Etiket arşivi: AB

Ne NATO’su arkadaş, ne NATO’su?

Bu rezilliğe daha fazla tahammül edilemez

Bu güne kadar terörden, savaşlardan, iç savaşlardan ve kara paralardan beslenerek ayakta kalabilmiş olan ABD’nin, Çin merkezli yeni bir Ankebut ağı örmek peşindeki başkanı olan Biden, “SDG(YPG/PKK)’ye bizimle tam ortaklığından dolayı teşekkür ederim.” dedi. Dedi ve tahammül sınırlarını iyice aşmış oldu.

Bizim hala bunlarla ne işimiz var?

Bir yandan, bize karşı kurulmuş olan AB’nin kapısında bizi kırk yıldır bekletiyorlar. Bir yandan da ucuz askerleri olalım diye bizi NATO üyesi yaptılar ve yetmiş yıldır kanımıza kadar sömürdüler. Bunları hep başımıza geçirdikleri hainler sayesinde yapabildiler. NATO’nun gerçekte en güçlü, en savaşçı ordusu olduğumuz halde NATO içinde ve dünya siyasetinde varlık göstermemize, ülkemizi müreffeh bir vaziyete getirmemize, gelişmemize, yükselmemize izin vermediler. Geçen bu süre zarfında ülkemizde ve eski topraklarımız olan çevremizdeki ülkelerde onlarca terör örgütü kurdular. Defalarca işgal denemeleri yaptılar. Defalarca katliamlar yaptılar. Defalarca ihtilaller yaptılar. Vahşice kan döktüler, kandan beslendiler. Kasten oluşturdukları otorite boşlukları ve mülteci akınları sayesinde insan kaçakçılığı dahil her türlü kara para işlerini yaptılar. Suni sorunlar çıkarttılar, bunların onlarca sene boyunca çözülememesi için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Basını, medyayı kontrolleri altında tuttular. Türk gibi, müslüman gibi duruşu, yaşayışı yasakladılar. Olağan üstü baskı altına aldılar, kendileri sınırlar çizdiler. Müslüman memleketinde tesettürü bile onlarca sene yasakladılar. Diyanet işleri teşkilatını bile bunlar kurdular ve bu teşkilat üzerinden bile bize akıl almaz tuzaklar kurdular. Ülkemizde eğitim sistemini ve müfredatını bile bunlar belirlediler. İmam hatip okullarını hatta ülkücülük akımını bile bunlar tesis ettiler. Milleti sağcılık, solculuk diye diye bunlar bölüp birbirlerine kırdırdılar. Gelişmememiz için, yükselmememiz için, güçlenmememiz için her şeyi yaptılar. Saymakla bitmez kötülük, zulüm ettiler. Maddi ve manevi her sahada geri kalmamız için ellerinden gelen her şeyi, hiç tereddüt etmeden, hiç ahlaki ve vicdani sıkıntı çekmeden yaptılar.

Üstelik, bunca zaman boyunca onlar çağdaş/medeni ve örnek toplumlar sayıldılar, biz ise çağdışı görüldük. Hala bu bakış açısındalar. Avrupa da aynı, ABD de aynı bakış açısında… Öyle alışmışlar ki bu haksız, hukuksuz ve küstahça ve vahşice tavırlara, ABD Dışişleri Bakanı Ned Price’ın bu günkü son açıklamaları bile tamamen bu zihniyetle yapılmış açıklamalar.

Sanki Türkiye yok, sanki Türk milleti yok, sanki Türk milletinin iradesi, tercihleri, hürriyeti yok hürriyeti… “Biz ne dersek onu yapacaklar. Ukraynaya gidip öleceksiniz dediysek, gidecek ve ölecekler. Kore’ye de gönderdik, orada da öldüler. Bunlar ölmeye ve sömürülmeye çoktan alıştırıldılar” demek değil midir Price’ın açıklamaları…

İşte tam bu gelişmelerin yaşandığı bu gün içinde, ABD’nin başkanı Biden da YPG/PKK’ye, kendileriyle her türlü terör işinde, cinayetlerde ve katliamlarda, organ kaçakçılığına kadar her türlü kara para işlerinde iyi ortak oldukları için hususi teşekkür etti. Ölen, yaralanan, sakat kalan, kaçırılan, çocukları kaçırılan, organları için kaçırılan ya da öldürülenler kimler? Türkiyeliler… Suriyeliler… Iraklılar… İranlılar.. Pakistan’lılar… Afganistanlılar… Özetle, Türkler ve diğer müslüman halklar. Ve öyle küstahlar ki, gözümüzün önünde binbir türlü tezatı, rezilliği, adiliği açıkça sergiliyorlar. İşlerine gelince sözde İslami terör örgütü Taliban’ı resmi hükumet olarak tanımaya bile kalkıyorlar. Bu ne rezalet, bu ne tahammül edilemez bir şeytanlık seviyesidir böyle…

Bir yandan Türkiye onların sözde dostu ve müttefiki ve NATO kapsamında anlaşmalı oldukları ülke ama bir yandan Türkün iç ve dış düşmanları, onların en iyi ortakları… Sadece bu kısmı açsak, sayısız misallerle, yaşanmış hadiselerle anlatmaya kalksak, yazmakla baş edilemez. Sesli anlatsak, sabahlara kadar bitmez.

Sonra… Türkiye NATO üyesiymiş, AB’ye adaymış, müttefikmiş, dostmuş bilmem ne zırva…

Bizim bu derece insanlıktan çıkmış kişilerle, bunları başlarında tutan ve indirmeyecek kadar ayardan çıkmış milletlerle dostluğumuz yok. Müttefikliğimiz de yok. Anlaşmamız da antlaşmamız da yok. Bir önceki yazıda ifade ettiğimi gibi, bunlara çalışan hainlerin onlarca yıldır attığı resmi imzaları dikkate aldığımız da yok. İşte ben buradayım, benim teşkilatım burada, benim ordum burada, bizimle beraber hareket eden diğer gruplar da burada… Ayrıca dünya genelinde ortak hareket ettiğimiz ülkeler ya da kesimler de her yerde… Şimdi diyorum ki “Türkiye NATO üyesi değildir. AB’ne aday ülke de değildir. Yönü bundan sonra batıya dönük de değildir. Kendi ahlaki, manevi, hukuki temellerini daha fazla batı yanlısı siyasetlerle tahrip edecek ve kendini daha fazla maddi ve manevi felaketlere sürükleyecek de değildir”

Bir lider, bir hükumet, bir ordu, bir grup, bir kesim, yüreğine güvenen bir tek taraf çıksın ve desin ki “Bunu diyemezsin. Sana bunu dedirtmeyiz.” Haydi, bunu desin ve karışsın şu dünya artık. Ve dinsin artık kan, göz yaşı… Kurtulsun artık batılı vahşilerden yüz milyonlarca çocuk ve kadın. Bitsin artık terör, katliamlar, cinayetler, insan katledilen ayinler, organları için öldürmeler, tecavüzler, sömürmeler, çıplaklık, ibnelik, cinsiyeti belirsizlik, ahlaksızlık, namussuzluk ve bütün pislikler…

Dünyayı kaldırayım ayağa ve düzelmek istemeyen şu batı dünyasını ezip geçelim hep beraber… Var mı, evet var mı, bir adım öne çıksınlar, görelim haydi…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Hala mı anlayamadınız?

Paralarınızı, sermayenizi, danışıklı dövüşen büyük ülkelerden, daha küçük ama güvenli ülkelere zaman kaybetmeden çekin. Bu güne kadar oyun büyüktü, dünya insanlığını aldatıyorlardı ama kim olduklarını, sistemlerini, taktiklerini, bağlantılarını, hedeflerini iyice ifşa edeceğim ve iyice bozacağım. Bu da dünyada uzaylı tarafların kurduğu siyasi, askeri, mali dengeyi kökten yıkacak ve yeni bir dünya düzeni kurulacak.

Sizler de savrulup gidenlerden, yok olup piyasadan silinenlerden olmayın. ABD’den, AB’den, NATO’dan, mason tarikatından, Çin’den, Japonya’dan ve Rusya’dan uzak durun. Ankebut Ağının kara para işlerinde taşeron olarak kullandığı BAE, Katar, Singapur ve benzeri kara para devletçiklerinden de uzak durun

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

Hormonlu büyütülmenin acı sonu

Ankebut Ağına bağlı konseyler ve ülkeler tarafından, en çok da yeşiller tarafından hormonla, kısa sürede ve dengesiz/sağlıksız şekilde büyütülen Çin, sert bir kayaya çarpmasından sonra, içinin ne kadar kof olduğunun, bir işe yaramaz olduğunun, bünyesinin hastalıklı olduğunun, tedaviye cevap vermeyeceğinin iyice gözler önüne çıktığı bir süreci yaşıyor.

Çin’in bundan sonra neler yaşayacağına, parçalanıp parçalanmayacağına, varlıkta kalıp kalamayacağına ya da yok olacaksa sonunun nasıl ve ne zaman olacağına Ankebut Ağı değil, çarptığı o sert kaya karar verecek…

Çünkü çok çok yakın zamanda ABD merkezli bir Ankebut Ağı kalmayacak. Çin merkezli yeni bir Ankebut Ağı ise hiçbir zaman örülemeyecek. Dünyanın başına bela olan, yakında son darbeleri de vuracağım ve büyük bir gürültüyle çökecek olan ABD merkezli Ankebut Ağının yerine, kimler Çin merkezli yeni bir Ankebut Ağı kurmak isterse, kimler bu projeye kenarından köşesinden bile destek verirse, kendi sonlarını hazırlamış olacaklar. Çin merkezli yeni bir Ankebut Ağı örülmesini önlemek için çok çok fazla sayıda müdahaleler yapabilirim. Çok sayıda tarafa ağır yıkımlar yaşatabilirim. Yerin altını da üstünü de yönlendirebilirim. Ne yeşilleri tanırım, ne grileri, ne de başka uzaylı türleri… Yerin üstünde de gerekirse üçüncü dünya savaşını bile çok kısa sürede çıkartırım ama bu hedeflerine varmalarına asla izin vermem. 

Başta Türk ve İslam diyarları olmak üzere, dünyanın dört bir yanındaki mazlum milletlerin menfaatine olacak dengeler kuracağım. Dünyanın doğusunda, batısında, kuzeyinde, güneyinde, hatta Çin’de ve İsrail’de, insan kalmış, medenice yaşamak isteyen hiç kimseye düşman değilim, hiç kimseye kastetmiş değilim ve hepsinin iyiliği için de bu mücadeleyi veriyorum. Bu, sadece bir Müslüman Türkün mücadelesi ya da Türk/İslam aleminin mücadelesi değil. Bu, bu dünya insanlığının iyiliği için verilen bir mücadele… Başta Avrupa’daki ve ABD’deki medeni insan toplulukları olmak üzere, dünyanın dört bir yanındaki medeni insan toplulukları, dünyanın nereye, nasıl felaketlere sürüklenmek istendiğini görmek ve buna karşı mücadele etmek zorundalar. ABD’nin başındaki Biden-Kamala ve çetesi, Çin’in başındaki Şi ve çetesi ile danışıklı dövüşüyorlar. Bazı Avrupa devletleri ile Çin ve Rusya da danışıklı dövüşüyorlar. AB ve NATO gibi teşkilatlarda dünya insanlığının değil, biyonik robotlar üzerinden uzaylı türlerin hükmü geçiyor ve bu teşkilatlar da danışıklı dövüşlere dahil ediliyor. Ortada büyük bir sahne var ama dünya insanlığı bu sahnedeki biyonik robotlardan yüz binlerce kat daha büyük… Artık bu danışıklı dövüşleri, oynanan bu tiyatroları yıkıp bozup geçmenin vakti gelmedi mi?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Gerçek sahibi CIA olan Youtube bunu hep yapıyor

Gerçek sahibi CIA olan Youtube bunu hep yapıyor

Dünya siyasetinde tam bir orta oyunu, tam bir danışıklı dövüş sergileniyor. Rusya, ABD, AB, NATO, hepsi Türklerin daha fazla sömürülebilmesi için danışıklı dövüş yapıyor.

Kazakistan’da gerçekte neler olduğunu uzman görüşleriyle anlatan Kozmik Oda isimli Youtube kanalının “Kazakistan’da yaşananların perde arkası” isimli videosu, yayınlandıktan 17 saat sonra bile sadece 1.650 kişiye gösterildi. Oysa kanalda 134 bin abone bulunuyor ve bütün Türkiye, tıka basa gizli Yahudi ve gizli Ermenilerle doldurulmuş sözde Türk basın ve medya kuruluşları da aslında bu videoda anlatılanları öğrenmeye çalışıyor.

Ezip geçiyoruz

Türkiye’de Ali Koç korona olmadı, iç-dış çarpılıyor. Brezilya’da Bolsonaro da korona olmadı ya da aslında bağırsak sorunlarından dolayı hastenelik olmadı. O da iç-dış çarpılıyor. Onu daha önce çok çarpmıştık ve hastahanelik olmuştu. ABD’de Savunma bakanı Austin de korona olmadı. O da iç-dış çarpılıyor. Ona bağlı kara paracı ABD subaylarından kaçını cehenneme gönderdiğimizi o çok biliyor. “Havana sendromu” ya da “Gizemli beyin hastalığı” gibi uydurmalarla aileleri ve kamuoyunu oyaladılar. Derhal o makamdan indirilmesi ve yargılanması gerekiyor.

Dünya genelinde daha çok, batı dünyasında etkin olan griler ve içlerinde bulundukları biyonik robotlar çarpılıyorlar. Diğer uzaylı türler de çarpılıyorlar. Biyonik robotların içinde bulunan uzaylılar sık sık ölüp değiştiriliyorlar ama biyonik robotlar da arızalar çıkartıyorlar. Türkiye, ABD, AB, Rusya, BAE, Suudi Arabistan, İngiltere, Katar, BAE, bazı Afrika ülkeleri başta olmak üzere, hangi ülkede bize karşı mücadele veren kim varsa, az ya da çok çarpılıyorlar. NATO içindeki karşıtlar da çarpılıyorlar.

Bütün bunları varlıkta tutmak için, ayakta tutmak için günlerdir gece-gündüz demeden saldırıyorlar ve saldırdıkça yıkılıyorlar, yok oluyorlar. Ben siyasi kararlar aldım, dünyaya yön vermeye devam ettim ama onlar o kadar bitikler ki bir kez metafizik saldırılar yapmayı tercih ettiler. Bir kez daha yerlerdeler. Şu anlarda dünya siyaseti ve ticareti bir seviyede durdurmuş vaziyetteyiz. Dünya genelindeki bu metafizik çatışmaları takip eden çok yüksek metafizikçi var dünyanın her yerinde… Bunlardan bilgiler alan çok yüksek sayıda siyasetçi ve iş adamı var. Dünya, Türkün gücünü bir kez daha görüyor.

Üç vakte kadar üzerimdeki sansürü de ezip geçeceğim. Ondan sonra ümit ederim metafizik çatışmaların dışına çıkarak sahada gerçek çatışmalara da gireceğiz. Bu insanlık düşmanları, bu vahşileri, bu sömürücüleri, bu satanistleri, bu ahlaksızları hak ettikleri üzere cezalandıracağız. Bir an evvel cehennemlerine geçmelerine vesile olacağız. Batı aleminin nasıl da bir kağıttan kaplan olduğunu bütün dünyaya göstereceğiz.

Biz yanında olduğumuz sürece, sadece Türk ordusu bile bütün batı dünyasını ezip geçebilecek güce sahip ama dünyanın dört bir yanından aklı başında olan, gerçekleri gören çok yüksek sayıda kesim bizimle…

Bundan sonra herkes sınırını bilecek. Eski Türkiye de yok, eski dünya düzeni de yok.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

ABD, AB ve diğer bazı ülkeler, iyi niyetten uzaklar

Ermeni Vakıflar Birliği ve Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı Başkanı Bedros Şirinoğlu, 1915 olaylarına ilişkin, “Meseleye siyasi saiklerle müdahil olanlar, ABD, AB ve diğer bazı ülkeleri iyi niyetli yaklaşımdan uzak görüyorum.” dedi. Şirinoğlu, yaptığı açıklamada, 1915 olaylarının yıl dönümü vesilesiyle ABD’de Beyaz Saray’dan Ermeni halkının acılarını paylaşma maksadıyla mutat açıklamanın beklendiğini dile getirdi.

“Türkiye’de yaşayan Ermeni vatandaşlar olarak Türk, Ermeni ve uluslararası kamuoyuna seslenmek istiyoruz.” diyen Şirinoğlu, şöyle devam etti:

“100 yıldan uzun bir zaman önce iki halk arasında yaşanan bazı acı ve üzüntü verici hadiselerin siyasi mercilerce ele alınarak kullanılmasını tasvip etmiyoruz. Acılarımızın gündelik siyaset tarafından araçsallaştırılmasına karşıyız. Tarihte yaşanan elim hadiseler, Ermenistan ve Türk devlet yetkilileri tarafından, yine tarafsız tarihçiler tarafından ele alınabilir. Ama meseleye siyasi saiklerle müdahil olanlar, ABD, AB ve diğer bazı ülkeleri iyi niyetli yaklaşımdan uzak görüyorum. Ermeni halkıyla empati yapmanın ön koşulu, Türk halkının onuruyla oynamak ya da Türkiye’ye yönelik hasmane tutumlar içerisine girmek olmamalıdır. Bir Türk vatandaşı olarak iki halk arasında sevgi, saygı, dostluğu büyütmeliyiz, kin ve nefrete alan açmamalıyız. Dış dünyadan yapılan siyasi müdahaleler bu arzu ve temennilere engel olmaktan başka bir işe yaramamaktadır.”

“100 yıl önce de aynı şeyi yapıyorlardı”

Bedros Şirinoğlu, Türkiye ve Ermenistan’ın karşılıklı anlayışla bu işi çözmesinin herkesin menfaatine olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

“Biliyoruz ki Ermenistan’da bugün çok ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Ermenistan’ı Türkiye’ye karşı kışkırtanlar 100 yıl önce de aynı şeyi yapıyorlardı. Neticede ‘Kim kaybetti, kim kazandı?’ diye bakıldığında bu olaylarda hem Osmanlı Devleti hem Ermeni hem de Türk vatandaşları kaybetti. Biz, Türkiye Cumhuriyeti’nin ferdiyiz. Devletimize güveniyoruz ve yabancı devlet adamlarının siyasi malzeme yaptığı, bizim için çok önemli olan 1915 olaylarının bağımsız komisyonlarda, tarihçiler tarafından ele alınmasını istiyoruz. Hadisenin tarafı olmayanların yapacağı her müdahale yaramızı deşmekten, onu kanatmaktan başka bir işe yaramamaktadır. Mesele yalnızca Türk ve Ermeni halklarının uhdesindedir.”

Bizim sabrımızı zorlamasınlar

Türkiye’deki Ermeniler, şu anda bile çok perişan haldeler. Sürekli olarak Avrupa devletlerine haberler gönderiyorlar. “Yeter artık. Biz de burada çok sıkıntı çekiyoruz. Şu sorunları bir şekilde çözün. Ya anlaşın ya yenin, bir şeyler yapın. Biz burada sizin için her şeyi yapıyoruz. Bizi koruyun.” diyorlar.

Aslında iyi günlerini yaşıyorlar. Bu küstahlıklar, bu ihanetler, bu damarımıza basmalar, bizim devletimizde bize ayar çekmeye kalkmalar bu şekilde devam ettirilsin de bakalım daha başlarına neler neler geliyor. ABD mi, Avrupa mı, Çin mi, Rusya mı onları koruyabiliyor.

İşte şuraya yazıyorum. Bir anda on binlerce gizli Ermeni’yi toplayıp idam etmeye, milyonlarcasını zorunlu tehcir (sürgün) etmeye, zaten ihanetlerle, dolandırıcılıklarla ve kara paralarla elde ettikleri menkul ve gayr-i menkul varlıklarını hazineye geçirmeye hukuki zemin var.

Evet, Türklerin buna hakkı var. Buna bile o ABD ya da AB ya da başkaları mani olamazlar. Bizim sabrımızı taşırmasınlar. Bütün taraflar, atacakları adımların önünü sonunu hesap etsinler.

Mehmet Fahri Sertkaya – http://www.mfs.tv

Amerika’yı parçalamanın vakti geldi

Amerika’yı parçalamanın vakti geldi. Beyin ölümü gerçekleşmiş NATO’yu parçalamanın vakti geldi. Çoktan dağılmış ama ilan edilmemiş olan AB’ni parçalamanın vakti geldi. Yeşillere meydan vermenin, onlara mani olmamanın vakti geldi.

Türkiye, kendini savunmanın haricinde hiçbir şekilde, hiç kimseye karşı askeri güç kullanmayacak. Türkiye’nin dünyanın dört bir yanındaki askerlerini geri çekmenin vakti de geldi. Türk askerini, ordusunu kara para hedefleri için dört bir yana göndermiş hainlerin Türkiye içinde bir adım atamaz hale getirilmesinin vakti geldi.

Bir süre için, Ankebut Ağı iyice dibi görene kadar Rus, Çin ve İran tarafı hariç tutularak, Türkiye içinde diğer bütün tarafların kara para işlerini boğma, kara para gelirlerini yok etme vakti geldi.

Basit bir piyon olan Tayyip’i başta tutarak, düşmesine izin vermeyerek, aynı zamanda hiçbir şey yapamaz, sahiplerine çalışamaz hale getirmenin ve krizlerini derinleştirmenin vakti geldi.

Dünya çoktan değişti

Sadece Amerikanın değil, Rusya’nın da çekingen duruşu ve çok büyük güç ve moral kaybettiği her ülke tarafından açıkça görülebiliyor. Bu dengeler bu şekilde devam ettirilebilirse Rusya kısa süre sonra ve kolayca parçalanacaktır. Rusya Federasyonunda bir milli birlik ve bütünlük yok. Türkiye ile birlikte hareket edenler, Rusyayı da kolayca parçalayacak ülkeler arasında yer almış olacaklar.

Çin kendi derdine iyice düşecek, ABD’ye sızmış olsa bile işte bu kadar çaresiz ve güçsüz kalacak ve neticesi olarak bütün dünyanın hışımına uğrayıp parçalanacaktır. Almanya, Fransa ve daha başka Avrupa ülkelerinde iktidarlar tamamen değişecek ve dış siyasetlerinde de köklü değişmeler olacaktır.

“Beyin ölümü gerçekleşti” denilecek kadar köktü hallerde olan NATO bir anda can bulacak, tarihinde hiç olmadığı kadar güçlenecek ve etkin rol oynayacaktır. Stoltenberg şu ana kadar doğru kararlar aldı ve hamleler yaptı. Lakin yakın gelecekte kazananlar klübünde olmak isteyenler, bu günlerde Tayyip’le ve Türkiye ile kolkola olmak zorundalar. Sadece Türkiye’yi ateş hattına sürükleyen bir siyaseti sergilemek isteyenler de kaybederler.

ABD’nin ne olacağı ise Çin casusu Biden ve Kamala’dan sonra kimin başkan olup nasıl bir siyaset izleyeceğine kalacaktır. Trump’ın çok çok kısa süre içerisinde tekrar ABD Başkanı olmasının önünde şu an için hiçbir mani yok. Şu konseylerdekiler artık titreyip kendilerine gelmeliler. Gerçekçi olmalılar. Eski dünya yok. Son iki sene içinde dünyada herkesin ama herkesin gördüğü çok büyük değişiklikler yaşandı. Pek çok gelişme konsey üyelerinin istediklerinin, planladıklarının dışında oldu, yaşandı, yaşanıyor. Hep hatalı kararlar aldılar. Şimdiden sonra da hatalı kararlar almamalılar. Üyeler arasındaki görüş ayrılıklarının sahada kaybettirdikleri şeyler, artık telafisi mümkün olmayan şeylere dönüştüler.

Mehmet Fahri Sertkaya

Korku imparatorluğu kurmak…

“300’ler Komitesi” kitabını yazan ve sözde bu komiteyi ifşa eden Dr. John Coleman aslında “300’ler Komitesi”nin bir üyesi…

Bunların bütün işi bu: korku imparatorluğu kurmak… Yalanlarla, propagandayla, ifşa görünümlü propaganda ile kendilerini/sistemlerini dev, acımasız, çok güçlü, mücadele edilemez, karşılarına bile çıkılamaz şekilde göstermek…

Kontrolleri altındaki ABD’yi ve AB ülkelerini de bu zamana kadar böyle gösterdiler, gösteriyorlar. Aslında onlar da abartıldığı kadar güçlü olmadılar, şu anda da o kadar güçlü değiller.

Dünyanın dört bir yanında, Siyonizmin teşkilatlarını, Masonluğu, İlluminati’yi yani Ankebut Ağı’nı ifşa ediyormuş gibi görünerek korku imparatorluğu kurma planlarına hizmet eden hainler oldu ve hala var. Türkiye’de ilk akla gelenler Aytunç Altındal ile Ramazan Kağan Kurtoğlu ama daha başkaca da çok kişiler var.

Ankebut Ağı, Satanist ve bütün insanlığa düşman bir ağdır/teşkilattır.

Ankebut Ağı’nın teşkilatı pramit şeklindedir. Pramitin en üstündeki göz, sözde her şeyi gören ve yöneten Şeytan’ın yani Azazil’in gözüdür. En üst yönetici Şeytan’dır. Mason teşkilatı da bu ağ ile bütünleşmiş bir teşkilattır/ağdır.

Ankebut Ağı’nın ve dolayısı ile Masonluğun alt kademelerinde olanlar pek bilmese de ve onlara açıkça söylenmese de üst kademedekiler hep Satanisttir. Bu nedenle cinler, büyüler bunların vazgeçilmezidir. Azazil, emrindeki cinlerle bu ağı korumak, kollamak ister. Bu ağın mensuplarının cin, büyü kartına karşı sağlam duramayanlar, bunlarla mücadele edemezler.

Zaten bu güne kadar böyle güçlü görülmelerinin en temel üç sebebi var:

1- Şeytani bir şekilde “Zafere ulaşmak için her yol mübahtır” diyerek, güç/para bulabilmek için organ, uyuşturucu, fuhuş, her türlü kaçakçılık, terör, tefecilik dahil insanlık dışı her işi yapmaları. Hiçbir ahlaki sınır, değer tanımamaları…

2- Basın ve medyayı kendi ellerinde tutmaları. İnsanlığı basın/medya kanalı ile kendilerinin istediği şekilde yönlendirmeleri. Bu arada kendi adamlarını, kendilerini ifşa eden adamlar gibi oynatıp da insanlık üzerinde bir korku imparatorluğu kurmak istemeleri…

3- Cin ve büyü kartı ile, normalde aşamayacakları pek çok engeli aşmaları. Önemli rakipleri/engelleri büyülerle yok etmeleri. Cinleri kullanarak yaptıkları büyülerle bazı önemli kişilerin zihinlerini büyük oranda kontrol altına almaları ve onlar farkına varamadan kendilerine hizmet ettirmeleri.

Mehmet Fahri Sertkaya

Phil Schneider intihar süsü verilerek öldürüldü

Phil Schneider’ı CIA intihar süsü ile öldürdü. Emri Şeytan’ın Konseyi verdi ve CIA ortadan kaldırdı.

Phil Schneider’ın anlattıklarının büyük çoğunluğu gerçek. Venüs’ten geldiğini iddia ettiği ve fotoğrafını gösterdiği uzaylı insana kadar…Phil Schneider’ın bilmediği, çözemediği şeyler de vardı ki bunlardan biri kendisinin de uzaylılar tarafından kaçırılmış, sorgulanmış ve hatta vücudunun içinde bir şeyler yapılmış olması. Hafızası ile de oynadıkları için bunları hatırlayamadı.

Phil Schneider gibi insanlar susturulmak, alaya alınmak ve çok zorda kalınca da intihar süsü verilerek öldürülmek yerine ciddiye alınsaydı bu gün, ABD’yi, NATO’yu, AB’yi ve daha pek çok ülke, kurum ve kuruluşu Griler ya da Yeşiller yönetiyor olmazdı.

Mehmet Fahri Sertkaya|Akademi Dergisi

Türk Kızılayı bile bu işin içinde…

Diyarbakır’da, 35 milyon dolar para ile inşa edilen, en altta iki gizli bodrum katı bulunduğu ve oraya dışarıdan tünelden giriş olduğu ve organ kaçakçılığında kullanıldığı iddia edilen Memorial hastahanesi, donörleri nereden, nasıl temin ediyor?

Bana ulaşan iddialara göre, uluslar arası bir organizasyon var. Bunlar Türk Kızılay’ı, Kızıl Haç ve AB’nin bazı yardım kuruluşları içinde saflar tutmuşlar. Diyarbakır’daki Memorial’a getirilip organları için katledilenlerin çoğu 8-10 yaş aralığındaki kız ve erkek çocukları… Bunların çoğu Suriye’den kaçırılıyor, bir kısmı Pakistan ve Hindistan’dan… Türk Kızılayı’nın yardım kamyonlarından ve TIR’larından bazıları gerçek yardım malzemeleri ile sınırı geçiyor, sorunlu ve otoritenin kaybolduğu, çok sayıda çocuğun yetim ya da öksüz kaldığı bölgelerde yardımlarını yapıyorlar ve sonra dönüşte kaçırılan çocukları bu araçların kasalarında getiriyorlar. Bunlar sınırda kontrole tabi tutulmuyorlar. Damgalı, mühürlü özel evraklar ve kartlar gösteriyorlar ve anında “Geçin” deniliyor, kontrolsüz geçiyorlar. Aynı şekilde Kızılhaç’a ait araçlar da kullanılıyor.

Diyarbakır Memorial’ın sahibi Turgut Aydın falan değil, ismini vermeyeceğim, Türkçe isme sahip biri de değil… Bu işin merkezinde Masonlar, Şeytana tapanlar, Siyonistler, Haçlılar var. Muhtelif devletlerin bürokrasisinde bağlantıları var. Afrika’dan Asya’ya ve Ortadoğu’ya kadar, sorunlu olan bütün bölgelerden çocuk ve yetişkin kaçırıyorlar. O tarzda kaçırmayıp da “Senin sınırlardan geçmene yardımcı oluruz, sen de sonra bize borcunu öder, payımızı verirsin” denilenler de var. Bunlarda oyun binbir türlü… Masonluğun devletler üstü bir otoritesi varmış da muhtelif devletlerin kurum ve kuruluşlarını birbirine organize etmiş gibi bir manzara var. Bu büyük suç örgütünün sadece Türkiye’de, biri İstanbul’da ve çok büyükçe olan, çok sayıda sözde hastahanesi var. Türkiye, bu işin merkez üslerinden biri yapılmış. Burada parçalanan zavallı insanların organları, çoğunlukla yurt dışına çıkartılıyor. En merkez üs elbette ki İsrail…

Kurban olanlar sadece çocuklar da değil. “Sana Türkiye’de yeni bir hayat kurman için yardımcı oluruz” ya da benzeri tavırlar ve sözler ile yetişkinler de kandırılıyor. İşsiz güçsüz, darda olan yetişkinler bu vaatlere kanıyorlar. Sonra ne olduğunu bile doğru düzgün anlayamadan parça parça oluyorlar. Zira bu çete hem aklı alan ve insanı robot gibi bir hale sokan ilaçlar kullanıyor hem de sihir-büyü aslında bunların uzmanlık alanı…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi