Etiket arşivi: Putin

Hiç mi sonunu düşünmediniz?

Ne oldu?

Bütün dünya insanlığını toptan ahmak, cahil, korkak, tembel mi zan ediyorsunuz? Tarihte kaç defa böyle danışıklı dövüşler oynuyorken de ifşa oldunuz, sonra mağlup olup perişan oldunuz.

İşte bir kere daha aynısı yaşanıyor. Bütün dünya insanlığı, oyunlarınızı çoktan görmüştü, danışıklı dövüşleri anlamıştı, siz hala hangi akla hizmetle aynı türde oyunlar kurdunuz? Hiç mi sonunu düşünmediniz ya da ihtimal hesabı yapmadınız?

Şimdi, öyle sert ve hızlı bir şekilde geri vitese takdınız ki dünya insanlığı hallerinizi, kararlarınızı, geri gidişlerinizi ve hızınızı kahkahalarla izliyor. Yine danışıklı dövüşerek meydandaki şu rezil hali temizlemeye çalışmanızı gülerek izliyor. Daha dün inatla, ısrarla atar yapanlarınız, bu gün dünya siyasetinde danışıklı dövüştüğü liderlere “Haydi hemen anlaşalım, şu krizi kapatıp kurtulalım” mesajları veriyorlar. İnsanlık bunu anlayamıyor mu?

Sözü uzatmanın manası yok. Bittiniz siz… Ahmakça kararla ve planlarla kendinizi bitirdiniz. Şimdiden sonra yaşanacaklar da belli. Yeşiller grileri, griler yeşilleri öne atacaklar. Günah keçisi yapacaklar. Herkes yükü diğerine atacak. Herkes en az zararla çıkmaya çabalayacak ve binlerce yıldır yaptığınız gibi, hayvanlar misali birbirinizi kıracaksınız. Buna da dünya devletlerini, hükumetlerini, ordularını alet etmekten çekinmeyeceksiniz.

Uzaylı da olsa bence insan, insandır. İnsan olarak yaratılıyorsunuz ama İblis’e tabi olup şeytanlaşıyor, hayvanlaşıyorsunuz. Dünya insanlığını da kendiniz gibi yapmak için çırpınıyorsunuz. Bomboş yaşıyorsunuz, manasız şekilde ölüp sonsuz cehennem azabına gidiyorsunuz.

Oysa insan kalsanız, bizimle insani şekilde irtibat kursanız, ortak noktalarda buluşsanız, kimse sizi toptan yok etmeye kalkmaz. Bu dünyada herkese görüne görüne yaşamanıza da mani olunmaz. Yerin üzerinde mutlu, mesut, bahtiyar yaşarsınız. Şimdiden sonra bile insani, vicdani, ahlaki bir hayat tarzına dönseniz, yine de bu dediklerim sağlanabilir. Lakin, uymuşsunuz o İblis’e, yığınlar halinde ve inatla akıyorsunuz cehenneme…

Şimdi Putin bitti, Rusya bitti… Rusyayı ve Putin’i kurtarmak için ortalığı fazla karıştırmaya çabalarsanız, yine karşınızda beni bulursunuz. Bu defa geçtim Putin’i ve Rusyayı, kendinizi bile kurtaramazsınız. Elinizdeki batılı devletleri de kurtaramazsınız.

Herkes, şimdiden sonra da olsa aklını başına alsın, aklı başında kararlar alsın. Yoksa akıbetiniz çok feci olacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Boşuna paslaşıyorlar, uğraşıyorlar

Putin suretindeki biyonik robotun içindeki uzaylı kişi ile, Türkiye’deki ve dünyadaki biyonik robotların içinde bulunan bazı uzay kişiler, görüşüyorlar. Bu görüşmeler, uzaylı uzaylıya görüşmeler. Biyonik robotlar üzerinden, yerlerine geçtikleri insanlar gibi davranmaya, dünyadaki kararları ve siyaset ile para işlerini bu şekilde yönlendirmeye devam ederlerken, sıkıştıkları mevzularda uzaylı uzaylıya da irtibat kurup planlar yapıyorlar. Ortak hamleler yapıyorlar. Danışıklı dövüşüyorlar.

Putin’in içindeki uzaylının Türkiye’de sık görüştüğü uzaylılardan biri de Solomon Soysuz suretindeki biyonik robotun içindeki uzaylı kişi…

Kendi çaplarınca dünya insanlığına oyunlar oynuyorlar. Bu güne kadar iyi oynadılar, saha boştu ama şimdi dünya insanlığının çok iyi yetişmiş, çok özel yetiştirilmiş oyuncuları var. Yine oyunları bozuldu, her geçen gün daha büyük bozulacak.

Boşuna uğraşıyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Derisi

Türk Kızılayı, Ukrayna’ya kara para peşine gönderildi.

Tamamen masonların, gizli yahudilerin, gizli ermenilerin kontrolünde olan Türk Kızılayı, Ukrayna’ya kara para peşine gönderildi.

Türkiye’dekiler de dahil olmak üzere, masonların yani Ankebut Ağının nüfuzundaki bütün hükumetler, Ukrayna’da kara para peşindeler.

Çok yakında Putin, Zelenski, Lavrov, Şoygu, Zaharova başta olmak üzere, Rusya’dan, Ukrayna’dan ve onlarca başka ülkeden siyasi/idari ve askeri yetkililer, milletler arası mahkemelerde yargılanacaklar.

Taliban planlarını bozduk, Kazakistan’a dair planlarını da bozduk. Kara paraları iyice azaldı, zor hallerdeler ve şimdi Ukrayna’yı kanına, iliğine kadar sömürmenin peşindeler. Bu maksatla aralarında danışıklı dövüşmekteler. İngiltere kraliçesi ve Boşbakanı, ABD’den Biden, Kamala ve Austin gibi kişiler de bu insanlık suçlarına ortaklar. Hepsi de yakın gelecekte görevlerinden alınacaklar, devrilecekler, su-i kastlara uğrayacaklar, intihar etmiş olacaklar, yargılanacaklar.

Dün söylemiştim, şu küçük dünya çok büyük karışacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Yanlış yapıyorlar, büyük kaybedecekler

Büyük temizlik kararı alındı. 18 kalem kırılacaktı, kırılıyordu, şimdi ise kararlar değişti ve 150 kalemi geçti.

Çoğunlukla Rusya ve batı aleminde olmak üzere, dünya genelinde çok büyük değişmeler olacak. Dengeler çok değişecek ve kritik konumdaki etkili ya da yetkili kişilerden yüzlercesi oyundan düşecek.

Karşımda ısrarla danışıklı dövüşmeye devam etmek istemelerinin onlara çok çok ağır bir bedeli olacak. Neticede danışıklı dövüşleri de çökecek, adamlarını da makamlarını da yetkilerini de paralarını da kaybedecekler. Hatta ümitlerini de…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Mevlüt Çavuşoğlu tam bir siyasi fahişedir

Mevlüt Çavuşoğlu tam bir siyasi fahişedir. Parayı, menfaati görünce kendini herkese satar. Ayrıca, aşırı “korkak” olması da onu aşırı “kıvrak”, güvenilmez ve tahammül edilemez hallere hep düşürür. Rusya-Ukrayna krizinin açıkça bir savaşa ve işgale dönüştüğü herkesin gözleri önündeki “açık” gerçektir. Öyle ise Türkiye’nin görev başındaki bir Dışişleri bakanının, şu kritik anda şu açıklamayı yapması da nedir? Bu ülkeyi karıştıracak bir hadsizlik ve ihanet, değilse nedir? Onu o makamda inatla tutanlar da bu ihanetlere ortaktır.

Hala oyalama, hala danışıklı dövüş, hala yeşillere hizmet… Hala Rusya’yı ve Putin’i kollama… Başka bir şey değil.

Biden ve Kamala ile CIA’nın büyük kısmının Çin ve Rusya menfaatlerine çalışıyor olması, ABD’ye ihanet ediyor olması, sadece ABD’ye değil, bütün dünyaya çok büyük zararlar veriyor. Mevlüt’ü böyle korkutan, böyle aşırı kıvırmalı/zorlamalı açıklamalara sürükleyen şey de bu; ABD’ye ihanet eden idarecilerin, Türkiye’ye ihanet eden idarecilere talimatları.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Vatan haini Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu neye imza atmıştı?

Böyle bir vatan haini hala Türkiye’nin Dışişleri bakanı ve hala en vahim ihanetleri etmeye devam ediyor.

Çok büyük karışacak bu küçük dünya…

Sabaha kadar bekleyeceğim

Sabah manzaraya bir daha bakacağım ve ABD hala Putin’le danışıklı dövüşmeye devam ediyorsa, dünyayı sarsan hamleleri üst üste yapacağım.

Bu gün öğleden sonra Rusya-Ukrayna krizinde aniden dengeler değişti. Gece ve sabah adeta dünyaya rest çeken ve her fırsatta gürleyen bir Putin varken, bu akşam itibariyle özürler dileyen, mazeretler arayan, sert kaya çarpmış, ezilmiş, büzülmüş, çökmüş, aciz kalmış ve ümitsiz bir Putin var. Lakin hala onun karşısında gerçek bir ABD, gerçek bir Almanya, gerçek bir İngiltere, gerçek bir AB, gerçek bir NATO yok.

Bu danışıklı dövüşler, dünya insanlığına çok büyük zararlar veriyor. Dünya insanlığının etkili ve yetkili kişileri, bu danışıklı dövüşleri çoktan çözdüler, anladılar. Boşuna bir çaba sergileniyor. Grilerin ve yeşillerin birbirleriyle olan sorunları ve gruplaşmaları da kendi aralarında olan sorunları ve gruplaşmaları da bizi alakadar etmiyor.

Şu rezil manzaraya daha fazla tahammül etmek zorunda değiliz. Tarih elbette bu günleri, bu günlerin etkili ve yetkili kişilerini ve kararlarını konuşacak, yargılayacak ama ben yargılamaları tarihe bırakmayacağım. ABD’ye ihanet eden, Avrupaya ihanet eden, NATO’ya ihanet eden, dünya insanlığına ihanet eden ve Rusya ile Çin’e (daha doğrusu yeşillere) çalışarak onlarla danışıklı dövüşen başta Biden, Kamala ve Austin olmak üzere bütün herkesin kısa süre içinde yargılanmalarını sağlayacağım.

Yarın, bambaşka bir dünyaya uyanmak istemeyen hainler, hemen şimdi duruşlarını ve kararlarını gözden geçirsinler. Putin bitmiştir. Rusya, bitmiştir. Şi, bitmiştir. Çin, bitmiştir. Bunların son darbeleri almaları kalmıştır ki bu hainler buna mani oluyorlar.

Türkiye’deki hainleri de kapsam içine alıyorum. Nerede Türkiye’nin Dışişleri bakanı? Nerde savunma bakanı? Nerede Ukrayna söz konusu olunca dostluk, kardeşlik türküleri okuyanlar? Bu hainlerin korona mazeretleri de kabak tadı verdi artık.

Çıksın herkes konuşsun, söylenmesi gerekenler söylensin, alınması gereken kararlar alınsın, yapılması gereken müdahaleler yapılsın ve görülsün ki yarın sabah Putin diye birinin kendisi varsa da hükmü yok. Ülkeden kaçmayı bile düşünecektir. Kabinesi de devrilecektir. Hatta sadece birkaç gün içinde Rusya çatırdamaya ve sonra parçalanmaya başlayacaktır.

Herkes samimiyetini, karakterini ve görevini doğru yaptığını açıkça şimdi sergilesin/göstersin, aksine duracaklar da şimdiden kendilerine kefen biçsin. Çünkü çok büyük karışacak bu küçük dünya…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Akrobat beni dinlemedi

Dün, o rüyayı yazıp paylaşmış olmam, akrobata son ikazımdı. Akrobat benimle yolunu tam manasıyla ayırdı, beni dinlemedi, o ana kadarki başarıları kendinden bildi ve ona yine de nasihat ettim. “Bak, şunlara şunlara dikkat et” dedim. İşte dün rüyayı paylaşmam ve üzerine yaşananlar, rüyanın söz konusu kısmıydı ve o kısım da yaşanmış oldu. Dün önden yazıp paylaşmış olsam da rüya bozulmadı. Rüyadaki gibi, akrobat nasihat almadı. Göğe kadar çıkabileceğini, buradan sonra ben yanında yokken de çok yükselebileceğini, çok güçlenebileceğini, hala başarılı olabileceğini düşünüyor ama feci bir akıbet onu bekliyor.

Kavşaklar, karar alınan yerlerdir. Oralardan her şartta geçmek zorunda değilsin. Beklemen gereken zamanlar olur. Merdivenlerden her zaman çıkmak zorunda değilsin, beklemen hatta aşağı doğru inmen gereken zamanlar olur. İnmesini, çıkmasını, durmasını bilmezsen kendini de yakarsın, ülkeni ve bölgeni de yakarsın.

Putin’in cenaze marşı şimdiden çalınabilir.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Göğe merdiven dayayan akrobat

22/23 Şubat 2022 gecesinde, Rusya ve Putin’le alakalı olduğuna tabir ettiğim bir rüya gördüm.

Rüyam bir kavşakta başladı. Dört ana yol o kavşakta birleşmişti. Ben, yolumun kavşakla birleştiği yerde durmuş, herhangi bir yola gitmemiştim. Az ileride, karşıdaki yolun kavşakla birleştiği yerde büyük hasar vardı. Yolun o birleşme kısmında kırılma ve çökme olmuştu ve bir ekip orayı düzeltmeye çalışıyordu. Asfalt dökeceklerdi. Rüyada, oranın yeni çöktüğünü ve ekibin hiç zaman kaybetmeden oraya gelip düzeltmeye çabaladığını biliyordum, anlamıştım. Ben de bulunduğum yerde hareket etmeden çalışmaları takip ediyordum. Yoluma devam etmekte acele etmiyordum.

Bir kamyon getirdiler ki dev gibi. Hem çok geniş, hem çok yüksek hem de çok uzun. Madenlerde kullanılan kamyonlardan pek de küçük kalmıyor. Kasası da asfalt dolu. Yolun o sorunlu kısmına asfaltı dökmek için manevra yapacaktı. Kavşağın ortasından, bana göre sağ kenarına doğru ilerleyip dönecekti. Sorun o ki kendisi için yeterli hareket alanı yoktu. Oradan dönmesi mümkün değildi. Yine de dönmeyi denedi ve saniyeler içinde önce yan yattı, sonra ters döndü. İzlerken şaştım kaldım. Şu kadarcık dar yerde, sadece birkaç saniyede, şu koca kamyon önce nasıl yan yattı, sonra nasıl da ters döndü diye şaşırdım.

Sonra bir baktım orada sorumlu bir çalışan var. Belki de kamyonun şoförüydü ama bu kısmından emin olamadım. Panikledi, bağırmaya başladı ve bana doğru da koşuyor, koşarken göreyim diye el hareketleri de yapıyordu. Baktım, bir tehlike göremedim. Kamyondan bana doğru gelebilecek bir tehlike görünmüyordu ama adam çok panik halindeydi. Birkaç saniye sonra anladım ki biraz ileride, o an fark etmediğim ya da önemsemediğim bir dağ var. O dağın en tepesinden, çok sert ve çok büyük bir kaya parçası büyük bir hızla aşağı doğru yuvarlanıyor. Adam bunu benden önce görmüş, hem uzaklaşıyor, hem benim de uzaklaşmamı istiyor. Hemen anladım ki o kaya dağdan aşağı tam inince, bizim olduğumuz kavşağa ve yola doğru gelecek.

Ben de bunu anlayınca hemen geriye doğru, geldiğim yöne doğru dönüp o yolda koşuyorum. O adam da peşimden koşuyor. Durmadan koşuyor ve arada başımı arkaya çevirip taşla aramdaki mesafeye bakıyorum. Taş çok ama çok hızlı bir şekilde düşüp ilerliyor, ilerlerken kendi etrafında da çok hızlı şekilde dönüyor, döne döne düşerken bir yandan da ara sıra yere çarpıp zıplıyor ve ilerlemeye de devam ediyor.

Bana yaklaştığında ve havaya zıpladığı bir anda hamle yapacağım, eğileceğim ve üstümden geçip gitmesini sağlayacağım. Böyle düşünüp plandığım bir anda, arkamdan koşarak gelmekte olan o kişi bana “şimdi eğil” diye bağırıyor. O da benimle aynı şeyi düşünmüş, fırsatını kollamış ve fırsatı yakalayınca hem kendi eğiliyor hem beni de ikaz ediyor. Ben de adamı dinliyor, tam o anda eğiliyorum. Tam da beklediğim gibi taş üstümden zıplayıp geçiyor, gidiyor. Tehlikeyi atlatıyoruz.

Sonra durup nefesleniyorum ve bir bakıyorum oralara, bakarken de şaşırıyor ve “Kısacık sürede meğer ne çok mesafe almışız, koşmuşuz. Kavşaktan ne kadar da çok uzaklaşmışız. Hayret, bu nasıl olabildi” diyorum ve rüyam burada bitiyor.

“Göğe merdiven dayayan akrobat”

4/5 Eylül 2020 gecesi gördüğüm ve çok tesirinde kaldığım, o günden bu güne kadar unutamadığım, geçen süre zarfında birkaç kere aklıma takılan bir rüyam var. O rüyama “Göğe merdiven dayayan akrobat rüyası” demiştim. Ekibimden birkaç kişiyle birlikte, farklı zamanlarda birkaç kere üzerinde çalışmıştım. O rüyamın son derece mühim hadiseleri haber veren bir rüya olduğuna emindim. Şimdi ise, o rüyamın bir kısmının gerçek hayatta yaşanmış olduğuna ve son kısmının şu anlarda yaşanıyor olduğuna emin oldum. Rüyayı nihayet tam manasıyla tabir edebilmiş, çözebilmiş oldum. O rüyamı da aşağıya yazıyorum.

Kocaman bir okul ya da fabrika ya da askeri tesis gibi bir yerdeyim. Koca bina, uçurumun dibinde, kayalık bir yerin üzerinde, deniz seviyesinden çok yüksekte bir yerde yapılmış ve binanın kendisi de ayrıca çok yüksek.

Ben, o binanın en üst katında köşe bir yerindeymişim. Neler yaptıysam, birçok ülkenin dikkatini çekmişim ve o ülkeleri zor duruma düşürmüşüm. Tepkisiz kalamayıp bu defa ve ilk defa bana açıktan, somut şekilde bir karşılık vermek zorunda kalmışlar. Bana akrobat denebilecek bir adam göndermişler. Bu kişi gelip benimle konuşup anlaşıp geri dönecekmiş.

Gelip benimle görüşüyor. İyi niyetli, halim selim, akıllı bir adam olarak görüyorum ve ben de ona iyi davranıyorum. Çekip geri gidecekken de başına bir iş gelmesin diye endişeleniyorum ve nasihat ediyorum. “Bak, beni dinle, şöyle şöyle yapma” tarzında konuşuyorum.

Nasihat almıyor, tutup çatının camından yukarı/dışarı doğru alüminyum merdiven dayıyor ve sonunu hesap etmeden, nasihatımı da dinlemeden merdivene çıkıyor. Bu yaptığının çok iyi bir şey olduğunu düşünüyor. Çatıyı geçiyor, dışarı çıkıyor ama merdiven bitmiyor, sanki göğe merdiven dayamış gibi, çıktıkça çıkıyor.

Ben de yaşananları öyle bir izliyorum ki sanki onun/akrobatın yanında uçan bir drone kamerası gibiyim. Kendi vücudumu görmüyorum ama etrafımı çok net görüyorum. Bulunduğum mekandan, duvarlar arasından sanki çıkmışım. Akrobatı o kadar net ve yakından takip ediyorum.

Aşağıya doğru, onun bulunduğu yükseklikten bir bakıyorum ki aşağıda kocaman bir deniz var. Denizde, atlanınca üzerinde zıpladıkları bir branda (trambolin) çekilmiş. Lakin bu, hava dolu olanlardan ya da yaylı olanlardan değil de ipli, gerilmiş olanlardan…

Aşağı doğru bakmaya devam ediyorum, trambolinin çevresinde, deniz suyunun üzerine, dört beş farklı noktaya, bir kadının başıyla beraber yüzü aksettirilmiş, denizde bu suretten dört beş tane var. Hepsi aynı kadının sureti ama boyları farklı görünüyor. Çok yukarıda olduğum için kadının suretini net göremiyorum.

Sonra bu akrobat, uçakların uçtuğu o yükseklikten atlıyor. Paraşütü bile yok. Tramboline düşmüyor ve denize çakılıyor. Sonra da sırt üstü şekilde ve acılar içinde deniz yüzeyinde duruyor.

Bu yaşandığı anda ben bir fark ediyorum ki bu defa dünya basınında açıkça haber olmuşum. Bütün dünya bu yaşananları canlı haberlerle aktarmış hatta görüntülü olarak izletmiş. Haberler benim hakkımdaymış ve dünya genelinde hep konuşulmuşum.

Akrobatın işi bitiyor. Ona dair yapacağım başka bir şey yok. Sonra binanın o katından, o kısmından aşağı katlara doğru geniş merdivenlerden iniyorum. Liselerdeki geniş ve mermerden yapılmış merdivenlere benziyor. İçinde bulunduğum bina da okul sistemi gibi, katlar arasında çok geniş merdivenler var. Ben merdivenlerden inerken, merdivenlerde yukarı doğru çıkmakta olan ve tanıdığım üç kişiyi görüyorum.

Bunlardan biri, cezaevi arkadaşlarımdan Harun isimli kişi. İnsanlıktan çıkmış bir sefil. İnsanın yüzüne gülen, arkasından durmadan konuşan, laf taşıyan, fitne çıkartan, kuyu kazan, alaycı, dalgacı bir pislik.

Ona “Harun! Duydun mu, bu defa somut şekilde gözler önüne çıktı, tartışmaya mahal bırakmayacak surette doğrulamış oldum.” diyorum. “Doğrudur abi” falan diyor, sevinmiş numarası yapıp geçiyor. Sonra ben aşağı katlardan birine inince, okul tuvaletleri gibi olan bir yere gidiyorum. Başkaları da var orada ama oraya girerken, tuvalet kapısının karşısında bir sınıf kapısı var, orayı görüyorum.

Sınıfın kapısından içeriye doğru sessizce ve fark edilmeden bakınca, orada bir askeri yetkili görüyorum. Karşısında 2-3 öğrenci var. Onları fırçalıyor. Yaşananlardan ve benden memnun kalmamış da konusu/derdi oymuş.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Şimdi neler olacak

Rusya’ya yatırım yapılmalı mı, sermaye sahipleri büyük sermayelerini Rusya’ya kaydırmalı mı, bu aşırı hızlı denge/kuvvet değişmesi süreci devam eder mi v.s. diye sorular soranlar var. Bize soramayıp da endişeli şekilde uzun uzun birbirleriyle konuşanlar var. 

Büyük sermaye sahiplerinin büyük dertleri oluyor. Dünya siyasetini ve aslında dünyadaki her türlü gelişmeyi ve değişmeyi zamanında ve gerçekçi surette takip etmeleri gerekiyor. Buna göre doğru kararları, zamanında almaları gerekiyor. 

Ben onlara, “Yüksek meblağlardaki paralarınızı Rusya’ya da aktarabilirsiniz. Rusya hızla büyüyecek ve sizler de Rusya ile beraber kazanabilirsiniz.” demem, diyemem. 

Ben, daha önceleri de tekrarla yazdığım bazı cümleleri yeniden tekrar edebilirim. Benim ve kontrolümdeki Türkiye’nin ve benimle birlikte hareket eden ülkelerle toplulukların duruşları net. Biz duruşumuzdan taviz vermeyiz ama ya Putin?

Onun samimi olup olmadığını kesin surette bilemeyiz. Zanla, tahminle hareket etmek mümkün ama öyle de güvenli şekilde yol alınmaz. Lakin sahadaki bazı gelişmeleri doğru okuyabilir ve gerçekçi kararlar alabiliriz.

Putin, peşim sıra pek çok hamleyi yaparak, birkaç yılda ulaşamayacağı kadar büyük bir güce, birkaç gün içinde ulaştı. 22.02.2022 tarihinde ve hatta belki de bu gün saat 22:00 sularında büyük hadiseler yaşanacağını öngören medyumlar/müneccimler çoktu. Yahudiler, satanistler çoktu. Hata mı ettiler, hayır… Bu gün bitmeden çok çok büyük şeyler yaşandı. Çok büyük denge ve kuvvet değişmeleri sadece bir gün içinde yaşandı. Dün gece yarısı bile bu günün hadiselerini/gelişmelerini/akışını tahmin edenler, gün içinde yaşananları gördükçe inanamadılar. Hala da inanamıyorlar. Hepsi da ağzı açık şekilde dünya üzerinde yaşanan hadiseleri, gelişmeleri takip ettiler, ediyorlar. Aslında, bazı çevreler tarafından özel görülen bu günde, Rusya ya da Putin değil, Türkiye ve MFS, gücünü gösterdi. Ankebut Operasyonunun gücü ve ulaştığı yükseklik görüldü. Bu günden sonra, her türlü ihtimalde de dünya eski dünya olamaz, olmayacak. Bu gün bir milad… Sadece bu kısma dair saatlerce sesli analiz yapılabilir ama sahada hitap ettiğim etkili ve yetkili kişiler, zaten anlatacaklarımın çoğunu gördüler, bildiler, yaşadılar, yaşamaktalar. Bu kısmı geçiyorum. 

Bu süreçte, elbette Rusya ve Putin de büyük kazandı. Gerçeğin aksine, zahirde/görünürde en büyük kazanan Putin tarafı gibi görünüyor. Dün o iki ayrılıkçı bölgenin resmen tanınmasına dair toplantı sırasında Putin’in halinin ne kadar da kötü olduğunu, dünyanın farklı yerlerinden vücut dili uzmanları ayrı ayrı analizler ettiler. Hatta Türkiye’de, Türkçe içerikle bu analizi paylaşanlar da oldu. Putin’deki aşırı yüksek seviyedeki endişeyi, paniği, kaygıyı, kararsızlığı gözler önüne serdiler. 

Lakin çok çok uzun süredir bir iki saatten fazla uyku uyumamış olan ben, sistemimle birlikte, bağlantılarımla birlikte, ayrıca metafizikçi ordumla birlikte, dünya üzerindeki pek çok kısma müdaheleler yaptım. Tam zamanında, tam yerinde, tam ayarında müdahalelerdi bunlar. Bunlar da zahirde hep Rusya’nın ve Putin’in hanesine yazıldı. İşte o Putin bu gün Aliyev’i kabulünde, dünkü halinden eser olmayan bir vücut diliyle görüldü. Normalin çok üzerinde mutlu, sevinçli, özgüvenli, kararlı halini bütün dünya gördü. 

Ruslar aksini iddia etseler de tavırlı oldukları kişileri karşıladıkları uzun masada Aliyev karşılandı. Putin, kameraların olmadığı yerde de onu adeta fırçaladı. Bu gücü bile, MFS’nin Aliyev’e karşı kurduğu dengeler, vurduğu darbeler ve ayrıca bölgede oluşturduğu yeni dengeler sayesinde buldu. Bu sayede Macron da dahil olmak üzere kimlere kimlere tavır koydu. Daha anlatılabilecek neler neler var ama kısa bir özetle sahanın gerçek analizini yapmak lazımdı, şu soruya cevap verebilmek için… 

Daha önce Putin, Ukrayna’ya şimdilerde yaptığını yapmak isterken de karşısında MFS vardı. Dengeler kurdu, tutmadı, bozuldu ve ordusu da Putin de adeta hezimete uğradı. Bir süre sonra Putin, kendisine en samimi ve en dürüst şekilde “ortak menfaatlerde buluşma” teklifi bir kez daha yapıldığı ve bir şans daha verildiği halde, bunu da değerlendirmedi. Tutup bir de üstüne, benimle şiddetli hasım olan taraflarla yoluna baktı. Yetmedi, Kazakistan’ı üstü örtülü şekilde işgal etmeye kalktı. Benim, Türk dünyasına dair planlarımı, önden hamlelerle bozmaya kalktı. Yine sert kayaya çarptı, yine hezimete uğradı. Bu defa daha kısa sürede daha çok güç kaybetti. Bundan sonrasında bu hezimeti, bu büyük güç kaybetme halini gizlemek için Ukrayna’ya sardı. En açık şekliyle yazıyorum ki Putin, Ukraynayı sınırlarına dahil etmek hususunda samimi değildi. Şu ayrılıkçı iki bölgeye de bağımsızlık ilan ettirmeyecekti ve onları tanımayacaktı. Yapabilecek gücü olsa, 2014’ten beri bunları çoktan yapardı. 

Dünyanın dört bir tarafından çok sayıda Youtuber ya da Telegram kanal sahibi ayarındaki kişiler tarafından bile alay konusu oldular. Vurmaya Ukrayna’yı vuramadılar, geri çekilmeye çekilemediler. Çekilselerdi, hezimet büyüyerek devam edecek ve kısa sürede çökecek hatta parçalanacaklardı. “Ya savaşa savaşa muzaffer olacaksınız ya da savaşa savaşa ülkeniz parçalanacak. Her halükarda savaşacaksınız” deyip durduğum halde, bocaladılar. Bu süreçte de herkese açık yazılar yazarak onu ikaz ettim, danışıklı dövüşü terk etmesini ve samimi olmasını, kendisini ve ülkesini bu defa olsun kurtarmasını bekledim. Bekledim ama olmadı ve sonra o malum ve çok çok ağır yazımla köprüleri iyice attım. “Bunlara Rus ayısı bile denemez” dedim. 

Bunlar yaşandıktan sonra Putin, iyice dara düştü ve ne yapacağını bilemez oldu. Sonra beni yoklar oldu. Ben de o dönülmez yerden bile, son bir defa döndüm. “Haydi, sen bundan sonra samimi, vefalı, dürüst gerçek bir ortak ya da müttefik gibi davranacaksan, gör bak neler yapabilirim” demiş oldum ve yaptım, gösterdim. Putin de bu defa üzerine düşenlerin hiç değilse bir kısmını yaptı. Bazı kritik yerlerde dik durdu. Doğru kararlar aldı, beklediğim hamleleri yaptı ve bunun büyük kazançlarını hemen almaya başladı. 

Lakin ben hala Putin’in asgari seviyede bile samimi olduğuna, dik durduğuna, bana ve benimle birlikte hareket eden taraflara oyunlar kurmadığına, bundan sonra gereğince dik duracağına kani olamıyorum. 

Buna kani olabilsem “Hiç düşünmeyin. Ne kadar paranız varsa Rusya’ya taşıyın. Orada aklı başında yatırımlar yapın. Kısa sürede paranızı katlayın” derdim. Putin’in aslında nasıl bir duruşa sahip olduğunu ölçebileceğimiz kıstaslar/kriterler var ama bunları Putin yine geçemedi. Lavrov, Zaharova ve bunlarla beraber hareket eden, Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Erkhov’a kadar uzanan bir ihanet çetesi var Rusya’da… Şu şartlarda, günlerdir bunların hala yerlerini koruyor olmaları ve hala herkesçe görünür net bir dışlama/uzaklaştırma tavrı sergilenmemiş olması, birine bile sergilenmemiş olması, bizim doğru kanaate ulaşmamızı sağlıyor. Uzun masalarla ve yuvarlak cümlelerle sergilenen tavırlar, sonrasında kolayca bir bahane ile yok hükmüne getirilebiliyor. Bu gibi davranışların itibar edilecek bir yanı yok. Putin şu kısacık süreçte, şu ana kadar bile yüksek seviyede maddi ve manevi kazançlar sağladı. Putin yine oyaladı, yine her zamaki Putin gibi samimiyetsiz durdu. 

Resmiyette bir yetkim olmasa ve benimle oturup anlaşma yapamayacak olsalar da bu defa olsun dürüst, vefalı, samimi, dik duruşlu davranıp muhataplarını ahmak yerine koymayabilirlerdi. Boş yere sinirleri germeyebilirlerdi. Neresinden bakarsak bakalım, yine sınıfta kaldılar ve bunu en samimi şekilde yazıyorum ki biz böyle olmasını, böyle sonuçlanmasını asla istemedik. “Çakal” derken bile az söylemişim. 

Yine çok yüksek sayıda insanla, şu koca ülkede ve dünyanın pek çok yerinde büyük mücadeleler verildi. Çok ama çok büyük risklere girildi. Yerimde Putin olsa, bu kadar büyük risklere girmeyi aklından bile geçiremezdi. Girdik, dik durduk, dahiyane seviyede siyaset sergiledik, en mükemmel şekilde organize hareket ettik, kısım kısım hareketlerle bir bütünü oluşturduk, sonra ne oldu? Onlar akıllı, onlar uyanık, onlar stratejik, onlar kazançlı, onlar taktik ve biz cahil ve ahmak mı olduk? Hayır… Onlar bu defa kendi topuğuna kurşun sıkmadılar. Bıçağı kendi boğazına dayamış oldular. Bu defa bile böyle durarak, kendilerini bitirmiş, yıkmış, yok etmiş oldular. 

Sürekli yayınlarımı takip edenlere, bu kısımdan sonra daha uzun uzun cümleler kurarak anlatmanın lüzumu da yok. 

Pekiyi, biz ne yapıyoruz? Vazifemizi yapıyoruz. Biz ne açıklıyorsak, ne yazıyorsak hepsinde samimiyiz. Bizim dostluğumuz da müttefikliğimiz de düşmanlığımız da hep samimi. Batı/NATO dünyasıyla sorunlarımız gerçek, mücadelemiz gerçek, hedefimiz Putin’in hedefleri gibi değil. Bu güne kadar nasıl durduysak, aynı halde durarak vazifemizi yapmaya ve dünyayı yeniden şekillendirmeye devam edeceğiz. 

Ne yazık ki Putin Rusya’sı, yeni dünya düzeninde bizimle birlikte devleşmek istemedi ve bu da onların tercihi…

Şu andan itibaren Türkiye Rusya-Ukrayna krizinin tarafı değildir. Kendini savunmak, kendine kurulan tuzakları bozmak dışında bu krizin hiçbir yerinde saf tutmayacaktır. Rusya tarafı, Türkiye’yi bu krizin içine çekmeye çalışırsa, hiç istemediğimiz halde batı/NATO cephesine destek veririz. 

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Son derece olağan

Sömürgeci batı dünyasının bu derece paniklemiş olması kimseyi aldatmasın. Olağan üstü gelişmeler olmuyor. Son derece olağan, son derece hukuka uygun gelişmeler oldu, oluyor, olacak. 

Putin’in kararlarını çok isabetli bulduğum gibi, konuşmasındaki pek çok cümleyi de son derece isabetli ve yerinde buldum. Ukrayna halkının batı dünyası tarafından sömürülmesine, soyulmasına, asimile edilmesine daha fazla izin verilmemelidir. Ukrayna’nın batı ülkeleri tarafından gizlice idare edilmesine de daha fazla izin verilmemelidir. Ukrayna halkı, Ruslarla ortak genlere, tarihi ve dini değerlere/temellere sahiptir. Yeniden birlikte yükselebilirler ve gerçekten hür yaşayarak batı dünyasından esen rüzgarlara beraberce karşı koyabilirler. Hatta bu anlarda Çin’in, Tayvan sorununu, Putin gibi durarak çözmesini de beklerdim, bekliyorum. 

Güneşin batıdan doğması, dünyanın tabiatına aykırı. Güneş, yeniden doğudan doğmalı. Doğu yükselmeli, doğu gelişmeli. Doğu dünyası, batı dünyasının sömürülerine, asimile politikalarına, zulümlerine, soygunlarına karşı birlik olmalı. 

Bence şu anlarda Zelensky de Tayyip gibi bir Afrika turuna çıkmalı. Boşuna gürültü çıkartıyor. Tayyip’in ve çetesinin ne dediği kimsenin umurunda değil, biz Türkiye olarak, son gelişmelerden hiçbir rahatsızlık duymuyoruz. Bağımsızlığı ilan edilen iki bölgeyi de tanıyoruz.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

İbre dönüyor

Batı/Nato cephesinin, daha açık ifadeyle grilerin, son manevralarını isabetli bulmuyorum. Ehemmiyetine binaen birkaç kez tekrar etmiştim. Aleyhime ve Türkiye aleyhine gelişmeler olursa, benim duruşuma/kararlarıma zıt dengeler kurulmak istenirse, bu maksatla arka plandan görüşmeler, planlar, hamleler yapılırsa, hiç istemediğim halde Rusya’yı destekleyeceğimi açıkça ifade etmiştim. 

Rusya’da idari kadronun tek parça olmadığını da anlatmıştım. Burada “Rusya’yı destekleyeceğim” derken, Putin tarafını kastetmiştim ve böyle giderse herkes bilsin ki ortada sabit duran ibre Putin’e doğru dönmeye başladı. Böyle giderse çok kısacık süre sonra Putin’in menfaatine olan hamleleri yapmaya başlayacağım. Rusya-Ukrayna meselesi de dahil olmak üzere, Türkiye’nin haricindeki ve dahilindeki çok sayıda meselede farklı kararlar alacak, farklı duruşlar sergileyeceğim. Türkiye içindeki ve dışındaki güç unsurlarını çok farklı şekilde yönlendireceğim. Ne kadar hızlı ve büyük karar değişikliği yapabildiğim ve sahanın da artık bu türlü manevralarımda ve hızıma yetişmekte ne kadar tecrübeli olduğu, dostum ve düşmanım olan bütün tarafların bildiği bir husus… Bu nedenle, kısacık süre sonra dünya siyasetinde çok ani gelişen ve çok şiddetli bir deprem yaşanabilir. 

O Lavrov’un Türkiye’de ve dünyada kimlerle ne haltlar çevirdiğini ve daha çevirmek istediğini yıllardır en yakından takip ettiriyorum. Bağlantılarını/temaslarını bir seviyeye kadar biliyorum. Çözemediğimiz az bir kısmı kaldığını değerlendiriyorum. Uygulamak istedikleri planların çoğunu da bilmekteyim.

O Lavrov, o griler, cemaatim hususunda dahi önüme hep çıktılar, çıkıyorlar. Hiç diplomasiden nasiplenmiyorlar, kendilerini olmadıkları bir güçte/çapta görüyorlar. Bu güne kadar kaç kere onları hezimete uğrattığım halde hala derslerini almıyorlar. Gerildim, daraldım. Sözü uzatacak da değilim, ben sözümü baştan söyledim. Madem ki onlar bunu/çatışmayı tercih ediyorlar. Kendi tercihleridir, yaşanır, neticesi herkes tarafından görülür. 

Bu işin sonunda o sahte kraliçenin ve sahte kraliyet ailesinin, onların yerlerine geçmiş olan biyonik robotların, içlerindeki uzaylıların ve bütünüyle İngiltere, ABD, Avrupa ve grilerin sonu nasıl olacak… Türkiye’de, iktidardaki ve sözde muhalefetteki, devlet ve ordu kademeleri içindeki ve ayrıca cemaatim içindeki gizli Ermenilerin ve grilere çalışan biyonik robotların sonları nasıl olacak…. Bütün dünya da görür, bunlardan hayatta ve ayakta kalabilenleri olursa, onlar da yaşar ve görürler. 

Mehmet Fahri TERSkaya | Akademi Dergisi

What is it the benefit?

It’s a shame for the expense that the state has made with its resources. Despite the nation is hungry, destitute he went on a visit to Ukraine that would not change the outcome at all, whether he went or not. The whole world just watched, and he couldn’t stand upright there either.

It was the volume of trade, friendship, brotherhood… The whole world now knows that shopping with Ukraine, prostitution, drug, people, organs, children, babies… All kinds of black money transactions…

The whole world will figüre out and understand that there is a three-punch gray working for the British-based grays in the bionic robot Tayyip, and there is a three-punch gray working for the British-based grays in the bionic robot Zelensky. Their spouses are also from the same grays… It is a futile effort to try to pass the Grays’ effort/struggle for unity and solidarity against the Greens as “friendship and so called brotherhood between Turkey and Ukraine”. The era in which alien human species can now direct world politics, military and financial balances with bionic robots is over. Even the fact that dozens of countries have started to take a step back in the corona games is the manifestation of this. It’s over… Everyone has to accept that the era is over.

Besides, Ukraine is neither our friend nor our brother. It is not our ally. We are not brothers and friends with the people of Ukraine. May Allah forbid, we cannot be friends or brothers with a society that has abandoned morality, honor, justice and even humanity to such an extent and is likely to perish. The bionic robot Tayyip, which has a gray inside, cannot change these facts and these balances. Alien or earthly superiors who play him on the field cannot change these facts and balances.

Anyone who still has people left in Ukraine must leave. I’ve said this second time, it’s very unlikely that I’ll say it a third time. Ukraine is over…

It is intolerable that our state’s illegitimate, fake certificate, black money, traitor president, after saying “Putin will come to Turkey after his visit to China”, was officially denied. Years ago, Iran immediately and officially denied the Minister of Criminal Affairs(so called Foreign Affairs) , Solomon Soysuz, who lied that “we carried out a joint terrorist operation with Iran”. He is still held in that position.

It is not possible for a type of person known for betrayal, disgrace, indecency, black money, cruelty, lawlessness, and now a bionic robot, to still be at the head of this state. Turkey has to put Ukraine aside and fight to save itself as soon as possible.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..