Etiket arşivi: Çin

Ben burada oyun oynamıyorum

– Tayvan’ın çevre ülkelerle yaşadığı sorunlar bizim meselemiz değildir. Tayvan’ın Çin’e bağlanması ya da bağlanmaması da bizim için mühim değildir.  Tayvan meselesinden büyük bir askeri çatışma çıkması da bizim için çok mühim değildir. İhtimal dahilindeki bu askeri çatışmanın tarafı değiliz, olmayacağız. Zaten fiilen NATO üyesi de değiliz. Türkiye’de bu hususlarda da çatlak sesler istemiyorum. Herkes neye, kime destek verdiğini, nasıl oyunlar içinde kalacağını, Türkiye’yi nasıl bir ateşe atacağını ve dolayısıyla ne şiddette bir karşılık göreceğini iyice hesaplasın, kendi sonunu da düşünsün ona göre konuşsun ya da yazsın. 

– Kuzey Kore’yi ya da herhangi bir ülkeyi demokrasiye zorlayan biri değilim. Ben demokrat değilim. Hiçbir zaman da olmayacağım. Hiç kimseyi de demokrasi denilen şeytani sisteme zorlamayacağım. Hiç kimsenin de hiç kimseyi demokratik sisteme zorlama hakkı yok. Kuzey Kore’nin hali açıkça gözler önünde ve iyi bir halde değil. Sorunlarının çözümü demokraside de değil. Bunların haricinde, Kuzey Kore’nin şu anda Tayvan, Güney Kore ve Japonya meselelerinde taraf olması, hatta askeri çatışmalara dahil olması beni rahatsız etmiyor. 

– Benim haritamda Güney Kore, Tayvan, Japonya, Ukrayna, Finlandiya, İsveç, Norveç, İngiltere, İsrail, BAE, Katar, Kuveyt, Singapur, Danimarka, Hollanda, Ermenistan, İran denilen yerler yok. Bunlara çoktan çizik çektim. Bu coğrafyalarda siyasi haritalar değişecek. Bunların çoğuna zamanında gerekli eli uzattım, mühleti verdim, ikazlar yaptım ve kararlılıkla tercihlerini yaptılar. Sonlarını kendileri belirlediler.  Türkiye ve gerçek müttefikleri bu gibi devletler ve devletçikler konusunda batı dünyasından bu yana doğru esen suni rüzgarlara kapılmayacaklar. Batı dünyasının daha doğru ifadeyle grilerin, Asyanın söz konusu bölgelerine dair nasıl planları varsa, kendileri o planları uygulama peşinde koşacaklar. Bizi ve gerçek müttefiklerimizi bu işlere karıştırmayacaklar. Karıştırmaya kalkarlarsa safımız Asya safı olacak. 

– Batı dünyasının Türkiye’deki piyonlarından olan gizli Ermenileri/Hristiyanları ben listemden sileli yıllar oldu. Son süreçte de beni gizli Hristiyanlar hususunda kızdırdılar, öfkemi ve kararlarımı kısmen de olsa ilan ettim. O günden beri Türkiye’deki gizli Hristiyan hainlerde yaprak dökümü devam ediyor. Maddi kayıpları da can kayıpları da hızla artıyor. Daha da devam edecek. Buna rağmen, benimle ortak paydalarda hareket ediyormuş gibi görünen dünya genelindeki bazı unsurlar, ülkemizdeki gizli Hristiyan siyasetçilerin üzerine oynamaya başladılar. Bu, vahim bir hata… Hususiyle Amerika Birleşik Devletçiklerinde bulunan, kendilerine bir süredir sahayı/meydanı açtığım bazı unsurların, böyle bir anda bu kadar vahim bir karar vermeleri, akıl alır gibi değil. Bu hususta da ikazlarımı yapmış bulunayım.

– Tayyip’in ve çetesinin işi bitti. Bitti diye, gizli Hristiyanların sözde siyasi partilerini ve sözde siyasi liderlerini muhatap almak, alternatif görmek zorunluluğu yok. Ben Tayyip’i seçimle indirmeyeceğim. Meşru bir halk, adalet sistemi ve ordu darbesiyle indireceğim. Bunu yaparken hep söylediğim gibi gizli Hristiyanların sözde partilerini ve teşkilatlarını da toplayıp alacağım. TBMM’yi merkezi bir mahkeme salonu yapacağım. Bunu birkaç tekrarla ifade ettim. Nesi anlaşılamıyor, anlaşılıyorsa kime güveniliyor da karşımda aksi kararlar alınır, anlamak mümkün değil. Abdullah Gül başta olmak üzere, bu memlekete ve millete bu güne kadar her türlü ihanetleri etmiş, her türlü terörün ve bölücü faaliyetin içinde yer almış, her türlü kara para işlerinde faal olmuş gizli Hristiyanları kim desteklerse, onlara kimler meydan verirlerse, ben dünya genelinde onların hepsini boğarım. İşlerini de siyasi dengelerini de kara para işlerini de hep bozarım. İktidarlarını da dev şirketlerini de yıkarım. Benden söylemesi… Ben ülkemi İngiltere’nin örtülü işgalinden, sömürmesinden, dayatma rejiminden kurtarmak için bu kadar bedel ödüyorken, “Ben İngiltere’ye Türkiye’yi aydınlığa çıkarmak için geldim” diyen gizli Ermeni hainin, ayağımın altında bile yeri olamaz. Onu da çetesini de onlarla birlikte hareket eden dünyadaki bütün tarafları da yerle yeksan ederim. Ben burada oyun oynamıyorum, vatan ve millet müdafaası yapıyorum. 

– Mısır denilen ülkede korku, endişe havası hakim. Ben Mısır’ı muhatap almaya bile değer görmüyorum. Geri çekilecekse çekilsin. Çekilmeyecekse, ne hüneri varsa karşımızda sergilesin. Yunanistan’dan sonraki hedefimiz olur. Mısır’ı da diktatörlerden, kara paracılardan, insan kasaplarından, insanlık düşmanlarından, satanist büyücülerden kurtarır ve topraklarımıza da dahil ederiz.

– Sadece Güney Azerbaycan değil, bütünüyle İran denilen o kadim Türk toprakları, ülkemizin topraklarına dahil olacaklar. Bunu bozmak için bölgeye askeri unsurlarını getirmek isteyenler, çok bahaneler aramasınlar, danışıklı oyunlar kurmasınlar, açıkça hemen getirsinler. “Getiremezler” demiyorum ama geri götüremezler.

– Avustralya da İngiltere’nin kontrolünden çıkacak. Bu süreçte Avustralya’ya hep beraber gereken destekleri vereceğiz. 

– Nükleer bir savaşa artık karşı değilim. Kim kime karşı kullanabiliyorsa kullansın, engellemeyeceğim. Sadece Türkiye’nin ve gerçek müttefiklerinin karşısında kullanılmasını engelleyeceğim. 

– Yerin altı cehenneme döndü. Uzaylı şehirlerinden bazıları çok perişan hallerde. Yananlar, çökenler, patlayanlar, toplu can kayıpları aldı yürüdü… Sürekli benimle irtibat kurmayı deniyorlar “Dur, dur” diye yalvarıyorlar. İkaz etmiştim. Yeryüzünde suni kuraklık, kıtlık, suni enerji krizi, insanlara ve hayvanlara yüksek teknolojili saldırılar devam ettikçe, LGBT baskısı devam ettikçe, terör devam ettikçe, organ ve insan kaçakçılığı devam ettikçe ben de yerin altında büyük sıkıntılara sebep olmaya devam edeceğim. Yeryüzünde İblis’in planlarına, Deccalin planlarına izin vermiyorum, vermeyeceğim. 

– Türkiye’de bulunan sivil ya da asker bütün Katarlıları ayrıca Türkiye vatandaşları arasından Katarla ya da Katarlılarla iş tutan herkesi oyundan düşüreceğim. Bunların büyük çoğunluğu kısa sürede ölecekler, diğerlerinin de başlarına gelmeyen kalmayacak. 

– Yeşillerin grilerin ya da diğer türlerin çatışmaları beni ilgilendirmiyor. Pakistan’ın başında İmran Han’ı, Brezilya’da Bolsonaro’yu görmek istemiyorum.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

..

Türkiye’nin iç bölgelerinde de çok uygun şartlar var

Kazık temeller çakıldıktan sonra üst kısımları buna benzer ama az daha geliştirilmiş bir usulle birleştirilse… Top atsan yıkılmaz orası. Fırtınayı geçelim, kuvvetli bir tsunami gelse bile söküp sürükleyemez orayı. Üzerine beş kat bile çıkılır. Üstelik çok az insanla ve araçla, yine çok kısa sürede ve çok ucuza temel atabilmiş olursun.

Ve yine, zamanı geldiğinde kolayca söker, bütün malzemeyi alıp götürebilir ve başka yerlerde kullanabilirsin.

Ya da geri dönüştürebilirsin. Özellikle arazinin şartlarını iyi ölçerek, yeterli genişlikte ve uzunlukta direkler/kazıklar çakarsan… Bir de sadece kenarlara değil de orta kısımlara da yeterli sayıda ve özelliklerde kazıklar çakarsan… Ne yan yatar, ne yere batar ne de başka sorun yaşanır. Zaten binanın altının çoğu kısmı boş olacak ve şiddetli sel baskını ya da tsunami gibi afetler zamanında suyun epeyi bir kısmı altından akıp gidebilecek. Bu, binanın yaz kış daha iyi ısı yalıtmasına sahip olmasını da sağlayacak.

Yine bu sayede, hazır/taşınabilir ev sistemi yaparken atık ve temiz su borularını da kolayca bağlayabilirsin.

Diğer soruna cevap vermek için kısaca şunu çizdim. Temsili bir çizim, konuyu anlayabilmen için sadece.

Anlattığım hepsi bir arada projeyi yapmak için deniz kenarlarında olman şart değil. Ben, en iyi şartlar orada diye o şekilde anlattım ama Türkiye’nin iç bölgelerinde de çok uygun şartlar var. Mesela Tuz gölü…

Türkiye’nin orta kısmında, gayet büyük, etrafı nispeten daha düz ve ziraata, besiciliğe uygun…

Pek çok büyük şehre de yakın. Ana yollara ulaşmak kolay

Yine Isparta tarafları da fena değil. Oralarda da göller var. Araziyi düzelmek zorunda kalabilirsin ama buna değer.

Gerçi o hafriyat, düzeltme işlerini de çok çok daha ucuza ve kısa sürede yapmak mümkün, o ayrı konu.

Sarı ile çizdiğim yerler gerçek hatlar değil ama onlara yakın hatlarda ana kanallar açılacak

Hala farklı düşüncelere sahip olanlar elbette vardır ama her şey planladığım gibi olursa, Türkiye’nin ana kanallara sahip olması öyle çok uzun bir zaman almayacak

Yani senin gibiler göllerin yakın etrafında hayvancılık, ziraat, enerji, su dahil hepsi bir arada projelere giriştikten kısa süre sonra, bu kanallar imdadınıza yetişecek.

Türkiye’nin her yeri yeşillenecek. Her yerde bol deniz suyu, bunun devamı olarak bol içme suyu ve elektrik enerjisi olacak. Bol bol balık olacak ve balık çeşitleri de çok artacak. Buna, senin gibi kişilerin yapacağı çiftlik projeleri de çok yardımcı ve önayak olacak.

Tabiatta bitki çeşitliliği de hayvan çeşitliliği de artacak.

O GAP dedikleri proje bu projenin yanında mesele bile edilmeyecek, projeden bile sayılmayacak.

Zaten bir süre sonrasında Türkiye’nin büyük tatlı su göllerine ve baraj göllerine ihtiyacı da olmayacak.

Sistem iyice oturduktan sonra oralar da tuzlu su gölüne çevrilecek.

Belki de kısa süre sonra Konya ovasında ziraat mahsüllerinden daha çok oranda deniz mahsülleri yetiştirilecek.

Çünkü çiftçilerimizin epeyi bir kısmı, mükemmel bir eğitim de alarak balık çiftlikleri açacaklar

Sizin gibilerin, bunları şimdiden öngörerek birlik olmaları şart.

Maddi imkanlarınızı, arazilerinizi birleştirmelisiniz.

Bu kadar kanal olursa ülke içinde kara ulaşımı nasıl olacak diye de dert etmeyin. Hiç sorun olmayacak. Bu kanallar kazılırken zaten çok büyük seviyede madencilik yapılmış olacak. Çok değerli şeyler çıkartılacak. Kanal çalışmaları daha başlarken bile bunu yapacak devlet kurumunun sermayesi uçuk seviyelere ulaşacak. Hiçbir masraftan kaçınmadan her safhada yeterli sayıda ve kalitede kanalların altından yeraltı geçişleri ve üstünden köprüler yapacak. O tünel/geçit sistemleri de köprü sistemleri de değişecek. Hem çok hızlı hem çok kaliteli ve uygun maliyetli sistemler kullanılacak.

Kanalların altındaki tünellerde çok ileri teknolojiler kullanılacak. Araçlar için de yayalar için de geçişi kolaylaştıran ve hızlandıran teknolojiler olacak.

Hem ana kanalların hem de tali kanalların altındaki geçitlerin pek çoğu, devletin hazinesine kesintisiz ve yüksek gelir getirmeye başlayacak. Geçişleri ücretli yapmak gelmesin aklına… O hukuka da vicdana da uygun değil. Geçitler geniş ve uzun olacaklar. Oralarda çok mağazalar, dinlenme tesisleri olacak. Sürekli para alış verişinin yaşanacağı yerler olacaklar.

Öyle şeyler olacak ki muhtelif sahalardaki projeler peş peşe gerçekleştikçe, kısa süre sonra Türkiye, vatandaşlarından ya çok düşük seviyede vergi alacaktır ya da hiç almayacaktır.

Hayat pahalılığı, geçim zorluğu ve peşi sıra yaşanan vahim sorunlar, yerini dünya tarihinde hiç görülmemiş bir hızda ve seviyede ucuzlamaya, kolaylaşmaya, rahatlamaya, kaliteli hayata bırakacak.

Yatırım yapacakken bu açılardan bakın. Planlamalarınızı buna göre yapın.

Kripto kesimlerin adamlarından da şirketlerinden de AKPKK ya da diğer siyasi partilerden de uzak durun .

Bu işler yapılmaya başlanırken onların bir kısmı mezarda, bir kısmı ceza evlerinde, az bir kısmı muhtelif ülkelerde olacaklar. O kaçanlar da kısa süre sonra zaten getirilecekler.

Diğer soruna gelince…

Bunları böyle açıkça anlatmamın faydalarının yanında elbette zorlaştıran, sorunlara sebep olan yanları da var ama olsun.

Söylediğin gibi Türkiye’nin en değerli arazileri yabancı unsurlara peşkeş çekilse ne olacak. Ben bu hususta daha önce kararlarımı açıkladım

Gelip Trakya’dan, Ege’den, Akdeniz’den ve diğer yerlerden arazi alacak olan öyle kişiler, gruplar, şirketler de zaten zincirleme bir yargılama sürecinin muhatapları olacak. Perişan hallere düşecekler. Çok adam, şirket, para, taşınmaz kaybedecekler. Sadece AKPKK değil, daha önceki iktidarlar zamanında da Türkiye’den çok şeyler çaldıkları, hep hukuksuz işler yaptıkları gözler önüne çıkacak. Türkiye devlet olarak alacaklarına karşılık olarak bunların ya da taşeronlarının üzerine görünen taşınır, taşınmaz ne varsa, hepsine sınırları dahilinde el koyacak

Bu, mesele bile değil. Geniş, konumu çok iyi ve çok değerli araziler hatta bunların üzerindeki tesisler Türkiye’nin hazinesine dahil edilecekler, kamulaştırılacaklar. Lakin söz konusu taraflara bir kuruş dahi verilmeyecek. Hatta onlardan daha da fazlasını talep edecek Türkiye devleti… Söz konusu taraflar, arazileri, işletmeler, tesisleri özel şahıslardan almış olsalar bile, sonuç değişmeyecek. Yani sadece hükumetin ihanetleri sayesinde devletimizin arazilerinin, işletmelerinin, tesislerinin ele geçirildiği şartlarda değil, özel şahıslar üzerinden satın alınmaların göründüğü şartlarda da Türkiye devleti kamulaştırmalar yapacak.

Çünkü milletler arası suçlar, terör, kara para işleri kapsamında bakılacak meseleye… Alıcıların paralarının, işlerinin, bağlantılarının dünyanın hiçbir yerinde temiz olmadığı açıkça meydana çıktıktan sonra, isterlerse onlar da yüzlerce kişinin üzerine satın almalar göstersinler. Daha bu kısımlarda söz konusu patronların ve büyük şirketlerin, muhtelif ülkelerin gizli servislerine taşeronluk yaptıkları da meydana çıkartılacak. Devletler arası mücadeleler bu yönde de olacak ve Türkiye hukukun gereklerini yapacak. Kimseye acımayacak, kimseden çekinmeyecek.

Hiç mesele değil, yine el konulacak her şeye…

O sıralarda, Türkiye’nin hukuka uygun olarak, alacaklarına karşılık olarak, çalınaları geri almak maksadıyla yaptığı bu müdahalelere mani olabilecek ne Londra olacak, ne Washington, ne AB, ne NATO, ne Rusya, ne Çin ne başkası… Şu anda bile insanlık düşmanı ve danışıklı dövüşçülerden oluşan bu sistem çöktü. Çok yakında iyice hiç olacaklar. Belki üç beş cılız ses/tepki çıkabilir, ondan ötesine gidemezler.

Daha önce “ABD, İngiltere ve pek çok Avrupa ülkesinden, Türkiye devleti olarak alacaklarımız var. Bunları tahsil edemezsek oralardan topraklara, işletmelere, tesislere, barajlara, yollara v.b. el koyacağız” dedim. Bunda da son derece ciddiydim, ciddiyim. Bunlar dahi olacak. Yok öyle onlarca sene hatta asırlarca sömürüp de sonra yanlarına kâr kalması. Bu millet haklarını alacak. Bütün Katar’ı, BAE’yi, Suudi Amerika’yı, Singapur’u ve benzerlerini toptan satsa o Londra, yine de alacaklarımızı kısa sürede ödeyemez. O kadar alacaklıyız. Hala yüksek faturalardaki devasa soygun bile Londra’ya ve onun emrindeki devletçiklere akıyor. Hala Londra’nın tefecilerine çalıştırılıyor koca Türk milleti. Bunlar dahi hesaplanacak ve ilgli bütün resmi kurumlardan da tefecilerden de dev şirket görünenlerden de geri alınacak. Kaç el değiştirirse değiştirsinler, kimden kime devir ederlerse etsinler, ciğerlerini söküp alırcasına sert müdahalelerle alacağız. Bunlar yapılacak da TR de son zamanlarda ele geçirecekleri araziler mi geri alınamayacak.

Bir de şunu değerlendirin ki yakında kara ulaşımı çok çok azalacak. Havada uçan arabalar devrine geçilecek. O araçlar da ana yollar üzerinden belirlenmiş yüksekliklerde uçacaklar. Yine de şimdiden çok katlı binalara izin verilmeyecek, yatay şehirleşme sistemi ile devam edilecek. Hem karada ve hem denizde gidebilen tasaruflu araçlar da çok yaygınlaşacak. Kanallar üzerinden her yere gidebilecekler. Ulaşım da çok ama çok ucuzlayacak. Sanayinin ağır nakliye işleri de çok çok ucuzlayıp kolaylaşayacak bu kanallar sayesinde…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Netice değişmiyor, hiç fark etmiyor

Rusya’nın, batı alemiyle ile her türlü bağlantı/danışıklık halinde olan Ankara Büyükelçisi Aleksi Yerhov, “NATO ülkeleri Rusya’yı Nükleer silahlardan arındırma planı yapıyor.” demiş. 

Bu açıklamayı Türkiye’deki sözde büyükelçi olarak yapması elbetteki maksatsız değil, Türkiye’den birilerinin de dikkatini çekmek istiyor ama bize ne… Biz zaten söyleyeceğimizi söyledik. Birbirinden farklı taraflar gibi görünseler de çok büyük oranda birbirleriyle aynı taraf olan ülkeler, daha doğrusu hükumetler, güya birbirleriyle savaşıyorlar. Bu arada dünya insanlığının kanına, organlarına kadar, namusuna, canına kadar sömürmeye devam ediyorlar. Ortaklaşa kara para işleri yapıyorlar, eş zamanlı olarak dünya insanlığının kurulu bütün düzenini bozmaya ve Londra merkezli cehennemi bir dünya düzenini ayakta tutmaya oynuyorlar. 

Daha önce dikkat çektiğim gibi, bu danışıklı dövüşü de büyütecekler. Asıl hedef de biz hakiki Müslüman Türkleriz… Biz endişe etmiyoruz. Söz konusu çatışmanın dikkat çekilen seviyeye çıkmasını da can-ı gönülden istiyoruz. Çıksın, planlarını icra etmeye çalışsınlar, biz sözümüzle değil icraatlarımızla konuşacağız. Aynı anda hem Rusya, Çin, İran ve Hindistan’ı paramparça yapacağız hem de Amerika Birleşik Devletçikleri ile Avrupa Birleşik Devletçiklerini paramparça yapacağız. Londra’nın çizdiği suni sınırları ve kurduğu suni devletler ile teşkilatları dağıtacağız, değiştireceğiz. O zaman görülecek yine, oyunun aslında nasıl oynandığı, nasıl oynanması gerektiği…

Aksi olursa, korkup geri dururlarsa ve bu danışıklı savaşı büyütmezlerse ne olacak, netice yine değişmeyecek. Dünyanın lideri biziz, biz Müslüman Türkleriz… Merkezimiz Türkiye, Türkiye’de İstanbul… Kimin ne oyunu varsa, oynar ya da oynamaya çalışır ama hep son sözü İstanbul söyler. 

Şu danışıklı taraflar ara kademeleri, danışıklı suçlamaları, dikkat çekici açıklamaları, abartılı şekilde nükleer silah açıklamalarını/tehditlerini, usulden toplantıları ve tartışmaları atlasınlar bence… Zira dünya üzerinde, hem doğuda hem batıda her yerde herkes oyunları gördü. Dünyada nasıl bir sistemin işlediğini gördü. 

Bundan sonra danışıklı dövüşler, sadece danışıklı dövüşenlerin sonu olacak. Dünyaya adalet, huzur, mutluluk, sağlık getirmeye çalışan Müslüman Türkleri ve hakiki müttefiklerini bitirmeyecek, geri de atamayacak. Londra merkezli sistemin bir piyonu olan Putin’in rollerine hala kanan bir Rusyalı kaldıysa, ahmaklığına doymasın. Söz konusu savaşta en çok onlar ölecek ama onların ölmesi de Putin’i ve Rusya’yı kurtaramayacak. Büyük insan topluluklarının silah altına alınması, nizami seviyede cephelere sevk edilmesi de hep bize yarayacak. 

O kadar acizler ki ben böyle çıkışlar, yayınlar, yorumlar yapmayayım diye sadece metafizik saldırılar yapıyorlar. Bunlar dünya savaşı çıkartmaya çalışsalar ne olur, kendileri çalar, kendileri oynarlar. Bütün halklar isyan edecek, çatışmayacaklar. Daha önce kesin şekilde açıkladığım gibi, biz Türkiye olarak, çıkacak savaşın tarafı değiliz, olmayacağız. Kendimizi ve hakiki müttefiklerimizi korumak maksadı haricinde hiçbir şartta silahlı çatışmaların içine girmeyeceğiz.

Bu gün Zelensky “Fiilen NATO üyesi olduk” demiş. Zaten öylelerdi… Bunu dünyada bilmeyen, anlamayan mı var. Biz ise çoktan fiilen NATO’dan çıktık. Bunu da dünyadaki bütün taraflar anladılar, biliyorlar. 

Zelenski’nin hangi konuda ne dediği de net değil. Bir gün bir şey söyler, hemen ertesi gün kıvırır. Geçenlerde peşimden hemen hamle yaparak “Putin’in nükleer silah tehditleri blöf… Nükleer silah kullanamaz” dedi. Zelenski’nin tasmasını tutan batılı siyasi liderlerden ve Yahudi/Satanist kara paracılardan birkaçı “Putin blöf yapmıyor” dedi ve Zelenski de hemen çark etti. Bütün dünya biliyor ki Putin blöf yapıyor. Çünkü sözde düşmanı olan liderlerle arka plandan görüşerek, anlaşarak bunu yapıyor. O batılı liderler Putin’in blöf yaptığını bu kadar kesin seviyede biliyorlar. Lakin biz buralara da takılmayacağız. 

Şimdi böyle yazıyorum diye, tutup bir yerlerde düşük seviyede nükleer saldırı da yapabilirler. Bu da neticeyi değiştirmez. Gerçek bir nükleer savaş bu dünyadaki bütün tarafları mahvediyor ve istenmiyor. Biz Türkiye ve Türk/İslam dünyası olarak aslanlar gibi meydandayız. Danışıklı dövüşlerin içinde yaşatıldıklarını son süreçte iyice anlamış ve İstanbul’un duruşunun dünya insanlığı için ne kadar ehemmiyetli, kıymetli olduğunu da anlamış çok taraf var. Birbirlerine hakikaten düşman olan bunca tarafın tek ortak muhatabı İstanbul… İstanbul, onlarla da birlikte hareket edecek, dünyaya yine her hususta yön verecek ve danışıklı savaşlar büyüyüp yayılsa da yayılmasa da Ankebut Ağı’nın kalan son gücünü ve teşkilatını da yok edecek.

Daha önce de yaptıkları ve sonuçları kendilerine yarayan suni petrol krizini yine yapmak istiyorlar. Bu da mesele değil. Bunu yapsalar ya da yapamasalar da netice değişmeyecek. Her şartta şu dünyanın enerji kaynaklarını/piyasasını da İstanbul yönetecek. Onların bu konudaki planları da gerçekleşmeyecek. Suni kuraklık ve kıtlık projelerini bile şimdilerde güçlükle ayakta tutmaya çalışıyorlar ama gün gün bu konuda da kaybeden taraf olacaklar. Netice değişmeyecek. 

Daha anlatılabilecek çok şey var da anlatmanın vakti değil. Şu süreç iyice yaşanmaya başlasın, ben yeri ve zamanı geldikçe anlatırım. Önce bozar, planlarını başlarına yıkar ve o vakit anlatırım. 

Bizde kumar yasak. Lakin sık sık iddiaya girenler, Putin’in kısa sürede öleceği, Rusya’nın kısa sürede dağılacağı… Avrupa’nın, ABD’nin, NATO’nun kısa sürede resmen dağılacağı… Çin’in daha da büyük mali ve siyasi krizlere girerek kısa ya da orta vadede parçalanacağı… Biden’ın kısa sürede öleceği ya da başka sebeplerle iktidardan düşeceği… Çok kısa süre içinde İstanbul’un somut, bilinir, görülür, kabul edilir şekilde dünyanın merkezi olacağı… Ve ayrıca kısa sürede dünyanın bambaşka bir dünya olacağına dair iddialara girseler, kısa sürede büyük paralar kazanırlar. 

Şunların, neticesi baştan beri olan saçma sapan danışıklı dövüşleri ile vakit kaybetmek istemeyen taraflar bilsinler ki İstanbul hakiki dostluklara, ittifaklara kıymet veriyor. Düne kadar bize çok sıkıntılar çıkartanlar bile bu günlerde samimiyetle duruşlarını değiştirir ve bizlerle müttefik olmak isterlerse, bilsinler ki Muktedirler İttifakı (Mİ) büyük bir hızla genişliyor, büyüyor. 

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Azerbaycan ya batacak ya çıkacak

Rusya’nın idaresini elinde tutan malum çete, AB ile de danışıklı dövüşüyor. Oyunlar içinde oyunlar kurmaya çalışıyorlar. Çok geniş meseleler var, yazarak detaylı anlatmak mümkün değil ve herkese açık şekilde yazmak doğru da değil ama özetle şu hususlar bilinmeli.

Türkiye’nin Yunanistan’a girmesini de istiyorlar. Irak’a girmesini de istiyorlar. Azerbaycan’ın Ermenistan’a girmesini de istiyorlar. Lakin söz konusu hamlelerin ve daha fazlasının, Türkiye’nin yararına, Azerbaycan’ın yararına imiş gibi görünmesini sağlayıp arka plandan tamamen kendilerine yarayan işler olmasını istiyorlar. İşte yaşanmakta olan sürecin temel sorun olarak görülecek kısmı tam da burası…

Ben ilk defa “Türkiye, sorunları, sorunun merkezi olan yerlerde çözecek. Türkiye’nin siyaseti değişecek.” dediğimde, buna karşılık verecek, mani olacak güçleri zaten kalmamıştı. Bu çıkışımı büyük fırsat olarak değerlendirdiler, her şey çantada keklik zan ettiler. Her biri başka ülkenin idaresini hukuksuz şekilde ele geçirmiş olan ve çeteleriyle birlikte kara para işleri yapan kuş beyinli malum kişiler, Londra’ya tasmaları ile bağlı kişiler, üç beş göz alıcı hareket, açıklama, danışıklı restleşme, üç beş oyalayıcı orta oyunu ile Türkiye ve dünya siyasetine yön vereceklerini zan ettiler.

O günden bu yana ortam gergin, hareketli ve kontrolü zor bir vaziyette. Bir yığın ahmak, hayal alemlerinde yaşayarak, her meselede ahmakça kararlar aldılar, alıyorlar ve ortalığı karıştırıyorlar. Her seferinde rezil de oluyorlar ama bir türlü akıllanmıyorlar. Şimdi Azerbaycan meselesinde de farklı planları var. Bütün tuzakların uygulanması kısmında Tayyip ve çetesi de zaten emirlerine amade haldeler.

Tayyiple de araları iyi olan Aliyev ve karısı, zaten en baştan beri İngiltere/Londra’ya çalışıyorlar. Hepsini bir merkez yönlendiriyor. Bu ahmakça oyunları da ya Londra kuruyor ya da Londra son onayı veriyor.

Ukrayna’yı kara para kaynağına çevirmek istemezlerdi. Onca Müslüman coğrafyası varken, kendilerini batılı/hristiyan gören ama insanlıktan bile çıkmış olan, ahlaksızlığı ve dinsizliği arşa varmış olan Ukrayna halkını malzeme yapmak istemezlerdi. Lakin İstanbul karşısında o kadar büyük kaybettiler, o kadar parasız kaldılar ve uç sınırlara geldiler ki mecburen Ukrayna’yı da nakite çevirdiler, çeviriyorlar. Bunun için hala danışıklı dövüşüyorlar. “Özel askeri operasyon”muş… Ahmak bile inanmaz şu tabire, şu tabir üzerinden dönen dolaplara… Oraya asker diye gönderilenler de büyük çoğunlukla Türk/Müslüman kökenli ve yeterince eğitim, silah, teçhizat verilmemiş olan Rusya Federasyonu askerleri… Onları bile bile ölüme gönderiyorlar, Ukraynalıları gönderdikleri gibi… Onların bile organlarını nakite çevirme fırsatı bulurlarsa çeviriyorlar. Ukrayna’dan dışarı milyonlarca sivil çıktı ve en başından itibaren yüksek sayıda Ukrayna vatandaşı, gittikleri batı ülkelerinde fuhuş ya da organ mafyalarına kurban oldular, oluyorlar. Yine de kan emerek beslenen ve varlıkta kalabilen batılı onlarca ülkeyi ve İsrail’i ayakta tutabilmek için daha fazla kara paraya ihtiyaçları var.

Şimdi Suriye’de, Libya’da, Afrikanın farklı farklı yerlerinde de planlarını, danışıklı dövüşlerini, kara para işlerini İstanbul bozuyor, bozacak. Bunun çok yakında olacağını hem akıl, mantık, olayların akışı, sahanın vaziyeti gösteriyor hem de yapabildikleri kadar metafizikle bakıp görüyorlar. Önlerinde çok çok kötü zamanların olduğunu biliyorlar. On milyondan fazla sözde mültecinin Türkiye dışına çıkartılacağını biliyorlar. Suriye’ye yeniden devlet otoritesinin hakim olacağını biliyorlar. Sadece Suriye’de danışıklı olarak çatıştırdıkları onlarca terör örgütleri var ve bunların da yok olacağını biliyorlar. Tekrara gerek yok, her yerde kaybedeceklerini, kara paralarının kesileceğini biliyorlar. İstanbul’u da yok edemeyeceklerini, durduramayacaklarını biliyorlar. Ayrıca parasız alacakları aslında çalacakları bol miktarda gaza, petrole, madenlere de ihtiyaçları var.

Bu nedenle daha başka yerler de karıştırılmalı. Bu maksatla da Azerbaycan-Ermenistan krizini kullanmak, bu hususta da danışıklı dövüşmek istiyorlar. Azerbaycan’da da Adnan Oktar organize suç, terör ve ihanet örgütünün çok ağırlığı, geniş bir sistemi var. Orada da kedicikler var. Orada da devlet içinde devlet sistemi var. Orada da Aliyev’lerden aşağı doğru devletin yetkilileri arasında çok sayıda kişi “sistem”e dahil edilmiş vaziyette. Orada da bağımsız mahkemeler, emniyet teşkilatı ve ordu yok. Azerbaycanın da her yerinde “sızma” var.

Azerbaycan da tıpkı Türkiye gibi kara para cumhuriyetine çoktan dönüştürüldü. Azerbaycan üzerinden kaçırılan insanların, kadınların, çocukların, bebeklerin, organların haddi hesabı yok. Aliyev’in, kara paracı Yahudi Zelenski ile sıkı dostluğunun “kara para” ve “Londra merkezine bağlı olmak”tan başka anlaşılabilir, dikkate alınır izahı da yok. Azerbaycan’da da Mehmet Haberal’ın kontrolünde olan ve aslında organ işine bakan hastahaneler daha doğrusu insan mezbahaları var. Orası bir yol, bir güzergah… Güya çatışan Azerbaycan ve Ermenistan yetkilileri de arka plandan sürekli paslaşıyorlar, görüşüyorlar, anlaşıyorlar.

Zengezur geçidinin bir kara para geçidi olduğunu, birbiriyle çatışmalı görünen tarafların tamamının bu geçidi açmak için ittifak halinde olduğunu, güya Türk Devletleri Teşkilatı’nın da bu işlerin içinde hatta başında olduğunu v.s. sesli anlamıştım. Ermenistan’la AKPKK’nin “yakınlaşma” siyaseti de bu maksatlarla yapılan bir oyundan başka bir şey değil. Her şey “kara para” için, her şey “insanlık düşmanlığı” konusunda tam teşekküllü bir ittifak oluşturmak için. Aralarında hiç mi farklar yok, sorunlar yok, çatışmalar yok… Var, var ama temel hususlarda sorunlar, çatışmalar yok. Bunca taraflar arasında elbette her kesimden ve seviyeden herkes danışıklı dövüşmüyor. Lakin tepe isimlerin tamamına yakını sistemin aslında nasıl olduğunu, işlediğini biliyor ve danışıklı dövüşüyor ki zaten bunların büyük çoğunluğu da biyonik robotlar. NATO, AB, AİHM, KGAÖ dahil bilinen bütün teşkilatlar, birbirleriyle çoğunlukla danışıklı dövüşen, bazı detay kısımlarda görüş ayrılığı yaşayıp çatışan taraflarca yönetiliyorlar. Çin de bu sistemin bir parçası. Hatta bu sistemin yeni merkezi yapılmak istenirken İstanbul’un üzerinden geçip ezdiği bir kara para devleti.

Zengezur geçidi hususunda, o yayını yaptığım günden beri rahat değiller. Konuşmalarına dikkat ediyorlar ve bu konularda dikkat çekmemeye çabalıyorlardı. Lakin batı ülkeleri bu kadar batakken, önlerini de göremiyorlar ve ümitleri azalıyorken, daha fazla bölgenin ve çok sayıda başka insanın da “nakite çevrilmesi” lazım. Çok daha fazla kara para işleri lazım. Hepsinden mühim olanı da şu ki bir türlü durdurulamayan İstanbul’un ilerleyişinin, yükselişinin, dünya üzerindeki tesir gücünün “derhal” durdurulması lazım. Bu maksatla da oyunlar içinde oyunlar kurmaları lazım. İşte sahada yaşananların arka planları bunlar.

Azerbaycan ya batacak ya çıkacak. Arası yok. Azerbaycan İstanbul’un sesine ses verecek, ayağa kalkacak, başlarındaki ve içlerindeki kara paracı hainleri ayaklar altında ezecek ya da İstanbul kangren olan kolu yani Azerbaycanı kesip atacak. Azerbaycanlılar da nakite çevrilirken hiçbir şey yapmayacak ve bu şeytanlıkların Türkiye’ye yayılmasına izin vermeyecek.

Biz artık ilan eden ede ayağa kalkıyor ve Türkiye’deki “sistemi” tamamen yok etmeye oynuyorken bir daha yazıyorum… Rusya’da, Azerbaycan’da ve bundan sonra varlıkta kalmak, Londra’nın kontrolünden, sömürmesinden, kan emiciliğinden kurtulmak isteyen bütün ülkelerde, vatansever bütün taraflar ayağa kalkmalılar. Hemen şimdi, bizimle beraber tempoyu yükseltmeliler ve birkaç güne de bu işleri bizlerle eş zamanlı, senkronize halde bitirmeye oynamalılar.

Tekrar ediyorum, Azerbaycan dediğimi yapmadığı sürece, Türkiye’den herhangi bir kişinin, etkilinin, yetkilinin, askerin, sivilin, bürokratın, iş adamının, siyasi partinin, liderin, şu şartlarda Azerbaycan’a herhangi bir sahada en ufak bir destek verdiğini, hatta destek açıklaması yaptığını…. Gözler önüne serdiğim oyun içinde oyunlara yani Londra’ya hizmet ettiğini görürsem, duyarsam, istihbaratını alırsam… O kişi ya da grubu hemen ve tamamen yok etmeye oynayacağım. Bunu, Türkiye’yi muhafaza etmekte ve insanlığı korumakta zaruri bir hamle olarak göreceğim. Bu nedenle de çatışmalardan kaçınmayacağım ve gerektiği kadar acımasız bir keskin kılıç olacağım. Azerbaycan halkı titreyip kendine gelirse, söz konusu kara paracı paralel devlet sistemini ayaklar altına almaya oynarsa, o halde ise ölümüne Azerbaycanın yanında duracağım, duracağız.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Sahi, neler dönüyor?

İçinde kadın bir uzaylının bulunduğu Elon Musk suretindeki biyonik robot, iddialara göre Twitter’ı satın almış. Çok büyük de para vermiş. O para gerçekten verilmiş mi yoksa kripto Yahudi, satanist, insanlık düşmanı ve çok büyük hain olduğunu gözler önüne serdiğim ve bir an önce yargılanmasını talep ettiğim Aydın Doğan’ın, çok köşeye sıkışınca onca gazete ve tv kanalını sözde satması gibi mi olmuş bu iş, çok tartışılır. Görünene bakarsanız o da satmıştı ama aslında sadece resmiyette başka bir emanetçiye devir teslim olmuş, kendisi işlerin başında kalmış ve gerçekte bir para/ödeme hareketi bile olmamıştı. 

Gerçek sahibinin hala değişmediğini düşündüğüm Twitter’da evlere şenlik bir anket başlattım. 

Yaklaşık bir saat oldu ve anket paylaşımını üç beş kullanıcı gördü. Şaşırmayın, bu da çok iyi… Hiç kimse görmeyebilirdi. Beterin beteri de var. 

Dünya genelinde en çok kullanılan ve itibar edilen sosyal mecralar listesinde ilk 20’ye bile giremeyen ve batıp tükenmek üzere olan, eskisi kadar da istihbarat faydası sağlamayan Twitter’ı, hala aynı art niyetlerle ve sansürlerle devam ettirirlerse, sizce ayakta tutabilirler mi? 

Şöyle de sorulabilir, aslında Twitter’ı gerçekten kurtarmaya mı çalışıyorlar? Çin’in, Rusya’nın, ABD’nin, İran’ın idaresini elinde tutan yeşil uzaylılarla bağlantılı olan o kadın uzaylı, Elon Musk suretinde yapılmış robotun içinde aslında tam olarak ne yapmaya çalışıyor? Twitter’ın bir an önce ve tamamen çökmesi için oyunlar mı kuruyor, yoksa kurtarmaya mı çalışıyor? Çin merkezli o sözde sosyal ağların daha fazla kullanılmasını, batı toplumlarında da çok yayılmasını mı istiyor? Çin merkezli yeni bir Ankebut Ağı projesine mi hizmet ediyor? ABD’ye ve batı dünyasına ihanet mi ediyor?

Bu, Amerika Birleşik Devletlerinin bir milli güvenlik sorunu. Hem de dev gibi ve en acil milli güvenlik sorunlarından biri… Öncelikle onların meseleleri… 

Şu kısmı da var… Yıllardır anlatırım ABD’nin gerçekte nasıl batmış halde olduğunu, NASA’nın bile bitik halde olduğunu…  Elon Musk’ın Ankebut Ağı tarafından şişirilmiş bir balon olduğunu… Anlatıldığı gibi bir adam olmadığını… Projelerin ve şirketlerin anlatıldığı kadar büyük ve gelecek vaat eden şeyler olmadığını… Şu yıllarda bile Elon Musk karakterinin ve onun üzerinden çevrilen işlerin bütünüyle batak olduğunu… 

Cümle alem biliyor ki uzay işlerinde de araba işlerinde de aslında rezil bir haldeler. Projelerin tamamı sorunlu ve bunlar büyük büyük sorunlar… Tesla arabalaları bile çok sorunlu, zarar ziyan çok fazla ve çoktan sonuçları “yıkıcı” ve “bitirici” olan yargılamalar yapılmalıydı da Ankebut Ağı “şimdilik” buna  izin vermiyor. Yakında o gücü de kalmayacak ve yargılamalar yapılacak. 

Elon Musk piyonu üzerinden çevrilen bunca işin yanında yapılan kara para işlerliyle, CIA’nın havuz sistemi marifetiyle bu projeler, bu Elon Musk, bu şirketler “şimdilik” ayakta tutuluyor. Son yıllarda Elon Musk’ın balon misali şişirilmiş itibarına bir iğne batırdığımı ve hızla hava kaçırıp küçüldüğünü de herkes görüyor. Onun ve onun üzerinden çevrilen işlerin en az Boeing kadar batık halde olduğunu aklı başında herkes anladı. O halde gerçek sahibi CIA olan Twitter, Elon Musk’a, itibar, popülerlik, saygınlık, sevgi ve dolayısıyla para ve ayrıca siyasi nüfuz kazandırmak için mi devir edildi? Artık herkes biliyor, dünyanın önde gelen en zengin kişilerinden diğerlerinin de Ankebut Ağının piyonları olduğunu, çoğunun CIA üzerinden kullanılan saha elemanları olduğunu… Hepsi üzerinden aynı hedeflere ulaşılmaya çalışılıyor. Aslında batak olan bütünüyle Ankebut Ağı ve son kurtulma çırpınışlarını sergiliyor.

Öyle de olsa, böyle de olsa Elon Musk’ın içindeki kadın boşuna uğraşıyor. Olmayacak duaya amin diyor. Şunun şurasında sahaya inmeme ne kaldı? İçimde yılların birikmişliği var. O kadar doluyum. Dostum ve düşmanım olan herkes tahmin ediyor ki Ankebut Ağına daha öldürücü darbeleri sahaya indiğimde peş peşe vururken, öncelikle Facebook’u, Youtube’u, Twitter’ı ve gerçek sahibi CIA olan diğer sözde sosyal ağları en kısa sürede yıkıp geçeceğim. Bunların gerçek yüzlerini bütün dünya insanlığına göstereceğim. Lanetlerle anılacaklar. 

O parça parça olmuş CIA de artık bir duruş sergilemeli… Çin’in mi ABD’nin mi istihbarat teşkilatı olduğuna karar vermeli. Bir Çin piyonu olan Biden’a ve çetesine mi hizmet edeceğine, ABD’ye mi hizmet edeceğine karar vermeli. Hiçbir zaman gerçekleşmesine izin vermeyeceğim Çin merkezli yeni bir Ankebut Ağına hizmet etmenin akıl işi olmadığını kabullenmeliler. Doğru tarafta olmalılar. 

İyice birbirine katıldı, karıştırıldı şu dünyada her şey… Hakikaten sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde at izi, it izine karışmış vaziyette. 

Artık bu kaos ortamını darmadağın edecek bir ani çıkış lazım…

(Anket şu adreste: https://twitter.com/mfahrisertkaya/status/1519759277501689857?s=21)

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Yeni bir dünya düzeni kurulmalı

Şinzo Abe’yi takdir ediyorum. Tam yerinde cümleler kurmuş. Dünyanın diğer liderleri de hiç zaman kaybetmeden durdukları yeri/tarafı göstermeliler. ABD’nin, daha doğrusu Biden-Kamala çetesinin, Rusya ve Çin’le danışıklı dövüşleri, bütün dünyayı felaketlere sürüklemeden önce, yeni bir dünya düzeni kurulmalı.

Japonya eski Başbakanı Şinzo Abe:

“ABD artık Tayvan konusunda uzun süredir devam ettirdiği stratejik muğlaklık politikasına bir son vermeli ve Tayvan’ı açıkça koruyacağını ilan etmeli.”

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Mevlüt Çavuşoğlu tam bir siyasi fahişedir

Mevlüt Çavuşoğlu tam bir siyasi fahişedir. Parayı, menfaati görünce kendini herkese satar. Ayrıca, aşırı “korkak” olması da onu aşırı “kıvrak”, güvenilmez ve tahammül edilemez hallere hep düşürür. Rusya-Ukrayna krizinin açıkça bir savaşa ve işgale dönüştüğü herkesin gözleri önündeki “açık” gerçektir. Öyle ise Türkiye’nin görev başındaki bir Dışişleri bakanının, şu kritik anda şu açıklamayı yapması da nedir? Bu ülkeyi karıştıracak bir hadsizlik ve ihanet, değilse nedir? Onu o makamda inatla tutanlar da bu ihanetlere ortaktır.

Hala oyalama, hala danışıklı dövüş, hala yeşillere hizmet… Hala Rusya’yı ve Putin’i kollama… Başka bir şey değil.

Biden ve Kamala ile CIA’nın büyük kısmının Çin ve Rusya menfaatlerine çalışıyor olması, ABD’ye ihanet ediyor olması, sadece ABD’ye değil, bütün dünyaya çok büyük zararlar veriyor. Mevlüt’ü böyle korkutan, böyle aşırı kıvırmalı/zorlamalı açıklamalara sürükleyen şey de bu; ABD’ye ihanet eden idarecilerin, Türkiye’ye ihanet eden idarecilere talimatları.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Vatan haini Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu neye imza atmıştı?

Böyle bir vatan haini hala Türkiye’nin Dışişleri bakanı ve hala en vahim ihanetleri etmeye devam ediyor.

Yaptırımlar ters teper

Şu andan sonra batı dünyasının Rusya’ya karşı alacağı yaptırım kararları, Rusya’dan ziyade batı dünyasını krize sokabilir. Zaten açıkça batmak üzere olan batı dünyasına son büyük darbe bu olabilir. 

Batı’nın, Rusya’ya uygulayacağı yaptırımlar, Rusya’nın değil, aslında batı ülkelerinin maliyelerine çok büyük darbeler vuracaktır. Rusya, başta Çin’le… Orta Asya Türk devletleriyle… Türkiye ile ve bazı ortadoğu ülkeleri ile ve ayrıca bazı güney Amerika ülkeleriyle alış verişini artırabilir. Batı’nın yaptırımlarına inat, kendine yeni yeni pazarlar da bulabilir. Biz de bütün ikazlarıma rağmen hatalı kararlar almaya devam eden Batı’ya inat, Rusya’ya fayda verecek bir siyaset sürdürürüz. Çünkü Türkiye’nin Batı dünyasıyla birlikte göz göre göre krizlere sürüklenmesine, batmasına, bölünmesine izin veremeyiz. Neticede dünya iyice bölünmüş ve Batı dünyası iyice yalnızlaşarak daha büyük krizlere sürüklenmiş olur ama Türkiye ve Rusya dahil olmak üzere doğu dünyası şahlanışa geçer.

Suriye başta olmak üzere ortadoğuda dengeler bir anda değişir. Batının oralardan elde ettiği maddi menfaatler bir anda kesilir. Batının enerji krizi de daha fazla derinleşir/devleşir. Peşi sıra sosyal hatta askeri krizler de baş gösterir. Gelişmeler bu şekilde olursa, ABD’nin, AB’den daha önce parçalanması beklenir.

Ben, her meselede olduğu gibi, bu meselede de gerçekçiyim ve batı dünyasının Rusya’ya ciddi yaptırımlar yapabileceği kanaatinde değilim. Ancak ahmakça kararlar alan, öfkeyle kararlar alan siyasetçiler, şu dengeler içinde Rusya’ya yaptırım kararları alırlar. Yanıldığımı da zan etmiyorum. Ciddi yaptırımlar uygulamaya kalkarlarsa, bence bu, neticede dünya insanlığının faydasına olur. Sömürgeci, katliamcı, kan emici batı dünyası çöker ve parçalanır. Sadece Ukrayna halkı değil, onlarca halk peş peşe gerçek hürriyetlerine kavuşur. Maddeten refah, manen huzur içinde bir hayata kavuşurlar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Ben Japonya’ya da fazlasıyla mühlet verdim

Japonyanın idaresini elinde tutanlar, iyice mikroplaştılar. Bunların kendini düzeltme ihtimali yok. Çoktan insanlıktan çıkmışlar. O ada devlette hala insan kalmış kim varsa, çok geç olmadan uzaklaşmalı, başka ülkelere gitmeli. Tekrar tekrar ikaz ediyorum, sözümü dinleyen dinler. Yakında oralar benim hışmıma uğrayacaklar. Yoksa bu mikrop bütün dünyayı tehdit ediyor, edecek. Bunların önü kesilmese, dünya insanlığına ABD’den ya da Çin’den çok daha fazla zararlar verirler.

Defalarca dostluk eli uzattık, dik durmadılar. Mücadele vermediler. Aralarındaki biyonikleri de oyun dışı etmediler. Sömürgecilerden, vahşi batıdan, Ankebut Ağından, mafyalardan, satanistlerden uzaklaşmadılar. Uzaklaşmaya da niyetleri yok. Sadece milletimizin değil, bütün insanlığın iyiliği için şu mücadeleyi veriyoruz da her seferinde karşımızda duranlardan biri ve en kuralsızca davrananlardan biri Japonya oluyor. Kimse maziyle, eski, ahlaklı/seviyeli ve iyi Japonlarla övünmesin. Şu andaki Japonyanın hali, batı dünyası kadar berbat… Onlar kadar ayarı kaçırmış ve onlara kulluk eder hallerdeler. Onların her türlü kanlı, kara, vahşi, pis işlerinde önde koşar haldeler.

Öyle ise herkes müstahak olduğunu bulur… Ben Japonya’ya da fazlasıyla mühlet verdim.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

.

Ne NATO’su arkadaş, ne NATO’su?

Bu rezilliğe daha fazla tahammül edilemez

Bu güne kadar terörden, savaşlardan, iç savaşlardan ve kara paralardan beslenerek ayakta kalabilmiş olan ABD’nin, Çin merkezli yeni bir Ankebut ağı örmek peşindeki başkanı olan Biden, “SDG(YPG/PKK)’ye bizimle tam ortaklığından dolayı teşekkür ederim.” dedi. Dedi ve tahammül sınırlarını iyice aşmış oldu.

Bizim hala bunlarla ne işimiz var?

Bir yandan, bize karşı kurulmuş olan AB’nin kapısında bizi kırk yıldır bekletiyorlar. Bir yandan da ucuz askerleri olalım diye bizi NATO üyesi yaptılar ve yetmiş yıldır kanımıza kadar sömürdüler. Bunları hep başımıza geçirdikleri hainler sayesinde yapabildiler. NATO’nun gerçekte en güçlü, en savaşçı ordusu olduğumuz halde NATO içinde ve dünya siyasetinde varlık göstermemize, ülkemizi müreffeh bir vaziyete getirmemize, gelişmemize, yükselmemize izin vermediler. Geçen bu süre zarfında ülkemizde ve eski topraklarımız olan çevremizdeki ülkelerde onlarca terör örgütü kurdular. Defalarca işgal denemeleri yaptılar. Defalarca katliamlar yaptılar. Defalarca ihtilaller yaptılar. Vahşice kan döktüler, kandan beslendiler. Kasten oluşturdukları otorite boşlukları ve mülteci akınları sayesinde insan kaçakçılığı dahil her türlü kara para işlerini yaptılar. Suni sorunlar çıkarttılar, bunların onlarca sene boyunca çözülememesi için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Basını, medyayı kontrolleri altında tuttular. Türk gibi, müslüman gibi duruşu, yaşayışı yasakladılar. Olağan üstü baskı altına aldılar, kendileri sınırlar çizdiler. Müslüman memleketinde tesettürü bile onlarca sene yasakladılar. Diyanet işleri teşkilatını bile bunlar kurdular ve bu teşkilat üzerinden bile bize akıl almaz tuzaklar kurdular. Ülkemizde eğitim sistemini ve müfredatını bile bunlar belirlediler. İmam hatip okullarını hatta ülkücülük akımını bile bunlar tesis ettiler. Milleti sağcılık, solculuk diye diye bunlar bölüp birbirlerine kırdırdılar. Gelişmememiz için, yükselmememiz için, güçlenmememiz için her şeyi yaptılar. Saymakla bitmez kötülük, zulüm ettiler. Maddi ve manevi her sahada geri kalmamız için ellerinden gelen her şeyi, hiç tereddüt etmeden, hiç ahlaki ve vicdani sıkıntı çekmeden yaptılar.

Üstelik, bunca zaman boyunca onlar çağdaş/medeni ve örnek toplumlar sayıldılar, biz ise çağdışı görüldük. Hala bu bakış açısındalar. Avrupa da aynı, ABD de aynı bakış açısında… Öyle alışmışlar ki bu haksız, hukuksuz ve küstahça ve vahşice tavırlara, ABD Dışişleri Bakanı Ned Price’ın bu günkü son açıklamaları bile tamamen bu zihniyetle yapılmış açıklamalar.

Sanki Türkiye yok, sanki Türk milleti yok, sanki Türk milletinin iradesi, tercihleri, hürriyeti yok hürriyeti… “Biz ne dersek onu yapacaklar. Ukraynaya gidip öleceksiniz dediysek, gidecek ve ölecekler. Kore’ye de gönderdik, orada da öldüler. Bunlar ölmeye ve sömürülmeye çoktan alıştırıldılar” demek değil midir Price’ın açıklamaları…

İşte tam bu gelişmelerin yaşandığı bu gün içinde, ABD’nin başkanı Biden da YPG/PKK’ye, kendileriyle her türlü terör işinde, cinayetlerde ve katliamlarda, organ kaçakçılığına kadar her türlü kara para işlerinde iyi ortak oldukları için hususi teşekkür etti. Ölen, yaralanan, sakat kalan, kaçırılan, çocukları kaçırılan, organları için kaçırılan ya da öldürülenler kimler? Türkiyeliler… Suriyeliler… Iraklılar… İranlılar.. Pakistan’lılar… Afganistanlılar… Özetle, Türkler ve diğer müslüman halklar. Ve öyle küstahlar ki, gözümüzün önünde binbir türlü tezatı, rezilliği, adiliği açıkça sergiliyorlar. İşlerine gelince sözde İslami terör örgütü Taliban’ı resmi hükumet olarak tanımaya bile kalkıyorlar. Bu ne rezalet, bu ne tahammül edilemez bir şeytanlık seviyesidir böyle…

Bir yandan Türkiye onların sözde dostu ve müttefiki ve NATO kapsamında anlaşmalı oldukları ülke ama bir yandan Türkün iç ve dış düşmanları, onların en iyi ortakları… Sadece bu kısmı açsak, sayısız misallerle, yaşanmış hadiselerle anlatmaya kalksak, yazmakla baş edilemez. Sesli anlatsak, sabahlara kadar bitmez.

Sonra… Türkiye NATO üyesiymiş, AB’ye adaymış, müttefikmiş, dostmuş bilmem ne zırva…

Bizim bu derece insanlıktan çıkmış kişilerle, bunları başlarında tutan ve indirmeyecek kadar ayardan çıkmış milletlerle dostluğumuz yok. Müttefikliğimiz de yok. Anlaşmamız da antlaşmamız da yok. Bir önceki yazıda ifade ettiğimi gibi, bunlara çalışan hainlerin onlarca yıldır attığı resmi imzaları dikkate aldığımız da yok. İşte ben buradayım, benim teşkilatım burada, benim ordum burada, bizimle beraber hareket eden diğer gruplar da burada… Ayrıca dünya genelinde ortak hareket ettiğimiz ülkeler ya da kesimler de her yerde… Şimdi diyorum ki “Türkiye NATO üyesi değildir. AB’ne aday ülke de değildir. Yönü bundan sonra batıya dönük de değildir. Kendi ahlaki, manevi, hukuki temellerini daha fazla batı yanlısı siyasetlerle tahrip edecek ve kendini daha fazla maddi ve manevi felaketlere sürükleyecek de değildir”

Bir lider, bir hükumet, bir ordu, bir grup, bir kesim, yüreğine güvenen bir tek taraf çıksın ve desin ki “Bunu diyemezsin. Sana bunu dedirtmeyiz.” Haydi, bunu desin ve karışsın şu dünya artık. Ve dinsin artık kan, göz yaşı… Kurtulsun artık batılı vahşilerden yüz milyonlarca çocuk ve kadın. Bitsin artık terör, katliamlar, cinayetler, insan katledilen ayinler, organları için öldürmeler, tecavüzler, sömürmeler, çıplaklık, ibnelik, cinsiyeti belirsizlik, ahlaksızlık, namussuzluk ve bütün pislikler…

Dünyayı kaldırayım ayağa ve düzelmek istemeyen şu batı dünyasını ezip geçelim hep beraber… Var mı, evet var mı, bir adım öne çıksınlar, görelim haydi…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Hiç yakışmadı, hiç yakışmıyor

Bünye onu kabul etmiyor, dışlıyor

Hala niye benim nabzımı yokluyorsunuz? Anlaşılmayacak ne var? Ekrem İmamyan’a ve çetesine kimin ne yaptığı beni alakadar etmiyor. Ben ona zamanında fırsatlar sundum. Türkiye ve dünya dengelerini onun lehine olacak şekilde ayarlayacaktım. O, iktidarla danışıklı dövüşmeyi tercih etti. Onlarla beraber ihanetlerine ve pis işlerine devam etti. Karşımda her zamanki kibriyle, her zamanki Türk ve İslam düşmanlığıyla davranmayı tercih etti. İnadına LGBT çıkışları da yaptı, inadına pek çok hususta damarıma bastı.

O iş, orada bitti… Ukrayna, Japonya, İmamyan, Trump ve bilinen diğerleri… Hepsi ile benim işim çoktan bitti. Beni karıştırmayın, bulaştırmayın. Akıbetleri baştan belli olan şahıslarla, gruplarla, ülkelerle daha fazla vakit harcayamam. Türkiye’nin ve dünyanın çok büyük, çok ciddi, çok acil meseleleri var ve onlarla meşgulüm. İbnelerle ve ibne sevicilerle harcayacak tek bir dakikam bile yok benim.

Ekrem İBB başkanlığından düşürülecekse, vatanın, milletin, gelecek nesillerin hayrına olur. Ahlakın, namusun, nesillerin muhafaza edilmesinde çok faydalı bir adım olur. Düşürüldükten sonra “Çin Gönüllüleri Cemiyeti” ya da “İbne Severler Cemiyeti” tesis ederek, oraların genel başkanlığını da yapabilir. Çin ya da LGBT bayraklarını eline alıp meydanlarda ya da ekranlarda da dolaşabilir. Birbirine tezat teşkil eden kaç farklı kimliği, duruşu var zaten, birinde bari artık sabit dursun. Ne cins olduğu belli olsun. Mevcut kanunlar onlara yarıyor, ne hazindir ki onlardan yana… Ekrem ne halt ediyorsa etsin de İstanbul gibi bir şehrin başında durmasın. Bence de o makama hiç yakışmadı, yakışmıyor. Türlü türlü yalanları, oyunları, yolsuzlukları, üç kağıtları ve ihanet bağlantıları da iyice meydana çıktı, hala çıkıyor.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Kimse hayal aleminde yaşamasın

Avrupada çok sayıda yetkili çıkıp temelsiz, gerçeklerden uzak konuşmalar yapıyor. Rusya, Avrupa’nın gazını kestikten sonra, Avrupanın alternatif kaynaklardan yeterli seviyede doğalgaz bulabilmesi, bu gazı kısa sürede bulabilmesi, nakliye sorununu aşabilmesi, maliyetleri makul seviyede tutabilmesi imkansız. Dolayısıyla da çok çok büyük mali, siyasi, içtimai/toplumsal krizlerin önünü kesebilmesi imkansız…

Avrupanın doğalgaz krizi, kısa vadede çözebilecekleri bir kriz olmaz ve çok yüksek maliyetlerle başka boru hatları çekmek zorunda kalırlar. Bunu yapmaya hem paraları yok, hem birlik beraberlikleri yok, hem de zamanları…

Azerbaycan gazı, Avrupa’nın yükünü taşıyabilecek kadar bol, kesintisiz değil. Katar ve ABD’nin doğalgazı da Avrupa’nın ihtiyacını karşılamaz ve bunların nakil edilmeleri de çok zor ve maliyetli olur.

Öyle ise Rusya, Avrupanın gazını kesse, Avrupa sesini kesmek zorunda kalır. Bunun haricinde yapılan yorumların hayatın gerçekleri ile bağı bulunmuyor ve kuru gürültünün ötesine geçmiyor.

Dünya siyaset sahnesinde, çoktan batmış bir batı dünyası var, Bu doğalgaz krizi, peşi sıra pek çok farklı sahada krizler yaşamalarına, mevcut krizlerinin daha da devleşmesine sebep olacak. Batılılar hayal aleminde yaşamak isteseler de biz Türkler gerçeklerden kopamayız. Yönümüzü batıdan doğuya doğru en kısa zamanda dönmeliyiz ve dönmekteyiz.

“Rusyanın doğalgaz satışından elde ettiği gelirlere ihtiyacı var, bu nedenle doğalgazı kesmeyecektir.” şeklinde cümleler kuruluyor olması bile Avrupanın ne kadar çaresiz kaldığının resmidir. Rusya-Ukrayna krizinde çatışma çıkarsa, Rusya’ya çok ağır mali yaptırımlar uygulama tehditleri savuran batı dünyasının sesini kesmek, bence Rusya için mesele bile değildir. Kısa süreli bir sıkıntının ardından Rusya, doğalgazını Çin’e bol bol satabilir ve doğalgaz gelirlerini sabit tutabilir.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..