Etiket arşivi: Milli Görüş

Kimi kastediyor?

Kimi kastediyor?

Fuhuş sektöründe faaliyet gösteren Adnan Oktar’ı ve şürekasını mı? Diğer yandan attığı taş Erbakancı millet vekillerine mi gidiyor?

Öyle ise şu meşhur Adnan Oktar davasında, Sabetaycı gizli Yahudi Adnan Oktar’ın fuhuş çetesi lideri olduğu meydana çıkartıldı mı?

Mehmet Fahri Sertkaya

Bu nasıl bir terbiyesizliktir

Kahrolsun

“Zelenskiy’den gövde gösterisi. Tehlikeli sınıra kadar ilerleyip boy gösterdi.” başlığı atılması gereken bir habere “Zelenski zikzak çizerek kaçtı” başlığını atmak ve algıları değiştirip gerçeği çarpıtmak gazetecilik ise, kahrolsun gazetecilik. Yıkılsın, viran olsun, en küçük bir parçası dahi kalmasın.

Bu nasıl bir terbiyesizliktir. Bir devlet sistemi, vatandaşlarını bu kadar aleni şekilde kandırmak isteyen ve başka ülkelerin menfaatleri icabı mühim konularda algı yönlendiren sözde gazetelere nasıl tepkisiz kalabilir. Sözde Milli Gazete, Ortodoks Hristiyan dünyasına ve dolayısıyla Ruslara mı çalışıyor. Büyük bir tepki alacağını bildiği halde neden şu kritik anda Ukrayna’yı ve Zelenski’yi küçük düşürmek için çırpınıyor. Başlıktan “kaçtı” deniliyor ama haber metni içinde bunu tekrar edemiyor. Zelenski’nin Rus yanlısı ayrılıkçıların keskin nişancı ateşlerine hedef olabileceği bir bölgeye kadar gittiği, oradan daha güvenli bir alana geçene kadar zikzak çizerek koşmaları gerektiği ifade ediliyor. Yani olması gerekeni yapan bir Zelenski var, yazılması gerekeni haber metni içinde yazan ama üst başlıkta algı oyunları yapan bir Zilli Gazete var.


İçi tıka basa gizli kimlikli vatan hainleriyle, en çok da gizli ortodoks hristiyanlarla dolu olan Zilli gazetenin son zamanlardaki tavırları, zamanında “kartel basını” denilen gizli Yahudi basınının Müslümanlara karşı sınır tanımaz tavırlarından hiç farklı durmuyor. Anlaşılan o ki şu sözde Milli Görüş denilen pisliğin gerçek yüzünü iyice gün yüzüne çıkartmanın ve önde gelen aktörlerini dosyaları ile birlikte toplayıp almanın vakti gelmiş.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Bu nasıl bir terbiyesizliktir

Kahrolsun

“Zelenskiy’den gövde gösterisi. Tehlikeli sınıra kadar ilerleyip boy gösterdi.” başlığı atılması gereken bir habere “Zelenski zikzak çizerek kaçtı” başlığını atmak ve algıları değiştirip gerçeği çarpıtmak gazetecilik ise, kahrolsun gazetecilik. Yıkılsın, viran olsun, en küçük bir parçası dahi kalmasın.

Bu nasıl bir terbiyesizliktir. Bir devlet sistemi, vatandaşlarını bu kadar aleni şekilde kandırmak isteyen ve başka ülkelerin menfaatleri icabı mühim konularda algı yönlendiren sözde gazetelere nasıl tepkisiz kalabilir. Sözde Milli Gazete, Ortodoks Hristiyan dünyasına ve dolayısıyla Ruslara mı çalışıyor. Büyük bir tepki alacağını bildiği halde neden şu kritik anda Ukrayna’yı ve Zelenski’yi küçük düşürmek için çırpınıyor. Başlıktan “kaçtı” deniliyor ama haber metni içinde bunu tekrar edemiyor. Zelenski’nin Rus yanlısı ayrılıkçıların keskin nişancı ateşlerine hedef olabileceği bir bölgeye kadar gittiği, oradan daha güvenli bir alana geçene kadar zikzak çizerek koşmaları gerektiği ifade ediliyor. Yani olması gerekeni yapan bir Zelenski var, yazılması gerekeni haber metni içinde yazan ama üst başlıkta algı oyunları yapan bir Zilli Gazete var.


İçi tıka basa gizli kimlikli vatan hainleriyle, en çok da gizli ortodoks hristiyanlarla dolu olan Zilli gazetenin son zamanlardaki tavırları, zamanında “kartel basını” denilen gizli Yahudi basınının Müslümanlara karşı sınır tanımaz tavırlarından hiç farklı durmuyor. Anlaşılan o ki şu sözde Milli Görüş denilen pisliğin gerçek yüzünü iyice gün yüzüne çıkartmanın ve önde gelen aktörlerini dosyaları ile birlikte toplayıp almanın vakti gelmiş.

Mehmet Fahri Sertkaya – http://www.mfs.tv

Refah Partisi İlçe eski Başkanı Mahir Kadıoğlu…

Trabzon’un Tonya ilçesinde, Refah Partisi İlçe eski Başkanı Mahir Kadıoğlu (69), yalnız yaşadığı evinde ölü bulundu.

Mahir Kadıyan da gizli bir Rum ve Hristiyandı. Tıka basa gizli Ermeni, gizli Rum, gizli Süryani, gizli Hristiyan hainlerle dolu olan Zilli Görüş teşkilatındandı. Zaten yaşı ileriydi ve rahatsızlıkları vardı, bir süredir metafizik tekniklerle çarpılıyordu.

Çukuru derin, azabı elim olsun. Amin.

Mehmet Fahri Sertkaya

Etkisiz eleman

Gizli Hristiyan Karamollaoğlu, HDPKK’nin artık kapatıldığını, buradan geri dönüşün olmadığını, bundan sonra HDPKK’nin kapatılmaması için mücadele etmenin, varlık göstermenin, restleşmenin manasız olduğunu ifade eden konuşmalar yaptı.

Gizli Hristiyan Davudoğlu da bu gerçeği kabullendiğini ifade etti ama “Yine de bizimle beraber olmalısın. Bu noktaya gelmişken bizi yalnız bırakamazsın. Mücadele etmelisin.” tarzı çıkıştı.

Neticesiz ve faydasız bir görüşme oldu. Karamollaoğlu’nun Davudyan’a, Kılıçdaryan’a hiç güveni yok. Kendisini kullanmak istedikleri kanaatine sahip. Ben de neyi kullanmak isteyeceklerini uzun süredir anlayamıyorum. Karamollayan’ın Türk siyasetinde bir nüfuzu, tesiri yok. Tabanı yok, oyu yok. Milli Görüş dedikleri ve bizim uzun zamandır Zilli Görüş dediğimiz şey çoktan buz oldu, eridi, bitti. Erbakan hayatta iken bile son zamanlarında vaziyet buydu. Bu gizli Ermeni çetesi, sözde Müslüman özde İslamcı bir avuç lüzumsuzu muhatap alarak siyaset yapan Karamollayan’ı elinde tutmak istiyor. Onu varlıkta tutmaya çabalıyor, onu sürekli mevzu ediyor. Yoksa onu duyan, bilen olmayacak.

Bu, gizli kimlikli ve hain emelli bu şahısların köklerinden gelen bir birlik mücadelesi gayretinin tezahürü olsa gerek. Yoksa siyasi sahaya bakanlar, tuhaflığı hemen görebiliyorlar. Etkisiz elemanın siyasetin olağan akışı dışında çok tuhaf şekilde sürekli muhatap alındığını görebiliyorlar.

Bu gerçeği, Karamollayan’ı lider tanıyan o bir avuç lüzumsuz zilli görüşcü tabanı göremiyor mu? Görüyorlar da rahatsız mı olmuyorlar?

Mehmet Fahri Sertkaya

Sabetaycı gizli Yahudi Necmettin Erbakan’ın “Davam” kitabı…

Sabetaycı gizli Yahudi Necmettin Erbakan’ın “Davam” kitabı…

Tahrif olmuş, aslından bozulmuş Matta İncil’ini kaynak alıyor. Halbuki İsa aleyhisselamın ve tahrif olmamış gerçek İncil’in, İsa aleyhisselamdan sonra hz. peygamberimizin (s.a.v.) geleceğini haber verdiğine temas edilmiş olan sahih hadisler var ve bunlar çok meşhur hadis-i şerifler. Neden bu hadis-i şerifleri kaynak almak yerine tahrif edilmiş Matta İncil’ini kaynak almış? Neden hiç değilse “Hatta bilir misiniz, muharref Matta İncil’inde bile şöyle bir cümle geçer” dememiş? Neden?

Erbakan, hem İslam dinine dair genel kültür seviyesinde bir bilginin dışında, hiçbir ilmi temeli olmadığı için, hem de zaten Müslüman olmadığı, art niyetli olduğu için böyle davranıyordu.

Ya sonraki paragrafta yazdıklarına ne demeli? Sanki daha önceki bütün hak peygamberler zamanında ilim, ahlak, adalet, nizam-ı alem eksik kalmış, tam ayarında olmamış da sadece hz. Peygamberimiz zamanında insanlığın ihtiyaç duyduğu ilim, ahlak, hikmet, adalet seviyesi mümkün olabilmiş gibi bir manadan başka bir şey çıkmıyor.

Daha aşağıdaki cümlelerinde “İslam demek adil düzen demektir.” demiş. Adil düzen yani küfrün tüzüğüne bağlı herhangi bir siyasi parti iken onlarca sene “İslami parti” diye anılan kendi küfür partisi… Ya da bilinen diğer isimleri ile Milli Nizam, Refah, Fazilet, Saadet…

Kitabın ismi bile samimiyetsizce duruyor. Hitler’in Mein Kampf’ı yani bilinen adı ile “Kavgam”ı taklit edilmiş gibi… Kitabının ön kapağının altına büyük punto ile ve tamamı büyük harflerle “Ne yaptıysam Allah rızası için yaptım” yazılması da ayrı bir samimiyetsizlik…

Sahtekarlık ve hatta ihanet…

Sabetaycı gizli Yahudi Necmettin Erbakan’ın hayatının hiçbir döneminde kitap yazabilecek vasfı/seviyesi/birikimi olmadı. Onun işi, önemli konuları sağdan soldan dinlemek ya da okumak, sonra aklında kalanları bir araya getirmek, nutuk vermek, anlatmak, şovunu yapmaktı. Hayatı boyunca bundan başka bir şey yapmadı. Zaten bu kadarını da samimiyetle yapmadı. Şu rezil haldeki “Davam” kitabını Necmettin Erbakan yazmadı. Kendisi yazsa, bundan da rezil bir şey ortaya çıkardı. Kitabını, ömrünün sonuna kadar ısrarla savunduğu Sabetaycı gizli Yahudi Adnan Oktar’ın da hep yaptığı gibi başkasına yazdırdı. Yazdırdığı kişi de Türkiye’deki Sabetaycı gizli Yahudi hainlerden biriydi. Kendi hain cemaatinden olan bu kişi tanınmış bir yazar falan değildi ama biraz kalem kullanırdı.

Başkasına yazdırdığı bu kitabı baskı öncesi okudu, ufak tefek müdahaleler yaptı ve neşretti. Erbakan’ın hayatının her dönemi sahtekarlıkla geçti.

Zaten İslami eserleri biraz okumuşluğu olan bütün Müslümanlar, Davam kitabının yazarının İslami konulara ve terimlere hakim olmadığını anlar.

Mehmer Fahri Sertkaya

Milli Görüşçülük evcilik oyunudur.

Şeriat İran değil Kur’an’dır. Sünnettir. Hz. Peygamberimizin (s.a.v.) örnek hayatıdır. Onu örnek alan mübarek sahabelerin, başta da dört halifenin hayatları, uygulamalarıdır. Sahabeleri örnek alan Tabiin ve tebe-i tabiin devri müslümanlarının örnek yaşamları ve uygulamalarıdır.

Şeriat siyasi parti değildir.

Şeriat felsefe, ideoloji değildir.

Şeriat İran ya da Mısır ya da Şiilik değildir.

Şeriat Suudi Arabistan ya da Vehhabilik ya da el Kaide değildir.

Humeyni, Ali Şeriati, Mevdudi, Seyyid Kutub, Cemalettin Afgani, Reşit Rıza, Muhammed Abduh, Necmettin Erbakan ve diğerleri… Bunların hiçbiri gerçek İslam alimi de, gerçek İslam mücahidi de değildir. Özellikle Erbakan boş adamın tekidir. Hatta kendini devasa göstemek için bir ömür İslam davasını perişan etmiş zavallının tekidir. Milli Görüşçülük evcilik oyunudur. 

İslam’da bilen bilmeyen herkesin seçim yapma hakkı yoktur. Bu gün bilinen ve kabullenilen şekli ile bir seçim sistemi de yoktur. Dolayısıyla İslam’da siyasi parti de yoktur. İslami Parti tabiri ve gayreti, cahilce ve çocukça bir oyundur. Müslümanların siyasi partilere ihtiyacı da yoktur. İlim, amel ve ihlasın olduğu bir yerde huzur içinde idare edilmek için bir partiye ve parti liderine ihtiyaç yoktur. İlim, amel ve ihlasın olmadığı bir yerde bin tane parti de olsa, İslamı parti zan eden bin tane parti lideri de olsa boştur. Kendini kurtaramaz bu kadrolar ki, ilimsiz, amelsiz ve ihlassız bir milleti nasıl kurtarsınlar.

Bizim, faydasız, boş siyasi mücadelelere ve şovmenliklere heba edilecek vaktimiz yok.


Mehmet Fahri Sertkaya

Siyasal İslam, İslami parti, Necmettin Erbakan ve Mahmud Efendi. Kim bu filmin senaristi?

Sizce Erbakan, Tansu Çiller ile koalisyon yaparken onun Sabetayist bir gizli Yahudi olduğunu, kocası Özer Uçuran Çiller’in de bir Tapınak Şövalyesi olduğunu biliyor muydu?

Ya da Erbakan’ları Çiller ile bile ortak hükumet kurmuş birileri, nasıl olur da DYP’ye ya da benzerlerine oy vermiş cemaatlere gâvur muamelesi yapabildi/yapabilir?

Haydi bunu da geçtik, şu “İslami parti” dedikleri şey nedir? Bunun fıkhını kim belirlemiştir? Bunun dayandığı şer’i deliller nedir? Gerçekten İslam’da böyle komedi bir düzen, böyle komik, gülünesi, saçma sapan, bilen bilmeyen herkesin seçebildiği, bilen bilmeyen herkesin seçilebildiği, kadın erkek herkesin seçip seçilebildiği bir siyasi sistem var mıdır? Buna cevaz verenler “Kadının idaresi altındaki milletler yüz üstü sürünsün. Yüz üstü sürünsün. Yüz üstü sürünsün” hadis-i şerifini nereye koyacaklar?

Haydi bunu da geçin Merve Kavakçı’nın başörtüsü ile vekil olmasının İslami yönü nedir? Bunu başarabilselerdi İslam’a ve müslümanlara hizmet mi etmiş olacaklardı? Şimdi başörtülü kadınları vekil hatta bakan yapanlar iyi bir halt mı yapıyorlar? İslam’da kadınlar idareci olabilmekte midir?

Bütün bu samimiyetsiz uygulamalara, bu islami parti(!)nin kararlarına hangi fukaha fetva vermiştir?

Şimdi denilecek ki; “İyi ama biz bir İslam devleti değiliz ki, bu yüzden taktik hareketler yaptık.”

Biz de diyeceğiz ki;

 1-  Erbakan’ın hareket tarzına bakıldığında ne dar’ül islam ne de dar’ül harp fıkhını uyguladığını, ne de bunları doğru düzgün anlayıp bildiğini görüyoruz.

  2-   Erbakan’ın yılmaz destekçisi ve bazılarımızın Erbakan’ın onun emirlerine göre hareket ettiğini zan ettiği sözde Müceddid Mahmud Efendi’nin de bu memleketi İslam devleti kabul ettiğini biliyoruz. Mahmud Efendi’nin bağlısı gibi görünen aslında sadece ama sadece menfaatlerine bağlı sarıklı, cübbeli sakallı bazı ekran şovmeni sözde hocaların da bu ülkeyi İslam ülkesi ilan ettiklerini, Erbakan’ın arkasından “Evliya gibi adamdı. İslami bir partinin lideri idi. Emer’ül mü’minin idi. Efendi hazretleri de hep bunları söylerdi” dediğini duyuyoruz.

O halde, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Hatta bu nasıl bir bulama? Söz konusu olanın on milyonlarca müslümanın dünya ve ahiret saadeti, hatta ebedi saadeti olduğunu tekrar hatırlatsak, ağzı ilimle konuşan, gönlü/kalbi münafık olan bu sözde hocalara bir tesiri olur mu? Ne dediklerini, neye sebep olduklarını dikkate alıp hallerini düzeltirler mi?

 3-   Öyle bir manzara gördük/görüyoruz ki, gerek ilmi, gerek siyasi kadroda, en başta gelen şahıslara, hatta kendini mürşid zan edip yığınları buna inandırmış Mahmud Efendi’ye kadar hiç kimse ne yaptığını bilmemiş. Bu gün de bilmiyorlar. Tam bir bilinmezlik, tam bir kaos hakim…

Birileri artık Siyasal islam denilen ve üç beş kendini beğenmişin, üç beş megalomanın mesnedsiz-dayanaksız hareket tarzı üzerine kurulu bu sistemi sorgulasın. İslamda böyle bir şey yok! YOK! YOK!

Elli senedir heba edilen, halen de heba edilmeye devam edilen emeğin, zamanın, paranın, gayretin akıl almaz bir vebali var ve bu vebal ilk önce Erbakan ile Mahmud efendi’nin ve sonra da hala bu isabetsiz yolu devam ettirmek isteyenlerin üzerinde.

https://ok.ru/video/370267261552

Mehmet Fahri Sertkaya