar toplayan ve kendi milletiyle arasına set çekmiş gibi tavırları/kararları onca yıldır görülen o devasa yardım kuruluşları şimdi nerede?

Asya’da, Afrika’da göstermelik birkaç yardım yapıp da paranın büyüğünü indiregandi yapan o ahlaksız insan şeytanları nerede? O Müslüman ve insan rolü yapabilen, gerektiğinde alasıyla göz yaşları da akıtabilen kalbi taşlamış iki ayaklı taşlar ve bu milletten topladıkları paralar/imkanlar nerede?

Görüntüler var… Yangın bölgelerinde insanlar kameralara konuştukça “Kimse yok, arayanımız soranımız yok. Evimiz de erzağımız da yandı. Kalacak yerimiz yok. Kendimiz için de hayvanlarımız için de yiyecek bir şey kalmadı. Suyumuz da yok, kendi imkanlarımızla su buluyoruz” mealinde cümleler kuruyorlar. Neden? Neden onlara su, erzak, çadır, ilaç hatta doktor götüren yardım kuruluşları yok? Neden araziyi tarayıp kısa sürede yeniden oturulabilir hale getirilecek evleri onaran, sorunlara, acılara kısa sürede çare bulmak isteyen yok?

İHH nerede? Beşir Derneği nerede? Diğerleri nerede? Bu milletten bunca yardımı/parayı toplayıp sonra hesap vermeyen, incelenmeyen, soruşturulmayan ve AKPKK bünyesinde faaliyet gösteren o sözde yardım kuruluşları nerede?

Mehmet Fahri Sertkaya

Dünya üzerinde ölen, yaralanan, yanan, bozulan, patlayan, yıkılan hiçbir kişiden ve hiçbir şeyden biz sorumlu değiliz

Dünya üzerinde ölen, yaralanan, yanan, bozulan, patlayan, yıkılan hiçbir kişiden ve hiçbir şeyden biz sorumlu değiliz.

Senelerdir ikazlar yapıyoruz. Son süreçte de ikaz üstüne ikaz ediyoruz ama dinleyen yok. Anlaşmak da istiyoruz ama kibir dağlarından inen pek yok.

Bunların yaşanacağını çok önceden haber vermiştim.

Devlet gücüyle, ordularıyla insan, çocuk, bebek, kadın, organ kaçıran bütün devletlere diz çöktüreceğiz. Kurulu/çalışır tek bir sistemlerini bırakmayacağız. Kaç kere söyledim, diğer işlerine karışmıyorum ama bu derece şeytanlığa izin vermiyorum, vermeyeceğim.

Kim nasıl bir kayıp yaşadıysa ve yaşayacaksa, sorumlu aradığı her an dönüp aynaya baksın. Kendinden başka bir suçlu görmesin.

Mehmet Fahri Sertkaya

20 bin Euro borç almış da yoluna bakabilmiş. Kim inanır?

20 bin Euro borç almış da yoluna bakabilmiş. Kim inanır?

Sedat Peker’in devasa bir zenginliği var. Bu zenginliğin kaynağı hep kara para işleri…

Bunları yavaş yavaş anlatırım ya da belki de toptan bir operasyon olur ve yargılama safahatında anlatılır, konuşulur. Lakin şimdiden anlatılması gereken büyük bir kısmı var.

U.S. Polo firması, Türkiye’de Aydınlı Grup ile çalışıyor. Aydınlı Grup başka markaların Türkiye’deki iş ortaklığını da yapıyor. Aydınlı Grup, yurt içindeki ve dışındaki mağazalarına ve depolarına araçlarla sevkiyat yaparken yüksek miktarda uyuşturucu da taşıyor. Bu grubun Türkiye’deki araçları ve mekanları organize şekilde uyuşturucu işinde kullanılıyor.

Sedat’ın en çok ve düzenli olarak para kazandığı yerlerden biri de bu U.S. Polo ya da daha doğru ifadeyle Aydınlı Grup… Sedat bu sistemin içinde, bu sisteme çalışıyor, destek veriyor. Adamlar buluyor/ayarlıyor, teslim alacak araçları ayarlıyor, mekanlar belirliyor, lüzumu halinde hukuk dışı şekilde silahlı adamlarla koruma sağlıyor. Kendi çetesi de uyuşturucuyu alıp satarken bu sistemi bir tedarikçi olarak muhatap alıyor.

Bir tripod ve bir kamera ile Türkiye’yi ve hatta dünyayı değiştirebileceğini zan eden burnu havada bu ahmak herif, bütün sahayı hepten boş mu zan ediyor, herkesi toptan ahmak mı zan ediyor, neye nasıl bakıyor da bu kadar temelsiz şekilde işler yapmaya kalkıyor, benim onu anlamak isterken devrelerim yanacak gibi oluyor. Sonunda “Bırak şu kırığı, sıfatına vurmamış mı aklındaki ve ahlakındaki/karakterindeki devasa sorunlar. Konuşmalarından, tavırlarından anlaşılmıyor mu devreleri çoktan yaktığı. Beyninin gri noktalarla dolduğu. Neyi tartıp anlamaya çalışıyorsun.” diyorum ve pes ediyorum.

Ve bakıyorum da bunun karşısında olanlar bunu iki günde nasıl bitiremiyorlar, anlayamıyorum.

Mehmet Fahri Sertkaya

Yeter artık!

Filistin’de yine kanlar akıtılmasının pek çok sebebi var. Netenyahu’nun ve şürekasının öncelikli hedefi iktidarda kalabilmek ama aynı anda organ hasatı da yapıyorlar.

Son iki gündür organ işinde iyice yol aldılar. Ölümcül olmayan yaralıları bile ölüme sürüklüyorlar ve organlarını çalıyorlar. Hamas da bu işte İsrail ile ortak çalışıyor. Hamas’ın idari kadrosunun İsrail’le, Yahudilerle, Satanistlerle, kara paracılarla hiçbir sorunu yok. Onlardan farkları yok. Onlarla birlikte çalışıyorlar.

Dünya bu insanlık dışı vahşete sessiz kalamaz. Gerekirse İsrail’e askeri müdahale ihtimali de konuşulmalı, ne gerekiyorsa yapılmalı ve dünya üzerinde bu kadar şeytanca bir çarkın devlet otoritesiyle işletilmesine asla izin verilmemeli. Bu güne kadar dünyanın dört bir yanından kaçırılmış insanlar ya da insan organları hep İsrail’e aktarıldı. Kendi ülkelerinden kaçırılarak İsrail’e götürülen ve bir daha kendilerinden haber alınamayan çocukların sayısı bile yüz binlerce… Netenyahu ve şürekası milletler arası mahkemelerde yargılanıp cezalandırılmalı. Sırp kasabı Miloseviç bile Netenyahu’nun yanında ak sütten çıkmış ak kaşık gibi kalır.

Mehmet Fahri Sertkaya

Çok şaşıracaksınız. Milletçe kandırılıyoruz…

Brezilya’da korona vakaları bize anlatıldığı gibi değilmiş.

Birçok ülkede basın ve medya korona vakalarını kasıtlı olarak abartıyor. Dünya üzerinde çok ama çok büyük ve şeytanca oyunlar oynanıyor. Her şey kara düzen için, her şey kara paralar için…

  • En baştan beri korona haberleri dünya basın ve medyasında kasten abartılıyor. Bir korku ortamı oluşturuluyor.
  • Korona oyunlarıyla bazı ülkelerin ekonomileri kasten çökertiliyor. Güçsüz ülkeler daha da güçsüz ve acınası hallere düşürülüyor.
  • Virüsten çok, tedavi şekli ve ilaçlar öldürüyor
  • İnsanlığın nüfusu kasten azaltılıyor
  • Üremeyi kısıtlayan, kısırlığı artıran ve insanların genetiğini de değiştiren ve aşı denilen o sıvılar dayatılıyor ve kandırmalarla insanlara vuruluyor
  • Aşı olduğu iddia edilen o sıvılar üzerinden de çok büyük para kazanılıyor
  • Yanlış tedavi ve yanlış ilaçlarla kasten öldürülen çok yüksek sayıdaki kişinin organları çalınıyor
  • Aşı yardımı, tıbbi destek paketi denilen seferlerde devletler arası kara para işleri rahatça yapılıyor. Çoğunlukla uyuşturucu, silah, organ ve fuhuş için insan kaçakçılığı yapılıyor.
  • Kısıtlamalar pek çok kara paracı hükumetin de işine geliyor. Kısıtlamalar sayesinde resmi araçlarla bile, çok tenha hale gelmiş sokaklarda kara para işleri yapılıyor.
  • Yasaklamalar ve kısıtlamalarla aileler, akrabalar arasındaki bağlar zayıflatılıyor. İnsanlar dijital dünyada yaşamaya zorlanıyor.
  • Dijital dünya, sosyal ağlar, video platformları da kontrol altında tutuluyor. İnsanlara tavsiyelerde bulunulmuyor, istedikleri bilgiler, tartışılamaz gerçeklermiş gibi dayatılıyor. Oysa henüz bütün testlerden geçmiş bir tek aşı da yok, maskelerin virüsten korumadığı ve çok da zararlı oldukları bilimsel somut delillerle çoktan kanıtlandı.
  • Zor durumdaki sektörlere devlet desteği verileceği iddiasıyla çok büyük paralar hazineden çıkıyor ama birileri bunları zimmete geçiriyor.
  • Zor durumdaki insanlar için yardım kampanyaları yapılıyor ve bu paraların da çoğu zimmete geçiriliyor.
  • Bir çok sektör kasten iflas ettiriliyor. Küçük imalatçı ve satıcı piyasası yok ediliyor. Birçok sektör, kara paracıların kara sistemlerine bağlı dev holdinglerin tekeline geçiyor.
  • Kendi kara sistemlerine bağlı pek çok internet alış veriş sitesi akıl almaz paralar kazanıyor.

Ve korona oyunlarıyla döndürdükleri dolaplar, ettikleri zulümler, işledikleri cinayetler ve türlü suçlar, anlatmakla bitmiyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Üzerinde az çalışılmış ve hep art niyetle çalışılmış

Yani o şiddette bir deprem İstanbul’u ve çevresini yıkacak ve tsunamiye sebep olacak da Bursa sağlam mı kalacak? Hanginiz çalışıyor bu planları, söylesin, kızmayacağım?

Kafanızı şu kara para bataklığından çıkartın ve alacaksanız doğru düzgün tedbirler alın. Milletin aklıyla dalga geçmeyin. Hiç tarihe de bakmadınız? Büyük depremlere de mi bakmadınız?

Sahra hastahanelerinde çalınan organları nerelere ve nasıl göndereceğinize yorduğunuz kadar, doğru düzgün tedbir almak için kafa yormuyorsunuz.

Beklediğim o depremler olursa siz o kara para işlerini yapamayacaksınız.

Üzerinde az çalışılmış ve hep art niyetle çalışılmış

Gizli Yahudi ve kara paracı Albay Metin Günal burada ne demek istiyor?

Depremin hemen sonrasında İstanbul’a girişler, yardım gelmesin diye mi kapatılıyor? O kadar büyük bir depremde bırakılsın da Türkiye’nin her yerinden İstanbul’a yardıma koşacaklar koşsunlar. Daha ne isteniyor? Bedeniyle yardım etmeye gelecek olanlar gelsinler, elinde ne var ne yok kapıp getirmek isteyenler de gelsinler.

Çok büyük bir insan gücüne ihtiyaç duyulmayacak mı? İlk 72 saat içinde sağ kurtarılabilecek çok yüksek sayıda depremzede enkaz altında kalmış olacak. Milyonlarca bina var, devlet gücü hangisine yardıma koşacak?

Çıkışlar, şehirde kaos olsun, herkes kara para mafyalarının eline düşsün diye mi kapatılıyor? Vatandaşlarımız kendi imkanlarıyla kenardan kenardan çıksalar ne olur? Devletin ulaştıracağı yardımlar ve kurtarma ekipleri de deniz yoluyla İstanbul’a gelsinler. Yüz binlerce İnsan deniz ve hava yoluyla götürülebiliyor da resmi kurumlara bağlı yardım ekipleri getirilemiyor mu? Hem insanlar İstanbul dışına çıkmak istemese de yollar bozulmuş, köprüler yıkılmış olabilir. Resmi yardımlar için de geçiş sağlanamayabilir. Bırakılsın insanlar çıksınlar ya da girsinler, böylesi daha mantıklı değil mi… Yok yok, “Bu hususta da TC vatandaşlarına giriş çıkış yasak olsun, turistlere ve organ mafyalarına ve insan kaçakçılarına serbest olsun. Zaten tutturduk bir ayar gidiyoruz. Basın ve medyada bizimle…” deniyorsa, o başka… O halde ortam daha da gerilir.

Zaten herkes “Ne oluyor arkadaş, biz aptal mıyız? Bunlar nasıl kararlar. Bir bize yasak. Bir biz ikinci sınıfız. Bu kararların, bu yasakların arkasında bir gram mantık, hukuk ve iyi niyet var mı? Devleti kimler yönetiyor böyle.” demeye başladı çoktan…

Madem o kadar gemi ve uçak ve helikopter de kullanılacak, bırakılsın da isteyenler de kara yolu ile sakin sakin kendileri çıksınlar. Ulaşabilecekleri civar illere ulaşsınlar. Oraların ahalisi de üzerlerine düşen insanlığı yapsınlar. Sanki deprem olunca milyonlarca resmi araç mı gelecek gidecek İstanbul’a? Devletin gücü belli. Böyle bir büyük deprem karşısında devlet gücünün aciz kalacağı belli. Çünkü hiçbir gerçek hazırlık yapılmadı, gerçek tedbir alınmadı. Hala da böyle art niyetli kararlar alınıyor. Öyle ise, bu nasıl bir bakış açısı ve bunlar nasıl kararlar? Koca millet bu kadarına da tepkisiz mi kalacak?

Kaç şiddetinde deprem olursa, kaç bina yıkılırsa, ne kadar vahim bir manzara oluşursa bu kararlar alınacak, bunlara kim, neye göre karar verdi? Türkiye’yi kimler yönetiyor, neler dönüyor?

Selma Gürbüz…

“Türkiye’nin dünya çapında tanınan sanatçılarından” denilen Selma Gürbüz, korona virüsünden ölmedi. Satanist büyücü pisliğin tekiydi. Medyumluk da vardı biraz ve çok sert bir şekilde çarpıldı. Hak ettiği yere gönderildi.

Tek tek yazacak olsak alt alta on binle paylaşım yapmamız gerekir. Son birkaç haftada dünyanın dört bir yanından çok yüksek sayıda büyücü, medyum, kara paracı, devlet yetkilisi, ordu mensubu, istihbarat teşkilatı mensupları çarpılarak öldü. Çoğuna korona dediler, gömdüler geçtiler.

Bu sayıya, bazı orduların mensubu olan çok yüksek sayıdaki erler dahil değil.

Mehmet Fahri Sertkaya

Kara para işleri bozulanlar…

Türkiye’deki gizli Ermeni kara paracı siyasetçilerden, işleri her sahada çok bozulan ve bir çıkış yolu arayan kişiler var.

Rusya’nın sefil ve rezil hale düşmesine, aynı anlarda dünya siyasetinde pek çok konuda/ülkede sıkışmalarına, aynı anlarda dünyanın pek çok ülkesinde yaptıkları kara para işlerinin bozulmasına ve en çok da Türkiye’deki gizli Ermeni çetesinin yani İçimizdeki Ermenistan’ın çokça ifşa olup güç kaybetmesine artık tahammül edemiyorlar.

Zaten herkes Tayyip’ten bir şeyler yapmasını bekledi ve şimdilerde iyice anladılar ki Tayyip’in bize bir şey yapabilecek gücü yok.

Bu kara paracı Ermeni çetelerinin ellerinden bir şey de gelmiyor ve oturup kalkıp sürekli su-i kast planları yapıyorlar. Rusya’dan çok özel su-i kast ekipleri de getirmek istiyorlar. Birinci sıradaki hedef benim ama ülkemizdeki vatansever devlet yetkililerini ve subayları da su-i kastlarla oyundan düşürmeyi konuşuyorlar. Zamanında Ermeni terör örgütü ASALA’nın yaptıklarına benzer şeyleri peş peşe yapmak sevdasındalar.

Benim durduğum yerden mevzuya bakınca, herhangi bir sıkıntı görmüyorum. Çoğunu bana doğru hamle yapmak üzereyken oyundan düşürebiliriz. Tek tek de grup grup da yok edebiliriz. Az sayıda sızma olsa onları da mekanıma yakın yerlerde kolayca yıkabiliriz. Çok gürültü çıkar ama bu kısmı da artık Tayyip’in meselesi… Bu konuda daha fazla onu idare etmeyeceğim. Ben hep hukuki zeminde bir karışıklık olmasın diye dikkatli ve gayretli oldum. Ama artık karışacaksa saha, karışır. Biz adli yetkilerin karşısına dolu dolu çıkarız. Her şeyi güzel güzel anlatır ispat ederiz. Sonra nereye uzarsa oraya kadar uzanırız. Mafya mı, çete mi, CB külliyesi mi, bizim meselemiz değil.

Sahadaki bütün vatansever grupların öncelikle kendi emniyetlerine bundan sonra biraz daha dikkat etmesi ve sonra lüzumu halinde bu vatan haini ve insanlık dışı işler yapan çetelerin mensuplarına karşı hukuk dışına çıkmaktan çekinmemesi gerekiyor. “Siz kimin devletinde, kimin vatanında, kimin devlet adamlarına su-i kastlar yapacaksınız” diyerek sıkıp sıkıp CB külliyesinin kapısına atabilirler.

En tahammülsüz olduğum şeylerden biri, bir avuç kadar vatan haininin, bizim devletimizin gücü/kurumları ile bizi yok edebileceğini düşünmesi ve buna teşebbüs etmeye kalkması. Şu MİT’in içindeki Ermenileri de bu vesileyle belki daha kısa sürede temizleriz.

Mehmet Fahri Sertkaya