Etiket arşivi: Çin

Uyuyabildiniz mi?

Korkulu rüyalar, kabuslar gördünüz mü?

O korkulu rüyalarda ben var mıydım? Kaçırdığınız ve organları için kestiğiniz ya da fuhuş mafyalarına sattığınız insanlar var mıydı?
Aranızda, kendini hala zeki zan eden, cesur zan eden, karşımda oyun kurduğunu zan eden başka ahmaklar kaldı mı?
Hala bütün rezilliği metafizik saldırılarla düzeltebileceğini zan eden budalalar kaldı mı?

Şu Nadira Kadirova’nın katili AKPKK’li Şirin Ünal’ın dosyasını açayım mı? İki dakikada o soruşturmanın yeniden başlatılmasını sağlayayım mı? Konuyu insan kaçakçılığına, fuhuş işlerine, organ işlerine, türlü türlü mekanlara ve sonra adalara hatta Antalya’daki adaya da bağlayayım mı? Şuradan biraz biraz somut delilleri paylaşmaya başlayayım mı? Önce Türk milletini sonra bütün insanlığı ayağa kaldırayım mı?

Size kaç kere söyledim. Ben hakaret eden biri değilim. Hakikati yazıyorum. Sizler hakikaten ahmaklarsınız, korkaklarsınız, çapsızlarsınız, insan şeytanlarısınız. Bunların hiçbiri hakaret değil.

Haydi şimdi kurtarsın sizi Çin? Kurtarsın sizi ABD? Kurtarsın sizi Rusya, Putin, Zaharova, Lavrov, Ursula ya da Stoltenberg? Kamala kurtarabilir mi ya da Biden? Mason tarikatı kurtarabilir mi? Bunlar, kendilerini kurtarabilirler mi?

Benim daha fazla canımı sıkmayın. Karşımda durabilecekmişsiniz gibi hayallere kapılmayın. Ayağıma da dolaşmayın. O Ukrayna’ya gönderdiğiniz Türk askerlerini, subaylarını, araçlarını, gereçlerini derhal ve tamamen geri getiriyorsunuz. O Kazakistan’da kalmış Rus askerlerinin tamamını çıkartıyorsunuz. O biyonik robot Tokayev’i ve Aliyev’i devireceğim, bu meselede de ayağıma dolaşmayın. Biraz daha aklını başına almazsa, onlardan önce o biyonik robot Bohçalıyı indireceğim. Söyledim, bundan böyle Türkiye bir NATO ülkesi değildir, hala NATO ülkesi imiş gibi davrananı da ibret-i alem ederek indiririm. Kazakistan, Azerbaycan ve güney Azerbaycan meselelerinde kuru gürültü çıkartmayın. Adnan Oktar organize suç örgütünü de çökerteceğim. Karar verin, onlarla beraber mi çökeceksiniz yoksa onları bünyeden kesip atacak mısınız. Sedef Kabaş’ı da tahliye edin ve bir daha aynı şekilde hadsizlik sergilemeyin, benimle hiçbir meselede inatlaşmayın.

Ya da siz bilirsiniz, meydan sizin, sonuna kadar çatışalım. İyi olan kazansın.

Mehmet Fahri Serkaya | Akademi Dergisi

Hala mı anlayamadınız?

Paralarınızı, sermayenizi, danışıklı dövüşen büyük ülkelerden, daha küçük ama güvenli ülkelere zaman kaybetmeden çekin. Bu güne kadar oyun büyüktü, dünya insanlığını aldatıyorlardı ama kim olduklarını, sistemlerini, taktiklerini, bağlantılarını, hedeflerini iyice ifşa edeceğim ve iyice bozacağım. Bu da dünyada uzaylı tarafların kurduğu siyasi, askeri, mali dengeyi kökten yıkacak ve yeni bir dünya düzeni kurulacak.

Sizler de savrulup gidenlerden, yok olup piyasadan silinenlerden olmayın. ABD’den, AB’den, NATO’dan, mason tarikatından, Çin’den, Japonya’dan ve Rusya’dan uzak durun. Ankebut Ağının kara para işlerinde taşeron olarak kullandığı BAE, Katar, Singapur ve benzeri kara para devletçiklerinden de uzak durun

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

Mindere davet ediyorum

Çin, Kazakistan konusunda açık durmaya başlamış. Yüksek sayıda takipçisi bulunan sosyal medya hesaplarında “Kazakistan Çin’e aittir. Ana vatana bağlanmalıdır” konulu ve tarihten, ilimden, dürüstlükten çok uzak, kahkahalar attırası paylaşımlar yaptırılmış.

Bundan ziyadesiyle memnun oldum. Hormonla ve çok kısa sürede büyütülmüş içi kof Çin’i mindere davet ediyorum. Bütün gücünü, bütün kartlarını kullanmaya ve bu oyundan sonuna kadar kaçmamaya davet ediyorum. Bütün dünyaya da seyir zevki çok yüksek bir mücadele olacağını baştan haber vermek istiyorum. Kısa sürede Çin’in en az dört, ihtimal ki yedi parçaya bölüneceğini de garanti ediyorum.

Rusya ve ABD ile danışıklı dövüşüyor olmaları bile Çin’i kurtaramaz. Arka plandaki uzaylı dengeleri ve biyonik robotlar da Çin’i kurtaramaz. Zaten, biyonik robotlarla idareleri ele geçirilmiş olan ABD’nin ve Rusya’nın da çok büyük darbeleri peş peşe almak üzere oldukları şu süreçte, Çin de kendini açık etmiş olur. Bütün dünyanın hedefi olmayı da tercih etmiş olur.

Haydi, minderden kaçan namerttir, korkaktır. Haydi, ben bu dünyada iken, kim Çin merkezli bir Ankebut Ağı örebiliyormuş, görelim. Haydi, ben burada iken kim Türk dünyasını sömürebiliyor, oralarda zulüm edebiliyor, oralarda kan dökebiliyor, oralarda hain adamlarını ve biyonik robotlarını iktidarda tutabiliyormuş görelim.

Rusya, Çin merkezli Ankebut Ağı projesine piyonluk etmeye kalkmasının bedelini ödemeye çoktan başladı. Bu bedel, her gün şiddetleniyor. Bu danışıklı dövüş oyunu, her gün dünyanın her bir yanında daha çok kişi tarafından görülüp anlaşılıyor. Parasızlıktan kendi şehirlerinde sahte karantina ilan edip on binlerce Çin vatandaşını kasten öldüren ve organlarını çalmak zorunda kalan Çin… Dünyanın dört bir yanında işlenmiş ve işlenmekte olan insanlık suçlarının arkasında olan ve idarecileri meydan yerde asılması gereken Çin… Ankebut Ağının daha fazla ayakta tutulamayacağını çoktan görmüş olan Çin… Şu andaki sınırlarını korumasının imkansız olduğunun da farkında olan Çin… Türk dünyasında yapabileceklerime nasıl mani olacakmış, hakikaten bunu görmek, bunu dünyaya da göstermek istiyorum. Bitik haldeki mason tarikatının bu süreçte son darbeleri almasını da çok istiyorum.

İçimde hiç bitmeyen bir fetih sevdası var. Yavuz Sultan Selim gibi diyorum “Bu dünya iki sultana dar.”

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..

Son şanslarını kullanıyorlar

Yakında Türkiye’deki biyonik robot sayısı ABD’deki, Avrupadaki ve Çin’deki biyonik robot sayısını bile geçer. Uzaylı taraflar çok aciz kaldılar. Dünyanın siyasi, askeri, mali, dini dengelerini her geçen gün hızla ellerinden kaçırıyorlar. Tamamen çökmemek ve mağlup olmamak için son şanslarını kullanıyorlar. Bu maksatla, Türkiye başta olmak üzere, bu güne kadar yoğun alaka göstermedikleri pek çok ülkede, çok yüksek sayıda kişilerin yerlerine biyonik robotlarla geçtiler. Hala daha durmaksızın böyle yapıyorlar. Zaman zaman, bu güne kadar açıklamadığım bazı kişilerin aslında biyonik robotlar olduklarını açıklayacağım ve çok yüksek sayıda insan şaşıracak. Bunun neticesi olarak ayrıca çok yüksek sayıda teşkilat/örgüt, cemaat, tarikat, terör örgütü, organize suç örgütü ve sözde siyasi parti de dağılacak. 

Bunlardan ilkini de bu yazının sonunda duyurmuş olayım. Cübbeli Ahmet Hoca diye de bilinen, o çok meşhur münafık ve dolandırıcı Ahmet Mahmut Ünlü, bir süredir bir biyonik robot. Onun da yerine geçtiler. Şu sıralarda biyonik robotun içinde İngiltere merkezli grilere çalışan bir üç yumruk uzaylı var. Son zamanlarda Doğu Perinçek’e güzellemeler yapıp durması da sebepsiz değil. Doğu Perinçek’in de biyonik robot yapıldığını da içinde İngiltere merkezli grilere çalışan uzaylının bulunduğunu çoktan yazmıştım.

Hiç tartışmaya da gerek yok. Bizim dünyamızdaki teknolojiyle de laboratuvarlarda gerçek insan derisi, gerçek insan kası, gerçek insan saçı, gerçek insan kanı, gerçek insan kemiği, gerçek insan iç organı mükemmel ayarlarda üretilebiliyor. Yapay zeka teknolojisi de aklımızı döndürüyor. Bizden 20-30 bin sene ileri teknolojiye sahip uzaylılar, gerçek insan gibi görünen robotlar mı yapamayacaklar? On binlerce senedir yapıyorlar. 

Ayrıca, hiç de zor şey değil biyonik robotları tespit etmek. Biyonik robotlar gelişmiş  teknolojik aletlerle tespit edilebilir, arıza yapması ve ele geçmesi de sağlanabilir. Buna herkes imkan bulamaz ama etrafınızda ileri seviyede tecrübeli bir metafizikçi varsa, ona sorsanız, sadece bir iki dakika içinde size hakikati söyleyebilir. Evet, evet… Günümüzde Türkiye’de de varlıkları bilinen, sosyal ağlarda bile yüz binlerce kişinin takip ettiği o medyumların bir kısmı, biyonik robotları medyumluk kabiliyetleri ile görebilirler, size söyleyebilirler. Hatta biyonik robotun içindeki uzaylıyla metafizik tekniklerle uzaktan uzağa bile konuşabilirler. Telepati yapabilirler. Bu, öyle uçuk kaçık bir şey değil. Dünyada bunu yapabilen milyonla insan var. Dünyadaki psikiyatrların arasında bile böyle psişik kabiliyetlere sahip insanlardan çok var. Dünyada bunun eğitimini veren merkezler de var. Bunun varlığını kesinlikle ve ciddiyetle kabul eden ve üzerinde çalışan üniversiteler de var. Metafizik kabiliyetlere inanmayan ve kullanmayan gizli servis ise hiç yok. Afrika kabilelerinde bile metafizik kabiliyetli insanlar var, gizlemezler, karşısına geçin ve sorun, size anlatsınlar. Lakin onların arasında bile biyonik robotlar var. Afrika kabilelerinin büyücülük gücü, uzaylı taraflara çok lazım oluyor. 

Ve bu güne kadar metafizik sahada yaşananlara dair yüzden fazla yazı yazdığı halde yalanlanamamış bir MFS var. Cinlerle çatışmalar olsun, medyumlarla çatışmalar olsun, büyücüleri ya da muhtelif insan şeytanlarını metafizikle çarpıp öldürmeler olsun, hepsini dünyanın dört bir yanından milyonla metafizikçi biliyorlar. Gizli servisler zaten takip etmek zorundalar ve çok geniş çerçevede takip ederek biliyorlar. 

Hatta CB yardımcısı biyonik robot Fuat Oktay’ı canlı yayında çarpmıştık. Bozuk plak gibi takılıp, bedeni kilitlenip acayip bir hal yaşamıştı. Bilerek beklemiş ve sosyal medyadaki medyumların konuya dair benden önce yorumlar yapmalarını gözlemiştim. Sonra Fuat Oktay’ın metafizik saldırıya maruz kaldığını açıkça yazan sosyal medya medyumlarının paylaşımlarının ekran görüntülerini de paylaşmıştım. İşte Türkiye’de de bunlardan çok var, bu gibi medyum insanlara sorun, dürüst karakterli iseler, size kimlerin biyonik robot olduklarını bu kişiler de söyleyebilirler. 

Yani bunlar deli saçması denilerek geçilecek şeyler değil ve insanlık tarihi boyunca var olan, bilinen şeyler. Biyonik robotlar ise bizim dünyamızda binlerce senedir varlar. Ye’cüc ve Me’cüc yani yeşiller ve griler… Şu anda dünyamızda en çok da bu iki uzaylı kavmin dünya insanları suretinde imal ettiği biyonik robotlar var. Ye’cüc ve Me’cüc’ün artıkları binlerce senedir gizlice ve yeraltındaki dev üslerinde dünyamızda yaşıyorlar. Kaf dağı, onların dünyamızdan kaçıp gitmelerine mani oluyor. Daha önceki yazılarıma denk gelmeyip de ilk defa bu yazıma denk gelenler, bu konularda yıllardır neler neler yazdığıma baksınlar. 

Hakikatin üç safhası vardır;

1- Araştırılmadan, soruşturulmadan dalga geçilir

2- Dikkate alınır olur, araştırılır, soruşturulur

3- Ne kadar sarsıcı da olsa kabul edilir ve hakikatin karşısında durulamaz olur

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Tayyip telefona sarıldı

İran’ı aradı, kaale bile alınmadı. Türkiye’de ve dünyada baş döndürücü bir hızla neler yaşandığını Tayyip telefona sarıldı İran’ı aradı, kaale bile alınmadı. Türkiye’de ve dünyada baş döndürücü bir hızla neler yaşandığını geçtim, kendini bile tam bilemez haldeydi. Uzaylılar sinyali verip deprem yaptılar, korku hakim olsun istiyorlar. Herkes herkesi arıyor. Konuşanların çoğu da aslında neler olduğunu ve neler olacağını bilmiyorlar. Kısa sürede ne çok şey oldu, oluyor. 

Tayyip artık en hakikisinden etkisiz eleman… İran, doğalgazı kendi iradesiyle kesmedi. İran’a o gazı kestirdiler. İran’ın kendi iradesi ile o gazı açma lüksü yok. “Kapat” diyenlerin, “Tamam aç” demeleri lazım. Derler mi… Derler belki ama uzun sürmez, yine keserler. Sürekli bu kartı oynarlar. Ya da hemen şimdi büyük tavizler alırlar. Bundan sonra Türkiye nasıl bir taviz verebilir, Katar ve BAE gibi kara para ve terör devletçiklerine her gün peşkeş çekilen, peşkeş çekilecek pek bir şeyi kalmayan, ihtiyaç duyduklarında emirlerine amade askeri birlikler ve binlerce polis bile gönderen bir ülke Türkiye…

Futbol turnuvasında güvenliği sağlayacak kadar siyasi otoritesi, devlet sistemi, eğitimi, yeterli memuru ve polisi bile olmayan ama devlet olarak kabul edilen tırnak kadar bir yer, hain Tayyip ve çetesi yüzünden koca Türkiye’ye kene gibi yapışıp kanını, iliğini emmeye devam ediyor. Daha fazla birilerine taviz verilmesi de dibe vurmak demek, taviz vermemek de dibe vurmak demek. O küçücük aklıyla bu şartlarda bir de olmadık işlere girişip Ukrayna ile Rusya’nın arasını sözde bulmaya, hiçbir riske girmeden Ukrayna’yı kollamaya kalkıyor. Muhatap alınmıyor, diplomatik nezaket sınırları içinde ağır cümleler kuruluyor karşısında ve kendini iyice bitiriyor. Yine de uslanmıyor. Zira utanma duygusunu yitireli belki elli yıl olmuştur ve bir de bitmiş, çaresiz halde… Ukrayna ile o kadar kara para işleri yapıyor, onlar da kesilirse, kesecek ve organlarını alacak insanları nereden bulacak.

Yani sözü uzatmaya ve tekrarlara girmeye gerek yok, Türkiye’nin sanayicisinin, tüccarının, büyük sermaye sahiplerinin, bankacılarının, borsacılarının aşırı dikkatli ve gerçekçi olmaları lazım. Keskin kararlar almaları lazım. Yoksa Türkiye ve Tayyip ile birlikte onlar da savrulup dibi görecekler. Bir de keneye üç bin küsur polis ve özel ekipler göndermekle övünebilecek kadar hayasızlaşmışlar, zıvanadan çıkmışlar, bununla övünecek kadar laçkalaşmışlar. Bunlara laf mı anlatılır, bunlarla yola mı gidilir, bunların sözüne mi itibar edilir. Adalet sistemini keyiflerince kullanarak, birkaç tanınmış kişiyi içeri aldırarak halka korku verecekler de aç kalmış on milyonlarca kişinin karşısında hala iktidarda kalabilecekler. Boş avuntu bunların yaptığı…

Şimdiden, “Müslüman rolü oynayan bir münafık ve çetesi Türkiye’yi, 20 yılda, maddeten ve manen nasıl batırdı, bitirdi.” konulu yazılar yazılabilir. Kitaplar yazılabilir. Belgeseller hazırlanabilir.  “Bir devrin sonu. Sonu Menderes gibi, Çavuşesku gibi mi olacak” diye çok sarsıcı ve tesirli yazılar da yazılabilir ve videolar hazırlanabilir. Çünkü buradan sonra istesem ben bile Tayyip’i iktidarda tutamam. Böyle demişken aklıma geldi “Onun yerinde öküz bile olsa, onca kere fırsat verdiğinde, Türkiye ve dünya siyasetini onun lehine hazırladığında MFS’yi dinlerdi. Ortak menfaatlerde birleşirdi. Bu nasıl bir ahmaklık, nasıl bir cahillik, nasıl bir hırs” konulu yazılar da şimdiden yazılabilir. 

Yazmak, anlatmak isteyenler için ciltlerce yer tutacak kadar yazılası ve sarsıcı hakikat var. 

Haydi şimdiden Ba’de harab’ül Türkiye…. Yaşasın İsrail, yaşasın Çin, yaşasın Katar, yaşasın BAE…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Koronanın ilacı var

Ankebut Ağının kontrolündeki o malum devletlerin/hükumetlerin elinde, en başından beri koronanın ilacı var. Dikkat edin, koronaya karşı baştan geliştirilmiş aşı değil, koronaya karşı baştan geliştirilmiş ve hazırda tutulan ve kısa sürede iyileştiren ilaç var. Buna rağmen, hiçbir faydası olmadığı bilinen türlü ilaçlar, her gün abartılı sayıda, korona teşhisi konmuş insanlara içirildi. Korona teşhisi konmuş insanların büyük kısmı ise aslına korona değil gripti. Sonunda, bu ilaçların koronaya karşı bir faydası olmadığı, ağır yan etkilerinin olduğu, pek çok ölümün sebebinin bu ilaçlar olduğu meydana çıktı. Zaten grip olmuş ama ihtiyar olan ya da iç hastalıkları olan kişileri kısa sürede krize sokup öldürmesi için söz konusu ilaçların hem bir arada hem de yüksek adette içirildiği meydana çıktı. “Bu ilaçlar nedir böyle, içmeye başladığımdan beri beni mahvetti.” diyerek ve ölme riskine inandırmış olsa bile cesaret edip o ilaçları keserek hayatını kurtaranlar, ölmeyenler çok oldu. İlaçlara devam edenlerin büyük çoğunluğu ilaçlar nedeniyle öldü. Türkiye’nin dört bir yanından insanlar bu mealde konuştular, anlattılar ama sonra ne oldu? Bir soruşturma, bir yargılama başlatıldı mı? Şimdi ilaçların hiç fayda vermediği, aksine büyük zararlar verip ölümlere sebep olduğu gözler önüne çıktı, üstüne aylar geçiyor. Soruşturma başlatan var mı? Sözde bilim kurulunun aslında ne olduğunu, hangi gizli ermenilerden, gizli yahudilerden, gizli masonlardan, gizli servislere çalışan uzmanlardan, kara paracılardan teşekkül ettiğini soruşturan bir resmi kurumumuz var mı?

Türk doktorlar arasından bile korona virüsü kapan, yoğun bakıma alınan ve sonra bulduğu fırsatta cep telefonu kaydı çektirerek “Ben doktorum. Virüs öldürmüyor. Yanlış tedavi öldürüyor. Burada bana uygulanan tedavi kesinlikle yanlış. İlaçlar da yanlış ilaçlar” diyenler ve sonra ölenler oldu. Söz konusu videolar, gerçek sahibi CIA olan malum sözde sosyal ağlarda sansürlendi ama tamamen görülmez hale getirilemedi. Milletimizin içinden bunları görenler, izleyenler, dehşete düşenler çok oldu. Sonra ne oldu? Soruşturma ya da bilimsel bir inceleme/çalışma başlatıldı mı?

Korona, Ankebut Ağına bağlı insanlık düşmanı satanist hükumetlerin organize şekilde dünyaya yaydıkları ve laboratuvarda üretilmiş bir virüs. Ortada hiçbir virüs bulunmadığını iddia edenler isabetli değiller. Virüs de var ama korona oyunlarına karşı mücadele verenler arasında çok abartanlar da var, aldatma da var. Çünkü böyle faydalı ve zaruri bir mücadeleyi insanlık namına veren insanların arasına karışan çok sayıda art niyetli doktor, gazeteci, sosyal medya ünlüsü gibi kişiler de var. Bunların da arkasında mason tarikatı ve onların kontrolünde olan MİT var. Daha arkasında CIA var.

Korona oyunlarının arkasında kasten yanlış tedaviler uygulama ve ölüme götürecek ilaçlar dayatma da var. Bu sayede öldürülen çok sayıda insan üzerinden dönen kara paracılık da var, organ kaçakçılığı da var. Ayrıca canlı insan kaçakçılığı da var. Sözde aşılar üzerinden insanlığın sağlığına, genetik kodlarına, gelecek nesillere bile kastetmek var. Zamanı gelince sinyal göndererek aşılı insanları bir anda cinnet haline sokmak ya da bir anda kalp krizi gibi görünür şekilde topluca ölmelerini sağlamak da var. İnsanları sürekli sinirli halde tutarak tartışmaların, kavgaların, sorunların devleşmesini sağlamak da var. Hatta kapatmalar, kısıtlamalar vesilesiyle, mason dolu malum hükumetlerin arka plandan ve resmi araçlarla kara para işleri çevirmesi de var. Devletlerin resmi araçlarıyla, bazen polis araçlarıyla, bazen ambulanslarla canlı insan, organ, uyuşturucu ve kara para taşıma işleri de var.

Son aylarda Türkiye genelinde çok yüksek seviyede bir kalp krizi artışı var. Sebebini araştıran resmi yetkili birileri var mı? Ya da milli güvenlik meselesi görerek bir soruşturma başlatan var mı? “Ne oluyor bu insanlara” diyen var mı? Samimi biri miydi bilemiyorum ama bir savcı çıktı, kamerası önünde uzunca konuştu. Sonrasında hukuki ve tıbbi/ilmi hiçbir gerekçe gösterilemediği halde vazifesinden alındı. Neden, kim için, hangi kanuna dayanarak? Hangi maksatla? Söz konusu savcının vazifeden alınması kararına imza atanlar da mason mu, gizli mason mu? Masonlardan talimat alan birileri mi? Bunlar soruşturuldu mu?

Sadece hayvanların halleri tuhaflaşmadı. Stadlarda ölen futbolcuların sayısı da bir anda arttı. Aşı vurulan sporcular arasında trafik kazalarında ölenlerin sayıları da arttı. Her şey tuhaflaştı. Sadece iklimler, depremler, tuhaf yağışlar, hortumlar, fırtınalar değil meselemiz… Her şey tuhaflaştı.

Mason tarikatı üzerinden organize olan yahudilerin, satanistlerin ve gizli ermenilerin Türkiye’ye ve Türk milletine kastettikleri, Ankebut Ağının birçok ülkede aynı anda uyguladığı insanlık dışı planların (sadece korona ve organ planları değil) Türkiye ayağını oluşturdukları, çok açık. Soruşturma var mı, yargılama var mı?

Her sene yüzbinlerce gencin, maddi imkansızlık içinde iken üniversite tahsili yapmasına ve ahlaki eğitim almasına vesile olan İslam tarikatlarının müesseselerinde, hayatın olağan akışı gereği her sene birkaç istenmeyen hadise yaşanıyor diye… Sorunun temelini görmek, insanca yaklaşarak çözüme götürmek yerine, “Tarikatlar kapatılsın” diye avazı çıktığı kadar bağıranlar… Tarikat mensubu, Türkiye vatandaşı, kanuna saygılı, medeni insanlara ağız dolusu sövüp sayanlar, işte bunlar… Korona zulümlerinin, katliamlarının, soygunlarının Türkiye ayağında gönüllü olarak yer alan ve her türlü idamlık suçu organize şekilde, örgütlü şekilde işleyen insan şeytanları bunlar… Masonlar, gizli yahudiler, gizli ermeniler, gizli rumlar, gizli satanistler… Sözde bilim kurulunda, AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünün şu anki kabinesinde, mühim/etkili sağlık kuruluşlarının başında, basında ve medyaya uzman diye çıkartılanlar arasında, bunlardan kaç kişi var, bağlantıları nasıl, soruşturma başlatıldı mı?

Bana inanmıyorsanız Fatih Altaylı’ya, Ahmet Hakan’a, İsmail Saymaz’a, Can Ataklı’ya, Merdan Yanardağ’a, Halk TV’nin ve Tele1’in ya da CNN Türk’ün üst isimlerine sorun… Benzeri binlerce basın, medya, sosyal medya aktörüne sorun. Şurada anlatmadığım kısımları bile biliyorlar.

Koronaya yakalanınca ölmesini istemedikleri adamlarına, masonlara, gizli yahudilere, gizli ermenilere, gizli satanistlere, gizli rumlara, o vatan hainlerine, o insanlık düşmanlarına söz konusu ilaçtan kullandırdılar, kullandırıyorlar.

Bana inanmayan Tayyip’e de sorabilir, Alman, İngiliz, Rus, Japon, Çin, Fransız, Amerikan resmi makamlarına da sorabilir. Sorun, sorun… Resmi geçerliliği olacak şekilde, usule uygun dilekçelerle sorun, cevaplar talep edin. Belki resmen inkar ederler ve sonra da koronanın arka planında dönen insanlık dışı işleri dünyanın bilmem kaç ülkesinde aynı anlarda ispat eden somut deliller yayılıverir. Ne kadar da büyük karışır şu dünya… Az daha unutuyordum, hükumetler üstü bir otorite haline getirilmiş olan o Bill Gates’e ve sözde vakıflarına da sorabilirsiniz. Belki de o sözde vakıfları, virüsün ilk anlarda nereden, kimler tarafından, ne şekilde yayıldığını biliyorlardır. Belki de aşı denilen sıvıların aslında nelere sebep olduğunu da biliyorlardır. İspanya’da ilk zamanlarda neler döndüğünü de biliyorlar. Belki kendi bünyesindeki adamları bile bu türlü gerçekleri kendi aralarında konuşmuş ya da yazışmışlardır.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

 

Tamamen sahte ve art niyetli…

Çin’de son zamanlarda yeniden ve bir anda estirilen virüs, karantina, kapatma, kısıtlama hadiseleri tamamen sahte, art niyetli hadiseler… İddia edildiği kadar ciddi bir virüs de salgını da yok.

Çin, bir önceki yazıda ifade ettiğim gibi, bu güne kadar Ankebut Ağı tarafından hormonlu ve sağlıksız şekilde hızlıca büyütüldü. Çin, göstegerlerde gösterilen değerlere, sağlam bir temele dayandırılarak getirilmedi. Şimdilerde Ankebut Ağına son darbeleri de vurmaktayım ve perişan hallerdeler… Son çare olarak Çin merkezli bir yeni Ankebut Ağı örecekler ama Çin de gerçekte çok perişan halde. Bu güne kadar aslında insanlara gösterdikleri görüntünün arka planında, Çin’i kara paralarla büyüttüler ve ayakta tuttular. Kara paralar ve kara paracılar ve dünya üzerindeki kara para bağlantıları/sistemi sayemde çok büyük seviyede darbeler alınca, Çin de o nispette krize girdi. Şimdilerde, Çin’in mali krizinin daha fazla büyümemesi için insanlık dışı oyunlar sergileniyor. Çin devleti, potansiyel olarak yüz binlerce vatandaşının canına, organlarına, ırzına, çocuklarına kastediyor.

Çok ama çok büyük bir organ hasatı başlattılar. Dünyada korona/omicron oyunlarına son günlerde çok büyük darbeler vurdum ve onlarca “oyuncu” ülkenin/hükumetin peş peşe panikleyip geri adımlar atmasına sebep oldum. Buna rağmen bile Çin, benzeri geri adımları atmak yerine, son oyununu daha da aldatıcı, ezici bir şekilde, daha da büyük çapta inatla devam ettiriyor.

On milyondan fazla insan, bir oldu bitti ile karantina altına alındı. Şu anlarda bile Çin’in pek çok yerinde Çin vatandaşları, evet Çin vatandaşları, kendi devletinin eliyle öldürülüp organları için parçalanıyor. Sayıları daha az da olsa, bazı Çin vatandaşları da başka ülkelere diri diri satılıyor. Bunlar tecavüzcülere, işkencecilere, fuhuş mafyalarına, satanist ayincilere satılıyor. Ya çok feci şekillerde öldürülüyorlar ya da ölmekten bin beter hayatlar yaşatılıyorlar.

Hep söyledim, biz ırkçı değiliz. Din hürriyeti tanımayan yobazlardan da değiliz. Çin halkı, çoğunlukla uzaylı biyonik robotlarla dolu Çin idari kadrosunu ayaklarının altında ezmek isterse, işte dünyanın önünde yazıyorum ki yanlarında ölüme bile gideriz. Dünyanın dört bir yanında halkların, idarecilerinin gerçek yüzlerini gördüğü ve mücadelesini sertleştirmeye başladığı şu günlerde, Çin halkını da mücadelemize ortak olmaya çağırıyorum. Onları da dünya insanlığı ile dayanışma halinde olmaya çağırıyorum.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Hormonlu büyütülmenin acı sonu

Ankebut Ağına bağlı konseyler ve ülkeler tarafından, en çok da yeşiller tarafından hormonla, kısa sürede ve dengesiz/sağlıksız şekilde büyütülen Çin, sert bir kayaya çarpmasından sonra, içinin ne kadar kof olduğunun, bir işe yaramaz olduğunun, bünyesinin hastalıklı olduğunun, tedaviye cevap vermeyeceğinin iyice gözler önüne çıktığı bir süreci yaşıyor.

Çin’in bundan sonra neler yaşayacağına, parçalanıp parçalanmayacağına, varlıkta kalıp kalamayacağına ya da yok olacaksa sonunun nasıl ve ne zaman olacağına Ankebut Ağı değil, çarptığı o sert kaya karar verecek…

Çünkü çok çok yakın zamanda ABD merkezli bir Ankebut Ağı kalmayacak. Çin merkezli yeni bir Ankebut Ağı ise hiçbir zaman örülemeyecek. Dünyanın başına bela olan, yakında son darbeleri de vuracağım ve büyük bir gürültüyle çökecek olan ABD merkezli Ankebut Ağının yerine, kimler Çin merkezli yeni bir Ankebut Ağı kurmak isterse, kimler bu projeye kenarından köşesinden bile destek verirse, kendi sonlarını hazırlamış olacaklar. Çin merkezli yeni bir Ankebut Ağı örülmesini önlemek için çok çok fazla sayıda müdahaleler yapabilirim. Çok sayıda tarafa ağır yıkımlar yaşatabilirim. Yerin altını da üstünü de yönlendirebilirim. Ne yeşilleri tanırım, ne grileri, ne de başka uzaylı türleri… Yerin üstünde de gerekirse üçüncü dünya savaşını bile çok kısa sürede çıkartırım ama bu hedeflerine varmalarına asla izin vermem. 

Başta Türk ve İslam diyarları olmak üzere, dünyanın dört bir yanındaki mazlum milletlerin menfaatine olacak dengeler kuracağım. Dünyanın doğusunda, batısında, kuzeyinde, güneyinde, hatta Çin’de ve İsrail’de, insan kalmış, medenice yaşamak isteyen hiç kimseye düşman değilim, hiç kimseye kastetmiş değilim ve hepsinin iyiliği için de bu mücadeleyi veriyorum. Bu, sadece bir Müslüman Türkün mücadelesi ya da Türk/İslam aleminin mücadelesi değil. Bu, bu dünya insanlığının iyiliği için verilen bir mücadele… Başta Avrupa’daki ve ABD’deki medeni insan toplulukları olmak üzere, dünyanın dört bir yanındaki medeni insan toplulukları, dünyanın nereye, nasıl felaketlere sürüklenmek istendiğini görmek ve buna karşı mücadele etmek zorundalar. ABD’nin başındaki Biden-Kamala ve çetesi, Çin’in başındaki Şi ve çetesi ile danışıklı dövüşüyorlar. Bazı Avrupa devletleri ile Çin ve Rusya da danışıklı dövüşüyorlar. AB ve NATO gibi teşkilatlarda dünya insanlığının değil, biyonik robotlar üzerinden uzaylı türlerin hükmü geçiyor ve bu teşkilatlar da danışıklı dövüşlere dahil ediliyor. Ortada büyük bir sahne var ama dünya insanlığı bu sahnedeki biyonik robotlardan yüz binlerce kat daha büyük… Artık bu danışıklı dövüşleri, oynanan bu tiyatroları yıkıp bozup geçmenin vakti gelmedi mi?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Kızamadım, güldüm geçtim…

Öyle “Atlattık” demeyle bitiyor mu, atlatılıyor mu?

Kazakistan’ın Ankara Büyükelçisi Abzal Saparbekuly, “Belki bu günlerde hala dünya gündemi Kazakistan olarak devam edebilirdi. Çok şükür atlattık. Kazakistan halkı yaralarını sarmaya çalışıyor. Ama birileri hala yarayı kaşımaya devam ediyor” şeklinde açıklama yapmış.

Bazı insanlar, gerçek hayattan koparak hayal aleminde yaşamak istediklerinde, bunu ne kadar da kolayca, zahmetsizce yapabiliyorlar. İnsan böylelerini gördükçe şaşırıyor. Hangi Kazakistan’dan bahsediyor acaba? Kendi hayal alemindeki Kazakistan’dan bahsediyorsa, orası bizi aşar, oraya müdahil olamayız. Lakin, gerçek hayattaki gerçek Kazakistan’dan bahsediyorsa, oraya çoktan müdahil olduk ve oluyoruz. Orada atlatılan, geçen, biten bir şey yok. Her şey daha yeni başlıyor. Oradaki bütün hainler, dünyanın gözleri önünde devrilecekler, oyundan düşürülecekler, yok edilecekler. Kazak halkının karşısında korkudan titreye titreye Ruslara sığınmışlar, onları ülkenin iç işlerine karıştırmışlar, hürriyet mücadelesi veren Kazak halkının karşısına çıkartmışlar. Dünyanın gözleri önünde bu derece açıkça ihanet etmişler. Lakin kara paracı ve işgalci Ruslar “birilerinin” muazzam mücadelesi ile Kazakistan halkının hürriyet mücadelesinin karşısından birkaç gün içinde çekilmek zorunda kalmışlar. Öyle bir güç gösterilmiş ki dünyanın bilmem kaç tane büyük ülkesi, Kazakistan meselesinde o “birilerinin” aksine, arkası dolu, ciddiye alınır bir çıkış bile yapamamış. O “birileri” ile restleşememiş. Şimdi, işte böyle bir Kazakistan var. Kazak halkı, bu mücadelesini, şimdi daha moralli, daha gür sesle, daha organize halde, daha tecrübeli, daha isabetli kararlarla ve daha güçlenmiş halde vermeye devam ediyor, edecek. “Birileri” de yine bu hürriyet mücadelesinde Kazak halkının yanında olmaya, gerekiyorsa ağır bedeller ödemeye devam edecek. Bütün dünya bunu da bildiğinden bir an önce Kazakistan meselesinin gündemden düşmesi için çırpınıyor ve buna karşılık bir denge oluşturamıyor, bir güç/kuvvet hazırlayamıyor, gerçek bir saha mücadelesine de giremiyor.

Lakin… Bu Kazakistan meselesi başladığından beri, dünyanın dört bir yanındaki bazı yetkili ya da etkili kişiler, isim veremeden ve ispat yapamadan açıklamalar yapar, “birilerine” çatar oldular. Devlet yetkilisi denilen kişi, cesur olur, net olur. Muğlak ifadelerden her zaman kaçınır. Yanlış anlaşılmalara ve karışıklıklara mahal vermeyecek derecede net konuşur. Yoksa herkes yanlış anlayabilir, herkes üstüne alınabilir. Bir sürü karışıklık ve sorunlar çıkar.

Madem ki Kazakistan, kime elçilik yaptığı belli olmayan şu elçi bozuntusunun iddia ettiği gibi, söz konusu sıkıntılarını atlatmış, atlatacak güçteymiş ve hala atlatabilecek güçte, o halde şu büyükelçi neden hala hasmını açıkça muhatap alarak ona çatmıyor, ona karşı mücadele vermiyor, ona haddini bildirmiyor ya da hiç değilse hasmının adını açıkça söyleyemiyor? Bu şartlarda, hayal aleminde yaşarmış gibi takılan ve böyle konuşabilen bir yetkiliyi dünyadan kim ciddiye alır?Ankebut Ağına, mason tarikatına bağlı ve azılı Türk/İslam düşmanı üç beş tane basın yayın kuruluşunun ve üç beş tane resmi yetkili vatan haininin gerçek dışı açıklamaları/haberleri ile sorunlar hakikaten atlatılabilir mi?

İşte bunlar hep tezatlar, hayaller ve dolayısıyla muhatap alınmayacak şahıslar ve ciddiye alınmayacak açıklamalar… İnsan ilk anda kızacak gibi oluyor, duruyor ve kızamıyor. Gülüp geçiyor…

Görünürde Kazakistan yetkilisi olduğu halde Rusya ve Çin’in baskılarıyla “birilerini” hem de ismini anamadan suçlayan, Nazarbayev yanlısı olduğu, kara paracı olduğu, uyuşturucu işinde olduğu, soysuz heriflerle paslaştığı bilinen bir vatan hainini ben ciddiye almıyorum, ciddiye alan olacağını da zan etmiyorum.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Bütün dünya görecek

Bu güne kadar kendilerine samimiyetle ve defalarca fırsat sunduğum, dünyanın gözleri önünde defalarca benimle ortak menfaatlerde buluşmaları için çağrı yaptığım bazı kişilerin ve grupların, bundan sonrasında çok sert surette geri vitese takacaklarını, benimle ortak menfaatlerde buluşabilmek için çırpınacaklarını göreceğiz. Bunu bütün dünya benimle beraber açıkça görecek. Lakin, bunların birçoğu için MFS treni kaçtı. Bu tren bir daha bu istasyonlara uğramayacak.

Söz konusu ülkelerde bu nesil gelir geçer de arkalarından mertlik nedir, dostluk nedir, iyilik nedir, insanlık nedir, vefa nedir, ahlak nedir bilen nesiller gelirse, o zaman ben hayatta olursam, onların yeniden şansları olur.

Hususiyle bunlardan ikisinin ismini vermek istiyorum. Japonyanın ve Ukraynanın ciğerlerini sökeceğim. Her zaman söylüyorum, farklı bir dine ya da birkaç dine ya da ırka mensup oldukları için değil, insanlıktan çıktıkları için onlara bunu yapacağım. Şu anlarda onların arasında çocuk yaşta olanlardan büyüyünce dürüst karakterli yetişkin insanlar olanları, bana çok minnettar olacaklar.

O Japonyada ve Ukrayna’da hala insan kalmış küçük azınlıklar var ve onlar en kısa sürede ülkelerini terk edip başka yerlere göçmeliler. Yoksa kuru odunların arasında yaş odunlar da yanarlar.

Çin’in Tayvanla arasındaki sorunlara karışmayacağımı, sorunların nasıl çözüldüğünü umursamayacağımı açıkça yazmıştım. Şimdi eklemek isterim ki Çin’in Japonya ile arasındaki sorunlara da müdahil olmayacağım. Sorunları nasıl çözdüğü de benim meselem değil. Çin, Japonya ile sorunlarını çözmeyecek olsa bile ben dünya siyasetini, dengelerini yönlendirirken her gün Japonyaya yeni yeni darbeler vuracağım. Bir kişi, bir sabah bana gelip “Japonya ve Ukrayna diye ülkeler kalmamış. Yanmış, yıkılmış, yok olmuşlar” dese, ne şaşırırım, ne üzülürüm ne de kafama takarım. Herkes kendi akıbetini kendi kararları ile belirliyor. Israrla helak olmak isteyen milletlere benim fayda sağlamam mümkün değil. Bir an önce helak olsunlar ki şu anlarda dayanılmaz acılar, sıkıntılar, eziyetler çeken çocukları, gençleri ve işte arkalarından gelecek nesiller, belki insanca yaşayan nesiller olurlar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

İnsanlığın ortak düşmanları: ABD & Rusya…

Kazakistan’da göstericilerin arasına karışmış ABD gayr-i nizami harp personelleri var. Bunlar, bu gün çökmüş, ümitlerini kaybetmiş vaziyetteler. Rusya ile de danışıklı dövüşen bu kişiler, kendi aralarında haberleşirken “Her şey mahvoldu. İstediklerimizi yapamayacağız. Her şey aleyhimize dönüyor.” mealinde cümleler kuruyorlar. Hususiyle organ işinde çok büyük açık verdiklerini ve çok büyük tehlike içinde olduklarını değerlendiriyorlar.

Bu insanlık dışı, bu vahşi işgali ve sömürüyü devam ettirebilmek için Çin tarafından medet umanlar var.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Çözümsüzlüğe daha fazla tahammül edilmemeli, meydan verilmemeli

Rusya, Ukrayna meselesini, milletler arası siyasete, hukuka ve kendi menfaatlerine uygun surette çözerken… Çin de aynı anlarda Tayvan meselesini aynı şekilde çözebilir. Askeri müdahalelerin de çözümün bir parçası olduğu gösterilebilir. Bir bütün olarak batı dünyasının, bunların AB ve NATO gibi teşkilatlarının, çözümden yana olmadıkları, samimi olmadıkları, haklı olmadıkları, oyaladıkları, oyalayacakları, sürekli sıkıntılara ve zararlara sebep oldukları açıkça gözler önünde…

Öyle ise Rusya da Çin de batının bu samimiyetsiz, haksız ve kriz odaklı siyasetine aynı anlarda aynı usullerle karşılık vermeli. Bizler de aynı anlarda batı dünyasına aynı usullerle karşılık vermeliyiz. Ortak menfaatlerde buluşarak hareket etmeliyiz. Böylelikle, çoktan batak haldeki batı dünyasının, içinde bulunduğu gerçek şartları ve gerçek yüzünü bütün dünya insanlığı kısa süre içinde görmüş olur.

NATO’nun beyin ölümünün çoktan gerçekleştiği ve AB’nin aslında çoktan dağılıp çöktüğü gerçeği bir yana…Hususiyle ABD’nin ne kadar batak halde olduğu, bu restleşme sırasında gözler önüne serilebilecektir. Sonrasında, makyajlı verilerle gösterilen ABD ekonomisi, artık makyajla gizlenemez halde olacaktır. ABD’de hem siyasi, hem de mali kriz bir anda devleşecektir. O andan sonra hiç kimse ABD’nin kısa sürede çöküp dağılmasına mani olamayacaktır.

Batı aleminin, doğu alemini sömüremediği, ezemediği, tahakküm edemediği yeni bir dünya düzeninin kurulması isteniyorsa, bu gün gerçekten çözüme götürecek bu müdahalelerin, ortak menfaatlerde buluşularak ve hiç vakit kaybedilmeden yapılması şart…

Mehmet Fahri Sertkaya