Dünyanın kaç ülkesinde şöyle bir rezilliğe izin verilir Gizli Ermeni, kara paracı mafya reisciği, MİT piyonu Alaattin Çakıcı mahkemede/duruşmada görülüyor. Gömleği salmış, ellerini de ara ara ceplerine sokuyor. Denge sorunu var, ayakta duramıyor. Hakim, hakimlikten çıkmış da klinikteki psikiyatrın sergilemesi beklenen tavırları sergilemek zorunda kalıyor. Çakıcı konuları ve soruları bile anlamıyor. Verdiği cevaplar alakasız, mantıksız. Hakime atar yapmaya kadar ayarı kaçırıyor ve ne kadar tuhaf ki TC’nin hakimi bu kadar rezilliğe izin veriyor. Kendini de rezil ediyor hatta tartışılabilir ama bence suç işleme sınırına da giriyor. 2012 yılında bile Çakıcı bu kafayı yaşıyor. O gün kokain çekerek duruşmaya katıldığı iddiaları konuşuldu, konuşuluyor. Lakin bu herifin çekmediği zamanlarda da kafası böyle… Gerçek bir hukuk devletinde şu halde olduğu görüldüğü gibi hakim, duruşmada karar alır ve “Şahsın akıl sağlığının yerinde olup olmadığının tespiti için falanca ruh ve akıl sağlığı hastahanesinde TCK bilmem kaçıncı maddesine göre 21 gün müşahede altına alınmasına ve davanın seyrinin sağlık kuruluşundan gelecek rapora göre belirlenmesine karar verilmiştir.” der. AKPKK’nin “Yeni Türkiye” deyip durduğu şey nasıl bir Türkiye ise, memleket, millet, devlet, akıbet meselelerine işte böyle gizli kimlikli, bir ömür piyon olarak kullanılmış, akılını da kırmış, mafyacılık faaliyetlerine de tuhaftır ki halen devam eden, gaspçı, yağmacı, katil tipler yön vermeye kalkıyor. Bu Türkiye’nin bu kadar seviyesizliğe ve bu kadar ayarsızlığa da tahammül etmesi mümkün değildir. Hiç kimse, böyle tiplerin adalet, millet, devlet meselelerine yön vermesine izin vermeyecektir. O Solomon Soysuz o makamdan alınacak, hakkında fezleke hazırlanacak ve adaletle yargılanacak. Mafya babacıkları değil, kralı gelse vatan hainlerini vatan, din, devlet, namus ve beka meselesi diye diye savunamayacak. Yok öyle bir Türkiye… 80 küsur milyon insanı toptan ahmak mı zan ediyorlar.İfadesi alınamıyor.
Herkes bir şeyler yazıyor çiziyor ama aslında hepsi de gölgesinden korkuyor. Yalanları sıralayanların, dönen dolaplara destek olanların, hainleri kollayanların, alçakları kollayanların bini bir paraya… İyice kirlettiler memleketi ve kalemi eline alan, kameranın karşısına geçen, hayal aleminde yazıp üflüyor. Dengeler değişmişmiş, mektup yazılmışmış, şimdi her şey çok başka olacakmış, falan…
Alaattin Çakıcı Türk ve Müslüman rolü oynayan bir gizli Ermenidir. Basit bir MİT piyonundan başka bir şey de değildir. Böylelerinin zaten MİT ya da benzeri başka bir gizli servise kendini bağlamadan iki ay sahada yol alabilmeleri de mümkün değildir. Bu güne kadar ve bu günlerde daha çok MİT içindeki gizli Ermenilerle paslaştı, paslaşıyor.
Gizli Ermeni ve MİT piyonu olduğunu artık dağdaki çobana bile duyurduğumuz Devlet Bahçeli’nin, gizli Ermeni Alaattin Çakıcı’yı sahiplenmesi, tahliyesini sağlaması kadar ve Cumhur İttifakı denilen bu çetenin çok sıkıştığı yerlerde son çare olarak Çakıcı gibi piyonların sahaya sürülmesi kadar tabii ne olabilir. İkisi de gizli Ermeni, ikisi de vatan haini, ikisi de MİT piyonu, ikisi de kara paracı, ikisinin de iplerini aynı el tutuyor. Dengeler zaten yıkılmış da son çare olarak Çakıcı gibilerden medet uman bir iktidar var. Zaten fiilen yıkılmış bir denge, bir sistem, değişebilir mi? O kadar ucuz, o kadar mı kolay böyle başlıklar atmak? Birileri çıkıp bu basit oyunu bozmaz mı, birkaç vatan evladı savcı ve hakim çıkıp bunun hesabını hukuki zeminde o sözde gazetecilere, programcılara, sosyal medya aktörlerine sormaz mı?
Doğru düzgün el yazısı yazamayan… Adını bile düzgün yazamayan… Orta okul 2. sınıf talebesi seviyesinde yazılar/mektuplar yazan, aslında bunu da talimatla yazdırılan… Çok ama çok ağır ruhi bunalımlarda yaşayan… Kendisine sürekli olarak zarar vermek eğiliminin haricinde, etrafındaki herkese de sürekli olarak zarar vermek eğilimi sergileyen… Dünyanın bütün ülkelerinde, yapılacak tek bir muayenede bile hemen “Aşırı tehlikeli klinik vak’a” teşhisi konularak korunaklı/güvenlikli bir kliniğe derhal kaldırılacak olan… İntihar etmesin diye her gün yüksek miktarda aldığı ilaçların tesiriyle bilinci yarı açık şekilde ortada dolanan… Akla gelen her türlü kara para işini yapan ya da yaptıran… Buna rağmen yapmadığına dair yalan yere yeminler edebilecek kadar karaktersiz olan… MİT’in de desteğiyle etrafına topladığı birkaç yüz tane silahlı keklikle kendini acayip bir yerlerde gören… Devlet sistemi doğru şekliyle işlese, iki saate hepsi ters kelepçe ile toplanabilecek bir mafyacığın gölgesinden bile korkan reisciği olan… Yüksek sayıda cinayetin azmettiricisi de olan… Mevcut TCK’ya göre suçları buradan köye yol olan… Çok sayıda TC vatandaşının malına, mülküne adice çöken, yağmacılık, hırsızlık da yapan… Kendi kırık kafasında kendince bir hukuk sistemi kuran ve bunu da kendi nefsani ve şeytani hedefleri için eğip büküp duran… Ne dediğini, ne yaptığını, ne yapacağını, neyi neden yaptığını kendi bile şaşırıp sonunda akıl terazisini bu derece kıran…
Bütün bunlara rağmen kendini memleket, millet sevdalısı ve hak/hukuk savunucusu gibi gösteren…
Sonra…
Koca milletin karşısında devlet, millet diye diye yeni ihanetler sergileyen… TC’nin yalanları yıllardır üst üste somut şekilde ispat edilmiş sözde İçişleri Bakanını, gizli Yahudi ve Mason Solomon Soysuz’u ipten almaya kalkan… Kendisi gibi müptezel, uyuşturucu bağımlısı ve satıcısı, mafya lideri, katil, sadist, hain, gizli kimlikli Soysuz’u vatan/devlet davasıyla özdeşleştirmeye kalkan… Menfaatine uyduğunda her tükürdüğünü yalayan… Senelerce Tayyip’e en ağır sözleri edip sonra çıkınca bir kere aleyhinde tavır sergilemeyen… Şimdi ise Tayyip piyonu üzerine kurulmuş AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünü son bir gayretle ve aleme korku salarak ayakta tutmaya kalkan bir Alaattin Çakıcı meydanda.
Herkes de bilmeli ki vaziyet budur, Çakıcı denilen reiscik de aslında bir MİT piyonundan başka bir şey değildir, o soysuz herifi bu ipten alabilecek de değildir. Her hangi bi dengenin değişmiş olması da söz konusu değildir. Şöyle memleketin adalet, huzur, emniyet için çırpındığı anlarda kalemine ve mikrofonunu, kamerasını hatalı kullananlar için aslında bütün dengeler değişmiştir. Onların hepsini bu necip millet ve bu devlet, yakın bir tarihte onlara yedirir.
Çakıcı kime ne mesaj vermişmiş… Boş versinler bu basit manevraları da işte mesajı biz böyle verdik. Bundan sonra ne yapacaklarına karar versinler ki bundan sonraki hayatları için bu kararı bir kırılma noktası oluşturacak
Türkiye’deki gizli Ermeni kara paracı siyasetçilerden, işleri her sahada çok bozulan ve bir çıkış yolu arayan kişiler var.
Rusya’nın sefil ve rezil hale düşmesine, aynı anlarda dünya siyasetinde pek çok konuda/ülkede sıkışmalarına, aynı anlarda dünyanın pek çok ülkesinde yaptıkları kara para işlerinin bozulmasına ve en çok da Türkiye’deki gizli Ermeni çetesinin yani İçimizdeki Ermenistan’ın çokça ifşa olup güç kaybetmesine artık tahammül edemiyorlar.
Zaten herkes Tayyip’ten bir şeyler yapmasını bekledi ve şimdilerde iyice anladılar ki Tayyip’in bize bir şey yapabilecek gücü yok.
Bu kara paracı Ermeni çetelerinin ellerinden bir şey de gelmiyor ve oturup kalkıp sürekli su-i kast planları yapıyorlar. Rusya’dan çok özel su-i kast ekipleri de getirmek istiyorlar. Birinci sıradaki hedef benim ama ülkemizdeki vatansever devlet yetkililerini ve subayları da su-i kastlarla oyundan düşürmeyi konuşuyorlar. Zamanında Ermeni terör örgütü ASALA’nın yaptıklarına benzer şeyleri peş peşe yapmak sevdasındalar.
Benim durduğum yerden mevzuya bakınca, herhangi bir sıkıntı görmüyorum. Çoğunu bana doğru hamle yapmak üzereyken oyundan düşürebiliriz. Tek tek de grup grup da yok edebiliriz. Az sayıda sızma olsa onları da mekanıma yakın yerlerde kolayca yıkabiliriz. Çok gürültü çıkar ama bu kısmı da artık Tayyip’in meselesi… Bu konuda daha fazla onu idare etmeyeceğim. Ben hep hukuki zeminde bir karışıklık olmasın diye dikkatli ve gayretli oldum. Ama artık karışacaksa saha, karışır. Biz adli yetkilerin karşısına dolu dolu çıkarız. Her şeyi güzel güzel anlatır ispat ederiz. Sonra nereye uzarsa oraya kadar uzanırız. Mafya mı, çete mi, CB külliyesi mi, bizim meselemiz değil.
Sahadaki bütün vatansever grupların öncelikle kendi emniyetlerine bundan sonra biraz daha dikkat etmesi ve sonra lüzumu halinde bu vatan haini ve insanlık dışı işler yapan çetelerin mensuplarına karşı hukuk dışına çıkmaktan çekinmemesi gerekiyor. “Siz kimin devletinde, kimin vatanında, kimin devlet adamlarına su-i kastlar yapacaksınız” diyerek sıkıp sıkıp CB külliyesinin kapısına atabilirler.
En tahammülsüz olduğum şeylerden biri, bir avuç kadar vatan haininin, bizim devletimizin gücü/kurumları ile bizi yok edebileceğini düşünmesi ve buna teşebbüs etmeye kalkması. Şu MİT’in içindeki Ermenileri de bu vesileyle belki daha kısa sürede temizleriz.
Kendini ulaşılamaz bir yerlerde görüyor. Türk ve İslam düşmanlığı damarlarında kan olmuş akıyor. Aynı anda Akademi Dergisi de çoktan damarlarında kan olmuş akıyor. Akademi Dergisi’ne hem azılı düşman, hem olağan üstü seviyede hayran kişilerden biri. Akademi Dergisi on seneden fazla süredir, dünyanın beyin takımını sarsıyor, işte şimdilerde bu gücü iyice gözle görülür de oluyor ama bu süre boyunca Türkiye’de genele yayılamıyorken, o Barış Özcan birkaç basit ve fazla emek istemeyen videoyla milyonlarca takipçiye ulaşabiliyor. Son derece tuhaf olan bu şey, nasıl olabiliyor.
Herkese verecek bir cevabı, her konuda söyleyecek bilimsel bir açıklaması olduğunu zan eden, her konunun doğrusunu biliyormuş rolü oynayan Barış Özcan bu soruma cevap niteliğinde bilimsel temelli bir video hazırlayabilir mi?
Bazen oynadığı role kendi de inanıyor. Bazen gerçekten karşısında kimseler yok ve o kadar açık ara farkla gidiyor zan ediyor. Oysa karşısında gerçekten kimseler yok. Yani ona rakip olacak kişiler değil, onu on dakikada ezip geçebilecek kişiler karşısında yoklar. Çünkü Youtube bu kişilere hiçbir zaman meydan vermedi ve hala vermiyor.
Koca ülkede gerçek kimliklerini, kökenlerini, dinlerini, hedeflerini gizlemiş bir avuç Youtuber, Youtube’un gerçek sahibi olan CIA’nın kendilerine sağladığı her türlü imkan ve fırsatla Türkiye’ye ve Türk milletine alenen ihanetler ediyorlar. Zararlar veriyorlar, düşmanlıklar sergiliyorlar.
Hazırladığı bir videonun başında ve sonunda kendiyle tezata düştüğünü fark edemeyecek kadar vasıfsız, gayretsiz, dikkatsiz, umursamaz ve art niyetli bir Barış Özcan’ın, Türkiye’nin en araştırmacı, sorgulayıcı, doğrulayıcı ve faydalı Youtuber’larından biri gibi algılanması, tamamen Youtube’un yani CIA’nın bir oyunu…
Kendisiyle herkesin izlediği bir mindere çıkabilsek, beş dakikada havlu atmak zorunda kalacak. O kadar temelsiz, o kadar art niyetli, o kadar çürük bir bina dikmek istemiş.
Biz yayın yapacak platform bulamıyorken o bu kadar vasıfsız haline rağmen en önde olanlardan oluyor. Gittiği Youtube toplantılarında CIA’ya verdiği sözler de o sözler gereği Türkiye’ye yaptığı ihanetler de buna sebep oluyor.
O da Akademi Dergisinden pek çok konuyu hayranlıkla takip etti, ediyor ve sonra çıkıp “Bu gerçeklerin hakim olmasının önüne nasıl geçerim. Zihinleri nasıl bulandırırım.” gayesiyle karşı ataklar yapıyor.
İnsanlık adına, devlet ve millet adına, hürriyetimiz ve milli güvenliğimiz adına verilen bu mücadelemizde, gerçeklerin hakim olduğunu ve bu değerlere hizmet edildiğini görüp de desteklemek yerine kösteklemek suç değilse, hatta idamlık suç değil, suç denilen şey nedir?
İman kaybediliyor. Ahlak/namus kaybediliyor. Bütün bir millet her şeyiyle asimile edilmek ve başka devletlere/milletlere köle/sömürge edilmek isteniyor. Toplum nizamı, aile kurumu ve her şey temelden yıkılmak isteniyor. Bu yapılırken aksine bir duruşları varmış gibi görünerek yapılıyor.
Pekiyi, şu Milli İstirahat Teşkilatı kime, neye çalışıyor. Bu milletin istihbarat teşkilatları istirahat teşkilatlarına hatta ihanet teşkilatlarına dönüştürülmemiş olsa, bu toplum ve bu devlet bu kadar organize saldıralara, ihanetlere muhatap olur muydu…
Putin, son yayınlar ve gelişmeler sonrasında Şoygu ile görüştü. Şoygu sinirliydi, gergindi. Kendisine birçok telefonlar gelmişti. Ne vaziyette olduğunu öğrenmek istemişlerdi. Muhataplarına, hem Putin’e hem de mfs’ye olan öfkesini dillendirmişti. Putin’in yanına gittiğinde öfkesi hala belli oluyordu.
Putin “Biliyorsun, ben kolay kolay bir bakanı yerinden etmem. Bu, benim yönetim tarzıma uygun değil. Lakin sen bunu gerçekten istersen, senin için bunu yapabilirim.” dedi. Şoygu ise altı üstü bir demeç verdiğini, daha önceki hiçbir konuşmasının bu kadar mevzu olmadığını, ülkelerin karar mekanizmasına müdahalelerin bu yolla kolayca yapılabildiğini ifade etti. Rusya’nın içinde bulunduğu şu kriz halini aşması için bundan sonra neler yapabileceğine dair bazı kanaatlerini arz etti. Vazifeden alınmak istemediğini bu şekilde izah etmiş oldu.
Putin, elinden gelenin çok daha üzerinde bir çaba ile askeri sahada performans göstermesini, herkesin kariyerinde böyle şeyler yaşayabileceğini, isterse cephede büyük işlere imza atabileceğini söyledi. Şoygu “Anladım” diyerek odadan çıktı.
Putin, şürekası ile konuşurken sözü yine bana getirdi. “Mfs’nin ölmesini istiyorum aslında ama bazen de böyle bir düşmanımın olması bana haz veriyor. Beni mutlu ediyor. Bazen Tayyip ve kurmayları gibi bir aptallar topluluğunun içinde mücadele veriyor olması, beni güldürüyor.” dedi ve devam etti: “Ben de çevremde ultra bir ekibin varlığını isterdim. Fakat dünya buna müsait bir alan değil. Lakin yine de açık sözlülükle ifade edilmesi gerekir ki mfs’nin beyin takımı, şimdiye kadar gelmiş geçmiş bütün liderlerin arkasındaki beyin takımları arasında, ender görülecek bir beyin takımı.”
Putin ayrıca Hakan Fidan hakkında değerlendirmeler yaptı.
Bundan sonra beraber çok fazla iş yapamayacaklarını… Yine de her şeyi bir anda kestirip atmamaları gerektiğini… Yanlış yapan tarafın kendileri olmaması gerektiğini… Belki daha sonra hiç beklemedikleri bir yerde Hakan Fidan’ın yeniden işlerine yarayabileceğini… Hakan Fidan’ın kendi sonunu kendi belirleyeceğini… değerlendirdi.
Değerlendirmeler sırasında Putin, Tayyip’i hiç ummadığı alanlarda sıkıştıracağını, Tayyip’in beyinsiz yaşayabileceğini ama parasız yaşamayacağını ifade etti.
İçişleri Bakanı, uyuşturucu mafyası lideri Solomon Soysuz’un, son günlerde Rusya’nın mafyalarıyla değil de idari kadrosuyla tehlikeli bir yakınlaşma içerisinde olduğunu bilmeyenler de Türkiye ve dünya siyasetinde neler olduğunu doğru anlayamazlar.
Soysuz’un işleri ağırdan almasının, planları aksatıp bozmasının, Tayyip’in talimatlarını yerine getiriyor görüntüsü verirken aslında sinsice kuyusunu kazmasının, Tayyip’in arkasından türlü işler çevirmesinin Rusya ile alakası var.
Son günlerde İçişleri Bakanlığı makamında Rusya ile gizlice yakınlaşıp bağlantılar kuran bir Solomon Soysuz var. Solomon Soysuz’un Hakan Fidan’la yaptığı görüşme de zaten bu ortak paydalar üzerine oldu. Gizli Ermeni ve Hristiyan olan Hakan’ın şu şartlarda zaten başka bir şey yapması beklenemezdi. Hulusi Akar da bu ihanet ekibinin içinde… Bu üçlü çetede ele başı, fine başı ise Hakan Fidan… Hulusi Akar’ın Tayyip’in de bilmediği bağlantıları aslında Hakan Fidan üzerinden kurulmuş bağlantılar. Bu bağlantıların bir kolu gizli Ermeni çetelerinden birinin reisi olan Doğu Perinçek’e çıkıyor.
Tayyip’e uzun zaman önce “Gizli Ermeniler MİT üzerinden senin dibini oyuyorlar. Doğu Perinçek bu hususta çok aktif görülüyor. Senin korumaların arasında bile adamları var. MİT’i tamamen kendi kontrolüne al. Gizli Ermenilerin üzerinden geç, yoksa kötü olacak” demiştim. Hiçbir işe yaramamıştı…
Türkiye’de neler döndüğünü, siyasi sahnede esen rüzgarları doğru yorumlayamayan çok kişiler ve kurumlar var dünya üzerinde… İstihbarat eksikliğinden dolayı doğru yorumlayamıyorlar. O da şu… Tayyip, etrafındaki pek çok kişi tarafından kandırılıyor, yönlendiriliyor ve pasifize ediliyor.
En başta Solomon Soysuz her seferinde Tayyip’e oyun içinde oyun kuruyor. Tayyip’in kendisine verdiği talimatları hakkıyla, tamamiyle ve iyi niyetle yerine getirmiyor. O kısımlarda hep oyun içine oyun giriyor. Soysuz, Tayyip’in yüzüne gülüyor, çok mert duruyormuş görüntüsü oynuyor, ara ara “İyi da abi, öyle söylüyorsun da öyle yaparsak şöyle kötü olmaz mı” şeklinde endişelerini de bildiriyor. Sonra Tayyip’in talimatlarına uyuyormuş gibi görünüyor ama alttan alttan her seferinde kuyu kazıyor.
Bunu MİT’in başındaki Hakan Fidan da yapıyor. Hakan, Ermeni/Hristiyan kökenli ve kim ne derse desin kökenleri, bağlantıları, tavırlarını/kararlarını etkiliyor. Hakan Fidan Türkiye’deki gizli Ermeni çetesiyle ve bu çetenin milletler arası bağlantılarıyla yakın duruyor. Gönlü hep onlardan yana…
Bir diğeri de Hulusi Akar… Hulusi Akar’ın da Tayyip’in tam olarak bilmediği ve nüfuz edemediği bağlantıları var. Hulusi kesinlikle Tayyip’e dost değil ve sinsi oyunlarla ona hep ayak bağı oluyor.
Bu üç kişi hakkında da kaç kere ikaz edici yazılar yazdım. Bütün dünya okudu, anladı. En çok da Soysuz hakkında Tayyip’i ikaz ettim. Her seferinde Tayyip, yaptığım bu hamleleri aralarında fitne çıkartmak istediğime yordu. Aslında bazı zamanlarda hakikati anladı, hak verdi, bir şeyler de yapmak istedi. Lakin benim dediğimi yapmış bir Tayyip görüntüsü oluşacak diye, böyle bir şey nefsine çok ama çok ağır geliyor diye, farkında olarak hatalar yaptı. İşte bu gün Tayyip çok köşeye sıkıştı. Artık ne yana hamle yaparsa yapsın, başına felaketler gelecek. Fark şu ki doğru safı seçtiğinde başına nispeten daha az felaketler gelecek. Bunu da çok iyi biliyor. Lakin bu işleri buraya farkında olarak getirdi. Bir gün bu manzaranın yaşanacağı kesindi.
Ben ona “Kabineyi değiştir” dediğimde ve sahayı buna kolayca hazırladığımda nefsi tavırlar yapmak yerine, o dengeleri gözetip dediğimi yapsaydı, şu anda şu bitik ve çok fena köşeye sıkışmış halde olmak yerine dünyanın en etkili siyasi liderleri sıralamasında üçüncü sırada olacaktı. Şu anda bambaşka bir Türkiye olacaktı. Hırs, hased, inat ve benzeri nefsi tavırları, aklının ve mantığının önüne geçti ve her şeyi berbat etti. Bu süreçler boyunca etrafında bulunup da kendisine doğruları söyleyenler oldu, onları da dinlemedi.
Şimdi bir kez daha dünyanın her tarafından herkes şaşkına döndü. “Bu Tayyip’in aklı mı yok, ne yaptı bu adam böyle” deyip durdular. Bu Tayyip bu günleri çok önceden hazırlamaya başlamıştı, bu günlerin geleceği belliydi. Üst üste yapılan bunca hatanın sonu elbette böyle olacaktı. Etrafındaki o lüzumsuzlarla yoluna devam etmek istedikçe neler olacağı da belli: kısa sürede bir şekilde yok olacak…
Daha önce de birkaç kez ifade etmiştim. Esed akıllı bir siyasetçi. Her zaman içinde bulunduğu şartları doğru okuyabiliyor. Üstelik buna uygun kararlar alıp uygulama kısmında da kararlarında sabit/kararlı durabiliyor. Mücadeleci bir yapısı da var. Hedefe ulaşmak için bazen geri durması gerektiği, susması gerektiği, taviz vermesi gerektiği yerleri de iyi seçebiliyor.
Yeni oluşan şu siyasi ve askeri dengeler içerisinde ne yapması gerektiğini uzun uzun tahlil ediyordur. Arada halen bulunan çok sayıda soruna ve farklılıklara rağmen, HDPKK/YPG/PYD’nin yok edilmesi sürecinde Esed’le de paslaşılabilir.
Hükumet, Suriye’de Esed’le irtibat kurmalı, HDPKK/YPG/PYD’nin ve bunlar üzerinden türlü oyunlar kurmuş bazı devletlerin Suriye üzerindeki emellerine mani olmakta Esed’le ortak noktada buluşulmalı. Bu tavır, Rusya’nın ve İran’ın Suriye’den çıkartılması sürecini de başlatacak bir tavır olacaktır.
Ruslar zaten Esed’i olağanüstü derecede ezdiler, kırdılar, kullandılar, bezdirdiler… MİT’ten yetkili birileri Esed’le yan yana gelerek, güven vererek görüşebilir. Esed de olur verdikten sonra bu dengeyi bozmaya ne Rusya’nın ne de ABD ile Almanya’nın gücü yetebilir.
Cüneyt Özdemir, ne kadar büyük ve taşınmaz bir metafizik musallat altında olduğunu fark edemiyor mu? Anlıyor, kabulleniyor da bir çıkış yolu mu bulamıyor?
MİT’in, CIA’nın ve MOSSAD’ın üçünden de hem medyumlarla hem büyülerle ve sürekli olarak devam eden ağır saldırılara daha ne kadar dayanabilir.
Pekiyi, bu gizli servislerin Cüneyt Özdemir’den istediği nedir? Bu kararlı ve ısrarlı ve gayet teknik düşmanlığın asıl sebebi nedir?
Bu gördüğünüz kişi bir dönme/travesti… Yani kendini kadın zan eden ve kadın gibi görünmek isteyen ama erkekliğini koruyan son derece düşük bir kişi…
Princess Kennedy yazıp görsellerde aratınca pek çok fotoğrafı çıkıyor ve bakılamıyor. İnsan gözlerini kaçırıyor.
Bu kişi de çakma Princess Kennedy… Şu meşhur Epphilia Hanım denilen ve son zamanlarda Telegram’da ses getiren kişi…
Bu da bir dönme/travesti…
Bunun ve çevresinin gerçek yüzünü nasipse bu akşam, vakit bulamazsam da yarın Line kanalımızda anlatacağım.
Hemen parlamayın!
Daha neler neler anlatacağız ve her şeyi birbirine bağlayacağız. Sonra işi resmi kimlikli ve yetkili kişilere bırakacağız. Kolluk kuvvetleri ve adli makamlar mevzuya el atacak, doğru muyuz yanlış mıyız meydana çıkacak. Heyecan yapmayın.
Haydi şimdi “Abla” ile de tanışın… Yayınlar Line’da devam ediyor.
Bazılarınız konuyu yanlış anlamışlar. Ben zaten mevzuyu adli makamlara taşımak istiyorum.
Kısa bir süreç yaşanacak, mevzu bu yayınlarımla adli makamlara yansıyacak, açık ya da gizli soruşturmalar yapılacak ve sonra çözüleceksiniz, toplanıp alınacaksınız. Heyecan yapmayın. Kanal geçmişi hepinizin önünde, her zaman yaptığımı yapıp sahayı hareketlendiriyorum.
O nasıl telefon trafiği öyle? Neler konuşuyorsunuz siz? Sizin gibi ahmak Sabetaycılar, İngilizlerin ve diğerlerinin desteği, yönlendirmesi olmadan ne iktidarı ele geçirebilirdi, ne Osmanlı’yı yıkabilirdi, ne rejimi değiştirebilirdi, ne de İslam’ı ve Türklüğü toptan yok etmek yolunda bu kadar ileri gidebilirdi…
Bakın, son yayınlarda hakaret etmedim ve hakikatleri söyledim. Şimdi de hakaret yok, hakikat var: hepiniz bir avuç ahmaksınız.
Her yerde iziniz var, her yerde deliller bıraktınız, hepiniz açıktasınız, mekanlarınız da ifşa oldu, bağlantılarınız da… Haydi biraz tepinin de nasıl bir oyun kurduğumuzu ve bu işin sonunda neler olduğunu bütün dünya konuşacak.
Bu mu yani?
Bu da son zamanlarda çekilmiş resmim… TC: 24028105158
Yorum yapanlarına bir bakın:
Su-de-su Demir-el, Sib-el Danış-man, Em-el Dur-man, Vecibe Gün-er, Şebnem Çakır-öz-er ve daha yüzlercesi…
Bu kodlamaların ne demek olduğunu duyurmadığımız okur yazar bir kişi kaldı mı bu ülkede?
Bu ülkeyi cehenneme çeviren, acıya, gözyaşına, ruh hastalıklarına, intiharlara, ahlaksızlığa koşan kişilere bakın. Resmi yetkili olsun, mafyalarda olsun, tamamına yakınının isimlerinde bu kodlamalar var.
Biz bu oyunu çoktan bozduk. Şimdi son darbeleri vurma vakti geldi.
Emniyetle bunları toplayıp almayalım diye bunları korumaya almayı konuşanlarınıza diyorum ki:
Bunları korumaya alan, kendini kucağımıza atar. Oyunun birden şiddetlenmesini istiyorsanız, bunları korumaya alın.
Bu lüzumsuzu basına medyaya çıkartma işine kim aracı olacak? Bora Gençer… O kim?
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] evet daha ilk tepkilerinden bile herkes anladı ne olduklarını ve nasıl köşeye sıkıştıklarını
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Bize düşen kısmını yapmaya devam edeceğiz, sonrası resmi kimliklilerin işi… Bunlar, laf anlatılabilecek sınırı çoktan aşmış geçmişler. Sadece akşamdan bu ana kadar yaptıkları paylaşımlara bakanlar bile ne kadar ahlaksız, kuralsız, müfteri, küfürbaz, fitneci ve ruh hastası kişiler olduklarını kolayca anlayabilir.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Hakaret etmeyen, iftira etmeyen ve seviyeli şekilde yazan çok sayıda takipçimizi de kendi kanallarında senin gibi engellemişler. Engellemedikleri takipçilerimize de sınır tanımadan küfürler etmişler, suçlamışlar, iftiralar etmişler.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Dava açacaklarmış güya ama şu saat oldu dilekçeyi paylaşamadılar. Avukatları varmış güye ama kanalın duvarından onlara talimatlar yağdırıyor. Hem de nasıl cümleler onlar, nasıl bir ruh hali o öyle… Sadece o cümleleri görenler bile “Bunun ayarı kaçmış, sağlıklı denemez” der.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Tutmuş kadim düşmanım kenan akkuş ile beni ortak yapmış. Benim hakkımda da cemaatimiz hakkında da internet çöplüğünden topladığı delilsiz, mesnetsiz iftiraları zaten bir çöplük gibi duran kanalına doldurmuş. Bir de tehdit ediyor “Özür dile yoksa gerçek yüzünü meydana sererim” diye… Birkaç kişi gelmiş, “bırakın özrü de hemen gerçek yüzünü serin meydana” demişler. Verdikleri cevap “Size görüşünüzü sorduk mu” şeklinde olmuş.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Tutmuş, Kenan Akkuş’un kendi akıl sağlığı raporu üzerinde çok çok basit bir değiştirme yaparak bana yamamaya çalıştığı sahte akıl sağlığı raporunu paylaşmış. Onun sahteliğini gözler önüne seren videom youtube kanalımda bile var. Bunlara CIA ajanı falan diyorlar da öyle değil. Dün biraz anlattım ki bunlar sahadaki ayak takımı. Boş tenekeler bunlar. Bunlar fuhuş işinde, organ işinde ve kara para işlerinde kullanılmış ve şimdilerde ise bu yayın sahasına yönlendirilmiş basit maşalar. Hepsi bir araya gelseler şu kanaldaki düzenli takipçilerimizin bilgisi, seviyesi karşısında hiç kalırlar.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Kanalına bakılacak gibi değil. Arkadaşlarım da ben de tamamına bakamıyor, okuyamıyoruz. Yazdıklarına sonuna kadar tahammül etmek mümkün değil. Görebildiğimiz kadarıyla söylersek benim sorularımın hiçbirine de cevabı yok.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Gerçek Princess Kennedy aramalarda hemen bulunuyor ve bu epi midir ne baş belası ise bu herif o dönmeyi/travestiyi ta kıyafetlerine, saç modeline hatta renk tercihlerine kadar kopyalıyor.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Gerçek-çakma kısmına dair bir kelam ettikerlini göremedik.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Oğlun gerçek oğlun mudur diye dokundurdum, gerçek hayat hikayeni nerede anlattın diye mindere çektim, kimliğini neden değiştirdin dedim ama hiçbirine giremedi bile…
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Bunun böyle olacağını ve tipik travesti tavırlarıyla karşılaşacağımızı, durmaksızın sövüp sayıp isyan edeceklerini, mantıksız ve tezat çıkışlar sergileyeceklerini, ortalığı velveleye vererek bu işin içinden sıyrılmayı deneyeceklerini baştan biliyorduk. Buna emindik ve böyle de oldu. Lakin bu tavırlarıyla bizden yakalarını kurtaramazlar. Bu iş adli makamlara yansıyacak. Emniyet icap eden operasyonları yapacak. Bunların ve çevrelerinde bulunan kişilerin ta Adnan Oktar’ın fuhuş mafyasına kadar olan bağlantıları bir bir meydana dökülecek
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Ben şu seviyesizlikleri karşısında onları muhatap alamam. Lakin yayınlarım ve sahayı yönlendirmelerim devam edecek
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Ses kaydımı da paylaştım “işte buradayım. Sizi göreyim” dedim. Hukuk yoluyla da gayr-i hukuki yollarla da ne yapabileceklerse yapsınlar. Şu anda, senin de baştan söylediğin gibi sadece kuyruklarının sıkışmış olduğunun tezahürü denebilecek tuhaflıklardan ve sayıp sövmekten başka bir şey yapamıyorlar
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] evet daha ilk tepkilerinden bile herkes anladı ne olduklarını ve nasıl köşeye sıkıştıklarını
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Bize düşen kısmını yapmaya devam edeceğiz, sonrası resmi kimliklilerin işi… Bunlar, laf anlatılabilecek sınırı çoktan aşmış geçmişler. Sadece akşamdan bu ana kadar yaptıkları paylaşımlara bakanlar bile ne kadar ahlaksız, kuralsız, müfteri, küfürbaz, fitneci ve ruh hastası kişiler olduklarını kolayca anlayabilir.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Hakaret etmeyen, iftira etmeyen ve seviyeli şekilde yazan çok sayıda takipçimizi de kendi kanallarında senin gibi engellemişler. Engellemedikleri takipçilerimize de sınır tanımadan küfürler etmişler, suçlamışlar, iftiralar etmişler.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Dava açacaklarmış güya ama şu saat oldu dilekçeyi paylaşamadılar. Avukatları varmış güye ama kanalın duvarından onlara talimatlar yağdırıyor. Hem de nasıl cümleler onlar, nasıl bir ruh hali o öyle… Sadece o cümleleri görenler bile “Bunun ayarı kaçmış, sağlıklı denemez” der.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Tutmuş kadim düşmanım kenan akkuş ile beni ortak yapmış. Benim hakkımda da cemaatimiz hakkında da internet çöplüğünden topladığı delilsiz, mesnetsiz iftiraları zaten bir çöplük gibi duran kanalına doldurmuş. Bir de tehdit ediyor “Özür dile yoksa gerçek yüzünü meydana sererim” diye… Birkaç kişi gelmiş, “bırakın özrü de hemen gerçek yüzünü serin meydana” demişler. Verdikleri cevap “Size görüşünüzü sorduk mu” şeklinde olmuş.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Tutmuş, Kenan Akkuş’un kendi akıl sağlığı raporu üzerinde çok çok basit bir değiştirme yaparak bana yamamaya çalıştığı sahte akıl sağlığı raporunu paylaşmış. Onun sahteliğini gözler önüne seren videom youtube kanalımda bile var. Bunlara CIA ajanı falan diyorlar da öyle değil. Dün biraz anlattım ki bunlar sahadaki ayak takımı. Boş tenekeler bunlar. Bunlar fuhuş işinde, organ işinde ve kara para işlerinde kullanılmış ve şimdilerde ise bu yayın sahasına yönlendirilmiş basit maşalar. Hepsi bir araya gelseler şu kanaldaki düzenli takipçilerimizin bilgisi, seviyesi karşısında hiç kalırlar.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Kanalına bakılacak gibi değil. Arkadaşlarım da ben de tamamına bakamıyor, okuyamıyoruz. Yazdıklarına sonuna kadar tahammül etmek mümkün değil. Görebildiğimiz kadarıyla söylersek benim sorularımın hiçbirine de cevabı yok.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Gerçek Princess Kennedy aramalarda hemen bulunuyor ve bu epi midir ne baş belası ise bu herif o dönmeyi/travestiyi ta kıyafetlerine, saç modeline hatta renk tercihlerine kadar kopyalıyor.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Gerçek-çakma kısmına dair bir kelam ettikerlini göremedik.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Oğlun gerçek oğlun mudur diye dokundurdum, gerçek hayat hikayeni nerede anlattın diye mindere çektim, kimliğini neden değiştirdin dedim ama hiçbirine giremedi bile…
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Bunun böyle olacağını ve tipik travesti tavırlarıyla karşılaşacağımızı, durmaksızın sövüp sayıp isyan edeceklerini, mantıksız ve tezat çıkışlar sergileyeceklerini, ortalığı velveleye vererek bu işin içinden sıyrılmayı deneyeceklerini baştan biliyorduk. Buna emindik ve böyle de oldu. Lakin bu tavırlarıyla bizden yakalarını kurtaramazlar. Bu iş adli makamlara yansıyacak. Emniyet icap eden operasyonları yapacak. Bunların ve çevrelerinde bulunan kişilerin ta Adnan Oktar’ın fuhuş mafyasına kadar olan bağlantıları bir bir meydana dökülecek
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Ben şu seviyesizlikleri karşısında onları muhatap alamam. Lakin yayınlarım ve sahayı yönlendirmelerim devam edecek
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Ses kaydımı da paylaştım “işte buradayım. Sizi göreyim” dedim. Hukuk yoluyla da gayr-i hukuki yollarla da ne yapabileceklerse yapsınlar. Şu anda, senin de baştan söylediğin gibi sadece kuyruklarının sıkışmış olduğunun tezahürü denebilecek tuhaflıklardan ve sayıp sövmekten başka bir şey yapamıyorlar.
Sert kayaya çarptıklarının farkında olmayanları da ilk şoku atlatıp farkına vardı ama çok geç kaldılar…
Epphilia isimli ahlaksız travesti herifin kanalında toplanmış binlerce gizli Yahudiden biri olan Em-el Dur-MAN da çırpınıp duruyor.
Zaten bu ahlaksız ve sağ gösterirken sol vuran kadroyu oynatan istihbaratçılar da aynı Em-el gibi hallerdeler. Bir an önce bu çetenin sakinleşmesini ve zararın asgariye indirilmesini istiyorlar.
Daha tepe istihbaratçı isimler ise bir an önce bu çetenin üyelerinin yok edilmesini ve emniyetimizin, savcılarımızın ellerine geçmemelerini istiyorlar.
Geceden beri ne yapabildiklerini de yazayım…
Tutunacak dallar aradılar. Mavi Türk, Ayyıldız team diye bir başladılar, irtibatları olan olmayan herkesin kendilerine destek vereceğini umdular. İlk saatlerde bunun yaşanmayacağını anladılar ve zaten başladıkları büyüleri artırdılar. Evet, sabaha kadar hem bu çetenin bazı üyeleri hem de bu kanaldaki binlerce gizli yahudi takipçiden bazıları büyüler yaptılar.
CIA’dan da bunları büyülerle, metafizikle korumak içim hamleler yapıldı.
Sonra, hayatında bir kere bile büyü yapmamış ve büyü nasıl yapılır bilmeyen beni, büyücü hoca ilan ettiler.
İşte Yahudiler dünyanın her yerinden bunun için sürüldüler. Bunların seviyesizliklerini, insanlığa yaptıklarını, kuralsızlıklarını anlatabilecek kelimeler hiçbir lisanda yok. Allah böyle Yahudilere Kur’an-ı Kerim’de lanet etti.
Epphilia ile CIA arasında paravan olan QAnoncu etkili bir kişi, Epphilia’ya ağır konuştu:
Büyüler üstüne büyüler yapınca, hepsinin kendilerine dönmesi ne kötü…
Kaç tane yöneticinin olduğu sayfada, şu ana kadar onca atar yapıp da son dokuz saattir tek bir yayın yapamamak, ne kötü…
Bir taraftan da “Şimdi mi gelirler, birazdan mı gelirler ve bizi alırlar” diye diye korkudan titremek, ne kötü…
“Şu kadar dakikan kaldı, özür dileyeceksin ya da hakkındaki her şeyi paylaşacağım” deyip durup da hiçbir şey paylaşamamak, ne kötü…
Hakkındaki bunca soruların hiçbirine cevap verememek, buna teşebbüs bile edememek, sonra bu hallere düşmek, ne kötü…
Lakin, bu daha bir başlangıç…
Arkalarındaki büyük oyun tam olarak ifşa olduğunda Türkiye şaşkına dönecek. Bu ayak takımını oynatanlar, böyle bir ayak takımıyla bu kadar düşmüş tiplerle bize oyun kurmaya karar verdikleri güne lanet edip duracaklar.
Şok, şok, şok!
Beklenen oldu ve Epi, verdiği sürenin bitmesinden on küsur saat sonra ve on saat yayın yapmadığından sonra, aniden bombayı patlattı. Bu gördüğünüz yayını yaptı ve artık mfs bitti. Her şey buraya kadardı. Bundan sonra bütün dünya mfs den kurtuldu. Epi, gerçekten de dediğini yaptı…
demek isterdim ama aşağıya ilettiğim ve Epinin kanalında paylaştığı şu yazı bilmem kaç sene öncesine ait ve Ömer Öngüt imzasıyla yayılmış bir yazı. Yazan MİT, imza atan Ömer Öngüt, yayınlayan da Hakikat Yayınevi.. Biliyorsunuz ki MİT bunu hep yapıyor. Soner Yalçın imzasıyla yayınlanan yazıları bile hep MİT yazıyor. Bu sebeple Soner canlı yayınlara çıkamıyor, sorulara muhatap olmak istemiyor. Çünkü sözde kendisinin yazdığı o kitaplardaki konulara vakıf değil.
Ömer Öngüt’ün tıpkı Epi ve çevresindekiler gibi ayak takımından ve kullanılan bir kişi olduğu ve ayrıca MİT personeli olduğu daha sonra evraklarıyla, evet evet, tartışmaya mahal bırakmayacak kesinlikte gözler önüne serildi. Üzerine de bilmem kaç sene geçti.
Hatta öyle bir serildi ki Sabetayist Ferit Şahenk’in N TV’si bile bunu ana haber bülteninden haber yapmak zorunda kaldı.
Durun, daha bitmedi. Bütün bunlar çok sayıda ana haber bülteninde, ayrıca basın organlarında haber oldu. Köşe yazılarına konu oldu, kitaplara mevzu oldu. Daha da bitmedi, bunları internet aramalarında bile bulmak ve Ömer Öngüt üzerinden kimlerin nasıl oyunlar kurduğunu görmek de çok kolay bir iş… Ömer Öngüt imzasıyla yayınlanan kitaplara bakılınca dünyada kendisinden başka bir tek müslüman bile bulunmadığı ve herkesin kafir, münafık, art niyetli, müşrik ve bilmem ne olduğu iddialarını görmek ve hemen “Bu kadar da olmaz. Ne delil, ne ispat, ne şahit var ama saldırmadığı hiçbir Müslüman kalmamış” demek de kolay bir iş.
İşte Epi ve çevresindekiler bu kadar basit, vasıfsız, liyakatsiz, samimiyetsiz, ahlaksız, müfteri kişiler. İşte böyle kişilere CIA aracılar üzerinden veriyor dosyaları, sağlıyor geniş bağlantıları ve bize uygulanan sansürler bunlara uygulanmıyor ve yürüyüp gitmeleri isteniyor. Gördünüz mü büyük oyunu?
Bu arada, bunlarla bağlantılı diğer sosyal mecra hesaplarını da ifşa edelim mi? Vakti geldi mi?
Akademi Dergisi, [24.12.20 22:53] Öyle pis bir bataklığın içindeler ki çırpındıkça daha çabuk/hızlı batıyorlar.
Akademi Dergisi, [24.12.20 23:02] [C. kişisinden iletildi] Arkadaşlar şu dakikadan sonra daha fazla epphi homosunun üzerinde durmaya gerek var mı? Bu homo ve tayfasının durumu, Adnan Oktar ve ekibinin bir zamanlar Akademi’ye karşı yürüttükleri husumet faaliyetlerini anımsatmıyor mu sizede? MFS onlara içeriye tıkanacaklarını söyledikce, dünya geneline kurulu şeytani sistemdeki konumlarına güvenip akıllarınca Akademi ile dalga geçiyorladı.MFS, Oktar çetesinden çok çekti ama sineklerle uğraşmak yerine bataklığa yöneldi. Sonuç olarak Oktar ve çetesini mensubu oldukları şeytani sistem kendisi harcadı. Oktar’ın kedicillerinden hapise razı olmayanlar, şeytanilerin MIT içindeki hain kendi adamlari tarafindan ormanlarda infaz ettirilip yok edildiler.
Şahsi kanaatim şudur ki, MFS yaptığı yayınla hem TCKN numarasını hem de eşgalini paylaşarak bu epphi denilen homo ve ekibinden bazıları hakkında, çakma prenses epphi gerçek bir kadın değil, falanca admini de gerçek kadın değil, diğer bir admini gizli yahudi ve fuhşiyatla, organ kaçakçılığı ile bağlantılı insan görünümlü şeytan bunlar, gibi yazılar yazmasıyla başlayan gümbürtüde hedef epphi homosu ve tayfası değil, bunları kullanan arkasındaki şeytani oluşumlar.
Her iki sayfayı takip edip kafası karışmış olan arkadaşların epphi denilen homoya sormaları gereken sorular nedir? Kendi sayfandan sözde avukatlarına çağrı yaptın. Namuslu şerefli haysiyetli bir kadın bu kadar ağır ithamlara muhattap olduktan sonra ve sözde avukatlarına da çağrı yaptıktan sonra neden sayfasında dava esas nosunu ve dilekçe ekran görüntülerini paylaşmak yerine saçma sapan ahlaksız küfürlü yazılar paylaşarak kendisini daha fazla rezil eder? “Ben …. tc nolu …. kişiyim. Kamuoyuna prenses epphi bilmem ne olarak biliniyorum. Namuslu normal bir kadın olmama rağmen, … tc nolu … kişi benim hakkinda …. ifadeler kullanmıştır. Şikayetçiyim. ” gibi bir dilekçe sözde avukatlarına yazdırmak çok mu zor?
Akademi Dergisi, [24.12.20 23:12] [Cht Src kişisinden iletildi] Akademi dergisini yaklaşık olarak 6 senedir takip ediyorum. Mfs Ne dediyse ne söylediyse hepsi birbir çıktı ..organ kaçaklığını hakkında yapmış olduğu paylaşımlarda, insanlar cimere şikayet edince ne tesadüfki cimer bakım onarıma alındı.. nokta
….O SAHTE PEZEVENK ILE ISIM BITMISTIR… NE OLMASI GEREKIYORSA OLUYOR….SAHTE PRINCESS KENNEDY ILE UGRASSIN 🤫
Bu kadar olur, şu sahtekarlığa bir bakın.
Şunun hala sinsice denediği şeylere bir bakın!
10 saat susup yayın yapamadı, bana süre verdi ama süre bitti hakkımda bir şey paylaşamadı. Hakkındaki soru işaretlerine cevap da veremedi, hayatını da anlatamadı. Hakkımda davacı olması istendi ve onu da yapamadı.
Sonunda işte bu numarayı da denedi. Paylaştığı ne biliyor musunuz? Şikayet dilekçesi falan değil. Kolayca ve çok net görünür şekilde çekebileceği halde öyle karartılmış ve altı, üstü kadraja girmemiş şekilde çekti. Altına da işimin bittiği yani davalık olduğum manasına gelen cümleler yazdı.
Oysa o metin başka biri tarafından yıllar önce yazılmış bir metin…
Bu ayak takımı çete, herhangi bir hukuk devletinde benden davacı olsun, başlatılacak soruşturmalarda benim ifademe başvurulmasına ve deliller sunmama bile gerek kalmaz ve Ankebut Ağı dünya üzerinde eş zamanlı olarak çok büyük ve bitirici darbeler almaya başlar.
Fuhuş, organ, uyuşturucu, şantaj, insan ve bebek dahil her türlü kaçakçılık, nüfuz casusluğu, terör örgütlerinin kurulması, finansmanı ve yönetilmesi diye saymaya başlayın, her pis iş bunlarda. Bunlar bütün insanlığın düşmanı. Bunlar kendilerini insan olarak kabul etmiyorlar. Bunların sınırı, kuralı yok. Bunlar için her şey her şartta meşru…
Zaten daha önce yazdım ki bunları çözerken iki adım sonrası bile Adnan Oktar suç örgütüne de çıkıyor. Dediğim gibi siyasi bağlantılar ve mafya bağlantıları da var. Yol hemen AKPKK’ye de çıkıyor, Sabetaycı suç ve terör örgütü (SATÖ)ye de çıkıyor, Mason teşkilatına da çıkıyor. Terör örgütlerine de çıkıyor. Çıkıyor da çıkıyor…
CIA’nın bu ayak takımı çeteyi bir şekilde yok etmekten başka çaresi kalmadı. Ya bunu yapacaklar ya da biz alttan yukarı doğru toplamaya, almaya, çökertmeye başlayacağız. İkisi de bize uyar. Acelemiz yok ve bunlar çırpındıkça aslında bir zihniyet, bir strateji, bir derin/gizli dünya devleti, dünya genelinde çöküyor. Bunlar çırpındıkça deccal devri sona eriyor.
Bizim kanalımızı dünyanın dört bir yanından çok önemli, çok etkili kişiler, kurumlar, kuruluşlar takip ediyor ve çok şeylerin farkına varıyorlar. Eş zamanlı olarak dünyanın pek çok ülkesinde Türkiye ile benzer gelişmeler yaşanıyor. Böyle insanlıktan çıkmış, bütün bu pis işleri yapan, dünya genelinde gizlice teşkilatlanmış ve bir de sanki işledikleri bu suçları ve içinde bulundukları bu suç örgütlerini ifşa ediyormuş rolü de oynayan Yahudi ve Satanist gruplardan, çetelerden, bizden başka ülkelerde de çok var.
Bu işin devamında QAnon akımı bile ya çökecek ya da ayara girecek, Ankebut Ağının kontrolünden çıkacak.
Bu işin devamında Türkiye’den bile çok kişiler içeri girecek. Kısa sürede Türkiye basında, medyada ve sosyal medyada bunlar gibi sağ gösterip sol vuranlar hızlıca ifşa olacaklar. Gerekenler de yapılacak.
Epii! Epi neredesin, ses ver. Yine ne geldi başına? Neden kanalda yayınların durdu? Bir videolu paylaşım yap, halinin ne kadar iyi olduğu videondan görülsün ama tarih, saat ver…
Bak etrafındaki küçük çete iyice çözülüyor, dağılıyor. Savaşmalısın, dik durmalısın, pes edemezsin.
Akademi Dergisi, [26.12.20 16:50]
Arkadaşlar! Epi nerede, ne halde? Aradınız mı, görüştünüz mü? Sağlığı ve psikolojisi iyi mi? “İyiyim, hiçbir sorunum yok” diye yeni çekilmiş ve tarih verdiği video paylaşacak mı?
Medyum ve büyücü Epphilia’dan haber alınabiliyor mu? Neden paylaşımlarında sorunlar ve uzun aralıklar var? Tarih ve saat verdiği video kaydı paylaşamayacak halde mi?
Ruslar ne kadar büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kaldıklarını iyice anladılar. Çok yakında Rusya çok güçsüz kalıp kendi derdine düşüp parçalanabilir. Hatta biraz zayıf ihtimalle de olsa tamamen yok olabilir.
Her şeyin bir anda tersine dönüyor olması, buna mani olamamaları onları çıldırtıyor ve çılgınca kararlar aldılar. Türkiye’deki birkaç siyasiye su-i kast yapacaklar, öldürecekler.
Putin, infaz emirlerini verdi. Rus gizli servisi planlamaları yapıyor.
Şu andaki planlarını değiştirmezlerse eğer Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu bakanlık binasında iken kaçırılacak.
Çavuşoğlu’nun yakın korumaları arasında en az bir kişi Ruslara çalışıyor. Ayrıca bakanlığın güvenliğini sağlayan personel arasında birkaç kişi Ruslara çalışıyor.
Bu kişiler ve Rus mafyası arasına sızmış Rus gizli servisi elemanları kullanılarak bir eylem gerçekleştirilecek.
30-35 yaşlarında, sevgili gibi görünen bir erkek ve bir kadın tetikçi kullanılacak.
Bunlar Rusya vatandaşı mı Türk vatandaşları mı bilmiyoruz. Doğu Perinçek’in çetesinin adamları olması ihtimalini çok ama çok yüksek görüyoruz. Yine kesinleşmemiş olsa da bakanlıktaki hain personeller de Perinçek’le bağlantılı olmalı. Bu, çok yüksek bir ihtimal görünüyor ve her an kesinleşebilir.
İki tetikçi, hiç sorun yaşamadan bakanlığa girecek. Bunların içeri girmesini hain güvenlikçiler sağlayacak. Silahlar daha önceden bakanlıktaki hain bir yetkili tarafından içeri alınacak.
Öncelikli hedefleri Mevlüt’ü sağ olarak alternatif çıkıştan çıkartmak ve acele ile arabaya bindirip kaçırmak. Bunu yapmak istiyorlar, çünkü onun üzerinden şantaj yapacaklar. Sonra da sıkıp öldürecekler. Araçlarla kaçırma kısmında Rus mafyasının (aslında mafya içindeki gizli servis elemanlarının) desteği olacak.
Bir anda dikkatler buraya çekilecek ama aslında hedef Mevlüt olmayacak.
Onun üzerinden dikkatler dağıtılacak. Hedef Tayyip olacak.
Tayyip’in o anda nerede bulunduğuna bağlı olarak değişiklik gösteren alternatif su-i kast planları var.
Hepsini öğrenemedik ama biri kesin. Tayyip’in Üsküdar’daki konutu…
Tayyip’in Üsküdar’daki konutunun çevresindeki konutlardan birinde gizli işler çevirmişler.
Çoktan böyle bir hazırlık yapılmış. O konuttan Tayyip’in konutunun altına giden bir tünel kazmışlar. Bu tünel, bir bombalı saldırıda kullanılabileceği gibi bir şekilde Tayyip’in konutuna tetikçi sokmaya da imkan sağlıyormuş. Şu anda içeri girebiliyorlar mı yoksa son bir hızlı hamle yapıp içeri girecek hale mi getirebiliyorlar, bilmiyoruz ama konuşulanlardan anlaşılıyor ki içeri girebilecekler.
Aslında Soysuz’a da bir su-i kast yapmak istiyorlar. Lakin Soysuz’un yeraltı dünyası ile bağlantılarının kuvvetli olmasından çekiniyorlar. Bu nedenle, daha zayıf/güçsüz/sıkıntısız bir hedef olarak Mevlüt’ü seçtiler.
Bu kadar sıkışmışlarken bir de kara para gelirlerinin kesilmesi ihtimali onları iyice çıldırttı.
Perinçek yayınlardan sonra adamına talimat verdi. Biri kadın biri erkek olan iki tetikçinin kaçak yollardan yurt dışına kaçırılmasını, kimlikleri belirlendiyse öldürülmelerini söyledi.
“Hiç beklediğim gibi olmadı. Bu iş bizim başımızı belaya sokacak. Ahmaklar. Bu işi kim bozdu, kim dışarıya bilgi sızdırdı. Lanet olsun, şimdi bütün adamları izlemek gerekecek (adamlardan biri belirlense başım belaya girer, hep gözüm üzerlerinde olmalı manasına).” dedi.
Hemen diğer adamların da (bakanlıkta vazifeli olanların) kontrol altında tutulmasını, konuşma ihtimalleri olduğunda ortadan kaldırılmalarını istedi.
Bizim bildiğimiz/tanıdığımız Perinçek, yurt dışına kaçacaktır. Şimdi daha da sıkıştığı için Ankebut Ağına daha da büyük ihanetler edecektir. Gideceği ülkeyi de bu temelden bakarak seçecektir.
A gun toting, scarred Eastern European gangster
Adam da kadın da Rus… İkisi de uzun boylu ve genç görünümlü. Erkek kumral, kadın açık kumral. Sabah uçakla Rusya’dan ya da Amerika’dan Ankara’ya geldiler. Öncelikle bir otele yerleştiler. Turist sevgililer gibi görünüyorlar. Türkçe biliyorlar. Kendileriyle gelmeden önce iletişime geçilmişti. Geldiklerinde iletişim henüz kurulmuyordu, kurulacaktı. Yayınlarımız yapıldıktan ve mevzu açığa çıktıktan sonra otelin çalışanlarından birine bir zarf verildi, o zarfın içindeki kağıt/not tetikçilere gönderilerek “görev iptal” denildi. Acil şekilde otelden çıktılar. Hukuk dışı şekilde İran sınırından geçirilecekler. Oradan da Rusya’ya geçirilecekler. Bu kısımları da hala Perinçek organize ediyor. “Görev iptal” talimatını da Perinçek verdi.
İş bozulmasaydı, otele yerleştikten bir iki saat sonra Perinçek’in adamlarıyla görüşeceklerdi. Bakanlığa nasıl girecekleri, kendilerine hangi personellerin yardımcı olacağı, o personellerle iletişime geçerken hangi şifre cümleyi ya da soruyu söylemeleri gerektiği ve operasyonun bilmeleri gereken bütün kısımları kendilerine anlatılacaktı.
(Not: Bazı detay kısımlarda metafizik teknikler kullandık ama biliriz ki hata payımız çok düşüktür.)
Tüneli, kapalı bir otoparkı olan bir konutun içinde, otoparkın içinden açmaya başlamışlar.
Bu işin en kısa sürede ve tam manasıyla çözülmesini istiyorsan Tayyip, Hakan Fidan’la Doğu Perinçek’in gizli gizli neler çevirdiklerini çözmelisin.
Senin etrafında olan korumalardan birkaçı bile Doğu’nun adamları ve o adamları senin etrafına koyarken Hakan ona çok destek oldu.
Doğu’nun ve Doğu üzerinden gizli Ermeni çetesinin MİT’e nasıl nüfuz ettiklerini, MİT’teki uzantılarını çözmelisin ve dağıtmalısın.
Doğu bu gün bunca yaşanana rağmen etrafına “Ahmaklar. Benimle uğraşabileceklerini mi zan ediyorlar” dedi.
MİT’teki bu kadro sabahtan beri delilleri yok ediyor, karartıyor, ipuçlarını siliyor ve önünüzü kesmeye çabalıyor.
Üstelik siz hala kendinizin korunması hususunda bile bunlara güveniyorsunuz.
Trump’ın gizli servis gücüyle paslaş Tayyip! MİT’i tam manasıyla eline alana kadar kimseye güvenme. O güruhu ordu içinde de temizlemelisin. Soysuz’un kabiliyetlerini, duruşunu ve yeraltı dünyasındaki bağlantılarını değerlendir. Bu işi kendi yöntemleriyle sıkıntısız ve hızlı şekilde çözmesi için Soysuz’a fırsatlar ver ve onun yanında dik dur. Yaşanmakta olanları malum adamların üzerinden fısıltı gazetesiyle biraz yazdır, duyur. Basın/medya gücünü de kullan ve yavaş yavaş ortamı hazırladıktan sonra gerekli kişilere yargı kartıyla da gerekli müdahaleleri yaptır. Bu iç fitneleri çözmeden Rusya ve Çin’le mücadele edemezsin. Elini hiçbir yere atamazsın.
Trumpla son bir daha görüş ve beraberce şu eksik aksak kalan hususları hızlı bir şekilde tamamlayın, sonra biz sizin önünüzü çok büyük bir hızla açacağız.
Mahallede çok sayıda farklı rütbeli/makamlı/sıfatlı ve farklı kaynaklı kimselerin dolaştığını görüyoruz. Bizden yana olanlar da var, olmayanlar da var. Buralar karışıklık kaldırmaz. Hiç tekin yerler değil, fazla dolaşılmasın. Kimsenin ayağına çelme takmakla uğraşmak istemiyoruz.
Buraya gelenin küçük bir orduyla gelmesi gerekiyor. Bizim herhangi bir ek korumaya da ihtiyacımız yok, iyi niyetliler için endişeye mahal yok.
Müthişti Tayyip! Çok güzel konuştun….
Sakın anlaşma o Putin’le… Kısa zaman sonra sana yalvar yakar olacağına emin olabilirsin.
Vakit kaybetmeden elindeki kartları doğru oyna. Şu anda dünyadaki hiçbir liderin elinde senin elindeki kartlardan yok.
Putin gelirse ki biraz zor gelir, sen de onu kapıda dakikalarca beklet.
Ben ceza evinde iken aslında çok fazla şey değişmedi. Altı ayda on senelik mesafe alınacak bir alt yapıyı zaten ceza evine konulmadan önce oluşturmuştuk. Zincirleme reaksiyon misali art arda patlayacak mevzular olacaktı ve oldu. Ben içeride iken Mehmet Şevket Eygi de öldürüldü.
Mehmet Şevket Eygi’nin Arzu’dan olma bir kızı var. Benim geçmişteki şu yayınlarımdan sonra CIA’dan MİT’e Eygi’nin öldürülmesi emri geldi. MİT de bu emri Arzu’nun kızına verdi. Annesi gibi kızı da MİT personeli.
Kızı, Eygi’yi kalp rahatsızlığı için kullandığı ilacı değiştirerek öldürdü.
Eygi’nin öldürüleceğinden Erdoğan’ın da haberi vardı.
Gizli Hristiyan cemaatinden bir kısım insanlar, Eygi’nin ölümünden sonra bir araya gelip Hristiyanlık dini üzere gizlice tören yaptılar ve mumlar yaktılar. Size o törene katılan herkesin ismini tek tek yazayım mı? Zaten çok kalabalık değillerdi.
Hıyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş da Eygi’nin gerçek kimliğini biliyordu. Kendisi gibi bir gizli Hristiyan olduğunu biliyordu. Eygi için düzenlenen gizli Hristiyan ayininde az kişi vardı ve bunlardan biri Ali Erbaş ve diğeri de Erdoğan’ın gizli Hristiyan olan karısı Emine Erdoğan’dı.
Burada fotoğraflarını paylaşayım ve YİT’in gücünü göstereyim mi?