Etiket arşivi: İran

Tayyip telefona sarıldı

İran’ı aradı, kaale bile alınmadı. Türkiye’de ve dünyada baş döndürücü bir hızla neler yaşandığını Tayyip telefona sarıldı İran’ı aradı, kaale bile alınmadı. Türkiye’de ve dünyada baş döndürücü bir hızla neler yaşandığını geçtim, kendini bile tam bilemez haldeydi. Uzaylılar sinyali verip deprem yaptılar, korku hakim olsun istiyorlar. Herkes herkesi arıyor. Konuşanların çoğu da aslında neler olduğunu ve neler olacağını bilmiyorlar. Kısa sürede ne çok şey oldu, oluyor. 

Tayyip artık en hakikisinden etkisiz eleman… İran, doğalgazı kendi iradesiyle kesmedi. İran’a o gazı kestirdiler. İran’ın kendi iradesi ile o gazı açma lüksü yok. “Kapat” diyenlerin, “Tamam aç” demeleri lazım. Derler mi… Derler belki ama uzun sürmez, yine keserler. Sürekli bu kartı oynarlar. Ya da hemen şimdi büyük tavizler alırlar. Bundan sonra Türkiye nasıl bir taviz verebilir, Katar ve BAE gibi kara para ve terör devletçiklerine her gün peşkeş çekilen, peşkeş çekilecek pek bir şeyi kalmayan, ihtiyaç duyduklarında emirlerine amade askeri birlikler ve binlerce polis bile gönderen bir ülke Türkiye…

Futbol turnuvasında güvenliği sağlayacak kadar siyasi otoritesi, devlet sistemi, eğitimi, yeterli memuru ve polisi bile olmayan ama devlet olarak kabul edilen tırnak kadar bir yer, hain Tayyip ve çetesi yüzünden koca Türkiye’ye kene gibi yapışıp kanını, iliğini emmeye devam ediyor. Daha fazla birilerine taviz verilmesi de dibe vurmak demek, taviz vermemek de dibe vurmak demek. O küçücük aklıyla bu şartlarda bir de olmadık işlere girişip Ukrayna ile Rusya’nın arasını sözde bulmaya, hiçbir riske girmeden Ukrayna’yı kollamaya kalkıyor. Muhatap alınmıyor, diplomatik nezaket sınırları içinde ağır cümleler kuruluyor karşısında ve kendini iyice bitiriyor. Yine de uslanmıyor. Zira utanma duygusunu yitireli belki elli yıl olmuştur ve bir de bitmiş, çaresiz halde… Ukrayna ile o kadar kara para işleri yapıyor, onlar da kesilirse, kesecek ve organlarını alacak insanları nereden bulacak.

Yani sözü uzatmaya ve tekrarlara girmeye gerek yok, Türkiye’nin sanayicisinin, tüccarının, büyük sermaye sahiplerinin, bankacılarının, borsacılarının aşırı dikkatli ve gerçekçi olmaları lazım. Keskin kararlar almaları lazım. Yoksa Türkiye ve Tayyip ile birlikte onlar da savrulup dibi görecekler. Bir de keneye üç bin küsur polis ve özel ekipler göndermekle övünebilecek kadar hayasızlaşmışlar, zıvanadan çıkmışlar, bununla övünecek kadar laçkalaşmışlar. Bunlara laf mı anlatılır, bunlarla yola mı gidilir, bunların sözüne mi itibar edilir. Adalet sistemini keyiflerince kullanarak, birkaç tanınmış kişiyi içeri aldırarak halka korku verecekler de aç kalmış on milyonlarca kişinin karşısında hala iktidarda kalabilecekler. Boş avuntu bunların yaptığı…

Şimdiden, “Müslüman rolü oynayan bir münafık ve çetesi Türkiye’yi, 20 yılda, maddeten ve manen nasıl batırdı, bitirdi.” konulu yazılar yazılabilir. Kitaplar yazılabilir. Belgeseller hazırlanabilir.  “Bir devrin sonu. Sonu Menderes gibi, Çavuşesku gibi mi olacak” diye çok sarsıcı ve tesirli yazılar da yazılabilir ve videolar hazırlanabilir. Çünkü buradan sonra istesem ben bile Tayyip’i iktidarda tutamam. Böyle demişken aklıma geldi “Onun yerinde öküz bile olsa, onca kere fırsat verdiğinde, Türkiye ve dünya siyasetini onun lehine hazırladığında MFS’yi dinlerdi. Ortak menfaatlerde birleşirdi. Bu nasıl bir ahmaklık, nasıl bir cahillik, nasıl bir hırs” konulu yazılar da şimdiden yazılabilir. 

Yazmak, anlatmak isteyenler için ciltlerce yer tutacak kadar yazılası ve sarsıcı hakikat var. 

Haydi şimdiden Ba’de harab’ül Türkiye…. Yaşasın İsrail, yaşasın Çin, yaşasın Katar, yaşasın BAE…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Bize her yol hürriyet…

Ruslar, Kazakistan’ın siyasi yetkililerini tanımayıp onları tehdit atlında tutup emirler yağdırdıkları gibi, Kazakistan ordusundan da hiç kimseyi takmıyor, tanımıyor ve orduya da emirler yağdırıyorlar. Kazakistan’daki sözde barış gücünün Rus komutanı adeta işgal ordusu komutanı gibi tavırlar sergiliyor.

Üstelik bu sözde barış gücünün de marifetiyle Rusya, Kazakistan’da çoktan organ kaçırmaya başladı. Vatanını, milletini, toprağını, canını, namusunu korumak için son çare görerek sokaklara inmiş Kazaklardan vurulanların bazılarının cenazeleri hiçbir şekilde bulunamıyor. Morg morg gezerek yakınlarının cenazelerini arayan ama asla bulamayan Kazaklar var.

Böyle bir anda Kazakistan’ın hain İçişleri Bakanı da çıkıp “Ordu ve emniyet teşkilatı içerisinde hainler var” şeklinde açıklama yapabiliyor. Hainler baş olmuşlar, ipleri tamamen Ruslara da vermişler ve vatanseverce duran siyasi, idari ve askeri yetkililer “hain” ilan edilir olmuş.

Bu, düpedüz bir işgal teşebbüsüdür. Bunların derhal son bulması için gerekli ikazları yapmıştım. Bir daha işgalcileri ve onlarla danışıklı dövüşen devletleri ikaz edecek değilim. Bu gidiş, iyi bir gidiş değil ama bu gidişi biz tercih etmedik. Memleket dahilindeki ve haricindeki bütün taraflar, dünyanın onlarca ülkesinin aynı anda büyük oranda karışmasına, yer yer devletler arası silahlı çatışmaların yaşandığı cepheler oluşmasına hazır olsunlar.

Türkiye, Kırgizistan, Özbekistan, Tacikistan, Türkmenistan, Pakistan, İran ve Rusya Federasyonu içindeki Türk ve Müslüman devletler başta olmak üzere, dünyanın sorunlu pek çok yeri karışacağı gibi, batı dünyasındaki Türk ve Müslüman unsurlar da üzerlerine düşenleri yapacaklar ve batı da çok büyük karışacak. Dünyanın her yerinde siyasi su-i kastlar de yaşanmaya başlanacak. Bu işgale, bu tahakküme, bu despotluğa ve haydutluğa, bu küstahlığa, bu organ işlerine az ya da çok sebep olmuş ve arka çıkmış hiçbir devlet, hiçbir hükumet, hiçbir sözde STK, sözde dernek, sözde vakıf, sözde dini cemaat rahat edemeyecek. Her an, tetikçilerden, piyonlardan ziyade azmettirici olan asıl katiller, asıl sorumlular cezalandırılacaklar.

Hiç kimse, dünya üzerindeki bu kadar Türk ve Müslüman unsurlara karşı bu kadar pervasızca bir işgal, sömürü, katliam mücadelesi veremez. Verirse, sonuçlarını, kendisine arka çıkan bütün taraflarla birlikte yaşar.

Kısa süre sonra Kazakistan’daki Rus, Ermeni, Belarus ve Kırgız işgal kuvvetlerinin komutanları ve askerleri vurulacaklar. Aynı anlarda Türkiye’deki gizli Yahudi, gizli Ermeni, gizli Mason rütbelilere sıkılması emrini vereceğim. Bunları korumak isteyen kripto kimlikli ve vatan haini siyasi ve adli yetkililere de sıkılacak. Hepsi zaten listeli… Teşkilat halinde çoktan ifşa oldular, çoktan çaptan düştüler, hiçbir güçleri de yok. Bu güne kadar dünya siyasetini de buna ayarlamak gerekmeseydi ve şu Tayyip’in mühleti olmasaydı, hep bahsettiğim dini hususlar olmasaydı, şu AKPKK’yi, MHPKK’yi, onlarla danışıklı dövüşen CHPKK’yi ve bir bütün halinde içimizdeki İsrail’i şimdiye kadar yüzlerce kere toplar alırdım.

Lakin bu, her şartta böyle olmak zorunda değil ve zaruretler kararları değiştirir. Hal böyle ise ben hiçbir şeyi beklemem, gözlemem ve hiç vakit kaybetmem. Türkiye’deki söz konusu hainlerin bazılarının yakınları da toplanıp alınacaklar ya da onlara da sıkılacak. Türkün gözünün içine baka baka, damarına basa basa ihanet edilemeyeceği, Türkün devletlerinde Türkün aleyhinde kararlar alınamayacağı bütün dünyada görülecek. Eş zamanlı bir operasyon başlayacak. Restleşme bu şekilde bu başlayacak. Üzerine dikleşme görürsek, bütün dünya yangın yeri olsa da geri adım atmayacağız. Hangi kuvvet, hangi devletin kara paracı, organcı ordusu gelip de bu hainleri elimizden almaya kalkarsa, bu milletin de hürriyet mücadelesinin karşısına dikilerse, onları sadece Türkiye sınırları içinde değil, kendi memleketlerinde de vuracağız. Yerin altı da üstü de karışsın, umurumuzda olmayacak.

Herkes bilsin, bu işlerin tadı çok kaçtı. Kısa süre sonra, gerçek Türk komutanların ve gerçek Türk siyasi hükumetinin kontrolündeki Türk ordusu Kazakistan’a destek gücü de gönderecek. Diğer Türk devletlerinin hürriyet mücadelesine de destek olacak. Onlarla ortak askeri güç de tesis edecek. Daha ortak güç tesis edilmeden bile Rusya, Belarus, Ermenistan ve hatta Kırgızistanla harbe girmekten geri durmayacağız. Kazakistan halkının kahramanları nefsi müdafaaya çok yakında başlayacaklar ve sonrasında kopsun fırtına… Bize her yol hürriyet… Bize yaşamak da ölmek de ancak şerefle, namusla, insanca bir düzenle mümkün. Gayrısı zaten ölmekten beter… Türk ölür ama esir olmaz, sömürge olmaz. Türk ölür ama namussuz, vatansız, dinsiz, ahlaksız olmaz.

Onların ölümden korktuğu ve kaçtığı nispette, ölümü seven ve arzulayan ordularla üzerlerine gideceğim.

Derhal o işgalci kuvvetler Kazkistan’ı terk etmezlerse, ben de bu dediklerimi hemen yapmaya başlayacağım. Bu restten dönersem, devlet ve ordu gücüyle her şeytanlığı yapan bu alçaklara, bu kara paracılara, bu organcılara, bu sömürgecilere, bu sadistlere, bu kanun tanımaz insanlıktan çıkmış şeytan ordularına daha fazla mühlet verirsem kanım kurusun. Bu vahşeti, bu şeytanlığı görüp tepkisiz kalabilen zaten insan değildir ve kanı kurusun.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Taner Ay vakasına bir neşter vurulsa, Ay utanır da dünyaya ışık yansıtmaz

Bulgaristan’da yaşanan trafik kazasında ölen Taner Ay, Ankebut Ağının milletler arası kara para işlerinde kullandığı piyonlardan biriydi. Ölümü, normal bir ölüm değil. Bu ağı çökertmek isteyenler tarafından öldürüldü. Bu, bir başlangıç ve daha önce yazdığım gibi, önümüzdeki birkaç hafta içinde, çok büyük ihtimalle ortalık toz duman olacak. Sadece Türkiye’de değil, batı aleminin ondan fazla büyük ülkesinin adliyelerinde, basın ve medyasında, sosyal medyasında yer yerinden oynayacak. Ayrıca sahada çok şiddetli çatışmalar da yaşanacak.

Taner Ay, iş adamı değildi. Taner Ay, iş adamı gibi gösterilerek kara para ağları arasında bağlantı sağlayan ve kara para da aklayan bir insan şeytanıydı.

Adnan Oktar organize suç, terör ve ihanet örgütünün sürekli olarak kullandığı kişilerden biriydi. Adnan Oktar suç örgütünün, AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütüyle adeta kaynaşmış halde olması nedeniyle, Taner Ay da AKPKK’li en üst isimlerle çok sıkı bağlantıdaydı. Sosyal ağlarda paylaştığı resimlerde Solomon Soysuz’la, Hulusi Akar’la, Hakan Fidan’la, Metin Külünk’le, Mevlüt Çavuşoğlu ile ve daha pek çok kişiyle çektirdiği fotoğrafları görülebiliyor. Ayrıca devletimizin idare edildiği en üst kurumlarda bulunduğu anlarda çekip paylaştığı fotoğrafları da görülebiliyor.

Satanist bir gizli Yahudi olan Taner Ay’ı, kara para işi yapan pek çok devlet ve bu devletin gizli servisleriyle mafyaları da kullanıyorlardı.

Taner, bu milletler arası kara para ağının artık önemli bağlantılarını sağlayan bir kişiydi. Ankebut Ağını yöneten konseylerin üyelerine çok yakın kişilerle de görüşüyordu. Uyuşturucu kaçakçılığı kısmında AKPKK ile Adnan Oktar suç örgütü arasında köprü vazifesi yapan kişilerden biriydi. Uyuşturucu işinde, AKPKK kısmında, en çok Solomon Soysuz’la ve Metin Külünk’le paslaşıyordu. Bütün dünya biliyor, yıllardır bu iki şahsın uyuşturucu işinde üst isimlerden olduğunu anlatıyorum. Taner, fuhuş işinde de AKPKK ile Adnan Oktar suç örgütü arasında köprü vazifesi yapıyordu. Bu sahada, AKPKK kısmında, en çok da Türkiye’deki baş pezevenklerden biri olan gizli Yahudi Numan Kurtulmuş’la paslaşıyordu. Aslında zekası, kabiliyetleri, vasıfları yüksek biri değildi. İnisiyatif almıyor, emir edilenleri yapıyor ve bu nedenle işe yarar bulunuyordu.

“Osmanen Germania” yani Almanyalı Osmanlılar isimli sözde derneğin, özde kara para teşkilatının da mensuplarından biriydi. Bu güne kadar bu teşkilat zaten kara para işleri yapmakla açıkça suçlanmıştı. Avrupadaki medeni insanlar, bu şeytanlıklardan rahatsızlar ve kendi devletlerinin gücünü, adaletten yana, insanlığın faydasından yana kullanmak istiyorlar. Lakin, hep anlattığım gibi, Merkel başta olmak üzere pek çok üst seviye Alman siyasetçi ve bürokrat da bu kara para ağının içinde olunca, beklenen operasyonları bu güne kadar yapamadılar.

Osmanen Germania, aslında İngiltere’nin, Kraliçe’nin çetesinin talimatlarıyla AKPKK tarafından kuruldu. Zaten bu AKPKK ve Tayyip belasını, milletimizin başına en çok İngiltere, ABD, Almanya, İsrail getirdi. Bu milletler arası kara para işlerinde aslında AKPKK de bir taşeron. Ne yazık ki AKPKK eliyle, devletimizin gücü/kurumları, memurları hatta adliyeleri/mahkemeleri, hakimleri, savcıları bile farkında olarak ya da olmayarak bu insanlık dışı suçlara bulaştırıldı. Bunu, dünyaya kendini medeni olarak gösteren batılılar ve bir de İsrail sağladılar. Taner Ay’ın ve o sözde derneğin arkasında İngiltere de var. Almanya da var. ABD de var. Türkiye de var. KKTC de var. İsrail de var. Belçika, Hollanda, Fransa da var. Çok sayıda batılı lider de var.

Taner Ay’ın da içinde yetiştiği ve bünyesinde faaliyet icra ettiği Adnan Oktar organize suç, terör ve ihanet örgütü, dünyanın dört bir yanında özel hastahaneler ağı üzerinden yapılan organ işinin de bir seviyeye kadar içinde… Taner de organ işinde faaliyet gösterdi. Aslında o kısımda da bir piyondan başka bir şey değildi. Ankebut Ağının dünya genelindeki organ sisteminin Türkiye ayağındaki sözde hastahanelerden biri olan Memorial’ın sahibinin Turgut Aydın olarak gösterilmesi gibi… Organcı Turgut da piyon, Taner de piyondu… Piyon ama Türkiye’den Avrupaya mülteci olarak giden yüksek sayıdaki insanın, Ankebut Ağının organ sistemine kurban gitmesine, Adnancılarla birlikte o da vesile oldu.

Devletimizi, bu milletler arası kara para ağında öyle ileri seviyede kullanır oldular ki biz Vatanseverler cephesi ve ayrıca Muktedirler İttifakı (Mİ) olarak bu ağa darbe vurup düzenlerini bozdukça, kara paralarının önünü kestikçe, Türkiye’nin idari kadrosu aksi yönde faaliyetler icra etmek istedi. O yönde çırpındı, çırpınıyor. An geldi, kara para akarını devam ettirmek için Suçişleri Bakanı olan Solomon Soysuz İran’a gitmek zorunda kaldı. Sözde Dışileri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu zaten gittiği ülkelerin çoğunda, bozduğumuz kara para işlerini kuvvetlendirmek için çırpındı, çırpınıyor. Hep yazıyorum, Katar, BAE, Singapur, Danimarka ve benzeri devletçikler de bu Ankebut Ağının taşeron ve kasa olarak kullandığı ülkeler. Bosna Hersek, Arnavutluk, Makedonya ve benzeri ülkeleri de kara para işlerinde serbest ortam olarak kullanıyorlar. Bu nedenle bu gibi ülkelerin idaresini, adalet sistemini, eğitim sistemini, maliyesini ellerinde tutuyorlar. Şu sözde avukat Zeki Çalışkan’ı, kara para işlerini, sözde derneklerini, organ işine kadar bağlantılarının olduğunu kaç sene önce yazdım. Sahibi olduğu avukatlık bürosunda avukat gibi görünen militanların da tek tek aslında gerçek ırklarını, gerçek dinlerini, gerçekte ne halt ettikleri yazdım. Otuz kadar avukttan biri bile senelerdir benden davacı olamadı. Lakin, bu devletin adli yetkilieri ve MİT’i ne yaptı? MİT, senelerce şu Taner’i de kolladı. Evet, bizler vergi verdik, MİT de batılıların kara para sistemine çalıştı. Türkiye’den de erkek, kadın, çocuk, bebek kaçıran ve bunları fuhuş, organ ve ayin ağlarına gönderen kişileri MİT, bizim vergilerimizle ve milletimizden/devletmizden aldığı güçle korudu, destekledi. Hala halleri böyle…

AKPKK’in ve Tayyip’in başımıza bela edilmesinde en etkili olan şahıslardan biri Devlet Bohçalı, çok vasıfsız, kafasız, korkak, aciz bir vatan haini MİT casusundan başka bir şey değil. MİT üzerinden CIA ve Avrupalı gizli servislerler de paslaşıyor. Binbir türlü açığı var, delili var, şahitleri var, bülbül olup ötecek ödlek adamları var sistemlerinde ama Türk adli yetkilileri nerede? Köpek desem, köpeğe hakaret olacak bu pislik herif, tutmuş on sene sonra benden davacı oluyor. Tek başına hafif gelmiş de yanına en sadık köpeklerinden biri olan Suçişleri Bakanı Solomon Soysuz’u alıyor. Yetmiyor, bunca yıldır danışıklı dövüştükleri sözde muhalefetin başı Kemal Kılıçdaroğlu’nu da yanına alıyor. Baştan beri emir eri olarak kullandığı Recep Tayyip Erdoğan’ı da aynı davada benden şikayetçi yaptırıyor.

Yıkarlar bu devleti bu hainlerin başına ama yine de bu devleti bu hainlerin ellerinde alırlar. Milletin can, mal, namus, din, ahlak emniyetini tesis ederler. Yok öyle bir Türkiye artık…

Şimdilik daha fazla bilgi vermeyeceğim. Lakin, gerekli ikazları son dönemde zaten herkese açık şekilde yaptım. Onları da tekrar etmeyeceğim. Altta kalanının canı çıksın, iyi olan kazansın. Sık sık, geleceğini ve yaşanacağını ifade ettiğim o büyük günün yaşanmasına ramak kaldı.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Metafizik tekniklerle çarpılarak öldürüldü

“İran gizli Hristiyan Cumhuriyeti”nin Yemen Ulusal Kurtuluş Hükümeti nezdindeki Büyükelçisi Hasan İrlu, Covid-19 nedeniyle ölmedi. Hasan İrlu, inatla insan kaçakçılığı ve organ işi dahil türlü kara para işlerini devam ettirmek isteyen insan şeytanlarından biriydi ve sinyale girdi. Metafizik tekniklerle çarpılarak öldürüldü.

Mehmet Fahri Sertkaya

Çok büyük bir su kaynağı var

Cüceler köyü olarak da bilinen Makhunik köyünün de bulunduğu İran’ın kuzey doğusunda, yerin altında ve epeyi derinde çok büyük bir su kaynağı var. Hiç değilse bizim Van gölü kadar büyüktür ama tuzlu değil. İçilebilir temiz bir su bu ve mineral bakımından da çok zengin bir su…

Suni tekniklerle oluşturulmuş bir su kaynağı bu ve böyle şeyleri yeşiller, griler hep yapıyorlar. Derin bir sondaj yapılarak bu su kaynağı yeryüzüne çıkartılsa, İran’ın, Afganistan’ın ve Türkmenistan’ın yeşillendirilmesi sürecinde çok büyük faydalar sağlar.

Dünyanın pek çok bölgesini kasten ve yüksek teknoloji ile kuraklaştıran ve kurak halde tutan yeşiller ve griler, böylelikle büyük bir darbe daha alırlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Kızılderililerle uzaylı insan türlerinin akrabalığına dair…

Yıllardır Akademi Dergisinde anlattığımız sarsıcı gerçekler, dünya insanlarının ufuklarını açtı ve açmaya da devam ediyor…

Anlattığımız sarsıcı gerçekler, son yıllarda, dünya genelinde bilinen ve toplamda çok yüksek sayıyı bulan filmlerde, belgesellerde, kitaplarda, çizgi filmlerde, web sitelerinde, sosyal medya hesaplarında, gazetelerde/makalelerde, TV programlarında konu olup insanlığı sarsıyor. Sebep olduğumuz bu dip dalgası, her sene daha da açıkça görülebilir oluyor. Böylelikle yalanların ve kandırmaların yerini gerçekler alıyor.

Ayrıca, bunlar itibarlı bilim adamlarınca da konu ediliyor, araştırılıyor. Gizli servisler tarafından konuşuluyor, araştırılıyor.

Ve böylelikle büyük oyun hızla bozuluyor. Çok yakında, milyonlarca senedir dünyamızdaki canlılar üzerinde genetik oynamalar yapıldığı ve insana çok benzeyen maymun türlerinin bile insan genleri eklenerek türetildiği… Dünyanın bazı bölgelerinin kasıtlı olarak kurak hale getirilerek o halde tutulduğu…. Kutup bölgelerinin art niyetle buzul hale getirilip o halde tutulduğu… Küresel ısınmanın bir yalan olduğu… Ye’cüc ve Me’cüc’ün yeşiller ve griler olduğu… Binlerce senedir biyonik robotlarla dünya insanlarının yerlerine geçilebildiği ve daha yüzlerce sarsıcı hakikat de her yerde rahatça anlatılır, konuşulur olacak. Şu ana kadar anlattığımız ama konu edilmemiş şeyler de genel kabul görecekler.

Çok yakında ne mason tarikatı, ne satanist sadistler, ne Ankebut Ağı kalacak. Yeşiller, griler ve dünyamıza düşman diğer türler de iyice güç kaybetmiş olacaklar. Cinler alemi de zaten feci halde… Söz konusu hakikatlerin önünü kesen ve dünya insanlığını maddi ve manevi felaketlere kasten sürükleyen teşkilatlar, ya yok olacaklar ya da artık bunu yapamaz olacaklar.

Cüce insanların yaşadığı Makhunik

Konu buraya gelmişken, birkaç satırla, dar vakitte izah etmek istediğim ve araştırmacılara bir anda büyük mesafe aldırmak istediğim bir husus daha var…

İrandaki Makhunik köyünün sırrını çözmek için dahi, uzaylıların binlerce yıldır dünyamızda olduklarını ve binbir türlü şeye müdahil olduklarını kabul etmek zorundayız. Başka bir şekilde, yaşanan ve çok şaşırtıcı olan binlerce şeyi izah etmek mümkün olmuyor, olmayacak.

Bu köy ve bu bölge, griler (gri uzaylılar) tarafından kasten kurak hale getirildi. Burada binlerce senedir yaşayan dünya insanları son derece normal fiziki şartlara sahip insanlardı. Bölgenin kuraklaştırılması için sürekli olarak gönderilen elektromanyetik enerjiler/dalgalar, bölgedeki insanların ve hayvanların vücutlarında birçok rahatsızlığa sebep oldular. Hepsi de aşırı radyasyona maruz kalmış oldular. Her gelen nesil, bir öncekinden daha sağlıksız oldu ve bu, uzun bir süre devam etti. Bitki örtüsü kurudu, toprak kurudu, topraktaki faydalı mikroorganizmalar yok oldu, su kaynakları kurutuldu, hayvanlar azaldı ve derken çok feci şartlar oluştu.

O bölge, o bölgenin altına denk gelen devasa yeraltı şehrinde gizlice yaşayan uzaylılar tarafından kasıtlı şekilde kurak hale getirilince, gönderilen sinyallerin yoğunluğu ve şiddeti de o andan sonra düşürüldü. Bu da nesiller nesiller sonra bu insanların tekrar normal boyda, kiloda olmalarına sebep oldu. Şu anda bölgedeki insanlar normal boylarda ve sağlıklı haldeler. Oralarda yeterli teknik imkanlarla ve dürüst şekilde radyasyon taramaları yapılsa, mezarlar ve insan bedenlerinden kalıntılar üzerine yoğunlaşılsa bile neler neler çözülebilir. Yeşiller ve griler, günümüzde de dünyanın muhtelif ülkelerine ve milletlerine bu türlü teknolojik saldırılar yapıyorlar. Kuraklaştırıyorlar, ekinleri hasata yakın zamanda yakıyorlar, toprağı ziraat yapılamaz hale getiriyorlar, temiz su kaynaklarını kurutuyorlar, arıları yok ediyorlar, kuşlara müdahele ediyorlar, bitki örtüsünü darbeliyorlar, insanları topluca hasta edebiliyorlar ve bunlar uzaktan gönderilen sinyaller/enerjiler ile yapıldığı için de iz bırakmamış oluyorlar.

Elbette kuraklık nedeniyle sağlıklı beslenememiş olmaları da Makhunik halkının sağlık sorunları yaşamasına sebep oldu. Lakin asıl sorun bu değildi. Ayrıca bölgedeki insanlar, tenhada kalmış insanlar oldukları için, uzaylı türler bunlar üzerinde sık sık denemeler yaptılar. Bunları topluca kobaylar gibi kullandılar. Zihin kontrollerine aldılar, çeşitli aşılar ya da ilaçlar denediler. Bazılarını delirtinceye ve birbirlerine vahşice saldırır hale getirinceye kadar acımasızca kullandılar. İstediklerini yapabilselerdi, o teknikleri bütün dünya insanlığına yayarak, dünya insanlığını kendilerine köle yapacaklardı.

“Şehit Uzman Çavuş Abdurrahman Topuksuz” isimli operasyonumuzu başlatıyoruz.

Şu kritik anda, İran ile Türkiye arasındaki kara para trafiğini iyice kesmek maksadıyla, iki ülke arasındaki gizli tünelleri ve bu tünelleri kullanan bütün kara paracı insanları imha edeceğiz. Söz konusu kara paracıların arasında, çok sayıda resmi kimlikli kara paracı olmasına da takılmayacak, onları da imha edeceğiz.

Resmi kanallardan engellenirsek, gayr-i resmi operasyonlar yapmaktan hiç çekinmeyeceğiz. Resmi ya da gayr-i resmi operasyonların Türkiye ve dünya basınında, medyasında ve sosyal medya platformlarında yer bulması için de elimizdeki bütün imkanları seferber edeceğiz.

İran ile Türkiye arasında, doğalgaz nakli için yapıldığı iddia edilen, kısaca “Doğu Hattı – ITE” da denilen, yapılması sırasında ve yapıldıktan sonrasında hakkında türlü şüpheler bulunan o hattın her milimetresini de kontrol edeceğiz.

Diz çökmesine ramak kalmış olan Avrupanın, Türkiye’yi bir kara para üssü ve ayrıca nakil yolu olarak kullanmasına artık mani olacağız.

Tekrar ediyorum, Türkiye değil, bütün dünya karışacak olsa da sahadaki bütün vatanseverler seferber olacaklar. Sonuna kadar gideceğiz. Her gün, her dakika operasyon istiyorum.

ITE: İran – Türkiye – Avrupa Doğalgaz Boru Hattı Projesi

Bazı doğalgaz boru hatları kara para işlerinde mi kullanılıyor

Bulgaristan sınırında Malkoçlar’dan Türkiye’ye giren, Hamitabat, Ambarlı, İstanbul, İzmit, Bursa, Eskişehir güzergâhını takip ederek Ankara’ya ulaşan Rusya-Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı, kısaca Batı Hattı, kara para işlerinde mi kullanılıyor?

Yaklaşık on yıldır doğal gaz naklinde kullanılmayan Batı Hattı, kara para işlerinde mi kullanılıyor?

İran – Türkiye – Avrupa Doğalgaz Boru Hattı (Doğu Hattı) ile söz konusu Batı Hattı kullanılarak yer altındaki borulardan/tünellerden Türkiye’ye, Türkiye’den Avrupaya çok sayıda/miktarda insan, uyuşturucu, organ, nükleer madde, silah, mühimmat vb. şeyler kaçırılıyor mu? Bu şekilde, bu insanlık dışı kaçakçılık işi Avrupa tarafına doğru sorunsuzca çalışıyor mu? Türk milleti, Avrupa milletleri ve bütün dünya insanlığı, satanistlerin, masonların, yahudilerin kontrolüne girmiş devletlerin arasında dönen kara para işleri hususunda ayakta uyutuluyor mu?

Kendilerini dünyaya çağdaş/medeni devletler olarak gösteren ve her gün, her dakika bize örnek olarak dayatılan Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere başta olmak üzere Avrupa ülkeleri, bu sistemle elde edilen kara paralarla ayakta duruyor mu? Hatta İsrail bile bu kara paralarla varlıkta tutuluyor mu? Dünya üzerinde insani, vicdani, İslami gelişmelerin olmasının önüne batı dünyası bu kara paralar sayesinde geçiyor mu?

İran’da, Türkiye’de, Avrupa ülkelerinde ve dünyanın diğer ülkelerinde, bu kara para hattını bilen ve kullanan kaç çete, mafya, terör örgütü var? Bu çetelerle birlikte çalışan kaç kamu görevlisi, siyasetçi, bürokrat, büyükelçi, konsolos ve ayrıca özel sektör patronu var?

Türkiye’nin adli makamlarına muhtıra vermeye kalkan batılı on büyükelçi arasından kaçı bu sistemin bir parçası? Ceza evinden çıkartmaya uğraştıkları Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala, bu sistemin tam olarak neresinde?

Türkiye’de ve dünyada terör, kara paracı devletler nedeniyle mi bitmiyor?

İdari/siyasi yetkililere bir şey sorduğumuz yok. Tıka basa gizli yahudi, gizli ermeni ve mason dolu TBMM’den de bir fayda beklemiyoruz ama adli yetkilileri derhal soruşturma başlatmaya çağırıyoruz. Zaten bitmiş tükenmiş bir AKPKK ve Ankebut Ağı var. Çok çok yakında bunlar sıra sıra iplerde sallanırken, şu anda vazifesini yapmayan adli yetkililerin sallanacaklarını garanti ediyoruz. Hatta vazifesini yapmayan Avrupalı adli yetkililerin de yakın gelecekte milletler arası mahkemelerde yargılanacaklarını ve idam cezaları alacaklarını garanti ediyoruz.

Türkiye’den geçen bazı petrol boru hatlarının bazı kısımlarında, boruların altında ya da yanında tüneller de var mı?

Bu tünellere bağlanan çok büyük yer altı odaları var mı?

Bunlar, teröristler, mafyalar ve gizli servisler tarafından, insan (bebek, çocuk, genç kız ve kadın ve yetişkin erkek) ve organ kaçakçılığı dahil olmak üzere her türlü kaçakçılık işlerinde kullanılıyor mu?

Mehmet Fahri Sertkaya

Büyük bir kriz çıkacak ve sonunda ya Türkiye ya da Avrupa açıkça batacak

Belki de dünya tarihinde bir kırılma noktası yaşanacak. Avrupanın müdahaleleriyle ortadoğu karışacak. Yeni ve çok büyük bir mülteci krizi de yaşanacak. İran, Türkiye’ye doğalgaz vermez olacak ve daha pek çok şeyler yaşanacak.

Avrupa çok zor duruma düştü. Maddi sıkıntıları iyice artıyor. Kara para gelirleri çok düştü. Siyaset sahnesinde de rezil oldular. Henüz büyükelçi sıfatlı uzman teröristlerini/fitnecilerini geri çekmediler ama şu anda bile çekmişten beter haldeler. Korkularını, paniklerini, endişelerini, zayıflıklarını, iç çatışmalarını, kararsızlıklarını bütün dünya bu elçi kriziyle birlikte bir kez daha gördü. Aynı zamanda Ankebut Operasyonumuzun gücünün nerelere ulaştığı da görüldü.

Avrupa bu halden kurtulmak için bir an önce para, çok para bulmak istiyor. Bunun yolunu da her zaman yaptığı gibi kara parada buluyor. En başta Türkiye, İran, Suriye ve Irak olmak üzere, bütün ortadoğuda terör faaliyetlerini, Avrupalı sözde elçiler ve konsoloslar üzerinden, ayrıca gizli servisler üzerinden, ayrıca Avrupa ile paslaşan holding patronları üzerinden, ayrıca Avrupa ile entegre olmuş basın ve medya organları üzerinden, ayrıca Avrupanın tamamen ya da kısmen kontrolünde olan terör örgütleri üzerinden artırmak istiyor. Sorunlardan çıkışı terörü artırarak, ülkeler arası sorunları artırarak, bölgede oluşacak kaos ortamında daha rahat ve daha büyük çapta kara para işleri yapmakta görüyorlar.

Bu nedenle Afganistan, Pakistan, Bangladeş, Hindistan ve benzeri ülkelerden, iş, aş, vatandaşlık, Avrupaya geçmek vaatleriyle kandırılmış çok yüksek sayıda mültecinin, terör örgütlerinin aracılığıyla İran’a getirilmesini, İran’dan da Türkiye’ye gönderilmelerini istiyorlar. Biyonik Soysuz da İran’a kara para işlerinde bir çıkış yolu bulmak için, yukarıda izah ettiklerimin temelini sağlamlaştırmak için gitti.

Biyonik Soysuz’un içindeki asıl uzaylı, yardımcılarına kıyasla son derece gün görmüş, tecrübeli bir kişi. Daha önce İran’da ve Çin’de biyonik robotlarla görev yaptığı biliniyor. Biyonik Soysuz’un ziyaret ettiği ve bu hususları konuştuğu İran İçişleri Bakanı da bir biyonik robot. İşte Avrupanın bir an önce tahliye edilmesini istediği Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş gibi kişiler de on yıllardır böyle insanlık dışı kara para faaliyetlerinin bir kısmında kullandıkları terörist ve hain piyonlar…

İran merkezli kaos planında başı çekenlerden biri Almanya, diğeri ise İngiltere… AB çatısı altında da bu plana tam riayet etme kararlılığı var. Biyonik Ursula da üzerine düşenleri büyük bir gayretle yapmak istiyor. Hatta Ursula’nın bu kaos, kan, terör, vahşet, katliam, soygun, sömürü, kara para filminde baş rolde olduğu söylenebilir.

Biyonik Hulusi Akar da bu projeye çalışıyor ve bu nedenle İran sınırını denetliyor görüntüsü verirken aslında son hazırlıkları yaptırıyor. Tayyip de bu planları çok detaylı olarak bilmese de bu ekibe uyuyor ve üzerine düşen kısımları yapmak, yaptırmak istiyor.

Plan bu kadarla sınırlı değil. Bu ilk kısmı… Bu kısmı sorunsuz gerçekleşirse, devam eden safhalarında çok daha sıkıntı verici şeylere sebep olacaklar. Türkiyenin doğalgazsız, elektriksiz, susuz, altyapısız, internetsiz ve otoritesiz kalmasını sağlayacaklar. Bu kısımları yaparken, suni depremleri, suni selleri, suni fırtınaları da peş peşe yapacaklar. Santrallerimizi, rafinerilerimizi hedef alacaklar. Ermeni çetelerini kullanarak (Başta CHPKK ve HDPKK, ayrıca DEVA ve Gelecek) siyasi bir kaos ve büyük bir otorite sorununu da eş zamanlı olarak çıkartacaklar. Bu kısımda biyonik Kemal Kılıçdaroğlu’na da çok iş düşecek ki şu anda planlardan haberi var ve şu ana kadar durması gerektiği gibi durdu. Talimatları sorunsuz yerine getirmek istiyor.

Böylelikle, öncelikli olarak ihtiyaç duydukları yüksek meblağdaki kara para ihtiyacını bir nebze karşılamışken, bir yandan da batı dünyasının vahşi, sömürgeci, kan emici faaliyetlerine karşı dimdik duran ve bütün dünya insanlığı adına bir meydan okuma sergileyen yepyeni Türkiye’ye diz çöktürmek isteyecekler.

Yönlendirmeme gerek yok.

Söz konusu vatansa, milletse, geleceğimizse, gerisi teferruattır. Oyundan düşürme faaliyetlerinizde iktiza ettikçe şu saçma sapan guguk sisteminin dışına çıkmaktan hiç çekinmeyeceksiniz. Gazi olmaktan, şehit olmaktan ve zindanlara dolmaktan çekinmeyeceksiniz. Bu gün vatan sizden bunu bekliyor. Topraklarımızın altındaki milyonlarca isimsiz şehit bunu bekliyor.

Görelim bakalım kim kime diz çöktürecek. İttifak kurmuş olan, içimizde de hainleri bulunan düşmanlarımızın bu plan tamamıyla çökene kadar, ne gerekiyorsa yapacaksınız. Gerekirse binlerce can alıp binlerce can vereceğiz. Gerekirse kuklaların leşlerini kuklacıların kapılarına atacağız. Üzerlerine de imzamızı atacağız.

Bu, Türkiye için de tam bir felaket olacaktır.

Enerji/akaryakıt piyasalarında, bütün dünyayı etkileyecek ani denge değişikliklerine hazırlıklı olmak gerekir. En çok da doğalgaz tedarikçisi ülkelerde doğalgazın satış fiyatının bir anda büyük oranda artması ihtimali ya da yeteri kadar doğalgaz alınamaması ihtimali üzerinde durulmalı.

Doğalgaz tedarikçisi ülkelerden olan İran’da siyasi otorite hızla zayıflıyor. İran’ın sorunları giderek artıyor. Neredeyse hiç kimse İran’da yaşamaktan memnun değil. Ülke her manada alarm veriyor. Halkın öfkesi defalarca patlama safhasına geldi ve bastırıldı. Eğitimsizlik, adaletsizlik, asimile politikası, keyfi yasaklar, çifte standartlar, sözde İslami görünen ama batı sömürüsüne dayalı zorbaca idare tarzı, maddi sıkıntılar, işsizlik, ahlaksızlık… Enerji/yakıt tedariğinde, çok sayıda büyük sorunla boğuşan İran’a sırtını dayayan taraflar, çok yakında çok zor hallere düşebilirler.

İran’ın yakında büyük karışılıkların yaşanacağı bir ülke olacağı açıkça gözler önünde… Ayrıca İran gibi hem büyük doğalgaz ve petrol tesislerine (rafinerilere) hem de nükleer santrallere hem de infilak gücü yüksek füze/patlayacı depolarına sahip bir ülkede, halkın idareye karşı bir başkaldırıda bulunması, ordunun da kısmen ya da tamamen bir kalkışmaya dahil olması, hem İran halkı hem de komşu halklar/ülkeler için ileri seviyede güvenlik sorunları oluşturacaktır. Risk, çok yüksek olacaktır. Ayrıca bu gibi tesislere terör saldırıları yapılması ihtimali, terör saldırısı gibi görünmese muhtelif kundaklama tekniklerliyle saldırıların yapılması ihtimali, şiddetli depremlerin yaşanması ihtimali de gözler önünde bulundurulmalıdır. İran, o anlarda böyle tehlikeli tesislerini koruyamayacak ve felaketler yaşanması halinde hemen gerekli müdahaleleri de yapamayacak hallerde olacaktır. Bu, Türkiye için de tam bir felaket olacaktır.

Mehmet Fahri Sertkaya

Acemlere çok güvenilmez

Altı günde yapılabilecek şu proje için “Talebelerin 6 yıllık projesi” deniliyor. Habere bakarsanız, altı yıldır uğraşılıyormuş, beş yıldır bürokratik sorunlar aşılmaya çalışılıyormuş ve nihayet şimdi bütün izinleri tamamlanmış da duyurmuşlar.

Nasıl da denk geldi. Zamanlaması çok manidar.

Acemlere çok güvenilmez, her dediklerini teyit etmek gerekir ama dediklerine göre bu araba 20 beygir gücündeymiş. 480 kg ağırlındaymış. Tek şarjla 100 km yol gidiyormuş ama Tahran şartlarında bu mesafe 60 km ye düşüyormuş. Fransızlar için yapılacak modeli 7 bin Euroya satılacakmış.

İran’ın yetkilileri, teknoloji ve savunma sanayii konularında AKPKK’lilerden bile daha yalancı ve sahtekar kişilerdir. Bu elektrikli araba için gerçekten de iddia ettikleri gibi bir imalat hattı kurmuşlar mı, iyice bir doğrulamak lazım. Yıllardır “İran’ın araba sanayii paslanmaya terk edildi” mealinde başlıkların atıldığını göz ardı etmemek lazım.

Mehmet Fahri Sertkaya

İran Dışişleri Bakanı korona olmadı, çarpıldı.

Türlü kara para işlerinden kara büyü işlerine kadar her şeyde eli olan bir insan şeytanı o… Biz çarptık. Çarpmaya da devam edeceğiz. Onun gibilere siyasi sahada ya da metafizik sahada destek olan, olacak hatta selam veren, selam verecek herkesi düşünmeden karşımıza alıp çatışacağız. Her sahada çatışacağız.

Sözde İslam devleti, gerçekte bir kara para devleti olan İran’ı haritadan silmem gerekse bile, el kadar çocukların, genç kız ve kadınların kaçırılmasına, organ ve fuhuş mafyalarına kurban olmalarına izin vermeyeceğim. Bu hususta gerekli açıklamaları/ikazları yapmıştım. Benim kırmızı çizgilerime karşı inatlaşan herkesi yıkıp yok edeceğim.

“Yapamazsın” diyen birileri varsa, hemen şimdi istediği sahada, istediği tarzla karşıma dikilebilir. Küfür, zulüm, gözyaşı ile dolu bu dünyada iman, adalet, saadet ile dolduracağım.

Mehmet Fahri Sertkaya