Etiket arşivi: Diversity

Diversity’de çarpılası bir gizli yahudinin ne işi vardı | Sizlerden Gelenler

v.a.s. Selman gizli bir Yahudi ve büyücüydü. Çok sık olarak büyü yapıyordu ve ayinciydi. Çoğunlukla hayvanların uzuvlarını keserek büyüler yapanlardandı. Çoğunlukla koyun ve keçi keserek ayin yapardı. Ayrıca cinsi sapıktı. İleri seviyede dolandırıcı ve hırsızdı. O derneğin başına, kendisinin ne olduğu bilinerek konuldu. Onu oraya koyan “merkez” de zaten onun gibi gizli yahudilerin ve ermenilerin ve masonların eline geçti. Kayın pederi Hüseyin Başol da bir gizli Yahudi ve türlü suçların ortağı…

Mehmet Fahri Sertkaya

Çarpılırlar

İhvan ve ehavattan “Vallahü galibün ala emrik” hatmi yapmaları isteniyor.

Cemaatin en kritik noktalarına çok sayıda gizli ermeni, gizli yahudi, gizli mason, gizli büyücü ve hırsızın sızdığı ve hazret-i üstazımız başta olmak üzere, çok sayıda veli zatın bunları çarptığı, hallerinin çok ama çok fena olduğu şu günlerde, bunların talep ettiği hatimleri/okumaları yapanlar da çarpılırlar.

Herkesin aklı başında ve uzun zamandır neler anlattığımı herkes bir şekilde duyuyor. Bir önceki kısa yazımda ifade etmiştim. Bunlar, bu hainlerin iyi günleri. O Alihan Kuriş ve Alihan’a hayatı boyunca en çok musallat olan insan şeytanı Ayşe Gülderen de çarpılacak. Bunu ikinci keredir yazıyorum. Yaşayacağız ve hep beraber göreceğiz.

O Ayşe Gülderen kendini Türk ve müslüman olarak görmüyor. O devşirilmiş birisi. Kendini ermeni, yahudi, büyücü görüyor. Büyücülüğü normal görüyor. İslam şeriatına tabi değil. Bağlantılı olduğu ve paslaştığı kişiler hep gizli yahudiler ve gizli ermeniler. Cemaatin idari kadrosunu bunlarla doldurdular. Gülderen’in babası Kamil de gizli ermeni ve yahudi karışık bir soydan geliyordu. Kamil, zevcesi olan Ferhan’ın da ayağını kaydırdı. Gülderen, bu şekilde bir inanç, hayat ve davranış tarzını annesiyle babasından aldı. Birçok İslam tarikatını, içlerine sızarak ayardan çıkartmak isteyen kriptolar, bizim yolumuza da aynı teknikleri uyguladılar. Hz. üstazımız Kamil ile Ferhan’ın evliliğini münasip görmedi. Buna rızası olmadı. Merhum ağabeylerimiz çok sıkıntılar çektiler. Çok siyaset yaptılar. Tahammül ettiler, taktik davrandılar ve oyunlara karşı oyunlar kurdular. Bir taraftan küfrün devlet otoritesiyle çok şiddetli estiği o şartlara rağmen, bir yandan da içeriden ve en merkezden bu kadar büyük oyunlar kurulmuş olmasına rağmen, bu yolu, bu hizmeti varlıkta tuttular. Hatta bunca imkansız denilecek şartlara rağmen, bu yolu devleştirdiler. Dünyaya yaydılar. Bizim bu kadar büyük ağabeylerimiz/idarecilerimiz oldu.

Şimdi ise bu “merkeze, en merkeze sızmış hainler” hem ifşa oluyorlar, hem sözleri geçmez oluyor. Hem yargılanma korkusu yaşıyorlar. Hem de çarpılıyorlar. Her gün cemaat içindeki paslaştıkları hainler ve hırsızlar yıkıldıkça, dehşete düşüyor. Mum misali eriyorlar. Tam da “Tamamen ele geçirdik” dedikleri bir zamanda, neye uğradıklarını şaşırıyorlar. Yaşananlara inanamıyorlar. Büyüleri, büyücüleri, paslaştıkları çevrelerin destekleri, tuzakları, hileleri, işe yaramıyor.

Benim buralarda her şeyi en açık şekliyle yazmadığım biliniyor. Her şey, görmek isteyenlerin gözleri önünde yaşanıyor. Benim açıkça yazmam gerekmiyor. İşte bu kısa yazım da bir ikazım.

Bilinsin ki hala geri duranlar ve hala susanlar dünya ve ahiret saadetini kaybediyorlar. Amel defterlerini kapkara ediyorlar. Şu dünyadan çok fena/feci surette ve topluca ölerek göçüp gidecek ve ahirette ise akıl almaz azap çekecek kişiler arasına katılıyorlar. Gayretullaha dokunuyorlar. Dilsiz şeytanlardan oluyorlar. Kahrolacaklar amaaaa…

Bu asla susulamayacak şartlarda bile susanlar, bu derece dibe vuranlar, bir de üstüne bu hainlerin niyetine, sıhhatine, afiyetine, güçlenmesine niyetle okumaya teşebbüs ederlerse, hiç şüpheniz olmanız ki haddi iyice aşarlar ve çarpılırlar. “O kadar da değil” denir ve ibret-i alem olurlar. Öyle bir tokat yerler ki nesillerinden asırlar sonra gelenler bile bu sesi duyarlar ve irkilirler.

Benden söylemesi… Herkesin aklı var, hür iradesi var. Gözler önündeki şunca rezillikten, cemaatin getirildiği şu halden ve bunca ikazımdan sonra herkes hür iradesiyle tercihini yapacak ve ona göre de sonuçları olacak.

Mehmet Fahri Sertkaya

Makbuz almadan asla yardımda bulunmayın.

B. T. : Abi s.a hayîrlı günler son zamanlarda malûm merkezin de düşmesiyle hizmetler inkitaa uğradı (ya da muhtemelen uğrayacak) bundan sonra az-çok sadaka ve yardımları yurtlara vermekte sakınca var mıdır ?
Bir de diversity derneği hakkında malûmat verebilir misin ?
Yolumuzdan görünüp de nifak içerisinde olanlar yahut paraya ticarete düşkün olanlar için en rahat hareket etme imkanı böyle yerlerde oluyor.Fazilet,çamlıca,toros belki hisar..Diversity’e bağışta bulunulabilir mi ?

Mehmet Fahri Sertkaya:

v.a.s. H. akşamlar. Ben bu sorunun cevabını vermiştim. Tekrar edeyim. Çevrimiçi siteler üzerinden asla nakit yardımda bulunmayın ve kurban parası da ödemeyin. Herkes kendi mıntıkasındaki kurslarımıza yardımına devam etsin ve düşük meblağlar veriliyor olsa bile makbuzunu alsın. Makbuz almadan asla yardımda bulunmayın. Sonrasını da takip edin. O yardımlarınız hizmete dönüyor mu, talebe-i ulum’a kullanılıyor mu, hizmetlerimiz sorunsuz devam ediyor mu, büyüyerek/artarak/güçlenerek devam ediyor mu ve hocalarımız hediyelerini sorunsuz alabiliyor mu diye… Yapılan onca yardıma rağmen tuhaf şekilde sorunlar olduğunu görüyorsanız, bağlı bulunduğunuz müesseseyi dava edin. Adli kurumlara şikayetçi olun. Zaten yakında Alihan Kuriş’e kadar çok sayıda kişi adli işleme tabi tutulacaklar. Bulunduğunuz mıntıkaya değil de merkeze doğru gidecek yardımlarda bulunmayın. Artık herkesin tarafını seçmesi gerekiyor. Alihan Kuriş’in bu defa tamamen düştüğü, tamamen münafıklara uyduğu ve geri dönüşünün mümkün olamayacağı gözler önünde. Bir sürü rezillik ve skandal da gözler önünde. Öyle ise samimi hiçbir kardeşimiz, hocamız bu şahsa artık itibar edemez, itaat edemez. Cemaatimiz bölünecek bile olsa, hep beraber çok büyük sıkıntılar çekecek bile olsak, samimi müslümanlara yakışır şekilde duracağız. Hiç yanlış yapmadık ama nefsinin eline düşenler tepe kadrolar olsa bile onlara da sessiz, tepkisiz kalmayacağız.

Mehmet Fahri Sertkaya