Etiket arşivi: Ankebut operasyonu

“Lan nasıl?”

Bu heriften azami seviyede istifade, ancak bir FETÖ yurdunun idarecisi yapılarak elde edilebilirmiş. Orada müslüman rolü oynar, yapılan ayni ve nakdi yardımları zimmetine geçirir, sisteme de biraz pay gönderirdi. Oradan ötesini yapmasını istemek, beklemek bu herife de zulümmüş. Yazık, çok zulüm etmişler Nebati’ye ve hala ediyorlar… Yazık, çok zulüm etmiş Nebati kendisine… Yazık bu millete ki bu kadar kritik zamanlarda hazineden ve maliyeden bu kadar çapsız, bu kadar liyakatsiz, bu kadar vasıfları düşük şu kişi mesul ve hakikaten yaklaşıyor yaklaşmakta olan…

Aşağıdan yukarıdan yolun sonu görünüyor ve yolun sonu zifiri karanlık…

Piyasadan geliyormuş

30 kuruşa simit satmaktan başka ve at etinden sucuk yapılan işletmede karşılıksız çek kesmekten başka ekonomi bilgisi ve tecrübesi olmayan… CIA ve içimizdeki İsrail tarafından Devlet Bohçalı aracılığıyla hukuksuz şekilde iktidara getirilen ve orada tutulan sahte diplomalı gayr-i meşru cumhurbaşkanı Recep Tayyip’in hazine ve maliye bakanı da böyle olur. Bunda şaşılacak ne var? Bu modellerin piyasası böyle… Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş.

Hangi yatırımcı böyle bir ülkede önünü görebilir ve yatırım yapabilir. Liyakat yok. Ahlak yok. İyi niyet yok. Hukuk/adalet yok. Milleti de büyük oranda kendilerine benzettiler. Yıkılmadan düzelmez bu memleket. Bakalım, arka kapı müdahaleleriyle, kara paraların bir kısmını piyasaya sürmekle kur ve enflasyon ne kadar dizginlenebilecek. Türk lirasının pul olmasına çok çok az süre kaldı. O gün geldiğinde Tayyip ve çetesi hala iktidarda olabilecek mi, onu da çok merak ediyorum. Çünkü hayat sürprizlerle ve lüzumsuz heriflerle dolu…

Mehmet Fahri Sertkaya

Akademi Dergisi paylaşımları nerede? Telegram, Tamtam, Okru, Twitter… | mfs

Mehmet Fahri Sertkaya (mfs) yazıları nerede?

Twitter’daki Mehmet Fahri Sertkaya profili ve akademi dergisi hesabı, gerçek sahibi CIA olan Twitter tarafından yıllardır sansürlenmektedir. Birkaç saat içinde sadece Türkiyeyi değil, bütün dünyayı sarsması gereken paylaşımlarımız, yıllardır bu hesaplarda öylece, kendi halinde durmaktadır.

Twitter, insanlığın faydasına olan bu paylaşımların herkes tarafından görülmesine ve herkese yayılmasına algoritmalarıyla sansür uygulayarak mani olmaktadır. Yine CIA’ya ait olan Facebook, Youtube, Instagram, WhatsApp, Google gibi platformlarda da yıllardır sansürleniyoruz ve buraları çoktan terk ettik. Paylaşımlarımız şimdilik ok.ru platformundaki hesaplarımızda her gün düzenli olarak devam etmektedir.

Bunun hâricinde, tamtam uygulamasındaki, Viber uygulamasındaki ve daha pek çok uygulamadaki akademi dergisi hesaplarında da paylaşımlarımız devam ediyor. Lâkin söz konusu diğer hesaplara paylaşımlarımız gecikmeli olarak yükleniyor.

Ayrıca, www.mfs.tv adresindeki bloğumdan da yazılarımı sürekli olarak takip edebilirsiniz. Bunun hâricinde, telegramda ve daha başka platformlarda, takipçilerimizin açtığı gayri resmi akademi dergisi hesapları bulunmaktadır. Buralardan da paylaşımlarımızı takip edebilirsiniz.

Telefon numarası ile kullanıcıların, yayıncıların bulunabildiği platformlarda, 0554 360 56 66 numarasını ekleyerek hesaplarımızı bulabilirsiniz. Herhangi bir iletişim kopukluğu söz konusu olursa, nereden yayın yapmaya devam ettiğimizi, www.akademidergisi.com, www.mfs.tv adreslerindeki duyuru yayınlarından öğrenebilirsiniz.

Okru hesabım şurada: https://ok.ru/akademidergisi

Mehmet Fahri Sertkaya

Çok tuhaf

Üç yıldır sürekli paylaşımlar yaptığımız okru üzerindeki “Ankebut Operasyonu” grubu, üç yıldır hiç kural ihlali yapmadı da şimdi mi yaptı? Hiç bir uyarı dahi almadı da şimdi ben okru üzerinden paylaşımlar yapmaya başlayınca mı kapatıldı?

İnşaallah bir teknik arıza yaşanmıştır. Yoksa bu, yanlış zamanda çok yanlış bir karar olacak ve vahim neticeler doğuracak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Beni seçecek değiller ya, tabii ki onu seçecekler…

Ankebut Ağının önde gelen yayın organlarından biri olup da arka planda satanist yahudilere ve masonlara bağlı olan, daha arka plandan ise grilere bağlı olan Time dergisi, tam da beklediğim zamanda, beklediğim şeyi yaptı.

Yıllardır gerçek yüzünü iyice gözler önüne serdiğim, son zamanlarda iyice köşeye sıkıştırdığım, işlerini bozduğum, aslında kara paracı olduğunu da ifşa ettiğim ve her an açıkça iflas etme ihtimali bulunan Elon Musk’ı, Time dergisi yılın kişisi ilan etti. Aslında Time dergisi, Elon Musk’ı değil, onun suretinde imal edilmiş olan, içinde grilere çalışan bir uzaylı bulunan biyonik robotu yılın kişisi ilan etmiş oldu.
Son haftalarda, çoğunlukla gri uzaylıların nüfuzu altında olan batı ülkelerine, AB teşkilatına, NATO teşkilatına, ABD’ye, başta araba imalatı yapan şirketler olmak üzere satanistlerin kontrolündeki batılı dev firmalara nasıl büyük darbeler vurduğumu, yayınlarımı düzenli olarak takip eden herkes biliyor.

Bu sert darbelerimden zaten her seferinde Elon Musk ve şirketleri de nasiplerini alıyorlardı. Üstüne, bir de onun ve şirketlerinin adını açıkça anarak da darbeler vurdum. Bu şartlarda, bu kadar bitik haldeki bu Ankebut Ağının, basın, medya, sosyal medya eliyle, estirdiğim rüzgarın aksine bir rüzgar estirmekten başka yapabileceği bir şey yoktu. Bunu yapabilmeyi deniyorlar ama boşa uğraşıyorlar. Aslında Time dergisi, bu kararı almakta, bu tercihi yapmakta, bu kapağı basmakta çok istekli değildi. Lakin griler kadar mason tarikatı da bu kapağı basması için Time dergisi bünyesinde büyük yönlendirmeler yaptı. Elbette bu kısımda da biyonik robotlar kullanıldı.

Time dergisinin baş editörü Edward Felsenthal bir tweet atarak “Yılın Kişisi Ödülü bir nüfuz işaretidir ve hem dünyada ve potansiyel olarak dünyanın dışında da @elonmusk kadar çok az insan vardır” dedi. Hedefleri, kendi adamlarından biri olan Elon Musk’a, kaybettiği itibarını geri kazandırmak ama Edward Felsenthal’ın da bir biyonik robot olduğunu, onun içinde de bir gri uzaylı bulunduğunu göz önününde bulundurursak, attığı bu tweet çok manidar olmuyor mu?

Son yıllarda, Ankebut Operasyonu sayesinde, Ankebut Ağına bağlı olan türlü türlü kurum, kuruluş, grup, şahıs, çok sıkıştı. Ankebut Ağının saygın, meşhur, muteber kişiler olarak göstermeyi bir şekilde başardığı şahıslar mum misali eriyorken, en itibarlı ve tesirli olarak kabullendirdiği basın ve medya kuruluşları da mum misali eriyorken, çok güçlü devletler/hükumetler olarak gösterdiği teşekküller mum misali eriyorken, dünya genelinde birbiriyle bağlantılı kara para mafyaları mum misali eriyor ve kara paralar kesiliyorken, körler sağırlar birbirini ağırlıyorken, bol bol vakit kaybediyorlarken, bizim ne yapmamız gerekiyor? Onlara hiçbir fayda, bize hiçbir zarar sağlamayacak olan bu basit hamleleri ciddiye alıp karşılık vermemiz gerekiyor mu? Ya da endişelenip bazı karar değişiklikleri yapmamız gerekiyor mu?

İstediğimiz her hangi bir zamanda, Elon Musk denilen biyonik robotu, hukuki zeminde bitirmek birkaç saatlik işken, gereksiz yere gerilmeli miyiz? Sadece birkaç saat içinde, dünya insanlığı onun hakkında o kadar sarsıcı gerçekleri görüp duyabilir ki, bu güne kadar onu göklere çıkartanlar, ona dair estirilen sanal rüzgara kendini kaptıranlar, o sorgulamayanlar, başkalarının yanında Elon Musk’ın ismini bile anamaz olurlar.

Dahası da var… Time dergisi için de aynı şey geçerli… Bundan sonra Ankebut Ağının ve bu ağın içine sızmış uzaylı tarafların, kontrollerindeki hiçbir teşkilatı, grubu, adamı, teşekkülü muhafaza ve müdafaa etme lüksü kalmadı. İşte AB’nin ve NATO’nun halleri dünyanın gözleri önünde değil mi? Akademi Dergisi yayınlarından haberdar olmayanların, dünya üzerindeki ani ve çok büyük siyasi ve ekonomik dalgalanmaları izah edebilmeleri mümkün mü?

Ben de dünyada, dünya tarihinde görülmemiş şekilde çok büyük ektiler oluşturduğum hatta kimsenin estiremeyeceği rüzgarları, bir de çok kısacık sürede estirebildiğim düşüncesine kapılmıştım. Demek ki aldanmışım. Zan ettiğimin aksine basit işlerle basit neticeler almışım. Düşündüğüm gibi olsa, Elon Musk’ı değil de beni kapak yapmazlar mıydı? Ya da her şey gördüğüm ve düşündüğüm gibiyse, bunu dünyadaki bütün taraflar da görüyorsa, o halde kim kaale alır Time’ı, bünyesinde çalışan biyonik robotları ve bunların kapak yaptığı şahısları…

Boşa oyalanma bunların yaptığı iş… Biz işlerimize bakalım. Bizim gücümüzün farkında olarak bizimle ortak paydalarda buluşmuş ve buluşacak bütün taraflarla birlikte dünya düzenini daha da hızlı değiştirelim. Çok yakında Ankebut Ağının, hususiyle de grilerin kontrolündeki holdinglerin, şirketlerin peş peşe iflas etmelerini beklemek, isabetli bir duruş/tavır olacaktır. Bütünüyle batı dünyasının büyük kayıplar yaşayacağını kabullenmeden siyasi ve mali kararlar alanlar, büyük zararlar yaşarlar.

Ha bu arada, Elon Musk, kripto para sahasında yönlendirdiği çok yüksek sayıda insanı ne zaman yolacak? Bu operasyon tamamlandığında, bu soygunu/vurgunu Elon yapmış gibi mi görünecek, yoksa başkasının üstüne mi yıkılacak? Bu vurgun, Elon Musk’ı ve şirketlerini bir süre daha ayakta tutabilir mi? Kesin/açık iflası öteleyebilir mi? Bozalım mı bu işi? Var mı gücümüzü yeniden görmek isteyenler?

Mehmet Fahri Sertkaya

Türkiye’ye dair ümitleri kalmadı

Türkiye’deki yabancı bankalar arasında, bir fırsatını bularak, bir şekilde Türkiye’den çekilip gitmek isteyenler var. Son derece sıkıntılı hallerdeler. Önlerini göremiyorlar. Türkiye’ye dair ümitleri kalmadı. Kendi aralarında bu minvalde değerlendirmeler yapıyorlar. 

Türkiye’deki müşterilerinin çoğunun batak halde olduğunu, ellerinde haciz yoluyla alınmış çok fazla gayr-i menkul olduğunu, sistemlerinin zorlandığını, siyasi iradenin ve Merkez Bankasının güven vermediğini, bu şartlarda Türkiye’de faaliyete devam etmenin çok büyük risk arz ettiğini v.b. konuşuyorlar. Aslında çoktan kendilerine odaklı hamleler yapacaklardı, böyle yapmaları Türkiye’deki krizi daha da büyütecekti ama üstten gelen baskılarla bundan geri durdular. 

Üstten ne kadar büyük baskılar geldiğini ve ne kadar zor hallere düşüldüğünü anlamak için UBS’nin son açıklamasına da bakılabilir. UBS, bundan sonra Türk lirasıyla ilgili rapor yayımlamayacak. Ayrıca UBS, yayınladıkları son Türk lirası tavsiye raporlarını yatırımcıların artık dikkate almamaları gerektiğini de belirtti.

Mehmet Fahri Sertkaya

Oyalanıp dursunlar

Ankebut Ağının Türkiye ayağındaki gizli Yahudiler, yine kendi çaplarında mücadele vermekteler.

Öyle üst perdeden bir giriş var ki şu videoda, konu edilen otomobil dünyayı değiştirecek zan edersiniz. Hiç kimselerin düşünemediği ve son derece gerçekçi, son derece faydalı hususiyetler bir araya getirilmiş zan edersiniz. Sakince ve sorgulayarak izlediğinizde ise masonların, satanistlerin, yahudilerin her zamanki işgüzarlıklarından başka bir şey olmadığını birkaç dakika içinde anlayabilirsiniz.

Gösterdiği arabada, abarttığının yüzde biri kadar bile teknik hususiyet/özellik yok.

Vermişler yine talimatı, biraz da anlaşılan krizlere girmiş, öyle oyalanıyor kendi çapında… Kelimeleri birleştirerek yeni kelimeler türetme denemelerine de başlamış hemen… Bir yandan, mensubu bulunduğu satanist teşkilatın kontrolünde olan BMW isimli araba firmasını, bir yandan da çoktan köşeye sıkışmış olan diğer batılı araba imalatçısı firmalarını dolaylı yollardan kollamaya ve reklam yapmaya çabalıyor. Bir yandan, teşkilatlarının mensubu olan yazarı ve kitaplarını reklam etmeyi de ihmal etmiyor.

Zaten dünyanın hemen hemen yer yerinde Barış Özcan gibi yahudiler/masonlar var, hepsine talimatlar eş zamanlı veriliyor ve satanist mekanı Youtube da bunlara meydanı bırakıyor, insanlığın kabullenişleri, basın ve medyanın haricinde bir de böyle yönlendiriliyor. Şimdi de panik haldeki satanistler, araba markalarının/firmalarının bir anda iflas etmesi ihtimalini gördüler, zihinleri sıkı kodlayarak, kabullenişleri yönlendirerek vakit kazanmaya çabalıyorlar, çabalayacaklar.

Hala farların, hala camların, hala sileceklerin, hala aynaların, hala sıcağın, hala soğuğun, hala kirli havanın olduğu, hala kazalarda paramparça olan teneke kutu misali arabaları, nasıl olur da geleceğin arabaları olarak tanıtılırlar. “Daha iyi bir gelecek için, 2040’lı yılların tasarımlarını, 2020’li yıllarda düşünmeye başlamalıyız” diyor. Oysa gösterdiği tasarım ve teknikler, 2020 yılı için bile geri kalmış tasarım ve teknikler… Bu dünyada 1906 yılında elektrikli/şarjlı otobüsler vardı ve şehirlerde kullanılıyordu. Dünya, bundan yüz kusur sene önce bile teknolojiyi daha gerçekçi, mantıklı surette kullanıyordu. Barış Özcan’ın mensup olduğu insanlık düşmanı satanist teşkilat bu gidişe mani oldu. Araba sanayii de olağan şekilde gelişmedi, önü hep satanistler tarafından kasten kesildi. Akademi Dergisinin çığır açan, insanlığa büyük hizmetler edilmesine vesile olan, dünyanın sorunlarını temelden çözmeye yarayan yayınlarını büyük bir dikkatle takip eden Barış Özcan, tam da bu zamanlamada, böyle bir video hazırlamanın ne demek olduğunu bilmiyor mu… Biliyor, onu bu sahada var edenler, varlıkta tutanlar, o bütün insanlığı düşmanı olan satanistler, talimatları verince, onun gibiler için tercih hakkı bitiyor.

Gün gelecek, kripto yahudi, satanist ayinci, vatan haini, gerçek kimliğiyle yaşayamayan omurgasız şu herifi ve hatta onunla aynı anlarda benzeri yüzlercesini, tek bir Akademi Dergisi videosu bile bitirecek, oyundan düşürecek. O güne çok fazla zaman kalmadı.

Dünyanın her yerindeki akl-ı selim kişiler, Ankebut Operasyonunun dünyayı ne yöne götürdüğünün idraki içindeler. Bu yöndeki gidişin, bu yeni dünya nizamının, asırlar geçmeden geri döndürülemeyeceğinin de idraki içindeler. Kabullenmek istemeyenler, hala bütün insanlığı maddi ve manevi yönlerden şeytani bir çarkla sömürebileceğini düşünenler, şimdilik karanlığa karşı kürek çekip oyalanmaya devam etsinler. Günü gelince cezaları da kesilir.

Sizi temin ederim ki geleceğin arabaları, TIR’ları, kamyonları, gemileri, elektrikli olmayacak. Elektrikli vasıtalar, bir geçiş süreci boyunca çok yaygın olarak kullanılacaklar ama sonrasında elektrik/şarj bile gerektirmeyen farklı teknolojiler kullanılacak.

Mehmet Fahri Sertkaya

Ölmek serbest

Boşu boşuna toplantılar yapıyorsunuz. Kuru gürültüden başka bir şey yok. Haliniz meydanda, bütün dünyayı yıkıp geçmedikçe ki böyle bir gücünüz yok, bizi durduramazsınız.

Ölmek serbest

Yıllardır beni öldürmek için mücadele ederken ölüp giden dünya insanlarının sayısı, an itibariyle bir milyonu geçti. Çok az istisnalar hariç bunların tamamına yakını metafizikçilerdi. Büyücüler, medyumlar, ayinciler, satanistler gibi… Bunlardan metafizikçi olmayanları ise devlet reisleri, ruhani liderler, gizli servis mensupları, bazı üst rütbeli komutanlar, mafya babacıkları ve tetikçileri gibi kişilerdi.

Metafizikçi olsun olmasın, beni öldürmek yolunda gayret ederken ölenler arasında en çok can kaybı Çin’de yaşandı. İkinci sırada ise büyücülüğün çok çok yaygın olduğu Hindistan’ta yaşandı. Kara mantar dedikleri çarpılmalar yaşanınca Hindistan anca kendini frenledi. Yoksa zirveye oynardı. Hindistan’dan sonra ise Rusya Federasyonu var. Metafizikte çok iyi olmalarıyla bilinen Ruslar, fena çuvalladılar. Dördüncü sırada ise Avrupa var. Büyücülüğün çok yaygın olduğu Afrika bile can kaybı sıralamasında beşinci sırada…

Bunların haricinde, beni öldürme yolunda gayret etmeseler de şeytani şekilde işler yaptıkları için ekibimle beraber öldürdüğüm kişiler de var. Bunların arasında metafizikçiler yine var ama oran çok başka… Burada metafizikçiler azınlıkta… Bu grupta çoğunlukla şeytanlaşmış ve aldığı nefes zarar kişiler var. Sübyancılar, tecavüzcüler, işkenceciler, katliamcılar, satanistler, ayinlerde insan katledenler, insan kaçakçılığı yapanlar, organ işi yapanlar, Ankebut Ağının tabanını oluşturan insan şeytanları, devletlerin gücünü insanlığın aleyhine kullanmakta yardım ve yataklık eden resmi kimlikliler, şeytanlaşmış masonlar, uzaylı türlerin insanlık düşmanlığı projelerine ve başta da organ ve aşı tuzaklarına bile isteye hizmet edenler, bazı devlet liderleri, bazı ruhani liderler, gizli servis mensupları, mafya babacıkları, muhtelif kara para işlerinde ayarı çok kaçırmış ve şeytanlaşmış şekilde faaliyet gösteren kişiler, basın ve medya gücünü şeytanca kullanan kişiler, insanlığı fesada vermek için elinden gelen her şeyi zevkle yapacak kadar insanlıktan çıkmış kişiler ve benzerleri…

Ankebut Operasyonu başladığından bu yana bu grupta ölenlerin sayısı ise çok yaklaşık olarak dört milyon kişi… Bu iki gruptaki ölen dünya insanlarının ezici çoğunluğuna korona dediler, gömüp geçtiler. Birazını da yakıp küllerini savurdular.

Bunların haricinde, uzaylı türlerde toplam can kaybı (biyonikler ve gerçek uzaylı insanlar dahil olmak üzere) trilyona yakın bir sayı… Hatta bir trilyonu geçmiş bile olabilir. Bunların ne kadarının biyonik robot ve ne kadarının gerçek uzaylı insan olduğunu kesin şekilde bilebilmemiz mümkün değil ama çok yaklaşık olarak üçte birinin biyonik olduğunu düşünüyoruz. Bu gruptaki ölüler arasında, sayıca az olsalar da başka gökadalardan gelenler dahi var.

Her kesin kendi iradesiydi, tercihiydi. O kadar ikazıma rağmen ısrarla ölmek istediler ve öldüler. Benim şu yazıyı yazmakta olduğum anlarda bile dünyalı, uzaylı çok sayıda kişi öldü. Ölümler hep devam ediyor. Dev bir metafizikçi ordusuyla, metafizik tekniklerle ölmek isteyenlere ücretsiz hizmet vermeye devam ediyoruz.

Kurumsal paketlerimiz de var. Dünya devletlerinden herhangi birinin ordusunu ya da gizli servisini ya da herhangi bir hükumeti/kabineyi metafizikle yok etmek de paketlerimiz arasında var. Sadece bir tercih yapmaya bakar.

Daha bu paylaşımda yazmadığım cinler cephesi de var. Dünya genelinde ve dünyadaki gizli yer altı üslerinde bozulmuş türlü türlü ve sayılamayacak kadar çok araçlar ve cihazlar da var.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..

Dünya genelinde tamamen dağılmak ve yıkılmak üzereler…

selamaleyküm hocam..

şu baş ağrısına çözüm bulamaz mısınız. artık dayanamıyorum..gurubu takip ediyorumda görüyorum ki herkes aynı durumda..bu ağrının tarifi yok. beyin içindeki yoğun baskıdan ötürü kafamız patlayacak gibi.daha öncede bu ağrılardan yakınmıştım da siz az daha sabredin demiştiniz..daha ne kadar sabredebiliriz. allah bilir.ağrı başlamadan gözde yanmalarla atak 2 gün önceden başlıyo..migren gibi ama değil…ve en önemlisi ağrı başladığında agresif oluyorum. cevremede fevri cıkışlar yaparak kalp kırıyoruz.aile içi eşime ve kızıma kırıcı davranıyorum…bitsin artık…allah yardımcınız olsun..dualarımız sizinle…

Mehmet Fahri Sertkaya, [23.05.21 19:10]
v.a.s. Dünya genelinde tamamen dağılmak ve yıkılmak üzereler. Bu nedenle büyük bir ittifakla gece gündüz büyüler yapıyorlar ve medyumlar kullanarak beyinlere metafizik sinyaller gönderiyorlar. Teşkilatımı çözemedikleri için etrafımda olan herkese niyetleniyorlar. Bu nedenle takipçiler olarak sizler de nasipleniyorsunuz. Günlerdir birçok kişi bana bunun benzeri mesajlar atıyorlar. Bir de bizi düşünün… Sadece dünya insanlığından değil, büyücü cinlerden ve ayrıca uzaylılardan bile büyüler yağıyor. Her gün üzerime en az yüz binlerce büyü yapılıyor. Yüzbinlerce medyum saldırısı oluyor. Ayrıca metafizik sinyaller yayan binlerce cihaz kullanılıyor.

Nelere dikkat etmeniz gerektiğini, neler okumanız gerektiğini öğretmiştim. Onlara riayet etmek ve onları okumak lazım. Bu gün yarın, çok yakın bir zamanda tamamen çökecekler. Onlar da aşırı yorgunlar, yaralılar ve her gün yeni yeni kayıplar veriyorlar.

Ayrıca şu cünnetül esmayı sayı gözetmeden, durmadan okuyabilirsiniz, çok faydasını/tesirini görürsünüz:

Bismillâhirrahmânirrahıym.

Ferdün, Hayyün, Kayyûmün, Hakemün, Adlün, Kuddûs. Feulkiye-sseharatu sâcidîn.

(Besmele başta bir kere çekilecek)

Birkaç cünnetül esma daha atacağım, onlar da ayrıca tesirlidir:

Bismillâhirrahmânirrahıym.

Ferdün, Hayyün, Kayyûmün, Hakemün, Adlün, Kuddûs. Feelkâ mûsâ ‘asâhu fe-iżâ hiye telkafu mâ ye’fikûn

Bismillâhirrahmânirrahıym.

Ferdün, Hayyün, Kayyûmün, Hakemün, Adlün, Kuddûs. Lehum min cehenneme mihâduv ve min fevkihim ġavâşiv ve keżâlike neczî-zzâlimîn

Bismillâhirrahmânirrahıym.

Ferdün, Hayyün, Kayyûmün, Hakemün, Adlün, Kuddûs. Yurselu ‘aleykumâ şuvâzun min nârin ve nuhâsun felâ tentesirân

Mehmet Fahri Sertkaya

Kuklacılar hedeflerine ulaştılar

Kuklacılar hedeflerine ulaştılar. Arka planda anlaştılar ve kuklaların ikisi de meydanda kaldılar. Ne olacağı belli, iki kukla da sahneden alınacak.

Ani bir karar değişikliği olmazsa biri içeri, diğeri mezara girecek. Büyük ihtimalle içeriden de yol mezara çıkar.

Bu iki kukladan birine, burnu havada olana, egosu tavan yapmış olana, sözün başından sonuna kadar kibirli gülümsemeler ekleyene karısı da ihanet ediyor. Karısının bağlantıları bu kuklanın bağlantılarından daha geniş ve bu kuklanın içeri alınacağını karısı biliyor da renk vermiyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Gel Dahlan, sen de gel ve bir Osmanlı şamarı ye…

Benim öldürülmem işini bu defa sana ihale etmişler. Sen beni yeterince bilmiyorsundur ve ucuza kapatacaklar. Kaç para veriyorlarsa hemen o paranın on katını iste… 10 milyar dolardan aşağıya bu işi kabul edersen, kafasızın tekisin demektir. İste, kesinlikle verecekler. Adamların ne hallere düştüğüne bak. Kaç devletin ve kaç kara para çarkının ne kadar zarar yazdığına bak. Dünyanın dengesini sarsmışım, on milyar dolar para mıdır.

Hem sen de ölmeden birkaç gün önce çok zengin olmuş olursunuz. Sana faydası olmasa da arkanda kalanlara yarar. Bence bu dediğimi bir düşün. Vasiyet edersin, pamuk yerine dolar da tıkayabilirler ya da vasiyet et paraları mezarına, leşinin yanına gömsünler. Bunlar senin hür iradenle tercih edeceğin kısımları. Benimki tavsiye, fırsatı bulmuşken o kadar ucuza ölme diye uyarıyorum. Kurtar kurtarabildiğin kadarını…

Aslında bunları da galiba boşa yazdım. Senin bu yazdıklarımı anlayacak kafan ve ruh sağlığın olsa, tutar “Bu adamı bu kadar senedir bu kadar devlet ve gizli servis öldürememiş de şimdi biz mi öldüreceğiz.” derdin.

Neyse, takılın kafanıza göre… Zaten kurumuştuk. Bence bir değil, birkaç kral/emir/prens daha ölür bu çatışmalardan sonra…

Mehmet Fahri Sertkaya

Masumların canını yakanları yakar Allah…

Çok ateşli bir gece olacak. Cayır cayır yanmayanlar bile yüksek ateş yayacaklar. Hiç iz, işaret, kül bırakmayanlar da olacak. Vücut bütünlüğü bozulmadan dayanılmaz yükseklikte ateşlenip ölenler de olacak. İç organları gerçek manada yanıp ağzından dumanlar saçarak yanıp ölenler de olacak. Vücudunun ayakları ve kolları hariç geriye kalan kısımları yananlar da olacak. Korona ve aşı oyunlarında faaliyet gösterenler de yanacaklar.

İnsanlığa karşı düşmanlıkta kullanılan çok sayıda araç ve teçhizat da yanacak. Bu kadar ikazıma rağmen hala yoluma taş koymaya kalkanlar müstahak olduklarını bulacaklar.

Haydi, güç yetirebilenler varsa, istedikleri herhangi bir yolla bizi durdursunlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Unutma Tayyip!

Unutma Tayyip!

Koyunlar ömrünü kurttan korkarak geçirirler. Hal bu ki sonunda onu yiyen çobandır.

Ben seni devirecek olsaydım, çoktan devirmiştim. Geçen de iki satır yazdım ve memleket iyice beter hale geldiğinde ve sana destek vermiş on milyonlarca Türkiyeli sana lanetler eder hale geldiğinde senin hala başta olacağını, eserini göreceğini söyledim.

Lakin hala kani olamamış gibisin. İçinde piyon yapıldığın son büyük oyunları da bozmuştum. Yine pervasızca, benden kurtulacağın ümidiyle piyon olmuştun.

Böyle devam edersen bana, seni devirmekten başka bir çıkış yolu bırakmamış olursun. Çobanlarına dikkat et. Seni yönetenlere dikkat et. Onların neredeyse tamamı biyonik robotlar. Seni önüme atıp duruyorlar. Sabrımı da zorluyorlar. Çok yakında inşaallah dünya liderlerinden biri daha ölecek ve gücümün nerelere uzandığını bir daha göreceksin. O vakit, üstündeki baskı da azalacak. Üstlerine direnmen daha kolay olacak.

Sana bir kaç el ateş ettiğim ve öldürdüğüm rüyamı da doğru tabir ettir. Rüyada öyle görmek, gerçekte de seni vuracağım manasına gelmez. Seni oynatan Ankebut Ağı, en çok da Merkel, seni önüme atıp duracak ki bu kısmı yaşandı. Ben birkaç kere tahammül edeceğim, hiddetli bir şekilde ileri geri gidip geleceğim ve sonra bir anda “Yeter artık” deyip sana art arda ateş edeceğim. Rüyada silah kullanmak ve birini vurmak, o kişiye karşı kesin zafer elde etmek demektir. Orada yoldayız. Yol, ulaşılmak istenilen hedef, menzildir. Sol yanda Ankebut Ağı ve en önde Merkel var. Senin kazanmanı umuyorlar ama öyle olmayacak. Sağ yanda vatanseverler cephesi var ve benim kazanmamı umuyorlar ve öyle olacak. Sen düşeceksin, öleceksin ve yola devam edemeyeceksin. Bu gerçek hayatta şu demek: hiç otoriten, itibarın, gücün kalmayacak. İpleri tamamen elinden kaçıracaksın ve elime düşeceksin.

Rüyanın devamında bir emniyet ve bir de ordu rozeti alıyorum ki iki teşkilatı da tamamen elime alacağım manası var.

Daha da karar senin… Seni bir kez daha önüme atarlarsa ve bu son ve bu kadar açık izahıma rağmen piyon olmaya devam edersen, seni deviririm.

Onlar beni öldüremezler. Bu şehri değil, bu memleketi değil, bu dünyayı başıma yıksalar bile beni öldüremezler. Benim devletimde, benim devletimin gücüyle beni durdurmaya ve yok etmeye çalışmak, hiç yapılmaması gereken bir hata… Bilmem sana daha kaç tekrarla anlatmam gerekiyor ama ben anlatmaktan artık usandım. İşte mevzu bu ve başka da sözüm yok.

Mehmet Fahri Sertkaya