Etiket arşivi: AKPKK

Hiç kimse kendini yalnız zan etmesin ve geri adım atmasın

AKPKK’nin resmi kimlikli militanları, görgü şahidi pek çok vatandaşımızı önce para teklif ederek caydırmak, şikayetten ya da şahitlikten caydırmak isteyecektir. Olmayınca tehdit yolunu seçeceklerdir. Her ikisi de büyük suçtur ve böyle teşebbüsleri de ayrıca video kayıtlarıyla ve şahitlerle ispatlanabilir.

Hiç kimse kendini yalnız zan etmesin ve geri adım atmasın. Ortadaki tek sorun organizasyon sorunu ve o da kısa sürede çözülecek.

Mehmet Fahri Sertkaya

Allah Allah, ne kadar da tuhaf…

Ankebut Ağının AKPKK projesi gerçekleştirilirken belli başlı “seçilmiş” kişileri Tayyip’in sağına soluna yerleştirdiler, kim değişirse değişsin, onlar değişmedi. Birkaçı çok açık verince, istemeye istemeye oyundan alındı. Diğerleri hala yerlerindeler.

Onlardan biri de baştan beri CIA’ya hizmet eden, ne büyük bir hain ve kara paracı olduğunu sahadaki herkesin bildiği Ömer Çelik değil mi?

Bu paylaşımda “millete hizmet” mi demiş, çıkıp sahadaki herkese ahlak dersi vermeye mi çalışmış, ayıp/günah bir şeylerden mi bahsetmiş yoksa paylaşım yapılırken teknik bir hata mı olmuş, hesabı başka birinin eline mi geçmiş, neler dönmüş böyle…

Bilmeyen de Ömer Çelik’i ak sütten çıkmış ak kaşık zan eder.

Bu kadar da pervasızlık olmaz, insanın morali bozuluyor. Ahlak öğretmek, devleti müdafaa etmek, tartışmalı bir meselenin adaletli tavrını sergilemek Ömer Çelik gibilere mi kaldı. Son derece ayıp… Her görüşten, her inançtan olan koca millet, hep bir ağızdan aynı şeyi söylerken hatta haykırırken “AKPKK karşıtlığında” ortak bir temel/payda mı bulmuşlar ve “Ahlak, sınır, kural tanımayacağız, her türlü yalan ve iftira serbest olacak” diye mi anlaşmışlar? Yoksa Ömer Çelik gibi kapkara olduğu halde bembeyaz gözükmeye çalışan utanmaz herifler, bu milletin öfkesini patlatmayı mı deniyorlar.

Çok oldular. Gerçekten çok haddi aştılar. Kapatsınlar o çenelerini, 80 küsur milyonun tamamı ahmak da ahlaksız da sınır/kural tanımaz kişiler de değil. Maskeler çoktan indi, maskelilerin oyundan inme vakti, böyle ahmaklıkları yüzünden hızlanıyor.

Çok yakın zamanda, devlet/millet görevlisine saygıda hiç kusur etmemiş bu milletin fertlerinin “Kes sesini pislik herif, hain herif! İnsan değil misiniz siz, ne biçim şeysiniz. Şeytanlaşmışsınız. Bizi çıldırtmak için mi böyle yapıyorsunuz” diye her yerde Ömer gibilere tepki göstermeye başlayacağını öngörebiliyorum.

Mehmet Fahri Sertkaya

Zaten bu yüzden on yıldır “AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütü” dedik

Devletin/milletin imkanlarını, ülkesindeki harpten, vatan savunmasından, namus savunmasından kaçmış 3-5 milyon sözde mültecinin, onursuz harp kaçkınlarının ayaklarının altına ser…

Sonra ülkende felaketler olunca, kurumların, kuruluşların hemen milletin eline bakacak kadar aciz ve güçsüz olduğu böyle gözler önüne çıksın…

Neresinden bakılırsa bakılsın ihanet, devlet ve millet düşmanlığı…

Bu günlere planlana, planlana, adım adım getirildik. Zaten bu yüzden on yıldır “AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütü” dedik.

Mehmet Fahri Sertkaya

Ne diyeceklerini, ne yazacaklarını, ne yapacaklarını şaşırdılar

AKPKK bu kadar aleni şekilde suç üstü olunca, yangınları bilerek isteyerek söndürmediği ve devletin gücünün kullanılmadığı herkes tarafından görülünce, yandaşların, şakşakçı takımının da devreleri yandı. Ne diyeceklerini, ne yazacaklarını, ne yapacaklarını şaşırdılar.

İlahiyatçı Prof. Dr. Yunus Vehbi Yavuz, yangınların söndürülmeyeşinde FETÖ kokusu aldığını yazdı.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bir AKPKK klasiği…

Bu kadar vicdansızı, bu kadar ahlaksızı, bu kadar insan şeytanını memleket genelinde kim teşkilatlandırdı da milletin/devletin başına geçirdi.

Millet “Yanıyoruz, ölüyoruz, devlet yok” diye her bir yandan feryat ederken, AKPKK’li Gündoğmuş Belediye Başkanı, nerede ise bütün yetkili AKPKK militanlarının tavırlarına benzer bir tavırla çıkış yaptı ve milletin sinir sistemine bir büyük atom bombası daha bırakılmış oldu.

“TOKİ tarafından 20 yıl ödemeli, çok cüzi faizlerle evleri tekrar yapılacak. Eski evleri olanlar ‘keşke benim de evim yansaydı’ diyecekler!”

Mehmet Fahri Sertkaya

“Durun, durun” diye yalvarıyorlar

Dünyanın dört bir yanından yalvarma sesleri duyuyoruz. “Durun, durun” diye yalvarıyorlar. Sizlerin metafizikçileri de duyuyorlar mı?

Bundan böyle AKPKK’ye yapılan her gider, bizim hoşumuza gider.

Bizimle iyi geçinildikten sonra, Türkiye ile AKPKK arasındaki fark gözetildikten sonra, isterse bir ya da birkaç güç unsuru AKPKK’yi ezip geçsin hatta isterse bu gün yıksın, hiç sıkıntı etmeyiz.

Ben yıkmam, çünkü bu millet de masum değil ve çekeceği var. Ayrıca ben böyle bir enkazı devir almam.

Mehmet Fahri Sertkaya

Soysuz Peker’i de eline düşürmek istiyor

Soysuz Peker’i de eline düşürmek istiyor

Soysuz, Sedat Peker’le de gizlice anlaşmak istedi. Sedat’a teklifler yapıldı. Yeni bir Türkiye kurulacağı ve bu yeni Türkiye’de AKPKK’nin ve Türkiye’nin başında Soysuz ile çetesinin bulunacağı söylendi.

Sedat’ın Türkiye’ye getirilmeyeceği, cezaevine konulmayacağı, Sedat’ın kara para işlerine Türkiye’de hiç sorun çıkartılmayacağı, yurt dışına para transferlerinde de sorunlar yaşatılmayacağı, bulunacağı ülkelerde rahat etmesinin ve güvenliğinin sağlanacağı gibi sözler verildi.

Bunlara karşılık olarak da Tayyip’e vurması, Tayyip sonrasının hazırlandığı şu süreçte kendilerinden yana durması istendi.

Sedat, haftalardır devam eden mücadelesinde hep Tayyip’e zarflar attı ve onun Soysuz’u bitirmesini bekledi. Tayyip haftalarca sessiz kalarak vahim bir hata yapmışken, üstüne çıkıp haftalar sonra Soysuz’u açıkça savunacak kadar güçsüz ve çaresiz bir görüntü verince, Sedat da haklı olarak gemileri yaktı. Soysuz tarafı da bunu fırsata çevirmek istedi.

Ön görüşme seviyesinde devam ediyor şu anlarda ama Sedat, ani bir kararla Soysuz’a güvenirse Soysuz ona oyun kuracak. Hem Tayyip’i devirecek hem de MİT ve Hakan Fidan üzerinden Sedat Peker’i oyundan düşürecek. Öğrenebildiğimiz kadarıyla Soysuz – Fidan çetesi bu işte IŞİD teröristlerini de kullanacaklar.

Elbette ki Soysuz ve arkasındaki ülkeler, gizli servisler ve çeteler, ben varken planlarının başarılı olamayacağını biliyorlar. Bu nedenle bütün bu işleri çevirirlerken bir şekilde beni ve teşkilatımı hatta belki de cemaatimi de yok etmek, dağıtmak, cezaevlerine doldurmak isteyecekler.

Neresinden bakılırsa bakılsın, en fazla bir iki gün daha Tayyip böyle etkisiz eleman olarak kalırsa ve sahaya müdahale etmezse, öyle ya da böyle çok büyük olaylar yaşanacak. Çünkü biz hiçbir şeyden korkmadan dik dururuz ve iktiza edenler ne ise onları yaparız.

Öyle ya da böyle ortalık karışacaksa…

Bu güne kadar binbir türlü somut delil paylaşabilirdim. Ceza evi süreçleri bile yaşadım ama somut delilleri paylaşmadım. Sadece Libya’ya silah kaçırılan Amazon isimli geminin silah dolu haliyle videosunu/delilini paylaşmıştım ve bunu yaptıktan birkaç saat sonra da “Yanlış oldu bence… Delil paylaşmamamalıydım” diye açıkça yazı yazmıştım.

Şimdilerde, bunca iyi niyetimize ve bunca ikazlarımıza rağmen, resmen ipleri elinde tutan kişilerin, başta da Tayyip’in ısrarlı şekilde hatalı duruş/tavırlar sergilemesi ve sorunu kaynağından kesip söküp atmaması, zaten Türkiye’de ve dünyada sahanın çok büyük şekilde karışacağını gösteriyor.

O halde, bu güne kadar, saha çok karışmasın ve olaylar kontrolümüzden çıkmasın diyerek somut delil paylaşmamış olan ben, neden deliller paylaşmayayım.

Yarın ve öbür gün hala Soysuz o bakanlıktan alınmamışsa ya da istifa etmemişse, ben çok sarsıcı suçların, son derece somut ve sarsıcı delillerini paylaşmaya başlayacağım. İşe de evvela Soysuz’un emriyle öldürülen Silivri eski Emniyet Müdürü Hakan çalışkan dosyasını açarak başlayacağım. Delilleri her türlü sosyal ağ hesaplarından, ayrıca bloglarla sitelerden paylaşacağım gibi aynı anlarda ülkenin önde gelen birkaç adliyesine de teslim ettireceğim.

Soysuz, Hakan Çalışkan’ın gerçek katilidir

Yıllar önce anlatmıştım. Hakan Çalışkan, Soysuz’un emriyle öldürüldü. Bu işte mafya adamı gibi görünen MİT mensupları da kullanıldı. Emniyet Teşkilatının personellerinden de kullanıldı. İntihar görüntüsü de verildi. Resmi evraklarla da oynandı, deliller de karartıldı. Türlü vahim suçlar işlendi…

Basına yansıyanlar tamamıyla gerçek değil. Eksik, aksak, zorlama, çarpıtma dolu. Asıl mesele büyük bir uyuşturucu mafyasının en tepe isimlerinden biri olan Soysuz’un, çetesinin ve ayrıca oğlunun suç üstü olarak kısacık sürede yıkılabileceği bir sürecin başlamasına mani olmak meselesiydi. Bunu yaptılar. Çok safhasında da suç delillerini tamamen yok edemediler. Bu deliller sadece bende de değil, başkalarında da var.

Hakan Çalışkan öldürülmesinden aylar önce Akademi Dergisine, yazılarıma, mücadeleme denk gelmiş vatansever ve işini hakkıyla yapan dürüst bir kardeşimizdi. Soysuz’un oğlunun peşindeydi. Suç üstü yapmak ve buradan ilerlemek istiyordu. Çalışkan’ın bu işte paslaştığı geniş bir çevresi ve bağlantıları da vardı. Gizlice dosyalar oluşturulmuş ve safha safha ilerliyorlardı.

Artık Türkiye’nin ve dünyanın bunları delilleriyle duymasının, görmesinin vakti gelmiş mi, gelmemiş mi, bir iki güne belli olacak…

Soysuz her fırsatta delilleri ve şahitleri de yok ediyor. Şimdi bu yazdıklarımdan sonra, Hakan Çalışkan cinayetinde kullandığı MİT personellerini ve ayrıca Emniyet Teşkilatı mensuplarını da öldürtmek isteyecektir. Bu, neticeyi değiştirmez, çünkü çok somut deliller var.

Bu işte kullanılmış kişilere de yetkili makamlara sığınıp itirafçı olmalarını tavsiye ederim. Yoksa onlar için de yolun sonu görünüyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

20 bin Euro borç almış da yoluna bakabilmiş. Kim inanır?

20 bin Euro borç almış da yoluna bakabilmiş. Kim inanır?

Sedat Peker’in devasa bir zenginliği var. Bu zenginliğin kaynağı hep kara para işleri…

Bunları yavaş yavaş anlatırım ya da belki de toptan bir operasyon olur ve yargılama safahatında anlatılır, konuşulur. Lakin şimdiden anlatılması gereken büyük bir kısmı var.

U.S. Polo firması, Türkiye’de Aydınlı Grup ile çalışıyor. Aydınlı Grup başka markaların Türkiye’deki iş ortaklığını da yapıyor. Aydınlı Grup, yurt içindeki ve dışındaki mağazalarına ve depolarına araçlarla sevkiyat yaparken yüksek miktarda uyuşturucu da taşıyor. Bu grubun Türkiye’deki araçları ve mekanları organize şekilde uyuşturucu işinde kullanılıyor.

Sedat’ın en çok ve düzenli olarak para kazandığı yerlerden biri de bu U.S. Polo ya da daha doğru ifadeyle Aydınlı Grup… Sedat bu sistemin içinde, bu sisteme çalışıyor, destek veriyor. Adamlar buluyor/ayarlıyor, teslim alacak araçları ayarlıyor, mekanlar belirliyor, lüzumu halinde hukuk dışı şekilde silahlı adamlarla koruma sağlıyor. Kendi çetesi de uyuşturucuyu alıp satarken bu sistemi bir tedarikçi olarak muhatap alıyor.

Bir tripod ve bir kamera ile Türkiye’yi ve hatta dünyayı değiştirebileceğini zan eden burnu havada bu ahmak herif, bütün sahayı hepten boş mu zan ediyor, herkesi toptan ahmak mı zan ediyor, neye nasıl bakıyor da bu kadar temelsiz şekilde işler yapmaya kalkıyor, benim onu anlamak isterken devrelerim yanacak gibi oluyor. Sonunda “Bırak şu kırığı, sıfatına vurmamış mı aklındaki ve ahlakındaki/karakterindeki devasa sorunlar. Konuşmalarından, tavırlarından anlaşılmıyor mu devreleri çoktan yaktığı. Beyninin gri noktalarla dolduğu. Neyi tartıp anlamaya çalışıyorsun.” diyorum ve pes ediyorum.

Ve bakıyorum da bunun karşısında olanlar bunu iki günde nasıl bitiremiyorlar, anlayamıyorum.

Mehmet Fahri Sertkaya

Kukla

Kukla

Ordumuz ve Emniyet Teşkilatımız içinde bazı vatansever insanlar arasında hala Sedat Peker’e sempati besleyenler var.

Son videolarına bakarak, arka planı bilmeden ona kapılanlar, ona inananlar var. Sedat Peker o videolarda sadece ona verilen rolü oynuyor. O videolarda görünen kişi gerçek haliyle Sedat Peker değil ki videolarda rol yaparken bile aslında son derece tutarsız, ayarsız, kibirli, saldırgan/zararlı, fitneci/yalancı ve baş belası birisi olduğu kolayca görülebiliyor.

Gerçek Sedat Peker’i seneler önce yazmıştım. Öncelikle o Türk de Müslüman da değil. Hep numara yaptı, yapıyor. “Kafkas kökenli Karadenizli Türk’üm” diyor. Aslında Rusya Yahudisi kökenleri var ve bu kökeninden hiçbir zaman kopmadı. Soysuz’la bu güne kadar arası çok iyi idi çünkü o da Rusya Yahudisi kökenli…

Diğerleri gibi Sedat da gizli Yahudi ve hatta Satanist… İçimizdeki İsrail’in, MİT aracılığıyla sahada oynattığı, kara para işlerinde kullandığı, bir sürü pis işleri açık olmasına rağmen basın ve medya oyunlarıyla kahramanlaştırmak istediği çok sayıdaki gizli Yahudi ve gizli Ermeni sözde mafya babalarından, basit bir kukladan başka bir şey değil. Bu devlet Sedat’ı bitirmek istesin, iki saatlik işi var ki daha önce ona bu yapıldı. Daha önce Emniyet Teşkilatı onu yaka paça aldı, dosyalarıyla, delilleriyle birlikte hakimin önüne çıkarttı. Orada bile serbest bırakıldı. Adliyeden çıkarken yaşananlara kendi bile inanamıyordu, sorulara cevaplar veremiyordu. Bir devlet izin vermeyecek de orada yine de mafyalar ve terör örgütleri var olabilecek, bu mümkün müdür. Buna kim inanır.

Resimde Sedat’ın tişörtünde gördüğünüz işaret Satanistlerin meşhur Baphomet dediği Şeytan’ı/İblis’i temsil eder. Sağ eliyle bütün kötülükleri ve kötü enerjiyi toplayıp sol eliyle yer yüzüne yani ademoğulları arasına yayar. Gerçek Yahudilik aslında Satanistliktir ve iyilik temelli değil, kötülük temellidir. Asla iyiliği emir etmez ve tavsiye bile etmez. Gerçek bir Yahudi/Satanist hayatı boyunca ademoğullarına kötülük yapmakla mükelleftir. Çünkü onların itikadına göre Yahudiler ademoğulları değildir. Başka bir türdür. İnançlarına göre Yahudiler Şeytan’ın evlatlarıdır. Şeytan da ademoğullarının felakete sürüklenmesinde evlatlarını yani Yahudileri kullanır. Sistem budur. Bunlar için yalan söylemek, cinayet işlemek ya da işletmek, uyuşturucu hatta organ işi yapmak, ihanet etmek, çalmak, gasp etmek, işkence etmek, şehir sularına zehir katmak, kasten hastalıklar yaymak, namusa kadar en ağır iftiraları etmek ve bunları yaparken tam tersine biri gibi görünmek ve akla gelen her şey caizdir hatta yapılması gereken bir vazifedir.

Kara paracı, mafya reisciği, gaspçı, hırsız, uyuşturucu işi dahil türlü kara para işlerini yapmış ve yapmaya devam eden gerçek bir pisliktir Sedat Peker…

Resimde yanında gördüğünüz kişinin adı Metin Yılmaz’dır. Uyuşturucu dahil her türlü piş işlerinde kullandığı adamlarından biriydi. Sonra Metin Yılmaz’ın infaz talimatını Peker verdi. Peker verdi ama Peker’e çalışıyor görünenler arasında profesyonel MİT’çiler var. Bunlar artık eski kuşak mafyalar gibi değiller. Adam kaldırmakta MİT’in elinde ne teknikler varsa, bunlarda da var. Aslında ortada Peker’in reisi olduğu bir mafya falan da yok. Bütün sistem MİT’in… MİT’in içindeki İsrail’in ve Ermenistan’ın…

Bunların bu devlete ve bu millete hatta bu insanlığa verdikleri zararın haddi hesabı yok. Anlatmakla bitecek gibi de değil ama sadece şu Metin Yılmaz cinayetinin üzerine gidilse bile hem kukla/piyon Sedat Peker hem de üste doğru bütün sistem çorap söküğü misali sökülür, çözülür, dağıtılır. Bu devletimiz için bunu yapmak da hiç zor değildir. Zaten Akademi Dergisi on yıldan fazla süredir içimizdeki gizli Yahudileri, gizli Ermenileri, Masonları, bunların usullerini, tekniklerini, hilelerini, oyunlarını, nerelere nasıl sızıp ne haltlar ettiklerini, tarihimizi ve dinimizi ve lisanımızı nasıl kasten tahrif etmek istediklerini, cumhuriyet ve Atatürkçülük diye kendilerine ait bir rejim kurduklarını v.s. ifşa etti.

Sağda solda çıkıp vatansever, hak-hukuk dava etmiş bir kahraman, yok ailesinin hukukunu dava etmiş onurlu bir baba, turancı, ülkücü rolü kesen lüzumsuzlara, pislik heriflere gerçek vatansever olan gençler itibar etmesinler.

Bir önceki videoda “Bana pislik dedi be abi” diye isyan eden Sedat, bu videosunda içinde bulunduğu ve anlatıp ifşa ettiği meseleler hakkında “Bunlar pis işler, cami imamı anlatacak değil ya… Elbette ki ben anlatacağım” diyebiliyor. Altı tane videoda bunun gibi kaç tane tezat ve açık var.

Yanına verdikleri MİT’çiler ve üstüne kendi gibi gizli Yahudi ve Satanist olan, insan katledilen ayinlere katıla katıla sıfatında meymenet kalmamış olan karısı da Sedat’ın dikkate alınır üç beş video hazırlamasını sağlayamıyorlar.

Sedat Peker şu ana kadar bazı pis işlerin ve pis heriflerin gerçek yüzünün anlaşılmasına sebep oldu ama kendi pis işlerini ve gerçek pis yüzünü, pisliğin teki olduğunu gizleyebilecek şartlarda değil. Şu andan sonra, karşısına aldığı güç unsurları onu bir kaşık suda boğacaklardır ve bunu izlemek biz gerçek vatanseverlere büyük bir zevk verecek.

Bakınız:

Mehmet Fahri Sertkaya

Sadece Rusya ve ABD değil, Çin de alarm veriyor

Şi, son zamanlarda olduğundan da kötü bir halde… Bitik bir halde. Çin’in idari kadrosu hep kötü halde. Asker arasında ölenler de çok, ölmeyip akıldan olanlar da çok. Deli deli tavırlar sergileyen askerler görülüyor sık sık… Birbirlerini ısırıyorlar, birbirlerini vuruyorlar, kendilerini vuruyorlar, daha neler neler…

Askeri araçlarda ve teçhizatta da sık sık sorunlar yaşanıyor. Ta ki uydu sistemlerine kadar. Şu ana kadar bile zarar onlarca milyar doları bulmuştur.

Ara ara askeri tesislerde yangınlar da çıkıyor, patlamalar da oluyor. Helikopterler anlayamadıkları şekilde düşüyor, savaş uçakları uçmuyor. Denizaltılarda da çok sorunlar yaşanıyor. Çin’de bir korku havası hakim… Öyle “Havana sendromu” ya da korona deyip geçilecek gibi değil yaşanan sorunlar.

Çinli askeri yetkililerden bize mesaj gönderip “Durun, durun” diyenler var. Durmadık, durmayacağız.

Doğu Türkistan’da zulüm, asimilasyon, soykırım devam ettikçe… Çin, dünya üzerinde pek çok millete zulüm etmeye devam ettikçe… Çin, Tayyip’i/AKPKK’yi yönlendirmeye ve Türkiye’nin, Türk milletinin aleyhine işler yaptırmaya devam ettikçe… Aşılar, maskeler dayatıldıkça ve kısıtlamalar, kapatmalar devam ettikçe… Ziraatimiz, tabii kaynaklarımız gizli silahlarla, iklim silahlarıyla Çin tarafından vurulmaya devam ettikçe… Ülkemizin ekonomisi Çin’in de talebiyle ve hükumetimizin gücüyle kasten batırıldıkça ve daha saymakla bitmez bir sürü Çin pisliği, ihaneti, saldırganlığı devam ettikçe biz durmayacağız.

Ve dahi dünyada Çin dahil olmak üzere bizi durdurabilecek bir güç unsuru yok.

Çin’e güvenip de Türk’e ihanet edenler, Türk’ü kendi devletinde maddeten ve manen yıkmak isteyenler… İşte onlar… Onları da harcıyoruz, harcıyacağız.

https://ok.ru/video/2734601475473

Mehmet Fahri Sertkaya

Kanunsuz suç ve ceza olmaz.

Ya hükumet hukuka uyar ya da çok başlar alınır. Çünkü bıçak kemiğe dayandı. Çünkü devlet/hükumet gücüyle yapılan ihanetlerin ve işlenen cinayetlerin somut ispatları var.

En baştan beri anlatmıştık. Şu maskelerin virüslerden korunmaya hiç fayda sağlamadığı ve hatta insan sağlığına zarar verdiği şimdilerde iyice netleşti, kabul gördü. “Virüs yok” diyenlerden değiliz. Bir değil, bir çok virüs ihtiyaca göre insanlığa bulaştırıldı ve hala ihtiyaç duyduklarında değiştirip geliştirip yayıyorlar. “Mutasyonlar var.” diyorlar ve insanlığı oyalıyorlar. Çünkü bu süreçte çok ama çok büyük kara paralar kazanıyorlar. Bu sürecin bitmesini istemiyorlar. Süreç devam ettikçe de detayalara kadar her hususta hukuk tanımaz tavırlar sergiliyorlar.

Maske takmayan kişilere ceza kesilemeyeceği de zaten başından beri tartışılamaz kesinlikte gözler önünde olan bir hukuk gerçeğiydi. Bazı mahkemeler, vatandaşlarımızı haklı buldular ve kesilen cezaları iptal de ettiler. Bu husus da artık iyice netleşti ve kabul gördü.

Zaten bu gibi hususlarda, milletler arası ve insanlığın toptan düşmanı bir ihanet çarkına (Ankebut Ağına) hep birlikte hizmet eden, ifade hürriyetini, hukukun ve bilimin söylediği gerçekleri bile boğup/susturup milleti el birliğiyle yanlış uygulamalara sevk eden, devasa kara para sürecinde çok mühim bir rol oynayan sözde Türk basın ve medyasının ve sözde sosyal ağların aksine olarak, Türk milletinin çoğunluğu doğruları anlamış ve dikkatli olmuştu. Bunların el birliği ile ifade hürriyetini ve gerçekleri engellemek istemesi zaten milletimizin gözünü iyice açtı.

Maskeler virüsleri durdurmadı. Beyne giden oksijeni azalttı. Ham maddesi petrol olduğu için de sağlığa ayrıca çok zararlar verdi. En çok da çocukları etkiledi. Aşılar da gerçekten aşı değiller. Hala hiçbirinin normal süreci tamamlanmadı. Hala gerçek bir aşı geliştirilmesine yıllar var. O sözde aşılarda kısırlık ve beyin hasarlarına sebep olmak başta olmak üzere pek çok art niyet var. Bunları ispatlarıyla, vakalarla, isimlerle anlatanlar da koskoca profesörler…

Gelinen bu noktada, AKPKK ve işbirlikçisi sözde Türk basın ve medyası ve ayrıca birkaç tane sözde uzman/hekim, ayrıca gerçek sahici CIA olan o sözde sosyal ağlar aksini iddia edecek ve hatta yine zorbalığa başvuracak olsa da maske, mesafe, kısıtlama, kapatma ve aşı baskılarına karşı milletçe artık devleşmeliyiz.

Anlaşılıyor ki milletimiz elini masaya sert şekilde vurmadıkça bu kara paracı insan şeytanları bu kara para sürecini sonlandırmayacaklar. Bunların dayattığı uygulamaların hiçbirinin bilimsel ve hukuki temeli bulunmuyor ve bulunmadığı en başından beri ispat ediliyor, üzerine geçen bunca süre boyunca esnaf batıyor, on binlerce şüpheli ölüm gerçekleşiyor, yuvalar yıkılıyor, intiharlar tavan yapıyor, Sağlık Bakanlığının açıklamalarının bile gerçek olmadığı defalarca ispat ediliyor, aşıda aracı firma olup olmadığı hususunda bile Türk milletine defalarca yalan beyanda bulunulduğu ve türlü suçlar işlendiği somut şekilde ispat edilebiliyor ve daha sesli anlatılsa bile saatlerce anlatılması gereken hukuksuzluklar, zorbalıklar, arka plandaki gizli ittifaklar, art niyetler, yalan beyanlar, zarar ve ziyanlar göz önünde duruyor. Ne yazık ki idarecilerin bu kadar ayardan çıkmışlığına mani olması, müdahale etmesi gereken adli yetkililer işlerinin başında görünüyorlar ama işlerini yapmıyorlar. Bu şeytanların önlerinde cübbelerini ilikliyorlar. Devir, aynı Çavuşesku devrine benziyor.

Hiçbir millet, bu kadar alenen verilmek istenen zararlara boyun bükmek zorunda değildir. Hatta hiçbir millet bu kadarına maruz kalınca sakince oturup itaat edemez. İnsan kalmış hiç kimse bu kadarına da susamaz. Ülke ekonomisi kasten batırılıyor, küçük imalatçı ve satıcıların tamamı yok edilmek isteniyor, para/ticaret kendilerine bağlı dev firmalarda toplanmak isteniyor, ölmeyecek kişiler de kasten yanlış tedaviyle öldürülüyor, canlar kaybediliyor, evlatlar kaybediliyor, organlar çalınıyor, ekmek tekneleri yıkılıyor, insanlar artık aç geziyor, intiharlar patlamış gidiyor da hala bu millet nasıl tepkisiz kalsın.

Artık ya bütün bu art niyetli uygulamaları derhal kaldıracaklar ya da kendileri yıkılacaklar. Başka yolu yok…

Mehmet Fahri Sertkaya

Yalan!

Soysuz İçişleri bakanı sıfatıyla bu twiti attığında Diyarbakır’daki söz konusu askeri üsde silahlı çatışmalar devam ediyordu. Henüz 10-15 dk öncesine kadar da devam etti. Silahlı çatışmalar ara ara durarak devam etti. Milli Savunma Bakanlığı da Soysuz herifin peşinden yalan beyanda bulunulan bir twit attı ve Türk milletini kandırdı, suç işledi. Az önce MSB suç delili olan o twiti sildi. Bu AKPKK en çok da adli yetkililerin üzerine yıkılacak. Koca memlekette bu kadar yalan, bu kadar ihanet, bu kadar zulüm, bu kadar kandırma, bu kadar terör ve soygun var ama adli yetkililer yok… Varlar da yoklar… Ekmeğini yedikleri devlete/millete ihanet ediyorlar. Bunun da hesabı onlardan çok yakında hukuk yoluyla sorulacak. AKPKK devrildiğinde bunların yüzlercesi idam edilecek. Memleket satılıyor, hiç kimsenin can güvenliği bile yok ve buna müsaade eden hatta ortaklık eden adli yetkililerin yaşama şansları yok. İhanetin affı yok. Tahammül edilemez bir rezillik, ahlaksızlık, ihanet seviyesine gelindi.

Mehmet Fahri Sertkaya