Etiket arşivi: İçimizdeki Ermenistan

Kılıçdaroğlu: Dünyada neler dönüyor, bize Pervin ayar veriyor

Gizli Ermeni ve Hristiyan Kemal Kılıçdaroğlu da konulara yoğunlaştığı çok zaman, kendi kendine konuşan kişilerden biri…

Kılıçdaryan, bazen muhataplarına hitapla, bazen kendi kendine şöyle cümleler kurdu.

Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. Bu adam (mfs) ölse bela kalsa bela…B.. gibi kaldık dünden beri… Bir yere (adli makamlara) müracaat edemedik. Güya savcılar bizim… Dünyada neler dönüyor. Bize Pervin ayar veriyor. S.. böyle işi de, siyaseti de…

Çil yavrusu gibi dağıldılar. Elimizden tutan, yanımızda duran yok. Parti içinde konu yok konuşacak, yine döndük aynı sıkıntılı konulara. Gereksizlerden birkaçı birkaç günü idare etsin de bu iş nereye çıkacak bir bakalım.

Bu PKK konusu, nasıl oldu da bu kadar hızlı ilerledi. Kim bu dış mihraklar bu sefer… Mfs, NATO’nun adamı mıymış. Kaç sene kıvrandık o kadar. Şimdi bunun (mfs’nin) kimlerden olduğu bulunmazsa ne yapacağız. Kafamıza oturana kadar bekleyecek miyiz. Kime sorsan, tanımam etmem diyor. Lan madem tanımıyorsun, ne diye adamı beyin olarak görüyorsun. İşin iyice cılkı çıktı. Karışmıyorum ben bir şeye…

Herkes işini yapsın. Kimsenin yükünü de üstlenmeyeceğim. Partiden kim düşerse düşsün. Zaten mfs bizi komple silmiş, belli. Biraz Özgür’den (Özel), Faik’ten (Öztrak) şüpheliyim. Onlara da bakacağız. Süleyman’ın (Soylu) düşüşüne bile sevinemiyorum, işe bak ya!

Lavrov’un fitne kazanları

Lavrov “Mfs ile Tayyip’in arasını bozmak lazım” diye söylene söylene yoğun mesai yapıyor. Fitne kazanları kaynatmak istiyor. Muhtelif görüşmeler yaptı, yapıyor. İngiltere ve Almanya’yı da bu fitne planlarında yanında görmek istiyor. Bu fitne planları çerçevesinde gizli Ermeni ve Hristiyan Kemal Kılıçdaroğlu ile de görüşmek isteyecekler. İçimizdeki Ermenistan’ı bir kart, bir piyon olarak kullanmak isteyecekler. Gerekirse onları topyekun bir ateşe atmaktan çekinmeyecekler. Pek işe yarar şeyler yapacaklarına ihtimal de vermiyorlar ama ellerinde fazla kart yok ve Ermeni çetelerini de mecburen kullanacaklar.

Sabetaycı gizli Yahudi Meral Akşener’i ve sözde İyi Parti’yi, CHPKK’den daha da kullanışlı buluyorlar. Meral’in fazla gücünün olmadığını, ülke içerisinde de zayıf bir partisi olduğunu ama Tayyip’e karşı son zamanlarda sesinin yüksek çıktığını değerlendiriyorlar. Meral Akşener hakkında “İstediklerimizi dillendirmekte kullanabileceğimiz bir piyon” diyorlar.

Ruhani’nin de çok yalnız ve güçsüz kaldığını, bu fitne planlarına dahil olup destek vereceğini değerlendiriyorlar. PKK’nin pek çok üst isminin Ruhani ile arasının iyi olduğunu, Ruhani’nin bu vesileyle Türkiye içinde pek çok terör eylemi yaptırabileceğini değerlendirdiler. Ruhani ise Putin’e “Tayyip bu konuda bize dişini gösterdi. PKK/YPG/PYD ile hareket etmememiz gerektiğini bize açıkça söyledi. Aksi halde bunun bütün ilişkilerimize yansıyacağını ve zarar vereceğini de söyledi. Lakin ABD üzerimize çok geliyor, biz mecburen PKK/YPG/PYD’yi desteklemeliyiz. Türkiye’de aşırı bir baskı altına alındı bu örgüt. Elimden fazla bir şey gelmez ama yine de tamamen yok edilmesine mani olabilirim.” dedi.

Lavrov, Putin’e,

Mevlüt Çavuşoğlu’nun çok zayıf, liyakatsiz bir adam olduğunu…

Tayyip’in, yaptığı başarılı siyaseti sadece mfs ile yapabildiğini…

Tayyip’in çevresinde liyakat sahibi hiç kimsenin olmadığını…

Çavuşoğlu kullanılarak Türkiye ile ABD’nin arasını bozabileceklerini…

Solomon Soysuz’a ulaşıp bilgiler alabileceklerini ama onun da çok işe yaramayacağını, onu çoktan gözden çıkarttıklarını….

Stratejik konuları kullanarak (Türkiye’deki nükleer santral projesi gibi) anlaşmazlıklar çıkartabileceklerini ve baskı ortamı oluşturabileceklerini…

Türkiye’nin bazı meselelerde Rusya’dan teknik ekibe ihtiyaç duyduğunu, bu desteği vermeyince de Türkiye’nin sıkışacağını…

Bu süreçte Rusya’nın Japonya ile iyi geçinmesi gerektiğini…

Şi’nin, kendisiyle anlaşmak mümkün olmayan bir lider olduğunu, diplomasiden anlamadığını ama mecburiyet icabı Şi ile beraber yol almak zorunda olduklarını…

Çin’le iyi bir müttefik gibi görünürlerse, dünyaya bu görüntü verilirse şu sıkıştıkları zamanda çok faydalı olacağını…


Avrupa’daki mafya bağlantıları üzerinden de Avrupa hükumetlerini sıkıştırmaları gerektiğini…

Esed’in büyük bir fırsat yakaladığını, ellerinden kaçmak isteyeceğini ama şu anda çok sıkışık halde olduğunu ve ellerinden kurtulamayacağını…

Merkel’in Avrupa’daki tek gerçek dostları olduğunu…

YPG/PYD’ye verdikleri destekle YPG/PYD’yi daha güçlü bir hale getirmeleri gerektiğini…

Bu terör örgütünün bitmesine kesinlikle müsaade edemeyeceklerini…

İran’ın da bu konuda üzerine düşenleri zaten yaptığını…

Kırım meselesini öncelikle Heiko Mas ile görüşeceğini…

Kırım’ın o kadar kolay şekilde ellerinden alınabilecek bir yer olmadığını ve bütün bunların Suriye’deki başarılarına bağlı olduğunu…

Suriye’de askeri güç haricinde istihbarat servislerine mensup adamlarını çok iyi kullanarak tarafları birbirine karşı kışkırtmakta çok iyi olmaları gerektiğini…

Casuslarının zaten bu konuda usta olduklarını ve zorlanmayacaklarını…

Türk askerlerine ve Esed’in askerlerine saldırılmasını sağlayacaklarını ve bu iki gücün ittifak etmesini imkansız hale getireceklerini…

İran, Almanya, Rusya ittifakıyla YPG/PYD’yi varlıkta tutup hatta mümkün olursa daha da güçlendirirken bir yandan da dünya kamuoyunu Esed’in YPG’ye güç verdiğine ikna edeceklerini…

Ve benzeri fitne fesat planlarını anlattı, değerlendirdi. Putin “Her zaman en iyi adamımdın dostum” şeklinde karşılık verdi. Büyük memnuniyet duydu.

Tek adam rejimi ve Cem Uzan

İkinci dünya savaşı öncesinde Ankebut Ağı Almanya’yı nasıl hazırladıysa ve Almanya üzerinden dünyayı şekillendirmek planları kurduysa, üçüncü dünya savaşının sıcak çatışmalarına ramak kalmış şu günlerde Türkiye de aynı maksatla ve hızlıca hazırlanmalı.

Bu planlar çerçevesinde ilk yapılması gereken şey Türkiye içindeki muhalif Ermeni çetelerini oyundan düşürmek olacaktır. Şu an itibariyle tesir gücünü büyük oranda kaybetmiş ve yıkılacaklarını kabul etmiş bu çetelere son darbeler ivedilikle vurulmalı, Türkiye’nin siyasetinde, bürokrasisinde, ordusunda, finans dünyasında birlik ve dirlik sağlanmalıdır.

Bunun için gerekirse rejimle özdeşleşmiş ama çoktan da çürüyüp perişan hale gelmiş CHPKK bile kapatılmalı ya da açıkken kapalı kalmış bir vaziyete getirilmelidir.

Gerçek manada bir “Tek adam” rejimi kurulmalıdır ki doğru karar alma, doğru zamanda hamle yapma sorunları ortadan kaldırılmalıdır. Böyle bir Türkiye’ye hem bizim hem de Ankebut Ağı’nın ihtiyacı varken Cem Uzan’ı siyaset sahnesine tekrar aktif şekilde çıkartmaya çalışmak, anlaşılır şey değildir. Bu, hatalı bir proje olacaktır ve zaman kaybından, zarar ziyandan başka bir şeye sebep olmayacaktır.

Biz, Cem Uzan gibi, dibe vurmuş, ruh sağlığını da aşırı derecede bozmuş birisinin, Türkiye siyasetinde boy göstermesine asla müsaade etmeyiz. Cem, siyaset sahnesinde Meral Akşener’den yüzlerce kere daha tehlikeli bir serseri mayın misali yer tutacaktır. Ne zaman nerede çok büyük ve hiç beklenmedik bir kriz çıkartacağını kendisi dahil hiç kimse bilemeyecektir. Şimdiden yazdım, herkesin malumu olsun istedim ki yarın o piyon sahneye sürülünce ve biz gerekli karşılıkları verince kimse bize bilenmesin. O halde hiç kimse Cem Uzan projesine oynamasın, masraf etmesin ve emek ziyan etmesin.

Hakan Fidan, çetesinin mensuplarıyla bazı görüşmeler yaptı.

Bu süreç bu şekilde giderse, bu üçlü çete (Fidan-Soysuz-Akar) oyundan düşürülürse, ülkemiz içindeki Ermeni/Hristiyan çetesi ve dünya üzerindeki Ermeni/Hristiyan teşkilatı/ağı için çok kötü olacağını…

Bu güne kadar Tayyip’i bir şekilde bazı konularda oyalayabildiklerini ya da yönlendirebildiklerini ve bu gücü kaybetmek istemediklerini…

Şimdi kendi çetesi dağıtılırsa, kendi çetesinin ve milletler arası teşkilatının Tayyip’i kontrolde tutamayacağını ya da yönlendiremeyeceğini….

Tayyip üzerindeki nüfuzlarını tamamen kaybedeceklerini…

Ayrıca ülkemizde gizli Ermeni/Hristiyan çetesine mensup olmayan ama kendilerinin nüfuzunda olan farklı kesimlerin, grupların da kontrolünü kaybedeceklerini…

Bunun çok kötü olacağını ve bir yolunu bulup Tayyip’i mutlaka ellerinde tutmaları gerektiğini…

Bu mümkün olmazsa Tayyip’i oyundan düşürmeleri gerektiğini…

Bunu da milletler arası teşkilatlarını kullanarak yapmaları gerektiğini…

İlk etapta ülkeyi karıştırıp Tayyip’i çok zora düşürüp sonra da onu düze çıkartan, sıkıntılardan kurtaran ekip görüntüsü vermeyi…

Tayyip’i yurtdışı ticari bağlantılarıyla vurmaları gerektiğini…

Ellerinde ordu, jandarma, emniyet teşkilatı ve istihbarat teşkilatının bulunduğunu, bu vesileyle yapabileceklerinin sınırlı olmadığını ve çok ihtimalli planlar çalışmaları gerektiğini…

Konuştular…

Çanlar Hakan Fidan ve çetesi için çalıyor

Metafizik sahada cehennemi manzaralar oluşuyor. Dünya üzerinde Hakan Fidan’ı ve onun organize ettiği ihanet çetesini ve PKK’yi korumak için mücadele eden büyük bir kitle var.

Ülkemizde doğuda, güneydoğuda şeyh görünen gizli Ermeni ve Hristiyan büyücülerden…

Irak’ta ve İran’daki Şii din adamı görünen gizli Hristiyan büyücülerden…

Türkiye’deki gizli Ermeni/Hristiyan çetesinin yüksek sayıdaki büyücülerinden…

Bunlarla sıkı paslaşan Rusya’daki çok yüksek sayıdaki din adamı görünüşlü büyücülerden…

Bunların haricinde ABD, Almanya, Rusya, İngiltere, Fransa, İtalya, Avusturya, İspanya, İsviçre, Çin, Ermenistan ve İran’ın gizli servislerinin büyücüleri ve medyumlarından…

Söz konusu bu ülkelerde bulunup resmi kurumlara çalışmayan çok ama çok yüksek sayıdaki büyücülerden ve medyumlardan…

Eş zamanlı ve çok büyük metafizik saldırılar yapılıyor.

Karşılığı her defasında bir Osmanlı tokadı oldu, oluyor. Gerçekten bu defa kendilerini aşarak saldırıyorlar. Olağan üstü saldırılar oluyor. Birkaç gündür de oluyordu ama dün akşam Hakan Fidan’ı, Solomon Soysuz’u, Hulusi Akar’ı, Rus-Ermeni-Hristiyan bağlantılarını, oyun içinde nasıl oyunlar kurulduğunu, Tayyip’i nasıl oyuna getirdiklerini fark ettiren sadece birkaç cümle yazmam ve ifşa etmemden sonra adeta kudurdular.

Bir “varlıkta kalma ya da yok olma” savaşına çevirdiler. Anlaşılan o ki onlar da bu krizi aşamazlarsa varlıkta kalamayacaklarını, her manada yeni bir dünya kurulacağını, maddi gücün de siyasi gücün de bir anda el değiştiriceğini iyice biliyorlar.

Geceden bu yana gerçekten çok büyük üç saldırı oldu. Üçü de birbirinden şiddetliydi. Öyle anlar oldu ki bir saat içerisinde onlarca kat trilyon cin kabilesi yok etmek zorunda kaldığımız zamanlar oldu. Bu, bu sahanın içinde çok yüksek tecrübeye sahip kişlere söylense, ilk anda inanamayacağı bir şey… Lakin şimdi söz konusu yüksek tecrübeli kişilerden hangisine sorulsa, bu yazdıklarımı hemen doğrularlar.

Evet, gerçekten çok iyi organize oldular, çok mücadele ettiler, ortalığı yıktıklarını zan ettiler ama Osmanlı tokatlarını yiye yiye öldüler, ağır yaralandılar, dağıldılar. Ve bizde hiç zarar ziyan yok.

Tehlikeli yakınlaşma…

İçişleri Bakanı, uyuşturucu mafyası lideri Solomon Soysuz’un, son günlerde Rusya’nın mafyalarıyla değil de idari kadrosuyla tehlikeli bir yakınlaşma içerisinde olduğunu bilmeyenler de Türkiye ve dünya siyasetinde neler olduğunu doğru anlayamazlar.

Soysuz’un işleri ağırdan almasının, planları aksatıp bozmasının, Tayyip’in talimatlarını yerine getiriyor görüntüsü verirken aslında sinsice kuyusunu kazmasının, Tayyip’in arkasından türlü işler çevirmesinin Rusya ile alakası var.

Son günlerde İçişleri Bakanlığı makamında Rusya ile gizlice yakınlaşıp bağlantılar kuran bir Solomon Soysuz var. Solomon Soysuz’un Hakan Fidan’la yaptığı görüşme de zaten bu ortak paydalar üzerine oldu. Gizli Ermeni ve Hristiyan olan Hakan’ın şu şartlarda zaten başka bir şey yapması beklenemezdi. Hulusi Akar da bu ihanet ekibinin içinde… Bu üçlü çetede ele başı, fine başı ise Hakan Fidan… Hulusi Akar’ın Tayyip’in de bilmediği bağlantıları aslında Hakan Fidan üzerinden kurulmuş bağlantılar. Bu bağlantıların bir kolu gizli Ermeni çetelerinden birinin reisi olan Doğu Perinçek’e çıkıyor.

Tayyip’e uzun zaman önce “Gizli Ermeniler MİT üzerinden senin dibini oyuyorlar. Doğu Perinçek bu hususta çok aktif görülüyor. Senin korumaların arasında bile adamları var. MİT’i tamamen kendi kontrolüne al. Gizli Ermenilerin üzerinden geç, yoksa kötü olacak” demiştim. Hiçbir işe yaramamıştı…

Nedir bu öteleme, nedir bu rahatlık

Sahaya bakıyorum da aradığım manzarayı göremiyorum. Nedir bu öteleme, nedir bu rahatlık, nedir bu özgüven böyle… Neyi bekliyoruz gerekenleri yapmak için, anlayamıyorum ben… Her şeyi bu kadar hazırlamışken, yaşanabilecek her türlü senaryoya hazırlanmışken neden, ne için, kimi, neyi bekliyoruz.

Ben mesajımı vermiştim. Artık konseylerin içindeki karar ayrılıklarından çok daraldım. Bu böyle gidecekse, ne şiş yansın ne kebap ayarıyla ya da bir ileri iki geri adım ayarıyla yol alınabileceği kanaati hakimse, biz bu saçma sapan işe hiç karışmayalım ve yolumuza bakalım.

“Mfs onlarla yol alamaz, kısa sürede araları bozulacaktır.” diye kendinden emin şekilde planlar yapıp beklemeye geçmiş çok sayıda ülke ve lider var.

Sahada benimle beraber hareket eden vatanseverler de şaşkınlar, sahadaki manzaradan memnun değiller. Bir de bu dengeler arasında vatansever kişileri de oyundan aynı anda düşürebileceğine inanmış, planlarını buna göre yapmaya çabalayan, bu nedenle de işleri ağırdan alan üst isimlerin olması, her şeyi berbat edecek gibi duruyor.

Herkes duruşunu bir gözden geçirsin, nihai kararını verip ona göre dik dursun ve biz de ya tamam ya devam diyelim.

Putin, HDP/PKK/YPG terör teşekkülünün yok edilmemesi için bir mücadele vermeyi planlıyor.

Putin “Tayyip HDP’yi kapatamaz, PKK’yi yok edemez.” düşüncesinde ama büyük yanılıyor. Rusya da eski Rusya değil. Rusya’nın/Putin’in bu meselede etkin rol oynaması mümkün değil. Buna izin vermeyeceğiz. Rusya’ya kazandırdığımız pek çok şeyi, ifade ettiğimiz gibi kısa sürede kaybetmesini sağladık. Şu anda dünyada on ay önceki bir Rusya bile yok. Ne o itibar, ne o güçlü duruş, ne o caydırıcılık, ne o cesaret, ne o istihbarat gücü, ne o kıvrak siyaseti kaldı. Biz yolumuzu ayırdıktan sonra dünyanın dört bir yanında ve pek çok meselede Rusya’nın aleyhine gelişmeler yaşandı ve yaşanıyor. Bu şartlardaki bir Rusya, Türk milletinin başına bela olan bir terör ve ihanet teşekkülünün yok olmaması için varlık gösterir ve hamleler yaparsa bu, Rusya’nın erime hızını artırır. Biz, bunu sağlayabilecek bir güçteyiz. Rusya’nın böyle bir hatasını çok iyi bir fırsat olarak görür ve değerlendiririz.

Ülke olarak hemen şimdi yapmamız gereken bir hamle var; HDP/PKK/YPG ile Rus mafyaları ve hükumeti arasında kara para sahasındaki organik bağ denilebilecek kadar kuvvetli bağlara neşter vurmak. Rusların, kara para sahasında, içimizdeki Ermenistan ile kurduğu kuvvetli bağlara da neşter vurmak.

İçimizdeki Ermenistan, bu meselede Ruslarla paslaşarak hamleler yapmaya başlarsa, başladıkları gibi içimizdeki Ermenistan’a en tepeden darbeler vurmaya başlayacağız.

Mehmet Fahri Sertkaya

Enis, Türkiye’deki en büyük teröristlerden ve hainlerden biridir.

HDPKK’ye icap eden operasyonların yapılabilmesi ve netice elde edilebilmesi için ilk olarak müdahale edilmesi gereken kişilerden biri de Enis Berberoğlu’dur.

Enis, Türkiye’deki en büyük teröristlerden ve hainlerden biridir. Kaç bin kişinin şehit olmasına sebep olduğunu kendi bile bilmiyordur. HDPKK üzerinde en çok kontrolü/nüfuzu olanlardan biridir. Hatta bu terör ve ihanet teşkilatıyla kaynamış biridir.

Bu terör teşkilatıyla birlikte türlü kara para işlerinde faaliyet gösteren biridir. Bağlantıları hem Türkiye’de hem de Türkiye dışında çok geniştir. Türkiye’nin, Türk milletinin aleyhine olan her ne ve kim varsa Enis oradadır/onlarladır ve hayatı boyunca bu böyle oldu.

Terörün en tepe isimlerinden biri olan, HDPKK’nin en üst yöneticilerinden de biri olan Rahip Brunson ile de çok sıkı işbirliği halindedir. Onu, Enis’i anlatmak için aslında kitap yazmak gerekir. Memlekette onlarca senedir sebep olduğu acıları, yıkımları, gözyaşları, zarar ve ziyanı, ihanetleri özetlemek için bile kalınca bir kitap yazılmalı.

Şu Tayyip’in hayatı boyunca aldığı birkaç doğru karar varsa, biri de Enis’in cezalandırılmasını sağlamak kararıydı. Gizli Ermeni cemaatinin en etkili isimlerinden biri de olan Enis’in tahliyesi hukuk dışı şekilde sağlandı. Anayasa Mahkemesi’nin Enis’in lehine karar almasında Türkiye içinden yüksek sayıda hainin/teröristin, ayrıca Türkiye dışından yüksek sayıda Türk/Türkiye düşmanının payı oldu. Evet, Anayasa Mahkemesinin Enis Berberyan kararı, hukuki bir karar değil, siyasi bir karardır.

Basında, medyada, sosyal medyada bu süreç boyunca Enis’i destekleyenler ve halkı kandırarak, gerçekleri gizleyerek, bir terör ve ihanet ağının tarafını tutarak yönlendirmeler yapanlar da aynı ihanet güruhunun mensubu olan kişilerdi. Bu nedenle “HDPKK aslında bir paralel devlet teşkilatıdır ve ancak FETÖ benzeri bir operasyonla hakkından gelinebilir.” dedim. Enis, adaletin gereği olarak ivedilikle yeniden cezaevine konulmalı, HDPKK operasyonları genişletilerek devam ettirilmeli, Enis için basında, medyada, sosyal medyada bu güne kadar art niyetli yönlendirmeler yapanlar ve bundan sonra yapacaklar hakkında, suçu ve suçluyu koruyanlar hakkında da işlemler yapılmalı.

Mehmet Fahri Sertkaya

Küstah fitneci…


Hep aynı oyunlar… İçimizdeki İsrail’in bir grubunun Sözcü’sünün yazarı gizli Yahudi Yılmaz Özdil, asırlardır klasikleştirdikleri bir taktiği yine denedi. Yeri geldiğinde herkesten fazla Türklük, Müslümanlık, vatan, ahlak vurgusu yapıp durdukları halde hayatları/işleri ile sözleri hep birbirine ters olan bu hainler, göründükleri gibi olmadıkları iyice fark edildiği ve sıkıştıkları zaman Alevilik kartını sinsice kullanmaya devam ediyorlar. Yahudiliklerini, Türk ve İslam düşmanlıklarını Alevilik maskesiyle örtmeye çabalıyorlar.

Türkiye’deki en büyük vatan, millet, din düşmanlarından biri olan gizli Yahudi Yılmaz Özdil, kendisi için “Öldüklerinde cesetleri camiye sokulmasın” diyen öğretim görevlisi Doç. Dr. Ebubekir Sifil’e, “Camiye almazsan, cemevinden kaldırırlar, müsterihim. Sen düşün!” yanıtını verdi.


Yalova Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Doç. Dr. Ebubekir Sifil, isim vererek Yılmaz Özdil ve Cüneyt Akman’ın cesetlerinin camiye sokulmamasını söylemiş ve “Diyanet İşleri Başkanlığı’na bir teklif: Başta Yılmaz Özdil ve Cüneyt Akman olmak üzere dinî sembol ve değerlerle, duayla, namazla… alay edenler, kim olurlarsa olsunlar, öldüklerinde cesetleri camilerimize sokulmasın, cenaze namazları kılınmasın” ifadelerini kullanmıştı.

Mehmet Fahri Sertkaya

Gülen’in Korona olduğu iddiaları doğru değil…

Soyunun bir yanı Yahudi bir yanı Ermeni olan Fethullah Gülen’in “korona” olduğu iddiaları gerçek değil.

Bir süredir bize büyüler yapıp/yaptırıp duruyordu. Son günlerde fena halde çarpıldı. Vatikan’da Papa’nın da bize karşı Satanist büyü ayinleri yaptığı gün Gülen de bu işlerin içindeydi ve o da fena çarpıldı. Sonraki günler boyunca da çarpılıyor.

FETÖ’nün üst isimleri zaten Gülen’in korona olmadığını açıkladılar. Lakin görüntüler ve ifadeler Gülen’in gerçekten de korona olmadığını, insanların içinde bulunup karantinaya alınmadığını zahir etse de ölmekten beter halde olduğu gerçeğini de gözler önüne seriyor. Nedim Şener de bu gerçekleri gözler önüne seren bir yazı yazmış ki bekliyorduk bir yerden bir şekilde zahir olmasını… Yazıda Fethullah’ın beden sağlığının da bilincinin de çok fena halde olduğunu anlamaya yarayacak ifadeler var.

Mehmet Fahri Sertkaya

Ümidinizi kaybetmeyin. Tekrar geri gelebilir.


Pes etmeyin. Kalp masajına devam edin. Ümidinizi kaybetmeyin. Tekrar geri gelebilir.


Yüz milyarlarca cin kabilesi de araya girse ve mani olmak istese, İblis bile bedenini önüne siper etse, üfürükçüler takımı haber alıp korumak için çırpınsa, ben mühleti biteni yine de Azrail’e teslim ederim. Azrail (a.s.) ile çok ama çok sağlam bir hukukum var. Son zamanlarda bu hukuk daha da kuvvetlendi. Bu devirde kendisiyle birlikte çoookkk cin ve insan şeytanlarının ölmesine vesile oluyoruz, olacağız. Bundan sonra münafıklara da acımak yok.


Siz de fark ettiniz mi?

Türkiye’de ve dünyada ne çok eski bakan, eski devlet başkanı ölür oldu. Cemaatimizdeki münafıklar da dökülmeye başladı. Az önce, en önlerde koşan ve onlarca senedir baş belası olan ve iliklerine kadar Akademi Dergisi düşmanı olan bir münafık daha mı öldü?

Merhum Arif Ahmet Bey Ağabeyimiz ten gözüyle görmüş olsaydı ne kadar da mutlu olur ve bize yine hayır dualar ederdi.

Bize yapılan yüz binlerce büyüden biri…

Haberde iddia edildiği gibi bağlama büyüsü maksadıyla yapılmadı bu canavarlık… Yapanlar da Müslüman gibi görünen gizli Ermeni-Hristiyan hainler… Bizi durdurmak için dünyanın her yerinden ve çok farklı kesimlerden bir gün içinde yüz binle büyü yapılıyor. Sadece bu gün iki binden fazla büyücü öldürdük.

Şu günlerde de dünya genelinde Satanistler büyüleri en çok yapan kesim ve kendileri çarpıldığı için büyü ayininde kurban etmek istedikleri insanlardan sağ kurtulanlar oldu.


Ohooo… Ne kadar da geriden geliyorlar. Hamaney çoktan öldü. Takipçilerimiz mevzuyu biliyorlar. Yeni takipçiler de kanalımızın arama kısmında “Hamaney” yazıp aratmalılar.


Haber metninden:

İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in sağlık durumunun ağırlaştığı ve hayatını kaybettiği iddiaları sosyal medyada gündem oldu. Hamaney’in hayatını kaybettiği iddialarına ilişkin hiçbir resmi açıklama yapılmazken, Hamaney’in yetkilerini oğluna devrettiği iddia edildi.

17 Temmuz 1939 yılında dünyaya gelen Ayetullah Ali Hamaney, İran İslam Devrimi’nin gerçekleşmesinin ardından İslam İnkılabı Yüksek Şurası üyeliğine atandı. 1979 yılında İran Savunma Bakan Yardımcısı olan Hamaney, Tahran milletvekili olarak da meclise girdi.

Mehmet Fahri Sertkaya