Etiket arşivi: Uzaylılar

Omicron varyantı değil, Omicron yalanları hızla yayılıyor

Virüslerden daha çok, insanlığa kastetmiş masonlar ve satanist yahudiler tehlike arz ediyor.

“Grip (influenza) genellikle yıl içerisinde Ekim ayından başlayarak Mart sonu, Nisan başına kadar olan dönemde sık görülen oldukça bulaşıcı bir solunum yolu hastalığıdır. Grip, kuzey yarım kürede yer alan her ülkede ifade edilen aylar arasında toplumda önemli sayıda kişiyi etkileyen bir hastalıktır.“

Dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi Ankebut Ağının “resmen” nüfuzu altında olan ve idaresinde/yönetiminde gizli masonların, gizli Yahudilerin, gizli Ermenilerin, gizli satanistlerin bulunduğu Türkiye’de de grip vakalarına omicron teşhisi konuluyor. Dünya üzerinde bu hile aynı anda onlarca hükumet tarafından ve organize şekilde yapılıyor.

Aynı kara paracı sisteme çalışan ve organ kaçakçılığının tam da içinde bulunan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise hiçbir tıbbi ve bilimsel temeli olmayan, güvenilirliği olmayan vaka sayıları açıklıyor. Devlet sistemi, hususiyle sağlık sistemi içindeki gizli Yahudiler, gizli Ermeniler, gizli satanistler ve masonlar da tepeden gelen talimatla uygulanan bu plana yardım ve yataklık yapıyorlar. Emredildiği şekilde teşhisler koyuyorlar, açıklamalar yapıyorlar. Bu hainlerden basın ve medyada da bol bol var, onlar da aldıkları talimatlara uygun şekilde ortalığı adeta ateşe veriyorlar. Ateş olmayan yerden duman çıkıyor havası oluşturuyorlar. Tecrübeliler, organize şeikde bunu daha önce de yaptılar.

Bunun arkasında yine yüksek sayıda insanın, yürüyerek girdiği hastanelerden cenazelerinin çıktığı vakalar sık sık yaşanır olacak. Yakınlarının şaşkınlık içinde sosyal medya paylaşımları çok konuşulacak. Bu sırada mümkün olduğu kadar çok organ çalınacak. Yine aşı dedikleri ve insan genetiğini kasten bozan, insanın beynini ve zihinini kısmen kısıtlayan ve yeri gelince tek bir sinyalle toplu ölümlere de sebep olacak sıvılar dayatılacak.

Bunu yaparken bir yandan da mümkün olduğu kadar çok sözde aşılar satılarak daha da çok para vurulacak. Yine kısıtlamalar yapılacak ve hafta sonları ile geceleri resmi araçlarla organlar, uyuşturucular kaçırılacak, nakil edilecek. Mümkün olabilen her türlü kaçakçılık işleri de aynı anlarda yine resmi makamlara ait araçlarla yapılacak. Ve daha türlü türlü insanlık düşmanlığı sergilenecek. Bütün bu organizasyonun temel kolonu yine mason tarikatı olacak.

Türkiye’de aynı kanlı ve kara oyun, millete ihanet eden idarecilerin eliyle tekrar sahnelenmek isteniyor. Ne cumhurbaşkanlığı makamı, ne TBMM, ne adalet sistemi, ne tıp ilmini dikkate almak, ne hür bir basın ve medya, ne can emniyeti, ne mal/para emniyeti, ne ırz emniyeti kaldı. Bu milletin bir an evvel meşru bir millet darbesi gerçekleştirerek bu insanlık düşmanlarını topluca alaşağı etmesi ve ayakları altında ezmesi farz üstüne farz oldu. Zaten dünyanın doğulu batılı onlarca milletinin de boğazına kadar geldi ve onlar da aynı anlarda ayağa kalkacaklar.

Kara paraları çok kesildi, dünya üzerindeki hakimiyetleri tamamen bitmek üzere ve çılgınca şeyler denemeleri tuhaf görülmemeli. Bu çılgınlıkları, biz dikkatli oldukça bize, insanlığa yarayacak ve fayda sağlayacaktır. Belki de kaçabileceklerini düşünerek hala milletin damarına damarına vuran adilikleri, ihanetleri ve kasıtları devam ettirmeye cesaret ediyorlardır. Lakin tam kadro halinde kaçabilmeleri imkansız. Birkaçı kaçabilecek olsa bile onların geri getirilmeme ve yargılanıp idam edilmeme ihtimali yok. Servetlerine el konulmama ihtimali de yok. Meydana çıkartılacak somut gerçeklerden ve delillerden sonra dünyanın hiçbir ülkesinin bu alçakları himaye etme lüksü yok.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Bundan sonra böyle…

Avrupa Parlamentosu Başkanı Sassoli zaten biyonik robottu. Uzun zamandır sürekli olarak çarpılıyor ve ayar tutmuyordu. Şimdi öldüğünü ilan ettiler ve onu oyundan aldılar. Oyundan alınmasının başka sebepleri de var. Karşımızdaki hiçbir taraf tek parça değil. Hepsi de bölünmüş, ayrılıklara düşmüş vaziyetteler. Uzaylı taraflar da bu haldeler. Sahada ne kadar çok taraf olursa olsun ve bunlar kaç parçaya bölünmüş olursa olsunlar, tartışmasız surette biliyorlar ki bundan sonra dünya, eski dünya olmayacak.

Bundan sonra, uzaylı türler, teknoloji üstünlüklerine, biyonik robot yapabilme imkanlarına rağmen dünya siyasetinde söz sahibi olamayacaklar. Bundan sonra Ankebut Ağı bir daha belini hiç doğrultamayacak ve toparlanamayacak. Bundan sonra dünyaya Muktedirler İttifakı (Mİ) yön verecek.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Haydi yaaa, öyle miymiş?

Bunu anlamak için medyum olmaya gerek var mı?

İki seneden fazla süredir yaptığımız yayınlarda bunu konu ettik ve herkesin çok iyi derecede anlamasını sağladık. En son Poseidon denilen şeylerin ne olduğunu bile herkese açık ortamda, en açık şekliyle yazdım ve 1509 büyük İstanbul depremini Poseidon isimli o uzaylı aracının yaptığını da yazdım. O deprem bile suni bir deprem olduğunu ise çok daha öncesinden tekrarla yazıp anlattım. “500 sene sonra tarih tekerrür edecek” diye de yazdım.

Bu şahıs sözde medyum ama burnunun önünü bile görmüyor. Aslında görüyor, görüyor ama işine gelmeyince görmek de anlatmak, öğretmek de istemiyor. Tutmuş bu gerçeği, dünyanın dört bir yanında çok yüksek sayıda insan çoktan öğrenmiş ve anlamışken, bu günlerde anca yazıyor… Onu yazarken bile araç demiyor, saldırı demiyor, deprem demiyor. Hala daha millet ve insanlık umurunda değil ki hala daha demiyor. Neden, çünkü dürüst değil. İstese o günlerde bile bu bilgiyi doğrulamaya çalışır. Doğrulayamasa bile kuvvetli ihtimal dahilinde görüp anlatır ve insanlığa fayda sağlamış olur. Lakin her gün profilinden dürüstlük ve karakter satıyor. Türlü zıt inançları ve fikirleri bulama yapan sanki kendisi değilmiş gibi, profiline bir baksanız, bir de dünyanın en doğru inançlı, en karakterli, en dürüst insanı kendisi imiş havasından başka bir şey göremezsiniz.

Bu modeller böyle, milyon sene ömürleri de olsa, hep boşa, hep boşa… Neden? Hakikati zaten biliyorlar. Bile bile inkar modundalar. Buna küfr-ü inadı deniyor. Ebu Cehil de Ebu Leheb de Karun da Firavunlar da Nemrud da hep küfr-ü inadı ehliydi.

Kendisi de biliyor. Kendi rüyasında malum edilmiş. Karun gibi dünyalık peşinde çırpındığı sırada ani ve feci bir ölümle ölecek. Bunu da biliyor ama hala kendine ayar çekmiyor. Neden, çünkü küfr-ü inadi böyle bir şey…

Ayrıca bilinmeli ki bütün dünyanın manyetik alanı ve yer çekimi bozulmayacak. Bu, teknik olarak imkansız. Bunun olmasından sonra dünyanın düzelmesi de imkansız. Lakin, bu hal bir şehirde ya da bir bölgede yaşanabilir ve öyle de olacak. Zaten bu, onlarca senedir dünyanın dört bir yanındaki şehirlerde yaşandı/uygulandı ama bu defa nadiren görülebileceği kadar şiddetli, kuvvetli olacak. Büyük ihtimalle bu defakine de “İkinci küçük kıyamet” denir.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Anket

100 puanlık tek soru

UFO’lar, kendi etrafında elektromanyetik alan üreterek dünyanın tabii manyetik alanı üzerinde denge kurup akarak giden araçlar olduğuna göre…

Yani, aralarında boşluk bulunsa da iki mıktanısın birbirlerini itmesi ya da çekmesi sistemine benzer basit bir sistemle çalıştıklarına göre…

Bunlara kasteden bir tarafın, ürettiği çok güçlü elektromanyetik alanı doğrudan bir UFO’ya göndermesi halinde aşağıdakilerden hangisi söylenilebilir. (Birden fazla tercih tıklanabilir.)

A) Aaa, öyle mi çalışıyorlarmış, o kadar basit miymiş

B) Havada takla atmaya başlar ve sonu facia ile biter

C) O halde en büyük UFO’ları bile tek cihaz bozar

D) Duman atar, duman…

E) Hiçbir şey olmaz. Bunu düşünüp tedbir almışlardır

F) Sizin başka işiniz yok mu, dünyaya dönün

G) Uzaylı da olsa insan insandır, karışmayın adamlara

Mehmet Fahri Sertkaya

İsrail Başbakanı Naftali Bennett bir biyonik robot

İsrail Başbakanı Naftali Bennett bir biyonik robot. Dün yaşanan devasa metafizik çatışmalar sırasında çarpılan on binlerce kişiden biri. Karantinalık bir hali yok. Meselenin virüslerle ve korona ile alakası yok. Bu güne kadar da içindeki uzaylılar sık sık çarpıldılar.

İşler çok değişti. Dünyadaki etkili ve yetkili biyonik robotlarda artık üçer beşer uzaylı nöbetleşe bulunuyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Adnancılarla çok şiddetli çatışmaya gireceğim

Her sahada olacak bu çatışma ve nerelere uzarsa oralara kadar gideceğiz. Onları da onları arkalayan masonları da gizli servisleri de mafyaları da adli yetkilileri de siyasetçileri de kesip kesip atacağım. Hiç acımayacağım. Çok çok fena yapacağım. Bu cerahate, vakti gelene kadar neşter vurmamak için olağan üstü derecede sabır ettim, çok zordu ve aşırı derecede zorlandım ve şükür ki artık vakti geldi.

Bu güne kadar, bana hukuki zeminde yapılan akıl almaz hukuksuzluklara, zulümlere sebep olanların başında Adnancılar var. 2013’ten beri açığımı aradılar, aradılar, aradılar ama ben göründüğüm gibi biriyim ve açığımı bulamadılar. Anadolu 39. Asliye Ceza Mahkemesindeki tamamen iftiralara ve yalancı şahitlere dayalı davayı da 2013’ten bu yana en çok onlar oynadılar. O dava hala kapanmadı. Skandal skandal üstüne devam etti, ediyor. Zincirleme reaksiyon misali hukuk her safhasında ayaklar altına alındı. Devlet gücü, karşımda çeteler, mafyalar, masonlar, vatan hainleri, gizli yahudiler, gizli ermeniler, gizli servisler tarafından su-i istimal edildi. Süreç boyunca bile hukuksuzluklara itiraz ettim ama aynı gizli teşekküller devlet gücünü, adli sistemi ayarından çıkartmaya devam ettiler. Hapis cezaları aldığım o meşhur Adıtürk’e hakaret davalarında da aynı şeyler yaşandı ve karşımda aslında adalet kurumları değil, Adnancılar vardı. Ben mahkeme salonlarında bağımsız Türk hakimleriyle değil, bu çetenin mensubu olan ya da bu çete tarafından satın alınan kişilerle muhatap edildim. Beni, onlar üzerinden yargısız infaz ettiler. Her safhasında hukuksuzluk zaten gözler önünde. Lakin şimdi bütün bağlantılar en somut delilleriyle gözler önüne serilecek. Ben ve on binlerce Türkiye vatandaşı, adalet kurumlarında adalet arıyorken, hükumet/AKPKK de Devlet Bohçalı da Süleyman Soysuz ve daha pek çok kişi ve teşekkül de bu süreçte onların yanındaydı. İsrail’i ve ABD’yi o konseylerin ve hahamların başına yıkmam gerekse bile, dünyanın tamamını ateşe vermem gerekse bile memleketimdeki bu gizli paralel devleti, bu insanlık dışı ve haince teşekkülü yıkacağım.

Adnancıları arkalamak isteyenlere hiç sözüm yok, serbest… Ben, her zaman yaptığımı yapıyorum, baştan ikaz ediyorum ve sonra söylediğimi yine yapmış kişi olacağım. Bu sefer süreç/mühlet, çok şaşırtıcı derecede kısa olacak. Çıkan gürültüyü, somut ispatlarla meydana serilen ve bütün dünya insanlığını sarsacak olan o pisliği belki Neptün, Plüton insanlığı bile duyacak. Yemin ederim ki bunca sene sabrın sonunda onlardan da onlara destek olanlardan da hala olacak olanlardan da intikamımı dünya tarihine geçecek kadar sert alacağım.

Adnan Oktar ve çetesine dair yapılan yargılamalarda aslında bu beklenen sonuca yakın bir sonuç meydana gelebilirdi, gelmeliydi ama o yargılamalar hep göstermelik yargılamalar oldu. O süreçte kullanılan başta adli yetkililer olmak üzere, siyasetçilere kadar herkesin de pisliklerini, her türlü şüpheden uzak somut delilleriyle ortaya sereceğim. Öyle bir toz duman olacak ki ortalık, öyle bir tayfun esecek ki vatan hainlerliyle dolu ve Adnancılarla da hep paslaşan şu AKPKK hükumetini devirmek diye bir derdimiz olmayacak. Zaten sebep sonuç ilişkisiyle birkaç güne devrilecekler. Daha beraberinde kaç kesim/grup ve şahıs birden devrilecek. O Doğu Perinçeklere kadar herkes anından oyundan düşecek. Ne Soysuz kalacak, ne Abdülhamid Gül, ne Bohçalı ne de çetesi…

Zaten sonrasında Türkiye’nin de dünyanın da mevcut dengeleri yerinden oynayacak.

Dünyanın bütün masonları, bütün satanistleri, bütün devletleri, bütün mafyaları, bütün yeşilleri, bütün grileri karşımda ittifak etseler bile bu yapacaklarıma mani olamazlar. Bu kadar yıldır, Türkiye ve dünya dengelerini/şartlarını buna hazırladım. Şimdi, çatışmanın tam vaktidir. Şimdi zalimlerin cezalarını bulmalarının tam vaktidir.

Benden söylemesi… Herkes safını seçsin. Karısını dul, çocuklarını yetim bırakmak isteyenler karşıma geçsin.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Musa aleyhisselam zamanındaki firavun çingeneydi

Musa aleyhisselam zamanındaki firavun çingeneydi. Firavun soyu aslında çingenelerden gelmiyordu. Firavunlar çingene kadınlarla evlendikçe çingenelik firavun soyuna karıştı ve sonra hakim oldu. Sonraki nesillerin firavunları kendilerini çingene kabul eder oldular. Çingeneler Mısır’da türediler ve Hindistan’dan dünyaya yayıldılar. Zaman zaman Mısır’dan Hindistan’a, Hindistan’dan Mısır’a göçüp yerleşen çingene toplulukları da oldu. Çingeneler, dünyalı insanlarla, uzaylı insanların cinsi münasebeti neticesinde dünyaya gelmiş, var olmuş insan türlerinden biri… Yani çingeneler dünyalı/uzaylı melezi bir tür… En baştan beri genetik uyumsuzluk oldu, bazı zamanlarda genetik mühendisliği ile müdahaleler yapıldı, kısmi düzeltmeler mümkün oldu ama genetik kod sorunları hep devam etti, ediyor.

Kaderi değiştirmeye kalktılar

Firavunlar önceden Kıpti idiler. Mısır’ın eski halkı olarak bilinen Kıptilere sonradan çingenelik de bulaştı ve aralarında çingene genleri yayıldı.

Musa aleyhisselam devrinin firavunu, bir gece sarsıcı bir rüya gördü. Kudüs’te çıkan bir ateş Mısır’a geliyor, Kıptileri yakıyor ama Israiloğulları’nı yakmıyordu. Bunu tabir ettirdi. İsrailoğulları arasından çıkacak bir peygamberin, firavunun saltanatını yıkacağını anladılar. Kaderi değiştirmeye kalktılar. O vakitler Kudüs de Firavun’un devletine bağlıydı, hakimiyeti altındaydı.

Zan edildiği gibi doğan bütün erkek çocuklarını öldürtmedi. O firavunun devrinde metafizik, büyücülük, sihirbazlık çok çok yaygındı ve mümkün olabilecek en ileri seviyelerdeydi. Bilim ve teknoloji, günümüzde olduğundan çok çok daha ilerideydi. Yaklaşık yirmi sene kadar, doğan bütün erkek çocukları incelendi. Nüfus sistemine kayıt edilen ya da edilmese de varlığı fark edilen her erkek bebek hem ileri teknolojiyle hem de metafizik tekniklerle kontrol edildi.

Firavunun metafizikçileri, Musa aleyhisselamın yaklaşık olarak fiziki görünüşünü, özelliklerini bile metafizik tekniklerle öngörmüşlerdi. Günümüzde robot resmi ya da üç boyutlu canlandırma denilen tekniklere benzer teknikler de kullanarak, yaklaşık bir çizim/görünüş elde etmişlerdi. Ellerindeki teknoloji, bir bebeğin birkaç fotoğrafını kullanarak, onun kaç yaşında nasıl görüneceğini canlandırıp çizebiliyordu. Bunun haricinde, her erkek bebeğin video görüntüleri ve fotoğrafları alınıyor, firavunun çok kabiliyetli metafizikçilerinden oluşan heyete gönderiliyordu. Heyet bunları inceliyor, görüntüdeki bebeklerin ileride büyük bir zat olup olmayacağını anlamaya/sezmeye çabalıyor ve buna göre kararlar veriyordu. Şüpheli görülen bebekler öldürülüyordu. Yirmi yıl boyunca, her erkek bebek öldürülmediği ve sadece bu tetkiklerden sonra şüpheli görülen bebekler öldürüldüğü halde, yine de çok yüksek sayıda erkek bebek öldürüldü.

En çok metafizik tekniklere itibar edilerek icra edilen bunca faaliyet, bunca cinayet, kaderi değiştirmedi. Musa aleyhisselam, kendisini koruyamayacak yaşlarda/şartlarda olduğu zamanlarda da Allah tarafından hep muhafaza edildi. Allah bu muhafazaya hep kullarını vesile etti.

Firavun, her şartta asıp kesebilen biri değildi

Firavunun keyfi yasaklarına, zulümlerine ve bebek cinayetlerine karşı duranlar da öldürülmeye başlandı. Firavun, bu yolla da çok sayıda masum kişiyi öldürttü.

İyice zulmünü artıran, iyice haddini aşarak şeytanlaşan Firavun’a haklı olarak isyan eden, itaat etmeyen gruplar hep hedef oldular. Firavun, öncelikli olarak da bunların önderlerini, söz sahibi olanlarını öldürttü. Bu sırada da astığım astık, kestiğim kestik tarzı davranmaktan geri durdu. Metafizik sinyallerle, çok ağır büyülerle bu insanları öldürttü. Bu saldırılara rağmen hayatta kalabilmiş istisna sayıdaki kişileri de sinsice zehirleterek ve çok ileri teknolojilerle saldırılar yaparak öldürttü. İnsanların beyinlerine çok uzaktan sinyal göndererek öldürebilen cihazları, araçları vardı. Bunlarla, insanları topluca öldürmek de mümkündü. Aslında firavun, bu safhaya gelmeden önce, bu toplulukların yaşadığı yerlerde suni tekniklerle afetler yaşanmasını da sağladı. Rüzgarlar, yağışlar, depremler, günümüzde olduğundan daha kolay ve isabetli şekilde kontrol edilebiliyor ve suni şartlarla sanki tabii gibi görünen afetlere sebep olunabiliyordu.

Musa aleyhisselam, peygamberlik vazifesi verildiğinde devrin çok ileri seviyedeki iletişim teknolojilerini de kullanıyordu. Günümüzdeki internet ağı benzeri haberleşme sistemi üzerinden, bütün herkesi aynı anda ikaz edebiliyordu. Hepsine aynı anda nasihatlar edebiliyordu. Peygamberlik vazifesi henüz verilmediği zamanlarda da yayınlar yapıyor ve kitleleri yönlendiriyordu. Bu nedenle de firavun tarafından sevilmiyordu ve yayınları mümkün olduğunca sansürleniyordu.

Musa aleyhisselamın öz annesi, onu bir sandığın içinde Nil nehrine bırakmadı. Sandık diye bilenen o şey, devrin gelişmiş teknolojisinde imal edilmiş, piyasada bol bol bulunan ve satılan, elektronik özellikleri de olan bir nevi bebek aracıydı. Onun içinde Nil nehrine bıraktı.

Hazret-i Musa’nın mucizelerinden ikisi…

Musa aleyhisselam, bir Kıptinin bir adamla kavga ettiğini gördü ve ayırmak isterken, göğsüne hafifçe dokunup ittiği halde o Kıpti şahıs öldü.

Zan edilenin aksine, o Kıpti kişi yere düşerek ölmedi. Ölüp de yere düştü. Çünkü, Kıptinin göğüs hizasında, metafizik çatışmalara/saldırılara karşı koruma maksadıyla taktığı/taşıdığı bir elektronik cihaz vardı. Musa aleyhisselam devri, çılgınca büyücülük ve metafizik saldırılar yapılan, sihirbazlığın da son noktasına ulaştığı, ayrıca elektronik cihazların yaydığı sinyallerle de çok sayıda insanın öldürüldüğü bir devirdi.

Daha önce yazmıştım. Musa aleyhisselamın çok ileri seviyede metafizik kabiliyetleri/güçleri vardı. Hiç temas etmeden, uzaktan uzağa bile insan ya da cin şeytanlarını çarpıp öldürebiliyordu. Uzaylı insan türlerinden olup da şeytanlaşan insanları da çarpıp öldürebiliyordu. Ayrıca, çok çok ileri teknoloji seviyesinde imal edilmiş olan araçlarla cihazları da metafizik sinyallerini göndererek çarpıp bozabiliyor, düşürebiliyor, patlatabiliyordu. Bu vakada, Musa aleyhisselamın eli, Kıptinin göğsündeki bu cihaza temas edince ya da çok yaklaşınca cihaz birden bozuldu, koruma kalktı, o Kıpti sinyale girdi ve daha ayakta iken öldü. Bütün bunlar birkaç saniye sürdü.

Bu vakada Musa aleyhisselamın onu öldürme kastı yoktu ama o Kıpti bir yandan resmi yetkileri olan, bir yandan da ileri seviyede metafizikçi ve büyücü olan, çok çok şerli bir insan şeytanıydı. Daha genç yaşta çok canlar yakmıştı. Müstahakını bulmuş oldu.

Hazret-i Musa, bu nedenle Firavunun şerrinden çekindi ve Medyen’e gitti. Çünkü çarpılarak ölen o Kıpti, firavunun mühim adamlarındadı. Yine daha önce yazmıştım. Musa aleyhisselamın elini koynuna sokup çıkarınca, elinin bembeyaz olup ışık yayması mucizesini… Işık diye bilinen şey de çok güçlü seviyedeki metafizik kabiliyetiydi. Bu konuda gücü, mucizevi seviyedeydi. Elinden çıkan metafizik sinyallerle, yakınındaki ya da uzaktaki düşmanlarını tek tek ya da topluca çarpıp öldürebiliyordu.

Bu mucizevi kabiliyeti ve bir de mucizevi hususiyetlere sahip olan asası, Kur’an-ı Kerim’deki Kasas suresinde, 32-33. ayet-i kerimelerinde mevzu edilmiştir:

“Bu iki mucize firavun ve adamlarına karşı rabbinin iki delilidir. Doğrusu onlar yoldan çıkmış bir millettir. Firavun’a git, doğrusu o azmıştır.”

Mehmet Fahri Sertkaya

Stratejik ehemmiyete sahip

Yıllardır yazıyorum, Göbekli Tepenin etrafında, yine yer altında çok sayıda başka maden ocakları da var. Yüksek teknoloji ile yapıldıkları daha net anlaşılabilecek kısımlar da var. Gelişmiş teknolojilerle yapılmış odalar da var.

Çok yıllardır Göbekli Tepenin gerçek değerinin ve ehemmiyetinin anlaşılabilmesi için yazılar yazdım, yönlendirmeler yaptım. Akademi Dergisine uygulanan bütün sansürlere rağmen bu yazılar her yere ulaştı. Son iki senedir ise Akademi Dergisi’nin tesir gücü dünya genelinde iyice arttı. Eski ve yeni bütün yazılarım, dünyanın dört bir yanından etkili ve yetkili kişilerce, kurum ve kuruluşlarca incelenir, üzerinde tartışılır ve çalışılır oldu. Bu çerçevede, bölgeye turist kafileleri gibi görünen ama casuslardan ve araştırmacılardan oluşan ekipler de gönderilir oldu. Son zamanlarda Ruslar da bunu yapıyorlar.

Satanistlerce dünya insanlığına dayatılan saçma sapan dünya tarihi kabullenişini ve evrim safsatasını, tek başına Göbekli Tepenin bile çökertebileceğini, çok yakında bütün dünya görmüş olacak. Lakin, o bölgede öncelikli olarak, geniş bakış açısıyla, hakkını vererek, gerçekten uzman kişilerle çalışmalar yapanlar, diğerlerinden çok önde olacaklar. Stratejik ehemmiyete sahip çok şeyleri önden çözebilecekler.

Yazmıştım, orada bütün dünyanın uğruna savaşa girişebileceği kadar mühim bir maden yatağı var. Hadis-i şeriflerde Fırat nehrinin altından çıkacağı ve uğruna harp edileceği haber verilen şey de tam olarak bu maden… Orayı, sadece bir millet ya da bir dönem/devir/nesil insanları kullanmadılar. Nesiller boyu, uzaylı insanlar da dahil olmak üzere farklı taraflarca kullanıldı orası ve tahmin edilebilenin çok üstünde sarsıcı gerçekler var o bölgede…

Orada taşların T şeklinde olması, manyetik alan teknikleriyle alakalı… Orada çok sarsıcı manyetik alan gerçekleri var. Oraların ibadethane/tapınak olduğu iddiası/tezi çoktan çöktü. Hala bunu iddia edenler de çoğunlukla Ankebut Ağı mensubu insan şeytanı kişiler. Yüksek teknoloji ile yapılmış bir yerin, bir sebeple terk edilmiş olması ve o teknoloji seviyesinde olmayan bir millet tarafından daha sonraki nesillerde kullanılması, sonraki neslin oraya kendi kıt imkanlarıyla eklemeler ve müdahaleler yapmış olması, kabullenilemez bir gerçek mi? Piramitlerden Göbekli Tepeye kadar dünyadaki binlerce tartışmalı mekanda bu gerçek var. Nesiller boyunca, farklı bilgi, teknoloji ve kültür seviyesindeki insanlar, oralarda farklı izler bıraktılar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Tahmin edilemeyecek şekilde bitti

Gizli Ermeni ve terörist Abdullah Öcalan kanser oldu. Onu, on binlerce masum sivilin katilini hayatta tutmak için milletimizin vergileri ve şehitlerimizin kanlarıyla ayakta duran devletimizin bütün imkanları seferber edildi. Zaman zaman bu bilgi basına da sızdı. Sosyal medyada ve internet haber sitelerinde konu da oldu.

Tıka basa gizli yahudi, gizli ermeni ve mason dolu olan MİT kadar, CIA da elinden gelenleri yaptı ama onu hayatta tutmak mümkün olmayacaktı. Ermeni terör örgütü PKK, Ermeni terör örgütü ASALA’nın yerine MİT ve CIA tarafından kurulmuştu. Vur kafasına, al elindekini ayarında basit bir çaycı iken Abdullah Öcalan da bu sözde Kürt terör örgütünün sözde lideri gibi gösterildi. Onlarca sene boyunca, insanlık dışı vahşetler, cinayetler, su-i kastler, kaçakçılıklar, kara para işleri, bu milletin vergileri ile tesis edilen ve bu millete hizmet etmesi gereken MİT üzerinden, PKK eliyle yaptırıldı. Hala da bu böyle… MİT, tarihi boyunca gizli Ermenilerin ve gizli Yahudilerin yatağı, CIA’nın paravanı olmaktan ve bu millete ihanetler ve zulümler etmekten başka bir şey yapmadı.

Binbir türlü gizli, kirli, kanlı, vahşi planın içinde, Abdullah Öcalan’ın hikayesi ise hiç tahmin edilemeyecek şekilde bitti. CIA ve MİT içindeki biyonik robotlar sayesinde, Abdullah Öcalan ölmeden önce öldürüldü ve biyonik robotla yerine geçildi.

Şu anlarda, Abdullah Öcalan suretinde imal edilmiş olan biyonik robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan bir uzaylı insan var.

Mehmet Fahri Sertkaya

Geçiş kapıları

Nasıl ki uzaydaki kara delikler, gökadalar arasında hızlı geçişi sağlıyorsa, dünyamızda da kara deliklere benzer geçiş kapıları var.

Bu kapıların yerlerini bilenler ve kullanabilenler, Kaf dağını (Van Allen kuşağını) geçebildikleri gibi, çok uzaklardaki gezegenlere de çok kısacık sürede geçiş yapabiliyorlar. Bu geçiş, sadece ruhla yapılan bir geçiş de değil. Ruh da beden de aynı anda geçiş yapıyor. Dünyamızdaki peygamberler ve derecesi çok yüksek veli zatlar, dünyamızdaki bu geçiş kapılarını kullandılar.

Ankebut Ağının mensupları arasında hatta dünyamızdaki uzaylı türler arasında bu gerçeği bilenler var ama o kapıları bulamadılar, bulamazlar.

Mehmet Fahri Sertkaya