“Zelenskiy’den gövde gösterisi. Tehlikeli sınıra kadar ilerleyip boy gösterdi.” başlığı atılması gereken bir habere “Zelenski zikzak çizerek kaçtı” başlığını atmak ve algıları değiştirip gerçeği çarpıtmak gazetecilik ise, kahrolsun gazetecilik. Yıkılsın, viran olsun, en küçük bir parçası dahi kalmasın.
Bu nasıl bir terbiyesizliktir. Bir devlet sistemi, vatandaşlarını bu kadar aleni şekilde kandırmak isteyen ve başka ülkelerin menfaatleri icabı mühim konularda algı yönlendiren sözde gazetelere nasıl tepkisiz kalabilir. Sözde Milli Gazete, Ortodoks Hristiyan dünyasına ve dolayısıyla Ruslara mı çalışıyor. Büyük bir tepki alacağını bildiği halde neden şu kritik anda Ukrayna’yı ve Zelenski’yi küçük düşürmek için çırpınıyor. Başlıktan “kaçtı” deniliyor ama haber metni içinde bunu tekrar edemiyor. Zelenski’nin Rus yanlısı ayrılıkçıların keskin nişancı ateşlerine hedef olabileceği bir bölgeye kadar gittiği, oradan daha güvenli bir alana geçene kadar zikzak çizerek koşmaları gerektiği ifade ediliyor. Yani olması gerekeni yapan bir Zelenski var, yazılması gerekeni haber metni içinde yazan ama üst başlıkta algı oyunları yapan bir Zilli Gazete var.
İçi tıka basa gizli kimlikli vatan hainleriyle, en çok da gizli ortodoks hristiyanlarla dolu olan Zilli gazetenin son zamanlardaki tavırları, zamanında “kartel basını” denilen gizli Yahudi basınının Müslümanlara karşı sınır tanımaz tavırlarından hiç farklı durmuyor. Anlaşılan o ki şu sözde Milli Görüş denilen pisliğin gerçek yüzünü iyice gün yüzüne çıkartmanın ve önde gelen aktörlerini dosyaları ile birlikte toplayıp almanın vakti gelmiş.
“Zelenskiy’den gövde gösterisi. Tehlikeli sınıra kadar ilerleyip boy gösterdi.” başlığı atılması gereken bir habere “Zelenski zikzak çizerek kaçtı” başlığını atmak ve algıları değiştirip gerçeği çarpıtmak gazetecilik ise, kahrolsun gazetecilik. Yıkılsın, viran olsun, en küçük bir parçası dahi kalmasın.
Bu nasıl bir terbiyesizliktir. Bir devlet sistemi, vatandaşlarını bu kadar aleni şekilde kandırmak isteyen ve başka ülkelerin menfaatleri icabı mühim konularda algı yönlendiren sözde gazetelere nasıl tepkisiz kalabilir. Sözde Milli Gazete, Ortodoks Hristiyan dünyasına ve dolayısıyla Ruslara mı çalışıyor. Büyük bir tepki alacağını bildiği halde neden şu kritik anda Ukrayna’yı ve Zelenski’yi küçük düşürmek için çırpınıyor. Başlıktan “kaçtı” deniliyor ama haber metni içinde bunu tekrar edemiyor. Zelenski’nin Rus yanlısı ayrılıkçıların keskin nişancı ateşlerine hedef olabileceği bir bölgeye kadar gittiği, oradan daha güvenli bir alana geçene kadar zikzak çizerek koşmaları gerektiği ifade ediliyor. Yani olması gerekeni yapan bir Zelenski var, yazılması gerekeni haber metni içinde yazan ama üst başlıkta algı oyunları yapan bir Zilli Gazete var.
İçi tıka basa gizli kimlikli vatan hainleriyle, en çok da gizli ortodoks hristiyanlarla dolu olan Zilli gazetenin son zamanlardaki tavırları, zamanında “kartel basını” denilen gizli Yahudi basınının Müslümanlara karşı sınır tanımaz tavırlarından hiç farklı durmuyor. Anlaşılan o ki şu sözde Milli Görüş denilen pisliğin gerçek yüzünü iyice gün yüzüne çıkartmanın ve önde gelen aktörlerini dosyaları ile birlikte toplayıp almanın vakti gelmiş.
Nüfusunun tamamına yakını Budist olan bir Asya ülkesi ile yaptığım görüşmenin tek taraflı bir kısmını dinleyebilirsiniz. Her zaman olduğu gibi bu da irticalen/doğaçlama yapılmış bir konuşmadır.
Nüfusunun tamamına yakını Budist olan bir Asya ülkesi ile yaptığım görüşmenin tek taraflı bir kısmını dinleyebilirsiniz. Her zaman olduğu gibi bu da irticalen/doğaçlama yapılmış bir konuşmadır.
MFS talks – a Buddhist Asian country
You can listen to a one-sided part of my conversation with an Asian country whose population is almost entirely Buddhist. As always, this is an improvised speech.
Hala dostane ilişkiler kurmak istediğim Putin, şu rezaletin ardından da Rusya’nın içindeki Ermenistan’ı (Ermeni lobisini ve ihanetlerini), en başta da bir Ermeni olan Lavrov’u ezip geçme duruşunu/kararlılığını bütün dünyaya hemen sergilemezse, Türk ve Rus milletleri açısından büyük bir talihsizlik yaşanmış olacak. Putin, Rusyanın ve dünyanın tarihi bir kırılma anında, akıl almaz yanlış kararlar almış bir Rus lideri olarak tarihe geçecek.
Mensubu bulunduğu, ekmeğini yediği devlete/millete ihanet eden bu hain Ermeniler maksatlarına ulaşmış olacaklar. Hiç gerekmediği halde Türkiye ile Rusya 3. dünya savaşında karşı cephelerde olacaklar.
Benim yapacağım budur, bu kadardır. Aslında Rusya siyasetinde dönen oyunların bu şekilde olduğunu çoktan anlattım, gözler önüne serdim ve Putin’in bu vakte kadar beklemesi bile vahim bir hataydı.
Rusya, içindeki Ermenistan’ı temizlemeyecekse bile biz içimizdeki Ermenistan’ı yok edeceğiz. Türk görünerek asırlardır dinimize, örfümüze, kültürümüze, ahlakımıza, sağlığımıza, vatanımıza, canımıza kasteden ve zararları saymakla bitmeyen bu hain güruhun daha fazla varlıkta kalması da beklenemez.
Hala dostane ilişkiler kurmak istediğim Putin, şu rezaletin ardından da Rusya’nın içindeki Ermenistan’ı (Ermeni lobisini ve ihanetlerini), en başta da bir Ermeni olan Lavrov’u ezip geçme duruşunu/kararlılığını bütün dünyaya hemen sergilemezse, Türk ve Rus milletleri açısından büyük bir talihsizlik yaşanmış olacak. Putin, Rusyanın ve dünyanın tarihi bir kırılma anında, akıl almaz yanlış kararlar almış bir Rus lideri olarak tarihe geçecek.
Mensubu bulunduğu, ekmeğini yediği devlete/millete ihanet eden bu hain Ermeniler maksatlarına ulaşmış olacaklar. Hiç gerekmediği halde Türkiye ile Rusya 3. dünya savaşında karşı cephelerde olacaklar.
Benim yapacağım budur, bu kadardır. Aslında Rusya siyasetinde dönen oyunların bu şekilde olduğunu çoktan anlattım, gözler önüne serdim ve Putin’in bu vakte kadar beklemesi bile vahim bir hataydı.
Rusya, içindeki Ermenistan’ı temizlemeyecekse bile biz içimizdeki Ermenistan’ı yok edeceğiz. Türk görünerek asırlardır dinimize, örfümüze, kültürümüze, ahlakımıza, sağlığımıza, vatanımıza, canımıza kasteden ve zararları saymakla bitmeyen bu hain güruhun daha fazla varlıkta kalması da beklenemez.
Sözü uzatacak, tekrara girecek değilim. On yıldan fazla süredir beni takip edenler her şeyi biliyorlar. Üçüncü dünya savaşının Hitler’i benim… Çok ama çok büyük temizlikler yapacağım. Dünyayı yaşanmaz bir yere dönüştüren, gözyaşına ve kana boğan herkese cezasını keseceğim. Bu kadar açıkça yazıyorum. Aslında anlaşılacak şekilde yazmıştım, anlayanlar çoktan anlamışlardı. Vaziyetin/şartların kritikliğini hala anlayamamış olanlar kaldıysa, daha da söyleyecek sözüm yok. Herkes safını seçsin.
If Putin, with whom I still want to establish friendly relations, does not immediately show the whole world his stance/determination to crush Armenia (Armenian lobby and betrayals) in Russia, especially Lavrov who is an Armenian and after he caused disgrace, he would be the leader that the reason of Turkish and Russian nations go through an experience of misfortune. Putin will go down in history as a Russian leader who made unimaginable wrong decisions at a historical break in Russia and the world.
Those treacherous Armenians will achieve their goals who betray the state/nation to which they belong and keep biting the hand that feeds them. Although it’s never wanted that Turkey and Russia will be on opposite fronts at World War III.
That’s what I can do, that’s it. In fact, I have already told and revealed that the schemes that are turning in Russian politics are like this. It was a grave mistake for Putin to wait until this time. Even if Russia does not annihilate Armenia in her, we will destroy Armenia within us. The treacherous clique cannot be expected to remain in existence any longer. Whose damages are too numerous to be counted who has been appearing as a Turk for centuries and has meant to our religion, our customs, our culture, our morals, our health, our homeland, our lives.
I am not going to beat around the bush. Those who have been following me for more than ten years know everything. I am the Hitler of World War III. I will clear off a lot of things around the world. I will punish all those who make the world an uninhabitable place, move people into tears and drench people in blood. I write so clearly. Actually, I wrote it understandably, those who did understand it already. If there are still those who have not understood the criticality of the situation/conditions, I have no words to say further. Everybody choose your side!
Siz Tuna’yi yazinca ben de size bununla alakalı birşey söylemek/sormak istiyorum.
Yillardir Avrupa’da mıntıkalardan bölgeye para intikali diye uygulama var. Ramazanda olsun, kış teberrüsü olsun, bahar teberrusu olsun çeşitli isimler altinda. İngiltere’ye geldiğimden beri bu uygulama neden var diye sorguladığımda merkezimizin uygulaması deniliyordu. Kalbimden itiraz etmek manevi zarar verir diye fazla ileri gitmek istemiyordum ama nasil başlamış diye bir ara sormuştum arkadaşlara.
Zamaninda Tuna bi ceza yemiş. O zaman o cezayi kapatmak için başlamiş. Öyle kalmış. Hala şu an bölge merkezi Batı Avrupa’ya gönderiyoruz. Biz küçücük bir şubeyiz. Mesela kendi harçlıgımızı zor çıkarırken hala yüzdelik sürekli bi kesinti yapılıyor. Bunlar normal mi?
Mehmet Fahri Sertkaya:
v.a.s. Hayır, normal değil… Aksine merkezin ve bölgelerin sizin gibi kısımları sürekli desteklemesi gerekiyor. Bu anlattığın yine biraz yenilir yutulur türden ama çok daha mantıksız ve herkesin “Neden” dediği uygulamalar da var. Vurdukları paranın haddi, hesabı yok. İhanetin sınırı yok. En ufak bir vicdan sıkıntısı çektikleri de yok. Paralar masonlara, Yahudilere, Türk ve İslam düşmanlarına akıyor.
Siz tunayi yazinca ben de size bununla alakalı bise soylemek/sormak istiyorum.
Yillardir Avrupada mintikalardan bölgeye para intikali diye uygulama var. Ramazanda olsun kış teberrusu olsun bahar teberrusu olsun çeşitli isimler altinda. İngiltereye geldiğimden beri bu uygulama neden var diye sorgulasam da merkezimizin uygulaması deniyor. Kalbimden itiraz etmek bile manevi zarar verir diye fazla ileri gitmek istemiyorum ama nasil başlamış diye bi ara sormuştum arkadaşlara.
Zamaninda tuna bi ceza yemis. O zaman o cezayi kapatmak için baslamis. Oyle kalmış. Hala şu an bölge merkezi batı avrupaya gönderiyoruz Biz küçücük bi subeyiz mesela kendi harcligimizi zor cikarirken hala yuzdelik sürekli bi kesinti yapılıyor. Bunlar normal mi
Mehmet Fahri Sertkaya:
v.a.s. Hayır, normal değil… Aksine merkezin ve bölgelerin sizin gibi kısımları sürekli desteklemesi gerekiyor. Bu anlattığın yine biraz yenilir yutulur türden ama çok daha mantıksız ve herkesin “Neden” dediği uygulamalar da var. Vurdukları paranın haddi, hesabı yok. İhanetin sınırı yok. En ufak bir vicdan sıkıntısı çektikleri de yok. Paralar masonlara, Yahudilere, Türk ve İslam düşmanlarına akıyor.
Salim Dağ ile ve cemaatimizdeki türlü münafıklarla arası hep iyi olan, metafizikle çarpılıp öldüğü güne kadar merkezimize hep baş belası olan, her türlü kötü ahlakı bulunan, bu hali sıfatına vuran ve sıfatına bakılamayan, huysuzluğundan/geçimsizliğinden yanına yanaşılamayan Halis Ece, gizli bir Ermeni ve Hristiyandı.
Ülkemizdeki gizli Ermeni/Hristiyan çeteleriyle bağlantılıydı. İyi de bir üfürükçüydü. Durmadan birilerine büyüler yapardı ama yaptığı kişiler çoğunlukla iyi kişiler, samimi kardeşlerimiz ve hocalarımız olurdu. İblis kadar kibirli, bencil, hasetçi biriydi. Kimin güzel bir huyunu ya da iyi/faydalı bir işini görse haset eder ve hemen büyü yapardı. Diğer münafıklar gibi Halis Ece de büyüklerimize sürekli büyüler yapardı. Bana da az büyü yapmadı.
Merkezi hiçbir zaman takmadı. Emirlere itaat etmedi. Son senelerinde üzerine çok gittim ve nihayet bu halini açıkça yazmak zorunda kaldı. Sayfalarını kapatmadı da “Burada hayırlı bir hizmet veriyoruz. Bunları kapatmaya kimin ne hakkı var.” şeklinde mesajlar yazdı.
İşte bunlar gerçek Süleymanlılar gibi göründüler, senelerce dipleri oyuldu ve son çare olarak Akademi Dergisi’nin yasaklandığı şeklinde bir oyun oynadılar.
Seneler boyunca cemaatimizin Trakya idareciliğini yapmış olan Süleyman Akbulut da bir gizli Yahudidir.
Aynı hain ekibin içindedir. Kendi kızını, gizli bir Yahudi olduğunu çok kesin şekilde bildiği Fatih Ülgen’e gönül rızasıyla vermiş bir kişidir.
Salim Dağ, Yusuf Büyükgöze, Süleyman Akbulut, Hasan Arıkan, Hüseyin Kumaş, Hüsnü Yılmaz diye saymaya başlasak, uzun bir listeyi sıralamak gerekir. Bunların hepsi gizli Yahudi ya da gizli Ermeni kökenli kişiler değiller ama hepsi açıkça hainler. Merhum Arif Ahmet Bey Ağabeyimiz, sağlığında Hüseyin Kumaş’ın yasaklama yazısını bütün teşkilata dağıttırmıştı. Bütün müesseselerimize girmesi, programlara katılması yasaklanmıştı. Bu yasaklama, Akademi Dergisine yapıldığı gibi hileli, metnin üzerinde sonradan oynama yapılmış bir yazı değildi, gerçekti. Merhum büyüğümüz daha fazla tahammül edemez hale gelmişti. Sonra içimizdeki bu hain çete çok baskı yapınca, hizmette aksamalar olmasın, iç fitne çıkmasın, zamanı beklensin, bunların biraz daha mühletleri dolsun diye Hüseyin Kumaş’ı tekrar cemaatimize kabul etmişti.
Merhum büyüğümüz Kemal Bey Ağabeyimizin yasakladığı/uzaklaştırdığı, emirine isyan halinde can veren, cemaatinden tart edilmiş halde can veren, yazdığı kitaplar yalanlarla ve uydurmalarla dolu olan Mehmet Emre’yi, ölüp gitmesinden seneler sonra bile sohbetlerinde öven, yere göğe sığdıramayan Hüseyin Kumaş, bunu aldanarak yapmıyordu, yapmıyor. Kalpler bir… Niyetler bir… Bu, onlarca senedir böyle…
Merhum büyüğümüz Arif Ahmet Bey Ağabeyimiz, Ali Kangel’lere on seneden fazla süre tahammül etmiş, yasaklamalarını ötelemişti. Bu kadar büyük oyunlara karşı oyunlar kurarken, bu kadar fitnelere sabırla mani olmaya çalışırken kendi sıhhatini bozmuştu.
Sultan Abdülhamid Han, kendisi aleyhinde Avrupa basınına sürekli makaleler gönderen ve çok büyük sıkıntılara sebep olan, sekiz dil bilen bir baş belası ve hain Ermeni’yi Saray’a tercüman olarak atamış, iyi de maaş vermiş ve zararını asgariye indirmişti.
Dostuna yakın ol, düşmanına daha yakın…
Allah ihmal etmez, imhal eder yani mühlet verir ama çok sayıda hainin mühletleri artık bitti. Şimdi, cemaatimizdeki temizlik yaşanırken muhterem büyüğümüzü karşısına alacak olan herkes bilsin ki beni karşısına almış olacak. Ben de şuradan yazıyorum ki hepsinin üzerinden geçeceğim. İşte meydan…
Cemaatimiz içinde hemen herkesin duyduğu bildiği Yusuf Büyükgöze aslında Yahudi kökenli bir kişidir.
Cemaatimizin içine sızıp yükselmiş çok sayıdaki hain gizli Yahudilerden biri… Soyadı bile bir kodlama olan Büyük Yusuf, hiçbir zaman bu yolun gerçek bir mensubu olmadı. Yahudilerle, Masonlarla halen bağlantılı. Bu güne kadar binbir türlü zarar ziyana sebep olduğu gibi Akademi Dergisi hakkında uydurma, gerçek dışı bir yasaklama yazısının dağıtılması kısmında, bu alçaklığı yapan hainlerle ittifak halindeydi. Gizli Yahudi Salim Dağ ile de çok yakındı, beraber ihanetler ederlerdi.
Büyüklerimizin emirlerinin cemaatimizin tabanına tam ve doğru manasıyla ulaşmasına hep maniler çıkarttılar, çıkartıyorlar. Ayrıca tabanın vaziyetinin ve meselelerinin büyüklerimize tam ve doğru haliyle aktarılması kısmında da kasten sorunlar çıkartıyorlardı, çıkartıyorlar.
Bunların ihanetlerini, bu yola, bu davaya verdikleri zararları birkaç satırla anlatabilmek mümkün değildir.
Gizli Ermeni ve Hristiyan Ekrem İmamyan’ın camide protesto edilmesi bir yandan rahatsız edici olsa da bir yandan sevindirici.
İnsanların siyasetçileri camide protesto etmesi, cami gibi kutsal bir mekanda böyle gerilmelerin olması son derece rahatsız edici. Lakin bir taşma noktası yaşanmış gibi…
Ülkemizdeki gizli Ermeni ve Hristiyan çetelerinin, yüz yıldan fazla bir süredir, kendilerini Türk ve Müslüman göstererek yaptıkları ihanetler, Akademi Dergisi sayesinde artık milletimiz tarafından iyice fark edildi, öğrenildi. Kemalistlik, çağdaşlık, cumhuriyet, demokrasi gibi uydurma/zorlama ve bir fayda vermemiş/vermeyecek sistemler/tabirler sayesinde üstü örtülü bir Türk ve İslam düşmanlığı sergilenebilecek şartlar artık bu ülkede yok. Aslında oyun çoktan bitti…
Buna rağmen bile bir yandan Müslüman ve Türk görünen, camiye ve cuma namazına giden, şehitliklerimizi ziyaret eden, zaman zaman dini referanslarla konuşan bir Ekrem İmamyan varken… Bir yandan da teröristlere açıkça destek veren, terörle özdeşleşmiş HDPKK’nin kapatılmaması için kendini paralayan, İslam dininde lanetlenmiş ibneliği ve seviciliği bile açıkça savunan, bu kadar ileri seviye bir çirkinliği medenilik gibi göstermeye çalışan, adeta yarı zamanlı Müslümanlık icad etmişçesine günün bir kısmında Müslüman, bir kısmında azılı İslam düşmanı tavırları sergileyen bir Erkem İmamoğlu var.
Bu şartlarda, zaten bunların aslında Türk ve Müslüman olmadıklarını… Türk’e ve Müslümana düşman olduklarını… Sinsice bütün kurulu düzeni bozmuş ve nesillerdir insanlarımızı dünya ahiret felaketlerine kasten sürüklemiş ve hala sürüklemeye devam eden kişiler ve teşkilatlar olduklarını… Ahlakı, dini ve lisanı yıkmak, tarihle bağımızı kopartmak isteyen muzır varlıklar olduklarını bilen milletimiz daha ne yapsın…
Artık tepkiler cami içinde bile görülüyorsa, birileri durup sebebini samimiyetle sorgulamalı. Samimiyetsiz bir şekilde bir teröristleri savunan bir Müslüman rolü oynayıp cuma namazına giden çift kimlikli bir haine bu tepkiyi sergileyen vatandaşa ne denebilir. “Çok iyi yaptın, bu samimiyetsiz ve art niyetli tiyatroya çok iyi bir müdahalede bulundun, zaten herkesin söylemek istediklerini söyledin ama keşke camide demeyeydin” denir.
Şu anda CHPKK’yi, HDPKK’yi, DEVA Partisini, Gelecek Partisini, Türk Tabipleri Birliği’ni, bazı mühim adli makamları, İstanbul, Ankara, İzmir Büyükşehir Belediyeleri dahil olmak üzere pek çok belediyeyi ve ayrıca basın/medya sektöründe pek çok kuruluşu ve ayrıca kara para sahasında pek çok mafyayı kontrollerinde tutan gizli Ermeni ve Hristiyan çetelerine gerekli müdahaleler yapılmalı. Bu müdahale camideki vatandaşa bırakılmamalı. Adli makamlar ve ayrıca siyasi yetkililer bunlara gereken karşılıkları vermeli. Bunların millet nazarında desteği hiçbir zaman olmadı ve şu anda da yok.
Zaten son haftalarda Ekrem İmamoğlu “Aniden kurulan yeni ve büyük dengeler içinde biz gizli Hristiyanlar bu ülkede sonumuzun geldiğini, gücümüzü/sistemimizi kaybedeceğimizi anladık. Şimdi tamamen yıkılmadan önce ne kadar damara bassak, çirkinleşsek, mevzu çıkartsak , nefsi tavırlar sergilesek o kadar içimiz soğur” tarzıyla/düşüncesiyle tavırlar sergiliyormuş gibi hava var. Şayet böyle değilse ya ayık gezmiyor ya da kafasına çok sert bir şey düşmüş de akli dengesi darbe almış olmalı.
Türlü ihanetlerin, türlü kara para işlerinin içinde olup da onlarca farklı suçlamayla ağır ceza mahkemelerinde acilen yargılanması gereken, siyasi dokunulmazlığı da bulunmayan Ekrem’in, son zamanlarda karşıtlarının damarına basmak istercesine aldığı kararlar ve sergilediği tavırlar, bence “Bittik biz, bu nasıl oldu. Başlarım böyle işe” deyip hiçbir şeyi hesap etmeden çılgınlık sergileyen mahalle serserilerinin tavırlarından hiç farklı değil. Bakalım kimin elinde kalacak.