Etiket arşivi: AKPKK

Aralarındaki ilişki nedir, maddi menfaat mi, tehdit mi, her ikisi mi?

Bu küstahlığa sessiz kalınmasının sebebi nedir?

Çin’in Ankara Büyükelçiliği, haddini fazlasıyla aşan bir çıkış sergildi. Uygur Türklerine yapılan haksızlıklar artık katliam, soykırım ve kültürel soykırım seviyesine gelmişken, dünyanın önde gelen bütün devletleri de şahitlere ve delillere dayalı şekilde bu somut gerçekleri ifade etmeye başlamışken, dünya kamuoyunda bir hassasiyet oluşmuşken Çin, Ankara Büyükelçiliği üzerinden kabul edilemez ve sessiz kalınamaz bir çıkış sergiledi.

Büyükelçilikçe yapılan yazılı açıklamada, Uygur Türklerine yapılan zulümler, katliamlar, hukuksuzluklar inkar edildiği gibi, küstahça üste çıkan, her devleti/kurumu, kuruluşu ve şahsı tehdit etmeye kalkan bir tavır sergilendi. Ancak bir siyasi partinin mahalle teşkilat başkanında görülecek kadar çirkin, seviyesiz, kin ve nefret dolu bir üslupla yapılan açıklamaya, AKPKK hükumeti gereken karşılığı vermedi.

Devletimizin Dışişleri Bakanlığından hala ses yok ve herkes şaşkın. Çin’in bu küstahça ve son derece seviyesiz, tehditkar çıkışından sonra Dışişleri Bakanlığımızdan hiç bir tepkinin yükselmeyişi akıllara yine soru işaretleri getirdi.

AKPKK Hükümetinin, aslında bir kara para devleti olan Çin ile perde arkasında yasadışı ve karanlık bağlantıları mı var? İki hükumet ortak olarak kara para işleri mi yapıyorlar? AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünün Çin karşısında bu derece sessiz kalmasını sağlayan gerçekler, bağlantılar, dengeler, gizli anlaşmalar neler?

Mehmet Fahri Sertkaya

Kim, neyi bekliyor?

Hükümet, bu hususta da Çin’den izin mi bekliyor.

Kuraklık ve kıtlık artarak devam edecek. Ülkemizin diğer bölgelerinden batı bölgelerine, başta da İstanbul’a su taşımak için sistemler çoktan kurulmalıydı. Diğer bölgelerdeki yeraltı ve yerüstü içilebilir su kaynakları hakkında kısa sürede kapsamlı çalışmalar yapılıp da bunların en hızlı ve az maliyetli şekilde, nüfusun kalabalık olduğu batı bölgelerine nakli için sistemler kurulmalıydı.

Mehmet Fahri Sertkaya

Fahrettin Altun’un trolleri çok fena yakalandılar.

Koskoca Türkiye’yi idare eden idari kadrodaki en üst isimlerin neredeyse hepsi ahlaksız, yalancı, dolandırıcı, zalim, hileci, kanun tanımaz kişiler. Türkiye’nin hali “tahammül edilemez” bir seviyeye geldi. Bu gidişe “yeter artık” demenin vakti geldi.

Bunların Twitter’a tavırlı olmalarının bir sebebi de troll hesaplarının onbinlercesinin Twitter tarafından kapatılmış olması. Twitter’in bir süredir AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünün troll hesaplarına göz yummaması…

https://ok.ru/video/2491680363921

Mehmet Fahri Sertkaya

Muhalefet aşı hususunda ne yaptığının farkında değil…

O sözde kovid aşılarının Çin’den Türkiye’ye getirilmemesi ve insanlarımıza yapılmaması için büyük bir restleşmeye girdik. Yaşananların çok küçücük bir kısmı ise bu kanalda yayınlara yansıdı. Tehditlerimiz yayınlarda görüldü. Tesiri de sahada görüldü. Nihayetinde Tayyip ve çetesi değil, Çinliler de değil, işin arkasındaki asıl taraf olan Yeşiller endişelendiler.

Aşı konusunda yapmaları gerekeni yapıp geri durdular ve geri duruyorlar. O aşılar kovid aşısı değildi. Türk milletinin bu sözde aşıları olmayışını büyük bir sevinçle karşılaması gerekenlerin, dönen dolaplardan habersizlermiş gibi hala aşı da aşı demeleri, doğru değil. Bize gönderilmeyen o aşılar, bir süre sonra, çok düşük fiyatlarla çok güçsüz ülkelere gönderilecek.

İktidarın üzerindeki aşı baskısı kaldırılmalı. Dünyadaki diğer sözde kovid aşıları da gerçekten kovid aşısı değil. Özgür Özel’in kameralar önüne çıkarak “Bize itibar edenlere sesleniyorum. Aşıları red etmeyin, yaptırın” mealinde konuşması ya çok büyük bir aldanışın tezahürüydü ya da bilgisizliğin ve art niyetin tezahürüydü.

Bizler de aşılara karşı değiliz ve aşıları red etmiyoruz. Bizler, aşılara şu dönem için güvenmiyoruz. Güvenmemizin siyasi ve tıbbi sebeplerini izah ediyoruz, hukuki ve bilimsel temellere dayanarak bunu yapıyoruz. Daha önceleri aşı sahasında oynanan vahim oyunları da gözler önüne seriyoruz. Bunların görülemeyecek nesi var… Domuz gribi aşısı denilen şey de tam bir dolandırıcılık ve genetik mühendisliği projesiydi ve bunu dünyanın dört bir tarafından çok saygın bilim adamları çoktan ispat ve itiraf ettiler de her yerde haberlere de konu olmadı mı? Bu kadar saygın bilim adamları tarafından üst üste ispat ve izah edilen şeyler de mi artık komplo teorisi olarak görülüyor? Bazıları silkelenip kendine gelmeli.

Mehmet Fahri Sertkaya

Gergerlioğlu AKPKK Türkiye’sini anlattı:

Çocuklar cezaevi avlusunda koşuyor, adliye koridorlarında uyuyor.

Türkiye’de adliye koridorları ve cezaevlerinin çocuklarla dolu olduğunu kaydeden Gergerlioğlu, “Türkiye’de adliyeler ve cezaevleri çocuklarla dolu. 1.5, 2, 3, 4, 5 yaşındaki çocuklar adliyelerde koşturuyorlar. Cezaevi avlularında koşturuyor, cezaevi görüş yerlerinde koşturuyorlar. Koridorlarda yatıyorlar, adliyelerin koridorlarında yatıyor bu çocuklar. Bakın size birkaç fotoğraf göstereceğim. Koridorda kalan çocuklar İlayda hanımın çocukları, kendisi tutuklanmadan önce 1.5 yaşındaki erkek ve 4 yaşındaki kız çocuğunun adliye koridorundaki hali bu” şeklinde konuştu.

“Anneler feryat ediyor”

Hakimlerin çocuklu annelere hemen tutuklama verdiğini kaydeden Gergerlioğlu, şöyle devam etti: “Annesi mahkemede, adliye koridorunda çocuklar yerde perişan bir durumda. Bu perişanlık adliyedeki ilk günde yaşanıyor. Bu çocukların annesi tutuklandı ve şuanda cezaevi karantina hücresinde ‘Burası çok kötü bir yer, ne yaparsanız yapın, bizi kurtarın’ diye feryat ediyor. Bu anneler tutuksuz yargılanabilirdi ama umurlarında değil savcıların, hakimlerin. Hemen tutuklu yargılamaya veriliyor ve bu çocuklar da adliye koridorlarında, cezaevi koridorlarında böyle perişan bir halde bekliyorlar.”

“1 Koğuşta 15 çocuk nasıl yaşar?”

“Düşünün siz şimdi daracık bir ortamda 15 tane çocuk bir arada, Allah bilir 20 tane de kadın vardır orada. Bunlar daracık bir alanda 24 saat geçiriyor arkadaşlar ve pandemi nedeniyle açık görüşler de yok, kapalı görüşlere de aileler doğru dürüst gelemiyor; yaşlılar, genç çocuklar gelemiyor, dışarı ile irtibatta kopmuş. Çocuklar cezaevlerinde dışarı; teyze, dayı, dede- nine yanına gidemiyor, çatlıyorlar orada.”

“Bebekli anneler ahır gibi koğuşlarda kalmasın”

“Geçtiğimiz hafta çocuklu- bebekli anneler ile ilgili bir yasa teklifi verdik, cezaevlerinde ağıl gibi, ahır gibi koğuşlarda anneleri, çocukları tutmayın, geleceğimizi mahvediyorsunuz, bu çocuklar- bebekler anneler için apart daireler yapın, onlara en azından mahkumiyetlerini daha özel bir ortamda geçirsin dedik. Benim yasa teklifim ortada gelin bunu yasalaştıralım, böyle bir rezalet olamaz. 1,5 yaşındaki biraz önce fotoğrafını gösterdiğim çocuklar bunlar suçlu mu? Cezaevlerinde bu cezaları çekiyorlar. Çocuk ne yaşadığını bilmiyor, perişan bir halde. Fizyolojik ve psikolojik büyük sıkıntılar yaşıyor ama kimsenin umurunda değil.”

Bir güzellik daha yapayım…

Bir güzellik daha yapayım…

Dünyanın dört bir yanındaki beyin takımı dediğim siyasetçilerin, askeri ve idari yetkililerin haricinde, çok büyük holdinglerin/markaların, çok büyük paralarla oynayan kuruluşların üst yöneticilerinin (CEO) de yayınlarımı sürekli olarak takip ettiklerini ve çok istifade ettiklerini biliyorum.

Son zamanlarda bunların birçoğu metafizik sahaya dair yaptığım yayınları da dikkate alarak metafiziğe daha fazla kıymet verdiler ve bu sahada uzman kişilerle de çalışıyorlar.

Benim karakterimi, tarzımı, doğru ve dürüst duruşumu, düşmanıma karşı bile adaletimi ve doğruluğumu artık bilmeyen yok.

Ben şuraya bazı kanaatlerimi, tahminlerimi ve birazcık da planlarımı yazmış olayım da isteyenler dikkate alsınlar.

  • Dünya üzerinde Amerika merkezli çok büyük bir ekonomik dalgalanmaya hazır olun.
  • ABD’de bir iç savaş çıkması ihtimaline de hazır olun.
  • Dünya genelinde yıllarca sürecek kuraklık, kıtlık, açlık ve dünya savaşı şartlarına da hazır olun.
  • Çok kısa süre içinde gizli servisler savaşının devasa bir boyuta gelmesine ve dünya üzerindeki çok sayıda kritik/yetkili/etkili kişinin şüpheli şekilde ölmesine ya da su-i kastlarla ölmesine hazır olun.
  • Çin ve müttefikleri ile iş tutmak, o cepheden olmak gibi vahim bir hata yapmayın. Bu güne kadar yaptıysanız, şimdi hemen bu hatadan dönün.
  • Bu savaşlarda Türkiye’ye ve Türk ordusuna güvenmeyin. Çünkü ordumuzun başka devletlerin menfaatine olacak şekilde kullanılmasına asla izin vermeyeceğiz.
  • Sakın Tayyip/AKPKK çetesiyle meşru ya da gayr-i meşru para/menfaat işlerine devam etmeye çabalamayın. Kaybedenler kulübünde yer almayın.
  • Mason teşkilatında kaydınız varsa hemen sildirin. Masonlukla bağınızı gerçekten ve tamamen kesin.
  • Türkiye’de ve dünyada, bizimle iyi geçinmeden ve hiç değilse ortak menfaatlerde buluşmadan artık hiçbir sahada kazanamayacağınız gerçeğini inat etmeden kabullenin.
  • Türkiye’de ve dünyanın pek çok önde gelen ülkesinde, kritik konumlardaki bazı kişilerin (Siyasetçilerden, ordu mensuplarından, basın ve medyadan, holdinglerden, kara para işlerinden olan kişilerin) birden ülkesinden kaçması ve sistemlerin sarsılması ihtimaline hazır olun.
  • Bir gram aklınız kaldıysa İran’a selam bile vermeyin.
  • Nükleer savaşlar beklemeyin. Buna müsaade yok. Olsaydı 1945’ten bu yana onlarca kere nükleer bombalar kullanılırdı. Lakin elektromanyetik silahlarla sadece kuraklık ve kıtlığa değil, çok sık ve şiddetli depremlere, tsunamilere dünyanın dört bir yanında sebep olunacağını öngörün.
  • Bu işlerin sonunda dünyada iyiler kazanacaklar. Uluslar arası mahkemeler kurulacak ve bazı devletlerin liderleri, önde gelen yetkilileri ve ayrıca pek çok uluslar arası markanın sahipleri ile yöneticileri de yargılanacaklar. Şu Telegram’ın sahibi Pavel Durov’un bile yargılanacağına emin olabilirsiniz. Yanlış atlara oynarsanız, sizler de hiç şüphe yok ki yargılanırsınız.
  • Her şeye rağmen Trump’ın “İyi güzel de ben başkan olmak istemiyorum.” demesi ihtimali de var. Lakin bu ihtimal gerçek olursa da fazla bir şey değiştirmeyecek. Biden başkan olacakmış gibi gösterilip de Kamala’nın daha doğrusu Şi’nin ABD başkanı yapılması da yukarıda yazdıklarımın çoğunun kısa süre içinde yaşanmasına sebep olacak.
  • Uzayda kat trilyonlarca gezegende hayat olduğu, onların da hep insan türünden oldukları, akıllı ve tercih hakkı verilmiş irade sahibi insanlar oldukları, bunlardan yüzlerce türün dünyamıza çok uzun zamandır müdahil oldukları, dünya insanı suretinde imal ettikleri biyonik robotlarla dünyadaki kritik öneme sahip kişilerin yerlerine geçtikleri v.s. anlattığım gerçeklerin dünya insanlığı tarafından kısa sürede öğrenilip kabul görmesine kimsenin, hiçbir güç odağının mani olamayacağına emin olun. Çok yakın gelecekte dünyamızın, devletlerin, milletlerin bu biyonik robotlar sayesinde uzaylı unsurlar tarafından yönetilemeyeceği gerçeğini şimdiden kabullenin ve buna hızlıca hazırlanın.

Artık dünyamız ve güneş sistemimiz bambaşka bir çağa girecek.

Ya bu çağa ayak uyduracaksınız ya da bir şekilde kendi sonunuzu hazırlamış olacaksınız.

Unutmadan şunu da yazayım…

Gereksiz tartışmalara ve mücadelelere girmeyip de her sorunu kökten halletmeye dönük çabalar sergilemek tarzımız olduğu için… Şu Şi’nin suretinde imal edilmiş olan biyonik robotun içindeki Yeşil uzaylı insanı, canımız sıkıldıkça hep çartık, çarpıyoruz. Kendisini birçok fitnenin merkezindeki baş belası birisi olarak görüyoruz.

Çin aşısı meselesinde de ona çok kızdık ve “Aklını başına al” ayarında çarptık. Öldürmeye kastetmedik. Bir süredir böyle olunca, tam kıvamında ve uzun süreli çarpılınca, o yeşil ve asabi ve kendini beğenmiş kibirli arkadaş, çok hasta oldu. Beyin ameliyatı açıklamasına da bu sebep oldu.

Biyonik robotun arızaları bir yana da içindeki insan olan yeşil arkadaşın gerçek olan vücudunda da ciddi hasarlar oluştu. Dışı biyonik ve yapay zekalı bir robot olduğu için, çektiği acıları dışarıya göstermeyen, kendisi içeride acılar içinde inlerken dışına hep gülücükler saçabilen bir duruş sergileyebiliyor. O büyük kriz anlarını robotun yapay zekası yönetebiliyor.

Lakin Çin üzerinden dünyamız üzerine vahşice planlar kuran Yeşiller de karşımızda işte bu kadar güçsüz ve çaresizler. Biz karşılarına böyle dikildikçe ve kendileriyle böyle restleşip planlarınız bozdukça, bize kale alınır bir karşılık bile veremiyorlar.

“Bu dünyanın sahipleri bizleriz” derken, bunun bir kibir gibi görülmesinden çok çekiniyorum ama bu, hakikat. Burada bizim borumuz ötüyor.

Basit basit planların, sistemlerin, çetelerin, örgütlerin, holdinglerin içinde bulunup da içinde bulunduğu yerleri/sistemleri çok bir şey zan edenler, titreyip de kendilerine gelmeliler. Hatalı kararlar alarak geleceklerini karartmak üzereler.

Türkiye’de bulunanlar, daha da dikkatli ve tedbirli olmalılar.

  • Memleketin, din-ahlak-namus-ekonomi dahil her sahada dibe vurmasına bunca senedir yardım ve yataklık ederken, bir yandan da herkesten daha çok Müslüman ve vatansever görünmüş pek çok kişi, yurt dışına kaçmak isteyecek. Zaten bir süredir bavulları ve kaçış planları hazır halde olan binlerce kişi var. En tepe isimlerin ise uçakları bile hep hazır bekletiliyor.
  • Kısa bir süreç içinde çok yüksek sayıda büyük işletme, banka ve patron, iflasını açıklayacak.
  • İşsizlik, kuraklık, susuzluk, açlık, hastalık iyice artacak. Din için, sonsuz saadet için, namus için, ahlak için, adalet için gayrete gelmemiş büyük bir kesim, aç kaldığı, susuz kaldığı, soğukta kaldığı, hastalıktan kırılır olduğu için isyana kalkacak.
  • Bankalarda paranızı tutmayın. Kriz biraz daha şiddetlendiğinde ilk iş olarak bankalardaki milletin parasına çökecek bu AKPKK… “Biz ne yaptık, memleketi ve milleti ne hale getirdik” diyecek bir kişi bile yok aralarında. Bunların hepsi de çoktan insanlıktan çıkıp şeytanlaşmış tipler.
  • Şimdilik paranızı dolar cinsinden elinizde tutmayın da euro ya da altına çevirin ama bankalarda bırakmayın.
  • Uzun vadeli/ödemeli mal almayın.
  • Uzun vadeli mal satmayın.
  • Dövizle borçlanmayın.
  • Sermayenizden daha büyük borçlara girmeyin.
  • Bir değil, birkaç sene hiç iş yapamayacakmış ya da yapsanız da hep zarar edilecekmiş gibi düşünüp, olağanüstü hâl planlamaları yapın.
  • Şu dönemde Türkiye’de yatırımlardan uzak durun.

Ha bir de o depremler, seller ve bahsettiğim diğer felaketler var ya, hiç şüpheniz olmasın, hepsi yaşanacak.

Ben bu günlerin geleceğini 20 senedir anlatıyorum. On sene önce yazdığım yazılarda bile “Bu gidiş felakete… Yıkılır bu memleket ve bu dünya… Yerin üstü altına geçer.” dediğimi ve sebeplerini izah ettiğimi görebilirsiniz.

İşte en doğru tabir de bu: Yerin üstü, altına geçecek.

Çünkü şu anda yeryüzünde milyarlarca insan şeytanı var. 1. ve 2. dünya savaşlarından öncesinde de yeryüzünde bunlardan doluydu.

Mehmet Fahri Sertkaya

Rahatsızız…

Sahte diplomalı gayr-i meşru Cumhurbaşkanı ve aynı zamanda Türkiye’nin en büyük mafya reislerinden olan Tayyip tarafından idare edilen Türkiye’nin, Ukrayna ile son dönemde yaşadığı yakınlaşmadan ve kapalı kapılar ardında dönen konuşmalardan/planlardan son derece rahatsızız.

Daha önce bu hususta birkaç kelam etmiştim. Tehlikeli ve Türk milletinin aleyhine olan bu yakınlaşmanın ısrarla devam ettirilmek istenmesi halinde sahada görülür hamleler yapmak ve bu işi bozmak zorunda kalacağız. Bu yaşandığında AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünün tepe isimleri kadar, Ukrayna’nın idari kadrosu da büyük zararlar görecektir. Ukrayna’nın iç meseleleri de karışacaktır.

Ukrayna, “hükmünü yitirmiş bir limon kolonyası misali” dediğim ve siyasi ömrünü çoktan tamamlamış gayr-i meşru bir cumhurbaşkanıyla yol alamayacağını bilmeli ve en kısa zamanda doğru safta yerini almalı. Bu, Ukrayna için de köprüden önceki son çıkış…

Mehmet Fahri Sertkaya

Hayal dünyasından çıkmak gerekiyor.


Kanal İstanbul ilan edildikten hemen sonrasında “Bu proje asla gerçekleştirilemez” dedim. On seneden fazladır yayıncılık yapıyorum, Türkiye’nin ve dünyanın türlü meselelerine temas ediyorum. Bu süre zarfında da Kanal İstanbul’un hiçbir zaman gerçekleştirilemeyeceğini söyleyip durdum.

Hala aynı kanaatteyim. İlan edildiği zaman bunun yapılması mümkün değildi, şimdiler ise hiç mümkün değil. Öncelikle devletin hazinesi eksi değerde, para yok, gelirler iyice düşüyor, borçlar dağ gibi oldu. Çok yakında kuraklık, depremler ve türlü başka afetler sebebiyle Türkiye daha da kötü bir hale gelecek ve bu proje yine gerçekleştirilemeyecek.

İstanbul boğazının dar kısımları tıraşlanacak, genişletilecek.

Bundan daha mühim bir yanı var ki böyle bir suni kanal, tabiata da son derece büyük ve sürekli zararlar verecek. İstanbul’da hayatı da kolaylaştırmayacak, aksine zorlaştıracak.

Tekrara girmeye, yıllardır ifade edilenleri tekrar etmeye gerek yok. Artık şu gerçeği bütün kişiler, kesimler, devletler kabullenmeliler. İstanbul boğazı tıraşlanacak. Dar olan kısımları, mümkün olduğunca tek bir yandan (Anadolu ya da Avrupa yanından) tıraşlanarak bu soruna çare bulunacak. Bunun, akl-ı selimle, iyi niyetle bulunabilecek başka bir çaresi yok.


Türkiye’deki en büyük kara paracı mafya reislerinden biri olan Tayyip’in pis işlerine/hesaplarına aldanıp da ellerini ovuşturarak kirli planlar yapanlar, hayal dünyasından bir an önce çıkıp sarsılsınlar. Hesapları tutmayacak, pek çok şey hesaplarının tutmasına mani olacak. Bunlardan biri de Tayyip’in/AKPKK’nin iktidarda uzun süre kalamayışı olacak. Tayyip’ten sonra gelen hiç kimse de o kanalı yapamayacak.

Bu şartlarda, bu kirli planların içinde sadece çılgınlar, paralarını kaybetmek isteyenler yer alabilirler.

Mehmet Fahri Sertkaya

Dünyanın dört bir yanında farklı dinlerden, milletlerden, ideolojilerden insan şeytanlarından çarpılan çarpılana…


1-)Moğolistan’da çölde bile çarpılan büyücüler var.

2-)Hintliler de hala rahat durmuyorlar ve sürekli büyüler yapılıyor o taraftan…


3-)Trump yeraltındaki birkaç tesise-üsse daha baskınlar yaptırdı ve oralardaki Yeşilleri de öldürttü. Oralardan çıkan teknolojik aletlere de Pentagon el koydu.

Şu sıralarda Pentagon’da, ciddi ciddi uzaylılarla sıcak çatışmalar yaşandığını bilmeyen, duymayan yok gibi… Hatta bu bilgi dışarı da sızdı ve dün bazı sosyal mecralardaki bazı hesaplar 51. Bölgede de benzeri çatışmaların yaşandığını iddia ettiler.

ABD yönetimi, Yeşillere ait yer altı üslerinin patlatılmasından sonra ele geçen yüksek teknolojiye de çok sevindi. O üslerden ele geçen haberleşme cihazlarının yanında en ileri iPhone modeli bile oyuncak misali kalıyor.

Bunları yavaş yavaş kendilerinin keşfettiği yüksek teknoloji ürünleri olarak seri üretime başlayıp satacaklar ve batık haldeki maliyelerini ayağa kaldıracaklardır. Zaten bu, evvelden beri yaptıkları şey ve bu konularda çok yayınlar yapmıştım. ABD, bir anda ABD oldu ve bunda uzaylı türlerden ele geçirilen bilim ve teknoloji de çok etkili oldu. Onlarca senedir NASA, üzerinde hayat olan başka gezegenleri izledi, oralarda günlük hayatı inceledi ve tersine mühendislikle pek çok teknolojiler geliştirdi. Bunları özel şirketlere çok büyük paralar karşılığında sattı.

Mystical objects, Tarot cards, skull, candles, old books, knives and materials for magic rituals.

4-)Çin’de ve Hindistan’da çok az paralar karşılığında bize büyüler yapan çok sayıda kişi var. Son on gündür oralarda onlar arasında can kayıpları iyice artmıştı ama dün gündüz ve dün akşamdan bu sabaha kadar geçen sürede de çok yüksek can kayıpları yaşandı.

Eş zamanlı olarak Çin ve Hindistan başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından bize metafizik saldırılar yapan medyumlar-metafizikçiler de çok darbeler aldılar ve onlar arasında da can kayıpları iyice arttı.

Yine eş zamanlı olarak cinler arasındaki can kayıpları da çok arttı. Cinler, dünya üzerinde bulundukları yerlerin çoğunda yok oldular. Çin tarafı aynı şekilde davranırsa yakında Çin’de topluluk halinde cinler kalmayacak. O derece yok olacaklar.

Lakin Çin’e çalışan medyumların son haftalarda olağan üstü gayret gösterseler de yıkılıp durmaları ve fazla can kaybı yaşanması Çinlileri yeniden büyü kartını daha aktif kullanmaya zorladı.

5-)Şi rolündeki biyonik robotun içindeki yeşil uzaylı hep çıldırıyor. Sürekli olarak sağa sola bağırıyor, talimatlar yağdırıyor. Metafizik sahada sürekli bozgun yaşamalarını kabullenemiyor. ABD’ye, Trump’, Biden’a, bana ve herkes sürekli sövüp sayıyor. Çin’deki gücünü, saygınlığını, otoritesini iyice kaybediyor ve bunun çok iyi derecede farkında. Bu şiddetinin asıl sebebi de bu…

Tayyip’in, yönlendirmelerime çok geç ayak uydurarak, iş işten geçtikten ve anlaşmalar bozulduktan sonra Türkçü çıkışlar sergilemesi ve Türk Konseyi tabirini kullanması da Şi’yi çok sinirlendiriyor.

Tayyip’in laf olsun diye konuştuğunu, ciddi ve samimi olmadığını ve bir şey yapamaz şartlar içinde kaldığını çok iyi biliyor ama milletlerde bu havanın hakim olması ihtimali onu çok korkutuyor.

Biz, Ankebut Ağı ile bazı ortak paydalarda hareket etmekten vazgeçtikten sonra Tayyip’in hırsı, hasedi, kini biraz duruldu ve sarsılıp biraz kendine geldi. Zaten bu süre içinde konseyler içindeki Çin yanlısı üyeler de büyük darbeler aldılar ve çoğu görüş-saf değiştirdi. Bunun devamında Tayyip yüzünü yeniden batıya, daha doğru ifadeyle Ankebut Ağına döndü. “Türkiye’nin yönü batıdır” temalı konuşmalarını bu geri dönüşünü dünyaya ilan etmek için yaptı. İlk bakışta Tayyip de Tayyip’in üzerine oynayan iç odaklar da ABD de Ankebut Ağı da kazanmış gibi ama ne kadar büyük kaybettiklerini çok kısa bir süre sonra anlayacaklar.

Uyuşturucu çetesi lideri gizli Yahudi ve Mason Solomon Soysuz’un son 15 günde verdiği kayıp, son iki yılda verdiği kayıplara eş gibi… Sahada yaptığımız operasyonlar bunlara çok büyük kayıplar verdirdi. İyice belleri büküldü. Soysuz da beraber iş yaptığı mafyalarla artık anlaşamıyor. Mafyalarla işleri azaltmayı düşünüyor ama bu defa da o bölgelerde başka mafyaların hakim olmasından korkuyor.

Vekil, vali, kaymakam, emniyet müdürü olup da aslında uyuşturucu dahil bütün kara para işlerinde faal olan adamlarından bir kısmının metafizikle çarpılmış olması ve korona diyerek hemen kendilerini oyundan çekmek istemeleri de Soysuz’u ve AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünün diğer üst isimlerini zorluyor.


6-)Kumarhanelere de yasa dışı bahis sitelerine de esnafı haraca bağlayanlara da hep operasyonlarımız oldu. Bir çok kişi rezil oldu. “Buralar bizim mekanlar, yedirin polise, jandarmaya, bize baskın yapmasınlar” diyorlar ama şartların değiştiğini kabullenemiyorlar.

Kısa süre önce PKK’nin üst isimlerinin toplantısında da adım anıldı. “Bu adam devletlere meydan okuyor, bizim gibi taşeron örgütleri siler geçer” dediler.


7-)Diyarbakır’da kaçırılmak istenirken kurtarılan üç yaşındaki çocuk, bize yapılacak bir büyü ayinine kurban gidecekti.

Orada, kaçarken çocuk hırsızlarından birinin sığındığı o kilisede son zamanlarda sürekli olarak bize büyüler yapılıyor.

Anlatmıştım, Türkiye’nin dört bir yanında köpeklerin ve kedilerin patilerinin kesildiği vakalardaki artış da büyülerle alakalı. Kısa bir süre önce İstanbul’da Afrika kökenli bir grup da ayin yaparken ihbar edildi ve polis baskını olmuştu. Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanında büyücülerde ve medyumlarda artış gösteren faaliyetler artık iyice zahir-görünür oluyor.

Diyarbakır’daki o kilisenin altında kaçış tünelleri bulunduğu iddiası da var. Bu bir iddia ama Diyarbakır emniyetinin ve jandarmasının orada dönen her türlü kara para işini ve insanlık dışı işleri bildiği tartışılmaz bir gerçek.

Kara paralar o kadar azaldı ki “Havalar soğuk. Kimsesiz ve sokaklarda yatan kişileri şu numaraya ihbar edin” diye başlatılan kampanyalarda toplanacak çok yüksek sayıdaki kimsesiz kişi, organ mafyalarına kurban edilecek.

IHH’yı kullanarak 80’den fazla vilayetten Suriye’ye TIR’lar gönderilmesi de art niyetliydi. Hem yardım kampanyası denilerek toplanan paraların çoğu zimmete geçiriliyor, hem Suriye’ye ilaç ve gıda yardımı yerine aslında silah ve mühimmat da götürülüyor hem de o TIR’lar geri dönerken sınır kapılarında kontrol edilmiyor ya da sistemin adamları tarafından kontrol ediliyor ve böylece TIR’lar dolusu çocuklar, genç kızlar, yetişkin erkekler ve kadınlar kaçırılıyor.

Bunlar çok iyi para ediyorlar. Çocuklar ve genç kızlar sübyancılık ve fuhuş mafyalarına ve ayinlere gönderiliyor. Yetişkinlerin bazıları ayinlerde kurban ediliyorken çoğu organ mafyalarına kurban oluyorlar.

8-)Parsel parsel eylemişlerdi dünyayı ama işlerine çomak sokan koca bir dünya kadar teşkilat var artık karşılarında… Nereden hamle yapsalar, karşı hamlelerimiz geliyor ve inşaallah kısa süre sonra bunalıp öfkeli ve hesapsız çıkışlar yapmak zorunda kalacaklar. O zaman da topluca üzerlerinden geçeceğiz.

9-)Ankebut Ağı ve Tayyip, Ermenistan’da sürekli olarak iç karışıklıklar yaşanmasını sağlamaya çalışıyorlar. Biz yanlarında olmadığımızda bile planlarını gerçekleştirebileceklerini zan ediyorlar ama aslında buna kendileri bile inanmıyorlar. Bu şartlarda o planlarımızı, kendi planları gibi uygulamalarına izin vermeyeceğiz ki izin verirsek hayra değil şerre dönecek. Ne milletimize, ne ümmetimize ne de insanlığa bir faydası olacak. Daha çok kan dökecekler, daha çok canlar yakacaklar, daha çok sömürecekler, daha çok kara para işleri yapacaklar. Bebeklerin, çocukların, genç kızların, kadınların başta olmak üzere bölgedeki bütün insanların halleri perişan olacak.

Aynı şekilde AKPKK’nin, ordumuzu-askerlerimizi Yahudi-Satanist zihniyetli planlar çerçevesinde Ermenistan’ın haricinde İran, Suriye, Irak, Libya, Yunanistan, Ukrayna ya da başka herhangi bir cephede görevlendirmesine ve milletimizi daha fazla kandırmasına asla izin vermeyeceğiz.

Son zamanlarda Suriye’de askerlerimizi hedef alan bombalı patlamaların ve sınır illerimiz içindeki benzeri terör saldırılarının arkasında Tayyip-AKPKK var. Suriye’ye askeri müdahalenin haklı, hukuka uygun bir zeminini oluşturmak için bunları kendisi yaptırıyor ve her zaman olduğu gibi şeytanlığını sergiliyor. Bozacağız… İzin vermeyeceğiz…

Yakın geçmişte kendilerine samimiyetle dostluk eli uzattığımız hükumetler-liderler ve dini gruplar için köprüden önceki son çıkış bu… Şimdilerde bizlerle anlaşmak ve anlaşmalara sadık kalarak hareket etmek fırsatı ve böylelikle Ankebut Ağını, Tayyip’i ve benzerlerini durdurma şansları bir kez daha ellerine geçti. Bu fırsatı da kaçıranların bir daha aynı fırsatı yakalayacaklarına hiç ihtimal vermiyorum.

10-)

AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünün mensuplarından olan Mustafa Yel de gerçekten korona olmadı. Metafizikle çarpılanlardan. Son zamanlarda daha çok canlar yakmaya başlamıştı. Organ işi dahil bazı kara para işlerinin içinde…

11-)
Çok güzel bir metafizik çatışmaydı. Çok zevkliydi…

Şu birkaç saat içinde en az 700 milyar cin kabilesi yok oldu. 17 farklı büyü ayini dağıtıldı. Birkaçı hariç diğer ayinlerin hepsinde kaçırılan insanlar iblis’e kurban edildi. 13’ler meclisinin mensubu olan pek çok haham şu anda sırt üst yerlerdeler. Gözleri tavana boş bakıyor. İçlerinde ölecekler var. Ölmezlerse çok şaşarız. Korona der de onları da gömer geçerler.

Cemaatimiz içindeki münafıklardan da eş zamanlı olarak büyüler yapanlar vardı ve onlardan ölenler de oldu. Dünya genelinde son birkaç saattir devam eden çatışmalarda ölen dünya insanı medyum ve büyücü sayısı 900’den fazla… Önümüzdeki birkaç saat içinde dünyanın farklı farklı yerlerindeki bu kişiler arasında ölenlerin sayısı artacaktır. 13’ler meclisinden “Bunca büyüler yapıyoruz, bunca medyumlarımız var, bunca cin kabilesi de bizi koruyor. Bütün bunları geçip nasıl bizi çarpabilirler.” deyip duruyorlar. Sanki ilk defa böyle çarpıldılar…

Öğleden önce yaptığım yayınlara da sinirlenmişler. Ahmaklar… Hala kabullenemediler ellerinden cin, büyü, metafizik kartını da aldığımızı…

Mehmet Fahri Sertkaya

Soyunun bir kolu Yahudi bir kolu Ermeni olan Doğu Perinçek, bir Ermeni olan Lavrov’la paslaşıyor.

Putin sinsice talimatları çoğu zaman Lavrov’a veriyor ve Lavrov da Doğu’ya talimatlar gönderiyor.

Benim dosyalarımı/davalarımı oynaması ve benim tekrar içeri alınmam Perinçek’ten de istendi. İşin içinde gizli Ermeni Abdullah Gül ve bir bütün olarak gizli Ermeni cemaati de var.

Hesaplarına göre ben içeri alınınca hemen sert bir şekilde hukuk mücadelesi verecek ve bu defa AKPKK aleyhinde somut deliller paylaşacaktım. Bu vesileyle AKPKK ve Ankebut Ağı çok büyük darbeler alacaktı ve meydan karışacaktı. Bu şekilde hem AKPKK’nin ve hem bir bütün olarak Ankebut Ağının gücü azalacaktı. Rusya ve Çin’in üzerlerine doğru sert esen şu rüzgar da dinecek, bu şekilde Rusya ve Çin de bir süre için bile olsa nefes alacaklardı. Hatlar iyice gerildiğinde bir şekilde beni de içeriden çıkmadan öldürteceklerdi.

Yeni planlar da yaptılar.

Suriye’deki askerlerimizi çok kötü bir pusuya düşürecekler ve çok yüksek sayıda şehidimiz olacak.

Sonra bunu iç siyasette kullanarak AKPKK’yi büyük bir baskı altına alacaklar. Kısa bir süre için bile olsa nefeslenmek ve biraz rahatlamak için her şeyi yapabilecek hale düştüler.

Ölmüş işte o pislik herif, daha neyi zorluyorsunuz?

Beyin kalmamış, tamamen yanmış, kavrulmuş. Asla eski haline gelemez. Makinede aylarca tutsanız ve gizleseniz bile, o gün gelip “öldü” dediğinizde de bizim çarptığımızı herkes bilecek, anlayacak. Bırakın bu boş işleri…

Hemen çarpmıyoruz da mühlet veriyoruz diye kendinizi ve adamlarınızı bir nane zan ediyorsunuz, sonra dökülüp yıkılıp duruyorsunuz ve kabullenemiyorsunuz.

Bir de kendinizi, adamlarınızı, metafizikçilerinizi çok büyütüyorsunuz. Bu şoku bu nedenle de yaşıyorsunuz. Yaşananı kabullenemiyorsunuz. Aşın bunları artık. İstesek hepinizi bir gecede çarpar ve sabaha birinizi çıkartmayız. Lakin bizim dini kurallarımız var. “İmtihan dünyası” denilen şeyi bozamayız. Kötülere mühlet verilecek, o kötüler ya hidayet bulup tevbe edip dönecekler ya da iyilerin imtihanı olacaklar. Bu, böyle…

Sallanıyorlar, yıkılıyorlar

Çin, 450’den fazla büyücüyü koca bir mekanda toplamış. Hepsine aynı anda büyüler yaptırıyor, beni ve ekibimi hedef alıyorlar.

Sallanıp yıkılmaya başladılar. Birazdan üzerlerinden buldozer misali geçeceğiz.

Mehmet Fahri Sertkaya

Al birini, vur ötekine…

AKPKK’ye yardım ve yataklık eden gazeteciler ve sosyal medya aktörleri arasında bir kavga da “Klinik vaka” Fatih Tezcan ile ondan geri kalmayan Süleyman Özışık arasında yaşandı.

Özışık, Twitter hesabından “Fatih Tezcan gibilerle aynı gemide değilim” derken, Tezcan ise “Noktası virgülüne kadar bütün planlarınızdan haberim var. Son sabırlarım” ifadelerini kullandı.

Fatih Tezcan geçtiğimiz yıllarda Scope videosunda ‘internethaber’ sitesi sahipleri Hadi Özışık ve Süleyman Özışık kardeşlerin belediye vurgunu yaptığı iddiasını dile getirmişti.

Tezcan, Özışık kardeşlerin AKPKK’li belediye başkanlarına şantaj yaparak tehdit ettiğini ve bu yolla maddi kazanç elde ettiğini öne sürmüştü.

Solomon Soysuz’un yavaş yavaş karalanması, halk nezdinde kötü gösterilmesi için de talimatlar verildi

Solomon Soysuz’un yavaş yavaş karalanması, halk nezdinde kötü gösterilmesi için de talimatlar verildi. Tayyip’in talimatları sonrası sosyal medyada onu karalayıcı paylaşımlar ufak ufak zaten görülmeye başladı. Devamında bu baskıyı artıracaklar ve Soysuz’u bu bahane ile makamından alacaklar. Sonra da bir vesile ile öldürecekler. Soysuz, zamanın aleyhine işlediğini kabullenemiyor. Geçen her günde etrafı daha çok sarılıyor ve çıkmazın içine giriyor.

Muhtemelen, çok sıkışınca yurt dışına kaçmayı ya da bunlarla sert çatışmaya girmeyi düşünüyordur ama yanlış yapıyor. Onun kaçıp da sağ kalabileceği bir yer yok ve beklediği her gün güç kaybediyor.

Mehmet Fahri Sertkaya