Etiket arşivi: İsrail

İsrail Başbakanı Naftali Bennett bir biyonik robot

İsrail Başbakanı Naftali Bennett bir biyonik robot. Dün yaşanan devasa metafizik çatışmalar sırasında çarpılan on binlerce kişiden biri. Karantinalık bir hali yok. Meselenin virüslerle ve korona ile alakası yok. Bu güne kadar da içindeki uzaylılar sık sık çarpıldılar.

İşler çok değişti. Dünyadaki etkili ve yetkili biyonik robotlarda artık üçer beşer uzaylı nöbetleşe bulunuyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Çok defa olduğu gibi, bir kez daha bir işi yapmadan önce şuradan açıkça yazayım.

Bundan sonra Çin’in, Rusya’nın, İran’ın, Amerika’nın bile önüne İsrail’i aldık. İsrail’den peş peşe acayip haberler yayıldığını duydukça, gördükçe hep bizi, YİT’i hatırlarsınız.

Ben o Sanhedrin hahamlarına dün söyleyeceğimi söyledim, akıllı olmalarını bekledim ama insanlıktan anlamadılar. Kendi tercihleri… Şimdi bu şeytanlıklarının bedelini hep bütün Sanhedrin hahamları ve bütün İsrail ödeyecek.

Mehmet Fahri Sertkaya

Yeter artık!

Filistin’de yine kanlar akıtılmasının pek çok sebebi var. Netenyahu’nun ve şürekasının öncelikli hedefi iktidarda kalabilmek ama aynı anda organ hasatı da yapıyorlar.

Son iki gündür organ işinde iyice yol aldılar. Ölümcül olmayan yaralıları bile ölüme sürüklüyorlar ve organlarını çalıyorlar. Hamas da bu işte İsrail ile ortak çalışıyor. Hamas’ın idari kadrosunun İsrail’le, Yahudilerle, Satanistlerle, kara paracılarla hiçbir sorunu yok. Onlardan farkları yok. Onlarla birlikte çalışıyorlar.

Dünya bu insanlık dışı vahşete sessiz kalamaz. Gerekirse İsrail’e askeri müdahale ihtimali de konuşulmalı, ne gerekiyorsa yapılmalı ve dünya üzerinde bu kadar şeytanca bir çarkın devlet otoritesiyle işletilmesine asla izin verilmemeli. Bu güne kadar dünyanın dört bir yanından kaçırılmış insanlar ya da insan organları hep İsrail’e aktarıldı. Kendi ülkelerinden kaçırılarak İsrail’e götürülen ve bir daha kendilerinden haber alınamayan çocukların sayısı bile yüz binlerce… Netenyahu ve şürekası milletler arası mahkemelerde yargılanıp cezalandırılmalı. Sırp kasabı Miloseviç bile Netenyahu’nun yanında ak sütten çıkmış ak kaşık gibi kalır.

Mehmet Fahri Sertkaya

“Bugün dünyanın bir Hitler’e ihtiyacı var”

Pakistan’da yaşayan ve CNN için çalışan serbest gazeteci Adeel Raja, İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırıları üzerine sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Bugün dünyanın bir Hitler’e ihtiyacı var” ifadelerini kullandı. Gazetecinin sözleşmesi iptal edildi.

Mehmet Fahri Sertkaya

Mafya anası Tansu Çiller bu defa sert kayaya çarpar mı

Sadece Ermeniler değil Sabetaycılar da çok köşeye sıkışmış haldeler.

Ankebut Operasyonu başladığından beri her geçen gün zorlandılar, güç kaybettiler ama son aylarda Sabetaycılar da çok büyük güç kaybı yaşadılar. Kara paraları iyice azaldı, insanlık dışı kara para işleri iyice bozuldu, siyasi sahaya dair planları neredeyse çöktü. Oysa Türkiye’nin idaresinde/yönetiminde daha da fazla payları olsun istiyorlardı. İstediklerinin tam tersine bir yöne gittiler.

Ülkemizdeki Sabetaycı gizli Yahudiler arasında bu yaşanana çok kızan ve beni bir kaşık suda boğmak isteyen çok kişi var. Bunlardan biri de eski boşbakan, mafya anası ve Sabetaycı gizli Yahudi ve CIA casusu büyük hain Tansu Çiller…

Çiller, son zamanlarda Sabetaycı gizli Yahudi Muharrem İnce’nin metafizikle çarpılıp durmasına ve randıman vermemesine çok sinirlendi. Ayrıca Sabetaycı gizli Yahudi ve kara paracı Banu Avar’ı ve benzerlerini köşeye sıkıştırmış olmama da çok sinirlendi. Yine Sabetaycı gizli Yahudi Cem Uzan’ın siyaset sahasına geri dönmek için verdiği büyük ve kararlı mücadelenin karşısında durmam da Tansu Çiller’i çıldırttı. Her ne sahada ne hamle yapmak istese karşısında beni buldu.

Son çare olarak bana su-i kast yaptırmak istiyor. Zaten tam teşekküllü bir mafya ve CIA’nın da piyonu bunlar. Türkiye’nin başında boşbakan olarak bulunduğu her gün, her dakika CIA’nın talimatlarıyla hareket etmiş ve o günlerde de bu günlerde de ihanetin haricinde türlü kara para işleriyle iştigal etmiş bir Tansu Çiller var. Sahada ona “CIA’nın gülü” diyenler de çoktur. Şu günlerde CIA içindeki özellikle Yeşillerin beni birilerine öldürtme planı da var ve anlaşılan o ki Yeşiller CIA’nın sadık kuklalarından biri olan Tansu’yu da bir piyon olarak kullanmaktan geri durmayacaklar. Bakalım neler olacak…

Bu güne kadar çok sayıda TC vatandaşının öldürülmesi emrini veren, pek çok cinayetin azmettiricisi olan… Boşbakanlığı devrinde bile çok sayıda vatansever devlet yetkilisinin öldürülmesi emrini veren ve bazılarının emrini vermese de öldürülmelerine aracılık, yardım ve yataklık eden…. CIA’nın, İsrail’in, Muhsin Yazıcıoğlu’nun öldürülmesi kararını alması ve talimatını vermesi sonrasında, bu cinayetin Türkiye’deki kısmını ayarlayanlardan biri olan, her safhasını zevkle takip eden, Yazıcıoğlu öldürüldüğünde çok ama çok mutlu olan Tansu Çiller, bakalım bu defa sert kayaya çarpacak mı…

Mehmet Fahri Sertkaya – http://www.mfs.tv

Harris-Netanyahu görüşmesi

Harris, Amerika’da canının çok sıkılmaya başladığından bahsetti. İşlerin çok yavaş ilerlediğini ve önlerini göremediklerini anlattı. Hala bir erkek olan Harris, kadın taklidi yapma halinden çıkarak, kendini rahat hissederek bu konuşmaları yaptı.

Netanyahu da olanların ve olayların farkında olduğunu söyledi. Dünya gündeminde Amerika’nın yerinin gittikçe küçüldüğünü, Arap ülkelerindeki ve diğer Yahudi bağlantılı yerlerdeki ticaret ve kara para işlerinden endişe ettiğini söyledi.

Harris, Arapları ellerinde tutmaları gerektiğini, şu anda harcamaların/masrafların altından onlar sebebiyle kalktıklarını, Amerika’nın lanetli bir şekilde bir süre daha kalacağını, Biden yönetiminde geçen aydan bu aya toparlanması gereken bir sürü dosya ve kararlar olduğundan bahsetti.


“Çatırdayarak çökmeye başladığımızı görüyorum.”

Netanyahu, ticari anlaşmalarının olduğu ülkelerle aralarının açılma ihtimalinin olduğunu, kendi ülkesinde de siyasi manada karışıklık çıkartmak isteyenlerin sürekli bulunduğunu anlattı.

Harris, daha sonrasında “Asıl konulara geçelim.” diye söze devam etti. Yanlarında ne Çinli, ne de bir Amerikalının olmadığını, atıl bir şekilde kalan başkanlık ekibi olduklarını söyledi. “Türkiye’den gelen yoğun baskı (MFS), ne varsa, neyimiz varsa silip süpürdü.” dedi.

Her yönden çok zorlandıklarını, bedenlerinin, zihinlerinin de karmakarışık halde olduğunu, Joe’yu uyandıramadıkları gibi kendilerinin de konulara müdahalede etkisiz kaldıklarını ifade etti. “Söylemek istemiyorum ama çatırdayarak çökmeye başladığımızı görüyorum.” dedi. “Amerika’yı hiç bu kadar sakin ve heyecansız görmemiştim.” derken güçsüz, tepkisiz, ayinsiz, organ alışverişi olmadan görmemiş olduğunu kastetti.

Harris “Bütün ülkeler pasif ve ezik vaziyette olduğumuzu da açıkça anlıyorlar.” dedi.


“İçimden ölüp yok olma düşüncesini atamıyorum. “

Netanyahu, İtibarlı bir Amerika’nın İsrail’e de itibar kazandırdığını, Amerika’nın halinin bu kadar kötü olmasının tapınakların bile boş kalmasına sebep olduğunu, halkın ümitsiz ve mutsuz olduğunu, artık Tanrı’yı mutlu edecek güçlerinin kalmadığını ama kendilerine vaat edilenlerin bunlar olmadığını, burada bitmemesi gerektiğini ifade etti. “İçimden ölüp yok olma düşüncesini atamıyorum. Hep onu (MFS’yi) görüyorum ve hissediyorum. Bazen İbranice konuştuğunu duyuyorum. Bazen yanıma gelenleri onun yüzü ile görüyorum… Dünya bu durumda daha fazla kalamayacaktır. Kana susayanlar, bütün müslüman savaşçıları derin çukurlarda öldüreceklerdir.” dedi.


“Ezileceksek bile, yok olmayalım.”

Harris, “Sen ilişkilerimizin sıkı, görüşmelerimizin sürekli olduğunu ve bizden kopmadığını ifade et. Ülkenden geçen ticari yol (kara para işleri) kesilmemeli. Büyük vaatlerde bulun ve her zamankinden daha güçlü dur. Ezileceksek bile, yok olmayalım.
Her zaman gizli ve yasa dışı bağlantılarımız bulunsun. Bütün paralarımızı asla harcama. Güzel şeylerin yaşanacağı günleri beklemeye devam edeceğiz. Bazı düşüncelerim var. Diğer ülkelerin hallerini analiz edip uygulamaya çalışacağım. Yanımızda ol ve kan dökme arzundan asla vazgeçme.” dedi.

Mehmet Fahri Sertkaya

Sözümüz söz bu meselede karşımıza çıkanı yıkacağız!

HDPKK/YPG meselesinde iktidara çok büyük destek vermemizden çok büyük rahatsızlık duyan ve metafizik sahada bize olağanüstü büyüklükte denebilecek saldırıyı eş zamanlı olarak yapan herkesi yıktık, yıkıyoruz. Hiç kaybımız yok, fazlaca zorlanmadık. Bir bu kadar daha değil, bunun on katı aynı anda gelse, onları da yıkabilecek güçteyiz.

Rusya’nın, Amerika’nın, İsrail’in, Almanya’nın kalan son medyumlarını da şu sıralarda paketlemekteyiz.

Bizim sözümüz sözdür, kanun gibidir. Bu meselede karşımıza çıkan herkesi yıkacağız. İktidarın karşısına çıkan herkesi de yıkacağız. Yıkılmak isteyenler karşımıza çıksın.

En az 850 dünya insanı medyum öldü. Ağır yaralıların sayısı şu an için belirsiz. Çok yaklaşık tahminle 4 binin üzerinde… Bunların bir kısmı da ölür ve kalanların çoğu da bir daha medyumluk yapamazlar. İlerleyen saatlerde ölenlerin sayısı 3 bini kesinlikle geçecektir. Halen yerlerde kıvranan, istifra eden, can çekişenler var. Medyumlara destek olan büyücülerin hali de medyumlardan farklı değil.

En sevindirici olanı, bunların arasında dünyanın dört bir yanındaki devletlerin, gizli servislerin kullandığı kaliteli/seçme medyumların da olması…

Çok güzel, çok faydalı bir temizlik oldu. Aynı kararlılığı ve savaşçılığı, metafizik sahanın dışında, gerçek sahada da hiç çekinmeden gösterebilecek bir teşkilatız.

HDPKK’nin hak ettiği üzere yok edilmesi süreci hukuki zeminde, meşru dairede devam ederken, terörün yanında saf tutarak son bir çare olarak sokakları/anarşiyi tercih edenler olabilir ama bizi test etmiş olmaktan öteye gidemezler. Biz, sokakları/meydanları da teröristlere, hainlere dar edecek güçteyiz. Öyle bir manzara oluşursa polisimizle, askerimizle el eleyiz, iç içeyiz.

Mehmet Fahri Sertkaya

Sanhedrin Hahamlarını idam kapsamında yargılayacak bir uluslararası mahkeme…

Sanhedrin hahamlarının idam cezası kapsamında yargılanmaları için uluslararası bir mahkeme kurulmalıdır.

İsteyen her ülke bu mahkemenin duruşmalarını canlı yayınlamalıdır. Mahkemenin/davanın bütün dosyaları/evrakları/delilleri dünya insanlığıyla şeffafça paylaşılmalıdır. İnsanlık görecek ki o dava bitip de o hahamlar topluca asıldıktan hemen sonra, dünyada bütün sorunlar hızlıca düzelmeye başlayacaktır.

O Sanhedrin hahamlarının uluslararası bir mahkemede yargılanıp asılmaları, insanlığın hakkıdır, hukuka uygundur ve insanlık için bir zarurettir. Buna mani olmak isteyecek İsrail, ABD ve diğer devletlerle harbe girmek bile bir zaruret olacaktır.

Dünya genelinde;

  • Fuhuş işi bunlarda…
  • Uyuşturucu işi bunlarda…
  • Organ işi bunlarda…
  • Silah işi bunlarda…
  • Terör örgütlerinin kontrolü bunlarda…
  • Art niyetle üretilen zararlı aşılarla insanlığı kısırlaştırma ve hasta etme, sakat doğumlara sebep olma işi bunlarda…
  • Milletleri kasten hasta edip hastahaneler üzerinden vurgun vurma işi bunlarda…
  • Devletlerin hazinelerini boşaltma işi bunlarda…
  • Milletlerin su kaynaklarına zehirleyici ve hasta edici maddeler katma işi bunlarda…
  • Aileyi, namusu, ahlakı yıkma işi bunlarda…
  • Uydurma bilim psikiyatri ve uydurma ilaçlarıyla trilyonlarca dolar vurgun vurma işi bunlarda…
  • Gıda ürünleri ve katkı maddeleriyle oynayarak insanlığı hasta etme işi bunlarda…
  • Hükumetleri devirme, liderleri öldürme, eğitim sistemlerini ve hukuk sistemlerini kasten bozma işleri bunlarda…

İnsanlığa zarar olan her ne iş varsa hepsinin arkasında İblis var ve İblis de bizim alemimizde bu işleri işte bu Sahnedrin hahamları, İsrail ve Amerika üzerinden yaptırıyor.

Sanhedrin Hahamları ve üzerinde bulunanlar…

Sanhedrin hahamlarından oluşan 13’ler Meclisinin üzerinde, 3 Kabalacı haham meclisi var. Bunlar, doğrudan İblis ile görüşüp ondan talimatlar alıyorlar.

3 Kabalacı haham da 13’ler Meclisine talimatları veriyor. 13’ler meclisi üzerinden talimatlar/planlar dünya genelindeki Satanist etkili ve yetkili kişiler üzerinden uygulamaya konuyor.

Adına ne derseniz deyin. Derin Dünya Devleti, Gizli Dünya Devleti, İlluminati, Şeytani İmparatorluk, Ankebut Ağı ya da başka bir şey…. İblis’in varlığının ve bunlara talimatlar yağdırdığının gözle görülür somut delilleri yok ama… 3’lerin, 13’lerin, dağıtılan 7’lerin dünya siyaseti üzerinde ve dünyadaki her türlü kara para işlerinde yönetici kadrolar olduklarının, bir saçak gibi aşağıya doğru kollara ayrılan bir teşkilatı yönettiklerinin, durmaksızın her türlü suçu işlediklerinin ve işlettiklerinin ve insanlık düşmanı olduklarının çok sayıda somut ispatı var.

O kadar çok ki şu Epstein meselesinden bile yola çıkılsa, bu sistem çökertilebilir. Daha somut ispatlarla yol alınabilecek binbir türlü mesele var…

Çok sayıda Amerikan başkanının o makama konmuş figüranlar olduklarını, Mason teşkilatı üzerinden Amerika’yı ya da daha çok sayıda başka ülkeyi onlarca senedir Satanistlerin yönettiğini, dünyayı da “Cumhuriyet” ve “demokrasi” diye diye ayakta uyuttuklarını, yüz seneden fazladır cehennem misali bir dünya düzeninin kasten sağlandığını ve insanlığın topyekun felaketinin hedeflendiğini, hukuki zeminde ve her türlü somut şüpheden uzak şekilde ispat etmek, evet mümkün…

Bu gerçekleşmesin diye zaten bu konuları bu şekilde konuşanları, Mason teşkilatının gerçek yüzünü anlatanları, İlluminati diyenleri, kendilerinin kontrolündeki basın ve medyada hemen alaya aldırıyorlar. Konuyu sulandırıyorlar.

Dahası, bu gibi tartışmalarda kendilerine çalışan adamların öne çıkmasını sağlayıp zihin bulandırıyorlar. Bu maksatla insanların kafalarını karıştıran açıklamalar, yönlendirmeler yaptırıyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Mişel, Lübnan’ın önündeki en büyük engel.

Bir Satanist Yahudi olan Mişel Aun, en başından beri gönüllü olarak Ankebut Ağına çalıştı ve hala çalışıyor. Lübnan’ın maddeten ve manen böyle dibe vurmasında Mişel’in çok büyük payı var.

Mişel’in acıması yok, merhameti yok, insanı insandan saymıyor. Şeytan’a tapınma yolunda şeytanlaşmış bir pislik… Hayatı boyunca Şeytan’a insan kurban edilen ayinlere de katıldı ve hala katılıyor. Mişel, Ankebut Ağına bağlı diğer Satanist Yahudi ülke liderlerinin, Lübnan’a yaptıkları resmi ziyaretlerde bile Satanist ayini hazırlatıp onların şerefine insan katlettirmeyi sıradanlaştırmış bir pislik…

Lübnan’daki her türlü kara para işleri Mişel’in de himayesi ve destekleri ile yapıldı yapılıyor. Patlayan Lübnan limanının altındaki gizli tünelleri inkar etti, çünkü çok panikledi. Onca yıl tünellerden binlerce genç kız, kadın, çocuk, yetişkin erkek, bebek kaçırıldı. Bunlar fuhuş mafyalarına, terör örgütlerine, organ mafyalarına ve satanist ayinlerine kurban oldular.

Mişel şu anda Lübnan’ın ayağa kalkmasının, huzur ve sükununun önündeki en büyük engel… Mişel, hala gönüllü olarak Amerika ve İsrail’e çalışıyor ve onların talepleri doğrultusunda Hariri’nin önünü kesmek istiyor. Hatta Hariri’ye su-i kast planlarının içinde yer alıyor.

Biz, başında Mişel’in bulunduğu bir Lübnan istemiyoruz. Biz, Lübnan’da Saad Hariri’yi muhatap alıyoruz ve kendisine yapılmış bir yanlışı, bize yapılmış kabul ediyoruz. Onun önüne engel olan herkesi, önümüzde engel görüyoruz. Ve biz önümüzde engeller görmekten hiç hoşlanmıyoruz.

Mehmet Fahri Sertkaya

Gizli üs ve Taberiye Gölü

İsrail’in işgali altındaki Golan Tepelerinin altında İsrail’in gizli yeraltı üssü var. Bu üsde kimyasal, biyolojik ve nükleer silahlar üzerine çalışmalar yaptılar/yapıyorlar. Netanyahu dahil İsrail yöneticilerinin haberdar olmadığı bir gerçek var ki Griler bu üsse de çoktan sızdılar. Üsdeki yüksek rütbelilerin birkaçı, dış beden giymiş gri uzaylı. Yani Griler, İsrail ordusundan yüksek rütbeli bazı subayların da yerine geçtiler.

Suriye toprağı olan Golan Tepeleri ile İsrail sınırı arasında bulunan Taberiye gölüne dair hadisler var. Ye’cüc ve Me’cüc isimli iki uzaylı ve gayr-i müslim insan türü dünyamıza gelip saldırınca Taberiye gölünü kurutacaklar.

Bir hadis-i şerifin alakalı kısmı şu şekilde:

“Bunlar (Ye’cüc ve Me’cüc) Adem evladıdır (Semada dolaşabilen cinlerden ya da meleklerden değillerdir. Onlar da bizler gibi insandır. Ama başka gezegenlerin başka Ademlerinin evlatlarıdır). Ve dünyanın harab olmasına çalışırlar (Bizim dünyamıza ve dünya insanlarına düşmandırlar). Geldiklerinde Fırat ve Dicle’den içerler. Taberiye gölünü kuruturlar (Ya kendileri ya geldikleri vasıtaları ya da hem kendileri hem de vasıtaları çok fazla suya muhtaçtır ya da o gölü kurutmalarının dünyayı işgal etmeleri sırasında kendilerine büyük faydası vardır). Beyt-i Makdise (Mescid-i Aksa) vardıklarında ise şöyle derler:

“Dünya halkını tamamen öldürdük. Şimdi de göktekilerini öldürelim.”

Ve oklarını göğe doğru atarlar da, o oklar kana bulaşmış olarak geri dönerler. Bunun üzerine: “Semadakileri de öldürdük” derler.”

Günümüzde Reptilian denilen yeşil derili uzaylı insan türü ile şu mevzu ettiğimiz Griler denilen uzaylı insan türü, çok tartışılan o Ye’cüc ile Me’cücler… 7-8 bin yıl önce Hz. Zülkarneyn devrinde de buradaydılar, şu anda da burada, dünyamızdalar ama dünya istilası yapmalarına maniler var. Önlerindeki en büyük manilerden biri ise Müslüman Merihliler yani Marslılar.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..

Size ABD’nin gerçek yüzünü biraz da Bob Lazar üzerinden anlatayım…

Bob Lazar 51. bölgede gerçekten çalıştı ve iddia ettiği şeylerin çoğunu gerçekten gördü. İddiasının aksine olarak, aslında Bob Lazar çok ileri seviyede bir fizikçi değil ve yine iddiasının aksine, UFO’lar üzerinde yapılan tersine mühendislik çalışmalarına da katılmadı. Canlı uzaylıları gördü, onlarla konuşmak ve çalışmak istedi ama konuştuğu uzaylıların anlattığı teknik mevzulardan hiçbir şey anlamadı.

Bob Lazar da bir Yahudi, bir Mason ve Ankebut Ağı’nın mensubu. Ayrıca CIA personeli. Bob Lazar da bir proje… 51. Bölgede kendisinden istifade etmek istediler ama çok verimli olamadı. Bir işe yaramayınca “Sen bari çık, konuş” dediler. Bunca yıldır bu görevi yerine getiriyor. İnsanların ABD’yi çok olağanüstü bir devlet gibi görmesi… Akıl almaz teknolojileri ele geçirmiş bir devlet gibi görmesi… Aramızda uçuk bir bilim ve teknoloji farkı bulunan uzaylı insan türleri ile anlaşmış gibi görmesi için oynanan kirli bir oyundu bu ve başrolde Bob Lazar oynadı.

Dün de yazdığım gibi, ABD ve aslında Ankebut Ağı, dünyamızdakinden binlerce sene ileri seviyede bilim ve teknoloji ile üretilmiş sistemleri hazır olarak ele geçirdiği halde bile hala bilim ve teknolojide pek çok dünya devletinden geride…

ABD ve İsrail, yalanlarla, propaganda ve reklamlarla, kara (karalıyor gibi gösterirken devleştiren, korkutan) propagandalarla ve kara paralarla ayakta duran sanal güçler. ABD’nin ve İsrail’in elinden bu kartları alırsanız, geriye bir hiç kalır.

Bu yüzden Netenyahu, Sanhedrin hahamları ile hakkımda konuşurken “İnsanlar üzerinde oluşturduğumuz korkuları, kontrolleri yıkıyor. Bu adam bizim felaketimiz olacak” demek zorunda kalmıştı ve geçmiş paylaşımlarda bunu yazmıştım.

Bazı belgesel yapımcıları Bob Lazar’ı ciddiye almak için öncelikle yalan makinesi testinden geçmesini istediler. Kabul etti ve testlere dahil oldu ama testleri geçemedi. Bu nedenle belgesel yapmaktan vazgeçenler oldu ve isabet etmiş, doğru karar almış oldular.

Yalan makinesi testlerini geçmesine ihtimal yoktu, çünkü çok sayıda doğrunun arasına çok sayıda yalan karıştırarak anlatıyordu.

Aslında 51. Bölgede tutulan uzaylı insanları gördüğü halde, sorulan bir soruya yalanlarla, kasten yanlış yönlendirmelerle şu cevabı vermişti:

“Hayır, uzaylıları görmedim. Sadece bir iki fotoğraf gördüm. Otopsi yapılırken çekilmişlerdi. Bütün vücut kadraja girmemişti ve uzaylının boyu, fiziki yapısı hakkında bir şey de söyleyebilmem mümkün değil. Fotoğrafta bu uzaylıyı karnı açılmış ve bir iç organi çıkartılırken gördüm. Bir başka karede de bu organın içi açılmış halde gördüm”

Bob Lazar, reklam/propaganda maksatlı kullanılırken, gerçekten işe yarar bilgilerin insanlar ve başka devletler tarafından öğrenilmemesi hususuna da hep dikkat ederek konuştu.

Bob Lazar’ın yalanlarından biri de şu…

Bob Lazar mealen şöyle cümleler kurdu: “51. Bölgeye Rus bilim adamları ve yetkilileri de gelirlerdi. Bir gün 51. Bölgede çok büyük bilimsel keşifler yapıldı. Sonra uygulama değişti ve oraya girebilenelr iyice sınırlandırıldı. Rusların da girmesine izin verilmedi.”

  1. Bölgenin tarihi boyunca Ruslar hiçbir zaman resmi ya da gayr-i resmi görevlerle oraya gitmediler. Böyle bir şey hiçbir zaman yaşanmadı. Ruslar da kaza yapmış UFO’lar ve ayrıca hayatta kalmış uzaylı insanlar ele geçirmişti. Tersine mühendislikle çok şeyleri gerçekten çözüp bilim ve teknoloji de hızlı mesafe almışlardı. Fark şu ki ABD gibi reklam yapmak hatta yalanlarla reklam ve propaganda yapmak ihtiyacı duymuyorlardı.

Bob Lazar da Rusların kendilerinden çok ileride olduğunu biliyordu. Böyle konuşuyordu ki insanların zihinlerinde şunlar çakacaktı:

  • Bu ABD uçmuş, Ruslar bile ABD’nin peşinde koşuyor
  • ABD, öyle bir fark atmış ki en büyük rakibi olan Rusları bile takmıyor.
  • Rusların bile peşinde koştuğu ama yanına yanaşamadığı süper teknolojilere sahip oldu. v.s.

Karar konseyden çıktı. Bizde şebeke suyuna virüs katıp hashahane ve ilaç harcamalarının birden büyük oranda artmasını sağlıyorlardı, bu planlarını bozduk ama şimdi ABD’de ise bu yolu tercih ettiler. Dün 13’ler Meclisi ile Şeytan’ın Konseyi ortak oturum yaptı. Detaylarını sonraki paylaşımlarda yazacağım ama para kaynakları kurudu diye isyanlardalar.

Şu meselede ikinci bir hedefleri var. ABD iç muhalefetini meşgul etmek. Son zamanlarda yayınlarımızın tesiri ile ABD iç muhalefetinin de eli epeyi güçlendi. Onlardan sert hamleler almaktan endişe ediyorlar ve onları uğraştıracak, meşgul edecek gündemler/meseleler oluşturmak taktiği sergiliyorlar.

(Kızamık virüsü burun ve boğaz içindeki salgılarda bulunur. Kişi hapşırdığı ya da öksürdüğü zaman mikroplar damlacık ile etrafa yayılır.)

Bob Lazar “Pekiyi, bu UFO’lar ne ile çalışıyor, yakıtı nedir?” sorusuna cevap verirken hep dünyada bulunmayan 115. elementten bahsediyordu. O zamanlar dünyamızda keşfedilmiş 114 element vardı. 30 Aralık 2015’te kimya bilimi periyodik cetvele dört yeni element daha ekledi ve bilinen 118 element oldu.

Bob Lazar, 115. elementin dünyamızda bulunmadığını, başka dünyaların elementi olduğunu ve element sayesinde UFO’ların enerjisinin sağlandığını anlatıyordu. Diğer yüzlercesi gibi bu kısmı da yalan ve çarpıtmaydı. Bunu da kasten yapıyordu. UFO’larda kullanılan elementin, dünyamızda da bulunan bir element olduğunu çözmüşlerdi.

Kendisinden önce iki bilim adamının 51. Bölgede tersine mühendislik çalışması yaptığı… Bu sırada UFO’ların enerjisini nasıl elde ettiğini çözmek isterlerken bir UFO içindeki küçük nükleer reaktörü kaza ile patlattıkları… Bu iki bilim adamının ölmesinden sonra görevin kendisine verildiği şeklindeki iddiası da yalan. Bob Lazar’ın karakter analizi yapıldığında ve hayatı soruşturulduğunda, yalancı, fitneci, övünmeyi seven, zevk ve uçkur peşinde yaşayan, darmadağın ve sözüne hatta yeminine itibar edilmeyecek alçak karakterli biri olduğu görülebiliyor. Herhangi bir adil mahkeme, bu haldeki bir şahsı adil şahit olarak bile kabul etmez, edemez.

Lazar’ın, sözde kaza neticesinde küçük çapta bir atom bombası patlamasına eş değer bir patlama olduğunu söylemesi ve “Gizlice yapılan bir atom bombası denemesi sırasında yaşanan bir patlama denilerek olayın üstü örtülmüştü” cümlesi, kahkahalar ile gülünüp geçilecek kadar basit ve desteksiz yalanlar… Öyle bir tesiste küçük bir nükleer patlama bile büyük can ve mal kaybına sebep olur. UFO’lardaki nükleer kısmın fiziki boyut olarak küçük olsalar da muazzam bir enerji sağlayabilecek kadar büyük güçte olduğu da gözler önünde…

Ayrıca öyle bir üsde, hiç kimse öyle bir reaktörü incelemez. En azından, patlama ihtimaline karşı her türlü tedbiri almadan orada incelemezler. Bob Lazar, bu gibi uydurmaları ilköğretim öğrencilerine anlatsa, çok faydalı olur, detaylara ve gerçekçiliğe takılmazlar, yine de ufuk açıcı gelir. Neyin doğru, neyin yalan olduğunu yaşları, bilgileri arttıkça zaten öğrenirler. Lakin bunca uzman profesör ve bunca dikkatli basın/medya mensubu neden Bob Lazar’a gereken karşılığı vermedi, asıl soru bu… Bob Lazar’ı kimse bozmadı, çünkü Ankebut Ağı’nın mensubu olduğunu biliyorlardı.

Bir Ankebut Ağı projesi olan Bob Lazar’ın, ABD’yi olağanüstü bir süper güç olarak göstermek için oyun oynarken söylediği ve bazı gerçeklerle süslenmiş yalanlarını şuradan izleyebilrsiniz.

https://ok.ru/video/1471682054798

Mehmet Fahri Sertkaya