Etiket arşivi: Türkiye

Onlara taş bile denemez.

Abarttıkça abartıyorlar. Kattıkça katıyorlar. Şu görülenler kayalık değil, kireç taşı gibi… Onlara taş bile denemez.

Öyle bir yerin çöküp ayrılıp dağılması çok kolay. Şayet sağlam yerleri bu şekilde yıkıp atan ve dağıtan bir deprem olsaydı, şehirlerin ortasından da böyle yarıklar geçerdi. Düz zemini olan yerlerde de böyle yarılmalar, çökmeler olurdu.

Bilen bilmeyen herkes konuşuyor, yazıyor, kattıkça katıyor.

On ili kaplayan bir araziyi, bu şiddette depreme sebep olacak şekilde yerinden oynabilecek bir bomba yok. Birkaç bomba da yok. Manyetik alan dengesi ile oynamadan kimse bunu yapamaz. Manyetik teknoloji haricinde sıvı haldeki gazlar da kullanılıyor ve eş zamanlı olarak patlamaları sağlanıyor. Zaten gazlar, tabii depremlerde de patlayabilirler hatta deprem sonrasında yüzeye çıkıp alev alabilirler. Tarih boyunca depremleri önlemek için kavimler, yeryüzünde derin kuyular açarak gazların çıkmasını sağladılar.

Maraş merkezli suni deprem saldırılarını İsrail, ABD, İngiltere, Rusya, Çin, Almanya’nın başını çektiği onlarca devlet ittifak halinde yaptılar. HAARP’tan daha ileri elektromanyetik saldırı tekniklerini kullandılar. Hiç kimse bomba iddialarına kanmasın. Hiç kimse bu işin arkasında sadece ABD olduğuna da inanmasın.

Şurası gibi yüksek, içi toprak ve kireç taşı dolu bir yer patlayıp dağılmasın da ne olsun… İnsan azıcık aklını kullanır ve bir bilene danışır. Her duyduğuna inanmaz ve sorgular.

Türkiye’de buna “çürük taş” da derler. Kazmayı vurunca hemen onlarca parçaya bölünür. Toprak kazmaktan bile kolaydır bu sözde taşları parçalamak. Mezar kazılırken çürük taşa denk gelen ahali hemen sevinir. Çünkü o mezar hemen ve kolayca kazılabilir.

İşte Türkiye’nin dört bir yanında hala bu kadar çürük zeminlerde şehir merkezleri, ilçe merkezleri, kasabalar, köyler var. Bu ülkede depremlerde büyük kayıplar olmasın da ne olsun….

Zemini bozuk bütün yerleşme alanları kademeli olarak zemini kayalık olan yerlere taşınacak. Evet, sadece birkaç sene içinde milyonlarca bina taşınacak. Bu yapılırken çimento ve beton da kullanılmayacak. Yeni nesil inşaat tekniklerine hemen şimdi geçilecek. Türkiye bunu yapmak için onlarca ülkeden “olur” almak zorunda değil. Kredi almak zorunda bile değil. Şu halimizle bile otuzdan fazla ülkeyi besliyoruz biz… Kene misali yapışmışlar bünyemize, sömürdükçe sömürüyorlar. O kadar güçlü bir ülkeyiz biz… Türkiye bu işin de başını çekecek, onlarca ülke geride kalacak. Teknolojimizi takip ve taklit edecek.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Yeter artık

Şu insan denemez acayip mahluka söz söylemenin faydası yok, kurşunlar konuşmalı artık…

Bu millet şunlara tahammül etmek zorunda değil ki bu vahşi manzara en çok da şunlar gibiler yüzünden oluştu. Bunca yıldır iktidarın şakşakçılığını hep şu tipler yaptılar. Tenkit etmek ve sorunları düzeltmek isteyenleri de onlar hücum ederek, organize faaliyetle durdurdular.

Depremin yedinci gününde ve afet bölgesinin bir kısmına ulaştırılmış olan bir kısım yardımları gösteriyor da bir de kendince alay ediyor. Yetmiyor, en karaktersiz, en kahpe şekilde sövüyor. En acılı insanlara, milyonlarca mazluma, en sınırsız şekilde sövüyor. Bu kadar küstahlık, bu kadar ileri seviyede şeytanlık, asla cezası kalamaz.

Bu kadar acıya, bu kadar ihanete, bu kadar vahşete, bu kadar kasıta kör kalmak, sessiz kalmak bile insanlık dışı bir eylem iken… Dilsiz şeytanlık iken… Bir de ötesine geçerek karşılık verebiliyor, bunca rezaleti savunabiliyor. Hak, hukuk arayan milyonla insana sövüyor. Sanki bütün hesaplar günlerce çığlık atan ve “devlet nerede, ordumuz nerede” diyen sayısız afetzedenin haberleri ve videoları ile dolu değilmiş gibi…

Şunların yaşaması kamunun zararına… Sadece Türkiye’nin değil, bütün insanlığın hatta hayvanatın bile zararına… Şunların yok edilmesi, bütün insanlığa hatta gelecek nesillere bile büyük bir hizmet etmektir.

Bu millet bu seviyede ayardan çıkmış tiplere artık tahammül etmeyecek.

Üzerindeki mont 18 bin liracıkmış…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Şu adi ve vahşi tiyatrolara kanan bir kişi kaldı mı bu ülkede?

Kaç sene önce ifşa ettim Mevlüt’ün gerçek kimliğini, nasıl biri olduğunu, bağlantılarını… Türk ve müslüman olmadığını, hain olduğunu, kara paracı olduğunu, vasıfsızın da teki olduğunu… Benden davacı oldu ama o kısımları, gerçek yüzünü meydana seren ve derhal vazifeden alınıp da idam edilmesini gerektiren o kısımları dava konusu bile edemedi. Kendince malzeme bulduğunu zan etti, başka birkaç şeyi ön plana çekti, heyecan yapıp davacı oldu ve beraat da ettim. Üstelik adil yargılanma şartları dahilinde değilken bile beraat ettim.

Mevlüt, Yunan tarafından daha şiddetli bir Türk ve İslam düşmanı… Şu fotoğraf karesinde, acı günde birbirinin halini anlayan ve dargınlıkları, düşmanlıkları bir kenara bırakan iki komşu ülke ve yetkilileri falan yok.

Türkiye’yi, Türk milletini, aleni şekilde onlarca ülkeye satan hain Ankara hükumetinin, bu acı günde bile kahpece sergilediği ve tahammül edilemez bir ihanet hamlesi var.

Tek kurşunla değil, şarjör dolusu kurşunla “ödüllendirilmesi” gereken bir kahpelik var. Baştan beri de bunu yaptılar, yapıyorlar. Sözde basın ve medya görevlileri, o gizli kimlikli Ermeni ve Yahudi pislikleri de aynı merkezden talimatlar alıyorlar. Hala bize her kötülüğü yapmakta olan, hala bize sinsice saldırmakta olan, imkan bulsalar her an bizi işgal etmeyi deneyecek olan ülkeleri ve yetkilileri dost, yardımsever gösteriyorlar.

Bundan daha büyük ve daha vahim bir ihanet olabilir mi?

O sözde dost ve sözde yardımsever ülkelerin yetkilileri gelsinler benimle aynı masada karşı karşıya, istedikleri basın/medya görevlilerini de alsınlar yanlarına, geçelim ortak canlı yayına ve ben aslında kimin dost, kimin düşman/şeytan olduğunu çarpayım suratlarına… Kimin neler çevirdiğini, kimin azılı Türk ve İslam düşmanı olduğunu, kimin başımıza geçirilmiş hainlerle neler konuştuğunu, nasıl planlar içinde olduğunu… Kimlerin bu ülkede ve kendi ülkesinde “ortak” kara para işleri yaptıklarını… Afet bölgelerinden neleri nasıl kaçırdıklarını, ayinciliklerine, sübyancılıklarına, organcılıklarına kadar anlatayım…Kendi halkları da izlesin canlı yayını, Türk halkı da izlesin. Haydi Mevlüt’e de Yunan yetkililere de bunu teklif edin, bakalım ne diyebilecekler.

Yakarım, yaktırırım, milyonlarca kişinin ayaklarının altına aldırırım, bu ülkedeki sözde gazetelerin, televizyon kanallarının ihanet üslerine dönüşmüş mekanlarını… İçinde de nefes alabilen bir tek canlı bırakmam. Ne ordu çıkabilir karşıma, ne emniyet… İkisinin de en az yüzde sekseni benden yana… Böyle olduğu için zaten o savaş gemilerini doldurdular ülkemizin etrafına…

Bu ülkenin sinirleriyle kimse oynayamaz. Hiç kimse o Yunan yetkiliyi böyle de karşılayamaz, afet bölgesinde de gezdiremez, bu şekilde basında ve medyada milleti kandırarak reklam da ettiremez.

Ettiriyor mu, sonucuna katlanır.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Kahtani, Cehcah, Mansur aynı kişi mi?

Kahtani, Cehcah, Mansur… Aslında hepsi aynı kişi mi?

Ahir zamanda yaşayacak bu kişinin, farklı karakteristik hususiyetleri, farklı zamanlarda çekeceği farklı çileleri, farklı zamanlarda öne çıkmış davranışları/özellikleri nedeniyle… Yaklaşık 14 asır önce farklı hadislerde kendisinden farklı isimlerle mi bahsedildi?

Çok zor şartlar varken meydana çıkacağı ve mücadele edeceği için ona bazı hadislerde Kahtani mi dendi?

Düşmanları karşısında korkusuz olup restler çekeceği, naralar atacağı, cepheden cepheye çekinmeden ve hiç beklemeden gideceği/geçeceği, pek çok cephede aynı andar harp halinde olacağı için ona Cehcah mı dendi?

İlahi yardım göreceği, öldürülemeyeceği, durdurulamayacağı, mağlup edilemeyeceği, müslümanlara ve bütün mazlumlara yardım edeceği, zaferden zafere koşacağı için ona mansur mu dendi?

Hz. Allah daima kendisine yardım ettiği, koruduğu, zaferler kazandırdığı için, hz. Peygamberimizin bir adı da Mansur değil mi? Hadis-i şerifte Mehdi’nin adının peygamberimizin adı gibi olduğu bildirildi. Mansur ve Mansur…

Peygamberimizin (asm) bazı isimleri şunlardır:

1. Abdullah: Allah (cc)’ ın kulu.

2. Âbid: Kulluk eden, ibadet eden.

3. Âdil: Adaletli.

4. Ahmed: En çok övülmiş, sevilmiş.

5. Ahsen: En güzel.

6. Alî: Çok yüce.

7. Âlim: Bilgin, bilen.

8. Allâme: Çok bilen.

9. Âmil: İşleyici, iş ve aksiyon sahibi.

10. Aziz: Çok yüce, çok şerefli olan.

11. Beşir: Müjdeleyici.

12. Burhan: Sağlam delil.

13. Cebbâr: Kahredici, gâlip.

14. Cevâd: Cömert.

15. Ecved: En iyi, en cömert.

16. Ekrem: En şerefli.

17. Emin: Doğru ve güvenilir kimse.

18. Fadlullah: Allah-ü Teâlanın ihsânı, fazlına ulaşan.

19. Fâruk: Hakkı ve bâtılı ayıran.

20. Fettâh: Yoldaki engelleri kaldıran.

21. Gâlip: Hâkim ve üstün olan.

22. Ganî: Zengin.

23. Habib: Sevgili, çok sevilen.

24. Hâdi: Doğru yola götüren.

25. Hâfız: Muhafaza edici.

26. Halîl: Dost.

27. Halîm: Yumuşak huylu.

28. Hâlis: Saf, temiz.

29. Hâmid: Hamd edici, övücü.

30. Hammâd: Çok hamdeden.

31. Hanîf: Hakikate sımsıkı sarılan.

32. Kamer: Ay.

33. Kayyim: Görüp, gözeten.

34. Kerîm: Çok cömert, çok şerefli.

35. Mâcid: Yüce ve şerefli.

36. Mahmûd: Övülen..

37. Mansûr: Zafere kavuşturulmuş.

38. Mâsum: Suçsuz, günahsız.

39. Medenî: Şehirli, bilgilive görgülü.

40. Mehdî: Hidayet eden, doğru yola erdiren.

41. Mekkî: Mekkeli.

42. Merhûm: Rahmetle bezenmiş.

43. Mes’ûd: Mutlu.

44. Metîn: Çok sağlam ve güçlü.

45. Muallim: Öğretici.

46. Muktedâ: Peşinden gidilen.

47. Mübârek: Uğurlu, hayırlı, bereketli.

48. Müctebâ: Seçilmiş.

49. Mükerrem: Şerefli, yüce.

50. Müktefî: İktifâ eden, yetinen.

51. Münîr: Nurlandıran, aydınlatan.

52. Mürsel: Elçilikle görevlendirilmiş.

53. Mürtezâ: Beğenilmiş, seçilmiş.

54. Muslih: Islah edeci, düzene koyucu.

55. Mustafa: Çok arınmış.

56. Müstakîm: Doğru yolda olan.

57. Mutî: Hakka itaat eden.

58. Mu’tî: Veren ihsân eden.

59. Muzaffer: Zafer kazanan, üstün olan.

60. Müşâvir: Kendisine danışılan.

61. Nakî: Çok temiz.

62. Nakîb: Halkın iyisi, kavmin en seçkini.

63. Nâsih: Öğüt veren.

64. Nâtık: Konuşan, nutuk veren.

65. Nebî: Peygamber.

66. Neciyullah: Allah’ ın sırdaşı.

67. Necm(i): Yıldız.

68. Nesîb: Asil, temiz soydan gelen.

69. Nezîr: Uyarıcı, korkutucu.

70. Nimet: İyilik, dirlik ve mutluluk.

71. Nûr: Işık, aydınlık.

72. Râfi: Yükselten.

73. Râgıb: Rağbet eden, isteyen.

74. Rahîm: Mü’minleri çok seven.

75. Râzî: Kabul eden, hoşnut olan.

76. Resûl: Elçi.

77. Reşîd: akıllı, olgun, iyi yola götürücü.

78. Saîd: Mutlu.

79. Sâbir: Sabreden, güçlüklere dayanan.

80. Sâdullah: Allah’ ın mübârek kulu.

81. Sâdık: Doğru olan, gerçekci.

82. Saffet: Arınmış, seçkin kişi.

83. Sâhib: Mâlik, arkadaş, sohbet edici.

84. Sâlih: İyi ve güzel huylu.

85. Selâm: Noksan ve ayıptan emin olan.

86. Seyfullah: Allah’ ın kılıcı.

87. Seyyid: Efendi.

88. Şâfi: Şefaat edici.

89. Şâkir: Şükredici.

90. Tâhâ: Kur’ân-ı Kerîm’ deki ismi.

91. Tâhir: Çok temiz.

92. Takî: Haramlardan kaçınan.

93. Tayyib: Helal, temiz, güzel, hoş.

94. Vâfi: Sözünde duran, sözünün eri.

95. Vâiz: Nasihat eden.

96. Vâsıl: Kulu Rabb’ine ulaştıran.

97. Yâsîn: Kur’ân-ı Kerîm’ deki ismi, gerçek insan, insan-ı kâmil.

98. Zâhid: Mâsivadan yüz çeviren.

99. Zâkir: Allah’ı çok anan…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Şimdi duhan vakti

Görüşmeler çok vakit alıyor. İlgilenmem gereken çok işler var. Daha fazla vakit ayırmam pek mümkün değil. Zaten herkes neyin ne olduğunu anladı, öğrendi ve şartları biliyor. Varlıkta kalmak isteyenler İstanbul’a uyacaklar. Bunu resmi açıklamaları ile de gösterecekler. Bu güne kadar durmaksızın bizimle çatışmış olanlar, tazminatlarını da ödeyecekler. Somut irtibat da kuracaklar.

Bu şartlar kendisine uymayanlar, ara bir çözüm bulmayı denemekten ve görüşmeye çalışmaktan vazgeçsinler. Ne boşa vakit kaybetsinler ne de bana boşa vakit kaybettirsinler. Büyük bir samimiyetle yazıyorum ki şunca iyiliğe rağmen hala fırsatı değerlendirmeyen hiç bir ülke ve taraf umurumda değil. Gelmesinler zaten öyleleri bana doğru…

Bu dünyanın altı da üstü de yanıp yok olacaksa bile bu şartlar değişmeyecek. Herkes bu şartlara uyarak İstanbul’dan yana duracak ve kurtulacak ya da inadına devam ederek çökecek, batacak, yok olacak.

Fazla yayın yapmaya da gerek kalmadı. Herkes her şeyi anladı, bildi. Beni dinleyenler kargo uçakları ile bile sermayelerini kaçırıp kurtardılar. Dinlemeyecek olanlar da zaten bundan sonra da dinlemezler. Şimdi ben metafizikçi ekibime daha çok vakit ayıracağım, destek vereceğim.

Şu Almanya’yı en başa alacağız. Rusya, ABD, Çin, İngiltere, Kanada, Hindistan, Yunanistan, İsveç, Finlandiya, Ukrayna, Avustralya, Japonya, Kuzey Kore, Tayvan, Güney Kore, İsrail, İran, Suriye derken… Onlarca ülkeyi, altıyla ve üstüyle birlikte ve eş zamanlı olarak çökerteceğiz. Zaten çökükler de son taaruzları da yapacağız.

Pakistan halini gizleyemiyor ama Hindistan hala gizleyebiliyor. Aslında sinyaller karşısında Hindistan’ın hali Pakistan’dan çok beter…

Hindistan’da yerin altı ise üstünden bin beter. Yerin üstündekiler “Çok çok fazla sayıda vatandaşımız ölüyor. Dehşetli şekilde ölüyorlar. Bütün sistemlerimiz, cihazlarımız bozuluyor. Arızalarla baş edemiyoruz. İmalat yapamıyoruz, işlerimiz de bozuluyor” diye çıldırıyorlar.

Orada yer altındaki uzaylılardan İmam-ı Rabbani hazretlerinin bile intikamını alacağım…

Ekber Şah karakteri vesilesiyle sebep oldukları maddi ve manevi zararların intikamını alacağım.

Mektubat-ı Rabbani’yi tahrif etmelerinin de intikamını alacağım…

Şehit ettikleri sayısız müslümanın ve İslam aliminin intikamını alacağım.

Sahipkıran Emir Timur’a yaptıklarının, biyonik robotla yerine geçmelerinin ve o biyonik robota katliamlar yaptırarak o büyük zatın şanını lekelemelerinin intikamını alacağım…

Saymakla bitmez zulümlerinin, cinayetlerinin, kasıtlarının intikamını alacağım.

Yerin altında ve üstünde toplamda milyarlarca kişi ölecek. Herkes görecek, İblis’e seve seve uyarak insanlığa her sahada kastetmenin karşılığını, cezasını…

Ak denizde ve Ege denizinde pek çok farklı noktada birikmiş olan yer altı gazlarını patlatmaya ve bu vesile ile depremlere sebep olmaya devam edeceğiz. Yerin altındakileri korkudan bile öldüreceğiz.

Bu güne kadar, siviller/masumlar zarar görmesinler diye geri duruyorduk ama bundan sonra pek çok düşman ülkede yanardağları patlatacağız. Faal olmayan yanardağları bile faaliyete geçireceğiz. Bu şekilde yerin altına ve üstüne aynı anda çok büyük sorunlar yaşatacağız.

Kıbrıs başta olmak üzere, dünyanın her yerindeki kumar, fuhuş ve eğlence merkezleri şu andan sonra en yoğun şekilde sinyale girecekler. İnsan denemez o tiplerin dehşetli şekilde ölüşlerini, peş peşe intiharları, kavgaları ve cinayetleri ve sinir krizlerini görenler, oralarda bir gün bile duramayacaklar.

Dünyanın önde gelen kara para merkezlerinden biri olan Azerbaycan da çöktü. Devlet dairelerinden hastahanelere, eğlence ve kumar merkezlerine kadar her yerde çok büyük sorunlar var ve gizleniyor. Dehşetli ölümler de gizleniyor.

Bu görüşmeler, manevi yandan bakınca, son ikazlardı. Bundan sonra takdir ne ise o olacak. Dünyada yeni virüsler falan yayılmayacağını, toplu ölümlerin virüslerden kaynaklanmayacağını buraya açıkça yazıyorum. Şimdi duhan vakti…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Evradı şerifler izinsiz okunabilir

(Bu yayın, Mehmet Fahri Sertkaya’nın sosyal medya uygulamasında bir takipçisi ile yazışmasının tek taraflı olarak yayınlanmış halidir)

Akademi Dergisi takipçisi: Selamün aleyküm abi kandiliniz mübarek olsun bize yurtlarda evradı şeriflerin izinle okunabildiği aksi halde faydasının değil zararının olacağı söylenirdi bunları kendimiz okuyabilir miyiz? Birde rabıtadan sonraki zikirde tarif edildiği adete bağlı kalmamız gerekir mi yoksa arttırabilir miyiz

Mehmet Fahri Sertkaya: = v.a.s. Amin. senin de kandilin mübarek olsun. Okuyabilirsin ve dinleyebilirsin. Dinlerken namaz abdestinin olması da şart değil. Necaset bulaşmadan temiz bir iş yapıyorsan, bir kulaklık takarak iş sırasında da dinleyebilir ve beyninden sinyaller yayabilirsin.

Zikirde sayıyı artırman gerektiği sana salih rüyalarla malum edilir.

Akademi Dergisi takipçisi: – Sağolun abi Allah razı olsun

Mehmet Fahri Sertkaya: Okurken de ayet-i kerimelere elinle temas etmeden, kenardan tutarak okuyorsan, namaz abdesti olmadan okuyabilirsin. Hanım kardeşlerimiz de müsait değil hallerinde dinleyebilirler.

Evrad-ı Bahaiyye’yi ya da Evrad-ı Fethiyye’yi ilk defa okuyanlar ya da dinleyenler… Aşırı seviyede zorlanabilirler, darlanabilirler, iç sıkıntıları yaşayabilirler. Hemen kapatmak, durmak isteyebilirler.

Çünkü bu virdler, okuyan ya da dinleyen kişilerdeki cinleri hemen yakmaya, darbelemeye başlarlar. Cinler de o acıyla gayrete gelirler ve kişiye zihin kontrolü yaparak, enerji/sinyal göndererek onu içten içten aşırı seviyede daraltırlar.

Kişi buna tahammül edebilirse, ilerleyen saatlerde ya da cinlerin gücüne göre, en geç ilerleyen günlerde kesinlikle büyük bir rahatlama yaşar. Bu süreçte kişiye tesir eden her türlü büyü de çözülür.

Okuyan ya da dinleyen kişi, niyetini geniş tutarsa, kendisi haricinde başka kişilerin de rahatlamasını ya da saldırgan tarafların çarpılmasını, cezasını bulmasını niyetine alırsa, bu da mümkün olur.

Yine kişi bu virdleri bir de tevbe ve istiğfar niyetiyle okur ve dinlerse… Bu usule devam ettikçe günahlarının affına sebep olur. Bu da maddi ve manevi sıkıntıların üzerinden kalmasına sebep olur. Bir yandan da manevi/metafizik enerjisi hızla düzelir. Cinlere, büyülere, metafizikçilerin saldırılarına karşı manevi bünyesi çelik gibi sağlam olur.

Bu usule devam edenler, geçim sıkıntılarına da sağlık sorunlarına da insanlardan gördüğü eziyetlere, haksızlıklara da hep kolayca çare bulur. Allah onun sıkıntılardan çıkması için sebepler yaratır. Çünkü hadis-i şerifte de buyrulduğu gibi, hastalıklar, sıkıntılar hep günahlara keffaret olması içindir. Dünyada sıkıntısının çekilmesi ve ahirete kalmaması için bir rahmettir. Aksi halde ahirette azap çok çok daha elimdir.

Akademi Dergisi takipçisi: – Sa ,
Evradi şerife izinsiz okunabiliyorsa akla ilk gelen şey bu zamana kadar pis işlerini rahat yapmak ve carpilmamak için mi hep bu şekilde kisitladilar. Hatta musa dogruer demişti ki bize bir sohbette evradi şerife okuyabilmek için kalp ruh ve sirra rabita yapmak gerekiyor.

Mehmet Fahri Sertkaya: v.a.s.

Evet, tamamen öyle…

Musa Doğruer de kripto bir münafık pisliğin tekiydi.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Acımasızca…

Akşam 17:00’yi beklemenin manası kalmadı. Sadece usulen, o saate kadar beklemeye söz verdiğim için bekliyoruz. Almanya’nın da tarafı belli ve değişmeyecek. Şu ana kadar birkaç küçük oyun ve oyalama sergilediler.

Almanya’dan çıkın. Canınızı kurtarın. Aile fertlerinizi kurtarın. Şirketlerinizi, sermayelerinizi, makinelerinizi, yatırımlarınızı kurtarın. Alman bankalarında paralarınız varsa, onları da kurtarın. Personellerinizi dahi Almanya’dan çıkartın.

İkinci dünya savaşındaki bombardımanların hatta Japonya’ya atılan atom bombalarının bile yanında hiç kalacağı kadar devasa bir metafizik saldırı başlayacak saat 17:00’de… Almanya’daki insanların gözleri, her saniye patlayan metafizik enerjileri, sinyalleri göremeyecek ama nelere sebep olduklarını peş peşe görecek… Yanan yanana, batan batana, çöken çökene, düşen düşene, ölen ölene olacak… Hastahanelere koşanların sayısında görülmemiş seviyede bir artış olacak. Bu saldırı, sivilleri ve masumları asla hedef almayacak ama… Sivillerin arasından masum olmayanlar da sinyale girecekler. Almanya gibi sübyancı dolmuş, satanist ayinci ve tecavüzcü dolmuş bir ülkede, sivillerin arasında belasını bulması gereken kaç kişi varsa, hepsi hedef olacak.

Almanya’da, yerin altında ve üstünde, işleyen hiçbir şey kalmayacak. Bütün sistemler krize girecek. Devasa fabrikalar da işlemez hale gelecek. En geç iki ay sonra Almanya diye bir devlet, görüntüden ibaret olarak değil, gerçekten ayakta ise ve işliyorsa, çok ama çok şaşıracağım.

Alman halkını da İblis’in sisteminden acımasızca söküp çıkartacağım.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Rasmus Paludanda bir biyonik robot

Bu gün, yarın ya da bundan sonra herhangi bir gün… Danimarka’da Kur’an-ı Kerim yakılırsa ya da ayaklar altına alınırsa… Danimarka’yı metafizik saldırılarla adeta imha edeceğiz. Detayları her seferinde yazmıyorum. Yerin altında da üstünde de neler yaşanacağını Danimarka’daki bütün taraflar zaten biliyorlar.

Biden hükumetinin Ankara hükumetinden hiç farkı kalmadı. Hükmünü iyice kaybetti. Şu andaki direnişleri bir mantıksızlık eylemi…

ABD karmakarışık bir siyasi kaosa sürükleniyor. Devleti ayakta tutmak isteyenlerin ikinci bir hükumet gibi sistemli hareket etmemeleri halinde, ABD en iyi ihtimalle parçalanacak.

Amerika Birleşik Devletçiklerindeki eyaletler arasında, ABD’den ayrılmak isteyenler… İstanbul’un hassasiyetlerine riayet edebileceklerse… Samimi olabileceklerse… İstanbul merkezli yeni sistem onlara da açık. Onların da karar verip hamle yapmaları için fazla vakitleri yok.

Kaçan kaçana…

Haber metni: “İsveç Başbakanı Ulf Kristersson’un danışmanı Peter Magnus Nilsson, yasa dışı yılan balığı avladığının ortaya çıkması üzerine istifa etti.”

Rasmus Paludan bir biyonik robot. Vatikan’la görüşüyor ve Kur’an-ı Kerim yakma talimatlarını da Vatikan’dan alıyor.

Zaten Putin ve Tayyip suretlerindeki biyonik robotlar da Vatikan’daki biyonik robotlara bağlılar. Oradan talimatlar alıyorlar.

Batı dünyası o kadar büyük bir batakta ki yakın gelecekte İngiltere’nin son çare olarak Fransa’yı yağmalamasını bekliyorum.

Nereye gidiyor dünyanın ilaçları, yer altı şehirlerine mi?

TCMB başkanı Şahap Kavcıoğlu gizli Ermeniydi. Biyonik robotla yerine geçildi. Şu anda o biyonik robotun kontrolü grilerde… O biyonik robot, Soros suretindeki biyonik robotla da sık paslaşıyor.

Avrupa’nın krizleri derinleştikçe Polonya’yı da yağmalayacaklar.

Yakın gelecekte İsveç diye bir ülke kalmayacak. Başka bir ülkenin sınırlarına dahil olacak.

26 Ocak günü de Avrupa’da büyük krizlerle, çatışmalarla geçti. Basına yansımayan çok sarsıcı gerçekler var.

Fransa’nın kendini ayakta tutabilecek gücü kalmadı.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Her şey yıkılacak

“Her şey yıkılacak”

4 Ocak 2023 tarihinde paylaşılmış olan bir video…

Sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde binlerce astrolog ve medyum, Akademi Dergisi’ni dikkatle takip ediyor ve bu sayede isabetle yol alabiliyor. Bunlar, neler olacağını çoktan gördüler, anladılar. Bunlardan sadece küçük bir kısmı gerçekleri anlatıyor. Küçük kısmın arasından çok çok az bir kısmı da gerçekleri yayınlarda anlatıyor. Diğerleri, namussuzca para çarpmaya ve/veya gizli servislere oyuncak olarak insanlığı felakete sürüklemeye devam ediyorlar.

Dünya genelinde çok yüksek sayıda yayıncı, programcı da Akademi Dergisi’ni her gün dikkatle takip ediyor.

Akademi Dergisi, şu ana kadar zaten dünyayı çok büyük oranda dönüştürdü, değiştirdi.

Hususi olarak, tasvip etmediğim ve beni de tasvip etmeyen kişilerden ve çevrelerden de paylaşımlar yapıyorum ki vaziyetin ciddiyetini hala idrak edememiş olanların gözleri açılsın… Burada kendi çapımızda dönmediğimiz, sahada nelere sebep olduğumuz ve anlattıklarımızı ne kadar geniş bir çevrenin kabullendiği, dikkate aldığı, doğruladığı, iyice anlaşılsın…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Hepiniz zaman israfısınız

Tayyip kendilerini aradıktan sonra… Ayar çektikten sonra… Benimle irtibat kuran ve güya taktik oynayan tarafları/ülkeleri ben bilmiyor muyum?

Oradan bakınca bu kadar mı zayıf görünüyor benim sistemim?

Tayyip’in Türkiye içinde bile hükmü kalmadı, milletler arası projelerde mi başı çekecek, yön verecek?

Boş işlerle uğraşıyorsunuz. Onlarcanızı toplasak, bir tane adam etmiyorsunuz. Hiç tat vermiyorsunuz. Ahmakça kendi topuklarınıza sıkıyorsunuz. Hepiniz zaman israfısınız…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

İktidarda tutmak için kuralsızca hareket ediyorlar

CHPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünün Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba:

“Bizim için en iyi adayın Recep Tayyip Erdoğan olduğunu ifade etmek istiyorum.” demiş…

Aynı merkezden talimatlar alanlar, bir gün içinde peş peşe hamlelerini yapıyorlar…

Bu kadar açık bir danışıklı dövüş…
“Anayasanın ihlali” deniyor, “Ağır suç” deniyor, “hukukun üstünlüğü” deniyor, “Meşruiyeti yok” deniyor ama bunlar hala milleti ahmak yerine koyuyor… Bu güne kadar danışıklı dövüştükleri Tayyip’i ve çetesini hala iktidarda tutmak için kuralsızca hareket ediyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Ben bu resme bakınca

Ben bu resme bakınca, İsveç’te yerin altının da üstünün de cayır cayır yandığını görüyorum.

Dikkatli bakınca görüyorum ki kamu kurumlarının binaları, araçları, cihazları, depoları yanıyor. Ordunun askerleri dahil her şeyi yanıyor. Emniyet teşkilatının personelleri, binaları, araçları, cihazları yanıyor. Ülkenin santrallerinden benzin istasyonlarına kadar her şeyi yanıyor. Belediye otobüsleri bile yanıyor. Meclis yanıyor, millet vekilleri yanıyor, yayın kuruluşlarının binaları ve araçları bile yanıyor. Özel bankalar, kamu bankaları, kasalardaki nakit paralar bile yanıyor.

Rasmus Paludan da yanıyor ve onunla bağlantılı olan dünyalı, uzaylı ve cin taifesinden herkes yanıyor. Sabahları işine gidenlerin yollarda düşmüş ve ölmüş leşler bulduğunu bile görüyorum.

Nedense ben bu resme bakınca dehşet görüyorum. Görülmemiş seviyede bir dehşet…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..