Hakan Çalışkan cinayetinde Sedat Peker’in de payı/katkısı var mıydı? Soysuz’la birlikte pek çok büyük suç işleyen Peker, bu cinayette Soysuz’un suç ortağı mı?
MİT piyonu Sedat Peker’in adamları arasında MİT elemanı olanlar da var mıydı, var mı?
Sedat’ın ne zaman, neyi, ne kadar konuşacağına MİT mi karar veriyor?
MİT içindeki gruplaşmalar, çatışmalar ne seviyede?
CIA çok kısa süre içinde Peker’e operasyon yapacak mı?
Peker’in milyarlarca dolarlık servetine tamamen ya da kısmen el konulacak mı?
Gizli Yahudi Sedat Peker davası/yargılaması da gizli Yahudi suç örgütü lideri Adnan Oktar’ın davası/yargılaması gibi “sınırlı” mı tutulacak?
Bir de bu var… Çok taze. Damarlarındaki kana kadar hatta iliklerine kadar Akademi Dergisi tesirindeki Sedat Peker’in şahane ve zekice bir oyun kurduğu yok. Şu ana kadar hiçbir şey anlatmadığı bile iddia edilebilir. Birkaç konu başlığına dokunup geçti ve gerisi laf kalabalığı… Zaten böyle yapması istendi. Sadece Sedat değil, Sedat’ı oynatanlar da gece gündüz Akademi Dergisi ile yatıp kalktılar. Konuları, üslupları, konuşmaları, yazışmaları tamamen değişti.
Akademi Dergisinde, Sedat’ın anlatamadığı neler neler anlatıldı ama milyonlara ulaşmasına izin verilmedi.
Şu var ki kötü taklitlerin çok yakında kullanma süresi bitecek ve asıl olan Akademi Dergisi Türkiye’ye ve dünyaya yön vermeye devam edecek.
Sahadaki pek çok kişi bir plan dahilinde konuşturuluyor ya da susturuluyor.
Bunlardan sadece biri Sedat Peker…
Bir de bu var. Bu da taze sayılır. Pek çok kimse bunu da gözden kaçırdı ve gelişmeleri doğru değerlendiremiyor.
Prof. Dr. Gürses, “Cumhurbaşkanı Erdoğan güvende değil” dedi ve şöyle devam etti:
“Tayyip Erdoğan’a da ilettik buradan da söyleyelim; Çevresindeki (2 Bakan 1 Başkan) birkaç kişi Tayyip Erdoğan rahatsız ülke yönetimini biz ele aldık deyip bu milleti hapse atarlar. ( 3 kişi 3 Kahraman gözüken…) Böyle bir şey olursa hemen ayaklanın!”
Şu Akademi Dergisi’nin Telegram’daki arşivinde neler neler var:
24 Temmuz 2020
“Tayyip’i bir şekilde öldürmeleri gerektiğini söylüyor
Soysuz da sürekli baş ağrısı, kafa karışıklığı, şuur bulanıklığı gibi haller yaşıyor. Kendinde olduğu zamanlarda, güvendiği kişilere Tayyip hakkında ve içinde bulundukları şartlar hakkında konuşuyor.
Artık sona geldiklerini, çıkmaza girdiklerini, Tayyip’in sürekli yanlış kararlar aldığını, böyle giderse Tayyip’le birlikte kendilerinin de yıkılıp asılacaklarını anlatıyor ve Tayyip’i bir şekilde öldürmeleri gerektiğini söylüyor. Tayyip’i öldürürlerse gerilim bir anda düşer, dengeler değişir ve kendileri bir şekilde bu işlerden sıyrılıp da hayatta kalabilirler diye düşünüyor, konuşuyor.”
20 bin Euro borç almış da yoluna bakabilmiş. Kim inanır?
Sedat Peker’in devasa bir zenginliği var. Bu zenginliğin kaynağı hep kara para işleri…
Bunları yavaş yavaş anlatırım ya da belki de toptan bir operasyon olur ve yargılama safahatında anlatılır, konuşulur. Lakin şimdiden anlatılması gereken büyük bir kısmı var.
U.S. Polo firması, Türkiye’de Aydınlı Grup ile çalışıyor. Aydınlı Grup başka markaların Türkiye’deki iş ortaklığını da yapıyor. Aydınlı Grup, yurt içindeki ve dışındaki mağazalarına ve depolarına araçlarla sevkiyat yaparken yüksek miktarda uyuşturucu da taşıyor. Bu grubun Türkiye’deki araçları ve mekanları organize şekilde uyuşturucu işinde kullanılıyor.
Sedat’ın en çok ve düzenli olarak para kazandığı yerlerden biri de bu U.S. Polo ya da daha doğru ifadeyle Aydınlı Grup… Sedat bu sistemin içinde, bu sisteme çalışıyor, destek veriyor. Adamlar buluyor/ayarlıyor, teslim alacak araçları ayarlıyor, mekanlar belirliyor, lüzumu halinde hukuk dışı şekilde silahlı adamlarla koruma sağlıyor. Kendi çetesi de uyuşturucuyu alıp satarken bu sistemi bir tedarikçi olarak muhatap alıyor.
Bir tripod ve bir kamera ile Türkiye’yi ve hatta dünyayı değiştirebileceğini zan eden burnu havada bu ahmak herif, bütün sahayı hepten boş mu zan ediyor, herkesi toptan ahmak mı zan ediyor, neye nasıl bakıyor da bu kadar temelsiz şekilde işler yapmaya kalkıyor, benim onu anlamak isterken devrelerim yanacak gibi oluyor. Sonunda “Bırak şu kırığı, sıfatına vurmamış mı aklındaki ve ahlakındaki/karakterindeki devasa sorunlar. Konuşmalarından, tavırlarından anlaşılmıyor mu devreleri çoktan yaktığı. Beyninin gri noktalarla dolduğu. Neyi tartıp anlamaya çalışıyorsun.” diyorum ve pes ediyorum.
Ve bakıyorum da bunun karşısında olanlar bunu iki günde nasıl bitiremiyorlar, anlayamıyorum.
Ordumuz ve Emniyet Teşkilatımız içinde bazı vatansever insanlar arasında hala Sedat Peker’e sempati besleyenler var.
Son videolarına bakarak, arka planı bilmeden ona kapılanlar, ona inananlar var. Sedat Peker o videolarda sadece ona verilen rolü oynuyor. O videolarda görünen kişi gerçek haliyle Sedat Peker değil ki videolarda rol yaparken bile aslında son derece tutarsız, ayarsız, kibirli, saldırgan/zararlı, fitneci/yalancı ve baş belası birisi olduğu kolayca görülebiliyor.
Gerçek Sedat Peker’i seneler önce yazmıştım. Öncelikle o Türk de Müslüman da değil. Hep numara yaptı, yapıyor. “Kafkas kökenli Karadenizli Türk’üm” diyor. Aslında Rusya Yahudisi kökenleri var ve bu kökeninden hiçbir zaman kopmadı. Soysuz’la bu güne kadar arası çok iyi idi çünkü o da Rusya Yahudisi kökenli…
Diğerleri gibi Sedat da gizli Yahudi ve hatta Satanist… İçimizdeki İsrail’in, MİT aracılığıyla sahada oynattığı, kara para işlerinde kullandığı, bir sürü pis işleri açık olmasına rağmen basın ve medya oyunlarıyla kahramanlaştırmak istediği çok sayıdaki gizli Yahudi ve gizli Ermeni sözde mafya babalarından, basit bir kukladan başka bir şey değil. Bu devlet Sedat’ı bitirmek istesin, iki saatlik işi var ki daha önce ona bu yapıldı. Daha önce Emniyet Teşkilatı onu yaka paça aldı, dosyalarıyla, delilleriyle birlikte hakimin önüne çıkarttı. Orada bile serbest bırakıldı. Adliyeden çıkarken yaşananlara kendi bile inanamıyordu, sorulara cevaplar veremiyordu. Bir devlet izin vermeyecek de orada yine de mafyalar ve terör örgütleri var olabilecek, bu mümkün müdür. Buna kim inanır.
Resimde Sedat’ın tişörtünde gördüğünüz işaret Satanistlerin meşhur Baphomet dediği Şeytan’ı/İblis’i temsil eder. Sağ eliyle bütün kötülükleri ve kötü enerjiyi toplayıp sol eliyle yer yüzüne yani ademoğulları arasına yayar. Gerçek Yahudilik aslında Satanistliktir ve iyilik temelli değil, kötülük temellidir. Asla iyiliği emir etmez ve tavsiye bile etmez. Gerçek bir Yahudi/Satanist hayatı boyunca ademoğullarına kötülük yapmakla mükelleftir. Çünkü onların itikadına göre Yahudiler ademoğulları değildir. Başka bir türdür. İnançlarına göre Yahudiler Şeytan’ın evlatlarıdır. Şeytan da ademoğullarının felakete sürüklenmesinde evlatlarını yani Yahudileri kullanır. Sistem budur. Bunlar için yalan söylemek, cinayet işlemek ya da işletmek, uyuşturucu hatta organ işi yapmak, ihanet etmek, çalmak, gasp etmek, işkence etmek, şehir sularına zehir katmak, kasten hastalıklar yaymak, namusa kadar en ağır iftiraları etmek ve bunları yaparken tam tersine biri gibi görünmek ve akla gelen her şey caizdir hatta yapılması gereken bir vazifedir.
Kara paracı, mafya reisciği, gaspçı, hırsız, uyuşturucu işi dahil türlü kara para işlerini yapmış ve yapmaya devam eden gerçek bir pisliktir Sedat Peker…
Resimde yanında gördüğünüz kişinin adı Metin Yılmaz’dır. Uyuşturucu dahil her türlü piş işlerinde kullandığı adamlarından biriydi. Sonra Metin Yılmaz’ın infaz talimatını Peker verdi. Peker verdi ama Peker’e çalışıyor görünenler arasında profesyonel MİT’çiler var. Bunlar artık eski kuşak mafyalar gibi değiller. Adam kaldırmakta MİT’in elinde ne teknikler varsa, bunlarda da var. Aslında ortada Peker’in reisi olduğu bir mafya falan da yok. Bütün sistem MİT’in… MİT’in içindeki İsrail’in ve Ermenistan’ın…
Bunların bu devlete ve bu millete hatta bu insanlığa verdikleri zararın haddi hesabı yok. Anlatmakla bitecek gibi de değil ama sadece şu Metin Yılmaz cinayetinin üzerine gidilse bile hem kukla/piyon Sedat Peker hem de üste doğru bütün sistem çorap söküğü misali sökülür, çözülür, dağıtılır. Bu devletimiz için bunu yapmak da hiç zor değildir. Zaten Akademi Dergisi on yıldan fazla süredir içimizdeki gizli Yahudileri, gizli Ermenileri, Masonları, bunların usullerini, tekniklerini, hilelerini, oyunlarını, nerelere nasıl sızıp ne haltlar ettiklerini, tarihimizi ve dinimizi ve lisanımızı nasıl kasten tahrif etmek istediklerini, cumhuriyet ve Atatürkçülük diye kendilerine ait bir rejim kurduklarını v.s. ifşa etti.
Sağda solda çıkıp vatansever, hak-hukuk dava etmiş bir kahraman, yok ailesinin hukukunu dava etmiş onurlu bir baba, turancı, ülkücü rolü kesen lüzumsuzlara, pislik heriflere gerçek vatansever olan gençler itibar etmesinler.
Bir önceki videoda “Bana pislik dedi be abi” diye isyan eden Sedat, bu videosunda içinde bulunduğu ve anlatıp ifşa ettiği meseleler hakkında “Bunlar pis işler, cami imamı anlatacak değil ya… Elbette ki ben anlatacağım” diyebiliyor. Altı tane videoda bunun gibi kaç tane tezat ve açık var.
Yanına verdikleri MİT’çiler ve üstüne kendi gibi gizli Yahudi ve Satanist olan, insan katledilen ayinlere katıla katıla sıfatında meymenet kalmamış olan karısı da Sedat’ın dikkate alınır üç beş video hazırlamasını sağlayamıyorlar.
Sedat Peker şu ana kadar bazı pis işlerin ve pis heriflerin gerçek yüzünün anlaşılmasına sebep oldu ama kendi pis işlerini ve gerçek pis yüzünü, pisliğin teki olduğunu gizleyebilecek şartlarda değil. Şu andan sonra, karşısına aldığı güç unsurları onu bir kaşık suda boğacaklardır ve bunu izlemek biz gerçek vatanseverlere büyük bir zevk verecek.
Medar-ı iftiharımız olan Fazilet takvimi son yıllarda para kazanmanın bir metaı haline getirildi. Bu, hizmetlerimizin maddi ihtiyaçlarını karşılamada yeni bir gelir kanalı oluşturmak niyetiyle de yapılmadı. Bu işte/kararda da iyi niyet yok. Sadece Fazilet takvimin üzerinden dönen dolapları ve yapılan ihanetleri sesli anlatmak bile saatler alabilir.
Hadis-i şerifte ahir zamanda İslami ilimlerin yok olmaya yüz tutacağı, cahiliyenin hakim olacağı, bu sebeple insanların dinini muhafaza edemeyeceği, son nefesini kurtaramayacağı ve dünyasının cehennem misali sıkıntılı geçeceği açıkça ifade edilmiş. Birçok hadis-i şerifte İslami ilimlerin olmadığı yerde Müslümanlığın, saadetin, adaletin, huzurun olmayacağı açıkça ifade edilmiştir.
Böyle bir çağda, bir benzeri bu güne kadar hazırlanamamış olan ve bu güne kadar milyonlarca insanın binlerce dini meselede doğru bilgileri öğrenmesine vesile olan takvimimizin üzerine oynanan oyunlar artık bozulmalıdır.
Fazilet takviminin arka yüzünde verilen dini/İslami bilgilerin, kendi sitesinden kaldırılmış olmasının iyi niyetle izahı mümkün değildir. Bu güne kadar neden böyle karar alındığına dair yapılan açıklamalar ikna edici ve hukuka uygun değildir.
Başka takvim markaları bunları kopyalayacaksa, kopyalasın… Başka internet siteleri bunları yayın yapacaksa, yapsın… Bunlar daha çok yayılmış olur ve pek çok ilmi meselede hataların yerini doğruları alır. Bundan hangi mü’min gönül rahatsızlık duyar… Üstelik, Fazilet takviminin arka yüzünde verilen yazılar günümüzde hayatta olan birilerinin telif eserleri midir? Bunları bir komisyon zaten geçmiş ve muteber İslam alimlerinin muteber eserlerinden iktibasla aktarmadı mı, aktarmıyor mu? Böyle bir dünyada, böyle bir komisyonun, 365 gün sınırlamasına takılmadan böyle bir hizmeti artırması ve bir sene içerisinde takvimizin resmi sitesi üzerinden binlercesini paylaşması istenmez ve beklenmez mi?
Fazilet takviminin IOS ve Android uygulamalarının ücretli olmasını anlamak da mümkün değildir. Türkiye’de ve dünyada maddi durumu gerçekten çok ama çok zor olan çok yüksek sayıda müslüman bulunmaktadır. Bunların kitap almaya da ilmi meselelerde maddi harcamalar yapmaya da imkanları bulunmamaktadır. Hatta pek çok kardeşimizin iş/geçim meşguliyeti arasında kitap okumaya vakti de bulunmamaktadır. Gönül isterdi ki bu bilgiler günümüz insanın anlayabileceği sade bir Türkçe ile aynı zamanda seslendirilsin ve çalışan kişiler ve talebeler bunları yolda ve fırsat buldukları her yerde dinleyebilsin… Şu misyonerlerin her bir incilin arasında yüz dolar koyarak yaptığı faaliyetlere bir bakalım, bunların bile sözde İslami iktidarda hiçbir mani ile karşılamadıklarına bakalım. Evlatlarımızın, insanlarımızın ne kadar büyük bir tehlike altında olduğuna bakalım. Her gün sözde Türk basın ve medyasında İslami meselelerin gizli Ermeni ve gizli Yahudi ilahiyatçılar tarafından nasıl kasten tahrif edildiğine bakalım ve bir de Alihan Kuriş’in Fazilet takvimi hakkında aldığı şu kararlara bakalım. Akıl alır şeyler değil bunlar…
Bu şartlarda, Fazilet takvimi uygulamasının ücretli dağıtılması zaten ilk anlardan itibaren akıllarda soru işaretleri oluşturmuştu.
Son zamanlarda yaptığım yayınlardan sonra samimi/gerçek Süleymanlılar anladılar ki Alihan Kuriş yıllardır zikzaklar çizen, batıp çıkan biriydi. Son birkaç aydır ise tamamen battı ve artık çıkışından ümit de kesildi. Öyle ise son yıllardaki bazı tuhaf gördüğümüz kararları şimdi yeniden tartışmanın ve sorgulamanın da vakti gelmedi mi? Hz Ömer’e hesap soran sahabi gibi olmamızın vakti gelmedi mi? Bence bu sorgulamaların ve hesap sormaların en başında gelmesi gereken hususlardan biri de Fazilet takvimi üzerinden döndürülen dolaplar…
Bu hususta sorgulamamız, tartışmamız ve sonrasında samimiyetle ve Allah için, din gayretiyle hesap sormamız gereken şudur:
Bir şer kuvvet, İslam düşmanı bir güç unsuru, bu kadar ilmi kuraklığın hüküm sürmekte olduğu bu çağda, yaralara merhem olurcasına ihtiyaca az da olsa cevap veren Fazilet takviminin arka yüzündeki ilmi makalelerin/izahatın yayılmasına mani olmak istedi mi?
Onlarla zaten pek çok hususta anlaşan, son zamanlarda ise her dediklerini emir kabul eden, “Benim canıma zarar gelmesin, ne derseniz yaparım” diyecek kadar dibe vuran Alihan Kuriş ve şürekası, o zamanlarda Fazilet takvimi hakkındaki bu taleplerini da kabul etti mi?
Takvimin arka yüzünde verilen bu ilmi izahlara müslümanlar ulaşamasın diye Fazilet takviminin kendi sitesinden bunların paylaşılmasına da son verildi mi?
Yine aynı niyetle IOS ve Andorid uygulamalarının ücretli olmasına mı karar verildi?
Bunca yıldır bu kadar müslümanın yaptığı maddi yardımlar nereye gitti de bir takvimden para kazanmak iddiasıyla bu kadar akıl almaz ve iyi niyetle izah edilemez kararlar alındı ve uygulandı.
Pakistan’da yaşayan ve CNN için çalışan serbest gazeteci Adeel Raja, İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırıları üzerine sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Bugün dünyanın bir Hitler’e ihtiyacı var” ifadelerini kullandı. Gazetecinin sözleşmesi iptal edildi.
Gizli Yahudi bir kadın büyücü, büyüde kullandı bu zavallı kediyi… Hedefi bendim, gözlerimdi. Kör olmam gerekiyordu.
Türkiye’nin her yanında gizli Yahudi, gizli Ermeni, mason ve satanist büyücüler hayvanları büyülerinde kullanmaya devam ediyorlar.
Bunların arasında hayvansever görünen ve barınak kuranları bile var ama arka plandan büyülerde kullanmak için hayvan temin ediyor kendi gibi gizli kimlikli olan hainlere…
Bu devletin adli yetkilileri söz konusu çift kimlikli büyücü pislikleri ne zaman tespit edip cezanlandıracak. Hayvanları büyülerinde sadistçe kullananların bir an önce en sert şekilde cezalandırılmaları için ne zaman gerekli hukuki düzenlemeler yapılacak? Medyum görüntüsü altında büyücülük yapanlar ve biyoenerji uzmanı gibi görünerek büyücülük yapanlar hakkında ne zaman gerekli işlemler yapılacak?
Büyücü, ayinci, satanist bir yahudiydi. İnsan denemez bir mahluktu.
Cinsi sapıktı, sübyancıydı. Ayinlerde Şeytan’a insan kurban etmeden önce, kurbanlara cinsi sapıklıklar da yapardı, akla hayale gelmeyen işkenceler de yapardı. Etrafı da kendi gibi pisliklerle doluydu. Sık sık bir araya gelip bunları yaptıkları mekanları da var bunların…
Ahlak, vicdan, insanlık namına hiçbir şeyi kalmamıştı. Tam bir insan şeytanı olmuştu. Son zamanlarda bize karşı büyüleri, ayinleri artırmıştı. Çarpıldı ve cehenneme gönderildi. Çarpılması çok şiddetliydi.
Son zamanlarda bunlardan çok yüksek sayıda ölen oldu ama hepsinin haberini yapmıyorlar.
Sadece Ermeniler değil Sabetaycılar da çok köşeye sıkışmış haldeler.
Ankebut Operasyonu başladığından beri her geçen gün zorlandılar, güç kaybettiler ama son aylarda Sabetaycılar da çok büyük güç kaybı yaşadılar. Kara paraları iyice azaldı, insanlık dışı kara para işleri iyice bozuldu, siyasi sahaya dair planları neredeyse çöktü. Oysa Türkiye’nin idaresinde/yönetiminde daha da fazla payları olsun istiyorlardı. İstediklerinin tam tersine bir yöne gittiler.
Ülkemizdeki Sabetaycı gizli Yahudiler arasında bu yaşanana çok kızan ve beni bir kaşık suda boğmak isteyen çok kişi var. Bunlardan biri de eski boşbakan, mafya anası ve Sabetaycı gizli Yahudi ve CIA casusu büyük hain Tansu Çiller…
Çiller, son zamanlarda Sabetaycı gizli Yahudi Muharrem İnce’nin metafizikle çarpılıp durmasına ve randıman vermemesine çok sinirlendi. Ayrıca Sabetaycı gizli Yahudi ve kara paracı Banu Avar’ı ve benzerlerini köşeye sıkıştırmış olmama da çok sinirlendi. Yine Sabetaycı gizli Yahudi Cem Uzan’ın siyaset sahasına geri dönmek için verdiği büyük ve kararlı mücadelenin karşısında durmam da Tansu Çiller’i çıldırttı. Her ne sahada ne hamle yapmak istese karşısında beni buldu.
Son çare olarak bana su-i kast yaptırmak istiyor. Zaten tam teşekküllü bir mafya ve CIA’nın da piyonu bunlar. Türkiye’nin başında boşbakan olarak bulunduğu her gün, her dakika CIA’nın talimatlarıyla hareket etmiş ve o günlerde de bu günlerde de ihanetin haricinde türlü kara para işleriyle iştigal etmiş bir Tansu Çiller var. Sahada ona “CIA’nın gülü” diyenler de çoktur. Şu günlerde CIA içindeki özellikle Yeşillerin beni birilerine öldürtme planı da var ve anlaşılan o ki Yeşiller CIA’nın sadık kuklalarından biri olan Tansu’yu da bir piyon olarak kullanmaktan geri durmayacaklar. Bakalım neler olacak…
Bu güne kadar çok sayıda TC vatandaşının öldürülmesi emrini veren, pek çok cinayetin azmettiricisi olan… Boşbakanlığı devrinde bile çok sayıda vatansever devlet yetkilisinin öldürülmesi emrini veren ve bazılarının emrini vermese de öldürülmelerine aracılık, yardım ve yataklık eden…. CIA’nın, İsrail’in, Muhsin Yazıcıoğlu’nun öldürülmesi kararını alması ve talimatını vermesi sonrasında, bu cinayetin Türkiye’deki kısmını ayarlayanlardan biri olan, her safhasını zevkle takip eden, Yazıcıoğlu öldürüldüğünde çok ama çok mutlu olan Tansu Çiller, bakalım bu defa sert kayaya çarpacak mı…
Çok büyük şeyler olacak, çok büyük… Sadece Türkiye değil bütün dünya, bütün insanlık sarsılacak. Taşlar bile “Benim arkamda Yahudi gizleniyor” diyecekler. Bütün insanlık o sınıftan olan Yahudilerin peşine düşecek.