Almanya’nın muhalif siyasi isimleriyle 6 Nisan 2021 tarihinde görüşmelerim oldu. Şu ana kadar beni, mücadelemi en iyi anlayan, bu hususu en iyi şekilde çalışan tarafın Alman muhalefeti olduğunu gördüm. Gerçekten çok sıcak kanlı, çok dostane ve çok seviyeli bir yaklaşımları oldu. Benden de aynı şekilde karşılık aldılar. Bundan sonra Türk – Alman ilişkilerinde ve dünya meselelerinde kendileriyle her zaman istişare halinde olacağım. Beraberce neler yapabileceğimize bakacağız. Hem Türkiye ve Almanya, hem de dünya insanlığı için çok güzel şeyler yapabileceğimize inanıyorum.
Dinleyeceğiniz kayıt görüşmenin bir kısmıdır ve öyle yapılması uygun olduğu için tek taraflı olarak verilmiştir. Hazırlıksız olunan bir anda aniden gelişen/yaşanan bu görüşme, çoktandır beklediğim iletişimi başlatmış oldu.
Almanya’nın muhalif siyasi isimleriyle 6 Nisan 2021 tarihinde görüşmelerim oldu. Şu ana kadar beni, mücadelemi en iyi anlayan, bu hususu en iyi şekilde çalışan tarafın Alman muhalefeti olduğunu gördüm. Gerçekten çok sıcak kanlı, çok dostane ve çok seviyeli bir yaklaşımları oldu. Benden de aynı şekilde karşılık aldılar. Bundan sonra Türk – Alman ilişkilerinde ve dünya meselelerinde kendileriyle her zaman istişare halinde olacağım. Beraberce neler yapabileceğimize bakacağız. Hem Türkiye ve Almanya, hem de dünya insanlığı için çok güzel şeyler yapabileceğimize inanıyorum.
Dinleyeceğiniz kayıt görüşmenin bir kısmıdır ve öyle yapılması uygun olduğu için tek taraflı olarak verilmiştir. Hazırlıksız olunan bir anda aniden gelişen/yaşanan bu görüşme, çoktandır beklediğim iletişimi başlatmış oldu.
MFS-German opposition talks
I had talkings with opposition political figures of Germany on April 6, 2021. So far, I have seen that it is only the German opposition that understands me, my struggle best and works on this issue in the best way. They had a really warm, very friendly and multi-level approach. They got the same response from me. From now on, I will always be in consultation with them in Turkish-German relations and world affairs. We will look at what we can do together I believe that we both Turkey and Germany can do very good things for the world of humanity.
The recording you will listen to is some part of the interview and is given unilaterally as it is convenient to do so. This talking, which suddenly developed / lived at an unprepared moment, initiated the communication I had been waiting for.
Neler olduğunu bilenler var, bilmeyenler var. Ben buradan bir kısmını anlatayım. Dibe vurmuş, laçkalaşmış haldeki Ankebut Ağı benimle bir iletişim kurabilmek ve anlaşabilmek için günlerce çırpındı durdu.
Aylar önce de bunlarla ortak menfaatlerde yol almak istemiş ve şans vermiştim. Hep oyun kurmuşlardı. Nihayet “Kabine değişecek/değişmeli” mesajları vermemden sonra Tayyip çıldırdı, o bilinen çıkışını sergiledi ve sonra her şey bozuldu. Geçenlerde bir ufacık anlaşma ışığı gördüklerinde hemen, düşünmeden bunu bir daha denediler. Üst üste pek çok hamle yaptılar. Geçenki seferde derslerini aldıklarını bildiğimden, daha da fena hallere düştüklerini, iyice güç kaybettiklerini bildiğimden bu defa ciddi duracaklarını, oyun kurmayacaklarını düşündüm. İhtiyatlı yaklaşarak onlara yol verdim. İlerlediler, pek çok sıkıntılı mesele lehlerine dönmeye, çözülmeye başladı. Anında Türkiye ve dünya meselelerinde yukarı doğru ivme kazandılar. O çaresizlik ve köşeye sıkışmışlık hallerini ise hemen unutup yine şımardılar/şeytanlaştılar.
Baktım yine oyun kuruyorlardı. Birkaç kere ikaz ettim ama ayar almadılar. İkinci defa bu mücadele neticesiz kalmış oldu. Bizi ayakta uyuttuklarını zan ediyorlarken birden her şeyi kesip attım. İnanamadılar, iç tartışmalar/çatışmalar yaşadılar, çok sarsıldılar. NATO bile yukarı doğru ivmesini bir anda tersine çevirdi. Ukrayna meselesi de dara düştü. Her meselede, her yerde aniden çöktüler. Birkaç gündür her konuda rezil olmaya devam ediyorlar.
Son günlerde ise kelimenin tam manasıyla yalvardılar. “Bizler baronlarız. En üst efendileriz. Biz izin vermeden bu dünyada hiçbir şey olmaz. Bu güne kadar Ankebut Ağı’nın görünen yüzüyle, ayak takımı ile mücadele ettin. Şimdi meseleye biz el atıyoruz. Bir şansımız daha yok mu? Anlaşamaz mıyız? Senin hassasiyetlerini biliyoruz ve saygı göstereceğiz? Senin zekanı, stratejini, gücünü takdir ediyoruz ve yanımızda görmek istiyoruz. Cemaatinin başına geçmenden de rahatsızlık duymuyoruz. Gel bizimle ol. İstersen seni aramıza bile alabiliriz. Bu güne kadar aramızda hiç gerçek Müslüman bulunmadı ama sen ilk olabilirsin. mealinde cümlelerle birkaç gün yalvardılar.
Onlara önce gerçekte ne kadar aciz ve tamamen bitmek üzere bir halde olduklarını anlattım. Hemen “Senin yüzünden oldu bütün bunlar” dediler. “Evet, benim yüzümden oldu. Düşmanımsınız, çatıştık ve siz kaybettiniz. Şimdi ise düşman kalarak bir süre ortak menfaatlerde buluşabiliriz. Lakin benim hassasiyetlerim ve bazı şartlarım var.” dedim. İstemeye istemeye ve çok da ümitli olmadan bir şans daha verdim. Gayet makul olan şartlarımı söyledim ve bazı taleplerde bulundum. Günlerdir yine oyaladılar ve oyunlar kurdular. Bu süre zarfında iki gruba bölünüp kendi aralarında da çatıştılar. Bizimle anlaşmak isteyenlere A takımı, istemeyenlere B takımı dedik. A takımı, B takımı karşısında zorlanınca onlara metafizik destek dahi verdik. İstedikleri süreyi de verdik. Süre dolduğunda hiçbir mazeretleri olmasın istedik. İçlerinde gerçekten bizimle anlaşmak ve kurallarımızı kabul ederek dünyayı beraber şekillendirmek isteyen üst isimleri de oldu ve hala bu kanaatteler. Lakin bütüne bakılınca yine şeytanlık ve sinsilik yaptılar. Sanki hala anlaşmak istiyorlarmış ve istediğim şartları ayarlıyorlarmış gibi görünerek oyalarlarken ben icap eden karşılığı verdim. “Böyle yapacağınıza çok yüksek ihtimal veriyordum başından beri… Yine şaşırtmadınız” dedim ve kesip attım. Bunu yaparken de bundan sonra izleyebileceğim birkaç yolu onlara anlattım. Sadece susup kaldılar.
Haklı olarak çok öfkeliyim ve bütün dünyanın onların üzerinden geçmesine izin de destek de vereceğim. Benimle çatışan bir halleri olmadıktan sonra, Yeşiller, Çinliler, Ruslar, İranlılar ya da herhangi bir taraf bunları ezip geçerken işlerini bozmayacağım. Hatta önlerini açacağım. Hatta icabı halinde o taraflara destekler vereceğim.
Cihan da yıkılsa ben hassasiyetlerimden taviz vermeyeceğim. Bir dakika bile maksadım/hedefim dünyalık olmadı. Para, şöhret, alkış, itibar, kadın, makam, rütbe olmadı, olmayacak. Ben bunların değil davamın mücadelesini veriyorum. Bunların peşinde olsaydım şimdiye binlerce kere sahip olmuştum.
Ben kara sevda olduğum kişinin bile peşinde koşmadım. Hiç ama hiç koşmadım. Baktım olmuyor, dinim, duruşum, ahlakım, şartlarım onların kabullenemeyeceği şeyler… Baktım Müslümana kız verecek kişiler değiller, bedeli ne olursa olsun sildim geçtim. “Yapamaz, bu işin tabiatı belli. Gelip bu kapıya kul olacak, göreceksiniz. Tarih boyunca bu hep böyle oldu.” dediler, üstüne üstüne ezdim geçtim, yaptım, sildim. Ben bu günlere çok akıl almaz imtihanlarla hazırlanarak getirildim.
Çok sayıda ülke lideriyle ve lider olmasa da çok sayıda ülkeden tesirli siyasetçiler ve kanaat önderleri ile irtibatım devam ediyor. Her geçen gün de bunların sayıları artıyor. Dünyayı yeniden ve olması gerektiği gibi şekillendirirken yanımda olmaya devam edecek çok sayıda güç unsuru var. Şartları doğru okuyorum. Gücümün farkındayım ve henüz çok azını kullandım/kullanıyorum.
Herkes tartışıyor, “Laboratuvar ürünü olan Covid-19’u ABD mi üretti yoksa Çin mi üretti.” diye…
Aslında ikisi de üretti. Daha önce de bu konuda birkaç satır yazmıştım. Bu virüs önceleri ABD’de üretilmeye başlandı ve sonra Çin’de Vuhan’daki o meşhur laboratuvara götürülüp oradan yayıldı. Hatta daha önce yine yazmıştım, aynı anlarda İspanya’dan da yaydılar.
Bunları yapanlar ABD ve Çin devletlerinin resmi kimlikli adamları olabilirler ama oyun içinde oyunlar vardı, var.
Yeşiller, hem ABD içindeki hem de Çin devleti içindeki adamlarını bu işte kullandılar. Hem de daha başka devletlerdeki adamlarını da daha az oranda olsa da kullandılar. Covid-19, bu güne kadar dünyamızda yayılmış yüzlerce bazı başka virüsler gibi uzaylılar tarafından üretildi, programlandı. Bu defa fark şu ki çok kapsamlı ve büyük ve uzun süreli bir plan yapıldı.
Yeşiller, bütün dünya insanlığına düşmanlar ve toplu bir yok oluş istiyorlar. Dünya insanlığı, gezegenine kıymet vermemiş, sahip çıkmamış, korumamış ve hor kullanmış ve bunun neticesi olarak da küresel ısınma yaşanmış, hayvan türleri yok olmuş, iklimler bozulmuş, kutuplarda buzullar erimiş, tabii felaketler hakim olmuş ve dünyada hayat sona ermiş gibi görünsün istiyorlar. Bunun için dünyada güçlerinin yettiği her şeyi düzenleyip yönlendirirken, bir yandan da sık sık virüsler yayıyorlar.
Herkes tartışıyor, “Laboratuvar ürünü olan Covid-19’u ABD mi üretti yoksa Çin mi üretti.” diye…
Aslında ikisi de üretti. Daha önce de bu konuda birkaç satır yazmıştım. Bu virüs önceleri ABD’de üretilmeye başlandı ve sonra Çin’de Vuhan’daki o meşhur laboratuvara götürülüp oradan yayıldı. Hatta daha önce yine yazmıştım, aynı anlarda İspanya’dan da yaydılar.
Bunları yapanlar ABD ve Çin devletlerinin resmi kimlikli adamları olabilirler ama oyun içinde oyunlar vardı, var.
Yeşiller, hem ABD içindeki hem de Çin devleti içindeki adamlarını bu işte kullandılar. Hem de daha başka devletlerdeki adamlarını da daha az oranda olsa da kullandılar. Covid-19, bu güne kadar dünyamızda yayılmış yüzlerce bazı başka virüsler gibi uzaylılar tarafından üretildi, programlandı. Bu defa fark şu ki çok kapsamlı ve büyük ve uzun süreli bir plan yapıldı.
Yeşiller, bütün dünya insanlığına düşmanlar ve toplu bir yok oluş istiyorlar. Dünya insanlığı, gezegenine kıymet vermemiş, sahip çıkmamış, korumamış ve hor kullanmış ve bunun neticesi olarak da küresel ısınma yaşanmış, hayvan türleri yok olmuş, iklimler bozulmuş, kutuplarda buzullar erimiş, tabii felaketler hakim olmuş ve dünyada hayat sona ermiş gibi görünsün istiyorlar. Bunun için dünyada güçlerinin yettiği her şeyi düzenleyip yönlendirirken, bir yandan da sık sık virüsler yayıyorlar.
Bir yandan virüsleri yayıp zarar verirken, bir yandan da bu virüslere karşı geliştirildiği iddiası ve aşı ismiyle bazı kimyevi maddeler yayıyor ki darbe üstüne darbe vurmak için…
“Biontech Pfizer aşısı” denilen şey de bunlardan sadece biri…
Covid-19’u laboratuvarda üretirken şu şekilde programladılar ve şunları hedeflediler:
İleri yaşlarda olup da sürekli olarak devletlerin sigorta sistemine, sağlık sistemine, belediyelere ve bütün resmi kurum ve kuruluşlara yük olduklarını düşündükleri dünya insanlarını önden öldürmek.
Yaşlıları öldürerek, insanların arasında tecrübeli, bilgili, gün görmüş, iyi niyetli, ağır başlı ve denge unsuru olan tabakayı yok etmek. Böylelikle maddi, manevi, ahlaki dengenin daha da hızla sarsılmasını sağlamak. Dünya insanlarını daha da maddiyatçı, hoş görüsüz, kavgacı, sert davranışlı hale getirmek.
Dünya insanlarından genç ya da orta yaşlarda olup da bağışıklık sistemi zayıf olanları ve de ciddi rahatsızlıkları olanları hızlıca öldürmek. Böylece dikkat çekmeden ve ani/sert tepki ile karşılaşmadan nüfusu kısa sürede kırmaya çalışmak.
Dünya insanlarını ilaçlara bağımlı hale getirmek. Bu sözde ilaçlarla hem para kazanırken, kontrolleri altındaki devletleri ve dev şirketleri ihya ederken hem de insanların genetik kodlarını bozmak.
Yasaklamalarla, kısıtlamalarla dünya üzerindeki normal faaliyetleri engellemek. Bu vesileyle insanları yalnızlaştırmak, bilişim teknolojilerini daha fazla kullandırıp oradan bütün faaliyetlerini izlemek ve onların kabullenişlerini yapılan/yayılan yayınlarla yönlendirmek ve dönüştürmek. Bu vesileyle aile, akraba, arkadaş ziyaretlerini/bağlarını kopartmak. Geçim temini için yapılması zaruri olan çalışmaları, imalatı, ticareti baltalamak ve dünya insanlığının toptan ve çok sert bir felakete sürüklenmesini sağlamak.
Panikler, yasaklamalar, kısıtlamalarla, basın ve medya baskısıyla sağlanan olağanüstü hal ortamında, virüs bulaştığı iddiasıyla hastahanelere dolacak yüzbinlerce insanı organları için öldürmek ki bunu büyük çapta yaptılar ve halen yapıyorlar.
Bunlar, onlarca senedir dünyamızdaki temizlik malzemeleri sektörünü hatta kozmetik sektörünü bile dünya insanlığının felaketi olacak mahiyette şekillendirdiler. Bu konularda çok tecrübesiz ve çok acımasızlar.
Hülasası şudur ki çıkartılan/yayılan virüslerle aslında bir dünya planlaması, bir insanlık planlaması hedeflediler ve epeyi de yol aldılar. Lakin bunun bir de sözde aşılar kısmı var.
Çin’den olsun, Almanya’dan olsun, başka ülkelerden olsun, fark etmez.
Bu uzaylı türler, virüsü yaydıktan sonra şimdilerde yaymaya başladıkları sözde aşılarla daha da acımasız şeyler planlıyorlar.
Bu sözde aşılar, en öncelikli olarak dünya insanlığının genetiğini değiştirmek için programlandılar. İnsan beyninin faaliyetlerini sınırlamak. İnsanları daha idraksiz/şuuru zayıf hale getirmek… İnsanların daha bencil ve saldırgan tavırlar sergilemesini sağlamak… İnsanları kısırlaştırmak ve nesli azaltmak… Hormonal dengeyi bozmak…
Aşı denilen ve insanlığı perişan etmek için hazırlanmış o kimyevi maddelere mecbur ve mahkum değiliz.
Birçok hükumet yazdıklarımı dikkate alıp da Covid-19’a karşı terkipler hazırlattı ve faydalı olduğu hemen görüldü. Bu liderler, bu terkibie birkaç şey daha ekleterek oluşturdukları karışımları ilaç alternatifi olarak milletlerine de duyurdular ve yaşanana kendiler hala inanamıyorlar.
Bu gibi virüslere karşı kullanılacak terkip aslında nispeten çok basit ve masrafsız bir terkip… Artık bunu, bütün hükumetler bir şekilde milletlerine duyurmalı.
İyi kalitede kurutulmuş kuru incir küçük küçük doğranacak ve hakiki zeytin yağına katılacak. Ardından bu karışıma çörek otu yağı ve nane yağı katılacak. Bir hafta kadar serin ve güneş görmeyen yerde bekletilecek ve sonra sabahları bir ya da iki kaşık bundan yenilecek. Yerken yağ karışımı da bol miktarda mideye girecek.
İmkanı olanlar bu karşıma limon yağı, portakal yağı, ceviz yağı ve fındık yağı da katarlarsa daha da tesirli, faydalı olur.
Denemesi zor değil. Deneyen hükumetlerin aldıkları netice gözler önünde. Bakmayın kendi ülkelerindeki bilmem hangi şahsın mucizevi terkibi diyerek duyurmalarına. Onların hepsi bu dünyaya duyurduğum terkibe dayalı ve faydası hemen görülmüş şeyler.
Son yıllarda neden ani deniz suyu çekilmeleri yaşanıyor.
Son yıllarda, özelikle de kış aylarında, bazı illerimizde deniz suyunun aniden çekildiği görülüyor. Deniz suyunun bir anda onlarca metre geri çekilmesine neyin sebep olduğu hususu, enteresandır ki detaylı şekilde basında-medyada konu olmuyor.
Bir oldu bitti ile uzman(!) görüşlerine başvuruluyor, birkaç satır yazılıyor ya da ekranlardan söyleniyor ve konu kapanıyor.
Uzmanlara sorulunca, bazısı ani deniz suyu çekilmelerini lodosa bağlıyor. Bazısı ise fırtınaya… Bazısı yüksek atmosfer basıncına… Bazısı da kış aylarında dünyanın güneşe en yakın konumda olduğunu ve bunun da bu şekilde denizlerde ani su çekilmelerine sebep olduğunu, her şeyin gayet normal olduğunu iddia ediyor.
Kendine güvenerek yorum yapabilen bir tek uzman da yok, uzman denilen bu kişilerin birbirleriyle ortak noktada buluşup “Şu sebeple çekiliyor, şu da bilimsel izahı ve ispatı” diyebildikleri de yok. Evet, son yirmi senedir, neredeyse her sene yaşanan ve bölge insanlarının “Eskiden buralarda böyle şeyler olmazdı” dediği bu ani deniz suyu çekilmelerine dair üniversitelerimizin de dikkate alınır çalışmaları olmamış.
İnsanlarımız bunca sene sonra hala “Deniz suyu Muğla’da bir anda 40-60 metre geri çekilmişse, bu su bir anda yok olacak değil ya, yakın etrafta bir yerde de deniz suyunda ani bir yükselme gerçekleşmiş olmalı. Bilim adamlarının, deniz suyunda ani yükselmeler olan bu yerleri bulması ve açıklaması çok mu zor? Bu kadarı bile yapılmadan ya da yapılamadan insanlara, arkasında bilimsel dayanağı olmayan açıklamalar yapmak bilim adamlığı mıdır?” demiyorlar, diyemiyorlar.
Çünkü bir yanda koca devlet gücünün kullanılış şekli ve sorunları bulup çözmek yerine konuları bastırıp kapatıp geçmek şeklinde sergilenen irade… Bir yanda basın-medya gücünün oluşturduğu zihin/kabulleniş yönlendirmesi… Bir yanda da “uzman” denilen kişilerin, çok normalmiş gibi bilim dışı tavırları sergiliyor ve kimsenin onlara tepki göstermiyor oluşu, insanlarımızın bu kadar normal soruları sormasını bile engelliyor.
Oysa, iyi niyetle, vazife şuuruyla, devlet gücüyle konunun üzerine gidilse, sadece Türk milletini değil bütün insanlığı sarsacak gerçeklerle yüzleşilecek.
Dünyanın dört bir yanındaki beyin takımı dediğim siyasetçilerin, askeri ve idari yetkililerin haricinde, çok büyük holdinglerin/markaların, çok büyük paralarla oynayan kuruluşların üst yöneticilerinin (CEO) de yayınlarımı sürekli olarak takip ettiklerini ve çok istifade ettiklerini biliyorum.
Son zamanlarda bunların birçoğu metafizik sahaya dair yaptığım yayınları da dikkate alarak metafiziğe daha fazla kıymet verdiler ve bu sahada uzman kişilerle de çalışıyorlar.
Benim karakterimi, tarzımı, doğru ve dürüst duruşumu, düşmanıma karşı bile adaletimi ve doğruluğumu artık bilmeyen yok.
Ben şuraya bazı kanaatlerimi, tahminlerimi ve birazcık da planlarımı yazmış olayım da isteyenler dikkate alsınlar.
Dünya üzerinde Amerika merkezli çok büyük bir ekonomik dalgalanmaya hazır olun.
ABD’de bir iç savaş çıkması ihtimaline de hazır olun.
Dünya genelinde yıllarca sürecek kuraklık, kıtlık, açlık ve dünya savaşı şartlarına da hazır olun.
Çok kısa süre içinde gizli servisler savaşının devasa bir boyuta gelmesine ve dünya üzerindeki çok sayıda kritik/yetkili/etkili kişinin şüpheli şekilde ölmesine ya da su-i kastlarla ölmesine hazır olun.
Çin ve müttefikleri ile iş tutmak, o cepheden olmak gibi vahim bir hata yapmayın. Bu güne kadar yaptıysanız, şimdi hemen bu hatadan dönün.
Bu savaşlarda Türkiye’ye ve Türk ordusuna güvenmeyin. Çünkü ordumuzun başka devletlerin menfaatine olacak şekilde kullanılmasına asla izin vermeyeceğiz.
Sakın Tayyip/AKPKK çetesiyle meşru ya da gayr-i meşru para/menfaat işlerine devam etmeye çabalamayın. Kaybedenler kulübünde yer almayın.
Mason teşkilatında kaydınız varsa hemen sildirin. Masonlukla bağınızı gerçekten ve tamamen kesin.
Türkiye’de ve dünyada, bizimle iyi geçinmeden ve hiç değilse ortak menfaatlerde buluşmadan artık hiçbir sahada kazanamayacağınız gerçeğini inat etmeden kabullenin.
Türkiye’de ve dünyanın pek çok önde gelen ülkesinde, kritik konumlardaki bazı kişilerin (Siyasetçilerden, ordu mensuplarından, basın ve medyadan, holdinglerden, kara para işlerinden olan kişilerin) birden ülkesinden kaçması ve sistemlerin sarsılması ihtimaline hazır olun.
Bir gram aklınız kaldıysa İran’a selam bile vermeyin.
Nükleer savaşlar beklemeyin. Buna müsaade yok. Olsaydı 1945’ten bu yana onlarca kere nükleer bombalar kullanılırdı. Lakin elektromanyetik silahlarla sadece kuraklık ve kıtlığa değil, çok sık ve şiddetli depremlere, tsunamilere dünyanın dört bir yanında sebep olunacağını öngörün.
Bu işlerin sonunda dünyada iyiler kazanacaklar. Uluslar arası mahkemeler kurulacak ve bazı devletlerin liderleri, önde gelen yetkilileri ve ayrıca pek çok uluslar arası markanın sahipleri ile yöneticileri de yargılanacaklar. Şu Telegram’ın sahibi Pavel Durov’un bile yargılanacağına emin olabilirsiniz. Yanlış atlara oynarsanız, sizler de hiç şüphe yok ki yargılanırsınız.
Her şeye rağmen Trump’ın “İyi güzel de ben başkan olmak istemiyorum.” demesi ihtimali de var. Lakin bu ihtimal gerçek olursa da fazla bir şey değiştirmeyecek. Biden başkan olacakmış gibi gösterilip de Kamala’nın daha doğrusu Şi’nin ABD başkanı yapılması da yukarıda yazdıklarımın çoğunun kısa süre içinde yaşanmasına sebep olacak.
Uzayda kat trilyonlarca gezegende hayat olduğu, onların da hep insan türünden oldukları, akıllı ve tercih hakkı verilmiş irade sahibi insanlar oldukları, bunlardan yüzlerce türün dünyamıza çok uzun zamandır müdahil oldukları, dünya insanı suretinde imal ettikleri biyonik robotlarla dünyadaki kritik öneme sahip kişilerin yerlerine geçtikleri v.s. anlattığım gerçeklerin dünya insanlığı tarafından kısa sürede öğrenilip kabul görmesine kimsenin, hiçbir güç odağının mani olamayacağına emin olun. Çok yakın gelecekte dünyamızın, devletlerin, milletlerin bu biyonik robotlar sayesinde uzaylı unsurlar tarafından yönetilemeyeceği gerçeğini şimdiden kabullenin ve buna hızlıca hazırlanın.
Artık dünyamız ve güneş sistemimiz bambaşka bir çağa girecek.
Ya bu çağa ayak uyduracaksınız ya da bir şekilde kendi sonunuzu hazırlamış olacaksınız.
Unutmadan şunu da yazayım…
Gereksiz tartışmalara ve mücadelelere girmeyip de her sorunu kökten halletmeye dönük çabalar sergilemek tarzımız olduğu için… Şu Şi’nin suretinde imal edilmiş olan biyonik robotun içindeki Yeşil uzaylı insanı, canımız sıkıldıkça hep çartık, çarpıyoruz. Kendisini birçok fitnenin merkezindeki baş belası birisi olarak görüyoruz.
Çin aşısı meselesinde de ona çok kızdık ve “Aklını başına al” ayarında çarptık. Öldürmeye kastetmedik. Bir süredir böyle olunca, tam kıvamında ve uzun süreli çarpılınca, o yeşil ve asabi ve kendini beğenmiş kibirli arkadaş, çok hasta oldu. Beyin ameliyatı açıklamasına da bu sebep oldu.
Biyonik robotun arızaları bir yana da içindeki insan olan yeşil arkadaşın gerçek olan vücudunda da ciddi hasarlar oluştu. Dışı biyonik ve yapay zekalı bir robot olduğu için, çektiği acıları dışarıya göstermeyen, kendisi içeride acılar içinde inlerken dışına hep gülücükler saçabilen bir duruş sergileyebiliyor. O büyük kriz anlarını robotun yapay zekası yönetebiliyor.
Lakin Çin üzerinden dünyamız üzerine vahşice planlar kuran Yeşiller de karşımızda işte bu kadar güçsüz ve çaresizler. Biz karşılarına böyle dikildikçe ve kendileriyle böyle restleşip planlarınız bozdukça, bize kale alınır bir karşılık bile veremiyorlar.
“Bu dünyanın sahipleri bizleriz” derken, bunun bir kibir gibi görülmesinden çok çekiniyorum ama bu, hakikat. Burada bizim borumuz ötüyor.
Basit basit planların, sistemlerin, çetelerin, örgütlerin, holdinglerin içinde bulunup da içinde bulunduğu yerleri/sistemleri çok bir şey zan edenler, titreyip de kendilerine gelmeliler. Hatalı kararlar alarak geleceklerini karartmak üzereler.
Türkiye’de bulunanlar, daha da dikkatli ve tedbirli olmalılar.
Memleketin, din-ahlak-namus-ekonomi dahil her sahada dibe vurmasına bunca senedir yardım ve yataklık ederken, bir yandan da herkesten daha çok Müslüman ve vatansever görünmüş pek çok kişi, yurt dışına kaçmak isteyecek. Zaten bir süredir bavulları ve kaçış planları hazır halde olan binlerce kişi var. En tepe isimlerin ise uçakları bile hep hazır bekletiliyor.
Kısa bir süreç içinde çok yüksek sayıda büyük işletme, banka ve patron, iflasını açıklayacak.
İşsizlik, kuraklık, susuzluk, açlık, hastalık iyice artacak. Din için, sonsuz saadet için, namus için, ahlak için, adalet için gayrete gelmemiş büyük bir kesim, aç kaldığı, susuz kaldığı, soğukta kaldığı, hastalıktan kırılır olduğu için isyana kalkacak.
Bankalarda paranızı tutmayın. Kriz biraz daha şiddetlendiğinde ilk iş olarak bankalardaki milletin parasına çökecek bu AKPKK… “Biz ne yaptık, memleketi ve milleti ne hale getirdik” diyecek bir kişi bile yok aralarında. Bunların hepsi de çoktan insanlıktan çıkıp şeytanlaşmış tipler.
Şimdilik paranızı dolar cinsinden elinizde tutmayın da euro ya da altına çevirin ama bankalarda bırakmayın.
Uzun vadeli/ödemeli mal almayın.
Uzun vadeli mal satmayın.
Dövizle borçlanmayın.
Sermayenizden daha büyük borçlara girmeyin.
Bir değil, birkaç sene hiç iş yapamayacakmış ya da yapsanız da hep zarar edilecekmiş gibi düşünüp, olağanüstü hâl planlamaları yapın.
Şu dönemde Türkiye’de yatırımlardan uzak durun.
Ha bir de o depremler, seller ve bahsettiğim diğer felaketler var ya, hiç şüpheniz olmasın, hepsi yaşanacak.
Ben bu günlerin geleceğini 20 senedir anlatıyorum. On sene önce yazdığım yazılarda bile “Bu gidiş felakete… Yıkılır bu memleket ve bu dünya… Yerin üstü altına geçer.” dediğimi ve sebeplerini izah ettiğimi görebilirsiniz.
İşte en doğru tabir de bu: Yerin üstü, altına geçecek.
Çünkü şu anda yeryüzünde milyarlarca insan şeytanı var. 1. ve 2. dünya savaşlarından öncesinde de yeryüzünde bunlardan doluydu.
Dünyanın ciğerlerini yakan onca büyük orman yangınına, uzaydan gönderilen yakıcı lazer darbeleri de sebep oldu. Bunları o büyük orman yangınları başladığında sıcağı sıcağına yazmıştım ve bu Telegram kanalının geçmişinde bulunabilir.
Hedeflerini yukarıda yazmıştım; “Dünyada insanlar doğru düzgün yaşamadılar, tedbirsiz ve umursamaz oldular. Pek çok hayvan türünün nesli tükendi. Plastik başta olmak üzere türlü katı atıklar, denizlerin de kirletilmesi ve onlarca balık türünün de yok olması ve ayrıca atmosfere salınan zararlı gazlar da dengeyi bozdu ve küresel ısınma başladı. Bütün denge bozuldu ve ayrıca mani olunamayan tabii/doğal felaketler de üst üste geldi de dünya yaşanamaz bir yer oldu” gibi gibi yorumlanacak bir sürecin sonunda dünya insanlığını yok etmek…
Rope noose for hanging men with scary full moon and clouds bright and dark at midnight
Bitmedi…
Ellerinde, yanardağları aktif hale getiren ve patlamalarına sebep olan teknolojiler de var. Bunların uçan dairelerinin hiç zorlanmadan yanardağların içine girdiğini gösteren çok sayıda video kaydı çekilmiş ve dünyamızda mevzu edilmişti.
Son zamanlarda yanardağların faaliyete geçip durmasının arkasında da suni/yapay sebepler ve düşman uzaylı türler var.
Şunca şeyi anlatıyorum, bir bir çıkıyor da şu şartlar dahilinde hangi ülkenin reisi “Çin aşısı” denilen o aşıyı satın alıyorsa ve milletine resmen/kanunlarla zorlamasa da aldığı kararlar ve devlet gücüyle yaptığı uygulamalarla zorda bırakarak vurduruyorsa, vurduracaksa, o kişi bir dakika bile beklenmeden devrilmeli ve milletine, dünya insanlığına ihanetten tez vakitte yargılanıp ipte sallandırılmalı.
Çünkü o aşı “Çin’in geliştirdiği korona aşısı” değil, o aşı Yeşillerin sinsice ürettiği ve dünya insanlığını mahvetmek istediği bir aşı…
Şu anda dünya üzerinde “korona virüsü aşısı” denilen aşılar içinde, korona virüsüne karşı gerçekten koruma sağlayan hiçbir aşı yok. Rusya’nın aşısı hariç diğerlerinin tamamında insanlığa karşı art niyet var ve uzun vadeli zarar verme maksadı var.
Rusya’nın Sputnik V aşısında böyle bir zarar vermek kastı yok ama o da para tuzağından başka bir şey değil… Bir faydası yok.
Hep söyledim ki koronaya gerçekten bir çare bulunsa, başka başka virüsleri de yayacaklar. Sineklerle uğraşmak yerine bir an önce bataklığı kurutmak şart. Herkesin kendini düşündüğü ve kendini kurtarmak ve sıkıntıya düşmemek istediği bir dünyada ise o bataklık kurutulamaz.
Dünya insanlığına korona aşısından önce lazım olan şey ahlak… Ahlak, gayret, mücadele…
Bu yıl içinde yaşanan büyük orman yangınları ve hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde yaşanması ve korona dahil olmak üzere pek çok büyük sorunun arkasında, dünyaya düşman olan uzaylı insan türleri var. Bu sene bunca felaket suni sebeplerle yaşandı.
Yeşiller ve Griler başta olmak üzere bu düşman türler, kontrollerinde tuttukları ABD ve Çin gibi devletlerin elinde mevcut olan en yüksek teknolojileri, HAARP da denilen iklim ve deprem silahlarını da kullandılar. Bazı zamanlar uzaydan bu ülkelere ait uydular ya da kendilerine ait uzay araçları ile de dünyamıza saldırılar yapıldı.
Dünyanın ciğerlerini yakan onca büyük orman yangınına, uzaydan gönderilen yakıcı lazer darbeleri de sebep oldu. Bunları o büyük orman yangınları başladığında sıcağı sıcağına yazmıştım ve bu Telegram kanalının geçmişinde bulunabilir.
Hedeflerini yukarıda yazmıştım; “Dünyada insanlar doğru düzgün yaşamadılar, tedbirsiz ve umursamaz oldular. Pek çok hayvan türünün nesli tükendi. Plastik başta olmak üzere türlü katı atıklar, denizlerin de kirletilmesi ve onlarca balık türünün de yok olması ve ayrıca atmosfere salınan zararlı gazlar da dengeyi bozdu ve küresel ısınma başladı. Bütün denge bozuldu ve ayrıca mani olunamayan tabii/doğal felaketler de üst üste geldi de dünya yaşanamaz bir yer oldu” gibi gibi yorumlanacak bir sürecin sonunda dünya insanlığını yok etmek…
Bitmedi…
Ellerinde, yanardağları aktif hale getiren ve patlamalarına sebep olan teknolojiler de var. Bunların uçan dairelerinin hiç zorlanmadan yanardağların içine girdiğini gösteren çok sayıda video kaydı çekilmiş ve dünyamızda mevzu edilmişti.
Son zamanlarda yanardağların faaliyete geçip durmasının arkasında da suni/yapay sebepler ve düşman uzaylı türler var.
Şunca şeyi anlatıyorum, bir bir çıkıyor da şu şartlar dahilinde hangi ülkenin reisi “Çin aşısı” denilen o aşıyı satın alıyorsa ve milletine resmen/kanunlarla zorlamasa da aldığı kararlar ve devlet gücüyle yaptığı uygulamalarla zorda bırakarak vurduruyorsa, vurduracaksa, o kişi bir dakika bile beklenmeden devrilmeli ve milletine, dünya insanlığına ihanetten tez vakitte yargılanıp ipte sallandırılmalı.
Çünkü o aşı “Çin’in geliştirdiği korona aşısı” değil, o aşı Yeşillerin sinsice ürettiği ve dünya insanlığını mahvetmek istediği bir aşı…
Şu anda dünya üzerinde “korona virüsü aşısı” denilen aşılar içinde, korona virüsüne karşı gerçekten koruma sağlayan hiçbir aşı yok. Rusya’nın aşısı hariç diğerlerinin tamamında insanlığa karşı art niyet var ve uzun vadeli zarar verme maksadı var.
Rusya’nın Sputnik V aşısında böyle bir zarar vermek kastı yok ama o da para tuzağından başka bir şey değil… Bir faydası yok.
Hep söyledim ki koronaya gerçekten bir çare bulunsa, başka başka virüsleri de yayacaklar. Sineklerle uğraşmak yerine bir an önce bataklığı kurutmak şart. Herkesin kendini düşündüğü ve kendini kurtarmak ve sıkıntıya düşmemek istediği bir dünyada ise o bataklık kurutulamaz.
Dünya insanlığına korona aşısından önce lazım olan şey ahlak… Ahlak, gayret, mücadele…
1-)Moğolistan’da çölde bile çarpılan büyücüler var.
2-)Hintliler de hala rahat durmuyorlar ve sürekli büyüler yapılıyor o taraftan…
3-)Trump yeraltındaki birkaç tesise-üsse daha baskınlar yaptırdı ve oralardaki Yeşilleri de öldürttü. Oralardan çıkan teknolojik aletlere de Pentagon el koydu.
Şu sıralarda Pentagon’da, ciddi ciddi uzaylılarla sıcak çatışmalar yaşandığını bilmeyen, duymayan yok gibi… Hatta bu bilgi dışarı da sızdı ve dün bazı sosyal mecralardaki bazı hesaplar 51. Bölgede de benzeri çatışmaların yaşandığını iddia ettiler.
ABD yönetimi, Yeşillere ait yer altı üslerinin patlatılmasından sonra ele geçen yüksek teknolojiye de çok sevindi. O üslerden ele geçen haberleşme cihazlarının yanında en ileri iPhone modeli bile oyuncak misali kalıyor.
Bunları yavaş yavaş kendilerinin keşfettiği yüksek teknoloji ürünleri olarak seri üretime başlayıp satacaklar ve batık haldeki maliyelerini ayağa kaldıracaklardır. Zaten bu, evvelden beri yaptıkları şey ve bu konularda çok yayınlar yapmıştım. ABD, bir anda ABD oldu ve bunda uzaylı türlerden ele geçirilen bilim ve teknoloji de çok etkili oldu. Onlarca senedir NASA, üzerinde hayat olan başka gezegenleri izledi, oralarda günlük hayatı inceledi ve tersine mühendislikle pek çok teknolojiler geliştirdi. Bunları özel şirketlere çok büyük paralar karşılığında sattı.
Mystical objects, Tarot cards, skull, candles, old books, knives and materials for magic rituals.
4-)Çin’de ve Hindistan’da çok az paralar karşılığında bize büyüler yapan çok sayıda kişi var. Son on gündür oralarda onlar arasında can kayıpları iyice artmıştı ama dün gündüz ve dün akşamdan bu sabaha kadar geçen sürede de çok yüksek can kayıpları yaşandı.
Eş zamanlı olarak Çin ve Hindistan başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından bize metafizik saldırılar yapan medyumlar-metafizikçiler de çok darbeler aldılar ve onlar arasında da can kayıpları iyice arttı.
Yine eş zamanlı olarak cinler arasındaki can kayıpları da çok arttı. Cinler, dünya üzerinde bulundukları yerlerin çoğunda yok oldular. Çin tarafı aynı şekilde davranırsa yakında Çin’de topluluk halinde cinler kalmayacak. O derece yok olacaklar.
Lakin Çin’e çalışan medyumların son haftalarda olağan üstü gayret gösterseler de yıkılıp durmaları ve fazla can kaybı yaşanması Çinlileri yeniden büyü kartını daha aktif kullanmaya zorladı.
5-)Şi rolündeki biyonik robotun içindeki yeşil uzaylı hep çıldırıyor. Sürekli olarak sağa sola bağırıyor, talimatlar yağdırıyor. Metafizik sahada sürekli bozgun yaşamalarını kabullenemiyor. ABD’ye, Trump’, Biden’a, bana ve herkes sürekli sövüp sayıyor. Çin’deki gücünü, saygınlığını, otoritesini iyice kaybediyor ve bunun çok iyi derecede farkında. Bu şiddetinin asıl sebebi de bu…
Tayyip’in, yönlendirmelerime çok geç ayak uydurarak, iş işten geçtikten ve anlaşmalar bozulduktan sonra Türkçü çıkışlar sergilemesi ve Türk Konseyi tabirini kullanması da Şi’yi çok sinirlendiriyor.
Tayyip’in laf olsun diye konuştuğunu, ciddi ve samimi olmadığını ve bir şey yapamaz şartlar içinde kaldığını çok iyi biliyor ama milletlerde bu havanın hakim olması ihtimali onu çok korkutuyor.
Biz, Ankebut Ağı ile bazı ortak paydalarda hareket etmekten vazgeçtikten sonra Tayyip’in hırsı, hasedi, kini biraz duruldu ve sarsılıp biraz kendine geldi. Zaten bu süre içinde konseyler içindeki Çin yanlısı üyeler de büyük darbeler aldılar ve çoğu görüş-saf değiştirdi. Bunun devamında Tayyip yüzünü yeniden batıya, daha doğru ifadeyle Ankebut Ağına döndü. “Türkiye’nin yönü batıdır” temalı konuşmalarını bu geri dönüşünü dünyaya ilan etmek için yaptı. İlk bakışta Tayyip de Tayyip’in üzerine oynayan iç odaklar da ABD de Ankebut Ağı da kazanmış gibi ama ne kadar büyük kaybettiklerini çok kısa bir süre sonra anlayacaklar.
Uyuşturucu çetesi lideri gizli Yahudi ve Mason Solomon Soysuz’un son 15 günde verdiği kayıp, son iki yılda verdiği kayıplara eş gibi… Sahada yaptığımız operasyonlar bunlara çok büyük kayıplar verdirdi. İyice belleri büküldü. Soysuz da beraber iş yaptığı mafyalarla artık anlaşamıyor. Mafyalarla işleri azaltmayı düşünüyor ama bu defa da o bölgelerde başka mafyaların hakim olmasından korkuyor.
Vekil, vali, kaymakam, emniyet müdürü olup da aslında uyuşturucu dahil bütün kara para işlerinde faal olan adamlarından bir kısmının metafizikle çarpılmış olması ve korona diyerek hemen kendilerini oyundan çekmek istemeleri de Soysuz’u ve AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünün diğer üst isimlerini zorluyor.
6-)Kumarhanelere de yasa dışı bahis sitelerine de esnafı haraca bağlayanlara da hep operasyonlarımız oldu. Bir çok kişi rezil oldu. “Buralar bizim mekanlar, yedirin polise, jandarmaya, bize baskın yapmasınlar” diyorlar ama şartların değiştiğini kabullenemiyorlar.
Kısa süre önce PKK’nin üst isimlerinin toplantısında da adım anıldı. “Bu adam devletlere meydan okuyor, bizim gibi taşeron örgütleri siler geçer” dediler.
7-)Diyarbakır’da kaçırılmak istenirken kurtarılan üç yaşındaki çocuk, bize yapılacak bir büyü ayinine kurban gidecekti.
Orada, kaçarken çocuk hırsızlarından birinin sığındığı o kilisede son zamanlarda sürekli olarak bize büyüler yapılıyor.
Anlatmıştım, Türkiye’nin dört bir yanında köpeklerin ve kedilerin patilerinin kesildiği vakalardaki artış da büyülerle alakalı. Kısa bir süre önce İstanbul’da Afrika kökenli bir grup da ayin yaparken ihbar edildi ve polis baskını olmuştu. Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanında büyücülerde ve medyumlarda artış gösteren faaliyetler artık iyice zahir-görünür oluyor.
Diyarbakır’daki o kilisenin altında kaçış tünelleri bulunduğu iddiası da var. Bu bir iddia ama Diyarbakır emniyetinin ve jandarmasının orada dönen her türlü kara para işini ve insanlık dışı işleri bildiği tartışılmaz bir gerçek.
Kara paralar o kadar azaldı ki “Havalar soğuk. Kimsesiz ve sokaklarda yatan kişileri şu numaraya ihbar edin” diye başlatılan kampanyalarda toplanacak çok yüksek sayıdaki kimsesiz kişi, organ mafyalarına kurban edilecek.
IHH’yı kullanarak 80’den fazla vilayetten Suriye’ye TIR’lar gönderilmesi de art niyetliydi. Hem yardım kampanyası denilerek toplanan paraların çoğu zimmete geçiriliyor, hem Suriye’ye ilaç ve gıda yardımı yerine aslında silah ve mühimmat da götürülüyor hem de o TIR’lar geri dönerken sınır kapılarında kontrol edilmiyor ya da sistemin adamları tarafından kontrol ediliyor ve böylece TIR’lar dolusu çocuklar, genç kızlar, yetişkin erkekler ve kadınlar kaçırılıyor.
Bunlar çok iyi para ediyorlar. Çocuklar ve genç kızlar sübyancılık ve fuhuş mafyalarına ve ayinlere gönderiliyor. Yetişkinlerin bazıları ayinlerde kurban ediliyorken çoğu organ mafyalarına kurban oluyorlar.
8-)Parsel parsel eylemişlerdi dünyayı ama işlerine çomak sokan koca bir dünya kadar teşkilat var artık karşılarında… Nereden hamle yapsalar, karşı hamlelerimiz geliyor ve inşaallah kısa süre sonra bunalıp öfkeli ve hesapsız çıkışlar yapmak zorunda kalacaklar. O zaman da topluca üzerlerinden geçeceğiz.
9-)Ankebut Ağı ve Tayyip, Ermenistan’da sürekli olarak iç karışıklıklar yaşanmasını sağlamaya çalışıyorlar. Biz yanlarında olmadığımızda bile planlarını gerçekleştirebileceklerini zan ediyorlar ama aslında buna kendileri bile inanmıyorlar. Bu şartlarda o planlarımızı, kendi planları gibi uygulamalarına izin vermeyeceğiz ki izin verirsek hayra değil şerre dönecek. Ne milletimize, ne ümmetimize ne de insanlığa bir faydası olacak. Daha çok kan dökecekler, daha çok canlar yakacaklar, daha çok sömürecekler, daha çok kara para işleri yapacaklar. Bebeklerin, çocukların, genç kızların, kadınların başta olmak üzere bölgedeki bütün insanların halleri perişan olacak.
Aynı şekilde AKPKK’nin, ordumuzu-askerlerimizi Yahudi-Satanist zihniyetli planlar çerçevesinde Ermenistan’ın haricinde İran, Suriye, Irak, Libya, Yunanistan, Ukrayna ya da başka herhangi bir cephede görevlendirmesine ve milletimizi daha fazla kandırmasına asla izin vermeyeceğiz.
Son zamanlarda Suriye’de askerlerimizi hedef alan bombalı patlamaların ve sınır illerimiz içindeki benzeri terör saldırılarının arkasında Tayyip-AKPKK var. Suriye’ye askeri müdahalenin haklı, hukuka uygun bir zeminini oluşturmak için bunları kendisi yaptırıyor ve her zaman olduğu gibi şeytanlığını sergiliyor. Bozacağız… İzin vermeyeceğiz…
Yakın geçmişte kendilerine samimiyetle dostluk eli uzattığımız hükumetler-liderler ve dini gruplar için köprüden önceki son çıkış bu… Şimdilerde bizlerle anlaşmak ve anlaşmalara sadık kalarak hareket etmek fırsatı ve böylelikle Ankebut Ağını, Tayyip’i ve benzerlerini durdurma şansları bir kez daha ellerine geçti. Bu fırsatı da kaçıranların bir daha aynı fırsatı yakalayacaklarına hiç ihtimal vermiyorum.
10-)
AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünün mensuplarından olan Mustafa Yel de gerçekten korona olmadı. Metafizikle çarpılanlardan. Son zamanlarda daha çok canlar yakmaya başlamıştı. Organ işi dahil bazı kara para işlerinin içinde…
11-) Çok güzel bir metafizik çatışmaydı. Çok zevkliydi…
Şu birkaç saat içinde en az 700 milyar cin kabilesi yok oldu. 17 farklı büyü ayini dağıtıldı. Birkaçı hariç diğer ayinlerin hepsinde kaçırılan insanlar iblis’e kurban edildi. 13’ler meclisinin mensubu olan pek çok haham şu anda sırt üst yerlerdeler. Gözleri tavana boş bakıyor. İçlerinde ölecekler var. Ölmezlerse çok şaşarız. Korona der de onları da gömer geçerler.
Cemaatimiz içindeki münafıklardan da eş zamanlı olarak büyüler yapanlar vardı ve onlardan ölenler de oldu. Dünya genelinde son birkaç saattir devam eden çatışmalarda ölen dünya insanı medyum ve büyücü sayısı 900’den fazla… Önümüzdeki birkaç saat içinde dünyanın farklı farklı yerlerindeki bu kişiler arasında ölenlerin sayısı artacaktır. 13’ler meclisinden “Bunca büyüler yapıyoruz, bunca medyumlarımız var, bunca cin kabilesi de bizi koruyor. Bütün bunları geçip nasıl bizi çarpabilirler.” deyip duruyorlar. Sanki ilk defa böyle çarpıldılar…
Öğleden önce yaptığım yayınlara da sinirlenmişler. Ahmaklar… Hala kabullenemediler ellerinden cin, büyü, metafizik kartını da aldığımızı…
Aramızda o kadar yüksek kabiliyetli ve enerjili arkadaşlar var ki dünyadaki hiçbir medyum onları göremiyor, bulamıyor, izleyemiyor, dinleyemiyor… Ve birinin değil, onlarcasının bir araya gelerek yaptığı saldırılar bile onları öldüremiyor. Bu arkadaşlarımız, canı kaşınan, bize, çoğunlukla da bana düşmanlık yapan, metafizik saldırıya başlayan kişiye karşılık vermeye başladıklarında, o düşman kişi daha neyin ne olduğunu, karşısında kim olduğunu anlayamadan hayata feci bir şekilde veda ediyor.
Bazıları kabullenmek istemese de YİT, mesafe engeli tanımıyor. Kıtalar arası öldürücü metafizik darbeler gönderebiliyor. Bunun için arkadaşlarımızın çiplerle, elektronik cihazlarla desteklenmesi de gerekmiyor. Trump rolündeki Gri uzaylıyı öldürürken onun yakın etrafında değildik. Amerika sınırları içinde de değildik. Türkiye’den yaptığımız bir saldırıda öldürdük.
Ben yazayım da isteyen inanır, isteyen inanmaz. YİT, başka bir gezegendeki başka insan türünden bir insanı bile Türkiye’den çarpabiliyor, öldürebiliyor.
Yeşillerin kendi gezegenlerindeki beyin takımı kişiler, önlerinde benim hologramım ile “Bu adam kim, ekibi kim, teknikleri ne, bunu nasıl yapabiliyorlar, bunları nasıl durduracağız, sistemlerini nasıl çözeceğiz, dünyadaki bütün adamlarımıza aynı anda metafizik saldırı yaparlarsa ne yapacağız, daha ne kadar saldırı yapıp da ne kadar adam kaybedeceğiz, anlaşmak zorundayız ama nasıl anlaşacağız” diye tartışıp ahlayıp duruyorlar.
YİT, ilk kurulduğu zamandaki kadar, Cennetmekan Sultan Abdülhamid Han zamanındaki kadar güçlü, kararlı, inançlı, gayretli…