Etiket arşivi: Griler

Türkün gücünü gördünüz, hep göreceksiniz.

Sizin “en şiddetli” ve “en organize” kabul ettiğiniz metafizik saldırılarınız bile beni güldürüyor. O anlarda bile en ciddi konularla ilgilenebiliyor, raporları takip edebiliyor, ciddi kararlar alabiliyor, sahayı yönlendirebiliyor ve ciddi yazılar yazabiliyorum.

Birkaç gündür ekibimden bazı kişiler zorlandılar, çok zorlananları da oldu, oluyor ama onların haricinde tam kadro halinde dağ gibiyiz. Bizi Allah’ın izniyle hiçbir kuvvet yıkamaz, durduramaz.

Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmayan ve güle güle ölüme koşan dev bir orduyla karşınızdayım. Ben ölmeyeceğim, metafizikle, su-i kastle, suni afetlerle de beni öldüremezsiniz. Hepinizi tarihin karanlık sayfaları arasına gömmeden bu dünyadan göçmeyecek, gitmeyeceğim.

Dünyanın her yerinden metafizikçiler, nasıl ezilip yenilip erimekte olduğunuzu izliyorlar. Haydi, onların seyir zevkini düşürmeyin, yeni hücumlarla üzerimize gelin.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Türklerin Ergenekondan çıkışı misali bir hadise olacak

Anlaşılan o ki, benim sahaya inmemem için bunca çılgınlığın denendiği, restleşmelerin yaşandığı şu zamanlarda, sahaya inişim, Türklerin Ergenekondan çıkışı misali bir hadise olacak. Her şeye rağmen ben ölmeyeceğim ve sahaya ineceğim. Lakin çok yüksek sayıda insan ölecek. Ben sahaya indikten sonra da dünyanın muhtelif yerlerinde çok sayıda etkili ve yetkili kişi ölecek ve yeni bir çağın kapısı açılacak. Ondan sonra hiçbir güç unsurunun karşımda durabilmesi mümkün değil…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Acınası hallerdeler

HDPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünün eş genel başkanı Pervin Buldan koronavirüse yakalanmadı. Son zamanlarda çok yüksek sayıda biyonik robot, aralıksız esen metafizik fırtınalara dayanamaz oldular. Pervin Buldan suretinde imal edilmiş biyonik robot ve içine girip robotu kullanan uzaylılar, acınası hallerdeler. Biyonik Temel Karamollaoğlu da aynı halleri yaşadı, yaşıyor. Daha dünya genelinde binlercesi işte böyle acınası hallerdeler. Son yıllarda karşımızda çöküp yıkılmamak için son çare olarak Türkiye’deki yüksek sayıda kişinin yerine biyonik robotlarla geçtiler, hala geçiyorlar. Lakin bu da onları kurtaramaz. Bu kadar çok kişiyi biyonik robot yapmaları, aslında bize yarayan ahmakça bir hamleleri… Çok yakında, şimdi ne demek istediğim daha iyi anlaşılacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Saldırgan köpekler aşılı ya da çipli köpekler mi?

Ve dünya insanlığı nereye sürükleniyor?

İnsanlar üzerinde denemeden az öncesinde, aşılı ve çipli köpeklere uzaktan sinyaller göndererek onların dengelerini, davranışlarını bozuyorlar, beyinlerinin bazı noktalarını tetikliyorlar ve testler mi yapıyorlar?

Son zamanlarda dünyanın dört bir yanında tuhaf köpek davranışları görüldüğü gibi, Türkiye’de de görüldü ve görülüyor. Köpeklerin sadece insanlara karşı değil, maymunlara ve başka hayvan türlerine karşı da saldıganlaştıkları görülüyor.

Bütün bunlar, çok büyük bir planın son safhasına ait bir kısmı mı?

Korona aşısı olduğu iddia edilen sıvıların, vücutlarına enjekte edilmesine izin veren milyarlarca insan, endişelenmeli ve korkmalı mı? Bir gün geldiğinde, dünyanın dört bir yanındaki farklı milletlerden, kültürlerden, dinlerden olan insan topluluklarının, aynı anlarda çıldırmış gibi davranışlar sergilediğine, sebepsiz şekilde etraflarına saldırmaya başladıklarına, sokakların ve caddelerin kan gölüne döndüğüne şahit olacak mıyız? Aynı anlarda aşılanmış ya da çiplenmiş hayvanların da birbirlerine ve insanlara saldırdıklarına şahit olacak mıyız?

Bu konu ile Türkiye’nin Milli Güvenlik Kurulu ve ordusu ilgilenmeli mi? Ciddiyetle soruyor ve üzerinde duruyorum, bu, bir ülkenin ordusunun da müdahil olması gereken bir konu mu? Şu sözde bilim kurulunun mensuplarının kimler olduğu, bağlantılarının kimler, nereler olduğunu, bu güne kadar bu kadar bilim dışı kararları neden aldıkları, ortada nasıl bir oyun döndüğü hala milli güvenlik meselesi olarak görülmeyecek ve araştırılmayacak mı? Bir milletin hatta koca insanlığın hayatı, sağlığı, güvenliği bu kadar mı ucuz, bu kadar mı değersiz?

Bunun yanı sıra, dünyanın dört bir yanında tuhaf ve aşırı şiddetli manyetik alanlar oluşuyor. Bunun neticesi olarak da aşırı yağışlar, kasırgalar, sık ve kuvvetli hortumlar, aşırı soğuklar, ekinlerin daha tarlada iken yanıp kuruması, temiz su kaynaklarının aşırı hızlı şekilde kuruyup yok olması, kuraklığın hızla yaygınlaşması ve ayrıca sık sık ve şiddetli depremler görülüyor. Yine söz konusu aşırı büyük ve kuvvetli manyetik alanların tesiriyle kuşlar havada uçmakta iken sürü halinde çarpılıp yerlere saçılarak ölüyorlar. Böyle sürü halinde ölen kuşlar, son yıllarda Türkiye dahil, dünyanın dört bir yanında görüldü ve hala zaman zaman görülüyor. Türkiye’deki bazı vakaların görüntüleri Youtube’da bile bulunabiliyor. Bazı şehirlerde günler, geceler boyunca tuhaf sesler de duyuluyor. Seslerin bazısı yeraltından geliyormuş gibi iken bazısı gökte oluşuyormuş gibi duruyor. Söz konusu seslerin pek çoğunun arasında manyetik sürtünme hışırtıları da açıkça, cihaz kullanmadan, insan kulağıyla bile duyulabiliyor. Buna rağmen Türkiye’de görülen böyle bir vakada, hiçbir bilimsel çalışma yapılmamasına rağmen yetkililerin “Yeraltındaki su tesisatında biriken suyun kabarcıklarının sesi bunlar” dedikleri görülüyor. Son olarak, on günden fazladır gece gündüz tuhaf ve şiddetli sesler duyulan Selanik şehrinin yetkilileri de bu Türkiye’deki art niyetli yetkilileri taklit ediyor ve hiçbir bilimsel veri ve ispat olmadan aynı minvalde açıklamalar yapıyorlar. Neler oluyor, kim bunlar, neden böyle davranıyorlar? Ortak noktaları ne? Neyi bilmemiz, neyi çözmemiz gerekiyor?

Türkiye’de çok tuhaf şekilde onlarca noktada aynı anda başlayan orman yangınları yakıp kavuruyor, söndürme çalışmalarına halkın destek vermesi engelleniyor. Halkın tahliye edilmesi gereken yerde devlet gücü, kolluk gücü, ordu gücü görülemiyor. Yangınların ikinci hatta üçüncü gününde bile devletimizin yani milletimizin imkanlarının seferber edilmediği ve insanların kovalarla denizden su çekerek yangınları söndürmeye çabaladığı görülüyor. O günlerde, Türkiye’nin farklı şehirlerine tuhaf gök cisimlerinin alev almış şekilde düştükleri haber oluyor ama hemen bunların göktaşları olduğu iddia ediliyor.

“Bunların göktaşları olduğuna emin miyiz? Mili güvenliğimizi alakadar eden bir tehlike söz konusu olabilir mi? Gerekli bilimsel çalışmalar ve ayrıca soruşturmalar yapıldı mı? Düştükleri yerler incelendi mi?” diye yazıp soruyoruz, sesimizi artık Papua Yeni Gine devlet yetkilileri bile anında duyuyor ama Türkiye’nin başındaki malum idareciler, üzerine aylar geçtiği halde bile bu konunun, bu riskin, bu şaibenin üzerine gitmiyorlar. Böyle davranmalarını kimler istiyorlar?

İnanılır gibi değil ama yaşayarak görüyoruz ki her bir köşesi uzman şahıslarla dolmuş şu koca dünyada, bilmem kaç tane milletler arası teşkilat bulunan şu koca dünyada, nedense bunca teşkilat, hükumet, bunca güvenlik kurulları, bunca ordular, bunca uzmanlar böyle tuhaflıkların üzerine ciddiyetle ve samimiyetle gitmiyorlar. Hiç beklenmedik şekilde Afrika kıtasındaki bazı devlet reisleri gitmek istiyorlar ve peş peşe öldürülüyorlar.

Hala dünya insanlığına korona oyunları, sözde iklim değişikliği ve sözde küresel ısınma oyunları oynanıyor. Bunların hiçbirinin bilimsel temelleri olmadığı, en ileri seviyedeki bilim adamları tarafından, tamamen bilimsel temellere dayanılarak anlatıldığında, Facebook, Google, Youtube, Instagram, WhatsApp, Twitter gibi gerçek sahibi CIA olan mecralarda sansürleniyor, kaldırılıyorlar. Hatta son zamanlarda, dünyanın en saygın bilim dergilerinde yayınlanan ve saygın bilim adamlarınca hazırlanan bilimsel makaleler bile kaldırılıyorlar. Birileri sürekli bilimsellik, çağdaşlık, demokrasi, insan hakları, fikir ve vicdan hürriyeti, korona, varyant, küresel ısınma, iklim değişikliği kavramları ve iddiaları arkasına sığınarak insanlık düşmanlığı sergiliyor. Bunu hala anlamamak nasıl mümkün olabilir.

Bütün dünya insanlığının, devletler arası hatta devletler üstü bir organizasyon halinde ve çok sinsi şekilde yapılan… Çok yüksek teknoloji, basın, medya ve sosyal medya imkanları da kullanılan… En çok da mason tarikatı üzerinden yönetilen… Şiddetli ve dehşet verici ve kural/sınır tanımaz saldırılara maruz kaldığı, aslında görmek isteyenler için apaçık şekilde gözler önünde.

Dünyamızın/gezegenimizin değil ama dünya insanlığının çok fazla vakti kalmadı. Çünkü bu türlü organize ve yüksek teknolojili ve uzun süreli saldırıların arkasında mason tarikatı, yahudiler, siyonistler, satanistler ya da halk arasında bilinen ismiyle İlluminati bulunuyor olsa da onların arkasında da dünya insanlığına düşman olan uzaylı taraflar yani halk arasında bilinen isimleriyle Ye’cüc ve Me’cüc kavimleri (Yeşiller ve griler) bulunuyor. Açıkça gözler önündeki bunlar, dünya insanlığının nüfusunu kısa sürede ve çok çok feci vesilelerle azaltmak istiyorlar. Bu maksatla, bir seviyeye kadar gezegenimizin tabii dengesine darbeler vurmaktan da geri durmuyorlar, durmayacaklar.

Bunların yeraltındaki üslerinin tespit edilerek imha edilmelerinin ve bunlara çalışan yer üstündeki mason, yahudi, satanist insan şeytanlarının ve ayrıca biyonik robotlarının tek tek tespit edilerek imha edilmelerinin vakti gelmedi mi?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Ahlaki, vicdani sınır tanımazlar, sadece hedefe varmaya bakarlar

Doğu Perinçek’e ve çetesine yıllardır darbeler vuruyorum ve her seferinde birileri aralarından ayrıldı, uzaklaştı. Son zamanlarda iyice güç kaybettiler ama son vurduğum darbelerden sonra ise darmadağın olacaklardı. Buna mani olacak güçleri, imkanları da yoktu. Mevzuya yine uzaylı taraflar müdahil oldular. Çoktan biyonik robotu yapılarak yerine geçilmiş olan Doğu Perinçek’in etrafındaki “çil yavrularının” çoğunun da yerlerine geçildi, geçiliyor. Bunlardan biri de Mustafa İlker Yücel…

Şu anda sahada görünen Mustafa İlker Yücel bir biyonik robot. Ben biyonik robotları ifşa ettikçe çoğunlukla aynı şeyler yaşanıyor. Onlarla sürekli muhatap olan onlarca kişi zihin kontrolüne alınıyor. Bu hem cinlerle ve büyülerle yapıldığı gibi hem de ileri zihin kontrol teknolojileri ile de yapılıyor. Hatta biyonik robotların varlığını, etrafındaki bir ya da birkaç kişinin biyonik robot olduğunu öğrenmiş, öğrendiği bu gerçekten ötürü sarsılmış ve ne yapacağını zihninde çalışmış halde bir gece uyuyan bir kişi, sabah konu zihninden tamamen silinmiş şekilde uyanabiliyor ve bunun farkına da varamıyor. Profesyonellerden destek alınarak bu türlü zihin kontrol tekniklerine karşı koymak mümkün ama uzaylı taraflar, zihin kontrolüne direnen ve izin vermeyen kişileri de biyonik robot yapabiliyorlar ya da kalp krizi, beyin kanaması, kaza ve intihar gibi görünen şekillerde öldürebiliyorlar.

Mustafa İlker’in yerine konulan biyonik robotun içinde şu anda üç yumruk gri/yeşil uzaylı var. Bu uzaylı İngiltere merkezli grilere çalışıyor. Doğu Perinçek biyonik robot yapılmadan önce de hep İngilizlere çalışıyordu.

Gerçek Mustafa İlker gizli bir Ermeni ve Hristiyandı. Gizlice kiliselere gider Hristiyan ibadetleri de yapardı. Sonra çıkıp her yerde “Türk, Türk, Türk” diye konuşurdu. Yahudi akrabaları da vardı ve onların elinde yetişti. Kendini Türk göstererek her türlü ihaneti ve kara para işlerini yapan kişilerle de hep iyi geçindi, beraber çalıştı. Yeterince vasıflı bir kişi olmamasına rağmen bu ihanet güruhu tarafından yükseltildi. Gün geldi, mfs darbeleri bu hainler güruhunu hallaç pamuğu gibi atarken, Mustafa İlker ilk kaçmak isteyenlerden biri oldu. Biyonik robotu yapıldı, yerine geçildi. Belki de biyonik son kontrollerden geçip onay aldığında, gerçek Mustafa İlker’e Doğu Perinçek sıkmış ya da sıktırmıştır.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Bundan sonra böyle…

Avrupa Parlamentosu Başkanı Sassoli zaten biyonik robottu. Uzun zamandır sürekli olarak çarpılıyor ve ayar tutmuyordu. Şimdi öldüğünü ilan ettiler ve onu oyundan aldılar. Oyundan alınmasının başka sebepleri de var. Karşımızdaki hiçbir taraf tek parça değil. Hepsi de bölünmüş, ayrılıklara düşmüş vaziyetteler. Uzaylı taraflar da bu haldeler. Sahada ne kadar çok taraf olursa olsun ve bunlar kaç parçaya bölünmüş olursa olsunlar, tartışmasız surette biliyorlar ki bundan sonra dünya, eski dünya olmayacak.

Bundan sonra, uzaylı türler, teknoloji üstünlüklerine, biyonik robot yapabilme imkanlarına rağmen dünya siyasetinde söz sahibi olamayacaklar. Bundan sonra Ankebut Ağı bir daha belini hiç doğrultamayacak ve toparlanamayacak. Bundan sonra dünyaya Muktedirler İttifakı (Mİ) yön verecek.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Haydi yaaa, öyle miymiş?

Bunu anlamak için medyum olmaya gerek var mı?

İki seneden fazla süredir yaptığımız yayınlarda bunu konu ettik ve herkesin çok iyi derecede anlamasını sağladık. En son Poseidon denilen şeylerin ne olduğunu bile herkese açık ortamda, en açık şekliyle yazdım ve 1509 büyük İstanbul depremini Poseidon isimli o uzaylı aracının yaptığını da yazdım. O deprem bile suni bir deprem olduğunu ise çok daha öncesinden tekrarla yazıp anlattım. “500 sene sonra tarih tekerrür edecek” diye de yazdım.

Bu şahıs sözde medyum ama burnunun önünü bile görmüyor. Aslında görüyor, görüyor ama işine gelmeyince görmek de anlatmak, öğretmek de istemiyor. Tutmuş bu gerçeği, dünyanın dört bir yanında çok yüksek sayıda insan çoktan öğrenmiş ve anlamışken, bu günlerde anca yazıyor… Onu yazarken bile araç demiyor, saldırı demiyor, deprem demiyor. Hala daha millet ve insanlık umurunda değil ki hala daha demiyor. Neden, çünkü dürüst değil. İstese o günlerde bile bu bilgiyi doğrulamaya çalışır. Doğrulayamasa bile kuvvetli ihtimal dahilinde görüp anlatır ve insanlığa fayda sağlamış olur. Lakin her gün profilinden dürüstlük ve karakter satıyor. Türlü zıt inançları ve fikirleri bulama yapan sanki kendisi değilmiş gibi, profiline bir baksanız, bir de dünyanın en doğru inançlı, en karakterli, en dürüst insanı kendisi imiş havasından başka bir şey göremezsiniz.

Bu modeller böyle, milyon sene ömürleri de olsa, hep boşa, hep boşa… Neden? Hakikati zaten biliyorlar. Bile bile inkar modundalar. Buna küfr-ü inadı deniyor. Ebu Cehil de Ebu Leheb de Karun da Firavunlar da Nemrud da hep küfr-ü inadı ehliydi.

Kendisi de biliyor. Kendi rüyasında malum edilmiş. Karun gibi dünyalık peşinde çırpındığı sırada ani ve feci bir ölümle ölecek. Bunu da biliyor ama hala kendine ayar çekmiyor. Neden, çünkü küfr-ü inadi böyle bir şey…

Ayrıca bilinmeli ki bütün dünyanın manyetik alanı ve yer çekimi bozulmayacak. Bu, teknik olarak imkansız. Bunun olmasından sonra dünyanın düzelmesi de imkansız. Lakin, bu hal bir şehirde ya da bir bölgede yaşanabilir ve öyle de olacak. Zaten bu, onlarca senedir dünyanın dört bir yanındaki şehirlerde yaşandı/uygulandı ama bu defa nadiren görülebileceği kadar şiddetli, kuvvetli olacak. Büyük ihtimalle bu defakine de “İkinci küçük kıyamet” denir.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Safha safha cihad-ı ekbere geçeceğiz

Kazakistan’da etkili ve yetkili hainlere sıkılması emrini ben verdim. Bundan rahatsız olan ve bana karşılık verebilecek, güç yetirebilecek bir güç unsuru varsa, beklerim, her zamanki yerimdeyim.

Yaptıkları yanlıştan/ihanetten hemen dönmezlerse Kırgıztan’daki etkili ve yetkili hainlere de sıkılması emrini vereceğim. Bu iki ülkeye çok çok özel yetiştirilmiş milis güçler de göndereceğim. “Sınırları kapattık” demekle, böyle profesyonellerin önleri kesilemez. Bu profesyoneller, Kırgız ve Kazak ordularındaki hatta Rus ordusundaki askerlerle durdurulamaz. Gücümün nerelere kadar uzanacağını, neler yaptıracağımı bütün dünya kısa sürede görecek.

İş adamları, yatırımcılar ve “finans çevreleri” denilen taraflar da tedbirlerini alsınlar, Türkiye de büyük karışacak. Bu kadar büyük ve geniş çaplı karışıklığın sonu Türk devletleri için de dünya için de çok hayırlı olacak. Safha safha cihad-ı ekbere geçeceğiz. Batı ülkelerindeki nüfuzumu da değerlendireceğim. Sadece Türk ve Müslüman unsurlar yanımda olmayacak. Batı dünyasında şeytanca yaşamak istemeyen, satanist olmayan, sömürgeci olmayan, insan hak ve hukukuna saygılı gruplar da var. Zaten görülüyor ki sadece Türk devletlerinde değil, Rusya ve pek çok batı ülkesinde de iktidarlar değişecek. Hatta zihniyetler değişecek.

Sömürgecilik yok edilecek. Ankebut Ağı yok edilecek. Dünya üzerinde yeşiller ve griler başta olmak üzere, uzaylı tarafların nüfuzu da yok edilecek. Ankebut Operasyonu hız kesmeden devam edecek.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Ezip geçiyoruz

Türkiye’de Ali Koç korona olmadı, iç-dış çarpılıyor. Brezilya’da Bolsonaro da korona olmadı ya da aslında bağırsak sorunlarından dolayı hastenelik olmadı. O da iç-dış çarpılıyor. Onu daha önce çok çarpmıştık ve hastahanelik olmuştu. ABD’de Savunma bakanı Austin de korona olmadı. O da iç-dış çarpılıyor. Ona bağlı kara paracı ABD subaylarından kaçını cehenneme gönderdiğimizi o çok biliyor. “Havana sendromu” ya da “Gizemli beyin hastalığı” gibi uydurmalarla aileleri ve kamuoyunu oyaladılar. Derhal o makamdan indirilmesi ve yargılanması gerekiyor.

Dünya genelinde daha çok, batı dünyasında etkin olan griler ve içlerinde bulundukları biyonik robotlar çarpılıyorlar. Diğer uzaylı türler de çarpılıyorlar. Biyonik robotların içinde bulunan uzaylılar sık sık ölüp değiştiriliyorlar ama biyonik robotlar da arızalar çıkartıyorlar. Türkiye, ABD, AB, Rusya, BAE, Suudi Arabistan, İngiltere, Katar, BAE, bazı Afrika ülkeleri başta olmak üzere, hangi ülkede bize karşı mücadele veren kim varsa, az ya da çok çarpılıyorlar. NATO içindeki karşıtlar da çarpılıyorlar.

Bütün bunları varlıkta tutmak için, ayakta tutmak için günlerdir gece-gündüz demeden saldırıyorlar ve saldırdıkça yıkılıyorlar, yok oluyorlar. Ben siyasi kararlar aldım, dünyaya yön vermeye devam ettim ama onlar o kadar bitikler ki bir kez metafizik saldırılar yapmayı tercih ettiler. Bir kez daha yerlerdeler. Şu anlarda dünya siyaseti ve ticareti bir seviyede durdurmuş vaziyetteyiz. Dünya genelindeki bu metafizik çatışmaları takip eden çok yüksek metafizikçi var dünyanın her yerinde… Bunlardan bilgiler alan çok yüksek sayıda siyasetçi ve iş adamı var. Dünya, Türkün gücünü bir kez daha görüyor.

Üç vakte kadar üzerimdeki sansürü de ezip geçeceğim. Ondan sonra ümit ederim metafizik çatışmaların dışına çıkarak sahada gerçek çatışmalara da gireceğiz. Bu insanlık düşmanları, bu vahşileri, bu sömürücüleri, bu satanistleri, bu ahlaksızları hak ettikleri üzere cezalandıracağız. Bir an evvel cehennemlerine geçmelerine vesile olacağız. Batı aleminin nasıl da bir kağıttan kaplan olduğunu bütün dünyaya göstereceğiz.

Biz yanında olduğumuz sürece, sadece Türk ordusu bile bütün batı dünyasını ezip geçebilecek güce sahip ama dünyanın dört bir yanından aklı başında olan, gerçekleri gören çok yüksek sayıda kesim bizimle…

Bundan sonra herkes sınırını bilecek. Eski Türkiye de yok, eski dünya düzeni de yok.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

İsrail Başbakanı Naftali Bennett bir biyonik robot

İsrail Başbakanı Naftali Bennett bir biyonik robot. Dün yaşanan devasa metafizik çatışmalar sırasında çarpılan on binlerce kişiden biri. Karantinalık bir hali yok. Meselenin virüslerle ve korona ile alakası yok. Bu güne kadar da içindeki uzaylılar sık sık çarpıldılar.

İşler çok değişti. Dünyadaki etkili ve yetkili biyonik robotlarda artık üçer beşer uzaylı nöbetleşe bulunuyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya