Abi s.a hayırlı akşamlar ; 1-Kurban hizmetlerine çağrılırsak gidilmeli mi gidersek nasıl davranmalı ? 2-Geçen hafta eski kaldığım yurdu ziyarete gittim hem eski ve samimiyetine güvendiğim bir aşçı abiyi ziyarete hem de fırsat olursa rabitayi tazelemeye fakat hocaların ve yurt idarecisinin hal ve hareketlerini görünce vazgeçtim afedersin hocaların çoğu karılı marılı konuşuyor dışarda karşılastıkları birkaç kadın hakkında ileri geri konuşuyorlar idarecileri de ses çıkarmıyor yurttan ayrılırken aşçı abinin yarım tepsi kıymalı musakkayı döktüğünü gördüm niye saklamiyorsun dedigimde yarın yemezler dedi hemen hepsi kendisine ayrı hizmet bekliyormuş bir iki tane düzgün hoca var.Orda yurtlarımiza yakın bir kişi daha vardı biz biraz eleştirdik hocaları o da dedi ki ; “Ben de bir kere böyle sizin gibi konuşuyordum Nazmi abi sen hocaları değil pirânı elestiriyorsun dedi “ Zannediyorum çoğu kişiyi de böyle susturuyorlar.
**
Mehmet Fahri Sertkaya, [10.07.21 15:13]
v.a.s.
1- Gidilmeli, asla geri kalınmamalı ve tartışmalar da çıkartılmamalı. Suç görülürse hatta şüpheli haller görülürse medenice gidip adli makamlara ihbar edilmeli. Soruşturma ve yargılama talep edilmeli
2- Son yıllarda cemaatimize milyonla iki ayaklı taş katıldı. Bunu yıllardır açıkça ifade ediyorum. Bunların dini de davası da yalan diyorum. Bunların temizlenmesi için Alihan’ı defalarca gayrete getirecek çıkışlar yaptım hatta bazen köşeye sıkıştırıp buna zorladım. O ise üstüne düşeni yapmak yerine bunlara benzemeyi tercih etti. Kendisi de baştan, ayağını kaydırmadığı zamanda demişti ya “Allah’ın kılıçlarından bir kılıç başımıza geçecek” diye… İşte ben geleceğim ve bu pislikleri temizleyeceğim Allah’ın izni ve piranın himmetleriyle… Şimdi de bunun mücadelesini verdiğimi dost düşman herkes biliyor.
Suç mahali: İstanbul Sultangazi, Sultançifliği Talebe/öğrenci yurdu ve buraya bağlı Özel Zambak Ana Okulu
Suç türü: Örgütlü şekilde cinsi taciz ve tecavüz, gizli kameralarla gizlice çıplak görüntüler çekme ve bunları yayma, fuhuş yaptırma ve aracılık etme, livata, zimmete para geçirme, hırsızlık, evrakta sahtecilik, büyücülük ve diğerleri…
Çevresine sık sık çok lüks ve pahalı araçların park etmesiyle bilinen İstanbul’daki Sultançiftliği özel öğrenci yurdunda, dünyayı sarsacak skandallar yaşanıyor.
Mustafa Öz’ün, Emine Yutan’ın, Veli Köle’nin, Mehmet Köle’nin, Yüksel Demir, Süleyman Aydın, Fazıl Erdem ve daha pek çok kişinin içinde bulunduğu gizli bir örgüt, Müslümanların evlatlarına iyi bir ahlak ve eğitim vermek için tesis edilmiş bu müessese de akılların almayacağı, insanların ilk duyduklarında inanmak istemeyeceği şeyler yaptılar, yapıyorlar.
Çocukların vestiyerlerine, soyunma kabinlerine gizli kameralar yerleştiriliyor ve çekilen görüntüler sistem içinde dağıtılıyor. Bu görüntüler, sistemin tepe isimlerinden biri olan Alihan Kuriş’e de gidiyor.
Bu şeytanlıkları yapan kişilerin başında gelenleri zaten büyücülükle de meşguller. Bunlardan biri de daha önce konu ettiğim Mustafa Öz… Mustafa Öz, daha önce Sultançifliği öğrenci yurdunda personeldi, ne yazık ki şu anda bir kız Kur’an kursunda personel ve hala vazifesinden bile alınmadı. Çünkü bu sistemin içinde Alihan Kuriş de var ve iplik söküğü misali konuların çözülüp de kendisine ulaşılmasından çok endişe ediyor.
Sık sık taciz, nadiren de olsa tecavüz vakaları yaşanıyor. Bu sistemin içinde bulunanların emniyet teşkilatındaki ve istihbarat birimlerindeki bazı kişilerle bağlantıları da var ve kollanıyorlar. Çünkü bu mekanlardaki taciz ve tecavüz vakaları sadece orada görevli kişiler tarafından yapılmadı, yapılmıyor.
Sık sık çevreye park eden lüks araçlarla gelen zengin kişiler zaten buranın gizlice bir fuhuş yuvası haline getirildiğini biliyorlar. Çocuklara ve bu müesseselere maddi ve manevi destek veren ve “ihvan” denilen kişiler gibi davranan bu kişiler, anaokul çocuklarıyla bile beraber vakit geçiriyorlar. Kısa süre sonra bir çocuk, ne olduğunu bile anlamadan, gelen zengin yetişkinlerle bir odada baş başa bırakılıyor. Sistem çoğunlukla bu tekniği tercih ediyor ev o çocuk o odada taciz ediliyor ya da tecavüze uğruyor.
Bu şeytanlıkları yapan kişilerin başında gelenleri zaten büyücülükle de meşguller. Bunlardan biri de daha önce konu ettiğim Mustafa Öz… Mustafa Öz, daha önce Sultançifliği öğrenci yurdunda personeldi, ne yazık ki şu anda bir kız Kur’an kursunda idareci ve hala vazifesinden bile alınmadı. Çünkü bu sistemin içinde Alihan Kuriş de var ve iplik söküğü misali konuların çözülüp de kendisine ulaşılmasından çok endişe ediyor.
Mustafa Öz, kendisine danışan, şifa arayan kadınların bazılarına da büyüler yapan, bunları zihin kontrolüne alan ve bazılarına kendileri farkında olmadan tecavüz de eden bir kişi…
Bu hale gelmeden öncesinde Sultançiftliğindeydi ve oradaki sisteme dahil edilerek bu günlere geldi. Orada personeller içinde de livata hatta grup livata yapılırdı. Ta o zamanlarda bile el kadar çocuklar taciz edilirdi. Hala bu sistem aktif ve hala Müslüman çocukları bu sisteme kurban oluyorlar.
Bunlar öylesine şeytanlaşmış kişiler ki masum, temiz yüzlü, iyi aile evladı olan ve gelecek vaat eden talebeleri ve gençleri öncelikli olarak tuzaklara düşürdüler, düşürüyorlar. Onların yanına ahlakını zaten bozmuş oldukları büyük talebeleri vererek ve müstehcen görüntüler izleterek işe başlıyorlar. Her ne yapıyorlarsa, mutlaka büyülerle de destekliyorlar. Bu muameleleri gören çocuk ya da genç ya da yetişkin kişiler, ne yaşadıklarını tam manasıyla anlayamıyorlar. Metafizik tekniklerle hafızaları siliniyor.
Sadece Beyaz Zambak Ana Okulu değil, başka birkaç ana okulunda daha aynı sistem kurulu. Bu sistemin içinde herkes aynı seviyede değil. Kimi iyi derecede büyücü, bazısı devlet kurumlarındaki alçaklarla bağlantıyı sağlıyor, bazısı ise Emine Yutan gibi “abla” bilinirken şeytanlık yapıyor, herkes sistemin farklı kısımlarında faaliyetine devam ediyor.
Sistem sadece taciz, tecavüz, bağış paralarının zimmete geçirilmesi, kurban ve zekat paralarının zimmete geçirilmesi gibi suçlar işlemiyor. Bu sistem uyuşturucu ve fuhuş işleri de yapıyor.
Sistemin içindeki bazı kişiler, sistemi bir bütün olarak bilmiyorlar. Aslında sistem en büyük açığı da burada veriyor. Çünkü bunlar, ikna edilerek sisteme sonradan dahil edilmiş, yeterince eğitilmemiş ve öğretilmemiş, yeterince zeki olmayan kişiler. Bu kişilerin hayatlarında aniden bir maddi refah başlıyor ve bunun kaynağını izah da edemiyorlar, bu refahı gizleyemiyorlar ve bütün çevre bu kişilerin kirli işlere girdiğini tahmin etmeye, soruşturmaya başlıyor.
Resmini gördüğünüz kişi Mehmet Köle… Sistemin kenar kıyısında kullanılan bir kişi.. Son yıllarda maddi durumunda inanılmaz bir sıçrama var, bütün çevresi bunu biliyor, bunu konuşuyor, bunu sorun ediyor ama Mehmet Köle ve benzerleri paranın kaynağını izah edemiyor.
Bu sistem/örgüt, cemaatimizin içine sızarak bu işleri merhum büyüğümüz/liderimiz Arif Ahmet Bey Ağabeyimiz zamanında çok sınırlı olarak yapıyordu. Lakin merhum büyüğümüz Türkiye’ye karşı kurulan bir çok oyunu bozmaya çalışırken, bir yandan bu sistemi de sakince çökertmek istiyordu. Merhum büyüğümüzün öldürülmesinde bu sistemin de payı var, bu sistemi bitirmek istemesinin de payı var.
Merhum büyüğümüzden sonra cemaatimizin başına Alihan Kuriş geçti. Bir süre dik durmak, iyi bir Müslüman idareci olmak istedi ama zaten evvelden beri nefsine mağlup, zayıf karakterli, sorunlu bir kişiydi. Fazla dayanamayıp bunlara ayak uydurdu.
Son zamanlarda cemaatimiz içindeki bu sistemi derinlemesine biliyor. Bu sistemi koruyor, kolluyor ve sistemle beraber çalışıyor. Cemaat içinde tayinler yaparken sistemin taleplerine öncelik veriyor. Bu şekilde bu sistem, istediği bazı müesseselerde mensuplarını toplayabilmiş oluyor. Alihan Kuriş de kendilerine dahil olduktan sonra zaten bu sistem çok rahatladı, hızla büyümeye başladı ve açıklar verir oldu.
Mesela Mehmet Köle gibi basit biri sistemin mensubu olabildi. Mehmet Köle daha sonra akrabalarından birçok kişiyi sisteme dahil etti. Hem taciz hem uyuşturucu hem de fuhuş kısmında aracılık/ayakçılık yapıyorlar. Buna rağmen bile paraya boğulmuş bir haldeler. Yurt aidatlarından, zekat ve kurban paralarından, bağışlardan çaldıkları paralar da az para değil ama diğerlerinden kazandıklarının yanında bunlar çok az kalıyor. Bu gibiler, “müşteri”lerle kurbanlar arasında bağlantıyı kuran kişiler olarak da faaliyet gösterebiliyorlar.
Şimdi çok kısa bir süre sahaya bakacağım. Neler yaşanacağına bakacağım. Hukuk işlemeyecekse, devlet yoksa, sahaya ben ineceğim ama öncesinde buradan yüzlerce etkili ve yetkili şahsın isimlerini vererek suçlamalar yapacağım ve bir de yanında somut deliller paylaşacağım. Sonra da bu konularla alakalı şahit kişileri de delilleri de yanıma alarak adliyeye gideceğim. Lakin… Farklı şehirlerde onlarca farklı kişi, aynı anlarda adliyelere gitmiş olacaklar. Aynı deliller farklı adli makamlara aynı anlarda teslim edilecek. Daha da mı hukuk işlemeyecek, memleketin altını üstüne getirmesini de bilirim ve öyle yapacağım.
Bir tek yetimin bir damla göz yaşına dünyayı yıkmazsam, adım MFS değil, ne derseniz deyin.
Benim cemaatimin müesseselerinde, Türkiye içinde olsun, Türkiye dışında olsun hiç fark etmez, hiçbir hukuksuzluğa müsaade edilmeyecek.
Benimle iyi geçinmek ve benimle yoluna devam etmek kararlılığında olan bütün taraflar, bu müesseselerdeki suçlu kişileri çekip alacaklar. Bunları adalete teslim edecekler. Hak ettikleri cezaları almalarını sağlayacaklar. Suçsuz, günahsız ve gerçekten benim davamın/yolumun samimi mensubu olup da insanlığa samimiyetle hizmet edenleri ise el üstünde tutacaklar. Bu samimiler, bulundukları ülkelerdeki halkların dertlerine ilaç olurlar. Maddi karşılık beklemeden, onların iyiliği için ömürlerini vakfederler.
Lakin bu kadar asilce hizmet verilen bu yolda da kötüler hep çıkar. Son zamanlarda ise sayıları çoğaldı ve bir temizlik gerekiyor. Zimmete para geçirmekten, taciz ve tecavüze kadar, her ne suçlar işleniyorsa gözlerinin yaşına, aman dilemelerine bakılmayacak.
Türkiye dışında hizmet verdiğimiz ülkelerde bulunan müesseselerimizde, kurban hizmetleri sırasında son yıllarda çok büyük yanlışlar yapılıyor. Toplanan kurban hissesi bedellerine karşılık olarak o kurbanların bir kısmı kesilmiyor. Paralar zimmete geçiriliyor. Hiçbir ülke, kendi topraklarında böyle adice suçlar işlenmesine izin veremez, vermemelidir. Önümüz kurban ve denetlemeler sıkılaştırılmalı.
Alihan Kuriş’in, kurban ve zekat paralarıyla at yarışı dahil olmak üzere türlü kumarlar oynamasına artık izin verilmemeli.
Kasımpaşa Kağıthane Ferhatlar Kız Kur’an Kursunun idarecisi olan ve resmini de gördüğünüz Mustafa Öz isimli bu şahıs, ileri seviyede bir büyücüdür.
Bu güne kadar yüksek sayıda kişiyi, metafizik tekniklerle yolumuzdan ayırdı, uzaklaştırdı. Çok sayıda kadına da musallat oldu, yuvalarını yıktı, namuslarına kastetti.
Halen şeytanlıklarına devam ediyor. Metafizik sıkıntılar yaşarken kendisine danışan ve şifa arayan kadınlara bile acımasızca büyüler yapıyor. Onların kendine bağlanması için bağlama büyüleri yapmaktan ve o kadınlardan sürekli paralar istemekten bile geri durmuyor.
Son zamanlarda ayağını tamamen kaydırmış olan Alihan Kuriş’le de arası gayet iyi. Alihan’ın ayağını tamamen kaydırdığını ve masonlarla anlaştığını, kendini bir yahudi ve mason gibi görmeye başladığını, sınır tanımaz bir şekilde dinimize/yolumuza ihanet etmeye başladığını anlatmaya başladığımdan sonra, bu çete, cemaatimizin samimi mensuplarına daha da fazla büyüler yapar oldu. Mustafa Öz de bu yolda kullanılan büyücü münafıklardan biri… Ve akıl almaz bir şeydir ki bu kişiye hala gereken muamale yapılmadı hem de hala bir kız Kur’an kursunun idareciliği yaptırılıyor.
Şu yola nasıl kastediliyor, şu yolda artık neler oluyor, iyice görülsün. Şu halde susabilen dilsiz şeytanlar da zaten kahrolurlar. Allah’ın onlara tokatı çok sert olur.
Mfs abim bir sorum olacaktı. Alihan kuriş son dönemde yolunu şaşırdığına göre önceleri de çok muteber değildi demektir. Sizin kardeşlerimizi sokağa çağırdığınız zaman yada muhterem büyüğümüz de bütün kardeşlerimizi sokaklara çağıracak dediğiniz zamanlarda niçin sizi ortada bırakacak tarzda hareket etmedi. Affınıza sığınarak bu aklıma takılan soruyu sormak istedim.
[23.05.2021 21:16]
Ayrıca halen kurslarımıza girip çıkabiliyormusunuz. Bir sorun oluştumu.
[23.05.2021 21:49] Mehmet Fahri Sertkaya:
Önceden muteber biri olanlar da bir anda ayaklarını kaydırabilirler. Şu anda düşük olmaları, eskiden de düşük oldukları manasına gelmez. Alihan eskiden de çok muteber biri değildi ama böyle hain ve münafık da değildi. Zamanı gelince detayları da anlatacağım, hikmetlerini de anlatacağım ve daha iyi anlaşılacak.
Ben sokaklara ineceğimizi söylediğim zaman, gerçekten inecektik. Alihan da indirmek zorunda kalacaktı. O aksine davransa bile biz cemaat içindeki gücümüzle yine de indirirdik, indiririz. Üstazımızın halen istikamette olan hakiki talebeleri dahil olmak üzere, merkezimizdeki ve cemaat sistemindeki samimi kardeşlerimiz hep benimle birlikte hareket ettiler, ediyorlar.
Bu güne kadar neden karşımda net tavır alamadığına, halen neden karşımda bir şey yapamadığına, neden benim aksime kararlar alıp sözler söyleyemediğine gelince… Bunun birden fazla sebebi var. Kendisinin kısa süre başta kalacağı, sonrasında vazifeyi bana devir edeceği, etmesi gerektiği ve daha pek çok şey ona baştan söylendi. Kendisi haricinde etrafındaki pek çok samimi ve etkili hocalarımız, kardeşlerimiz de biliyorlar. Halen hakikaten rabıta yapabilenler de hemen bu hususta hazretimizin kararını öğrenebilirler, öğrendiler.
Yani kendisi de baştan beri her şeyin farkında, kalbi dönmüş olsa bile yolun hak olduğunu ve büyüklüğünü biliyor, üstazımızın manevi tasarrufunu ve nasıl çarpılacağını biliyor. Benim gücümü de biliyor ve aksi bir tavır sergileyemiyor. Lakin son zamanlarda iyice dibe vurdu, battı ve artık ayağa kalkmasından ümit de kesildi. Zan ederim ki tarihteki birçok misali gibi yakında Alihan Kuriş de kayışı kopartacak, nefsinin, şeytanlarının ve etrafındaki şeytanlaşmış kadınların ve masonların da yönlendirmesiyle haddi iyice aşan bir şeyler yapıp tokadı yiyecek. İbretlik ve acınası hallere düşecek. Zaten bunu bekliyoruz. Şimdi oradan alınırsa, başka başka iddialarda, iftiralarda bulunabilir ve mevzu yıllara yayılır, çok uzar. Lakin şimdi orada durur da her geçen gün iyice ifşa olursa, herkes benim ve benimle birlikte hareket eden bütün gerçek Süleymanlıların haklılığını, tartışmaya mahal bırakmayacak katiyette görür.
Bir de bu kısmın başka hikmetleri de var. Samimi kardeşlerimiz arasında, merkezin bile ele geçirildiğini iyice anlayıp, hakikatleri şüphesiz görüp de hiçbir şey yapmayanlar var. Yine nefislerine, etrafındaki kadınlara, etrafındaki münafıklara yenilenler, mücadele etmeyenler var. İşte onlara da mühlet veriliyor. Çok yakında büyük musibetler gelecek böylelerinin başına. Geldiğinde mazeret bulamayacaklar. Şu hale bile müdahale etmeyecek kadar korkak, tembel ama dininde samimi kişilere Allah’ın tokatı ne kadar sert, şiddetli oluyor, görecekler. Bu kadar feci hallerden önce mühlet kısmını dolduruyorlar.
Aslında mesele sesli olarak saatlerce anlatılabilir. Çok yakında Türkiye’yi depremler, seller, tsunamiler, türlü felaketler vuracak ve bunun bile baş sorumluları bu kişiler olacaklar. Müslümanlar, hakikati biliyorlar, topluca felakete gidildiğini biliyorlar. Yine de bu feci gidişe karşı mücadele etmiyorlar. İyiliği emir edip kötülükten men etmiyorlar. Bir millet çok bozulunca, dibe vurunca, aralarındaki müslümanlar bu farzı da yerine getirmedikleri zaman arzın üstü altına geçer.
[23.05.2021 21:53] Mehmet Fahri Sertkaya:
Benim kurslarımıza girip çıkmamda hiçbir zaman hiçbir sorun olmadı. Ben hiçbir zaman gerçekten yasaklanmadım. O metinler gerçek değildi. Şimdi de yasaklayamıyor. Yasaklasa da artık dikkate alan olmayacak. Lakin bütün cihan biliyor ki keyfi şekilde üzerime yığılmış hukuki sıkıntılar var ve ben rahat hareket edemiyorum. Ayrıca güvenliğim için de tedbirli olmak zorunda kalıyorum. Ve yakında bu şartları değiştirip sahaya ineceğimi de yazılarımla duyurmuştum.
[23.05.2021 22:13]:
Teşekkürler. Allah razı olsun. Allah yolunuzu açık etsin. Benim de samimiyetinden şüphe ettiğim ama el üstünde tutulan hocalar hatta bölge mesulü yapılan hocalar görünce şüpheye düştügüm çok zamanlar oldu. Çokta haksız değilmişim demekki. Hatta birtanesi vardı ki nerede bir muzır talebe var onu baştacı eder, ama gayet samimi ama biraz gevşekliği olan talebelerden nefret ederdi adeta.
Sorularımla yoruyorsam dikkate almayın sayın abi. Ancak şu da aklıma takılmakta. Yusuf büyükgöze Ahmet bey abimiz zamanında da idareci idi. Ahmet bey abimiz de bu yolun sahiplerinin direktifleri ile bu yola hizmet etti. Bu adamın yahudi olduğunu bilmiyormuydu. Nasıl idareci olarak tuttu.
[23.05.2021 22:28] Mehmet Fahri Sertkaya:
Amin. Cümlemizden. Biliyordu, diğerlerini de biliyordu. Oyun içinde oyunlar kuruyordu. Bu kişiler kendi başlarına hareket eden münafıklar değiller. Siyasi partiler, siyasi liderler, mafyalar, patronlar, gizli servisler, başka dinlerin tarikatları da dahil olmak üzere birçok güç unsuru var cemaatimize bu gibi kişilerle müdahil olmak isteyen… Bu kişileri uzaklaştırmakla sorunlar bitmiyor. Merhum büyüğümüz samimi kardeşlerimizin daha fazla gayret ve cihad etmelerini bekliyordu. Daha dik durmalarını bekliyordu. Akademi Dergisi de bunu sağlıyordu. Yine de samimilerde bunu yeterince görmediği için bazı kararları öteliyordu merhum büyüğümüz… Abdülhamid Han devri de tam böyleydi. O da milletin dik duruşunu bekliyordu ama göremiyordu.
Zaten merhum büyüğümüz ahlar etti alemi değişmeden önce… O ahlar nedediyle de Alihan Kuriş gibi biri geçirildi cemaatin başına… Çok hikmetleri var ama şimdi açıp izah etmem doğru olmaz. Herkes kararını veriyor, ona göre sonunda muamele görecek.
B. T. : Abi s.a hayîrlı günler son zamanlarda malûm merkezin de düşmesiyle hizmetler inkitaa uğradı (ya da muhtemelen uğrayacak) bundan sonra az-çok sadaka ve yardımları yurtlara vermekte sakınca var mıdır ? Bir de diversity derneği hakkında malûmat verebilir misin ? Yolumuzdan görünüp de nifak içerisinde olanlar yahut paraya ticarete düşkün olanlar için en rahat hareket etme imkanı böyle yerlerde oluyor.Fazilet,çamlıca,toros belki hisar..Diversity’e bağışta bulunulabilir mi ?
Mehmet Fahri Sertkaya:
v.a.s. H. akşamlar. Ben bu sorunun cevabını vermiştim. Tekrar edeyim. Çevrimiçi siteler üzerinden asla nakit yardımda bulunmayın ve kurban parası da ödemeyin. Herkes kendi mıntıkasındaki kurslarımıza yardımına devam etsin ve düşük meblağlar veriliyor olsa bile makbuzunu alsın. Makbuz almadan asla yardımda bulunmayın. Sonrasını da takip edin. O yardımlarınız hizmete dönüyor mu, talebe-i ulum’a kullanılıyor mu, hizmetlerimiz sorunsuz devam ediyor mu, büyüyerek/artarak/güçlenerek devam ediyor mu ve hocalarımız hediyelerini sorunsuz alabiliyor mu diye… Yapılan onca yardıma rağmen tuhaf şekilde sorunlar olduğunu görüyorsanız, bağlı bulunduğunuz müesseseyi dava edin. Adli kurumlara şikayetçi olun. Zaten yakında Alihan Kuriş’e kadar çok sayıda kişi adli işleme tabi tutulacaklar. Bulunduğunuz mıntıkaya değil de merkeze doğru gidecek yardımlarda bulunmayın. Artık herkesin tarafını seçmesi gerekiyor. Alihan Kuriş’in bu defa tamamen düştüğü, tamamen münafıklara uyduğu ve geri dönüşünün mümkün olamayacağı gözler önünde. Bir sürü rezillik ve skandal da gözler önünde. Öyle ise samimi hiçbir kardeşimiz, hocamız bu şahsa artık itibar edemez, itaat edemez. Cemaatimiz bölünecek bile olsa, hep beraber çok büyük sıkıntılar çekecek bile olsak, samimi müslümanlara yakışır şekilde duracağız. Hiç yanlış yapmadık ama nefsinin eline düşenler tepe kadrolar olsa bile onlara da sessiz, tepkisiz kalmayacağız.
Medar-ı iftiharımız olan Fazilet takvimi son yıllarda para kazanmanın bir metaı haline getirildi. Bu, hizmetlerimizin maddi ihtiyaçlarını karşılamada yeni bir gelir kanalı oluşturmak niyetiyle de yapılmadı. Bu işte/kararda da iyi niyet yok. Sadece Fazilet takvimin üzerinden dönen dolapları ve yapılan ihanetleri sesli anlatmak bile saatler alabilir.
Hadis-i şerifte ahir zamanda İslami ilimlerin yok olmaya yüz tutacağı, cahiliyenin hakim olacağı, bu sebeple insanların dinini muhafaza edemeyeceği, son nefesini kurtaramayacağı ve dünyasının cehennem misali sıkıntılı geçeceği açıkça ifade edilmiş. Birçok hadis-i şerifte İslami ilimlerin olmadığı yerde Müslümanlığın, saadetin, adaletin, huzurun olmayacağı açıkça ifade edilmiştir.
Böyle bir çağda, bir benzeri bu güne kadar hazırlanamamış olan ve bu güne kadar milyonlarca insanın binlerce dini meselede doğru bilgileri öğrenmesine vesile olan takvimimizin üzerine oynanan oyunlar artık bozulmalıdır.
Fazilet takviminin arka yüzünde verilen dini/İslami bilgilerin, kendi sitesinden kaldırılmış olmasının iyi niyetle izahı mümkün değildir. Bu güne kadar neden böyle karar alındığına dair yapılan açıklamalar ikna edici ve hukuka uygun değildir.
Başka takvim markaları bunları kopyalayacaksa, kopyalasın… Başka internet siteleri bunları yayın yapacaksa, yapsın… Bunlar daha çok yayılmış olur ve pek çok ilmi meselede hataların yerini doğruları alır. Bundan hangi mü’min gönül rahatsızlık duyar… Üstelik, Fazilet takviminin arka yüzünde verilen yazılar günümüzde hayatta olan birilerinin telif eserleri midir? Bunları bir komisyon zaten geçmiş ve muteber İslam alimlerinin muteber eserlerinden iktibasla aktarmadı mı, aktarmıyor mu? Böyle bir dünyada, böyle bir komisyonun, 365 gün sınırlamasına takılmadan böyle bir hizmeti artırması ve bir sene içerisinde takvimizin resmi sitesi üzerinden binlercesini paylaşması istenmez ve beklenmez mi?
Fazilet takviminin IOS ve Android uygulamalarının ücretli olmasını anlamak da mümkün değildir. Türkiye’de ve dünyada maddi durumu gerçekten çok ama çok zor olan çok yüksek sayıda müslüman bulunmaktadır. Bunların kitap almaya da ilmi meselelerde maddi harcamalar yapmaya da imkanları bulunmamaktadır. Hatta pek çok kardeşimizin iş/geçim meşguliyeti arasında kitap okumaya vakti de bulunmamaktadır. Gönül isterdi ki bu bilgiler günümüz insanın anlayabileceği sade bir Türkçe ile aynı zamanda seslendirilsin ve çalışan kişiler ve talebeler bunları yolda ve fırsat buldukları her yerde dinleyebilsin… Şu misyonerlerin her bir incilin arasında yüz dolar koyarak yaptığı faaliyetlere bir bakalım, bunların bile sözde İslami iktidarda hiçbir mani ile karşılamadıklarına bakalım. Evlatlarımızın, insanlarımızın ne kadar büyük bir tehlike altında olduğuna bakalım. Her gün sözde Türk basın ve medyasında İslami meselelerin gizli Ermeni ve gizli Yahudi ilahiyatçılar tarafından nasıl kasten tahrif edildiğine bakalım ve bir de Alihan Kuriş’in Fazilet takvimi hakkında aldığı şu kararlara bakalım. Akıl alır şeyler değil bunlar…
Bu şartlarda, Fazilet takvimi uygulamasının ücretli dağıtılması zaten ilk anlardan itibaren akıllarda soru işaretleri oluşturmuştu.
Son zamanlarda yaptığım yayınlardan sonra samimi/gerçek Süleymanlılar anladılar ki Alihan Kuriş yıllardır zikzaklar çizen, batıp çıkan biriydi. Son birkaç aydır ise tamamen battı ve artık çıkışından ümit de kesildi. Öyle ise son yıllardaki bazı tuhaf gördüğümüz kararları şimdi yeniden tartışmanın ve sorgulamanın da vakti gelmedi mi? Hz Ömer’e hesap soran sahabi gibi olmamızın vakti gelmedi mi? Bence bu sorgulamaların ve hesap sormaların en başında gelmesi gereken hususlardan biri de Fazilet takvimi üzerinden döndürülen dolaplar…
Bu hususta sorgulamamız, tartışmamız ve sonrasında samimiyetle ve Allah için, din gayretiyle hesap sormamız gereken şudur:
Bir şer kuvvet, İslam düşmanı bir güç unsuru, bu kadar ilmi kuraklığın hüküm sürmekte olduğu bu çağda, yaralara merhem olurcasına ihtiyaca az da olsa cevap veren Fazilet takviminin arka yüzündeki ilmi makalelerin/izahatın yayılmasına mani olmak istedi mi?
Onlarla zaten pek çok hususta anlaşan, son zamanlarda ise her dediklerini emir kabul eden, “Benim canıma zarar gelmesin, ne derseniz yaparım” diyecek kadar dibe vuran Alihan Kuriş ve şürekası, o zamanlarda Fazilet takvimi hakkındaki bu taleplerini da kabul etti mi?
Takvimin arka yüzünde verilen bu ilmi izahlara müslümanlar ulaşamasın diye Fazilet takviminin kendi sitesinden bunların paylaşılmasına da son verildi mi?
Yine aynı niyetle IOS ve Andorid uygulamalarının ücretli olmasına mı karar verildi?
Bunca yıldır bu kadar müslümanın yaptığı maddi yardımlar nereye gitti de bir takvimden para kazanmak iddiasıyla bu kadar akıl almaz ve iyi niyetle izah edilemez kararlar alındı ve uygulandı.
Ankara Ulubey bölgesinden Hasan Bayram Hocaefendi, cemaatimiz içindeki Müslüman görünen münafık büyücülerin saldırısına uğramıştır.
Tıbben beyin kanaması teşhisi konulmuş ve bilinci kapalı denilse de aslında yaşananın çok ağır büyülerin tesiri olduğunu anlamak meseleden bile değildir.
Yine metafizik sahada marifeti olan samimi/ihlaslı kardeşlerimize sorunca hemen öğrenebilirsiniz ki bu büyüler bu hocaefendi kardeşimize samimi olduğu, gayretli olduğu ve doğruları konuştuğu için yapıldı. Kendisine büyü yapılması talimatını ailece büyü işlerine çoktan bulaşmış olan Alihan Kuriş verdi. Bunları bilmek, doğrulamak isteyenler kolayca doğrulayabilirler. Tartışmaya açık bir yanı bile yok. Bir süredir neler yazıp iddia ettiğim herkesin gözleri önünde ama karşıma bir kişinin bile çıkamadığı ve “Sen bunları nasıl yazabilirsin” diyemediği de gözler önünde…
Ayağını tamamen kaydırıp münafıklaşan ve karşımda iyice de köşeye sıkışmış olan Alihan Kuriş’in emriyle çok sayıda münafık kişi, cemaatimizdeki çok sayıda samimi hizmet ehline durmaksızın büyüler ve metafizik saldırılar yapıyorlar. Ali Eren de bu büyücü takımının önde gelenlerinden ve Hasan Bayram hocaefendiye de kastedenlerden biri…
Artık kılıçlarımızı kınlarından çıkartmamız gerektiği anlaşılıyor… Çünkü bunların artık hidayetinden ümid de yok, bunların durmasını ummak da ahmaklık. Öyle ise herkes, bütün samimi Süleymanlılar derhal titreyip kendine gelmelidir. Her sahada bu münafıklar, bu muzır varlıklar, bu İslam ve Müslüman düşmanları, bu ilmin ve hakikatin düşmanları, adaletin ve hakkaniyetin düşmanları temizlenmelidir.
Alihan Kuriş’in annesinin ve karısının üzerine olan mal varlığı, sizce de çok dikkat çekici değil mi?
Alihan, karısı ve annesi, bu hususu izah edebilir mi? Şu memleketin maliyesinin bu kadar kötü olduğu zamanda, talebe yetişsin diye büyük büyük yardımlar yapan zengin kardeşlerimizin paralarının bir kısmını aile boyu zimmetine geçirenler mi var?
Az daha unutuyordum, Alihan neden hep susuyor?
Alihan Kuriş’in annesinin ve karısının büyücülük işlerine çoktan bulaştığı…
Himmet/hizmet paralarını zimmete geçirmek de dahil olmak üzere türlü suçları işlerken büyücülükle de kendilerine yolu açmak istedikleri…
Çok sayıda samimi kardeşimize Alihan’ın talebi ya da rızası dairesinde büyüler yaptıkları ve yaptırdıkları…
Hala tartışılmayacak mı?
Kendilerine itibar edilsin diye, yalan yanlış işleri ifşa olmasın diye, Alihan’ın etrafındaki gerçek Süleymanlılar onun etrafından ayrılsın diye ve daha pek çok şeytanca maksatla büyüler yaptılar mı ve yaptırdılar mı?
Bunları tartışmak, bu işi bilenlere sorup doğru olanı öğrenmek çok mu zor? İhtilaflı bir mesele mi, kesin neticeye varılamaz mı? Hayır, hemen kesin şekilde öğrenmek isteyen herkes öğrenebilir.
Yine unuyordum, Alihan niye susuyor? Niye hukuk yoluna gitmiyor? Bu güne kadar hiç gerçek bir yasaklama yazısıyla yasaklanmadım, çünkü kim olduğumu, ne yapacağımı Alihan’a o vazifeye getirilmeden önce söylemişlerdi, biliyordu.
Böyle bir şeyi yapmaya cesaret edemedi. Şimdi yapsın, çıksın hakkımda yasaklama dolaştırsın ya da hukuk yoluna gitsin. Hem de hiç rahatsızlık duymadığı üçkağıtçı/dolandırıcı avukatlar Salih Torun ve Ömer Çiğil’e bu işi paslasın.
O sözde avukatların da AKPKK’lilerle, yahudilerle, masonlarla, ermenilerle, türlü türlü hainlerle, dolandırıcı pisliklerle, insan denemez sefil mahluklarla derin bağlantıları var. Çok iltimas ve rüşvet işi çevirip çok sayıda cemaat mensubu masum kardeşimizin bile canlarını yaktılar. Ticaretlerini bozdular, yuvalarını, sağlıklarını, dünyalarını yıktılar.
Bunları somut delilleri ve şahitleriyle meydana çıkarttığımın üzerine koca seneler geçti ama avukat oldukları halde onlar da susup kaldılar, benden davacı bile olamadılar. Bürolarını aradım, karşıma çıkamadılar. Acınası hallere düşüp kaçtılar. Salih’i arayıp “Ben mfs” dedim, kalbine inecekti ve “Alo” biye diyemedi.
Alihan’ın da umurunda bile olmadı. Kime haksızlık yapılmış, kimin dünyası yıkılmış, kimin yolumuza bakışı değişmiş, yolumuza nasıl lekeler gelmiş, bunun her kısmının ahirette hesabı ve azabı varmış, dünyada insanlar da bir gün gelir uyanırlarmış, umurunda bile olmadı. O da milyonlarca kardeşimizin kul hakkına girerek ve aynı zamanda beytül mala el uzatarak vurgun vurmanın derdine düştü.
Yıllar sonra bile o sözde avukatları yasaklamadı. E madem öyle, madem zihniyet bir, yanlış işlerde de ortaklar, madem hep beraber hırsızlar, madem hep beraber hainler, madem hep beraber münafıklar ve hayasızlar, o avukatlarla bir olup benden davacı olabilirler. Ne de şenlik olur. Meydana serilen gerçeklerden sonra sadece cemaatimizin mensupları değil bütün Türkiye şaşkına döner.
Senelerce kaç tekrarla “Allah ihmal etmez, imhal eder yani mühlet verir. Mazlumların ağını, hakkını, hesabını şiddetli sorar” diye yazdım. Haydi kimse dinlemedi, Alihan niye dinlemedi. İşte şimdi onun da mühleti bitti. Ölüme çare bulması lazım, çünkü cehennemin dibine doğru çıktığı yolculukta köprüden önceki son çıkışı artık kaçırdı. Kaçırmasın, her şeye rağmen yine de dönsün, tevbe etsin diye yaptığım şok edici müdahaleler bile onu sarsıp kendine getirmedi. Filmin sonu aslında çoktan belli oldu. Bu gibi filmleri çok kere izlemiş kişiler, bundan sonrasını pek merak bile etmeyecekler. Çünkü hep aynı hikaye… Sadece detaylar değişik. Vahim bir kahroluş. Dünyada ve ahirette rezil rüsva oluş. Detaylar bir yana, filmin sonu hep bu…
Cemaatimiz içindeki münafıklar iyice köşeye sıkıştılar.
Daha fazla sessiz kalamazlar. Yakında, son bir çare olarak hakkımda atıp tutmayı, iftiralar savurmayı denerler. Başka bir şey yapmaya imkanları yok, yürekleri hiç yok. Hayatımda yüz kızartıcı hiçbir şeyim de yok. Olsaydı zaten onlara kalmaz da kaç devlet, kaç lider, kaç terör örgütü, kaç gizli servis bunları alır ifşa ederdi ve beni bitirirdi.
Hayatımda hiçbir leke olmasa da yine de şu münafıklar güruhu bunu yapmak, denemek zorunda. Çünkü sona geldiklerini biliyorlar. Çünkü bu güne kadar da o Halil Akdere ve benzeri şahısları ileri sürerek bundan başka bir şey yapmadılar. Bu günlerde ise bu çirkinliği koro halinde yapmaları bunlardan beklenir.
Ben, tepe taklak olmuş ve masonların, yahudilerin piyonu olmuş, bu imtihanı geçememiş Alihan Kuriş hakkında her ne dediysem hepsinin kanıtlarını, şahitlerini meydana dökeceğim. Hepsi zaten hazır ve safların iyice sıklaşmasından başka bir şeyi beklemiyoruz.
O taraftan birileri de benim hakkımda ne söyleyeceklerse hepsinin kanıtlarını, şahitlerini meydana dökmeleri gerekecek ama yapamayacaklar. Bu nedenle, hakkımda her duyduğunuza hemen inanmayın. Gelin bana, herkes ulaşabiliyor, medenice sorun. İzah edeyim, ispat edeyim. Sonra dönün “Bu nasıl iş? Mfs hakkında zaten on seneden fazladır sadece iftiralar atılabilmiş ve başka kimse bir yalanını, bu kandırmasını, bir ihanetini, bir art niyetini ispat edememiş. Siz şimdi ne yapmaya çalışıyorsunuz? Neye ve kimlere hizmet ediyorsunuz?” diye onlara sorun.
Ben hiçbir zaman hiç kimse karşısında minderden kaçmadım, kaçmam. On yıldan fazladır hazırlıklı olduğum anlarda hiç tanımadığım insanlar bana dönüş yaptıklarında her konuyu gayet rahat bir şekilde konuştum ve kayıtları çoğunlukla ben paylaştım. Bunların arasında bile tezat bulabilselerdi, ortalığı yıkarlardı. Son derece çaresiz kalıp ve kendilerini komik hallere düşürüp “Deli, deli” demekten, bu şekilde iftiralar atmaktan başka bir şey de yapamadılar. Bu iftiraları da ayaklarına çoktan dolandı.
Köşeye sıkışan taraflar, abartılı şekilde metafizik saldırılar yapıyorlar.
Sahadaki vatanseverler de bu metafizik baskılardan az ya da çok tesirleniyorlar. Kabasını attık, sahayı temizliyoruz. Her şey kontrolümüz altında ve birkaç saate ince temizliği de yaparız.
Aynı anda rest çektiğimiz bu kadar hasım tarafın metafizikle saldırmaktan başka ellerinden bir şey gelmiyor.
Her gün kat kat büyüyen bir gücümüz, yükselişimiz var. Hep birlikte bunu devam ettireceğiz.
…
İran’la da bir görüşmemiz oldu. Çok ezildiler, çok alttan aldılar ama yine de kısa bir görüşme oldu. Yıllardır yaşanan bazı şeyleri birkaç cümle ile özetleyip diplomatik bir dille “Siz treni çoktan kaçırdınız” dedim. Onlar da anladılar.
…
Türkiye üzerinde kara para işlerini boğmaya devam edeceğiz. Şu andan itibaren İran, Rus, Çin, Ankebut v.s. demeden her türlü kara para işlerini bozacağız.
…
Hiç kimseye Ukrayna’ya yatırım yapmayı tavsiye etmem. Ukrayna’nın idari kadrosu ile taban tabana zıtız. Önümüzdeki süreçte de anlaşabileceğimizi zan etmiyorum. Şu ana kadar da onlara çok zararlar verdim ve çok işlerini bozdum ama bu daha başlangıç. Ukrayna muhalefeti ile iyi ilişkilerim var, bundan çok memnunum ve onları destekleyeceğim.
…
Almanya’nın muhalif siyasi isimleriyle görüşmelerim oldu. Şu ana kadar beni, mücadelemi en iyi anlayan, bu hususu en iyi şekilde çalışan tarafın Alman muhalefeti olduğunu gördüm. Gerçekten çok sıcak kanlı, çok dostane ve çok seviyeli bir yaklaşımları oldu. Benden de aynı şekilde karşılık aldılar. Bundan sonra Türk – Alman ilişkilerinde ve dünya meselelerinde kendileriyle her zaman istişare halinde olacağım. Beraberce neler yapabileceğimize bakacağız. Hem Türkiye ve Almanya, hem de dünya insanlığı için çok güzel şeyler yapabileceğimize inanıyorum.
…
Dünya üzerindeki pek çok kraliyet ailesinin pek çok üyesi ile irtibatım var. Hemen hemen hepsiyle prensipte anlaşmış bulunuyoruz. Bir süre samimiyetlerini sergilemelerini bekleyeceğim ve samimiyetlerine inandığım andan sonrasında bu da dünya siyasetinde mühim bir kırılma noktası oluşturacak.
…
Çok sayıda Afrika ülkesinin idari kadroları ya da muhalif isimleriyle çok iyi bağlantılarım oluştu. Bazılarının art niyetli olduklarının farkındayım, bazıları ise son derece samimi duruyorlar. Etiyopya’ya bile verdiğim sözler var ve herkes bilir ki ben sözlerimi tutarım. Etiyopya’da yanlış işler yapan ülkeleri/liderleri şimdiden ikaz etmiş olayım.
…
Türkiyelilerin büyük çoğunluğunun ismini bile duymamış olduğu Asya ülkeleriyle dahi bağlantılarım oluştu. Bunları da çok kıymetli görüyorum. Ülkeleri sadece nüfuslarına, yüzölçümlerine göre sınıflandırmıyorum.
Kimsenin dinine, hayat tarzına, kıyafetine, siyasi tercihlerine karışmam. Benim meselem değil. Benim aradığım hangi dinden, hayat tarzından olursa olsun dürüst olması, iyi niyetli olması ve beraber yola çıkılacak, beraber çalışılacak şartları taşıması.
…
Grilerle iyi, çok iyi anlaşmak istiyorum.
Başka bir Ademin evlatları olsalar da neticede hepimiz insanız. Konuşabilir, anlaşabiliriz. Dünyayı bir anda yeniden şekillendirdiğim şu günlerde, Grilerin de aramızda olmak isteyeceğine, sayemizde çok güç kazanacaklarına ve gücümüze güç katacaklarına inanıyorum.
Bu da gerçekleştiği zaman 3. dünya savaşının kazanan tarafı/grubu şimdiden kesinleşmiş olacak.
…
Alihan Kuriş ve şürekası iyice köşeye sıkıştı. Kardeşlerimiz hep uyandılar, nasıl kandırıldıklarını bir anda anladılar. İlk yaşadıkları şok halini de atlattılar. Şimdi her şeyi sorguluyor, soruşturuyorlar.
Yakında adli makamlara suç duyuruları yapılacak ve hareketlenme artacak. Ben baştan da ifade ettiğim gibi sakince süreci yöneteceğim.Her safasında en doğru zamanında en doğru müdahaleleri yaptıracağım.
Köşeye sıkışan taraflar, abartılı şekilde metafizik saldırılar yapıyorlar.
Sahadaki vatanseverler de bu metafizik baskılardan az ya da çok tesirleniyorlar. Kabasını attık, sahayı temizliyoruz. Her şey kontrolümüz altında ve birkaç saate ince temizliği de yaparız.
Aynı anda rest çektiğimiz bu kadar hasım tarafın metafizikle saldırmaktan başka ellerinden bir şey gelmiyor.
Her gün kat kat büyüyen bir gücümüz, yükselişimiz var. Hep birlikte bunu devam ettireceğiz.
…
İran’la da bir görüşmemiz oldu. Çok ezildiler, çok alttan aldılar ama yine de kısa bir görüşme oldu. Yıllardır yaşanan bazı şeyleri birkaç cümle ile özetleyip diplomatik bir dille “Siz treni çoktan kaçırdınız” dedim. Onlar da anladılar.
…
Türkiye üzerinde kara para işlerini boğmaya devam edeceğiz. Şu andan itibaren İran, Rus, Çin, Ankebut v.s. demeden her türlü kara para işlerini bozacağız.
…
Hiç kimseye Ukrayna’ya yatırım yapmayı tavsiye etmem. Ukrayna’nın idari kadrosu ile taban tabana zıtız. Önümüzdeki süreçte de anlaşabileceğimizi zan etmiyorum. Şu ana kadar da onlara çok zararlar verdim ve çok işlerini bozdum ama bu daha başlangıç. Ukrayna muhalefeti ile iyi ilişkilerim var, bundan çok memnunum ve onları destekleyeceğim.
…
Almanya’nın muhalif siyasi isimleriyle görüşmelerim oldu. Şu ana kadar beni, mücadelemi en iyi anlayan, bu hususu en iyi şekilde çalışan tarafın Alman muhalefeti olduğunu gördüm. Gerçekten çok sıcak kanlı, çok dostane ve çok seviyeli bir yaklaşımları oldu. Benden de aynı şekilde karşılık aldılar. Bundan sonra Türk – Alman ilişkilerinde ve dünya meselelerinde kendileriyle her zaman istişare halinde olacağım. Beraberce neler yapabileceğimize bakacağız. Hem Türkiye ve Almanya, hem de dünya insanlığı için çok güzel şeyler yapabileceğimize inanıyorum.
…
Dünya üzerindeki pek çok kraliyet ailesinin pek çok üyesi ile irtibatım var. Hemen hemen hepsiyle prensipte anlaşmış bulunuyoruz. Bir süre samimiyetlerini sergilemelerini bekleyeceğim ve samimiyetlerine inandığım andan sonrasında bu da dünya siyasetinde mühim bir kırılma noktası oluşturacak.
…
Çok sayıda Afrika ülkesinin idari kadroları ya da muhalif isimleriyle çok iyi bağlantılarım oluştu. Bazılarının art niyetli olduklarının farkındayım, bazıları ise son derece samimi duruyorlar. Etiyopya’ya bile verdiğim sözler var ve herkes bilir ki ben sözlerimi tutarım. Etiyopya’da yanlış işler yapan ülkeleri/liderleri şimdiden ikaz etmiş olayım.
…
Türkiyelilerin büyük çoğunluğunun ismini bile duymamış olduğu Asya ülkeleriyle dahi bağlantılarım oluştu. Bunları da çok kıymetli görüyorum. Ülkeleri sadece nüfuslarına, yüzölçümlerine göre sınıflandırmıyorum.
Kimsenin dinine, hayat tarzına, kıyafetine, siyasi tercihlerine karışmam. Benim meselem değil. Benim aradığım hangi dinden, hayat tarzından olursa olsun dürüst olması, iyi niyetli olması ve beraber yola çıkılacak, beraber çalışılacak şartları taşıması.
…
Grilerle iyi, çok iyi anlaşmak istiyorum.
Başka bir Ademin evlatları olsalar da neticede hepimiz insanız. Konuşabilir, anlaşabiliriz. Dünyayı bir anda yeniden şekillendirdiğim şu günlerde, Grilerin de aramızda olmak isteyeceğine, sayemizde çok güç kazanacaklarına ve gücümüze güç katacaklarına inanıyorum.
Bu da gerçekleştiği zaman 3. dünya savaşının kazanan tarafı/grubu şimdiden kesinleşmiş olacak.
…
Alihan Kuriş ve şürekası iyice köşeye sıkıştı. Kardeşlerimiz hep uyandılar, nasıl kandırıldıklarını bir anda anladılar. İlk yaşadıkları şok halini de atlattılar. Şimdi her şeyi sorguluyor, soruşturuyorlar.
Yakında adli makamlara suç duyuruları yapılacak ve hareketlenme artacak. Ben baştan da ifade ettiğim gibi sakince süreci yöneteceğim.Her safasında en doğru zamanında en doğru müdahaleleri yaptıracağım.
…
The real agenda of Turkey and the world
The cornered sides are keeping on making exaggerated metaphysical attacks. Patriots on the ground are also more or less influenced by these metaphysical pressures. We roughed down, are cleaning the field. Everything is under our control, and we will do ultra cleaning in just a few hours.
At the same time, I put so many adversaries of mine at ease those are who could keep on making with metaphysics attacks nothing more. We have a strength and growth that grows day by day. We will continue this together. … We also had a talking with Iran. They were very despised, very lowly, but still, it was a short talking. I summarized some things that have happened over the years in a few sentences and said diplomatically, “You missed the train already.” They also understood it. … We will continue to undermine the business of money laundering in Turkey. Henceforth we will disrupt all kinds of black money-making business of Iran, Russia, China, Ankebut(Cobweb) network etc.
I would not recommend anyone to invest in Ukraine. We are diametrically opposed to the administrative staff of Ukraine. I do not think we can agree in the upcoming period. So far, I have done a lot of damage to them and have messed up their business, but this is just the beginning. I am very pleased with my good relations with the Ukrainian opposition, and I will support them. …. We had talkings with opposition political figures of Germany. So far, I have seen that the German opposition understands my endeavor very well, that works best in this matter. They were very warm, very friendly, and multi-level approach to reality. They got the same response from me. From now on, I will always be in consultation with them in Turkish-German relations and world affairs. We will look at what we can do together. I believe that not only Turkey but also Germany can do pretty good things for the world of humanity. … I am in contact with many members of many royal families around the world. We have agreed in principle with almost all of them. I will wait for them to show their sincerity for a while, and after I believe in their sincerity, this will constitute a significant breaking point in world politics. …. I had great connections with the administrative staff or opposition figures of many African countries. I am aware that some of them are malevolent, the others seem very sincere. I have promised even to Ethiopia, and everyone knows that I keep my promises. Let me have already warned the countries/leaders doing wrong deeds in Ethiopia. … I have even established connections with Asian countries that the majority of Turkish citizens have not even heard of it. I also consider them very valuable. I don’t just categorize the countries according to their population or area.
I do not interfere with anyone’s religion, lifestyle, dress, political preferences. It’s not my thing. I do not mind that one has what religion or life style. I am looking for honesty, right-minded, having the conditions to set out and work together. … I want to get along very well with the Grays. Although they are the children of another Adam, we are all human beings after all. We can talk, we can get along. In these days when I am reshaping the world at the instant, I believe that the Grays will also want to be among us, they will gain a lot of power thanks to us and they will make us stronger. When this happens, the winning side of the World War III / will already be certain. … Alihan Kuriş and his accomplices are cornered very well. Our brothers and sisters almost all have noticed it, suddenly realized how they were deceived. They have also got over the first shock. Now they are questioning and investigating everything.
It will soon be filed criminal complaints to judicial authorities then the movement will accelerate. At this stage, I will make the right interventions at the right time.