Etiket arşivi: CHPKK

Everybody mind your business

Don’t bother me, I’m too busy already. I can’t meet anyone. I have already planned and prepared everything and everything will continue in its flow. If so, everyone must fulfill their part and keep going.

What is this situation? There is a strange situation on both friendly and hostile sides. I wrote everything clearly so that this does not happen, how could I write more? Or is it necessary to write the same things over and over again?

In case of sudden decision of the parties, times and details may change, but in general terms, the following will occur:

  • The USA will be confused. Biden-Kamala gang will be overthrown
  • Then Putin and his gang will be overthrown in Russia. Collusion in Ukraine is going to get really messy. Many people will be judged and will be executed.
  • Troubles will also spread to Azerbaijan. Then it will spread to Iran. Some problems from there will be reflected in Turkey as well. Even as much as it is reflected to us, there will problems occur at a very high level.
  • Greece has long deserved a hard slap, the whole world will hear and talk about that Ottoman slap in the face. Even the US and NATO will just watch and stay. Most of the islands around us will change hands and some will be armed. It will be used for defense.
  • High-level problems and troubles will be reflected from Syria to Turkey as well.
  • Separations and divisions within the EU and NATO organizations will become clear. This will cause balance changes all over the world, especially in Europe. For this reason, some balances will change in Turkey.
  • We have broken the corona game, they will try to break out and spread the alike.
  • There will be a major crisis because of the Bosphorus. The state of Tayyip and his gang will be afraid even of their shadows, their ambitions of betrayal to the homeland and the nation, will cause Turkey to experience great difficulties when there are showdowns over the straits. There will be big, big troubles.
  • Among these changing balances, those like Bohçalı(Devlet Bahçeli) and the Bastard(Süleyman Soylu), bionic robots working for the Russians, will also be out of the game.
  • From here on, this part is not clear yet. I will prevent Turkey from being drawn into the collusion in Ukraine, my army being used for money laundering, the parties trying to impose fines on Turkey by themselves, and Tayyip and his gang serving them. While doing this, of course, the lines will be broken in Turkey and the government will be crushed under the feet of the nation. In the ongoing process, I will punish the Western/NATO front with a severity that will go down in history. I will do this very easily, in a very short time, and the whole world will again watch in amazement and admiration.
  • In the meantime, this nation will throw millions of disgraced, contraband and shameless Syrians out of the borders. Not even one of them will be allowed to become a burden on Turkey for another day.
  • The interference of my community is already confusing and will confuse many leading parties in the world. Alihan and his gang will either be taken in by those who hold their leashes, and they will protect them inside. Either they will obviously run away and disappear. They will either commit mass suicide or I will ensure that they are taken in/to prison in a genuine way. This will cause many parties, including the government side, to go into great trouble in Turkey. If they want to prevent this on the legal ground, if they stop the operation of the law, the lines will be stretched one after the other, and in this case, the power in Turkey will be overthrown.
  • The time of the Queen and the royal family will be over. First, the provisions will not pass, they will fall into very bad situations. They will be a disgrace. They won’t believe how big they flunk in such a short time.
  • Some parties in the world will want to kill me many times to prevent all these balance changes. If they can’t kill me, they won’t be able to prevent events from flowing like this, and they will collapse, disappear, disintegrate, shrink, etc.
  • That’s when they will openly mention my name and say, “Let’s meet on common ground with MFS”. And I said to all of them, “Get out of there, go take care of yourself. Don’t appear around me. Or I will strike the final blows on all of you.” I will say. A lot of fun will happen in this part. Like a rubber ball, they will come back as I throw the furthest, but the result will not change.
  • Thirst, abnormal weather conditions, earthquakes, storms, explosions, collapses, floods, tornadoes, drought and famine will spread all over the world. There will be mass deaths. A very large number of people will die. Some cities will be almost flat. In some cities, there will be no destruction, but people will die en masse.
  • Big capitalists who don’t protect their money properly will collapse badly and this will also cause crises.
  • People who have voted for AKPKK and MHPKK until today will say “I burned God”, but the result will not change.
  • The bionic robots that have replaced the leaders of the collusive opposition in Turkey will also fail badly. Even if sixty, not six, can come together, they will be void, they will not be counted as men, they will be dropped from the game.
  • The bionic robot that replaced the Sabbatean secret Jew Tansu Çiller will also fail. “Documents/evidence for crimes against humanity” that have never been shared about Tansu will be shared, and there is no statute of limitations for crimes against humanity. Along with Tansu, a very high number of Sabbathaians will be dropped from the game. They will fall into the disastrous situations they deserve.
  • The black money field will narrow even more, and the problems will increase.
  • Metaphysical conflicts will not be as colossal as before, for our enemies are about to melt away. However, many people will die in metaphysical conflicts, many satellites and devices will be destroyed, many syndromes will be invented, many UFOs will fall.

And things like that will happen…

That’s it… Everyone mind their own business. I intervene wherever it is necessary to intervene.

For two days, I worked out plans for what I would do in 15 years. There is a lot of time left for me and I used them well, and I do.

Mehmet Fahri Sertkaya |Akademi Dergisi

Teyakkuz halinde olacağız

Kısa süre içerisinde dünya üzerinde pek çok hususta dengeler değişebileceği gibi, Türkiye içinde ve çevresinde de pek çok denge değişebilir. Sınırlarımızdaki ülkelerle ve bunların kontrol ettiği ya da göz yumduğu terör örgütleriyle aramızda çok ciddi sorunlar hatta bir anda askeri çatışmalar yaşanabilir. Bütün bölge savaş alanına dönebilir. Kısa süre sonrasında bu savaş bütün Avrupayı da sarabilir.

Türkiye olarak, İranla, Irakla, Suriyeyle ayrı ayrı ya da bunların üçüyle aynı anda askeri çatışmalar yaşanması ihtimaline de hazır olacağız. Ayrıca, lüzumu halinde İstanbul ve Çanakkale boğazlarını Batı/NATO cephesinin askeri unsurlarına tamamen kapatacağız. Buna ve bunu yaptığımızda peşi sıra gelişecek risklere/hadiselere karşı hep hazırlıklı olacağız.

Türkiye içinde, hususiyle büyük şehirlerle, sınırlardaki şehirlerimizde peş peşe ve sarsıcı terör saldırıları yapılması ihtimaline karşı hazırlıklı olacağız. Böyle saldırılar yapılırsa, cumhuriyet tarihinde ilk defa bu terör saldırılarının peşini/izini hakikaten sürerek CHPKK’ye, HDPKK’ye, MHPKK’ye, AKPKK’ye ve İsrail ile batılı ülkelere kadar götüreceğiz. Ülke içinde kim alınması gerekiyorsa, makamına ve rütbesine bakılmadan hemen toplayıp alacağız. Ülke dışında, hangi terör destekçisi ülkeye misilleme yapmamız gerekiyorsa, hiç zaman kaybetmeden yapacağız.

Türkiye içindeki ABD ve NATO üslerine karşı teyakkuz halinde olacağız ve lüzumu halinde buraları kuşatıp içlerindeki personelleri tutuklayacağız. Elçilik ve konsolosluk vazifelerinin haricinde, Türkiye’de adeta işgal valisi tavırlarıyla hareket eden, sürekli iç işlerimize karşısan, sürekli terör örgütleriyle paslaşan, sürekli ülke içindeki kripto kimlikli hainlerle ve bunların sözde siyasi partileriyle ve sözde vekilleriyle paslaşan, her gün ve her dakika Türkiye’ye zarar veren ve suçlar işleyen sözde diplomatik temsilcileri de toplayıp alacağız. Bunların kara para ve terör üsleri haline gelmiş sözde elçilik ve konsolosluk binalarını da kapatacağız. Öncelikle ABD, İsrail, Almanya, İngiltere, Fransa gibi terör ve kara para ülkelerinin, Türkiye’deki sözde diplomatik temsilcilerine ve temsilciliklerine bunu yapacağız.

Bunlar yaşanıyorken, Türkiye’de iktidarı sadece resmen elinde tutan resmi yetkililerin, devletin/hukukun işlerleğini en ufak bir şekilde bile olsa durdurmaya dönük hamleleri olursa, işte o kısımda volkan gibi, atom bombası gibi patlayacağız ve milli güvenliğimizi tehdit altında görerek idari kadroyu bütünüyle al aşağı edeceğiz. Ordumuz hain subay kadrosunu da toplayıp alacağız .Türkiye’deki önde gelen mason kişileri de aynı anlarda toplayıp alacağız. Bütün bu hain kadrolara kulluk eden hukuki/adli yetkilileri de toplayıp, onları herkesten önce asacağız.

Duruşumuz çok net, çok kesin, çok keskin… Hukukun gereği ne ise, milli güvenliği korumanın gereği ne ise, devletin ve vatanın bekasını sağlamanın gereği ne ise, onların hepsi, hiçbir tereddüt yaşanmadan yerine getirilecek. Suçlu ve hain her kimse ve her neredeyse gerekli müdahaleler yapılacak.

Türkiye, batı dünyasının, ABD’nin, İsrail’in ya da NATO’nun ne sömürgesidir, ne ucuz askeridir. Ne de kara para merkezlerinden biridir. Türkiye artık hür bir devlettir, NATO üyesi de değildir, yüzü batıya dönük de değildir, daha fazla sömürülmeyecektir ve milletinin can, mal, ırz, din, fikir, vicdan hürriyetlerini koruyan bir hukuk devletidir. Bu hürriyetleri ve emniyetleri tehdit eden iç ve dış suçlu/düşman unsurlar, hür bir hukuk devletinden beklenen karşılıkları görecekler.

Öyle görünüyor ki, hala batı dünyasına kulluk etmekte ve Türk milletine/devletine ihanetler etmekte ısrar eden siyasetteki, bürokrasideki, ordudaki, iş dünyasındaki, adalet sistemindeki, kolluk kuvvetleri içindeki gizli Ermeni çeteleri ve bunlara bağlı diğer silahlı çeteler, kısa sürede tarihe gömülecekler. Bunlar yaşanırken, hakikatler göz önüne çıkarken, onlarca yıldır bu ülkede terörün, göz yaşının, zulmün, sömürünün, acıların neden son bulmadığını, bütün vatandaşlarımız en açık şekilde görmüş, anlamış olacaklar.

Ümit ederim ki İran, Irak ve Suriye gibi komşu ülkeler, batı dünyasının, insanlık düşmanlarının, kara paracıların, sömürgecilerin, katliamcıların beleş askeri olmak yerine, onurlu bir duruş sergileyen ülkeler olmayı tercih ederler ve iç dinamikleri de başlarındaki idarecileri bu yöne sevk ederler. Aksi takdirde, karşımızda, bu hatalarının ceremesini topluca ve çok ağır şekilde onlar da çekerler.

Bıçak kemiğe dayanmadı, iliğe saplandı… Artık yeter.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Hepsini serbest bırakacağım

Çok az istisnaları hariç, FETÖ’cü denilerek ceza evlerine doldurulan insanların tamamını, çok yakında toptan tahliye ettireceğim.

“FETÖ’cü” denilerek bir oldu bittiyle sözde yargılanan ve cezalar alanlar arasından, yatıp çıkmış olanlara ve benim tahliye ettireceğim kişilere, yeniden yargılanma hakkı verilecek. Bu defa, hukuka uygun yargılamalar yapılacak. Savcıların ve hakimlerin Doğu Perinçek çetesinden, mason tarikatından, Sabetaycılardan, içimizdeki İsrail’den, içimizdeki Ermenistan’dan olmalarına izin verilmeyecek. Zaten bu dediğim yapılmadan az öncesinde ordumuz ve adli makamlar dahil, devletimizin bütün kurum ve kuruluşlarından bunlar temizlenmiş olacaklar. FETÖ’cü denilen insanlar arasında gerçekten suçu, günahı olanlar da hak ettikleri cezaları alacaklar ve bunlar yeniden ceza evlerine konacaklar. Yargılamalar son derece şeffaf şekilde yapılacak. Vatandaşlarımızdan hiçbir şey gizlenmeyecek. Her safhası video kaydına alınıp her yerde paylaşılacak. Yargılamalar sonrasında verilen hükümler, toplumun vicdanına da sunulmuş/sorulmuş olacak.

Suçsuz oldukları halde, AKPKK-MHPKK-CHPKK-HDPKK ihanet ittifakının, bunların ortak buluşma noktası olan mason tarikatının talepleriyle cezalar alanların itibarları iade edilecek. Zarar, ziyanları tazmin edilecek. Devlet kademelerindeki makamlarına/rütbelerine iade edilecekler. Kriptolardan, masonlardan boşalan devlet kademelerine bu vasıflı ve suçsuz insanlar getirilecekler. Bunların hak ettikleri tazminatların verilmesi için kriptoların/masonların el konulan menkul ve gayr-i menkul varlıkları kullanılacak. Kimseye adaletsizlik yapılmayacak.

Bylock ya da başka bir uygulamayı kullanmış olmak, yazışma içeriği görülüp suç unsuru bulunmadıkça, tek başına delil kabul edilmeyecek.

Ankesörlü telefonla aranmak, konuşma içeriği elde edilip açıkça suç unsurları görülmedikçe, suç delili kabul edilemeyecek.

Bir dolar, on dolar ya da başka her hangi bir para biriminin bir kişinin üzerinde, masasında, kasasında, dolabında çıkmış olması da tek başına delil kabul edilmeyecek.

İşkence görerek, tehdit edilerek sözde itirafçı olmuş kişiler tek tek meydana çıkartılacak ve bunların yaktığı masum kişiler haklarını alacaklar, Şikayetçi olabilecekler, hem yalancı itirafçıların hem de onları o şekle sokan resmi yetkililerin cezalar almalarını sağlayacaklar.

Devletin resmi kurumlarından Diyanet işleri başkanlığının bile beraber çalıştığı Bank Asya’da hesabı olmak, oradan kredi almak, orayla bankacılık faaliyetlerinde bulunmuş olmak, Zaman gazetesi abonesi olmak v.s. gibi saçmalıklar, suç delili kabul edilmeyecekler.

Görünürde açıkça İslami cemaat/teşkilat olduğu halde, açıkça vatana ihanet, terör, silahlı terör eylemleri hiç görülmediği halde, söz konusu cemaat toptan “suç örgütü” ya da “silahlı suç örgütü” ilan edilemeyecek. Bunların hepsi hukuka aykırı. Tartışılabilir bir yanı da yok. Hukukun bu kadar dışına çıkarak toplamda milyonlarca Türkiyelinin akıl almaz haksızlıklara uğramasına sebep olan savcılar ve hakimler de yargılanacaklar. “Bize üstten bu yönde talimat geldi” gibi cümleler hiç dikkate alınmayacak. “Gerçek bir adalet adamı gibi duramadıysan, adaletle hüküm veremediysen, zulüm edilenlerin yanında saf tutamadıysan, vatandaşının yanında duramadıysan ve masonlara kulluk etmek zorunda kaldıysan, hiç değilse istifa etseydin” denilecek, başka da bir şey denilmeyecek.

Kaçırılanların, vurulanların, işkencede ölenlerin, tecavüze uğrayan kadınların, hamile ya da lohusa iken terörist muamelesi gören kadınların… Doksan yaşında ihtiyar olduğu ve GBT’si tertemiz olduğu halde yaka paça alınan ve ceza evine konanların… Yurt dışına kaçmaya çalışırken ölenlerin, boğulanların, organ ve fuhuş mafyalarına kurban olanların… Ve daha nicelerinin hesapları bu savcılardan ve hakimlerden de çok ama çok sert şekilde sorulacak.

Aynı anlarda, devletin kurum ve kuruluşlarına sızmış on binlerce PKK mensubuna ya da iltisaklısına da aynı terörist muamelesini neden yapmadıkları da sorulacak. O mahkemelerde rüşvet geçmeyecek, kriptoların/masonların üst isimlerinin talimatları da geçmeyecek.

Her insan grubunun içine ya da başına art niyetli kişiler sızmış olabilir. Bunlar da ispat edilir, ispatlar da her türlü şüpheden uzak somut ispatlar olur, o halde cezalar en sert şekilde verilir ama sadece onlara verilir. Suç örgütü ilan edilmesinden sonra bile Diyanet’in Bank Asya ile çalıştığı çok açık iken, kimse “İstediğimi yargılar, istediğimi görmezden gelirim” diyemez, diyemeyecek. Kimse “Devlet kurum ve kuruluşlarında dürüst ve müslüman insan sayısı artıyor, bunlar bizim oyunlarımızı bozuyor, Türkiye’nin halini, duruşunu değiştiriyor. Bunları bir şekilde toptan oyundan almalıyız, ezmeliyiz. Mümkünse yok etmeliyiz” diyemez, diyemeyecek.

“Devletin içine sızanlar sadece İslam cemaat ve tarikatları mı? Misyoner tarikatları? Mason tarikatı? Yahudi tarikatları? Satanist tarikatları? Bunları da araştırıp icap edenleri yaptınız mı ya da neden yapmadınız? Bütün kara para işleri, bütün ihanet işleri, bütün pis işler bunlarda değil mi?” diye sorulmamış tek bir siyasi/idari ve adli yetkili kalmayacak.

“Rabbim beni af etsin” demek, yargılanmaktan kurtulmaya sebep olmayacak, olamayacak. Bunu diyen, en başta yargılanacak. 15 Temmuz darbe tiyatrosu da zaten bütün tezatlarıyla, yalanlarıyla baştan beri gözler önünde… Bunları göre göre hukukun gereğini yapmamış olan savcılar ve hakimler de yargılanacaklar. Zaten kaç tane seçimde ve referandumda, daha akşam olmadan on binle usulsüzlük delili paylaşıldığı halde bunlara karşı da vazifelerini yapmadılar. Hala masonlar tarafından devletin başına getirilmiş hain güruhun ve onlarla en başından beri danışıklı dövüşen sözde muhalefetin istediklerini yapıyorlar. Bütün bu suçların, acıların, cinayetlerin, zararların, kayıpların, intiharların, krizlerin hepsinin baş sorumlusu, adaletten ayrılan hakimler ve savcılar… Herkesten çok onlar sallandıracaklar.

Bu yazı daha böyle çok uzar. Yıllardır bu zulümler yapılırken en sert şekilde yazdım, ikaz ettim. En çok da adli yetkilileri ikaz ettim. Dinlemeyenler, kula kulluk edenler, Türk görünerek bu millete ve devlete ihanet edenler, bilsinler ki ramak kaldı. Bunları ve burada anlatacak olsam uzun gidecek daha neleri neleri yapacağım. Şu anda bile Türkiye içinde ya da dünya genelinde, benim bunları yapmama mani olabilecek bir güç unsuru kalmadı.

Belki unutanlar olmuştur, boşa tartışmalar yaşanmasın diye yazayım. AKPKK ile cemaatin içindeki hakiki FETÖ’cüler aşk yaşarken, aralarından su sızmazken, her suçu beraber işlerlerken, ben gerçekleri haykırıyordum. Fethullah Gülen benden davacı olmuştu da Ankara’da, ifademin bile alınmadığı, savunma hakkımın bile tanınmadığı o davada sözde yargılanıp ceza almıştım.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Hiç yakışmadı, hiç yakışmıyor

Bünye onu kabul etmiyor, dışlıyor

Hala niye benim nabzımı yokluyorsunuz? Anlaşılmayacak ne var? Ekrem İmamyan’a ve çetesine kimin ne yaptığı beni alakadar etmiyor. Ben ona zamanında fırsatlar sundum. Türkiye ve dünya dengelerini onun lehine olacak şekilde ayarlayacaktım. O, iktidarla danışıklı dövüşmeyi tercih etti. Onlarla beraber ihanetlerine ve pis işlerine devam etti. Karşımda her zamanki kibriyle, her zamanki Türk ve İslam düşmanlığıyla davranmayı tercih etti. İnadına LGBT çıkışları da yaptı, inadına pek çok hususta damarıma bastı.

O iş, orada bitti… Ukrayna, Japonya, İmamyan, Trump ve bilinen diğerleri… Hepsi ile benim işim çoktan bitti. Beni karıştırmayın, bulaştırmayın. Akıbetleri baştan belli olan şahıslarla, gruplarla, ülkelerle daha fazla vakit harcayamam. Türkiye’nin ve dünyanın çok büyük, çok ciddi, çok acil meseleleri var ve onlarla meşgulüm. İbnelerle ve ibne sevicilerle harcayacak tek bir dakikam bile yok benim.

Ekrem İBB başkanlığından düşürülecekse, vatanın, milletin, gelecek nesillerin hayrına olur. Ahlakın, namusun, nesillerin muhafaza edilmesinde çok faydalı bir adım olur. Düşürüldükten sonra “Çin Gönüllüleri Cemiyeti” ya da “İbne Severler Cemiyeti” tesis ederek, oraların genel başkanlığını da yapabilir. Çin ya da LGBT bayraklarını eline alıp meydanlarda ya da ekranlarda da dolaşabilir. Birbirine tezat teşkil eden kaç farklı kimliği, duruşu var zaten, birinde bari artık sabit dursun. Ne cins olduğu belli olsun. Mevcut kanunlar onlara yarıyor, ne hazindir ki onlardan yana… Ekrem ne halt ediyorsa etsin de İstanbul gibi bir şehrin başında durmasın. Bence de o makama hiç yakışmadı, yakışmıyor. Türlü türlü yalanları, oyunları, yolsuzlukları, üç kağıtları ve ihanet bağlantıları da iyice meydana çıktı, hala çıkıyor.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

On beş gün kendimizi kapatacağız, geri çekileceğiz

Yunanistan’ın ve onu arkalayan Avrupa tarafının çok kızdığı ve bize karşı metafizik saldırılar yapacağı istihbaratını aldık. Ayrıca Türkiye ile Kıbrıs’ı da karıştıracaklarmış. Çok fena karşı hamleler planlamışlar. Bu nedenlerle, tedbir maksadıyla on beş gün kendimizi kapatacağız, geri çekileceğiz. Türkiye’de ve dünyada hiçbir metafizik çatışmaya girmeyecek, kimseyi de çarpmayacağız. Ayrıca Türkiye başta olmak üzere dünyanın hiçbir yerindeki siyasi, askeri ve mali meselelere de karışmayacağız. Yayınlar bile yapmayacağız. Öncelikle bu büyük tehlikeyi savuşturmamız, atlatmamız gerekiyor. Çok zor olacak, biz de çok zorlanacağız, Türkiye de çok büyük sıkıntılar yaşayacak ama bunu da atlatacağız.

Şeklinde cümleler yazmamı ve kararlar almamı bekleyenler var mı, bilemiyorum ama biz dünyanın farklı yerlerinden resmi yetkili kişilerin hallerini gördükçe, kendi aralarındaki konuşmalarını dinledikçe çok gülüyoruz, çok eğleniyoruz. Dünyanın dört bir yanından gelen raporlar, bizi sevince boğuyor. “İyi teşkilatlandık. Samimiyetle ve uzun süreli mücadele verdik. Hiçbir zaman korkmadık. Ulvi niyetlerle çıktığımız bu yolda, dünya malına, makamına gönül vermedik. Zaman zaman bedeller de ödedik ama yine yolumuzdan dönmedik. Şimdi hak ettiğimiz yerdeyiz. Rehavete de kapılmayacak ve gücümüzü bütün dünyaya daha açık şekilde göstereceğiz.” diyoruz.

Son zamanlarda sert darbeler vurup işlerini bozduğumuz bazı batılı ve doğulu taraflar, Türkiye içindeki gizli Ermeni/Hristiyan çetelerini, bunların kontrolü altındaki sözde siyasi partileri, sözde sivil toplum örgütlerini ve o meşhur terör örgütlerini bizim ve ülkemizin karşımızda bir kart olarak kullanmayı değerlendiriyorlar.

Ermeni ihanet çetelerinin Türkiye’de devlet sistemi içinde de çok adamları var. Hepsi isim isim, cisim cisim ifşa olmuş bu kişileri de kullanmak isteyebilirler. Bizce ciddi bir sorun değil ama bunları karşımızda kart olarak oynamak istediklerinde bizim bunlara vereceğimiz karşılık mecburen çok gürültü çıkartan, çok ses getiren, yer yer dünya medyasında ilk sırada ve dakikalarca haber yapılan türden olacak. Kendi devletinin gücünü/kurumlarını kendilerinin üzerine haksızca ve ihanetle yönlendiren, acımasızca terör saldırıları dahi yapan/yaptıran bir ihanet ve terör güruhuna karşı, her millet aynı şekilde sert, gürültülü, acımasız ve ezici karşılığı verir. Son derece inanarak ve yapabileceğimi kesinlik derecesinde bilerek ifade ediyorum ki her şafak vaktinde, İstanbul başta olmak üzere, Türkiye’nin pek çok şehrinde kurulmuş dar ağaçlarında, gizli Ermeni hainlerin ve teröristlerin leşleri sergilenir. Resmi yetkisi/kimliği olanları ise ilk günlerde sallandırılırlar. Dünya medyası da bu sarsıcı görüntüleri servis etmek, üzerinde uzunca durmak, ilgili şahısları yayınlara çıkartıp konuşturmak zorunda kalır. Çok da güzel olur ve dünyadaki bütün mazlum milletlere, terör kartı ile ezilerek, susturularak sömürülen milletlere örnek olur. Hepsi gerçek manada hür bir devlet/millet olabilmek için ne yapmaları gerektiğini en net şekilde görürler. Bir milletin, bunu yapmak istedikten sonra yapabildiğini, hainlerin ve teröristlerin böyle bir millet darbesine karşı güç yetiremediğini, onları oynatan batılı ülkelerin de çaresizce olanları izlediklerini görürler.

Ümit ederim ki o masonlar, o satanistler, o haçlılar, o sömürgeciler, o yunanlar, o caniler, o insan kasapları, bizim, Türkiye’nin, Kıbrıs’ın karşısında böyle bir kartı kullanırlar ve son kararları bu yönde olur. Her zamanki gibi samimiyetle yazıyorum, bu, bize de uyar. Bundan çok büyük memnuniyet duyar ve gerekli karşılığı memnuniyetle veririz. Zaten “ramak kaldı” deyip duruyorum. Son bir iki ince ayarın eksik kaldığını, onu da hızla yaptığımızı açıkça ifade ediyorum. Karşımızda Ermeni çeteleri kullanılırsa, açıkça da isim vereyim ve muhatap alayım ki Kılıçdaryan ve çetesi CHPKK, onlardan hiç farkı olmayan HDPKK, bunlara bağlı milletvekili denilen ya da denilmeyen militanlar ve türlü türlü kısa isimler verdikleri terör grupları kullanılırsa… Türkiye’de ya da Kıbrıs’ta sivil ya da siyasi yetkili ya da askeri yetkili bir kişinin burnu kanarsa, Türkiye’yi ve Kıbrıs’ı mezbahaya çeviririm. Kimse de gelip bunları elimden alamaz. Yine söylüyorum, bire yüz kişi idam ettirir ya da kestiririm.

“Ramak kaldı” dediğim bu süreç daha da hızlanmış olur ve iktidarı, danışıklı dövüşen muhalefeti, gizli ermenisini, yahudisini, masonunu, satanistini, haçlısını, ordumun içine sızanı, devletimin kurumları içine sızanı topyekun yakar, asar, ezer geçerim. Çünkü ben adaletliyim. Haksız yere yakanı, yakarım. Keseni keserim. Asanı, asarım. Parçalayanı parçalarım. Bir kişi bir yerde bir el bombası patlatsın, o kişiyi alır meydan yerde ve kameralar önünde bombayla havaya uçurturum. Göze göz, kana kan, dişe diş…

Haydi, işte meydan… Hemen şimdi başlayabiliriz. Kaç kişi, kaç sözde siyasi parti, kaç grup/örgüt ya da kaç sömürgeci ülke varsa karşımda durabilecek, bir adım öne çıksınlar göreyim.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Küçücük beyinleriyle, koca Türk milletine oyunlar kurduklarını zan ediyorlar

Gizli Yahudi bir vatan haini iken biyonik robot yapılan Özgür Özel’in, hiç olmadık bir anda, partisine ve partisinin planlarına da çok zarar vererek İslam dinine hakaret etmesi…

Gizli Yahudi ve FETÖ’cü bir vatan haini iken biyonik robot yapılan Sezen Aksu’nun İslam dininine hakaret etmesi…

Çoktan ateist ve ruh hastası olmuş, hiçbir makul sebep olmasa bile intihar etmesi beklenecek hale gelmiş, çoktan hayatın içinden alınarak korumalı bir klinikte tedavi altına alınması gerekmiş, kendisine ve çevresine zarar verme eğilimi olduğu çoktan anlaşılmış, davranışları bile son derece bozulmuş, yüzü gözü solmuş, bakışları bile değişmiş bir gencin, bir tarikat müessesinde intihar etmesinin, olmadık bir yerlere çekilmeye çalışılması…

Ve benzeri başka tartışmalar, meseleler…

Bunların hepsi bir planın parçası… Gündemi değiştirmeye, vatansever müslümanları başka konulara çekmeye, odaklarını bozmaya dönük hamleler. Ayrıca danışıklı dövüştükleri AKPKK’yi ve Tayyip’i daha fazla süre iktidarda tutmaya dönük hamleler… Yaşanan dehşet verici seviyedeki hayat pahalılığını, geçim sıkıntılarını, siyasi kaosu, belirsizliği, halktaki ümitsizliği, ülkenin koşar adım daha büyük felaketlere gidişini, bu nedenlerle yaşanan çok sayıda intiharı bastırmaya, gizlemeye, gündemden düşürmeye dönük çabalar.

Birkaç kelam edip, bir de hukuk yoluna giderek suç duyuruları yapıp sonrasında fazlaca vakit kaybetmeden hizmetlerimize, vatan ve millet mücadelemize devam etmemiz gerekir ve öyle de yapıyoruz.

O Fatih Altaylı ve de Ahmet Hakan da tepeden aldığı, yurt dışından gelen talimatlarla aynı maksatla yazıp çiziyorlar. Bir babanın, evladını Allahsızlardan, ahlaksızlardan, namus tanımazlardan ve içine düşürüldüğü ileri seviyedeki ruhi bunalımlardan kurtarmak için, son çare olarak bir İslami müesseseye göndermesini ama ondan da netice alamamasını bu derece çarpıtarak ve hukuk dışı şekilde mevzu etmeleri, haddi iyice aşarak milleti tehdit edercesine baskı altına almaları ve o babaya da hakaretler savurmaları, tahammül edilesi şeyler değil ama işte arka planında bu sarsıcı gerçek var. İsmail Saymaz da hep aynı yerden emirler alıyor ve emirler gereği bu kadar haddi aşıyorlar. Cezalarını bulurlar, bulacaklar.

Biz gereksiz surette vakit ve emek harcamayacağız. Danışıklı dövüşenlere takılmayacağız. İşte meydandayız, kim tarikatları kapatabiliyormuş? Kendilerini kanunun dokunamayacağı bir yerde gören, arkasındaki ihanet odaklarına güvenerek bu milletin dinine düşmanlık eden, bu milletin müslümanca duruşa sahip fertlerine yazılarda sövme hakkını kendinde gören ve mason tarikatının sahadaki köpekleri olan Fatih Altaylı, Ahmet Hakan, İsmail Saymaz ve benzeri piyonlar mı kapatacaklarmış? Yoksa Doğu Perinçekçiler ve AKPKK militanları mı kapatacaklarmış? Yoksa ordu içindeki çoktan ifşa olmuş gizli Ermeni ve gizli Yahudi ve gizli mason subaylar mı kapatacaklarmış? Yoksa bunlar da Rus ordusunu mu çağıracaklar? Yoksa Masonların emriyle AKPKK ile danışıklı dövüşen CHPKK militanları mı kapatacaklarmış? Boş boş hırlıyorlar, kendilerini dokunulamaz zan ediyorlar, milletin sinirlerine sinirlerine vuruyorlar. Cesareti olan bunlardan hangisi ise, beni muhatap alıp bana sövsün? Ben de o baba ile aynı kanaatlerdeyim. Hukuka saygısı olan, medenice yaşayan bütün insanlar da aynı kanaatlerdeler. Bu adi piyonlara “köpek” diyorum ama köpeklere hakaret edeceğim diye endişe ediyorum. Köpekler bunların yanında bin kere faziletli kalırlar. Ekmek yedikleri çanağa pislemezler. Omurgalı hayvanlardır. Bu hainler yakındır bu milletin ayakları altında topluca ezilirler, leşlerini de belki aç kalmış sokak köpekleri yerler. Hayatta iken insanlığa, devlete, millete, hayvanata bir faydaları olmamış, leşleri bari hayvanata faydalı olur.

Karar vermişler mi, öncelikle Müslüman Türkleri dinsizleştirmek, ahlaksızlaştırmak, toptan ruh hastası yapmak, sömürmek için çırpınan ve her türlü ihanetle kara para işlerinin merkezinde bulunan mason tarikatını mı, misyoner tarikatlarını mı, Sabetaycı tarikatları mı, satanist tarikatlarını mı, Kürt Yahudisi tarikatlarını mı, Ermeni tarikatlarını mı, yoksa hakiki İslami tarikatları mı kapatılacakmış? Tarikat derken neden sadece zihinlerinde, dillerinde, hedeflerinde İslam var, İslam tarikatları var? Bunca tarikat da tarikat değil mi? Asıl zararlı olanlar, hain olanlar, terörle iltisaklı olanlar, bozanlar, çökertenler, çalanlar onlar değil mi?

Anlaşılır şey de değildir. Gerçek bir hukuk devletinde bu hainlerin tamamını aynı gün toplar alırlardı. Emniyet teşkilatı içinde her sene en az yüzlerce intihar vakası oluyor. Bunların arka planına bakılınca, polislik mesleğinin getirdiği ağır yükü taşımayadıkları için intiharı seçenlerin az olmadığı, bu gibi ifadelerin/değerlendirmelerin uzmanlar tarafından hazırlanan bilimsel raporlarda da geçtiği görülüyor. Ordumuz içinde de her sene askerlik vazifesinin getirdiği ağır yük nedeniyle ya da askerliği sırasında gördüğü haksızlıklar, zulümler, aşağılamalar nedeniyle intihar eden en az yüzlerce genç oluyor. Kim çıkıp da “Asker ocağı kapatılsın, ordu lağvedilsin” diyebiliyor? Kim kendinde böyle bir cesaret bulabiliyor? Kim çıkıp da “Emniyet Teşkilatı kapatılsın, dağıtılsın, yeter artık” diyebiliyor? Bunlar denilemiyorsa ki denilemez, hukukun gereği bu, öyle ise, mesele İslam, mesele İslam cemaatleri ve tarikatları olunca her seferinde binlerce vatan haini, nasıl oluyor da organize şekilde hukuku ayaklar altına alabiliyor? Kim bunlar, bu derece kanun tanımazlığı, bu derece hainlik ve alçaklık sergilemeyi bunlara kimler sağlıyor? Siyaset sahnesindeki ve adalet sistemi içindeki kendi adamları mı? Gizli Yahudi, gizli Ermeni, gizli satanist, gizli mason savcılar, hakimler ve siyasetçiler mi?

Şu memlekette namuslu kalmış savcıların derhal basındaki, medyadaki, soysal medyaki binlerce kripto vatan hainini, İslam ve Türk düşmanını, o omurgasız kişileri toplatıp alması gerekiyor. FETÖ diye diye o kripto Yahudi ve Ermeni ihaneti ürünü sözde İslami cemaate kanmış müslümanları topladılar, aldılar. Mallarını, mülklerini yağmaladılar. 90 yaşındaki ihtiyarlarını bile zindanlara kapattılar. Bu safhada bile hiç hukuk tanımadılar, hukuku ayaklar altına aldılar, İslam düşmanlığı yaptılar. FETÖ hala her yerde… FETÖ basında… FETÖ medyada… FETÖ sosyal medyada… Asıl FETÖ’cüler bu kripto kimlikli hainler… Bunların hakkında dosyalar açılması gerekiyor. Vatana ihanet, fikir/vicdan ve ifade hürriyetinin baskı altına alınması, gizli servislere çalışmak, basın ve yayın gücünü nüfuz casusluğu kapsamında kullanmak, halkın büyük bir kısmının tabi olduğu dini değerleri aşağılamak ve daha türlü türlü suçlar gözler önünde. Bu suçların örgütlü şekilde işlendiği de gözler önünde ve vazifesini yapmayan adli yetkililer de yakında bunlarla birlikte toplanıp alınacaklar ve asılacaklar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

İşte bu nedenle…

Kemal Kılıçdaroğlu “2022’nin Eylül ayında seçim bekliyorum. Ekonomiyi daha fazla götüremezler.” demiş. Şunun üzerine tekrara girmeye “Danışıklı dövüşüyorlar” demeye, “Yalandan restleşiyorlar ve AKPKK hakikaten köşeye sıkışır gibi olunca gerginliği bile isteye gevşetiyorlar” demeye ve “Hani bu alçak Kemal mitingden mitinge koşacaktı ve bir an önce ülkeyi acil seçim şartlarına taşıyacaktı” diye sormaya gerek var mı? Şimdi kamyon yüküyle yazıp bu alçağın alçaklığını bilmem kaçıncı defa gözler önüne sermeye gerek var mı?

Ya hala bunun peşinde koşan ve bunu başında tutan CHP’lilere laf anlatmaya gerek var mı? Sözün bittiği yer çoktan geçilmiş. Artık sözün faydası yok. İşte bu nedenle bu millet yanardağ misali patlayarak sokaklara inecek de iktidarı, muhalefeti hepsini birden toplayıp asacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Körler sağırlar, birbirini ağırlar. Kim kimi af ediyormuş?

“Erdoğan ve ailesi için af çıkarılsın, ordu garantörlük yapsın”

Washington Yakın Doğu Politikası Enstitüsü’nde çalışan Türk uzman Soner Çağaptay, ABD’nin önde gelen dış politika dergilerinden Foreign Affairs’e yazdığı makalede, Türkiye’de iktidar değişiminin sorunsuz yaşanması için muhalefetin AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütü lideri Tayyip’e, kendisinin ve ailesinin görev yaptığı sırada işlediği tüm suçlardan affedilmesini içeren bir anlaşma önermesinin “mevcut en iyi seçenek” olduğunu savunabilmiş.

“Türk uzman” denilen ama gizli bir Ermeni olan, buna rağmen daha çok insanlık düşmanı ve her türlü kara para işini yapan Yahudilere çalışan ve mason da olan Soner Çağaptay, siyaset ve hukuk tarihine geçen “skandallar ötesi bir skandal” denilebilecek bir yazı kaleme almış. Aslında kendisinin de mensubu bulunduğu Ankebut Ağının hal-i pür melalilini gözler önüne sermiş.

Acınası, zavallı, dibe vurmuş halleri iyice zahir oldu. Biz, her türlü ihtimali hesaplayarak, kılı kırk yayarak hazır kıta bekliyoruz, onlar dünya genelinde seferberlik yaparak metafizik saldırılar yapmanın haricinde bir karşılık veremiyorlar. Sonra da işte kamuoyu oluşturmak, zihinleri, kabullenişleri, siyaseti yönlendirmek için ve kara para çaklarını varlıkta tutmak için böyle haberler çıkartıyorlar. Çok fena çuvalladılar. Tam kadro halinde korkudan titriyorlar. Oynayabilecekleri pek bir kartları kalmadı. Zaman aleyhlerine işliyor. Gece gündüz doğru düzgün vakit geçiremiyorlar, rahat uyuyamıyorlar. Her an bir gümbürtü kopacak da topluca enselenecekler ve idam edilecekler ya da müebbet hapis cezaları alacaklar diye korkuyorlar. Hele tabandakileri korkuları ve tepedekilere baskıları çok ileri seviyede…

Her geçen gün daha fazla siyasi, askeri ve mali güç kaybediyorlar. Metafizik çatışmaların sebep olduğu can, mal/araç/cihaz ve para kaybı bile çok çok yüksek miktarda. Gerçek çatışmalardan önce bile eridiler, bittiler. Ümitleri bile tükendi. Azılı Türk ve İslam düşmanı sözde Türk uzmanın skandallar ötesi skandal olan yazısını her yerde bulup okuyabilirsiniz. Benim söyleyecek birkaç sözüm var.

– Vatana ve millete ihanet, devlet düşmanlarına hizmet etmiş kişileri, hiçkimse hiçbir mazeretle af edemez. Meclisten öyle bir af yasası çıktığı gibi o meclisin meşruiyeti tamamen biter. Hiçbir Türk vatandaşının o meclisi tanıma zorunluğu kalmaz. Hatta öyle bir meclisi, vatan hainlerine bile af çıkartan sözde Türk vekillerinin başına yıkmak, her vatan evladına vacip olur.

– Ordu siyasete asla, hiçbir gerekçeyle, hiçbir zaman karıştırılamaz. Her zaman demokrasiden, adaletten, eşitlikten, insan hak ve hürriyetlerinden, fikir ve vicdan hürriyetinden ve şaibesiz seçimlerden bahseden batının bu çirkin ve iki yüzlü siyaseti asla kabul edilemez. Ordunun siyaset sahnesine davet edilmesi kabullenilebilir ve tahammül edilebilir şey değildir. Ordunun siyasete davet edildiği bir ülkede, batıda ve dünyada demokrasiden bahsedilemez. Ayrıca ordumuzun çoğunluğu Tayyip’ten ve onu arkalayan Türk/İslam düşmanı güç unsurlarından yana değil. Ben, hususiyle son iki senede Türkiye’den pek çok denge gibi bu dengeyi lehime olacak şekilde değiştirdim.

– “Türkiye demokrasisinin daha geniş ve daha hızlı bir çöküşünü önlemek için mevcut en iyi seçenek bu olabilir.” diyerek ordumuzu siyaset çekmek, demorasi denilen sistemin anlatıldığı gibi bir sistem olmadığının, “Batıdaki demokrasi anlayışı” diye burada konuşup duranların da hep sahtekar ve vatan/millet düşmanı kişiler olduklarının tek başına delilidir. Batı dahil, dünyanın hiçbir yerinde ve hiçbir zamanında demokrasi, kağıt üzerinde ve dillerde anlatıldığı gibi bir sistem olarak uygulanmadı ve tarif edildiği o şekilde uygulanabilirliği de yok. Yıllardır yazıyorum, demokrasi, satanistlerin, masonların, yahudilerin dünya insanlığını her yönden çökertmek için kullandıkları bir araçtan başka hiçbir şey değil. Demokrasi ile idare edilen devletlerin maddeten ve manen çökmekten başka bir seçenecekleri olmadı, olamaz.

– Yazar neyin kafasını yaşıyor ya da nasıl köşeye sıkıştırmışlar da böyle skandal bir yazı yazıp hem kendini, hem dergisi Foreign Affairs’i, hem de Washington Yakın Doğu Politikası Enstitüsü’nü tarihin karanlık sayfaları arasına tek hamlede gömüyor, bu kısmı çok tartışılır. Lakin, yazara bu skandal cümleleri peş peşe yazdıran güç unsurlarının iddiasının aksine olarak, Tayyip ABD, İngiltere, Almanya, İsrail gibi ülkelerin ülkemizde çevirdiği haince işler neticesinde iktidara getirilmesinden on sene sonra iktidarı bıraksaydı, Türkiye’nin en başarılı liderlerinden biri olarak kabul edilmeyecekti. O zaman da vatan haini, katliamcı, savaş suçlusu, polis ve asker katili, hazine soyguncusu, peşkeşçi, hak/hukuk tanımaz bir mason olarak bilinecekti ve yargılanacaktı. Ayrıca on sene önce de Türkiye her sahada bataktı. Para da yoktu, iş de yoktu, adalet de yoktu, huzur da yoktu, toplumsal barış dedikleri şey de yoktu. Şaibesiz seçimler de yoktu. Fikir, vicdan ve ifade hürriyetleri de yoktu. Ona oy verenlerin yarıdan fazlası, girdiği ikinci seçimde ona oy vermedi. Girdiği ikinci seçim bile meşru değildi, abartılı şekilde hileliydi. O seçimde MHPKK’nin oyları da hileliydi. MHPKK o zaman da bitik/tükenmiş bir tabela partisiydi. Seçimler hilesiz olsaydı Tayyip on seneye kadar iktidarda asla kalamazdı. Bütün bu hileler yapılırken sözde muhalefet de onunla danışıklı dövüşmekteydi. Türkiye’de neler döndüğünü batı ülkeleri de çok iyi derece bilmekteydi. Çünkü Türkiyeye ve Türk milletine karşı yapılan bunca hukuksuzlukları planlayanlar, AKPKK’ye ve MHPKK’ye bu yönde talimatlar verenler ve bunları sahada uygulatanlar ve basın/medyayı bu yönde kontrol edenler hep bu batı ülkeleriydi. Giderek fakirleşen, giderek alım gücü düşen, giderek türlü iş sektörlerinde daha da dibi gören, kaşıkla verilen maaş artışları, yapılan zamlarla adeta kepçeyle geri alınan bir Türkiye vardı. Bütün bu hırsızlıklar ve yolsuzluklar batı ülkeleri ile İsrail için yapılmaktaydı. Sözde Türk uzman, bu gibi işlerin kitabını yazabilecek kadar bu sistemin içinde olan birisi. Şimdi, bunca senedir oynattıkları piyonları, inanamadıkları şekilde köşeye sıkışınca, hak, hukuk, demokrasi v.s. palavralarını bile unutarak skandallar ötesi bir skandal yazı yazıyor ve piyonları kurtarmaya çabalıyor. Buna susacak batılıların hepsine de yazıklar olsun. Buna da susarlarsa, en fazla bir iki seneye bu sessizlikleri ve tepkisizleri onların da suratlarına şamar misali çarpılır. Onlar da o gün biterler.

– AB ve ABD ya da başka bir devlet ya da milletler arası teşkilat, Türkiye’nin içişlerine ve hukuk/adalet işlerine hiçbir mazeretle karışamaz. Suçları arşa kadar varmış bir vatan hainini ve çetesini ve onlarla danışıklı dövüşen sözde muhalifleri korumak AB’nin de ABD’nin haddi değildir. Vazifesi de değildir. Bu, zaten dünya siyasetinde çok büyük bir çatışma çıkartır. Şu yazının küstahça yazılmış ve yayınlanmış olması bile şu günden itibaren pek çok devletin ve teşkilatın başına pek çok büyük sıkıntılar çıkartacak. Ayrıca, herhangi bir devletin Tayyip’i ‘sürgündeki siyasi lider’ olarak kabul etmesi bile hem o devlete, hem de o devleti arkalayan diğer devletlere çok çok büyük sıkıntılar çıkartacak. Bu saatten sonra Tayyip’i ve çetesinin mensuplarını elinde tutmak ve himaye etmek isteyen taraflar/ülkeler, bir ateş korunu elinde tutmak kadar imkansız bir şeyi denemiş olacaklar. Boş yere ellerini yaktıkları ile kalacaklar.

Kim, kimi af edecek, kim kime af çıkartacak? 80 küsur milyon aç, eliğine kadar sömürülmüş, zulüm edilmiş, kandırılmış insan toptan ahmak mı? AKPKK’yi arkasındaki bunca İngiltere, Amerika, AB, NATO, İsrail ve mason tarikatı desteğine rağmen ezip geçebilen vatanseverler, AKPKK ile şu anda bile, şu şartlarda bile danışıklı dövüşebilen muhalefetten mi çekinecek?

Bunların hepsi beyhude çabalar. Sadece Tayyip ve çetesi AKPKK değil, MHPKK, CHPKK, HDPKK ve aynı alfabenin harfleri olan bütün siyasi partiler bitmiştir. Türkiye’de demokratik cumhuriyet sistemi/rejimi an itibariyle resmen değilse de fiilen bitmiştir. Sadece bunlar değil, şimdilik Türkiye’de gizli Yahudi, gizli Ermeni çeteleri Mason tarikatı da bitmiştir. Kısa süre sonra dünya genelinde mason tarikatı tamamen bitmiş/tükenmiş ve gerçek yüzü ifşa edilmiş olacak. Bu kadarla da sınırlı değil, an itibariyle Türkiye’de batıya dönük siyasi ve fikri duruşlar bitmiştir. Türkiye’de NATO bitmiştir. Türkiye’de, başımıza geçirilen hainler vesilesiyle kırk yıldır kapısında süründürüldüğümüz AB hedefi bitmiştir. Her sahada dibe vurmuş, kısacık süre sonra son darbeleri vuracağım ABD de Türkiye için bitmiştir. Bir bütün olarak Ankebut Ağı artık bitmiş, tükenmiştir. Gürültülü şekilde son darbeleri vurup, sebeplerine uydurup temizlemek kalmıştır. Bu arada Soner Çağaptay, Washington Yakın Doğu Politikası Enstitüsü ve Foreign Affairs da bitmiştir.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Kemal Kılıçdaroğlu ihanete devam ediyor

Şu şartlarda bile Tayyip’e, mason tarikatına, İngiltere’ye, CIA’ya, batı dünyasına çalışmaya ve AKPKK ile danışıklı dövüşmeye devam ediyor.

Kemal, “Sayın Yavaş’ın ve İmamoğlu’nun ismi öne çıkarılıyor ama İstanbul ve Ankara’nın yönetimini bırakamayız. Seçmenimize anlatamayız.” dedi. Zaten seçmende yavaş ve İmamoğlu talebi çok güçlü olduğu için onların adları öne çıkartılıyor. Bu belediye başkanlarının tavsiye edeceği CHP’li belediye başkanı adaylarının karşısında başka hiçbir aday kazanamaz. Kemal bu dengelerden ve seçmenin bu halinden bihaber olamaz. Kemal, danışıklı dövüşmeye devam etmek için şartları zorlarken, aldığı kararlar ve yaptığı açıklamalarla kendini iyice açık ediyor.

Türkiye’ye de CHP’ye de ihanet ediyor. Kemal ve çetesi dik dursaydı, son iki ay içinde Tayyip, bir değil birkaç kere bile devrilebilirdi. Adnancıların yok edileceğini, ortalığın fena karışacağını öğrendiği gibi krizlere de girdi. Çok panikledi. Çünkü kendisi de her türlü pisliğin ve ihanetin içinde… Kara paracılarla da Adnancılarla da AKPKK ile de organik bağları var.

Mehmet Fahri Sertkaya

Türkiye’de gerçek bir muhalefet olup olmadığı artık kesinleşmeli

Siyasi ve dini tercihleri her ne olursa olsun, Türkiye’de gerçekten muhalif olan, şu suç örgütü iktidarın bir an evvel devrilmesini, ilgililerin yargılanmasını isteyen bütün topluluklar/taraflar farkında olmalıdır ki Kemal Kılıçdaroğlu ve çetesi, Ahmet Davutoğlu ve çetesi, iktidardaki suç çetesi ile danışıklı dövüşüyor.

Hemen bu danışıklı dövüşü terk etmezlerse, bunca milleti ahmak yerine koyarcasına kararlar almayı, çıkışlar yapmayı, paylaşımlar yapmayı, oyalamayı terk etmezlerse, iktidardaki suç ve ihanet çetesinden önce bu sözde muhalif suç ve ihanet çetelerinin milletin ayaklarının altında ezilmesi gerekiyor.

Türkiye’de gerçek bir muhalefet olup olmadığı artık kesinleşmeli. Sonrasında neler olacağı, bu kısmın kesinleşmesi ile belli oluyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Büyük bir kriz çıkacak ve sonunda ya Türkiye ya da Avrupa açıkça batacak

Belki de dünya tarihinde bir kırılma noktası yaşanacak. Avrupanın müdahaleleriyle ortadoğu karışacak. Yeni ve çok büyük bir mülteci krizi de yaşanacak. İran, Türkiye’ye doğalgaz vermez olacak ve daha pek çok şeyler yaşanacak.

Avrupa çok zor duruma düştü. Maddi sıkıntıları iyice artıyor. Kara para gelirleri çok düştü. Siyaset sahnesinde de rezil oldular. Henüz büyükelçi sıfatlı uzman teröristlerini/fitnecilerini geri çekmediler ama şu anda bile çekmişten beter haldeler. Korkularını, paniklerini, endişelerini, zayıflıklarını, iç çatışmalarını, kararsızlıklarını bütün dünya bu elçi kriziyle birlikte bir kez daha gördü. Aynı zamanda Ankebut Operasyonumuzun gücünün nerelere ulaştığı da görüldü.

Avrupa bu halden kurtulmak için bir an önce para, çok para bulmak istiyor. Bunun yolunu da her zaman yaptığı gibi kara parada buluyor. En başta Türkiye, İran, Suriye ve Irak olmak üzere, bütün ortadoğuda terör faaliyetlerini, Avrupalı sözde elçiler ve konsoloslar üzerinden, ayrıca gizli servisler üzerinden, ayrıca Avrupa ile paslaşan holding patronları üzerinden, ayrıca Avrupa ile entegre olmuş basın ve medya organları üzerinden, ayrıca Avrupanın tamamen ya da kısmen kontrolünde olan terör örgütleri üzerinden artırmak istiyor. Sorunlardan çıkışı terörü artırarak, ülkeler arası sorunları artırarak, bölgede oluşacak kaos ortamında daha rahat ve daha büyük çapta kara para işleri yapmakta görüyorlar.

Bu nedenle Afganistan, Pakistan, Bangladeş, Hindistan ve benzeri ülkelerden, iş, aş, vatandaşlık, Avrupaya geçmek vaatleriyle kandırılmış çok yüksek sayıda mültecinin, terör örgütlerinin aracılığıyla İran’a getirilmesini, İran’dan da Türkiye’ye gönderilmelerini istiyorlar. Biyonik Soysuz da İran’a kara para işlerinde bir çıkış yolu bulmak için, yukarıda izah ettiklerimin temelini sağlamlaştırmak için gitti.

Biyonik Soysuz’un içindeki asıl uzaylı, yardımcılarına kıyasla son derece gün görmüş, tecrübeli bir kişi. Daha önce İran’da ve Çin’de biyonik robotlarla görev yaptığı biliniyor. Biyonik Soysuz’un ziyaret ettiği ve bu hususları konuştuğu İran İçişleri Bakanı da bir biyonik robot. İşte Avrupanın bir an önce tahliye edilmesini istediği Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş gibi kişiler de on yıllardır böyle insanlık dışı kara para faaliyetlerinin bir kısmında kullandıkları terörist ve hain piyonlar…

İran merkezli kaos planında başı çekenlerden biri Almanya, diğeri ise İngiltere… AB çatısı altında da bu plana tam riayet etme kararlılığı var. Biyonik Ursula da üzerine düşenleri büyük bir gayretle yapmak istiyor. Hatta Ursula’nın bu kaos, kan, terör, vahşet, katliam, soygun, sömürü, kara para filminde baş rolde olduğu söylenebilir.

Biyonik Hulusi Akar da bu projeye çalışıyor ve bu nedenle İran sınırını denetliyor görüntüsü verirken aslında son hazırlıkları yaptırıyor. Tayyip de bu planları çok detaylı olarak bilmese de bu ekibe uyuyor ve üzerine düşen kısımları yapmak, yaptırmak istiyor.

Plan bu kadarla sınırlı değil. Bu ilk kısmı… Bu kısmı sorunsuz gerçekleşirse, devam eden safhalarında çok daha sıkıntı verici şeylere sebep olacaklar. Türkiyenin doğalgazsız, elektriksiz, susuz, altyapısız, internetsiz ve otoritesiz kalmasını sağlayacaklar. Bu kısımları yaparken, suni depremleri, suni selleri, suni fırtınaları da peş peşe yapacaklar. Santrallerimizi, rafinerilerimizi hedef alacaklar. Ermeni çetelerini kullanarak (Başta CHPKK ve HDPKK, ayrıca DEVA ve Gelecek) siyasi bir kaos ve büyük bir otorite sorununu da eş zamanlı olarak çıkartacaklar. Bu kısımda biyonik Kemal Kılıçdaroğlu’na da çok iş düşecek ki şu anda planlardan haberi var ve şu ana kadar durması gerektiği gibi durdu. Talimatları sorunsuz yerine getirmek istiyor.

Böylelikle, öncelikli olarak ihtiyaç duydukları yüksek meblağdaki kara para ihtiyacını bir nebze karşılamışken, bir yandan da batı dünyasının vahşi, sömürgeci, kan emici faaliyetlerine karşı dimdik duran ve bütün dünya insanlığı adına bir meydan okuma sergileyen yepyeni Türkiye’ye diz çöktürmek isteyecekler.

Yönlendirmeme gerek yok.

Söz konusu vatansa, milletse, geleceğimizse, gerisi teferruattır. Oyundan düşürme faaliyetlerinizde iktiza ettikçe şu saçma sapan guguk sisteminin dışına çıkmaktan hiç çekinmeyeceksiniz. Gazi olmaktan, şehit olmaktan ve zindanlara dolmaktan çekinmeyeceksiniz. Bu gün vatan sizden bunu bekliyor. Topraklarımızın altındaki milyonlarca isimsiz şehit bunu bekliyor.

Görelim bakalım kim kime diz çöktürecek. İttifak kurmuş olan, içimizde de hainleri bulunan düşmanlarımızın bu plan tamamıyla çökene kadar, ne gerekiyorsa yapacaksınız. Gerekirse binlerce can alıp binlerce can vereceğiz. Gerekirse kuklaların leşlerini kuklacıların kapılarına atacağız. Üzerlerine de imzamızı atacağız.

Ben arada değilim

Türkiye içindeki gizli Ermeni, gizli Rum, gizli Hristiyan teşkilatlarla husumeti ya da husumet seviyesinde olmasa da sert bir siyasi/maddi mücadelesi olanlar arasında, nedense beni kendilerine engel görenler var. Ben varım diye, yapacak olduğu hamleleri yapmayanlar var.

Yanlış değerlendirmeler yapmışlar. Benim, söz konusu çevrelerle ve onların en bilinen teşkilatlarından biri olan CHPKK ile ya da HDPKK ile hiçbir münasebetim, anlaşmam, sözleşmem yok ve olamaz.

Benim planlarımda, şu anda ya da yakın gelecekte bunlara yer yok. Bunlarla, Türkiye’deki ya da dünyadaki hiçbir tarafın yol almasına da imkan yok. Son derece basit, liyakatsiz, vasıfsız, ilimsiz, ahlaksız, namussuz, kuralsız, kavgacı, gürültücü, korkak, kendi aralarında bile birlik olamayan, gözlerinin önünü bile göremeyen kişiler bunlar. Akademi Dergisinden beslenerek son yıllarda birkaç dikkat çekici çıkışlar sergilemiş olmaları kimseyi aldatmasın. Akademi Dergisi bunların damarlarında adeta kan olmuş akıyor ama bunları şekle sokmakta yeterli olmuyor. Çünkü bünyeleri türlü yetersizliklere, tembelliklere, nefsi hallere alışmış ve Akademi Dergisi tarzında bir duruşu hayranlıkla takip etseler de bünye olarak ret ediyorlar.

İnsan, ahmak dosttansa akıllı düşmanı tercih eder. Bunlarla husumeti ya da bir şekilde bir kavgası olanlar, beni araya katmasınlar. Hiç ilgilenmiyorum. Önceden de ilgilenmiyordum, şimdi zaruri müdahaleler yapıp çoğu meseleye hiç karışmadığım şu süreçte ise hiç ilgilenmiyorum.

Dünya üzerindeki çok sayıda tarafa, güç unsuruna da tavsiyem, bunlarla hiç kimse boş yere vakit kaybetmesin. Bizi de boşa uğraştırmasın. Tıkır tıkır işleyen bir devlet sistemiyle Türkiye’nin idaresi bunlara teslim edilse bile, kısa sürede her şeyi bozar, berbat eder bunlar. Bunlara bir marketler zinciri ya da bir büyük çiftlik ya da fabrika bile emanet edilmez. Onları bile idare edemezler.

Mehmet Fahri Sertkaya