Asıl katiller, tetikçiler değil, azmettirenlerdir…
Türkiye’nin, MHPKK denilen organize suç, terör ve ihanet örgütünü bir an önce çökertmesi, yok etmesi farz üstüne farzdır.
Sinan Ateş’i öldürenleri, İstanbul’dan Ankara’ya götüren çakarlı aracın sahibi kim…
”Ülkü Ocakları başkanlığı yapmış, kafasında saçı olmayan, uzun boylu, zayıf MHP milletvekili.” kim? Adalet sistemi nerede, özgür basın ve medya nerede? Bu meselede gittiği yerlere kadar neden gidilmiyor?
Bunun benzeri bir plastik palet tekniği kullanılsa ve üzerine daha önce konu ettğim çelik bilyelerden konulsa…
Palet hem hafif olsa hem de örnekte görülene benzeyen şekilde çok sağlam ve uzun ömürlü olsa…
Üstelik dört bir yanından başka bir palete de geçmeli/sabitlemeli bir özelliği de olsa… Yani bunlar ileri doğru da yana doğru da birbirine bağlanarak uzayıp gidebilecek tarzda yapılasa…
Dünya genelinde ne kadar çok yayılır ve kullanılır
Her yerde bunlardan görülür
Çünkü yüzlerce sektörde hep yük taşıma kısmı var
Araçlardan binalara, binalardan araçlara
Araçlardan araçlara…
Binalar ve depolar içinde bir kısımdan diğer kısma…
türlü türlü yük taşıma derdi, zahmeti var
Bu çelik bilyeli plastik paletler dakikalar içinde uzun bir koridora dizilebilirler
gerekiyorsa yan yana iki sıra halinde de dizilebilirler
Bu sayede, üzerlerinde çok ağır yükler, iş makinelerine gerek kalmadan taşınabilirler
Bu platik paletlerin üzerinde kullanmak için birkaç farklı kasa da tasarlanıp imal edilebilir
Onlar da çok satılır
Hayır, paletlerin altında bilye ya da teker olmayacak
paletler, düz ve sert zeminli olan her yere kolaylıkla serilecekler, yerleştirilecekler
ve bu paletler sayesinde ağır yükler ve/veya çok fazla yükler kolayca taşınacaklar
bu teknik dünya geneline yayıldıkça insan emeğinden, zamandan, yakıttan, paradan çok büyük iktisat sağlanacak
İşler kolaylaşacak, maliyetler düşecek
Bu iş öyle bir yere gidecek ki deniz platformlarının üzerinde bile bunlardan olacak. Yükler kolaylıkla taşınacak.
Hatta yeni nesil kümeslerde, kanatlı hayvanların altındaki toprağı sık sık ve kolayca değiştirmek için bile bu paletler işe yarayacaklar
bir kere ve kalıcı olarak yere bunlardan serilip sabitlenecek.
Sonra üzerlerine toprak dolu ve geniş saksılar konacak
kuvvetli bir motor ve hidrolik gücü gerekmeden, kümes sahibi kişi bu saksıları kolayca, çok güç kullanmadan yerlerinden kaldırabilecek ya da yerlerine sürebilecek
Bu sayede hayvanların altındaki toprak hep temiz ve kuru toprak olacak.
Bu sayede kümes sahibi kişi, hayvan gübreli toprağa hep sahip olacak ve onu ayrıca değerlendirecek.
Kocaman antrepolar var
Oralarda yük taşımak için çok fazla insan ve araç kullanılıyor
Bu sistem oralara en doğru hesaplamarla entegre edilse, yeni bir vizyona geçiş yaparlar
ayrıca bu sistem şuraya da çok lazım
hemen hızlca yazayım
daha önce anlatmış olduğum piramit şekilli seralarda saksılar kullanılacak
bir arena gibi basamakları olacağını anlatmıştım
işte saksıkların konacağı o dar basamakların zemininde de bu çelik bilyeli paletlerin dar olanları kullanılacak. Sera sahibi bir noktadan az bir kuvvet uygulayarak, o kattaki/basamaktaki saksıların tamamını kendine çekebilecek.
Ya da tek tek saksıları o basamağa koyunca, az bir kuvvetle iteleyecek, gönderecek.
Bedenin yorulması çok azalacak.
Birkaç kişinin yapacağı işi bir kişi çok zorlanmadan yapacak.
Daha öyle yerlere çıkıyor ki bu iş, anlatması uzun gider
Ben şimdi bu yazışmayı da paylaşırım
Zaten teknik adamlar çoktan anlamışlardır
Son olarak şunu diyeyim
Dünya üzerinde çok büyük bir koltuk krizi var
Masa başı çalışan insanların sayısı çok ama çok arttı
Kendinden tekerlekli koltuklar verimli değiller
Son zamanlarda bunların çok kaliteli ve özel olanları bile yapıldı ama onlar da verimli değiller
Dikine duran bir ince milin üzerine konan oturma kısmı, hiçbir zaman rahatlık vermedi, vermeyecek
koltukların oturma kısmı ile tekerlekleri arasında kalan kısım, kalın ve sabit olmak zorunda
Koltuklar da ondan güç alarak geniş, derin, yumuşak ve sapasağlam olmalı
İşte bu, tekerlekli olmalarının önündeki en büyük engel
Öyle ise…
Koltuklar tekerleksiz olacak, koltukların altında sert bir metal tabla/levha olacak..
Bu tabla çember şekilli olabilir ama koltuğa sabitlenmiş olacak. Bu tablanın üzerinde koltuğu taşıyan kalın, geniş kısım/ayak olacak. Onun üzerinde de koltuğun oturulan ve yaslanılan kısmı olacak
Bu koltuktaki kişi istediği kadar rahat oturabilecek ve ağırlığını koltuğa verebilecek
Buna rağmen koltuk bu yükü uzun ömürlü şekilde taşıyacak
hareket ise yere serilen bilyeler sayesinde olacak
yani koltuğun altında bilyeli paletlerden olacak
Güzel, göze hoş görünen, bilyeleri daha küçük ve sık olan bir ya da birkaç palet olacak
Bir resmi dairede çalışan memur düşünelim.
Önünde cam ya da banko ve muhatap olduğu insanlar var
Yine önünde bilgisayarı var
ama yanında ek bir cihaz var, bir yan masa var. Belki de bir L masa var.
Sık sık ayağa kalkarak o yan kısımla da çalışmak zorunda kalıyor
sonra tekrar önüne dönüp insanlara yardımcı olmaya devam ediyor
işte bu gibi insanları bu teknik kurtaracak
çünkü bu insanlara hangi tekerlekli koltuğu verirsen ver, verimsiz oluyor
sonunda işe yaramaz oluyor ve kişi ayağa kalkmak zorunda klıyor
günde yüzlerce kere bunu yapmak, ayağa kalkıp sonra koltuğa tekrar oturmak da insanı hem yoruyor hem de strese sokuyor
yapılacak şey belli
bu çelik bilyeli paletlerden birkaç farklı boyda ve özellikte olanlarından seri imalat yapmak
sonra alacaklar bunları, isterlerse T şeklinde yere döşeyecekler, isterlerse L şeklinde, isterlerse daha farklı şekillerde yere serecekler
Kişi, basit bir ayak hamlesi ile sapasağlam koltuğu kolayca istediği yere sürecek
bu, binlerce kere tekrar etse bile bilyelere de koltuğun tabanına/tablasına da zarar gelmeyecek
böylelikle bel ağrıları, bacak ağrıları, boyun ağrıları çok büyük oranda azalacak
Yorgunluk azalacak. Stres azalacak. Çalışma verimliliği artacak. Birden fazla monitörler çalışmak zorunda olan insanların sayısı da çok arttı ve bu teknik onlara ilaç gibi gelecek. Baba koltuğu ya da TV koltuğu denilen koltuklar kadar geniş, rahat, sağlam koltuklarda otururken, istedikleri hareketliliği de elde edebilecekler.
Son olarak bir de şurası var
Bu teknik, esnek ama sağlam bir zemin malzemesiyle yapılabilirse
yani bilyeler, biraz esnek ama yeterince sert bir malzemenin içine gömülürse
ve yere serilen bilyeli palet sistemi, rulo haline getirilebilirse
işte o vakit iş çok daha iyi yere gelecek
Bunun için çok sert ama esnek ve ince çelik saçlar zemin malzemesi olarak kullanılabillirler.
Çelik bilyeler, çelik yarım küre şekklindeki yuvalarına oturtulurlar. Bu yuvalar da çelik saca sabitlenir. Buna rağmen yine de esneyebilen çelik saç rulo halini alabilir
Bu mümkün olmayacaksa, tanklardaki palet sistemi gibi, birbirinden aslında ayrı olan sağlam parçaların birbirine sabitlenmesi yolu tercih edilebilir
Bu, yeterince sağlam ama çok ağır olmayan bir malzeme ile yapılırsa
İşte o zaman bu ürünün sanayide kullanılması çok kolaylaşır. Bir iki dakika içinde uzun koridorlar ya uzun depo alanlarına bunlardan hemen serilebilir. Bir makaraya hemen sarılarak yerden toplanabilir.
Bunların, genişliği farklı ve uzunluğu farklı olan modelleri de seri halde imal edilebilir.
Kesinllikle tutar ve çok satar, büyük bir müşteri memnuniyeti olur, işleri çok kolaylaştırır
Alan kişi herkese tavsiye eder, gören de hemen beğenir ve kendine alır
Detaylara girmedim ama koltukların altına konulacak olan bilyeli paletlerin kenarlarında sınırlandırıcı, durdurucu özellik lazım
Bunlar için özel kasa demiştim, o kasaların kenarlarında ayak basılacak pedal olmalı
o pedala kişi ayağını basınca kasanın dört bir yanından aşağı doğru taşıyıcı ayaklar inmeli
bu sayede kasa, pedala basıldığı gibi kendi ayakları ile yere temas kuracak ve bilyelerinden üzerinde bir iki mm havaya kalkacak.
Bu da istenilen yerde sadece bir kişinin çok sayıda yükü bir anda sabitlemesine, kasanın sabitlenmesine ve yavaş yavaş üstündeki yükleri bir kişinin indirmesine izin vermiş olacak
Ayrıca, beklenmeyen bir harekete, kaza ihtimaline de mani olacak. Bu ayrıca bu bilyeli paletlerin kamyon ve TIR kasalarında ve gemilerde kullanılmasını da kolaylaştıracak.
]Aslında çizimlerle ya da temsili resimlerle anlatmak lazımdı ve daha detaylı ve farklı ihtimallerle de anlatmak lazımdı ama şimdilik bu kadar nasip oldu. Gerekirse daha sonra eklemeler yaparım. Bu konu çok zevkli bir konu, şurada yazdıklarım bir şey değil, daha neleri neleri değiştirir bu teknik… Mesela yerlere bilyeli paletler döşemek yerine, bilyesiz ve yeterince sert paletler döşenir. Özel kasalar yapılır ve bu defa kasaların altlarında bilyeli sistem olur. Bunlar, kasadan ayrılmayan, kasaya sabitlenmiş ama dönebilen bilyeler olur. Kasanın ayağı toplanınca bilyeler zemine oturur ve çok ağır dolaplar, makineler vs. kolayca ve sık sık yer değiştirilebilir. Marketler ve depolar için bu da çok iyi fikir olur. Kasaların, dolapların, makinelerin altındaki bilyeler sık ve çok sayıda olursa, zorlanmadan bir elle bile koca makineler çekilebilir, itilebilir. Ayakları yere basıyorken yeterince sabitlenmiş ve güvenli halde olurlar. Ayakları kapatılıp çelik bilyelerin üzerinde akıyorken de yeterince kolay taşınabilir olurlar.
Daha iyi anlaşılmasını sağlayacak temsili bir görüntü paylaşıyorum…
Rüyanın bozulma ihtimali hala var ama çok düşük bir ihtimal. Yine de ben, her şey yaşanana kadar tam olarak tabir etmeyeceğim ama şimdilik biraz tabir edeceğim.
Rüya Putin’in devrileceğini haber veren rüyalardan biriydi.
Yol ve yolda yürümem: verdiğim mücadele, varmak istediğim bir hedefimin olması, bir menzilin olması ve devam eden yani yaşanmakta olan süreç…
Kavşak, bir yol ayrılığına gelmek. Pek çok yönden birini tercih etmek. Yoluma kimle ya da kimlerle devam edeceğime karar verme kısmı. Burası çoktan yaşandı ve rüyada görüldüğü gibi ben geri göndüm. Karşıya da geçmedim, sağa ya da sola da dönmedim ve gitmedim.
Bunun gerçek hayattaki karşılığı şu: Yoluma batı/NATO çetesi ile de devam etmedim, Rusya ya da Çin ile de devam etmedim. Kendi yolumu çizdim, bana uyanlarla birlikte yoluma baktım. Gerçek hayatta hala bu duruştayım.
Yolun sağında, maden kamyonu gibi kocaman bir kamyon var. O kamyon gerçek hayatta ABD… ABD’nin bana inat olarak yapmak isteyeceği hamlelerdi. Bu kısımların da neredeyse tamamı yaşandı.
Rüyada koca kamyonu dikkatle izliyorum, takip ediyorum. Şartlarına bakıyorum. Bunu gerçek hayatta da yaptım ve ABD’nin hareket sahasını çok daralttım. Rüya zaten bunu haber vermişti. Şimdi kamyonun yani ABD’nin, her şeye rağmen oradan dönüp kurtulabileceğini, hareket edebileceğini göstermek isteyeceği zamandayız. Şu anda gerçek hayatta zaten bu inatlaşma var. Yol bitmiş, o koca kamyon işe yaramaz metal yığını gibi orada sıkışmış. Dönebileceği alan yok. Bu işleri buradan sonra düzeltemez ama ille de düzeltmeye çalışıyor. Rüyada saniyeler içinde kamyon devriliyor. Yani gerçek hayatta da kısacık süre içinde ABD’de Biden ve Kamala çetesi devriliyor, üstelik bu güne kadar bana inat olarak öteledikleri, gizledikleri acınası halleri, devasa krizleri bir anda patlak veriyor. Kamyonun saniyeler içinde ve daracık alanda ters dönmesi bu manaya geliyor.
Kamyon devrilince meydanda görünen ve benim oradan uzaklaşmamı isteyen kişi, ABD’de sözü geçen bir siyasetçi…
Karşıdaki dağ Rusya… Tepesindeki kaya Putin ve çetesi/hükumeti… Kamyonun yani ABD’nin devrilmesi, krize açıkça girmesi, Rusya’ya da son darbem oluyor. Putin de hükumeti de etrafını sarmış olan Yahudi ve satanist kara paracılar da sözde iş adamları da topluca devriliyorlar. Rusya paramparça olmaya başlıyor.
O Yahudi hahamları bunları anladıklarından Rusya’daki Yahudilere “Acilen Rusya’dan çıkın” dediler.
Hep tekrarla söyledim. Şu Türkiye’deki AKPKK’yi, Bohçalıyı, Soysuzu, kara paracı holdingleri, kripto hainleri harcamak mesele bile değil… Öncelikle dünyanın şartlarını buna ayarlamak gerekiyordu. Bunca senedir bunun için çok zorlanarak sabır ettiğim, kısa sürede ezip geçeceğim halde müdahale etmediğim kişiler, gruplar oldu. Bu güne kadar bu maksatla zaten somut deliller de paylaşmadım.
Rüyanın bu kısmı, sonuca ulaşabileceğimi, ABD’yi ve Rusya’yı peş peşe devireceğimi, ardından çok kısa süre içinde Türkiye’yi gerçek hürriyetine kavuşturabileceğimi de müjdeliyor.
Dağdan kayanın düşmesi anında bazı tehlikelere de düşeceğim anlaşılıyor. Bir insan rüyasında neden kaçıyorsa, ondan kurtulur, korunur. Hiç zarar görmeyeceğim anlaşılıyor.
Dahası, bu güne kadar ilerlediğim bazı konularda, karar değişikliğine gideceğim ve aksine işler yapacağım anlaşılıyor. Bu sırada, ABD’deki o etkili siyasetçi de bana uyacak, sürekli peşimden gelecek ve benden hiç ayrılmayacak.
Bu rüya, Suriye’den ABD ve Rus işgal güçlerini çok kısa süre içinde çıkartacağımı da müjdelemiş oluyor. Bu kısımda da o ABD’li siyasetçi, üzerine düşeni yapacak. Beni uğraştırmayacak. Böylelikle ülkesini de az zararla kurtarmış olacak.
Yine bu rüya, bir anda bir kırılma noktası olacağını, şu andaki siyasi ve maddi gücümden çok ama çok daha güçlü hale kısacık sürede geleceğimi haber veriyor.
Zaten Rusya ve ABD’nin neredeyse aynı anda devrilmeleri, açıkça çökmeleri, dünya siyasetinde istediğim şartların/dengelerin nihayet oluşmasına sebep olacağı için… Bu rüya, İran’ı, Irak’ı, Kıbrıs’ı, Ege adalarını, Yunanistan’ı ve Bulgaristan’ı, ilerleyen kısa süreç içinde peş peşe Türkiye’ye dahil edeceğimi de haber vermiş oluyor.
Rüyada asfalt görmek, güzel ve hayırlı rüyalar arasında kabul edilir. Rüyayı gören kişinin, çok çalışkan ve hırslı olduğuna, bu meziyetleri sayesinde gelecekte kendisi için çok hayırlı işler yapacağına ve zenginliğe kavuşacağına tabir edilir. Rüyayı gören kişinin bahtının ve önünün açık, hayallerine, isteklerine ve hedeflerine giden yolların da temiz olduğu anlamına gelir. Bu rüya, kişinin hayatta her alanda muvaffak olacağına delalet eder.
Rüyada Asfalt Yol Görmek
Rüyada asfalt yol görmek, rüya sahibinin hayatının yolunda, işinin gücünün de rast gideceğine işaret eder. Kişi, hiçbir işini yarım bırakmayan, aldığı sorumluluğu yerine getirme sağ duyusuna sahip olan böylece hayatında hiçbir zaman hayal kırıklığı yaşamayacak kimse olarak tasvir edilir.
Rüyada asfalt yolda yürümek, rüyayı gören kişinin düzenli ve disiplinli bir hayatı olacağına ve iş hayatındaki düzenini oturtmayı başaracağına işaret eder. Kişi, özenli ve fedakâr çalışması sayesinde gelecekte mesleğinde çok ilerleyecek demektir.
Rüyada yola asfalt dökülmesi, rüyayı gören kişinin, yatırımlarının amacına ulaşacağına, hemen olmasa bile gelecekte kendisine mutlak suretle, başarı, kazanç ve kar getireceğine işaret eder.
Rüyada göçük görmek, kısa süre önce yapılan bir hatadan ötürü işlerin sıkıntıya gireceğine, büyük bir çaba gösterilmesine rağmen sorunların sürekli artacağına, maddi durumun yakında karşılaşılacak kötü bir sürpriz yüzünden çok bozulacağına, sert bir tutum sergilenmesinden ötürü büyük bir zarara uğranılacağına, iş hayatında ortaya konan çalışmaları kıskanan rakipler ile bazen münakaşa edileceğine ve personelle ilgili istenmeyen bir durumun ortaya çıkacağına delalet eder.
Rüyada Kamyon Görmek
Rüyada kamyon görmek, kamyona binmek, kedere, üzüntüye, uzun ve zahmetli bir yolculuğa başlayacağınıza, hasretinize kavuşacağınıza ve üzücü bir haber alacağınıza işaret eder.
Kamyona binmek işlerinizin iyiye gideceğine, geçim sıkıntılarından kurtulacağınıza ya da iş yerinizdeki pozisyonunuzda biraz daha yükseleceğinize delalet eder. Ağır yüklü kamyona binmek, güzel geçecek, sonunda güzel paralar kazanacağınız, ticari amaçlı bir yolculuğa çıkacağınıza işarettir. Eğer bindiğiniz kamyonda yük yoksa sonunda eli boş döneceğiniz hatta zarar edeceğiniz ticari bir yolculuğa işarettir.
Rüyadaki her şeyin iki tabiri var. Birincisi benim için yapılacak tabiri… İkincisi ise düşmanlarım için yapılacak tabiri… Burada kamyon, ABD tarafı için yolun sonu ve büyük iflas demek iken benim için tam tersine çok büyük maddi ve siyasi kazanç demek.
Rüyada dağ görmek çok hayırlı bir rüyadır. Rüyada dağ gören kişi ülke yönetiminde söz hakkı bulunan üstün yetkilerle donatılır, işinde bulunabilecek en üst mevkie erişir, toplum içinde otorite, söz ve saygınlık sahibi olur. Rüyada bir dağın zirvesinde Allah’a el açıp ona şükreden kişi hayatı boyunca adaletli ve vicdanlı bir kişi olacak demektir.
Eğer bir kimse rüyasında bir dağın yamacında dini vecibesini yerine getiriyorsa devletin üst kademelerinde resmi bir görevde, geniş yetkilerle bir memurluk işine atanır. Bir kişi eğer rüyasında dağdan indiğini görürse maddi zarara ve kayıplara uğrar. Bir kişi dağda rampa bir yoldan çıktığını görürse bu onun yaşayacağı vicdan azabına delalet eder.
Rüyada dağdan yuvarlanmak ya da düştüğünü görmek kişinin yaptığı hatalar nedeni ile işini, kazancını ve koltuğunu kaybetmesi anlamına gelir.
Rüyada dağın yandığını görmek herkesin tanıdığı birinin öleceğine ya da ülke başkanın hezimete uğramasına delalet eder.
Rüyada kaya görmek, zor, sert ve kesin kararlı bir kimse ile tabir edilir. Rüya sahibi Nuh deyip, Peygamber demeyen kişi olarak tasvir edilir. Bir kere hayır dediği bir iş için, bütün dünya bir araya gelse onu caydıramaz ve kararından döndüremez, evet dediği işler için de aynı şey geçerlidir elbette. Rüya sahibi, sabit fikirlidir ve kendisine faydası olması konusunda azıcık şüphe duyduğu işe yanaşması mümkün değildir. Rüyada kaya görmek, aynı zamanda güç ve sağlamlık anlamına gelir. Rüya sahibinin rüyası, çelik gibi sağlam sinirleri olduğu ve kolay kolay manevi çöküntü yaşamayacağına işaret eder. Bu rüya, bir kaya kadar büyük ve sağlam mal varlığı edinmek şeklinde de tabir edilmektedir.
Rüyada Kayanın Düştüğünü Görmek
Başarıları ve iyi kalpliliği bilinen, şanlı ve şöhretli bir kişinin kaybına işaret eder. Rüya sahibinin çevresinde böyle bir kişinin kurtulamayacağı bir hastalığa yakalanmasına ve herkesi derin üzüntüye boğmasına işaret eder.
“Kısacık sürede meğer ne çok mesafe almışız, koşmuşuz. Kavşaktan ne kadar da çok uzaklaşmışız. Hayret, bu nasıl olabildi” diyorum.
Rüyamın bu kısmı, söz konusu devrilmeler peş peşe yaşandıktan sonra, peşimden gelen kişiyle birlikte kısa sürede büyük mesafe alacağımı, çok işler halledileceğini haber veriyor.
Şu füzeleri görünce ne kadar çok seviniyorum, kelimelere döküp anlatamam.
Böyle giderse Kuzey Kore insanlığa çok büyük hizmetler yapacak gibi görünüyor. Japonya ve Güney Kore gibi sömürgeci ve kan emici iki devletten de dünyanın/insanlığın acilen kurtulması gerekiyor. Kim bilir, belki de Çin ya Rusya değil de Kuzey Kore gelecektir haklarından…
Bir bakarız ki İstanbul’un caddelerinde “Kim Yong Un çok yaşaaaa” diye tezahüratlar atılıyor.
Bir bakariz ki dünya insanlığı yalan rüzgarında savrulmaktan bir anda kurtuluyor da Güney Kore ile Japonya’nın nasıl da satanistleşmiş, sadistleşmiş, vahşileşmiş ve insanlığın başına bela olmuş ülkeler olduğu görülüyor.
Olmaz demeyin, neler oldu son senelerde… Bir bakarsınız ki bunlar da olur. Hem fena mı olur?
The Economist’in şu çok tartışılan kapağını yine Yahudiler hazırladılar. Bu işte hahamlar ve sonra diğer satanistler başı çektiler.
Bu kapakla pek çok mesajı bir arada verdiler, ayrıca sinsi bir oyun kurdular. Yetmeyip bu kapakla büyü de yaptılar. Hatta bu büyüleri destekleyen ayinler de yaptılar. Gördüğünüz bu kapak aslında bir çeşit büyü… Göreni, bakanı, eline alanı, üzerinde düşüneni tesir altına alıyor, şayet kişinin kanalları açıksa, cinlere ve büyülere karşı koruması yoksa…
Kapağın beyaz zemin üzerinde sadece kırmızı ve yeşil ile hazırlanmış olması da sebepsiz değil… Kırmızı ve yeşil renkler ama en çok da kırmızı renk, satanistlerin sahiplendiği ve çok sık kullandığı bir renk. Büyü daha tesirli olsun diye de dört renkli değil (renkli fotoğraflar dört renk baskı ile elde edilir.) de iki renk çalışılmış.
The Economist’in kapağı, diğer kapakları gibi kalabalık bir ekip işi… Kapağı hazırlamak için öncelikle hahamlar ve diğer satanist kişiler vazifeli olsa da son/üst makam bunlar olsa da başka başka sahalardan insanlar da var.
Ankebut Ağının dünya genelinde bir teşkilatı, bir işleyen sistemi var. Onlarca devletin kurumlarına sızmış, arka plandan devletler içinde devletler kurmuş ve hatta bunları istedikleri gibi birbirlerine bağlamış vaziyetteler. Siyasi gelişmeleri ve yakın geleceğe dair siyasi yorumları zaten iyi takip ediyorlar. Bunda sorun yaşamıyorlar.
Bu imkanın haricinde, bir de siyasi gündemi yakından takip eden, üzerinde tartışan, yorumlayan yayıncı ekibi var. Bu kişiler sık sık önde gelen siyasetçi kişilerle de paslaşıyorlar. Bu da ayrıca bir imkan oluşturuyor.
Ayrıca içlerine sızarak, gizlice, sinsice ele geçirdikleri onlarca devletin gizli servislerinin ellerindeki istihbarat bilgilerini de elde ederek kapaklar yapmakta, yayınlar yapmakta kullanıyorlar.
Bitmedi… Ayrıca cinleri de bilgi toplamakta ve bazı konuları anlayıp yorumlamakta hep kullanıyorlar. Zaten şu satanistler, kendilerini dünya insanı, Ademoğlu gibi görmüyorlar da hep cinlere benzetmek istiyorlar. Dünya düzenini de cinler alemindeki düzene/sisteme benzetmek istiyorlar.
Yine bitmedi… Bunların üstüne bir de işinde iyi olan astrologları ve de medyumları kullanıyorlar. Duru görü yapabilen medyumlarından da çok şeyler öğreniyorlar.
Bitti zan ettiyseniz, yanıldınız. Bütün bunlara rağmen en başta da Akademi Dergisi yayınlarını, yorumlarını kullanıyorlar ve son süreçte Akademi Dergisine, İstanbul’a karşı hamleler yapmaya çalışıyorlar.
Bu kapak bir yanıyla büyü maksatlı yapılmış bir kapak ama dini, siyasi, askeri, mali, tıbbi ve metafizik sahalara dair mesajlar da veren, yönlendirmeler de yapan yanı var.
Kapağın her ayrıntısında bir mesaj arayanlar, kendilerini boşuna yoruyuyorlar. Bu kapak en öncelikli olarak büyü maksadıyla yapılmış bir kapak…
Mesajlar verme kısmı, ikinci öncelikli kısmı… Zaten verebilecekleri çok mesajları da kalmadı. Bu nedenle kapağın şurasında ya da burasında görünen bazı şeylerin zahiri/siyasi mesajları pek yok ve onlar aslında büyü için oradalar.
Kapakta verilen mesajlar kısmına gelince…
Çok kafa yorulacak bir kısmı yok. Yaşayacakları felaketleri haber verdiler. O felaketleri ise İstanbul ile kendilerinin yani Ankebut Ağının çatışması sırasında yaşayacaklarını haber verdiler.
Haber vedikleri çatışma çoktan yaşanmaya başladı. Ben zaten “Aralık ayı çatışmalı geçecek” derken… Sağdaki soldaki medyumların ve astrologların çoğunun yanıldığına dikkati çekerken… “Bundan sonra mühlet ve merhamet devri bitti. Çatışmalar var” diye tekrarla yazarken… Yanında daha onlarca yayınla alakalı mesajlar verirken… Şu kapakta anlatılanları, kapak yayınlanmadan önce herkese ilan etmiş oldum.
Lakin zavallı, çaresiz hale düşmüş olan Ankebut Ağı, İstanbul’un yapacakları nedeniyle onca şeyi yaşamayacakmış da sanki kendileri kendi sistemlerini resetleyecekmiş numarası oynamaya kalktı. Bu kapaktan çok öncesinden beri, karşımızda iyice yerlere serildiklerinden beri, bu numarayı oynamaya çalışıyorlar. Tabanlarını böyle kandırıyorlar.
Karşımızda, her sahada o kadar çırpınıyorlar. Her seferinde ağır darbeler alıp yıkılıyorlar. Zararlar ediyorlar, sistemleri çöküyor ama avanak avutuyorlar. “Biz büyük resetle sistemimizi resetliyoruz” diyorlar. Bunlara uyanlar ya da kananlar da “Büyük reset yaşanıyor. Sistemi kuranlar, şimdi resetliyorlar. Küreselciler şöyle yapıyorlar, böyle yapıyorlar, şunun peşindeler.” diye palavralar anlatmış oluyorlar.
Hangi küreselciler? İstanbul küreselciler diye bir şey bırakmadı ve çoktan İstanbul merkezli bir yeni dünya düzeni kuruldu. Sadece bu, dünya insanlığına açıkça ilan edilmedi. Bu gün, İstanbul’u dikkate almadan bir adım atabilen tek bir hükumet yok.
Bu gün dünya hükumetleri arasında İstanbul’u bilmeyen, her hamlesini ve kararını yakinen takip etmeyen, uzun uzun bunları kendi ekipleri arasında değerlendirmeyen bir tek hükumet yok. Bir tek gizli servis yok. Bir tek etkili basın ve medya kuruluşu ya da büyük şirket, büyük banka yok.
“ABD başkanının attığı tweeti değil de benim paylaşımımı herkes dikkate alacak” demiştim bu sürecin başında… Mütevazı olmuşum, ortada bir ABD başkanı bile kalmayacakmış. Bu kısımların detayına girmiyorum, dünyadan herkes takip ediyor, sahayı da görüyor ve zaten biliyor.
Bu kapak, Ankebut Ağının tam kadro halinde hareket ederek, çok büyük ihtimalle de o maşa Rusya’yı öne çekerek, İstanbul’a son bir saldırı yapacağını… Ya da korkudan saldıramayacak olsa bile İstanbul’dan aldığı darbelerle yine aynı sonuçlara çıkacaklarını, yine aynı sorunları yaşayacaklarını haber veriyor.
Aynı zamanda bu kapak, dünyada açlık, hastalık, enerji sorunları, halk isyanları yaşanacağını… Bunun devamında sanki teknolojide geri gidilmiş gibi bir hava oluşacağını… Enerjisiz kalmış araçların ve cihazların çalışmayacağını… Toplu ölümlerin olacağını… Nükleer savaş tehditleri yaşanacağını ama aslında metafizikle sebep olunmuş çok büyük yıkımlar görüleceğini v.s. haber veriyor.
Yani aylardır hatta bir kısmını yıllardır Akademi Dergisinde haber verdiğim, “Dikkat edin. Aldanmayın, tedbirler alın. Gayrete gelin, iyi şeyler yapın” dediğim şeylerin mesajlarını yeniden ve topluca vermişler. Çünkü onların çoğunun peş peşe yaşanacağı bir kısa sürece girdik.
Mühim olan şu ki bütün bunları kendilerince kutsal olan kase, kutsal sayılan hayat ağacı, Yahudilerin yedi ve dokuz kollu şamdanları eşliğinde vermişler. Yani, baştan dediğim gibi, bunları sanki istemeye istemeye yaşamayacaklar da bunlara sanki İstanbul ve hakiki müttefikleri sebep olmayacaklar ve Ankebut Ağına bağlı ülkeleri yerlere sermeyecekler de kendileri sistemi güya resetledikleri için bunlar yaşanacak.
Hatta kapağa bakan, bunları kendileri yaşamayacak da doğu alemi yaşayacak zan eder.
Her zamanki gibi şeytanca, satanistçe işler şunlar. Bir şey yok şu The Economist’in kapaklarında. Her seferinde bu gibi kapakları alet ederek dünyada kaç milleti oyalıyorlar, kandırıyorlar, korkutuyorlar, yönlendiriyorlar. Sanal bir korku imparatorluğu kuruyorlar. Oysa insanların çoğunun korkar olduğu o Ankebut Ağı mensupları, o küreselciler denilen zavallılar aslında korkudan titriyorlar, acizlikten hamle yapamıyorlar.
İşin içine bu kadar büyücü haham… Bu kadar gizli servis… Bu kadar şeytanlaşmış, satanisleşmiş ve mason gazeteci… Bu kadar cin, bu kadar medyum, bu kadar büyücü, bu kadar astrolog girip de kapak yapılırsa, işte bu kadar sinsice yapılır.
The Simpsons mıdır nedir, o sözde çizgi/animasyon filmi de işte bunlar hazırlıyorlar. Aynı maksatlarla hazırlayıp yayınlıyorlar. En öncelikli maksatları sanal bir korku imparatorluğu oluşturmak, bütün insanlığı kendilerinden korkar hale getirmek ve onları istedikleri gibi yönlendirmek.
Bütün bu sistemin mensuplarının, milletler arası bir üst mahkeme tarafından şeffafça yargılanıp idam edilmeleri gerekiyor. Bunlar, organize şekilde insanlığı felaketlerden felaketlere sürüklemek istiyorlar. Her türlü kandırıyorlar ve yanlışları doğru gibi göstererek zararlar veriyorlar. İnsanlığa karşı suçlar da işliyorlar. Sonra malum basın, medya ve sosyal medya kuruluşları kendilerinin kontrolünde olduğu için, şu rezilllikler, şu saldırılar, şu tuzaklar sanki itibar edilesi şeyler gibi insanlığa sunuluyorlar.
Doğru/isabetli bulmadığım pek çok kararı ve uygulaması olsa da genel olarak Esed’in siyasi kabiliyetlerini takdir ettiğimi yıllardır birkaç tekrarla ve açıkça yazmıştım. Bu husustaki kanaatlerim değişmedi. Esed, Tayyip gibi Londra piyonlarını, olması gereken tavırlarla karşılayan, Tayyip gibilerin aslında ne olduğunu ve ne olmadığını, ne kadar hareket sahası olduğunu çok iyi bilen bir siyasetçi…
Şu sıralarda Tayyip’in Esed’le barışmak istediği ama Esed’in ısrarla bunu red ettiği yönünde bir kamuoyu yönlendirmesi yapılmak isteniyor. Aslında öyle değil, Tayyip yine tasmasını elinde tutanların talimatları gereği üstlerine zaman kazandırma, muhataplarını ise oyalama ve kandırma siyaseti icra etmeye çabalıyor ve bunda başarı sağlamasına Esed izin vermiyor. Yaşanan bundan ibaret… Ayrıca Esed de Türkiye’de Tayyip’in hükmünün bittiğini, şu anda bile çoğu meselede kararı onun değil İstanbul’un verdiğini, geleceğinin olmadığını, herhangi bir sabaha uyanıldığında Tayyip’in o makamda bulunmama ihtimalinin çok yüksek olduğunu biliyor, değerlendiriyor.
Tayyip’in, bir yandan Suriye’nin gerçek dostu olan İstanbul’a karşı hala direndiğini… Türkiye’deki sözde mültecileri hala Suriye’ye göndermemek için çırpındığını… Suriye sınırları içindeki TSK unsurlarını hala orada tutmak için mücadele ettiğini ve çok daha fazlasını biliyor. Bir yandan bunları yapan, diğer yandan da Suriye’ye “yalandan” dostluk eli uzatanın elini ancak ahmaklar tutar, Esed değil…
Son zamanlarda sıkça tekrar ettiğim gibi, Tayyip iflah olmaz bir Londra piyonudur ve hak ettiği kadar sert müdahalelerle ve ansızın devrilecek. Ondan, Suriye meselesinde ya da başka başka meselelerde devletimizin, milletimizin ve bölgemizin lehine olacak hamleler beklemek de ayrıca ahmaklıktır ya da onunla aynı ihanet güruhunun içinde saf tutmuş olmanın tezahürüdür.
Güney Azerbaycan’ın Türkiye’ye değil de tamamen Londra’nın kontrolünde olan Azerbaycan’a/Aliyev’e bağlanması için mücadele veren hiçbir tarafı ve kişiyi, dost unsur olarak görmüyorum ve görmeyeceğim. Hatta söz konusu tarafları, öncelikli olarak imha edilmesi ya da tamamen diz çöktürülmesi, tesirsiz hale getirilmesi gereken taraflar olarak göreceğim.
Güney Azerbaycan doğrudan Türkiye’ye bağlanacak. Sonra, günümüzde İran denilmekte olan o kadim Türk topraklarının tamamını da Türkiye’ye bağlayan hamlelerimiz devam edecek. Bunları yapmamıza Londra merkezli dünya düzeninin aktörleri mani olamayacaklar.
Onlar, Aralık ayı boyunca krizlerden krizlere girecekler ve yeni yıla da devasa krizlerle girecekler. Devamındaki aylarda da kendi iç dertlerini/meselelerini bile çözemez hallerde olacaklar. Daha önce de açıkça yazdığım gibi, zaman bizim lehimize, onların aleyhine işlemeye devam ediyor.
Ordumuzun Suriye’ye askeri operasyon yapmasını, terör ve kara/kanlı para işlerinin artırılmasını hedefleyen Ankebut Ağını, merkezde de Londra’yı, yine yendik. Suriye’ye o kapsamlı askeri operasyonu yaptırmadık, yaptırmayacağız. Kara paraları iyice kesilince adeta aort damarları düğümlenmiş gibi can çekişen, acıyla debelenen batılı ve doğulu ülkeleri keyifle izleyeceğiz. İntikam, soğuk yenilince lezzetli bir aştır. TSK içindeki NATO’cu ve Londra merkezli sistemin mensubu herkesi, istisnasız herkesi imha etmeye başlayacağız. Gerektiğinde tetik düşürerek, gerektiğinde ileri seviyede su-i kast teknikleri kullanarak, gerektiğinde metafizikle çarparak, o hainler güruhunu yok edeceğiz. Onların yerlerine biyonik robotlarla geçilmesine de izin vermeyeceğim, şu anda kadar biyonik robotlarla yerine geçilmiş kişileri de oyundan düşüreceğim.
Baştan söylediğim gibi, Londra’nın çok istediği Türkiye-Yunanistan krizi de iyice tempo yitirdi. Şu günlerde yeniden bu suni ve danışıklı krizde tarafların tempo yükseltmesine de izin vermeyeceğiz.
Şu sözde mülteciler işi de iyice uzadı ve daraldım. Hususiyle Türkiye içindeki taraflardan bu konuda karşımda duran herkese hızla yıkıcı darbeler vurmaya başlayacağım. İstanbul’un karşısında durabileceğini zan eden Putin’in/Rusya’nın bile dünyaya rezil olduğu ve kahkahalarla gülündüğü şu günlerde, bakalım Türkiye içindeki söz konusu tarafların hallerine nasıl kahkahalarla gülünecek. Aslında ortada şaşırtıcı bir şey yok. Karşımda her seferinde namertlik yapan, düşmanlık yapan ve son süreçte haddini iyice aşan Putin’in ve çetesinin başına daha da fazla şeyler gelecek. Rusya halkının tamamını düşman görmüyorum ama defalarca ikaz ettiğim ve süre tanıdığım halde, gerekli duruşa sahip olmadılar ve mücadeleyi vermediler. Benim, insanlığın ve Rus halkının kurtuluşu için Rusya’yı parçalamaktan başka çarem de kalmadı. Bu, Rusların tercihi oldu, benim değil…
Hala boğazlar konusunda benimle açıkça restleşebileceğini düşünen taraflar kaldıysa… Putin gibi Türkiye’de terör eylemleri ve suni afetler yapabileceğini düşünenler kaldıysa… Onları da Putin gibi açıkça tavrını sergilemeye devam ediyorum. Onları da Putin’le aynı hale düşürmek benim için büyük bir vazife ve zevk olacak. Bu ülkede ve bölgede, bundan sonra da ben ne diyorsam, sadece o olacak.
Şu vakit oldu da hala Sedat Peker’in yayınlar yapamıyor oluşu da beni çok geriyor. Bu hususta da söylenmesi gerekenleri baştan yazmıştım. Tekrar edecek değilim. Bu konuda verdiğim mühletin bittiğini ve bu konuda da şu andan itibaren çatışma kısmına geçtiğimizi açıkça ilan etmiş bulunuyorum. Diğer kısımlarını, neler olacağını, zaten ilgili bütün taraflar biliyorlar.
Esed güçleri hariç, Suriye sınırları içindeki bütün yabancı unsurların (Rusya ve İran unsurları da dahil) Suriye sınırlarından çıkartılması süreci hız kesmeden ve şiddetini artırarak devam edecek. Bu husustaki kararlılığımı bir kez daha hatırlamakta fayda gördüm.
Dediğim gibi, Aralık ayı şiddetli çatışmalarla geçecek gibi duruyor ve bizde buna çoktan hazırız.
Türkiye, Suriye, Lübnan, Irak ve Güney Azerbaycan’ın dahil olduğu “Acil bölgesel kalkınma” projesini konuşmalıyız, görüşmeliyiz, şekillendirmeliyiz ve en kısa sürede uygulama safhasına geçmeliyiz.
Sömürgeci devletler, bu günden sonra dünya genelinde daha büyük bir hızla çökmeye başlayacaklar, gerçekleri milletlerinden saklayamaz olacaklar ve bütün dünyada sert mali, siyasi, askeri fırtınalar dinmek bilmeden esecek. Bu sırada İstanbul’un önderliğinde bölgesel bir dayanışma ve acil kalkınma hamlesi yapmamız, fırtınalara karşı mukavemetimizi artıracağı gibi, zor günleri fırsata çevirmemizi de sağlayacaktır. Bölge, insanlık tarihinin tamamına yakın bir kısmında olduğu gibi, günümüzde de dünyanın kalbi, merkezi konumuna geri dönecektir.
Asırlardır kesintisiz devam eden batı sömürücülüğüne rağmen bu bölge, derhal ayağa kalkmayı sağlayacak yeraltı ve yerüstü zenginliklerine ve yetişmiş/eğitimli teknik insan gücüne sahip…
Vatandaşlarımız zorunlu sigortaların hiçbirini ödememeli. O paralar çoktan İngiltere’ye, İsrail’e ve ABD’ye aktı ve biraz da Türkiye içindeki sözde siyasi partiler/çeteler paylarını da aldılar ve o paralar tamamen hiç edildi.
Devletin hatta büyük özel sigorta şirketi olarak görünenlerin, ciddi bir afet sonrasında kimseye para ödeyecek birikimi/parası, gücü, vaziyeti yok. Devasa çapta ve devlet eliyle yapılan bir nitelikli dolandırıcılık sistemi bu… Türkiye’nin başka devletleri/milletleri desteklemesi, besleyip bakması, güçlendirmesi için yapılan binbir türlü hileden, hırsızlıktan sadece biri bu…
Yine her zaman olduğu gibi, adli makamlardan ve ayrıca basın ve medyadan da yüksek sayıda suç ortaklarıyla birlikte yapılan bir dolandırıcılık faaliyeti bu… Tek başına hükumetin yapabileceği gibi bir vurgun değil bu… Ya da gizli ve asıl hükumet olan MHPKK’nin ve CIA casusu Bohçalı’nın… Ya da danışıklı muhalefet olan CHPKK’nin, HDPKK’nin işin içinde olmasıyla yapılamayacak kadar büyük bir dolandırıcılık ve hukuksuzluk faaliyeti bu…
En tepeden, Londra’dan ayarlanmış ve Türkiye içinde yüksek sayıda tarafın bir araya getirilmesi ile uygulanmış bir plan ve hırsızlık bu… Yüksek sayıda sözde basın mensubu, aslında vatan haini ve nitelikli dolandırıcı kişi de bu dolandırıcılık faaliyetinin içinde yer aldılar ve yakında bu hususta da yargılanacaklar.
Türk milleti, onlarca senedir onlarca başka millete bakıp beslediği için bu gün bu halde… Yetmemiş, bir de aynı ülkelerin kara para işleri çökmesin diye, on milyondan fazla sözde mülteciye de bakıyoruz hala… İlan edilmemiş bir sömürge ülkeyiz biz. Hiçbir zaman demokrasi de cumhuriyet de olmadı/uygulanmadı bu topraklarda… Bir de onlarca hatta yüzlerce senedir kanımızla, canımızla bile beslediğimiz batılı ülkeler, kendilerini medeni, bizi çağdışı ilan ettiler. Londra merkezli, ABD’nin de maşa olarak kullandığı, şeytanca bir sömürü sistemi bu… İyice ellerine düştüğümüz devre cumhuriyet devri, demokrasi devri dediler de daha acımasızca sömürdüler, sömürüyorlar. Kanımıza, iliğimize kadar kuruttular bizi ama adına kurtuluş dediler, kurtuluş savaşı dediler.
Milyonlarca Türkiye vatandaşı fert fert ya da gruplar oluşturarak peş peşe davalar açmalı. Paraların izi sürülmeli, Türkiye içindeki resmi yetkili dolandırıcıların ve bu zamana kadar birkaç nesildir dolandırıcılıkla Karun gibi zengin olmuş malum sözde Türk ailelerin derhal cezalandırılmasının haricinde, ilgili devletlerden/milletlerden bu devasa meblağda paraların derhal tahsili için mekanizmalar kurulması da adli makamlardan talep edilmeli.
Hainler ve dolandırıcılar, milletin gücünü görmeliler. Kimse kimseye zorlayarak sigorta yaptıramaz. Hem zorunlu sigorta sistemi hukuka uygun değil ve hiçbir hükumet bu yönde kararlar alamaz. Sigorta yaptırmayanları kamu kurumlarının hizmetlerinden men edemez ya da sınırlandıramaz… Hem de o paralar daha şimdiden çalındı, yok edildi.
Büyük/kapsamlı ve peş peşe yaşanabilecek afetler sonrası sigorta sözleşmesindeki yükümlülüklerin yerine getirilmesini geçelim, bu milletler arası vurgun/dolandırıcılık işinin görünürde en tepesinde/başında bulunan şu hükumetin memura maaş verebilecek imkanları bile yok. Çala çala, sömüre sömüre bitirdiler, çökerttiler sistemi…
Şu anda bile memuruna maaş ödeyemeyecek kadar kötü vaziyette bir hazine var. Hala daha çalmanın, cebe indirmenin, malum ülkelere göndermenin, öncelikle onları ayakta tutmanın yollarına bakıyorlar. Onları ayakta tutmak için ordumuzu terör örgütü konumuna düşüren sınır dışı askeri müdahaleleri yapmanın, Suriye’ye hala ve daha fazla kan dökmek için girmenin, kandan beslenmenin, beslemenin hesabını yapıyorlar. Bu süreçte Türk milleti uyanmasın diye, malum ülkelerle de danışıklı dövüşüp restleşiyorlar.
Devlet, millet, çoluk/çocuk, Türk milleti ya da çevremizdeki milletler, hiçbirinin umurunda değil. Önümüzde afetler var diye kimse sizi kandırmasın ve hiçbir sözde zorunlu sigorta sistemine beş kuruş daha kaptırılmamalı. Şu andan sonra o sistemlere para ödemek karanlığa kurşun sıkmak gibidir. Hala bu hususlarda vazifelerini yapmayan, çok geç de olsa hukuksuzlukları düzeltmeyen ve soygunları engellemeyen adli yetkililer, o afetlerin en altında kalıp ezilirler. Gece gündüz her fırsatta, afetler olmasın diye dua etmeliler. Aksi halde kendilerini milletin ayaklarının altında bulacaklar.
99 depremi sonrası uygulamaya alınan ve tamamen hukuksuz olan ek vergilerle depremzedelere hiçbir şey yapılmadı ve ayrıca yaşanması muhtemel afetlere karşı da hiçbir hazırlık/tedbir/masraf yapılmadı… Yapa yapa bunca sene sonra bir deprem bildirimi sistemini güya yaptılar, o da çoğu yerde çalışmadı, işe yaramadı. Onu da ayrıca bir satanist ritüele çevirmeye çabaladılar. Bu hususlar da çoktan adli makamların mesuliyetinde olan ve davalar açılması gereken bir husus…
Zararın neresinden dönülürse de kârdır. Bu güne kadar para kaptıranlar da bu günden sonra asla bir kuruş dahi kaptırmamalılar. İşte burada en açık şekliyle yazıyorum. Önümüz kış ve kış mevsiminde büyük afetler olsa, kara kışta hiç kimse devleti yanında bulamayacak. Devlet, resmi kurumlarına ait hizmet araçlarının yakıt masraflarını karşılayamaz bir halde… Devletin şu anda başında olan casuslar/piyonlar, o afetlerin hemen sonrasında insan ve organ kaçakçılığı ve ayrıca ziynet eşyası kaçakçılığı yapmanın, bundan elde edilecek kara ve kanlı paranın büyük kısmını her zaman olduğu gibi İsrail’e, İngiltere’ye ve ABD’ye aktarmanın yollarına bakacak.
Diplomasız, kanunsuz, geçersiz ve dış güçlerin faaliyetleri ile devletin başına getirilmiş Tayyip’in… Onu oraya CIA’nın talimatları icabı getirip devleti arka plandan babasının çiftliği gibi yöneten ve istediğinde kendine çalışan mafya babalarını bile ceza evlerinden keyfi şekilde çıkartan CIA casusu Devlet Bohçalı’nın… Ve bunların etraflarında oluşmuş suç/ihanet çetelerin iki yakalarına hukuk yoluyla derhal yapışılması farz üstüne farzdır.
Yoksa aç, açıkta, yaralı, çaresiz kalmış yığınlar, bu sistemin mensuplarını, basın/medya ve adliye kısımlarında olanlarına kadar ayaklar altına alıp ezecektir.
Neresinden bakılırsa bakılsın, Türkiye’nin yakın geleceğinde olağanüstü hadiseler olduğu görülebiliyor. Çünkü bu soygunlar, bu sömürü, bu kanlı sistem, bu insan ve organ kaçakçılığı, bu adaletsiz adalet sistemi devam ettikçe, biz her geçen gün ülkeyi ve hatta dünyayı germeye devam edeceğiz. Hala ayakta tutmak istedikleri şeytani sömürü sisteminin bütün taşıyıcı kolonlarını şu ana kadar zaten kırdık. Bir kıvılcımlık, bir üflemelik işleri kaldı ki burası mesele değil. Mesele, son darbeyi en doğru zamanda vurmak. Çünkü o darbeyi vurduğumuz dünya üzerinde silsile halinde halk ayaklanmaları ve ayrıca askeri, siyasi, mali, içtimai depremler yaşanacak. Mesele o kadar büyük ve bir arada yaşanacak olan sarsıntılar sırasında kontrolü elde tutabilmek meselesi… Çünkü kontrolsüz güç, güç değildir.
Önümüzdeki yakın süreçte, Rusya’nın siyasetinde, daha doğrusu Ankebut Ağının Rusya merkezli olarak oynattığı danışıklı dövüşlerde, planlarda ani çökmeler olacak. Bunun neticesi olarak pek çok mühim gelişme yaşanacak ama Rusya, doğal gaz ve maden sahalarında/sektörlerinde bile çok büyük kayıplar yaşayacak, zarar edecek. Danışıklı dövüştüğü taraflara da kaybettirecek.
Rusya, bu kadar büyük kayıpları yaşadığı halde, bu kayıpları yaşamasına sebep olan taraflara ciddi bir karşılık bile veremez hale gelecek. Rusya ile beraber kaybeden danışıklı dövüşçü taraflar da hiçbir karşılık veremeyecekler.
Rusya, Suriye’den de kısa sürede ve tamamen çıkartılacak ve Suriye’nin peşinden, dünyanın başka başka yerlerinde de büyük kayıplar, zararlar yaşayacak, yaşatacak. Bu süreç sırasında Rusya’nın ordusu da harp sanayii de çok büyük kayıplar yaşayacak.
Hiçbir şekilde öngörülemeyen bir sürpriz karşımıza çıkmazsa, kesinlikle kısa sürede Rusya diye bir federasyon kalmayacak. Belki adına Rusya denilen ve çok içeride, Türkiye’den epeyi uzakta bir küçük ülke bir süre için kalabilir.
Rusya, defalarca uzattığım dost elini her seferinde nankörce kırmaya kalkmasının bedelini, hak ettiği kadar ağır ödeyecek. Rusya, hala insan kaçakçılığı, organ kaçakçılığı, zorla fuhuş işleri yapan ve yaptıran bir devlet/millet olmanın, İstanbul’un hassasiyetlerini hiçe saymanın bedelini çok ağır şekilde ödeyecek.
Rusyayı uzaylı taraflar ve ellerinde bulunan elektromanyetik silahlar da koruyamayacak ve kurtaramayacak. Semud kavminin elindeki teknoloji Rusya’daki teknolojinin çok ama çok ilerisindeydi ama kurtulamadılar.
Rusya şirketi olarak görünen ve Ankebut Ağına bağlı olmayan bütün şirketler, Rusya sınırlarının dışına taşınmalılar. Gerekiyorsa hiçbir yere taşınmayıp faaliyetlerini durdurmalı ve sermayelerini Rusya dışına çıkartacak korumanın yollarına bakmalılar. Yakında peş peşe batacak olan Rus şirketlerinin daha doğrusu Ankebut Ağı şirketlerinin hisseleri de elden çıkartılmalı. Rus enerji şirketlerinin hisseleri ise en başta çıkartılmalı.
ABD bankaları nakit sıktınsından ötürü birbirlerini arayarak ağlaşıyorlar. Bir an önce Suriye, Pakistan, Hindistan, Libya, Yunanistan ya da her neresi kan gölüne dönecekse dönmesini ve kara para işlerinin hareketlenmesini istiyorlar. ABD’li siyasetçilere de baskı yapıyorlar. İngiltere’nin hali de ABD’den farksız…
Rusya ise büyük kısmı sulara batmış, kalan kısmının da kısa süre içinde batacağı bir gemi görüntüsünde… Çin ise çatır çatır çatlamaya devam ediyor. Son süreçte kara para için kendi insanlarını nakite çeviriyordu ama onda da ayar kaçtı ve kontrol iyice kaybediliyor.
Çin’in yaptığı gibi G20 ülkelerinin tamamı ortak kararla korona yalanlarını, yasaklarını dirilterek, arka plandan yine büyük çapta kara para işleri yapacaklardı, bunun ön hamlelerini yaptılar, konuştular ama arkasını getirmeye teşebbüs bile edemediler. İstanbul korona oyunlarını da bundan beslenenleri de çoktan bitirdi. Yeniden teşebbüs edenlere bu dünyada nefes bile aldırmayacak. Bunu çok iyi biliyorlar.
Baştan söylediğim gibi, parasını/sermayesini piyasalardan, bankalardan çekenler, büyük ülkelerden çekenler büyük kayıplardan korunacaklar.
Bu dünyanın kara ve kanlı para dengeleriyle dönmesine daha fazla izin vermeyeceğim. Aralık ayı çok büyük çatışmalarla, çok ani ve büyük gelişmelerle dolu dolu geçebilir.