Etiket arşivi: Orman Yangınları

Haberin bile yok

Senin en kıdemli adam tavırları görmeni sağlayan da benim, istediğimde dünyayı peşine takan da benim… “En kıdemli” olmaya devam etmek ve benimle iyi geçinmek yerine Rusya’ya, Çin’e köpeklik etmeyi tercih ettiğinde, seni yerin dibine geçiren de benim. Senin bir kuvvetin yok, kıdemin yok, itibarın yok. Bana ulaşamadıkları için seni aracı yaptılar, hepsi buydu…

Şimdi o hayal dünyasından uyandın. Şimdi Putin ve Şi başta olmak üzere, dünyanın herhangi bir lideri, ben izin vermeden haydi seni şu düşürdüğüm halden kurtarsın da göreyim. Haydi şu yangınları devam ettirin, kasten söndürmeyin de hepinizi bir göreyim.

Burası Türkiye… Burada Amerika’ya, Rusya’ya, Çin’e ya da başkalarına köpeklik yapan tasmalılara asla yer, meydan yok.

Bu gününü/geceni bile iyi kabul et. Böyle köpeklik yapmayı tercih edersen, başına daha neler gelecek, haberin bile yok.

Mehmet Fahri Sertkaya

Ellerinden almasını biliriz

Devlet hainlerin, teröristlerin, Rusya’ya ve Çin’e çalışanların eline geçmişse, ellerinden almasını biliriz.

Bu rezalet, bu cinayet, bu katliam, bu zulüm birkaç gün daha devam ederse ve meydanda devlet gücünü göremezsek ben sahaya ineceğim.

Felaket bölgelerini kalabalık bir ekiple gezeceğim. Basın/medya sansürünü de sosyal medya sansürünü de bir günde delip geçeceğim. Benimle birlikte hareket eden onlarca ülkenin basın ve medya desteğini de yanımda gezdireceğim.

Milleti örgütleyecek, suç delillerini ve şahitleri bir araya getirecek, yüzlerce avukatı sahaya sürecek ve binlerce resmi yetkilinin dava edilmesini sağlayacağım. İtfaiye müdürlerinden, orman müdürlerine, kaymakamlardan ve valilerden bakanlara ve cumhurbaşkanına kadar herkesin dava edilmesini sağlayacağım.

Her zaman olduğu gibi karşımda adalet yolu, hukuki zemin ayarından çıkarılırsa ve kilitlenirse, hiç sorun değil, iktidarı millet darbesiyle devireceğim. Zaten üzerime tamamen hukuksuz şekilde yıkılmış dosyalar var, buna rağmen sahaya ineceğim, çünkü artık bir yerde patlasın ve çözülsün istiyorum. Ben sahaya indiğimde emniyet ve adliye bana müdahale ettiği anda, istediğim şeyler anında yaşanmaya başlayacak. Türkiye mi karışacak, hayır, küçük düşünülmesin dünyanın kaç tane hükumetini aynı anda sarsacak gelişmeler yaşanacak. Ne konular, ne deliller, nasıl bağlantılar mevzu olacak. Interpolü kuranlar “Kahretsin, lanet olsun onu kurduğumuz güne” deyip duracaklar.

Bu sırada ordumuzun ve emniyet teşkilatımızın büyük çoğunluğu da benimle birlikte hareket edecek.

Bütün dünya, dostum ve düşmanım olan bütün taraflar bu ihtimallere şimdiden hazırlıklı olsunlar. Engelleyebileceğini düşünenler varsa da onları hemen şimdi sahaya insinler de görelim.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bohçalı ile Tayyip görüşmesinden…

Bohçalı: Neler yaptın bayağı bir zaman geçti, bensiz de kaldın… Askerler, ordu, bakanlar ne hallerdeler…
Bayağı bir süredir benimle hiç alakan yoktu. Bizden uzaklaşmaya çalışıyorsun zan ettim.

Tayyip: Yok ya hu, öyle şey mi olur. Yolculuklara çıktık seninle, uzak olur muyuz hiç… Hep beraberiz de işte yoğunluğu sende biliyorsun.

Bohçalı: Ben senin her işini biliyorum Recep. İşlerini de güçlerini de haltlarını da biliyorum.
Ne oldu…Çok mu bunaldın? Nasıl oldu holdinglerle durumlar(yahudiler). Ne diyorlar yangınlar için, bir fikirleri var mıymış? Eskiden olsa ellerini ovuşturarak beklerlerdi kapıda… Şimdi…Gelmediler mi…Bilmiyor musun söylesene.

Tayyip: Ya adamlar yine bizden taraf, biz yine hükümetiz, yine güç kudret bizde… Şimdi gelmedilerse yangın sonrası muhakkak kapımızı çalacaklar. Kimler var zaten oralara (yaktıkları ormanlık alanlara) talip olan. Birkaç holding mi bizi dik tuttu şimdiye kadar.

Bohçalı: Yediğin darbeler sana mizah kabiliyeti kazandırmış. Şu an zannediyorum ki yanında seni dik tutamamış olan gruplar var. Ondan sağa sola meylediyor olmalısın. Tamam, anladık, hazinenin dibini getirdin. Şeyi söyle, ordu ne oldu ordu.
Girebiliyor musun karargahlardan içeri! (kıskıs gülme)

Tayyip: Girmedim bu sıralar. Var orada vazifeliler. İrtibatımız kuvvetli. Öyle zannedildiği gibi orduda kontrol kaybı falan yok. Öyle bir şey olabilir mi ya. Darbe olur o zaman, tamamen psikolojik karartma..
Hem bu sıkıntılar hep adamların ödemesini tam yapmadığımız için oluyor, ödendiği an hepsi canıyla kanıyla yanımızda. Onların ciğerleri bizim, nereye arka dönüp gitmek, bir de üzerine taraf değiştirmek.
Bu ülkenin nizamını böyle kurduk…Kolay değil…

Bohçalı: Devam et…

Tayyip: İşte yani sıkıntılar var o yüzden görüşmek gerekti. Özel bir görüşme olsun istedim.
Finans desteği gerekiyor, hem de acil… Rusya’ya istediklerini neredeyse verdim ama daha fazlasına gücümüz yetmez.

Bohçalı: Ne dediler sana, akıllı ol dediler mi?
Akıllı durmamışsın sen..Ondan yapmışlar (yakmışlar). ‘Yerini bilseydi dururduk’ dediler. Ben de tamam dedim. Senin gerzekliğin yüzünden kimseyi tehlikeye atamazdım değil mi?

(Bohçalı, yaşlı, ağız şapırdatan dede edası ile bir yandan kahve içerek bu cevapları veriyor)

Tayyip: Ona diyecek bir şey yok, Süleyman (Soysuz) ne yaptı etti, bu duruma gelmemi sağladı. Şimdi bildiklerimizi tekrar etmiş olmayalım.

Bohçalı: Evet, yaptı bir şeyler, sen de anlamadın ama hiç, o da bir muamma… Genç genç adamlarsınız, nasıl bu kadar kolay b*a batarsınız bilmiyorum.

(Tayyip daralıyor)

Bohçalı: Hava gelsin istiyorsan, şu köşeden aç camı…

Tayyip: Nasıl yapacağız? Para çekecek miyiz?Değerli madende olabilir, buradan her şekilde işleriz.

Bohçalı: Sen şimdi kimler için ne istiyorsun? Sana para verince işler çözülecek mi şimdi? Bir de ne kadar istiyorsun, söylemiyorsun da… Yok mu sömürgelerden bir şeyler. Her kuyruk acısında dilenciliğe başlama hemen. İnsan izzet-i nefis sahibi olmalı.

Tayyip: Ben aradım hepsini neredeyse, hap toz göndermeyi teklif ediyorlar. Hızlı nakit lazım bize.

Bohçalı: Tamam, al toz sat, yapmadığın bir şey gibi konuşuyorsun hakkında…

Tayyip: Ne diyorsun, hadi yapalım bir şeyler, kamuoyu oluşuyor, hepimiz tehlikeye giriyoruz.

Bohçalı: Hadi oradan s* g* tehlikeye düşende b*u yiyen de sensin. Ulan bari adamlar ümüğündeyken doğruları konuş… Aç camı!

Tayyip: Bak ben bugün kaç yerde konuşma yapacağım, üzerine bir sürü görüşme gerçekleştireceğim. Bunlar kolay değil, artık gücüm de kalmadı. Çoğu kesimi oyaladım, borçlarımızı ertelettim ama bu Rus ayısı meselesinde, sen burada dururken, benim böyle perişan olmam olmuyor. Çaresine bakalım, adamların sinirleri yatıştı neredeyse. Mfs’nin (Ruslara verdiği) tüm zararlarını karşıladık, rahatladılar, sakinleştiler.Tamam benim hatam, bu adamla mesafeli anlaşma yapabilirdim.
Yapamadım. Ortada kaldım, yalnız kaldım. Üzerine Süleyman ile mücadelem devam etti. Yani boğazıma kadar geldi durumlar. Daha nasıl izah edebilirim. Kontrolümüz dışında bir darbe olmadan kontrollü kaos çıkartalım (yeni bir darbe tiyatrosu sergileyip sıkışmış oldukları şu anlarda muhaliflerini devlet gücüyle ezmeyi kastediyor) diyorum. Çivi çiviyi söker, öfkeler çoğalıyor. Lafla sözle durdurulacak gibi değil.

Mehmet Fahri Sertkaya

Buradan tarihe/geleceğe bir not düşüyorum

Yeminle söylemeye lüzum görmüyorum. Sözümün kanun gibi olduğu, sık yemin etmediğim bilinir.

Yanan arazilerden el kadar yeri bile satın alıp otel ya da maden ocağı açan ya da herhangi bir sebeple orman vasfından çıkartan yerli ya da yabancı iş adamlarını, bunlara yardım ve yataklık yapacak resmi kimlikli herkesi “Türk, Türkiye düşmanı, insanlığın ve dünyanın düşmanı” ilan ederek asacağım. Yabancıları “suç ortaklığından” milletler arası mahkemelerde yargılatacağım.

Diyelim ki hukuki zeminde bir mani çıkıp da asamayacaklarım oldu. Bütün siyasetim/kararlarım onları en kısa sürede tamamen oyundan düşürmeye dönük olacak. Yürüyen leş olmuş bedenlerini de şirketlerini de kullandıkları beyin takımı adamlarını da… Bunu binlerce km öteden bile hiç iz, delil bırakmadan yapabilirim.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bedeni orada da kafası/aklı ortada yok

Tayyip şunları da söyleyebildi:

“Şu anda ülkemizin önemli işadamlarından birkaçının sahibi olduğu (Beraberce memleketi soyup soğana çevirdikleri firmalardan Limak’ı kastediyor) termik santral var ki, adeta yanma tehdidiyle karşı karşıya”

“Televizyonda konuşuyorlar, ‘canlılar yandı’ eyvallah. Yahu yangın olur da ormandaki canlılar yanmaz mı?”

Mehmet Fahri Sertkaya

Sözün bittiği yer…

Kemerköy Termik Santrali’ndeki tahliye işlemlerinde büyük bir kaos yaşanıyor.

Şuna söylenecek söz yok. Dünyanın başka hangi ülkesinde görülebilir böyle bir şey? Günlerdir oranın yanması ihtimali üzerine konuşuluyor. Haydi kasten söndürülmedi, gerekli tedbirler kasıtlı şekilde alınmadı. Onca insan neden ateşin içine bırakıldı?

Türkiye yönetilemiyor, savruluyor. Yarın sabahtan tezi yok Türkiye içindeki ve dışındaki bütün güç unsurlarının Türkiye’de yeni bir hükumet için anlaşmalara ve kavgalara başlaması gerekiyor. En fazla birkaç gün içinde anlaşmaların ve kavgaların tamamlanmış olması gerekiyor. Zaman Türkiye’nin ve hatta dünya insanlığının aleyhine işliyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bilinç altını dışa vurdu…

Tayyip “Yangınla mücadeleyi sürdürüyoruz, kaçamak yapmak yok ve üzerine üzerine gidiyoruz.” dedi. Bu, ruh sağlığı iyi halde, aklı başında olan ve ahlaklı/namuslu olan bir cumhurbaşkanından duyulacak bir söz müdür?

Oysa arka planda yetkililere “Önemsiz, işimize yaramayacak yerleri söndürün. Bütün koylar yanacak. Oraları söndürmeyin. Oteller yapılacak. Madenler açılacak. Bütün köyler yansın, umursamayın. Ben o köylülere yapacağımı bilirim.” dedi.

Mehmet Fahri Sertkaya

2020 felaketler yılı oldu

Dünyanın ciğerlerini yakan onca büyük orman yangınına, uzaydan gönderilen yakıcı lazer darbeleri de sebep oldu. Bunları o büyük orman yangınları başladığında sıcağı sıcağına yazmıştım ve bu Telegram kanalının geçmişinde bulunabilir.

Hedeflerini yukarıda yazmıştım; “Dünyada insanlar doğru düzgün yaşamadılar, tedbirsiz ve umursamaz oldular. Pek çok hayvan türünün nesli tükendi. Plastik başta olmak üzere türlü katı atıklar, denizlerin de kirletilmesi ve onlarca balık türünün de yok olması ve ayrıca atmosfere salınan zararlı gazlar da dengeyi bozdu ve küresel ısınma başladı. Bütün denge bozuldu ve ayrıca mani olunamayan tabii/doğal felaketler de üst üste geldi de dünya yaşanamaz bir yer oldu” gibi gibi yorumlanacak bir sürecin sonunda dünya insanlığını yok etmek…

Rope noose for hanging men with scary full moon and clouds bright and dark at midnight

Bitmedi…

Ellerinde, yanardağları aktif hale getiren ve patlamalarına sebep olan teknolojiler de var. Bunların uçan dairelerinin hiç zorlanmadan yanardağların içine girdiğini gösteren çok sayıda video kaydı çekilmiş ve dünyamızda mevzu edilmişti.

Son zamanlarda yanardağların faaliyete geçip durmasının arkasında da suni/yapay sebepler ve düşman uzaylı türler var.

Şunca şeyi anlatıyorum, bir bir çıkıyor da şu şartlar dahilinde hangi ülkenin reisi “Çin aşısı” denilen o aşıyı satın alıyorsa ve milletine resmen/kanunlarla zorlamasa da aldığı kararlar ve devlet gücüyle yaptığı uygulamalarla zorda bırakarak vurduruyorsa, vurduracaksa, o kişi bir dakika bile beklenmeden devrilmeli ve milletine, dünya insanlığına ihanetten tez vakitte yargılanıp ipte sallandırılmalı.

Çünkü o aşı “Çin’in geliştirdiği korona aşısı” değil, o aşı Yeşillerin sinsice ürettiği ve dünya insanlığını mahvetmek istediği bir aşı…

Şu anda dünya üzerinde “korona virüsü aşısı” denilen aşılar içinde, korona virüsüne karşı gerçekten koruma sağlayan hiçbir aşı yok. Rusya’nın aşısı hariç diğerlerinin tamamında insanlığa karşı art niyet var ve uzun vadeli zarar verme maksadı var.

Rusya’nın Sputnik V aşısında böyle bir zarar vermek kastı yok ama o da para tuzağından başka bir şey değil… Bir faydası yok.

Hep söyledim ki koronaya gerçekten bir çare bulunsa, başka başka virüsleri de yayacaklar. Sineklerle uğraşmak yerine bir an önce bataklığı kurutmak şart. Herkesin kendini düşündüğü ve kendini kurtarmak ve sıkıntıya düşmemek istediği bir dünyada ise o bataklık kurutulamaz.

Dünya insanlığına korona aşısından önce lazım olan şey ahlak… Ahlak, gayret, mücadele…

Mehmet Fahri Sertkaya