Ege’de, Muğla’da ve daha başka yerlerde neden aniden deniz çekiliyor. Deniz sularının aniden çekilmesinin arka planında nasıl gerçekler var.
Etiket arşivi: Uzaylılar
‘Uzaylılar bizi ziyaret etti’
Dünyanın önde gelen eğitim kurumlarından Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapan ve meşhur bilim adamı Stephen Hawking’le de yakın çalışan Avi Loeb, uzaylıların dünyaya iniş yaptığını duyurdu.

‘Uzaylılar yaklaşık 5 yıl önce dünyayı ziyaret etti’
“Evrende yalnız mıyız” sorusuna yanıtlar sık sık farklı coğrafyalardan ve akademik geçmişe sahip insanlardan gelirken, dünyanın önde gelen saygın üniversitelerinden Harvard Üniversitesi’nde görevli bilim adamı Profesör Avi Loeb, uzaylıların çoktan dünyayı ziyaret ettiğini iddia etti.
“Extraterrestrial: The First Sign of Intelligent Life Beyond Earth” isimli kitabını yayınlayan 58 yaşındaki Loeb, uzaylıların yaklaşık 5 yıl önce dünyayı ziyaret ettiğini yazdı.

2018 yılında vefat eden ünlü astrofizikçi Stephen Hawking ile yakın temasta çalışan Loeb, “2017 yılının Ekim ayında uzaylı ziyaretçiler dünyaya geldi. Astronomlar çok hızlı hareket eden bir obje gördü ve bunun başka bir yıldızdan gelmiş olduğuna kanaat getirdi” dedi.
Bu ziyaretçilere Hawaii dilinde gezgin anlamına gelen Oumuamu adını verdiğini söylerken, “Kullandıkları araç bir tekneye benziyordu fakat hızlanmak için ışık kullanıyorlardı” dedi. Bilim dünyasında birçok insanın kendisini eleştirdiğini de söyleyen Loeb, “Biz kendimizi eşsiz ve özel görme küstahlığına sahibiz. Burada doğru yaklaşım mütevazı olmak olmalı. Başka kültürler olduğunu bilmeli ve onları bulmaya çalışmalıyız” ifadesini kullandı.

Bilim adamı, “uzay gemisinin” güneşin etrafında döndükten sonra beklenmedik bir şekilde hız kazandığını da söyleyerek, “Normalde meteorların yakınlarındaki bir yıldızın çıkardığı gaz ya da parçacıklar tarafından hızlanması normal bir şey fakat orada böyle bir durum yoktu. Ayrıca parlayıp sönüyordu. Bu da onun parlak bir metalden yapılma olduğunu gösteriyor” dedi.
Daha önce anlatmıştım…
Türkiye’nin hızlı bir şekilde kuraklığa düçar olmasında da uzaylı faktörü var. Türkiye’nin içilebilir su kaynaklarının çok hızlı bir şekilde azalmasında da suni sebepler var. Su kaynaklarının altındaki toprağın kimyasını değiştirebildiklerini ve suyun toprak tarafından hızla emilebildiğini anlatmıştım. Dev uçan daireler ile barajlara inip her seferinde çok yüksek miktarda içilebilir su kaçırdıklarını anlatmıştım. Maden sularımıza göz diktiklerini ve kaçırıp kendi gezegenlerine götürdüklerini de anlatmıştım.
Konya ve civarında görülen obruklar meselesinin arka planında aslında çok ileri teknoloji ile yapılan bir maden çalışması olduğunu, onbinlerce sene ileri teknoloji ile üretilmiş uzay araçlarının, suyun içinde gider gibi toprağın içinde gittiklerini, toprağın atomlarıyla oynayıp bir manada toprağı yaktıklarını ve hedefledikleri bor madenlerini çıkarttıklarını anlatmıştım.
Hatta bunu anlattıktan sonra bölge insanlarından “Bu anlatılanlar çok mantıklı duruyor. Ben de gece vakti tarlamda şu ışıklar yayan aracın görüntüsünü çekmiştim” diyenler, videoları bize gönderenler de olmuştu.
Son zamanlarda da “Uzaylı insan türlerinin, devletimize-vatanımıza verdiği zararları önlemek için, dünyamızın teknolojisiyle geliştirilmiş ileri seviye lazer silahlarını temin etmeli, yerleştirmeli ve kullanmalıyız. Uçan daireler bu lazer silahları ile çoğunlukla vurulabiliyorlar.” demiştim.
Başımızdaki lüzumsuzlar değil ama başka ülkelerin hükumetleri bu ikazlarımı çoktan dikkate aldılar ve tedbir almakta bütün imkanlarını seferber ettiler, ediyorlar.

Türkiye’nin gücü de insanlarını, topraklarını, içilebilir sularını, denizlerini, yeraltı madenlerini korumaya yeterlidir. Devletimiz de bir an önce konunun üzerine ciddiyetle gitmeli, gerçek uzmanlarla çalışmalı, icap ediyorsa başka devletlerdeki uzman kişileri ülkemize getirmeli ve bu olağanüstü tehlikelere karşı hiç vakit kaybetmeden tedbirler almalıdır.
Söz konusu yeraltı üsleri, sadece oralarda sessizce ve gizlice yaşamak, yeraltındaki madenlerimizi çalmak, deniz sularımızı çalmak için tesis edilmedi.
Bu uzaylı türler, sessizce bir dünya hakimiyeti gerçekleştirmek isteyen türler. Biz dünya insanlarının suretinde imal ettikleri biyonik robotlarla, dünya üzerindeki çok yüksek sayıda kişinin yerlerine geçen ve dünyanın siyasetini, maliyesini, hukukunu, ahlakını, dini yapısını ve her şeyini yönlendiren türler…
Mehmet Fahri Sertkaya
Ege uzaylılara ait gizli yeraltı üssü var!
Ege denizin altında, toprağın/zeminin onlarca kilometre altında bir gizli yeraltı üssü var.
Bu üs, bir şehir kadar büyük bir üs ve başka dünyaların insanları tarafından tesis edildi ve kullanılıyor.

Akademi Dergisi’nin son yıllarda başka dünyaların insanlarının dünyamızdaki hedeflerine dair yaptığı yayınlara denk gelmemiş bir okuyucu, bu yazıda buradan sonra yazacaklarımı okuyunca sarsılacaktır ama eskiden beri takipçi olanlar kolayca anlayacaklardır.
Yeşillerin, Grilerin ve daha başka uzaylı türlerin, dünyamızın dört bir yanında çok sayıda gizli yeraltı üssü var. Türkiye’nin pekçok ilinin altında da bu gizli yeraltı uzaylı üslerinden var. Bunların arasında Yeşillerin ve Grilerin ittifak halinde tesis edip kullandığı çok sayıda üs de var. Türkiye’nin altında bulunan ve Yeşillerin-Grilerin ittifakıyla kullanılan bu üslerin hepsinde de yüksek miktarda suya ihtiyaç var.

Hem içilebilir temiz suya ihtiyaç var hem de ondan çok daha fazla miktarda kullanma suyuna ihtiyaç var.
Bu koca üslerin hepsinin de ihtiyaç duyduğu kullanma sularını, yeraltı su kaynaklarından elde edebilmesi ise mümkün değil. Bu nedenle, Ege denizinin altında, bütün bu üsleri besleyen/destekleyen bir ana üs var. Söz konusu bu yeraltı üssü, deniz suyunu toprağın altına hızlıca çekerek, doğusunda, batısında, kuzeyinde ve güneyinde kalan bağlantılı bütün yeraltı üslerine su pompalıyor.

Deniz suyu, böyle yeraltı üslerinde pek çok maksatla kullanılıyor. Söz konusu yeraltı üslerini yıllardır anlatıyorum. Bu üsler, içine girilince, sanki yeryüzünde bulunuluyormuş gibi hissettiren yerler. Çünkü, bizden on binlerce sene ileri bilim ve teknoloji sayesinde yapılan bu üslerde, ayak basılan zemin ile, tepelerindeki tavan arasında da onlarca kilometre mesefe var. Gelişmiş teknojiler ile buralarda suni yağış, suni rüzgar, suni güneş/aydınlatma, suni göller oluşturulmuş. Bu üslerin içinde havada uçan daireler uçabiliyorken, karada ziraat da yapılıyor. Aynı zamanda yüksek bilim ve teknoloji ile üretilmiş araçlarla ve cihazlarla teçhiz edilmiş bir hayat yaşanıyor.

Bu kadar gelişmiş sistemlere de sürekli olarak ve bol miktarda su gerekiyor. Buraların ısısı ve nemi ayarlanırken de bol miktarda kullanma suyuna ihtiyaç duyuluyor. Söz konusu üsler zaten istendiğinde tuzlu suyu kısa sürede tuzdan arındırabiliyor.
Bu üslerin ihtiyaç duyduğu suyu üslere aktarmak için, Türkiye’nin etrafındaki denizlerden her zaman deniz suyu çekiliyor. Lakin kış aylarında daha çok suya ihtiyaç duydukları için, çok daha fazla miktarda deniz suyu yeraltına kısa sürede çekiliyor. Böyle anlarda da bazı illerimizin sahillerinde ani deniz suyu çekilmesi hadiseleri görülüyor
Mehmet Fahri Sertkaya
Muğla’da deniz suyu neden çekildi?
Son yıllarda neden ani deniz suyu çekilmeleri yaşanıyor.
Son yıllarda, özelikle de kış aylarında, bazı illerimizde deniz suyunun aniden çekildiği görülüyor. Deniz suyunun bir anda onlarca metre geri çekilmesine neyin sebep olduğu hususu, enteresandır ki detaylı şekilde basında-medyada konu olmuyor.
Bir oldu bitti ile uzman(!) görüşlerine başvuruluyor, birkaç satır yazılıyor ya da ekranlardan söyleniyor ve konu kapanıyor.

Uzmanlara sorulunca, bazısı ani deniz suyu çekilmelerini lodosa bağlıyor. Bazısı ise fırtınaya… Bazısı yüksek atmosfer basıncına… Bazısı da kış aylarında dünyanın güneşe en yakın konumda olduğunu ve bunun da bu şekilde denizlerde ani su çekilmelerine sebep olduğunu, her şeyin gayet normal olduğunu iddia ediyor.
Kendine güvenerek yorum yapabilen bir tek uzman da yok, uzman denilen bu kişilerin birbirleriyle ortak noktada buluşup “Şu sebeple çekiliyor, şu da bilimsel izahı ve ispatı” diyebildikleri de yok. Evet, son yirmi senedir, neredeyse her sene yaşanan ve bölge insanlarının “Eskiden buralarda böyle şeyler olmazdı” dediği bu ani deniz suyu çekilmelerine dair üniversitelerimizin de dikkate alınır çalışmaları olmamış.

İnsanlarımız bunca sene sonra hala “Deniz suyu Muğla’da bir anda 40-60 metre geri çekilmişse, bu su bir anda yok olacak değil ya, yakın etrafta bir yerde de deniz suyunda ani bir yükselme gerçekleşmiş olmalı. Bilim adamlarının, deniz suyunda ani yükselmeler olan bu yerleri bulması ve açıklaması çok mu zor? Bu kadarı bile yapılmadan ya da yapılamadan insanlara, arkasında bilimsel dayanağı olmayan açıklamalar yapmak bilim adamlığı mıdır?” demiyorlar, diyemiyorlar.
Çünkü bir yanda koca devlet gücünün kullanılış şekli ve sorunları bulup çözmek yerine konuları bastırıp kapatıp geçmek şeklinde sergilenen irade… Bir yanda basın-medya gücünün oluşturduğu zihin/kabulleniş yönlendirmesi… Bir yanda da “uzman” denilen kişilerin, çok normalmiş gibi bilim dışı tavırları sergiliyor ve kimsenin onlara tepki göstermiyor oluşu, insanlarımızın bu kadar normal soruları sormasını bile engelliyor.
Oysa, iyi niyetle, vazife şuuruyla, devlet gücüyle konunun üzerine gidilse, sadece Türk milletini değil bütün insanlığı sarsacak gerçeklerle yüzleşilecek.
Mehmet Fahri Sertkaya
Bir güzellik daha yapayım…
Bir güzellik daha yapayım…
Dünyanın dört bir yanındaki beyin takımı dediğim siyasetçilerin, askeri ve idari yetkililerin haricinde, çok büyük holdinglerin/markaların, çok büyük paralarla oynayan kuruluşların üst yöneticilerinin (CEO) de yayınlarımı sürekli olarak takip ettiklerini ve çok istifade ettiklerini biliyorum.
Son zamanlarda bunların birçoğu metafizik sahaya dair yaptığım yayınları da dikkate alarak metafiziğe daha fazla kıymet verdiler ve bu sahada uzman kişilerle de çalışıyorlar.
Benim karakterimi, tarzımı, doğru ve dürüst duruşumu, düşmanıma karşı bile adaletimi ve doğruluğumu artık bilmeyen yok.
Ben şuraya bazı kanaatlerimi, tahminlerimi ve birazcık da planlarımı yazmış olayım da isteyenler dikkate alsınlar.

- Dünya üzerinde Amerika merkezli çok büyük bir ekonomik dalgalanmaya hazır olun.
- ABD’de bir iç savaş çıkması ihtimaline de hazır olun.
- Dünya genelinde yıllarca sürecek kuraklık, kıtlık, açlık ve dünya savaşı şartlarına da hazır olun.
- Çok kısa süre içinde gizli servisler savaşının devasa bir boyuta gelmesine ve dünya üzerindeki çok sayıda kritik/yetkili/etkili kişinin şüpheli şekilde ölmesine ya da su-i kastlarla ölmesine hazır olun.
- Çin ve müttefikleri ile iş tutmak, o cepheden olmak gibi vahim bir hata yapmayın. Bu güne kadar yaptıysanız, şimdi hemen bu hatadan dönün.
- Bu savaşlarda Türkiye’ye ve Türk ordusuna güvenmeyin. Çünkü ordumuzun başka devletlerin menfaatine olacak şekilde kullanılmasına asla izin vermeyeceğiz.
- Sakın Tayyip/AKPKK çetesiyle meşru ya da gayr-i meşru para/menfaat işlerine devam etmeye çabalamayın. Kaybedenler kulübünde yer almayın.
- Mason teşkilatında kaydınız varsa hemen sildirin. Masonlukla bağınızı gerçekten ve tamamen kesin.

- Türkiye’de ve dünyada, bizimle iyi geçinmeden ve hiç değilse ortak menfaatlerde buluşmadan artık hiçbir sahada kazanamayacağınız gerçeğini inat etmeden kabullenin.
- Türkiye’de ve dünyanın pek çok önde gelen ülkesinde, kritik konumlardaki bazı kişilerin (Siyasetçilerden, ordu mensuplarından, basın ve medyadan, holdinglerden, kara para işlerinden olan kişilerin) birden ülkesinden kaçması ve sistemlerin sarsılması ihtimaline hazır olun.
- Bir gram aklınız kaldıysa İran’a selam bile vermeyin.
- Nükleer savaşlar beklemeyin. Buna müsaade yok. Olsaydı 1945’ten bu yana onlarca kere nükleer bombalar kullanılırdı. Lakin elektromanyetik silahlarla sadece kuraklık ve kıtlığa değil, çok sık ve şiddetli depremlere, tsunamilere dünyanın dört bir yanında sebep olunacağını öngörün.
- Bu işlerin sonunda dünyada iyiler kazanacaklar. Uluslar arası mahkemeler kurulacak ve bazı devletlerin liderleri, önde gelen yetkilileri ve ayrıca pek çok uluslar arası markanın sahipleri ile yöneticileri de yargılanacaklar. Şu Telegram’ın sahibi Pavel Durov’un bile yargılanacağına emin olabilirsiniz. Yanlış atlara oynarsanız, sizler de hiç şüphe yok ki yargılanırsınız.

- Her şeye rağmen Trump’ın “İyi güzel de ben başkan olmak istemiyorum.” demesi ihtimali de var. Lakin bu ihtimal gerçek olursa da fazla bir şey değiştirmeyecek. Biden başkan olacakmış gibi gösterilip de Kamala’nın daha doğrusu Şi’nin ABD başkanı yapılması da yukarıda yazdıklarımın çoğunun kısa süre içinde yaşanmasına sebep olacak.
- Uzayda kat trilyonlarca gezegende hayat olduğu, onların da hep insan türünden oldukları, akıllı ve tercih hakkı verilmiş irade sahibi insanlar oldukları, bunlardan yüzlerce türün dünyamıza çok uzun zamandır müdahil oldukları, dünya insanı suretinde imal ettikleri biyonik robotlarla dünyadaki kritik öneme sahip kişilerin yerlerine geçtikleri v.s. anlattığım gerçeklerin dünya insanlığı tarafından kısa sürede öğrenilip kabul görmesine kimsenin, hiçbir güç odağının mani olamayacağına emin olun. Çok yakın gelecekte dünyamızın, devletlerin, milletlerin bu biyonik robotlar sayesinde uzaylı unsurlar tarafından yönetilemeyeceği gerçeğini şimdiden kabullenin ve buna hızlıca hazırlanın.
Artık dünyamız ve güneş sistemimiz bambaşka bir çağa girecek.
Ya bu çağa ayak uyduracaksınız ya da bir şekilde kendi sonunuzu hazırlamış olacaksınız.

Unutmadan şunu da yazayım…
Gereksiz tartışmalara ve mücadelelere girmeyip de her sorunu kökten halletmeye dönük çabalar sergilemek tarzımız olduğu için… Şu Şi’nin suretinde imal edilmiş olan biyonik robotun içindeki Yeşil uzaylı insanı, canımız sıkıldıkça hep çartık, çarpıyoruz. Kendisini birçok fitnenin merkezindeki baş belası birisi olarak görüyoruz.
Çin aşısı meselesinde de ona çok kızdık ve “Aklını başına al” ayarında çarptık. Öldürmeye kastetmedik. Bir süredir böyle olunca, tam kıvamında ve uzun süreli çarpılınca, o yeşil ve asabi ve kendini beğenmiş kibirli arkadaş, çok hasta oldu. Beyin ameliyatı açıklamasına da bu sebep oldu.
Biyonik robotun arızaları bir yana da içindeki insan olan yeşil arkadaşın gerçek olan vücudunda da ciddi hasarlar oluştu. Dışı biyonik ve yapay zekalı bir robot olduğu için, çektiği acıları dışarıya göstermeyen, kendisi içeride acılar içinde inlerken dışına hep gülücükler saçabilen bir duruş sergileyebiliyor. O büyük kriz anlarını robotun yapay zekası yönetebiliyor.
Lakin Çin üzerinden dünyamız üzerine vahşice planlar kuran Yeşiller de karşımızda işte bu kadar güçsüz ve çaresizler. Biz karşılarına böyle dikildikçe ve kendileriyle böyle restleşip planlarınız bozdukça, bize kale alınır bir karşılık bile veremiyorlar.
“Bu dünyanın sahipleri bizleriz” derken, bunun bir kibir gibi görülmesinden çok çekiniyorum ama bu, hakikat. Burada bizim borumuz ötüyor.
Basit basit planların, sistemlerin, çetelerin, örgütlerin, holdinglerin içinde bulunup da içinde bulunduğu yerleri/sistemleri çok bir şey zan edenler, titreyip de kendilerine gelmeliler. Hatalı kararlar alarak geleceklerini karartmak üzereler.

Türkiye’de bulunanlar, daha da dikkatli ve tedbirli olmalılar.
- Memleketin, din-ahlak-namus-ekonomi dahil her sahada dibe vurmasına bunca senedir yardım ve yataklık ederken, bir yandan da herkesten daha çok Müslüman ve vatansever görünmüş pek çok kişi, yurt dışına kaçmak isteyecek. Zaten bir süredir bavulları ve kaçış planları hazır halde olan binlerce kişi var. En tepe isimlerin ise uçakları bile hep hazır bekletiliyor.
- Kısa bir süreç içinde çok yüksek sayıda büyük işletme, banka ve patron, iflasını açıklayacak.
- İşsizlik, kuraklık, susuzluk, açlık, hastalık iyice artacak. Din için, sonsuz saadet için, namus için, ahlak için, adalet için gayrete gelmemiş büyük bir kesim, aç kaldığı, susuz kaldığı, soğukta kaldığı, hastalıktan kırılır olduğu için isyana kalkacak.
- Bankalarda paranızı tutmayın. Kriz biraz daha şiddetlendiğinde ilk iş olarak bankalardaki milletin parasına çökecek bu AKPKK… “Biz ne yaptık, memleketi ve milleti ne hale getirdik” diyecek bir kişi bile yok aralarında. Bunların hepsi de çoktan insanlıktan çıkıp şeytanlaşmış tipler.
- Şimdilik paranızı dolar cinsinden elinizde tutmayın da euro ya da altına çevirin ama bankalarda bırakmayın.
- Uzun vadeli/ödemeli mal almayın.
- Uzun vadeli mal satmayın.
- Dövizle borçlanmayın.
- Sermayenizden daha büyük borçlara girmeyin.
- Bir değil, birkaç sene hiç iş yapamayacakmış ya da yapsanız da hep zarar edilecekmiş gibi düşünüp, olağanüstü hâl planlamaları yapın.
- Şu dönemde Türkiye’de yatırımlardan uzak durun.

Ha bir de o depremler, seller ve bahsettiğim diğer felaketler var ya, hiç şüpheniz olmasın, hepsi yaşanacak.
Ben bu günlerin geleceğini 20 senedir anlatıyorum. On sene önce yazdığım yazılarda bile “Bu gidiş felakete… Yıkılır bu memleket ve bu dünya… Yerin üstü altına geçer.” dediğimi ve sebeplerini izah ettiğimi görebilirsiniz.
İşte en doğru tabir de bu: Yerin üstü, altına geçecek.
Çünkü şu anda yeryüzünde milyarlarca insan şeytanı var. 1. ve 2. dünya savaşlarından öncesinde de yeryüzünde bunlardan doluydu.
Mehmet Fahri Sertkaya
Neptünlüler
Size indigo mavisi denilen renk gibi deri renkleri olan ve acayip değişik kafaları olan Neptün insanlarını ve Neptün gezegenini anlatayım mı?
Son zamanlarda gezegenlere dair gerçekleri anlatmamdan ve gizlice/sinsice kurdukları düzeni bozmamdan çok rahatsız olmuşlar. Çıldırmışçasına saldırıp adam harcıyorlar. Aynı anda milyarlarca medyum görevlendiriyorlar.

Neptünlüler şu çizimdeki görünüşe çok yakınlar…
- Boyları ortalama 120 cm.
- Boyunları ince ve uzun
- Kafaları bedenlerine kıyasla orantısızca iri
- Gözleri resimdeki gibi çok iri ve göz kapakları açılı şekilde kapanıyor.
- Burun kemikleri yok ve burunları iki delik gibi
- Ağızları küçük ve dar
- Çeneleri gayet ince
- Yüzleri üçgen bir görünüşe sahip
- Kafalarının üstü ve arka kısmı iri ve şekilsiz duruyor
- Kulak kepçeleri var ve değişik şekilli
- Omuzları keskin hatlara sahip ve ince
- Kolları çelimsiz duruyor
- Ellerinde ve ayaklarında dörder parmakları var
- Vücutlarında dikkatle bakılmadığında görülemeyecek kadar ince tüyler var. Saç, kaş, bıyık yok. Yaşlandıkça köse sakal gibi sakalları çıkabiliyor.
- Giyinmiyorlar, çıplak yaşıyorlar. Seçkin, makam sahibi olanları pelerin gibi bir şey giyseler de onların da önleri açık oluyor.
- İndigo mavisi cilt renginde olanları varsa da çok daha koyu renkte olanları da var.
Mehmet Fahri Sertkaya|Akademi Dergisi
Gerçeği görmek için acele etmek gerek…
Bu yıl içinde yaşanan büyük orman yangınları ve hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde yaşanması ve korona dahil olmak üzere pek çok büyük sorunun arkasında, dünyaya düşman olan uzaylı insan türleri var. Bu sene bunca felaket suni sebeplerle yaşandı.
Yeşiller ve Griler başta olmak üzere bu düşman türler, kontrollerinde tuttukları ABD ve Çin gibi devletlerin elinde mevcut olan en yüksek teknolojileri, HAARP da denilen iklim ve deprem silahlarını da kullandılar. Bazı zamanlar uzaydan bu ülkelere ait uydular ya da kendilerine ait uzay araçları ile de dünyamıza saldırılar yapıldı.

Dünyanın ciğerlerini yakan onca büyük orman yangınına, uzaydan gönderilen yakıcı lazer darbeleri de sebep oldu. Bunları o büyük orman yangınları başladığında sıcağı sıcağına yazmıştım ve bu Telegram kanalının geçmişinde bulunabilir.
Hedeflerini yukarıda yazmıştım; “Dünyada insanlar doğru düzgün yaşamadılar, tedbirsiz ve umursamaz oldular. Pek çok hayvan türünün nesli tükendi. Plastik başta olmak üzere türlü katı atıklar, denizlerin de kirletilmesi ve onlarca balık türünün de yok olması ve ayrıca atmosfere salınan zararlı gazlar da dengeyi bozdu ve küresel ısınma başladı. Bütün denge bozuldu ve ayrıca mani olunamayan tabii/doğal felaketler de üst üste geldi de dünya yaşanamaz bir yer oldu” gibi gibi yorumlanacak bir sürecin sonunda dünya insanlığını yok etmek…

Bitmedi…
Ellerinde, yanardağları aktif hale getiren ve patlamalarına sebep olan teknolojiler de var. Bunların uçan dairelerinin hiç zorlanmadan yanardağların içine girdiğini gösteren çok sayıda video kaydı çekilmiş ve dünyamızda mevzu edilmişti.
Son zamanlarda yanardağların faaliyete geçip durmasının arkasında da suni/yapay sebepler ve düşman uzaylı türler var.
Şunca şeyi anlatıyorum, bir bir çıkıyor da şu şartlar dahilinde hangi ülkenin reisi “Çin aşısı” denilen o aşıyı satın alıyorsa ve milletine resmen/kanunlarla zorlamasa da aldığı kararlar ve devlet gücüyle yaptığı uygulamalarla zorda bırakarak vurduruyorsa, vurduracaksa, o kişi bir dakika bile beklenmeden devrilmeli ve milletine, dünya insanlığına ihanetten tez vakitte yargılanıp ipte sallandırılmalı.
Çünkü o aşı “Çin’in geliştirdiği korona aşısı” değil, o aşı Yeşillerin sinsice ürettiği ve dünya insanlığını mahvetmek istediği bir aşı…

Şu anda dünya üzerinde “korona virüsü aşısı” denilen aşılar içinde, korona virüsüne karşı gerçekten koruma sağlayan hiçbir aşı yok. Rusya’nın aşısı hariç diğerlerinin tamamında insanlığa karşı art niyet var ve uzun vadeli zarar verme maksadı var.
Rusya’nın Sputnik V aşısında böyle bir zarar vermek kastı yok ama o da para tuzağından başka bir şey değil… Bir faydası yok.
Hep söyledim ki koronaya gerçekten bir çare bulunsa, başka başka virüsleri de yayacaklar. Sineklerle uğraşmak yerine bir an önce bataklığı kurutmak şart. Herkesin kendini düşündüğü ve kendini kurtarmak ve sıkıntıya düşmemek istediği bir dünyada ise o bataklık kurutulamaz.
Dünya insanlığına korona aşısından önce lazım olan şey ahlak… Ahlak, gayret, mücadele…
Mehmet Fahri Sertkaya
Ozon tabakasını kimler tamir ettiler.

https://ok.ru/video/276648168048
Yıllar öncesine ait bir videomuz… Youtube’da ve Ankebut Ağına ait o malum mecralarda olağanüstü şekilde sansürlendi, sansürleniyor.
Halbuki bu videoda sarsıcı gerçekler son derece medenice ve sakin bir üslupla ifade ediliyordu.
Ozon tabakasının delinmesine birkaç şey temel şey sebep oldu ve bunların başında gelenlerden biri de yapılan atom bombası denemeleri…
Ozon tabakasında “delik” denilen o hasarlı ve zayıflamış kısım, son on yıllarda, beklenenin aksine olarak tamir oldu, güçlendi. Bunu dünya insanlığının duymasını istemiyorlar. Çünkü bunu, dünyaya dost olan uzaylı insan türler yaptılar. Oysa ABD, önde AB ülkeleri ve Çin’i ise dünyaya düşman olan uzaylı türler nüfuzları altında tutuyorlar.
Dünyaya ve dünya insanlığına bu kötülükleri yaparken hazıra da konuyorlar. Zaten Satanist ve insanlık düşmanı bir Yahudi teşkilatı olan Ankebut Ağını ya da nam-ı diğer İllumanitiyi, içine sızarak kullanıyorlar.
Mehmet Fahri Sertkaya
‘Küresel ısınma yalan!’
13.11.2007 tarihinde, içimizdeki İsrail’in kurumsal gazetelerinden biri olan Hürriyet’in de yayınladığı şu haberi kaçınız gördünüz ve sonrasında neler oldu? Bu iddia ne kadar tartışıldı ve benzeri iddialar Ankebut Ağının dünya genelinde kontrolünde tuttuğu basın ve medya kuruluşlarında ne kadar yer buldu?
Haberin kaynağı şurada (https://www.hurriyet.com.tr/dunya/kuresel-isinma-yalan-7674015) ve bakarsınız. John Coleman’ın söylediklerine, detay kısımları haricinde katılıyoruz. Genel olarak bakıldığında doğruları söyledi ve biz de bunca yıldır bu gerçekleri anlatmaya çabalıyoruz. Dünyanın tabii nizamının (doğal dengesinin) bozulmaya başladığı tartışılamaz bir gerçek. Lakin, John Coleman’ın da dediği ve tartışılmaz kesinlikte gerçek olan husus şudur: “Küresel ısınma dedikleri şeye insanların yol açtığı da büyük bir aldatmacadır.”

Coleman “Birkaç bilim adamı, politik hedeflerini gerçekleştirebilmek için, iklim verilerini taraflı şekilde yorumlayarak, böyle bir fenomen olduğunu ileri sürdü.” demişti ama meselenin arka planı aynı dik duruşla dünya insanlığına söylenmemişti.
Onlar sadece “birkaç bilim adamı” değiller. Son zamanlarda başımıza bela olan Korona dahil bazı bulaşıcı virüsleri, üzerinde hayat olan başka dünyaların dünyamızda bulunan adamları çıkartıp yaydılar.
Hep anlattığım gibi, dünyanın önde gelen devletlerinin idari kadroları arasına, bilim adamlarının ve kanaat önderlerinin, dini liderlerinin arasına sızdılar. Bizden on binlerce sene ileri bilim ve teknolojileri sayesinde ürettikleri biyonik robotlarla dünyamızdaki pek çok kritik ismin yerlerine geçtiler. Pek çok yalan gibi “küresel ısınma” yalanını da onlar yaydılar.
Çünkü…
- Yağışların giderek daha da azalması ve içilebilir su kaynaklarının hızla yok olması…
- Dünyanın büyük bir kararlılık ve hızla kuraklaşıyor olması…
- Durmak bilmeyen depremler, bitmeyen fırtınalar, kasırgalar ve türlü afetler…
- Uyuşturucu türlerinin kullanılmasının hızla artırılması, ayrıca gıda ve tıp/ilaç sektöründeki oyunlar…
- Ahlakın, namusun, aile kurumunun yok edilmesi için oynanan oyunlar ve evlenmemiş, çocuk sahibi olmamış insanların sayısındaki artış…
ve daha saymakla çok vakit kaybedilecek hususlar/sorunlar/belalar aslında kasten sebep olunan şeyler. Bunlar, dünyadaki hayatın sanki kendi kendine yok oluyormuş görüntüsüyle hızlıca yok olması maksadıyla uygulanan büyük bir planın kısımları ve safhaları…
İşte bu kadar büyük ve köklü planlarını bozan operasyonumuzun adı da “Ankebut Operasyonu” ve bu operasyonumuzda aslında çökertmek istediğimiz taraf Yahudiler/Masonlar/Satanistler değil, dünyaya düşman olan ve içimize sızan uzaylı türler…
Mehmet Fahri Sertkaya
Korona deyip gömüp geçerler…
Sizin devasa ordular misali yüksek sayıda kişilerle aynı anda bize karşı yaptığınız metafizik, bizim için sadece biraz pratik…
Tecrübelerimizi artırıyoruz, melekelerimizi kuvvetlendiriyoruz. İyice kemâle eriyoruz. Lakin siz buz misali eriyorsunuz. Zaten tam olarak da bunu istiyoruz.
Acı gerçeği çaresizce kabul edeceksiniz; bu dünyanın sahipleri bizleriz…

Uzaylı medyumların ölüleri yerlerde bitki örtüsü oluşturmuş gibi… Ölenlerin sayılarını tam olarak bilebilmek mümkün değil ama bir buçuk trilyondan fazla olduklarına eminiz.
“Bu dünyanın sahibi biziz.” dediğime de “Sizin metafiziğiniz bize pratik oluyor” dediğime de çok kızmış olmalılar.
Bunlar, sadece bu sabahtan bu saate kadar ölenlerin sayısı…

Bir günde yok etttiğimiz cin sayısında da rekorumuzu egale ettik. En az 25 trilyon cin kabilesi yok oldu. Her birinde ortalama 3 ile 5 milyar arasında cin bulunuyordu.
Bunları öfkelendirmeyi hem biliyorum, hem seviyorum, hem istiyorum.
Dünyamız üzerindeki büyücüler ve medyumlar da döküldüler. Ölü sayıları henüz yaklaşık olarak bile belli değil. Zaten çatışmalar da bitmiş değil. Onca uzaylı türün metafizikte kullandıkları çok gelişmiş cihazları da işe yaramadı.
En şok edici gerçeği de yazayım: Bizden bir kişi bile ölmedi ve yaralanmadı…
Unutuyordum, Ankebut Ağının ihtiyar ve emekli takımından dökülenler de çok oldu. Korona deyip deyip gömüp geçerler.
Aslında bu kanalda da artık onlarca metafizikçi takipçi var. Şu yayınların altına gelip onlar bile doğrulamasını yapabilirler.
Şimdi restimi bir daha çekiyorum:
Bu dünyanın sahipleri bizleriz. Burada bizim borumuz öter. Hiçbir güç unsuru bizi durduramaz. Biz, Allah’tan başkasından da korkmayız.
“Hayır, olur mu öyle şey.” diyenler varsa, metafizik dahil, istedikleri her sahada karşımıza çıkmaya devam edebilirler.

4 Aralık 2018
David Bickham
“Vakti gelecek, konseylerdeki bu bütün insan şeytanlarını da öldürüp/öldürtüp dünyayı bu pislik şebesinden temizleyeceğiz inş”
Hah hah haaah haaaaa 👊👌😉
Mehmet Fahri Sertkaya
Bursa’da çekilen ve çok tartışılan bulutlar…





Bu gibi bulutlar, her zaman UFO’ların kendilerini gizlemek için ürettiği suni bulutlar olmuyorlar. Bazı zamanlar, uzaydan dünyamızdaki hedef noktaya sürekli gönderilen elektromanyetik dalgalar, bulutların alışılmadık şekillere sahip olmasına sebep oluyorlar. Bu bulutların gözlenmesinden sonra biz, Bursa’da deprem yaşanabileceğini söyledik çevremize ve ne yazık ki isabet de ettik. Şükür ki çok yüksek şiddette yaşanmadı ama basite alınacak depremler de değillerdi.
Bazı zamanlar, bu gibi bulutların içinde, dünyadaki radarlara yakalanmayan, içinde akıllı canlılar bulunmayan ve küçük boylarda olan uzay araçları bulunuyor. Bu araçlar, uzaydan gelen sinyalleri bir araya toplayıp güçlendirmek ve istenen yere nokta atışı yapmak için de kullanılıyor.
Mehmet Fahri Sertkaya