Bütün Türkiye’ye hitap ediyorum. Dikkat edilsin, her görüşten, her dinden, her siyasi tercihten bütün namuslu ve vatansever Türkiyelilere hitap ediyorum. Öfkesi patlamak üzere olan bütün millete hitap ediyorum.
Türkiye bir hukuk devletidir. Kendini bilmez bir vatan haini bir şekilde devlet otoritesinin başına geçirildi diye, koca millet onun ve çetesinin hukuksuzluklarına itaat etmek ve tahammül etmek zorunda değildir.
Hiç kimse, milletin hukuki zeminde meşru olan sesini, tepkilerini, mücadelesini, yayınlarını engelleyemez.
RTÜK’ün son gönderdiği yazı, ilgililerinin yargılanmasını gerektiren, itaati gerektirmeyen, hukuki dayanaktan yoksun, hükümsüz bir yazıdır. O bir sansür yazısıdır. Hiçbir yayın kuruluşunun o yazıyı kale alması gerekmiyor. O yazıyı yazanlar hakkında derhal davalar açılması gerekiyor. O yazının hükumetin emriyle gönderildiği meydana çıkarsa, o hükumetin hukuk tanımaz bir hale geldiği kabul edilerek derhal alaşağı edilmesi gerekiyor.
Ayrıca, sahada kasten yangına meydan verdikleri, yangınları bilerek söndürmedikleri görülen ve binlerce video ve şahitle ispat edilen binlerce resmi kimlikli kişi var. Bunlar itfaiye müdürlerinden tutun da orman müdürlerine ve kaymakamlardan tutun da belediye başkanlarına ve valilere, oradan bakanlara ve Tayyip’e kadar uzanıyor.
Bütün bu kişiler hakkında acilen davalar açılması gerekiyor ve bunu hiç kimse yazılarla, sözlü tehditlerle engelleyemez. Burası dağ başı değil, haddi bu kadar aşanları bu millet sel olur ezer geçer ve böyle bir millet darbesi, meşru bir darbedir. Hiç kimse hukuk tanımazlığını bu derece gözler önüne seren, ayrıca memleket yanıyorken ekranlara çıkıp küstahça konuşabilen idarecilere itaat etmek zorunda değildir. Yasalarda böyle bir emir yok.
Bir memlekette can, mal, ırz güvenliği kalmadıktan sonra, o idarecilere itaat etmek vatana ihanettir, millete ihanettir, gelecek nesillere bile ihanettir. Hiç kimse böyle bir hainlik yapamaz.
Türkiye’de böyle bir korku ortamını yeniden hareketlendirmek isteyen herkesin karşısına dikilmeye devam edeceğim. Bütün Türkiyeliler, bu karşı duruşumda, bu memleket mücadelesinde, bu hak arayışında benimle birlikte durabilirler.
Çok da iyi yaptınız. Ne kadar büyük ahmaklar ve ne kadar aciz kuklalar olduğunuzu, yaptığınız bu ahmaklık ötesi işle de bütün dünyaya bir kez daha gösterdiniz.
Hepinizin aynı yere çalışan hainler olduğunuzu da böylelikle bir kez daha gözler önüne serdiniz.
Ben sadece Soysuz tarafına takıldım. O ayık gezemeyen uyuşturucu müptelası ve uyuşturucu baronu Soysuz, benden şikayetçi olduğundan haberdar mı gerçekten? Haberdarsa bile konuyu, ne şartlarda benden davacı olduğunu idrak edebilmiş mi?
Neyse… Benden haber gönderin o Haberal’a, bir önceki hamlesi de en az bunun kadar ahmakçaydı. Ha bu arada, neden taaaa 12. aya atıldı bu davanın duruşması? Hakim zaten adamınız, neden böyle yaptınız?
Hem yakında duymayan kalmayacak, Bohçalı ile Soysuz’un Türkiye adliyelerinde nasıl dümenler çevirdiğini, nasıl geniş bir kadro ile çalıştığını ve Tayyip’in bile adli meselelerde sıkıştıkça bunlara koştuğunu… Hem de somut somut delilleriyle…
Böyle bir ahmaklığın hiç lüzumu yoktu, bölge mahkemelerinde bekleyen, onanamayan ya da bozulamayan, talimatlarınız icabı sallanan dosyalar var. Onları onatın, yeni hapis cezaları zaten almış olurum ama… Onatabiliyorsanız… Bir deneyin bakalım.
Bu metindeki hakaret gibi görünen hakikat sözlerinden de davacı olmazsanız şerefsizlerin önde gidenlerisiniz. Sizin gibi memlekete, devlete, millete, insanlığa, her şeye ihanet etmiş ve suç delilleri binlerce adedi bulmuş kişilerin benden davacı olması benim için iftihar meselesidir. Karşınıza dimdik çıkmazsam da adım mfs değildir.
Senelerdir neler yazdım katil, tetikçi, uyuşturcu baronu, terör sevici, yalancı, müfteri Soysuz hakkında… Senelerdir neler yazdım gizli Ermeni, vatan haini, MİT ve CIA ortak piyonu, terörist Kemal Kılıçdaryan hakkında… Senelerdir neler yazdım gizli Ermeni, binlerce şehidimizin gerçek katili, ibne, vatan haini, kara paracı, terör örgütlerinin yardımcısı ve yatakçısı Devlet Bahçeli hakkında… O MHPKK genel merkezinden bana ulaşıp “yayınları kaldırın yoksa hukuki haklarımızı kullanacağız” denileli 8 koca sene oldu da kimse bu süre zarfında hukuk yolunu tutamadı.
Çok anlatacaklarım var. Saatlerce sesli anlatacağım ve duyan herkesi sarsacak mevzular ve bunların çoğu kısmının delilleri var ama ben o hakimle de hukuk yolunda karşı karşıya kalmak istiyorum ve diyorum ki kiralanmış hakime de gerçek ve bağımsız hakimlere de bunları anlatıp ispat da edeceğim.
Bu gördüğünüz kişi bir dönme/travesti… Yani kendini kadın zan eden ve kadın gibi görünmek isteyen ama erkekliğini koruyan son derece düşük bir kişi…
Princess Kennedy yazıp görsellerde aratınca pek çok fotoğrafı çıkıyor ve bakılamıyor. İnsan gözlerini kaçırıyor.
Bu kişi de çakma Princess Kennedy… Şu meşhur Epphilia Hanım denilen ve son zamanlarda Telegram’da ses getiren kişi…
Bu da bir dönme/travesti…
Bunun ve çevresinin gerçek yüzünü nasipse bu akşam, vakit bulamazsam da yarın Line kanalımızda anlatacağım.
Hemen parlamayın!
Daha neler neler anlatacağız ve her şeyi birbirine bağlayacağız. Sonra işi resmi kimlikli ve yetkili kişilere bırakacağız. Kolluk kuvvetleri ve adli makamlar mevzuya el atacak, doğru muyuz yanlış mıyız meydana çıkacak. Heyecan yapmayın.
Haydi şimdi “Abla” ile de tanışın… Yayınlar Line’da devam ediyor.
Bazılarınız konuyu yanlış anlamışlar. Ben zaten mevzuyu adli makamlara taşımak istiyorum.
Kısa bir süreç yaşanacak, mevzu bu yayınlarımla adli makamlara yansıyacak, açık ya da gizli soruşturmalar yapılacak ve sonra çözüleceksiniz, toplanıp alınacaksınız. Heyecan yapmayın. Kanal geçmişi hepinizin önünde, her zaman yaptığımı yapıp sahayı hareketlendiriyorum.
O nasıl telefon trafiği öyle? Neler konuşuyorsunuz siz? Sizin gibi ahmak Sabetaycılar, İngilizlerin ve diğerlerinin desteği, yönlendirmesi olmadan ne iktidarı ele geçirebilirdi, ne Osmanlı’yı yıkabilirdi, ne rejimi değiştirebilirdi, ne de İslam’ı ve Türklüğü toptan yok etmek yolunda bu kadar ileri gidebilirdi…
Bakın, son yayınlarda hakaret etmedim ve hakikatleri söyledim. Şimdi de hakaret yok, hakikat var: hepiniz bir avuç ahmaksınız.
Her yerde iziniz var, her yerde deliller bıraktınız, hepiniz açıktasınız, mekanlarınız da ifşa oldu, bağlantılarınız da… Haydi biraz tepinin de nasıl bir oyun kurduğumuzu ve bu işin sonunda neler olduğunu bütün dünya konuşacak.
Bu mu yani?
Bu da son zamanlarda çekilmiş resmim… TC: 24028105158
Yorum yapanlarına bir bakın:
Su-de-su Demir-el, Sib-el Danış-man, Em-el Dur-man, Vecibe Gün-er, Şebnem Çakır-öz-er ve daha yüzlercesi…
Bu kodlamaların ne demek olduğunu duyurmadığımız okur yazar bir kişi kaldı mı bu ülkede?
Bu ülkeyi cehenneme çeviren, acıya, gözyaşına, ruh hastalıklarına, intiharlara, ahlaksızlığa koşan kişilere bakın. Resmi yetkili olsun, mafyalarda olsun, tamamına yakınının isimlerinde bu kodlamalar var.
Biz bu oyunu çoktan bozduk. Şimdi son darbeleri vurma vakti geldi.
Emniyetle bunları toplayıp almayalım diye bunları korumaya almayı konuşanlarınıza diyorum ki:
Bunları korumaya alan, kendini kucağımıza atar. Oyunun birden şiddetlenmesini istiyorsanız, bunları korumaya alın.
Bu lüzumsuzu basına medyaya çıkartma işine kim aracı olacak? Bora Gençer… O kim?
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] evet daha ilk tepkilerinden bile herkes anladı ne olduklarını ve nasıl köşeye sıkıştıklarını
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Bize düşen kısmını yapmaya devam edeceğiz, sonrası resmi kimliklilerin işi… Bunlar, laf anlatılabilecek sınırı çoktan aşmış geçmişler. Sadece akşamdan bu ana kadar yaptıkları paylaşımlara bakanlar bile ne kadar ahlaksız, kuralsız, müfteri, küfürbaz, fitneci ve ruh hastası kişiler olduklarını kolayca anlayabilir.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Hakaret etmeyen, iftira etmeyen ve seviyeli şekilde yazan çok sayıda takipçimizi de kendi kanallarında senin gibi engellemişler. Engellemedikleri takipçilerimize de sınır tanımadan küfürler etmişler, suçlamışlar, iftiralar etmişler.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Dava açacaklarmış güya ama şu saat oldu dilekçeyi paylaşamadılar. Avukatları varmış güye ama kanalın duvarından onlara talimatlar yağdırıyor. Hem de nasıl cümleler onlar, nasıl bir ruh hali o öyle… Sadece o cümleleri görenler bile “Bunun ayarı kaçmış, sağlıklı denemez” der.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Tutmuş kadim düşmanım kenan akkuş ile beni ortak yapmış. Benim hakkımda da cemaatimiz hakkında da internet çöplüğünden topladığı delilsiz, mesnetsiz iftiraları zaten bir çöplük gibi duran kanalına doldurmuş. Bir de tehdit ediyor “Özür dile yoksa gerçek yüzünü meydana sererim” diye… Birkaç kişi gelmiş, “bırakın özrü de hemen gerçek yüzünü serin meydana” demişler. Verdikleri cevap “Size görüşünüzü sorduk mu” şeklinde olmuş.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Tutmuş, Kenan Akkuş’un kendi akıl sağlığı raporu üzerinde çok çok basit bir değiştirme yaparak bana yamamaya çalıştığı sahte akıl sağlığı raporunu paylaşmış. Onun sahteliğini gözler önüne seren videom youtube kanalımda bile var. Bunlara CIA ajanı falan diyorlar da öyle değil. Dün biraz anlattım ki bunlar sahadaki ayak takımı. Boş tenekeler bunlar. Bunlar fuhuş işinde, organ işinde ve kara para işlerinde kullanılmış ve şimdilerde ise bu yayın sahasına yönlendirilmiş basit maşalar. Hepsi bir araya gelseler şu kanaldaki düzenli takipçilerimizin bilgisi, seviyesi karşısında hiç kalırlar.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Kanalına bakılacak gibi değil. Arkadaşlarım da ben de tamamına bakamıyor, okuyamıyoruz. Yazdıklarına sonuna kadar tahammül etmek mümkün değil. Görebildiğimiz kadarıyla söylersek benim sorularımın hiçbirine de cevabı yok.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Gerçek Princess Kennedy aramalarda hemen bulunuyor ve bu epi midir ne baş belası ise bu herif o dönmeyi/travestiyi ta kıyafetlerine, saç modeline hatta renk tercihlerine kadar kopyalıyor.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Gerçek-çakma kısmına dair bir kelam ettikerlini göremedik.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Oğlun gerçek oğlun mudur diye dokundurdum, gerçek hayat hikayeni nerede anlattın diye mindere çektim, kimliğini neden değiştirdin dedim ama hiçbirine giremedi bile…
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Bunun böyle olacağını ve tipik travesti tavırlarıyla karşılaşacağımızı, durmaksızın sövüp sayıp isyan edeceklerini, mantıksız ve tezat çıkışlar sergileyeceklerini, ortalığı velveleye vererek bu işin içinden sıyrılmayı deneyeceklerini baştan biliyorduk. Buna emindik ve böyle de oldu. Lakin bu tavırlarıyla bizden yakalarını kurtaramazlar. Bu iş adli makamlara yansıyacak. Emniyet icap eden operasyonları yapacak. Bunların ve çevrelerinde bulunan kişilerin ta Adnan Oktar’ın fuhuş mafyasına kadar olan bağlantıları bir bir meydana dökülecek
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Ben şu seviyesizlikleri karşısında onları muhatap alamam. Lakin yayınlarım ve sahayı yönlendirmelerim devam edecek
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Ses kaydımı da paylaştım “işte buradayım. Sizi göreyim” dedim. Hukuk yoluyla da gayr-i hukuki yollarla da ne yapabileceklerse yapsınlar. Şu anda, senin de baştan söylediğin gibi sadece kuyruklarının sıkışmış olduğunun tezahürü denebilecek tuhaflıklardan ve sayıp sövmekten başka bir şey yapamıyorlar
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] evet daha ilk tepkilerinden bile herkes anladı ne olduklarını ve nasıl köşeye sıkıştıklarını
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Bize düşen kısmını yapmaya devam edeceğiz, sonrası resmi kimliklilerin işi… Bunlar, laf anlatılabilecek sınırı çoktan aşmış geçmişler. Sadece akşamdan bu ana kadar yaptıkları paylaşımlara bakanlar bile ne kadar ahlaksız, kuralsız, müfteri, küfürbaz, fitneci ve ruh hastası kişiler olduklarını kolayca anlayabilir.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Hakaret etmeyen, iftira etmeyen ve seviyeli şekilde yazan çok sayıda takipçimizi de kendi kanallarında senin gibi engellemişler. Engellemedikleri takipçilerimize de sınır tanımadan küfürler etmişler, suçlamışlar, iftiralar etmişler.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Dava açacaklarmış güya ama şu saat oldu dilekçeyi paylaşamadılar. Avukatları varmış güye ama kanalın duvarından onlara talimatlar yağdırıyor. Hem de nasıl cümleler onlar, nasıl bir ruh hali o öyle… Sadece o cümleleri görenler bile “Bunun ayarı kaçmış, sağlıklı denemez” der.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Tutmuş kadim düşmanım kenan akkuş ile beni ortak yapmış. Benim hakkımda da cemaatimiz hakkında da internet çöplüğünden topladığı delilsiz, mesnetsiz iftiraları zaten bir çöplük gibi duran kanalına doldurmuş. Bir de tehdit ediyor “Özür dile yoksa gerçek yüzünü meydana sererim” diye… Birkaç kişi gelmiş, “bırakın özrü de hemen gerçek yüzünü serin meydana” demişler. Verdikleri cevap “Size görüşünüzü sorduk mu” şeklinde olmuş.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Tutmuş, Kenan Akkuş’un kendi akıl sağlığı raporu üzerinde çok çok basit bir değiştirme yaparak bana yamamaya çalıştığı sahte akıl sağlığı raporunu paylaşmış. Onun sahteliğini gözler önüne seren videom youtube kanalımda bile var. Bunlara CIA ajanı falan diyorlar da öyle değil. Dün biraz anlattım ki bunlar sahadaki ayak takımı. Boş tenekeler bunlar. Bunlar fuhuş işinde, organ işinde ve kara para işlerinde kullanılmış ve şimdilerde ise bu yayın sahasına yönlendirilmiş basit maşalar. Hepsi bir araya gelseler şu kanaldaki düzenli takipçilerimizin bilgisi, seviyesi karşısında hiç kalırlar.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Kanalına bakılacak gibi değil. Arkadaşlarım da ben de tamamına bakamıyor, okuyamıyoruz. Yazdıklarına sonuna kadar tahammül etmek mümkün değil. Görebildiğimiz kadarıyla söylersek benim sorularımın hiçbirine de cevabı yok.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Gerçek Princess Kennedy aramalarda hemen bulunuyor ve bu epi midir ne baş belası ise bu herif o dönmeyi/travestiyi ta kıyafetlerine, saç modeline hatta renk tercihlerine kadar kopyalıyor.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Gerçek-çakma kısmına dair bir kelam ettikerlini göremedik.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Oğlun gerçek oğlun mudur diye dokundurdum, gerçek hayat hikayeni nerede anlattın diye mindere çektim, kimliğini neden değiştirdin dedim ama hiçbirine giremedi bile…
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Bunun böyle olacağını ve tipik travesti tavırlarıyla karşılaşacağımızı, durmaksızın sövüp sayıp isyan edeceklerini, mantıksız ve tezat çıkışlar sergileyeceklerini, ortalığı velveleye vererek bu işin içinden sıyrılmayı deneyeceklerini baştan biliyorduk. Buna emindik ve böyle de oldu. Lakin bu tavırlarıyla bizden yakalarını kurtaramazlar. Bu iş adli makamlara yansıyacak. Emniyet icap eden operasyonları yapacak. Bunların ve çevrelerinde bulunan kişilerin ta Adnan Oktar’ın fuhuş mafyasına kadar olan bağlantıları bir bir meydana dökülecek
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Ben şu seviyesizlikleri karşısında onları muhatap alamam. Lakin yayınlarım ve sahayı yönlendirmelerim devam edecek
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Ses kaydımı da paylaştım “işte buradayım. Sizi göreyim” dedim. Hukuk yoluyla da gayr-i hukuki yollarla da ne yapabileceklerse yapsınlar. Şu anda, senin de baştan söylediğin gibi sadece kuyruklarının sıkışmış olduğunun tezahürü denebilecek tuhaflıklardan ve sayıp sövmekten başka bir şey yapamıyorlar.
Sert kayaya çarptıklarının farkında olmayanları da ilk şoku atlatıp farkına vardı ama çok geç kaldılar…
Epphilia isimli ahlaksız travesti herifin kanalında toplanmış binlerce gizli Yahudiden biri olan Em-el Dur-MAN da çırpınıp duruyor.
Zaten bu ahlaksız ve sağ gösterirken sol vuran kadroyu oynatan istihbaratçılar da aynı Em-el gibi hallerdeler. Bir an önce bu çetenin sakinleşmesini ve zararın asgariye indirilmesini istiyorlar.
Daha tepe istihbaratçı isimler ise bir an önce bu çetenin üyelerinin yok edilmesini ve emniyetimizin, savcılarımızın ellerine geçmemelerini istiyorlar.
Geceden beri ne yapabildiklerini de yazayım…
Tutunacak dallar aradılar. Mavi Türk, Ayyıldız team diye bir başladılar, irtibatları olan olmayan herkesin kendilerine destek vereceğini umdular. İlk saatlerde bunun yaşanmayacağını anladılar ve zaten başladıkları büyüleri artırdılar. Evet, sabaha kadar hem bu çetenin bazı üyeleri hem de bu kanaldaki binlerce gizli yahudi takipçiden bazıları büyüler yaptılar.
CIA’dan da bunları büyülerle, metafizikle korumak içim hamleler yapıldı.
Sonra, hayatında bir kere bile büyü yapmamış ve büyü nasıl yapılır bilmeyen beni, büyücü hoca ilan ettiler.
İşte Yahudiler dünyanın her yerinden bunun için sürüldüler. Bunların seviyesizliklerini, insanlığa yaptıklarını, kuralsızlıklarını anlatabilecek kelimeler hiçbir lisanda yok. Allah böyle Yahudilere Kur’an-ı Kerim’de lanet etti.
Epphilia ile CIA arasında paravan olan QAnoncu etkili bir kişi, Epphilia’ya ağır konuştu:
Büyüler üstüne büyüler yapınca, hepsinin kendilerine dönmesi ne kötü…
Kaç tane yöneticinin olduğu sayfada, şu ana kadar onca atar yapıp da son dokuz saattir tek bir yayın yapamamak, ne kötü…
Bir taraftan da “Şimdi mi gelirler, birazdan mı gelirler ve bizi alırlar” diye diye korkudan titremek, ne kötü…
“Şu kadar dakikan kaldı, özür dileyeceksin ya da hakkındaki her şeyi paylaşacağım” deyip durup da hiçbir şey paylaşamamak, ne kötü…
Hakkındaki bunca soruların hiçbirine cevap verememek, buna teşebbüs bile edememek, sonra bu hallere düşmek, ne kötü…
Lakin, bu daha bir başlangıç…
Arkalarındaki büyük oyun tam olarak ifşa olduğunda Türkiye şaşkına dönecek. Bu ayak takımını oynatanlar, böyle bir ayak takımıyla bu kadar düşmüş tiplerle bize oyun kurmaya karar verdikleri güne lanet edip duracaklar.
Şok, şok, şok!
Beklenen oldu ve Epi, verdiği sürenin bitmesinden on küsur saat sonra ve on saat yayın yapmadığından sonra, aniden bombayı patlattı. Bu gördüğünüz yayını yaptı ve artık mfs bitti. Her şey buraya kadardı. Bundan sonra bütün dünya mfs den kurtuldu. Epi, gerçekten de dediğini yaptı…
demek isterdim ama aşağıya ilettiğim ve Epinin kanalında paylaştığı şu yazı bilmem kaç sene öncesine ait ve Ömer Öngüt imzasıyla yayılmış bir yazı. Yazan MİT, imza atan Ömer Öngüt, yayınlayan da Hakikat Yayınevi.. Biliyorsunuz ki MİT bunu hep yapıyor. Soner Yalçın imzasıyla yayınlanan yazıları bile hep MİT yazıyor. Bu sebeple Soner canlı yayınlara çıkamıyor, sorulara muhatap olmak istemiyor. Çünkü sözde kendisinin yazdığı o kitaplardaki konulara vakıf değil.
Ömer Öngüt’ün tıpkı Epi ve çevresindekiler gibi ayak takımından ve kullanılan bir kişi olduğu ve ayrıca MİT personeli olduğu daha sonra evraklarıyla, evet evet, tartışmaya mahal bırakmayacak kesinlikte gözler önüne serildi. Üzerine de bilmem kaç sene geçti.
Hatta öyle bir serildi ki Sabetayist Ferit Şahenk’in N TV’si bile bunu ana haber bülteninden haber yapmak zorunda kaldı.
Durun, daha bitmedi. Bütün bunlar çok sayıda ana haber bülteninde, ayrıca basın organlarında haber oldu. Köşe yazılarına konu oldu, kitaplara mevzu oldu. Daha da bitmedi, bunları internet aramalarında bile bulmak ve Ömer Öngüt üzerinden kimlerin nasıl oyunlar kurduğunu görmek de çok kolay bir iş… Ömer Öngüt imzasıyla yayınlanan kitaplara bakılınca dünyada kendisinden başka bir tek müslüman bile bulunmadığı ve herkesin kafir, münafık, art niyetli, müşrik ve bilmem ne olduğu iddialarını görmek ve hemen “Bu kadar da olmaz. Ne delil, ne ispat, ne şahit var ama saldırmadığı hiçbir Müslüman kalmamış” demek de kolay bir iş.
İşte Epi ve çevresindekiler bu kadar basit, vasıfsız, liyakatsiz, samimiyetsiz, ahlaksız, müfteri kişiler. İşte böyle kişilere CIA aracılar üzerinden veriyor dosyaları, sağlıyor geniş bağlantıları ve bize uygulanan sansürler bunlara uygulanmıyor ve yürüyüp gitmeleri isteniyor. Gördünüz mü büyük oyunu?
Bu arada, bunlarla bağlantılı diğer sosyal mecra hesaplarını da ifşa edelim mi? Vakti geldi mi?
Akademi Dergisi, [24.12.20 22:53] Öyle pis bir bataklığın içindeler ki çırpındıkça daha çabuk/hızlı batıyorlar.
Akademi Dergisi, [24.12.20 23:02] [C. kişisinden iletildi] Arkadaşlar şu dakikadan sonra daha fazla epphi homosunun üzerinde durmaya gerek var mı? Bu homo ve tayfasının durumu, Adnan Oktar ve ekibinin bir zamanlar Akademi’ye karşı yürüttükleri husumet faaliyetlerini anımsatmıyor mu sizede? MFS onlara içeriye tıkanacaklarını söyledikce, dünya geneline kurulu şeytani sistemdeki konumlarına güvenip akıllarınca Akademi ile dalga geçiyorladı.MFS, Oktar çetesinden çok çekti ama sineklerle uğraşmak yerine bataklığa yöneldi. Sonuç olarak Oktar ve çetesini mensubu oldukları şeytani sistem kendisi harcadı. Oktar’ın kedicillerinden hapise razı olmayanlar, şeytanilerin MIT içindeki hain kendi adamlari tarafindan ormanlarda infaz ettirilip yok edildiler.
Şahsi kanaatim şudur ki, MFS yaptığı yayınla hem TCKN numarasını hem de eşgalini paylaşarak bu epphi denilen homo ve ekibinden bazıları hakkında, çakma prenses epphi gerçek bir kadın değil, falanca admini de gerçek kadın değil, diğer bir admini gizli yahudi ve fuhşiyatla, organ kaçakçılığı ile bağlantılı insan görünümlü şeytan bunlar, gibi yazılar yazmasıyla başlayan gümbürtüde hedef epphi homosu ve tayfası değil, bunları kullanan arkasındaki şeytani oluşumlar.
Her iki sayfayı takip edip kafası karışmış olan arkadaşların epphi denilen homoya sormaları gereken sorular nedir? Kendi sayfandan sözde avukatlarına çağrı yaptın. Namuslu şerefli haysiyetli bir kadın bu kadar ağır ithamlara muhattap olduktan sonra ve sözde avukatlarına da çağrı yaptıktan sonra neden sayfasında dava esas nosunu ve dilekçe ekran görüntülerini paylaşmak yerine saçma sapan ahlaksız küfürlü yazılar paylaşarak kendisini daha fazla rezil eder? “Ben …. tc nolu …. kişiyim. Kamuoyuna prenses epphi bilmem ne olarak biliniyorum. Namuslu normal bir kadın olmama rağmen, … tc nolu … kişi benim hakkinda …. ifadeler kullanmıştır. Şikayetçiyim. ” gibi bir dilekçe sözde avukatlarına yazdırmak çok mu zor?
Akademi Dergisi, [24.12.20 23:12] [Cht Src kişisinden iletildi] Akademi dergisini yaklaşık olarak 6 senedir takip ediyorum. Mfs Ne dediyse ne söylediyse hepsi birbir çıktı ..organ kaçaklığını hakkında yapmış olduğu paylaşımlarda, insanlar cimere şikayet edince ne tesadüfki cimer bakım onarıma alındı.. nokta
….O SAHTE PEZEVENK ILE ISIM BITMISTIR… NE OLMASI GEREKIYORSA OLUYOR….SAHTE PRINCESS KENNEDY ILE UGRASSIN 🤫
Bu kadar olur, şu sahtekarlığa bir bakın.
Şunun hala sinsice denediği şeylere bir bakın!
10 saat susup yayın yapamadı, bana süre verdi ama süre bitti hakkımda bir şey paylaşamadı. Hakkındaki soru işaretlerine cevap da veremedi, hayatını da anlatamadı. Hakkımda davacı olması istendi ve onu da yapamadı.
Sonunda işte bu numarayı da denedi. Paylaştığı ne biliyor musunuz? Şikayet dilekçesi falan değil. Kolayca ve çok net görünür şekilde çekebileceği halde öyle karartılmış ve altı, üstü kadraja girmemiş şekilde çekti. Altına da işimin bittiği yani davalık olduğum manasına gelen cümleler yazdı.
Oysa o metin başka biri tarafından yıllar önce yazılmış bir metin…
Bu ayak takımı çete, herhangi bir hukuk devletinde benden davacı olsun, başlatılacak soruşturmalarda benim ifademe başvurulmasına ve deliller sunmama bile gerek kalmaz ve Ankebut Ağı dünya üzerinde eş zamanlı olarak çok büyük ve bitirici darbeler almaya başlar.
Fuhuş, organ, uyuşturucu, şantaj, insan ve bebek dahil her türlü kaçakçılık, nüfuz casusluğu, terör örgütlerinin kurulması, finansmanı ve yönetilmesi diye saymaya başlayın, her pis iş bunlarda. Bunlar bütün insanlığın düşmanı. Bunlar kendilerini insan olarak kabul etmiyorlar. Bunların sınırı, kuralı yok. Bunlar için her şey her şartta meşru…
Zaten daha önce yazdım ki bunları çözerken iki adım sonrası bile Adnan Oktar suç örgütüne de çıkıyor. Dediğim gibi siyasi bağlantılar ve mafya bağlantıları da var. Yol hemen AKPKK’ye de çıkıyor, Sabetaycı suç ve terör örgütü (SATÖ)ye de çıkıyor, Mason teşkilatına da çıkıyor. Terör örgütlerine de çıkıyor. Çıkıyor da çıkıyor…
CIA’nın bu ayak takımı çeteyi bir şekilde yok etmekten başka çaresi kalmadı. Ya bunu yapacaklar ya da biz alttan yukarı doğru toplamaya, almaya, çökertmeye başlayacağız. İkisi de bize uyar. Acelemiz yok ve bunlar çırpındıkça aslında bir zihniyet, bir strateji, bir derin/gizli dünya devleti, dünya genelinde çöküyor. Bunlar çırpındıkça deccal devri sona eriyor.
Bizim kanalımızı dünyanın dört bir yanından çok önemli, çok etkili kişiler, kurumlar, kuruluşlar takip ediyor ve çok şeylerin farkına varıyorlar. Eş zamanlı olarak dünyanın pek çok ülkesinde Türkiye ile benzer gelişmeler yaşanıyor. Böyle insanlıktan çıkmış, bütün bu pis işleri yapan, dünya genelinde gizlice teşkilatlanmış ve bir de sanki işledikleri bu suçları ve içinde bulundukları bu suç örgütlerini ifşa ediyormuş rolü de oynayan Yahudi ve Satanist gruplardan, çetelerden, bizden başka ülkelerde de çok var.
Bu işin devamında QAnon akımı bile ya çökecek ya da ayara girecek, Ankebut Ağının kontrolünden çıkacak.
Bu işin devamında Türkiye’den bile çok kişiler içeri girecek. Kısa sürede Türkiye basında, medyada ve sosyal medyada bunlar gibi sağ gösterip sol vuranlar hızlıca ifşa olacaklar. Gerekenler de yapılacak.
Epii! Epi neredesin, ses ver. Yine ne geldi başına? Neden kanalda yayınların durdu? Bir videolu paylaşım yap, halinin ne kadar iyi olduğu videondan görülsün ama tarih, saat ver…
Bak etrafındaki küçük çete iyice çözülüyor, dağılıyor. Savaşmalısın, dik durmalısın, pes edemezsin.
Akademi Dergisi, [26.12.20 16:50]
Arkadaşlar! Epi nerede, ne halde? Aradınız mı, görüştünüz mü? Sağlığı ve psikolojisi iyi mi? “İyiyim, hiçbir sorunum yok” diye yeni çekilmiş ve tarih verdiği video paylaşacak mı?
Medyum ve büyücü Epphilia’dan haber alınabiliyor mu? Neden paylaşımlarında sorunlar ve uzun aralıklar var? Tarih ve saat verdiği video kaydı paylaşamayacak halde mi?
Barış Manço ile Cem Karaca, baba bir anne ayrı kardeşlerdi. Bunu da bütün Türkiye’den sakladılar, gerçek kökenlerinin gizli Yahudilik ve gizli Ermenilik olduğunu sakladıkları gibi…
Cem Karaca’nın Almanya’da olduğu yıllarda senelerce yanında kaldığı ev arkadaşı İbrahim Hızlı bu gerçeği Cem Karaca’nın ağzından duyup aktardı. Kaleme aldığı özel bir mektupta da yazdı.
Cem Karaca’nın eşi İlkim Karaca ise iddiayı şu sözlerle doğruladı: “Evet, Cem bana Barış Manço’nun ağabeyi olduğundan bahsetti.”
Bu bilgiler birkaç sene evvel basında da yer buldu. Yine de hala milletimizin çoğu duymadı. Cem Karaca’nın FETÖ’ye katılması, Barış Manço’nun FETÖ’ye katılması ve sonraki konuşmaları, yapılan organizyonlar/paneller, kurulan dernekler ve vakıflar hep bir oyundu. Çok büyük bir oyundu. Uluslar arası çapta bir misyonerlik faaliyeti idi, içinde gizli Yahudiler, gizli Ermeniler, Masonlar, Siyonistler, CIA ve MOSSAD başta olmak üzere gizli servisler vardı ve ayrıca İslam alet edilerek oluşturulan bu teşekkül, Yahudilerin, Siyonistlerin siyasi hedefleri doğrultusunda da kullanılıyordu. Aslında sonradan Fethullah Gülen’e sempati duymaya başlayıveren, onu destekleyen çıkışlar sergileyen gazetecilerin, yazarların, sanatçıların, sporcuların, siyasetçilerin nerede ise hepsi en baştan Gülen’ci olup, bu ihanet çarkını kurup sonradan görünürde dahil olan kişilerdi. Türkiye ayağında en merkezde Alarko, Üzeyir Garih, Sezen Aksu’nun babası Sami Yıldırım gibi kişiler ve MİT’in hain bir kanadının adamları da vardı. Sabetayist Caner Taslaman’ın karısı Feryal’in kripto Yahudi ailesi olan Kalkavanlar dahil yüzlerce kripto Yahudi ve kripto Ermeni aile bu ihanet sarmalının en baştan beri içindeydiler. Hepsi kirli ve büyük suç kapsamında bir oyunu oynadılar. Bunların nerede ise hiç biri şu son süreçte zarar görmediler. İfadeye bile gitmediler. Mallarını bile kaybetmediler. Olan kandırılan alt tabakadaki Müslüman Türklere oldu, oluyor. FETÖ diye bir şey yok, hiçbir zaman olmadı, İçimizdeki İsrail var…
Rusya Yahudisi kökenli mafya lideri, organize suç örgütü lideri, katil, dolandırıcı, hırsız, fitneci, yalancı, ahlaksız muzır varlık Sedat Peker, yine kafayı bize taktı.
Aslında geçen seferki tavrımızdan sonra öfkeden kudurmuştu. Elinden bir şey gelmiyordu, bir hiç olduğunu iyice gözler önüne sermiştik. Ona “Şimdilik sus” demişlerdi. Şimdi ise “Ortamı germek istiyoruz, haydi sen de konuş” dediler. Talimat Erdoğan’dan geldi ama kendisi gibi Rusya Yahudisi kökenli olan Solomon Soysuz üzerinden iletildi. Attılar önüne kemiği, hırlatıyorlar bu iti….
Bizi sıkı takip ede ede onun da üslubu/tabirleri epeyi bizden etkilenmiş. Bu bir yana da “Art niyetli insanlar” dediği kişiler; gizli Yahudilerin, gizli Ermenilerin, Masonların, Ankebut Ağı’nın, Siyonizmin, CIA’nın, MOSSAD’ın Türkiye üzerine yaptığı planları bozan bizleriz.
Çok güldük… Vatan, memleket, namus, ahlak, cihad gibi meselelerde söz bu ite, namussuza, ahlaksıza, gariban milletin malına çöken ve canına kıyan pislik herife kalmışsa, vay bu ülkenin haline… İşte meydan, işte biz… İnsinler meydana, önce birbirlerine kırdıracağız, sonra inip hepsini ezeceğiz.
Estetik güzeli mafya babacığı Sedat Peker, hakkında yazdıklarımı görüp sinir krizi geçirmiş. Bir on dakika kadar bağırmış, sövmüş, bana tehditler savurmuş. “Sen görürsün oğlum, senin a. koyacağım. Seni ibretlik bir şekilde öldürmezsem bana da Sedat demesinler” tarzında, mahallenin yeni yetme kopilleri gibi atarlanmış.
Sonra da kendisi gibi Rus Yahudisi kökenli ve Mason Süleyman Soysuz’u aramış:
Estetik güzeli: Ben bu durumu sineye çekip kabullenemem. Bütün bunlara (yazılara) karşılık olacak bir cevap vermem lazım
Soysuz: Yahu Sedat biz bilmiyor muyuz bu işin karşısında cevap vermeyi. Sadece sen değil ki biz kaç kişiyiz burada. MİT, CIA, Amerika, Tayyip, İsrail, bu kadar adamız. Hiçbirimiz karşılık veremiyor muyuz? Adamlarımız mı yok, gücümüz mü yok var ama işin içinde başka oyunlar da var. -Bir kişi değil, arkasında koca cemaat var. Başka başka işler var. O yüzden temkinli ilerleyelim- derken, işler bu hale geldi. Şimdi yapacağımız en ufak hatada bütün sistemi (Ankebut Ağı’nın tepkisini kastediyor) kendi üzerimize çekeriz. O yüzden şimdilik fevri davranma. Kimseye sormadan da hiçbir işe kalkışma kardeşim.
Estetik güzeli: O zaman bu lafların altında mı kalacağım?
Soysuz: Şu durumda mecburuz, elimiz mahkum.
Estetik güzeli: Böyle işin a. koyarım. Bu ne biçim iş. O zaman karı gibi oturayım, elim kolum bağlı bekleyeyim, gelip beni alsınlar, böyle mi yapayım?
Soysuz: Merak etme kardeşim, az kaldı. Sonunda bu laflarının hepsini yutturacağız bunlara.
Mafya babacıkları
Türkiye’deki mafya babacıklarının ezici çoğunluğu, içimizdeki İsrail tarafından, Mason teşkilatı tarafından mafya babacığı yapılmış, korunmuş, kollanmış, binbir türlü pis işlerinde kullanılmış, basın ve medya oyunları ile gücü abartılmış ama gölgesinden korkan kripto kimlikli pislik heriflerdir.
İçimizdeki İsrail bir de her şeyi o kadar ters yüz etmiştir ki tehdit, şantaj, yalan, dolan, fitne, fesat, ego, kibir, cehalet, cinayet, ahlaksızlık, yağmacılık, mala/mülke çökme tarzı ile kara/kanlı para elde eden böyle itler milletimize vatan/millet sevdalıları, gariban dostları olarak da gösterilmiştir.
Bir misal: Estetik güzeli, Rus Yahudisi, Mason, katil, hırsız, arsız, yalancı, vatan haini pislik herif Sedat Peker…
Cürmü boyunu on bin kere aşmış, AKPKK ve Mason teşkilatı sayesinde dosyaları kapatılmış, yargılandığı davalarda temize çıkartılmış, şimdi bile derhal ters kelepçe ile alınması icap ederken AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütü sayesinde “vatan evladı” taklidi yapan bu maymunun bana ve sistemime karşılık vermeye gücü olsa, on dakika sinir krizi bile geçirmez, ilk dakikada atağa kalkar, yapabileceği bir şey varsa yapardı. Hatta duramaz şimdi de yapar.
Soysuz’u araması, o kadar lafı etmesi hep numara, ortama ayar verme teşebbüsü. Bir yandan şamarımı yedi, alemin önünde havası bozuldu, çakma itibarı ve gücü yok olacak. Bir yandan sanki bir gücü varmış gibi göstererek işlerine ortak olduğu kendi gibi vatan haini siyasetçiler ve patronlar onu kale almayacak. Üstüme gelse zaten şamarımı tam yiyip oturacak, sistemi birden çökecek. Oynadı rolünü…
Benim kalemim, muhatabım bile değil. Uzun süredir beni takip ettiğini, mevzu ettiğini, it gibi tırstığını zaten biliyorum. Şimdi istesem hukuk yolu ile de hukuk dışı yollar ile de kısa sürede ezer geçerim. Benim ayarımı bozarsa, bir talimatımdan sonra İstanbul’daki bir mekanından diğerine bile geçemez olur.
Ben dünyanın kaç devletine birden, kaç uluslar arası mafyasına birden koymuşum postamı, kim bu estetik güzeli? Kim bunu var eden ve bir nane imiş gibi gösteren İçimizdeki İsrail ya da Ankebut Ağı?
Estetik güzeli hakkında geçmişte yaptığım birkaç paylaşımı şimdi bir daha gruba yönlendireyim…
Suç örgütü liderliğinden yargılanan Sedat Peker, “Ak saçlı” dediği gizli Ermeni ve MİT/CIA ortak casusu Devlet Bahçeli’nin suç, terör ve ihanet örgütü MHPKK’nin yüzde 4-5 oy alacağının konuşulmasına tepkili. Peker, “Milletimizin kendi siyasi istikbalini ve partisinin zarar göreceğini düşünmeden ülkesi için birçok fedakarlığı yapan Milliyetçi Hareket Partisi’ne ve ak saçlı bilge liderine böyle birşeyi asla yapmayacağına inanıyorum” dedi.
Şu videoya bir bak… Sene 2004… Polislerimizden Allah razı olsun, işlerini dört dörtlük yapmışlar ve çok sevdiğin Sedat Peker isimli mafya babacığını, organize suç örgütü liderini paket yapıp almışlar. Sonra ne dönmüş? Nasıl olmuş da bu Sedat Peker tahliye edilmiş? Bak polisler öfkeden duvarları yumruklamışlar? Adamlar haklı, ben olsam daha da ileri giderdim. Devletin bir kurşununu hayırlı bir iş için feda ederdim.
Kim bunlar Zeki? Bu milletimize anlat hele, kim bu devlet içinde devlet olan mafyacıklar, kirli çeteler, masonlar, Sabetaycılar, CIA’cılar? Bak haberi veren Kanal D bile içimizdeki İsrail’in kurumsal TV kanallarından biri… Haberi sunan Atasagun de kripto Yahudi mi?
Sedat Peker ile AKPKK arasındaki ilişki ne zaman, nasıl başladı, nerelere kadar uzandı? Sen benim önümü kesemeyince neden hemen Sedat Peker’e koştun ya da adını kullandın? Onun adını, çok dara düştüğünde, onun rızası olmadan da kullanıyor musun? Aranızdaki hukuk ne zaman, nasıl başladı? Sizi kimler tanıştırdı? Ne işler çevirdiniz bu güne kadar? Neler döndü, neler dönüyor? Bize neler anlatacaksın? Neden bu gün de AKPKK bu mafya babacığına hukuk sisteminde hususi bir koruma sağlıyor? Devlet gücümüzü çetelere, CIA’cılara, Sabetaycı hainlere, Masonlara kullandıranlar kimler? Sana dokundurmayan ihanet gürühu, neden Sedat’ı da kolluyor? “Süleymancılara operasyon” denip duruyor ve sen de arada bu gibi cümleler kuruyorsun ya, söyle hele bu saydıklarımla mı yapacaksınız operasyonu?
İnsanın aklına gelmiyor değil, yoksa Sedat Peker de pek çok meşhur mafya babacığı gibi içimizdeki İsrail’in adamı bir kripto Yahudi mi? Bir adamı vardı, şu video çekildiği tarihte sağdı ve yanındaydı. Sonra öte tarafa adisyonu ödemeye gönderdiler onu, adı da şey olacaktı, sen söyle, Ali Şahin Gürman mı ne? O da kripto muydu? Sahi, nedir bu işler böyle, hep denk mi gelmiş bunlar?
Ses ver Zeki, ses ver artık? Konuş, dök o sahte AKPKK ve Reis sevdanın arkasındaki gerçekleri. Bu sahte sevginin arkasında aslında nasıl bir menfaatçilik olduğunu, ne kadar vurduğunu, kaç ülkede neler satın aldığın da anlat. Derneğin UKİD’in Afrika masasının başına, uluslar arası dolandırıcı Ahmet Kemal Öncü’yü, bütün suçları senelerdir ispatlı olduğu halde koymuş pisliğin tekisin sen, haydi konuş, ne konuşacaksan?
Seni insan şeytanı seni…
Bir daha adımı anarken duruşunu düzelt, önünü ilikle, tabirlerini iyice seç, düzgün cümleler kur. Yoksa kırarım kalemini.
İşte meydan, bütün Türkiye görsün bakalım, üstüme gelebiliyor musun, gelemiyor musun?
Numarayı da bırak, herkes biliyor orada burada numaradan atar yaptığını, benden it gibi tırstığını ve bir şey yapabilecek olsan durmayıp yapacağını. Seni sen yapan vatan hainlerini de seninle aynı anda aynı mezara gömecek kadar gücüm var benim.
Sen bu işleri içindesin, bilirsin: mafya babaları ya da nam-ı diğer organize suç örgütü liderleri de estetik yaptırır mı Zeki? Bunlardan hangisi gerçek Sedat Peker?
AKPKK bu katili, bu hırsızı, bu şerefsiz haini serbest bıraktığında, bunu yakalayan polis memurları bile duvarları yumrukladı.
Soysuz yol verdi, mafya indirdi. Tipik bir Süleyman Soysuz cinayeti…
Makamında öldürülen Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi, Emniyet Teşkilatının yüz karası, yediği içtiği haram/rüşvet olan pisliğin tekiydi.
Sürekli Masonlarla ve Ankebut Ağı ile iş tutuyordu. Bu Masonların uluslararası çapta fuhuş, uyuşturucu, silah, organ dahil her pis işi yaptıklarını biliyor ama Ankebut Ağı’nın tepe teşkilatını bilmiyordu.
Evvelden beri pisliğin teki olan Altuğ Verdi, alçak vatan haini ve bütün pis işlerin içinde olan Binali Yıldırım’ın Boşbakanlığı zamanında korumalığını yaptı ve iyice dibe vurdu.
Boşbakan Binali namına piyasada terör estirmeye kalkmış, çok kişileri tehdit etmiş, korkutmuş, sindirmiş ve türlü hukuksuzluklar yapmış birisiydi Altuğ Verdi…
Bir kripto Yahudi olan Altuğ Verdi, bütün kirli işlerin içindeydi. Fuhuş, uyuşturucu dahil pis işler çevirenlerle birlikte çalışıyor, pay ya da sürekli rüşvet alıyordu.
“Param/imkanım olsun, giyineyim, gösteriş yapayım, lüks yaşayayım, etraf hep görsün” ayarında bir gösteriş budalasıydı. Üst makamlarda olanlara sürekli yalakalık yapan bir sefildi. Paranın hangi yollardan geldiği umurunda bile değildi.
Ve gün geldi, Mevla’nın bu sefil mahluka verdiği mühlet bitti. İnsanlık dışı sistemleri içinde, uyuşturucu işi ile alakalı sorunlar çıktı. Bu sorunlar, uyuşturucu işindeki adamlarla arasında karşılıklı mücadeleye dönüştü.
Soysuz, önce kibarca müdahale etti, ara bulmak istedi. Uzlaştırmak istedi. Müdür Altuğ Verdi yanaşmadı, inatlaşıp dikleşti. Sistemi darbe alan Soysuz bu defa tehditler savurdu ve her zaman yaptırdığı işi bir daha yaptırdı, bir Emniyet Müdürünü daha katlettirdi. Şükür ki bu defa öldürttüğü, uyuşturucu işlerini bozdu diye makamında şehit ettirdiği Silivri Emniyet Müdürü Hakan Çalışkan gibi bir vatan evladı değil, kendisi gibi insanlıktan çıkmış pisliğin tekiydi.
Türkiye’deki en büyük uyuşturucu baronlarından biri olup Rus Yahudisi kökenli bir Mason da olan Süleyman Soysuz, Altuğ Verdi ile telefon görüşmelerinde bile atıştı.
Soysuz ara bulmak istedikçe dik/inat bir tip olan Altuğ Verdi “Yapacağım bir şey yok, elimden bir şey gelmez” dedi.
Bu hallerden sonra Soysuz, mafyanın tarafını açıkça turarak müdüre posta koydu ve “Ben ne istiyorsam sen onu yapacaksın” dedi.
İtaat etmeyen müdür, itaatsizliğin bedelini canı ile ödedi. Kuyusu derin, azabı elim olsun. Diğer insan şeytanlarının da mühletleri bitecek…
Müdürün infazını Soysuz’dan ziyade mafya planladı. Soysuz talimat ve yol verdi, mafya indirdi. Katil polis de uyuşturucu mafyasının adamı. “Üniversite kazanıp da merkeze alınmasını istedi. Bu hususta tartışma çıkınca müdürü vurdu” gibi açıklamalar, itibar edilecek türden değil… Katil özel korumaya alınmalı, özel yetkili mahkemeler hemen vak’ayı derinlemesine ele almalı ve Soysuz gibi bir insan şeytanına icap eden hukuki müdahale yapılmalı.
Sabetaycı gizli Yahudi Zahide Yetiş, Sabetaycı gizli Yahudiler tarafından kurulan, el değiştiren ve an itibari ile Sabetaycı gizli Yahudi Turgay Ciner’e ait olan Show TV’de… Sabetaycı gizli Yahudi Leyla Bilginel ile birlikte, gerçek kimliklerinden ve bağlantılarından habersiz Müslüman Türk kadınlarına, hayatlarının her alanında yönlendirmeler yapılan “Zahi’de ile yetiş” isimli programında görülüyor…
Zahide Yetiş’in programına çıkarttığı sağlık uzmanları, doktorlar, hayat koçları, çeşitli sahaların uzmanları, sözde hocalar, bütün bunların ezici çoğunluğu kendi gizli tarikatlarının mensubu olan Sabetaycılar… Din adamı diye Caner Taslaman’ı, üstelik toplumun bu derece şiddetli tepkisine rağmen, Arapça bile bilmez, en temel meseleleri bilmez, dinleyenleri dinden çıkartır haline rağmen kanallarına ve programlarına çıkartmalarının arka planında, Caner Taslaman’ın da Sabetaycı bir gizli Yahudi olması gerçeği var.
Sabetaycı bir gizli Yahudi olup da Siyonizm+Masonluk+İçimizdeki İsrail+CIA+MOSSAD’ın ortak AKPKK projesinin de kilit isimlerinden biri olan, arka planda AKPKK ile beraber büyük işler çeviren, sanayide içine zor girdiği küçücük bir oto yedek parça dükkanı varken nasıl ve ne ara bu kadar büyük bir patron olduğu hiç izah edilemeyen, geçmişinde uyuşturucu işi dahil türlü türlü suçlamalar, yargılamalar ve cezalar bulunan Turgay Ciner’e ait olan HaberTürk isimli, isminden başka hiçbir şeyi Türk olmayan kanalda, Caner Taslaman’ın boy göstermesinin arkasında da bu derin bağlantılar ve bir de Cansu Canan Özgen’in de Selanik kökenli bir Sabetaycı gizli Yahudi olması var.
Leyla Bilginel’in gerçek soy adı Kömürcü… Daha sonra mahkeme kararı ile, Sabetaycı olduğu kendi gizli teşkilatı tarafından hemen anlaşılsın da diğer Sabetaycılar gibi kolayca yükselebilsin diye olsa gerek, Kömürcü soy adını Bilginel yaptı. Leyla Bilginel, 2007 yılında ABD’de New York’ta bir sperm bankasından aldığı spermle gayr-i meşru şekilde hamile kaldı, bu şekilde bebek dünyaya getiren ilk Türk olarak bilindi. Lakin Türk değil. Böyle davranışları Türk görünen Sabetaycılar yaklaşık iki asırdır hep yaptılar, yapıyorlar. Hedef ise Müslüman Türkleri maddeten ve manen tamamen çökertmek. Zaten ilk Türk kadın pilot, ilk Türk kadın seslendirme sanatçısı, ilk Türk güzellik yarışması birincisi, ilk Türk kadın sinema oyuncusu v.b. olarak bilinen kadınların hiçbiri gerçekten Türk değildi.
İçimizdeki İsrail’in en büyük grubunu oluşturan Sabetaycı gizli Yahudilerin ekranlarda boy gösteren onlarca haber spikeri var ve hepsi de Türklerin dönüştürülmesi projesinde kritik rol oynadılar, oynuyorlar. Aladağ yurt yangını sonrası bu ihanet teşekkülünün, bu derin/paralel devlet teşkilatının, bu devletin asli unsuru olan biz Müslüman Türk Süleymanlılara karşı başlattığı basın/medya linci sonrası, Akademi Dergisi olarak #HerŞeyAladağİçin diyerek verdiğimiz sert ve kararlı karşılıklar, bu sözde Türk kadın sunucuların birçoğunun da panik hali ile geri çekilmesine sebep oldu. Bütün bunların resmiyette patronu görünen kripto Yahudi Aydın Doğan’ın sözde bir satışla geri çekilmesine, Karay Yahudisi Ülker’lerin panik haline girmesine, NTV ve Star’ın sahibi Sabetaycı Ferit Şahenk’in tiril tiril titremesine ve daha pek çok şok edici değişikliklere sebep oldu, oluyor.
Leyla Bilginel, 2012 yılında yine Sabetaycılara ait olan TV8’de yayınlanan ve çekimleri Kenya’da yapılan “Tropytürk” yarışmasına katıldı. Bu yarışmada, yarışmacı arkadaşlarının nerede ise tamamı kendisi gibi Sabetaycılardı. Berksan Özer, Serkan Tanırgan, Tuğba Özay gibi Sabetaycıların da bulunduğu yarışmacılar arasında konumuzla alakalı olanı ise Billur Kalkavan’dı. Yarışmacı Kalkavan’ın ailesi de Sabetaycı gizli Yahudi bir aileydi. Eskiden Sabetaycı Adnan Oktar’ın müridi olan Sabetaycı Caner Taslaman’ın karısı Feryal Kalkavan’dır. Karısı da Adnan Oktar’ın tezgahından geçti. Oktar grubu tıka basa Sabetaycılarla dolu. Gizli Yahudiler arasında özel bir yeri olan ve kullanılan Feryal ismine sahip olan bu kadının mensup olduğu Kalkavan ailesi, FETÖ diye anılan ve Müslüman Türklere karşı kurulmuş devasa çaptaki ihanet projesinin kurucusu olan İçimizdeki İsrail’in önemli ailelerinden biridir. Bir ayakları FETÖ’ye, bir ayakları içimizdeki İsrail dediğimiz paralel devlete basar. Zaten FETÖ diye gerçek bir paralel devlet yoktur. O da aslında içimizdeki İsrail’in, kripto Yahudilerin bir ihanet projesidir ve bunlar gibi gerçek FETÖ’cülerin hiçbirine hala dokunulmamıştır da, cemaat ve tarikat denince bunlar hala sadece İslam cemaat ve tarikatlarının akla gelmesini, hukuksuz ve vatana ihanet suçu kapsamında yargılama gerektirecek tarzda basın medya oyunları ile tertemiz cemaat ve tarikatların terör örgütü gibi algılanmasını sağlamak istemişlerdir.
Çok şaşırdıysanız “Akademi Dergisi içimizdeki israil” yazıp aratarak, yaklaşık on senedir paylaştığımız binlerce yazılı, sesli, görüntülü yayını inceleyebilirsiniz. Bu yazıyı Amerikan sosyal ağlarında yayamazsınız çünkü Süleymanlılara kendi devletinde/vatanında hukuksuz ve insanlık dışı yöntemlerle operasyon yapmaya kalkıp şamar oğlanına dönen içimizdeki İsrail’i, düştüğü çok zor ve acınası halden kurtarmak için CIA var gücü ile çırpınıyor ve yer yer uluslar arası markalarını kirletmeyi göze alarak bile göstere göstere zorbalaşıyor, sansür uyguluyor. Facebook, Twitter, Instagram, WhatsApp, Youtube hep CIA’ya ait..
Sperm bankasından sperm kullanarak, babası belirsiz gayr-i meşru bir çocuk doğuran Sabetaycı gizli Yahudi leyla Bilginel, namuslu milletimizin haklı tepkisi sonrasında yurt dışına kaçmak zorunda kaldı. Koca bir toplum onu haklı sebeplerle baskı altına alırken, temize çıkarmaya çalışmak, normal göstermeye çalışmak da Sabetaycı gizli Yahudi Turgay Ciner’e ait olan Haber Türk’e kaldı. Mülakatı da Sabetaycı gizli Yahudi Hayatı Arıgan yaptı… Arıgan, Bilginel’e “Sizi çok üzdüler” dedi. Mülakatın büyük kısmında Leyla Bilginel’in sorulara verdiği cevaplar, büyüklere masal cinsinden ve bunu en iyi bilen de Sabetaycı Hayati Arıgan. Buna rağmen sorun görmeden bunları yayınladı.
Şimdi bir tartışma çıksa bunlar cinsel tercihler, hür irade, anayasal haklar, demokrasi, kadın-erkek eşitliği, cumhuriyet, laiklik, Atatürkçülük gibi uydurma bir dünya tabirle lüzumsuz ve samimiyetsizce tartışırlar. O dediklerinin, şu Türkiye’de Müslüman Türklerin kendi dinleri, kültürleri ile yaşamak istediğinde işler olduğunu, bir işe yaradığını ise gören duyan olmamıştır. Hala kendi vatanında Müslüman Türklerin on milyonlarcası “tarikatçı” ya da “cemaatçi” denilerek her türlü dışlamaya, baskıya ve zorbalığa maruz bırakılır. Bunların hepsi bunların Müslüman Türkleri kendi vatanlarında üstü örtülü bir işgalde tutmak için uydurulmuş ve dayatılmış sözde değerlerdir.
Bu milleti akıl almaz felaketlere iki asırdır kasten sürüklediler. Son birkaç on senedir ise iniltiler geliyor memleketin her yerinden… Feryat ediyor anneler, babalar, kız çocukları, T.C vatandaşları… Alemin nizamı iyice bozuldu, sapıklık, taciz, tecavüz, hırsızlık, dolandırıcılık, şiddet, cinayet aldı yürüdü, çıplaklığın ve bozuk devlet/adalet sisteminin sebep olduğu rezillikler her yere yayıldı, yuvalar yıkıldı/yıkılıyor, aile kurumu çöküyor ama bunlar hala bizden görünerek acımadan vurmaya devam ediyor. Çünkü bunlar iki asırdır bu felaket manzarayı oluşturmak için kasten ihanet ediyor, gerçek kimliklerini gizleyerek ve “akla gelen her şey caizdir” diyerek faaliyet sergiliyor.
Bazı Müslüman hanımların sorun görmeden izlediği ve kapıldığı Sabetaycı Zahide Yetiş de, alemde sağlık tavsiyeleri verecek başka hiç kimse kalmamış gibi Leyla’yı programına çıkartıyor. Uyanın, bu ülkede gerçek bir Türk basını ve medyası yok. İçimizdeki İsrail’den başka gerçek bir paralel devlet de yok. Bunları tam kadro ifşa edip cezalandırılmalarını sağlamadan bu millete huzur da yok.
Hızlı yükselmeliyim ve çok meşhur olmalıyım, bana tavsiyeler ver ne yapayım?
Bizdensin ama soy adın bizimkiler gibi değil, bu, hızını düşürür, değiştir.
Ne yapayım?
Bizimkilerin hemen anlayacağı bir şey yap ve ayrıca bizimkilerden birinin soy adı da olabilir. Mesela Bilginel nasıl?
Tamam. Hemen adliyeye gidip değiştireceğim. Başka ne yapayım?
Sansasyonel ol, görülmemiş, duyulmamış bir şey yapman lazım ve uzun süre tartışılman lazım. Aklımda parlak bir fikir var ama kolay iş değil. Daha önce kimse denemedi.
Söyle nedir, onuda yaparım?
Biraz zorlanırsın ama hemen meşhur olup çok konuşulursun. Sperm bankasından çocuk sahibi ol, tarihe geç. Bu Türkler gelmezler bu işlere, ön ayak ol, iyice nesep, aile kurumu, toplum düzeni, ahlak bozulsun bunlarda, mahvolsunlar. Baksana Avrupa milletlerini ne yaptık, kocaman milletler elimizde oyuncak oldular. Binbir dertle boğuşmaktan dik duramaz oldular. Bak, sen bunu yapınca çok tartışmalar çıkar ama endişe etme, basın medya bizde, adliyeler bizimkilerle dolu, meclis bile bizimkilerle dolu… Sen taktik oyna ve “Ben her şeye karşıyım” de “Evlenmeye, dine, mezhebe, kurallara, her şeye karşıyım” de… “Ben öyle bir değer tanımam” de.. Toplumdan şiddetli baskı gelirse kaçacağın bir ülkeyi baştan ayarla. Öyle yapmak zorunda kalırsan da takma kafana, bizimkiler yavaş yavaş ortamı hazırlarla basın ve medya gücü ile, dönersin kısa sürede geriye…
Tamam, ben onu da yaparım. Başka?
Bizim TV 8’e git, seni de programlarına çıkartsınlar. Sen böyle durursan zaten hiç kaçırmazlar, aradıkları senin gibiler…
Aileyi, ahlakı, namusu, nesebi yıkmak için kullanılan çift kimlikli bir kadını, toplumun tamamının tepkisine rağmen kim el üstünde tutar ve millete inat onu normalleştirmek için yazdığı yazısına ondan “şahane” diye bahsederek başlar? Biliyorsunuz siz, gazeteci görünümü ile bu millete ve devlete binlerce kere ihanet eden ve derhal ters kelepçe ile alınması gereken gizli Yahudi Ayşe Arman Dormen… Pekiyi, 16 senedir sözde bir İslami parti hükumet ise, neden hala hiç suçu olmayan on binlerce Müslüman kadın zindanlardadır da bunlara paralel devlet operasyonu yapılmaz? Hatırlıyor musunuz Aladağ yurt yangını sonrası bu çift kimlikli hain Ayşe Arman’ın yazdıklarını?
Sabetaycı gizli Yahudi Zahide Yetiş’in, Sabetaycı Turgay Ciner’e ait olan Show TV’deki programına şimdiye kadar sayısız gizli Yahudi çıkartıldı ve özellikle Müslüman hanımlar ve genç kızlar aldatıldı. Çıkartılanlardan biri de Tuğçe Işınsu…
Sizler, daha önceki Akademi Dergisi yayınlarından, Mehmet Fahri Sertkaya yazılarından ve sesli anlatımlarından Tansu, Cansu, Işınsu ne demek biliyorsunuz. Özellikle Sabetayist Tansu Çiller ile Sabetayist Cansu Canan Özgen’i anlattığımız yayınlarda bu hususa temas etmiştik.
Tuğçe, içimizdeki İsrail’in son derece tehlikeli ve derhal operasyon yapılması gereken tarikat okullarından Feyziye Mektepleri Vakfı Işık lisesinde okudu. Zaten orası, milletimizi akıl almaz felaketlere kasten ve organize bir teşekkül halinde sürükleyen on binlerce kripto Yahudiyi yetiştirdi. Tuğçe ardından İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Öyle sıradışı bir eğitim ve kabiliyeti olmadığı halde, çok sayıda itikadı ve niyeti düzgün gerçek Türk uzman yerine o rahatlıkla TV’larda yer buldu. Çünkü onlardan olan bir gizli Kabalacı, büyücü, falcı…
Spiritüel Yaşam Danışmanlığı dedikleri uydurulmuş bir tabirin arkasında ya da Simge Bilim, Kehanet Sanatları, Melek Enerjisi tabirleri arkasında Kabalacılık/büyücülük/falcılık yapıyor. Yüzde 98’i resmen Müslüman olan ülkemizde, basın ve medyada nerede ise hiçbir gerçek Türk ve Müslüman uzman, itibar göremiyor, yer bulamıyor. Öyle bir manzara hakim ki hala İslamcı basın ve medya denilen yerlerde bile bunların adamları dolu. Hilal TV’de üç sene aralıksız program yapan ve mezheplere, tasavvufa, hadislere saldıran Erdem Uygan bile onlardandı da, #HerŞeyAladağİçin dediğimiz süreçte çok kolayca, hiç zorlanmadan ayağını kaydırdık. Şimdilerde, baba tarafından Rum, anne tarafından Gürcistan Yahudisi olan Tayyip Erdoğan’ın, teyzesinin oğlu olan ve kendini Rumlardan görüyormuş gibi tavırları da olan Cengiz Er’e ait Süper Haber TV isimli, haber sitesi görünümlü fitne yuvasında ayda bir iki yazı yazıyor Erdem Uygan… Hala savcılıklarımız nedense soruşturma başlatmadı.
Sabetaycı gizli Yahudi Turgay Ciner’e ait olan Show TV’deki programında sürekli olarak kendisi gibi Sabetaycı gizli Yahudileri konuk eden Zahide Yetiş’in, söz konusu, sonsuz saadete kavuşmamızın biricik vesilesi olan dinimiz İslam olduğunda bile, programlarına gizli teşkilatının adamlarını çıkarttığını görüyoruz. Üstelik, Sabetaycı Emre Dorman ile Sabetaycı Caner Taslaman’ı son yıllarda iyice ifşa ettiğimiz, karşımızda gık bile diyemez, hukuka bile gidemez, tartışmaya bile giremez, yalanlama bile yapamaz hale getirdiğimiz halde, bunları korumak için gerçek sahibi CIA olan Facebook’un, Twitter’ın, Youtube’un, Instagram’ın, WhatsApp’ın nasıl vahim suçları durmaksızın işleyip sansürlemeler yaptığını gözler önüne serdiğimiz halde, bunlara karşı çok büyük bir toplum tepkisi olduğu bilinirken, 2018’in Haziran ayında hala ısrarla TV programına konuk ettiğini görüyoruz. Zahide Yetiş’in bu yaptığı da çok vahim bir suç ve ağır ceza mahkemesinde yargılama gerektiriyor.
Gizli Yahudiler olan Caner Taslaman’ın ve karısı Feryal Kalkavan’ın, Sabetaycı gizli Yahudilerin İslam tarikatı gibi görünmek istedikleri Adnan Oktar örgütünde yıllarca faaliyet gösterdikleri meydana çıkmışken, Caner Taslaman’ın Kızıl İmamcılar denilen Sabetaycı muhalif grup ile yoluna devam ettiği bilinirken, yine Taslaman’ın Ebubekir Sifil ile yaptığı münazarada Arapça bile bilmediği, Hadis ilmine dair de bir şey bilmediği, en temel İslami tabirleri ya hiç bilmediği ya yanlış anladığı meydana çıkmışken, çok seviyesiz ve samimiyetsiz davranış tarzı da gözler önünde iken, bu şartlar dahilinde onu kim programına ısrarla çıkartır? Kim kendine güvenen özellikle hanımlardan oluşan on milyonlarca T.C. vatandaşını ne için aldatır? Elbette onların teşkilatının üyesi olan Zahide Yetiş çıkartır ve onlardan olduğu için aldatır…
Neden bunlara da yargı müdahelesi olmuyor? FETÖ paralel devletse bunlar ne? Neden bu ülkede tarikat ve cemaat tartışmaları sadece İslam dinin cemaat ve tarikatları ile sınırlı kalınarak yapılıyor? Emre Dorman’ın, dinen hiç yol/zemin olmadığı halde Allah’ın ayetlerini bile kasten çarpıttığı, Müslüman Türk milletinin itikadını İsrail, Masonluk ve Evanjeliklerin menfaatine olarak dönüştürmek istediği en somut şekilde ispat edilebiliyor. Onu Müslüman zan edip itibar edenler, hala namaz kılmakta oldukları ve kendilerinni Müslüman zan ettikleri halde sonsuz cehennem azabına sürükleniyor. Çünkü bunlar kasten dinimizin en temel kolonlarını bile yıkmaya kalkıyor. Ya bu kadar Sünni cemaat ve tarikat, onlar neden bu sarsıcı gerçekleri Müslüman milletimize anlatmıyor, bu kripto Yahudilerin gerçek yüzlerini göstermiyor? AKPKK projesine kendilerini bağlamış ve hak yolda olduklarını iddia eden bu cemaat ve tarikatlar, AKPKK’nin arkasındaki asıl güç odağının bu kriptolar, bunları koruyan Masonlar ve Siyonizm olduğunu bildiklerinden mi susuyor?
Zahide Yetiş, kendisi gibi İzmirli bir gizli Yahudi olan Dr. Fevzi Özgönül ile, Sabetaycı Turgay Ciner’e ait olup tıka basa Sabetaycı dolu olan Show Tv kanalındaki programında görülüyor. Fevzi Özgönül, Sabetaycı gizli Yahudi ihanet teşkilatına ait olan diğer basın ve medya kuruluşlarında da hep el üstünde tutuldu/tutuluyor. (Zahide’nin anne tarafı Yunanistan/Selanik’ten, baba tarafı ise Kütahya’dan İzmir’e gelmiştir. Şu Selanikli gizli Yahudilerin Müslüman Türk milletine yaptığı ihanetin bir benzerini, bilinen tarihte kimse kimseye yapmamıştır.)
”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Tansu Çiller…
İstanbul Belediyesi çalışanı kripto Yahudi bir baba (Hüseyin Necati) ile onun sekreterliğini yapan Selanik göçmeni bir annenin, aynı evde geçen 10 yıllık gayr-i meşru ilişkisi neticesinde istenmediği halde dünyaya gelen Sabetaycı bir gizli Yahudi. Annesi ve babası gayr-i meşru yaşamaktan hiç rahatsız değildi, yine de direndiler, gayr-i meşru yaşamaya devam etmek istediler ama istenmeden olan Tansu doğduktan yedi ay kadar sonra zaruri görerek evlendiler.
Aile, damarı kesilse CHP diye akacak kadar solcu ve İnönü’cü bir aile ama kod adı “CIA’nın gülü” olan kızları sağ kesimde ve çok çok hızlı manevralarla yükselerek siyaset yaptı. Tansu’nun kocası Özer Uçuran Çiller ise tapınakçı. Özer, “Tansu” kriptolojisi ile isimlendirilen bu kızı almak için, onun soy adını kullanmayı bile kabul etti. Tan-su’nun babası Hüseyin Necati Çiller, çok geçimsiz, sinirli, vasıfsız, lüzumsuz biri idi ama içimizdeki İsrail’in Türklerin yönetimini hile ve ihanet ile ele geçirmesinden sonra adına rejim kurduğu Sabetaycı gizli Yahudi Atatürk’ün yakınında bulunabilmiş biriydi.
Yolsuzluk, ihalede fesat, peşkeş, yalan beyan, paralel devlet, cinayet, katliam, iltimas, ihanet dahil hemen hemen akla gelen her suçtan hala yargılanması gerekiyor Tansu’nun… Tahkikat yapılırsa, üniversite diploması ve Profesörlüğü de çok büyük ihtimalle sahte çıkacak. Gerçek seviyesi, lise mezunlarının bile gerisinde… Atasını ziyarete gittiğinde Anıtkabir özel defterine yazdıkları ve sergilediği seviyesi artık bütün Türk milletinin dilinde. Tek başına bırakılsa, kurulu bir düzen halinde orta büyüklükte bir mahalle marketi kendisine teslim edilse, kuvvetle muhtemel altı aya kalmadan iflas ettirecektir.
Resmiyette/görünürde ekonomi profesörüdür. Boşbakan iken bile ekonomiye dair yaptığı yorumlar “inanılamaz” görülmüştür. İçimizdeki İsrail’in basın ve medyası, milleti şoka sokan değerlendirmelerinin durmaksızın tekrar edeceğini bildiğinden, aşırı dikkatli davranmıştır ama o, canlı yayınlarda da aynı vasıfsızlığı ile herkesi şaşkına çevirmiştir. Ekonomi haricindeki konularda da akıl almaz gafları ile meşhurdur. Ülkede, aldığı ekonomik kararlar ile bir anda büyük bir ekonomik kriz de çıkartmıştır. Türkiye’nin resmi boşbakanı olarak yabancı erkek devlet adamları ile görüşürken, istediği şartları kabul ettiremediğinde, kadınsız tavırlar sergilediği, hatta muhatabının bacakları dahil bedeni ile kendi ellerini temasa geçirdiği dahi sık sık iddia edilmiştir. ABD başkanı Clinton’ın Tansu’yu tenha bir köşeye çektiği iddiası da ilk anda sarsıcı ve iç acıtıcı gelse de, iddia sahipleri dikkate alınması gereken kişilerdir.
”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Deniz Baykal…
Sabetaycı gizli Yahudi. AKPKK’nin tek başına iktidara getirilmesinde gizli Ermeni Devlet Bahçeli kadar etkili biri. Baykal, AKPKK’nin kritik isimlerinden Sabetaycı Bülent Arınç ile de akraba. CIA, Soros, MOSSAD, İçimizdeki İsrail dahil herkesle bağlantılı. Tansu Çiller gibi onun da derhal derya kadar suçlama ile yargılanması icap ediyor. Hiçbir sıradışı kabiliyeti, hüneri ve bilgi birikimi yok. Enerji bakanı iken bile ülkeyi enerji krizine soktu ve silinip gitmesi gerekirdi. İçimizdeki İsrail’in, Atatürkçülük adı altında kurduğu hain rejimde, paralel devlet teşkilatı halinde kolladığı, muteber gösterdiği biri. Gerçek bir Türk basın ve medyası olsaydı, siyasi hayatı yarım saatte bitirilebilirdi. Üzerine geçen onlarca sene boyunca Türkiye’ye ihanet etmesi önlenebilirdi. AKPKK eli ile işlenmiş bütün suçların dünyada, ahirette sorumluluğu da Baykal’ın üzerinde.
”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Bülent Ecevit…
Karısı gibi kendisi de Sabetaycı gizli Yahudi. Karısının gerçek adı Rahşan değil Raşel. Bırakın koca memleketi, tek başına bırakıldığında ciddi bir devlet kurumunu bile yönetecek vasıfta biri değildi. İçimizdeki İsrail+Masonluk+CIA marifeti ile parlatıldı, iktidara getirildi ve hep popüler kalması sağlandı. Son zamanlarında çok yönden rahatsızlıklar yaşadı. Huysuzlaştı, itaatsiz oldu, günü gününü tutmaz oldu ve onlarca sene onu oynatan güç odaklarının gözünden bakınca “bir çuval inciri berbat eden adam”a dönüştü. Onlar tarafından yıkıldı. Kullanıldı ve atıldı. Bunda karısı Raşel’in huysuz, öfkeli, hesapsız tavırları da etkili oldu. Devlet yönetimi de şairliği kadar berbattı. Çıkarttığı aflarla, yüz binlerce masumun daha canı yandı. İktidarda iken devlet tarifi bile zor ekonomik sıkıntılar yaşadı. Türkiye için çok kritik olan çok mühim olan meselelerde Masonlardan, içimizdeki İsrail ile CIA’dan talimat almadan hiçbir şey konuşmadı ve hiçbir adım atmadı. Kıbrıs Barış Harekatı’nı bile onların talimatı ile hazırladı ve çok iyi rol yaptı. Siyonizm ve CIA, Yunanistan’da darbe yapan ve halk desteği de bulan cuntacıları devirmek ve Yunanistan’ın başına yine CIA’ya çalışan kadroları getirmek istiyordu ve Türkiye’nin başına getirdikleri Bülent’i kullanmaktan hiç geri durmadılar, Kıbrıs üzerinden cuntacıların imajını yıkmayı halk desteğini kırmaya başladılar. Ecevit’in ihanetlerini özetle anlatmaya bile onlarca saat gerekir.
”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Alparslan Türkeş…
Kripto Yahudi. Aslen Kayseri Yahudilerinden. Muzırlıkları sebebi ile Osmanlı’nın son zamanı Kıbrıs’a sürgün edilen, içimizdeki İsrail mensubu bir ailenin ferdi. CIA piyonu. Pentagon yetiştirmesi. Hususiyle, Siyonizmin ve CIA’nın komünizm karşıtı mücadelesinde Türkçülük akımını kullanmayı seçmesi ile, bu yolda kullanıldı. Onun Pentagon’da bu minvalde gizli eğitimler aldığı sırada, ABD’nin dünyanın dört bir yanından antikomünist mücadele için eğittiği insan sayısı 800 bini bulmuştu. Siyonizm çok sıkışıp paniklediğinde, Türkiye de çevre ülkeler gibi komünizme kaymasın diye Sabetaycı gizli Yahudi Adnan Menderes’i İslamcı lider rolüne büründürmüş ve hızla İslami serbestlik vererek komünizm akımının karşısına çıkartmıştı. Bunu bir zaruret olarak yaptılar ve aslında çok riskli gördüler. Komünizme karşı mücadele güçlenmiş ve Türkiye’de biraz da nefeslenmiş, rahatlamışlardı ve sonrasında komünizmin karşısına Türkçülük akımı ile çıktılar. Kendi adamları olan Sabetaycı gizli Yahudi Menderes’i deviriken kullandıkları kadro arasında Türkeş de vardı. Bu proje çerçevesinde kullanılan çok sayıda kripto Yahudiden biridir gerçek adının Alparslan Türkeş olup olmadığı hala kesinleştirilememiş olan bu şahıs… Oğlu Tuğrul Türkeş de aynı güç odakları tarafından Siyonizmin ve CIA’nın AKPKK’sinde bakan yapılmıştı. Millet uyanmasın diye de CIA’nın adamı gizli Ermeni Devlet Bahçeli ile sözde atışmış da bu sebeple çaresiz kalarak baba ocağından ayrılmış ve AKPKK’ye gelmiş rolü oynamıştı. Akademi Dergisi olarak gerçek kimliğini, niyetini ifşa ettik, bağlantılarını da iyice ifşa edecektik ki panikle geri çektiler.
Neden geri çekildiğini koca memlekette hala kimse anlayamadı. Diyanet’ten sorumlu devlet bakanı, Boşbakan yardımcısı, hükumet sözcüsü Sabetaycı gizli Yahudi Numan Kurtulmuş’un onunla aynı anda neden aniden geri çekildiğini ve ta Turizm bakanlığına getirildiğini… Doğan Medya denilen ve resmiyette gizli Yahudi Aydın Doğan üzerinde gösterilen içimizdeki İsrail’in kurumsal medyasının neden aniden resmiyette el değiştirdiğini… CIA’nın AKPKK projesinin en kritik ailelerinden Karay Yahudisi Ülker ve Sabetaycı Yahudi Şahenklere neler olduğunu, bunları neden panik sardığını… Genel başkanı Meral Akşener’in bile Sabetaycı gizli Yahudi olduğu İYİ Parti projesinin etkili isimlerinden Kripto Yahudi Ümit Özdağ’ın hiç olmadık bir anda neden ansızın geri çekildiğini kimsenin anlayamadığı gibi…
”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Mesut Yılmaz…
Konuşmalarının arasında durup düşündüğü anlara reklam koymak mümkün olan, aşırı gergin ve iç hesaplı şekilde, endişeli tarzda ancak konuşabilen… ADL, JDL, Bilderberg dahil Siyonizmin hemen bütün teşkilatları ile iletişimi ve işbirliği olan… Boşbakan iken resmi yurt dışı ziyaretlerinde bile kumar oynayan, bir seferinde çıkan kavgada mafya babasının birinin attığı kafa ile burnu kırılan ve derhal vatana ihanet dahil onlarca vahim suçlama ile tutuklu yargılanması gereken bir gizli Ermenidir.
”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Uğur Dündar…
O gün o programına çıkarttığı herkesin gerçek kimliğini, bağlantılarını, hedeflerini detayları ile bilen ama kendisi de onlardan olan bir kripto Yahudidir. Bu haline rağmen hayatı boyunca Türklük, Atatürkçülük, Türkiye vurgulu eylem ve söylemleri ile aslında sinsi surette ve militan seviyede Türk/Türkiye düşmanlığı yapmıştır/yapmaktadır. Siyonizm, ortadoğuda işgalleri kırk yıldır yapamayınca, Büyük İsrail projesi gerçekleşmeyince, yeni bir strateji olarak AKPKK projesi ile ılımlı İslamlı T.C. projesini devreye alınca, AKPKK ve el Kaide, el Nusra, IŞİD üzerinden bölgeyi mahvetmeyi ve sonra işgal etmeyi planlayınca, ülkedeki gizli iktidarlarının yıkılacağını düşünerek buna uymamış, kendisi gibi buna uymayan kripto Yahudi arkadaşları ile, başta da kripto Yahudiler Yılmaz Özdil, Emin Çölaşan ile birlikte, resmiyette Sabetaycı gizli Yahudi Burak Akbay’ın üzerine gösterdikleri Sözcü gazetesinde yoluna devam etmiştir. Gizli kameralı özel ekiplerle birlikte, öğretmenleri ile birlikte Cuma namazına giden orta okul öğrencilerini takip ettirip sözde haber yapması hep hafızalardadır. Başörtüsü aleyhinde, milletimizin Müslümanca yaşama mücadelesi aleyhinde mücadelesi, yalanlarla, büyük suç kapsamında yaptığı sözde haberleri ve sözde açık oturumları hep hafızalardadır.
Hala vatana, millete ihanet suçlarını işlemeye devam ettiği Sözcü’de “Sınıfta namaz” şeklinde manşetler attırmaktadır. Sicili çok bozuktur. Yalan haberlerden, kumpas kurmaktan, haber mühendisliklerinden dolayı çok cezalar almıştır. Aydın Doğan medyası denilen paralel devlet teşkilatının, ihanetler de dahil on binlerce vahim suçunun gönüllü suç ortağıdır. CIA’nın kontrolünden kurtulmuş bir Türkiye’de, gerçekten Türk hukuk sistemi denilebilecek bir sistemin onu da tutuklamadan bir gün bile dışarıda gezdirmesine ihtimal vermek mümkün değildir. En büyük maskeleri, kendileri gibi kripto Yahudi olan Adıtürk adına ihanet ve terörle kurdukları hukuksuz, katliamcı ve hükümsüz rejimleridir.
Ne ara gittin, ne ara geldin, durduk yerde aniden neden gittin, gittin de neden bu kadar kısa sürede geldin, hiç anlamadık Can-er Tasla-man…
‘İşte bakın, ben Boşnağım, Bosnalıyım, Boşnakça konuşabiliyorum” demek için mi çektin bu kadar zahmeti? Sana aile bağlantılarının Bosna’ya dayanmadığını, Boşnakça bilmediğini söyleyenler mi oldu? Millet bunları merak etmiyor ki sen neden merak edilen kısımları tartışmıyor ya da bu kısımlara dair konuşmuyor, açıklama yapmıyorsun da böyle lüzumsuz çileler çekiyor, acayip tavırlar sergiliyorsun?
Bir baksak ünlü Sabetaycılara, kimisi Sabetaycı Cansu Canan Özgen gibi Selanikli, kimi Yanyalı kimi Bosnalı, kimi Manastırlı, kimi Moralı, kimi Üsküplü… Balkanların, Rumeli’nin her yerinden Sabetaycılar var. Bunların soylarını biraz daha araştırınca ya İspanyol Yahudilerine çıkar ya da Polonya Yahudilerine…
Bütün bu Sabetaycılara baksan, İbranice, Ladino (Yahudi İspanyolcası) dili yanında, Rumcayı, İspanyolcayı ya da bulundukları yerin yerel dilini, ana dili gibi konuşurlar. Bu, onların aslen Sabetaycı gizli Yahudi oldukları ya da Sabetaycı kolundan değil de diğer gruplardan gizli Yahudi oldukları gerçeğini değiştirmez. İzmir’in gizli Yahudilerine, hatta Ankara’nın, Erzurum’un, Bursa’nın, Eskişehir’in gizli Yahudilerine de bir baksan, ya İspanya kökenli çıkarlar, ya Polonya… Buna rağmen sorsan ‘İzmirliyiz’ derler, ‘Ankaralıyız’ derler, ‘Rumeliliyiz’ derler, ‘Türküz’ derler hatta ‘Evlad-ı Fatihanız’ derler de gerisini mevzu etmek istemezler.
Bu kadar yorulana kadar, geçip twitter’ın başına, şu mealde cümleler yazabilirdin:
1- Evet, gençlik yıllarımda, daha çok Sabetaycı gizli Yahudilerin ve Masonların toplaştığı Adnan Oktar grubundaydım. Onlara yapılan Emniyet operasyonlarında ve yargılamalarda ben de topun ağzına kadar geldim ama içeri düşmedim. O zaman soy adım ‘Uygun’du, gazetelere konu olduğum için Sabetaycı anne tarafımın soy adı olan Taslaman’ı mahkeme kararı ile soy adım yaptım.
2- İddia edildiği gibi ben de Sabetaycıyım. Eşim de, eşimin akrabaları da, etrafımdan çok kimseler de, kankam Emre Dorman da, Haber Türk’ün sahibi Turgay Ciner de, Cansu Canan Özgen de, daha çok kimseler de hep Sabetaycı.
Adnan Oktar’ın kedicikleri denilen kadınlardan Sabetaycı Tuba Öymen’in 2011 yılındaki bir paylaşımı. Adnan Oktar grubundan ayrılıp Kızıl İmamcılar denilen gurupla yoluna devam eden Caner Taslaman’ı, Oktar grubu yıllarca ifşa etti.
3- Bu nedenle, bütün müslümanları karşımıza alıyoruz. Onlar ne derse desin, neyi ispat ederse etsin görmezden geliyoruz. ‘Bilimsellik” söylemleri altında, onların doğru olan ehl-i sünnet İslam inancına “Geleneksel İslam” deyip yok etmeye çabalıyoruz. Hadisleri ve mezhepleri yıkarak, İslam’ı dipten bir darbe ile yıkmak istiyoruz. Hatta bu maksatla alaya alıyoruz, baskı altına alıyoruz ve bu gizli kapaklı bağlantılarımız yüzünden, haksızlığımız meydanda olduğu halde, münazaralarda gerçek İslam alimlerinin karşısında perişan olduğumuz halde bu Sabetaycı basın ve medya yine de onları değil, bizi el üstünde tutuyor. Hizmet verdiği milletin değil, bizim yanımızda oluyorlar. Zaten bu sadece dini meselelerde böyle değil. Onlarca yıldır bu milletin kabullenişlerini Sabetaycı basın ve medya değiştirmedi mi.. Çıplaklığı, alkolü, sigarayı, ana-babaya asi olmayı, kendi kafasına kaptan olmayı, süs ve gösteriş için yaşamayı, kumarı, zinayı, evlilik dışı birlikteliği bizim Sabetaycı basın ve medya normalleştirmedi mi… Bakın işte bu paylaşımım da bile arkamda yarı çıplak bir kadın var ve ben onun da olduğu fotoğrafı paylaşırken, sabah akşam İslam’dan, ayetlerden bahseden biri olduğum halde hiç bir utanma belirtisi göstermeden onu da paylaştım.
Haftalar hatta aylar boyunca, Sabetaycı Caner Taslaman’a, en medeni şekilde sorular yönelttik. Sabırla tekrar tekrar sorduk ve imkansızı başarıp, her seferinde görmezden gelmeyi tercih etti. Şimdilerde bütün Türkiye Akademi Dergisi’nin Caner Taslaman ve çevresine dair iddiaları ile çalkalanıyor ama o hala akıl almaz şekilde susuyor.
4- Caner Taslaman ad ve soy adımın Boşnakça ile alakası yoktur. İbraniceye atıf içerir. Bunları açıklasam da giriş seviyesinde olanlarınız anlayamaz. Boşa zahmet çekmenin anlamı yok. Benim adım Can-er, Turgay’ın soya adı Cin-er… Benim soy adım Tasla-man, Emre’ninki Dor-Man.. Bunlar tesadüf eseri değildir. Özenle üzerinde durulmuş isim ve soy isimlerdir ve İbranice gerçek isimlerimize ya ses/telaffuz ya da mana itibari ile atıf içerir.
5- Yaptık, ettik. Bakın ne kadar panik halinde olduğum sadece şu acayip tutarsız davranışlarımdan ve paylaşımlarımdan bile belli ve gözler önünde. Lütfen savcılıklara suç duyurusunda bulunmayın. Yaptıklarıma çok pişmanım.
Evrimi savunan da Sabetayist, sözde ona cevap veren de Sabetayist. Kanal da Sabetayistlerin…
Gerçek paralel devleti ifşa ediyoruz.
Bundan sonra Türkiye’deki televizyon kanallarına, milletin tepkisine rağmen sık sık bu kanallara çıkartılanlara, bu kanallardaki programlara, dizilere, daha başka bir gözle bakacaksınız. Bundan sonra bu ülkede kimlerin neler çevirdiğini, neler çevirmek istediğini, hepiniz hemen anlayacaksınız.
Sabetayist gizli Yahudi Turgay Ciner’e ait olan ve bünyesinde çok sayıda kripto çalıştıran Haber Türk kanalına çıkartılan, yaratılışı savunan Sabetayist Caner Taslaman’ın karşısında, ona inat Darwinizmi savunan Örsan Kunter Öymen de Sabetayist bir gizli Yahudidir.
Babası meşhur CHP’li Örsan Öymen’dir. Kendisi de bu derece vasıfsız haline rağmen bir profesör doktordur ve CHP içinde önemli bir isimdir. Amcası Altan Öymen, Sabetayist Kamal Atatürk marifeti ile Sabetayist kliğin kurduğu Halk Fırkası’nın, bu günkü adı ile Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir dönem genel başkanlığını yapmıştır.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İngiliz derin devletinin, uluslar arası gizli Siyonist teşkilatların, Masonluğun ve en çok da içimizdeki İsrail’in Sabetaycı kliğinin gayretleri ile kurulmuş ve yönetilmiştir. Tarihi boyunca İslam’la ve milli değerlerle mücadele etmiştir. Ülkede ana unsur olan, ezici farkla nüfusun çoğunluğunu oluşturan Müslümanların, en temel insan hak ve hürriyetlerinin bile zorbaca, keyfi ve hukuksuz olarak engellendiği ve Kamalizm maskesi giydirilmiş Sabetayist rejimle özdeşleştirilmiş bir sözde partidir. 1923-1950 yılları arasında aralıksız iktidarda kalmış ve 1946’ya kadar tek parti düzeni ile milletimizin milli ve manevi değerlerinden uzaklaştırılması, dönüştürülmesi yolunda kullanılmıştır.
Azınlık unsurların, Türk ve Müslüman kimliğine bürünerek, hile, ihanet hatta tedhiş ile Türkleri ve Müslümanları kontrol etmek, dünyevi ve uhrevi/itikadi anlamda dönüştürmek, kılık kıyafetine kadar, alfabesine, tarihine kadar değiştirmek/dönüştürmek için kullandığı ve bu kadar keyfiliği, zorbalığı, saçmalığı, gayr-i İslami ve Türk kültürüne ters şeyleri kutsallaştırmak, çağdaşlığın tek yolu göstermek için kullandığı bir sözde partidir. En kısa tarifi ile İçimizdeki İsrail‘in, İçimizdeki Ermenistan‘ın ve Siyonizm’in ortak projesidir.
Bu günkü genel başkanı, Siyonist para spekülatörü George Soros tarafından ve Soros’la paslaşan İçimizdeki İsrail ve Masonluk tarafından, ülkemizin önde gelen kripto Yahudi ve Ermeni patronları tarafından o konuma getirilen gizli Ermeni Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Soros ile ve İçimizdeki İsrail ile irtibatlı olanın, doğrudan ya da dolaylı yollardan CIA ile irtibatlı olmaması ise imkansızdır. Ondan önceki genel başkan Deniz Baykal da dahil olmak üzere, bu sözde partinin genel başkanlarından Mustafa Kamal Atatürk dahil nerede ise tamamı ve partinin önde gelen etkili isimleri her dönem daha çok kripto Yahudiler, en çok da Sabetaycı Kripto Yahudilerdir. Bazı dönemler, bazı önde gelen isimler ise kripto Ermenilerdir. Şu anda partide Kılıçdaroğlu’nun çevresinde, onun gibi gizli Ermeni ve gizli Hristiyan birçok kişi vardır.
Bu basın ve medyanın, bu sözde partinin, Aladağ yurt yangını meselesini araç edinerek yapmak istediği de; yıkılmak üzere olan düzenlerini kavileştirmek, bu niyetle ülkedeki açık ara en güçlü İslami cemaat olan ve kendilerine en büyük tehdit olarak gördükleri grup olan Süleymancıları bu millete terörist gibi göstermek, karalamak, mümkün olursa yok etmektir. Hatta bir oldu bitti ile, daha önce yaptıkları gibi, tarihleri boyunca yaptıkları gibi hukuksuz ve keyfi şekilde ülkedeki dini özgürlükleri zorbaca, kanunsuzca engelletmektir. Şu anda FETÖ bahanesi ile yapılan operasyonları bile aslında yapan AKPKK değil, bu güç odaklarıdır. Hedef bu bahane ile bütün Müslümanların devlet kurumlarından, sanayiden, ticaretten tasfiye edilmesi, ezilmesi, yok edilmesidir. Bütün cemaat ve tarikatların bitirilmesidir. AKPKK’yi kuranlar da, logosuna yedi kollu Yahudi şamdanı koyanlar da, yönetenler de aynı kliklerdir. Mesela Sabetayist Deniz Baykal’ın çok yakın akrabası olan Sabetayist Bülent Arınç, AKPKK projesinin en kritik isimlerinden biridir.
Unutmadan, Terakki Vakfı okulları, Şişli Terakki okulu, Işık okulları, Işık Üniversitesi hep Sabetayist gizli Yahudilerin, yani bu ülkedeki gerçek paralel devletin eğitim kurumlarıdır. FETÖ’nün eğitim müesseselerinden ilki olan Yamanlar Koleji’ni kuran kripto Yahudi Sezen Aksu’nun babasıdır ve bu adam hala hayatta olmasına rağmen bırakın tutuklanmayı, sorgulama süreci bile geçirmemiştir. Paralel devlet olduğu iddia edilen FETÖ, bu gerçek paralel devletin bir oyunundan başka bir şey değildir.
Basın ve Medya lincine, vekil görünümlü acayip bağlantılı kripto tiplerin art niyetli yönlendirmelerine, açıklamalarına, bunların organize suç kapsamına giren faaliyetlerine aldanmayın, kapılmayın.
Bir sakin olun ve hakkaniyetle neler olduğunu sorgulayın. O Aladağ yurdunda kimse kimseyi kasten yakmadı. Kimse kasten akıl almaz ihmaller zinciri sergilemedi. Hala hiç kimse o yurt dahil Aladağ’da çok sayıda haneyi art arda yakan ve bölgede yeni takılmakta olan EneriSA sayaçlarını bir kez olsun dillendirmedi. O yurttan sonra bile Aladağ’da o EnerjiSA sayaçları nedeni ile başka hanelerin de cayır cayır yanıp kül olduğunu dillendirmedi. Merdiveni bile olmayan ve su bile sıkamayan sözde itfaiyenin, kasten yalan rapor yazan ve raporu gerçekleri yazan Emniyet’in raporu ile çokça çelişen itfaiyenin, başka suçlardan yargılanmakta olan, hukuki açıdan riskli bir yerde duran ve bu yangından dolayı da yargılanmamak için kasten yalanlar söyleyen, “Çocuklar yangın merdiveninin dibine kadar gelmişler, orada yanarak can vermişler” yalanını söyleyen Adana Belediye başkanının, hatta daha en baştan “Asıl suçlu benim. Ben yargılanmalıyım” diyen Aladağ Belediye başkanının, hala yargılanmadığını bilip de Süleymancılara bu linci yapanlar, hem deşifre olacaklar, hem yargılanacaklar. Dünya genelinde, bunların adını duymadıkları yerlerde bile, bunca senedir başarı ile insanlığa hizmet eden ve bunu çokça çileler çekerek, maddi karşılık beklemeden yapan ve gayr-i Müslim milletlerin bile takdir ettiği kişilerdir Süleymancılar…
İzleyin, Süleymancılar, kendilerine bu kadar zamandır ahlaksızca ve kuralsızca ve organize şekilde yapılan basın ve medya lincinin intikamını, hukuki sınırlar içinde çok ama çok sert alacaklar.
Boğazımıza kadar getirdiler. Bu yapılan hak değil, adalet arayışı değil, hak arayışı değil, insanlık dışı ve hukuken suç kapsamında olan bir karalama, sindirme, yok etme operasyonu…
Kendilerinden başka ırklara mensup olanların insan olmadıklarına, onların her şeylerinin aslında kendilerin ait olduğuna ve onlara her ne yaparlarsa yapsın hesap sorulmayacağına inanıyorlar. Ve bu ülke hatta bu dünya, bu mel’unlar yüzünden bu kadar vahşi ve acılarla dolu halde.