Etiket arşivi: Türkiye

Benden duymuş gibi olmayın

Seri halde askeri operasyonlar yaptırdığını iddia ederek, muhtelif yerlerde sürekli faaliyetler yürütmek…

Bu görüntünün arka planında maden, tarihi eser, hazine araması yaptırmak… Bunların kaçakçılığına orduyu alet etmek…

Hangi kanunların hangi maddelerine göre, hangi suç türlerine giriyor ve cezai yaptırımları nasıl oluyor? Yaptıran devlet lideri için cezalar nasıl oluyor, şürekası için nasıl oluyor ve ordu içindeki şürekası için nasıl oluyor?

Benden duymuş gibi olmayın, MİT’in binasının altında sahte para basıyorlarmış. Piyasa bunu konuşuyor. Sahte dediysem, karşılıksız ama orijinal kalitede baskı bunlar… Türk lirası, Euro, Dolar ve daha başka paralar da basıyorlarmış.

Ben inanmadım tabii ki MİT öyle bir şey yapmaz ama insanın kafası karışıyor, ateş olmayan yerden duman çıkmıyor.

Nerede o Hakan, hiç görünmüyor? Bir soralım bakalım, MİT’te ne işler dönüyor…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Mfs faktörü

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Medvedev:

“Zafer bizim olacak. 1812 ve 1945’te olduğu gibi.” demiş. Halt etmiş o biyonik robot… O tarihlerde “mfs faktörü” yoktu. Günümüzde ise var.

Ve mfs baştan Ruslara “Ya savaşa savaşa muzaffer olacaksınız ya da savaşa savaşa parçalanacaksınız” demişti, dinlemediler. Burunlarının dikine gittiler, sert kayaya çarptılar.

Safha safha köşeye sıkıştıkça, daha düne kadar “Çin bizim gerçek müttefikimiz” diye de konuşuyorlardı ama ben “Rusya ile Çin’in gerçekten müttefikliği yok ve olamaz” diyordum. İşte, kısacık süre sonra manzara meydanda… Rusya, Çin’in umurunda bile değil ve İstanbul’u dinlemeyen Çin de kendi derdiyle uğraşmaktan, etrafını bile göremiyor.

AB ve ABD içinde Rusya’ya daha doğrusu Rusya’nın idaresini elinde tutan uzaylı gruba çalışan biyonik robotlar olmasa, perde arkasında uzaylı dengeleri olmasa, İstanbul’un çökerttiği Rusya’nın üzerinden onlarca devlet geçmişti ve Rusya onlarca defa yok edilmişti.

Öyle görünüyor ki ben kısa süre sonra bir yazı daha yazarım ve “Gördünüz mü, güya Rusya zafer kazanacaktı. İşte neler oldu” derim.

Öyle “temiz” çökerttim ki Rusya’yı bu saatten sonra uzaylılar değil, Supermen bile kurtaramaz.

Ha bu arada, Putin nerede? Yaşıyor mu?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Sanki Rusya Federasyonunun temsilcisi..

Sanki AB’nin değil de Rusya Federasyonunun temsilcisi..

Yine yapmış yapacağını ve savaşma kabiliyeti kalmamış, çökmüş, bitmiş haldeki Rusya Federasyonunu kollamaya çabalamış.

Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Borrell:

“Rusya’nın savaşmaya, kaybetmeye ve toparlanmaya alışkın olduğunu unutmamalıyız. Hitler ve Napolyon’a karşı böyle olmuştu.” demiş.

Üstelik, herkes biliyor ki Hitler’i Sovyetler/Rusya yenmedi. Hitler’in ordusu ve bürokrasisi içten çökertildi. Ordusuz, kurmaysız kaldığı ve Alman devleti içindeki bürokratların çoğunun ona itaat etmediği halde bile Hitler, Rusları uzun süre daha ezebildi.

Ruslar, şu koca Türk dünyasında bile aslında bir hiçti ve tarihte yaptığı şeylerin çoğunu yapamazdı. Ruslar, uzaylı tarafların elinde bir kart olarak kullanıldılar da öyle bir tarih yaşandı. Şimdi ise uzayı tarafların dengeleri tarumar oldu. Rusların gerçek hali de gözler önüne çıktı.

İstanbul, istediğinde Rusya’yı devleştirdiği gibi, istediğinde de kolayca çökertti. Hepsi bu… Aksini söyleyenin bir art niyeti vardır. Ruslar şu anda köşeye sıkışmış fare kadar çaresizler.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Çok uzadı bu işler

Şu Asya’nın meselelerini artık halletmemiz, dengelerini bir şekilde artık yerine oturtmamız lazım. Çok uzadı bu işler…

Çin Komünist Partisi (ÇKP), kendi içinde daha sert kavgalar etmesi gerekiyorsa etmeli, artık net bir duruş sergilemeli…

Sırf Türkiye’nin ve Türk dünyasının da menfaatine oluyor diye, Çin’in düşmanlarının Çin’e son darbeleri vurmalarına mani oluyorum.

Bu güne kadar Çin’i hızlıca çökerttim ve düşmanlarının önüne attım, bir süredir ise son darbeleri almasın ve tamamen çöküp dağılmasın diye dengeler kurdum.

Lakin Çin yine de klasik Türk/İslam düşmanı bakış açısından ve klasik haşin Çinli tavırlarından kurtulamadı.

Çin’i daha fazla varlıkta tutmak bana ve sistemime artık gereksiz bir yük olmaya başladı. Çin, sonunda parçalansa hatta tamamen yok olsa bile yine de yanlış siyasetini bırakamayacaksa, onu taşımanın bize bir faydası yok.

Devlet memurlarına maaşlarını veremeyecek… Kamu masraflarını karşılayamayacak… İmalatçasını ayağa kaldıramayacak… Sadece emlak sahasındaki batağını onlarca senede çözemeyecek haldeki Çin… Sonunun nasıl olacağını belirleyeceği son kararı vermeli.

Ya İstanbulla restleşmeye devam ederek kısa sürede yok olacak ya da bu savaşı İstanbul’un kazandığını kabul ederek istanbul’u dinleyecek.

Çin’in, istikametini seçtiği, geleceğini belirlediği son kararı… Japonya’nın, Tayvan’ın, Kore’nin güneyinin ve Hindistan’ın akıbetini de belirleyecek.

Aynı zamanda, Doğu Türkistan’ın hürriyetine ne zaman ve nasıl kavuşacağını da belirleyecek.

Çin hatalı kararlarında ısrar etse de etmeyip İstanbul’a ayak uydursa da Doğu Türkistan hür bir ülke olacak. Lakin Japonya’nın, Tayvan’ın, Kore’nin güneyi ile Hindistan’ın akıbetleri için farklı senaryolar, ihtimaller yine olacak.

Sadece birkaç gün daha bekleyeceğim. Sonra Çin kendi kararını alacak, ben de kararına göre sahayı yönlendireceğim. Tepkisiz, sessiz kalmasını, şu andaki yanlış duruşunu devam ettirmek olarak yorumlayacağım.

Ve ben artık kimsenin açıklamaları ile vakit kaybetmiyorum. Bütün taraflardan artık somut/net hamleler bekliyorum. Herkes bundan böyle icraatıyla, hamlesiyle, işiyle, müdahalesiyle sözünü söyleyecek, tarafını belli edecek.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Akademik rüya tabirlerinde bu gün

Akademik rüya tabirlerinde bu gün…

Gökten kan yağması…

– Hayırlı günler hocam
Bu gece sabaha karşı rüyamda bı okul bahçesinde insanlar toplanmış kalabalık düğün gibi ama düğüne benzeyen bişey yok sonra bi anda havadan iri kırmızı kan gibi damlalar yağmaya başladı, ben dahil çoğu kişi beyaz giyimliydik bunun lekesi çıkmaz üzerime gelirse bana değmesin diye saçaklarin altına girmeye çalışıyorum, etraftan birileri arkasından çok güzel yağmur yağacak heryer hem temizlenir hem toprak suya kanacak diye konuşuyorlardı.

= Hayırlı günler.

Okul bahçesi bu rüyada Türkiye’yi temsil ediyor olmalı. Bütün Türk milletini ya da Türkiye’deki bir sınıfı temsil ediyor olmalı.

Sanayiciler ve tüccarları temsil ediyorsa bile sonunda aynı manaya çıkıyor çünkü, onlar sebebiyle bütün millet sorun yaşayacak.

Kan damlaması, çok kısa süre içinde çok büyük maddi kayıplar yaşanmasına delalet ediyor

Kalabalık insan topluluğu görmek de çoğunlukla iyiye yorulmaz. Keder, acı, üzüntü, istenmeyen hadiseler demek.

Arkasından yağmur yağacak olması ise hayra delalet ediyor.

Büyük sıkıntıların çok uzun sürmeyeceğine, sıkıntıların şiddetli olacağına, kısa sürede büyük acılara sebep olacağına ama sonrasında çok hayırlar olacağına ve kısa sürede ayağa kalkılacağına delalet ediyor.

– Bizim aile için mi hocam

= Hayır herkes için…

Şöyle de tabir edilebilir ve aslında hemen hemen aynı manaya da gelir…

Çok büyük ve çok acı musibetler milletçe başımıza yağacak.

Bu sırada yüksek sayıda can ve mal kaybı olacak.

İnsanlar çok zorlanacaklar. Öyle ki afetlerin şiddetini, yıkıcılığını görünce ümidini kaybedecekler de olacak.

Lakin yine de bu ülke kısa sürede toparlanarak ayağa kalkacak.

Yaşananlar ilk başte şer görünüyorken, sonunda hayra dönecek.

Çok yüksek sayıda insan şeytanı da hızlıca oyundan düşmüş, ortalık temizlenmiş olacak.

Zaten bu kadar büyük pislikleri ancak peş peşe gelen ve her biri çok acı, çok büyük olan musibetler temizler.

– Allah razı olsun hocam, Rabbim ilminize ve gücünüze ziyadelik versin …

= Amin. Cümlemizin.

Bu rüyanın hayırlı bir şekilde tabir edilme ihtimali yok. Bir tabiri daha var ki o da kıtlık… Önce maliye açıkça çökse de çökmese de feci afetler gelse de gelmese de bir şekilde bu ülkede büyük bir açlık, kıtlık zamanı yaşanacağını haber veriyor.

Rüyada okul görmenin bir manası da zaten işlerin batmasına, yokluğa, iflasa, açlığa, kıtlığa çıkar.

Gökten kan yağması, milletin büyük kısmınının affedilmez manevi hatalar içinde olduğuna… Dinden, ahlaktan, dürüstlükten, merhametten tamamen uzaklaşıp taş kesildiğine… Artık onların geri dönülemez seviyeye geldiğine ve helakı hak ettiklerine delalettir.

Bu rüyanın bir tabiri daha var ve buna göre;

– Okul, AKPKK-MHPKK hükumetini temsil ediyor.

– Düğün gibi olan ama aslında düğün olmayan kalabalık, bu güne kadar hükumetle iş yapmış ve hükumetin çevresinde bulunmuş kişileri, çok yüksek sayıdaki kişiyi temsil ediyor. (Düğün, sosyal çevre, iş çevresi, siyasi çevre demektir rüyalarda. Evlilik ise anlaşma, boşanma ise ayrılık/anlaşmazlık demektir.)

– Kan yağmuru, hükumetin ve çevresindeki kalabalık kitlenin affedilmez suçlarının ifşa olması, bunun çok hızlı ve bir arada olması…

– Kalabalık içindeki çoğu kişinin beyaz renk giymiş olması, iki yüzlülükleri, çok ileri seviyede suçlarına rağmen temiz insanlar gibi görünmeleri…

– “Bana değmesin” diyerek saçakların altına kaçmaya çalışmak, ifşa olmamak için çırpınmaları, kaçışmaları

– Yağmur, çok büyük sıkıntılar yaşanacağına, bütün işlerin ve dengelerin bozulacağına, çok büyük maddi zarara delalet ediyor.

– Her yerin temizlenecek olması, bütün suçluların er ya da geç ifşa olup cezalarını bulacak olmaları…

– Toprağın suya kavuşması, suçluların bu sürecin devamında öleceklerine delalet ediyor.

– Selamun aleyküm hocam . Rüyamda dişim sallanıyordu. Sonra elime düştü. Bi sıkıldım önce , sonra daha iyi oldu kapanacak orası hemen ve daha güzel duracak dedim .

= v.a.s. Şayet bu rüyada kendini birinin yerine temsili olarak görmediysen… Lüzumsuz, sıkıntı veren bir akrabanla aranı açacaksın ve bundan pişman olmayacaksın. İsabetli bir karar vermiş de olacaksın

Anlaşılan o ki rüya sahibi bu rüyada kendisini başkasının yerine temsili olarak görmüş.

O halde… Artık tamamen lüzumsuz, faydasız ve sıkıntılı olan bir kişiyi ya da tarafı, kalıcı olarak silip geçeceğim.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Uzaylı da olsa insan, insandır

Uzaylı da olsa insan, insandır…

İran’daki ve Suriye’deki yeraltı uzaylı şehirlerinde çok büyük yıkılışlar ve acılar yaşanıyor.

Uzaylı da olsa insan, insandır… Bu güne kadar 50 milyar doların üzerinde masraf yaparak ve türlü çileler çekerek, 15 milyon kadar mülteciye ev sahipliği yapan ve dünyaya örnek bir duruş sergileyen ülkemiz… Söz konusu uzaylıları da mülteci olarak kabul etmelidir. İnsanlığın, hukukun ve vicdanın gereği budur. Bizim tarihimiz, insanlıkta zirve yaptığımız, dostu düşmanı şaşırttığımız asil davranışlarla doludur.

Nagehan Alçı’ya da sorulsa, o da bunu söyleyecektir ve ekleyecektir: “Evet, uzaylı da olsa insan, insandır. Mültecilerin hepsi yurdumuza kabul edilmeli ve gereken destekler verilmelidir. Uzaylı da olsalar onlar da hakim, savcı, vali hatta devlet başkanı bile olmalıdır.”

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Yok mu artıran

Yok mu artıran?

Türkiye’de 710 milyar metreküplük doğalgaz keşfi yapılmış.

Türkiye, dünya enerji devlerinin de radarına girmiş.

Daha önce ABD, İngiltere, Kanada gibi pek çok ülkeden Karadeniz’deki gazı birlikte arama ve işletme gibi teklifler alınırken, bu kez ise dünya devi bir enerji şirketi Türkiye’ye büyük bir teklifle gelmiş.

Rezerv değerlendirme şirketi DeMac Türkiye’ye 300 milyar dolarlık peşin para teklifinde bulunmuş. Bu meblağa karşılık satma operasyonlarını birlikte yapma teklifinde bulunmuş.

Büyük suç ortakları Putin’in ortalıkta gözükmediği… Ölü mü diri mi bilinemediği… Rusya’da, ABD’de ve Türkiye’de aslında borsaların çoktan battığı… Döviz kurlarının bile gerçek değerinde tutulmadığı… Sahada nakit para kalmadığı şu zamanda… AKPKK’yi iktidarda hala tutabilmek için oynanan oyunun, söylenen yalanların, açıklanan sahte projelerin ve anlaşmaların bini bir arada…

Kemal Kılıçdaroğlu 500 milyar dolar bulduğunu üfürmüştü, sonra çabucak sönmüştü bu balonu… Bunlar neden mütevazı olup da 300’ü üfürdüler, ben onu anlamadım. İşte ben oraya takıldım. En azından 550 milyar dolar demeleri gerekiyordu. Kimseden de aşağı kalmazlardı.

Haydi buyurun, piyasada keklik ve sazan avı devam ediyor. Oltaya, saçmaya takılmak isteyenler için çok müsait şartlar var.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Deniz rafinerisi projesi çalışmamız lazım

Bir proje geliştirmemiz lazım. Teknik adamlardan bir yuvarlak masa kurmamız ve bir deniz rafinerisi projesi çalışmamız lazım.

Daha önce anlattığım deniz platformu tekniği ile altıgen şekilli ve kocaman platformlar yapılacak.

Onların altında da batmayı imkansıza yaklaştıran türden çelik balonlar olacak.

O çelik balonlar da dalgada sallanacaklar ve elektrik enerjisi üretecekler.

Altıgen şekilli deniz platformlarının ortasında bir tane olacak, etrafı için sınır yok.

Merkezdeki kocaman parça, petrol işleme tesisi olacak. Etrafındaki altıgen kısımlar ise kocaman depolar olacak.

Yan platformlar, merkezdeki platforma ve birbirlerine bağlanırken, biraz esneme ve gerilme imkanı veren bağlantı sistemi kullanılacak

Normal havalarda bunlar pek sallanmazlar ama fırtınalı havalarda aradaki esneme ve gerilme payları sayesinde, hiç sorun kalmamış olacak.

Yine daha önce anlattığım bir teknik kullanılacak. Açık denizde, denizin dibine kocaman beton bloklar bırakılacak.

Bu beton bloklara bağlanan kalın çelik halatlar, deniz üstündeki altıgen platformaları sabit tutacaklar.

Bu proje ile de pek çok fayda bir arada sağlanmış olacak.

Öncelikle, karadan, şehirlerden, şehir kenarlarından o rafineriler kaldırılabilecek.

Onlar hakikaten bütün milletler için devasa bir risk oluşturuyorlar

Onların patlaması ile oluşacak yakıcı, yıkıcı ve zehirleyici tesirlerden korunulmuş olacak.

Rafineriler yapmak kolaylaşacak.

Gerektiğinde rafinerilere eklemeler yapmak kolaylaşacak ve ucuzlayacak.

İstenildiğinde bu deniz rafinerileri, denizden ham petrol çıkartılan petrol platformlarının çok yakınına gidebilecekler.

Biz bunları Türkiye’de yaparak dünya genelinde başka ülkelere de anahtar teslim şekilde satabileceğiz.

Müşterimiz daha sonra hacmini büyütmek isterse, ek bir petrol işleme tesisli altıgen platform ve çevresine altıgen platformlu depolar satacağız. İsterse bunları birleştirir. İsterse sonradan aldıklarını ayrı bir yerde kullanır. İsterse soradan başka altıgen depolar satın alır ve mevcut rafinerisine ekler.

Petrol ve petrol ürünleri dolu ve büyük risk taşıyan gemilerin limanlara, şehirlere yaklaşması da azalacak.

Herhangi bir yangın başlarsa, yangın olan birim birkaç dakika içinde ve otomatik sistemlerle sökülerek diğer birimlerden ayrılabilecek. Denizde ilerletilerek uzaklaştırılabilecek.

Otomatik sistemde bir sorun olmuşsa, personellerin elle müdahaleri ile de dakikalar içinde bir altıgen platform, diğerlerinden ayrılabilecek.

Bu sistemdeki her altıgen kısmın, kendini topraklama, üzerindeki statik elektriği nötrleme imkanı olacak.

Yine her altıgen kısmın, herhangi bir yangın başladığında deniz suyunu çekerek yoğun su ile söndürme imkanı olacak.

Su ile söndürelemeyen kimyevi maddeler için ise özel söndürme teknikleri de olacak. O söndürücü madde, altıgen platformada bol miktarda depolanabilecek. Üstelik işleri hiç bozmadan ve sorun çıkartmadan…

En kötü ihtimalde, platform üzerinde çok büyük ve kontrol edilemez bir yangın yaşanıyorsa, eğitimli olan personel bir araya gelerek, kaçış filikaları misali her zaman hazırda bekletilen birkaç denizaltıya binecekler. Kısa süre içinde derine dalacaklar. Çok şiddetli bir patlamanın parçalayıcı, yakıcı ve parçalayıcı şok tesirinden korunmuş olacaklar. Böylelikle can kayıpları asgariye indirilecek.

Bu altıgen şekilli deniz platformlarının her biri zaten çok büyük olacağı için, bu deniz rafinerisinin dört bir yanına aynı anda çok sayıda gemi yanaşabilecek. Gemileri yükleme ve boşaltma sırasında süre kısalacak, emek azalacak.

Bunlar en kaba kısımları… Her safhasında farklı fikirler, alternatif teknikler ve malzemeler ortaya sürülebilir. Böyle bir projeye de bu dünyanın ihtiyacı var.

Merkez birimi, etraf birimlerden çok daha büyük yapmak da mümkün…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Japonya’nın maliyesi de çöktü

Japonya’nın maliyesi de çöktü. Kriz çok büyük seviyede.

Son çare olarak, gerçek olmayan korona pandemisine sığınabilirler. Korona yalanlarını hükumet, basın/medya ve akademisyenler üzerinden yayarak halkı panikletebilirler.

Bu sayede hukuksuz kısıtlamaları da uygulayarak olağan hayat akışını mümkün olduğunca yavaşalatabilir, halkın harcamalarını da kısıtlayabilirler. Aynı zamanda sözde ilaçlar, sözde aşılar üzerinden ve bu karambolde öldürülerek organları çalınan insanlar ve hayatta bırakılarak kaçırılan kadınlarla çocuklar üzerinden nakit döngüsünü artırmak isteyebilirler. Çin, iflasını açıkça ilan etmemek için bunu son aylarda çok denedi ama Çin bile bu hususta geri adım atmak zorunda kaldı. Japonya’nın ise hiç şansı yok.

Neler denerlerse denesinler, İstanbul’un üst üste inen sert yumrukları karşısında devrildiler, yıkıldılar. Nakavt olmamak için ayağa kalkmaya çalışıyorlar ama kalkamayacaklar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Tertemiz yapılacak

Yerli ve milli olacak

Türkiye’de emniyet teşkilatı çok kısa sürede kara paracılardan temizlenecek ve teşkilata silbaştan ayar çekilecek.

Vazifeler, yetkiler, haklar, iç denetleme mekanizmaları yeniden belirlenecek. Değişme o kadar kapsamlı olacak ki emniyet taşkilatına ait araçlar kırmızı ile siyah arasında renk geçişli araçlar olacaklar. Bu iki rengin yanında gerektiğinde beyaz renk de üçüncü renk olarak karıştırılarak kullanılacak.

Hiçbir ağırlığı, tesiri olmayan ve son derece basit/hafif bir duruşu olan mevcut tasarım/tercihler terk edilecek. O basit Fransız taklitçiliği hem emniyet teşkilatından hem de jandarma teşkilatından en kısa sürede kazınıp atılacak.

Arabalar haricinde kıyafetlerde de kırmızı siyah renk tercihleri hakim olacak. Emniyet teşkilatının hangi birimine ait olduğunu belli edecek şekilde, teşkilata ait kıyafetler ve arabalar üzerindeki renk geçişlerinde ve desenlerde de farklılıklar olacak.

Teşkilatın logosu da tamamen değiştirilecek ve arabaların üzerinde büyükçe teşkilat logosu da olacak. Logoda hilal ve yıldız belirgin şekilde öne çekilecek ve arabalarda da çok güzel bir tasarımla hilal ve yıldız bulunmuş olacak.

“Polis” kelimesi de terk edilecek, kullanılmayacak. Arabaların üzerinde de Polis yazmayacak, “Emniyet Teşkilatı” yazacak. Teşkilat mensuplarına da polis denilmeyecek ve “Emniyet memuru” ya da “kolluk” denilecek.

Fransız ve İtalyan araba markalarının araba modelleri de tercih edilmeyecek. Gerçekten yerli ve milli arabalarımızı yaptığımız ana kadar, bu iki ülkenin arabaları emniyet teşkilatımız tarafından satın alınmayacak ve kullanılmayacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Bohçalı’nın siyasi ömrü de fiziki ömrü de çok kısa

Soysuz, Olcay Kılavuz’un yurt dışına kaçmasını mı istiyor?

İntihar görüntüsü verilerek öldürülecek MHPKK’liler mi var?

Yılanın başının Bohçalı olduğunu öğrenmeyen, anlamayan, kabullenmeyen kalmadı.

Bohçalı’nın siyasi ömrü de fiziki ömrü de çok kısa…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Ekrem de hak ettiği muameleyi görecek

Ekrem İmamyan başta olmak üzere çok sayıda personelin vazifesinden alınması ve İBB’nin, başka ülkelerin menfaati için çalışan hainlerle teröristlerden temizlenmesi, hukukun gereği…

Hukukun ve milli güvenliğimizin gereği hemen yapılacak ve Ekrem de hak ettiği muameleyi görecek.

Bu hususta Türkiye içinde ve dışında çatlak sesler istemiyorum. Bu hususta İstanbul’un iradesine karşı duranlar da çok ağır bedeller ödeyecekler.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi