Etiket arşivi: Gizli Hristiyanlar

İbrahim Kalın ara ara Tayyip’e raporlar verdi

İbrahim Kalın ara ara Tayyip’e raporlar verdi. “İstediğimiz gibi bir sonuç çıkmadı. İnsanlar birbirine düşmedi. Birkaç provokasyondan başka bir şey olmadı.” dedi.

AKPKK teşkilatı içindeki cahil ve samimiyetsiz, kullanılmaya müsait tipleri kullanmak istediler. Bunları tahrik ettiler ve aslında daha çok sayıda ölümlü ve yaralanmalı hadise yaşanmasını planladılar. Bunlar da istedikleri gibi olmadı.

Saadet’in Malatya’daki sandık müşahitlerinin öldürülmesine dair soruşturma da verdiğim bu bilgiler etrafında yapılmalı. O vak’adaki katillerin de kullanıldığı, birilerinin ortalığı kasten karıştırdığı kanaatindeyiz.

Kural/değer tanımaz Allahsızın teki olan Tayyip, danışıklı dövüştüğü CIA personeli ve gizli Ermeni Kemal Kılıçdaroğlu ile bir telefon görüşmesi yaptı.

“Ben sizin bu insanları ayağa kaldırıp istediğimiz sonuçları veremeyeceğinizi biliyordum. Ne kadar vurursanız vurun o şekilde olmayacak. Siz yine vurmaya, söylemlerinize devam edin. Ben Soysuzla görüşüp Emniyet’i ayarlayacağım (operasyonlar yaptıracağım, ortamı gereceğim), siz üzerinize düşeni yapın (Sert karşlıklar verin, çatışma çıkartın)”. dedi.

Tayip daha sonra gizli Yahudi ve Mason bir çete lideri olan Solomon Soysuz’la görüştü:

“Bu iş artık kontrolümüzden çıktı, ne gerekiyorsa yapın (şu kaosu bir şekilde çıkartın artık, hiçbir şeye takılmayın, her yolu deneyin). İçeri almanız gerekiyorsa içeri alın. İnsanları zorlayın, eğer olmazsa çatışmaya da girin. Görelim bakalım tokat nasıl oluyormuş (‘Millet AKPKK’ye tokadını vurdu’ şeklindeki haber başlıklarına karşılık olarak söylüyor)” dedi.

Bu telefon görüşmesinden sonra Soysuz talimatları iyice anlamış oldu ve hamlelere başladı. CHPKK’li sandık müşahitlerini gözaltına aldırması bir şey değil, ortalığı çok karıştıracaklar.

Ne şekilde oyunlar kuracaklarını, nerede nasıl gösteriler yapacaklarını, nasıl polis müdahaleleri yapılacağını, neticesinde ortalığı nasıl iyice karıştıracaklarını hep planladılar. Şu anda bu partilerin yönetici kadrosundaki hainler başta olmak üzere içimizdeki İsrail bu planları bir an önce uygulamaya dökmek için harıl harıl çalışıyor. Geceden beri irtibat halindelerdi. Sürekli konuşmalar ve yoğun mesai yaptılar.

Seçim sonrası oylarının çalındığını ve itiraz edeceklerini söyleyen AKPKK’li gizli Hıristiyan Mehmet Özhaseki’nin seçimler öncesi “’Oylar çalındı’ Yapma ya… ‘Oylara sahip çıkamadık abi’ Ağlak ağlak gezmeyin, biraz dürüst olun dürüst” dediği video sosyal medyada gündem oldu.

Özhaseki’ye “Haydi sen de artık harekete geçebilirsin” dediler. O da planlar dairesinde hamlelerini yapıyor.

Bizim yönlendirmemize gerek yok. Sahadaki vatansever gruplar da oyun içinde oyun kurmaları gerektiğini biliyorlar.

Ortalık karıştığında çok fazla müdahil olmamalılar. Bu kaosun elbette zararlı yönleri de olacak ama çoğunlukla bu memlekete, millete, insanlığa faydalı yönleri olacak. Bırakılsın, bunlar kendi adamlarını birbirlerine kırdırsın. Akıllı olmayan, nasihat almayan, samimiyetsiz olan, cezasını kendisi bulsun. Onları, besledikleri yılanlar soksun.

Vatanseverler, beyin takımına yönelmeliler. Bunların sahada kullandığı beyin takımı denecek kişileri ele geçirip konuşturup gizli operasyonlarına devam etmeliler. Alttan alttan temelleri yıkmalılar. Mümkün olduğunca somut deliller toplamalılar ve iyice düşünüp hesap etmeden hamleler yapmamalılar.

İcabı halinde gayr-i resmi surette tetik çekmekten geri durmamalılar. Bu, gerçek ve meşru bir harp ama devlet gücümüzün içine İçimizdeki İsrail sızmış durumda…

Onlarca senedir olduğu gibi, bu defaki haince ve kanlı planlar da gizli Yahudi ve Mason Aydın Doğan üzerinden yönetilen basın ve medya kuruluşlarına aktarıldı.

Defalarca yazdım ki Aydın Doğan karşımızda çok sıkıştığı için bir satış/devir tiyatrosu oynadı. Kağıt üzerinde devredilen bu basın ve medya kuruluşlarını aslında hala kendisi yönetiyor. Kendisi de bu kuruluşları içimizdeki İsrail adına yönetiyor. Kendine ait değil. Bunlar onun gazeteleri, TV kanalları değil. Hiçbir zaman da şahsına ait olmadı. Şu anda da Demirören grubuna ait değil. Gizli Ermeni ve gizli Hıristiyan olup Ankebut Ağı’nın bir mensubu olan Demirören sadece resmiyette sahip gösteriliyor.

Türkiye’ye yapılacak ihanetlerin bir ayağında da içimizdeki İsrail’in basın ve medya kuruluşları ve dolayısı ile Aydın Doğan ve yakın çevresindeki adamları olacak.

Rolünü oynuyor bu CIA casusu İbrahim Kalın. Bakmayın böyle yazdığına, arka planda tam tersini yapıyor.

Kaos çıkartıp kendi kontrollerinde AKPKK’yi devirme… CHP’yi ve İyi Part’yi, Tayyip’i deviren partiler rolüne büründürme ve yine kendilerine çalışan Sabetaycı gizli Yahudi Meral Akşener’i iktidara getirme projesinin en kilit adamlarından biri, işte bu paylaşımı yapan İbrahim Kalın…

Bizim için büyük şehirlerde AKPKK’nin kazanmış olması ile CHPKK’nin ya da İYİ partinin kazanmış olması arasında hiç fark yok. Hepsi de Ankebut Ağı’nın partileri… Şeytan’ın Konseyi’nde, dün yazdıklarımı da değerlendiler. Kibirli, tepeden bakan yorumları devam etti. “Bunlar neden bu kadar sevindi. İki tarafın da bize çalıştığını zaten biliyorlar ve yazıyorlar.” dediler. Lakin yine oyun içinde oyun kurduğumuzu, planlarını büyük oranda sekteye uğrattığımızı, zora düşürdüğümüzü, ülkemizdeki adamlarının morallerini iyice çökerttiğimizi, vatansever grupların elini ve moralini iyice güçlendirdiğimizi ve meselenin pek çok yönünü görmek istemediler.

Mehmet Fahri Sertkaya

Game of Menzil

Gözleri/bakışları vel fecri okuyan gizli Ermeni sahte şeyh Abdülbaki’nin (nam-ı diğer Jaws hazretlerinin) çapı/vasıfları, koca bir cemaati idare edebilmekten çok ama çok uzakta…

Zahiri ve manevi ilimlerden hiç anlamadığı gibi, dernek ve vakıf işlerinden, resmi işlemlerden, hukuk işlerinden, siyasi meselelerden, ekonomiden de anlamaz.

Buna rağmen takılmadan yol alır, çünkü bağlı olduğu MİT, Abdülbaki’nin yanına birkaç kafa adam da yerleştirdi. Kendisinin kafasının basmadığı bu gibi işleri MİT’in bu adamları yapıyor.

Hem bu Jaws hazretleri hem de ondan önceki sahte şeyhler, açık vermemek için etrafında olanları sağlam beslediler.

Akrabalarından olsun, olmasın, yakın çevrede bulunup sahtekarlıklarını, samimiyetsizliklerini gözleri ile gören kişileri bol bol beslediler ki oyun anlaşılmasın. Bu yakın çevredeki kişiler samimi davranıp gerçekleri anlatmaya bir başlasaydı, Menzil tiyatrosu iki ayda yıkılırdı.

Zaten para yağmur gibi yağıyorken azıcık bir kısmını çevrelerindeki sahtekarlardan neden esirgesinler ve sistemlerini riske atsınlar…

Menzil’in sahte şeyhlerinin akrabaları olan kişiler de Ermeni ve Hristiyan kökenli olduklarını biliyorlar. Bunlardan bir kısmı, bir zaman sonra Müslümanlaştıklarını kabullenmişler ve gerçekten Müslümanca yaşamaya çalışıyorlar. Ermeniliklerini yine de açığa vurmayıp Kürt gibi görünüyorlar. Diğer kısmı ise kendilerini Ermeni ve Hristiyan görüp Müslümanlara numara yaparak, gizli Ermeni hainler olarak yaşıyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bu görüntüden çok rahatsızız!

Hiç olmamış. Çok cinsiyetçi bir tavır olmuş. Neden kadınlar hala kenar köşelerde?

Orada, ortada bir kadın başkan… Kadın başkanın bir yanında sakalsız, bıyıksız bir erkek… Diğer yanında bir transeksüel… Onun da yanında bir eşcinsel… Öbür yanda da yarı çıplak bir manken gibi giyinmiş bir misyoner falan olmalıymış. Nedir bu böyle, yobazca bir şey olmamış mı? Hani eşitlik, hani cinsiyetçilikten ve homofobik tavırlardan uzak medeni bir duruş? Yakışıyor mu Türkiye’mize?

Biz şimdi kadrosu tıka basa gizli Yahudi ve gizli Ermeni dolu olan Oda TV karşısında… Sahibi Burak Akbay ve yazarlarından Uğur Dündar, Yılmaz Özdil, Emin Çölaşan bile gizli Yahudi olan Sözcü gazetesi karşısında… İçleri tıkabasa çift kimlikli hain dolu olan Evrensel, Birgün ve benzerlerinin karşısında… İçimizdeki İsrail’in kurumsal gazeteleri olan Hürriyet, Milliyet, Vatan gibi gazetelerin ve bunların çok aydın kadrolarının karşısında… Sabetaycı gizli Yahudi olup Haldun Dormen’in oğlu ile “mecbur kalarak” evlenen Ayşe Arman Dormen karşısında mahcup mu olacağız? Bunları fonlayan, destekleyen, arkalayan AB ve ABD karşısında, onların da arkasındaki güç olan Siyonistler, masonlar karşısında mahcup mu olacağız? Milletimizi bu derece mahcup düşürmeye kimin ne hakkı var? Diyanet İşleri Başkanı FETÖ’cü Ali Erbaş olursa, bizi böyle mahcup düşürür. Değiştirilsin derhal…

İstemeyiz, neyse çağdaş yaşam dedikleri şey, icabı, yapılsın, mahcup olmayalım. Nikahsız sevgilisi ile gittiği restoranın erkekler tuvaletine geçip nasıl zina ettiğini maharet gibi yazısında anlatan ve azılı Türk/İslam düşmanı olan Ayşe Arman kadar çağdaş olalım. Yıkılmış, bitmiş, acınacak haldeki Avrupa milletleri kadar çağdaş olalım. Şimdilerde bir de “cinsiyetçi kelimeler” diye bir şeyler uydurdu Ayşe Arman, ona bu akılları hangi güç odakları veriyorsa onlar kadar çağdaş olalım. Katolik din adamlarının sıfatlarına bile bakılamıyor ya, onları o hale dönüştüren Masonlar kadar, uluslar arası Siyonist teşkilatların başındakiler kadar modern olalım, güncel olalım…

Diyanet başkanı kadın olmalı, kadınlar camileri basmalı, hususiyle alımlı genç kızlar camileri şenlendirmeli. Genç erkeler de camilere daha çok alaka gösterirler, öyle değil mi? Kadınlar mihraba geçmeli, kadınlar erkeklere A9 TV’deki gibi sohbetler vermeli. Rujlar, dudaklar, kaşlar, kirpikler, çekici vücut hatları ve bunları belli eden tarzda tesettür kıyafeletleri, Tekbir giyimin dillere destan tesettür kıyafetleri, ateizm, deizm, sembolizm, selefilik, IŞİD ve Nurettin Yıldız zihniyeti, mezhep inkarcılığı falan yayılmalı, önü açılmalı bunların…

Bakın Suudi Amerika bile bizi geçti. Kaçıncı yüzyıldayız biz kardeşim. Adamlar çağdaşlaşmak istiyorlar, kime ne? “Demokrasi var ülkede, kim karışır?” diyeceğim ama yok… Varsın olmasın, ne olacak? Masonlar, Siyonistler, CIA ve MOSSAD ne emir verirse, anında uyguluyorlar. Çok açık fikirli, çağdaşlaşmaya çok müsait insanlar, öyle geçiş süreci falan da yok ha, hemen, hiç durmadan uygulamaya konuyor en radikal çağdaşlaşma projeleri bile… Biz niye onlar kadar çağdaş olamıyoruz? Demek ki basınımıza derhal beş ya da on Ayşe Arman takviyesi gerekiyor. Sahi, Ayşe Arman uzaktan uzağa vuracağına, neden Diyanet reisesi yapılmıyor? Af ederiniz reise dedim, cinsiyetçi bir kelime oldu. Kadın da olsa reis demeliydim.

Bu çağdaşlık hamlelerine direnen gerici ve yobaz Sünni cemaat ve tarikatlara devlet gücü ile operasyon yapılmalı. Ne oldu o şeyler beklediğimiz o Tügva, Türgev, Maarif Vakfı, İnsan ve Bilim Vakfı, Gönüllü Teşekküller Vakfı ve benzerleri? Bu nedenle kurulmadılar mı? Çok umutluyduk onlardan şu çağdaşlaşma mücadelemizde, beklenen randımanı vermediler mi? “Ne kadar duman, o kadar randıman” diyen ve derinlerin her emrini yerine getiren sahte Javs’a gitsek, kuvvetli nefesi ile bir okuyup üfürmez mi? Ne oldu Turan Kıratlı, Nurettin Akman, Avukat Zeki Çalışkan, Avukat Hayrullah Karadeniz, ne oldu Şevket Tandoğan? Böyle kıymetli insanlara devletimizin her türlü imkanını, istihbarat gücü de dahil olmak üzere seferber etmeliyiz. Zaten Diyanet’ten sorumlu devlet bakanı olan Numan Kurtulmuş’un bile Sabetaycı gizli Yahudi olduğunu çağdaşlık düşmanları fark ettiler, ifşa edip geri çektirdiler. Bir de bu derneklerimiz ve adamlarımız ifşa olursa, çok zorlanırız. Her türlü destek ve koruma sağlanmalı bunlara…

Erdoğan gerici tarikatlar karşısında duvara çarpmış gibi susmuştu, hiç iyi olmamıştı. Yeniden mezhepsizlik ve güncelleme çağrıları yapmalı. Susacak ne var? Ülkede demokrasi var, kimse karşı duramaz bizim çağdaşlaşma projelerimize… Tamam, tıka basa gizli Ermeni, gizli Yahudi, Mason ve misyoner dolu olan hatta sembol isimlerinden Türkan Saylan bile kripto Ermeni ve gizli bir misyoner olan Çağdaş Yaşamı Destekleme derneği de var ülkemizde ama Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden bu çağdaşlaşma mücadelesini vermek daha etkili olacaktır. Bu arada, Sözcü gazetesinin Sabetaycı yazarlarından Emin Çölaşan’ın karısı Sabetaycı Tansel Çölaşan’ın başında bulunduğu Atatürkçü Düşünce Derneği ile de oturulup konuşulmalı. Bu projeleri sadece AKP’nin projeleri gibi görmemeleri, fikir farklılıkları varsa da bu çağdaşlaşma projelerine destek vermeleri ya da en azından, AKP’ye olan düşmanlıkları nedeni ile bu projelere set olmamaları istenmeli.

Mehmet Fahri Sertkaya

Gerçek paralel devleti ifşa ediyoruz!

BAŞKA BİR GÖZLE BAKACAKSINIZ

Evrimi savunan da Sabetayist, sözde ona cevap veren de Sabetayist. Kanal da Sabetayistlerin…

Gerçek paralel devleti ifşa ediyoruz.

Bundan sonra Türkiye’deki televizyon kanallarına, milletin tepkisine rağmen sık sık bu kanallara çıkartılanlara, bu kanallardaki programlara, dizilere, daha başka bir gözle bakacaksınız. Bundan sonra bu ülkede kimlerin neler çevirdiğini, neler çevirmek istediğini, hepiniz hemen anlayacaksınız.

Sabetayist gizli Yahudi Turgay Ciner’e ait olan ve bünyesinde çok sayıda kripto çalıştıran Haber Türk kanalına çıkartılan, yaratılışı savunan Sabetayist Caner Taslaman’ın karşısında, ona inat Darwinizmi savunan Örsan Kunter Öymen de Sabetayist bir gizli Yahudidir.

Babası meşhur CHP’li Örsan Öymen’dir. Kendisi de bu derece vasıfsız haline rağmen bir profesör doktordur ve CHP içinde önemli bir isimdir. Amcası Altan Öymen, Sabetayist Kamal Atatürk marifeti ile Sabetayist kliğin kurduğu Halk Fırkası’nın, bu günkü adı ile Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir dönem genel başkanlığını yapmıştır.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İngiliz derin devletinin, uluslar arası gizli Siyonist teşkilatların, Masonluğun ve en çok da içimizdeki İsrail’in Sabetaycı kliğinin gayretleri ile kurulmuş ve yönetilmiştir. Tarihi boyunca İslam’la ve milli değerlerle mücadele etmiştir. Ülkede ana unsur olan, ezici farkla nüfusun çoğunluğunu oluşturan Müslümanların, en temel insan hak ve hürriyetlerinin bile zorbaca, keyfi ve hukuksuz olarak engellendiği ve Kamalizm maskesi giydirilmiş Sabetayist rejimle özdeşleştirilmiş bir sözde partidir. 1923-1950 yılları arasında aralıksız iktidarda kalmış ve 1946’ya kadar tek parti düzeni ile milletimizin milli ve manevi değerlerinden uzaklaştırılması, dönüştürülmesi yolunda kullanılmıştır.

Azınlık unsurların, Türk ve Müslüman kimliğine bürünerek, hile, ihanet hatta tedhiş ile Türkleri ve Müslümanları kontrol etmek, dünyevi ve uhrevi/itikadi anlamda dönüştürmek, kılık kıyafetine kadar, alfabesine, tarihine kadar değiştirmek/dönüştürmek için kullandığı ve bu kadar keyfiliği, zorbalığı, saçmalığı, gayr-i İslami ve Türk kültürüne ters şeyleri kutsallaştırmak, çağdaşlığın tek yolu göstermek için kullandığı bir sözde partidir. En kısa tarifi ile İçimizdeki İsrail‘in, İçimizdeki Ermenistan‘ın ve Siyonizm’in ortak projesidir.

Bu günkü genel başkanı, Siyonist para spekülatörü George Soros tarafından ve Soros’la paslaşan İçimizdeki İsrail ve Masonluk tarafından, ülkemizin önde gelen kripto Yahudi ve Ermeni patronları tarafından o konuma getirilen gizli Ermeni Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Soros ile ve İçimizdeki İsrail ile irtibatlı olanın, doğrudan ya da dolaylı yollardan CIA ile irtibatlı olmaması ise imkansızdır. Ondan önceki genel başkan Deniz Baykal da dahil olmak üzere, bu sözde partinin genel başkanlarından Mustafa Kamal Atatürk dahil nerede ise tamamı ve partinin önde gelen etkili isimleri her dönem daha çok kripto Yahudiler, en çok da Sabetaycı Kripto Yahudilerdir. Bazı dönemler, bazı önde gelen isimler ise kripto Ermenilerdir. Şu anda partide Kılıçdaroğlu’nun çevresinde, onun gibi gizli Ermeni ve gizli Hristiyan birçok kişi vardır.

Bu basın ve medyanın, bu sözde partinin, Aladağ yurt yangını meselesini araç edinerek yapmak istediği de; yıkılmak üzere olan düzenlerini kavileştirmek, bu niyetle ülkedeki açık ara en güçlü İslami cemaat olan ve kendilerine en büyük tehdit olarak gördükleri grup olan Süleymancıları bu millete terörist gibi göstermek, karalamak, mümkün olursa yok etmektir. Hatta bir oldu bitti ile, daha önce yaptıkları gibi, tarihleri boyunca yaptıkları gibi hukuksuz ve keyfi şekilde ülkedeki dini özgürlükleri zorbaca, kanunsuzca engelletmektir. Şu anda FETÖ bahanesi ile yapılan operasyonları bile aslında yapan AKPKK değil, bu güç odaklarıdır. Hedef bu bahane ile bütün Müslümanların devlet kurumlarından, sanayiden, ticaretten tasfiye edilmesi, ezilmesi, yok edilmesidir. Bütün cemaat ve tarikatların bitirilmesidir. AKPKK’yi kuranlar da, logosuna yedi kollu Yahudi şamdanı koyanlar da, yönetenler de aynı kliklerdir. Mesela Sabetayist Deniz Baykal’ın çok yakın akrabası olan Sabetayist Bülent Arınç, AKPKK projesinin en kritik isimlerinden biridir.

Unutmadan, Terakki Vakfı okulları, Şişli Terakki okulu, Işık okulları, Işık Üniversitesi hep Sabetayist gizli Yahudilerin, yani bu ülkedeki gerçek paralel devletin eğitim kurumlarıdır. FETÖ’nün eğitim müesseselerinden ilki olan Yamanlar Koleji’ni kuran kripto Yahudi Sezen Aksu’nun babasıdır ve bu adam hala hayatta olmasına rağmen bırakın tutuklanmayı, sorgulama süreci bile geçirmemiştir. Paralel devlet olduğu iddia edilen FETÖ, bu gerçek paralel devletin bir oyunundan başka bir şey değildir.

Basın ve Medya lincine, vekil görünümlü acayip bağlantılı kripto tiplerin art niyetli yönlendirmelerine, açıklamalarına, bunların organize suç kapsamına giren faaliyetlerine aldanmayın, kapılmayın.

Bir sakin olun ve hakkaniyetle neler olduğunu sorgulayın. O Aladağ yurdunda kimse kimseyi kasten yakmadı. Kimse kasten akıl almaz ihmaller zinciri sergilemedi. Hala hiç kimse o yurt dahil Aladağ’da çok sayıda haneyi art arda yakan ve bölgede yeni takılmakta olan EneriSA sayaçlarını bir kez olsun dillendirmedi. O yurttan sonra bile Aladağ’da o EnerjiSA sayaçları nedeni ile başka hanelerin de cayır cayır yanıp kül olduğunu dillendirmedi. Merdiveni bile olmayan ve su bile sıkamayan sözde itfaiyenin, kasten yalan rapor yazan ve raporu gerçekleri yazan Emniyet’in raporu ile çokça çelişen itfaiyenin, başka suçlardan yargılanmakta olan, hukuki açıdan riskli bir yerde duran ve bu yangından dolayı da yargılanmamak için kasten yalanlar söyleyen, “Çocuklar yangın merdiveninin dibine kadar gelmişler, orada yanarak can vermişler” yalanını söyleyen Adana Belediye başkanının, hatta daha en baştan “Asıl suçlu benim. Ben yargılanmalıyım” diyen Aladağ Belediye başkanının, hala yargılanmadığını bilip de Süleymancılara bu linci yapanlar, hem deşifre olacaklar, hem yargılanacaklar. Dünya genelinde, bunların adını duymadıkları yerlerde bile, bunca senedir başarı ile insanlığa hizmet eden ve bunu çokça çileler çekerek, maddi karşılık beklemeden yapan ve gayr-i Müslim milletlerin bile takdir ettiği kişilerdir Süleymancılar…

İzleyin, Süleymancılar, kendilerine bu kadar zamandır ahlaksızca ve kuralsızca ve organize şekilde yapılan basın ve medya lincinin intikamını, hukuki sınırlar içinde çok ama çok sert alacaklar.

Boğazımıza kadar getirdiler. Bu yapılan hak değil, adalet arayışı değil, hak arayışı değil, insanlık dışı ve hukuken suç kapsamında olan bir karalama, sindirme, yok etme operasyonu…

Mehmet Fahri Sertkaya