Etiket arşivi: Afetler / Felaketler

Kaplan rüyası tabiri…

Takipçi mesajı: “Mehmet abi ,s.a,Ruyamda dev kizil bir kaplan gordum
O kaplan sizmissiniz kendi ormaniniz var ,agaclari çok degisik,nerdeyse gokyuzune kadar dalsiz yapraksiz ,,devam ediyo
Butun insanlar sizin etrafinizda toplaniyo cok buyuk ve asil heybetli bir kaplan …ben cekine cekine ormanin kapisindan iceriye girerken goz isaretiyle arkana bir bak acele et der gibi bir isaret ediyosunuz ,,,arkama bir baktim cok zor kotu manzaralar gordum sonra yagmalanan karismis sokaklar yerlere oturup aglayan insanlar gordum….
Ruya tabirlerinde hic iyi bisey yazmamislar kaplan gormeye ama benim gordugum kaplan cok iyiydi uysal heybetli asildi”


Aslan, kaplan, leopar, pars, çita gibi hayvanların hepsi aynı kategoride olan hayvanlardır ve tabirleri de çok benzerdir.

Bütün bunlar şu yakın manalara gelirler:

Devlet reisi olmak. Çok fazla mala ve güce sahip olmak. Bilge kişi olmak. Mesleğinde, vazifesinde lider olmak. Resmi bir kurumda en üst makama gelmek. Mutluluk ve zafer dolu bir devre/döneme girmek. Başına talih kuşu konmak. Allah katında salih/iyi bir kul olmak. Çok güzel, çok faydalı işler yapmak ve çekemeyenleri, düşmanları kahretmek. Bütün rakiplerine ve hasımlarına aynı anda galip gelmek. Çevreden gelen lüzumsuz eleştirilere, sözlere hiç kulak asmadan kararlılıkla hareket etmek ve emellerine ulaşmak. Zorluğu sevmek, imkansız gibi görünen ve pek çok kişinin düşünmekten bile geri durduğu işleri yapabilmek. İnsanların saygı duyduğu, sevdiği ama aynı zamanda korkup endişe ettiği biri olmak. Düşmanlarını yenip çok büyük ganimet elde etmek.

Rüyada kaplanın dev gibi büyük olması gücünün, tasarrufunun da o nispette büyük olması demek. Kaplanın kızıl olması izzet ve şerefinin de büyük olması demek.

Orman, beni duyan, beni bilen ve yolumun doğruluğunu görüp de harekete geçen ülkelerin, milletlerin, toplulukların ve şahısların toplandığı emin yer. Oraya belalar, musibetler ya hiç uğramayacak ya da nispeten çok az uğrayacak. Dışarıda kalan, beni bilip duyduğu ve şu mücadelenin bütün insanlık için verildiğini anladığı halde peşimden ormana gelmeyenler ise dünya genelinde çok büyük felaketlere düşecekler. Depremler, seller, tsunamiler, bulaşıcı hastalıklar, türlü türlü başka hastalıklar, tedavi imkanları bulamamak, iç savaşlar, savaşlar, üçüncü dünya savaşı, açlık, kıtlık, ruhi bunalımlar, sokak hareketleri, yağmalar, hırsızlıklar, cinayetleri katliamlar hepsi bir arada yaşanacak. Bu dünyada dinsiz ve ahlaksız yaşanabileceğini zan eden hiçbir kavim, hiçbir zamanda bunu başaramadı. Hep çeşitli vesilelerle helak edildiler. Bu zaman ise, dünya tarihinde başka hiçbir zamanda görülmediği kadar ileri seviyede ve genele yayılmış bir dinsizlik, ahlaksızlık, isyan, zulüm, gözyaşı, kan, rezillik zamanı… Bu zamanlara kadar mühletler verildi, bundan sonra bu dünya insan şeytanlarından temizlenecek.

Sen de bunca zamandır Akademi Dergisini takip etmene ve istifade etmene rağmen, rüyadan anladığım o ki hala yeterince dik duruşu sergilemiyor ve çeşitli mazeretlerle pek çok konuda tavizler veriyorsun. Bu, seni de dünya ve ahiret felaketlerine sürüklemek üzere. Rüyandan anlaşılan o ki ben seni böyle ikaz etmiş bulunacağım ve sen kendini düzeltip kurtulanlardan olacaksın.

Yerde ve gökte ismimi duymayan, sesimi/mücadelemi duymayan ve peşimden gelmeyen, yanımda durmayan neredeyse kimse kalmayacak. Lakin bu birlik hemen tesis edilmeyecek. İşte bu kadar vahim, bu kadar büyük ve yaygın felaketlerden sonra tesis edilecek. Geriye çoğunlukla insan kalmış kişiler, iyi kişiler kalacak. Onlar da her zaman kötülükle ve kötülerle mücadele etmenin, bu hususta taviz vermemenin ne kadar gerekli, ne kadar zaruri olduğunu iyice idrak etmiş olacaklar. Bu sayede de dünya cehennem misali bir dünyadan hızla cennet misali bir dünyaya dönüşmeye başlayacak.

Şu anda da dünya genelinde tesirim çok büyük, çok güçlü ama o derece birlik, beraberlik şu anda yok. Çünkü dünyanın dört bir yanında sesimi duyduğu halde yanlış duruşlarını değiştirmeyen, ahlakını düzeltmeyen, idarelerini ele geçirmiş insan şeytanlarına karşı mücadele etmeyen, kara para işlerine ve hatta organ işlerine bile müdahale etmeyen milletler, taraflar, gruplar, şahıslar da çok.

Bunca şeyin sonu çok hayırlı olacak. Herkes müstahakını bulacak. İyiler iyilik bulacak, kötüler kötülük bulacak. Hem dünyada hem de ahirette böyle olacak… Hadis-i şerifte müjdelendiği gibi dünya tek bir devlet olacak. Bütün dünyayı tek bir lider yönetecek ve bu kişi çok adaletli ve gerçek bir Müslüman kişi olacak.

Dinimiz hak, tarikatımız hak… Dünyanın dört bir yanındaki mazlumlara, şayet samimiyetle dik durup mücadele ederlerse sahip çıkacağız, destek olacağız. Onların da kurtulmalarını sağlayacağız. Kendi inançları dairesinde hür bir şekilde yaşamalarına, can, mal, ırz, din, ibadet, fikir hürriyetleri içinde ve çok sağlıklı şartlarda yaşamalarına vesile olacağız. Lakin, bunca mücadelemize rağmen hala bunca kötülükle hiç savaşmayan ve sadece kendini kurtarmaya odaklanan kişilerden, yığınlardan, milletlerden uzak duracağız. Onları, hak ettikleri felaketleri yaşamaya bırakacağız.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Deprem silsilesi

Daha önce yazmıştım. Yanardağları çok ileri bilim ve teknoloji kullanarak uzaylı türler faaliyete geçiriyorlar. “Çok daha fazla yanardağ faaliyete geçirilecek” de demiştim ve öyle de oldu, oluyor.

Yanardağların faaliyete geçmesiyle fay hatları arasında bağlantılar var. Faaliyete geçen bir yanardağı, yakınındaki fay hatlarını gerebiliyor ya da kırılmasını sağlayabiliyor. Fay hattı bulunmayan yerlerde fay hatları oluşmasını sağlayabiliyor. Bazı yerlerde zemin boşaltılabilmiş de oluyor. Bu kısmın teknik izahı uzun gider ve bilim adamlarının işi…

Bu maksatla da uzaylı bazı türler dünyamızda çok sayıdaki yanardağları peş peşe faaliyete geçiriyorlar. Çünkü deprem silsilesi yaşanmasını da planlıyorlar. Suni depremler yaptıktan sonra, o kaos ve korku ortamında, sözde bilimsel açıklamalarda, ‘çok sayıda yanardağın uzun zamandır faaliyette olmasını, yaşanan seri depremlerin olağan sebeplerinden biri’ olarak ifade ettirmek istiyorlar.

Dünyada içilebilir su kaynaklarının akıl almaz ve bilimsel olarak izah edilemez bir hızla kurumaya, yok olmaya devam etmesi ne kadar suni bir iş ise, önümüzdeki deprem silsilesi de o kadar suni olacak. Bir an gelecek ki HAARP da denilen elektromanyetik saldırıların yapılmasına bile ihtiyaç kalmayacak.

Bu gerçek açıkça bütün uzmanların ve devlet yetkililerinin gözleri önünde iken, ekranlara çıkarak aksine konuşmalar yapan kişiler ya tehdit ve baskı altında konuşuyorlardır ya da insanlık düşmanı denilebilecek kadar ahlaksız, namussuz kişiler olmuşlardır. Ya da biyonik robotlardır. Aksi durumda, dini ve siyasi tercihleri ne olursa olsun, hangi milletten/ırktan olursa olsun, namuslu bir bilim adamının bu konuda bu gerçeklerden başkasını söyleyebilecek hareket sahası kalmadı. Her şey açıkça gözlerinin önünde… 19 Mart 2021’de Kartal’da yaşanan şeyin suni olduğunu kesin şekilde bildikleri kadar, dünyanın dört bir yanında yaşanan binlerce şeyin de suni olduğunu kesin şekilde biliyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Acımayacağız

Ehemmiyetine binaen tekrar ediyorum. Türkiye’de ya da dünyanın herhangi bir yerinde yaşanacak afetler, felaketler, karışıklıklar, sahadaki hiçbir vatansever grubu sarsmayacak.

Afetlerin/felaketlerin ilk anlarında bile duruşumuz, kararlılığımız, organize halimiz hiçbir sebeple bozulmayacak. Gereğinden fazlasıyla insani yardım çalışmalarına da katılmayacağız. Önceliklerimiz belli, vatanın varlığını ve birliğini devam ettirecek tedbirlere, müdahalelere bakacağız ve felaketler vesilesiyle kara para işleri yapılmasına asla izin vermeyeceğiz. Bu karışık anlarında ne kadar çok kara paracıyı itlaf edebilirsek, edeceğiz.

Bazen şer zan ettiklerimiz hayırdır, bazen de hayır zan ettiklerimiz şerdir. Nice hikmetler vardır yaşanan acı hadiselerde ama hikmetleri zamanla anlaşılır. Hiçbir kul, Allah’tan daha merhametli değildir. Merhametlilerin en merhametlisi olduğu halde Allah’ın yıktığını ayakta tutmaya çalışmak, onun yaktığını söndürmeye çalışmak doğru bir davranış değildir.

Türkiye’de felaketler yaşanmadan da muhtelif karışıklıklar olabilir. Türkiye’nin karışıyor olmasından, ekonomisinin dibe çakılıyor olmasından, halkın bir kısmının açlıktan kıvranıyor olmasından da çekinmeyeceğiz, fazlasıyla endişe etmeyeceğiz. Bu Türkiye de bu dünya da iyice bir karışmadan, iyice bir yıkılmadan düzelmez. Bu sarsıcı gerçeği hiçbir zaman göz ardı etmeyeceğiz.

Düşmanlarımız oyunlar kuruyorlar, planlar yapıyorlarsa, bizler de bu karışıklık ve felaket zamanlarından maddi ve manevi sahada kârlı/güçlü çıkmanın gayreti içinde olacağız. Allah’ın acımadıklarına, insanlıktan çıkmış olanlara, aldığı nefes zarar olanlara babamız oğlu da olsa acımayacağız.

Mehmet Fahri Sertkaya

Güney Kore büyük felaketlere ne kadar hazır?

Güney Kore, çok büyük depremler ve ardından gelecek tsunamiler ve ardından gelecek askeri işgal ihtimallerine ne kadar hazır?

Sırt sırta ve çoğu gayet zayıf/güçsüz olan binaları, dar sokakları, İstanbul kadar çarpık yapılaşması, aşırı yoğun nüfusu ile başşehir Seul, dünya tarihinin kayda geçmiş en büyük felaketlerinden birinin yaşandığı bir şehir olabilir mi?

Güney Kore’de bu gibi felaketlerin yaşanması, önce şiddetli depremlerin, ardından büyük tsunamilerin yaşanması halinde çok vahim bir manzara oluşabilir mi? Seul başta olmak üzere pek çok şehirde milyonlarca insan kısacık süre içinde can verebilir mi? Yüksek nüfuslu ve son derece çarpık yapılaşmalı Seul’de çok yüksek sayıda bina domino taşları misali devrilebilir mi? O şartlarda kurtarma ekiplerinin sayıları ve eğitimleri yeterli olabilecek mi? Güney Kore, kısa sürede başka devletlerden kurtarma ekibi desteği bulabilecek olsa bile, vahim manzara karşısında etkili müdahaleler yapabilecek mi? Böyle bir felaketin hemen ardından bulaşıcı hastalıklar yayılarak milyonlarca kişi daha ölecek mi? Böyle felaketler Güney Kore’nin savunma gücünü kıracak mı, işgal edilme ihtimalini artıracak mı?

Seul bu hale gelirse, Güney Kore’nin hali nasıl olacak? Dünya markası haline gelmiş bazı şirketlerinin akıbeti nasıl olacak?

Zührevi yollarla bulaşan, bulaştığı kişinin etini çürüterek öldüren bir virüs dünya genelinde hızla yayılıyor ama en çok da Asyada yayılıyor. Bu virüs, Güney Kore’de ve özellikle başşehir Seul’de de sık görülüyor. Güney Kore, aşırı özgürlüklerin, gayr-i ahlaki hayat tarzının, maddeci bakış açısının felakete sürüklediği sayısız medeniyetlerden biri olarak tarihe mi geçecek ya da hala köprüden önceki son çıkışa gelmemişken feci sonunu görüp toparlanacak mı?

Güney Kore’nin idarecilerinin hemen şimdi keskin kararlar almaları gerekiyor mu? Güney Kore’nin idaresindeki biyoniklerin artık tespit edilmeleri ve oyundan düşürülmeleri gerekmiyor mu? Güney Kore’nin, uzaylıların istediği tarzda yaşayan bir ülke olmaktan derhal çıkması ve feci akıbetlerden kendini kurtarması gerekmiyor mu?

Mehmet Fahri Sertkaya

Bu, Türkiye için de tam bir felaket olacaktır.

Enerji/akaryakıt piyasalarında, bütün dünyayı etkileyecek ani denge değişikliklerine hazırlıklı olmak gerekir. En çok da doğalgaz tedarikçisi ülkelerde doğalgazın satış fiyatının bir anda büyük oranda artması ihtimali ya da yeteri kadar doğalgaz alınamaması ihtimali üzerinde durulmalı.

Doğalgaz tedarikçisi ülkelerden olan İran’da siyasi otorite hızla zayıflıyor. İran’ın sorunları giderek artıyor. Neredeyse hiç kimse İran’da yaşamaktan memnun değil. Ülke her manada alarm veriyor. Halkın öfkesi defalarca patlama safhasına geldi ve bastırıldı. Eğitimsizlik, adaletsizlik, asimile politikası, keyfi yasaklar, çifte standartlar, sözde İslami görünen ama batı sömürüsüne dayalı zorbaca idare tarzı, maddi sıkıntılar, işsizlik, ahlaksızlık… Enerji/yakıt tedariğinde, çok sayıda büyük sorunla boğuşan İran’a sırtını dayayan taraflar, çok yakında çok zor hallere düşebilirler.

İran’ın yakında büyük karışılıkların yaşanacağı bir ülke olacağı açıkça gözler önünde… Ayrıca İran gibi hem büyük doğalgaz ve petrol tesislerine (rafinerilere) hem de nükleer santrallere hem de infilak gücü yüksek füze/patlayacı depolarına sahip bir ülkede, halkın idareye karşı bir başkaldırıda bulunması, ordunun da kısmen ya da tamamen bir kalkışmaya dahil olması, hem İran halkı hem de komşu halklar/ülkeler için ileri seviyede güvenlik sorunları oluşturacaktır. Risk, çok yüksek olacaktır. Ayrıca bu gibi tesislere terör saldırıları yapılması ihtimali, terör saldırısı gibi görünmese muhtelif kundaklama tekniklerliyle saldırıların yapılması ihtimali, şiddetli depremlerin yaşanması ihtimali de gözler önünde bulundurulmalıdır. İran, o anlarda böyle tehlikeli tesislerini koruyamayacak ve felaketler yaşanması halinde hemen gerekli müdahaleleri de yapamayacak hallerde olacaktır. Bu, Türkiye için de tam bir felaket olacaktır.

Mehmet Fahri Sertkaya

Karar alma safhasındalar

İnsan kalmış bütün subaylar rahatsızlar…

Ordumuz içinde sessiz bir fokurdama var. Kaynama seviyesinin çok üzerine çıktığı halde bastırılmış, fark ettirilmeyen bir fokurdama bu…

Seçilmiş ya da atanmış siyasi yetkililerin, Türkiye’yi ve Türk milletini hiç düşünmediklerini, bu seviyeye gelmiş felaket riskleri varken hala gerekli tedbirleri almadıklarını, şu ana kadar felaket bölgelerinde insanların kendi başlarına bırakıldıklarını, insanlık dışı şekilde kararlar alınıp uygulamalar yapıldığını gördükçe kabullenemiyorlar. Türkiye’de iktidarın hala Rusya ve Çin’in piyonu gibi davranmasını kabullenemiyorlar.

Bahsettiğim çok büyük felaketler peş peşe gelmeye başlarsa, nasıl hareket etmeleri gerektiği üzerinde tartışıyorlar ve karar alma safhasındalar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Ba’de harabül

Ba’de harabül Afyon
Ba’de harabül Uşak

Afetler sebebiyle toplanmakta olan ve toplanacak olan paraları ceplerine indirecekler.

Sosyal ağlarda afetlerle alakalı paylaşımlar daha da kısıtlanacak.

Afetlere karşı tedbirler almayı maliyetli buluyorlar ve göz boyayan tedbirlerle geçiştirmek istiyorlar.

Soysuz, afetzedelere yardımlar yapılması için talimatlar vermek zorunda kaldıkça, talimatları bile küfürler ederek veriyor. “Bunlara fazla, bunlara değmez.” diye diye talimatlar veriyor.

Bir yandan da “Afetlere gösterilen tepkiler, diğer uyuyanların da uyanmasına sebep oluyor ve bizim sonumuzu hızlandırıyor.” diye konuşuyorlar. Neler olacağının, milletin ayağa kalkıp bunları boğacağının farkındalar ama şeytanlar işte… Yine de kendilerinden bekleneni yapıyorlar. Kaçabileceklerine dair ümitleri olmalı, yoksa bu şartlarda, milleti patlatacak bu tavırları sergileyemezler.

Basın ve medyaya daha da çok ayar çekiliyor. Felaketlerin feci yönleri değil, göstermelik ve göz boyamaya dönük yardım görüntülerinin verilmesi isteniyor.

Bir yandan da memleketin her yanında halkın tepkisi büyük bir hızla yükseliyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Hiç acele etmesinler…

Her yer iyice bir yansın, yıkılsın ve milyonlarca can kaybı yaşansın, sonra bir şeyler yaparlar. “Rabbim bizi af etsin” de diyebilirler.

Yapacak olsalar zaten bu kadar senedir yaparlardı. Millet elinde kovalarla denizden su çekerek söndürme araçlarını doldurmaya çabalarken, sahil güvenlik bile ortada yoktu. Çevre şehirlerin itfaiyeleri, çiftçilerin su motorları bile ortada yoktu. Rusların sözde söndürme uçaklarının kasten suları etkisiz şekilde attıkları defalarca video kaydına alındı. Devlet ortada yoktu, ordu ortada yoktu, yetkililer ve ilgili kuruluşlar gerçek manada ortada yoktu.

ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün’ün soru karşısında verdiği cevap bile, neyin ne olduğunu, bunların Türkiye’nin ve Türk milletinin dertlerini dert edinmediklerini, umursamadıklarını gösteriyor:

“Şu an olgunlaşmış bir çözümümüz yok. Ancak yeni bir mühimmat da üretmek mümkün. Bir grup arkadaşımız bunun üzerinde çalışırken bir grup arkadaşımız da var olan mühimmatların İHA’larda nasıl kullanılacağına ilişkin çalışıyor”

Mehmet Fahri Sertkaya

Bıçak kemiğe dayanıyor

Bu videodan da anlaşılmaktadır ki sadece bakanlar ve vali değil, Bozkurt’taki Berke Barajı AŞ’nin yetkilileri de yalan beyanlarda bulunmuşlardır. Yaşanan maddi/somut gerçekleri gizlemek, sorumluluklarını gizlemek, bine yakın insanın ölümünden ötürü yargılanmamak için, mevcut suçlarına türlü suçları daha eklemişlerdir.

Türkiye bir hukuk devletidir ve bu katliam suçunda sorumluluğu bulunan muhtarından kaymakamına, valisinden bakanına, müteahhidinden belediye başkanı ve baraj sorumlularına kadar herkes yargılanmalıdır.

Baraj sorumlularının, yalanlarla kamuoyunu kandırmak için yaptığı açıklamada, suyu tutan regülatör kısmının yıkıldığına dair bir beyan olmadığı gibi, bu kısmın tutabileceği su miktarının felakete sebep olmayacak kadar az olduğu ifade edilmiştir. Oysa, bütün çevreye aşırı yağışın saatlerce yağdığı, bunların çay yatağına akarak toplandığı, çayı da böyle bir settin kestiği ve settin arkasındaki kilometrelerce mesafede aşırı su biriktiği, settin kırılmasıyla da bu birikmiş suyun bir anda aşağı aktığı anlaşılmaktadır. Bu set, olağan şartlarda çok su tutmuyor olabilir, bir tehdit/tehlike oluşturmadığı iddia edilebilir ama böyle olağan üstü şartlarda çok miktarda suyu tutacağı hesaplanabilirdi, hesaplanmalıydı.

Bu saat oldu, Bozkurt’taki karakolu kimlerin aradığı ve “Burada kapak patladı, sular aşağıya geliyor. Kaçın” dediği bile soruşturulmadı. Bu saat oldu, o Soysuz herif, Pakdemirli, Vali ve diğerleri hakkında bir soruşturma başlatılmadı.

Dahası da var ki, Bozkurt’ta yaşayan gençlerin sosyal medyada paylaştığı videolar büyük destek gördüğü ve gerçeklerin meydana çıkartılmasına sebep olacağı anlaşıldı ve bu kişiler resmi kimlikli kişilerce tehdit edilerek susturuldular.

Bıçak kemiğe dayanıyor. Memleketin idaresini ele geçirmiş insan şeytanları haddi iyice aşıyor.

Ha bu gün, ha yarın çok daha büyük felaketlerin yaşanacağı şimdiden anlaşılıyor, ne onlara doğru düzgün tedbirler alınıyor, yaşanmış felaketlerde sorumlular yargılanıyor. Türkiye’ye ne oluyor? Türkiye, devlet olmaktan mı çıkıyor? Milletin ne yapması isteniyor, bekleniyor?

( https://tt.me/AkademiDergisi/AXtMf7zvPzE )

Mehmet Fahri Sertkaya