Etiket arşivi: HDPKK

Tekrarla ‘kararlılık’ ve ‘somut adım’ çağrısı yaptık.

Tayyip, vatanseverlerdeki faaliyetler kendilerini ezer nitelikte mi, yoksa gerçekten iş birliği ihtimali var mı diye adamlarına danıştı.

Adamları da ona vatanseverlerin bazı maddi işlerin seyrinde devam etmesine müdahale etmediklerini…

Vatanseverlerin niyetini kesinleştirmek için bazı hamlelerde bulunup sahayı yokladıklarını…

Fakat eski hırçın, yıkıcı hallerini göremediklerini…

Bu işin çözümünde vatanseverlerin kendileriyle birlikte olmaktan memnun olduklarını anladıklarını…

Anlattılar. Lakin boşa anlattılar. Buna sevinen Tayyip “Kazan kazan” yapacağına “Rabbena hep bana, hep bana” yolunu tercih etti. Benim sistemimi nasıl çözebileceğini, sistemimdeki etkili ve yetkili kişileri nasıl tespit edip oyundan düşürebileceğini, elimin kolumun nasıl bağlanacağını, bütün vatanseverler cephesinin nasıl yok edilebileceğini her şeyden ve herkesten çok dert edindi.

Hem de biz onu dik tutalım diye adeta bütün dünyaya kafa tuttuğumuz anlarda…

Çok net ve samimi durduk…
Tekrarla ‘kararlılık’ ve ‘somut adım’ çağrısı yaptık.
Sabırla bu kadar süre bekledik. Her şeyi ayarladık, gücümüz neye yetiyorsa hepsini yaptık. Saha süt liman oldu ama bunlarda tık yok. Hala avanak avutur gibi yalandan her gün bir iki kişi tutuklandı, ‘sınırdan geçerken bir kişi ele geçirildi’ tarzı haberler yaptırdılar.

Bu kadar olabilir. Burası sözün bittiği yer…

Ne güzel kafa…

Samimiyetle bu kadar gayret ettik, çırpındık, bütün cihanı karşımıza aldık. Bir sürü sıkıntının altında kaldık. Bu defa Tayyip’in bu şansı iyi kullanacağına ihtimal verdik ama bir öncekinden hiçbir farkı olmadı. Önceki sefer de bu şansı çok basit şekilde harcayıp geçmişti.

İnsan bir oturur da aklı başında düşünür. Şu CHPKK’ye ve şürekasına daha açıkça destek vermemişken bile nasıl da alıp yürüdüler ve AKPKK’yi köşeye sıkıştırdılar.

İnsan bir oturur da düşünür, dünyayı dinleyen, Amerikan başkanlarını dinleyen, Çin’in başkanını rezil hale düşüren bir istihbarat gücüne sahibiz ve sergilediğimiz siyasete düşmanlarımız bile hayran da Tayyip’in arkamızdan neler çevirmek istediğini mi dinleyemeyeceğiz ve buna mani olamayacağız?

Bunların HDPKK’yi bitirmek, yok etmek niyeti hiç olmadı. İstedikleri kendi maddi gelirlerini artırmak, siyaset sahnesinde rakiplerini oyundan düşürmek, sadece kendilerine fayda verecek şeyler yapmak ve bir taşla birkaç kuş vurmak. Bunu yaparken bile terörü, PKK’yi tamamen ve gerçekten bitirmemek. Aynı anda asıl operasyonları bizlere, vatanseverlere yapmak.

Ne güzel kafa… Hayal gibi bir şey ve dünyanın gerçekliğinden ne kadar da kopuk, fantastik… Alemdeki herkes de ahmak, sanki bir tek bunlarda beyin var, zeka var…

Bunlar da çok büyük kazanacaklardı. Siyasi hayatları ve iktidarları uzayacaktı. Maddeten çok büyük parlayacaklardı. Hatta belki de ülkede bir daha seçim olmadan iktidarda kalabileceklerdi. Bu güçle isteseler muhaliflerinin hepsini iki günde ezer geçer ve rejim bile değiştirebilirlerdi. Bizim için de çok sevindirici olacaktı ve dünyanın bilmem kaç ülkesinin üzerine oynadığı terör belası yok olacaktı. Yine, bizim durduğumuz gibi durmadılar, yine kibirli davrandılar, yine güven vermediler, yine herkesten çok bizi yok etmenin planlarını yaptılar. Ahmakça planlarını…

Ziyan oldu yine dünya kadar emek ve zaman… Lakin yine de çok temizlikler oldu, bir sürü baş belası öldü, bütün cihan bizim gücümüz karşısında adeta titredi, lal oldu.

Mehmet Fahri Sertkaya

Nedir bu öteleme, nedir bu rahatlık

Sahaya bakıyorum da aradığım manzarayı göremiyorum. Nedir bu öteleme, nedir bu rahatlık, nedir bu özgüven böyle… Neyi bekliyoruz gerekenleri yapmak için, anlayamıyorum ben… Her şeyi bu kadar hazırlamışken, yaşanabilecek her türlü senaryoya hazırlanmışken neden, ne için, kimi, neyi bekliyoruz.

Ben mesajımı vermiştim. Artık konseylerin içindeki karar ayrılıklarından çok daraldım. Bu böyle gidecekse, ne şiş yansın ne kebap ayarıyla ya da bir ileri iki geri adım ayarıyla yol alınabileceği kanaati hakimse, biz bu saçma sapan işe hiç karışmayalım ve yolumuza bakalım.

“Mfs onlarla yol alamaz, kısa sürede araları bozulacaktır.” diye kendinden emin şekilde planlar yapıp beklemeye geçmiş çok sayıda ülke ve lider var.

Sahada benimle beraber hareket eden vatanseverler de şaşkınlar, sahadaki manzaradan memnun değiller. Bir de bu dengeler arasında vatansever kişileri de oyundan aynı anda düşürebileceğine inanmış, planlarını buna göre yapmaya çabalayan, bu nedenle de işleri ağırdan alan üst isimlerin olması, her şeyi berbat edecek gibi duruyor.

Herkes duruşunu bir gözden geçirsin, nihai kararını verip ona göre dik dursun ve biz de ya tamam ya devam diyelim.

“HDPKK meselesinde bu iktidarın karşısında olan herkesi, her kesimi, her devleti ve lideri karşıma alacağım” dedim. Bunun nesi anlaşılmadı?

Selahattin Demirtaş: Her şey çok hızlı ve çok gizli ilerliyor. Meğer Türkiye’de düşündüğümüz şekilde bir yerimiz bile yokmuş. Şu halimize bir bakın. Gelen sormuyor, aradığımız kişiler çıkmıyor, açıklama desen yalan oldu zaten…

Yürüyün dedim ben de AKP’nin üzerine… Ne varsa ellerinde, konuşsunlar ses çıkarsınlar vekiller. Alınacaklarsa da alınsınlar. Şimdi onların canlarını düşünecek zaman değil. Mecliste ses kesildikçe, dağdan sesler yükseliyor bana. Bizi komple müttefik devletlerimiz bir MFS’ye sattılar mı şimdi, öyle mi oldu halimiz…

Selahattin Demirtaş: Yok, ben buna hiç olur gözüyle bakamıyorum. Bu adam (MFS) müslümanın en azılısı, bunu kim sever, kim ister. Döneklik yok, kara para yok, yolsuzluk yok…

Buna dayanırsan yıkılırsın. Para kaynağı olmayan insanı kim ne yapsın, öyle değil mi? Biz öyle miyiz, her iş, her din var bizde…

Ama sanıyorum ki Tayyip iyice köreldi, beyni bu devlet işlerine bile basmaz oldu. Sandığım o ki ticaret hacmini başka bir şekilde genişletmiş ve o sakallının (MFS) dediği gibi siyasi hayatını uzatmak için bu işe girişmiştir.


Selahattin Demirtaş: Ben aslında söyledim, ‘Biz Türkiye’den çıkar gideriz. Ardımızdan doğu illerini toz ederiz ama gideceğimiz olursa gideriz.’ dedim. Fakat bana ek bir ticaret kaynağı sağlayan kimse çıkmadı. Şimdi de söyleyip duruyorlar bir şeyler, ‘Sizi koruyacağız, sakinliğinizi koruyun.’ diye bazı ülkelerden adamlar. Ama tam itimadım yoktur kimseye. Şimdilik burada yaşıyoruz, halimiz normalin altına da düşse, dağdan iyidir.


Selahattin Demirtaş: Dağdakilerden aldım haberi ki bazıları varmış aralarında, kaçırılmışlar. Öldürülen duydum da terörist kaçırma da yeni başladı herhalde. Öyle anlıyorum ki alttan alttan dosyalar dürülüyor. Ben şu an vekilden, partiden vaz geçtim. Beni biri alsın buradan bir ülkeye, yeter bana.
Fakat haklı olarak, meclis de benden iz işaret bekliyor.

Ama gönlümü aldılar şu geçen gelenler var ya biliyorsun, aksanlı olanlar..
Ayak uyduruyoruz anlayacağın…


Selahattin Demirtaş etrafına hayıflanıp duruyor ama onun en büyük suç ortaklarından biri olan Kemal Kılıçdaroğlu da çok kötü halde ve hep etrafına hayıflanıyor.

Kemal Kılıçdaroğlu:

Çok daralıyorum, her geçen gün çok daha fazla üzerime geliyor her şey. Sıkıntı sıkıntı üstüne… Konuşacak konu kalmadı. Açıklama yapacak adam kıtlığı var sanki…

Herkesin söylediği bir ters geliyor bana. Sanki tüm açıklamalarda beni işaret ediyor, bana sövüyorlar gibime geliyor. Var ya, hep bu parti içindeki Atatürk yalakaları yüzünden oldu her şey. Yok öyle deme böyle de, duruşumuz var bizim, ilkemiz var bizim. Başlarım sizin ilkenize, geri zekalılar sizi… Şimdi, şu an siyasi sahnede acaba, acaba… CHP diye bir unsur var mı? Gören var mı bizi… Bir sinek gibi bak, sinek diyorum, o kadar küçük ve cılız kalmadık mı…


Kemal Kılıçdaroğlu: Yok biriz, beraberiz, canımız partimiz dediniz, zor muydu üç-beş geri zekalıyı ihraç ettirmek. Tüh yazıklar olsun bize… Ben size söyleyim HDP kapanıyor. Kapanmasa da, tüm HDP binaları boşaltılır. Adamlar alınır. Elleri kolları bağlanır. Sonra gelirler, tepemize çıkarlar. Sonra üzerine bir de bizden para isterler. Bi de işin yoksa dağlılarla uğraş dur.

Kemal Kılıçdaroğlu: Geçen kim aradı seni?

  • Pervin (Buldan)…

Niye aradı şimdi o… Biz yapacağımızı yapıyoruz, ne arıyor yani. Tepemize çıktılar iyice. Seviye denen bir şey var değil mi, biz seviyeyi koruyamadık, olay bu kadar basit. Utanmadan bir de kürsülerde elele durmamızı istiyorlar.
Bırakacam şu başkanlığı. Bu kayık, çarpık CHP bölünsün kaça bölünecekse..

Genç haklı (MFS),hepsinde de haklıydı. Bizi bırakıyor, çırpınıyoruz, çabalıyoruz, bir düze çıkamıyoruz. Sonra da bana islam meraklısı, cemaat bilmem neyi diye arkamdan atıyorlar, bilmiyorum sanki.
İstediğimi yapamadım ben, arzu ettiğim çizgide gidemedim. Hala da gidemiyorum. Çarem de yok şu an beklemekten başka…

Mehmet Fahri Sertkaya

Etkisiz eleman

Gizli Hristiyan Karamollaoğlu, HDPKK’nin artık kapatıldığını, buradan geri dönüşün olmadığını, bundan sonra HDPKK’nin kapatılmaması için mücadele etmenin, varlık göstermenin, restleşmenin manasız olduğunu ifade eden konuşmalar yaptı.

Gizli Hristiyan Davudoğlu da bu gerçeği kabullendiğini ifade etti ama “Yine de bizimle beraber olmalısın. Bu noktaya gelmişken bizi yalnız bırakamazsın. Mücadele etmelisin.” tarzı çıkıştı.

Neticesiz ve faydasız bir görüşme oldu. Karamollaoğlu’nun Davudyan’a, Kılıçdaryan’a hiç güveni yok. Kendisini kullanmak istedikleri kanaatine sahip. Ben de neyi kullanmak isteyeceklerini uzun süredir anlayamıyorum. Karamollayan’ın Türk siyasetinde bir nüfuzu, tesiri yok. Tabanı yok, oyu yok. Milli Görüş dedikleri ve bizim uzun zamandır Zilli Görüş dediğimiz şey çoktan buz oldu, eridi, bitti. Erbakan hayatta iken bile son zamanlarında vaziyet buydu. Bu gizli Ermeni çetesi, sözde Müslüman özde İslamcı bir avuç lüzumsuzu muhatap alarak siyaset yapan Karamollayan’ı elinde tutmak istiyor. Onu varlıkta tutmaya çabalıyor, onu sürekli mevzu ediyor. Yoksa onu duyan, bilen olmayacak.

Bu, gizli kimlikli ve hain emelli bu şahısların köklerinden gelen bir birlik mücadelesi gayretinin tezahürü olsa gerek. Yoksa siyasi sahaya bakanlar, tuhaflığı hemen görebiliyorlar. Etkisiz elemanın siyasetin olağan akışı dışında çok tuhaf şekilde sürekli muhatap alındığını görebiliyorlar.

Bu gerçeği, Karamollayan’ı lider tanıyan o bir avuç lüzumsuz zilli görüşcü tabanı göremiyor mu? Görüyorlar da rahatsız mı olmuyorlar?

Mehmet Fahri Sertkaya

Teröristlerin maskesi: demokrasi…

Herkes rengini daha da açıkça belli ediyor

Terörün, teröristlerin, katliamcı canilerin destekçisi gizli Hristiyan Temel Karamollaoğlu konuştu: Siz birini kapatırsınız bir başkası çıkar

Çoğunlukla gizli Hristiyan hainlerle, teröristlerle dolu Saadet Partisi’nin Genel Başkanı olan, son dönemde iyice gizli Ermeni/Hristiyan çetesi mensubu siyasetçilerle yakın olan, bu yakınlığı ve ortak hareket tarzını iyice zahir eden, Cumhurbaşkanı seçimi sürecinde bile gizli Ermeni/Hristiyan Abdullah Gül’e destek veren Karamollaoğlu, son çıkışlarıyla da hiç şaşırtmadı.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu haftalık basın toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi. SP lideri, memleketin HDPKK teröründen ve ihanetinden kurtulması için herkesin çırpındığı şu günlerde, “HDPKK’nin kapatılması” tartışmalarına ilişkin bir soruya da kendisinden beklenen cevabı verdi. Siyasi partilerin demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olduğunu belirterek laf yuvarlayan Karamollayan “Siz birini kapatırsınız bir başkası çıkar” diyerek “Kapatabilseniz ne olur, yenisini açarız” mesajı da verdi.

Mehmet Fahri Sertkaya

Soru kısmı güzel de cevap kısmı tamamen uydurma, kandırma…

Ben size gerçekleri yazayım. Bebekler de dahil olmak üzere insanları satanist büyü ayinlerinde sadistçe katleden bir kişi olduğunu, bize karşı yapılan bir büyü ayininde çarpılıp hasar aldığını, dünya üzerindeki kara para işlerinin/sisteminin tepe isimlerinden biri olduğunu yazmamdan sonra başına gelmedik şey kalmayan bir Papa var karşımızda…

Öyle şeyler yaşandı ki bütün dünya “Papa tutuklandı mı?”, “Papa öldürüldü mü?” diye tartıştı, tartışıyordu. Kısa süre önce “Sahi Sisi nerede? Hamaney nerede? Papa nerede? Şi’nin o halleri nedir öyle?” diye yazmamdan sonra Papa varlık gösterebildi. Burada hem “İşte Papa burada, bir sorun yok” mesajı veriliyor hem de kara paraları iyice azalan Papa’nın ve çetesinin, meydanın yüksek gerilim hattına döndüğü şu kritik zamanda nasıl/nerede duracağının mesajı veriliyor.

Burada “Bütün tehditlere rağmen biz kara para sistemimizi bozdurmayız.” mesajı var. Bu mesajı uygulamalı verebilmeyi de deneyecek ve şayet gidebilirse Irak’a gidip Barzani ile görüşecek. HDP/PKK/YPG isimli ihanet, terör, cinayet, katliam, fuhuş, organ örgütünün korunması için, yok edilmesine izin verilmemesi için işte böyle şaşırtıcı ve tarihte görülmemiş bir hamle yapacak. Sahada bunun için mekik dokuyacak. Bu mücadelede kendini aşacak.

Evet, evet… Katolik dünyasının ruhani lideri Papa böyle bir kişi ve bu hamlesiyle bu yazdıklarımı doğrulayacak. Daha çok sayıda genç kız ve kadın ve hatta erkek çocuk kaçırılıp fuhuş ve sübyancılık mafyalarına kurban olsunlar diye ve çocuklar da dahil olmak üzere daha fazla insanlar kaçırılıp dünya üzerindeki organ mafyalarına kurban olsunlar diye, daha fazla uyuşturucu işi yapılabilsin diye ve her türlü kara para işleri bozulmadan devam edebilsin diye çırpınan biri şu Papa…

Yapsınlar bakalım hamlelerini ve görsünler bizim de neler yapabileceğimizi, nelere güç yetirebileceğimizi.

Papa, Biden’ın desteği ile Irak’a gidecek.

Irak’ın Türkiye ile ilişkilerini bozmasını isteyecek. Onları buna zorlayacak. Hem tehdit hem de maddi menfaat teklifi kartını kullanacak. Bu hamlesi ile biraz da Almanya’yı kurtarmak istiyor. Almanya’nın kara para gelirleri hızla azalıyor. Kara paraları kesilmiş bir Almanya, dünya siyasetinde bir hiçtir. Kara para trafiğinde Rusya ile Almanya arasında gidip gelen ülkeler/hükumetler de var. Almanya kara para işinde biterse, her sahada biter.

Avrupa’ya kaçan, kaçmaya çalışan HDPKK’lilerin bundan sonra Irak’a kaçmalarını ve orada kendilerine güvenli bir ortam sunulmasını istiyorlar. Baskı altında kalan Merkel, bunu en çok isteyenlerden biri… Papa’yı Irak’a göndermelerinin bir sebebi de bu…

Papa mevzuya Çin’i de karıştıracak. Irak’takiler anlaşmaya uyarlarsa, Çin’in kara paralardan onlara daha çok pay verebileceğini söyleyecek. Çin zaten ileride Suriye’nin yeniden imar edilmesinde pastadan büyük pay kapmak için planlar yapmış vaziyette. Bu kısma gidilirken Irak’ta da nüfuzunun zaten artmasını istiyor.

Papa Şii din adamı Sistani’nin, Irak’ın idari kadrosunu yönlendirmesini isteyecek. Daha çok Sistani’yi muhatap alacak. Irak’ın idari kadrosunun böyle vahim bir hata yapması ve bu milletler arası çetenin taleplerine ya da tehditlerine boyun bükmesi, kendilerini ateş hattına atmak olacaktır. Bu da zaten karmakarışık olan Irak’ı iyice karıştıracak hadiseler dizisini başlatacaktır.

Türkiye’nin, dünya siyaseti bu kadar gerilmiş ve dengeleri bu kadar değişmişken, Kuzey Irak’ı topraklarına dahil etmesi hiç zor olmayacaktır. Mevcut dengeler içinde Türkiye’nin bu hamlesine karşı durulamayacaktır.

Ümit ediyorum ki Irak’ta söz sahibi olanlar bu vahim hatayı yaparlar da asırlarca toprağımız olan ve ihanetlerle elimizden alınan o yerlerin, hususiyle Süleymaniye, Musul, Kerkük’ün, tıpkı Tebriz gibi sınırlarımıza dahil olmasının önü iyice açılır. Bununla da kalmaz, zaten iyice karışmış olan İtalya, bir daha toparlanamaz hale gelir. Almanya da İtalya’dan beter karışır.

İşte meydan… Herkes hamlesini yapsın, bakalım neler yaşanacak.

Mehmet Fahri Sertkaya

Ruhani ile Putin sıkı paslaşmaya başladılar.

Ruhani “Tayyip işlerimizi zaten bozuyordu. Şimdi mfs ile paslaşmaya başladı, iyice bozuyor. Tayyip’in işini bitirelim” dedi.

Sonrasında da Tayyip’i çok ağır şekilde metafizik baskı altına aldılar ve çökertmek istiyorlar.

Tayyip’in metafizikte her zaman zorlandığını biliyoruz. Şu sıralarda da zorlanıyor. Sözümüzü baştan verdik, bu meselelerde Tayyip’i karşısına alanı, karşımıza alıyoruz. Öyleyse herkes sorsun metafizikçilerine, önümüzdeki saatlerde ve günlerde neler yaşandığını ve takip etsin sahayı…

Tayyip’i, işgal altındaki Güney Azerbaycan’ı İran işgalinden kurtaran lider yapmak, Türk şehri Tebrizi Türkiye’ye dahil eden lider yapmak, o bölgedeki 35 milyon Türkü Türkiye nüfusuna dahil eden lider yapmak da bize rahatsızlık vermez. Söz konusu memleketin, milletin menfaati ise biz geride de dururuz.

Muhataplarının yanlış kararları/tavırları zaten Tayyip’i böyle bir lider yapacaktır.

Planlar…

Tayyip’in devletler arası siyasette sorunlar yaşamasını ve baskı altında kalmasını sağlamaya çalışacaklar.

Türkiye içinde Tayyip’in zor duruma düşeceği, toplumun büyük tepki vereceği olaylar yaşanmasını sağlamaya çalışacaklar.

Tayyip’in etrafındaki iş gören adamlarının azalmasını, sorunlar yaşamasını sağlayacaklar.

HDPKK’ye güç verebilecek hamleler çalışacaklar, deneyecekler.

Sınırlardan çok sayıda teröristin Türkiye’ye dahil edilmesini sağlayacaklar. Sınır komşularımız ile sorunlar yaşanmasını sağlayacaklar.

Bunların ötesinde pek de bir şey yapamazlar. Bu gibi oyunlara karşı ciddiyetle ve doğru siyasetle/tavırla tedbirler alınırsa, karşılıklar verilirse bunların elleri boş kalır.

Mehmet Fahri Sertkaya

Nedense hep Almanya’ya kaçıyorlar!

Nedir bu iş böyle…
Memleketimizden kaçan eli kanlı, terörist, hain, kara paracı HDPKK’liler neden hep Almanya’ya kaçıyorlar?

Almanya neden bunlara hala sahip çıkıyor? Bu, son derece rahatsız edici bir husus ve Almanya buna son vermeli.

HDPKK ile, kara paralar ile hatta organ mafyaları ile organik bağı olan Almanya’nın hükumetinin de gizli servisinin de titreyip kendine gelme vakti. O eski siyasi dengeler/şartlar artık yok. Neyi bekliyorlar, insanlığı şoka sokacak bilgilerin, delillerin dünyaya yayılmasını ve Alman halkının ayaklanıp başlarındaki kişileri ayakları altında çiğnemesini mi? Uluslar arası mahkemelerde yargılamaları mı?

Türkiye artık bu terörü temizleyecek güçte ve şartlar içinde ve bunun için bir çok devletin hükumetlerini devirmek gerekirse de devirecek. Başka milletleri de terörle iç içe olan yöneticilerden kurtaracak. Bunun fitilini de ateşleyebilecek, devamını da getirebilecek.

Mehmet Fahri Sertkaya

Sözümüz söz bu meselede karşımıza çıkanı yıkacağız!

HDPKK/YPG meselesinde iktidara çok büyük destek vermemizden çok büyük rahatsızlık duyan ve metafizik sahada bize olağanüstü büyüklükte denebilecek saldırıyı eş zamanlı olarak yapan herkesi yıktık, yıkıyoruz. Hiç kaybımız yok, fazlaca zorlanmadık. Bir bu kadar daha değil, bunun on katı aynı anda gelse, onları da yıkabilecek güçteyiz.

Rusya’nın, Amerika’nın, İsrail’in, Almanya’nın kalan son medyumlarını da şu sıralarda paketlemekteyiz.

Bizim sözümüz sözdür, kanun gibidir. Bu meselede karşımıza çıkan herkesi yıkacağız. İktidarın karşısına çıkan herkesi de yıkacağız. Yıkılmak isteyenler karşımıza çıksın.

En az 850 dünya insanı medyum öldü. Ağır yaralıların sayısı şu an için belirsiz. Çok yaklaşık tahminle 4 binin üzerinde… Bunların bir kısmı da ölür ve kalanların çoğu da bir daha medyumluk yapamazlar. İlerleyen saatlerde ölenlerin sayısı 3 bini kesinlikle geçecektir. Halen yerlerde kıvranan, istifra eden, can çekişenler var. Medyumlara destek olan büyücülerin hali de medyumlardan farklı değil.

En sevindirici olanı, bunların arasında dünyanın dört bir yanındaki devletlerin, gizli servislerin kullandığı kaliteli/seçme medyumların da olması…

Çok güzel, çok faydalı bir temizlik oldu. Aynı kararlılığı ve savaşçılığı, metafizik sahanın dışında, gerçek sahada da hiç çekinmeden gösterebilecek bir teşkilatız.

HDPKK’nin hak ettiği üzere yok edilmesi süreci hukuki zeminde, meşru dairede devam ederken, terörün yanında saf tutarak son bir çare olarak sokakları/anarşiyi tercih edenler olabilir ama bizi test etmiş olmaktan öteye gidemezler. Biz, sokakları/meydanları da teröristlere, hainlere dar edecek güçteyiz. Öyle bir manzara oluşursa polisimizle, askerimizle el eleyiz, iç içeyiz.

Mehmet Fahri Sertkaya

Selahattin Demirtaş bir gizli Ermeni ve gizli Hristiyan…

Gerçekten çok korkaktır. Çok yalancıdır. Bir sıkıntı halinde gemiyi ilk o terk eder. Herkesi ama herkesi satar. Göstermek istedikleri kadar okumuşluğu/kültürü yoktur. Hakkında konuşmak zorunda kaldığı pek çok konuyu bile aslında doğru düzgün bilmez, anlamaz. Alıktır, zeka seviyesi ortalamanın bile altındadır. Az daha düşük olsaymış geri zekalı teşhisi konulabilirmiş. Ortada oynatılan pislik herif ve kuralsız/terörist bir piyondan başka bir şey değil o…

Selahattin Demirtaş ceza evinde mi, lüks otelde mi, hükümlü mü yoksa serbest mi belli olmayan şartlar içindeydi ama birkaç gündür metafizikle çok fena çarpıldı.

Nispeten genç ve sağlıklı olmasına rağmen kısa sürede sağlığı fena dağıldı. Telefonu var, interneti var, ceza evi idaresi ona ve oradaki diğer teröristlere karışamıyor. İstediğini arıyor, konuşuyor. Yayınlarımı bile takip ediyor. Değerlendirmeler yapıyor, yönlendirmeler yapıyor. İstediği zaman ceza evinden çıkıyor, istediği yere gidiyor, geliyor. İstediğinde ceza evine dansöz/kadın bile getirtiyor. Uyuşturucu mu dediniz? Güldürmeyin insanı, mesele mi o…

Evet, evet… Bütün bunları TC’nin resmi kurumunda, ceza evinde yapıyor. Ben bu nedenle hep şunu diyorum: HDPKK sadece bir terör ve ihanet örgütü değildir. Tıpkı FETÖ gibi bir paralel devlet yapılanmasıdır. Devletin başında kim varsa bir yana, bunların sistemi öbür yana… Kendi adamlarını devletin her kurumunda özel muameleye tabi tutacak kadar saçak salmış ve ihanette, hukuk tanımamazlıkta ve teröristlikte dip yapmış bir teşkilat bu… Bir de buna rağmen ajitasyonda, ağlamada, mazlumu oynamada da çok tecrübeli ve kararlı bir teşkilat bu..

Bakmayın, takılmayın şu Selo’nun sanki aydın bir duruşu varmış gibi millete reklam edildiğine…

Diyorum ya, basın-medya dahil her yerde mensupları var. Suç ortakları var. Bir sistem çalışıyor.

Gerçek Selo, kendisine birazcık uzun yazı gönderilse bir türlü okuyamayan, okuma tembeli, okuduğunu da çoğunlukla tam olarak anlayamayan, gereğini yapamayan biri. Bu nedenle uzun mevzuları PKK’nin dağ kadrosu Pervin Buldan’a aktarıyor, terörist Pervin de mümkün olduğunca ses kayıtları haline getirtip Selo’ya telefon/internet üzerinden aktarıyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

“Seni de İran’ı da bitiririz.”

Tayyip – Ruhani telefon görüşmesi çok isabetli ve faydalı oldu. Kara para gelirlerini kaybedecek olan Ruslar, bu görüşmenin ardından daha da gerildiler. Sonrasında endişeli, heyacanlı, öfkeli bir tavırla hemen hamleler yapmak istediler. Tutup İran’ı tehdit ettiler. Ruhani’ye “Tayyip sana ne teklif ettiyse, kabul etmeyeceksin. Seni de İran’ı da bitiririz.” tarzı tehditler savurdular.

HDPKK’yi ta YPG’ye kadar kapatma hamleleri daha somut hale getirilmeli ve daha hızlı ilerlenmeli. Bu hususta devlet gücü/otoritesi kendini göstermeli. Beklediğimiz ve istediğimiz kararlılık sergilenmeli.

Herkes iyice bilmeli… Bizim sözümüzün söz olduğunu bütün cihan defalarca gördü. Düşmanımıza söz versek bile sözümüzden dönmeyiz. Beklediklerimiz olursa bizim iki sözümüz var;

1- HDPKK yok edilene kadar bu çerçevede devletimizin yaptığı bütün hamleleri destekleyeceğiz.

2- HDPKK yok edilene kadar devletimizin karşısına çıkan herkesin karşısında devleşeceğiz. Yurt içinden, yurt dışından her kim ve hangi kesim oldukları ya da hangi devlet oldukları fark etmez.

Bir çok kişiyi ve bir çok kesimi ve sorunu, devletimize bırakmadan biz ortadan kaldıracağız. Hatta şu ana kadar pek çok sorunlu kişiyi ortadan kaldırdık.

Bu tavrımız Tayyip’in siyasi ömrünü uzatacak olsa da Tayyip’in maddi gücünü artıracak olsa da biz devletimizin ve milletimizin hayrına olan bu mücadeleyi (her kim veriyorsa versin ve kimin hanesine artı olarak yazılırsa yazılsın) sonuna kadar destekleyeceğiz ve gerekiyorsa her türlü bedeli ödeyeceğiz.

Şimdi, kararlılık vakti…

Mehmet Fahri Sertkaya