Etiket arşivi: Ankebut operasyonu

Soysuz: Her işime taş koydun Tayyip…

Son gelişmeler sonrasında Soysuz, daraldığı her zaman olduğu gibi yine kendi kendine konuştu, durdu.

(İnfazımı konuştular başlıklı ve Rusların beni öldürme planlarını anlattığım yazımı okuduktan sonra) ”Ah ben sizin düşüneceğiniz işi s..m. (Hakan) Fidan’mış… Fidan’la bir arpa boyu yol aldın mı da Fidan diyorsun (ey Putin)… Bunca sene İngilizlere çalışsaydım, yerim çok daha farklı olurdu. Konuşmadan anlaşma beceriniz varsa, alın si… şu adamı (mfs’yi), cümle alem kurtulsun. Putin bile pert oldu bu dinlemelerden… Dün de vermişler haberi, bi (Putin’in) anne kızlık soyadı kalmış.

Hala dalavere, hala kumpas… Geri zekalı bunlar. Bunlar devleti mi idare ediyor senelerdir. Şu mfs’yi elime vermediler ki dünya beni kahraman bilsin… Her işime taş koydun Tayyip… Her yükselişimi kıskandın. Hiç bilmediğin bir Soylu olacak karşında artık. Madem mfs’yi indiremiyoruz. Bundan sonra oyunu kuralına göre oynarız biz de…”

Lavrov’un fitne kazanları

Lavrov “Mfs ile Tayyip’in arasını bozmak lazım” diye söylene söylene yoğun mesai yapıyor. Fitne kazanları kaynatmak istiyor. Muhtelif görüşmeler yaptı, yapıyor. İngiltere ve Almanya’yı da bu fitne planlarında yanında görmek istiyor. Bu fitne planları çerçevesinde gizli Ermeni ve Hristiyan Kemal Kılıçdaroğlu ile de görüşmek isteyecekler. İçimizdeki Ermenistan’ı bir kart, bir piyon olarak kullanmak isteyecekler. Gerekirse onları topyekun bir ateşe atmaktan çekinmeyecekler. Pek işe yarar şeyler yapacaklarına ihtimal de vermiyorlar ama ellerinde fazla kart yok ve Ermeni çetelerini de mecburen kullanacaklar.

Sabetaycı gizli Yahudi Meral Akşener’i ve sözde İyi Parti’yi, CHPKK’den daha da kullanışlı buluyorlar. Meral’in fazla gücünün olmadığını, ülke içerisinde de zayıf bir partisi olduğunu ama Tayyip’e karşı son zamanlarda sesinin yüksek çıktığını değerlendiriyorlar. Meral Akşener hakkında “İstediklerimizi dillendirmekte kullanabileceğimiz bir piyon” diyorlar.

Ruhani’nin de çok yalnız ve güçsüz kaldığını, bu fitne planlarına dahil olup destek vereceğini değerlendiriyorlar. PKK’nin pek çok üst isminin Ruhani ile arasının iyi olduğunu, Ruhani’nin bu vesileyle Türkiye içinde pek çok terör eylemi yaptırabileceğini değerlendirdiler. Ruhani ise Putin’e “Tayyip bu konuda bize dişini gösterdi. PKK/YPG/PYD ile hareket etmememiz gerektiğini bize açıkça söyledi. Aksi halde bunun bütün ilişkilerimize yansıyacağını ve zarar vereceğini de söyledi. Lakin ABD üzerimize çok geliyor, biz mecburen PKK/YPG/PYD’yi desteklemeliyiz. Türkiye’de aşırı bir baskı altına alındı bu örgüt. Elimden fazla bir şey gelmez ama yine de tamamen yok edilmesine mani olabilirim.” dedi.

Lavrov, Putin’e,

Mevlüt Çavuşoğlu’nun çok zayıf, liyakatsiz bir adam olduğunu…

Tayyip’in, yaptığı başarılı siyaseti sadece mfs ile yapabildiğini…

Tayyip’in çevresinde liyakat sahibi hiç kimsenin olmadığını…

Çavuşoğlu kullanılarak Türkiye ile ABD’nin arasını bozabileceklerini…

Solomon Soysuz’a ulaşıp bilgiler alabileceklerini ama onun da çok işe yaramayacağını, onu çoktan gözden çıkarttıklarını….

Stratejik konuları kullanarak (Türkiye’deki nükleer santral projesi gibi) anlaşmazlıklar çıkartabileceklerini ve baskı ortamı oluşturabileceklerini…

Türkiye’nin bazı meselelerde Rusya’dan teknik ekibe ihtiyaç duyduğunu, bu desteği vermeyince de Türkiye’nin sıkışacağını…

Bu süreçte Rusya’nın Japonya ile iyi geçinmesi gerektiğini…

Şi’nin, kendisiyle anlaşmak mümkün olmayan bir lider olduğunu, diplomasiden anlamadığını ama mecburiyet icabı Şi ile beraber yol almak zorunda olduklarını…

Çin’le iyi bir müttefik gibi görünürlerse, dünyaya bu görüntü verilirse şu sıkıştıkları zamanda çok faydalı olacağını…


Avrupa’daki mafya bağlantıları üzerinden de Avrupa hükumetlerini sıkıştırmaları gerektiğini…

Esed’in büyük bir fırsat yakaladığını, ellerinden kaçmak isteyeceğini ama şu anda çok sıkışık halde olduğunu ve ellerinden kurtulamayacağını…

Merkel’in Avrupa’daki tek gerçek dostları olduğunu…

YPG/PYD’ye verdikleri destekle YPG/PYD’yi daha güçlü bir hale getirmeleri gerektiğini…

Bu terör örgütünün bitmesine kesinlikle müsaade edemeyeceklerini…

İran’ın da bu konuda üzerine düşenleri zaten yaptığını…

Kırım meselesini öncelikle Heiko Mas ile görüşeceğini…

Kırım’ın o kadar kolay şekilde ellerinden alınabilecek bir yer olmadığını ve bütün bunların Suriye’deki başarılarına bağlı olduğunu…

Suriye’de askeri güç haricinde istihbarat servislerine mensup adamlarını çok iyi kullanarak tarafları birbirine karşı kışkırtmakta çok iyi olmaları gerektiğini…

Casuslarının zaten bu konuda usta olduklarını ve zorlanmayacaklarını…

Türk askerlerine ve Esed’in askerlerine saldırılmasını sağlayacaklarını ve bu iki gücün ittifak etmesini imkansız hale getireceklerini…

İran, Almanya, Rusya ittifakıyla YPG/PYD’yi varlıkta tutup hatta mümkün olursa daha da güçlendirirken bir yandan da dünya kamuoyunu Esed’in YPG’ye güç verdiğine ikna edeceklerini…

Ve benzeri fitne fesat planlarını anlattı, değerlendirdi. Putin “Her zaman en iyi adamımdın dostum” şeklinde karşılık verdi. Büyük memnuniyet duydu.

Tek adam rejimi ve Cem Uzan

İkinci dünya savaşı öncesinde Ankebut Ağı Almanya’yı nasıl hazırladıysa ve Almanya üzerinden dünyayı şekillendirmek planları kurduysa, üçüncü dünya savaşının sıcak çatışmalarına ramak kalmış şu günlerde Türkiye de aynı maksatla ve hızlıca hazırlanmalı.

Bu planlar çerçevesinde ilk yapılması gereken şey Türkiye içindeki muhalif Ermeni çetelerini oyundan düşürmek olacaktır. Şu an itibariyle tesir gücünü büyük oranda kaybetmiş ve yıkılacaklarını kabul etmiş bu çetelere son darbeler ivedilikle vurulmalı, Türkiye’nin siyasetinde, bürokrasisinde, ordusunda, finans dünyasında birlik ve dirlik sağlanmalıdır.

Bunun için gerekirse rejimle özdeşleşmiş ama çoktan da çürüyüp perişan hale gelmiş CHPKK bile kapatılmalı ya da açıkken kapalı kalmış bir vaziyete getirilmelidir.

Gerçek manada bir “Tek adam” rejimi kurulmalıdır ki doğru karar alma, doğru zamanda hamle yapma sorunları ortadan kaldırılmalıdır. Böyle bir Türkiye’ye hem bizim hem de Ankebut Ağı’nın ihtiyacı varken Cem Uzan’ı siyaset sahnesine tekrar aktif şekilde çıkartmaya çalışmak, anlaşılır şey değildir. Bu, hatalı bir proje olacaktır ve zaman kaybından, zarar ziyandan başka bir şeye sebep olmayacaktır.

Biz, Cem Uzan gibi, dibe vurmuş, ruh sağlığını da aşırı derecede bozmuş birisinin, Türkiye siyasetinde boy göstermesine asla müsaade etmeyiz. Cem, siyaset sahnesinde Meral Akşener’den yüzlerce kere daha tehlikeli bir serseri mayın misali yer tutacaktır. Ne zaman nerede çok büyük ve hiç beklenmedik bir kriz çıkartacağını kendisi dahil hiç kimse bilemeyecektir. Şimdiden yazdım, herkesin malumu olsun istedim ki yarın o piyon sahneye sürülünce ve biz gerekli karşılıkları verince kimse bize bilenmesin. O halde hiç kimse Cem Uzan projesine oynamasın, masraf etmesin ve emek ziyan etmesin.

Esed zor durumda ve bir karar vermeli.

Şimdi yanında durulmalı ki şimdi yanında duranlara yarın vefasını göstersin.

Öncelikli olarak Esed’in üzerindeki İran tehdidini, baskısını hafifletmek, bunun için İran’ı kendi derdine düşürmek gerekiyor.

Esed’in, Tayyip’in kendisine vereceği sözlere güvenebilmesi gerekiyor. Bu güven ortamı sağlanmalı. Tayyip’in bu yönde sicili bozuk. Esed bu hususta endişelenmekte haklı. Öyle ise Tayyip’in arkasındaki güç unsuru da Esed’e sözünü vermeli. “Bir gün Tayyip bu sözlerinden dönecek gibi olursa, buna öncelikle biz mani oluruz” demeli.

Almanya’nın, görünen yüzünün aksine bir ülke olduğunu artık bütün dünya görmeli mi?

Almanya’nın, dünya üzerindeki çocuk kaçırma, sübyancılık, tecavüz ve organ işlerinde en merkez ülkelerden biri olduğu ve bu insanlık dışı işlerin Almanya’da çok çok büyüdüğü/yayıldığı gerçeği ile yüzleşmeye dünya insanlığı hazır mı?

Bu akıl almaz hale Almanya’nın, hükumetler/liderler tarafından getirildiği ve bu insanlık dışı işleri Alman hükumetlerinin/liderlerinin yönettiği bilgisi, yanına konulan somut deliler ile bir anda dünya insanlığının gözleri önüne serilse, insanlık ne kadar da büyük bir şok yaşardı, öyle değil mi? O Alman havası, o Almanya havası, o Avrupalı havası, nasıl da birden yıkılırdı.

Şu Telegram kanalımda iki parça atarlı paylaşım yaptım ve hiçbir şey anlatmadım ve delil bile paylaşmadım da o Papa’nın başına gelenler nedir öyle? Sahi Papa nerede? Sahi Hamaney nerede? Sahi Sisi nerede? Ya o Şi’nin hali ne öyle?

Ben anlamakta zorlanıyorum, galiba herkes Türkiye’yi eski Türkiye, kendi ülkesini de eski halde zan ediyor. Ankebut Operasyonu son yıllarda bütün dengeleri alt üst etmedi mi? Bu, birileri tarafından kabullenilemiyor mu? Yoksa bizim gücümüz daha fazla mı sınanmak isteniyor?

Almanya bu tavrını devam ettirirse, ortalama zekaya sahip ve siyaseti yakın takip eden herkesin yapacağı tahmin şudur:

  • Almanya’da milyonlarca insanın sokakları doldurduğu ve asla bastırılamayacak kadar büyük eylemler başlayacak. Peşi sıra büyük bir siyasi buhran ve otorite krizi yaşanacak. Sonrasında istifa etmekle bile kurtulamayacak olan yüzlerce önde gelen siyasetçi olacak… Ve büyük ihtimalle intihar edecek ya da vurulacak olan bir de Merkel…

Mehmet Fahri Sertkaya

İşler çok bozuldu…

Türkiye’deki her ihanetin, her kötülüğün, her türlü suçun içinde bulunan Koç ailesine, Ankebut Operasyonumuz başladığından bu yana çok büyük darbeler vurduk, vuruyoruz. Kara para işleri çok bozuldu. Yurtiçi kargo da dahil olmak üzere bazı kargo firmalarıyla uyuşturucu ve silah dahil olmak üzere yasa dışı maddelerin nakliyesini yapıyorlardı, o sistem de darbe aldı. Arçelik kamyonlarında, beyaz eşyaların arasında uyuşturucu ve silah taşıyorlardı, buna da dikkat çektik. Türkiye’deki birçok limandan, kaçırılmış ve kandırılmış insanlar da dahil olmak üzere türlü kaçakçılık işleri yaptıklarını da gözler önüne serdik. Şimdi, insanlık dışı kara para işlerinde milletler arası ortakları olan çevrelerle de paslaşarak bir kargo firması kurdular. Bu kargo firması yakında milletler arası kargo taşımacılığında da iyi bir yere getirilmek istenir, çünkü suç unsuru olan şeyleri taşımakta işlerine gelir. Ay kargo, bozulan kara para işlerine can simidi olarak kurulan ve tam olarak başlamadan biten bir proje olarak tarihin karanlık sayfalarına geçecek…

Mehmet Fahri Sertkaya

Salim Dağ, Akademi Dergisi aleyhinde hazırlanan sahte yasaklama yazısı ihanetinde çok aktif rol almıştı.

Salim Dağ ve diğer malum münafıklar bir zafer olarak nitelendirdikleri planı gerçekleştirmekte, etraflarındaki inancı zayıf, merkeze bağlılığı zayıf kişileri “ileten” konumunda kullandılar. Dinimizin, yolumuzun düşmanları (Yahudiler, Masonlar) tarafından kendilerine söylenen en parlak fikri icraate geçirdiler.

Bu yasaklama yazısı fikrini münafıklar bile aslında çok mümkün göremediler. Geri durmak istediler. Son olarak kendilerine Tayyipgiller familyasından “sonucu ne olursa olsun” denilerek talimat verildi ve mecburen yaptılar.

Ellerinde patlayacağını da düşündüler, topluca ihraç edileceklerini de…
Lakin Akademi’nin daha fazla kitle oluşturmaması ve daha fazla güçlenmemesi için bu fitneyi çıkarmayı elzem gördüler.

Bir de merkeze bağlılık adı altında aylarca hatta senelerce sürüp gidecek bir şüphe elde etmiş olacaklardı. Ayrıca büyüğümüzün buna sinirlenerek Akademi’nin yanında “açıkça” yer almasıda aleyhine olacaktı.


Karar verdiler, Salim Dağ, Arıkanlar, Kangeller ve şürekası toplanıp ağız birliği ile, üzerinde oynama yapılmış, aslından bozulmuş, parantez açılarak Akademi Dergisi ismi ve bazı URL’leri eklenmiş metnin yayılmasını onayladılar…

Hatta öncesinden de münafıklar, “Yasaklama getirecekler bu kişiye, az kaldı, herkes anlayacak.” gibi konuşmalar yapmışlardı. Hazırlık aşamasında olan planlarını dillendirmişlerdi.

Çok yakında herkes, merhum büyüklerimizin de, şimdiki reisimiz Alihan Bey Ağabeyimizin de ve sahada benim de nasıl imkansız yükler taşıdığımızı, nasıl akıl almaz oyunları bozduğumuzu iyice anlayacak. Zaten anlamak isteyenler şimdiye kadar çoktan anladılar da yakında inkarı mümkün olmayacak kesinlikte herkesin gözleri önüne serileceği gelişmeler olmasını bekliyorum.


Dünyadaki beyin takımı arasında bazı yerlerde özetle ve birbirine benzer şekilde şöyle konuşmalar yapıldı:

“Mfs en başından beri bir gün cemaatin başına geçeceğini biliyormuş. Her şeyi bu plana göre yapmış. Şimdilerde bu gerçek daha net görülebiliyor. Bu, çok büyük bir plan… Bunu o genç yaşında kendisi yapmış olamaz. Bunu Arif Ahmet Denizolgun planlamış olmalı. Mfs de üzerine düşenleri çok iyi yapmış ve şu anda durdurulamaz bir güç haline geldi.”

Salim Dağ’ın gerçek yüzünü meydana seren yayınlarımın altına, kendileri gibi birkaç münafık gelir de onu savunan yorumlar yazar diye bekleyenler, birkaç yorumla bile moral bulacak olanlar, o derece çaresiz, güçsüz, bitmiş olanlar var. Gerçekten tükenmiş haldeler…

Cemaatimiz içindeki tesirim-ağırlığım son zamanlarda iyice artıyor ve bu, düşmanlarımızı kahrediyor. Öyle zan ediyorum ki son bir çılgınlık denemek zorunda kalacaklar ve bu da hem onların hem de cemaatimiz içindeki münafıkların sonunu getirecek.

Münafıklar…


Endişe etme Zeki Çalışkan! Sen metafizikle ölmeyeceksin. Senin mühletin var ve senin çarpılmana müsaade yok. Senin ibret-i alem olman isteniyor. Gerçek yüzün, şeytanlığın, içinde bulunduğu bütün kara para işleri, nasıl canlar yaktığın, yaptığın organ işleri, cemaatimiz içinde defalarca çıkarttığın fitneler, bu dine, bu davaya, bu devlete ve millete neler yaptığın gözler önüne çıkacak da sonra öleceksin. Artık o anda intihar mı edersin, idam mı edilirsin bilemem…

O günlere kadar sağlığını koru, kendine dikkat et. Zaten bitik bir bedenin var, birkaç sağlam darbe almana müsaade edilse çoktan kabirdeydin.

Az daha unutuyordum, ben içeri alındıktan sonra çevirdiği o dolaplar, bağlantılar, işlediğin o büyük suçlar da ispatlarıyla gözler önüne çıkacak.


Muhterem büyüğümüz benden, mücadelemden, yayınlarımdan, dünyaya rest çekişimden son derece memnun… Bu güne kadar olduğu gibi bu günlerde de benden ve mücadelemden herhangi bir rahatsızlık duymuyor. Bu güne kadar yasaklanmadığım gibi bu günlerde de yasaklanmadım. Dava edilmediğim gibi bu günlerde de dava edilmiş değilim. Sürekli dualar ediyor kendisi bana ve ekibime… Bunu da münafıklar dahil, cemaatimizin içinde olan ya da olmayan bütün taraflar net, tartışmaya mahal bırakmayacak netlikte görüyorlar.

Akademi Dergisi bu güne kadar hiçbir zaman “gerçekten” yasaklanmadı, dava edilmedi ve tart edilmedi hatta tenkit bile edilmedi.

Mason teşkilatı ve CIA da dahil olmak üzere farklı farklı taraflar-kesimler son zamanlarda paniklediler. “Bunlar, bizim cemaatleri içinde kullandığımız herkesi nasıl biliyorlar. Kullandığımız kişiler hakkında bu kadar detaylı bilgileri nasıl elde ediyorlar. Mfs’nin YİT dediği teşkilat bu kadar büyük, güçlü ve başarılı bir teşkilat mı?” ve benzeri şekilde konuştular, tartıştılar.

Çok yakında, içimizdeki bütün adamlarını bir hamlede topluca oyundan düşüreceğimiz endişesini taşıyorlar ve bunun üzerinde çok durdular, konuştular, tartıştılar.

Biz o münafıkları aramızdan topluca temizleyip attıktan sonra “güç” ne imiş bütün dünya gözleriyle daha net görecek.

Her şey, muazzam bir planın parçası olarak ilerledi, ilerliyor, ilerleyecek.

Heyecan yok, endişe yok, acele yok, hata yok ve kimsenin gözünün yaşına da bakmak yok… Herkes hak ettiği muameleyi mühletleri doldukça görecek.

Dünya üzerinde sübyancılık suçlularına, çetelerine, teşkilatlarına karşı daha da bir hassasiyet oluştu ve devletlerin güçleriyle bunlara operasyonlar yapılmasına Ankebut Ağı tamamen mani olamıyor. Operasyonlar giderek artıyor ve büyüyor. Bu, basın ve medyaya yansıdı, yansıyacak.

Mehmet Fahri Sertkaya

Şimdi Qanon hesaplarının Telegram’a geçme ve gerçek sahibi CIA olan o sosyal ağların gerçek yüzünü de anlatma vakti geldi…

Qanon grubu Facebook ile Instagram’da da yasaklandı.

Gerçek sahibi CIA olan Facebook tarafından yapılan açıklamada, aşırı sağcı QAnon grubunun ‘tehlikeli’ olarak nitelendirildiği ve grupla alakalı Facebook sayfaları ile gönderilerin kaldırılacağı belirtildi.

Şirketten yapılan açıklamada, “Bugünden itibaren Facebook gruplarını, sayfalarını ve Instagram hesaplarını kaldırıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Daha önce de, QAnon’a ait 2 bine yakın Facebook grubu ve 10 binden fazla Instagram hesabı kısıtlanmıştı. Aynı şekilde, Twitter da gruba ait içerikleri dolaşıma sokan hesapları kapatmıştı.


Daha önce de yazmıştım.
Qanon akımına ait hesapların bu güne kadar engellenmeyip de bu gün engellenmesinin sebebini herkes biliyor.
Qanon, Trump yanlısı olarak kurulmadı/oluşmadı. CIA, içlerine sızarak sonradan bu akımı yönlendirdi, tahrif etti. Son zamanlarda ise bu akımın önde gelen bazı hesapları Akademi Dergisi ve Ankebut Operasyonuna adapte olarak yollarına devam ettikçe bu akım iyice CIA’nın nüfuzundan çıkmaya ve Ankebut Ağına zarar vermeye başladı.

Şimdi Qanon hesaplarının Telegram’a geçme ve gerçek sahibi CIA olan o sosyal ağların gerçek yüzünü de anlatma vakti geldi.

Mehmet Fahri Sertkaya

Hepsini bir gece vakti ansızın öldürüp geçeceğiz…

Sabah sabah bir kişiye 21 bin kadar medyumun aynı anda saldırması, düşmanlarımızın ne kadar kötü halde olduğunu ve sonu gördüklerini mi gösterir?

Metafizikçi arkadaşlarım hepsini çarpıyorlar. Verdiğimiz ilk karşılıkla beraber on bin kadarı dağılıp kaçtı ve şu anda öle öle beş bin kadar kaldılar.

Benim Trump rolüne girenleri ya da dünyada biyonik robotlarla dolaşanları öldürüp durmak gibi bir niyetim şimdilik yok. Bunu yapardım ama şu anda bunu yapmak hem dünya siyasetinde kaos çıkartır hem de Ankebut Ağı ile farklı ilişkiler kurmak istediğim şu süreçte onları zora düşürmek istemiyorum.

Benim şu anda en öncelikli düşmanım Rusya ve Çin… Şu konsey, kararlarımı daha iyi anlayabilse ve daha isabetli kararlar alabilse onlar için de bizim için de daha iyi olacak. Onların da bizim de Grilerden ve Yeşillerden kurtulması gerekiyor.

Bu arada, ilk defa bu kadar büyük/kalabalık bir medyum saldırısı altında kaldım ve bazı şeyleri iyice idrak ettim. 4.500 çok azmış, ben aynı anda 20 binden fazla medyumun saldırısına rağmen sarsılmıyormuşum.

Aynı anda bana musallat olan binlerce cin kabilesi ve bana yapılan yüzlerce kara büyü de olsa, sonuç değişmiyormuş.

Baştan söylemiştim: Benim de bir vazifem var ve vazifem bitene kadar Allah beni de koruyacak.

Bu böyle devam ederse Grilerin ve Yeşillerin idari kadrosunda kimler varsa hepsini bir gece vakti ansızın öldürüp geçeceğiz.

Ben hep önden böyle ikaz ederim, çoğunlukla muhataplarım kale almazlar ve sonra verdiğim mühlet biter, dediğimi de yaparım. Sonra ne acayiptir ki yine ben kötü adam olurum.

Cinleri de çok uyardım ve çok mühlet verdim ama dinlemediler. Canları çok fena yandı.

İki numaralı Trump kopyası korona değildi. Aldığı şiddetli metafizik darbelerden ötürü çok yorgundu ve hafif yaralıydı. Bu öfkeyle bir gece yarısı operasyonu yaptırdı ve neticesinde ağır yaralanıp kaçtı. Sonra da öldü.

Bu süreç boyunca biz üzerine hiç gitmedik. Kaçtığı halde bile kovalamadık. Biz onu öldürmek teşebbüsünde bulunmadık, çünkü bu hesaplarımıza uymuyordu.

Uzun grilerin idari kadrosu, bu sabahki saldırıyı yaptırmadan önce toplantı yaptı. Çok çaresiz ve öfkeliydiler. Masaya vura vura konuşanları vardı. Dün bize yaptıkları saldırılarda çok yüksek sayıda medyumu aynı anda üzerimize gönderdiler ama yüksek sayıda kayıp verdiler.

Aralarından bir tanesi toplantıda yine de daha fazla medyum göndermeyi teklif etti. Diğeri, bunun hesabını veremeyeceklerini ifade etti. Toplantıya Yeşillerin reisi de katıldı ve çok kibirliydi. Neticede bu sabahki saldırıyı kararlaştırdılar ve aynı anda çok yaklaşık 21 bin kadar medyum görevlendirdiler.

Şimdi daha da büyük bir krizdeler. Sinirleri bozuk, korkuyorlar, çekiniyorlar, çaresizler.

Dün sabahtan bu ana kadar çok yaklaşık olarak dört yüz bin kadar daha cin kabilesi yok edildi. İki günde yok edilen cin kabilesi sayısı üç yüz bine çok yaklaştı. Öldürülen toplam cin sayısını bilmek çok zor ama kabile sayısını üç ya da beş milyar ile çarparak yaklaşık sayılar bulunabilir.

Ayrıca dün sabahtan bu ana kadar çok yaklaşık 300 bin medyum öldü.

Sadece bu sabahtan bu saate kadar çok yaklaşık 25 bin medyum öldü. Hala çatışmalar devam ediyor ve ölü sayıları durmadan artıyor.

Dünyanın dört bir yanında çok yüksek sayıda Satanist ayinleri yapılıyor ve çıldırmışçasına İblis’e insan kurban ediliyor. Cesetler üzerinden büyüler yapılıyor.

On binlerce ifrit cin kabilesi seferber edildi, çok şiddetli çatışmalar var. İblis öfkeden çığlıklar attı, çıldırdı ve sistemi çökmeden önce bütün cinleri gözünden çıkartıyor. Yakında ona selam veren bile kalmayacak, bunu çok iyi anladı

Dünya insanlarından ve başka dünyaların insanlarından olup cinler alemiyle irtibatı olan kişiler, sanki cinler aleminin yok oluşunu izliyorlar… Şu günü görmeseler, hayallerinden bile böyle bir şey geçirmezlerdi. Bunun gerçek olabileceğine ihtimal bile vermezlerdi.

İki arada bir derede kalarak aklını yitiren, kaçan, kendini öldüren cinler var.

Kabile kabile Müslüman olan cinler de var. On binlerce cin kabilesi topluca müslüman oldu, oluyor.

Eş zamanlı yapılan medyum saldırılarında medyum sayısı 28 bine kadar çıktı.

Bunu yazmakta tereddüt ettim ama ayıptır söylemesi, ben o kadar rahatım ki gazoz içiyor, biraz kuruyemişim vardı, onu yiyorum. 😁

Zavallılar, ben öldürecekleri ümidiyle ve ölüme yaklaştığım zannıyla cepheye koşuyorlar

Bu hizmete, bu cihada zararı dokunmuş kim varsa sorgulanıp kafaları vuruluyor.

Cinler aleminde küçük bir kıyamet yaşanıyor.

Ben onlara “Bana, ekibime, cemaatimin mensuplarına ve Ankebut Operasyonunda saf tutmuş hiç kimseye ve yolu benim sistemime çıkacak olup yolunu kestiğiniz kimselere, bundan sonra asla musallat olmayacaksınız. Bunu içinizden kim yaparsa hem onu hem kabilesini yok edeceğim” demiştim

Sahada Hz.Üstazımız, Kemal Bey Ağabeyimiz, Arif Ahmet Bey Ağabeyimiz başta olmak üzere sayılamayacak kadar çok sayıda büyük zatlar var.

Evliyanın, şühedanın ruhaniyetleri de var. Ordumuz devasa bir ordu.

Bu sabahtan bu ana kadar çok yaklaşık 45 bin medyum öldü ve sayı hızla artıyor.

Sabahtan bu ana kadar çok yaklaşık sayılar:

96 bin cin kabilesi dağıtıldı. Bunlardan 49 bini tamamen yok edildi. 33 bini Müslüman oldu ve onlara zarar verilmedi.
Geriye kalanlar ya Müslüman kabilelere esir oldular ya da kaçtılar.

Rusya’dan bu defa benim mutlaka zarar göreceğime inananlar ve baştan sevinenler vardı. Son yayınlarımı görünce sarsıldılar ve gizli servislerine ve medyumlarına bu durumu teyit ettirme çabasına girdiler.

Ankebut ülkeleri/liderleri “Neler oluyor, satanistler, ayinler ne haldeler, bakalım/baktıralım” dediler. Ayinleri kontrol ettiler. Hepsi dağınık, hissiz, şuursuz haldeler… Bizi çarpmak isterken kendileri çarpılıyorlar.

Ensemde biraz ağırlık var, sol ve sağ kulak arkasına kalan kısımda da ağırlık ya da çok hafif sızı denilebilecek haller var. Midem bile bulanmadı, başım bile dönmedi, baygınlık mı? Yanından bile geçmedi… Lakin yorgunluk var. O kadar olsun, karşımızda trilyonlarca can kaybı var.

Yeni bir dünya, yani bir çağ, artık daha da yakın. Bütün bunların insanlar alemine tesiri çok büyük olacak.

Ne zaman ki böyle büyük harpler olsa, bizim alemimizde orman ölümleri, kayıplar, intiharlar, evde ölü bulunmalar birden artıyor.

İstihbarat ve emniyet teşkilatları bunları görüyorlar, biliyorlar. Zaten metafizik ekipleri ile çatışmaları ve sonuçlarını ve hatta bunlara dahil olan insanların bazısını da görebiliyorlar.

“Ölmek isteyenler gelsin, sahadayız” demiştim, geldiler ve öldüler.

Sabahtan bu yana yok edilen cin kabilesi sayısı çok yaklaşık 910 bin. Müslüman olanlar çok yaklaşık 50 bin kabile. Öldürülen medyum sayısı çok yaklaşık 540 bin. Sadece Yeşiller ve Griler değil, onlarla paslaşan çok farklı türler de katıldılar. Sadece on dakika içinde 30 binden fazla medyumun öldüğü oldu.

Saha hala boş değil ve hala ölüyorlar. Bu yazılanları metafizikçiler, üfürükçüler kısa sürede doğrulayabilirler.

1,4 milyon cin kabilesi artık yok. Savaş hala devam ediyor ve şu anda bile 200 bin kadar cin kabilesi ölmeye can atıyor.

İblis, cin kabilelerini bozuk para misali harcıyor.

Bir Takipçimiz (06.10.2020,13:27)

Üfurme mfs üfurme.bak ben burdayım hayla yaşıyorum beni öldürdün sandın sana ancak bu ve bunun gibi salaklar inanir.

Senden de tüm insanoglundanda alayında da nefret ediyorum ufurup ufurup canımızı sıkmaya.noktaaa

Mehmet Fahri Sertkaya (06.10.2020,13:35)

Sen aynı reis değilsin, o reis çoktan öldü.

Çok mu yandın, neredeyse yalvaracak hale gelmişsin

Bir Takipçimiz (06.10.2020,13:36)

Darbe diyelim

Ben ölmem demistimmm

Furkan Celep gibi olacak iken son anda yardımına yetiştiğim ve birkaç gündür yardımcı olduğum bir hanım kardeşimiz. Kendisine hayatı boyunca cehennem azabı gibi acılar yaşatan ve hayatı boyunca musallat olan, defalarca intihara teşebbüs ettiren birkaç kabile reisi vardı. Tek seferde onları öldürmüştüm. Çatışmaların arttığı şu anlarda o kardeşimizi başka bir cin kontrole alıp bunları yazdırıyor.

Okumakta fayda var

Mehmet Fahri Sertkaya (06.10.2020, 13:55)

ve günlük okumalara katılın

Bir Takipçimiz (06.10.2020, 13:56)

Dua ettiğim an boğazımı kiriyolar

Mehmet Fahri Sertkaya (06.10.2020, 13:56)

hepsi geçecek

hepsi senin hayrına

Bir Takipçimiz (06.10.2020, 13:56)

Cekmediğim yasamadigim acı kalmadi

Mehmet Fahri Sertkaya (06.10.2020, 13:56)

özeline girmeden

birkaç satırla kim olduğunu ne yaşadığını

anlatabilir misin

ismini vermesen de olur

Bir Takipçimiz (06.10.2020, 13:56)

Tabiyki.basinizi agritmasam

Mehmet Fahri Sertkaya (06.10.2020, 13:57)

sen yaz

ben işlerimin arasında dönüp bakıyorum mesajlara

Bir Takipçimiz (06.10.2020, 13:57)

Tabiyki.hocam

Şuanda .. yaşındayım hocam …. yaşında öldü bu musibete yakalanmam

Aşırı sinirler vardı 23.24 yaşlarında eşim nederse bana batardi kurardım bagirirdim ona.sonra pişman olur kendimden nefret ederdim bu hep böyle oldu.öfke ve kinle.hatta hep derdim bak seni kiriyorum.sinir Hastanesi’ne götursen belki ilaç verirler

Namaz kılan biriydim hocam.25 yaşlarında sabah namazı için abdeste kalktığımda ister istemez lavabo aynasına bakarsınız baktığım an arkamda aynada arkamda duran yaratık görüp kacardim tekrar yatağa yorganın dibinr

Bu hep böyle olunca bide sabah namazı abdestlerinde

Sonra rüyalarla başladi

Altın zumrutlu öyle sahsahli bı koltukkmu derler tacta takmış ben karsisindayim kıral gibi etrafindada sayısız askerler emir verirlerdi yakalayın ben kacardim onlardan osiralar dua okuyabiliyorum ruyadada olsa nas suresi kurtuluyodum

Ondan sonra kacamiyodum ellerinden çok dovuyolardi herturlu işkence.uyandigimdada bihafta kalkamiyodum. bazi yerlerde morluklar vardi.

Kıral ama yüzü yaratık bedeni insan

Sonrası kaynanamla annemin kılığına girdiler.annem dövüp dövüp beni kaynanama kaynanamda dövüp anneme verirdi ben aylarca felçli gibi yatatdim

Kafaya koydum saniyodum.qz daha ikisini öldurecektim

Eşime dedim annenle vedalassan iyi olur hatta

Hocaya götürdü hoca dedi kızım gerçek sanma oyuna geliyorsun falan inandım binebze akillandim

Ondan sonra kıral güzel yüzlü oldu budefa aşk dileniyodu benden

Beni seveceksin seni çok seviyorum senin sahibin benim artık diye

Ben anlayamıyorum tabi kimseye eşim beni defalarca psikiyatride yatırdı iynelerle uyutuldum ama olsun ahattim.ciktigimda yine kemiklerim kiriliyodu beynim parçalara bolunuyodu

Hocam öyle acilarki tarifi yok

İntihara defalarca kalkistim ama ölemedim

Kaldıramıyorum çunku

Dağın hiç kolları olurmu.daglarin kolları vardı gel gel diye çağırıyordu dağlar beni

Bı muddette eşim kapıları kitledi kacmayayim diye

Bi hoca enson gittik dedi sana musallat olan kiral bitecek dedi

Öldürdüm dedi bitti desi

İnanamadim .bugece belli olur dedim hatta.cunku enagir darbe işkenceleri geceleri yasarim

O gece uyudum hocam bikadin geldi rüyama.sen kurtuldugunumu sandın. ben onun karisiyim.bizde bir gider bin gelir dedi .sen öleceksin.cigerlerin lime lime olacak dedi

Gerçekten yaptı daha beter iskemceler

Grup grup geliyorlardı

Artık ciddende görmeye başladım.ellerinde tas dumanı burnuma getirip koklatip beni yine aylarca felçli gibi edip iskencelere bogmalari

O hoca birgün dedi o kadini aldk.elimizde.kurtuldun dedi

Gerçektende kadın gelmedi

İki gün sonra akşamdı anı uyku bastı yatağa girdim.onlar geldiğinde ben taş oluyorum hocam

Sadece gözlerim hareket edebiliyo.yuzu saçlaryla kapalı biadsm

Afedersiniz ilişkiye girdi benle

Sonra 4 tane adam belirdi

Yatagimda adam onların sanki emir kuluydu.bilmedigim dilde biseyler diyodu

Oda emir kulu gibi hep başını egiyodu tm diyodu

Sadece Türkçe olarak ben size muhurlusun sen bizimsin dediler gittiler

Son olarak o hoca seni perdeleyecez dedi .çünkü grup grup geliyorlardı

Meğer perdelerden içimde enguclusu kalmis

İki yildirda bunla ugrasiyorum.cikmam diyormuş.ben çıkarsam kadının ciğerlerini de sokerim beraber ölürüz diyomus

Şimdide gelen gruplar fazla yaklasamiyo ama ailemin anlattiklarina göre ben evt tm bide robotik hallerle kapı esiklerine gidip evt kelimeleri diyomusum

Hocanın dediğine göre içimdeki talimat aliyomus onlardan

Onlarda pes etti

Benim inancım kalmadı artik

Çünkü bana hep bunu derler

Mezara kadar

Mezara kadar

Topluma giremiyorum.ailemle yanyana gelemiyorum.ya beni yaratığa çevirir yada boynumdan tutar yerlere serir bagirtir.yalnizsam sorun yok

Bunlar 13 yılın sadece özeti hocam.hakiinizi helal edin nolur

Başınız agrittim yine de bi ümit dedim.sizi iki yıldır takip ediyorum

Cinlerle medyumlarla savasiniz

Yazayım dedim

Mehmet Fahri Sertkaya (06.10.2020, 14:33)

iki yıldır neden bana yazmadın

Bir Takipçimiz (06.10.2020, 14:33)

Ümidim yoktu hocam

Yine intihara meyillendim

Ondan yazdim

Mehmet Fahri Sertkaya (06.10.2020, 14:34)

tm

Bir Takipçimiz (06.10.2020, 14:33)

Hocam

ben seni halini senden iyi anlayabiliyorum

Mehmet Fahri Sertkaya

Sadece bu sabah çok yaklaşık 1 milyon cin canından oldu/oluyor

875 bin ölü var.

Benim ciddiyetimi, kararlılığımı anlamamışlar gibi hala cinlerle, büyülerle saldırıyorlar. Sadece bu sabah çok yaklaşık 1 milyon cin canından oldu/oluyor. 875 bin ölü şu anda var. Yüz küsur bin de yaralı var ve bunların çoğu ölür. Dünyanın her yerinden istedikleri üfürükçülere sorarak bu bilgiyi birkaç dakikada doğrulayabilirler. Zaten uzun süredir ben bu gibi bilgiler verdiğimde sorgulamıyorlar, sadece doğruları yazdığımı biliyorlar.

Ben içeri alınmadan önceki özellikle iki ayda, olmadık hatalar yaptığımız oldu ve bunlara metafizik saldırılar sebep olmuştu. Hiyerarşik sistemde bana çok yakında duran birkaç adamım cinlerle, büyülerle zihin kontrolüne alınıyor ve bu durum da bilgi akışını bozuyor, yanlış bilgilerin bana gelmesine sebep oluyordu. Ben daha bu kapıyı açık bırakmam. Bir milyar cin de ölecek olsa, binlerce insan da ölecek olsa, gereğini yaparım, yaptırırım.

Bu biraz daha böyle devam ederse, bu büyüleri yapanları da yaptıranları da öldüreceğiz.

Medieval battle scene with cavalry and infantry. Silhouettes of figures as separate objects, fight between warriors on dark toned foggy background with medieval castle. Selective focus

Cinler aleminde yine her yer yandı, yıkıldı, dağıldı ve ceset doldu. Yaralıları inim inim inliyorlar. Meydanlarda, ellerinde sedye gibi bir şeyle yardıma koşan cinler de göze çarpıyor.

Bu manzarayı bizim insanlar alemine anlatmak şöyle mümkün olabilir;

  • Çok güçlü bir devletin hava kuvvetleri bütün gücünü bir anda havalandırmış ve birkaç şehri aynı anda çok ağır bombardımana tabi tutmuş, yakıp yıkmış misali…

Darmadağın ettiğim cin kabileleri arasında, bizi çoktan duymuş ve bizim karşımızda mücadele etmek istemeyen çok sayıda cin de vardı ve onlar hemen başka kabilelere geçip canlarını zor kurtardılar. Hemen şimdi dünyanın istediğiniz yerinden, cinler aleminden haber veren insanlara ulaşıp bu bilgileri kolayca doğrulayabilirsiniz.

Ankebut Operasyonu, cinler aleminde de hız kesmeden devam ediyor.

Ankebut Ağı’na mensup olmayan, onlara çalışmayan ama insanlar aleminde çok can yakmış olan, sürekli çok ağır büyüler yapan bir insan şeytanını az önce öldürdüm. Onun benzeri olan üfürükçüler, cinlerini kullanarak bu sarsıcı haberi aldılar. Lakin bunu konuşacak, değerlendirecek hallerde değiller.

Hallerini görseniz acırsınız. Bir nevi çarpıldılar. Sıkıntıları zihinlerini/beyinlerini aşıp bütün bedenlerine vurdu. Kalbi sıkışanlar tansiyonu çıkanlar, şekilden şekle girenler, bayılanlar, ölüme yaklaşanlar çok sayıda.

Ben içeri alınmadan önce bu ikazları sık tekararla yapmıştım, artık ikaz devri bitti. Operasyon zamanı. Karısını dul, çocuklarını yetim bırakmak isteyen benim sistemime, benim adamlarına kastetsin.

Adapazarı Akyazı’daki şu meşhur sözde hoca İbrahim Pehlivan’ı da çarptım. Şu anda ayakta duramıyor. Sırtı üzere yatıyor. Titreme krizine girmiş, üzerine battaniye örtmüş. Ahlayıp vahlıyor o insan şeytanı da…

Kaç gündür sabır ediyorum. Her gün büyü yapıyor, her gün büyü yapıyor. Bunların büyüden, cinden, şeytanlıktan başka işleri kalmamış. Madem öyle, işte böyle..

İşleri güçleri büyü olan Sanhedrin hahamları da çarpıldılar. Gözleri ile göremedikleri kişilerden, gerçek manada tokatlar yediler. Osmanlı tokatları yüzlerinde patladı. Neye uğradıklarını şaşırdılar. Yediği tokattan sonra bir kenara yığılıp kalanları var.

Ta Mehmet Haberal’a kadar çok sayıda kişi gerçek anlamda tokat yediler, dağıldılar.Dünyadaki üfürükçüler arasında çok fena hale gelip hastahaneye kaldırılanlar da var. Muhtemelen bunlardan bazısında kalıcı hasarlar olacaktır. O İbrahim Pehlivan’ın da mühleti bitiyor. Az kaldı, büyükler izin verecekler ve cehennemine gönderilecek. İnsanlık alemi de cinler alemi de bu pislik mahluklardan artık kurtulmalı ki aleme nizam gelsin.

Mehmet Fahri Sertkaya

“Tam zamanı”

Japonya, yaklaşık bir senedir içten içten bir mücadele veriyor, Ankebut Ağı’nın, ABD’nin nüfuzundan çıkmaya çabalıyor. Aslında Japonya bu mücadeleyi onlarca yıldır veriyor ama son bir senedir şartların çok değiştiğini düşünüyorlar. Hususiyle bizim Ankebut Operasyonumuzdan sonra çok memnun oldular, sevindiler ve güçlerinin arttığını, karşı cephenin çok yara aldığını düşündüler.

Rusya ile müttefik olduğumuzu açıklamamıza sevindiler. Ankebut Ağı’nın nüfuzundaki bazı devletlerde nelere sebep olduğumuzu gördükçe ve özellikle son birkaç haftadır Ankebut Ağı’nın karşımızda ne hale düştüğünü gördükçe, onları Golan Tepeleri meselesinde de ne hale düşürdüğümüzü gördükçe “Tam zamanı” dediler ve kesin kararı verdiler, açıkça hamle yapıyorlar.

2011 yılındaki büyük deprem ve sonrasında yaşanan Tsunami’den sonra Japonya’da ABD karşıtlığı içten içten çok daha güçlendi, büyüdü. Çünkü Japonlar, Japonya’da daha önce yaşanmış çok sayıda büyük depremler ve diğer afetler gibi, 2011’deki büyük depreme de ABD’nin HAARP sistemi ile sebep olduğunu kesinlik derecesinde biliyorlar. Kısa bir süre önce Japon yetkilileri ABD’ye “Siz zaten bizi HAARP teknolojisi ile defalarca vurdunuz” dediler ve tavır koydular.

Japon hükumeti, Golan Tepeleri ve İran’ın Devrim Muhafızları meseleleri vesilesi ile ABD’ne ve Ankebut Ağı’na karşı böyle bir çıkış sergileyerek bizlere ve müttefiklerimize samimiyetlerini ve ciddiyetlerini gözler önüne seren açık bir mesaj vermek istedi ve verdi.

Yıllardır paylaşımlarımı dikkatle takip eden Japon siyasetçileri ve hususiyle de Başbakan Shinzo Abe, gerçekten de güzel dostluklar ve itifaklar kurulabilecek kişiler. Japon hükumetinin bu kararı alması, dünya tarihinin akışında çok kritik kırılma noktalarının yaşandığı şu zamanda, dünya insanlığının çok faydasına oldu. Biz Japonya ile gerçek bir dost ve müttefik olmak kararlılığındayız. Müttefiklerimiz de en kısa süre içinde Japonya’ya aynı samimiyetle karşılık vereceklerdir.

Mehmet Fahri Sertkaya

Akademi Dergisi ekibi olarak dün dört bir yandan ağır saldırı altındaydık

Akademi Dergisi ekibi olarak dün dört bir yandan ağır saldırı altındaydık. Bize gücü yetmeyenler, karşımızda dut yemiş bülbüle dönenler, kendilerini savunamaz hale düşenler hep cinlerle, büyülerle saldırıyor. Bir gün içinde İsrail’den, Irak’tan ve Türkiye içinden büyücüler, çok ağır büyüleri üst üste yaparak hücum ettiler.

Bunlardan biri de şu meşhur gizli Ermeni sahte şeyh/gavs Abdülbaki… Onun basit bir MİT piyonu olduğunu, Ankebut Ağı’nın pis işlerinin içinde olduğunu, tam bir din cahili ve üfürükçü olduğunu, ayrıca ahlaken dibe vurmuş bir ibne olduğunu, kendisine giden erkekleri büyülerle zihin kontrolüne alarak kirlettiğini anlatmıştık.

Geçen sefer biz sözümüzü söylemiştik, rahat durmalıydı, durmadı. Öyle ise onu da çarpacağız. Biraz mühleti var, kısa süre içinde, bu münafık insan şeytanını çarptığımızı duyuracağım ve isteyen yanına kadar gidip teyit edebilecek.

Akademi Dergisi bütün gerçekleri hiçbir engel tanımadan anlatmaya, duyurmaya devam edecek. Görünür, görünmez hiçbir vesile ile durdurulamayacak.

“Batıyoruz”

Dün çok ağır büyüleri üst üste yaparak bana ve ekibime saldıranlardan biri, bu gördüğünüz insan şeytanıydı. Bu kişi de dünyadaki bütün kara para işlerini en tepeden yöneten Sanhedrin hahamlarından biri…

Altı Sanhedrin hahamı ile Netenyahu’nun bir arada yaptığı çok gizli ve mühim toplantılarını dinledik. Konuşmalarını dinledikçe gördük ki bütün şartları/gelişmeleri doğru okumuşuz/yorumlamışız ve kendileri de “Batıyoruz, sistem çöküyor” diyor. Kendilerini dinlediğimizden kullandıkları metafizik teknikler sayesinde haberdar oldular. Buna çok kızdılar ve sonra yine şu dünyada en iyi bildikleri teknikle, büyü ile bize karşılık verdiler.

Bizde ciddi bir hasar yok, sadece ekibimden birinin canı biraz yandı. Şimdi ise onların canını yakma vakti…

Bu hahamın adı Adin Steinsaltz

Yedi kişiden oluşan Şeytan’ın Konseyi’nin de üstünde bulunan ve 13 kişiden oluşan 13’ler Meclisi’nin bir üyesi…

Şu anda dünyanın en önemli kişilerinden biri, çünkü bir yandan İsrail’i, MOSSAD’ı, Netenyahu’yu ve bunlar üzerinden ABD ile pekçok AB ülkesini yöneten kişi… Bir yandan ise dünyanın her yerinde hahamlar ve gizli Yahudiler ile Masonlar üzerinden sistemleşmiş olan ve her türlü kara para ve mafya işini yapan sistemin, Ankebut Ağı’nın en üst yöneticilerinden biri…

Ve şimdi onun da sert kayaya çapma vakti geldi…

Bu insan şeytanı, kendisini bir öğretmen, filozof, sosyal eleştirmen ve üretken bir yazar olarak tanıtıyor. Hayatı boyunca Yahudilerin eğitimine çalıştığı için, ülkesinin en büyük onuru olan İsrail Ödülü’nü kazandığını söylüyor. Bu asrın hatta Yahudi tarihinin en büyük hahamlarından biri olarak kabul ediliyor.

Haham Steinsaltz’ın, zoolojiden teolojiye ve sosyal bilimlere kadar çeşitli konularda 60’dan fazla kitap ve yüzlerce makale yazdığı söyleniyor. Özgün ve açık fikirli bir düşünür olarak tanınıyor ve dünya çapında yüzlerce Yahudi topluluğunda ders verdiği biliniyor.

Time Magazine tarafından bin yılda bir defa gelen bir akademisyen olarak tanıtıldı. Talmud’u tercüme etmenin ötesinde, Yahudiler için her zamankinden daha anlaşılabilir olmasını sağladı.

Bütün bunlar, Kudüs’te yaşayan Adin Steinsaltz hakkındaki resmi anlatımlar. O aslında bambaşka birisi…

Şeytan’ın uşağı

Adin Steinsaltz, gösterdiği yüzünün dışında aslında bambaşka birisi… Şeytan’a tapıyor. Şeytan’a tapınma ayinlerinde masum yetişkin insanların haricinde, küçücük masum çocukları da acımasızca katlediyor.

Hayatı boyunca Şeytan’ın dünya hakimiyeti için mücadele etti, ediyor. Adem oğullarının toptan felakete sürüklenmesini kendisine bir vazife biliyor. Yahudiler hariç bütün dünya milletlerine düşman.

Başında bulunduğu sistem sayesinde her gün binlerce insanın kanına giriyor. Dünyada bir gün içinde ölen insanların arasından binlercesinin gerçek katillerinden biri de Adin Steinsaltz’dır. Çünkü sistemi, hiç durmaksızın Adem oğullarını her türlü felakete sürüklemek için çalışıyor. Onları bilmeden, onları çözmeden dünyada aslında neler döndüğünü, neyin ne için yaşandığını bilemez, çözemezsiniz.

Devletleri, rejimleri, hükumetleri, siyasi partileri kontrolünde tutanlar bunlar…
Dev holdingilerin sahibi olanlar bunlar…
Gıdaların genetiği ile oynayanlar bunlar…

İnsanlığı kasten hasta edenler bunlar. Sonra ilaç dayatanlar ve ilaç endüstrisini elinde bulundurarak milyarlarca dolar çevirenler bunlar. İyi etmeyen bin çeşit ilacı bütün insanlığa yıllarca reçete ettirenler bunlar…

Dünyanın çok sayıda ülkesinde özel hastahaneler zincirlerini elinde bulunduranlar bunlar. Türkiye’deki Medipol, Medical Park, Memorial, Başkent Hastahaneleri ve daha pek çok hastahaneler bunlara ait. Hükumetleri, devlet kurumlarını, sözde insani yardım kuruluşlarını hatta Türk Kızılay’ını kontrollerinde tutarak dünyanın dört bir yanında her gün binlerce insanı organları için parçalayan uluslar arası organ mafyası, bunlar… An itibari ile Türkiye’nin Sağlık Bakanı olan Fahrettin Koca dahil, çok sayıda ülkenin sağlık bakanlarını belirleyenler ve kendilerine çalıştıranlar, bunlar…

Psikiyatri diye bir bilim dalı uyduranlar, bu uydurma bilim dahilinde uydurma ilaçları piyasaya sürenler, ellerinde tuttukları basın ve medya gücü ile, bilimsel temelden yoksun bu sözde bilim dalını ve sözde ilaçlarını insanlığa dayatanlar, bu sömürü ve zulüm çarkını çağdaşlık ve bilimsellik olarak gösterenler bunlar… Psikiyatriyi ve bir işe yaramayan ilaçlarını durdurmayı geçin, “eleştirilemez” hale getirenler bunlar…

Uydurma bilimin uydurma ilaçları üzerinden dünya genelinde bir senede yüz milyar dolardan fazla para çevirenler bunlar… O ilaçları kullandığı için dünyada her yıl yaklaşık 800 bin kişi acılar içinde kıvranıp sonra intihar ettiği halde, bu kadar büyük bir katliamı saniye umursamayıp gülüp geçenler bunlar… İnsanı, insandan saymayanlar, acıması, vicdanı, insafı, insani meziyetleri olmayanlar, dünya genelinde saymakla bitmez her türlü pis işi organize edenler bunlar…

Dünya genelinde fuhuş işi bunlarda… Sadece Ukrayna’dan beş yüz binden fazla genç kızı ve kadını kaçırıp başka ülkelerdeki fuhuş ağlarında tehditle ve uyuşturucu kontrolünde kullananlar bunlar…

İnsan kaçakçılığı, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı da dünya genelinde bunlardan soruluyor. İlaç satmak için insanlığı kasten hasta ettikleri misali, silah satmak için dünyanın her yerinde terör örgütleri kuranlar, iç savaş ve hatta savaş çıkartanlar bunlar… Bunların toplamda kaç kanaldan birden insanlığa hücum ettiklerini konu başlıkları ile sıralamak bile uzun vakit alır.

Özeti şu ki ne kadar şeytanlaşırlarsa Şeytan’ın daha çok gözüne gireceklerine inananlar ve dünyanın şu Deccal küfrünü, zulmünü yaşamasını sağlayanlar işte bunlar…

Bunlar yani Ankebut Ağı’nı yöneten konseylerin üyeleri ve elbette aralarından biri olan Adin Steinsaltz…

Çok mesafe aldık…

İşte bu sistemin Türkiye ayağı nerede ise çöküyor. Buna, Ankebut Operasyonu sebep oluyor. Dünya genelinde ise çok ağır darbeler aldılar ve toparlanmaya dönük ani hamleler yapamazlarsa bir süre sonra dünya genelinde de çökecekler.

Benden nefret ediyorlar. Ekibimden de ve cemaatimizden de… Bizi bir türlü durduramayınca, en iyi bildikleri teknikle hücum ediyorlar. Normalde bir insanın birkaç dakika içinde cinnet haline girip kendini öldüreceği büyüleri üst üste yapıyorlar. Dün, sadece ben çok güçlü cinlerinden 15’ini öldürdüm, 25’ini ağır yaraladım. Yaralılar uzun süre kendilerine gelemezler, iyileşemezler. İyi olduklarında da bir daha üzerime gelemezler. Ayrıca ekip arkadaşlarım da dün toplamda onlarca cinlerini öldürdü. Bunu yapabilmemiz de bunları çıldırtıyor.

Yine bizi durduramadılar ve dinlemeden elde ettiklerimizi dünyaya duyurmamıza da mani olamayacaklar. Şimdi yazayım da herkes duysun bunların kendi aralarında neler konuştuğunu…

Mehmet Fahri Sertkaya