Etiket arşivi: Orman Yangınları

Hem düşüyorlar hem çıkamıyorlar

Biyonik robotlu uzaylılar tarafından yönetilen Boeing’in, Starliner mekiği bir kez daha fırlatılamadı.

Milletler arası uzay istasyonunda vaziyet kötü. Orman yangınları, iklim saldırıları ve depremlere dahi sebep olabilen türlü elektromanyetik saldırılar yapmakta kullandıkları sistemin bir parçası olan Milletler arası uzay istasyonu, yaptığım yayınlardan sonra iyice ifşa oldu. Şimdilerde Rus tarafından NASA tarafına taşlar atılıyor, arada büyük bir kriz varmış rolü oynanıyor. Danışıklı dövüşler sergileniyor. Anlaşılan o ki bir kriz ortamı oluşturup bu bahane ile bu uzay istasyonunu dağıtacaklar. Ya da başına bir kaza geldiğini ve uzaya savrulduğunu iddia edecekler ama aslında kendi elleriyle imha edecekler.

Şu anda oradaki cihazların bir kısmı ciddi seviyede arızalar yaptı. Dünyada bu uzay istasyonuna tepkiler yükseliyor, herkesin neyin ne olduğunu anladı. Böyle bir ortamda Boeing’in Starliner’ı, uzay istasyonuna cihazlar da taşıyabilecek bir araç olmasına rağmen bir türlü fırlatılamadı. Çünkü karşı gruplar buna izin vermediler, vermiyorlar.

Ha bu arada, bu uzay istasyonundan gönderilen lazer atışlarıyla ormanlarımız cayır cayır yakılırken, aynı anlarda onlarca farklı yerde yangınlar çıkarken gökten İzmir’e yanarak düşen o şey neydi? Hala bakan, bulan ya da bulunca anlatan bir yetkili yok mu?

Mehmet Fahri Sertkaya

Hiç acele etmesinler…

Her yer iyice bir yansın, yıkılsın ve milyonlarca can kaybı yaşansın, sonra bir şeyler yaparlar. “Rabbim bizi af etsin” de diyebilirler.

Yapacak olsalar zaten bu kadar senedir yaparlardı. Millet elinde kovalarla denizden su çekerek söndürme araçlarını doldurmaya çabalarken, sahil güvenlik bile ortada yoktu. Çevre şehirlerin itfaiyeleri, çiftçilerin su motorları bile ortada yoktu. Rusların sözde söndürme uçaklarının kasten suları etkisiz şekilde attıkları defalarca video kaydına alındı. Devlet ortada yoktu, ordu ortada yoktu, yetkililer ve ilgili kuruluşlar gerçek manada ortada yoktu.

ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün’ün soru karşısında verdiği cevap bile, neyin ne olduğunu, bunların Türkiye’nin ve Türk milletinin dertlerini dert edinmediklerini, umursamadıklarını gösteriyor:

“Şu an olgunlaşmış bir çözümümüz yok. Ancak yeni bir mühimmat da üretmek mümkün. Bir grup arkadaşımız bunun üzerinde çalışırken bir grup arkadaşımız da var olan mühimmatların İHA’larda nasıl kullanılacağına ilişkin çalışıyor”

Mehmet Fahri Sertkaya

Fragman bitti, asıl film şimdi başlıyor

Haydi bakalım, cehennem sizi bekliyor. O kadar büyük bir yer ki on milyarlarca yıldır dolmadı, dolmuyor.

İslam dinini alet ederek İslamcılık yaptınız, müslüman gibi durmadınız, yaşamadınız…

Allah’ın ayetlerini, resulünün hadislerini alet ederek bu insan şeytanlarını memleketin başında tuttunuz…

İbnelik, zina, domuz eti bile serbest bırakıldı, umurunuzda olmadı…

Dinler arası diyalog diye diye bozuk dinleri hak din gibi gösterdiler, camilerde kilise müzikleri bile çaldılar, umurunuzda olmadı ve alkışa devam ettiniz…

Ne olduğu en başından beri belli olan FETÖ ile birlikte yediniz, içtiniz, çaldınız, çırptınız, pislediniz, bu devran böyle gidecek zan ettiniz ama öyle olmadı. Düştünüz birbirinize ama hepiniz kendisini sağlamda tutmaya oynadı. Sanki aynı yolun yolcuları değilmişsiniz gibi onları içeri tıktınız, kendiniz kahramanı oynadınız. Darbe tiyatrosu bile sergilediniz, hem de dinimizi alet ede ede, masum askerleri ve sivilleri oyuna getire getire…

17/25 Aralıkta meydana saçılan delillerin hepsinin gerçek olduğunu bildiniz, zaten sahada bu işlerin bu şekilde döndüğünü de bilirdiniz ama umurunuzda olmadı… Bu kadarına elin gayr-i müslim devletlerinde bile rastlanmadı. Oralarda bile tepkisiz kalınmadı ama siz dinimizi, değerlerimizi alet ede ede bu hırsızları, bu hainleri savunmaya devam ettiniz… Mücahit de kahraman da dediniz. Gayrettullaha dokunmadı mı zan ettiniz. Cezası hemen kesilmediyse, hiç ceza gelmeyecek mi zan ettiniz.

Suriye’de milyonlarca kişinin kanına girdiniz, yaktınız, yıktınız, onu da kahramanlıkla, değerlerimizle izaha kalktınız, anaların ahlarını aldınız, Türkiye’yi harp kaçkını mültecilerle doldunuz ama umurunuzda olmadı. Şimdi onlar sebebiyle de aç kalıyorsunuz, işsiz kalıyorsunuz, başka çare bulamadınız, bunca sene sonra geri göndermeye kalktınız. Onu da fitne fesatla, kan dökerek yapmaktasınız.

Seçtiğiniz, her şeye rağmen desteklediğiniz ve itaat ettiğiniz ve dinimizi alet ede ede şakşakladığınız şu iktidar üzerinden, o kadar çok insana o kadar çok zulüm yaptınız, yaptırdınız ki lanetler, ahlar arşa vardı ama siz yıllarca kulak tıkadınız.

Hangi birini yazayım. Geriye doğru yazılarıma bakın, on seneden fazla süredir hepsini sıcağı sıcağına yazdım. “Bu dini, dünya menfaat ve siyasetine alet edenlere Allah lanet etti. Kendinize gelin. Samimi olun. Ya doğru düzgün müslüman olun ya da bu dini alet etmeyin, başka bir şeyin davasını tutun” da dedim. “Bir müslüman bu kadar rezilliğe, adiliğe, yalana, vurguna, zulme, ahlaksızlığa tahammül edemez. Buna tahammül edebilen insan türünden sayılamaz. Bir de bunlara dinimizi alet edene Allah lanet eder. Yandım dediklerinde kurtulacak bir yer bulamazlar” da dedim. Hiç fayda etmedi…

Bir de doğruyu söyleyen, vatanı/milleti müdafaa eden, haksızlıklar karşısında dilsiz şeytan olmayan ve AKPKK’nizi desteklemeyen bizlere iftiralar attınız, karalamalar yaptınız hatta masonlar, gizli Yahudi ve Ermeniler, bir kursumuzda yeni takılan elektrik sayacı yangına sebep oldu diye bizi linç etmek, yok etmek için kampanya başlatınca onlara tabi oldunuz ya da bazılarınız sustunuz, izlediniz. Sessiz kalarak onları desteklediniz.

Biz, AKPKK projeleri üzerinden devlet idaresini ele geçirmiş olan masonları, gizli yahudileri, gizli ermenileri isim isim, cisim cisim ilan ettik, yayınladık, dönen dolapları hepinize anlattık, bu nedenle cezaevlerine defalarca konulduk, sayısız kere öldürülmek istendik, kendi devletimizin gücü bizim karşımızda devleştirildi, adalet sistemi ayarından çıkartıldı ama ezilmedik ve hep sizler gerçeği görüp yanlış yoldan dönersiniz diye bekledik, bekledik, bekledik… Sizden bir kısmı sadece izledi, umurunda bile olmadı. Bir kısmınız ise biz yok olalım diye çırpınabildi. Aynı anlarda hep beraber din, vatan, ahlak, namus, adalet diye diye nutuklar atıyordunuz.

Dünya tarihi boyunca çok kere küfür ve zulüm devirleri yaşandı. Sizler gibileri çok nadiren görüldü. Bu kadarı, sık görülen bir şey değil.

Toplu toplu gidin öte aleme ve görün şimdi, yaptığınızın karşılığı ne imiş…

İsterseniz gitmeden önce son bir defa, on yıldan fazladır size bu günleri haber verdiğim, “Mühletiniz var. Allah ihmal etmez, imhal eder, yani mühlet verir. O mühlet bitince görürsünüz” dediğim, akıbetinizi ve ahiretinizi anlattığım yazılarıma da bakabilirsiniz ama fayda vereceğini zan etmem. Lafta müslüman olup da yediği içtiği haram olan kişilersiniz. Haram yiye yiye kalbi kararıp ölen, taşlaşan ve haramileşen kişilersiniz. Size artık söz söylemek yok. Nasihat etmek yok. Size yardım etmek de yok. Gerçekten çekecektim kendimi ve teşkilatımı geriye ama yine de memlekette hala iyi insanlar var, beli bükük ihtiyarlar var, çocuklar ve bebekler var, yetimler var, namuslu dul kadınlar var, seher vakitlerinde zikredenler var ve hayvanlar, ormanlar var diye karar değiştirdim. O hayvanlar var ya, onlar bile sizden daha faziletli ve kıymetliler. Kur’an-ı Kerim’de, Hz. Allah’ın “esfel-i safilin” dediği kişiler sizlersiniz. “Belhüm adal” dediği kişiler sizlersiniz.

Biz, iyi olanlar için hala sahadayız ve yola çıktığımız ilk günkü kadar samimi ve gayretliyiz ama sizlerin canları cehenneme…

İla cehenneme zümera…

Mehmet Fahri Sertkaya

Oyalanmanın, boşa tartışmanın lüzumu yok

Ordumuz hiç vakit kaybedilmeden yeniden şekillendirilmeli, teşkilatlandırılmalıdır.

Hiçbir şey bilmeyen, doğru düzgün eğitim almamış ve saha tecrübesi olmayan bakanlara ve bürokratlara bağlı acil müdahale müdürlükleriyle, bunların bir kısmının birleştirilmesi yoluyla kurulmuş olan AFAD’la bu iş olmadı, bundan sonra da olmayacak. Yine hiçbir şeyin eğitimini almamış ve sahada faaliyet nedir, koordinasyon nedir görmemiş, tecrübe etmemiş vali ve kaymakamlarla da bu iş olmadı ve olmayacak. Türkiye’nin yanacağı gözler önündeyken, vurgun vurmaktan dolayı uçak alamayan ya da uçağına bakım yaptıramayan ve sonra vurgun sistemleri takılınca, kilitlenince bunun kavgasını yüksek sesle yapan ama milleti, devleti, ormanları hiç dert etmeyen ve siyasi otoritenin kolayca yönetemediği THK ile de bu iş olmadı, olmayacak. Türkiye’nin felaketelere karşı tedbirli olamadığı ve bundan sonra da olamayacağı açıkça meydandadır. Sistem baştan ayağı değiştirilmek zorundadır.

Evvela THK fesh edilmeli, faaliyetlerine son verilmelidir. Türk Hava, Kara ve deniz Kuvvetlerinin bünyesinde muazzam bir afetle mücadele teşkilatı kurulmalıdır. Teknik imkanları çağın şartlarına uygun olmalı ve sürekli olarak güncellenmelidir, yüksek eğitimli ve tatbikatlı birlikler hep hazır tutulmalıdır. Çok övünülen ve bir mangal alevini yüz küsur km yukarıdan gördüğü iddia edilen İHA’lar planlı şekilde sürekli devriye uçuşları yapmalıdır. Ordumuza ait havacı, karacı ve denizci üsleri, bir felaket yaşandığı gibi anında kullanılmaya başlanmalıdır. Devletin resmi kurum ve kuruluşlarının imkanlarıyla, ordumuzun imkanları aynı anda seferber edilmelidir. Kısa süre içinde milyonla vatandaşımızın sorunlu bölgeden tahliye edilmesi mümkün olmalıdır.

Profesyonel askerler, vazifelerini yapmakta iken yaşanacak bir felaket anında, hemen ne yapmaları gerektiğini, nasıl organize olacaklarını bilmelidir. Ayrıca her dönemde askerlik vazifesini yapmakta olan erlere, askerlik süreleri boyunca toplamda haftalarca sürecek afetler öncesinde tedbirli olma, afetler anında tedbirli olma, afetler sonrasında mücadele etme, ilk yardım, enkaz kaldırma, hayatta kalan insanları kurtarma, organizasyona ve koordinasyona uyum sağlama eğitimleri verilmelidir.

Bu artık bir zaruret ve bu muazzam sistemi tesis etmeyen yetkililer, bunu tesis etmedikleri için de ağır ceza mahkemelerinde yargılanacaklar.

En mühimi de şudur ki afetleri önceden fark etmeyi sağlayan teknolojiler ve beyin takımı kadrolar değerlendirimelidir. Ayrıca elektromanyetik iklim silahlarına, bunların bir kısmını oluşturan uzaydaki bazı uydulara karşı kullanılacak teknolojiler de derhal geliştirilmelidir.

Mehmet Fahri Sertkaya

Şeytan avı

“Birkaç gün alttan alalım, ortam çok gergin, biraz rahatlasın. Sonra yine harekete geçeriz, kaldığımız yerden devam ederiz.” kafasını yaşıyorlar.

Tamamen şeytanlaşmışlar. Daha haritalarında, yanması gerekip de yanmamış işaretli yerler varmış. Karadeniz kıyılarını da yakmak istiyorlar.

Anlaşılan o ki bu ülkenin huzur bulması için bir şeytan avına çıkılması şart olmuş.

Mehmet Fahri Sertkaya

Yetişkin ya da çocuk olması fark etmez…

Ömründe hiç orman görmemiş birini, ülkesindeki bütün ormanların yanmasına sebep olan orman yangınları çıkarttığına inandırabilirsiniz. Hatta bunun vicdan azabıyla gözyaşlarına boğulmasını, kendine zarar vermesini, intihar etmesini sağlayabilirsiniz.

Bu, zihin kontrolü ile yapılabilir. Neler döndüğünü bilen ve sahanın uzmanı olan bir kişi, hedef kişinin zihin kontrolüne alındığını meydana çıkartana kadar, hedef kişi bile zihin kontrolüne alınmış olduğunu anlayamaz.

İnsanları zihin kontrolüne almanın farklı yolları vardır;

  • Büyülerle, cinlerle…
  • Bu maksatla geliştirilmiş elektronik cihazların yaydığı sinyallerle…
  • Metafizik kabiliyetli gelişmiş ve tecrübesi yüksek olan medyum/metafizikçi insanlarla…

Bu tekniklerin hepsi aynı anda hedef kişiye kullanılıyor olsa bile, sahanın uzmanları hedef kişiyi kısa sürede kontrolden çıkartıp kendine getirebilirler.

Mehmet Fahri Sertkaya

Oralardan el kadar bir yer bile kimseye bırakılmayacak

Hiç kimse hiçbir yere gitmiyor, gitmeyecek. Kısa süreli gidişlerin hemen ardından herkes eski yerine geri gelecek.

Mücadeleyi bırakmak, sahayı terk etmek yok. Bu toprakları, bu ağaçları yakanlar da oralara gelecekler ama yargılandıktan sonra, canlı yayınlanan asılma merasimleri için….

Oralardan el kadar bir yer bile kimseye bırakılmayacak. Oteller olmayacak, madenler açılmayacak, oralar insan şeytanı para baronlarına ve onlara köpeklik eden başımızdaki idarecilere bırakılmayacak. Yeniden yeşillenecek, eskisinden de güzel olacak.

Oralarda asılacak malum şahısların leşlerinin konacağı ve tabelasında “Hainler mezarlığı” yazan mahale tükürmek, çöp atmak ve işemek kanunen serbest olacak.

Mehmet Fahri Sertkaya

Şaka gibi…

İnsan yaşayarak gerçek olduğunu görüyor ama yine de gerçekliğini sorgulayası geliyor. “Bu gerçek mi, gerçekten bu ülkede bu yaşanıyor mu?” diyor ama yaşanıyor…

Bu kadar skandala, bu kadar kasıta, bu kadar ihmale, bu kadar çok sayıda görevi kötüye kullanma suçuna, bu kadar can, mal ve hayvan kaybına, eldeki imkanların art niyetle geri tutulmasına ve insanlara yardım edilmeyişine dava açmayan cumhuriyet savcılığı… Her bir yerden feryat eden vatandaşlarımızı duymayan, çığlıklara kulak tıkayan, “Devlet nerede? Muhtarından cumhurbaşkanına kadar herkesten davacıyım” diyenleri görmezden gelen savcılık, “HelpTurkey’ etiketiyle paylaşımlar yapılması hususunda soruşturma başlatmış.

Yarına kalmaz “Türkiye’yi FETÖ yaktı” derler. Ne kadar işini doğru yapan, memleketini seven, milletini seven memur, amir, savcı, hakim, subay varsa onları toplamaya kalkarlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Hiç kimse kendini yalnız zan etmesin ve geri adım atmasın

AKPKK’nin resmi kimlikli militanları, görgü şahidi pek çok vatandaşımızı önce para teklif ederek caydırmak, şikayetten ya da şahitlikten caydırmak isteyecektir. Olmayınca tehdit yolunu seçeceklerdir. Her ikisi de büyük suçtur ve böyle teşebbüsleri de ayrıca video kayıtlarıyla ve şahitlerle ispatlanabilir.

Hiç kimse kendini yalnız zan etmesin ve geri adım atmasın. Ortadaki tek sorun organizasyon sorunu ve o da kısa sürede çözülecek.

Mehmet Fahri Sertkaya

Sorarlar

Ormanlar kasten yakıla yakıla yapılan o malum oteller, yangın geçirmez özeliklerle/sistemlerle mi inşa edildiler?

Bu kadar yangın çıkar, termik santral bile hem de günlerce sonrasında yanar da yangın ilk çıktığı bölgelerde olan oteller bile neden yanmaz, bunu sorarlar…

Bazı büyük otellere, henüz hiç yangın yokken yangın çıkacağı bilgisi verildiği konuşuluyor. Ateş olmayan yerden duman çıkmıyor. Şu yargılama süreçlerinde bu iddianın da üzerine gidileceği şimdiden görülüyor.

Yangınlar daha başlamadan önce orada bir proje gerçekleştiriliyormuş görüntüsü verilerek iş makineleri getirilmişse ya da iş makinesini getirecek firmalarla telefon/iletişim trafiği yaşanmışsa ve makineler hazır edilmişse… Yüksek miktarda su depolanmışsa… Yangın tüplerinin sayısı artırılmışsa… Su motorları, jeneratörler ve benzeri sistemler alınıp hazır edilmişse… Oteller bu dev yangınlardan bu şekilde korunmuşlarsa, yandı gülüm keten helva…

Namuslu Türk savcıları ve hakimleri, bunları da bir sorarlar.

Mehmet Fahri Sertkaya