Etiket arşivi: AKPKK

Sezen Aksu tutmadı, Tarkan verelim mi?


Tıka basa gizli Yahudi ve gizli Ermenilerle dolu olan AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünü daha fazla süre iktidarda tutabilmek için çırpınan çok sayıda ünlü kişi var. Sondan bir önceki kişi Sezen Aksu idi. Sezen Aksu üzerinden, dini değerlerimiz alet edilen bir danışıklı dövüş sergilenmek istendi. AKPKK seçmeni hedef alındı, oyuna getirilmek istendi. Seçmen tartışmalara, tepki göstermeye çekildi. Tayyip/AKPKK’nin oylarının, daha öncelikli olarak da halk desteğinin artırılması planlandı. 

Bunun danışıklı dövüş olduğunu, ayrıca gündemi değiştirmek çabası olduğunu, açlık ve sefalet dahil olmak üzere ülkenin türlü türlü dertlerini konuşturmamak çabası olduğunu yazmamdan sonra, pek çok kişi bunu yazmaya/paylaşmaya başladı ve büyük kalabalıklar da bu oyunu fark ettiler. O defa oyun tutmadı. Soyunun bir yanı gizli Yahudi, bir yanı gizli Rum olan Tayyip, kripto Yahudi ve satanist Sezen Aksu’ya önce çok ağır konuştu, her zamanki gibi terazinin ayarını kaçırdı. Sonra yine tükürdüğünü de yaladı. Danışıklı dövüş her yönüyle hezimetle sonuçlandı. 

Kısa süre geçti, bu defa da kripto Yahudi ve satanist Tarkan, ilk bakışta ne dediği ve nasıl bir maksatla çekildiği anlaşılamayan bir klip çekip paylaştı. Her şeyiyle son derece basit, emeksiz, çapsız, kalitesiz, art niyetli, Türk ve İslam karşıtı bir iş olduğu ilk görüşte anlaşılabilen bu kliple/şarkıyla ortalığı hareketlendirdi. Tarkan’ın yaptığında da Sezen Aksu üzerinden yapılmak istenenler var. AKPKK tabanını hareketlendirmek, yeni bir hava vermek, iktidarın siyasi ömrünü uzatmak, geçim sıkıntısı başta olmak üzere bütün devasa sorunları arka plana düşürmek çabaları var ama bu defa farklı bir yönü daha var. 

Bu konularda bilgi sahibi olan pek çok kişi çoktan gördü, inceledi, anladı ki Tarkan’ın klibi ve sözleri satanistlere mesajlarla dolu. 

Ankebut Operasyonu başladığından beri Türkiye’deki ve dünya genelindeki yahudiler/satanistler çok büyük darbeler aldılar. Son zamanlarda ise bunaldılar, daraldılar, patlayacak gibi oldular. 

İfşa oldular. Teşkilatları meydana çıktı. Kara paracı oldukları, insan kurban edilen ayinler yaptıkları, insan kanı içtikleri, hiçbir ahlaki kaide tanımadıkları, ahlak ve namusun düşmanı oldukları, bütün insanlığın düşmanı oldukları, dünya genelinde mason tarikatı üzerinden organize oldukları v.s. hep meydana çıktı. Kara paraları büyük darbeler aldı. Lider kişilere kadar dünyanın dört bir yanında çok yüksek sayıda adamları metafizikle çarpılarak öldü. Senelerdir, gece gündüz hiç kesilmeden devam eden metafizik çatışmalarda her gün ama her gün kaybeden taraf oldular. Eriyen, biten taraf oldular. Son bir ay içinde bile Türkiye’deki ünlüler arasında Fatma Girik başta olmak üzere çok sayıda kişi öldü ve onların da tamamına yakını satanistti. Büyücüydü ya da ayinlere katılanlardı. Bu kadar vahim bir haldeler ve “Düş yakamızdan” mesajı da veriyorlar, ayrıca birbirlerine “Çok az kaldı, planlarımız var, bu defa olacak, kurtulacağız” mesajı/ümidi de veriyorlar. Tabii afet gibi görünen suni afetlerle netice almayı deneyeceklerini biliyorlar. 

Dahası da var. Şimdilerde ne Sezen Aksu yahudi, ne Tarkan yahudi… Çoktan ikisinin de yerlerine geçildi. İkisi de biyonik robot ve içlerinde uzaylılar var. Bir de meselenin arka planında bu sarsıcı taraf var. Dünyada gizlice yaşayan uzaylılar arasında da satanistlik çok yoğun olarak yaşanıyor ve dünyalı satanistler kadar uzaylı satanistler de çok büyük kayıplar yaşadılar ve yaşıyorlar. 

Bunların hepsinin “Geççek” dediği son bir umudu var. O da İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında peş peşe yaşanacak büyük suni afetlerle bu ülkedeki mücadeleci müslümanların, bir türlü yok edemedikleri ve yıkamadıkları gerçek Türk ve müslümanların yok edilmesi ihtimali… Bir ümitle bunu bekliyorlar. Ankebut Ağı, dünya üzerinde bir güç seferberliği yaparak bu planın üzerine oynuyor. O çok az masrafla ve çok az emekle çekilmiş çok basit klipte ve beraberindeki çok basit metinde/sözlerde bunların mesajları var. 

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Bohçalı, Falyalı’yı harcamamış

Mizansen yapmışlar

Falyalı öldürülmüş gibi gösterilmiş ama yaşıyor. Sahada birçok kişi Falyalı’nın yaşadığını biliyor ve bunu konuşuyor. Mesela kalın kafalının teki de biliyor ve bunu konuşuyor. Tayyip de bu bilgiyi biliyor ve yer yer konuşuyor.


Türkiye’deki biyonik robotların içinde bulunan uzaylılardan da Falyalı’nın gerçekte öldürülmediğini bilenler ve konuşanlar var.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Teyakkuz halinde olacağız

Kısa süre içerisinde dünya üzerinde pek çok hususta dengeler değişebileceği gibi, Türkiye içinde ve çevresinde de pek çok denge değişebilir. Sınırlarımızdaki ülkelerle ve bunların kontrol ettiği ya da göz yumduğu terör örgütleriyle aramızda çok ciddi sorunlar hatta bir anda askeri çatışmalar yaşanabilir. Bütün bölge savaş alanına dönebilir. Kısa süre sonrasında bu savaş bütün Avrupayı da sarabilir.

Türkiye olarak, İranla, Irakla, Suriyeyle ayrı ayrı ya da bunların üçüyle aynı anda askeri çatışmalar yaşanması ihtimaline de hazır olacağız. Ayrıca, lüzumu halinde İstanbul ve Çanakkale boğazlarını Batı/NATO cephesinin askeri unsurlarına tamamen kapatacağız. Buna ve bunu yaptığımızda peşi sıra gelişecek risklere/hadiselere karşı hep hazırlıklı olacağız.

Türkiye içinde, hususiyle büyük şehirlerle, sınırlardaki şehirlerimizde peş peşe ve sarsıcı terör saldırıları yapılması ihtimaline karşı hazırlıklı olacağız. Böyle saldırılar yapılırsa, cumhuriyet tarihinde ilk defa bu terör saldırılarının peşini/izini hakikaten sürerek CHPKK’ye, HDPKK’ye, MHPKK’ye, AKPKK’ye ve İsrail ile batılı ülkelere kadar götüreceğiz. Ülke içinde kim alınması gerekiyorsa, makamına ve rütbesine bakılmadan hemen toplayıp alacağız. Ülke dışında, hangi terör destekçisi ülkeye misilleme yapmamız gerekiyorsa, hiç zaman kaybetmeden yapacağız.

Türkiye içindeki ABD ve NATO üslerine karşı teyakkuz halinde olacağız ve lüzumu halinde buraları kuşatıp içlerindeki personelleri tutuklayacağız. Elçilik ve konsolosluk vazifelerinin haricinde, Türkiye’de adeta işgal valisi tavırlarıyla hareket eden, sürekli iç işlerimize karşısan, sürekli terör örgütleriyle paslaşan, sürekli ülke içindeki kripto kimlikli hainlerle ve bunların sözde siyasi partileriyle ve sözde vekilleriyle paslaşan, her gün ve her dakika Türkiye’ye zarar veren ve suçlar işleyen sözde diplomatik temsilcileri de toplayıp alacağız. Bunların kara para ve terör üsleri haline gelmiş sözde elçilik ve konsolosluk binalarını da kapatacağız. Öncelikle ABD, İsrail, Almanya, İngiltere, Fransa gibi terör ve kara para ülkelerinin, Türkiye’deki sözde diplomatik temsilcilerine ve temsilciliklerine bunu yapacağız.

Bunlar yaşanıyorken, Türkiye’de iktidarı sadece resmen elinde tutan resmi yetkililerin, devletin/hukukun işlerleğini en ufak bir şekilde bile olsa durdurmaya dönük hamleleri olursa, işte o kısımda volkan gibi, atom bombası gibi patlayacağız ve milli güvenliğimizi tehdit altında görerek idari kadroyu bütünüyle al aşağı edeceğiz. Ordumuz hain subay kadrosunu da toplayıp alacağız .Türkiye’deki önde gelen mason kişileri de aynı anlarda toplayıp alacağız. Bütün bu hain kadrolara kulluk eden hukuki/adli yetkilileri de toplayıp, onları herkesten önce asacağız.

Duruşumuz çok net, çok kesin, çok keskin… Hukukun gereği ne ise, milli güvenliği korumanın gereği ne ise, devletin ve vatanın bekasını sağlamanın gereği ne ise, onların hepsi, hiçbir tereddüt yaşanmadan yerine getirilecek. Suçlu ve hain her kimse ve her neredeyse gerekli müdahaleler yapılacak.

Türkiye, batı dünyasının, ABD’nin, İsrail’in ya da NATO’nun ne sömürgesidir, ne ucuz askeridir. Ne de kara para merkezlerinden biridir. Türkiye artık hür bir devlettir, NATO üyesi de değildir, yüzü batıya dönük de değildir, daha fazla sömürülmeyecektir ve milletinin can, mal, ırz, din, fikir, vicdan hürriyetlerini koruyan bir hukuk devletidir. Bu hürriyetleri ve emniyetleri tehdit eden iç ve dış suçlu/düşman unsurlar, hür bir hukuk devletinden beklenen karşılıkları görecekler.

Öyle görünüyor ki, hala batı dünyasına kulluk etmekte ve Türk milletine/devletine ihanetler etmekte ısrar eden siyasetteki, bürokrasideki, ordudaki, iş dünyasındaki, adalet sistemindeki, kolluk kuvvetleri içindeki gizli Ermeni çeteleri ve bunlara bağlı diğer silahlı çeteler, kısa sürede tarihe gömülecekler. Bunlar yaşanırken, hakikatler göz önüne çıkarken, onlarca yıldır bu ülkede terörün, göz yaşının, zulmün, sömürünün, acıların neden son bulmadığını, bütün vatandaşlarımız en açık şekilde görmüş, anlamış olacaklar.

Ümit ederim ki İran, Irak ve Suriye gibi komşu ülkeler, batı dünyasının, insanlık düşmanlarının, kara paracıların, sömürgecilerin, katliamcıların beleş askeri olmak yerine, onurlu bir duruş sergileyen ülkeler olmayı tercih ederler ve iç dinamikleri de başlarındaki idarecileri bu yöne sevk ederler. Aksi takdirde, karşımızda, bu hatalarının ceremesini topluca ve çok ağır şekilde onlar da çekerler.

Bıçak kemiğe dayanmadı, iliğe saplandı… Artık yeter.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Hamdiiiiiiii

Normalde de kafa tam yerinde değildi, artık kuru mu çekmiş, sulu mu çekmiş, ne halt etmişse, nirvanaya varmış… O haline rağmen münafıkların mekanı Nakit TV’ye çıkartılmış. Ciddi ciddi sorular sorulmuş.

AKPKK İstanbul militanı Ahmet Hamdi Çamlı (nam-ı diğer Yeliz) yine canlı yayında çamları devirmiş.

Şu Türkiye’nin neden bu kadar çok ve büyük dertlerle boğuştuğunu ve bir türlü bu dertlere derman olunamadığını soran olursa “İşte… Bakın bu adam Tayyip’in şoförüydü, bu bile sözde vekil yapıldı. Kaç senedir kaç kere rezil oldu ama hala canlı yayınlara çıkartılıp memleket meseleleri soruluyor. Meclis ve devlet kurumlarının idari kısımları bile bunlarla dolu.” dersiniz. Sözü AKPKK’den alır, demokrasinin ne kadar büyük bir baş belası olduğuna kadar götürürsünüz ve “Demokrasi denilen cahilce sistem olmasaydı, bu kadar cahiller, gafiller, hainler, mafyalar, hırsızlar, yolsuzlar devlet kurumlarını ele geçirebilirler miydi?” diyebilirsiniz.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Bu paralar onlardan alınacak

İşte diğer bütün kalemlerde olduğu gibi, elektrik kaleminde de vurulan bu vurgunlar hesap edilecek, yargılamalar yapılacak, Türkiye bu paraları resmen ABD’den, Avrupa ülkelerinden ve İsrail’den talep edecek. Vermeyenin ümüğü sıkılacak. Söke söke alınacak. Veremeyecek halde olanların merkez bankalarına, limanlarına, tersanelerine, elektrik santrallerine, nükleer santrallerine, otobanlarına, hava limanlarına, köprülerine el konulacak. Gerekirse ülkelerinde toplanan her kuruş vergiye el konulacak. Onlarca sene sürse de Türkiye’den çalınan bu paralar onlardan tamamıyla alınacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

İstanbul Halk Ekmek’e 755 bin liralık elektrik faturası

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki İstanbul Halk Ekmek (İHE) A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanvekili Özgen Nama, Edirnekapı Halk Ekmek Fabrikası’na gelen 755 liralık elektrik faturasını sosyal medya hesabından paylaştı ve “Maalesef durum çok vahim” dedi.

İHE A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanvekili Özgen Nama, Edirnekapı Halk Ekmek Fabrikası’nın eylül ve ocak aylarına ait faturalarını sosyal medya hesabında paylaştı. Nama’nın paylaştığı 11 Eylül 2021 tarihli elektrik faturası 202 bin 974 lira 80 kuruş iken 16 Şubat 2022 tarihli faturanın 755 bin 127 lira 20 kuruş olduğu görüldü. Nama, ‘#ElektrikZammı’ etiketiyle yaptığı paylaşımında, “Maalesef durum çok vahim! Edirnekapı Halk Ekmek Fabrikası’nın eylül-ocak aylarının elektrik faturaları da böyle…” dedi. Nama, Kartal Halk Ekmek fabrikasının da 211 bin liralık olan elektrik faturasının 570 bine yükseldiği gösteren faturalarını paylaşarak, “İşte, Eylül-Ocak faturalarının arasındaki o korkunç fark! Tüm maliyetlerimiz 3 katına çıktı, İBB 4 aydır 2₺ olması gereken ekmeğe zam yapmamak için çok direndi. Artık dayanamıyoruz!” dedi.

Hepsini serbest bırakacağım

Çok az istisnaları hariç, FETÖ’cü denilerek ceza evlerine doldurulan insanların tamamını, çok yakında toptan tahliye ettireceğim.

“FETÖ’cü” denilerek bir oldu bittiyle sözde yargılanan ve cezalar alanlar arasından, yatıp çıkmış olanlara ve benim tahliye ettireceğim kişilere, yeniden yargılanma hakkı verilecek. Bu defa, hukuka uygun yargılamalar yapılacak. Savcıların ve hakimlerin Doğu Perinçek çetesinden, mason tarikatından, Sabetaycılardan, içimizdeki İsrail’den, içimizdeki Ermenistan’dan olmalarına izin verilmeyecek. Zaten bu dediğim yapılmadan az öncesinde ordumuz ve adli makamlar dahil, devletimizin bütün kurum ve kuruluşlarından bunlar temizlenmiş olacaklar. FETÖ’cü denilen insanlar arasında gerçekten suçu, günahı olanlar da hak ettikleri cezaları alacaklar ve bunlar yeniden ceza evlerine konacaklar. Yargılamalar son derece şeffaf şekilde yapılacak. Vatandaşlarımızdan hiçbir şey gizlenmeyecek. Her safhası video kaydına alınıp her yerde paylaşılacak. Yargılamalar sonrasında verilen hükümler, toplumun vicdanına da sunulmuş/sorulmuş olacak.

Suçsuz oldukları halde, AKPKK-MHPKK-CHPKK-HDPKK ihanet ittifakının, bunların ortak buluşma noktası olan mason tarikatının talepleriyle cezalar alanların itibarları iade edilecek. Zarar, ziyanları tazmin edilecek. Devlet kademelerindeki makamlarına/rütbelerine iade edilecekler. Kriptolardan, masonlardan boşalan devlet kademelerine bu vasıflı ve suçsuz insanlar getirilecekler. Bunların hak ettikleri tazminatların verilmesi için kriptoların/masonların el konulan menkul ve gayr-i menkul varlıkları kullanılacak. Kimseye adaletsizlik yapılmayacak.

Bylock ya da başka bir uygulamayı kullanmış olmak, yazışma içeriği görülüp suç unsuru bulunmadıkça, tek başına delil kabul edilmeyecek.

Ankesörlü telefonla aranmak, konuşma içeriği elde edilip açıkça suç unsurları görülmedikçe, suç delili kabul edilemeyecek.

Bir dolar, on dolar ya da başka her hangi bir para biriminin bir kişinin üzerinde, masasında, kasasında, dolabında çıkmış olması da tek başına delil kabul edilmeyecek.

İşkence görerek, tehdit edilerek sözde itirafçı olmuş kişiler tek tek meydana çıkartılacak ve bunların yaktığı masum kişiler haklarını alacaklar, Şikayetçi olabilecekler, hem yalancı itirafçıların hem de onları o şekle sokan resmi yetkililerin cezalar almalarını sağlayacaklar.

Devletin resmi kurumlarından Diyanet işleri başkanlığının bile beraber çalıştığı Bank Asya’da hesabı olmak, oradan kredi almak, orayla bankacılık faaliyetlerinde bulunmuş olmak, Zaman gazetesi abonesi olmak v.s. gibi saçmalıklar, suç delili kabul edilmeyecekler.

Görünürde açıkça İslami cemaat/teşkilat olduğu halde, açıkça vatana ihanet, terör, silahlı terör eylemleri hiç görülmediği halde, söz konusu cemaat toptan “suç örgütü” ya da “silahlı suç örgütü” ilan edilemeyecek. Bunların hepsi hukuka aykırı. Tartışılabilir bir yanı da yok. Hukukun bu kadar dışına çıkarak toplamda milyonlarca Türkiyelinin akıl almaz haksızlıklara uğramasına sebep olan savcılar ve hakimler de yargılanacaklar. “Bize üstten bu yönde talimat geldi” gibi cümleler hiç dikkate alınmayacak. “Gerçek bir adalet adamı gibi duramadıysan, adaletle hüküm veremediysen, zulüm edilenlerin yanında saf tutamadıysan, vatandaşının yanında duramadıysan ve masonlara kulluk etmek zorunda kaldıysan, hiç değilse istifa etseydin” denilecek, başka da bir şey denilmeyecek.

Kaçırılanların, vurulanların, işkencede ölenlerin, tecavüze uğrayan kadınların, hamile ya da lohusa iken terörist muamelesi gören kadınların… Doksan yaşında ihtiyar olduğu ve GBT’si tertemiz olduğu halde yaka paça alınan ve ceza evine konanların… Yurt dışına kaçmaya çalışırken ölenlerin, boğulanların, organ ve fuhuş mafyalarına kurban olanların… Ve daha nicelerinin hesapları bu savcılardan ve hakimlerden de çok ama çok sert şekilde sorulacak.

Aynı anlarda, devletin kurum ve kuruluşlarına sızmış on binlerce PKK mensubuna ya da iltisaklısına da aynı terörist muamelesini neden yapmadıkları da sorulacak. O mahkemelerde rüşvet geçmeyecek, kriptoların/masonların üst isimlerinin talimatları da geçmeyecek.

Her insan grubunun içine ya da başına art niyetli kişiler sızmış olabilir. Bunlar da ispat edilir, ispatlar da her türlü şüpheden uzak somut ispatlar olur, o halde cezalar en sert şekilde verilir ama sadece onlara verilir. Suç örgütü ilan edilmesinden sonra bile Diyanet’in Bank Asya ile çalıştığı çok açık iken, kimse “İstediğimi yargılar, istediğimi görmezden gelirim” diyemez, diyemeyecek. Kimse “Devlet kurum ve kuruluşlarında dürüst ve müslüman insan sayısı artıyor, bunlar bizim oyunlarımızı bozuyor, Türkiye’nin halini, duruşunu değiştiriyor. Bunları bir şekilde toptan oyundan almalıyız, ezmeliyiz. Mümkünse yok etmeliyiz” diyemez, diyemeyecek.

“Devletin içine sızanlar sadece İslam cemaat ve tarikatları mı? Misyoner tarikatları? Mason tarikatı? Yahudi tarikatları? Satanist tarikatları? Bunları da araştırıp icap edenleri yaptınız mı ya da neden yapmadınız? Bütün kara para işleri, bütün ihanet işleri, bütün pis işler bunlarda değil mi?” diye sorulmamış tek bir siyasi/idari ve adli yetkili kalmayacak.

“Rabbim beni af etsin” demek, yargılanmaktan kurtulmaya sebep olmayacak, olamayacak. Bunu diyen, en başta yargılanacak. 15 Temmuz darbe tiyatrosu da zaten bütün tezatlarıyla, yalanlarıyla baştan beri gözler önünde… Bunları göre göre hukukun gereğini yapmamış olan savcılar ve hakimler de yargılanacaklar. Zaten kaç tane seçimde ve referandumda, daha akşam olmadan on binle usulsüzlük delili paylaşıldığı halde bunlara karşı da vazifelerini yapmadılar. Hala masonlar tarafından devletin başına getirilmiş hain güruhun ve onlarla en başından beri danışıklı dövüşen sözde muhalefetin istediklerini yapıyorlar. Bütün bu suçların, acıların, cinayetlerin, zararların, kayıpların, intiharların, krizlerin hepsinin baş sorumlusu, adaletten ayrılan hakimler ve savcılar… Herkesten çok onlar sallandıracaklar.

Bu yazı daha böyle çok uzar. Yıllardır bu zulümler yapılırken en sert şekilde yazdım, ikaz ettim. En çok da adli yetkilileri ikaz ettim. Dinlemeyenler, kula kulluk edenler, Türk görünerek bu millete ve devlete ihanet edenler, bilsinler ki ramak kaldı. Bunları ve burada anlatacak olsam uzun gidecek daha neleri neleri yapacağım. Şu anda bile Türkiye içinde ya da dünya genelinde, benim bunları yapmama mani olabilecek bir güç unsuru kalmadı.

Belki unutanlar olmuştur, boşa tartışmalar yaşanmasın diye yazayım. AKPKK ile cemaatin içindeki hakiki FETÖ’cüler aşk yaşarken, aralarından su sızmazken, her suçu beraber işlerlerken, ben gerçekleri haykırıyordum. Fethullah Gülen benden davacı olmuştu da Ankara’da, ifademin bile alınmadığı, savunma hakkımın bile tanınmadığı o davada sözde yargılanıp ceza almıştım.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Kapatıldı, kapatılıyor

Bilinci büyük oranda kapalı şekilde dördüncü kattaki balkondan düşen Kübra Ece vakası da arka plandan malum yerlere çıkıyor. Sistem, büyük bir gayretle bu vakayı da kapatmaya çabalıyor.

Kübra Ece vakasının arkasından da fuhuş, uyuşturucu, dijitalin işi, kadın kaçırma gibi kara para işleri çıkıyor. Adnan Oktar suç örgütü çıkıyor. Mason tarikatı çıkıyor. Adnancıların karışıp kaynaştığı AKPKK teşkilatları çıkıyor. Suçişleri Bakanı Solomon Soysuz çıkıyor. İstanbul Emniyet Teşkilatından kara paracı müdürler, amirler çıkıyor. Benzeri diğer vakalarda olduğu gibi bu vaka da saçak gibi Ankebut Ağının kısımlarına çıkıyor. Neler yaşandığını meydana çıkartmakla vazifeli resmi yetkililerin de Ankebut Ağı mensubu kişiler olduğu, konunun kapatılmaya çalışıldığı ortaya çıkıyor.

Sonra bir bakıyorsunuz, basında ve medyada “kadına şiddet durdurulsun” diye gürültüler. Ne hale getirilmiş şu memleket ki o türlü çıkışları yapan basın ve medya mensupları da Ankebut Ağının mensupları… Böyle vakalarda neler döndüğünü, arka plandaki vahim, çok vahim hakikatleri bilen kişiler.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Ortalık yangın yeri

Neye uğradıklarını şaşırdılar. Çapları yetmiyor, anlamıyorlar ve hızıma yetişemiyorlar ki karşılık vermeleri bir yana dursun…

Soysuz bitti…
Fahrettin Koca bitti..
En az sekiz bakan bitti…
Devlet Bohçalı ve çetesi bile bitti…
Tayyip’i zaten bitirmiştik, artık taşıyamıyor ve çarpılmaktan yürüyemiyordu, biyonik robotla yerine geçildi.
Dolayısıyla AKPKK ve MHPKK de bitti…
O sözde danışmanlar da bittiler.
Her şeyleri ifşa oldu. Dünya genelinde emir aldıkları ve paslaştıkları taraflar da bunlardan farklı hallerde değiller. Onlar da hala şaşkınlar.
Kara para işleri de iyice kesildi, bu nedenle Türkiye’de de para bitti. Oradan buradan para aktarıyorlar kasaya ama onlar da bitti, onlar da yandı, gitti. Ana paraları bile alamayacaklar ki faizi bir yana dursun…
Memura maaş veremeyen, elektrik ve doğalgaz kesintilerine mani olamayan, 30 saatten fazla elektriği kesik olan Isparta’yı haber yaptırmamaya çabalayan, azıcık kar yağınca kapanan yolları açamayan, belediyelerinde de para kalmamış olan sözde bir hükumet var. Tekrara girsem, saatlerce anlatılacak rezillikler var.

Bu kadar münafıklığın, ahlaksızlığın, namussuzluğun, ihanetin, riyakarlığın, yalancılığın, fitneciliğin, hırsızlığın, soygunun, yolsuzluğun, peşkeşin, cinayetin, katliamın, hukuk tanımazlığın, zalimliğin sonu başka türlü bitemezdi. Bir anda neye uğradığını şaşırarak iktidardan indirilen ve kurşuna dizilen Çavuşesku ve çetesi bile bunların yanında ak sütten çıkmış ak kaşık kalırdı. Bunca cürmü, ahlaksızlığı baştan planladıkları halde partinin adını baştan AK Parti koyacak kadar şeytanlaşmışlardı. Zaten logosunu ve renklerini de mason/satanist tercihleriyle yaptılar.

Şu anlarda yaşanmakta olanların hepsini önceden haber verdim, ikaz ettim, nasihat ettim. Oradan sonra bile dönselerdi, ortak paydalarda buluşup aklı başında hareket etselerdi, bu gün manzara bu kadar vahim olmazdı. Lakin karşımda kibir abideleri vardı. Kendilerini gök yüzünde, bulutların üzerinde zan ediyorlardı. Şimdilik ayakları yere basıyor, gerçekle yüzleşiyorlar ama çok çok kısa süre sonra milyonlarca ayağın altında kalacaklar.

Memleket kaynıyor. Halk tahammül edemiyor. Her bir yandan isyan sesleri yükseliyor ve bastırılamıyor. Kısacık süre sonra, çok farklı görüşlerden olan kesimlerin bir arada sokaklara indiğini göreceğiz. Ortak itiraz noktaları AKPKK, MHPKK, Tayyip, Bohçalı, Soysuz, açlık, yokluk, adaletsizlik, soğuk, işsizlik olacak. Çok ama çok acımasız olacaklar. Açlığın insana neler yaptırabileceği bir kez daha görülmüş olacak. Aralarında çok sayıda AKPKK ve MHPKK taraftarları da olacak. Onlar en önden koşup lanetler edecekler şu AKPKK-MHPKK koalisyonuna…

Ve… Dahası var. Bu memleket bu hale getirilene kadar bunlarla danışıklı dövüşen sözde muhalefet partilerinin ve liderlerinin ne olduğunu, aslında kimler olduklarını, nasıl da danışıklı dövüştüklerini duydular, öğrendiler, emin oldular. Onları da Tayyip’ten ve Bohçalı’dan farklı kefeye koymayacaklar.

Göreceksiniz, öylesine büyük hadiseler yaşanacak ki Kazakistan’da yaşananlar devede kulak misali kalacak. KGAÖ ülkelerinin sözde barış güçleri Türkiye’ye gelseler, bu isyanları bastıramayacaklar. Tarih bunun sayısız misalleri ile dolu. Hakaret edilir, umursamazlar. Dinleri çalınır/yıkılır, umursamazlar. Ahlaklarını, namuslarını kaybederler, umursamazlar. Ne zaman ki aç kalırlar, işte o gün hayvani bir refleksle karşılık verirler ve son derece yıkıcı ve yırtıcı olurlar.

Açlık, kıtlık, soğuk çok fena, çok…
Bütün bunlara sebep olanların sonları çok fena, çok…
O Soysuz’un sonu çok fena, çok…

Bir de böyle bir memleket değilmişiz gibi Ukrayna meselesinde neredeyse Türkiye’yi Rusya karşısında harbe sokacaklar. Bu kadar acımasız, bu kadar gözleri kararmış, kalpleri kararmış, bu kadar şeytanlaşmış kişiler.

Bu gün de Ümraniye toplama kampını yakmışlar. Her meselede olduğu gibi boşa uğraşmışlar. Her yerden kilitlendiler, açık verdiler, suç üstüler, bittiler, tükendiler. Bu güne kadar onları başımızda tutanlar, sıkıştıkça onlara yardıma koşanlar, o İsrail, o Avrupa ülkeleri, o ABD de tükendiler, bittiler.

Bundan sonra Süpermen gerçek bir karakter olsa ve Ankebut Ağını kurtarmaya çabalasa, yanına da diğer süper kahramanların hepsini alsa, kurtaramazlar, bittiler.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Köprü ve otoyollardaki soygun durdurulabilir

Hukuk profesörü Prof.Dr. Pelin Gündeş izah etti, köprü ve otoyollarda döviz cinsinden garantili ödemeler iptal edilebilir

1/ Köprü ve otoyollarda döviz cinsinden garanti ödemeleri iptal edilemiyor çünkü Londra Mahkemeleri yetkili deniyor. Aklıma bir yol geliyor. Milletlerarası Özel Hukuk Hakkında Kanun (no:5718) m.1’e göre bir sözleşmede yabancı hukukun seçilebilmesi için o sözleşmenin yabancılık…

2/… unsuru taşıması gerekmektedir. Bir sözleşmenin yabancılık unsuru taşıdığının kabulü için sözleşmenin milletlerarası ticaretin yarar alanına girmesi gerekmektedir. Bu yarar sınırlar ötesi mal ve para transferi gerektirir. Milletlerarası Özel Hukuk Kanununu-MÖHÜK’te..

3/… sözleşmelerden doğan borç ilişkilerine uygulanacak hukuk madde 24’te belirlenir. Her ne kadar m.24, 1inci fıkra hukuk seçimine izin verse de Kocasakal, Tekinalp ve Doğan’a göre bu maddenin uygulanabilmesi için öncelikle MÖHÜK’ün uygulama alanına giren bir uyuşmazlık söz…

4/… konusu olmalıdır. Doktrindeki bu görüşe göre yabancılık unsuru bulunmayan bir uyuşmazlıkta tarafların yabancı bir hukukun uygulanmasını seçme hakları yoktur. Bu durumda seçilen hukuk hükümleri sadece sözleşme metnine dahil kabul edilir ve buna incorporation diyoruz….

5/… Ve bu hükümler ancak, Türk hukukunun emredici hükümlerine aykırı olmamak şartıyla uygulama alanı bulabilir.Yavuz Sultan Selim, Osmangazi Köprüleri ve Avrasya Tüneli vb diğer garanti taahhüt eden Şehir Hastaneleri vb sözleşmelerde yabancılık unsuru olmadığı kanaatindeyim….

6/…Çünkü milletlerarası bir ticaret yoktur. İnşaatlar Türkiye’de hatta Türk firmaları tarafından kamu yararı için yapılmıştır. Dolayısıyla sözleşmeler milletlerarası ticaretin yarar alanına girmemektedir. Özetle bu sözleşmelerdeki tüm döviz cinsi garantiler yok hükmündedir!

7/Hukuk seçimin geçerli olarak yapılmadığı hallerde uygulanacak hukuk MÖHÜK 24/4’e göre belirlenecektir. Buna objektif bağlama kuralı denir. MÖHÜK 24/4 bu durumda sözleşmeden doğan ilişkiye, o sözleşmeyle en sıkı ilişkili hukukun uygulanacağını söylemektedir. Yani Türk hukuku!

8/ Ayrıca seçilen İngiliz hukukunun uygulanması Türk kamu düzenine açıkça aykırıdır. Milletlerarası Özel Hukuk Kanunu m.5’e göre yetkili yabancı hukukun belirli 1 olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması halinde, bu hüküm uygulanmaz; Türk hukuku uygulanır!

9/Ayrıca, doktrinde dava ikame şartı gerçekleştiğinde hukuk seçiminin geriye etkili olarak hüküm doğuracağı kabul edilmektedir! Yani geçmişte ödediğimiz paraların da hesabı sorulabilecektir!

10/ Ben ilgili kontrat maddelerini görmedim ancak bir önemli husus daha var. Yukarıdaki teknik değerlendirmelerimi İngiliz hukukunun seçildiği varsayımı üzerine yazdım. Ama eğer bu kontratlarda hukuk seçimi açık yapılmadıysa örtülü olarak İngiliz hukukunun seçimi halinde bu…

11/… seçim şüpheye yer vermeyecek şekilde anlaşılabilir olmak zorundadır! İngiliz mahkemelerinin yetkili kılınması, İngiltere’den hakem seçilmesi, dövizle ödeme yapılması hukuk seçimi yönündeki zımni iradeyi gösterebilir ancak bunlardan hiçbiri tek başına yeterli değildir!

12/ Ayrıca doktrindeki genel kabule göre sözleşmede İngiliz hukukunun seçiminin maddi geçerliliği (geçerli olup olmadığı) lex fori olarak Türk hukukuna tabi olmalıdır! Öte yandan tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları halinde (yani eğer İngiliz hukukunu seçtik demiyorlarsa),..

13/… sözleşmeye uygulanacak hukuku bulmak için objektif bağlama noktaları bulunur. Yani MÖHÜK m.24/4 devreye girer ve sözleşmeden doğan ilişkiye, o sözleşmeyle en sıkı ilişkili olan hukuk uygulanır.

14/ Peki MÖHÜK 24/4 ne diyor? Sözleşmeyle en sıkı ilişkili olan hukuk, karakteristik edim borçlusunun, sözleşmenin kuruluşu sırasındaki mutad mesken hukuku, ticari veya mesleki faaliyetler gereği kurulan sözleşmelerde karakteristik edim borçlusunun işyeri, bulunmadığı takdirde…

15/.. yerleşim yeri hukuku, karakteristik edim borçlusunun birden çok işyeri varsa söz konusu sözleşmeyle en sıkı ilişki içinde bulunan işyeri hukuku olarak kabul edilir. Ancak halin bütün şartlarına göre sözleşmeyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması halinde sözleşme, bu..

16/.. hukuka tabi olur. Peki karakteristik edim borçlusu kimdir? Bu kavramın yasal bir tarifi yoktur. Karakteristik edim kavramı doktrinde, akdi karakterize eden, akde adını ve ağırlığını veren, akde damgasını vuran ve hukuki özelliğini veren, diğerlerine göre daha rizikolu…

17/.. konumda bulunan edim olarak tarif edilmektedir. Bu konuda önerilen bir diğer kriter, para ödenmesine ilişkin edimin karakteristik edim olmayacağıdır. Mesela vekalet akdinde vekilin, kefalet akdinde kefilin, garanti akitlerinde garanti verenin, hizmet akitlerinde hizmet…

18/.. verenin, istisna akdinde eseri meydana getirenin, satım akdinde satıcının, kira akitlerinde kiraya verenin, karz ve ariyet akitlerinde kullandıranın, franchise akitlerinde franchise verenin, factoring akitlerinde factorun edimleri karakteristik edim kabul edilmektedir.

19/…İnşaat sözleşmelerinde müteahhidin üstlendiği edim bir eser inşa etmek, buna karşılık iş sahibinin karşı edimi ise belirlenen ücreti ödemektir. Sözleşmenin ağırlık noktasının meydana getirilecek inşaat olduğu gözetildiğinde karakteristik edim borçlusunun müteahhit olduğu..

20/… sonucuna varılacaktır. Roma Konvansiyonu’na göre de, milletlerarası inşaat sözleşmelerinde karakteristik edim müteahhidin edimi olarak kabul edilmiş ve bu doğrultuda müteahhit ile inşaatı yaptıran işveren arasında açık veya zımni olarak hukuk seçimi yapılmamış..

21/… olması halinde, inşaat sözleşmesine uygulanacak hukuk karakteristik edim borçlusu olan müteahhidin işyeri hukuku olacaktır. Bu büyük ihaleleri alan şirketlerin birden çok işyeri varsa söz konusu sözleşmeyle en sıkı ilişki içinde bulunan işyeri hukuku olarak kabul edilir.

22/…yani Türkiye! Çünkü bu şirketlerin hepsinin Türkiye’de işyerleri bulunmaktadır. İşin ifa yeri de Türkiye’dir. Birden fazla unsur Türk hukukuna işaret ettiğinden Türk hukuku uygulanması gerekir.

23/ Peki eğer karakteristik edim borçlusu olan inşaat firmalarının işyeri Türkiye değilse ne olacak? Onun da yolu var! Çünkü ödeme garantili köprü ve otoyollar Türkiye’dedir. Ödeme Türkiye’de yapılmaktadır. Borcun ifa yeri de Türkiye’dir. Bu durumda Türk hukuku müteahhitlerin…

24/… işyeri hukukuna göre daha sıkı ilişki içerisinde olan hukuktur. Dolayısıyla 24/4’ün son cümlesine göre Türk hukuku uygulanır. Ancak halin bütün şartlarına göre sözleşmeyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması halinde sözleşme, bu hukuka tabi olur. Yani Türk hukuku!

25/ Kontratlardaki maddeleri görmediğim için ihtimalli yazıyorum. Şimdi aklıma bir de şu husus geldi. Diyelim ki taraflar kontratlarda açık açık İngiliz hukukunu seçmiş olsunlar. Buna da çare var. MÖHÜK m.31’e göre sözleşmeden doğan ilişkinin tabi olduğu hukuk uygulanırken,…

26/… sözleşmeyle sıkı ilişkili olduğu takdirde üçüncü bir devletin hukukunun doğrudan uygulanan kurallarına etki tanınabilir. Söz konusu kurallara etki tanımak ve uygulayıp uygulamamak konusunda bu kuralların amacı, niteliği, muhtevası ve sonuçları dikkate alınır. Yani…

27/… sözleşmeyle taraflar İngiliz hukukunu seçseler dahi Türk hukukunun doğrudan uygulanan kurallarına etki tanınabilecektir. Zira Türk hukuku sözleşmeyle sıkı ilişkilidir. Nitekim MÖHÜK madde 6 ya göre de yetkili yabancı hukukun uygulandığı durumlarda, düzenleme amacı ve…

28/… uygulama alanı bakımından Türk hukukunun doğrudan uygulanan kurallarının kapsamına giren hallerde o kural uygulanır. MÖHÜK madde 31 ile ilgili bir açıklamaya da ihtiyaç vardır burada. Madde metninde 3. Devletin hukukunda yer alan doğrudan kurallar uygulanabilir demiyor….

29/Bu kurallara etki tanınabilir diyor. Yani 3’üncü devletin doğrudan uygulanan kuralları, esasa uygulanacak hukuk yani MÖHÜK m24 kapsamında mücbir sebep oluşturan bir hal ( mesela pandemi) ya da sözleşmenin geçersizliğine neden olan olgular fiili durumlar olarak düşünülebilir.

30/ Mücbir neden ya da sözleşmenin geçersizliği vb hukuki sonuçlara da MÖHÜK 24’e göre tayin edilen hukuk uygulanır.

31/ Peki sözleşmenin ifasında ortaya çıkan uyuşmazlıklar neye tabi olacaktır? Bu ilkesel olarak sözleşme statüsüne bağlı dense de ifa aslında gerçekleştirildiği devlet hukuku ile çok sıkı biçimde ilgilidir. Bu bağlamda MÖHÜK madde 33 uygulanır. Bu maddeye göre ifa sırasında…

Prof.Dr. Pelin Gündeş

İşte budur…
Mevzu kapanmıştır. Çalmayı/soygunu durdurun, şu ana kadar çaldıklarınızı da hazinemize geri ödeyin. Yoksa biz zaten yakında bu soygunların hepsini dava konusu yapacağız. O patronların, şirketlerin, arkalarındaki mafyaların ve kara paracı hükumetlerin ve mason tarikatı mensuplarının yargılanmalarını sağlayacağız. Zaten bu işleri, başımıza geçmiş hainlerle tamamen hukuk dışı şekilde organize ettiklerini de ispat edeceğiz. Şahitler, itirafçılar bile olacak.

Buradan sonra kaçarı yok. Bu milleti daha fazla soymak isteyenler hep sert kayalara çarpacaklar. Türkiye’nin dimdik doğrulacak, maddi ve manevi sorunlarını hızla aşacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Hiç yakışmadı, hiç yakışmıyor

Bünye onu kabul etmiyor, dışlıyor

Hala niye benim nabzımı yokluyorsunuz? Anlaşılmayacak ne var? Ekrem İmamyan’a ve çetesine kimin ne yaptığı beni alakadar etmiyor. Ben ona zamanında fırsatlar sundum. Türkiye ve dünya dengelerini onun lehine olacak şekilde ayarlayacaktım. O, iktidarla danışıklı dövüşmeyi tercih etti. Onlarla beraber ihanetlerine ve pis işlerine devam etti. Karşımda her zamanki kibriyle, her zamanki Türk ve İslam düşmanlığıyla davranmayı tercih etti. İnadına LGBT çıkışları da yaptı, inadına pek çok hususta damarıma bastı.

O iş, orada bitti… Ukrayna, Japonya, İmamyan, Trump ve bilinen diğerleri… Hepsi ile benim işim çoktan bitti. Beni karıştırmayın, bulaştırmayın. Akıbetleri baştan belli olan şahıslarla, gruplarla, ülkelerle daha fazla vakit harcayamam. Türkiye’nin ve dünyanın çok büyük, çok ciddi, çok acil meseleleri var ve onlarla meşgulüm. İbnelerle ve ibne sevicilerle harcayacak tek bir dakikam bile yok benim.

Ekrem İBB başkanlığından düşürülecekse, vatanın, milletin, gelecek nesillerin hayrına olur. Ahlakın, namusun, nesillerin muhafaza edilmesinde çok faydalı bir adım olur. Düşürüldükten sonra “Çin Gönüllüleri Cemiyeti” ya da “İbne Severler Cemiyeti” tesis ederek, oraların genel başkanlığını da yapabilir. Çin ya da LGBT bayraklarını eline alıp meydanlarda ya da ekranlarda da dolaşabilir. Birbirine tezat teşkil eden kaç farklı kimliği, duruşu var zaten, birinde bari artık sabit dursun. Ne cins olduğu belli olsun. Mevcut kanunlar onlara yarıyor, ne hazindir ki onlardan yana… Ekrem ne halt ediyorsa etsin de İstanbul gibi bir şehrin başında durmasın. Bence de o makama hiç yakışmadı, yakışmıyor. Türlü türlü yalanları, oyunları, yolsuzlukları, üç kağıtları ve ihanet bağlantıları da iyice meydana çıktı, hala çıkıyor.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

ANKET

AKPKK’nin El Salvador ile girişeceği kara para işleri, Türkiye’ye büyük miktarda kara para akışını sağlayabilir rmi? Son zamanlarda azalan kara paraların yerini tutabilir mi? Ülkedeki nakit sıkıntısına çare olabilir mi? Bu sayede dolar kuru sabit tutulabilir mi? Enflasyonun daha da artmasına mani olunabilir mi? Suçişleri Bakanı Soysuz bu hususlarda kendini aşabilir mi? (Birden fazla tercih yapılabilir)

A) Evet evet… Zaten bu sahada tecrübeliler

B) Hayır hayır… Bundan sonra kurtaramazlar

C) Venezüela ile peynir işi ne oldu, bozuldu mu?

D) Bu soruyu Sedat Peker’e sormalıyız, o nerede?

E) Siz ne diyorsunuz öyle, Türkiye hukuk devletidir

F) Abi gerçekten öyle mi dönüyor bu işler?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi