Dünyanın kaç ülkesinde şöyle bir rezilliğe izin verilir Gizli Ermeni, kara paracı mafya reisciği, MİT piyonu Alaattin Çakıcı mahkemede/duruşmada görülüyor. Gömleği salmış, ellerini de ara ara ceplerine sokuyor. Denge sorunu var, ayakta duramıyor. Hakim, hakimlikten çıkmış da klinikteki psikiyatrın sergilemesi beklenen tavırları sergilemek zorunda kalıyor. Çakıcı konuları ve soruları bile anlamıyor. Verdiği cevaplar alakasız, mantıksız. Hakime atar yapmaya kadar ayarı kaçırıyor ve ne kadar tuhaf ki TC’nin hakimi bu kadar rezilliğe izin veriyor. Kendini de rezil ediyor hatta tartışılabilir ama bence suç işleme sınırına da giriyor. 2012 yılında bile Çakıcı bu kafayı yaşıyor. O gün kokain çekerek duruşmaya katıldığı iddiaları konuşuldu, konuşuluyor. Lakin bu herifin çekmediği zamanlarda da kafası böyle… Gerçek bir hukuk devletinde şu halde olduğu görüldüğü gibi hakim, duruşmada karar alır ve “Şahsın akıl sağlığının yerinde olup olmadığının tespiti için falanca ruh ve akıl sağlığı hastahanesinde TCK bilmem kaçıncı maddesine göre 21 gün müşahede altına alınmasına ve davanın seyrinin sağlık kuruluşundan gelecek rapora göre belirlenmesine karar verilmiştir.” der. AKPKK’nin “Yeni Türkiye” deyip durduğu şey nasıl bir Türkiye ise, memleket, millet, devlet, akıbet meselelerine işte böyle gizli kimlikli, bir ömür piyon olarak kullanılmış, akılını da kırmış, mafyacılık faaliyetlerine de tuhaftır ki halen devam eden, gaspçı, yağmacı, katil tipler yön vermeye kalkıyor. Bu Türkiye’nin bu kadar seviyesizliğe ve bu kadar ayarsızlığa da tahammül etmesi mümkün değildir. Hiç kimse, böyle tiplerin adalet, millet, devlet meselelerine yön vermesine izin vermeyecektir. O Solomon Soysuz o makamdan alınacak, hakkında fezleke hazırlanacak ve adaletle yargılanacak. Mafya babacıkları değil, kralı gelse vatan hainlerini vatan, din, devlet, namus ve beka meselesi diye diye savunamayacak. Yok öyle bir Türkiye… 80 küsur milyon insanı toptan ahmak mı zan ediyorlar.İfadesi alınamıyor.
Ağca, “Yeldana Kaharman’ın şüpheli ölümüne dair 2 yıldır bulunamayan otopsi raporuna ve toksikoloji sonucuna ulaştım. Tahmin ettiğimin çok ötesinde çelişkiler var. Gelin hep birlikte bu çelişkilere yakından bakalım” sözleriyle, raporun sonuçları ve hukuki sürecin neticeleri arasındaki çelişkileri anlattı.
Ağca’nın aktardığı çelişkiler şu şekilde:
İddiaların Aksine Kanında Alkol Bulunmamış “Yeldana’nın hayatını kaybettiği gece onu son kez gören iki kişinin de net olarak söylediği şey, Yeldana’nın çok fazla içki içtiğiydi. Hayatını kaybettiği gün yapılan otopsi sırasında alınan kan örneklerinin sonucuna göre Yeldana’nın
KANINDA ALKOL ARANDI FAKAT BULUNAMADI”
Güya Kendini Asmış Ama Boynu Sapasağlam
“En önemlisi bu. Bir kişi kendini astığında o kişinin kendini asarak öldürüp öldürmediğini adli tıp bulabilir. Yani ölüm asılma öncesi mi sonrası mı yaşandı? Bu soruya adli tıp cevap verebilir. Adli tıpçılara sordum ancak kaynaklara da bakalım.
Ası ile ölüm bulgularına ve rapora baktığımızda yine bir çelişki görülüyor. Harici muayenede telem bölgesinde ekimoz var denilen raporda otopsiye geçildiğinde belirgin bir kanamaya, hematoma rastlanmadığı belirtiliyor. Boyundaki yumuşak doku, kemik ve kıkırdakta hiçbir şey yok!
Yani dışarıdan bakıldığında görülen telem izi açıldığında içeride herhangi bir kanama, doku zedelenmesi veya kıkırdak, kemik hasarı yok. Bu da Yeldana’nın öldürüldükten sonra asıldığı şüphelerini akla getiren bir durum”
Raporda iki farklı boy uzunluğu belirtilmiş
“Ben sözelciyim ve bu işin içinden çıkamadım ama bu metne göre Yeldana’nın kendini asabilmesi için boyundan sonraki uzunluğunun 50cm veya daha küçük olması gerekiyor. Bir de bir yerde boy 1.65-70, bir yerde 1.56 geçiyor. İki şekilde hesaplayabilen varsa lütfen yardımcı olsun”
Ölü lekelerine göre öldükten sonra asılmış
“Ölü lekeleri. Kendisini asan kişinin ölü lekeleri eldiven ve külotlu çorap şeklinde gerçekleşiyor. Sebebi ölümde kan dolaşımının durup bir süre asılı kalma nedeniyle kanın aşağı inmesi. Yeldana’nın 5 saate yakın asılı kaldığı söyleniyor. Ama ölü lekeleri vücudun arkasında…
Ölen kişide ölü lekelerinin vücudun arka kısmında yer alması… Bu bize kişinin öldüğü sıradaki pozisyonu hakkında net bir şey söylemese de öldükten sonra birkaç saat uzanmış vaziyette durduğunu söylüyor. Bu da Yeldana’nın öldükten sonra asıldığı şüphesini artıran bir diğer şey”
Sevgilisinin gördüğünü söylediği morluklar raporda yok
“Yeldana’nın intihar ettiği gecenin öncesinde yanına gelen sevgilisi Ciran, bacaklarında büyük morluklar gördüğünü ve bu konudaki ısrarlı sorularına rağmen Yeldana’dan “Merdivenden düştüm” yanıtını aldığını söylüyor. Otopsi raporunda bu morluklar da kesin bir dille reddediliyor”
Yeldana’nın HTS Kayıtları buhar olmuş
“ Şimdi bende 50 sayfaya yakın bu konuya dair belge var. İçlerinde Ciran’ın telefon kayıtlarının da olduğunu gördüm. Hatta o gece yaptığı Whatsapp araması ve mesajları da var. Ama Yeldana’nın HTS kayıtları yok. O gece Yeldana kimlerle görüştü? HTS kayıtları dosyada var mı?”
Gazeteci Baransel Ağca, otopsi ve toksikoloji raporunda bulduğu ve sıraladığı çelişkilerden sonra ise olaya ilişkin şu yorumları yaptı:
“Hazırlanan otopsi raporunda hem iç çelişki hem de tanık ifadeleriyle uyuşmayan noktalar var. Buna göre en kötü ihtimalle Yeldana öldürüldü ve asıldı. En iyi ihtimalle -ki bu durumda iyi ihtimal yok- rapor özensiz hazırlandı. Her iki durumda da yeni bir soruşturma açılmalı.
Ortadaki çelişkileri ben bile görebiliyorsam konuda uzman kişiler daha farklı ve belki daha önemli şeyler yakalayabilir. Şu an için benim en başta dile getirdiğim intihara sürüklenme şüphesi, yerini öldürülme şüphesine bıraktı.
Çevresi tarafından hayat dolu biri olarak bilinen, önümüzdeki 10 yılını planlayan Yeldana, küs olduğu sevgilisiyle barıştığı günün gecesinde şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti. Dosya intihar denilerek apar topar kapatıldı. Şimdi o dosyayı yeniden açacaksınız. #YeldanayaNeOldu”
Toplumun her kesimden aynı ses yükseliyor: Bu devletin adli yetkilileri neredeler, ne iş yaparlar?
Bu yaptıkları gazetecilik değil, insanlık düşmanlığı…
Resimde tramvayın altında görülen o şahıs, kendini bile isteye tramvayın altına attı. O anların çok net şekilde video görüntüleri de var.
AKPKK hükumetleri memlekette dini, imanı, ahlakı, namusu, ilmi, irfanı, vicdanı, insanlığı, sosyal adaleti, ruh sağlığını ve kurulu bütün düzeni yıktı, geçti…
Bu günlerin geleceği dünden belliydi ve on seneden fazladır bu ikazları yaptık. Şimdi, bu enkazı göstermemek için bu şekilde haber metinleri yazmak da nedir? Bunu yapabilenler insan türünden sayılabilirler mi?
Bir an önce milletin dertlerini, yaşanmakta olan felaketleri, çekilen acıları ve krizleri haber yapmak ve çözülmesine vesile olmak yerine bu şekilde sözde haberler yapmak bence idamlık suçtur. Devleti, milleti bu hale getirenlere hala suç ortaklığı yapmaktadır.
Ayrıca, bu günlerde yaşananlar bir şey değil, daha neler neler yaşanacak. AKPKK’nin ne olduğunu, nelere sebep olduğunu bu millet feryat figan halde görmeden o Tayyip o makamdan inmeyecek. Bu millet, elleri ile dilleri ile oyları ile beslediği yılanın, sırtlanın, çakalın ne olduğunu, kendisini nasıl da kanına, iliğine kadar sömürdüğünü çok acı acı felaketlerle görecek.
“Kripto para vurgunlarının arkasında kimler var?” diye programlar yapıyorlar.
Kimler olacak, Tayyip ve çetesi var. AKPKK var. Gizli Yahudiler, gizli Ermeniler, mason tarikatı var. Onların oyuncağı olmuş MİT var. Yabancı devletlerin gizli servisleri ve mafyaları da var.
O Tosuncuk var ya, hani şu Çiftlik Bank denilen Mehmet Aydın, onu da bile bile yakalamadılar, yakalamıyorlar. Çünkü işin içinde resmi kimlikli ve çok tepe noktalarda kişiler de var. Evinin yolunu bulabilecek kadar aklı olan herkes, o Tosuncuk’un da bilerek yakalanmadığını, getirilmediğini ve cezalandırılmadığını anlayabilir. Mağdur ettiği kişilerden bazıları gidip Tosuncuk’u kaç ülkede buldu da koca devletimiz mi bulamıyor.
Tosuncuk da karısı da gizli Yahudi kişiler. Bu kripto para dolandırıcılığını yapanların büyük çoğunluğu gizli Yahudi kişiler. Bunlara teknik destek veren bilişim uzmanları bile çoğunlukla gizli Yahudi kişiler.
Thodex’in sözde kurucusu Faruk Fatih Özer gerçekte gizli Hristiyan Rum…
Lakin bağlantıları daha çok sektördeki gizli Yahudilerle. Faruk Fatih resmiyette gösterilen bir piyondan başka bir şey değil. Sadece şu Thodex’e neşter vurulsa arkasından yol bakanlara, Tayyip’e, AKPKK’ye çıkıyor.
Dünyada hiç gerçek İslam devleti yok ama halkının bir kısmı ya da çoğunluğu müslüman olan ülkeler çok. Halkının büyük çoğunluğu müslüman olan bir Asya ülkesiyle, hazırlıksız olunan bir anda, aniden gelişen bir görüşmem oldu. Bu görüşmenin tek taraflı bir kısmını dinleyebilirsiniz.
Dünyada hiç gerçek İslam devleti yok ama halkının bir kısmı ya da çoğunluğu müslüman olan ülkeler çok. Halkının büyük çoğunluğu müslüman olan bir Asya ülkesiyle, hazırlıksız olunan bir anda, aniden gelişen bir görüşmem oldu. Bu görüşmenin tek taraflı bir kısmını dinleyebilirsiniz.
MFS talks – An Asian country whose population is Muslim
There is no real Islamic state in the world, but there are many countries where some or most of the people are Muslim. I had a sudden talking with an Asian country whose population is mostly Muslim, in a moment of unpreparedness. You can listen to a one-sided part of this conversation.
Ankebut Ağı’na ve ağın AKPKK projesine son darbeyi ne zaman vuracağız
v.a.s. Çok yakında vuracağız inşaallah. En heyecanlı, zevkli, aksiyon dolu kısmına geldik. Milyonlarca Süleymanlı evladı, başka kesimlerdeki samimi Müslümanlarla birlikte vatana/millete sahip çıkacak ve bu işin içinde ordudaki, Emniyet teşkilatındaki, devlet kurumları içindeki toplamda yüz binle Müslüman olacak. Meydanları ise milyonlarca kardeşimiz dolduracak. Etraflarını iyice kuşatıp güçlerini iyice kırıp oyunlarının içinde oyun kuracağız ve hiç beklemedikleri bir anda son müdahaleyi yapıp bunların hepsini toplayıp alacağız.
Erdoğan’ı, Kılıçdaroğlu’nu, Numan’ı, İbrahim Kalın’ı, Hulusi Akar’ı ve tepe kadrodan birkaç kişiyi daha topluca meydan yerde asacağız. En tepedeki yüzlercesini asacağız ama biraz daha alt kadrodan binlerce kişiye müebbet hapis cezaları vereceğiz. Yargılanmaları sırasında meydana sereceğimiz gerçekler dünyayı sarsacak. Dünya tarihinin akışında bir kırılma noktası oluşturacak. Ankebut Ağı’nın Türkiye ayağı o sırada çok büyük darbe alacak, yıkılmaya yüz tutacak ve sonrasındaki birkaç sene içinde de son darbeyi vuracağız. 100 sene sonra içimizdeki İsrail’in Atatürkçülük ismini verdiği ihanet rejimini yıkacak, ülkemizdeki hakimiyetlerini yok edecek ve Türklerin yeniden tarih sahnesine çıkmasını sağlayacağız. Dinsizlik, maneviyatsızlık, kin, nefret, kan ve göz yaşı ile dolmuş şu dünya yeniden Müslüman Türkler sayesinde iman, huzur, emniyet, adalet, mutluluk, sevgi ile dolacak. Çünkü Türkiye’den sonra Ankebut Ağı’nın başka devletlerde çökmesini de sağlayacağız. İnşaallah Jeffrey Hovenier’ı da ABD’ye tabut içinde göndereceğiz.
NATO mensubu üst rütbeli subaylar arasında son gelişmelerden/dengelerden son derece memnun olsa da endişeleri de bulunanlar var. “Mfs ile bir yerde mutlaka çatışacağız. Bu güzel havayı uzun süre götüremeyeceğiz. O zaman ne yapacağız” diye dertlenip konuşuyorlar. Endişelerinde haklılar. Ciddi bir çakışmanın oluştuğu yerde çatışma da yaşanır ve bütün bu güzel dengeler bir anda tepe taklak olur.
Bu nedenle, bu yola çıkanlar, daha önce bizimle beraber yola çıkanların yaptığı hataları yapmalılar. Bunların hatalı kararlar/davranışlar olduğunu baştan kabul edip yapmamak kararlılığı ile yola çıkmalılar. Bizim kabul edilemeyecek seviyede şartlarımız, taleplerimiz yok. Sadece Türkiye ve bölge değil, bütün dünya yeni bir nizama girecekken, dünyanın her yerinde ve her meselesinde hiç tavizsiz kazanan taraf olmayı beklemeleri abesle iştigal olur.
Biz nasıl bazı hassasiyetlerimizden bile tavizler veriyorsak, bizimle beraber yol almak isteyenler de verecekler. Bu kararlılıkla ortak menfaatlerde hareket edilecek. Dünyanın bilmem kaç ülkesinde maddi, siyasi ve askeri sahada büyük menfaatler elde edecekleri, yeni dünya düzeninin tesis edilmesinde en öne geçecekleri bir fırsat karşılarına çıkmışken “Dünyanın geri kalanında olduğu gibi Türkiye’deki ve çevresindeki her şey de bizim istediğimiz gibi olmalı.” diyemezler. Bizim duruşumuz net, taleplerimizi dillendirmeye bile gerek yok, sözümüz de kanun gibi endişeye gerek yok. Gereken şey ise baştan bunları iyice idrak edip kendi aralarında münazara edip kesin bir karara varmaları, bu kararlarında samimi olmaları, asla sözlerinden dönmemeleri, kazanırken kazandırmaya baştan razı olmaları. Bunun farkında ve bu kararlılıkta iseler, endişe etmelerine gerek de yok.
Samimiyetle bu kadar gayret ettik, çırpındık, bütün cihanı karşımıza aldık. Bir sürü sıkıntının altında kaldık. Bu defa Tayyip’in bu şansı iyi kullanacağına ihtimal verdik ama bir öncekinden hiçbir farkı olmadı. Önceki sefer de bu şansı çok basit şekilde harcayıp geçmişti.
İnsan bir oturur da aklı başında düşünür. Şu CHPKK’ye ve şürekasına daha açıkça destek vermemişken bile nasıl da alıp yürüdüler ve AKPKK’yi köşeye sıkıştırdılar.
İnsan bir oturur da düşünür, dünyayı dinleyen, Amerikan başkanlarını dinleyen, Çin’in başkanını rezil hale düşüren bir istihbarat gücüne sahibiz ve sergilediğimiz siyasete düşmanlarımız bile hayran da Tayyip’in arkamızdan neler çevirmek istediğini mi dinleyemeyeceğiz ve buna mani olamayacağız?
Bunların HDPKK’yi bitirmek, yok etmek niyeti hiç olmadı. İstedikleri kendi maddi gelirlerini artırmak, siyaset sahnesinde rakiplerini oyundan düşürmek, sadece kendilerine fayda verecek şeyler yapmak ve bir taşla birkaç kuş vurmak. Bunu yaparken bile terörü, PKK’yi tamamen ve gerçekten bitirmemek. Aynı anda asıl operasyonları bizlere, vatanseverlere yapmak.
Ne güzel kafa… Hayal gibi bir şey ve dünyanın gerçekliğinden ne kadar da kopuk, fantastik… Alemdeki herkes de ahmak, sanki bir tek bunlarda beyin var, zeka var…
Bunlar da çok büyük kazanacaklardı. Siyasi hayatları ve iktidarları uzayacaktı. Maddeten çok büyük parlayacaklardı. Hatta belki de ülkede bir daha seçim olmadan iktidarda kalabileceklerdi. Bu güçle isteseler muhaliflerinin hepsini iki günde ezer geçer ve rejim bile değiştirebilirlerdi. Bizim için de çok sevindirici olacaktı ve dünyanın bilmem kaç ülkesinin üzerine oynadığı terör belası yok olacaktı. Yine, bizim durduğumuz gibi durmadılar, yine kibirli davrandılar, yine güven vermediler, yine herkesten çok bizi yok etmenin planlarını yaptılar. Ahmakça planlarını…
Ziyan oldu yine dünya kadar emek ve zaman… Lakin yine de çok temizlikler oldu, bir sürü baş belası öldü, bütün cihan bizim gücümüz karşısında adeta titredi, lal oldu.
Sahaya bakıyorum da aradığım manzarayı göremiyorum. Nedir bu öteleme, nedir bu rahatlık, nedir bu özgüven böyle… Neyi bekliyoruz gerekenleri yapmak için, anlayamıyorum ben… Her şeyi bu kadar hazırlamışken, yaşanabilecek her türlü senaryoya hazırlanmışken neden, ne için, kimi, neyi bekliyoruz.
Ben mesajımı vermiştim. Artık konseylerin içindeki karar ayrılıklarından çok daraldım. Bu böyle gidecekse, ne şiş yansın ne kebap ayarıyla ya da bir ileri iki geri adım ayarıyla yol alınabileceği kanaati hakimse, biz bu saçma sapan işe hiç karışmayalım ve yolumuza bakalım.
“Mfs onlarla yol alamaz, kısa sürede araları bozulacaktır.” diye kendinden emin şekilde planlar yapıp beklemeye geçmiş çok sayıda ülke ve lider var.
Sahada benimle beraber hareket eden vatanseverler de şaşkınlar, sahadaki manzaradan memnun değiller. Bir de bu dengeler arasında vatansever kişileri de oyundan aynı anda düşürebileceğine inanmış, planlarını buna göre yapmaya çabalayan, bu nedenle de işleri ağırdan alan üst isimlerin olması, her şeyi berbat edecek gibi duruyor.
Herkes duruşunu bir gözden geçirsin, nihai kararını verip ona göre dik dursun ve biz de ya tamam ya devam diyelim.