Etiket arşivi: SpaceExplorer.TV

Türkçe Belgesel: Yasak Tarih – Hitlerin Kaçırılması

Ne kadar tuhaf… Bu kadar kaliteli hazırlanmış şu belgesel, Kasım 2018’den bu güne kadar, on milyonlarca Türk kullanıcının bulunduğu Youtube’da sadece 50 kere izlenmiş.

Siyonistlerin, Ankebut Ağı’nın dünyayı inandırdığı yalanlar hızla çöküyor. Süleymanlılar cemaati olarak 1945’ten beri, Akademi Dergisi olarak son on senedir anlattığımız Hitler gerçeklerini, kısmen de olsa şu belgeselde anlatmışlar.

Adolf Hitler intihar etmedi. Başka bir sebeple de ölmedi. Cesedi de bulunamadı. Öldüğünü iddia edebilecek somut hiçbir delil elde yok iken dünya buna inandırıldı. Çünkü Ankebut Ağı böyle uygun gördü. Neredeyse bütün dünya insanlığı Adolf Hitler konusunda kandırıldı, biz Süleymanlılar ise gerçeği hep biliyorduk ve söyledik.

Daha fazla ve daha sarsıcı Hitler gerçekleri ile de yüzleşilecek. Hitler hiçbir zaman katliam yaptırmadı, anlatıldığı gibi cani, deli bir kişi de değildi. En sarsıcı olanı ise Hitler hala ölmedi. Bu da yakında herkesin duyacağı bir gerçek.

https://ok.ru/video/1598661462670

Uzayda başka gezegenlerde de başka insan türleri olduğunu kabul etmezseniz, dünya tarihinin hiçbir kısmını doğru okuyamazsınız. Sayısız mevzunun içinden çıkamazsınız. Piramitleri ve Göbeklitepe’yi bile yorumlayamazsınız. Aynı şekilde ikinci dünya savaşında neler yaşandığını ve Hitler meselesini de çözemezsiniz. Belgeselin birinci bölümünde biraz da Ankebut Ağı’na, dünyayı sarmış ve hükumetlere sızmış Mason teşkilatına, Hitler’in ilk zamanlar dahil olduğu ve sonra ayrıldığı gizl örgütlere ve bir de uzaydaki diğer insan türlerine temas edilseymiş, mevzu daha da netleşirmiş.

Hitler’i anlamak ve sonunda Hitler’e ne olduğunu bulmak için Merihlileri yani Marslıları bilmek, çözmek lazım. Hitler, kaçısın bir kısmında uçak ve denizaltı kullandı ve sonra gözlerden uzak kısmında UFO’ya bindi. Zaten ikinci dünya savaşının son zamanlarında Merihlilerin UFO’ları çok sık görülüyordu. Naziler de onları gördükleri için o UFO’lar benzeri uçan araçlar yapmayı çok denedi. Lakin fazla yol alamadılar. Sonra bir tartışmanın daha sonu gelmedi ve görülen onca UFO’nun Nazilere ait olup olmadığı ve Nazilerin UFO yapıp yapamadığı tartışıldı. Tartışılması gereken ise Nazilerin, daha doğru ifade ile Hitler’in, başka dünyaların insanları ile müttefik olup olmadığıydı.

İkinci bölümü izleyince, on yıldır neler anlattığımı da biliyorsanız eğer, her şeyi iyice yerine oturacak.

https://www.ok.ru/video/1598661528206

Mehmet Fahri Sertkaya

Leonid Vasilevich Ksanfomaliti: Somut deliller var.

50 yılını bu işe vermiş bir bilim adamı… Adı Leonid Vasilevich Ksanfomaliti ve güneş sistemimizin yapay bir sistem olduğunu onlarca sene önce anlattı.

Bakarsınız, dolu dolu bir kariyeri var. Hem de saygın bir kişiliği var. “Venüs’te hayat var mı?” tartışmalarında ilk akla gelen kişidir.

Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra oluşan serbestlik ortamında bazı sarsıcı gerçekleri konuşma fırsatı buldu. Bunlardan biri de güneş sistemimizin yapay olduğuna dair bulunan somut deliller/bulgular konusuydu. Çok seneler önce adını andım, hakkında yazdım, videolar hazırladım. Bunlar kulağına gitti. Zaten SpaceExplorer.TV adresindeki web sitem dünyanın dört bir yanında bilim çevrelerinde sarsıcı tesir oluşturmuştu ve Ksanfomaliti de duymuştu, incelemişti.

Etrafından bazı kişilere “Benim bunca senemi vererek ulaştığım bilgileri bu kişi inancı ile bulmuş” demişti.

Bu web sitem de Google, Facebook dahil CIA’nın bütün ortamlarında sansürlenmişti. Hala sansürlü duruyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

İklim silahları gerçek mi?

Şu andaki saldırının öncelikli hedefi, bitki örtüsünü tahrip etmek ve Türkiye’nin zıraatini/tarımını vurmak/baltalamak.

Şu mevsimde, mevsim normallerinin üstünde bir sıcaklığın olması, gelecek aylarda Türkiye’nin zıraatine büyük bir darbe olarak yansıyacak. Bu saldırıyı bize hususiyle son yirmi beş senedir her sene yapıyorlar.

Bunun haricinde, belli başlı turizm ve ziraat bölgelerimizi de ayrıca hedef alarak saldırıyorlar. Hedef alınan bu bölgelerimizde şaşırtıcı sıklıkta ve şiddette hortumlar ve depremler oluşmasını sağlıyorlar. Yaklaşık son 20 senedir Ege ve Akdeniz bölgelerimizde yaşanan deprem ve hortum hadiselerinin büyük çoğunluğu HAARP saldırıları nedeni ile yaşandı/yaşanıyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bundan böyle gizleyemeyecekler!

Ankebut Ağı’nın, kontrolündeki devletler ve devlet kurumları üzerinden dünya insanlığını kandırdığı hususlarda ve dünya insanlığından gizlediği hususlarda yayınlar yapmaya devam edeceğiz…

Ankebut Ağı’nın ve bu ağı yöneten Sanhedrin hahamlarının dünya insanlığı için ne kadar tehlikeli olduğunu devam eden bu yayınlarla birlikte daha da iyi anlayacaksınız.

Kapak resimlerini görmüş olduğunuz yayınlarımız, seneler öncesine ait… Daha önce denk gelmediyseniz www.SpaceExplorer.TV sitemizde bulup inceleyebilirsiniz. Bugün konuyu, söz konusu yayınlardaki seviyeden çok daha daha ileri götüreceğim ve Türkiye’de sık görülen “obruk” hadiselerinin perde arkasını gözler önüne sereceğim.

Mehmet Fahri Sertkaya

Sadece Satürn’ün uydularına bakılsa onlarca gezegende hayat var…

Titan the biggest moon of saturn

Sadece Satürn’ün uydularından bile bakılsa, onlarca farklı yerde hayat var. Bunların bir kısmı, başka yerlerden gelip yerleşenler, bir kısmı uzun yolculuklar için kendilerine askeri üs kuranlar… Oralara sonradan gelip yerleşenlerin dünyamızdan yüzlerce kat büyük ve yapay uzay araçları var.

Mehmet Fahri Sertkaya

Marmara depremi, deprem silahları, divan-ı salihin, acayip hadiseler

▫️Türkiye iklim silahları ve sismik silahlar ile vuruluyor. Yaşanan tuhaf yağışlar, hortumlar, dolu hadiseleri, ani kuraklaşmalar yapay/kontrollü hadiseler.

▫️17 Ağustos 1999 Marmara depremi de aynı tekniklerle yapılmış bir saldırıydı.

▫️ İklim silahları ve depremlere sebep olan sismik silahlar ne zamandan beri kullanılıyor. Hangi ülkelerin başına neler geldi.

▫️ Depremden haftalar önce yayınlanan bir dergide “Gölcük Askeri Tesisleri’nde acaip ve garaip bazı hadiseler zuhur etmektedir” denilmesi ne anlama geliyordu.

▫️ Marmara depremi, Türkiye ile düşman güçlerin çatışmasında bir kırılma noktası mıydı? Divan-ı Salihin 17 Ağustos’ta hangi kararı aldı

▫️ 12 ABD’li 30 Amerikalı Siyonist subay o gece orada ne için vardı. İsrail neden ilk olarak yardıma koşan ülke oldu.

▫️ Gölcük tesislerine dalış yapan askeri dalgıçlar neden istifa etti ve bazılarının ruh sağlığı bozuldu

▫️ Ahir zamanı anlatan hadis-i şeriflerden biri, 17 Ağustos 1999 yapay depremini/saldırısını ve Gölcük Askeri Tesislerinde toplaşıp akıllara zarar planlarını devreye sokmak isteyen Türk/İslam düşmanlarını mı haber veriyor.

▫️ 99 Marmara depremi kıyametin bir prototipi miydi

▫️ABD Başkanı Bush “Onu ininden çıkartmak için gerekiyorsa deprem bombası kullanırız” dedikten kısa süre sonra neler oldu

Ye’cüc ve Me’cüc’ü İsa peygamber yenecek


Ye’cüc ve Me’cüc’ü İsa peygamber yenecek,

  1. Dünya Savaşından sonra bir büyük savaş daha olacak ama bu savaş dünya savaşı değil, dünyalar arası bir savaş olacak.

Peygamberimiz (s.a.v) buyurdu ki;

➥ ”İsa (peygamber), (ölmeden, sağ olarak kaldırıldığı sema katından, ahir zamanda yine yeryüzüne) inince, (dua edip ümmet-i Muhammed’den olmak isteği kabul olmuş, gerçekleşmiş olacak, ümmete dahil olacak, peygamberlik vazifesi yapmayacak, Mehdi’nin ordusunun başına geçecek ve) İslamiyet’le hükmedecektir. O zaman Allah-ü Teâlâ, Müslümanlardan başka herkesi helak edecektir.” (Hadis-i Şerif, Ebu Davud)

Bu hadis-i şeriften ve daha çok sayıda hadis-i şeriften, hususiyetle de Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin ufuk açıcı izahlarından anlıyoruz ki, Hz. İsa’nın yeryüzüne indirilip Müslümanların başına geçmesinden sonra, Hz. Allah bir vesile ile dünya üzerindeki kuru kalabalığı temizleyecek. Sureten insan olup da sireten/içi insan kalmamışları, bir şekilde arzından kaldıracak.


Yine hadislerden anlaşılan o ki bu, dünya geneline yayılmış bir harp ile gerçekleşecek. Lakin bu harp, 3. Dünya Savaşı olmayacak. Bu harp, 3. Dünya Savaşından da sonra yaşanacak. Dahası var ki bu harp Ye’cüc ve Me’cüc denilen iki uzaylı insan ırkı ile dünya insanlığı arasında yapılacak. Öylesine büyük bir harp olacak ki, yeryüzünde az sayıdaki gerçek Müslümanlar hariç hemen herkesi öldürecekler.

İsa aleyhisselam ile birlikte hareket eden samimi/ihlaslı/rabıtalı Müslümanları öldüremeyecekler. İsa aleyhisselam Allah’ın yardımı ile onları çok başarılı yönetecek ve sonra bunlar Ye’cüc ve Me’cüc’ü yenecekler.

Anlaşılan o ki başka gezegenin kafir ve saldırgan insanları olan, binlerce sene önce de dünyamıza saldırıp büyük zararlar verdikleri ve Hz. Zülkarneyn tarafından önlerine set çekildiği bilinen bu Ye’cüc ve Me’cüc’e en büyük ve son darbeyi bu defa biyolojik silahlarla vuracaklar.Karıştı mı kafanız? O halde şuradan detaylara ve delillere yelken açın.

Ayrıca, uzayda müslim ve gayri müslim olmak üzere çok yüksek sayıda başka insan türleri var. Hadis-i Şeriflerde de, ayet-i kerimelerde de buna dair deliller var.

Miraç hadisesinde peygamberimizin karşılaştığı başka insan türleri var. Bunların bazısı uzay dediğimiz dünya seması içindeler ama bazıları ise uzay dediğimiz alemin daha üstünde olan sema/gök katlarındalar. Yedi kat sema var. Yedi katın üstünde beş kat daha sema var.

Bizim daha şu küçücük uzayı aklımız almıyor ama bu sema katları içinde zaman ve mekan ne demektir bilinmeyen ama Hz.Allah tarafından yaratılmış alemler ve bu alemlerde yaşayan giyinmek ve çıplaklık nedir bilmeyen, erkeklik ya da dişilik nedir bilmeyen, güneş ve gezegen nedir bilmeyen, dünyamızın varlığından ve biz insanlardan haberdar bile olmayan ama İslam’ı bilen ve Allah’a ibadet eden kullar var. Bunlar melek ya da cin de değiller.

Hadislerde haber verilen dünyalar savaşı, uzaydan gelen Ye’cüc ve Me’cüc halkları, onları imha eden biyolojik silahlar…

Hadislerde haber verilen dünyalar savaşı, uzaydan gelen Ye’cüc ve Me’cüc halkları, onları imha eden biyolojik silahlar Kıyamet, Ye’cüc…

Mehmet Fahri Sertkaya

Öteki Gündem’in öteki yüzü: Gizli Yahudilik ve Kabalacılık

Sabetaycı gizli Yahudi Cansu Canan Özgen’in metatron kolyesini anlattığımız yazımız, aylardır kimseye duyurulamıyor, paylaşılamıyor. Büyük bir karartma devam ediyor. Oysa daha ilk saatlerde, çok sayıda araştırmacı, TV programcısı dahil on binlerce kişi sosyal ağlarda bunu paylaşmıştı. Sonra bir anda paylaşımlar kesildi, kimse göremedi, halen kimse göremiyor, yayamıyor.

Bkz.

https://ok.ru/video/574295575152(Cansu Canan Özgen’in Metatron kolyesi)

Sabetaycı gizli Yahudi olduğunu meydana çıkarttığımız Cansu Canan Özgen’in taktığı o kolye ne mana ifade ediyor, biliyor musunuz?
Sabetaycı gizli Yahudi olduğunu deşifre ettiğimiz günden beri, kendisine profilinden en medeni şekilde ”Sen gerçekten Sabetaycı mısın?” şeklinde soran takipçilerine “Hayır, değilim” cevabı veremeyip hepsini anında engelleyen CanSU Canan ÖzGEN’in, görmekte olduğunuz o kolyesi de tam kendisine yakışır türden. Tam da gizli Yahudi birinin üzerinde görülecek türden. Hatta yeşil ve mor renkleri de özenle seçilmiş.

Buna Metatron deniliyor. Kabbalistik bir sembol. Yahudi inançlarına, Talmud‘a ve Kabalaya dayanıyor. Metatron, Yahudilerin inancında bir baş melektir ve iyilikleri kayıt ettiğine, yazdığına, iyilikler yaptığına ama bazen de zarar verdiğine inanılıyor. Kabala metinlerinde bu melekten bahsediliyor ama isminin ne zaman ve nasıl Metatrona dönüştüğü pek bilinmiyor, izah edilemiyor. 
Başvurulan kaynaklarda, Yahudilerin, inançlarına göre Metatron’un baş melek olduğunda ve sonradan bir anda tanrı tarafından baş meleğe dönüştürüldüğü hususunda ittifak halinde oldukları ama önceden kimdi, neydi, koruyucu bir melek mi, yazıcı bir melek mi, bazen de zarar verir mi gibi hususlarda ise kendi aralarında ihtilaf halinde oldukları görülüyor. Zaten bunlar, bir İslam peygamberi olan Hz Musa’nın hak şeriatı olan Museviliğin tahrif edildiğini, hak kitap olan Tevrat’ın tahrif edildiğini, hahamlar tarafından bozulduğunu ve hak kitap olan Kur’an-ı Kerim’in, kendisinden önceki hak kitapların hükmünü nesh ettiğini bilen biz Müslümanları çok da alakadar etmiyor. Bir de şunu bilmemiz de fayda var ki, Yahudiler, Metatron sembollü takılar taşınarak, koruyucu bir tesir oluşturulduğuna da inanıyor.

Bu Metatron’un kolyeleri, takıları yapılıyor ve pek çok ülkede adına Metatron denilerek satılıyor. Yahudi olduklarını gizleyen ülkemizdeki New Age tarikatlarının mensupları ”enerji”, ”yaşam enerjisi”, ”Kuantum bilinç”, ”Zamanın doğası”, ”Şifa enerjisi”, ”Sevginin ışığı”, ”Işık insan” ve benzeri kelimelerle sık sık Metatron adını ve sembolünü yan yana getirerek kullanıyorlar. Bazıları ise Metatron ve benzeri Yahudi inancına dayalı tabirleri kullanmayıp diğer tabirlerle insanların dikkatini çekip peşlerine takıyor, bu insanları yavaş yavaş istedikleri sapkın inançlara çekiyor. Yahudilik ve Kabala ile olan bağlantıyı gizliyor. Mesela uzaylı tarikatları olarak bilinen sapkın tarikatlar ile, uzaylıları araştırıyor görüntüsü altında halkın dikkatini çeken ve sonra onlara nabza göre şerbet verip gizli gizli Kabala öğretilerine çekenler… Bunlar ‘Işık insan’‘tekamül süreci’‘Bilinç seviyemizi yükseltmek’ tabirlerini de sık kullanıyorlar. Mevzuya uzaydan, uzaylılardan, uzaylıların dünya insanlığından neden gizlendiklerinden, bizim ne yapmamızı beklediklerinden ve ayrıca bilimsellikten, akılcılıktan, fizikten, kuantumdan, maddenin/eşyanın hakikatinden girip, memleketin Müslüman evladını Kabala, Talmud ve bozulmuş/muharref Yahudi dini öğretilerine çekiyorlar. Öteki Gündem’in demirbaşlarından denebilecek İzmirli Sabetaycı gizli Yahudi Haktan Akdoğan bunlardan sadece biri… Aralarında kısmi farklar olsa da Ahmet Hulusi de bunlardan bir diğeri… 

Sabetaycı minik serçe Sezen Aksu‘nun, kanatlarının altına alıp yükselttiği ve Ahmet Hulusi’nin de talebesi olan, uzun süre ‘Müslüman sanatçı’ rolü oynayıp şimdilerde herkesi hayal kırıklıklarına uğratan, göründüğünün tam zıddına bir karakteri ve hayatı olduğu meydana çıkan Mustafa Ceceli’ye bir sorun bakalım, kandırılmış mı, yoksa kendisi de mi bu yolun yolcusu bir Kabalacı gizli Yahudiymiş…

Sorun diyorum, hiçbir şeyi sormuyorsunuz. Sorun, bunları sormak, araştırmak, öğrenmek, sorgulamak suç değil. Sorun; sorular sorun, hesap sorun. Hatta gidin savcılıklara şikayetçi olun. ”Gizli bir teşekkül, üzeri örtülü ve organize bir ihanet çarkı olduğu açıktır. Her yere sızdıkları, her alanı ele geçirdikleri görülüyor. Basın ve medya gücünün de art niyetli kullanıldığı, memleketin asli unsurunun aleyhine bir silah gibi kullanıldığı anlaşılıyor. Şahısların kendilerini bile savunamaz halleri gözler önündedir. Paralel devlet oldukları iddiası ile bunca ev hanımı, bunca hamile kadın, bunca loğusa kadın bile ters kelepçe ile tutuklanıp ceza evlerine doldurulmuştur ve bunlar, haklarında kale alınır iddianameler bile yazılamadığı halde bir yıldır ceza evlerindedir. Ülkemizdeki asli unsur olan Müslümanlara karşı enteresan, izah edilemez şeyler yaşanıyorken, devlet mekanizması özellikle son bir asırdır hep asli unsura inat/ters uygulamalar yapıyorken, bu gerçek paralel yapılanmaya dokunulmaması da dikkat çekicidir. Böyle hukuk/adalet olmaz. Bunlar tarafından, maddeten ve manen zararlara sürüklendiğimiz, bir asırdan fazla bir süredir ülkemizin bunlar tarafından gizlice yönetildiği, kasten her sahada geri bırakıldığımız, kasten maddi ve manevi felaketlere topyekun sürüklendiğimiz ve bunun art niyetle, organize şekilde ve gizli kimliklerle yapıldığı açıktır. Gerçek paralel devletin, yani #İçimizdekiİsrail‘in bir an önce kanun/devlet yolu ile deşifre edilmesini, durdurulmasını ve bütün mensuplarının eylemlerine uyan TCK maddeleri kapsamında mümkün olabilen en ğaır şekilde cezalandırılmasını talep ediyorum” deyin. 

Mehmet Fahri Sertkaya

Dünyada yaşanan sarsıcı gelişmelerin nedeni anlaşılamıyor…

‘’Dünyada bundan sonra, neredeyse hiçbir şey, eskisi gibi olmayacak.’’

Dünyanın önde gelen devletlerinin uluslar arası meselelerdeki kararlarında, temelden bir değişim gözleniyor. Çok yakında, özellikle Avrupa ülkelerinde baş gösterecek ve tarifi imkansız bir dizi büyük sorunu da peşinde getirecek olan temiz/içilebilir su sorunu, henüz bilinmeyen bir yolla aşılmış gibi görünüyor.

İçilebilir ve tarımsal alanda kullanılabilir su sorununu göz önünde bulundurarak dünyanın çeşitli meselelerine ve çeşitli bölgelerine bu temelde yaklaşan çok sayıda Avrupa ülkesinin, şu sıralarda sanki temiz su sorunu kalmamış gibi tavırlar/kararlar sergilediği gözlemleniyor.

Dünyanın çeşitli ülkelerinden çok sayıda saygın siyaset bilimcinin bile beklentilerini ve gelecek yorumlarını boşa düşüren, bu sahada yapılmış binlerce televizyon programını, yazılmış on binlerce kitabı ve makaleyi ve çeşitli devletler arasında üzeri örtülü şekilde yapılmış çok sayıda stratejik ve gizli anlaşmayı bir anda hiçe dönüştüren bu ani ve tarihi kırılma noktasına neyin sebep olduğu ve kendileri susuzluktan kırılmaktansa, dünyanın diğer bölgelerindeki halkların savaşlar, iç savaşlar, örtülü işgaller ve terör ile kırılmasını öngören ve isteyen bu batılı devletlerin bu rahatlığını neye borçlu olduğu henüz çözülebilmiş değil.

İnternette çok sayıda komplo teorisi dolaşmaya başladı bile… Komplo teorisyeni olarak bilinen ama iddialarının üzerine geçen uzun yıllardan sonra, sarsıcı bazı iddialarında isabet ettikleri bilinen bazı meşhur kişiler, ağız birliği ile, havadan temiz su, gıda ve enerji elde etmeye yarayan teknolojilerde yeni ve dev gelişmelerin yaşandığını, dünyada bundan sonra, neredeyse hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını iddia ediyorlar.

Daha uçuk duran iddialar da var. Bu iddialardan bir diğerine göre; Amerikan Uzay ve Havacılık Ajansı (NASA) ortak hareket ettiği bazı devletlerin uzay ajansları ile birlikte, yakıt gerektirmeyen mikrodalga iticili motorlara sahip olan gelişmiş uzay araçlarını başarı ile test etti. Bu uzay araçları, sahip oldukları motorlar sayesinde uzaya çok kolayca çıkabiliyorlar ve uzayda çok büyük bir hızda hareket edebiliyorlar. Bu da, Jüpiter’in ve Satürn’ün, dünyamızdan daha büyük olan ve yoğun oranda temiz su kaynağı barındıran hatta bazıları uzaya temiz su püskürten uydularından su naklini hem mümkün kıldı hem de çok düşük maliyetlere çekti. Bu iddia, sarsıcı olmasının yanında, çok mantıklı ve inanılası duruyor. Zira NASA, son yıllarda, ezber bozucu ve şaşırtıcı gerçekleri üst üste açıklar oldu. NASA’ya göre, mesela Satürn’ün uydularında olan Enceladus, buzullarla kaplı. Yine NASA’ya göre, Satürn’ün bir diğer uydusu olan Titan, dünyamıza çok benzer özelliklere sahip. Titan, gezegenimizin haricinde, yüzeyinde kararlı olarak sıvı bulundurduğu kanıtlanan ikinci gök cismidir. Şayet iddia edilen teknoloji gerçek olmuşsa, güneş sistemimizin dışına yolculuk etmek bile gerekmiyor ve güneş sistemimiz içindeki gök cisimlerinden su, sıvı hale dönüşmüş çeşitli gazlar ve bir de çok önemlidir ki dünyada çok pahalı olan bazı madenler getirilebilecek. Google’ın ve dünyanın en zengin adamları listesinde olan çok sayıda dolar milyarderinin, uzun yıllardır uzay madenciliği sektörüne yatırım yaptığı ve bu alanda ihtiyaç olan hukuki düzenlemelerin bile çoktan yapıldığı biliniyor. NASA ise bu iddiaları kanıtlamak istercesine, uzay çalışmalarında kendini geri çekip, bu milyarderlerin firmalarını ve projelerini ön plana geçiriyor.

Söz konusu komplo teorisyenlerinin NASA’yı, uzayda elde ettiği bilgileri tarafsız şekilde dünya insanlığına duyurmamakla suçladığı da biliniyor. Belki de bu kişiler, Titan ve benzeri uydularda bulunan sıvının kullanılabilir su olduğunu ve askeri bir kurum olan NASA’nın bunu ve benzeri gerçekleri Amerika’nın çıkarları gereği dünyaya duyurmadığını düşünüyorlar. Nasıl değerlendirdikleri şu anda bizler tarafından bilinmese de, birkaç sene önce NASA, yakıt gerektirmeyen mikrodalga iticili motor teknolojisi geliştirdiğini gerçekten de duyurmuştu ve bu keşfi de çok sarsıcı bulunmuştu. Üzerine geçen yıllar boyunca bu teknolojiye dair yeni açıklamaların duyurulmaması, uzay madenciliği sektörüne dair çok kısıtlı bilgi içeren ve çok az sayıda haber yapılıyor olması da insanın aklına ‘’Komplo teorisyenleri bu defa da haklı mı çıkacak?” sorusunu getirmiyor mu?

#MehmetFahriSertkaya | #SpaceExplorer.TV | #BilimKurgu