Tayyip’in üzerine de kalın bir çizgi çekmek istiyorlar
Tayyip bu gün yarın Soysuz’u oyundan düşürmezse, Soysuz tarafı onu oyundan düşürecek.
Tayyip dik durmakta ve hamleler yapmakta çok gecikti ve hala gecikiyor, hala kaçınıyor. Haberi bile yok ki onun düşüşü için son planlarını yapan ülkeler ve ülkemiz içindeki soysuz piyonlar var.
Devletimizin Emniyet ve Jandarma teşkilatı soysuz heriflerin oyuncağı değildir.
İstanbul il sınırları içindeki bütün emniyet ve jandarma teşkilatı mensuplarını uyarıyorum.
Binbir türlü yalanı, iftirası, hukuksuzluğu, cinayeti, kara paracılığı, mafya bağlantıları meydana serilmiş ve kendini savunamaz bir hale düşünce de yeniden yalanlara, tehditlere, hukuksuzluklara sığınmış bir sözde İçişleri Bakanının keyfi ve çılgınca planlarına alet olmayın. Mensubu buluğunuz resmi kurumları, bu kurumların resmi kimlikli personellerini bu planlara alet etmeyin.
Burası bir hukuk devletidir. Mafyalara, başka ülkelere ve gizli servislere çalışan sözde bir bakanın her istediğini yapabileceği, yaptırabileceği ve şunca rezalete rağmen o makamda durabileceği bir devlet değildir.
Bu kadarı Bolivya’da, Kamboçya’da, Papua Yeni Gine’de bile görülemez. Şu vakte kadar istifa etmemesi ya da görevinden alınmamış olması ve hatta gerçek bir ya da birkaç soruşturmanın başlatılmamış olması bile devasa bir hukuksuzluk ve terördür.
Soysuz’un hiçbir meşruiyeti kalmamıştır. Döneceği bir köşe ve çıkış yolu da kalmamıştır. Onu derinlerin, mafyaların, kara paracıları, Türk ve İslam düşmanlarının ve en çok da Rusya ile Çin’in hala o makamda tutmaya çalışmaları, Türkiye ve dünya siyasetinde olağanüstü depremlere sebep olacaktır. Elbette bu siyasi depremlerin enkazları altında kalanlar da olacaktır.
Enkaz altında kalanlardan olmayın. Aklınızı başınıza alın ve bu derece ayarından çıkmış hukuksuzluklara alet olmayın. Benden ikaz etmesi…
Aksi halde çok can yanacak, çok kan dökülecek, sözde bakandan sonra millet de hukuk tanımaz tavırlarla mücadeleyi seçecek, ülke de karışacak, peşi sıra pek çok ülke/hükumet de karışacak… Bunun gerçek yargılama safahatı olacak ve o kısımda da canlar yanacak.
Otuz otobüs dolusu özel harekatçı hatta bordo bereli bile kullansan… Bahçeli’yi, MİT’i, mafyaları, organcıları, uyuşturucu taciri eli silahlı çeteleri değil, dünyanın bütün Satanistlerini, Masonlarını ve Türk/İslam düşmanlarını da arkana alsan… Amerika’yı, Rusya’yı, Çin’i değil, yanına daha onlarca ülkeyi de alsan ve bana operasyon yapmaya kalksan, o kuşatmayı bile yararım.
Çatışa, çatışa, sıka sıka Ankara’ya çok kalabalık gelir ve seni Suçişleri Bakanlığının binasından alır, evire çevire döver, kırılmadık kemiğini bırakmaz, sonra kan revan içinde orada yargılar, orada asarım.
Ben mafya babacıkları gibi iki cümlede bir yeminler ekleyerek kuru sıkı sıkmam. Demişsem yaparım.
Senden ve seni piyon olarak oynatan suç çetelerinden nihayet ben de kurtulurum, millet ve memleket de kurtulur, insanlık da kurtulur.
Benim kafamı bozma, benim ayarlarımla oynama. Seni hukuksuz şekilde getirildiğin o bakanlık binasına gömerim. Bunu yapmak için iç savaş değil, aynı anda 3. dünya savaşı çıkması gerekse de çıkartırım ve yaparım.
Seni o bakanlıkta tutmaya çalışan herkesi, her şeyi yıkıp geçeceğim. Ben de bu ülkede mfs isem, seni orada tutabilen bir güç unsuru varsa, haydi meydan… Haydi tutabiliyorlarsa tutsunlar. Senin gibi bir basit piyona değil, hepsine restimi çekiyorum ve açıkça ilan ediyorum:
Bu derece hukuk tanımaz, utanmaz, arlanmaz bir tarzda bu devleti idare edebileceklerini, hakkında bu kadar somut suç delili varken hala bir soysuzu içişleri bakanlığında tutabileceklerini zan eden ahmaklar, kendilerini bir nane zan eden teşkilatlar, kısa süre içerisinde sert kayaya çarpacaklar.
Soysuz devri kapanmıştır. Böyle çılgınca operasyon denemeleri de buna mani olamaz. Herkes aklını başına alsın.
Bu filmin konusu belli ama hala sadece aksiyon sahnelerine odaklanarak konuyu anlayamamış olanlar ezici çoğunluğu oluşturuyorlar. Sağda solda yorumlar yazanlar ve analiz videoları yayınlayanlar bile çoğunlukla konudan habersizler.
“Tayyip gitsin de gitsin” diyerek, önünü sonunu hesap etmeden onu bir an önce göndermek isteyenler bilsinler ki gelen gideni aratabilir.
Şu anda vizyonda olan filmin ana temasını Sedat Peker birkaç gün önce yine fark ettirdi ki o da şudur: Solomon Soysuz ve Mehmet Ağar’ın ve bunlarla birlikte hareket eden mafyaların ve gizli servislerin, Türkiye’nin idaresini ele geçirme, Tayyip’ten sonraki Türkiye’yi ve Türkiye üzerinden dönen bütün kara para trafiğini kontrolde tutma savaşı…
Bu filmin konusu budur hanımlar, beyler! Sadece aksiyon sahnelerine ve konuyu kendisi anlamadığı halde hatalı değerlendirmeler yapanlara takılmayın.
Sözü uzatacak değilim. Tayyip’in ve içinde bulunduğu sistemin ifşa olması ve sadece Türkiye’de değil bütün dünyada yıkılması için senelerdir bunca mücadeleyi verip bunca bedeli ödemiş biri olsam da şu andaki bu çatışmada “Tayyip gitsin de ne olursa olsun, yeter ki gitsin” diyenlerden olmam. Öyle iş olmaz. Memleketin menfaatine hareket etmemiş olurum.
Bu filmin sonuna gelinmeden gösterimden kaldırılmasına sebep olmadıysam, fazla müdahale etmediysem ve ağırdan aldıysam sebebi işte budur. Artık sahadaki bütün taraflar da kararlarını buna göre almalılar.
Elbette ki Tayyip düşmeli ve yargılanmalı ama… Bu olsun diye Rusya ve Çin’in piyonu olmuş kara paracı, çeteci Soysuz’un, Ağar’ın ve bunlarla paslaşan kara paracıların memleketin idaresini tamamen ele geçirmelerine zemin hazırlamak, izin vermek, vatana ihanet olur. Böyle bir şey yapmayacağım gibi, bunu yapmak isteyenlere sahayı da bırakmayacağım zaten tartışılmaz bir gerçek olarak gözler önünde duruyor.
Yine tartışılmaz bir gerçektir ki şu anda benim gibi durmayanlar, bu gün ya da yarın benimle bir arada duramazlar. Beraber yol alamazlar.
Bir de bu var… Çok taze. Damarlarındaki kana kadar hatta iliklerine kadar Akademi Dergisi tesirindeki Sedat Peker’in şahane ve zekice bir oyun kurduğu yok. Şu ana kadar hiçbir şey anlatmadığı bile iddia edilebilir. Birkaç konu başlığına dokunup geçti ve gerisi laf kalabalığı… Zaten böyle yapması istendi. Sadece Sedat değil, Sedat’ı oynatanlar da gece gündüz Akademi Dergisi ile yatıp kalktılar. Konuları, üslupları, konuşmaları, yazışmaları tamamen değişti.
Akademi Dergisinde, Sedat’ın anlatamadığı neler neler anlatıldı ama milyonlara ulaşmasına izin verilmedi.
Şu var ki kötü taklitlerin çok yakında kullanma süresi bitecek ve asıl olan Akademi Dergisi Türkiye’ye ve dünyaya yön vermeye devam edecek.
Sahadaki pek çok kişi bir plan dahilinde konuşturuluyor ya da susturuluyor.
Bunlardan sadece biri Sedat Peker…
Bir de bu var. Bu da taze sayılır. Pek çok kimse bunu da gözden kaçırdı ve gelişmeleri doğru değerlendiremiyor.
Prof. Dr. Gürses, “Cumhurbaşkanı Erdoğan güvende değil” dedi ve şöyle devam etti:
“Tayyip Erdoğan’a da ilettik buradan da söyleyelim; Çevresindeki (2 Bakan 1 Başkan) birkaç kişi Tayyip Erdoğan rahatsız ülke yönetimini biz ele aldık deyip bu milleti hapse atarlar. ( 3 kişi 3 Kahraman gözüken…) Böyle bir şey olursa hemen ayaklanın!”
Şu Akademi Dergisi’nin Telegram’daki arşivinde neler neler var:
24 Temmuz 2020
“Tayyip’i bir şekilde öldürmeleri gerektiğini söylüyor
Soysuz da sürekli baş ağrısı, kafa karışıklığı, şuur bulanıklığı gibi haller yaşıyor. Kendinde olduğu zamanlarda, güvendiği kişilere Tayyip hakkında ve içinde bulundukları şartlar hakkında konuşuyor.
Artık sona geldiklerini, çıkmaza girdiklerini, Tayyip’in sürekli yanlış kararlar aldığını, böyle giderse Tayyip’le birlikte kendilerinin de yıkılıp asılacaklarını anlatıyor ve Tayyip’i bir şekilde öldürmeleri gerektiğini söylüyor. Tayyip’i öldürürlerse gerilim bir anda düşer, dengeler değişir ve kendileri bir şekilde bu işlerden sıyrılıp da hayatta kalabilirler diye düşünüyor, konuşuyor.”
Doğru düzgün yazana ve konuşana denk gelmedim. Mevzunun anlaşılamayacak ve tartışılacak bir yanı kalmadı: Sedat Peker bindiği dalı kesti. Karşısına çıkan fırsatları da elinin tersiyle itince, köprüden önceki son çıkışı da hızla geçti. Bundan sonrasında her geçen dakika daha çok güç kaybedecek. Kısa süre sonra ise çok fena rezil olacak. Önce paket olacak, kendi de adamları da çok fena ezilecek, sonra gerçek yüzü bütün detaylarıyla meydana çıkacak.
Hepsi bu… Hala uzatmanın, hala laf dolaştırmanın hatta saçmalamanın, dönmeyecek bu topu buradan bile döndürmeye çalışmanın manası, faydası yok.
Solomon Soysuz’un yavaş yavaş karalanması, halk nezdinde kötü gösterilmesi için de talimatlar verildi. Tayyip’in talimatları sonrası sosyal medyada onu karalayıcı paylaşımlar ufak ufak zaten görülmeye başladı. Devamında bu baskıyı artıracaklar ve Soysuz’u bu bahane ile makamından alacaklar. Sonra da bir vesile ile öldürecekler. Soysuz, zamanın aleyhine işlediğini kabullenemiyor. Geçen her günde etrafı daha çok sarılıyor ve çıkmazın içine giriyor.
Muhtemelen, çok sıkışınca yurt dışına kaçmayı ya da bunlarla sert çatışmaya girmeyi düşünüyordur ama yanlış yapıyor. Onun kaçıp da sağ kalabileceği bir yer yok ve beklediği her gün güç kaybediyor.
Aylardır söylediğimiz, yazdığımız herşey gerçekleşti, gerçekleşmeye devam ediyor.
Bu millet akıllanmaz, artık ilahi azabı hak etti!
Koronanın tedavisi MFS eliyle olacağını yazdık, her sözümüze itimat ettiniz, bu dediğimizi ciddiye almadınız.
Ama her şerde bir hayır vardır. MFS’ nin içeride olması milletin dışarda hastalanması, ölmesi, hepsi vatandaşların titreyip kendine gelmesini sağlayacak.
Ama daha çok uzun süreceğe benziyor bu hastalık, çünkü Solomon Soysuz olayında bile millet hâlâ akıllanmamış, koca koca adamlar, ağlayanı mı dersin, intihar etmeye çalışanı mı dersin, ne derseniz deyin, bu ülkemizdeki münâfıklar topyekûn hezimete uğramadan, insanlar gerçeği görmeden, bu azap bitmeyecek.
Takipçilerimiz merak ediyordur, neden eskisi gibi yorum yazılmıyor diye.
Böyle olması gerekiyor bu önümüzdeki zorlu imtihanı sadece hak eden geçecek. Artık kolaylık sağlamak, insanlara yön vermek olmayacak. Merkezimiz bile artık nasihat etmiyor insanlara. Bu saatten sonra hak eden hakettiğini yaşayacak.
Yeri gelmişken ne yaparsanız yapın, Allah nurunu tamamlayacak, yaklaşıyor yaklaşmakta olan.
Biraz kontrolde tutalım dedik, fazla bastırmadık ama yine de kaos çıkartamadılar. Acınası hallerdeler…
Tayyip aldı başını gitti uzaklara… Zaten ne yapacağını bilemez hale gelmişti, krizlere girmişti, az kaldı hastahanelik oluyordu. Bir ara toparlanıp gayrete gelmişti ama sahadaki adamlarını da toparlayamadı. Onlar da darmadağın halde…
Herkes, ifşa olduklarını, bütün gizli kimliklerinin ve bağlantılarının meydana çıktığını, bütün planlarının öncesinden herkese duyurulduğunu düşünüyor/biliyor. Adalet sistemi içindeki adamları bile iyice korktular, geri durmak istiyorlar, talimatları ya yerine getirmiyorlar ya da ağırdan alıyorlar. Geleceklerini iyi görmüyorlar. Diğer bütün sahalardaki adamları da aynı halde, toptan çözüleceklerini, ele geçeceklerini, yargılanacaklarını kabullendiler. Korkuyorlar…
O kadar gürültü çıkartıp da sonra karşımızda krize girerek Suriye’ye askeri müdahale yapma planlarından/ihanetlerinden bile geri dönmeleri zaten ağın mensupları arasında sarsıcı bir tesire/çözülmeye sebep olmuştu. Şimdi ise sistemin en başındaki adamlardan biri olan İbrahim Kalın da çok kötü halde. Hulusi Akar tedirgin, öfkeli… Ordu içindeki yüksek rütbeli çift kimlikli hain adamları da kötü halde. Kendilerine çalışan Emniyet müdürleri de moralsiz ve isteksiz. Herkesin takip edildiğini, izlendiğini, dinlendiğini kabullendiler. Bu, onları çok sarsıyor. İçişleri Bakanı Solomon Soysuz ise en fena halde olanlardan biri… Hakan Fidan ise çoktan önünü göremeyip kendini bir şekilde kurtarma derdine düşmüştü. Danışıklı dövüştükleri CHPKK’liler de çok ifşa oldular. Önce umursamaz tavırlar sergilemek istediler, kendilerinin farkla güçlü olan taraf olduğu havasındalardı ama şimdi onlar da krizdeler. Bu güne kadar güç buldukları, paslaştıkları pek çok devletin hükumetlerini bile krizlere soktuk ve bizden uzak durmak, bize bulaşmamak istiyorlar ki CHPKK’liler aslında mevzumuz bile değiller.
Memleket içinden ve dışından çok yüksek sayıda grubun, kesimin yayınlarımızı dikkatle takip edip duruşlarını buna göre belirlediklerini de gördüler.
Biz bunu, baştan gücümüzü bir daha gösterelim diye yaptık, elimizdeki gücün yüzde onunu bile kullanmadık. Gerçekten de kaos çıkartmalarına izin verdik, istiyorduk, bekliyorduk ama sadece işlerini zorlaştırıp “Biz buradayız” mesajı vermek istedik. O kadar çürüdüler, bozuldular ve korkaklar ki yine de kaos çıkartamadılar.
Bütün bunlara rağmen o kaos bir şekilde çıkacak. ABD, İsrail ve müttefikleri, kaybedeceklerini bile bile, çılgınca bir tavırla 3. dünya savaşını çıkartacaklar ve bu içimizdeki adamları da kaybedeceklerini bile bile, çılgınca bir tavırla kaos çıkartacaklar. Çünkü çaresizler, başka seçenecekleri yok, batıyorlar, yıkılıyorlar ve zaman bizim değil onların aleyhine işliyor.
İbrahim Kalın ara ara Tayyip’e raporlar verdi. “İstediğimiz gibi bir sonuç çıkmadı. İnsanlar birbirine düşmedi. Birkaç provokasyondan başka bir şey olmadı.” dedi.
AKPKK teşkilatı içindeki cahil ve samimiyetsiz, kullanılmaya müsait tipleri kullanmak istediler. Bunları tahrik ettiler ve aslında daha çok sayıda ölümlü ve yaralanmalı hadise yaşanmasını planladılar. Bunlar da istedikleri gibi olmadı.
Saadet’in Malatya’daki sandık müşahitlerinin öldürülmesine dair soruşturma da verdiğim bu bilgiler etrafında yapılmalı. O vak’adaki katillerin de kullanıldığı, birilerinin ortalığı kasten karıştırdığı kanaatindeyiz.
Kural/değer tanımaz Allahsızın teki olan Tayyip, danışıklı dövüştüğü CIA personeli ve gizli Ermeni Kemal Kılıçdaroğlu ile bir telefon görüşmesi yaptı.
“Ben sizin bu insanları ayağa kaldırıp istediğimiz sonuçları veremeyeceğinizi biliyordum. Ne kadar vurursanız vurun o şekilde olmayacak. Siz yine vurmaya, söylemlerinize devam edin. Ben Soysuzla görüşüp Emniyet’i ayarlayacağım (operasyonlar yaptıracağım, ortamı gereceğim), siz üzerinize düşeni yapın (Sert karşlıklar verin, çatışma çıkartın)”. dedi.
Tayip daha sonra gizli Yahudi ve Mason bir çete lideri olan Solomon Soysuz’la görüştü:
“Bu iş artık kontrolümüzden çıktı, ne gerekiyorsa yapın (şu kaosu bir şekilde çıkartın artık, hiçbir şeye takılmayın, her yolu deneyin). İçeri almanız gerekiyorsa içeri alın. İnsanları zorlayın, eğer olmazsa çatışmaya da girin. Görelim bakalım tokat nasıl oluyormuş (‘Millet AKPKK’ye tokadını vurdu’ şeklindeki haber başlıklarına karşılık olarak söylüyor)” dedi.
Bu telefon görüşmesinden sonra Soysuz talimatları iyice anlamış oldu ve hamlelere başladı. CHPKK’li sandık müşahitlerini gözaltına aldırması bir şey değil, ortalığı çok karıştıracaklar.
Ne şekilde oyunlar kuracaklarını, nerede nasıl gösteriler yapacaklarını, nasıl polis müdahaleleri yapılacağını, neticesinde ortalığı nasıl iyice karıştıracaklarını hep planladılar. Şu anda bu partilerin yönetici kadrosundaki hainler başta olmak üzere içimizdeki İsrail bu planları bir an önce uygulamaya dökmek için harıl harıl çalışıyor. Geceden beri irtibat halindelerdi. Sürekli konuşmalar ve yoğun mesai yaptılar.
Seçim sonrası oylarının çalındığını ve itiraz edeceklerini söyleyen AKPKK’li gizli Hıristiyan Mehmet Özhaseki’nin seçimler öncesi “’Oylar çalındı’ Yapma ya… ‘Oylara sahip çıkamadık abi’ Ağlak ağlak gezmeyin, biraz dürüst olun dürüst” dediği video sosyal medyada gündem oldu.
Özhaseki’ye “Haydi sen de artık harekete geçebilirsin” dediler. O da planlar dairesinde hamlelerini yapıyor.
Bizim yönlendirmemize gerek yok. Sahadaki vatansever gruplar da oyun içinde oyun kurmaları gerektiğini biliyorlar.
Ortalık karıştığında çok fazla müdahil olmamalılar. Bu kaosun elbette zararlı yönleri de olacak ama çoğunlukla bu memlekete, millete, insanlığa faydalı yönleri olacak. Bırakılsın, bunlar kendi adamlarını birbirlerine kırdırsın. Akıllı olmayan, nasihat almayan, samimiyetsiz olan, cezasını kendisi bulsun. Onları, besledikleri yılanlar soksun.
Vatanseverler, beyin takımına yönelmeliler. Bunların sahada kullandığı beyin takımı denecek kişileri ele geçirip konuşturup gizli operasyonlarına devam etmeliler. Alttan alttan temelleri yıkmalılar. Mümkün olduğunca somut deliller toplamalılar ve iyice düşünüp hesap etmeden hamleler yapmamalılar.
İcabı halinde gayr-i resmi surette tetik çekmekten geri durmamalılar. Bu, gerçek ve meşru bir harp ama devlet gücümüzün içine İçimizdeki İsrail sızmış durumda…
Onlarca senedir olduğu gibi, bu defaki haince ve kanlı planlar da gizli Yahudi ve Mason Aydın Doğan üzerinden yönetilen basın ve medya kuruluşlarına aktarıldı.
Defalarca yazdım ki Aydın Doğan karşımızda çok sıkıştığı için bir satış/devir tiyatrosu oynadı. Kağıt üzerinde devredilen bu basın ve medya kuruluşlarını aslında hala kendisi yönetiyor. Kendisi de bu kuruluşları içimizdeki İsrail adına yönetiyor. Kendine ait değil. Bunlar onun gazeteleri, TV kanalları değil. Hiçbir zaman da şahsına ait olmadı. Şu anda da Demirören grubuna ait değil. Gizli Ermeni ve gizli Hıristiyan olup Ankebut Ağı’nın bir mensubu olan Demirören sadece resmiyette sahip gösteriliyor.
Türkiye’ye yapılacak ihanetlerin bir ayağında da içimizdeki İsrail’in basın ve medya kuruluşları ve dolayısı ile Aydın Doğan ve yakın çevresindeki adamları olacak.
Rolünü oynuyor bu CIA casusu İbrahim Kalın. Bakmayın böyle yazdığına, arka planda tam tersini yapıyor.
Kaos çıkartıp kendi kontrollerinde AKPKK’yi devirme… CHP’yi ve İyi Part’yi, Tayyip’i deviren partiler rolüne büründürme ve yine kendilerine çalışan Sabetaycı gizli Yahudi Meral Akşener’i iktidara getirme projesinin en kilit adamlarından biri, işte bu paylaşımı yapan İbrahim Kalın…
Bizim için büyük şehirlerde AKPKK’nin kazanmış olması ile CHPKK’nin ya da İYİ partinin kazanmış olması arasında hiç fark yok. Hepsi de Ankebut Ağı’nın partileri… Şeytan’ın Konseyi’nde, dün yazdıklarımı da değerlendiler. Kibirli, tepeden bakan yorumları devam etti. “Bunlar neden bu kadar sevindi. İki tarafın da bize çalıştığını zaten biliyorlar ve yazıyorlar.” dediler. Lakin yine oyun içinde oyun kurduğumuzu, planlarını büyük oranda sekteye uğrattığımızı, zora düşürdüğümüzü, ülkemizdeki adamlarının morallerini iyice çökerttiğimizi, vatansever grupların elini ve moralini iyice güçlendirdiğimizi ve meselenin pek çok yönünü görmek istemediler.
TC’nin İçişleri Bakanı, Cumhurbaşkanının emri ile Türkiye’de terör faaliyetleri gerçekleştiriyor.
Devletin başına geçmiş CIA personeli hainler, insanlık dışı kirli işlerini, mafyalarını ve hain adamlarından oluşan partilerini/rejimlerini korumak, yönetimde kalmak, ülkenin idaresini cumhuriyet ve demokrasi palavraları ile elde tutabilmek için Türkiye’de çok kan dökmeye hazırlanıyor. Yüz yıldır devam eden danışıklı dövüşlere bir kez daha kan bulaştırılacak.
Türkiye, devlet gücü ile bir kaos/fitne sürecine sokuluyor.
Bir çete lideri, bir uyuşturucu baronu olan Solomon Soysuz, İçişleri Bakanı sıfatı ile haince ve fitneci hamleler yaptı/yapacak, olağan üstü hal oluşturacak ve çok kan dökülecek.
Soysuz’un gözaltına aldırdığı CHPKK’li sandık müşahtileri masum. Hiç suçları yok. Kirli bir oyunun içinde kaldılar.
Herkes “Tamam CHPKK kazandı, sıkıntı bitti” dedi. AKPKK’liler de mağlubiyeti kabullendi. Hatta Binali Yıldırım bile İstanbul’a astırdığı ilanları kaldırttı. Melih Gökçek bile CHPKK’nin kazandığını kabullendi, bu gerçeği açıkça konuştu. Böyle olunca da seçim tartışmaları ile memlekette kaos çıkartma ihtimali düştü ve bu Türk/İslam düşmanlarını kahreden bir gelişme oldu.
Bunun üzerine, CHPKK’nin, AKPKK’nin, MHPKK’nin, HDPKK’nin Saadet’in ve İyi Parti’nin üst seviye isimlerinin hepsinin bilgisi dahilinde olarak, ortalığı karıştırmak için daha sert müdahaleler yapmaya başladılar. Hedef, sadece İstanbul belediye başkanlığını usulsüzce ele almak değil, ortalığı en kısa zamanda karıştırmak. Seçim ya da İstanbul belediyesi, bu işin bahanesi…
Aslında hedefleri YSK, AA, içimizdeki İsrail’in basın ve medyası ve il/ilçe seçim kurulu hileleri ile AKPKK’nin İstanbul’u ve başka pek çok büyük ili birkaç puan farkla kazandığı şeklinde bir numara oynamaktı. Planları uygulamakta başarısız olunca ve CHPKK kazanmış çıkınca önce bir sarsıldılar, şimdi ise toparlanıp, yeniden gayrete gelip insanlık dışı planlarını kısmen değişmiş şekilde uyguluyorlar.
AKPKK hilelerle kazanmış gösterilip CHPKK’liler itiraz ve isyan edecekken, CHPKK hilelerle kazanmış gösterilip de AKPKK’liler itiraz ve isyan edecekler. Her halükarda planlanan kaos çıkartılacak. CHPKK’li üst seviye hainler bile “Sokaklara inecekler olacakmış, uyarıyoruz” diye baştan konuştular ki planları bildiklerinden ve içinde olduklarından bu şekilde konuştular. Planladıkları çatışma ortamı oluşunca, sanki kendileri bunu istemediği halde oluşmuş gibi görüneceklerdi. “48 saat hiç kimse yerini terk etmeyecek” açıklamasından tutun da meydanlarda toplanmış kalabalıklara “Hak, hukuk, adalet” sloganları attırmaya kadar her şey daha öncesinden iyice planlanmış/çalışılmış kısımlar.