“Youtube’da birinci el bilgiler hep onun belgesellerinde” diye reklamı bile yapılıyor.
Kaan Ünsal Alphan…
Eskiden beri takipçim olanlar zaten onun hakkında yaptığım birkaç kısa paylaşımı hatırlayacaklar. İnsan olmadığını, verdiği o tepkileri insan kalmış birinin veremeyeceğini açıkça gözler önüne sermiştim yıllar önce…
Gizli Yahudi ve Masonlarla bağlantılı lüzumsuzun teki… Birinci el belgeseller dedirttiği o şeyler de sağdan soldan toplama. Yıllarca Rus kanallarındaki belgesellerden beslendi. Bir kere bunu ifade ettim diye, çok af edersiniz itin insana saldırdığı gibi saldırdı. Halbuki kibarca söyledim ve gayet göz önünde olan bir gerçeği ifade etmiştim.
Azılı bir İslam ve Türk düşmanı. Türk rolü oynayarak Türk gençlerini ne kadar İslam’dan, Türklükten, şanlı tarihlerinden, hayat tarzlarından uzaklaştırabileceğine bakıyor. Sinsi sinsi tuzaklar kuruyor. Buna sözde bilimsellik diye kılıf bulduğunu zan ediyor.
Karşıma kameralar önünde bir çıksa, on dakika sonra yerin dibine gömülür. O kadar vasıfsız, bilgisiz, kendiyle tezat, saldırgan, art niyetli, ahlaksız, hain ve suçlu bir kişi…
Biz on seneden fazla süredir Youtube’da varlık bile gösteremedik de bu sefil gizli Yahudi ve Türk düşmanı ve düşmanlığını yıllardır fiilen sergileyen herif, el üstünde… Hiç sorun çıkartan yok. Hatta beş para etmez ve kendine ait olmayan sözde belgeselleri milyonlara ulaşıyor. Bunu da Youtube yani CIA sağlıyor.
Oysa şu anda kendi adına açık olan kanalında yüzlerce Youtube kuralı ihlali var. Yıllardır bu sarsıcı gerçeği takip ediyoruz. Youtube, Türk düşmanlığını fiiliyata dökmüş bu hainin kanalını korumak ve varlıkta tutmak için kendi kurallarını alemin görebileceği şekilde ve yıllardır hiçe sayıyor.
İsterse bir Youtube yetkilisi şimdi çıksın ve “MFS’nin bu söyledikleri gerçeği yansıtmıyor. Bu iddiasını ispat edemez.” desin, diyebiliyorsa. Bütün Türkiye’nin önünde bu gizli Yahudi hainin kanalını, videolarını açalım, tek tek değerlendirip kural ihlallerini göstereyim.
Öyle ise, benim Akademi Dergisi isimli kanallarım hatta Space Explorer TV isimli uzaya dair kanalım, neden tekrar tekrar uyduruk gerekçelerle kapatıldı. Bunların yüzlerce videoları nasıl koca Youtube’da yok edildi. On seneden fazla süredir bu düşmanca tavırları Youtube neden, kim için, ne için sürdürüyor.
Bu yaşananlar sadece Youtube’un Türkiye’de erişime engellenmesini değil, Türkiye içinde ve dışında binlerce davanın hemen açılmasını, binlerce kişinin “insanlığa karşı işlenen suçlar” ve kendi ülkelerine/milletlerine ihanet etmek suçlamaları dahil pek çok suçlama kapsamında yargılanmalarını gerektiriyor.
Milletler arası bir üst mahkemede Youtube yöneticilerin yargılanmalarını da gerektiriyor. Çünkü bu sadece Türkiye’de böyle değil. Dünyanın çok sayıda ülkesinde, o ülkeye ve millete ihanet eden hatta insanlık düşmanı da olan Yahudiler, Satanistler Youtube tarafından kollanıyorlar.
Bunun da ötesinde, yapılan toplantılarda bunlar bu şekilde eğitiliyor ve yönlendiriliyorlar.
Bütün dünya bu insanlık düşmanlığı karşısında hemen şimdi ayağa kalkmalı.
Öyle hazırlıksız bir anda yazdım geçtim şu yukarıdakileri ama az daha unutuyordum. Hemen şunu da ekleyeyim… Bildiğimiz ismi bile tam bir gizli Yahudi şifrelemesi olan Kaan (Cohen) Ünsal Alphan son derece şeytanlaşmış bir Satanisttir. İblis’e insan kurban ettiği vahşi ayinlerde daha çok kadınları keser, canice parçalar. Kendini bizim bildiğimiz manada insan olarak görmez, kabul etmez. O çok ama çok üstün bir varlıktır kendine göre… Bu kadar sapık bir itikadın yanında bir de kendini deha gibi gören bir nefsi de olunca, insanlık namına hemen yargılanıp sallandırılması gereken bir pisliğe dönüşmüş vaziyette. Bu gibilerin bu insanlığa yapmayacağı hiçbir kötülük yok. Biz nasıl insanlığa iyilik yapmak derdindeysek ve bunu büyük bir meziyet olarak görüyorsak, bu gibiler de insanlığa ne kadar kötülük yaparlarsa o kadar büyük/faydalı şeyler yapmış gibi görüyorlar.
Artık şu devletimizin ilgili adli ve idari yetkilileri şu Satanistlerin üzerine gitseler iyi olur. Yoksa belki de kendileri de bir gün bir ayinde kurban edilirler.
Bu ülkede kadına şiddet varsa, aile içi şiddet varsa, aile kurumu yıkılmak üzereyse, tacizler tecavüzler almış yürümüşse, her yerde uzuvları kesilmiş hayvanlar bulunuyorsa, kara para işleri bu kadar yayılmışsa hepsi ama hepsi Türk rolü oynayan böyle insan şeytanları yüzünden oldu, oluyor. Ve işte Youtube ve o malum platformlar bu kadroları kullanarak Türk milletini yüzlerce kritik meselede felakete sürükleyecek şekilde yönlendiriyorlar.
Bu apaçık bir suç, hem de idamlık bir suç.
Bu seri devam edecek… Youtube, Facebook, Instagram, WhatsApp, Twitter ve Ankebut Ağına ait bütün platformlar hem Türkiye’de hem de eş zamanlı olarak bütün dünyada yok edilecek.
Bu oyun da bitti, buraya kadardı. İnsanlık çok ama çok sarsıcı gerçekleri peş peşe duyacak.
Mesala Ruhi ve Sümeyra Çenet ikilisi Youtube’da olağan üstü bir ayrıcalığa sahiptir.
Çok vasat işler yaparlar ama çok çok muazzam ve sarsıcı işler yapan Müslümanların, Türklerin hep açık ara önünde giderler.
Nedeni anlattığım gibi… Ruhi ve Sümeyra da gizli Yahudiler.
Biz dahil, on seneden fazladır çok sayıda gerçek Türk ve Müslüman TC vatandaşı Youtube’da çok ama çok sarsıcı işler yapmak istedik. Hepimiz yok edildik. Gün geldi, ben bunların bu gerçek yüzünü, bu azılı Türkiye, Türk ve İslam düşmanı yüzünü somut şekilde gözler önüne seren görüntüler de yayınladım.
Youtube’un köşeye sıkıştığı anların ekran görüntülerini, teknik delillerini de yayınladım. Gerçekten bir hukuk devletinde o gün o devlet Youtube’un üzerine çökerdi. Olması gerektiği kadar sert, büyük ve kararlı bir tepki gösterirdi. lakin bu yapılmadı. Çünkü Türkiye siyasetinde de Youtube’da olduğu gibi Yahudiler, Satanistler, Masonlar, kara paracılar, pislik herifler, ahlak düşmanları, namus ve din düşmanları, çocukların ve bebeklerin düşmanları, insan katlederek ayin yapan insan şeytanları dolu…
Ruhi’nin ve Sümeyra’nın videoları, dünyanın dört bir yanından çalınmış, kopya edilmiş videolar.
Milyonlarca Türkiyeli’ye kısa sürede yüzlerce mühim meselede tesir eden bu iki kişi, senelerdir önde gelen Youtuberlar arasında olmalarına rağmen, bu gün bile hala videoları çalıntı videolar.
Bu gizli Yahudi kişilerin doğru düzgün zekaları, çalışmaları/gayretleri, bir konuda uzmanlıkları, kaliteli iş yapabilecek vasıfları yok. Metinler çalıntı. Fikirler çalıntı. Araştırmalar çalıntı. Kaynak göstermeden herkesten işlerine gelen bir şeyleri toplayıp bir araya getirip yayınlıyorlar.
Benden de onlarca sarsıcı fikir/iddia çaldılar. Anlaşılmayacak zan ediyorlar. Milyonlarca insanı ahmak da zan ediyorlar. Akademi Dergisi damarlarında kan olmuş akıyor, buna mani olamıyorlar ama bunca güzellikten, insanlıktan, ahlaktan, mertlikten, iyi niyetten ve insanlığa hizmetten nasiplenmek yerine, benden aldıkları konuları bile aksine art niyetle kullanıyorlar. İnsanlığın tamamına düşman bunlar…
83 milyonluk ülkede, Youtube bu oyunu ne kadar daha oynayabilir. Ne kadar daha bu milleti dönüştürmek için çırpınabilir, şeytanlıklar yapabilir. Ne kadar daha milyonlarca gerçek Türk’ün sesini, taleplerini bastırabilir. Ne kadar daha şu ahmak, alık, tembel, gayretsiz, kabiliyetsiz gizli Yahudilerle ve Ermenilerle iş tutarak Türkiye’ye gizlice ve sinsice saldırabilir.
Ruhi ve Sümeyra böyle de diğerleri farklı mı… Belki birkaç tane zeki ve çalışkan gizli Yahudi kişiler var Youtube’da ama onların Türk’e ve İslam’a düşmanlık etmek için konuları zorlama şekilde yorumladıkları ve beyin yıkamaya çalıştıkları gözler önünde. Anlamayanlara bunu anlatmak ve fark ettirmek ise yarım saat bile almaz.
Evet, Türkiye’de Youtube’un fişini çekmek yarım saat bile almaz. Bunların bir çoğu insan katledilen Satanist ayinlerine de katılıyorlar. Sadece bu konudan başlatılacak bir soruşturma bile sadece Türkiye’yi değil, dünyayı sarsar.
Rusya’nın Yahudi kökenli dünyaca meşhur ressamı vefat etti diye bir yazı olabilirdi bu fotoğrafın yanında ama öyle değil…
Tipik bir Rusya Yahudisi gibi görünen bu kişi, Solomon Soysuz’un dayısı… Bu kişi Yahudi ibadetlerini de yerine getiren bir gizli Yahudiydi. Solomon Soysuz gibi dayısı da büyü işlerinden az anlardı. İyi bilmezdi. Yahudilerden bahsedip de büyücülükten bahsetmemek, hayatın olağan akışına aykırı. Konuşulanlara göre uyuşturucu çektikten sonra ölmüş.
Soysuz’un yakın zamanda vefat eden annesi de sürekli büyüler yapan bir gizli Yahudiydi. Medyum kabiliyetleri de vardı. Onun hakkında da çok şeyler konuştular. Konuşulan bir iddiaya göre, o sıralarda Soysuz’u çok sıkıntıya düşüren siyasi gelişmeleri Soysuz’un lehine çevirmek için, pek çok önemli kişiye büyüler yapmış durmuş. Hatta metafizikle saldırmış. Sonra da sert bir karşılık alıp ölmüş. Kısacası çarpılmış…
Cemaatimiz içinde hemen herkesin duyduğu bildiği Yusuf Büyükgöze aslında Yahudi kökenli bir kişidir.
Cemaatimizin içine sızıp yükselmiş çok sayıdaki hain gizli Yahudilerden biri… Soyadı bile bir kodlama olan Büyük Yusuf, hiçbir zaman bu yolun gerçek bir mensubu olmadı. Yahudilerle, Masonlarla halen bağlantılı. Bu güne kadar binbir türlü zarar ziyana sebep olduğu gibi Akademi Dergisi hakkında uydurma, gerçek dışı bir yasaklama yazısının dağıtılması kısmında, bu alçaklığı yapan hainlerle ittifak halindeydi. Gizli Yahudi Salim Dağ ile de çok yakındı, beraber ihanetler ederlerdi.
Büyüklerimizin emirlerinin cemaatimizin tabanına tam ve doğru manasıyla ulaşmasına hep maniler çıkarttılar, çıkartıyorlar. Ayrıca tabanın vaziyetinin ve meselelerinin büyüklerimize tam ve doğru haliyle aktarılması kısmında da kasten sorunlar çıkartıyorlardı, çıkartıyorlar.
Bunların ihanetlerini, bu yola, bu davaya verdikleri zararları birkaç satırla anlatabilmek mümkün değildir.
Ne seviyede bir tasarımcıydı bilmem, anlamam ama hiç iyi bir medyum/metafizikçi değildi. Boyundan büyük işlere kalkışıyordu.
Hakkındaki haberde şunları yazmışlar:
Muğla’nın Ula ilçesinde yaşayan dünyaca ünlü tasarımcı Aslı Yılmaztürk, evinde ölü bulundu. Aslı Yılmaztürk’ün şüpheli ölümüyle ilgili jandarma ekipleri geniş çaplı soruşturma başlattı
Çilingir yardımıyla içeri giren Akyaka Jandarma Karakol Komutanlığı ekipleri, genç kızın yatakta cesediyle karşılaştı. Olay yerinde yapılan incelemenin ardından Aslı Yılmaztürk’ün cesedi cenaze aracıyla otopsi yapılmak üzere Muğla Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırıldı.
Vücudunda delici ve kesici herhangi bir yara izine rastlanmayan Yılmaztürk’ün şüpheli ölümüyle ilgili jandarma ekiplerince geniş çaplı soruşturma başlatıldı.
Gizli Yahudi ve Satanist Aslı Yılmaztürk’ün ölmesiyle Kardeş Payı dizisinin gizli ve gerçek senaristi Sadık Gürbüz arasında bağlantı var.
Kardeş Payı dizisi, insanların bilinçaltına Satanizmi, her zaman her şartta kötülük yapmayı, insanlıktan çıkıp insanlığın düşmanı olmayı aşılamak için sinsice kodlanmış ve herhangi bir medeni/çağdaş hukuk devletinde milli güvenlik sorunu görülüp de ikinci bölümünün yayınlanmasına bile izin verilmeyecek bir diziydi. Bir hukuk devletinde bunu yazan, çeken, oynayan, oynatan/yayınlayan herkes idam cezası kapsamında yargılanırdı.
Lakin kadronun nerede ise tamamı gizli Yahudi, birkaçı ise gizli Ermeni ve bilmem ne bela tipler… Ülkede iktidar hala bu Türk Müslüman rolü oynayan insanlık düşmanlarının elinde… Şu sözde diziyi yayınlayan da gizli Yahudi Ferit Şahenk… Hedef İslam inancını tamamen yok etmek, İslam ahlakını, ibadetini ve hukukunu tamamen yok etmek, iyilik ve sevap inancını/kültürünü yok etmek, kötüleri ve kötülüğü iyi görüp sevdirmek, kendinden başkasını düşünmediği gibi sürekli olarak kötülük yapmayı üstünlük görecek sapık bir itikadı hakim kılmak, bunu espirilerin ve mizahın içine karıştıra karıştıra yapmak, nabza göre şerbet vermek ve dolayısıyla Türk milletini ve devletini bu yollarla çöküşe sürüklemekti. Milyonlarca TC vatandaşı o sözde dizi ile manen/ahlaken zehirlendi, zehirleniyor. Hala yeni ergen çok sayıda TC vatandaşı, en çok da Youtube’da bu sözde diziye denk gelerek adeta devrelerini yakıyor, fıtratını bozuyor.
Kardeş Payı dizisinin görünürdeki senaristleri gerçek senaristler değillerdi. Gerçek senarist, Alevi maskesi takmış bir gizli Yahudi ve Satanist olan, milletin dinine, sonsuz saadetine, ahlakına, namusuna, ruh sağlığına, vatanına-devletine ve ayrıca gelecek nesillere bile tuzaklar kuran Sadık Gürbüz’dü. Sadık Gürbüz ayinlerde İblis’e insan kurban edecek kadar sapıtmış ileri derecede insanlık düşmanı bir Satanist.
Metafizik sahada kısa sürede aldığı darbelerden öyle korkup endişelendi ki bu sahada iyice mahir olan olmayan tanıdığı herkesi o panikle sahaya çekti. Aslı Yılmaztürk de sahaya çekilenlerden biriydi. Kendince Satanist usullerle büyü ayini yaparken çarpıldı. Çarpılıp kendini yatağına attıktan kısa süre sonra da öldü.
Sadece Aslı değil, Gürbüz’ün cepheye çektiği başka büyücüler ve metafizikçiler de öldüler, ölüyorlar.
Hidayet bulmuşluğu numaradan ibaret. Her zaman Hristiyan kaldı. Soyunda Yahudilik de var. Bu, siyasi ve art niyetli bir evlilik. Bununla Karamollayan’ın hidayete vesile olmuş değerli bir Müslüman rolü oynaması da hedeflendi. Karısı hala Hristiyanlık üzere ibadetlerine devam ediyor. Bunun dışında medyumluk kabiliyetleri var. Son derece şerli, muzır bir kişi. İnsan katledilen büyü ayinleri ile arası hep iyi oldu, oluyor. Büyücülük yanı da var.
İngiliz istihbaratı ile Karamollayan’ın bağlantısı bu kadın üzerinden oluyor. Bu hikaye de Kadir Mısıroğlu ile karısının hikayesine benziyor. Zaten Kadir’in karısı ile Temel’in karısı Ayşe Karamollaoğlu yakın arkadaşlar.
İçimizdeki Ermenistan’ın, içimizdeki gizli Hristiyan hainlerin hamisi İngiltere, bu hainler sayesinde HDPKK/YPG-PYD terörünü varlıkta tutabiliyor.
Hiç vakit kaybedilmeden HDPKK’ye karşı başlatılması gereken operasyonlar sırasında Karamollayan ailesinin fertleri de göz altına alınmalılar.
Hayatı bu millete ve devlete ihanetle geçti. Soyunun bir yanı Rum, diğer yanı ise Ermeni…
Rum olsun, Ermeni olsun, Hristiyan olsun ya da başka bir inanç sistemine mensup olsun, bizi rahatsız etmezdi. Şayet gerçek kimliği ve inancıyla açıkça meydanda durarak yaşasaydı. Lakin o da Türk ve Müslüman rolü oynayarak, hatta bir de davamızın mücadelesini veriyor gözükerek çok büyük ihanetler eden hainlerden biri olmayı tercih etti. Tıpkı Karamollayan gibi…
Mezarı derin, azabı elim olsun. Amin.
Bu arada merak edenler olur, yazayım. Mehmet Yahya Kutluyan bir süredir metafizik sinyallere maruz kalıyordu. Zaten böyle ileri yaşlarda olup rahatsızlıkları da olan kişilerin bu sinyallerden kurtulmaları pek kolay değil.
ÖNDER’in Yönetim Kurulundaki:
Kamber Çal: Alevi-Ermeni karışmış bir soydan geliyor. Kendini daha çok Alevi olarak biliyor/görüyor. Müslüman nesillerin ifsad edilmesi için ekibiyle çırpınıyor. İmam Hatipler üzerinden Ehl-i Sünnet itikadının bozulması, en öncelikli hedefi… Bunun haricinde ekibi gibi kendisi de zimmete para geçirme, rüşvet dahil pek çok suçu da işledi, işliyor. Lükse, özel içkilere, gece hayatına, kadınlara çok düşkün ve bu yönü çok kimse tarafından biliniyor.
Abdullah Ceylan: Yahudi-Ermeni karışmış bir soydan geliyor. Kendisini daha çok Ermeni ve Hristiyan olarak görüyor. Ekipteki diğer kişiler gibi türlü suçlar işledi, işliyor. Hedef hep aynı: İhanet, ifsad, çökertme, maddi menfaat…
Mehmet Sönmez: Rum-Ermeni karışık bir soydan geliyor. Rum yanı ağır basıyor. Anladığımız kadarıyla kendisinin kökeninde Ermenilik olduğunu bilmiyor.
Ahmet Kaan: Gizli Ermeni ve Hristiyan.
Emrah Baranoğlu: Gizli Ermeni ve Hristiyan
Sabri Çelebioğlu: Gizli Ermeni ve Alevi karışmış bir soydan. Kendini Ermeni olarak görüyor. Aslında bunların dedeleri Ermeni olduklarını gizlemek için Alevi rolü oynadıkları sırada, ister istemez Alevi kesimin içine karıştılar. Kız aldılar, verdiler ve akraba oldular.
Faik Tanrıkulu: Rum kökenli olsa da Yahudiliğin de karıştığı bir soydan geliyor. Kendini Yahudi olarak görüyor.
Murat Aslan: Gizli Yahudi
İsmail Çakır: Gizli Rum-Ermeni karışık bir Hristiyan soydan geliyor.
Ali Osman Kuşakçı: Soyu Türk-Müslüman olarak gelmiş bir soy. Kendisi ÖNDER’in ne olduğunu, gerçekte neler yaptığını biliyor ve bile isteye bu suçlara ortak oluyor.
Sinan Özyurt: Rum-Yahudi karışık bir kökenden geliyor ama Rumluğu ağır basıyor. Hristiyanlık üzere ibadet ediyor.
Resul Çiftçi: Çok karışmış ama Hristiyan Ermeni yanı baskın olan bir soydan geliyor.
Elbette ki bu kadroda misyonerlik faaliyetleri de var. Çok çok az kaldı, Süleymanlıların İmam Hatip Mektepleri projesine ve Diyanet İşleri Başkanlığı’na neden baştan beri kararlılıkla soğuk durduğunu cümle alem tartışmaya mahal kalmayacak katiyette anlayacak.
“Sanat camiası” denilen camianın içindeki pek çok kişinin ruh sağlığı bozuk. Elbette bunun pek çok sebebi var ama en önde gelen sebeplerinden biri de metafizik sahada uğradıkları saldırılar.
Pek çok ünlü ismin son zamanlarda nerede ise akıl sağlığını kaybettiğini, bazı oyuncuların aile fertlerini öldürdüğünü dahi gördük. Son yıllarda Türkiye’de astrolog, medyum, bioenerji uzmanı ya da çeşitli sıfatlar takarak faaliyet gösteren büyücülerin sayısı hızla arttı ve buna mukabil olarak acılar, göz yaşları ve trajediler de arttı.
Lakin onlarca yıldır bu sahada faaliyet gösteren ve çok can yakmış ve kötülükte yüksek mesafe almış kişiler de var. Tam bir dişi insan şeytanı olan Rezzan Kiraz da bunlardan biri… Sektördeki yeni yetme yüzlerce kişinin veremediği zararı, hedef kişiye tek başına verebilecek kadar ileri seviyede bir gizli Yahudi, gizli Satanist büyücü olan Rezzan Kiraz, büyük tehlike arz ediyor.
Pek çok kişiyle olduğu gibi Yıldız Tilbe ile de onlarca senedir takıntılı şekilde uğraşan Rezzan Kiraz’ın birine takması için, o kişinin hala insan kalmış, hala iyilik yanlısı birisi olduğunu bilmesi yeterli oluyor.
Bebeklere ve çocuklara bile işkence yapılarak öldürülen sadistçe büyü ayinlerine gençliğinden beri katılan gizli Yahudi Rezzan Kiraz’dan ve benzerlerinden bu devletin, bu milletin, bu insanlığın bir an evvel hukuku dairesinde kurtarılması gerekiyor. Kanunlar yeniden düzenlenmeli, her ne isim ve maske arkasında olursa olsun büyücülük yapan kişiler sert şekilde cezalandırılmalı.
Bebeklerin, çocukların organlarını çıkartarak büyü yapmakta kullanacak kadar sadistleşmiş böyle kişileri, çeşitli sıfatlarla ekranlara çıkartan kanalların sahiplerinin ve üst yöneticilerinin de acilen soruşturulması gerekiyor.
Bir insanla bu kadar yüksek sayıda büyücü, medyum ve cin kabilesi neden onlarca yıldır uğraşır?
Yıldız Tilbe’ye yapılan insanlık dışı metafizik işkenceler, yetmedi mi?
Şu kadıncağızın, etrafındaki/sektöründeki gizli Yahudi insan şeytanlarının elinden çektiği nedir?
Sektöründeki rakipleri, çalıştığı işletmelerin sahipleri, televizyon kanallarının sahipleri ya da üst yöneticileri, bunca senedir neden büyücüleri ve medyumları Yıldız Tilbe’ye musallat ettiler. Nedir bu kadından istedikleri?
Herkese yaka silktiren bir insan şeytanı mıdır Yıldız Tilbe ya da içinde bulunduğu sektördeki insan şeytanlarını insan zan ettiği ve içindeki iyiliği kaybetmediği için mi bunlar ona reva görülmüştür?
Ya o “minik serçe” dedikleri gizli Yahudi Sezen Aksu’nun en başından beri Yıldız Tilbe ile derdi nedir? Neden yaptırdı bunca büyüyü?
Tilbe’nin yerinde olanlar onlarca sene önce ölürlerdi. Bu kadıncağız, bunca yükü taşıdı ama haline bir bakın!
Artık Türkiye’nin bu gerçekleri öğrenmesinin, bütün dünyaya mazlum ve çok medeni insanlar olarak gösterilen o Yahudilerin gerçek yüzünü görmesinin vakti gelmedi mi?
Manisa’da açık arazide cesetleri bulunan dört genç intihar etmedi, öldürüldü. Hem de profesyonelce öldürüldü.
Bu gençler hakkında televizyon kanallarında konuşturulan bazı kişilerin ya da yakınlarının “Çok iyi, tertemiz gençlerdi” dediklerine aldanmayın. Pislikleri yüzlerinden akan, her bakanın görebildiği kadar ileri seviye pisliklerdi.
Konuşturulanların çoğu seçilerek konuşturuldu, ailelerinden ve akrabalarından olanlar da gerçekleri söylemiyorlar.
Çok kısa sürede ve az emekle bile bu gençlerin aslında nasıl gençler oldukları öğrenilebiliyor. Köylüler, bu gençlerin serseri, geçimsiz ve para, yeme, içme, gezme peşinde gençler olduklarını biliyorlar.
Zaten kameralara konuşan bir genç “Bunlar hep geziyorlar. Ben son gördüğümde aynı arabalarında gördüm. Yine yüksek sesle müzik açmışlardı ve yine çok hızlı geçtiler” mealinde konuştu.
Bu gençler bir süredir uyuşturucu mafyasının ayak takımına dahil olmuş gençler… Torbacı da denilebilir. Bu lüzumsuz gençler, yolu bulmak, parayı vurmak için hiç çekinmeden milletin çocuklarını zehirleyen kişilerdi.
Uyuşturucu işinde bir süredir faaliyet gösteren bu gençler, henüz sektörde yeni kabul edildikleri halde, içinde bulundukları uyuşturucu mafyasına da kazık atmaya kalktılar. Çok hızlı gitmek istediler.
Daha sonra meydana çıkan videolarında “Planlarımız vardı ama seni de yarı yolda bıraktık kardeşim, kusura bakma” tarzında konuşmalarının da sebebi bu…
İçinde faaliyet gösterdikleri uyuşturucu mafyası, bunlara çok kızdı. Ortadan kaldırmaya karar verdiler. Zaten kim olduklarını, nerelere takıldıklarını hep biliyorlardı. Bağ evinde toplanmalarını beklediler ve sonra orayı bastılar.
Çok sayıda silahlı kişi ile ani bir baskın yapılınca, bu zehir taciri gençler, şoka girdiler. Uzun süre ağladılar, yalvardılar, kendilerini her türlü ezdiler ve affedilmeyi istediler. Lakin treni baştan kaçırmışlardı.
Aralarından boynu kırılarak öleni, gelen kişiler öldürdüler. Sonrasında diğerlerinin yalvarıp yakarmalarını ve gözyaşlarını hiç dikkate almayıp o videoyu silah tehdidi altında çektirdiler.
Dikkat edin, gözyaşlarına boğulmuş olmanın alametleri hala göz çevrelerinde göründüğü gibi, nefes alış verişleri ve beden dilleri de büyük bir hararetten sonra kendilerini aniden ve zorla sakinleştirdiklerinin tezahürleri ile dolu.
İş aslında bu safhaya gelmeden önce mafya, tepe isimlerden destek istedi. Üzerlerine hukuki sıkıntı kalmayacak şekilde öldürmeleri için devleti, emniyeti, adli tıp sistemini, hukuk sistemini bilen profesyonellere ihtiyaç vardı.
Bunun endişesiyle mafya tutup Solomon Soysuz’u telefonla aradı. Kendilerince şifreli konuştular ama ona da aslında şifreleme denilemez. Gayet net anlaşılıyordu. Neredeyse hemen her gün birilerine sıktıran, öldürten İçişleri Bakanı ve uyuşturucu mafyası üst yöneticisi Soysuz, hemen talebe karşılık verdi. İstihbarattan, ordudan, emniyetten atılmış ya da kısa sürede çok para kazanmak için kendileri ayrılmış kişilerden oluşan çetesinin mensuplarından birkaçını oraya gönderdi.
Söz konusu telefon konuşmasında Soysuz’un muhatabı kalifiye eleman kalmadığından, bu işlerin çoluk çocuğun eline düştüğünden, artık eskisi kadar rahat/büyük para kazanamadıklarından, işlerin çok daha zorlaştığından şikayet etti.
Sonra Soysuz’un infaz ekibi bağ evine geldi. Manzaraya/şartlara profesyonellerin gözüyle yakından bakıldı. Planlar yapıldı ve soğuk kanlılıkla uygulandı.
Bir insanın boynunun nasıl kırıldığını bilemeyecek, bilmeden bunu denese acemiliğini gösterecek ve ceset üzerinde bunun izlerini bırakacak bu kişiler, anlatılan hikayeye kanarsanız eğer, hiç titremeden ölüme gitmişler, kendilerini öldürmüşler.
Biri doğum günü kutlaması için hazırlıklar yapıyor ve esnaf dahil herkesi davet ediyor…
Diğeri yeni iş planları gereği İngilizce öğrenebilmek için internetten kitap siparişi veriyor… Diğerleri de hayatın olağan akışı içinde yollarına devam ediyor.
Sonra bir anda işte bu haberle Türkiye sarsılıyor. Girdikleri bu kötü yolda, henüz iyice ilerlemeden ve daha fazla insana zarar veremeden yolları kesiliyor.
Ölüme hiç sarsılmadan, hiç tereddüt etmeden gidebilecek kadar ruh sağlıkları bozulmuş olan gençlerin, ölümlerinden kısa süre öncesinde etraflarının da fark edeceği anormallikler sergilememesi mümkün değildir. Lakin bu gençlerin hiçbirinde böyle anormallikler de görülmedi.
Biri boynu kırılarak diğerleri tarafından öldürülmüş olsun. Diğer üçü, intihar etmeye gittikleri o araziye, zaten boynu kırılarak ölmüş olan arkadaşlarını neden götürsün?
Çok çok bunalmış ve daralmış ve ölüme susamış halde olsalar bile, bir insanın alnına dayanan bir tüfekle, kafası/beyni parçalanarak ölüme gitmesi kolay şey midir?
Aynı anda üçünün birden buna tereddütsüz hazır olması hayatın tabii akışına uygun mudur? Ya birinden talimat almışlar gibi hepsinin birden telefonlarını kapatmasına ne denilebilir.
Bu üç gençten biri, diğer ikisinden birini kafasından vurdu ve feci şekilde öldürdü diyelim… Karşısında kalan diğeri, ölenin halini görüp hiç sarsılmaz mı? Silahın alnına dayanmasına ve aynı feci sona gitmeye hiç tepki vermeden nasıl razı olur. Ya bunları bu kadar vahşice öldüren kişi hiç sarsılmaz mı? Sonra kendisine çene altından bu silahı dayayıp tetiğe basması, o kadar kolay mı?
Bu gençlerin ailelerinden kimseye hiçbir mesaj bırakmaması normal mi? Bu işin hukuku bellidir ve böyle toplu intiharlar önceden kararlaştırılır. Önceden kararlaştırıldığı için de mutlaka etraftan sezenler, anlayanlar olur ve intihar edenler de daha çok kişiye mesajlar bırakırlar.
Türkiye büyük ve güçlü bir devlet…
Bakmayın sözde Türk basın ve medyasında “İşte biz böyleyiz” denile denile moral bozulmasına. Pek çok sahada, dünyanın önde gelen devletlerine yakın seviyedeyiz.
Olay yeri incelemede de adli tıp sahasında da çok iyi yerlerdeyiz. Konuyu inceleyen/çalışan resmi kimlikli ekip arasında Soysuz’un adamları olmasa, böyle bir hadisenin “intihar görüntüsü verilmiş bir cinayet” olduğunu birkaç saat içinde kesinlik derecesinde söyleyebilirler. Hatta kendi aralarında söylediler ama röportaj yapacağı kişiler konusunda bile tepeden emirler alan yandaş basın ve medya, bunları sizlere duyurmadı. Bakın, haftalarca hatta aylarca tartışılabilecek ve iyi reyting yapılacak bu konunun üzerine gitmediler, peşini kovalamıyorlar.
Bu, Soysuz’un talimatı, nüfuzu ve devlet sistemini/kurumlarını yönlendirmesi/kısıtlaması ile gerçekleştirilmiş bir cinayet vakasıdır.
Lakin bu şekilde gerçekleştirilmiş ilk cinayet vakası değildir. Bir an önce şu soysuz, katil, cani, mafya reisi, milyonlarca insanın damarlarında zehir olup akan pislik herif, Rusya Yahudisi kökenli Mason vatan haini herif durdurulmadıkça bu acılar, bu cinayetler ve anaların gözyaşları durdurulamayacaktır.
Gizli Mason ve gizli Yahudi Prof. Dr. Taner Demirer de aşı ihanetlerine katıldı…
Türlü kirli işlerin, kirli bağlantıların içinde olan ve pek çok suç maddesinden derhal yargılanması gereken Taner, “21’inci günde antikor baktırdım, hakikaten çok yüksek düzeyde antikorum çıktı. Çin aşısı ölü bir aşı. Dolayısıyla güvenilir bir aşı, tarihsel bir kaydı da var” diyerek aşının yaptırılması gerektiğini söyledi.
Çok sık olarak evrakta sahtecilik suçları işleyen ve resmi evraklara ihtiyaç duyduklarında Yahudi/Mason/Satanist organ mafyalarının hep yanında olan, türlü kara para gelirleri elde eden gizli Yahudi Taner Demirer, ne olduğu bile meçhul olan aşıların milletimize yapılması kampanyasında üzerine düşen rolü oynuyor.
Taner Demirer “Milletimize Pandemiyi yenelim, etkisini azaltalım, eski normalimize dönelim istiyorsak mutlak surette aşı yaptırmamız lazım. Bir ülkede pandeminin kontrol altına alınabilmesi için insanların en az yüzde 60’ının aşılanması gerekiyor. Bu küresel bir problem. Dünya insanlarının en az yüzde 60’nın aşılanması lazım ki pandemiyi kontrol altına alabilelim. 50 milyon aşı gelir de nisana kadar 25 milyon insanımızı aşılayabilirsek bu iyi bir adım olacak. Aşıdan korkmamak lazım. Ükemizdeki insanlarımızın hızlı aşılanması ve aşı kabul oranımızı yüzde 80’e çıkarmamız gerektiğini vurgulamak istiyorum.” ifadelerini kullandı.
Bu gördüğünüz kişi bir dönme/travesti… Yani kendini kadın zan eden ve kadın gibi görünmek isteyen ama erkekliğini koruyan son derece düşük bir kişi…
Princess Kennedy yazıp görsellerde aratınca pek çok fotoğrafı çıkıyor ve bakılamıyor. İnsan gözlerini kaçırıyor.
Bu kişi de çakma Princess Kennedy… Şu meşhur Epphilia Hanım denilen ve son zamanlarda Telegram’da ses getiren kişi…
Bu da bir dönme/travesti…
Bunun ve çevresinin gerçek yüzünü nasipse bu akşam, vakit bulamazsam da yarın Line kanalımızda anlatacağım.
Hemen parlamayın!
Daha neler neler anlatacağız ve her şeyi birbirine bağlayacağız. Sonra işi resmi kimlikli ve yetkili kişilere bırakacağız. Kolluk kuvvetleri ve adli makamlar mevzuya el atacak, doğru muyuz yanlış mıyız meydana çıkacak. Heyecan yapmayın.
Haydi şimdi “Abla” ile de tanışın… Yayınlar Line’da devam ediyor.
Bazılarınız konuyu yanlış anlamışlar. Ben zaten mevzuyu adli makamlara taşımak istiyorum.
Kısa bir süreç yaşanacak, mevzu bu yayınlarımla adli makamlara yansıyacak, açık ya da gizli soruşturmalar yapılacak ve sonra çözüleceksiniz, toplanıp alınacaksınız. Heyecan yapmayın. Kanal geçmişi hepinizin önünde, her zaman yaptığımı yapıp sahayı hareketlendiriyorum.
O nasıl telefon trafiği öyle? Neler konuşuyorsunuz siz? Sizin gibi ahmak Sabetaycılar, İngilizlerin ve diğerlerinin desteği, yönlendirmesi olmadan ne iktidarı ele geçirebilirdi, ne Osmanlı’yı yıkabilirdi, ne rejimi değiştirebilirdi, ne de İslam’ı ve Türklüğü toptan yok etmek yolunda bu kadar ileri gidebilirdi…
Bakın, son yayınlarda hakaret etmedim ve hakikatleri söyledim. Şimdi de hakaret yok, hakikat var: hepiniz bir avuç ahmaksınız.
Her yerde iziniz var, her yerde deliller bıraktınız, hepiniz açıktasınız, mekanlarınız da ifşa oldu, bağlantılarınız da… Haydi biraz tepinin de nasıl bir oyun kurduğumuzu ve bu işin sonunda neler olduğunu bütün dünya konuşacak.
Bu mu yani?
Bu da son zamanlarda çekilmiş resmim… TC: 24028105158
Yorum yapanlarına bir bakın:
Su-de-su Demir-el, Sib-el Danış-man, Em-el Dur-man, Vecibe Gün-er, Şebnem Çakır-öz-er ve daha yüzlercesi…
Bu kodlamaların ne demek olduğunu duyurmadığımız okur yazar bir kişi kaldı mı bu ülkede?
Bu ülkeyi cehenneme çeviren, acıya, gözyaşına, ruh hastalıklarına, intiharlara, ahlaksızlığa koşan kişilere bakın. Resmi yetkili olsun, mafyalarda olsun, tamamına yakınının isimlerinde bu kodlamalar var.
Biz bu oyunu çoktan bozduk. Şimdi son darbeleri vurma vakti geldi.
Emniyetle bunları toplayıp almayalım diye bunları korumaya almayı konuşanlarınıza diyorum ki:
Bunları korumaya alan, kendini kucağımıza atar. Oyunun birden şiddetlenmesini istiyorsanız, bunları korumaya alın.
Bu lüzumsuzu basına medyaya çıkartma işine kim aracı olacak? Bora Gençer… O kim?
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] evet daha ilk tepkilerinden bile herkes anladı ne olduklarını ve nasıl köşeye sıkıştıklarını
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Bize düşen kısmını yapmaya devam edeceğiz, sonrası resmi kimliklilerin işi… Bunlar, laf anlatılabilecek sınırı çoktan aşmış geçmişler. Sadece akşamdan bu ana kadar yaptıkları paylaşımlara bakanlar bile ne kadar ahlaksız, kuralsız, müfteri, küfürbaz, fitneci ve ruh hastası kişiler olduklarını kolayca anlayabilir.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Hakaret etmeyen, iftira etmeyen ve seviyeli şekilde yazan çok sayıda takipçimizi de kendi kanallarında senin gibi engellemişler. Engellemedikleri takipçilerimize de sınır tanımadan küfürler etmişler, suçlamışlar, iftiralar etmişler.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Dava açacaklarmış güya ama şu saat oldu dilekçeyi paylaşamadılar. Avukatları varmış güye ama kanalın duvarından onlara talimatlar yağdırıyor. Hem de nasıl cümleler onlar, nasıl bir ruh hali o öyle… Sadece o cümleleri görenler bile “Bunun ayarı kaçmış, sağlıklı denemez” der.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Tutmuş kadim düşmanım kenan akkuş ile beni ortak yapmış. Benim hakkımda da cemaatimiz hakkında da internet çöplüğünden topladığı delilsiz, mesnetsiz iftiraları zaten bir çöplük gibi duran kanalına doldurmuş. Bir de tehdit ediyor “Özür dile yoksa gerçek yüzünü meydana sererim” diye… Birkaç kişi gelmiş, “bırakın özrü de hemen gerçek yüzünü serin meydana” demişler. Verdikleri cevap “Size görüşünüzü sorduk mu” şeklinde olmuş.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Tutmuş, Kenan Akkuş’un kendi akıl sağlığı raporu üzerinde çok çok basit bir değiştirme yaparak bana yamamaya çalıştığı sahte akıl sağlığı raporunu paylaşmış. Onun sahteliğini gözler önüne seren videom youtube kanalımda bile var. Bunlara CIA ajanı falan diyorlar da öyle değil. Dün biraz anlattım ki bunlar sahadaki ayak takımı. Boş tenekeler bunlar. Bunlar fuhuş işinde, organ işinde ve kara para işlerinde kullanılmış ve şimdilerde ise bu yayın sahasına yönlendirilmiş basit maşalar. Hepsi bir araya gelseler şu kanaldaki düzenli takipçilerimizin bilgisi, seviyesi karşısında hiç kalırlar.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Kanalına bakılacak gibi değil. Arkadaşlarım da ben de tamamına bakamıyor, okuyamıyoruz. Yazdıklarına sonuna kadar tahammül etmek mümkün değil. Görebildiğimiz kadarıyla söylersek benim sorularımın hiçbirine de cevabı yok.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Gerçek Princess Kennedy aramalarda hemen bulunuyor ve bu epi midir ne baş belası ise bu herif o dönmeyi/travestiyi ta kıyafetlerine, saç modeline hatta renk tercihlerine kadar kopyalıyor.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Gerçek-çakma kısmına dair bir kelam ettikerlini göremedik.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Oğlun gerçek oğlun mudur diye dokundurdum, gerçek hayat hikayeni nerede anlattın diye mindere çektim, kimliğini neden değiştirdin dedim ama hiçbirine giremedi bile…
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Bunun böyle olacağını ve tipik travesti tavırlarıyla karşılaşacağımızı, durmaksızın sövüp sayıp isyan edeceklerini, mantıksız ve tezat çıkışlar sergileyeceklerini, ortalığı velveleye vererek bu işin içinden sıyrılmayı deneyeceklerini baştan biliyorduk. Buna emindik ve böyle de oldu. Lakin bu tavırlarıyla bizden yakalarını kurtaramazlar. Bu iş adli makamlara yansıyacak. Emniyet icap eden operasyonları yapacak. Bunların ve çevrelerinde bulunan kişilerin ta Adnan Oktar’ın fuhuş mafyasına kadar olan bağlantıları bir bir meydana dökülecek
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Ben şu seviyesizlikleri karşısında onları muhatap alamam. Lakin yayınlarım ve sahayı yönlendirmelerim devam edecek
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Ses kaydımı da paylaştım “işte buradayım. Sizi göreyim” dedim. Hukuk yoluyla da gayr-i hukuki yollarla da ne yapabileceklerse yapsınlar. Şu anda, senin de baştan söylediğin gibi sadece kuyruklarının sıkışmış olduğunun tezahürü denebilecek tuhaflıklardan ve sayıp sövmekten başka bir şey yapamıyorlar
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] evet daha ilk tepkilerinden bile herkes anladı ne olduklarını ve nasıl köşeye sıkıştıklarını
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Bize düşen kısmını yapmaya devam edeceğiz, sonrası resmi kimliklilerin işi… Bunlar, laf anlatılabilecek sınırı çoktan aşmış geçmişler. Sadece akşamdan bu ana kadar yaptıkları paylaşımlara bakanlar bile ne kadar ahlaksız, kuralsız, müfteri, küfürbaz, fitneci ve ruh hastası kişiler olduklarını kolayca anlayabilir.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Hakaret etmeyen, iftira etmeyen ve seviyeli şekilde yazan çok sayıda takipçimizi de kendi kanallarında senin gibi engellemişler. Engellemedikleri takipçilerimize de sınır tanımadan küfürler etmişler, suçlamışlar, iftiralar etmişler.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Dava açacaklarmış güya ama şu saat oldu dilekçeyi paylaşamadılar. Avukatları varmış güye ama kanalın duvarından onlara talimatlar yağdırıyor. Hem de nasıl cümleler onlar, nasıl bir ruh hali o öyle… Sadece o cümleleri görenler bile “Bunun ayarı kaçmış, sağlıklı denemez” der.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Tutmuş kadim düşmanım kenan akkuş ile beni ortak yapmış. Benim hakkımda da cemaatimiz hakkında da internet çöplüğünden topladığı delilsiz, mesnetsiz iftiraları zaten bir çöplük gibi duran kanalına doldurmuş. Bir de tehdit ediyor “Özür dile yoksa gerçek yüzünü meydana sererim” diye… Birkaç kişi gelmiş, “bırakın özrü de hemen gerçek yüzünü serin meydana” demişler. Verdikleri cevap “Size görüşünüzü sorduk mu” şeklinde olmuş.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Tutmuş, Kenan Akkuş’un kendi akıl sağlığı raporu üzerinde çok çok basit bir değiştirme yaparak bana yamamaya çalıştığı sahte akıl sağlığı raporunu paylaşmış. Onun sahteliğini gözler önüne seren videom youtube kanalımda bile var. Bunlara CIA ajanı falan diyorlar da öyle değil. Dün biraz anlattım ki bunlar sahadaki ayak takımı. Boş tenekeler bunlar. Bunlar fuhuş işinde, organ işinde ve kara para işlerinde kullanılmış ve şimdilerde ise bu yayın sahasına yönlendirilmiş basit maşalar. Hepsi bir araya gelseler şu kanaldaki düzenli takipçilerimizin bilgisi, seviyesi karşısında hiç kalırlar.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Kanalına bakılacak gibi değil. Arkadaşlarım da ben de tamamına bakamıyor, okuyamıyoruz. Yazdıklarına sonuna kadar tahammül etmek mümkün değil. Görebildiğimiz kadarıyla söylersek benim sorularımın hiçbirine de cevabı yok.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Gerçek Princess Kennedy aramalarda hemen bulunuyor ve bu epi midir ne baş belası ise bu herif o dönmeyi/travestiyi ta kıyafetlerine, saç modeline hatta renk tercihlerine kadar kopyalıyor.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Gerçek-çakma kısmına dair bir kelam ettikerlini göremedik.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Oğlun gerçek oğlun mudur diye dokundurdum, gerçek hayat hikayeni nerede anlattın diye mindere çektim, kimliğini neden değiştirdin dedim ama hiçbirine giremedi bile…
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Bunun böyle olacağını ve tipik travesti tavırlarıyla karşılaşacağımızı, durmaksızın sövüp sayıp isyan edeceklerini, mantıksız ve tezat çıkışlar sergileyeceklerini, ortalığı velveleye vererek bu işin içinden sıyrılmayı deneyeceklerini baştan biliyorduk. Buna emindik ve böyle de oldu. Lakin bu tavırlarıyla bizden yakalarını kurtaramazlar. Bu iş adli makamlara yansıyacak. Emniyet icap eden operasyonları yapacak. Bunların ve çevrelerinde bulunan kişilerin ta Adnan Oktar’ın fuhuş mafyasına kadar olan bağlantıları bir bir meydana dökülecek
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Ben şu seviyesizlikleri karşısında onları muhatap alamam. Lakin yayınlarım ve sahayı yönlendirmelerim devam edecek
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Ses kaydımı da paylaştım “işte buradayım. Sizi göreyim” dedim. Hukuk yoluyla da gayr-i hukuki yollarla da ne yapabileceklerse yapsınlar. Şu anda, senin de baştan söylediğin gibi sadece kuyruklarının sıkışmış olduğunun tezahürü denebilecek tuhaflıklardan ve sayıp sövmekten başka bir şey yapamıyorlar.
Sert kayaya çarptıklarının farkında olmayanları da ilk şoku atlatıp farkına vardı ama çok geç kaldılar…
Epphilia isimli ahlaksız travesti herifin kanalında toplanmış binlerce gizli Yahudiden biri olan Em-el Dur-MAN da çırpınıp duruyor.
Zaten bu ahlaksız ve sağ gösterirken sol vuran kadroyu oynatan istihbaratçılar da aynı Em-el gibi hallerdeler. Bir an önce bu çetenin sakinleşmesini ve zararın asgariye indirilmesini istiyorlar.
Daha tepe istihbaratçı isimler ise bir an önce bu çetenin üyelerinin yok edilmesini ve emniyetimizin, savcılarımızın ellerine geçmemelerini istiyorlar.
Geceden beri ne yapabildiklerini de yazayım…
Tutunacak dallar aradılar. Mavi Türk, Ayyıldız team diye bir başladılar, irtibatları olan olmayan herkesin kendilerine destek vereceğini umdular. İlk saatlerde bunun yaşanmayacağını anladılar ve zaten başladıkları büyüleri artırdılar. Evet, sabaha kadar hem bu çetenin bazı üyeleri hem de bu kanaldaki binlerce gizli yahudi takipçiden bazıları büyüler yaptılar.
CIA’dan da bunları büyülerle, metafizikle korumak içim hamleler yapıldı.
Sonra, hayatında bir kere bile büyü yapmamış ve büyü nasıl yapılır bilmeyen beni, büyücü hoca ilan ettiler.
İşte Yahudiler dünyanın her yerinden bunun için sürüldüler. Bunların seviyesizliklerini, insanlığa yaptıklarını, kuralsızlıklarını anlatabilecek kelimeler hiçbir lisanda yok. Allah böyle Yahudilere Kur’an-ı Kerim’de lanet etti.
Epphilia ile CIA arasında paravan olan QAnoncu etkili bir kişi, Epphilia’ya ağır konuştu:
Büyüler üstüne büyüler yapınca, hepsinin kendilerine dönmesi ne kötü…
Kaç tane yöneticinin olduğu sayfada, şu ana kadar onca atar yapıp da son dokuz saattir tek bir yayın yapamamak, ne kötü…
Bir taraftan da “Şimdi mi gelirler, birazdan mı gelirler ve bizi alırlar” diye diye korkudan titremek, ne kötü…
“Şu kadar dakikan kaldı, özür dileyeceksin ya da hakkındaki her şeyi paylaşacağım” deyip durup da hiçbir şey paylaşamamak, ne kötü…
Hakkındaki bunca soruların hiçbirine cevap verememek, buna teşebbüs bile edememek, sonra bu hallere düşmek, ne kötü…
Lakin, bu daha bir başlangıç…
Arkalarındaki büyük oyun tam olarak ifşa olduğunda Türkiye şaşkına dönecek. Bu ayak takımını oynatanlar, böyle bir ayak takımıyla bu kadar düşmüş tiplerle bize oyun kurmaya karar verdikleri güne lanet edip duracaklar.
Şok, şok, şok!
Beklenen oldu ve Epi, verdiği sürenin bitmesinden on küsur saat sonra ve on saat yayın yapmadığından sonra, aniden bombayı patlattı. Bu gördüğünüz yayını yaptı ve artık mfs bitti. Her şey buraya kadardı. Bundan sonra bütün dünya mfs den kurtuldu. Epi, gerçekten de dediğini yaptı…
demek isterdim ama aşağıya ilettiğim ve Epinin kanalında paylaştığı şu yazı bilmem kaç sene öncesine ait ve Ömer Öngüt imzasıyla yayılmış bir yazı. Yazan MİT, imza atan Ömer Öngüt, yayınlayan da Hakikat Yayınevi.. Biliyorsunuz ki MİT bunu hep yapıyor. Soner Yalçın imzasıyla yayınlanan yazıları bile hep MİT yazıyor. Bu sebeple Soner canlı yayınlara çıkamıyor, sorulara muhatap olmak istemiyor. Çünkü sözde kendisinin yazdığı o kitaplardaki konulara vakıf değil.
Ömer Öngüt’ün tıpkı Epi ve çevresindekiler gibi ayak takımından ve kullanılan bir kişi olduğu ve ayrıca MİT personeli olduğu daha sonra evraklarıyla, evet evet, tartışmaya mahal bırakmayacak kesinlikte gözler önüne serildi. Üzerine de bilmem kaç sene geçti.
Hatta öyle bir serildi ki Sabetayist Ferit Şahenk’in N TV’si bile bunu ana haber bülteninden haber yapmak zorunda kaldı.
Durun, daha bitmedi. Bütün bunlar çok sayıda ana haber bülteninde, ayrıca basın organlarında haber oldu. Köşe yazılarına konu oldu, kitaplara mevzu oldu. Daha da bitmedi, bunları internet aramalarında bile bulmak ve Ömer Öngüt üzerinden kimlerin nasıl oyunlar kurduğunu görmek de çok kolay bir iş… Ömer Öngüt imzasıyla yayınlanan kitaplara bakılınca dünyada kendisinden başka bir tek müslüman bile bulunmadığı ve herkesin kafir, münafık, art niyetli, müşrik ve bilmem ne olduğu iddialarını görmek ve hemen “Bu kadar da olmaz. Ne delil, ne ispat, ne şahit var ama saldırmadığı hiçbir Müslüman kalmamış” demek de kolay bir iş.
İşte Epi ve çevresindekiler bu kadar basit, vasıfsız, liyakatsiz, samimiyetsiz, ahlaksız, müfteri kişiler. İşte böyle kişilere CIA aracılar üzerinden veriyor dosyaları, sağlıyor geniş bağlantıları ve bize uygulanan sansürler bunlara uygulanmıyor ve yürüyüp gitmeleri isteniyor. Gördünüz mü büyük oyunu?
Bu arada, bunlarla bağlantılı diğer sosyal mecra hesaplarını da ifşa edelim mi? Vakti geldi mi?
Akademi Dergisi, [24.12.20 22:53] Öyle pis bir bataklığın içindeler ki çırpındıkça daha çabuk/hızlı batıyorlar.
Akademi Dergisi, [24.12.20 23:02] [C. kişisinden iletildi] Arkadaşlar şu dakikadan sonra daha fazla epphi homosunun üzerinde durmaya gerek var mı? Bu homo ve tayfasının durumu, Adnan Oktar ve ekibinin bir zamanlar Akademi’ye karşı yürüttükleri husumet faaliyetlerini anımsatmıyor mu sizede? MFS onlara içeriye tıkanacaklarını söyledikce, dünya geneline kurulu şeytani sistemdeki konumlarına güvenip akıllarınca Akademi ile dalga geçiyorladı.MFS, Oktar çetesinden çok çekti ama sineklerle uğraşmak yerine bataklığa yöneldi. Sonuç olarak Oktar ve çetesini mensubu oldukları şeytani sistem kendisi harcadı. Oktar’ın kedicillerinden hapise razı olmayanlar, şeytanilerin MIT içindeki hain kendi adamlari tarafindan ormanlarda infaz ettirilip yok edildiler.
Şahsi kanaatim şudur ki, MFS yaptığı yayınla hem TCKN numarasını hem de eşgalini paylaşarak bu epphi denilen homo ve ekibinden bazıları hakkında, çakma prenses epphi gerçek bir kadın değil, falanca admini de gerçek kadın değil, diğer bir admini gizli yahudi ve fuhşiyatla, organ kaçakçılığı ile bağlantılı insan görünümlü şeytan bunlar, gibi yazılar yazmasıyla başlayan gümbürtüde hedef epphi homosu ve tayfası değil, bunları kullanan arkasındaki şeytani oluşumlar.
Her iki sayfayı takip edip kafası karışmış olan arkadaşların epphi denilen homoya sormaları gereken sorular nedir? Kendi sayfandan sözde avukatlarına çağrı yaptın. Namuslu şerefli haysiyetli bir kadın bu kadar ağır ithamlara muhattap olduktan sonra ve sözde avukatlarına da çağrı yaptıktan sonra neden sayfasında dava esas nosunu ve dilekçe ekran görüntülerini paylaşmak yerine saçma sapan ahlaksız küfürlü yazılar paylaşarak kendisini daha fazla rezil eder? “Ben …. tc nolu …. kişiyim. Kamuoyuna prenses epphi bilmem ne olarak biliniyorum. Namuslu normal bir kadın olmama rağmen, … tc nolu … kişi benim hakkinda …. ifadeler kullanmıştır. Şikayetçiyim. ” gibi bir dilekçe sözde avukatlarına yazdırmak çok mu zor?
Akademi Dergisi, [24.12.20 23:12] [Cht Src kişisinden iletildi] Akademi dergisini yaklaşık olarak 6 senedir takip ediyorum. Mfs Ne dediyse ne söylediyse hepsi birbir çıktı ..organ kaçaklığını hakkında yapmış olduğu paylaşımlarda, insanlar cimere şikayet edince ne tesadüfki cimer bakım onarıma alındı.. nokta
….O SAHTE PEZEVENK ILE ISIM BITMISTIR… NE OLMASI GEREKIYORSA OLUYOR….SAHTE PRINCESS KENNEDY ILE UGRASSIN 🤫
Bu kadar olur, şu sahtekarlığa bir bakın.
Şunun hala sinsice denediği şeylere bir bakın!
10 saat susup yayın yapamadı, bana süre verdi ama süre bitti hakkımda bir şey paylaşamadı. Hakkındaki soru işaretlerine cevap da veremedi, hayatını da anlatamadı. Hakkımda davacı olması istendi ve onu da yapamadı.
Sonunda işte bu numarayı da denedi. Paylaştığı ne biliyor musunuz? Şikayet dilekçesi falan değil. Kolayca ve çok net görünür şekilde çekebileceği halde öyle karartılmış ve altı, üstü kadraja girmemiş şekilde çekti. Altına da işimin bittiği yani davalık olduğum manasına gelen cümleler yazdı.
Oysa o metin başka biri tarafından yıllar önce yazılmış bir metin…
Bu ayak takımı çete, herhangi bir hukuk devletinde benden davacı olsun, başlatılacak soruşturmalarda benim ifademe başvurulmasına ve deliller sunmama bile gerek kalmaz ve Ankebut Ağı dünya üzerinde eş zamanlı olarak çok büyük ve bitirici darbeler almaya başlar.
Fuhuş, organ, uyuşturucu, şantaj, insan ve bebek dahil her türlü kaçakçılık, nüfuz casusluğu, terör örgütlerinin kurulması, finansmanı ve yönetilmesi diye saymaya başlayın, her pis iş bunlarda. Bunlar bütün insanlığın düşmanı. Bunlar kendilerini insan olarak kabul etmiyorlar. Bunların sınırı, kuralı yok. Bunlar için her şey her şartta meşru…
Zaten daha önce yazdım ki bunları çözerken iki adım sonrası bile Adnan Oktar suç örgütüne de çıkıyor. Dediğim gibi siyasi bağlantılar ve mafya bağlantıları da var. Yol hemen AKPKK’ye de çıkıyor, Sabetaycı suç ve terör örgütü (SATÖ)ye de çıkıyor, Mason teşkilatına da çıkıyor. Terör örgütlerine de çıkıyor. Çıkıyor da çıkıyor…
CIA’nın bu ayak takımı çeteyi bir şekilde yok etmekten başka çaresi kalmadı. Ya bunu yapacaklar ya da biz alttan yukarı doğru toplamaya, almaya, çökertmeye başlayacağız. İkisi de bize uyar. Acelemiz yok ve bunlar çırpındıkça aslında bir zihniyet, bir strateji, bir derin/gizli dünya devleti, dünya genelinde çöküyor. Bunlar çırpındıkça deccal devri sona eriyor.
Bizim kanalımızı dünyanın dört bir yanından çok önemli, çok etkili kişiler, kurumlar, kuruluşlar takip ediyor ve çok şeylerin farkına varıyorlar. Eş zamanlı olarak dünyanın pek çok ülkesinde Türkiye ile benzer gelişmeler yaşanıyor. Böyle insanlıktan çıkmış, bütün bu pis işleri yapan, dünya genelinde gizlice teşkilatlanmış ve bir de sanki işledikleri bu suçları ve içinde bulundukları bu suç örgütlerini ifşa ediyormuş rolü de oynayan Yahudi ve Satanist gruplardan, çetelerden, bizden başka ülkelerde de çok var.
Bu işin devamında QAnon akımı bile ya çökecek ya da ayara girecek, Ankebut Ağının kontrolünden çıkacak.
Bu işin devamında Türkiye’den bile çok kişiler içeri girecek. Kısa sürede Türkiye basında, medyada ve sosyal medyada bunlar gibi sağ gösterip sol vuranlar hızlıca ifşa olacaklar. Gerekenler de yapılacak.
Epii! Epi neredesin, ses ver. Yine ne geldi başına? Neden kanalda yayınların durdu? Bir videolu paylaşım yap, halinin ne kadar iyi olduğu videondan görülsün ama tarih, saat ver…
Bak etrafındaki küçük çete iyice çözülüyor, dağılıyor. Savaşmalısın, dik durmalısın, pes edemezsin.
Akademi Dergisi, [26.12.20 16:50]
Arkadaşlar! Epi nerede, ne halde? Aradınız mı, görüştünüz mü? Sağlığı ve psikolojisi iyi mi? “İyiyim, hiçbir sorunum yok” diye yeni çekilmiş ve tarih verdiği video paylaşacak mı?
Medyum ve büyücü Epphilia’dan haber alınabiliyor mu? Neden paylaşımlarında sorunlar ve uzun aralıklar var? Tarih ve saat verdiği video kaydı paylaşamayacak halde mi?