Etiket arşivi: İçimizdeki Hainler

20 bin Euro borç almış da yoluna bakabilmiş. Kim inanır?

20 bin Euro borç almış da yoluna bakabilmiş. Kim inanır?

Sedat Peker’in devasa bir zenginliği var. Bu zenginliğin kaynağı hep kara para işleri…

Bunları yavaş yavaş anlatırım ya da belki de toptan bir operasyon olur ve yargılama safahatında anlatılır, konuşulur. Lakin şimdiden anlatılması gereken büyük bir kısmı var.

U.S. Polo firması, Türkiye’de Aydınlı Grup ile çalışıyor. Aydınlı Grup başka markaların Türkiye’deki iş ortaklığını da yapıyor. Aydınlı Grup, yurt içindeki ve dışındaki mağazalarına ve depolarına araçlarla sevkiyat yaparken yüksek miktarda uyuşturucu da taşıyor. Bu grubun Türkiye’deki araçları ve mekanları organize şekilde uyuşturucu işinde kullanılıyor.

Sedat’ın en çok ve düzenli olarak para kazandığı yerlerden biri de bu U.S. Polo ya da daha doğru ifadeyle Aydınlı Grup… Sedat bu sistemin içinde, bu sisteme çalışıyor, destek veriyor. Adamlar buluyor/ayarlıyor, teslim alacak araçları ayarlıyor, mekanlar belirliyor, lüzumu halinde hukuk dışı şekilde silahlı adamlarla koruma sağlıyor. Kendi çetesi de uyuşturucuyu alıp satarken bu sistemi bir tedarikçi olarak muhatap alıyor.

Bir tripod ve bir kamera ile Türkiye’yi ve hatta dünyayı değiştirebileceğini zan eden burnu havada bu ahmak herif, bütün sahayı hepten boş mu zan ediyor, herkesi toptan ahmak mı zan ediyor, neye nasıl bakıyor da bu kadar temelsiz şekilde işler yapmaya kalkıyor, benim onu anlamak isterken devrelerim yanacak gibi oluyor. Sonunda “Bırak şu kırığı, sıfatına vurmamış mı aklındaki ve ahlakındaki/karakterindeki devasa sorunlar. Konuşmalarından, tavırlarından anlaşılmıyor mu devreleri çoktan yaktığı. Beyninin gri noktalarla dolduğu. Neyi tartıp anlamaya çalışıyorsun.” diyorum ve pes ediyorum.

Ve bakıyorum da bunun karşısında olanlar bunu iki günde nasıl bitiremiyorlar, anlayamıyorum.

Mehmet Fahri Sertkaya

Kuklacılar hedeflerine ulaştılar

Kuklacılar hedeflerine ulaştılar. Arka planda anlaştılar ve kuklaların ikisi de meydanda kaldılar. Ne olacağı belli, iki kukla da sahneden alınacak.

Ani bir karar değişikliği olmazsa biri içeri, diğeri mezara girecek. Büyük ihtimalle içeriden de yol mezara çıkar.

Bu iki kukladan birine, burnu havada olana, egosu tavan yapmış olana, sözün başından sonuna kadar kibirli gülümsemeler ekleyene karısı da ihanet ediyor. Karısının bağlantıları bu kuklanın bağlantılarından daha geniş ve bu kuklanın içeri alınacağını karısı biliyor da renk vermiyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Türk’e ihanet eden, Türk’ün dinine, tarihine, kültürüne söven ne kadar çok alçak var.

Bu milletin içinde Türk rolü oynayarak yaşayan ve bulduğu her fırsatta Türk’e ihanet eden, Türk’ün dinine, tarihine, kültürüne söven ne kadar çok alçak var.

Bu heykeli yapan, yaptıran, oraya koyduran, orada durmasını sağlayan herkes hakkında soruşturma başlatılmalı.

Mehmet Fahri Sertkaya

Fazilet Takvimiyle Müslümanların arasını kimler, neden açtılar?

Medar-ı iftiharımız olan Fazilet takvimi son yıllarda para kazanmanın bir metaı haline getirildi. Bu, hizmetlerimizin maddi ihtiyaçlarını karşılamada yeni bir gelir kanalı oluşturmak niyetiyle de yapılmadı. Bu işte/kararda da iyi niyet yok. Sadece Fazilet takvimin üzerinden dönen dolapları ve yapılan ihanetleri sesli anlatmak bile saatler alabilir.

Hadis-i şerifte ahir zamanda İslami ilimlerin yok olmaya yüz tutacağı, cahiliyenin hakim olacağı, bu sebeple insanların dinini muhafaza edemeyeceği, son nefesini kurtaramayacağı ve dünyasının cehennem misali sıkıntılı geçeceği açıkça ifade edilmiş. Birçok hadis-i şerifte İslami ilimlerin olmadığı yerde Müslümanlığın, saadetin, adaletin, huzurun olmayacağı açıkça ifade edilmiştir.

Böyle bir çağda, bir benzeri bu güne kadar hazırlanamamış olan ve bu güne kadar milyonlarca insanın binlerce dini meselede doğru bilgileri öğrenmesine vesile olan takvimimizin üzerine oynanan oyunlar artık bozulmalıdır.

Fazilet takviminin arka yüzünde verilen dini/İslami bilgilerin, kendi sitesinden kaldırılmış olmasının iyi niyetle izahı mümkün değildir. Bu güne kadar neden böyle karar alındığına dair yapılan açıklamalar ikna edici ve hukuka uygun değildir.

Başka takvim markaları bunları kopyalayacaksa, kopyalasın… Başka internet siteleri bunları yayın yapacaksa, yapsın… Bunlar daha çok yayılmış olur ve pek çok ilmi meselede hataların yerini doğruları alır. Bundan hangi mü’min gönül rahatsızlık duyar… Üstelik, Fazilet takviminin arka yüzünde verilen yazılar günümüzde hayatta olan birilerinin telif eserleri midir? Bunları bir komisyon zaten geçmiş ve muteber İslam alimlerinin muteber eserlerinden iktibasla aktarmadı mı, aktarmıyor mu? Böyle bir dünyada, böyle bir komisyonun, 365 gün sınırlamasına takılmadan böyle bir hizmeti artırması ve bir sene içerisinde takvimizin resmi sitesi üzerinden binlercesini paylaşması istenmez ve beklenmez mi?

Fazilet takviminin IOS ve Android uygulamalarının ücretli olmasını anlamak da mümkün değildir. Türkiye’de ve dünyada maddi durumu gerçekten çok ama çok zor olan çok yüksek sayıda müslüman bulunmaktadır. Bunların kitap almaya da ilmi meselelerde maddi harcamalar yapmaya da imkanları bulunmamaktadır. Hatta pek çok kardeşimizin iş/geçim meşguliyeti arasında kitap okumaya vakti de bulunmamaktadır. Gönül isterdi ki bu bilgiler günümüz insanın anlayabileceği sade bir Türkçe ile aynı zamanda seslendirilsin ve çalışan kişiler ve talebeler bunları yolda ve fırsat buldukları her yerde dinleyebilsin… Şu misyonerlerin her bir incilin arasında yüz dolar koyarak yaptığı faaliyetlere bir bakalım, bunların bile sözde İslami iktidarda hiçbir mani ile karşılamadıklarına bakalım. Evlatlarımızın, insanlarımızın ne kadar büyük bir tehlike altında olduğuna bakalım. Her gün sözde Türk basın ve medyasında İslami meselelerin gizli Ermeni ve gizli Yahudi ilahiyatçılar tarafından nasıl kasten tahrif edildiğine bakalım ve bir de Alihan Kuriş’in Fazilet takvimi hakkında aldığı şu kararlara bakalım. Akıl alır şeyler değil bunlar…

Bu şartlarda, Fazilet takvimi uygulamasının ücretli dağıtılması zaten ilk anlardan itibaren akıllarda soru işaretleri oluşturmuştu.

Son zamanlarda yaptığım yayınlardan sonra samimi/gerçek Süleymanlılar anladılar ki Alihan Kuriş yıllardır zikzaklar çizen, batıp çıkan biriydi. Son birkaç aydır ise tamamen battı ve artık çıkışından ümit de kesildi. Öyle ise son yıllardaki bazı tuhaf gördüğümüz kararları şimdi yeniden tartışmanın ve sorgulamanın da vakti gelmedi mi? Hz Ömer’e hesap soran sahabi gibi olmamızın vakti gelmedi mi? Bence bu sorgulamaların ve hesap sormaların en başında gelmesi gereken hususlardan biri de Fazilet takvimi üzerinden döndürülen dolaplar…

Bu hususta sorgulamamız, tartışmamız ve sonrasında samimiyetle ve Allah için, din gayretiyle hesap sormamız gereken şudur:

  • Bir şer kuvvet, İslam düşmanı bir güç unsuru, bu kadar ilmi kuraklığın hüküm sürmekte olduğu bu çağda, yaralara merhem olurcasına ihtiyaca az da olsa cevap veren Fazilet takviminin arka yüzündeki ilmi makalelerin/izahatın yayılmasına mani olmak istedi mi?
  • Onlarla zaten pek çok hususta anlaşan, son zamanlarda ise her dediklerini emir kabul eden, “Benim canıma zarar gelmesin, ne derseniz yaparım” diyecek kadar dibe vuran Alihan Kuriş ve şürekası, o zamanlarda Fazilet takvimi hakkındaki bu taleplerini da kabul etti mi?
  • Takvimin arka yüzünde verilen bu ilmi izahlara müslümanlar ulaşamasın diye Fazilet takviminin kendi sitesinden bunların paylaşılmasına da son verildi mi?
  • Yine aynı niyetle IOS ve Andorid uygulamalarının ücretli olmasına mı karar verildi?

Bunca yıldır bu kadar müslümanın yaptığı maddi yardımlar nereye gitti de bir takvimden para kazanmak iddiasıyla bu kadar akıl almaz ve iyi niyetle izah edilemez kararlar alındı ve uygulandı.

Mehmet Fahri Sertkaya

Desteğe ihtiyacı var!

Ankara Ulubey bölgesinden Hasan Bayram Hocaefendi, cemaatimiz içindeki Müslüman görünen münafık büyücülerin saldırısına uğramıştır.

Tıbben beyin kanaması teşhisi konulmuş ve bilinci kapalı denilse de aslında yaşananın çok ağır büyülerin tesiri olduğunu anlamak meseleden bile değildir.

Yine metafizik sahada marifeti olan samimi/ihlaslı kardeşlerimize sorunca hemen öğrenebilirsiniz ki bu büyüler bu hocaefendi kardeşimize samimi olduğu, gayretli olduğu ve doğruları konuştuğu için yapıldı. Kendisine büyü yapılması talimatını ailece büyü işlerine çoktan bulaşmış olan Alihan Kuriş verdi. Bunları bilmek, doğrulamak isteyenler kolayca doğrulayabilirler. Tartışmaya açık bir yanı bile yok. Bir süredir neler yazıp iddia ettiğim herkesin gözleri önünde ama karşıma bir kişinin bile çıkamadığı ve “Sen bunları nasıl yazabilirsin” diyemediği de gözler önünde…

Ayağını tamamen kaydırıp münafıklaşan ve karşımda iyice de köşeye sıkışmış olan Alihan Kuriş’in emriyle çok sayıda münafık kişi, cemaatimizdeki çok sayıda samimi hizmet ehline durmaksızın büyüler ve metafizik saldırılar yapıyorlar. Ali Eren de bu büyücü takımının önde gelenlerinden ve Hasan Bayram hocaefendiye de kastedenlerden biri…

Artık kılıçlarımızı kınlarından çıkartmamız gerektiği anlaşılıyor… Çünkü bunların artık hidayetinden ümid de yok, bunların durmasını ummak da ahmaklık. Öyle ise herkes, bütün samimi Süleymanlılar derhal titreyip kendine gelmelidir. Her sahada bu münafıklar, bu muzır varlıklar, bu İslam ve Müslüman düşmanları, bu ilmin ve hakikatin düşmanları, adaletin ve hakkaniyetin düşmanları temizlenmelidir.

Artar cihadla şanımız
Fahr-i rasul sultanımız

Mehmet Fahri Sertkaya

Necdet Özel, Aydoğan Aydın paşanın gerçek katillerinden biridir

Necdet Özel, Aydoğan Aydın paşanın gerçek katillerinden biridir

Necdet Özel bu güne kadar birçok işimi, operasyonumu, planımı sinsice bozan bir kişidir.

Son dakikada haberler sızdırarak operasyonlarımın bazılarının neticesiz kalmasını sağladı. Kara paracılara, hainlere çok yardımcı oldu ve son dakika müdahaleleri ile kurtuldular. Hatta son defasında ben alınıp içeri konulduğum gün, Trabzon limanındaki Ayhanlar isimli gemi meselesinde de planlarımı o bozdu. Benim zaten içeri gireceğim vardı, meselenin manevi yönü de vardı ve benim için çok mesele değildi. Ben, üzerimdeki himmetle çıkılmazlardan çıktım, yoluma, hizmetime devam ediyorum ama çok sayıda gerçek vatansever kişi, Necdet yüzünden oyundan düştü.

Zamanında Aydoğan Aydın paşanın da çok operasyonlarını son dakikada Necdet Özel bozdu. Necdet’in, Aydoğan Aydın paşanın yanında da adamları vardı ve oradan istihbarat alabiliyordu. Şehit Aydoğan paşa farkında olmadan Necdet’in uyuşturucu işlerini de bozmaya başlamıştı. Necdet bundan çok sıkılmıştı.

Başka birçok rütbeli kişiyle de paslaşarak Aydoğan Aydın’ın infaz kararını aldılar. Şehit Aydoğan Aydın’ın gerçek katillerinden biri de eski Genel Kurmay Başkanı ve gizli Ermeni ve kara paracı Necdet Özel’dir.

Mehmet Fahri Sertkaya

Cemaatimiz içindeki münafıklar iyice köşeye sıkıştılar.

Cemaatimiz içindeki münafıklar iyice köşeye sıkıştılar.

Daha fazla sessiz kalamazlar. Yakında, son bir çare olarak hakkımda atıp tutmayı, iftiralar savurmayı denerler. Başka bir şey yapmaya imkanları yok, yürekleri hiç yok. Hayatımda yüz kızartıcı hiçbir şeyim de yok. Olsaydı zaten onlara kalmaz da kaç devlet, kaç lider, kaç terör örgütü, kaç gizli servis bunları alır ifşa ederdi ve beni bitirirdi.

Hayatımda hiçbir leke olmasa da yine de şu münafıklar güruhu bunu yapmak, denemek zorunda. Çünkü sona geldiklerini biliyorlar. Çünkü bu güne kadar da o Halil Akdere ve benzeri şahısları ileri sürerek bundan başka bir şey yapmadılar. Bu günlerde ise bu çirkinliği koro halinde yapmaları bunlardan beklenir.

Ben, tepe taklak olmuş ve masonların, yahudilerin piyonu olmuş, bu imtihanı geçememiş Alihan Kuriş hakkında her ne dediysem hepsinin kanıtlarını, şahitlerini meydana dökeceğim. Hepsi zaten hazır ve safların iyice sıklaşmasından başka bir şeyi beklemiyoruz.

O taraftan birileri de benim hakkımda ne söyleyeceklerse hepsinin kanıtlarını, şahitlerini meydana dökmeleri gerekecek ama yapamayacaklar. Bu nedenle, hakkımda her duyduğunuza hemen inanmayın. Gelin bana, herkes ulaşabiliyor, medenice sorun. İzah edeyim, ispat edeyim. Sonra dönün “Bu nasıl iş? Mfs hakkında zaten on seneden fazladır sadece iftiralar atılabilmiş ve başka kimse bir yalanını, bu kandırmasını, bir ihanetini, bir art niyetini ispat edememiş. Siz şimdi ne yapmaya çalışıyorsunuz? Neye ve kimlere hizmet ediyorsunuz?” diye onlara sorun.

Ben hiçbir zaman hiç kimse karşısında minderden kaçmadım, kaçmam. On yıldan fazladır hazırlıklı olduğum anlarda hiç tanımadığım insanlar bana dönüş yaptıklarında her konuyu gayet rahat bir şekilde konuştum ve kayıtları çoğunlukla ben paylaştım. Bunların arasında bile tezat bulabilselerdi, ortalığı yıkarlardı. Son derece çaresiz kalıp ve kendilerini komik hallere düşürüp “Deli, deli” demekten, bu şekilde iftiralar atmaktan başka bir şey de yapamadılar. Bu iftiraları da ayaklarına çoktan dolandı.

Mehmet Fahri Sertkaya

Polenezköy de insan şeytanlarının yuvası…

Polenezköy, Polonya’dan göçen Yahudiler tarafından 1842 yılında kuruldu. O günden bu yana binbir türlü pis işin, ihanetin, cinayetin, sadistliklerin, fitnelerin merkezlerinden biri oldu.

Hep insan katledilen ayinler yapıldı. Vatanımızda kucak açtığımız zor durumdaki Polonya Yahudileri, bir yılan gibi, bir sırtlan gibi davrandılar. Türkleri/Müslümanları her sahada çökertmenin yollarına baktılar. Zaten Polonya’dan da bu kadar şeytan oldukları anlaşıldığı için kovuldular.

İçimizdeki İsrail henüz Osmanlı’yı tamamen yıkmadan binbir türlü gizli Yahudi hain Polenezköy’de ihanet toplantıları yaptı. Padişahlara/saraya, devlet adamlarına, ordumuza türlü türlü sorunlar çıkarttılar. Akıl almaz ihanetler, şeytanlıklar yaptılar ve maddi-manevi zararlara sebep oldular.

Henüz Osmanlı yıkılmadan önce bile Polenezköy hırsızlık çetelerinin merkez üslerinden biriydi. Fuhuş da çoktu. Zaten “sanatçı” dedirttikleri pek çok ekran fahişesinin da Polenezköy’le bağlantısı var. O günlerden bu güne kadar ve bu gün de Türk görünen kara paracıların, hainlerin, ahlak-namus düşmanlarının, Türk/islam düşmanlarının merkezlerinden biridir Polenezköy…

Polenezköy’e keskin bir neşter vurulursa, son iki asırda milletimizi, devletimizi, kimlerin nasıl bir organizasyonla çökerttiği, Atatürkçülüğün gerçekte ne olduğu, cumhuriyetin ve demokrasinin ne demek olduğu, Deccalin ordusunun kimler olduğu, Türklerin tarih sahnesinden nasıl düştüğü kesin şekilde anlaşılabilir.

Hemen şimdi devlet kararlılığı ile Polenezköy denilen şer, fitne, ihanet, kara para üssü dağıtılmalıdır. İlgili kişiler tutuklanıp yargılanmalıdır.

Mehmet Fahri Sertkaya

“Youtube’da birinci el bilgiler hep onun belgesellerinde” diye…

“Youtube’da birinci el bilgiler hep onun belgesellerinde” diye reklamı bile yapılıyor.

Kaan Ünsal Alphan…

Eskiden beri takipçim olanlar zaten onun hakkında yaptığım birkaç kısa paylaşımı hatırlayacaklar. İnsan olmadığını, verdiği o tepkileri insan kalmış birinin veremeyeceğini açıkça gözler önüne sermiştim yıllar önce…

Gizli Yahudi ve Masonlarla bağlantılı lüzumsuzun teki… Birinci el belgeseller dedirttiği o şeyler de sağdan soldan toplama. Yıllarca Rus kanallarındaki belgesellerden beslendi. Bir kere bunu ifade ettim diye, çok af edersiniz itin insana saldırdığı gibi saldırdı. Halbuki kibarca söyledim ve gayet göz önünde olan bir gerçeği ifade etmiştim.

Azılı bir İslam ve Türk düşmanı. Türk rolü oynayarak Türk gençlerini ne kadar İslam’dan, Türklükten, şanlı tarihlerinden, hayat tarzlarından uzaklaştırabileceğine bakıyor. Sinsi sinsi tuzaklar kuruyor. Buna sözde bilimsellik diye kılıf bulduğunu zan ediyor.

Karşıma kameralar önünde bir çıksa, on dakika sonra yerin dibine gömülür. O kadar vasıfsız, bilgisiz, kendiyle tezat, saldırgan, art niyetli, ahlaksız, hain ve suçlu bir kişi…

Biz on seneden fazla süredir Youtube’da varlık bile gösteremedik de bu sefil gizli Yahudi ve Türk düşmanı ve düşmanlığını yıllardır fiilen sergileyen herif, el üstünde… Hiç sorun çıkartan yok. Hatta beş para etmez ve kendine ait olmayan sözde belgeselleri milyonlara ulaşıyor. Bunu da Youtube yani CIA sağlıyor.

Oysa şu anda kendi adına açık olan kanalında yüzlerce Youtube kuralı ihlali var. Yıllardır bu sarsıcı gerçeği takip ediyoruz. Youtube, Türk düşmanlığını fiiliyata dökmüş bu hainin kanalını korumak ve varlıkta tutmak için kendi kurallarını alemin görebileceği şekilde ve yıllardır hiçe sayıyor.

İsterse bir Youtube yetkilisi şimdi çıksın ve “MFS’nin bu söyledikleri gerçeği yansıtmıyor. Bu iddiasını ispat edemez.” desin, diyebiliyorsa. Bütün Türkiye’nin önünde bu gizli Yahudi hainin kanalını, videolarını açalım, tek tek değerlendirip kural ihlallerini göstereyim.

Öyle ise, benim Akademi Dergisi isimli kanallarım hatta Space Explorer TV isimli uzaya dair kanalım, neden tekrar tekrar uyduruk gerekçelerle kapatıldı. Bunların yüzlerce videoları nasıl koca Youtube’da yok edildi. On seneden fazla süredir bu düşmanca tavırları Youtube neden, kim için, ne için sürdürüyor.

Bu yaşananlar sadece Youtube’un Türkiye’de erişime engellenmesini değil, Türkiye içinde ve dışında binlerce davanın hemen açılmasını, binlerce kişinin “insanlığa karşı işlenen suçlar” ve kendi ülkelerine/milletlerine ihanet etmek suçlamaları dahil pek çok suçlama kapsamında yargılanmalarını gerektiriyor.

Milletler arası bir üst mahkemede Youtube yöneticilerin yargılanmalarını da gerektiriyor. Çünkü bu sadece Türkiye’de böyle değil. Dünyanın çok sayıda ülkesinde, o ülkeye ve millete ihanet eden hatta insanlık düşmanı da olan Yahudiler, Satanistler Youtube tarafından kollanıyorlar.

Bunun da ötesinde, yapılan toplantılarda bunlar bu şekilde eğitiliyor ve yönlendiriliyorlar.

Bütün dünya bu insanlık düşmanlığı karşısında hemen şimdi ayağa kalkmalı.

Öyle hazırlıksız bir anda yazdım geçtim şu yukarıdakileri ama az daha unutuyordum. Hemen şunu da ekleyeyim… Bildiğimiz ismi bile tam bir gizli Yahudi şifrelemesi olan Kaan (Cohen) Ünsal Alphan son derece şeytanlaşmış bir Satanisttir. İblis’e insan kurban ettiği vahşi ayinlerde daha çok kadınları keser, canice parçalar. Kendini bizim bildiğimiz manada insan olarak görmez, kabul etmez. O çok ama çok üstün bir varlıktır kendine göre… Bu kadar sapık bir itikadın yanında bir de kendini deha gibi gören bir nefsi de olunca, insanlık namına hemen yargılanıp sallandırılması gereken bir pisliğe dönüşmüş vaziyette. Bu gibilerin bu insanlığa yapmayacağı hiçbir kötülük yok. Biz nasıl insanlığa iyilik yapmak derdindeysek ve bunu büyük bir meziyet olarak görüyorsak, bu gibiler de insanlığa ne kadar kötülük yaparlarsa o kadar büyük/faydalı şeyler yapmış gibi görüyorlar.

Artık şu devletimizin ilgili adli ve idari yetkilileri şu Satanistlerin üzerine gitseler iyi olur. Yoksa belki de kendileri de bir gün bir ayinde kurban edilirler.

Bu ülkede kadına şiddet varsa, aile içi şiddet varsa, aile kurumu yıkılmak üzereyse, tacizler tecavüzler almış yürümüşse, her yerde uzuvları kesilmiş hayvanlar bulunuyorsa, kara para işleri bu kadar yayılmışsa hepsi ama hepsi Türk rolü oynayan böyle insan şeytanları yüzünden oldu, oluyor. Ve işte Youtube ve o malum platformlar bu kadroları kullanarak Türk milletini yüzlerce kritik meselede felakete sürükleyecek şekilde yönlendiriyorlar.

Bu apaçık bir suç, hem de idamlık bir suç.

Bu seri devam edecek…
Youtube, Facebook, Instagram, WhatsApp, Twitter ve Ankebut Ağına ait bütün platformlar hem Türkiye’de hem de eş zamanlı olarak bütün dünyada yok edilecek.

Bu oyun da bitti, buraya kadardı. İnsanlık çok ama çok sarsıcı gerçekleri peş peşe duyacak.

Mehmet Fahri Sertkaya

Barış Özcan…

Mesela şu Barış Özcan…

Kendini ulaşılamaz bir yerlerde görüyor. Türk ve İslam düşmanlığı damarlarında kan olmuş akıyor. Aynı anda Akademi Dergisi de çoktan damarlarında kan olmuş akıyor. Akademi Dergisi’ne hem azılı düşman, hem olağan üstü seviyede hayran kişilerden biri. Akademi Dergisi on seneden fazla süredir, dünyanın beyin takımını sarsıyor, işte şimdilerde bu gücü iyice gözle görülür de oluyor ama bu süre boyunca Türkiye’de genele yayılamıyorken, o Barış Özcan birkaç basit ve fazla emek istemeyen videoyla milyonlarca takipçiye ulaşabiliyor. Son derece tuhaf olan bu şey, nasıl olabiliyor.

Herkese verecek bir cevabı, her konuda söyleyecek bilimsel bir açıklaması olduğunu zan eden, her konunun doğrusunu biliyormuş rolü oynayan Barış Özcan bu soruma cevap niteliğinde bilimsel temelli bir video hazırlayabilir mi?

Bazen oynadığı role kendi de inanıyor. Bazen gerçekten karşısında kimseler yok ve o kadar açık ara farkla gidiyor zan ediyor. Oysa karşısında gerçekten kimseler yok. Yani ona rakip olacak kişiler değil, onu on dakikada ezip geçebilecek kişiler karşısında yoklar. Çünkü Youtube bu kişilere hiçbir zaman meydan vermedi ve hala vermiyor.

Koca ülkede gerçek kimliklerini, kökenlerini, dinlerini, hedeflerini gizlemiş bir avuç Youtuber, Youtube’un gerçek sahibi olan CIA’nın kendilerine sağladığı her türlü imkan ve fırsatla Türkiye’ye ve Türk milletine alenen ihanetler ediyorlar. Zararlar veriyorlar, düşmanlıklar sergiliyorlar.

Hazırladığı bir videonun başında ve sonunda kendiyle tezata düştüğünü fark edemeyecek kadar vasıfsız, gayretsiz, dikkatsiz, umursamaz ve art niyetli bir Barış Özcan’ın, Türkiye’nin en araştırmacı, sorgulayıcı, doğrulayıcı ve faydalı Youtuber’larından biri gibi algılanması, tamamen Youtube’un yani CIA’nın bir oyunu…

Kendisiyle herkesin izlediği bir mindere çıkabilsek, beş dakikada havlu atmak zorunda kalacak. O kadar temelsiz, o kadar art niyetli, o kadar çürük bir bina dikmek istemiş.

Biz yayın yapacak platform bulamıyorken o bu kadar vasıfsız haline rağmen en önde olanlardan oluyor. Gittiği Youtube toplantılarında CIA’ya verdiği sözler de o sözler gereği Türkiye’ye yaptığı ihanetler de buna sebep oluyor.

O da Akademi Dergisinden pek çok konuyu hayranlıkla takip etti, ediyor ve sonra çıkıp “Bu gerçeklerin hakim olmasının önüne nasıl geçerim. Zihinleri nasıl bulandırırım.” gayesiyle karşı ataklar yapıyor.

İnsanlık adına, devlet ve millet adına, hürriyetimiz ve milli güvenliğimiz adına verilen bu mücadelemizde, gerçeklerin hakim olduğunu ve bu değerlere hizmet edildiğini görüp de desteklemek yerine kösteklemek suç değilse, hatta idamlık suç değil, suç denilen şey nedir?

İman kaybediliyor. Ahlak/namus kaybediliyor. Bütün bir millet her şeyiyle asimile edilmek ve başka devletlere/milletlere köle/sömürge edilmek isteniyor. Toplum nizamı, aile kurumu ve her şey temelden yıkılmak isteniyor. Bu yapılırken aksine bir duruşları varmış gibi görünerek yapılıyor.

Pekiyi, şu Milli İstirahat Teşkilatı kime, neye çalışıyor. Bu milletin istihbarat teşkilatları istirahat teşkilatlarına hatta ihanet teşkilatlarına dönüştürülmemiş olsa, bu toplum ve bu devlet bu kadar organize saldıralara, ihanetlere muhatap olur muydu…

Mehmet Fahri Sertkaya

Ruhi Çenet ve Sümeyra Çenet kardeşler…

Mesala Ruhi ve Sümeyra Çenet ikilisi Youtube’da olağan üstü bir ayrıcalığa sahiptir.

Çok vasat işler yaparlar ama çok çok muazzam ve sarsıcı işler yapan Müslümanların, Türklerin hep açık ara önünde giderler.

Nedeni anlattığım gibi… Ruhi ve Sümeyra da gizli Yahudiler.

Biz dahil, on seneden fazladır çok sayıda gerçek Türk ve Müslüman TC vatandaşı Youtube’da çok ama çok sarsıcı işler yapmak istedik. Hepimiz yok edildik. Gün geldi, ben bunların bu gerçek yüzünü, bu azılı Türkiye, Türk ve İslam düşmanı yüzünü somut şekilde gözler önüne seren görüntüler de yayınladım.

Youtube’un köşeye sıkıştığı anların ekran görüntülerini, teknik delillerini de yayınladım. Gerçekten bir hukuk devletinde o gün o devlet Youtube’un üzerine çökerdi. Olması gerektiği kadar sert, büyük ve kararlı bir tepki gösterirdi. lakin bu yapılmadı. Çünkü Türkiye siyasetinde de Youtube’da olduğu gibi Yahudiler, Satanistler, Masonlar, kara paracılar, pislik herifler, ahlak düşmanları, namus ve din düşmanları, çocukların ve bebeklerin düşmanları, insan katlederek ayin yapan insan şeytanları dolu…

Ruhi’nin ve Sümeyra’nın videoları, dünyanın dört bir yanından çalınmış, kopya edilmiş videolar.

Milyonlarca Türkiyeli’ye kısa sürede yüzlerce mühim meselede tesir eden bu iki kişi, senelerdir önde gelen Youtuberlar arasında olmalarına rağmen, bu gün bile hala videoları çalıntı videolar.

Bu gizli Yahudi kişilerin doğru düzgün zekaları, çalışmaları/gayretleri, bir konuda uzmanlıkları, kaliteli iş yapabilecek vasıfları yok. Metinler çalıntı. Fikirler çalıntı. Araştırmalar çalıntı. Kaynak göstermeden herkesten işlerine gelen bir şeyleri toplayıp bir araya getirip yayınlıyorlar.

Benden de onlarca sarsıcı fikir/iddia çaldılar. Anlaşılmayacak zan ediyorlar. Milyonlarca insanı ahmak da zan ediyorlar. Akademi Dergisi damarlarında kan olmuş akıyor, buna mani olamıyorlar ama bunca güzellikten, insanlıktan, ahlaktan, mertlikten, iyi niyetten ve insanlığa hizmetten nasiplenmek yerine, benden aldıkları konuları bile aksine art niyetle kullanıyorlar. İnsanlığın tamamına düşman bunlar…

83 milyonluk ülkede, Youtube bu oyunu ne kadar daha oynayabilir. Ne kadar daha bu milleti dönüştürmek için çırpınabilir, şeytanlıklar yapabilir. Ne kadar daha milyonlarca gerçek Türk’ün sesini, taleplerini bastırabilir. Ne kadar daha şu ahmak, alık, tembel, gayretsiz, kabiliyetsiz gizli Yahudilerle ve Ermenilerle iş tutarak Türkiye’ye gizlice ve sinsice saldırabilir.

Ruhi ve Sümeyra böyle de diğerleri farklı mı… Belki birkaç tane zeki ve çalışkan gizli Yahudi kişiler var Youtube’da ama onların Türk’e ve İslam’a düşmanlık etmek için konuları zorlama şekilde yorumladıkları ve beyin yıkamaya çalıştıkları gözler önünde. Anlamayanlara bunu anlatmak ve fark ettirmek ise yarım saat bile almaz.

Evet, Türkiye’de Youtube’un fişini çekmek yarım saat bile almaz. Bunların bir çoğu insan katledilen Satanist ayinlerine de katılıyorlar. Sadece bu konudan başlatılacak bir soruşturma bile sadece Türkiye’yi değil, dünyayı sarsar.

Mehmet Fahri Sertkaya