Sedef Kabaş’ın tutukluk halinin devam etmesi hukuka aykırı. Bu hukuksuzluk hala devam ediyor ve farklı kesimlerden de olsa bütün bir toplumu aşırı derecede geriyor. Kendisiyle hiçbir ortak noktam yok, hatta hiç sevmem ve tasvip etmem ama can düşmanıma bile haksızlık yapılsa, haksızlığa razı olmam. Herkes için adalet olmalı. Devlet kurumlarının ta bakanlıklara kadar organize şekilde hukuksuzluklara ve yargının kararlarını yönlendirmeye alet edilmesi, yargının tamamen siyasetin emrine girmiş hali, kabul edilemez ve tahammül edilemez bir seviyeye ulaştı.
Ayrıca, sık sık teşbihlerle ve atasözleriyle konuşan insanların söz konusu cümleleri hep gerçek manasına çekilecekse, bu ülkede hiç kimse suç işlemeden konuşamaz, yazamaz. Her gün sokaktaki insanlar da onlarca kere tehdit ve hakaret suçları işlemiş olurlar. Hatta hakimler ve savcılar bile her gün suç işlemiş olurlar. Bir önceki yazımda da yazdığım gibi, devlet kurumlarının ve yetkililerinin seferber edilmesiyle sergilenen bu derece hukuk gayreti, önce memleketi sarmış olan ihanetlere, yolsuzluklara, cinayetlere, peşkeşlere ve teröre karşı sergilenmelidir. Milletin gerçeklerden haberdar olması için mücadele eden gazetecilere, yazarlara, düşünürlere karşı değil…
Sedef Kabaş meselesindeki bu aşırı art niyetli ama “resmi” ve de “hukuksuz” tavır, bütün Türkiye’yi temelden karıştırabilecek gelişmelerin, patlamaların, parlamaların yaşanmasına sebep olacaktır. Milletin boğazına kadar geldi… Azıcık kar yağdı diye uçakları uçamayan, İstanbul’a inmesi gereken uçak Kahire’ye gönderilen, otobanları kilitlenen, on binlerce maddi hasarlı kaza yaşanan, belki yüz binle insanın yollarda mahsur kaldığı, özel araçlara yollara çıkma yasağı konulan, yeni yapılmış projelerin hiçbir işe yaramadığı, belediyelerin yollara tuz dökmek için gereken parayı bile bulamadığı, bu karda kışta yaşlı insanların bile ucuz ekmek kuyruğunda beklediği, hiç kimsenin mahkemelerin bağımsızlığına inanmadığı ve güvenmediği bir Türkiye var. Türkiye, büyük patlamaya ramak kalayı yaşıyor ve resmi kurumlarla organize şekilde halka korku salmak teşebbüsleri yetmezmiş gibi, hala iktidarın bazı tasmalı köpekleri de ekranlarda savcılık yapmaya, oraya buraya havlayıp hırlamaya çalışıyor. Zaten taşmış sinir sistemlerine gereksiz yük oluyorlar. Bu gidiş hayra değil…
Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

