Etiket arşivi: Türkiye

Ne dediysek o…

Ne dediysek o…

Plan işliyor. Özgür Özel’in de Sabetaycı gizli Yahudi olduğunu, AKPKK ile danışıklı dövüştüğünü ama artık AKPKK’yi gerçekten bitirme emri aldıklarınını v.s. daha önce yazmıştım. Hatta çok sayıda kişinin sosyal medya ve e-posta üzerinden kendisine yazıp bu hususları sormasını sağlamıştım. Dut yemiş bülbüle dönmüştü. Hala sesi çıkmıyor, karşıma çıkamıyor. Lakin konseyin emri icabı oynanan oyunlarda o da rolünü oynuyor.

Ortamı daha da gerecekler…

Herkes işini yapıyor, rolünü oynuyor.

Ankebut Ağı mensubu, MİT/CIA ortak personeli, gizli Yahudi ve Mason vatan haini Doğu Perinçek de talimatları yerine getiriyor. Bakın Doğu Perinçek neler dedi:

“Ekonomideki iflas, seçim sonuçlarına da yansıdı. Türkiye’nin önünde hükümet, iktidar sorunu var. Artık Türkiye’yi AK Parti tek başına yönetemez. Önümüzdeki ekonomik sarsıntılara bakıyoruz. Türkiye, ağır bir durumla karşı karşıya. Çok ciddi bir uyarı, bu. (…) Göreceksiniz, buradan söylüyorum AK Parti iktidarının devam etme şansı yok. Cumhurbaşkanlığı sistem içerisinde bir çözüm yok. Cumhurbaşkanlığı seçiminin yenilenmesi veya Cumhurbaşkanının istifası dışında görülen bir çözüm yok. Türkiye, büyük bir karar verecek. Türkiye, çalkantılı bir döneme giriyor. Türkiye, parlamenter sisteme dönecek.”

İslamcı münafıkların Yeni Nakit gazetesinin haberi…

Sanki Doğu Perinçek’in maskesi olduğunu, AKPKK ile kirli bağlantıları ve işleri olduğunu, Tayyip’in Perinçek’ten farksız hatta daha şerli biri olduğunu bilmiyorlardı…

Mehmet Fahri Sertkaya

Bunlar, başka bir dünyaya açılan kapı gibi

Konya’daki obruklardan Bahamalardaki deniz altı obruklarına…

Türkiye’de Nat Geo belgeselleri yasaklanmalıdır. Bunlar belgesel değil adeta bir silahtır. Tamamen Amerikan, Siyonist, Mason menfaatleri çerçevesinde zihin yönlendirmesi yapmaktadır. Türkiye Nat Geo belgesellerini yasaklayarak ve sebebini dünya insanlığına şeffafça ve ispatları ile anlatarak, bu hususta dünyanın diğer devletlerine örnek olmalıdır. Oralarda da yasaklanmasının önünü açmalıdır.

Şu National Geographic belgeselinde “Dünyadaki en tuhaf jeolojik kaya olumşumlarından bazıları” denilen şeyler, tıpkı geçenlerden mevzu ettiğimiz Konya’daki obruklar gibi, dünya dışı teknoloji ile oluşturulmuş çukurlar/mağaralardır. Nat Geo’unun, o dikine inip sonra yatay devam eden mağara sistemini inceleyebilecek çok gelişmiş araçları var. Oraya insan/dalgıç girmesi şart değil, araçlar da girebilir ama oldu bittiye getirip konuyu ileri götürmüyor. Çünkü Nat Geo’nun başındakiler, orada neler döndüğünü zaten biliyor. Bermuda Şeytan Üçgeni denilen alanda, okyanus suyunun altında, yeraltı üssüne giriş yolları olan bu gibi sözde çukurlardan çok sayıda olduğunu da biliyorlar. İşlerine gelseydi, Türk/İslam düşmanlığı hatta insanlık düşmanlığı yapabilecekleri bir mevzu olsaydı, milyonlarca dolar harcar ama oralara yine de ulaşıp görüntü alırlardı. Nat Geo’nun başındakiler, İstanbul Boğazı’nın binlece sene önce yapay olarak açıldığını da biliyorlar. 40 sene olmuş o bilimsel çalışmalar yapılalı ama dünya insanlarının kaçı bu gerçeği duyabildi?

Mariana Çukuru

Mariana Çukuru (nam-i diğer Challenger Çukuru), dünyanın en derin çukuru. Büyük Okyanus’ta Endonezya ile Japonya arasındaki bu çukurun derinliği 10 km… Buraya, Ankebut Ağı’nın en önemli adamlarından biri olan ve geçmiş yayınlarda adını andığımız Kanadalı bir yönetmen James Cameron “Dikey Torpil (Deepsea Challenger.)” adlı özel denizaltısıyla ve tek başına inmeyi başardı. O derinlikte birkaç saat kaldı ve sonra 70 dk. da su üstüne çıktı. Bermuda Şeytan Üçgeni gibi yüzyıllardır tartışılan bir konuya son noktayı koyabilmek adına Nat Geo ne yaptı? Hiç… Hiçbir şey yapmadı. Bir fayda sağlıyormuş görünen bir sözde belgesel yaptı ve onun da başından sonuna kadar her yanı aldatıcılık dolu… Deniz altındaki obrukların nasıl oluştuğuna dair son buzçağı, asidik yağmur diyerek izah yapmasına kahkahalar atılmalıyken kimse gülemiyor, herkes ciddiye almaya çalışıyor. Çünkü Ankebut Ağı’nın basın/medya gücü sayesinde zihinler onlarca senedir çoktan yıkanmış ve tıpkı cumhuriyet ve demokrasi karşıtı olamayacağınız ya da Hitler yanlısı olamayacağınız gibi Nat Geo karşıtı da olamazsınız. Böyle bir hakkınız yok. Buna teşebbüs ederseniz bile çağdışı bir insan olur meydanda kalırsınız.

Mehmet Fahri Sertkaya

Çok sayıda devlette çok sayıda obruk yeniden inceleniyor.

Obruklar ve Merkürlüler hakkında anlattıklarımızı kale almayan hiç kimse yok. Elde edebildiğimiz ilk bilgilere göre birkaç büyük devletin gizli servisleri ile uzay ajansları, birkaç obruğu, anlattıklarımız ışığında yeniden ve farklı yönlerden incelediler. Anlattıklarımızı doğrulayan, ispat eden yeni somut bulgular elde ettiler.

Merkürlüleri durdurmanın zor olduğuna ama imkansız da olmadığına inanıyoruz. Dünyanın pek çok yerindeki “obruk krizi”, kesinlikle mani olunabilir, önlenebilir bir kriz…

Bu adam mevzuyu biliyor.

Biliyor ama Türkiye’ye değil NASA’ya çalışıyor.

Yazacaklarım doğrulanmış/kesinleştirilmiş bilgidir. Konya’da sürekli obrukların oluşmasından sonra, bölge halkı, devletin bu meseleye el atmasını istedi. Bu talep doğrultusunda AKPKK konuyla mecburen ilgilendi. Çok sayıda kurum, kuruluş, şahıs, obrukların hangi sebeple oluştuğunu ve obruklara mani olmanın yolunu bulmak için araştırmalar, incelemeler yaptı.

Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şubesi Başkanı Prof. Dr. Fetullah Arık onlardan biriydi. “Bu obruklar bundan sonra da olacak, buna mani olunamaz. Çünkü şu fay hattı var. Ayrıca falan gazla yeraltı sularının birleşmesi ve filanca etkinin oluşması sonucu böyle bir şey oluyor.” mealinde konuştu, rapor verdi. Basın ve medyaya da bu şekilde konuştu. Bu, kendi kararı değildi.Aslında, kendisinin de inanmadığı şeyler söyledi, yazdı. Çünkü arka planda çok şeyler yaşandı.

Fetullah Arık, obrukların doğal nedenlerle oluşmadığını, maden çalışması neticesi oluştuğunu en somut deliller ile gördü.

Üniversitedeki ekibi ile birlikte obruklardan birine indiler. İçine doğru kazıp girdiler ve daha önceki yazılarda bahsettiğim süper teknoloji ürünü maden aracının bir parçasını buldular.

Bahsettiğim, Merkürlülere ait maden aracı bir seferinde arıza yaptı. Arıza çözülemeyince, kısımlarından birini orada toprağın içinde bıraktı ve yoluna/işine devam etti. Arık ve ekibi de hiç ummadıkları ve bilmedikleri/beklemedikleri anda bu parçayı buldu. İşte tam o sırada, zaten gelişmeleri yakından takip eden NASA’dan bir kişi Fetullah Arık ile hususi olarak konuştu. “İsmim şu, konumum bu, NASA’ya bağlı bir sistemin içindeyim. Biz de bulduğunuz şeyi biliyoruz ve istiyoruz.” dedi. Arık’a para teklif edildi, sürekli kendilerine çalışması istenildi ve sürekli maddi menfaat elde edeceği söylendi.

Gizli Yahudi olan, resmen kayıtlı değilse de Mason olan Fetullah Arık, teklifi kabul etti. Aracın parçası oradan gizlice çıkartıldı ve NASA’nın Türkiye’deki uzantıları tarafından ABD’ye götürüldü. Arık da anlaşmaya uygun bir rapor verdi ve basın/medyaya da bu anlaşmaya sadık kalarak konuştu, konuşuyor.

Obruklardan birinin içinde bir parça bulunduğunu duyanlar olmuştu. Tayyip de bunlardan biriydi. Obrukların doğal olmadığını düşünmeye başlamışlardı. Bu parçanın bulunduğunu duyunca buna daha da inandılar ama sonra güvendikleri Arık “Parça doğal değil ama yaşananın izahı mümkün. Bu bölgede falanca sistem kurulmuştu, daha önce filanca çalışma yapıldı. Toprak altında bunun parçası kalmış. Bu, izahı mümkün olan bir durum” mealinde konuştu, yazdı.

Neticede, bir konteynıra anca sığacak kadar büyük olan ve üzerinde delikler, çarklar olanbu metal parça, deniz yolu ile ABD’ye gitti ama NASA’nın Türkiye uzantıları (Bunlara daha sonraki yazılarımda “NASA’nın Gizli Birimi” diyeceğim ve kısaca NGB şeklinde yazacağım) ile Fetullah Arık arasında bağlantılar devam ediyor. Arık hala bölgede NGB’ye çalışıyor ve NGB ile birlikte gizli işler/araştırmalar çeviriyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Türkiyenin borları çalınıyor!!!

Obruklardan bora yol çıkıyor. Merkürlüler dünyamızdan en çok da bor çalıyorlar. Bor yatakları açısından dünyanın en zengin ülkesi olan Türkiye’de yaşanan tuhaf obruk hadiselerinin arkasında bu sarsıcı gerçek var.

“Dünyanın en zengin bor yatakları Türkiye’nin orta ve batı bölgeleridir. Balıkesir’de Sultançayırı ve Bigadiç, Eskişehir’de Seyitgazi (Kırka) ve Kütahya’da Emet önemli çıkarım alanlarıdır.” gibi cümleler çok eksik bilgi ile yazılmış cümlelerdir. Konya, Nevşehir, Kırşehir, Aksaray, Kırıkkale ve Niğde de bor yatakları ile doludur. Türkiye’nin doğu illerinden batı illerine kadar çok sayıda ilinde bor yatakları var. Lakin en çok bor bulunan illerimiz batıda ve ülkemizin orta kısmında kalan bölgesinde…

Merkürlüler bazen Konya’dan yerin altına bir giriyorlar, Nevşehir’de bir yerden çıkıyorlar. Girdikleri ve çıktıları yerler obruk gibi görünüyor.

Kaçırdıkları boru, kendi gezegenlerinde yeraltında yaşadıkları kısımlarda enerji kaynağı olarak kullanıyorlar. Hem temiz enerji kaynağı, hem uzun süreli enerji kaynağı olarak boru tercih ediyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Konya ve çevresinde obruklar oluşmaya devam ediyor.

Yine art arda obruklar oluştu. Bölgede çok yıllardır dikkat çekici bir obruk hareketliliği var ama son yıllarda obrukların oluşma sıklığı artış eğiliminde. Aslında bu sadece Konya’nın başında olan bir dert değil. Türkiye’nin ve dünyanın başka başka yerlerinde, bilim adamlarının izahını yapamadığı şartlarda obruklar oluşuyor. Çünkü birileri gizli gizli, sinsi sinsi maden çalışması yapıyor ve bazı bölgelerin altı köstebek yuvasına döndürülüyor.

Ellerindeki çok yüksek teknoloji ile gizlice maden çalışması yapan bu kişiler, tespit ettikleri madenleri en kısa zamanda çıkartıp bölgeyi de en kısa zamanda terk etmek esası ile maden çalışmaları yapıyorlar.

Çalışma yaptıkları bölgelerde daha sonra sorunlar oluşurmuş, obruklar olurmuş, hiç umursamadan ve bunları dikkate almadan, hedef aldıkları her yeri köstebek yuvasına çeviriyorlar. Tedbirsiz, çok hızlı ve art niyetli surette yer altı kazıları yapılınca, sonrasında yer yüzeyinde obruklar oluşması dahil bazı olumsuzlukların yaşanması kaçınılmaz oluyor.

Bugüne kadar çok sayıda uzman bu obrukların neden oluştuğunu ve neden bu kadar sık ve büyük oluştuğunu araştırdı ama kale alınır neticeler elde edemedi. Herkesin araştırmasında, tartışmasız gerçek olan bir husus var ki yeraltında bazı bölgelerde boşluklar olduğu ya da boşluklar oluştuğu… Bunun da sık sık obruklara sebep olduğu…

Pek çok kişi, “Nasıl bir yol buluruz da bu boşlukları doldurabiliriz” kısmına takıldı da “Bu boşluklar daha önce de var mıydı, şimdi mi oluştu, hızlıca mı oluşuyor? Yeni ve hızlıca oluşuyorsa buna ne sebep oluyor?” kısmı göz ardı edildi. Yer altı sularını o bölgeye yönlendirip yeraltındaki boşlukların su ile doldurulması bile düşünüldü.

Bunlarla vakit kaybedilirken bile birileri o bölgede ve başka başka bölgelerde, gizlice ve tedbirsizce maden çalışmaları yapmaya, yeraltında büyük boşluklar oluşturmaya devam ediyordu.

Çekilmek istiyor

Organ işinin merkezindeki isimlerden biri olup organ işi yapılan bazı özel hastahanelerde Tayyip Erdoğan’la ortak olan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sistemle arasını açıyor.

Endişeli, gidişatı, sonunu iyi görmüyor. Sistemin, kendisini en ufak bir krizde satacağını, meydanda bırakacağını biliyor. Geri çekilmek, parasını/payını alıp sistemden çıkmak istiyor.

Sistem ise buna izin vermiyor. Bu defa yer yer çatışmalar yaşıyorlar. Şu anda Mehmet Haberal ile arası çok bozuk. Çok sert tartışıyorlar. Haberal, Fahrettin’i bir şekilde punduna uydurup öldürmek ya da öldüremese bile başına bir dünya dert/bela yıkmak istiyor.

Sistemde Fahrettin benzeri başka kişiler de var. Onlar da en kısa zamanda sistemden çıkmakta kararlılar ama izin verilmiyor.

Fahrettin, sistemden çıkıp yurt dışına gitmeyi planlıyordu. YİT, onun, içinde kaldığı mevcut şartlar dahilinde de kaçacağına ve zorda kalırsa konuşup itirafçı olacağına kesin gözü ile bakıyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Takipçilerimizin çoğu beyin takımı…

Bir kez daha hatırlatayım. Hala kabullenemeyenler var. Bu Telegram kanalının takipçilerinin ezici çoğunluğu “Beyin takımı” denecek insanlar.

Takipçilerimiz arasında devlet liderleri bile var. Başbakanlar var. Bakanlar var. Devletimizin gizli servislerinin önemli isimleri var. Pek çok devletin gizli servislerinin önemli isimleri de var. Yine çok sayıda ordunun önemli isimleri var. Büyük patronlar, CEO’lar var. Dünyaca saygın isimler var. Dünyada, kritik konumlarda olan hiçkimsenin, bizi takip etmeme, kale almama lüksü yok. Biz ki 2013’te bile muhtelif devletlerin Büyük Elçilikleri tarafından davet edilmiş, sahaya çekilmek istenmiştik. Şu anda bu Telegram kanalında Türkiye’nin önemli yazarları, programcıları da var.

Bizim duyurduğumuz gerçekler, çok büyük bir hızla bütün dünyayı sarıyor. Lakin, on yıldır, duyurduğumuz gerçekler güç odaklarının işine gelmediği için bir sessiz takip, yok sayarak takip, çatışma ortamına girmeden takip ayarı oturmuş oldu, o devam ediyor. Bu böyle olsa da neticede bizim hakim kılmak istediğimiz gerçekler hakim oluyor.

Ve bu güne kadar açıkça ifade etmediysek de artık ediyoruz. Biz, dünyanın en büyük Sünni cemaatiyiz. Dünyanın her yerindeyiz. On milyonlarca kişiyiz. Biz Türkiye’yi ve dünyayı dönüştürürken, cemaatimizin mensuplarını da dönüştürdük. Yeni sürece hazırladık ve şimdi bütün şartlar/dengeler bizim lehimize… Çok yakında “Önce Osmanlı, sonra Süleymanlı” diyeceğiz ve dünyadaki hiçbir güç unsuru, bu hamlemize karşılık veremeyecek.

Mehmet Fahri Sertkaya

Soyuma çekmişim Tayyip!

Soyuma çekmişim Tayyip!

Hakkımda hazırlanıp da masana konan dosyanın içeriğini öğrenemedik ama anlaşılan o ki beni çokça merak ediyorsun. Galiba çok merak ettin, incelettin, dosyayı da günlerce masandan kaldırmayıp bakıp durdun ama hiçbir açık bulamayıp o dosyayı kaldırıp attın. Soyuma çekmişim Tayyip! Buhara’dan, ilim/irfan/hikmet diyarından kalkıp Anadoluya gelen, buraları Türkleştiren ve Müslümanlaştıran ilk kuşak Türklerin/Erenlerin soyundan geliyorum. Atalarım, buralar Rum diyarı iken, Hazar Denizinin üstünden dolaşarak ve Çeçenistan’a uğrayarak Anadoluya gelmişler.

Silsile-i saadatın o zamanki mürşid-i kamili olan zatın emri ile hareket etmişler. Hem o mürşid-i kamilin soyundan kişlerdi bunlar ve hem de ona çok sağlam bağlıydılar. Sonra bu soyumda birkaç mürşid-i kamil ve sayısız veli çıkmış. Afyon’da, köyümüzde kabr-i şerifi bulunan Karacaahmed Sultan hazretleri dedelerimden sadece biridir. Anlayacağın, şaşırtıcı bir şey yapmıyorum. Soyumdakilerin her devirde yaptığını yapıyorum. Zulme, haksızlığa, vahşete, insanların perişan hale getirilip dünya ve ahiret saadetinin yıkılmasına/çalınmasına isyan ediyorum. Hakikati bağırıyorum. Adalet, kurtuluş ve nizam-ı alem yolunda mücadele ediyorum. Bu devrin hakiki mürşidi kamili olan Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin kalbinde yerim olduğuna da, üstümde himmetlerinin olduğuna da inanıyorum. Atalarım hep dinine, devletine, vatanına bağlı, yüksek ilim ve ahlak sahibi, insanların kurtuluşu için çırpınan, nizam-ı alem yolunda cihat ile yaşayan örnek insanlardı. Bunlar, Anadolu insanına ilim, ahlak, hikmet öğrettiler ve mücadele gücü verdiler. Her daim Müslümanların birlik ve beraberlik halinde olmasında büyük rol oynadılar. Zor zamanlarda hep sahne onlarındı Tayyip! Bu davranışlarıyla Müslümanlığın ve Türklüğün Anadolu’da en ücra köşelere kadar yayılmasını ve benimsenmesini sağladılar. Yoluma/davama ve soyuma bir baksan Tayyip, Hoca Ahmet Yesevi’lere, Ali Ramiteni hazretlerine kadar çıkarsın ki Ali Ramiteni ks bizim silsilemizdedir. Hani demiştim ya “Ben de piyonum. Buz dağının görünen yüzüyüm” diye? İşte görünmeyen yüzünde bunlardan yüzbinlerce var. Ve bu yüzden “Teşklatımızın yarısı yer altında. İktiza ettiğinde kalkıp operasyonlara katılıyorlar, sonra yine yatıyorlar” demiştim.

Soyumdakilerin duaları, hz üstazımın himmetleri olduktan sonra ve bu kadar büyük bir teşkilat da olduktan sonra, bence beyhude yere uğraşma. Yerle göğü üstüme birleştirsen bile ben oradan da çıkarım ama senin öyle bir şey yapacak vasfın, gücün, zamanın da yok. Şimdiden bitiksin. Allah’tan bir dileğim var: Senin gibi büyük bir münafık, hain ve sadistin ipini ellerimle çekmek.

Mehmet Fahri Sertkaya

Hani Türkiye Dar’ül Harp değildi?


Al birini, vur ötekine.. Hani Türkiye kesinlikle Dar’ül Harp değildi ve bir İslam devletiydi? Bu ne hal?

Trabzonspor, geçen yıl sözleşmesini feshettiği ve yaklaşık 10 milyon lira ödemek zorunda olduğu eski futbolcusu Aykut Demir’in, kendilerinden faiz ve kur farkı istediğini açıkladı. İsmailağa cemaatine mensup olduğu bilinen futbolcuyla ilgili olarak şöyle denildi: ‘Yaşantısından ahlakı ve vicdani değerlerinin yüksek olduğunu düşündüğümüz futbolcu, tazminatını kur farkı–faiz dahil olmak üzere talep etmiştir.’

Mehmet Fahri Sertkaya

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” Serisi….

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Tansu Çiller…

İstanbul Belediyesi çalışanı kripto Yahudi bir baba (Hüseyin Necati) ile onun sekreterliğini yapan Selanik göçmeni bir annenin, aynı evde geçen 10 yıllık gayr-i meşru ilişkisi neticesinde istenmediği halde dünyaya gelen Sabetaycı bir gizli Yahudi. Annesi ve babası gayr-i meşru yaşamaktan hiç rahatsız değildi, yine de direndiler, gayr-i meşru yaşamaya devam etmek istediler ama istenmeden olan Tansu doğduktan yedi ay kadar sonra zaruri görerek evlendiler.

Aile, damarı kesilse CHP diye akacak kadar solcu ve İnönü’cü bir aile ama kod adı “CIA’nın gülü” olan kızları sağ kesimde ve çok çok hızlı manevralarla yükselerek siyaset yaptı. Tansu’nun kocası Özer Uçuran Çiller ise tapınakçı. Özer, “Tansu” kriptolojisi ile isimlendirilen bu kızı almak için, onun soy adını kullanmayı bile kabul etti. Tan-su’nun babası Hüseyin Necati Çiller, çok geçimsiz, sinirli, vasıfsız, lüzumsuz biri idi ama içimizdeki İsrail’in Türklerin yönetimini hile ve ihanet ile ele geçirmesinden sonra adına rejim kurduğu Sabetaycı gizli Yahudi Atatürk’ün yakınında bulunabilmiş biriydi.

Yolsuzluk, ihalede fesat, peşkeş, yalan beyan, paralel devlet, cinayet, katliam, iltimas, ihanet dahil hemen hemen akla gelen her suçtan hala yargılanması gerekiyor Tansu’nun… Tahkikat yapılırsa, üniversite diploması ve Profesörlüğü de çok büyük ihtimalle sahte çıkacak. Gerçek seviyesi, lise mezunlarının bile gerisinde… Atasını ziyarete gittiğinde Anıtkabir özel defterine yazdıkları ve sergilediği seviyesi artık bütün Türk milletinin dilinde. Tek başına bırakılsa, kurulu bir düzen halinde orta büyüklükte bir mahalle marketi kendisine teslim edilse, kuvvetle muhtemel altı aya kalmadan iflas ettirecektir.

Resmiyette/görünürde ekonomi profesörüdür. Boşbakan iken bile ekonomiye dair yaptığı yorumlar “inanılamaz” görülmüştür. İçimizdeki İsrail’in basın ve medyası, milleti şoka sokan değerlendirmelerinin durmaksızın tekrar edeceğini bildiğinden, aşırı dikkatli davranmıştır ama o, canlı yayınlarda da aynı vasıfsızlığı ile herkesi şaşkına çevirmiştir. Ekonomi haricindeki konularda da akıl almaz gafları ile meşhurdur. Ülkede, aldığı ekonomik kararlar ile bir anda büyük bir ekonomik kriz de çıkartmıştır. Türkiye’nin resmi boşbakanı olarak yabancı erkek devlet adamları ile görüşürken, istediği şartları kabul ettiremediğinde, kadınsız tavırlar sergilediği, hatta muhatabının bacakları dahil bedeni ile kendi ellerini temasa geçirdiği dahi sık sık iddia edilmiştir. ABD başkanı Clinton’ın Tansu’yu tenha bir köşeye çektiği iddiası da ilk anda sarsıcı ve iç acıtıcı gelse de, iddia sahipleri dikkate alınması gereken kişilerdir.

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Deniz Baykal…

Sabetaycı gizli Yahudi. AKPKK’nin tek başına iktidara getirilmesinde gizli Ermeni Devlet Bahçeli kadar etkili biri. Baykal, AKPKK’nin kritik isimlerinden Sabetaycı Bülent Arınç ile de akraba. CIA, Soros, MOSSAD, İçimizdeki İsrail dahil herkesle bağlantılı. Tansu Çiller gibi onun da derhal derya kadar suçlama ile yargılanması icap ediyor. Hiçbir sıradışı kabiliyeti, hüneri ve bilgi birikimi yok. Enerji bakanı iken bile ülkeyi enerji krizine soktu ve silinip gitmesi gerekirdi. İçimizdeki İsrail’in, Atatürkçülük adı altında kurduğu hain rejimde, paralel devlet teşkilatı halinde kolladığı, muteber gösterdiği biri. Gerçek bir Türk basın ve medyası olsaydı, siyasi hayatı yarım saatte bitirilebilirdi. Üzerine geçen onlarca sene boyunca Türkiye’ye ihanet etmesi önlenebilirdi. AKPKK eli ile işlenmiş bütün suçların dünyada, ahirette sorumluluğu da Baykal’ın üzerinde.

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Bülent Ecevit…

Karısı gibi kendisi de Sabetaycı gizli Yahudi. Karısının gerçek adı Rahşan değil Raşel. Bırakın koca memleketi, tek başına bırakıldığında ciddi bir devlet kurumunu bile yönetecek vasıfta biri değildi. İçimizdeki İsrail+Masonluk+CIA marifeti ile parlatıldı, iktidara getirildi ve hep popüler kalması sağlandı. Son zamanlarında çok yönden rahatsızlıklar yaşadı. Huysuzlaştı, itaatsiz oldu, günü gününü tutmaz oldu ve onlarca sene onu oynatan güç odaklarının gözünden bakınca “bir çuval inciri berbat eden adam”a dönüştü. Onlar tarafından yıkıldı. Kullanıldı ve atıldı. Bunda karısı Raşel’in huysuz, öfkeli, hesapsız tavırları da etkili oldu. Devlet yönetimi de şairliği kadar berbattı. Çıkarttığı aflarla, yüz binlerce masumun daha canı yandı. İktidarda iken devlet tarifi bile zor ekonomik sıkıntılar yaşadı. Türkiye için çok kritik olan çok mühim olan meselelerde Masonlardan, içimizdeki İsrail ile CIA’dan talimat almadan hiçbir şey konuşmadı ve hiçbir adım atmadı. Kıbrıs Barış Harekatı’nı bile onların talimatı ile hazırladı ve çok iyi rol yaptı. Siyonizm ve CIA, Yunanistan’da darbe yapan ve halk desteği de bulan cuntacıları devirmek ve Yunanistan’ın başına yine CIA’ya çalışan kadroları getirmek istiyordu ve Türkiye’nin başına getirdikleri Bülent’i kullanmaktan hiç geri durmadılar, Kıbrıs üzerinden cuntacıların imajını yıkmayı halk desteğini kırmaya başladılar. Ecevit’in ihanetlerini özetle anlatmaya bile onlarca saat gerekir.

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Alparslan Türkeş…

Kripto Yahudi. Aslen Kayseri Yahudilerinden. Muzırlıkları sebebi ile Osmanlı’nın son zamanı Kıbrıs’a sürgün edilen, içimizdeki İsrail mensubu bir ailenin ferdi. CIA piyonu. Pentagon yetiştirmesi. Hususiyle, Siyonizmin ve CIA’nın komünizm karşıtı mücadelesinde Türkçülük akımını kullanmayı seçmesi ile, bu yolda kullanıldı. Onun Pentagon’da bu minvalde gizli eğitimler aldığı sırada, ABD’nin dünyanın dört bir yanından antikomünist mücadele için eğittiği insan sayısı 800 bini bulmuştu. Siyonizm çok sıkışıp paniklediğinde, Türkiye de çevre ülkeler gibi komünizme kaymasın diye Sabetaycı gizli Yahudi Adnan Menderes’i İslamcı lider rolüne büründürmüş ve hızla İslami serbestlik vererek komünizm akımının karşısına çıkartmıştı. Bunu bir zaruret olarak yaptılar ve aslında çok riskli gördüler. Komünizme karşı mücadele güçlenmiş ve Türkiye’de biraz da nefeslenmiş, rahatlamışlardı ve sonrasında komünizmin karşısına Türkçülük akımı ile çıktılar. Kendi adamları olan Sabetaycı gizli Yahudi Menderes’i deviriken kullandıkları kadro arasında Türkeş de vardı. Bu proje çerçevesinde kullanılan çok sayıda kripto Yahudiden biridir gerçek adının Alparslan Türkeş olup olmadığı hala kesinleştirilememiş olan bu şahıs… Oğlu Tuğrul Türkeş de aynı güç odakları tarafından Siyonizmin ve CIA’nın AKPKK’sinde bakan yapılmıştı. Millet uyanmasın diye de CIA’nın adamı gizli Ermeni Devlet Bahçeli ile sözde atışmış da bu sebeple çaresiz kalarak baba ocağından ayrılmış ve AKPKK’ye gelmiş rolü oynamıştı. Akademi Dergisi olarak gerçek kimliğini, niyetini ifşa ettik, bağlantılarını da iyice ifşa edecektik ki panikle geri çektiler.

Neden geri çekildiğini koca memlekette hala kimse anlayamadı. Diyanet’ten sorumlu devlet bakanı, Boşbakan yardımcısı, hükumet sözcüsü Sabetaycı gizli Yahudi Numan Kurtulmuş’un onunla aynı anda neden aniden geri çekildiğini ve ta Turizm bakanlığına getirildiğini… Doğan Medya denilen ve resmiyette gizli Yahudi Aydın Doğan üzerinde gösterilen içimizdeki İsrail’in kurumsal medyasının neden aniden resmiyette el değiştirdiğini… CIA’nın AKPKK projesinin en kritik ailelerinden Karay Yahudisi Ülker ve Sabetaycı Yahudi Şahenklere neler olduğunu, bunları neden panik sardığını… Genel başkanı Meral Akşener’in bile Sabetaycı gizli Yahudi olduğu İYİ Parti projesinin etkili isimlerinden Kripto Yahudi Ümit Özdağ’ın hiç olmadık bir anda neden ansızın geri çekildiğini kimsenin anlayamadığı gibi…

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Mesut Yılmaz…

Konuşmalarının arasında durup düşündüğü anlara reklam koymak mümkün olan, aşırı gergin ve iç hesaplı şekilde, endişeli tarzda ancak konuşabilen… ADL, JDL, Bilderberg dahil Siyonizmin hemen bütün teşkilatları ile iletişimi ve işbirliği olan… Boşbakan iken resmi yurt dışı ziyaretlerinde bile kumar oynayan, bir seferinde çıkan kavgada mafya babasının birinin attığı kafa ile burnu kırılan ve derhal vatana ihanet dahil onlarca vahim suçlama ile tutuklu yargılanması gereken bir gizli Ermenidir.

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Uğur Dündar…

O gün o programına çıkarttığı herkesin gerçek kimliğini, bağlantılarını, hedeflerini detayları ile bilen ama kendisi de onlardan olan bir kripto Yahudidir. Bu haline rağmen hayatı boyunca Türklük, Atatürkçülük, Türkiye vurgulu eylem ve söylemleri ile aslında sinsi surette ve militan seviyede Türk/Türkiye düşmanlığı yapmıştır/yapmaktadır. Siyonizm, ortadoğuda işgalleri kırk yıldır yapamayınca, Büyük İsrail projesi gerçekleşmeyince, yeni bir strateji olarak AKPKK projesi ile ılımlı İslamlı T.C. projesini devreye alınca, AKPKK ve el Kaide, el Nusra, IŞİD üzerinden bölgeyi mahvetmeyi ve sonra işgal etmeyi planlayınca, ülkedeki gizli iktidarlarının yıkılacağını düşünerek buna uymamış, kendisi gibi buna uymayan kripto Yahudi arkadaşları ile, başta da kripto Yahudiler Yılmaz Özdil, Emin Çölaşan ile birlikte, resmiyette Sabetaycı gizli Yahudi Burak Akbay’ın üzerine gösterdikleri Sözcü gazetesinde yoluna devam etmiştir. Gizli kameralı özel ekiplerle birlikte, öğretmenleri ile birlikte Cuma namazına giden orta okul öğrencilerini takip ettirip sözde haber yapması hep hafızalardadır. Başörtüsü aleyhinde, milletimizin Müslümanca yaşama mücadelesi aleyhinde mücadelesi, yalanlarla, büyük suç kapsamında yaptığı sözde haberleri ve sözde açık oturumları hep hafızalardadır.

Hala vatana, millete ihanet suçlarını işlemeye devam ettiği Sözcü’de “Sınıfta namaz” şeklinde manşetler attırmaktadır. Sicili çok bozuktur. Yalan haberlerden, kumpas kurmaktan, haber mühendisliklerinden dolayı çok cezalar almıştır. Aydın Doğan medyası denilen paralel devlet teşkilatının, ihanetler de dahil on binlerce vahim suçunun gönüllü suç ortağıdır. CIA’nın kontrolünden kurtulmuş bir Türkiye’de, gerçekten Türk hukuk sistemi denilebilecek bir sistemin onu da tutuklamadan bir gün bile dışarıda gezdirmesine ihtimal vermek mümkün değildir. En büyük maskeleri, kendileri gibi kripto Yahudi olan Adıtürk adına ihanet ve terörle kurdukları hukuksuz, katliamcı ve hükümsüz rejimleridir.

Mehmet Fahri Sertkaya

Paxil’in intihar ettirici yan etkisi gizlendi. Glaxo Smit Kline, herkesi kandırdı.

İZLEYİN

Halkı, hastaları, herkesi kandırdılar…

Bu psikiyatrik ilacın intihara mani olabileceğini söylediler ama gerçekte ilacın intihara sürüklediğini biliyorlardı. Pazarlamanın bilime karşı kazandığı bir zaferdi bu…

Seroxat… Amerika’daki adı Paxil… 1990’lı yıllarda, depresyon ve anksiyeteyi tedavi etmek üzere Prozac’a rakip olarak piyasaya sürüldüğünde, mucize ilaç olarak görülürdü. GSK daha sonra bu ilacı, stresten çekingenliğe kadar her şeye çare olarak tanıttı.

İlaç testlerinin arkasındaki sırlar

Her şey daha fazla kâr elde etmek için…

Ellerinde bu ilacın çocuklara zarar vereceğini gösteren araştırma sonuçları da vardı…

İlaç üreticisi Glaxo Smith Kline firması sahtekarlık davasıyla karşı karşıya. İzleyin:

https://goo.gl/PsGVSo

Bkz. www.tibbinkaranlikyuzu.com

Mehmet Fahri Sertkaya

15 bin yıl önce Türkiye topraklarında nükleer savaşlar yaşanıyordu. Göbeklitepe’nin sırları…

Çok yakında dünya tarihi yeniden yazılacak ve bu yeni tarihin hareket noktası şu an Türkiye sınırları içinde bulunan topraklar olacak.

Göbekli Tepe kazılarında meydana çıkan ve tarihin yeniden yazılmasını zorunlu kılan gerçekler…
Ünlü Rus arkeolog ve araştırmacı Sklarov, günün birinde dünya tarihi yeniden yazılmaya başlarsa Türkiye topraklarının bu yeni tarih için bir hareket noktası olacağını söyledi ve ekledi:

“Geçen ağustos ayında Tükiye’ye gittiğimizde Hattuşaş kazı bölgesini ziyaret ettik.Anladığımız kadarıyla orada İngiliz arkeologlar çalışıyor çanak çömlek arıyor. Çevreye bakınırken bizi bile inanılmaz şaşırtan bir keşif yaptık. Mısır’daki piramitler bile Hattuşaş’ta bulduğumuzun yanında gölgede kalıyor.
Yerden çıkıntı biçimindeki monolit granit taşların mekanik usulle kesildiğini gösteren izi bulduk. Binlerce yıl önce bu izi bırakan Yuvarlak Abraziv Disk neden yapılmışsa , sert taşı tereyağı gibi kesmiş ve bu günümüzde dahi taklit edilemez. Çünkü dünya genelinde böyle bir disk mevcut değildir…”
Sklarov resmi tarihe göre Şanlıurfaya 20 km uzaklıktaki Göbeklitepe’nin M.Ö 11. Yüzyılda cilalı taş devri olarak uygun görülen bir zaman diliminde kurulduğunu hatırlatıp gülüyor ve şöyle diyor :
’Uzman olmaya gerek bile yok… 65 milyon yıl önce yok olan dinozor resimlerinin, 13 bin yıl önce ilkel taş devri kabileleri tarafından inşa edilmiş olduğu iddia edilen yapının içinde ne işi var? Taş devri insanı yerin yüzeyinde dinazor iskeleti buldu diyelim, o iskelet dokuyla donatıldığında ortaya böyle bir şekil çıkacağını nereden ve nasıl biliyordu. Tapınak duvarlarında gördüğümüz hayvan resimlerinin ördek olmadığı kesin. Hatta burasını asıl inşa eden ve kullanan ev sahiplerinden sonra ikinci bir Kültür toplumu, tıpkı Mısır piramitleri örneğinde olduğu gibi farklı amaçla burayı kullanmış. Sütunlardan birinin temelinde dış bir etkenle kopan iki dinozorun kafaları daha sonra çok daha ilkel bir teknolojiyle taş taşa sürterek onarılmak istenmiş.”
Sklarov ile iki saat kadar devam eden söyleşi sonunda şunu soruyor basın mensubları :

 ‘Peki sizin varsayımınıza göre 10-20 bin yıl önce dünyamızda kimler vardı?’
Sklarov şöyle cevaplıyor : 
‘Emin olduğum tek şey tüm bu yapıların şimdiki insanın eliyle yapılmadığı. Asıl ev sahipleri uzaydan mı geldi yoksa bilinen zamanlar öncesinde dünyamızda gelişen bir önceki uygarlık tarafından mı yapıldı sorusunun yanıtı bende yok… Sadece %50’den fazla olasılıkla bundan yaklaşık 15-17 bin yıl önce dünyamızda o eski uygarlıklar neyse aralarında ‘Tanrılar Savaşı’ adını verdiğim bir ihtilaf yaşandığı kesin.Böyle bir savaşın izlerine Peru ,Bolivya ,Arjantin ve Türkiye’deki antik yerleşim bölgelerinde rastlamak mümkün… Ancak %100 emin olduğum bir şey var o da tarihin yeniden yazılması gerektiği…

Bu sarsıcı gerçeklerin ispatı niteliğindeki onlarca farklı ve ciddi çalışma Video kanalımızda

Aslında insan eseri olamayacak teknolojiye sahip eserler dünyanın birçok yerinde vardır. Amerika Titikaka gölü yakınlarında Tiahuanaco antik şehrinde de ilginç taş işçiliği bulunmaktadır. Şekildeki kaya bir iddiaya göre dünyanın ilk şehrine aittir. Üzerine yapılan çizgi ve delikler elle olamayacak kadar düzgün ve sıralıdır. Bu kayayı ancak bir makinenin yapmış olabileceği söylenmektedir.
***

Tahta sap ve demir tokmaktan oluşan bu çekiç, 1936’da Teksas’ta 400-500 milyon yıllık bir kayanın içine gömülü olarak bulundu. Modern bir aletin tarih öncesi bir kaya kütlesinin içine nasıl girdiği bir yana, çekiçte kullanılan demirin günümüz demirlerinden bile saf olması bilim adamlarını hayrete düşürdü
***

Peru’nun Cusco bölgesindeki bir İnka kalesinin etrafını 360 metre boyunca zikzak yaparak saran 9 metrelik setlerin yapımında, tanesi 300 tona varan kireçtaşı blokları kullanılmış. Ancak hiç harç kullanılmamasına rağmen bu kayalar, arasına bıçak bile sokulamayacak kadar mükemmel yerleştirilmiş
***

YAŞI: 2 milyar 800 milyon yıl.
Bu metal kürecikler Güney Afrika, Klerksdorp’tan. Birinin üzerinde kürenin çevresini dolaşacak şekilde birbirine paralel 3 çizgi oyulmuş. Bu küreler Cambrian devri öncesine ait pek çok mineral arasında bulunmuştur (2,8 milyar yıl öncesi). 
Bu kürelerden bazıları 6 milimetre kalınlığında, ince bir kabuğa sahiptirler. Bu ince kabuk kırıldığı zaman kürenin içinden süngerimsi garip bir şey çıkıyor.Bu süngerimsi şey havayla temas edince parçalanıp toz haline geliyor. Bu kürelerin ne oldukları ,ne amaçla yapıldıkları bilinmiyor. Üstelik 2,8 milyar yaşındalar. İnsanın inanası gelmiyor ancak bilimsel veriler bunlar.

***

100 milyon yıllık insan parmağı

Bu cisim Kanada’nın Kuzey kutup bölgesindeki Axel Heiberg adası eski fosiller koleksiyonunda bulunmuştur. İncelemeler bunun bir insan parmağı fosili olduğunu gösteriyor. 
Bu fosil 100 ile 110 milyon yıl öncesine aittir (Creataceous jeolojik dönemi). Bu fosil “DM93-083” numarasıyla arşivlenmiştir. Röntgen ışınlarıyla yapılan inceleme sonucunda resimdeki siyah kısımların parmak kemiklerine ait olduğu ortaya çıkmıştır. Bu kadar eski zamanlarda insan yaşamış olabilir mi ?

***

130 milyon yıllık insan eli

Kolombiya, Bogota yakınlarında bulunmuş bir insan eli fosili. Fosilleştiği kayanın yaşı 100 – 130 milyon yıldır.

***

318 bin yıllık spiral

Alışıldık olmayan bu spiral cisimler 1991 – 1993 yılları arasında Rusya’daki Ural dağlarının doğusunda bulunan küçük bir dere olan Narada’da bulunmuşlardır. Boyları en fazla 3 cm. olan bu cisimlerden (inanılmaz ama) 0,003 mm. olanları da bulunmuştur. Büyük olanları bakırdan, küçük ve çok küçük olanları ise çok ender rastlanan “tungsten” ve “molybdenum” maddelerinden yapılmıştır.
Mikroskopla yapılan incelemeler sonucunda spiraller kusursuz bir biçimde “altın oran” tekniğiyle yapılmıştı. Daha da şaşırtıcı olan şey ise bütün bilimsel incelemelerin gösterdiği gibi bu cisimlerin yaşlarının 20.000 ile 318.000 yıl arasında değiştiğidir. Bu yaş farkı cisimlerin bulundukları derinliğe göre değişmektedir.

Bu sarsıcı gerçeklerin ispatı niteliğindeki onlarca farklı ve ciddi yayın video kanalımızda. 



İLGİLİ YAYIN:

Urfa Göbeklitepe’yi Arazi Sahibi Anlattı