Etiket arşivi: Griler

Hiç mi sonunu düşünmediniz?

Ne oldu?

Bütün dünya insanlığını toptan ahmak, cahil, korkak, tembel mi zan ediyorsunuz? Tarihte kaç defa böyle danışıklı dövüşler oynuyorken de ifşa oldunuz, sonra mağlup olup perişan oldunuz.

İşte bir kere daha aynısı yaşanıyor. Bütün dünya insanlığı, oyunlarınızı çoktan görmüştü, danışıklı dövüşleri anlamıştı, siz hala hangi akla hizmetle aynı türde oyunlar kurdunuz? Hiç mi sonunu düşünmediniz ya da ihtimal hesabı yapmadınız?

Şimdi, öyle sert ve hızlı bir şekilde geri vitese takdınız ki dünya insanlığı hallerinizi, kararlarınızı, geri gidişlerinizi ve hızınızı kahkahalarla izliyor. Yine danışıklı dövüşerek meydandaki şu rezil hali temizlemeye çalışmanızı gülerek izliyor. Daha dün inatla, ısrarla atar yapanlarınız, bu gün dünya siyasetinde danışıklı dövüştüğü liderlere “Haydi hemen anlaşalım, şu krizi kapatıp kurtulalım” mesajları veriyorlar. İnsanlık bunu anlayamıyor mu?

Sözü uzatmanın manası yok. Bittiniz siz… Ahmakça kararla ve planlarla kendinizi bitirdiniz. Şimdiden sonra yaşanacaklar da belli. Yeşiller grileri, griler yeşilleri öne atacaklar. Günah keçisi yapacaklar. Herkes yükü diğerine atacak. Herkes en az zararla çıkmaya çabalayacak ve binlerce yıldır yaptığınız gibi, hayvanlar misali birbirinizi kıracaksınız. Buna da dünya devletlerini, hükumetlerini, ordularını alet etmekten çekinmeyeceksiniz.

Uzaylı da olsa bence insan, insandır. İnsan olarak yaratılıyorsunuz ama İblis’e tabi olup şeytanlaşıyor, hayvanlaşıyorsunuz. Dünya insanlığını da kendiniz gibi yapmak için çırpınıyorsunuz. Bomboş yaşıyorsunuz, manasız şekilde ölüp sonsuz cehennem azabına gidiyorsunuz.

Oysa insan kalsanız, bizimle insani şekilde irtibat kursanız, ortak noktalarda buluşsanız, kimse sizi toptan yok etmeye kalkmaz. Bu dünyada herkese görüne görüne yaşamanıza da mani olunmaz. Yerin üzerinde mutlu, mesut, bahtiyar yaşarsınız. Şimdiden sonra bile insani, vicdani, ahlaki bir hayat tarzına dönseniz, yine de bu dediklerim sağlanabilir. Lakin, uymuşsunuz o İblis’e, yığınlar halinde ve inatla akıyorsunuz cehenneme…

Şimdi Putin bitti, Rusya bitti… Rusyayı ve Putin’i kurtarmak için ortalığı fazla karıştırmaya çabalarsanız, yine karşınızda beni bulursunuz. Bu defa geçtim Putin’i ve Rusyayı, kendinizi bile kurtaramazsınız. Elinizdeki batılı devletleri de kurtaramazsınız.

Herkes, şimdiden sonra da olsa aklını başına alsın, aklı başında kararlar alsın. Yoksa akıbetiniz çok feci olacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Çok büyük karışacak bu küçük dünya…

Sabaha kadar bekleyeceğim

Sabah manzaraya bir daha bakacağım ve ABD hala Putin’le danışıklı dövüşmeye devam ediyorsa, dünyayı sarsan hamleleri üst üste yapacağım.

Bu gün öğleden sonra Rusya-Ukrayna krizinde aniden dengeler değişti. Gece ve sabah adeta dünyaya rest çeken ve her fırsatta gürleyen bir Putin varken, bu akşam itibariyle özürler dileyen, mazeretler arayan, sert kaya çarpmış, ezilmiş, büzülmüş, çökmüş, aciz kalmış ve ümitsiz bir Putin var. Lakin hala onun karşısında gerçek bir ABD, gerçek bir Almanya, gerçek bir İngiltere, gerçek bir AB, gerçek bir NATO yok.

Bu danışıklı dövüşler, dünya insanlığına çok büyük zararlar veriyor. Dünya insanlığının etkili ve yetkili kişileri, bu danışıklı dövüşleri çoktan çözdüler, anladılar. Boşuna bir çaba sergileniyor. Grilerin ve yeşillerin birbirleriyle olan sorunları ve gruplaşmaları da kendi aralarında olan sorunları ve gruplaşmaları da bizi alakadar etmiyor.

Şu rezil manzaraya daha fazla tahammül etmek zorunda değiliz. Tarih elbette bu günleri, bu günlerin etkili ve yetkili kişilerini ve kararlarını konuşacak, yargılayacak ama ben yargılamaları tarihe bırakmayacağım. ABD’ye ihanet eden, Avrupaya ihanet eden, NATO’ya ihanet eden, dünya insanlığına ihanet eden ve Rusya ile Çin’e (daha doğrusu yeşillere) çalışarak onlarla danışıklı dövüşen başta Biden, Kamala ve Austin olmak üzere bütün herkesin kısa süre içinde yargılanmalarını sağlayacağım.

Yarın, bambaşka bir dünyaya uyanmak istemeyen hainler, hemen şimdi duruşlarını ve kararlarını gözden geçirsinler. Putin bitmiştir. Rusya, bitmiştir. Şi, bitmiştir. Çin, bitmiştir. Bunların son darbeleri almaları kalmıştır ki bu hainler buna mani oluyorlar.

Türkiye’deki hainleri de kapsam içine alıyorum. Nerede Türkiye’nin Dışişleri bakanı? Nerde savunma bakanı? Nerede Ukrayna söz konusu olunca dostluk, kardeşlik türküleri okuyanlar? Bu hainlerin korona mazeretleri de kabak tadı verdi artık.

Çıksın herkes konuşsun, söylenmesi gerekenler söylensin, alınması gereken kararlar alınsın, yapılması gereken müdahaleler yapılsın ve görülsün ki yarın sabah Putin diye birinin kendisi varsa da hükmü yok. Ülkeden kaçmayı bile düşünecektir. Kabinesi de devrilecektir. Hatta sadece birkaç gün içinde Rusya çatırdamaya ve sonra parçalanmaya başlayacaktır.

Herkes samimiyetini, karakterini ve görevini doğru yaptığını açıkça şimdi sergilesin/göstersin, aksine duracaklar da şimdiden kendilerine kefen biçsin. Çünkü çok büyük karışacak bu küçük dünya…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Sezen Aksu tutmadı, Tarkan verelim mi?


Tıka basa gizli Yahudi ve gizli Ermenilerle dolu olan AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünü daha fazla süre iktidarda tutabilmek için çırpınan çok sayıda ünlü kişi var. Sondan bir önceki kişi Sezen Aksu idi. Sezen Aksu üzerinden, dini değerlerimiz alet edilen bir danışıklı dövüş sergilenmek istendi. AKPKK seçmeni hedef alındı, oyuna getirilmek istendi. Seçmen tartışmalara, tepki göstermeye çekildi. Tayyip/AKPKK’nin oylarının, daha öncelikli olarak da halk desteğinin artırılması planlandı. 

Bunun danışıklı dövüş olduğunu, ayrıca gündemi değiştirmek çabası olduğunu, açlık ve sefalet dahil olmak üzere ülkenin türlü türlü dertlerini konuşturmamak çabası olduğunu yazmamdan sonra, pek çok kişi bunu yazmaya/paylaşmaya başladı ve büyük kalabalıklar da bu oyunu fark ettiler. O defa oyun tutmadı. Soyunun bir yanı gizli Yahudi, bir yanı gizli Rum olan Tayyip, kripto Yahudi ve satanist Sezen Aksu’ya önce çok ağır konuştu, her zamanki gibi terazinin ayarını kaçırdı. Sonra yine tükürdüğünü de yaladı. Danışıklı dövüş her yönüyle hezimetle sonuçlandı. 

Kısa süre geçti, bu defa da kripto Yahudi ve satanist Tarkan, ilk bakışta ne dediği ve nasıl bir maksatla çekildiği anlaşılamayan bir klip çekip paylaştı. Her şeyiyle son derece basit, emeksiz, çapsız, kalitesiz, art niyetli, Türk ve İslam karşıtı bir iş olduğu ilk görüşte anlaşılabilen bu kliple/şarkıyla ortalığı hareketlendirdi. Tarkan’ın yaptığında da Sezen Aksu üzerinden yapılmak istenenler var. AKPKK tabanını hareketlendirmek, yeni bir hava vermek, iktidarın siyasi ömrünü uzatmak, geçim sıkıntısı başta olmak üzere bütün devasa sorunları arka plana düşürmek çabaları var ama bu defa farklı bir yönü daha var. 

Bu konularda bilgi sahibi olan pek çok kişi çoktan gördü, inceledi, anladı ki Tarkan’ın klibi ve sözleri satanistlere mesajlarla dolu. 

Ankebut Operasyonu başladığından beri Türkiye’deki ve dünya genelindeki yahudiler/satanistler çok büyük darbeler aldılar. Son zamanlarda ise bunaldılar, daraldılar, patlayacak gibi oldular. 

İfşa oldular. Teşkilatları meydana çıktı. Kara paracı oldukları, insan kurban edilen ayinler yaptıkları, insan kanı içtikleri, hiçbir ahlaki kaide tanımadıkları, ahlak ve namusun düşmanı oldukları, bütün insanlığın düşmanı oldukları, dünya genelinde mason tarikatı üzerinden organize oldukları v.s. hep meydana çıktı. Kara paraları büyük darbeler aldı. Lider kişilere kadar dünyanın dört bir yanında çok yüksek sayıda adamları metafizikle çarpılarak öldü. Senelerdir, gece gündüz hiç kesilmeden devam eden metafizik çatışmalarda her gün ama her gün kaybeden taraf oldular. Eriyen, biten taraf oldular. Son bir ay içinde bile Türkiye’deki ünlüler arasında Fatma Girik başta olmak üzere çok sayıda kişi öldü ve onların da tamamına yakını satanistti. Büyücüydü ya da ayinlere katılanlardı. Bu kadar vahim bir haldeler ve “Düş yakamızdan” mesajı da veriyorlar, ayrıca birbirlerine “Çok az kaldı, planlarımız var, bu defa olacak, kurtulacağız” mesajı/ümidi de veriyorlar. Tabii afet gibi görünen suni afetlerle netice almayı deneyeceklerini biliyorlar. 

Dahası da var. Şimdilerde ne Sezen Aksu yahudi, ne Tarkan yahudi… Çoktan ikisinin de yerlerine geçildi. İkisi de biyonik robot ve içlerinde uzaylılar var. Bir de meselenin arka planında bu sarsıcı taraf var. Dünyada gizlice yaşayan uzaylılar arasında da satanistlik çok yoğun olarak yaşanıyor ve dünyalı satanistler kadar uzaylı satanistler de çok büyük kayıplar yaşadılar ve yaşıyorlar. 

Bunların hepsinin “Geççek” dediği son bir umudu var. O da İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında peş peşe yaşanacak büyük suni afetlerle bu ülkedeki mücadeleci müslümanların, bir türlü yok edemedikleri ve yıkamadıkları gerçek Türk ve müslümanların yok edilmesi ihtimali… Bir ümitle bunu bekliyorlar. Ankebut Ağı, dünya üzerinde bir güç seferberliği yaparak bu planın üzerine oynuyor. O çok az masrafla ve çok az emekle çekilmiş çok basit klipte ve beraberindeki çok basit metinde/sözlerde bunların mesajları var. 

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Tahammül sınırlarını zorluyor

Bıktım bu Lavrov’un iki yüzlü ve haince siyasetinden… Sanki bir şeyi değiştirebilecekmiş gibi Türkiye içine müdahaleler edip durmasından da bıktım… Sık sık Tayyip’le ve çetesiyle danışıklı dövüşmesinden de bıktım. Batı dünyasına tapınmasından da bıktım. ABD Dışişleri Bakanı bile ABD’ye ve AB’ne Lavrov kadar bağlı değildir. Rusya’ya hiçbir fayda sağlamayan ama ortalığı geren, karıştıran çıkışlarından da bıktım.

Nedir bu adamdaki kin, nefret, hainlik ve namertlik damarı böyle… Daha ne kadar süre Rusya’ya da ihanet edecek. Sınır tanımazlığı, tahammül sınırlarını zorluyor. Kurduğu oyunlar oyundan sayılmaz, yaptığı müdahaleler hiçbir işe yaramaz. Anca sinir bozuyor. Olmuş bitmiş denecek seviyeye gelmiş ve buradan geri dönüşü olmayacak bir işi bile tersine çevirmeye çalışıyor ve anca kendini açık ediyor. 

On sekiz kalemden biri de oydu ve artık bu hainin kaleminin kırılması gerekiyor.

Ben ne Ukrayna meselesinde ne de Yunanistan meselesinde taviz veririm. Benim duruşum, tercihlerim, kararlarım bu hususlarda kesin. Detaylar değişebilir, tarihler değişebilir ama bu hususlarda neticeler değişmez. Ne Rusya içindeki hainlerin basit/çapsız hamleleri/oyunları, ne de arka plandaki grilerin son çabaları benim duruşumu değiştirebilir. 

Ben o Ukrayna’yı çoktan sildim. Bunun aksine bir gelişmeye sebep olmak isteyenler sadece çok kısa süreli ötelemeyi başarabilirler. Çok kısa süre sonra oyunun dönüp aynı yere geldiğini ve o defasında kayıplarının daha da büyük olacağını görürler. 

Benim sildiğimi silmeyenler, nihayetinde hep kaybettiler, kaybedecekler, silinip gidecekler.

Ben bu dünyada var oldukça bu Türkiye’nin Ukrayna krizine çekilmesine, bulaştırılmasına izin vermeyeceğim. Aksi yönde duranlar ve mücadele edenler, ister açıkça durarak, ister danışıklı dövüşlerle ve taktiklerle durarak mücadele etsinler, hepsinin önüne set olacağım. Bu husustaki kararlılığımı tekrar tekrar test etmenin kimseye faydası yok.

O kalın kafalı diğer danışıklı dövüşçünün de münasip bir anda kalemi kırılır.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Yanacaksa bu dünya, yakan ben olurum.

Milyonlarca insanın hayatını kaybedeceği, bölgenin feci bir görüntüye bürüneceği, felaketin ilk anından sonrasındaki süreçte de çok yüksek sayıda insanın ölmeye devam edeceği, bölge ve Türkiye ekonomisinin şu kritik zamanda daha da zor şartalara düşeceği, Türkiye’nin kendi içindeki dertlerle boğuşacağı şartların oluşturulmak istendiği, milletler arası siyasetteki son ve başarılı duruşundan/hamlelerinden geri çekilmesinin hedeflendiği açıkça gözler önündeyken…

Sistemim, sahada dönen çok şeyleri öğrenmiş ve biz bu sarsıcı saldırının gerçekleşme ihtimalini çok yüksek görüyorken…



Bu çok şeyi bilip susmak, içimi daraltıyor. Başımı alıp buralardan giderim, hiç bir güç unsuru yolumu kesemez ama başka bir mekana geçsem ve buraları hiç dert etmesem, tarzıma uymuyor. Bu kadar yüksek sayıda sivil insanı hiçe sayamam. Böyle yapmak aklımdan bile geçmiyor. Giderim ama gereğini önden yaparak giderim. Bu şehri de bu ülkeyi de ayağa kaldırır, buralardan öyle giderim. Ayağa kaldırmışken de neler yapacağımı, hangi şer merkezlerini devireceğimi ve temizleceğimi çok iyi bilirim.

Hayatım boyunca insanlık için mücadele ettim, kendimi hep bu gayenin arkasında tuttum, çok zulümler, çok sıkıntılar çektim ve yine de dini ve ahlaki kaidelerimden tavizler vermedim. Şimdi de vermem.

Hiçbir zaman minderden de kaçmadım. Kaçak güreşmedim. Bu güne kadar şu suni felaket saldırıları konularına çok dikkat çektim, geniş kitleleri ikaz ettim ama tehlikenin büyüklüğü ve bütünü hala anlaşılamadı, görülemedi.

Şartlar beni, almak istemediğim kararları almaya ve bildiklerimi detaylarına kadar anlatmaya, somut deliller paylaşmaya, sahaya bu güne kadar vermediğim talimatları vermeye zorluyor. O kararları alırsam ve o talimatları verirsem ve o delilleri paylaşırsam, sadece buralar değil, sadece Türkiye de değil, bütün dünya karışıyor.

Türkiye’nin, milletimin, sistemimin hasımları hep farkındalar ki şu şartlarda bile ikaz ediyorum. İkaz etmeden, gerekeni yapmıyorum. Kimse kendini çılgın, beni de kararda zayıf zan etmesin. Karşımda çılgınlık sergilenecekse, ben önden hamle de yaparım, çılgından da çılgın olurum. Yanacaksa bu dünya, yakan ben olurum.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Geçmicek

17 Şubatta da yayında…
Onlarca sene de devam edecek.

Geçmiçek

Düşmüştük ama nihayet kalkıyoruz
Biz hainlere hep meydan okuyoruz
Her şeyin sonu var, biz de biliyoruz
Kazılan kuyulara, kazanları düşürüyoruz

Gitmeye niyetimiz yok, hep savaşıyoruz
Asırların intikamı var, günleri sayıyoruz
Doğru, çoğu geçti ve o güne yürüyoruz
Kimin ne hüneri varsa, sahada bekliyoruz

İbre dönüyor

Batı/Nato cephesinin, daha açık ifadeyle grilerin, son manevralarını isabetli bulmuyorum. Ehemmiyetine binaen birkaç kez tekrar etmiştim. Aleyhime ve Türkiye aleyhine gelişmeler olursa, benim duruşuma/kararlarıma zıt dengeler kurulmak istenirse, bu maksatla arka plandan görüşmeler, planlar, hamleler yapılırsa, hiç istemediğim halde Rusya’yı destekleyeceğimi açıkça ifade etmiştim. 

Rusya’da idari kadronun tek parça olmadığını da anlatmıştım. Burada “Rusya’yı destekleyeceğim” derken, Putin tarafını kastetmiştim ve böyle giderse herkes bilsin ki ortada sabit duran ibre Putin’e doğru dönmeye başladı. Böyle giderse çok kısacık süre sonra Putin’in menfaatine olan hamleleri yapmaya başlayacağım. Rusya-Ukrayna meselesi de dahil olmak üzere, Türkiye’nin haricindeki ve dahilindeki çok sayıda meselede farklı kararlar alacak, farklı duruşlar sergileyeceğim. Türkiye içindeki ve dışındaki güç unsurlarını çok farklı şekilde yönlendireceğim. Ne kadar hızlı ve büyük karar değişikliği yapabildiğim ve sahanın da artık bu türlü manevralarımda ve hızıma yetişmekte ne kadar tecrübeli olduğu, dostum ve düşmanım olan bütün tarafların bildiği bir husus… Bu nedenle, kısacık süre sonra dünya siyasetinde çok ani gelişen ve çok şiddetli bir deprem yaşanabilir. 

O Lavrov’un Türkiye’de ve dünyada kimlerle ne haltlar çevirdiğini ve daha çevirmek istediğini yıllardır en yakından takip ettiriyorum. Bağlantılarını/temaslarını bir seviyeye kadar biliyorum. Çözemediğimiz az bir kısmı kaldığını değerlendiriyorum. Uygulamak istedikleri planların çoğunu da bilmekteyim.

O Lavrov, o griler, cemaatim hususunda dahi önüme hep çıktılar, çıkıyorlar. Hiç diplomasiden nasiplenmiyorlar, kendilerini olmadıkları bir güçte/çapta görüyorlar. Bu güne kadar kaç kere onları hezimete uğrattığım halde hala derslerini almıyorlar. Gerildim, daraldım. Sözü uzatacak da değilim, ben sözümü baştan söyledim. Madem ki onlar bunu/çatışmayı tercih ediyorlar. Kendi tercihleridir, yaşanır, neticesi herkes tarafından görülür. 

Bu işin sonunda o sahte kraliçenin ve sahte kraliyet ailesinin, onların yerlerine geçmiş olan biyonik robotların, içlerindeki uzaylıların ve bütünüyle İngiltere, ABD, Avrupa ve grilerin sonu nasıl olacak… Türkiye’de, iktidardaki ve sözde muhalefetteki, devlet ve ordu kademeleri içindeki ve ayrıca cemaatim içindeki gizli Ermenilerin ve grilere çalışan biyonik robotların sonları nasıl olacak…. Bütün dünya da görür, bunlardan hayatta ve ayakta kalabilenleri olursa, onlar da yaşar ve görürler. 

Mehmet Fahri TERSkaya | Akademi Dergisi

İngiltere Boşbakanlığındaki boş adamlar istifa ettiler

Bu konuda malum basın ve medyada söylenenlere ve yazılanlara çok kapılmayın. Bunlar, Johnson korona kısıtlamalarına uymadı diye istifa edecek adamlar değiller.  Umurlarında bile olmaz. Her gün kaç bin kişinin kanına girdiklerini umursamıyorlar, onu mu umursayacaklar. 

Krizin gerçekte bir değil, birçok sebebi var. Temel sebeplerden biri yeşillerle grilerin kendi aralarındaki çatışmaları. Diğeri, yaptığım müdahalelerden sonra korona oyunlarının ifşa olması, vahim suçlarının göz önüne çıkması, aralarında korkunun ve telaşın hakim olması, bu konulardan ötürü yargılanma ihtimallerinin bulunması ve korona oyunlarında geri adımlar atıp atmamakta karar verirken birbirlerine iyice düşmeleri… Ayrıca dünya siyasetinde sebep olduğum denge değişikliklerine ayak uyduramamaları, işe yarar karşılıklar verememeleri, hızıma yetişememeleri de aralarındaki çatışmaları artırdı. Mason tarikatına vurduğum darbeler neticesinde yaşadıkları sorunlar da var. Daha başka başka sebepleri de var ama başta ifade ettiğim gibi, şu anlarda en büyük sorunları gri-yeşil çatışması. 

Gri-yeşil çatışması başka ülkelerde de ve dünyanın genelini alakadar eden başka meselelerde de zahir olacak. Dün gece bu saatlerde metafizik bir toplantı yaptım ve dünyanın dört bir yanındaki taraflara aynı anlarda seslendim. Bundan sonra yapacağım, sebep olacağım pek çok şeyi en açık şekliyle ifade ettim. “Bu yanlış gidişten şimdi bari dönün, bazılarınız için hala şans var. Bazılarınız ise hiç değilse daha az acıyla, krizle çökersiniz” dedim. Uzaylı taraflara da hitap ettim ve “Gezegenimize, tabiatımıza, dünya insanlığına yaptığınız sinsi saldırılara son verin. Bakın, herkese her zaman yaptığım gibi baştan size de aynını yapıyorum ve açıkça ikaz ediyorum. Eğer bu saldırılara devam ederseniz, çok yakın gelecekte, dünya insanlığını mahvetmek isterken kendi feci sonunuzu hazırlayacaksınız. Buna da ben sebep olacağım. Çok çok feci hallerde ve topluca öleceksiniz.” dedim ve sonra birçok tarafa, türlü türlü meselelerde ikazlar, nasihatlar ettim. Bir ara “Avrupa ve ABD için başka bir şans yok. Artık onlar için geri dönüş yok. Ben onlara fırsat verip uzun uzun tahammül ettiğimde, onlar benimle ortak paydada buluşuyormuş numaraları yaparak vakit kazandıklarını ve tuttukları yanlış yolda devam edebileceklerini düşündüler. Şimdi ise bu tansiyon düşsün, bu fırtına dursun diye yalvaracak hallerdeler. Ama onlar bu sonu kendileri tercih ettiler. Artık onlarla ortak noktada buluşabilmemiz mümkün değil. Aralarında az da olsa medeni insan toplulukları var, onları ayırıyoruz ama kalan yığınlara yapabilecek bir şey yok. Hak ettikleri sonu görecekler. Oysa biz kimsenin dinine, diline, kültürüne, adetlerine, toprağına, malına, canına, evladına karışmayacaktık. Bütün insanlık için faydalı olacak bir sistem kurarken, onları da dahil edecektik. Onlar kendilerini de insanlığı da dert etmediler. Onlar kibirli hallerinden vazgeçmediler. Hala sömürmek, hala kan dökmek, hala terör yaymak, hala organları için her gün binlerce insanın canına kıymak onların tercihleri oldu. Lakin, yanlış tercih yaptılar, o yolları iyice kapattım ve her geçen gün daha da perişan olacaklar. Kazdıkları kuyulara düştüler. Artık o kuyudan çıkmaları mümkün değil. Her yeni gün, onlarda yeni yeni mali, siyasi, askeri, toplumsal krizler yaşanacak” dedim. 

Bunlar bile iyi günleri… Evet, son derece inanarak ve çok yaklaşmış olarak tekrar ediyorum: 

– Hala dünyayı sömürmek, dünya insanlığının çoğunu türlü oyunlarla katletmek, dünyanın çok sayıda ülkesinden kan dökmek, fitne çıkartmak isteyen o Avrupayı da ABD’yi de durduracağım, önlerine set olacağım ve onları hak ettikleri üzere cezalandıracağım. Hala sermayelerini, şirketlerini, ailelerini ve kendi canlarını oralarda tutmak isteyenler, kendileri bilirler. 

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Neye yaradı…

Şu devletin imkanlarıyla yaptığı masrafa yazık. Millet aç, biilaç iken, gitse de gitmese de sonucu hiç değiştirmeyecek bir Ukrayna ziyaretine gitti. Bütün dünya az önce izledi ki orada da bir dik duruş sergileyemedi.

Ticaret hacmiymiş, dostlukmuş, kardeşlikmiş… Bütün cihan artık biliyor ki Ukrayna ile yapılan alış veriş, fuhuş, uyuşturucu, insan, organ, çocuk, bebek alış verişi… Türlü türlü kara para işleri…

Bütün dünya şunu da iyice öğrenecek, anlayacak ki biyonik robot Tayyip’in içinde İngiltere merkezli grilere çalışan bir üç yumruk gri var, biyonik robot Zelensky’nin içinde de İngiltere merkezli grilere çalışan bir üç yumruk gri var. Bunların eşleri de aynı grilerden… Grilerin, yeşiller karşısındaki birlik olma, dayanışma çabasını/mücadelesini “Türkiye ile Ukrayna dostluğu hatta kardeşliği” olarak yutturmaya çalışmak beyhude bir çabadır. Dünya üzerinde uzaylı insan türlerinin biyonik robotlarla artık dünya siyasetine, askeri ve mali dengelerine yön verebildiği devir bitmiştir. İşte korona oyunlarında onlarca ülkenin peş peşe geri adımlar atmaya başlaması bile bunun tezahürüdür. Bitti… Herkes kabullenmeli ki o devir bitti.

Ayrıca, Ukrayna bizim dostumuz da kardeşimiz de değildir. Müttefikimiz de değildir. Ukrayna halkı ile de kardeş ve dost değiliz. Allah korusun, o derece ahlakı, namusu, adaleti hatta insanlığı terk etmiş ve helak olası bir toplumla biz dost da kardeş de olamayız. İçinde gri bulunan biyonik robot Tayyip de bu gerçekleri, bu dengeleri değiştiremez. Onu sahada oynatan uzaylı ya da dünyalı amirleri de bu gerçekleri ve dengeleri değiştiremez.

Ukrayna’da hala insan kalmış kim varsa, orayı terk etmeli. Bunu ikinci kere söyledim, üçüncü kere söyleme ihtimalim çok düşük. Ukrayna bitmiştir…

Devletimizin gayr-i meşru, sahte diplomalı, kara paracı, vatan haini cumhurbaşkanının, “Çin ziyaretinden sonra Putin Türkiye’ye gelecek” demesinin sonrasında resmen yalanlanmış olması da tahammül edilesi bir şey değildir. Yıllar önce, “İran’la ortak terör operasyonu yaptık” diye yalanlar atan Suçişleri Bakanı Solomon Soysuz’u da İran hemen ve resmen yalanlamıştı. Hala o makamda tutuluyor.

İhaneti, rezaleti, hayasızlığı, kara paracılığı, zulmü, hukuk tanımazlığı, şimdi bir de biyonik robotluğu bilinen bir tipin hala bu devletin başında durması mümkün değildir. Türkiye, Ukrayna’yı bir yana bırakıp kendini bir an evvel kurtarma mücadelesi vermelidir.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

ANKET

Uzaylı taraflar, yer altındaki çok çok büyük ve sıvılaşmış bir doğalgaz kaynağını bir şekilde İstanbul’un bir semtindeki kanalizasyon borularına bağlayabilirse ne olur? (Birden fazla yanıt seçilebilir)

A) Bu da nereden çıktı şimdi?

B) Hiçbir şey olmaz, bütün gaz havaya karışır

C) Yaşananlara “küçük kıyamet” denir. O kadar vahim

D) Basınçla yollarda ve binalarda parçalanmalar olur

E) Evlerinde sessizce zehirlenip ölenler çok olur

F) On binlerce binanın aynı anlarda yandığı görülür

G) Sokaklara çıkabilenler de canlarını kurtaramazlar

I) Çevre semtler de kül olur, yüz binlerce kişi ölür

j) Bölgedeki doğalgaz tesisatı da çok yerden patlar

K) Siz felaket tellalı mısınız? Valla içim karardı

L) Çok fazla film izliyorsunuz, gerçek hayata dönün

M) Patlayıcı, parlayıcı bulunan tesisler de patlarlar

N) İnşaallah o bölgede termik santraller yoktur

O) Bunun sonrasında bulaşıcı hastalıklar yayılır

P) Evde gaz maskesi, yangın sön. tüpü farz olmuş

R) Böyle bir film çekilse, gişe rekorları kırar

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Çok sayıda sebebi var

Son zamanlarda uzaylıların kasten yaptığı suni depremler de oluyor, dünya devletlerini kontrol eden uzaylıların o devletlerin imkanları (HAARP benzeri imkanlar) ile yaptıkları suni depremler de oluyor, yaşanıyor. Bizim, yer altındaki devasa uzaylı üslerine yaptığımız saldırılar sonrasında toplu ölümler ve yaşadıkları çok büyük teknik sorunlar, patlamalar, gaz sorunları v.s. de oluyor. Yaşadıkları büyük arızalar da yer altını titretiyor ve fayları oynatıp depremlere sebep olabiliyor. Toplu ölümler ve büyük arızalar yaşanınca bulundukları yer altı üslerini terk etmek ve yenilerini yapmak da istiyorlar. Böyle olunca, eski üssün başkalarının eline geçmemesi için imha edildiği de oluyor ve bu da yerin altından uzun süre seslerin gelmesine, gazların çıkmasına, sık sık yıkıcı olmayan depremler yaşanmasına sebep oluyor. 

Ayrıca son zamanlarda başta Marmara, Trakya ve Ege bölgeleri olmak üzere, Türkiye’nin sınırları dahilinde ve haricinde çok yerlerde, uzaylılar yer altı tabii gazlarını oynuyorlar. Marmara denizinin altında, İstanbul’da karanın altında, Trakya’da karanın altında ve Yunanistan’a/Selanik’e kadar geniş bir arazide yer altı tabii gazlarına aylardır müdahaleler deniyorlar. Yani sadece yer üstünde göğün manyetik alanına ve gaz tabakalarına müdahale etmiyorlar, hedef bölgelerde yerin altındaki manyetik alana ve gaz tabakalarına da kastederek müdahale ediyorlar. Bu yollarla tabii dengeleri bir bölgede daha hızlı ve sert şekilde bozabiliyorlar. Neticesi olarak daha sık ve şiddetli depremler, seller, fırtınalar, şiddetli soğuklar, şiddetli sıcaklık ve kuraklık, yanardağ patlamaları v.s. yaşanabiliyor.

Konu konuyu açarken aklıma geldi, geçenlerde İstanbul Kartal merkezli yayılıp da etraf ilçelerde de duyulan o koku neydi? Sosyal ağlarda paylaşımlar yapan bölge sakinleri “Doğalgaz kokusu gibi” ve “Yanmış deri kokusu gibi” şeklinde değerlendirmeler yapmışlardı. Bu konu da ne çabuk unutuldu. Üzerinde ciddi bir çalışma yapıldı mı, gerçek sebebi bulundu mu? Hazırlanmış bir bilimsel rapor var mı? Varsa dürüstçe ve bilimsel temellerde mi hazırlandı? Endişe edilmeli mi, konu insanlarımızın can ve mal güvenliğini alakadar ediyor mu? İçine kripto Yahudi, gizli Ermeni, mason ve biyonik robotların sızamadığı gerçek bir Mili Güvenlik Kurulu (MGK) tesis ederek konunun üzerine bir an önce gidilmeli mi?

Bu arada, Yusuf aleyhisselam zamanındaki meşhur kuraklığın da pek çok sebebi vardı ama en önde gelen sebeplerinden biri, o zamandaki yüksek teknoloji ile dünyamızda yer altında ve yer üstünde manyetik alan ve gaz tabakalarının oynanmasıydı. O zamanki kuraklığa da kasıtlı olarak sebep olunmuştu. Sonra Yusuf a.s. kasıtlı olarak kuraklığa sebep olan güç unsurunun ihtimal bile vermediği şeyler yaptı, yaptırdı ve ve kısa sürede kuraklığa mani olundu. Dünyanın tabii dengesi büyük ölçüde düzeltildi. Bu kuraklık devrinde de dinden, ahlaktan uzaklaşmış ve yolunu sapıtmış dünya insanlarından toplu toplu ölenler çok oldu

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Bütün insanlık görecek

Yakın akrabalarım arasından, son zamanlarda biyonik robotlarla yerine geçilenler de var. Böyle bir kararı, bu kadar büyük bir ahmaklığı sadece çaresiz kalmış bir düşman yapar. Bunların hepsi, sonunda benim lehime olacak hamlelerdi. Yakında dünya insanlığı biyonik robotlara dair görmek istediği kadar somut ve ayrıntılı deliller görecek. Hem de bol bol görecek…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi