Etiket arşivi: İç siyaset

Her şeyin altında kaldın Tayyip, her şeyin altında sen kaldın.

Tayyip!

Üstlerinin sana neler anlattığını, seni nasıl avutup kandırdıklarını, planlarına nasıl da basit bir piyon yaptıklarını detaylarına kadar biliyorum.

Seni ikaz ederken hep doğruydum ve asla oyun kurmadım. Zaman geçtikçe bu gerçeği hep anladın. Doğruları yazdığımı gördün. Lakin şimdi seni ikaz etmiyorum. Seni uyandırmak ve geri döndürmek için bunları yazmıyorum. Çünkü bu safhadan sonra geri dönüş ihtimalin kalmadığını görüyorum.

Sana ne oldu Tayyip, çok mu çarpıldın. Çok mu bıktın. Her şeyi boş mu verdin. Bu kadar basit oyunlara nasıl kandın. Aslında senin ipini çektiler, önüme atıp yem ettiler ve sen buna sevinip rahatladın.

Her şeyin altında kaldın Tayyip, her şeyin altında sen kaldın.

Mehmet Fahri Sertkaya

Son derece ciddiyim ve en açık şekilde yazıyorum

1-)Son derece ciddiyim ve en açık şekilde yazıyorum

Türkiye üzerinde dönen ya da bir şekilde bir kısmı Türkiye’den geçen kara para işleri/çarkı iyice daraldığı için çareler arıyorlar.

Bu nedenle de korona virüsü salgınını, kasten ve yalanlarla ve basın-medya unsurlarını da kullanarak, organize şekilde abartıyorlar. İçimizdeki İsrail’in, içimizdeki Ermenistan’ın, mason teşkilatının, satanist teşkilatların mensuplarını yine bu işte organize ediyorlar.

Türkiye’de şu anda, resmi yetkililerin ve basın/medya hainlerinin ve art niyetli uzmanların iddia ettiği kadar şiddetli bir korona salgını ve ilan edilen sayıda vefatlar yok. Korona teşhisi koymaya adam ve ceset arıyorlar. Bambaşka sebeplerle ölenlere bile korona diyorlar.

2-)

Bilmem kaç tane ülkenin, bunların hükumetlerinin/liderlerinin, bunların gizli servislerinin ve bunların kontrolündeki mafyalarla terör örgütlerinin, basın ve medya unsurlarının da dahil olduğu bir kara para çarkı, en çok da Türkiye ayağında, bizim Ankebut Operasyonumuz sayesinde iyice büyük darbeler alıyor.

Kısmi kapanmalar bile bunların işine geliyor ama tam kapanmalar daha da işlerine geliyor. Bu süreçte milletin, esnafın, çoluk çocuğun, ihtiyarların, hastaların neler çekeceği umurlarında bile değil.

3-)

Daha önce de küçük bir kaç cümle ile dikkatleri bu yöne çekmiştim. Kapanmalar ve kısıtlamalar sayesinde resmi makamlara ait araçlarla ve ekiplerle bile kara para işleri yaptılar, yapıyorlar. Bu gün Türkiye’de bakanların uçaklarında ve makam araçlarında uyuşturucular ve kara paralar taşındığı konuşuluyor ve gizli soruşturmalara konu oluyor. Bu gün yarın bunlar bir anda ve art arda patlayacak zaten, gidişat bunu gösteriyor. Millet kaç kere korkup “Bu nedir kardeşim, yapmayın böyle şeyler. Korkuyoruz, bir felaket yaşanıyor zan ediyoruz.” dediği halde 40-50 ambulansın ışıklarını ve sirenlerini açıp topluca başka şehirlere sevk ettiler. İçlerinde organ, nükleer madde, silah, uyuşturucu, nakit para taşıdılar.

4-)

Türkiye artık bu şeytanlıklara izin vermeyecek. Bu kadar ikaz ettik, bu kadar sabır ettik, usulüyle temas edip bekledik ama hala bu hususta karşımızda dikleşeceklerse, inceldiği yerden kopsun. O kadar çok istiyorum ki artık bir gürültüyle her şeyin kopup patlamasını ve meydana çıkmasını, içimdeki bu isteği kelimelere döküp anlatamam. Koskoca dünya, insanlık düşmanı satanist bir teşkilatın elinde nasıl da şeytanca bir nizamın hakim olduğu bir hale getirilmiş. Her yerde acı, göz yaşı, feryat, figan, zulüm, katliam, kan, sapıklık var.

Bu Türkiye bu kara para çarkından, bu şeytani sistemden en kısa sürede ve tamamen çıkacak. Aynı anda, benimle hareket eden pek çok ülke/millet de çıkacak. Buna bu dünyadaki veya başka dünyalardaki hiç kimse ve hiçbir teşkilat mani olamayacak. Sadece bu gece bile olağanüstü bir çatışma sahası vardı ve onların kayıpları gerçekten çok ama çok fazla.

5-)

Ben, Türkiye’deki korona oyunlarını tam manasıyla bitirmeye karar verdim. Bundan sonrasında Türkiye’de tam kapanma istemiyorum. Bütün oyunları gerekirse açıkça ve sert bir şekilde bozacağım ve benimle birlikte olan yurt içinden ve yurt dışından bütün güç unsurları da bu mücadelemde yanımda olacaklar.

Buna kızıp da gerçekten çok ölümcül olan virüsleri yaymaya kalkanlar olacaksa, bilsinler ki bunun karşılığını çok ama çok sert verebilecek güce ve imkanlara sahibim. Kendi kabinelerini/hükumetlerini, partilerini, meclislerini ve hemen kısa süre sonrasında devletlerini yıkabilirim.

Bu güne kadar birçok şeyi iddia ettiğimde “O kadar da değildir” diyenler, hemen sonrasında çok pişman oldular ve acınası hallere düştüler. Ben, söylediklerimi yaparım. Kafam atarsa, o yeşil ve gri derili insanlık düşmanı uzaylıların, dünyamızda yeraltında bulunan gizli üslerini bile yıkarım.

6-)

Boş boş konuşmayın.

Bir memleketin içine sızmış bir avuç hain, terörist ve insanlık düşmanısınız. Başka da bir şey değilsiniz. Kendinizi bir yerlerde görmeyin.

Benim ayarımı da bozmayın, bir saat sonra asıl mekanıma geçerim, ikinci saatinde aklınızın almayacağı operasyonlar başlatırım. Senelerdir kaç bin türlü suç delili bıraktınız, sanki bilmiyor musunuz. Siz zaten toz duman olursunuz da iki güne kalmadan bilmem kaç tane batı ülkesinde de benzer şeylerin yaşanmasına sebep olur ve oralarda bile iktidarlar devrilir. İşler kontrolden çıkar, ben bile kontrolümde tutamam ve sonucun ne olacağını kesinlik derecesinde bilemem. Lakin biz de kayıplar verecek olsak da sizin gerçek yüzünüz ve teşkilatınız bütün dünyada görülür ve iki asır geriye gidersiniz.

Bu korona oyunu bitmiştir. Israr etmek mi istiyorsunuz, haydi edin, hep beraber yaşayıp görelim.

7-)

Çin, Tayyip’i tehdit ediyor

Türkiye’deki kara para çarkı büyük darbe alan Çin/yeşiller, Türkiye’de tam kapanma istiyorlar. Bu hususta Tayyip’i tehdit altında tutuyorlar.

Çin devlet sistemi daha çok kara para peşinde ama içlerine sızmış olan ve dünya üzerindeki pek çok hamlelerini Çin devlet gücü üzerinden yapan yeşil uzaylıların daha başka hesapları, planları da var.

Buradan Yahudilere ait büyük ilaç firmalarına ve dünya insanlığının genetiğinin değiştirilmesi planlarına yol çıkıyor.

8- )

Kocaman bir yalan

BBC, bu haberinin altında kalır. Bu haberden ve BBC’den mesul olan pek çok kişi milletler arası mahkemelerde “insanlığa karşı işlenmiş suçlar” kapsamında yargılanır.

Bu oyun haddi iyice aştı. Hindistan’da ölenlerin hepsinin korona virüsünden ölmediğini bütün dünya biliyor. BBC yetkilileri de İngiliz hükumeti mensupları da bunu biliyor. Buna rağmen böyle haberler yapılamaz. Bütün dünya kandırılamaz. Bu, gazetecilik değil, idamlık bir suç…

9-)

Hiç zor değil. Yüzlerce Hindistanlının cesetleri alınıp dürüst karakterli ve sahasında uzman kişilerce otopsi yaptırılabilir. Bu insanlık, siyasi otoritelerin kontrolünü bile red ederek, on milyonlarca kişi halinde sokakları, meydanları doldurarak, hükumetleri/liderleri devirerek bunu yapmak zorunda kalabilir. Baskı altındaki pek çok dürüst uzman, bir anda cesaret bulup gerçekleri haykırabilir.

Bütün insanlık yeterince bunaldı ve dönen dolapları çoktan anladı. Sosyal ağların, video platformlarının gerçek yüzü, gerçekleri gizlemek isteyen tavırları iyice anlaşıldı. Ahmak olanlar ve şu dünyada hiçbir gayesi olmayıp hayvan misali yaşayanlar bile bunu anladılar. Bu iş, ya büyük bir gürültü ve çatışma ortamıyla olacak ya da bu korona oyunlarının oyun kurucuları geri adımı sakince atacaklar. Üçüncü bir seçenek/ihtimal yok.

10-)

Hindistan’da temizlik zaten çok büyük bir sorun. Çok eksikleri ve kusurları var. Nüfus da çok yoğun. Teknik ve tıbbi imkanlar da çok kısıtlı. Hayat şartları da çok kötü ve kimse kastetmese bile bulaşıcı hastalıkların yayılması hep beklenir. Bu ihtimal her zaman için çok yüksek. Şu anda kasıt da var ve kasten bulaştırılan başka virüsler de var. Bu kadar insanı sadece korona virüsü öldürmüyor. Korona virüsünün öldürücülüğü bu kadar yüksek değil.

Ayrıca son birkaç haftada Hindistan’da ölen on binlerce kişi metafizik çatışmalarda öldüler. Medyumluğun, büyücülüğün, büyü ayinlerinin bu kadar yaygın olduğu Hindistan’da bu kaçınılmaz bir sondu. Bu sahanın uzmanları da bu bilgiden haberdarlar.

11-)

Hindistanlıların kendi ülkelerinde çekip paylaştığı videolar bile “Bu nasıl virüs, cesetlere bakıyoruz, insanlar dayak yemiş gibiler, her yerlerinden kan akıyor. Bize dokunmayın diyorlar ama bir tuhaflık var” mesajlarıyla paylaşılıyor.

Çünkü korona ve başka virüsler bir seviyeye kadar ölümlere sebep oluyorlar ama bir yandan da çok büyük çapta organ işi yapılıyor. Korona bulaşmasına benzer ufacık belirtiler gösteren kişiler bile hemen bir oldu bitti ile hastahanelere sürükleniyorlar ve organları çalınıyor.

12-)

İngiltere hükumeti de Hindistan hükumeti gibi bu şeytani işin içinde. Birlikte çalışıyorlar. Bu anlarda Hindistan’a teknik/tıbbi destek vermeye hemen teşebbüs edenler de bu kanlı oyunun içindeki hükumetler/liderler. Bu milletler arası kanlı oyunun en üst isimlerinden biri de Çin lideri Şi Cinping… İnsanlık namına derhal meydan bir yerde ve bütün dünyanın izleyeceği bir canlı yayında asılması gerekiyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bir kez daha birilerinin gazına gelme Tayyip!

Bir kez daha birilerinin gazına gelme Tayyip!

Bu defa tam manasıyla altında kalırsın, tamamen bitersin. Seni ben bile kurtaramam. Sadece Türkiye içinde değil, dünya genelinde her denge alt üst olur ve altında herkesten çok sen kalırsın.

Kolluk kuvvetlerini, adli yetkilileri bu işlere karıştırma. Bu devletin hiçbir makamını da yetkili, resmi kimlikli kişisini de karıştırma. Kimsenin benim devletimin gücüyle bana rest çekmeye kalkmasına alet olma. Bir kez daha basit bir piyon olma. O güvendiğin, yıkılmaz dağ zan ettiğin ülkelerin ve liderlerin iki günde ne hallere düştüklerini gördün. Hayal gibiydi, gerçek oldu ve sen de büyük sarsıldın yaşananları görünce…

Şimdi güçleri varsa, alabiliyorlarsa gelip beni kendileri alsınlar. Unutma, ne zaman seni ikaz ettiysem ve dinlemediysen, başın belalardan kurtulmadı. Ölümlerden beter sıkıntılar, haller yaşadın.

Sen bu işlere karışma.

Mehmet Fahri Sertkaya

Mfs görüşmeleri – Halkı Müslüman olan bir Asya ülkesi

Dünyada hiç gerçek İslam devleti yok ama halkının bir kısmı ya da çoğunluğu müslüman olan ülkeler çok. Halkının büyük çoğunluğu müslüman olan bir Asya ülkesiyle, hazırlıksız olunan bir anda, aniden gelişen bir görüşmem oldu. Bu görüşmenin tek taraflı bir kısmını dinleyebilirsiniz.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Mfs görüşmeleri – Halkı Müslüman olan bir Asya ülkesi

Dünyada hiç gerçek İslam devleti yok ama halkının bir kısmı ya da çoğunluğu müslüman olan ülkeler çok. Halkının büyük çoğunluğu müslüman olan bir Asya ülkesiyle, hazırlıksız olunan bir anda, aniden gelişen bir görüşmem oldu. Bu görüşmenin tek taraflı bir kısmını dinleyebilirsiniz.


MFS talks – An Asian country whose population is Muslim

There is no real Islamic state in the world, but there are many countries where some or most of the people are Muslim. I had a sudden talking with an Asian country whose population is mostly Muslim, in a moment of unpreparedness. You can listen to a one-sided part of this conversation.

Mfs – Lavrov görüşmesi

Böyle bir görüşmeyi asla paylaşacak değildim, paylaşılmasını doğru bulmuyorum ama yıllardır Türkiye ile Rusya arasında kurmak istediğim dostluk ilişkilerini sinsilikle ve ihanetlerle bozan, tarafları sürekli olarak aldatan, oyunlar içinde oyunlar kuran bir Lavrov var. Bir seneye yakın süredir gerçek yüzünü herkesin anladığını da biliyorum. Yine de Rusya/Putin tarafı, Rusya’ya bu kadar açıkça ve sürekli olarak ihanetler eden Lavrov hakkında icap edenleri yapmadı. Şu aşağıda okuyacağınız/dinleyeceğiniz görüşmeyi Lavrov, Putin’e olması gerektiği gibi anlatmadı. Zaten senelerdir hep bunu yaptı. Ayrıca Lavrov yalnız değildir, Zaharova da ve daha önemli başka kişiler de yıllardır Rusya’ya ihanetler ediyorlar. Rusya siyasetinde kimin eli kimin cebinde belli değil. Uzun zaman önce, bu hususlara temas ettiğim bazı yayınlar yapmıştım.

Artık böyle bir görüşmenin paylaşılması hem zaruri hem de hukuka/dostluğa uygun oldu. Bu görüşmenin ifşa edilmesi, iyi niyetle aldığım bir karardır. Bundan sonrasında Rus tarafı da dünyadaki bütün taraflar da neyin ne olduğunu iyice kavrayacaklardır. Sonra herkes hemen kararını verecektir, duruşunu sergileyecektir ve ben de ona göre kararlar alacağım. Bu defa, yıllardır sürekli oynayan/değişen ittifaklar son şeklini alacaktır ve üçüncü dünya savaşına bu şartlar dahilinde girilecektir. Bu nedenle, görüşmeyi iki gün önce yapmamızdan hemen sonra bir ikaz yayını yapmıştım. Lavrov’un bu görüşmeyi Putin’e şeffafça anlatmasına yol olmadığını, yine oyun kuracağını ifade etmiştim. Verdiğim iki günlük süre bir saat kadar önce bitti.

Not: Bana yardımcı/aracı olan bir kişi ve ayrıca Lavrov’a yardımcı/aracı olan bir kişi vardı. Görüşmede toplam dört kişi vardı. Hiç beklenmeyen, hazırlıksız olunan bir anda gelişen/yaşanan bu görüşmenin sadece başındaki yaklaşık iki dakikalık kısmı bu yayında yok. Bunun haricinde görüşmenin eksik hiçbir kısmı yok. Kesilip biçilmedi ve Lavrov’un sözleri de büyük bir şeffaflıkla, dürüstlükle buraya aktarıldı.

Lavrov: Biz seninle kötü geçinmek istemiyoruz da sen gidip gidip düşmanlarımızla dost oluyorsun. Zaten Rusya’nın istihbarat gücü zayıf olsaydı siz şu anda Ankebut Ağının A takımın kontrol ediyor olurdunuz. 

Lavrov: Aslında Rusya’nın sana üst perdeden bakmadığının sen de farkındasındır. Ve Rusya sana dost olmasaydı çok yerde biz Avrupa’yı da kullanarak Tayyip’i durdurmazdık. Bu gün çok ülkenin seninle görüştüğünü biliyoruz. Onlar küçük küçük ama başına buyruk davranan ve Ankebut Ağının tamamen maşası haline gelmiş ülkeler. Bu ülkelerin senin davanı paylaşmak gibi amaçları yok. Bu ülkeler bu gün varlar yarın bu dengeler değiştiğinde hiç yokmuş gibi olacaklar ama Rusya hiçbir zaman öyle olmadı. Rusya her zaman varlığını belli etti. Sen Rusya’ya çok ağır darbeler vurdun. Tayyip’i tamamen durdurabilecekken durdurmadın. Çünkü Rusya’ya güvenmedin. Ben sana karşı çok iyi bakmadığım halde çok yerde sustum ve tamamen diplomatik dille cevap verdim. Diplomasiye uygun davrandım. Sen beni hep dünyanın gözü önünde küçük düşürmeyi tercih ettin. Böyle olmayabilirdi. Kazandırdığın kadar kaybettirdiğini de düşünüyorum Amerika’ya karşı… Ama bu tekrar bir araya gelemeyiz, aynı paydada da buluşamayız demek değil. Rusya da bunu bekliyor. Unutma, o görüştüğün ülkelerin hiçbiri sana fayda sağlayamayacaktır. Sana yine dost ve güçlü bir komşu ülke olan Rusya destek olacaktır. 

Lavrov: Bizim küçük küçük dediğimiz ülkeler nüfus olarak, yüzölçümü olarak küçük demek değil bizim için. Bizim için dünyada ne kadar ağırlığı olduğu önemli olan ülkeler. Bu ülkelerin hepsi Ankebut Ağının küçük birer kalesi sayılırlar. Ama Rusya bu gün Ankebut Ağını kontrol edebilecek güce geliyor. Trump’la ilişiğini kesmen aslında bizi memnun etmişti ve yine bu söylediklerini Rusya değerlendirecektir.  

Lavrov: Bazen diplomasiden hiç anlamadığını düşünüyorum. Çünkü hem bu kadar açık konuşup hem de işbirliği yapmayı öngörüyorsun. Bu epeyi şaşırtıcı bir şey. Rusya her zaman böyle bir duruşta olmadı. Aslında Rusya/Putin gereken yerlerde kendinden, ülkesinden taviz vererek sizi ülke içinde zora sokmayacak hamleler yaptı. Bu, kendisininin aleyhinde idi ama böyle kararlar verdi. Yine böyle kararlar verebileceğimiz zamanlar gelebilir, yakındır. Bu görüştüğünüz ülkeler bizim için çok da sorun değil. Güney Amerika ile bizim gerçekten ciddi işlerimiz var. Son zamanlarda anlaşmazlıklar yaşıyoruz ama bunlar da geçicidir. Çünkü araya Çin girdiği zaman sıkıntılar çoğalıyor. Çin’le fazla böyle devam edebileceğimizi sanmıyorum.  

Lavrov: Peki, daha sonra devam ederiz. Son olarak söylemek istediğimiz bir şey var. Bu orta asya Türk devletleri meselesinde, bu Rusya’nın içinde asimile olmuş Türkler meselesinde, Rusya’nın üzerine fazla gittiğinizi düşünüyorum. Bunu da bir düşünün. Beraber iş yapacaksak, bunların Rusya’yı ne kadar zor duruma sokacağını bir düşünün. Ve bu milletin geçmişteki milletler olarak kalmadığını yine aklınıza getirmenizi tavsiye ederiz. 

Lavrov: Gerçekçi olmak gerekirse doğru. Türkler ve Ruslar hiçbir zaman gerçek dost olmadılar tarih boyunca ama biz yönettiğimiz her Türk devletinde, bizim iktidarımızda, adaletli olmaya çalıştık. Bunu insani bir vazife olarak gördük. Aslında son söyledikleriniz, aramızda bir işbirliği olursa Rusya’nın bu yarasını kaşımayacağınızı söylemeniz sevindirici. Bundan memnun kaldığımı söyleyebilirim. Tekrar devam edelim görüşmelere. Rusya bunları değerlendirecek. Olumlu bir sonuç çıkarttığımıza da inanıyoruz. 

Lavrov: Aslında iki gün çok kısa bir süre ama yine devam ederiz. 

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Mfs – Lavrov görüşmesi

Böyle bir görüşmeyi asla paylaşacak değildim, paylaşılmasını doğru bulmuyorum ama yıllardır Türkiye ile Rusya arasında kurmak istediğim dostluk ilişkilerini sinsilikle ve ihanetlerle bozan, tarafları sürekli olarak aldatan, oyunlar içinde oyunlar kuran bir Lavrov var. Bir seneye yakın süredir gerçek yüzünü herkesin anladığını da biliyorum. Yine de Rusya/Putin tarafı, Rusya’ya bu kadar açıkça ve sürekli olarak ihanetler eden Lavrov hakkında icap edenleri yapmadı. Şu aşağıda okuyacağınız/dinleyeceğiniz görüşmeyi Lavrov, Putin’e olması gerektiği gibi anlatmadı. Zaten senelerdir hep bunu yaptı. Ayrıca Lavrov yalnız değildir, Zaharova da ve daha önemli başka kişiler de yıllardır Rusya’ya ihanetler ediyorlar. Rusya siyasetinde kimin eli kimin cebinde belli değil. Uzun zaman önce, bu hususlara temas ettiğim bazı yayınlar yapmıştım.

Artık böyle bir görüşmenin paylaşılması hem zaruri hem de hukuka/dostluğa uygun oldu. Bu görüşmenin ifşa edilmesi, iyi niyetle aldığım bir karardır. Bundan sonrasında Rus tarafı da dünyadaki bütün taraflar da neyin ne olduğunu iyice kavrayacaklardır. Sonra herkes hemen kararını verecektir, duruşunu sergileyecektir ve ben de ona göre kararlar alacağım. Bu defa, yıllardır sürekli oynayan/değişen ittifaklar son şeklini alacaktır ve üçüncü dünya savaşına bu şartlar dahilinde girilecektir. Bu nedenle, görüşmeyi iki gün önce yapmamızdan hemen sonra bir ikaz yayını yapmıştım. Lavrov’un bu görüşmeyi Putin’e şeffafça anlatmasına yol olmadığını, yine oyun kuracağını ifade etmiştim. Verdiğim iki günlük süre bir saat kadar önce bitti.

Not: Bana yardımcı/aracı olan bir kişi ve ayrıca Lavrov’a yardımcı/aracı olan bir kişi vardı. Görüşmede toplam dört kişi vardı. Hiç beklenmeyen, hazırlıksız olunan bir anda gelişen/yaşanan bu görüşmenin sadece başındaki yaklaşık iki dakikalık kısmı bu yayında yok. Bunun haricinde görüşmenin eksik hiçbir kısmı yok. Kesilip biçilmedi ve Lavrov’un sözleri de büyük bir şeffaflıkla, dürüstlükle buraya aktarıldı.

Lavrov: Biz seninle kötü geçinmek istemiyoruz da sen gidip gidip düşmanlarımızla dost oluyorsun. Zaten Rusya’nın istihbarat gücü zayıf olsaydı siz şu anda Ankebut Ağının A takımın kontrol ediyor olurdunuz. 

Lavrov: Aslında Rusya’nın sana üst perdeden bakmadığının sen de farkındasındır. Ve Rusya sana dost olmasaydı çok yerde biz Avrupa’yı da kullanarak Tayyip’i durdurmazdık. Bu gün çok ülkenin seninle görüştüğünü biliyoruz. Onlar küçük küçük ama başına buyruk davranan ve Ankebut Ağının tamamen maşası haline gelmiş ülkeler. Bu ülkelerin senin davanı paylaşmak gibi amaçları yok. Bu ülkeler bu gün varlar yarın bu dengeler değiştiğinde hiç yokmuş gibi olacaklar ama Rusya hiçbir zaman öyle olmadı. Rusya her zaman varlığını belli etti. Sen Rusya’ya çok ağır darbeler vurdun. Tayyip’i tamamen durdurabilecekken durdurmadın. Çünkü Rusya’ya güvenmedin. Ben sana karşı çok iyi bakmadığım halde çok yerde sustum ve tamamen diplomatik dille cevap verdim. Diplomasiye uygun davrandım. Sen beni hep dünyanın gözü önünde küçük düşürmeyi tercih ettin. Böyle olmayabilirdi. Kazandırdığın kadar kaybettirdiğini de düşünüyorum Amerika’ya karşı… Ama bu tekrar bir araya gelemeyiz, aynı paydada da buluşamayız demek değil. Rusya da bunu bekliyor. Unutma, o görüştüğün ülkelerin hiçbiri sana fayda sağlayamayacaktır. Sana yine dost ve güçlü bir komşu ülke olan Rusya destek olacaktır. 

Lavrov: Bizim küçük küçük dediğimiz ülkeler nüfus olarak, yüzölçümü olarak küçük demek değil bizim için. Bizim için dünyada ne kadar ağırlığı olduğu önemli olan ülkeler. Bu ülkelerin hepsi Ankebut Ağının küçük birer kalesi sayılırlar. Ama Rusya bu gün Ankebut Ağını kontrol edebilecek güce geliyor. Trump’la ilişiğini kesmen aslında bizi memnun etmişti ve yine bu söylediklerini Rusya değerlendirecektir.  

Lavrov: Bazen diplomasiden hiç anlamadığını düşünüyorum. Çünkü hem bu kadar açık konuşup hem de işbirliği yapmayı öngörüyorsun. Bu epeyi şaşırtıcı bir şey. Rusya her zaman böyle bir duruşta olmadı. Aslında Rusya/Putin gereken yerlerde kendinden, ülkesinden taviz vererek sizi ülke içinde zora sokmayacak hamleler yaptı. Bu, kendisininin aleyhinde idi ama böyle kararlar verdi. Yine böyle kararlar verebileceğimiz zamanlar gelebilir, yakındır. Bu görüştüğünüz ülkeler bizim için çok da sorun değil. Güney Amerika ile bizim gerçekten ciddi işlerimiz var. Son zamanlarda anlaşmazlıklar yaşıyoruz ama bunlar da geçicidir. Çünkü araya Çin girdiği zaman sıkıntılar çoğalıyor. Çin’le fazla böyle devam edebileceğimizi sanmıyorum.  

Lavrov: Peki, daha sonra devam ederiz. Son olarak söylemek istediğimiz bir şey var. Bu orta asya Türk devletleri meselesinde, bu Rusya’nın içinde asimile olmuş Türkler meselesinde, Rusya’nın üzerine fazla gittiğinizi düşünüyorum. Bunu da bir düşünün. Beraber iş yapacaksak, bunların Rusya’yı ne kadar zor duruma sokacağını bir düşünün. Ve bu milletin geçmişteki milletler olarak kalmadığını yine aklınıza getirmenizi tavsiye ederiz. 

Lavrov: Gerçekçi olmak gerekirse doğru. Türkler ve Ruslar hiçbir zaman gerçek dost olmadılar tarih boyunca ama biz yönettiğimiz her Türk devletinde, bizim iktidarımızda, adaletli olmaya çalıştık. Bunu insani bir vazife olarak gördük. Aslında son söyledikleriniz, aramızda bir işbirliği olursa Rusya’nın bu yarasını kaşımayacağınızı söylemeniz sevindirici. Bundan memnun kaldığımı söyleyebilirim. Tekrar devam edelim görüşmelere. Rusya bunları değerlendirecek. Olumlu bir sonuç çıkarttığımıza da inanıyoruz. 

Lavrov: Aslında iki gün çok kısa bir süre ama yine devam ederiz. 

Oyun kurmuyorum, ciddiyim…

Neler olduğunu bilenler var, bilmeyenler var. Ben buradan bir kısmını anlatayım. Dibe vurmuş, laçkalaşmış haldeki Ankebut Ağı benimle bir iletişim kurabilmek ve anlaşabilmek için günlerce çırpındı durdu.

Aylar önce de bunlarla ortak menfaatlerde yol almak istemiş ve şans vermiştim. Hep oyun kurmuşlardı. Nihayet “Kabine değişecek/değişmeli” mesajları vermemden sonra Tayyip çıldırdı, o bilinen çıkışını sergiledi ve sonra her şey bozuldu. Geçenlerde bir ufacık anlaşma ışığı gördüklerinde hemen, düşünmeden bunu bir daha denediler. Üst üste pek çok hamle yaptılar. Geçenki seferde derslerini aldıklarını bildiğimden, daha da fena hallere düştüklerini, iyice güç kaybettiklerini bildiğimden bu defa ciddi duracaklarını, oyun kurmayacaklarını düşündüm. İhtiyatlı yaklaşarak onlara yol verdim. İlerlediler, pek çok sıkıntılı mesele lehlerine dönmeye, çözülmeye başladı. Anında Türkiye ve dünya meselelerinde yukarı doğru ivme kazandılar. O çaresizlik ve köşeye sıkışmışlık hallerini ise hemen unutup yine şımardılar/şeytanlaştılar.

Baktım yine oyun kuruyorlardı. Birkaç kere ikaz ettim ama ayar almadılar. İkinci defa bu mücadele neticesiz kalmış oldu. Bizi ayakta uyuttuklarını zan ediyorlarken birden her şeyi kesip attım. İnanamadılar, iç tartışmalar/çatışmalar yaşadılar, çok sarsıldılar. NATO bile yukarı doğru ivmesini bir anda tersine çevirdi. Ukrayna meselesi de dara düştü. Her meselede, her yerde aniden çöktüler. Birkaç gündür her konuda rezil olmaya devam ediyorlar.

Son günlerde ise kelimenin tam manasıyla yalvardılar. “Bizler baronlarız. En üst efendileriz. Biz izin vermeden bu dünyada hiçbir şey olmaz. Bu güne kadar Ankebut Ağı’nın görünen yüzüyle, ayak takımı ile mücadele ettin. Şimdi meseleye biz el atıyoruz. Bir şansımız daha yok mu? Anlaşamaz mıyız? Senin hassasiyetlerini biliyoruz ve saygı göstereceğiz? Senin zekanı, stratejini, gücünü takdir ediyoruz ve yanımızda görmek istiyoruz. Cemaatinin başına geçmenden de rahatsızlık duymuyoruz. Gel bizimle ol. İstersen seni aramıza bile alabiliriz. Bu güne kadar aramızda hiç gerçek Müslüman bulunmadı ama sen ilk olabilirsin. mealinde cümlelerle birkaç gün yalvardılar.

Onlara önce gerçekte ne kadar aciz ve tamamen bitmek üzere bir halde olduklarını anlattım. Hemen “Senin yüzünden oldu bütün bunlar” dediler. “Evet, benim yüzümden oldu. Düşmanımsınız, çatıştık ve siz kaybettiniz. Şimdi ise düşman kalarak bir süre ortak menfaatlerde buluşabiliriz. Lakin benim hassasiyetlerim ve bazı şartlarım var.” dedim. İstemeye istemeye ve çok da ümitli olmadan bir şans daha verdim. Gayet makul olan şartlarımı söyledim ve bazı taleplerde bulundum. Günlerdir yine oyaladılar ve oyunlar kurdular. Bu süre zarfında iki gruba bölünüp kendi aralarında da çatıştılar. Bizimle anlaşmak isteyenlere A takımı, istemeyenlere B takımı dedik. A takımı, B takımı karşısında zorlanınca onlara metafizik destek dahi verdik. İstedikleri süreyi de verdik. Süre dolduğunda hiçbir mazeretleri olmasın istedik. İçlerinde gerçekten bizimle anlaşmak ve kurallarımızı kabul ederek dünyayı beraber şekillendirmek isteyen üst isimleri de oldu ve hala bu kanaatteler. Lakin bütüne bakılınca yine şeytanlık ve sinsilik yaptılar. Sanki hala anlaşmak istiyorlarmış ve istediğim şartları ayarlıyorlarmış gibi görünerek oyalarlarken ben icap eden karşılığı verdim. “Böyle yapacağınıza çok yüksek ihtimal veriyordum başından beri… Yine şaşırtmadınız” dedim ve kesip attım. Bunu yaparken de bundan sonra izleyebileceğim birkaç yolu onlara anlattım. Sadece susup kaldılar.

Haklı olarak çok öfkeliyim ve bütün dünyanın onların üzerinden geçmesine izin de destek de vereceğim. Benimle çatışan bir halleri olmadıktan sonra, Yeşiller, Çinliler, Ruslar, İranlılar ya da herhangi bir taraf bunları ezip geçerken işlerini bozmayacağım. Hatta önlerini açacağım. Hatta icabı halinde o taraflara destekler vereceğim.

Cihan da yıkılsa ben hassasiyetlerimden taviz vermeyeceğim. Bir dakika bile maksadım/hedefim dünyalık olmadı. Para, şöhret, alkış, itibar, kadın, makam, rütbe olmadı, olmayacak. Ben bunların değil davamın mücadelesini veriyorum. Bunların peşinde olsaydım şimdiye binlerce kere sahip olmuştum.

Ben kara sevda olduğum kişinin bile peşinde koşmadım. Hiç ama hiç koşmadım. Baktım olmuyor, dinim, duruşum, ahlakım, şartlarım onların kabullenemeyeceği şeyler… Baktım Müslümana kız verecek kişiler değiller, bedeli ne olursa olsun sildim geçtim. “Yapamaz, bu işin tabiatı belli. Gelip bu kapıya kul olacak, göreceksiniz. Tarih boyunca bu hep böyle oldu.” dediler, üstüne üstüne ezdim geçtim, yaptım, sildim. Ben bu günlere çok akıl almaz imtihanlarla hazırlanarak getirildim.

Çok sayıda ülke lideriyle ve lider olmasa da çok sayıda ülkeden tesirli siyasetçiler ve kanaat önderleri ile irtibatım devam ediyor. Her geçen gün de bunların sayıları artıyor. Dünyayı yeniden ve olması gerektiği gibi şekillendirirken yanımda olmaya devam edecek çok sayıda güç unsuru var. Şartları doğru okuyorum. Gücümün farkındayım ve henüz çok azını kullandım/kullanıyorum.

Mehmet Fahri Sertkaya – http://www.mfs.tv

Amerika’yı parçalamanın vakti geldi

Amerika’yı parçalamanın vakti geldi. Beyin ölümü gerçekleşmiş NATO’yu parçalamanın vakti geldi. Çoktan dağılmış ama ilan edilmemiş olan AB’ni parçalamanın vakti geldi. Yeşillere meydan vermenin, onlara mani olmamanın vakti geldi.

Türkiye, kendini savunmanın haricinde hiçbir şekilde, hiç kimseye karşı askeri güç kullanmayacak. Türkiye’nin dünyanın dört bir yanındaki askerlerini geri çekmenin vakti de geldi. Türk askerini, ordusunu kara para hedefleri için dört bir yana göndermiş hainlerin Türkiye içinde bir adım atamaz hale getirilmesinin vakti geldi.

Bir süre için, Ankebut Ağı iyice dibi görene kadar Rus, Çin ve İran tarafı hariç tutularak, Türkiye içinde diğer bütün tarafların kara para işlerini boğma, kara para gelirlerini yok etme vakti geldi.

Basit bir piyon olan Tayyip’i başta tutarak, düşmesine izin vermeyerek, aynı zamanda hiçbir şey yapamaz, sahiplerine çalışamaz hale getirmenin ve krizlerini derinleştirmenin vakti geldi.

Bağlantınızı kesin ya da geri çekin

Çok yakında değil, hemen şimdi cemaatimiz içindeki münafıkları, hainleri, alçakları toplu toplu temizlemeye başlayacağım. Şu yaştaymış, şu makamdaymış, şu soydanmış, yolumuzda çok hizmetler etmiş falanca merhumun bilmem nesi imiş, bilmem geçmişinde siyasetin içindeymiş, yok şu kadar kurs yapmış/yaptırmış, şu seviyede ilim sahibiymiş, bilmem ne kadar talebe okutmuş diye bakmayacağım. Hak eden herkesi, hak ettikleri kadar sert şekilde ezip geçeceğim.

Çok gürültüler çıkacak, çok sarsılanlar olacak. Bu gün ve yarınlarda, Türkiye içinde ya da dünya siyasetinde benim kurduğum dengeler içinde yer almak yani kazananlar kulübünde yer almak isteyen, benimle ortak paydada yol almak isteyen bütün kişiler, kesimler, teşkilatlar, devletler şimdi bir karar vermeliler. Ne yazık ki benim elimde olmayan sebeplerle bu zaruri temizlik çok ama çok gecikti. Ben bu zaruri temizliği hakkıyla yaparken hainleri, münafıkları kollamak ve kurtarmak için hamle yapanlar, benim bu gün de yarında “hiç ortak nokta bulunamayan ve en kısa sürede yok edilmesi gereken şiddetli düşmanlarım” olacaklar.

Onlara tavsiyem şudur ki karşıma çıkmasınlar. Hatta bana bırakmayıp da kullandıkları hainleri kendileri oyundan düşürsünler. Benim Türkiye’de ve dünyada yapmak istediklerimi daha kısa sürede yapabilmem, cemaatimin içindeki münafıkların, baş belalarının temizlenmesiyle doğru orantılı…

Ekrem İmamoğlu’nun çirkinliklerine artık izin verilmemeli


Gizli Ermeni ve Hristiyan Ekrem İmamyan’ın camide protesto edilmesi bir yandan rahatsız edici olsa da bir yandan sevindirici.

İnsanların siyasetçileri camide protesto etmesi, cami gibi kutsal bir mekanda böyle gerilmelerin olması son derece rahatsız edici. Lakin bir taşma noktası yaşanmış gibi…

Ülkemizdeki gizli Ermeni ve Hristiyan çetelerinin, yüz yıldan fazla bir süredir, kendilerini Türk ve Müslüman göstererek yaptıkları ihanetler, Akademi Dergisi sayesinde artık milletimiz tarafından iyice fark edildi, öğrenildi. Kemalistlik, çağdaşlık, cumhuriyet, demokrasi gibi uydurma/zorlama ve bir fayda vermemiş/vermeyecek sistemler/tabirler sayesinde üstü örtülü bir Türk ve İslam düşmanlığı sergilenebilecek şartlar artık bu ülkede yok. Aslında oyun çoktan bitti…

Buna rağmen bile bir yandan Müslüman ve Türk görünen, camiye ve cuma namazına giden, şehitliklerimizi ziyaret eden, zaman zaman dini referanslarla konuşan bir Ekrem İmamyan varken… Bir yandan da teröristlere açıkça destek veren, terörle özdeşleşmiş HDPKK’nin kapatılmaması için kendini paralayan, İslam dininde lanetlenmiş ibneliği ve seviciliği bile açıkça savunan, bu kadar ileri seviye bir çirkinliği medenilik gibi göstermeye çalışan, adeta yarı zamanlı Müslümanlık icad etmişçesine günün bir kısmında Müslüman, bir kısmında azılı İslam düşmanı tavırları sergileyen bir Erkem İmamoğlu var.

Bu şartlarda, zaten bunların aslında Türk ve Müslüman olmadıklarını… Türk’e ve Müslümana düşman olduklarını… Sinsice bütün kurulu düzeni bozmuş ve nesillerdir insanlarımızı dünya ahiret felaketlerine kasten sürüklemiş ve hala sürüklemeye devam eden kişiler ve teşkilatlar olduklarını… Ahlakı, dini ve lisanı yıkmak, tarihle bağımızı kopartmak isteyen muzır varlıklar olduklarını bilen milletimiz daha ne yapsın…

Artık tepkiler cami içinde bile görülüyorsa, birileri durup sebebini samimiyetle sorgulamalı. Samimiyetsiz bir şekilde bir teröristleri savunan bir Müslüman rolü oynayıp cuma namazına giden çift kimlikli bir haine bu tepkiyi sergileyen vatandaşa ne denebilir. “Çok iyi yaptın, bu samimiyetsiz ve art niyetli tiyatroya çok iyi bir müdahalede bulundun, zaten herkesin söylemek istediklerini söyledin ama keşke camide demeyeydin” denir.

Şu anda CHPKK’yi, HDPKK’yi, DEVA Partisini, Gelecek Partisini, Türk Tabipleri Birliği’ni, bazı mühim adli makamları, İstanbul, Ankara, İzmir Büyükşehir Belediyeleri dahil olmak üzere pek çok belediyeyi ve ayrıca basın/medya sektöründe pek çok kuruluşu ve ayrıca kara para sahasında pek çok mafyayı kontrollerinde tutan gizli Ermeni ve Hristiyan çetelerine gerekli müdahaleler yapılmalı. Bu müdahale camideki vatandaşa bırakılmamalı. Adli makamlar ve ayrıca siyasi yetkililer bunlara gereken karşılıkları vermeli. Bunların millet nazarında desteği hiçbir zaman olmadı ve şu anda da yok.

Zaten son haftalarda Ekrem İmamoğlu “Aniden kurulan yeni ve büyük dengeler içinde biz gizli Hristiyanlar bu ülkede sonumuzun geldiğini, gücümüzü/sistemimizi kaybedeceğimizi anladık. Şimdi tamamen yıkılmadan önce ne kadar damara bassak, çirkinleşsek, mevzu çıkartsak , nefsi tavırlar sergilesek o kadar içimiz soğur” tarzıyla/düşüncesiyle tavırlar sergiliyormuş gibi hava var. Şayet böyle değilse ya ayık gezmiyor ya da kafasına çok sert bir şey düşmüş de akli dengesi darbe almış olmalı.

Türlü ihanetlerin, türlü kara para işlerinin içinde olup da onlarca farklı suçlamayla ağır ceza mahkemelerinde acilen yargılanması gereken, siyasi dokunulmazlığı da bulunmayan Ekrem’in, son zamanlarda karşıtlarının damarına basmak istercesine aldığı kararlar ve sergilediği tavırlar, bence “Bittik biz, bu nasıl oldu. Başlarım böyle işe” deyip hiçbir şeyi hesap etmeden çılgınlık sergileyen mahalle serserilerinin tavırlarından hiç farklı değil. Bakalım kimin elinde kalacak.

Mehmet Fahri Sertkaya